Allâh ile kul arasında aracı edinmek şirktir
Ölüden, türbeden veya “mânevî bir aracı”dan yardım istemek, müşriklerin “bunlar bizi Allâh'a yaklaştırır” gerekçesinin aynısıdır. Kur'ân bu gerekçeyi bizzat reddeder.
Müşriklerin gerekçesi Kur'ân'da reddedilir
“O'ndan başka dostlar edinenler: ‘Biz onlara yalnızca, bizi Allâh'a daha çok yaklaştırsınlar diye kulluk ediyoruz’ (derler).” — Onlar da putları rab saymıyor, aracı sayıyordu.
“Ve derler ki: ‘Bunlar Allâh katında bizim şefaatçilerimizdir.’ De ki: Allâh'a, göklerde ve yerde bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz?”
“Mescidler Allâh'ındır; öyleyse Allâh ile birlikte hiç kimseye dua etmeyin.”
Allâh vasıtasız olarak yakındır
“Kullarım sana beni sorduğunda (bilsinler ki) ben yakınım; bana dua ettiğinde dua edenin duasına karşılık veririm.” — Âyette hiçbir aracı zikredilmez.
“Dua, ibadetin kendisidir.” — Dolayısıyla duayı Allâh'tan başkasına yöneltmek, ibadeti O'ndan başkasına yöneltmektir.
İbn Abbâs (r.a.)'a Rasûlullâh (ﷺ): “İstediğin zaman Allâh'tan iste, yardım dilediğin zaman Allâh'tan yardım dile.”
Meşrû olan vesîle nedir?
Şerîatte sâbit olan vesîleler üçtür: Allâh'ın isim ve sıfatlarıyla dua etmek, yapılan sâlih bir amelle dua etmek, ve hayatta olan sâlih bir kimseden kendisi için dua etmesini istemek. Ölmüş bir kimseden istemek, kabri vesîle kılmak veya “falan zâtın hürmetine” diyerek talep etmek bu üçünden değildir.
Sahâbe, kuraklık yıllarında Rasûlullâh'ın (ﷺ) kabrine değil, hayatta olan Abbâs (r.a.)'ın duasına başvurdu (Buhârî 1010). Onlar için mesele nettir: dua doğrudan Allâh'a yapılır.
Tevhîd, duayı hiçbir aracıya bölüştürmemektir. Kul günahkâr da olsa Rabbine doğrudan yönelir; arada ne bir kapı, ne bir kapıcı vardır.