“Bid'at-ı hasene” diye bir şey yoktur
Dinde ibadet niyetiyle sonradan ihdâs edilen her şey bid'attır ve Rasûlullâh (ﷺ) bunların tamamını istisnâsız reddetmiştir. “Güzel bid'at” ayrımı, hadisin lafzıyla çelişir.
Din tamamlanmıştır
“Bugün sizin için dininizi kemâle erdirdim, üzerinize nimetimi tamamladım.” — Kemâle eren bir dine eklenen şey, ancak eksiklik iddiasıdır.
“Yoksa onların, Allâh'ın izin vermediği şeyleri dinde kendilerine meşrû kılan ortakları mı var?”
Hadisin lafzı istisnâ tanımaz
“İşlerin en kötüsü sonradan ihdâs edilenlerdir ve her bid'at sapıklıktır.” — Rasûlullâh (ﷺ) bunu her hutbesinde tekrar ederdi.
“Kim bu işimizde (dinimizde) ondan olmayan bir şey ihdâs ederse, o merduddur (reddedilmiştir).”
Hadisteki “küllü” (her) lafzı umûmîdir; şâriin tahsîs etmediği bir umûmu kul tahsîs edemez. Bu yüzden Abdullâh b. Ömer (r.a.) şöyle demiştir: “Her bid'at sapıklıktır; insanlar onu güzel görse de.”
İmâm Mâlik (rh.a.): “Kim İslâm'da bir bid'at ihdâs eder ve onu güzel görürse, Muhammed'in (ﷺ) risâleti tebliğ etmediğini iddia etmiş olur. Zira Allâh, ‘Bugün dininizi kemâle erdirdim’ buyurmuştur.”
Karıştırılmaması gereken nokta
Bid'at, dünyevî yenilikler için kullanılan bir ölçü değildir. Mikrofon, matbaa, internet veya bu site gibi vesîleler ibadet ihdâsı değildir; bid'at, Allâh'a ibadet kastıyla dine sokulan yeni şekil, vakit ve merâsimdir. Ölçü nettir: ibadette asıl olan yasaktır, delîl gerekir.
Ömer (r.a.)'ın Ramazan cemaati hakkındaki “ne güzel bid'at” sözü ise lugavî (dil) mânâdadır; Rasûlullâh'ın (ﷺ) bizzat kıldığı bir namazın ihyâsıdır — dine yeni bir ibadet ekleme değildir.
Dinde “güzel bid'at” yoktur; güzel olan sünnettir. İbadet meşrûiyeti niyetin güzelliğiyle değil, Kitâb ve sahih sünnetten gelen delîlle sabit olur.