Bize Yahya b. Eyyûb ile Kuteybe ve İbni Hucr rivayet ettiler. Dediler ki: Bize İsmâîl yâni İbni Ca'fer, Ebû Süheyl'den, o da babasından, o da Ebû Hureyre (Radiyallahû anh)'dan naklen rivayet etti ki, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : — «Ramazan geldimi cennet kapıları, açılır; cehennem kapıları kapanır, ve şeytanlar bukağılanır.» buyurmuşlar
Sahih-i Müslim › Kitâb 13 · OruçKonum
- ·Giriş (Mukaddime)35
- 1Îmân437
- 2Tahâret144
- 3Hayız157
- 4Namaz323
- 5Mescidler ve Namaz Yerleri406
- 6Namaz — Yolcular380
- 7Namaz — Cuma93
- 8Namaz — İki Bayram26
- 9Namaz — Yağmur19
- 10Namaz — Tutulmalar34
- 11Namaz — Cenâzeler140
- 12Zekât230
- 13Oruç285
- 14İ'tikâf11
- 15Hac604
- 16Nikâh169
- 17Süt Emzirme84
- 18Talâk91
- 19Lân (Mülâane)27
- 20Köle Azâdı31
- 21Alım Satım158
- 22Müsâkât (Ortakçılık)178
- 23Mîrâs Hükümleri23
- 24Hibeler41
- 25Vasiyyetler31
- 26Adaklar19
- 27Yeminler88
- 28Yeminler, Muhâribler, Kısas ve Diyet56
- 29Had Cezâları72
- 30Yargı ve Hükümler28
- 31Bulunmuş Mallar (Lukata)21
- 32Cihâd ve Seferler182
- 33İmâret (Yönetim)271
- 34Av, Kesim ve Yenilecek Şeyler92
- 35Kurbanlar61
- 36İçecekler258
- 37Elbise ve Süs200
- 38Edep ve Âdâb60
- 39Selâmlaşma216
- 40Doğru Kelime Kullanımı25
- 41Şiir10
- 42Rüyâlar41
- 43Fazîletler230
- 44Sahâbenin Fazîletleri331
- 45Birr, Sıla ve Güzel Ahlâk222
- 46Kader52
- 47İlim30
- 48Zikir, Dua, Tövbe ve İstiğfâr131
- 49Kalpleri Yumuşatan Rivayetler15
- 50Tövbe72
- 51Münâfıkların Vasıfları ve Hükümleri21
- 52Kıyâmet Günü, Cennet ve Cehennemin Vasıfları85
- 53Cennet, Nîmetleri ve Ehli104
- 54Fitneler ve Kıyâmet Alâmetleri180
- 55Zühd ve Kalplerin Yumuşaması99
- 56Tefsîr40
- 1- بَاب فَضْلِ شَهْرِ رَمَضَانَ
- 2بَاب وُجُوبِ صَوْمِ رَمَضَانَ لِرُؤْيَةِ الْهِلَالِ، وَالْفِطْرِ لِرُؤْيَةِ الْهِلَالِ. وَأَنَّهُ إِذَا غُمَّ فِي أَوَّلِهِ أَوْ آخِرِهِ أُكْمِلَتْ عِدَّةُ الشَّهْرِ ثَلَاثِينَ يَوْمًا
- 3بَاب لَا تَقَدَّمُوا رَمَضَانَ بِصَوْمِ يَوْمٍ وَلَا يَوْمَيْنِ
- 4بَاب الشَّهْرُ يَكُونُ تِسْعًا وَعِشْرِينَ
- 5بَاب بَيَانِ أَنَّ لِكُلِّ بَلَدٍ رُؤْيَتَهُمْ وَأَنَّهُمْ إِذَا رَأَوْا الْهِلَالَ بِبَلَدٍ لَا يَثْبُتُ حُكْمُهُ لِمَا بَعُدَ عَنْهُمْ
- 6باب بيان أن لَا اعْتِبَارَ بِكُبْرِ الْهِلَالِ وَصِغَرِهِ، وَأَنَّ اللَّهَ تَعَالَى أَمَدَّهُ لِلرُّؤْيَةِ فَإِنْ غُمَّ فَلْيُكْمَلْ ثَلَاثُونَ
- 7باب بيان معنى قوله صلى الله تعالى عَلَيْهِ وَسَلَّمَ "شَهْرَا عِيدٍ لَا يَنْقُصَانِ
- 8بَاب بَيَانِ أَنَّ الدُّخُولَ فِي الصَّوْمِ يَحْصُلُ بِطُلُوعِ الْفَجْرِ، وَأَنَّ لَهُ الْأَكْلَ وَغَيْرَهُ حَتَّى يَطْلُعَ الْفَجْرُ. وَبَيَانِ صِفَةِ الْفَجْرِ الَّذِي تَتَعَلَّقُ بِهِ الْأَحْكَامُ مِنَ الدُّخُولِ فِي الصَّوْمِ، وَدُخُولِ وَقْتِ صَلَاةِ الصُّبْحِ، وَغَيْرِ ذَلِكَ
- 9بَاب فَضْلِ السُّحُورِ وَتَأْكِيدِ اسْتِحْبَابِهِ، وَاسْتِحْبَابِ تَأْخِيرِهِ وَتَعْجِيلِ الْفِطْرِ
- 10بَاب بَيَانِ وَقْتِ انْقِضَاءِ الصَّوْمِ وَخُرُوجِ النَّهَارِ
- 11بَاب النَّهْيِ عَنِ الْوِصَالِ فِي الصَّوْمِ
- 12بَاب بَيَانِ أَنَّ الْقُبْلَةَ فِي الصَّوْمِ لَيْسَتْ مُحَرَّمَةً عَلَى مَنْ لَمْ تُحَرِّكْ شَهْوَتَهُ
- 13بَاب صِحَّةِ صَوْمِ مَنْ طَلَعَ عَلَيْهِ الْفَجْرُ وَهُوَ جُنُبٌ
- 14بَاب تَغْلِيظِ تَحْرِيمِ الْجِمَاعِ فِي نَهَارِ رَمَضَانَ عَلَى الصَّائِمِ، وَوُجُوبِ الْكَفَّارَةِ الْكُبْرَى فِيهِ وَبَيَانِهَا، وَأَنَّهَا تَجِبُ عَلَى الْمُوسِرِ وَالْمُعْسِرِ، وَتَثْبُتُ فِي ذِمَّةِ الْمُعْسِرِ حَتَّى يَسْتَطِيعَ
- 15بَاب جَوَازِ الصَّوْمِ وَالْفِطْرِ فِي شَهْرِ رَمَضَانَ لِلْمُسَافِرِ فِي غَيْرِ مَعْصِيَةٍ إِذَا كَانَ سَفَرُهُ مَرْحَلَتَيْنِ فَأَكْثَرَ، وَأَنَّ الْأَفْضَلَ لِمَنْ أَطَاقَهُ بِلَا ضَرَرٍ أَنْ يَصُومَ، وَلِمَنْ يَشُقُّ عَلَيْهِ أَنْ يُفْطِرَ
- 16بَاب أَجْرِ الْمُفْطِرِ فِي السَّفَرِ إِذَا تَوَلَّى الْعَمَلَ
- 17بَاب التَّخْيِيرِ فِي الصَّوْمِ وَالْفِطْرِ فِي السَّفَرِ
- 18باب استحباب الفطر للحاج يَوْمَ عَرَفَةَ
- 19بَاب صَوْمِ يَوْمِ عَاشُورَاءَ
- 20بَاب أَيُّ يَوْمٍ يُصَامُ فِي عَاشُورَاءَ
- 21بَاب مَنْ أَكَلَ فِي عَاشُورَاءَ فَلْيَكُفَّ بَقِيَّةَ يَوْمِهِ
- 22بَاب النَّهْيِ عَنْ صَوْمِ يَوْمِ الْفِطْرِ وَيَوْمِ الْأَضْحَى
- 23بَاب تَحْرِيمِ صَوْمِ أَيَّامِ التَّشْرِيقِ
- 24بَاب كَرَاهَةِ صِيَامِ يَوْمِ الْجُمُعَةِ مُنْفَرِدًا
- 25بَاب بَيَانِ نَسْخِ قَوْله تَعَالَى: وَعَلَى الَّذِينَ يطيقونه فدية، بقوله: فمن شهد منكم الشهر فليصمه
- 26بَاب قَضَاءِ رَمَضَانَ فِي شَعْبَانَ
- 27بَاب قَضَاءِ الصِّيَامِ عَنِ الْمَيِّتِ
- 28بَاب الصَّائِمِ يُدْعَى لِطَعَامٍ فَلْيَقُلْ: إِنِّي صَائِمٌ
- 29بَاب حِفْظِ اللِّسَانِ لِلصَّائِمِ
- 30بَاب فَضْلِ الصِّيَامِ
- 31بَاب فَضْلِ الصِّيَامِ فِي سَبِيلِ اللَّهِ لِمَنْ يُطِيقُهُ، بِلَا ضَرَرٍ وَلَا تَفْوِيتِ حَقٍّ
- 32بَاب جَوَازِ صَوْمِ النَّافِلَةِ بِنِيَّةٍ مِنَ النَّهَارِ قَبْلَ الزَّوَالِ، وَجَوَازِ فِطْرِ الصَّائِمِ نَفْلًا مِنْ غَيْرِ عُذْرٍ
- 33بَاب أَكْلُ النَّاسِي وَشُرْبُهُ وَجِمَاعُهُ لَا يُفْطِرُ
- 34بَاب صِيَامِ النَّبِيِّ ﷺ فِي غَيْرِ رَمَضَانَ، وَاسْتِحْبَابِ أَنْ لَا يُخْلِيَ شَهْرًا عَنْ صَوْمٍ
- 35بَاب النَّهْيِ عَنْ صَوْمِ الدَّهْرِ لِمَنْ تَضَرَّرَ بِهِ أَوْ فَوَّتَ بِهِ حَقًّا أَوْ لَمْ يُفْطِرِ الْعِيدَيْنِ وَالتَّشْرِيقَ، وَبَيَانِ تَفْضِيلِ صَوْمِ يَوْمٍ وَإِفْطَارِ يَوْمٍ
- 36باب استحباب ثَلَاثَةِ أَيَّامٍ مِنْ كُلِّ شَهْرٍ وَصَوْمِ يَوْمِ عَرَفَةَ وَعَاشُورَاءَ وَالِاثْنَيْنِ وَالْخَمِيسِ
- 37بَاب صَوْمِ سُرَرِ شَعْبَانَ
- 38بَاب فَضْلِ صَوْمِ الْمُحَرَّمِ
- 39بَاب اسْتِحْبَابِ صَوْمِ سِتَّةِ أَيَّامٍ مِنْ شَوَّالٍ إِتْبَاعًا لِرَمَضَانَ
- 40بَاب فَضْلِ لَيْلَةِ الْقَدْرِ، وَالْحَثِّ عَلَى طَلَبِهَا. وبيان محلها وأرجى أوقات طلبها
(13) Kitâb: Oruç
- بَاب فَضْلِ شَهْرِ رَمَضَانَ
Bana Harmeletü'bnü Yahya rivayet etti. (Dediki) Bize İbni Vehb haber verdi. (Dediki) Bana Yûnus, İbni Şihâb'dan, o da İbni Ebî Enes'den naklen haber verdi; İbni Ebi Enes'e de babası rivayet etmiş ki kendisi Ebû Hureyre (Radiyallahu anh)'ı şöyle derken işitmiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — «Ramazan geldimi rahmet kapıları açılır, cehennem kapılan kapanır ve şeytanlar zincirle bağlanırlar.» buyurdular
{…} Bana, Muhammed b. Hatim ile Hûlvânî rivayet ettiler. Dediler ki: Bize Ya'kûb rivayet etti. (Dediki) Bize babam, Sâlih'den, o da îbni Şihâb'dan naklen rivayet etti. (Demişki): Bana Nâfi b. Ebi Enes rivâyet etti, ona da babası rivayet etmiş. Babası, Ebû Hureyre (Radiyallahû anh)'ı şöyle derken işitmiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ramazan girdimi...» buyurdular. Râvî hadîsi yukarki hadîs gibi nakletmiştir. İzah için buraya tıklayın
بَاب وُجُوبِ صَوْمِ رَمَضَانَ لِرُؤْيَةِ الْهِلَالِ، وَالْفِطْرِ لِرُؤْيَةِ الْهِلَالِ. وَأَنَّهُ إِذَا غُمَّ فِي أَوَّلِهِ أَوْ آخِرِهِ أُكْمِلَتْ عِدَّةُ الشَّهْرِ ثَلَاثِينَ يَوْمًا
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki) Mâlik'e, Nâfi'den dinlediğim, onun da, İbni Ömer (Radiyallahû anhuma)'dan, onun da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet ettiği şu hadisi okudum: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ramazan'ı anarak şöyle buyurmuşlar: — «Hilâl'i görmedikçe oruç tutmayın; onu görmedikçe bayram da yapmayın. Şayet hava bulutlu olursa onun miktarını hesâb edin.»
Bize Efaû Bekir b. Ebi Şeyle rivayet etli. (Dediki) Bize Ebû Üsâme rivayet etti. (Dediki) Bize Ubeydullah Nâfi'den, o da, İbni Ömer (r.a.)'dan naklen rivayet etti ki Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ramazan'ı anmış da elleriyle işaret ederek: — «Ay şoyle, şöyle ve şöyledir...» buyurmuşlar. Üçüncü defasında baş parmağını yummuşlar. Müteakiben: — «Ay'ı görmek şartıyla oruç tutun; ay'ı görmek şartıyla bayram yapın. Eğer hava bulutlu olursa o ay için otuz gün taktir edin.» buyurmuşlar
Bize İbni Numeyr rivayet etti. (Dediki) Bize babam rivayet etti. (Dediki) Bize Ubeydullah bu isnâdla rivayette bulundu. Ve: «Hava bulutlu olursa ay'ı 30 gün üzerinden takdir edin.» diyerek Ebû Üsâme hadîsi gibi rivayet etti
{…} Bize Ubeydullah b. Saîd rivayet etti. (Dediki) Bize Yahya b. Saîd, Ubeydullah'dan bu isnâdla rivayet etti. Bu rivayette İbni Ömer şunu da söyledi: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ramazan'ı anarak: — «Bir ay yirmidokuz gündür. Ay şöyle, şöyle ve şöyledir...» buyurdular. İbni Ömer «ay'ı takdir edin.» dedi Otuz gün'ü söylemedi
Bana Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dediki) Bize İsmail, Eyyûb'dan, o da Nâfi'den, o da İbni Ömer (Radiyallahu anhûma)'dan naklen rivayet etti. İbni Ömer şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve. Sellem): — «Ay yirmidokuz günden ibarettir. Binâenaleyh siz hilâli görmedikçe oruç tutmayın, onu görmedikçe bayram da yapmayın. Eğer hava bulutlu olursa ay'ın miktarını hesab edin.» buyurdular
Bana Humeyd b. Mes'adete'l-Bahili rivayet etti. (Dediki) Bize Bişr b. Mufaddâl rivayet etti. (Dediki) Bize Seleme yâni İbni Alkame, Nâfi'de.t, o da Abdullah b. Ömer (Radiyallahû anhû/na)'dan naklen rivayet eyledi. İbni Ömer şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — «Ay, yirmidokuz gündür. Hilâl'i gördünüzmü oruç tutun; onu gördünüzmü iftar edin. Eğer hava bulutlu olursa ay'ın miktarını hesâb edin.» buyurdular
Bana Harmeletü'bnü Yahya rivayet etti. (Dediki) Bize İbni Vehb haber verdi. (Dediki) Bana Yûnus, İbni Şihâb'dan naklen haber verdi. (Demişki): Bana Salim b. Abdillâh rivayet etti ki, Abdullah b. Ömer (Radiyallahû anhûma) şunu söylemiş: Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) — «Ay'ı gördünüz mü oruç tutun; onu gördünüzmü bayram yapın. Şayet hava bulutlu olursa ay'ın miktarını hesâb edin!» buyururken işittim
Bize Yahya b. Yahya ile Yahya b. Eyyûb, Kuteybetü'bnü Saîd ve İbni Hucr rivayet ettiler. Yahya b. Yahya (Ahberenâ); ötekiler: (Haddesenâ) tâbirlerini kullandılar. (Dediler ki) : Bize İsmâîl yâni İbni Ca'fer, Abdullah b. Dinar'dan rivayet etti. O da İbni Ömer (Radiyallahu anhûma)yi şunları söylerken işitmiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ay yirmidokuz gecedir. Onu görmedikçe oruç tutmayın, onu görmedikçe bayram da yapmayın. Ancak hava bulutlu olursa o başka. Hava bulutlu olursa siz ay'ın miktarını hesâb edin.» buyurdular
Bize Harun b. Abdillâh rivayet etti. (Dediki) Bize Ravh b. Ubade rivayet etti, (Dediki) Bize Zekeriyyâ b. İshâk rivayet etti. (Dediki): Bize Amr b. Dinar rivayet eyledi, Kendisi İbni Ömer (Radiyallahû anhüma) 'yi şunu söylerke dinlemiş: Ben, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i: «Ay şöyle, şöyle v« şöyledir...» buyururken işittim; üçüncü defasında baş parmağını yumdu
Bana Haccâc b. Şâir rivayet etti. (Dediki) Bize Hasenü'l. Eşyeb rivayet etti. (Dedi kî): Bize Şeybân, Yahya'dan rivayet etti. Demişki: Bana. Ebu Seleme dâhi haber verdi, kendisi İbni Ömer (Radiyallahû anhûma)'yı şöyle derken dinlemiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi xe Sellem)'i; «Ay yirmidokuz göndür,.)» buyururken işittim
Bize Sehi b. Osman rivayet etti. (Dediki): Bize Ziyâd b. Abdillâh EI-Bekkâî, Abdülmelik b. Umeyr'den, o da Mûsâ b. Tâlha'dan, o da Abdullah b, Ömer (Radtyallahû anhûma) 'dan, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti. Şöyle buyurmuşlar: Ay söyle, şöyle ve şöyledir (Yâni) on, on ve dokuzdur.»
Bize Ubeydullah b. Muâz rivayet etti. (Dediki) Bize babam rivayet etti. (Dediki) Bize Şu'be, Cebele'den naklen rivayet eyledi. Cebele şöyle demiş: Ben, İbni Ömer (Radiyallahû anhûma)'yi şunu söylerken dinledim: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ay şöyle, şöyle ve şöyledir.» buyurdu ve ellerini bütün parmakları ile iki defa biribirine vurdu, üçüncü defada sağ yahut sol baş parmağını kıstı
Bize Muhammedü'bnü'l-Müsennâ rivayet etti. (Dediki) Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki) Bize Şu'be, Ukbe yâni İbni Hureys'den naklen rivayet eyledi. (Demişki): Ben, İbni Ömer (Radiyallahû anhûma)'yı şunu söylerken işittim: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ay, yirmidokuz gündür.» buyurdular. Şu'be (Hadîsi rivayet ederken) üç defa ellerini birbirine kapamış, üçüncüde baş parmağını bükmüş. Ukbe: «Zannederim (ay otuz gündür) dedi ve avuçlarını üç defa birbiri üzerine kapadı.» demiş
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki) Bize Gunder, Şu'be'den naklen rivayet eyledi. H. Bize Muhammedü'bnü'l-Müsennâ ile İbni Beşşâr da rivayet ettiler. İbnu'l-Müsennâ (Dediki): Bize Muhanuned b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki) Bize Şu'be, Esved b. Kays'dan naklen rivayet etti. Demişki: Ben, Said b. Amr b. Saîd'den dinledim, o da İbni Ömer (Radiyallahû anhûma)'yı Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Seliem)'den naklen rivayet ederken işitmiş. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Biz Ummî bir ümmetiz. Yazıyı hesabı bilmeyiz. Ay şöyle, şöyle ve şöyledir...» buyurmuş; üçüncüde baş parmağını yummuş: «Bazen de ay şöyle, şöyle ve şöyle olur.» buyurmuş yâni otuz çeker demek istemiş
{…} Bana, bu hadisi Muhammed b. Hatim dahî rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Mehdi, Süfyan'dan, o da Esved b. Kays'dan bu isnâdla rivayette bulundu. Yalnız ikinci ay için «Otuz» tâbirini söylemedi
Bize Ebû Kâmil El-Cahderî rivayet etti. (Dediki) Bize Abdülvâhid b. Ziyâd rivayet etti. (Dediki): Bize Hasen, b. Ubeydillâh, Sa'd b. Ubeyde'den naklen rivayette bulundu; şöyle demiş: İbni Önur (Radiyallahû anhûma) bir adamı: «Bu gece ay'ın yarı gecesi dir.» derken işitti de, ona: - Sen, bu gecenin ay'ın yarısı olduğunu nereden biliyorsun? Ben, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken işittim: «Ay şöyle ve şöyledir.» buyurdu ve on parmağı ile iki defa isnn' etti, üçüncü defasında dahî bütün parmaklarıyla işarette bulundu. Yalnız baş parmağını tuttu. Yahut geri çekti; dedi. İzah 1081 de
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki) Bize İbrarahim b. Sa'd, İbni Şihâb'dan, o da Saîd b. El-Müseyyeb'den, o da Ebû Hureyre (Radiyallahû anh)'dan naklen haber verdi. Ebû Hureyre şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — «Hilâl'i gordünüzmü oruç tutun, onu ğördünüzmü bayram yapın. Eğer hava bulutlu olursa otuz gün oruç tutun.» buyurdular
Bize Abdurrahmâit b. Sellâm El-Cumahi rivayet etti. (Dediki): Bize Rabî' yâni İbni Müslim, Muhammed'den —ki İbni Ziyâd'dır.—, o da Ebû Hureyre (Radiyallahu anh)'dan naklen rivayet ettiki, Nebi (S.A.V.): «Ay'ı görmek şartıyla oruç tutun ve onu görmek şartıyla bayram yapın. Şayet hava bulutlu olursa sayıyı tamamlayın.» buyurmuşlar
Bize Ubeydullah b. Muâz rivayet etti. (Dediki) Bize babam rivayet etti. (Dediki); Bize Şu'be, Muhammed b. Ziyâd'dan naklen rivayet etti. Demişki: Ben, Ebû Hureyre (Radiyallahû anh)'ı şunu söylerken işittim: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Ay'ı görmek şartıyla oruç tutun ve onu görmek şartıyla bayram yapın. Eğer ay'ı görmenize havanın bulutlanması mâni oluyorsa otuz günü sayın.» buyurdular
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki) Bize Muhammed b. Bişr EI-Abdi rivayet etti. (Dediki) Bize Ubeydullah b. Ömer, Ebu'z-Zînâd'dan o da A'rac'dan, o da Ebû Hureyre (Radiyallahû anh)'dan naklen rivayet eyledi; Ebû Hureyre şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hilal’den bahsederek : «Onu gördünüzmü oruç tutun ve (yine) onu gördünüzmü bayram yapın. Eğer hava bulutlu olursa otuz günü sayın.» buyurdular. İzah için buraya tıklayın
بَاب لَا تَقَدَّمُوا رَمَضَانَ بِصَوْمِ يَوْمٍ وَلَا يَوْمَيْنِ
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ile Ebû Kureyb rivayet ettiler. Ebû Bekir (Dediki) Bize Vekî' Alîyyu'bnü Mübârek'den, o da Yahya b. Ebî Kesir'den, o da Ebû Seleme'den, o da Ebû Hureyre (Radiyallahû anh)'dan naklen rivayet etti. Ebû Hureyre şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Bir veya iki gün oruçla Ramazan'ın önüne geçmeyin. Ancak bit adam (âdet edindiği) bir orucu tutuyorsa onu tutsun.» buyurdular
{…} Bu hadîsi bize Yahya b. Bişr El-Hariri de rivayet etti. (Dediki) Bize Muâviye yâni İbni Sellâm rivayet etti. H. Bize İbnti'l-Müsennâ dahî rivayet etti. (Dediki) Bize Ebû Âmir rivayet etti. (Dediki): Bize Hisara rivayet eyledi. H. Bize ibnü'l-Müsennâ ile İbni Ebî Ömer de rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Abdülvahhâb b. Abdilmecîd rivayet etti. (Dediki) Bize Eyyûb rivayet etti. H. Bana Züheyr b. Harb dahî rivayet eyledi. (Dediki) Bize Hüseyin b. Muhammed rivayet etti. (Dediki) Bize Şeybân rivayet etti. Bu râvilerin hepsi Yahya b. Ebi Kesir'den bu isnadla yukarki hadîsin mislini rivayet etmişlerdir
بَاب الشَّهْرُ يَكُونُ تِسْعًا وَعِشْرِينَ
Bize Abd b. Humeyd rivayet et. (Dediki) Bize Abdurrazzâk haber verdi. (Dediki) Bize Ma'mer, Zührî'den naklen haber verdi ki; Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir ay zevcelerinin yanına girmemeye yemin etmiş. Zührî şqyle demiş: Bana Urve, Aişe (Radiyallahû anha)'dan naklen haber verdiki, şunları söylemiş: «Saymakta olduğum yirmidokuz gece geçince Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) evvelâ benden başlayarak yanıma girdi. Ben: — Yâ Resûlallah! Sen, bizim yanımıza bir ay girmemeye yemin etmiştin, hâlbuki yirmidokuz günde girdin. Ben, bunları sayıyordum; dedim. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : — Ay yirmidokuz gündür;» buyurdular. İzah 1086 da
Bize Muhammed b. Rumh rivayet etti. (Dediki) Bize Leys haber verdi. H. Bize Kuteybetü'bnü Saîd dahî rivayet etti. Lâfız onundur. (Dediki): Bize Leys, Ebû'z-Zübeyr'den, o da Câbir (Radiyallahû anh)'dan naklen rivayet etti. Câbir şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir ay müddetle kadınlarından ayrılmıştı. Ayın yirmi dokuzun da yanımıza çıktı (kendisine): «Bu gün yirmi dokuzdur.» dedik. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Şellem): — «Ay ancak şöyledir» diyerek ellerini üç defa birbirine çarptı. Son defasında parmaklardan birini kıstı
Bana Hârûn b, Abdillâh ile Haccâc b. Şâir rivayet ettiler. (Dediler ki) : Bize Haccâcü'hnü Muhammed rivayet etti. Dediki.: İbni Cüreyc şunları söyledi: Bana Ebû'z-Zübeyr haber verdi; o da Câbir b. Abdillâh (Radiyallahu anh)'ı şöyle derken işitmiş: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir ay kadınlarından ayrıldı. Nihayet yirmidokuzuncu günün sabahı yanımıza çıktı. Cemâatdan biri: — -Yâ Resûlallah! Ancak yirmidokuzuncu günün sabahın dayız. dedi. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — «Ay bazen yirmidokuz gün olur.» buyurdu. Sonra üç defa ellerini birbiri üzerine kapadı. İki defasında ellerinin bütün parmakları ile, Üçüncüsünde ise dokuz parmağı ile işaret etti. İzah 1086 da
Bana Hârûn b. Abdillâh rivayet etti. (Dediki) Bize Haccâcü'bnü Muhammed rivayet etti, (Dediki) İbni Cüreyc şunu söyledi: Bana Yahya b. Abdillâh b Muhammed b. Sayfî haber verdi. Ona da İkrimetü'bnü Abdirrahmân b. Haris haber vermiş; ona da Ümmü Seleme (Radiyallahû amha) haber vermiş ki: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir ay zevcelerinden bâzılarının yanına girmemeye yemin etmiş. Yirmidokuz gün geçince sabahleyin —yahut akşam üzeri— yanlarına girmiş. Kendisine: — «Yâ Nebiyyallah! Sen, bizim yanımıza bir ay girmemeye yemin etmiştin.» demişler. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : — «Bir ay yirmidokuz gün olur.» buyurmuşlar
{…} Bize İshâk b. İbrahim rivayet etti. (Dediki): Bize Ravh haber verdi. H. Bize Muhammedü'bnü'l-Müsennâ dahi rivayet etti. (Dediki): Bize Dahhâk yâni Ebû Asım rivayet etti. Ravh ile Dahhâk hep birden İbni Cureyc'den bu isnâdla yukarki hadîsin mislini rivayet etmişlerdir. İzah 1086 da
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki) Bize Muhammed b. Bişr rivayet etti. (Dediki) Bize İsmâîl b. Ebî Hâlid rivayet eyledi. (Dediki) Bana Muhammed b. Sa'd, Sa'd b. Ebî Vakkaas (Radiyallahu anh) 'dan naklen rivayet etti. Şöyle demiş: ResuluIlah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir elini diğerine çarparak : «Ay şöyle ve şöyle olur.» buyurdu. Sonra üçüncü çarpışta bir parmak noksan bıraktı
Bana Kaasim b. Zekeriyyâ rivayet etti. (Dediki) Bize Hüseyin b. Alî, Zâide'den, o da İsmail'den, o da Muhammed b. Sa'd'dan, o da babası (Radiyallahû anh)'dan, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet eyledi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (elleriyle) on, on ve bir defa da dokuzu işaret ederek: «Ay şöyle, şöyle ve şöyledir.» buyurmuşlar
{…} Bana, bu hadîsi Muhammedü'bnü Abdillâh b. Kuhzâz da rîvâyt etti. (Dediki) Bize Alîyyü'bnü Hasen b. Şakîk ile Selemetü'bnü Süleyman rivayet ettiler. (Dediler ki) : Bize Abdullah yâni İbnil-Mübârek haber verdi. (Dediki) Bize İsmâîİ b. Ebî Hâlid bu isnâdla yukarki iki râvînin hadîsleri mânâsında bir hadîs haber verdi
بَاب بَيَانِ أَنَّ لِكُلِّ بَلَدٍ رُؤْيَتَهُمْ وَأَنَّهُمْ إِذَا رَأَوْا الْهِلَالَ بِبَلَدٍ لَا يَثْبُتُ حُكْمُهُ لِمَا بَعُدَ عَنْهُمْ
Bize Yahya b. Yahya ile Yahya b. Eyyûb, Kuteybe ve İbnil hucr rivayet ettiler. Yahya b. Yahya (Anberanâ) dedi; diğerleri (Haddesenâ) tâbirlerini kullandılar. (Dediler ki) : Bize İsmail yâni İbni Ca'fer, Muhammed yâni İbni Ebî Harmele'den, o da Kureyb'deıı naklen rivayet etti, ki Ümmü'I-Fadl binti Haris kendisini Muâviye nezdine Şam'a göndermiş. Kureyb şöyle demiş: Şam'a varıp Ümnıü Fadl'ın hacetini gördüm. Ben, Şam'da iken Ramazan hilâli göründü. Hilâl'i cuma gecesi gördüm. Sonra Medine'ye ayın nihâyetinde geldim. Abdullah İbni Abbâs (Radiyallahu anhuma) bana bâzı şeyler sordu, sonra hilâl'den söz açarak: — «Hilâli ne zaman gördünüz» dedi. Ben : — «Biz, onu cuma gecesi gördük.» cevâbını verdim; — «Onu sen mi gördün?» diye sordu; — «Evet. Halk da gördüler ve oruç tuttular. Muâviye de oruç tuttu.» dedim. Bunun üzerine İbni Abbâs: — «Ama biz onu cumartesi akşamı gördük. Onun için de ya otuzu tamamlayıncaya yahut hilâli görünceye kadar oruca devam ediyoruz.» dedi. Ben : — «Muâviye'nin görmesi ve oruç tutmasıyla iktifa etmiyor musun?» dedim; İbni Abbâs: — «Hayır; bize Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) böyle emir buyurdu.» cevâbını verdi. Râvî Yahya b. Yahya, Kureyb'in «İktifa etmiyelim mi?» yoksa «İktifa etmiyor musun?» dediğinde şekketmiştir
باب بيان أن لَا اعْتِبَارَ بِكُبْرِ الْهِلَالِ وَصِغَرِهِ، وَأَنَّ اللَّهَ تَعَالَى أَمَدَّهُ لِلرُّؤْيَةِ فَإِنْ غُمَّ فَلْيُكْمَلْ ثَلَاثُونَ
Bize Ebu Bekir b. Ebi Şeybe rivayet etti. (Dediki) Bize Muhamraed b. Fudayl, Husayn'dan, o da Amr b. Mürra'dan, o da Ebu'l-Bahteri'den naklen rivayet etti. Ebul-Bahteri şöyle demiş: Umre yapmak için yola çıktık. «Batn-ı nahle» denilen yere indiğimiz vakit hiiali görmeye çalıştık. Bunun üzerine cemaatdan bazıları: — «Bu ay üç günlüktür.»; diğer bazıları da: — «İki günlüktür.» dediler. Derken İbni Abbas'a tesaadüf ettik. .(Kendisine): — «Biz hilali gördük. Cemaatdan bazıları onun üç : günlük olduğunu, diğer bazıları iki günlük olduğunu söylediler.» dedik, İbni Abbas: — «Onu hangi akşam gördünüz?» diye sordu; — «Filan ve filan akşam.» dedik. Bunın, üzerine İbni Abbas ; — «Şüphesiz ki Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : — Allah, onu görülmek için ımdad etmiştir; buyurdular. O, sizin gördüğünüz geceye aittir.» cevabını verdi
Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki) Bize Gunder, Şu'be'den naklen rivayet etti. H, Bize İbnü'I-Müsenna ile İbni Beşşar da rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etü. (Dediki); Bize Şu'be, Amr b:. Mürra'dan naklen haber verdi. Amr söyle demiş: Ben, Ebu'I-Buhterî'yi şunu söylerken işittim: Biz (Zat-ı ırk) denilen yerde iken Ramazan hilalini gördük de İbni Abbas (Radiyallahu anh)'a sormak için bir adam gönderdik. İbni Abbas (Radiyallahu anh) şunları söylemiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Şüphesiz ki Allah ay'ı görülmeli için imdad etmiştir. Eğer hava buluttu olursa sayıyı tamamlayıverin.» buyurdular
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki) Bize Yezid h. Zürey Halid'den, o da Abdurrahman b. Ebî Bekrâ'dan, o da babası (Radiyallahu anh)'dan, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen haber verdi: «İki bayram ayı noksan olmazlar, bunlar Ramazan île Zilhicce'dir» buyurmuşlar
باب بيان معنى قوله صلى الله تعالى عَلَيْهِ وَسَلَّمَ "شَهْرَا عِيدٍ لَا يَنْقُصَانِ
Bize Ebû Bekir b. Ebi Şeybe rivayet etti. (Dediki) Bize Mu'temir b. Süleyman, İshak b. Süveyd ile Hâlid'den, onlar da Abdurrahınan b. Bekrâ'dan, o da Ebû Bekra'dan naklen rivayet ettiki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «İki bayram ayı noksan olmazlar» buyurmuşlar. Hâlid'in hadîsinde: «İki bayram ayı: Ramazan île Zil-Hicce noksan olmazlar» denilmiştir
بَاب بَيَانِ أَنَّ الدُّخُولَ فِي الصَّوْمِ يَحْصُلُ بِطُلُوعِ الْفَجْرِ، وَأَنَّ لَهُ الْأَكْلَ وَغَيْرَهُ حَتَّى يَطْلُعَ الْفَجْرُ. وَبَيَانِ صِفَةِ الْفَجْرِ الَّذِي تَتَعَلَّقُ بِهِ الْأَحْكَامُ مِنَ الدُّخُولِ فِي الصَّوْمِ، وَدُخُولِ وَقْتِ صَلَاةِ الصُّبْحِ، وَغَيْرِ ذَلِكَ
Bize Ebû Bekir b. Ebi Şeybe rivayet etti. (Dediki) Bize Abdullah b. İdrîs, Husayn'dan, o da Şa'bi'den, o da Adiyy b. Hatim (Radiyallahû anh)'dan naklen rivayet etti, Adiyy şöyle demiş: (Sizin için fecrin beyaz ipliği siyah ipliğinden seçilinceye kadar yiyip için [ Bakara-187 ] âyeti kerimesi nâzil olunca Adiyy b. Hâtim Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e: «Ya Resûlallah Ben, yastığımın altına bir beyaz, biri siyah iki ip koydum. (Bununla) geceyi gündüzden seçiyorum.» dedi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Senin yastığın pek genişmiş, Bu beyaz iplikle siyah iplik gecenin karanlığı ile gündüzün aydınlığından ibarettir.» buyurdular. İzah için buraya tıklayın
Bize Ubeydullah b. Ömer El-Kavârîri rivayet etti. (Dediki) Bize Fudayl b. Süleyman rivayet etli : (Dediki) Bize Ebû Hazım rivâyet etti. (Dediki) Bize Sehl b. Sa'd rivayet eyledi. (Dediki) Şu (size ak İplik kora İplikten seçilinceye kadar yiyin için) [Bakara 187] âyeti nazil olunca bazı kimseler bir beyaz bir de siyah iplik alarak bunları birbirinden seçinceye kadar yemeye devam ederdi. Nihayet Allah (Azze ve Celle) (Fecirden) kavl-i kerîmini indirerek bundan muradı beyân eyledi
Bana Muhammed b. Sehl Et-Temimi ile Ebû Bekir b. İshâk rivayet ettiler. (Dediler ki) : Bize İbni Ebî Meryem rivayet etti. (Dediki) Bize Ebû Gassâıı haber verdi. (Dediki) Bana Ebû Hâzim, Sehl b. Sa'd (Radiyallahu anh )'dam naklen rivayet etti. Sehl şöyle dedi, Şu ayet (yani): (Size ak iplik kara iplikten seçilinceye kadar yiyin, için) kavl-i ilâhisi nazil olunca bazı kimseler oruç tutmak istedimi her biri ayaklarına bîr siyah bir de beyaz iplik bağlarlar da, bu iplikleri birbirinden seçinceye kadar yiyip içmeye devam ederlerdi. Bundan sonra Allah (Fecirin) kavlini indirdi. Bu suretle Allah'ın bu âyetten gece ile gündüzü ımırâd ettiğini anladılar
Bize Yahya b. Yahya ile Muhammed b. Rumh rivayet » ettiler. (Dediler ki): Bize Leys haber verdi. H. Bize Kuteyhetü'bnü Said de rivayet etti. (Dediki) Bize Leys, ibni Şihâh'dan o da Salim b. Abdîllah'dan, o da Abdullah (Radiyallahu anh)'dan o da Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet eyledi, şöyle buyurmuşlar : (Bilâl geceleyin ezan okur, İmdi siz ibru Ummü Mektum'ün ezanını İşitinceye kadar yiyip için.»)
Bana Harmeletü'bnü Yahya rivayet etti. (Dediki) Bize ibni Vehb haber verdi. (Dediki) Bana Yûnus ibni Şihâb'dan, o da Salim b. Abdillah'dan o da Abdullah b. Ömer (Radiyallahû anhuma)'dan naklen haber verdi. Abdullah şöyle demiş: Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i : «Gerçekten Bilâl geceleyin ezan okuyor. Binâenaleyh siz ibni Ummü Mektâm'un ezanını işitinceye kadar yiyip için.» buyururken işittim
Bize ibni Numeyr rivayet etti. (Dediki) Bize babam rivayet etti. (Dediki) Bize Ubeydullah, Nâfi'den o da ibni Ömer (Radiyallahu anhûma)'dan naklen rivayet eyledi, şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'în, biri Bilâl, diğeri â'mâ ibni Ümınü Mektûm olmak üzere iki müezzini vardı. Bir defa ResûluIIah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Şüphesiz ki Bilâl geceleyin ezan okur, Binâenaleyh siz ibnî Ummü Mektûm ezan okuyuncaya kadar yiyip için.» buyurdular. Halbuki ikisinin ezanı arasında, ancak birinin inip diğerinin (minareye) çıkacağı kadar fasıla bulunurdu
{…} Bize yine ibni Numeyr rivayet etti. (Dediki) Bize babam rivayet etti. (Dediki) Bize UbeyduIIah rivayet etti. (Dediki) Bize Kaasim, Aişe (Radiyallahû anha)'dan, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen bu hadisin mislini rivayet etti
{…} Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki) Bize Ebû Üsâme rivayet etti. (Dediki) Bize Abde haber verdi. H. Bize İbnu'l-Müsennâ dahi rivayet etti. (Dediki) Bize Hanımad b. Mes'ade rivayet eyledi. Bu râvilerin hepsi Ubeydullah'dan her iki isnâdla İbni Numeyr hadisi gibi rivayette bulundular. İzah Bu hadisi Buhari «Kitâbu's-Savm»'de tahric etmiştir. El-Mühelleb diyor ki: «Bu hadisin muhtelif lafızlarından anlaşıldığına göre Hz. Bilal'in vazifesi Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'in emrettiği vakitte geceleyin ezan okumakmış. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bunu, namaz kılan namazı kessin, uyuyan uyansın da sahur yemeğini yememişse yesin, diye yapmıştır. Bütün bunları Hz. İbni Mes'ud, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'den rivayet etmiştir. Ashâb-ı kiram, Hz. Bilâl'in ezanından sonra sahur yerlerdi. Hadis-i şerif, Abdullah İbni Ümmu Mektûm ezanının Bilâl (Radiyallahü anh)'ın ezanına yakın olduğuna delildir. Hadisin bâzi rivayetlerinde «İbni Ümmü Mektûm'a: — Sabahladın, sabahladın, denilirdi.» cümlesi vardır. Bu gösteriyor ki: Ibni Ümmü Mektûm Hazretleri fecrin doğmasına yakın yahut fecir doğarken ezan okumağa dikkat eder, vakti bildirmek için Hz. BilâI'in ezanı ile iktifa etmezmiş. Zira Hz. Bilâl ezanını muhtelif vakitlerde okurmuş. Bu hadisde «Birinin inip diğerinin (minareye) çıkacağı kadar fasıla bulunurdu.» denilmesi bazı zamanlardaki müşâhadeye mebnîdir. Çünkü ezanı her gece aynı vakitte okusa Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onun ezanı ile iktifa eder: «îbni Ümmü Mektum ezan okuyuncaya kadar yiyip için.» buyurmaz, «Bilâl ezanı bitirdimi, yiyip içmeyi kesin.» emrini verirdi. îbni Ümmü Mektûm a'ma bir zât idi. Bu sebeple vaktin geldiğini kendisine haber veren bir adamı bulunması muhtemeldir. Çünkü böyle biri bulunmasa vaktin geldiğini ekseriya bilemezdi. îbni Vehb'in, Yûnus tarikiyle İbni Şihâb'dan, onun da Salim 'den naklettiği bir rivayet de bu ihtimali teyid eder. Mezkur hadisde: ‘’Îbni Ümmü Mektûm gözü görmez bir zât idi. Cemâat kendisine fecir doğdukta (ezanı oku.) demedikçe ezan okumazdı.’’ denilmektedir
Bize Züheyr b. harb rivayet etti. (Dediki) Bize İsmail b. İbrahim, Süleymân-i Teymi'dcn, o da Ebû Osman'dan, o da İbni Mes'ûd (Radiyallahu anh)'dan naklen rivayet etti. İbııî Mes'ûd şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Sizden hiç birinizi Bilâl'ın ezanı -yahut Bilâl'in nidası- sahurundan menetmesin. Çünkü o namaz kılanınıza namazı kestirmek ve uyuyanınızı uyandırmak için geceleyin ezan okur -yahut nida eder.» buyurdu. Ve elini doğrultarak kaldırdı da : «Fecir şöyle ve şöyle olmakla değil, şöyle oluncaya kadardır.» buyurdu ve iki parmağını araladı
{…} Bize İbni Numeyr rivayet etti. (Dediki) Bize Ebû Hâlid yâni Ahmar, Süleymân-i Teymi'den bu isnâdla rivayette bulundu. Yalnız o şöyle dedi: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) parmaklarını topladı, sonra onları yere doğru çevirerek: — Şu şekilde oldu aydınlık fecir değildir. Fecir şöyle olandır, buyurdu ve iki şahadet parmağını birbiri üzerine koyarak ellerini uzattı.»
Bize Ebû Bekir b. Ebi Şeybe rivayet etti. (Dediki) Bize Mu'temir b. Süleyman rivayet etti. H. Bize İshak b. İbrahim de rivayet etti. (Dediki) Bize Cerîr ile Mu'temir b. Süleyman ikisi birden Süleymân-ı Teymî'den bu isnadla haber verdiler. Mu'temir'in hadîsi: «Uyuyanınızı uyandırır, namaz kılanınızı da namazını kestirir.» cümlesinde sona erer. İshâk dedi ki: «Cerir kendi rivayetinde Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) fecri kastederek: Şöyle olmak değil, böyle olmaktır. Yani fecir genişliğine görünen aydınlıktır, uzunluğuna z'hur eden aydlınlıkdeğildir.» buyurdu.) dedi.» İzah 1094 de
Bize Şeybân b. Ferrûh rivayet etti. (Dediki) Bize Abdülvâris, Abdullah b. Süvâdete'l-Kuşeyri'den naklen rivayet eyledi. (Demişki): Bana babam rivayet etti, o da Semûratü'bnü Cündeb'i şunu söylerken işitmiş: Ben, Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i : «Sakın sizden birinizi ne Bilâl'ın nidası ne de yayılmadıkça şu aydınlık sahurdan menetmesin.» buyururken dinledim