Bize Amru'n-Nâkıd rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyan b. Uyeyne, Zührî'den, o da Urve'den, o da Zeyneb binti Ümmii Seleme'den, o da Ümmii Habibe'den, o da Zeyneb binti Cahş'dan naklen rivayet ettiki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Uykusundan, «Allah'dan başka ilâh yoktur! Yaklaşan şer'den vay Arab'ın haline! Bu gün Ye'cüc Me'cuc'un seddinden şu kadarı açıldı.» diyerek uyandı. Süfyan eliyle on düğümü yapmıştır. Ben: Yâ Resûlallah! Aramızda suleha varken biz helak mı olacağız? dedim. «Evet! Fısku fücur çoğaldığı vakit!» buyurdular
Sahih-i Müslim › Kitâb 54 · Fitneler ve Kıyâmet AlâmetleriKonum
- ·Giriş (Mukaddime)35
- 1Îmân437
- 2Tahâret144
- 3Hayız157
- 4Namaz323
- 5Mescidler ve Namaz Yerleri406
- 6Namaz — Yolcular380
- 7Namaz — Cuma93
- 8Namaz — İki Bayram26
- 9Namaz — Yağmur19
- 10Namaz — Tutulmalar34
- 11Namaz — Cenâzeler140
- 12Zekât230
- 13Oruç285
- 14İ'tikâf11
- 15Hac604
- 16Nikâh169
- 17Süt Emzirme84
- 18Talâk91
- 19Lân (Mülâane)27
- 20Köle Azâdı31
- 21Alım Satım158
- 22Müsâkât (Ortakçılık)178
- 23Mîrâs Hükümleri23
- 24Hibeler41
- 25Vasiyyetler31
- 26Adaklar19
- 27Yeminler88
- 28Yeminler, Muhâribler, Kısas ve Diyet56
- 29Had Cezâları72
- 30Yargı ve Hükümler28
- 31Bulunmuş Mallar (Lukata)21
- 32Cihâd ve Seferler182
- 33İmâret (Yönetim)271
- 34Av, Kesim ve Yenilecek Şeyler92
- 35Kurbanlar61
- 36İçecekler258
- 37Elbise ve Süs200
- 38Edep ve Âdâb60
- 39Selâmlaşma216
- 40Doğru Kelime Kullanımı25
- 41Şiir10
- 42Rüyâlar41
- 43Fazîletler230
- 44Sahâbenin Fazîletleri331
- 45Birr, Sıla ve Güzel Ahlâk222
- 46Kader52
- 47İlim30
- 48Zikir, Dua, Tövbe ve İstiğfâr131
- 49Kalpleri Yumuşatan Rivayetler15
- 50Tövbe72
- 51Münâfıkların Vasıfları ve Hükümleri21
- 52Kıyâmet Günü, Cennet ve Cehennemin Vasıfları85
- 53Cennet, Nîmetleri ve Ehli104
- 54Fitneler ve Kıyâmet Alâmetleri180
- 55Zühd ve Kalplerin Yumuşaması99
- 56Tefsîr40
- 1باب اقتران الفتن، وفتح ردم يأجوج ومأجوج
- 2باب الخسف بالجيش الذي يؤم البيت
- 3باب نزول الفتن كمواقع القطر
- 4باب إذا تواجه المسلمان بسيفيهما
- 5باب هلاك هذه الأمة بعضهم ببعض
- 6باب إخبار النبي ﷺ فيما يكون إلى قيام الساعة
- 7باب في الفتنة التي تموج كموج البحر
- 8باب لا تقوم الساعة حتى يحسر الفرات عن جبل من ذهب
- 9باب في فتح قسطنطينية، وخروج الدجال، ونزول عيسى ابن مريم
- 10باب تقوم الساعة والروم أكثر الناس
- 11باب إقبال الروم في كثرة القتل عند خروج الدجال
- 12باب ما يكون من فتوحات المسلمين قبل الدجال
- 13باب في الآيات التي تكون قبل الساعة
- 14باب لا تقوم الساعة حتى تخرج نار من أرض الحجاز
- 15باب في سكنى المدينة وعمارتها قبل الساعة
- 16باب الفتنة من المشرق من حيث يطلع قرنا الشيطان
- 17باب لا تقوم الساعة حتى تعبد دوس ذا الخلصة
- 18باب لا تقوم الساعة حتى يمر الرجل بقبر الرجل، فيتمنى أن يكون مكان الميت، من البلاء
- 19باب ذكر ابن صياد
- 20باب ذكر الدجال وصفته وما معه
- 21باب في صفة الدجال، وتحريم المدينة عليه، وقتله المؤمن وإحيائه
- 22باب في الدجال وهو أهون على الله ﷿
- 23باب في خروج الدجال ومكثه في الأرض، ونزول عيسى وقتله إياه، وذهاب أهل الخير والإيمان، وبقاء شرار الناس وعبادتهم الأوثان، والنفخ في الصور، وبعث من في القبور
- 24باب قصة الجساسة
- 25باب في بقية من أحاديث الدجال
- 26باب فضل العبادة في الهرج
- 27باب قرب الساعة
- 28باب ما بين النفختين
(54) Kitâb: Fitneler ve Kıyâmet Alâmetleri
باب اقتران الفتن، وفتح ردم يأجوج ومأجوج
{m-1} Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile Saîd b. Amr El-Eş'asî, Züheyr b. Harb ve İbni Ebî Ömer rivayet ettiler. (Dedilerki); Bize Süfyan, Zührî'den bu isnadla rivayet etti. Bu râviler Süfyan'dan gelen isnadda ziyâde yaparak şöyle dediler: Zeyneb binti Ümmü Seleme'dcn, o da Habibe'den, o da Ümmü Habibe'den, o da Zeyneb binti Cahş'dan.»
Bana Harmele b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Vehb haber verdi. (Dediki): Bana Yûnus, İbni Şihab'dan naklen haber verdi. (Demişki): Bana Urve b. Zübeyr haber verdi. Ona da Zeyneb binti Ebî Seleme haber vermiş. Ona da Ümmü Habibe binti Ebî Süfyan haber vermişki, Nebi (Sallallahu Aleyhı ve Sellem)'in zevcesi Zeyneb binti Cahş şöyle demiş: Bir gün Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) korkarak yüzü kızarmış olduğu halde dışarı çıktı: «Allah'dan başka İlâh yoktur! Yaklaşan şer'den vay Arab'ın haline! Bugün Ye'cuc Me'cuc seddinden şunun kadarı açıldı.» diyordu. Râvî baş parmağı ile ondan sonra gelen parmağı halka yapmıştır. Zeyneb demiş ki: Ben: Yâ Resûlallah! Aramızda suleha varken biz helak mı olacağız? dedim. «Evet! Fısku fücur çoğaldığı vakit!» buyurdular
{m-2} Bana Abdul-Melik b. Şuayb b. Leys de rivayet etti. (Dediki): Bana babam dedemden rivayet etti. Demişki): Bana UkayI b. Hâlid rivayet etti. H. Bize Amru'n-Nâkıd dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Ya'kub b. İbrahim b. Sa'd rivayet etti. (Dediki): Bize babam Sâlih'den rivayet etti. Her iki râvî İbni Şihab'dan, Yûnus'un, Zührî'den onun isnadıyla rivayet ettiği hadîs gibi rivayette bulunmuşlardır. İZAH 2881 DE
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Ahmed b. İshak rivayet etti. (Dediki): Bize Vüheyb rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. Tavus, babasından, o da Ebû Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti. «Bugün Ye'cuc Me'cuc seddinden şu kadar bir yer açıldı.» buyurmuşlar. Vüheyb eliyle doksan düğümü yapmış
باب الخسف بالجيش الذي يؤم البيت
Bize Kuteybe b. Saîd ile Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ve İshak b. İbrahim rivayet ettiler. Lâfız Kuteybe'nindİr. (İshak: Ahberana; ötekiler : Haddesenâ tâbirlerini kullandılar. Dedilerki): Bize Cerir, Abdû'l-Aziz b. Rufey'den, 0 da Ubeydullah b. Kıptiyyeden naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Ben de beraberlerinde olduğum halde Haris b. Ebî Rabîa ile Abdullah b. Safvan Ümmü'l-Mü'minin, Ümmü Seleme'nin yanıma girdiler de ona batırılacak olan orduyu sordular. Bu mesele İbni Zübeyr'in hilâfeti günlerindeydi. Ümmü Seleme şunu söyledi: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Selllem): «Kâ'be'ye biri sığınacak ve kendisine bir ordu gönderilecek. Bunlar yerin bir çölünde iken yere batırılacaklardır.» buyurdu. Ben; — Yâ Resûlallah! O halde zorla götürülenin hâli ne olacak? dedim. «Onlarla beraber o da batırılacak. Lâkin o kıyamet gününde niyetine göre diriltilecekierdir.» buyurdular. Ebû Ca'fer: «Bu çöl Medine'nin çölüdür.» demiş
Bize bu hadîsi Ahmed b. Yûnus rivayet etti. (Dediki): Bize Züheyr rivayet etti. (Dediki): Bize Abdû'l-Aziz b. Rufey' bu isnadla rivayet etti. Onun hadîsinde şu da vardır : «Dediki, bunun üzerine ben Ebû Ca'feı'e rastlayarak Ümmü Seleme ancak yerden bir çöl olduğunu söyledi, dedim. Ebû Ca'fer: Asla! Vallahi o Medine'nin çölü'dür, dedi.» İZAH 2884 TE
Bize Amru'n-Nâkıd ile İbni Ebî Ömer rivayet ettiler. Lafız Amr'mdu-. (Dedilerki): Bize Süfyan b. Uyeyne, Umeyye b. Safvan'dan rivayet etti. O da dedesi Abdullah b. Safvan'ı şöyle derken işitmiş. Bana Hafsa haber verdi. ki: Kendisi Nebi Sallallahu Aleyhi ve Selem’i: «Bu beyte bir ordu gaza etmek için mutlaka kastedecektir. Fakat yerin bir çölüne vardıkları zaman ortada bulunanları batırılacak, Öndekileri sondakilerine haykıracaklar, sonra onlarla batırılacaklar. Ve onlardan haber veren serseriden başka kimse kalmayacaktır.» buyururken işitmiş: Bunun üzerine bir adam : — Sana şâhid olurum ki: Hafsa'nın üzerinden yalan söylemedin, Hafsa'ya da şâhid olurum ki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in üzerinden yalan söylememiştir, dedi
Bana Muhammed b. Hâtim b. Meymûn da rivayet etti. (Dediki); Bize Velid b. Salih rivayet etti. (Dediki): Bize Ubeydullah b. Amr rivayet etti. (Dediki): Bize Zeyd b. Ebî Üneyse, Abdü'l-Melîk El-Amirî'den, o da Yûsuf b. Mâhek'den naklen rivayet etti, (Demişki): Bana Abdullah b. Safvân, Ümmü'l-Mü'mininden naklen haber verdiki: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den kâbe'yi kastederek: «Bu beyte kuvveti, sayısı ve hazırlığı olmayan bir kavim sığınacaktır. Kendilerine bir ordu gönderilecek, fakat bunlar yerin bîr çölüne vardıklarında batırılacaklardır.» buyurmuşlar. Yûsuf demiş ki: Şamlılar o gün Mekke'ye yürüyorlardı. Bunun üzerine Abdullah b. Safvan : Beri bak! Vallahi o bu ordu değildi, dedi. Zeyd şöyle demiş: Bana Abdûl-Melik Eî-Âmirî de Abdurrahman b. Sâbit'den, o da Haris b. Ebî Rabîa'dan, o da Ümmü'l-Mü'mininden naklen Yûsuf b. ıMâhek'in hadîsi gibi rivayette bulundu. Yalnız o bu hadisde Abdullah b. Safvan'ın söylediği orduyu anmadı. İZAH 2884 TE
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Yûnus b. Muhammed rivayet etti. (Dediki): Bize Kaâsım b. Fadl El-Huddânî, Muhammed b. Ziyad'dan, o da Abdullah b. Zübeyr'den, naklen rivayet ettiki: Âişe şöyle demiş: Resûlullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem) uykusu esnasında kıpırdadı. Biz : — Yâ Resûlallah! Uykun arasında bir şey yaptın ki, evvelce bunu yapmazdın, dedik. Bunun üzerine: «Şaşacak şey! Hakikaten ümmetimden bazı kimseler beyt'e sığınmış, Kureyş'den bir adam için beyte kastediyorlar. Fakat çöl'e vardıklarında yere batırılacaklar!» buyurdu. Biz: —« Yâ Resûlallah! Şüphesiz ki, yol bazan (muhtelif) insanları biraraya toplar, dedik. «Evet! Onların içinde kasıtlısı, mecburu ve yolcusu vardır. Bunlar bir helâkla helak olurlar. Muhtelif yerlerden çıkarlar. Allah onları niyetlerine göre diriltir.» buyurdular
باب نزول الفتن كمواقع القطر
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile Amr'un-Nâkid, İshâk b. İbrahim ve İbni Ebî Ömer rivayet ettiler. Lâfız İbni Ebî Şeybe'nindir. (İshak: Ahberana, ötekiler: Haddesena tâbirlerini kullandılar. Dedilerki): Bize Süfyan b. Uyeyne, Zührî'den, o da Urve'den, o da Usâme'den naklen rivayet ettikî: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Medine'nin kal'alarından biri üzerine çıkmış. Sonra şöyle buyurmuş : «Benîm gördüğümü görüyor musunuz? Ben sizin evlerinizin arasında fitnelerin yerlerini yağmur yerleri gibi görüyorum.»
{m-9} Bize Abd b. Humeyd de rivayet etti. (Dediki): Bize Abdürrezzâk haber verdi, (Dediki): Bize Ma'mer, Zührî'den naklen bu isnadla bu hadîsin mislini haber verdi. İZAH 2887 DE
Bana Amru'n-Nâkıd ile Hasen El-Hulvanî ve Abd b. Humeyd rivayet ettiler. (Abd : Ahberanî, ötekiler: Haddesena tâbirlerini kullandılar. Dedilerki): Bize Ya'kub (bu zât ibni İbrahim b. Sa'd'dır.) rivayet etti. (Dediki): Bize babam Sâlih'den, o da İbni Şihab'dan naklen rivayet etti. (Demişki): Bana ibni Müseyyeb ile Ebû Seleme b. Abdirrahman rivayet ettilerki: Ebû Hureyre şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Bir tak:m fitneler olacaktır. O fitnelerde oturan, ayakta duran'dan; ayakta duran, yürüyenden; yürüyen, koşandan daha hayırlıdır. Kim o fitnelerin başında dikilİrse, fitneler onu yıkar. Her kim o fitneler zamanında sığınacak bir yer bulursa, hemen oraya çekilsin.» buyurdular
Bize Amru'n-Nâkıd ile Hasen £l-Hulvânî ve Abd b. Humeyd rivayet ettiler. (Abd : Ahberanî; ötekiler: Haddesena tâbirlerini kullandılar. Dedilerki): Bize Ya'kub rivayet etti. (Dediki): Bize babam Sâlih'den, o da ibni Şihab'dan naklen rivayet etti. (Demişki): Bana Ebû Bekr b. Abdirrahman, Abdurrahman b. Muti' b. Esved'den, o da Nevfel b. Muâviye'den naklen Ebû Hureyre'nin şu hadîsi gibi rivayette bulundü. Şu kadar var ki, Ebû Bekr : «Namazlardan bir namaz vardır. Bu namazın kim vaktini geçirirse, sanki ailesi ve malı tek bırakılmış gibi olur.» ifâdesini ziyâde etmiştir
Bana İshak b. Mansûr rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Dâvud Et-Tayâlîsî haber verdi. (Dediki): Bize İbrahim b. Sa'd, babasından, o da Ebû Seleme'den, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Bir fitne olacaktır. O fitnede uyuyan uyanıktan daha hayırlı, uyanık ayakta durandan, ayakta duran da koşandan daha hayırlıdır. Her kim bir sığınak yahut korunacak yer bulursa, hemen sığınsın.» buyurdular. İZAH 2887 DE
Bana Ebû Kâmil Fudayl b. Hüseyin El-Cahderî rivayet etti. (Dediki): Bize Hammad b. Yezîd rivayet etti. (Dediki): Bize Osman, Eş-Şahhâm rivayet etti, (Dediki): Ben ve Ferkad Es-Sebahî, Müslim b. Ebî Bekra'ye gittik. Kendisi evinde idi. Yanına girdik ve : — Babanı fitneler hakkında bir hadîs rivayet ederken işittin mi? diye sorduk. Şu cevâbı verdi: — Evet! Ebû Bekre'yi hadîs rivayet ederken dinledim. (Dediki): Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdular: «Mesele şu ki, bir takım fitneler olacaktır. Dikkaî edin! Sonra bir fitne çıkacak. O fitnede oturan yürüyenden daha hayırlı, yürüyen fitneye koşandan daha hayırlıdır. Dikkat edin ki, fitne indiği veya olduğu vakit kimin develeri varsa hemen develerinin başına gitsin. Kimin koyunu varsa koyunlarının başına gitsin. Ve kimin yeri varsa yerinin başına gitsin!» Bunun üzerine bir adam: — Yâ Resûlallah! Devesi, koyunu ve yeri olmayan hakkında ne buyurursun? dedi. «Kılıcını alır, onun keskin tarafına taşla vurur. Sonra kurtulmaya gücü yeterse kurtulsunl Allahım! Tebliğ ettim mi? Allahım! Tebliğ ettim mi? Allahım! Tebliğ eîîim mi?» dedi. Yine bir adam: — Yâ Resûlallah! Mecbur edilir de iki saftan birine yahut iki fırkadan birine götürülürsem ve beni bir adam kılıcı ile vurur, yahut bir ok gelerek beni öldürürse ne buyurursun? dedi. «Hem kendi günahını hem senin günahını yüklenir ve cehennemliklerden olur.» buyurdular
{m-13} Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ile Ebû Kureyb de rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Veki' rivayet etti. H. Bana Muhammet! b. Müsennâ dahi rivayet etti. (Dediki): Bana İbni Ebî Adiy rivayet etti. Her iki râvî Osman Eş-Şahham'dan bu isnadla rivayet etmişlerdir. İbni Ebî Adiyy'in hadîsi sonuna kadar Hammad'ın hadîsi gibidir. Veki'în hadîsi ise: «Kurtulmaya gücü yeterse...» cümlesinde biter. Sonunu anmamıştır
باب إذا تواجه المسلمان بسيفيهما
Bana Ebû Kâmil Fudayl b. Hüseyn El-Cahderi rivayet etti. (Dediki): Bize Hammad b, Zeyd, Eyyûb ile Yûnus'dan, onlar da Hasan'dan, o da Ahnef b. Kays'dan naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Şu adamı kastederek yola çıktım. Bana Ebû Bekre tesadüf etti. Ve : — Nereye gitmek istiyorsun yâ Ahnef! dedi. Ali'yi kasdederek: — Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in amcası oğlu Nasra gitmek istiyorum, dedim. Bana : — Yâ Ahnef. Dön! Çünkü ben Resulullah fSallallahu Aleyhi ve Sellem): «İki müslüman kılıçlarıyla yüz yüze gelirlerse, katil de, maktul de cehennemdedir.» buyururken işittim, dedi. Ben: — Yahut yâ Resûlallah! Haydi katil böyle, ya maktule ne oluyor? denildi, dedim. «O gerçekten arkadaşını öldürmek istedi.» dedi
Bize bu hadîsi Ahmed b. Abdete'd-Dabbî de rivayet etti. (Dediki): Bize Hammad, Eyyub ile Yûnus'dan ve Mualla b. Ziyad'dan, onlar da Hasan'dan, o da Ahnef b. Kays'dan, o da Ebû Bekre'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «İki müslüman kılıçlarıyla karşılaşırlarsa, katil de, maktul de Cehennemdedir.» buyurdular
{m-15} Bann Haccâc b. Şâir de rivayet etti. (Dediki): Bize Abdûrrezzâk kitabından rivayet etti. (Dediki): Bize Ma'mer, Eyyûb'dan naklen bu isnadla Ebû Kânıil'in, Hammad'dan rivayet ettiği hadîsin mislini sonuna kadar haber verdi
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dediki): lîize Gunder, Şu'be'den rivayet etti. H. Bize Muhammed b. Müsennâ ile ibni Beşşâr dahi rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be Mansur'dan, o da Rib'i b. Hiraş'dan, o da Ebû Bekra'dan, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti. (Şöyle buyurmuşlar) : «İki müsîümandan biri din kardeşine silâh çekerse, bunların ikisi de cehennemin kenarındadırlar. Biri diğerini öldürürse, ona hep birden girerler.» İZAH BİR SONRAKİ (157 3 DEVAM) SAYFADA Bulamıyacaksanız buraya tıklayın
Bize Muhammed b. Râfi' de rivayet etti. (Dediki): Bize Abdürrezzâk rivayet etti. (Dediki): Bize Ma'mer, Hemmâm b. Münebbih'den rivayet etti. Hemmam: Ebû Hureyre'nin, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den bize rivayet ettikleri şunlardır diyerek bir takım hadîsler zikretmiştir. Onlardan biri de şudur: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «İki büyük fırka çarpışarak aralarında büyük bir harb olmadıkça kıyamet kopmayacaktır. Halbuki bunların davaları birdir.» buyurdular
Bize Kuteybe b. Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Ya'kub (yâni; İbni Abdirrahman) Süheyl'den, o da babasından, 0 da Ebû Hureyre'den naklen rivayet ettiki, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) «Here çoğalmadıkça kıyamet kopmayacaktır.» buyurmuş. Ashab : — Here nedir ya Resûlallah? diye sormuşlar. «Katildir, katil!» buyurmuşlar
باب هلاك هذه الأمة بعضهم ببعض
Bize Ebû'r-Rabî El-Atekî ile Kuteybe b. Saîd ikisi birdeiı Hamnıad b. Zeyd'den rivayet ettiler. Lâfız Kuteybe'nindir. (Dediki); Bize Hammad, Eyyub'dan, o da Ebû Kılâbe'den, o da Ebû Esma'dan, o da Sevban'dan naklen rivayet etti. (Demişki): Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdular : «Gerçekten Allah bana yeri topladı da, onun doğusunu batısını gördüm. Hiç şüphe yok ki, ümmetim bana toplanan yerlerin mülküne ulaşacaktır. Bana kırmızı ve beyaz iki define de verildi. Ben Rabbimden ümmetim için onu kıtlık senesiyle helak etmemesini diledim. Bir de onların üzerine kendilerinden başka bir düşman musallat edip de onların köküne kibrit suyu damlatmamasını istedim. Rabbim : — Yâ Muhammed! Ben bir hüküm verirsem, o geri çevrilmez. Ben ümmetin için sana onları umumî kıtlıkla helak etmeyeceğime ve üzerlerine kendilerinden başka olup, köklerine kibrit suyu damlatacak bir düşman musallat etmeyeceğime söz verdim. Velev ki, üzerlerine yerin her tarafındakiler —yahut yerin memleketleri arasındakiler demiştir— toplanmış o şunlar. Tâ ki, birbirlerini helak edip, birbirlerini esir alıncaya kadar buyurdu
{m-19} Bana Züheyr b. Harb ile İshak b. İbrahim, Muhammed b. Müsennâ ve İbni Beşşar da rivayet ettiler. (İshak: Ahberana; ötekiler: Haddesena tâbirlerini kullandılar. Dedilerki): Bize Muâz b. Hişam rivayet etti. (Dediki): Bana babam, Katâde'den, o da Ebû Kılâbe'dcn, o da Ebû Esma' er-Rahabf den, o da Sevban'dan naklen rivayet ettiki: Nebiyyullah (Sallellahu Aleyhi ve Sellem) : «Gerçekten Allah Teâlâ benim için yerin topladı. Hatta doğusunu, batısını gördüm. Bana iki defineyi (yâni; kırmızıyla beyazı da verdi)...«buyurmuşlar. Sonra râvi, Eyyûb'un Ebî Kılâbe'den rivayet ettiği hadîs gibi anlatmıştir. İZAH 2890 DA
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. Numeyr rivayet etti. H. Bize İbni Numeyr de rivayet etti. Lâfız onundur. (Dediki): Bize babam rivayet etti. (Dediki): Bize Osman b. Hakim rivayet etti. (Dediki): Bana Âmir b. Sa'd babasından naklen haber verdiki: (Şöyle demiş): Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir gün yayladan geldi. Benî Muaviye'nin mescidine uğradığı vakit, İçeri girerek, orada iki rek'at namaz kıldı. Onunla birlikte biz de kıldık ve Rabbine uzun uzun dua etti. Sonra bize döndü de Resûlullah (Sallallahu Aleyhl ve Sellem) şöyle buyurdu: «Rabbimden üç şey istedim. Bana ikisini verdi. Birini vermedi. Rabbimden ümmetimi açlıkla helak etmemesini istedim, onu bana verdi. Ondan ümmetimi suda boğmakla helâk etmemesini diledim, bunu da verdi. Felâketlerini kendi aralarında vermemesini diledim. Bunu bana vermedi.»
Bize bu hadîsi İbni Ebi Ömer de rivayet etti. (Dediki): Bize Mervân b. Muâviye rivayet etti. (Dediki): Bize Osman b. Hakim EI-Ensârî rivayet etti. (Dediki): Bana Âmir b. Sa'd, babasından naklen haber verdi ki, babası Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'Ie birlikte ashabından bir taife içinde gelmiş. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Benî Muaviye'nin mescidine uğramış... Râvi ibni Numeyr'in hadîsi gibi rivayette bulunmuştur
باب إخبار النبي ﷺ فيما يكون إلى قيام الساعة
Bana Harmele b. Yahya Et-Tücîbî rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Vehb haber verdi. (Dediki): Bana Yûnus, İbni Şihab'dan naklen haber verdiki : Ebû İdris El-Havlânî şöyle diyormuş. Huzeyfe b. Yeman dedi ki: — Vallahi ben kendimle kıyamet arasında vuku bulacak her fitneyi insanların en iyi bileniyim. Ben de Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in bu hususta bana gizlice bildirdiği, benden başka hiç bir kimseye söylemediği bir sırdan başka bir şey yoktur. Lâkin Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) benim de bulunduğum bir mecliste fitnelerden bahsederken söyledi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) fitneleri sayarken şöyle buyurdular : «Onlardan üç tanesi hemen hemen hiç bir şey bırakmayacaklardır. Onlardan yaz rüzgârları gibi bir takım fitneler vardır ki, bazıları küçük, bazıları büyüktürler.» Huzeyfe bu cemaatın benden gayri hepsi gitmiştir, demiş
Bize Osman b. Ebî Şeybe ile İshâk b. İbrahim de rivayet eltiler. Osman : Haddescna; İshak ise : Ahberanâ tâbirlerini kullandılar. (Dedilerki): Bize Cerir, A'meş'den, o da Şakık'den, o da Huzeyfe'den naklen haber verdi. Huzeyfe şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) aramızda öyle bir kalkış kalktı ki, o kalkışında kıyamete kadar olacak şeylerden söylemedik bir şey bırakmadı. Bunları belleyen belledi, unutan unuttu. Bunları benim şu arkadaşlarım bilir. Caiz ki ben bunlardan bir şey unutmuş olurum da, arkadaşımı görür hatırlarım. Nasıl ki, bir adam birinden ayrıldığı vakit, onun yüzünü hatırlar, sonra gördüğünde onu tanır
{M-23} Bize bu hadîsi Ebû Bekir b. Ebî Şeybe de rivayet etti, (Dediki): Bize Veki', Süfyan'dan, o da A'meş'den naklen bu isnadla: «Onları unutan unuttu...» cümlesine kadar rivayet etti. Sonrasını anmadı
Bize Muhammed b. Beşşâr dahi rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be rivâyeİ etti. H. Bana Ebû Bekir b. Nâfi* de rivayet etti. (Dediki): Bize Gunder rivâyet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Adiy b. Sâbit'den, o da Abdullah b. Yezîd'den, o da Huzeyfe'den naklen rivayet etti ki, şöyle demiş: Bana Resûluîlah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kıyamet kopuncaya kadar olacak her şeyi haber verdi. Bunlardan hiç bir şey yoktur ki, ona sormuş olmayayım Yalnız ona Medînelileri Medine'den ne çıkaracak? diye sormadım
{M-24} Bize Muhammed b. Müsennâ rivayet etti. (Dediki): Bana Vehb b. Cerir rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be bu isnadla bu hadîsin mislini haber verdi. İZAH 2892 DE
Bana Ya'kub b. İbrahim Ed-Devrakî ile Haccâc b. Şâir hep birden Ebû Âsım'dan rivayet ettiler. Haccac dediki: Bize Ebû Âsim rivayet etti. (Dediki): Bize Azra b. Sâbit haber verdi. (Dediki): Bize İlba b Ahmer haber verdi. (Dedikî): Bana Ebû Zeyd (yâni; Amr b. Ahtab) rivayet etti. (Dediki): ResûIullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize sabah namazını kıldırdı ve minbere çıkarak tâ öğle vakti gelinceye kadar bize hutbe okudu. Müteakiben inerek namazı kıldırdı. Sonra (yine) minbere çıktı ve bize ikindi vakti gelinceye kadar hutbe okudu. Sonra inerek namazı kıldırdı. Sonra tekrar minbere çıktı ve bize güneş kavuşuncaya kadar hutbe okudu. Artık bize olmuş ve olacak her şeyi haber verdi. Bunları en iyi bilenimiz, en belleyişli olammızdır
باب في الفتنة التي تموج كموج البحر
Bize Muhammed b. Abdillah b. Numeyr ile Muhammed b. Alâ' Ebû Kureyb hep birden Ebû Muaviye'den rivayet ettiler. ibni Alâ' dediki: Bize Ebû Muâviye rivayet etti. (Dediki): Bize A'meş Şakîk'dan, o da Huzeyfe'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Ömer'in yanında idik: — Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in fitne hakkındaki hadîsini hanginiz söylediği gibi ezberinde tutuyor? dedi. — Ben! dedim, — Sen hakikaten cür'etkârsın, nasıl buyurdu? dedi. Ben : — ResûluIlah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken işittim, dedim: «Bir adamın fitnesi ailesiyle malında, kendinde, çocuklarında ve komşusundadır. Ona oruç, namaz, sadaka, İyiliği emir ve kötülükten nehiy keffâret olur.» Bunun üzerine Ömer: — Ben bunu kastetmiyorum. Benîm muradım ancak deniz dalgası gibi dalgalanacak olandır, dedi. Ben : — Bundan sana ne, Ya Emire'l-Mu'minin! Şüphesiz seninle onun arasında kapalı bir kapı var, dedim. — Bu kapı kırılacak mı, yoksa açılacak mı? dedi. — Hayır! Bilâkis kırılacak, dedim. — Bu ebediyyen kapanmamaktan daha münasibdir, dedi. Şakîk diyor ki: Bunun üzerine biz Huzeyfe'ye ; Ömer hu kapının kim olduğunu biliyor muydu? dîye sorduk. — Evet! Yarından önce bu akşam geldiğini bildiği gibi! Ben ona saçma değil, hadîs söyledim, cevâbını verdi. Şakîk demiş ki : Artık biz Huzeyfe'ye bu kapının kim olduğunu sormaktan çekindik, de Mesrûk'a: Ona sen sor dedik. Mesrûk da sordu. Huzeyfe: — Ömer'dir! cevâbını verdi
Bize bu hadîsi Ebu Bekr b. Ebî Şeybe ile Ebû Saîd El-Eşec de rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Vcki' rivayet etti. H. Bize Osman b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Cerir rivayet etti. H. Bize İshak b. İbrahim dahi rivayet etti. (Dediki): Bize İsa b. Yûnus haber verdi. H. Bize İbni Ebî Ömer de rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya b. İsâ rivayet etti. Bu râvilerin hepsi A'meş'den bu isnadla Ebû Muâviye'nin hadîsi gibi rivayette bulunmuşlardır. İsa'nın A'meş'den, onun da Şakîk'dan rivayet ettiği hadîsde: «Huzeyfe'yi şöyle derken işittim, dedi.» ibaresi vardır
{M-27} Bize İbni Ebî Ömer …. Senedi ile Ömer r.a.’den Huzeyfe r.a. vasıtasıyla hadisin benzeri bir rivayet edildi. Bu sayfa bir devam sayfasıdır o nedenle izahatı yok, ancak yine de başlangıç sayfanın izahatını görmek için buraya tıklayın
Bize Muhammed b. Müsennâ ile Muhammed b. Hatim de rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Muâz b. Muâz rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Avn Muhammed'den rivayet etti. (Demişki): Cündeb şunu söyledi: Cerea günü (oraya) geldim. Bir de baktım bir adam oturuyor. — Burada bugün mutlaka kan dökülecektir, dedim. O adam : — Asla vallahi! dedi. Ben : — Bilâkis hay hay vallahi! dedim. O : — Asla vallahi! dedi. Ben : — Bilâkis hay hay vallahi! dedim. O : — Asla vallahi- Bu Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in bana söylediği bîr hadîsidir, dedi. Ben : — Bugünden beri sen ne kötü arkadaşsın. İşitiyorsun ki, sana muhalefet ediyorum. Madem ki, bunu Resülullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den işittin. Beni niye nehyetmiyorsun, dedim. Sonra: Bu kızmak niye? dedim ve ona dönerek sordum. Ne göreyim. O adam Huzeyfe imiş
باب لا تقوم الساعة حتى يحسر الفرات عن جبل من ذهب
Bize Kuteybe b. Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Ya'kub (Yani Abdirrahman El-Kaârî) Süheyl'den, o da babasından, o da Ebu Hureyre'den naklen rivayet ettiki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): Fırat nehri altın bîr dağ üzerinden açılmadıkça kıyamet kopmayacaktır. İnsanlar onun için harb edecek ve her yüz kişiden doksan dokuzu öldürülecek onlardan her adam, keşke kurtulan ben olsaydım, diyecektir.»
{m-29} Bana Ümeyye b. Bistâm da rivayet etti. (Dediki): Bize Yezîd b. Zürey’ rivayet etti. (Dediki): Bize Ravh, Süheyl'den, bu isnadla hadîsin benzerini rivayet etti. O şunu da ziyâde eyledi: «Babam: Onu görürsen sakın yaklaşma, dedi.»
Bize Ebû Mes'ûd Sehl b. Osman rivayet etti. (Dediki): Bize Ukbe b. Hâlid Es-Sekûnî, Ubeydullah'dan, o da Hubeyb b. Abdirrahman'dan, o da Hafs b. Âsım'dan, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Fırat'ın altın bir define üzerinden açılması yakındır. İmdi orada kim bulunursa, ondan bir şey almasın.» buyurdular
Bize Sehl b. Osman rivayet etti. (Dediki): Bize Ukbe b. Halid, Ubeydullah'dan, o da Ebu'z-Zinad'dan, o da Abdurrahman El-A'rac' dan, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ; «Fırat'ın altın bir dağ üzerinden açılması yakındır, imdi orada kim bulunursa, ondan bir şey almasın!» buyurdular. İZAH 2895 TE
Bize Ebû Kâmil Fudayl b. Hüseyin ile Ebû Ma'n Er-Rakâşî rivayet ettiler. Lâfız Ebû Ma'n'ındır. (Dedilerki): Bize Hâlid b. Haris rivayet etti. (Dediki): Bize Abdü'I-Hamid b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki): Bana babam Süleyman b. Yesar'dan, o da Abdullah b. Haris b. Nevfel'den naklen haber verdi. (Şöyle demiş): Übey b. Ka'b ile birlikte duruyordum. Ubey: — Dünyalık arama hususunda insanların boğazları muhtelif olmakta devam ediyor, dedi. Ben: — Evet! dedim. Übey dedi ki: Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken işittim: «Fırat nehrinin altın bir dağ üzerinden açılması yakındır. İnsanlar bunu işitince, ona yürüyecekler ve onun yanında bulunan: İnsanların bundan bir şey almasına müsaade edersek, bunun hepsi götürülür, diyecektir. Müteakiben onun için harb edecekler ve her yüz kişiden doksan dokuzu öldürülecektir.» Ebû Kâmil kendi hadîsinde şöyle dedi: «Abdullah dediki: Ben Übey b. Ka'b ile birlikte Hassan kal'asının gölgesinde durdum.»
Bize Ubeyd b. Yaîş ile İshak b. İbrâhim rivayet ettiler. Lâfız Ubeyd'indir. (Dedilerki): Bize Hâlid b. Hâlid'in azatlısı Yahya b. Âdem b. Süleyman rivayet etti. (Dediki): Bize Züheyr, Süheyl b. Ebî Sâlih'den, o da babasından, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «İrak dirhemini ve kafîzini, Şam müddünü, dinarını, Mısır'da Erdeb'i ve dinarını men edecektir. Başladığınız yere döneceksiniz, başladığınız yere döneceksiniz, başladığınız yere döneceksiniz!» buyurdular. Buna Ebû Hureyre'nin eti ve kanı şahittir
باب في فتح قسطنطينية، وخروج الدجال، ونزول عيسى ابن مريم
Bana Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dediki): Bize Mualla b. Mansur rivayet etti. (Dediki): Bize Süleyman b, Bilal rivayet etti. (Dediki): Bize Süheyl babasından, o da Ebu Hureyre'den naklen rivayet etti ki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuşlar: «Romalılar A'mak'a yahut Dabık'a inmedikçe kıyamet kopmayacaktır. Onların karşısına Medine'den o gün yeryüzü halkının en iyilerinden bir ordu çıkacaktır. Askerler saf bağladıkları vakit Romalılar bizimle, bizden esir alınanların arasını serbest bırakın : Onlarla harbedelim, diyecekler. Müslümanlar da: Hayır! Vallahi sizinle din kardeşlerimizin arasını serbest bırakamayız. Cevabını vereceklerdir. Müteakiben onlarla harbedecekler ve üçte biri münhezim olup, Allah ebediyen kendilerine tevbe İlham etmeyecektir. Üçte biri de öldürülecek, Allah indinde şehitlerin en faziletlisi olacaklardır. Üçte biri ise fethedecek, ebediyen fitneye duçar olmayacaklardır. Müteakiben İstanbul fethedilecektir. Gaziler kılıçlarını zeytin ağaçlarına asmış, ganimetleri taksim ederken anîden içlerinde şeytan : Gerçekten Mesih aileleriniz hakkında sizin yerinizi aldı, diye nara atacak. Onlar da çıkacaklardır, bu Batıldır. Şam'a geldikleri vakit ise çıkacaktır. Gaziler harbe hazırlanır, saflarını düzeltirlerken namaz ikame olunacak ve Meryem'in oğlu İsa (Aieyhisselam) İnerek onların yanına gitmek isteyecektir. Allah'ın düşmanı onu gördüğü vakit tuzun suda eridiği gibi eriyecektir. Onu bıraksa kendiliğinden helak olacak, lakin Allah onu yed-i kudretiyle tepeleyerek kanını onlara süngüsünde gösterecektir
باب تقوم الساعة والروم أكثر الناس
Bize Abdû'l-Melik b. Şuayb b. Leys rivayet etti. (Dediki): Bana Abdullah b. Vehb rivayet etti, (Dediki): Bana Leys b, Sa'd haber verdi. (Dediki): Bana Musa b. Uley babasından rivayet etti. (Demişki): Müstevrid EI-Kureşî Amr b. Âs'ın yanında şunu söyledi: Ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i: «Kıyamet Romalılar insanların en çoğu olduğu halde kopacakhr» buyururken işittim. Bunun üzerine Amr ona: Söylediğine dikkat et. dedi. Müstevrid: — Ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den işittiğimi söylüyorum, dedi. Amr: — Sen böyle diyorsun ama onlarda dört haslet vardır : 1- Onlar fitne anında en halim insanlardır. 2- Bir musibetten sonra en çabuk kendine gelenlerdir. 3- Firardan sonra hücuma en yakın onlardır. 4- Yoksul, yetim ve zayıf için insanların en hayırlılarıdırlar. Beşinci olarak güzel bir cemileleri var, onlar kıralların zulmüne en fazla karşı duran insanlardır, dedi
Bana Harmele b. Yahya Et-Tücîbî rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. Vehb rivayet etti. (Dediki): Bana Ebû Şüreyh rivayet etti. Ona da Abdul-Kerim b. Haris rivayet etmişki, Müstevrid EI-Kuraşî şöyle demiş: Ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i: «Kıyamet Romalılar insanların en çoğu olduğu halde kopacaktır.» buyururken işittim. Râvî demişki: Bu, Amr İbni Âs'ın kulağına ulaştı da: — Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'dendir diye söylediğin bildirilen bu hadîsler nedir? dedi. Müstevrid ona : — Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den işittiğimi söyledim, cevabını verdi. Bunun üzerine Amr: — Sen böyle diyorsun ama, onlar fitne anında insanların en halîmi, musibet anında insanların en muslihi, fakirleriyle zayıfları için insanların en hayırlılarıdır, dedi
باب إقبال الروم في كثرة القتل عند خروج الدجال
Bize Ebû Bekr b. Ebi Şeybe ile Ali b. Hucur ikisi bîrden İbni Uleyye'den rivayet etliler. Lâfız İbni Mucur'undur. (Dedilerki): Bize İsmail b. İbrahim, Eyyub'dan, o da Humeyd b. Hilâl'den, o da Ebû Katadele'l-Adevî'den, o da Kuseyr b. Câbir'dcn naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Kûfe'de kızıl bir rüzgar esti. Derken işi gücü sâdece ya Abdellah b. Mes'ud kıyamet yeldi demek olan bir adam geldi, bunun üzerine Abdullah oturdu, dayanmıştı ve şunu söyledi : — Miras taksim edilmez olmadıkça ganimetle ferahlanma bulunmadıkça kıyamet kopmaz, dedi. Sonra eliyle şöyle yaptı (eliyle Şam tarafına doğru işaret etti) da dediki: Düşman ehl-i İslâm için (ordu) topluyor. Ben : — Romalıları mı kastediyorsun? dedim. — Evet! İşte o harbinizde şiddetli bir hücum olacak. Müslümanlar ölüm için bir öncü fırka kuracak. Öyle ki, gâlib olmadıkça geri dönmeyecek, tâ gece aralarına girinceye kadar çarpışacaklar, nihayet onlar da, înmlar da dönecek, hiç bir taraf gâlib gelmeyecek, öncü fırka bitecektir. Sonra müslümanlar tekrar ölüm için bir öncü fırkası kuracak. Öyle ki, gâîip gelmeden geri dönmeyecek ve tâ gece aralarını ayırıncaya kadar çarpışacaklar. Onlar da, bunlar da geri dönecekdir. Hiç biri galib gelmeyecektir, bu fırka da bitecektir. Sonra müslümanlar ölüm için bir öncü fırkası teşkil edecek, Öyle ki, galip gelmedikçe geri dönmeyecek ve akşama katlar çarpışacaklar. Nihayet onlar da, bunlar da geri dönecek. Hiç biri galib gelmeyecektir. Öncü fırka bitecektir. Dördüncü gün gelince düşmanlara karşı ehl-i İslâm'ın bakıyyesi ilerleyecek, Allah düşmanlar üzerine hezimeti halkedecek ve düşmanları — ya misli görülmeyen yahut misli görülmedik demiştir— bir şekilde tepeleycceklerdir. O derece ki, yanlarından kuş geçecek, onlar ölü olarak yere serilmeden geride bırakmıyacaktır. Bir tabanın oğulları birbirlerini sayacak, yüz kişi oldukları halde onlardan yalnız bir adam kaldığını göreceklerdir. Şu halde hangi ganimete sevinilecek yahut hangi miras taksim edilecektir. Onlar bu halde iken aniden bundan daha büyük bir musibet işitecekler. Kendilerine: Deccal zürriyetiniz hususunda sizin yerinizi aldı, dîye bir yaygaracı gelecek, hemen ellerindeki şeyleri atacaklar ve yola koyulacaklar, öncü olarak on süvari göndereceklerdir. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Selletn): «Ben onların isimlerini, babalarının isimlerini, atlarının renklerini pek âlâ biliyorum. Onlar o gün yeryüzünde en iyi süvarilerdir. Yahut o gün yeryüzünde en iyi süvarilerdendir.» buyurdular. İbni Ebî Şeybe kendi rivayetinde : «Üseyr b. Câbir'den naklen.» dedi
{M-37} Bana Muhammed b. Ubeyd EI-Guberî de rivayet etti. (Dediki): Bize Hammad b. Zeyd, Eyyûb'dan, o da Humeyd b. Hilâl'den, o da Ebû Katâde'den, o da Yuseyr b. Câbir'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): İbni Mes'ud'un yanındaydım, derken bir kızıl rüzgâr esti... Râvî hadîsi yukarki gibi anlatmıştır. Ama İbni Uleyye'nin badîsi daha tamam ve daha doyurucudur
{M-37-2} Bize Şeyban b. Ferrûh da rivayet etti. (Dediki): Bize Süleyman (yâni; İbni Muğîra) rivayet etti. (Dediki): Bize Humeyd (yâni; İbni Hilâl) Ebû Katâde'den, o da Useyr b. Câbir'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Abdullah b. Mes'ud'un evinde idim. Ev doluydu. Derken Kûfe'de kızıl bir rüzgâr esti... Ve râvî ibni Uleyye hadîsi gibi rivayet etmiştir. - Metinlerde hata yok arapça metinlerde de Useyr b. Cabir ve Yuseyr b. Cabir diye geçiyor
باب ما يكون من فتوحات المسلمين قبل الدجال
Bize Kuteybe b. Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Cerir Abdülmelik b. Umeyr'den, o da Câbir b. Semura'dan, o da Nâfi' b. Utbe' den naklen rivayet etti. Nâfi' şöyle demiş: Bir gazada Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellemi'le birlikte idik. Nebi (Sallallahu Aleyhi ye Sellem)'e batı tarafından üzerlerinde yün elbiseler bulunan bir kavim geldi. Ve kendisine bir tepenin yanında tesadüf ettiler. Onlar ayakta Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) oturuyordu. Nefsim bana dediki: Şunlarm yanına git de onlarla Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in arasına dur. Ona bir baskın yapmasınlar! Sonra (kendi kendime) belki onlarla bir sır konuşur, dedim ve yanlarına vararak onlarla Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in arasına durdum. Nâfi' şöyle demiş: Müteakiben ondan dört kelime belledim, bunları elimde sayarım! «Arab yarımadasında gaza edeceksiniz. Allah onu size fethedecektir. Sonra iran'a gaza edeceksiniz. Allah onu sîze fethedecektir. Sonra Romalılarla gaza edeceksiniz. Allah orasını da size fethedecektir. Sonra Deccal'la gaza edeceksiniz. Allah onu da fethedecektir.» buyurdular. Râvî diyor ki: «Bunun üzerine Nâfi': Yâ Câbir! Biz Romalılar fethedilmedikçe Deccal'm çıkacağını zannetmiyoruz, dedi.»