SÜNNETİMİZSÜNNET VE HADİS KÜTÜPHANESİ
Sahih-i Müslim › Kitâb 53 · Cennet, Nîmetleri ve EhliKonum
BÂBLAR — Cennet, Nîmetleri ve Ehli (19)
  1. 1باب إن في الجنة شجرة، يسير الراكب في ظلها مائة عام، لا يقطعها
  2. 2باب إحلال الرضوان على أهل الجنة، فلا يسخط عليهم أبدا
  3. 3باب ترائي أهل الجنة أهل الغرف، كما يرى الكوكب في السماء
  4. 4باب فيمن يود رؤية النبي ﷺ، بأهله وماله
  5. 5باب في سوق الجنة، وما ينالون فيها من النعيم والجمال
  6. 6باب أول زمرة تدخل الجنة على صورة القمر ليلة البدر، وصفاتهم وأزواجهم
  7. 7باب في صفات الجنة وأهلها، وتسبيحهم فيها بكرة وعشيا
  8. 8باب في دوام نعيم أهل الجنة، وقوله تعالى: ﴿ونودوا أن تلكم الجنة أورثتموها بما كنتم تعملون﴾
  9. 9باب في صفة خيام الجنة، وما للمؤمنين فيها من الأهلين
  10. 10باب ما في الدنيا من أنهار الْجَنَّةِ
  11. 11باب يدخل الجنة أقوام، أفئدتهم مثل أفئدة الطير
  12. 12باب في شدة حر نار جهنم، وبعد قعرها، وما تأخذ من المعذبين
  13. 13باب النار يدخلها الجبارون، والجنة يدخلها الضعفاء
  14. 14باب فناء الدنيا، وبيان الحشر يَوْمَ الْقِيَامَةِ
  15. 15باب في صفة يوم القيامة، أعاننا الله على أهوالها
  16. 16باب الصفات التي يعرف بها في الدنيا أهل الجنة وأهل النار
  17. 17باب عرض مقعد الميت من الجنة أو النار عليه، وإثبات عذاب القبر، والتعوذ منه
  18. 18باب إثبات الحساب
  19. 19باب الأمر بحسن الظن بالله تعالى، عند الموت

(53) Kitâb: Cennet, Nîmetleri ve Ehli

كتاب الجنة وصفة نعيمها وأهلها
104 hadis · 104 rivayet · Sayfa 1/3
Sahih-i Müslim 7130Sahih (Müslim'in Sahîh'i)

Bize Abdullah b. Mesleme b. Ka'neb rivayet etti. (Dediki): Bize Hammad b. Seleme, Sabit ile Humeyd'den, onlar da Enes b. Mâlik'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Cennet hoş'a gitmeyen şeylerle sarılmış; cehennem de şehvetlerle sarılmıştır.»; buyurdular. İZAH 2823 TE O HADİS’İN METNİ YOK AMA BU HADİS’İN METNİNİN AYNIDIR

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ بْنِ قَعْنَبٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، عَنْ ثَابِتٍ، وَحُمَيْدٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ حُفَّتِ الْجَنَّةُ بِالْمَكَارِهِ وَحُفَّتِ النَّارُ بِالشَّهَوَاتِ ‏"‏ ‏.‏
Sahih-i Müslim, Kitâb 53 (Cennet, Nîmetleri ve Ehli), Hadis no. 7130
Sahih-i Müslim 7131Sahih (Müslim'in Sahîh'i)

Bana Züheyr b. Harb da rivayet etti. (Dediki): Bize Şebâbe rivayet etti. (Dediki): Bana Verkâa' Ebû'z-Zinad'dan, o da A'rac'dan, o da Ebû Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen bu hadîsin mislini rivayet etti. --Kİ O HADİS 2822 İDİ

وَحَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا شَبَابَةُ، حَدَّثَنِي وَرْقَاءُ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمِثْلِهِ ‏.‏
Sahih-i Müslim, Kitâb 53 (Cennet, Nîmetleri ve Ehli), Hadis no. 7131
Sahih-i Müslim 7132Sahih (Müslim'in Sahîh'i)

Bİze Saîd b. Amr EI-Eş'asî ile Züheyr b. Harb rivayet ettiler. (Züheyr : Haddesena; Said İse: Ahberana tâbirlerini kullandılar. (Dedilerki): Bize Süfyân, Ebû'z-Zinad'dan, o da A'rac'dan, o da Ehû Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen haber verdi. (Şöyle buyurmuşlar) : «Allah (Azze ve Celle): Ben sâlih kullarıma hiç bir gözün görmediği, kulağın işitmediği ve insan kalbinden geçmeyen şeyler hazırladım, buyurdu.» Allah'ın kitabında bunun şahidi : «Hiç bîr nefis onların yaptıklarına karşılık, kendilerine saklanan ferah­feza şeyleri bilemez.» [Secde 17] âyet-i kerîmesidir

حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ عَمْرٍو الأَشْعَثِيُّ، وَزُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، قَالَ زُهَيْرٌ حَدَّثَنَا وَقَالَ، سَعِيدٌ أَخْبَرَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ قَالَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ أَعْدَدْتُ لِعِبَادِيَ الصَّالِحِينَ مَا لاَ عَيْنٌ رَأَتْ وَلاَ أُذُنٌ سَمِعَتْ وَلاَ خَطَرَ عَلَى قَلْبِ بَشَرٍ ‏"‏ ‏.‏ مِصْدَاقُ ذَلِكَ فِي كِتَابِ اللَّهِ ‏{‏ فَلاَ تَعْلَمُ نَفْسٌ مَا أُخْفِيَ لَهُمْ مِنْ قُرَّةِ أَعْيُنٍ جَزَاءً بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ‏}‏
Sahih-i Müslim, Kitâb 53 (Cennet, Nîmetleri ve Ehli), Hadis no. 7132
Sahih-i Müslim 7133Sahih (Müslim'in Sahîh'i)

Bana Harun b. Saîd El-Eylî rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Vehb rivayet etti. (Dediki): Bana Mâlik Ebû'z-Zinad'dan, o da Arac'dan, o da Ebu Hureyre'den naklen rivayet etti ki: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuşlar: «Allah (Azze ve Celle): Ben sâlih kullarıma —size Allah'ın bildirdikleri bir tarafa— zuhru ahiret olmak üzere hiç bir gözün görmediği, kulağın işitmediği ve insan kalbinden geçmeyen şeyler hazırladım, buyurdu.»

حَدَّثَنِي هَارُونُ بْنُ سَعِيدٍ الأَيْلِيُّ، حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، حَدَّثَنَا مَالِكٌ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ قَالَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ أَعْدَدْتُ لِعِبَادِيَ الصَّالِحِينَ مَا لاَ عَيْنٌ رَأَتْ وَلاَ أُذُنٌ سَمِعَتْ وَلاَ خَطَرَ عَلَى قَلْبِ بَشَرٍ ذُخْرًا بَلْهَ مَا أَطْلَعَكُمُ اللَّهُ عَلَيْهِ ‏"‏ ‏.‏
Sahih-i Müslim, Kitâb 53 (Cennet, Nîmetleri ve Ehli), Hadis no. 7133
Sahih-i Müslim 7134Sahih (Müslim'in Sahîh'i)

Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile Ebû Kureyb rivayet ettiler (Dedilerki): Bize Ebû Muâvİye rivayet etti, H. Bize İbni Numeyr de rivayet etti. Lâfız onundur. (Dediki): Bize babam rivayet etti. (Dediki): Bize A'meş, Ebû Sâlih'den, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti. (Demişki): Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdular : «Allah (Azze ve Celle): Ben sâlih kullarıma zahru âhiret olmak üzere — Allah'ın size bildirdikleri bir tarafa— hiç bir gözün görmediği, kulağı işitmediği ve insan kalbinden geçmeyen şeyler hazırladım, buyuruyor.» Sonra: «Hiç bir nefis onlar için saklanan ferah feza şeyleri bilmez.» âyetini okudu. İZAH 2825 DE

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَأَبُو كُرَيْبٍ قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ، نُمَيْرٍ - وَاللَّفْظُ لَهُ - حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ يَقُولُ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ أَعْدَدْتُ لِعِبَادِيَ الصَّالِحِينَ مَا لاَ عَيْنٌ رَأَتْ وَلاَ أُذُنٌ سَمِعَتْ وَلاَ خَطَرَ عَلَى قَلْبِ بَشَرٍ ‏.‏ ذُخْرًا بَلْهَ مَا أَطْلَعَكُمُ اللَّهُ عَلَيْهِ ‏"‏ ‏.‏ ثُمَّ قَرَأَ ‏{‏ فَلاَ تَعْلَمُ نَفْسٌ مَا أُخْفِيَ لَهُمْ مِنْ قُرَّةِ أَعْيُنٍ‏}‏
Sahih-i Müslim, Kitâb 53 (Cennet, Nîmetleri ve Ehli), Hadis no. 7134
Sahih-i Müslim 7135Sahih (Müslim'in Sahîh'i)

Bize Harun b. Ma'ruf ile Harun b. Saîd El-Eyli rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize İbni Vehb rivayet etti. (Dediki): Bana Ebû Sahr rivayet etti. Ona da Ebû Hazim rivayet etmiş. (Demişki): Ben Sehl b. Sa'd Essâidî'yi şöyle derken işittim: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in bir meclisinde bulundum ki, orada cenneti sonuna kadar vasfeyledi. Sonra hadîsinin nihayetinde Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Orada hiç bîr gözün görmediği, kulağın işitmediği ve insan kalbinden geçmeyen şeyler vardır.» buyurdu. Sonra şu âyeti okudu : «Onların yanları yataklardan uzak kalır. (Azabından) Korkarak, (sevabına) tama* ederek Rablerine dua ederler. Kendilerine verdiğimiz rıziklardan da başkalarına infâk ederler. Hiç bir nefis onların yaptıklarına karşılık olarak kendilerine saklanan ferahfeza şeyleri bilemez.» [Secde]

حَدَّثَنَا هَارُونُ بْنُ مَعْرُوفٍ، وَهَارُونُ بْنُ سَعِيدٍ الأَيْلِيُّ، قَالاَ حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، حَدَّثَنِي أَبُو صَخْرٍ، أَنَّ أَبَا حَازِمٍ، حَدَّثَهُ قَالَ سَمِعْتُ سَهْلَ بْنَ سَعْدٍ السَّاعِدِيَّ، يَقُولُ شَهِدْتُ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مَجْلِسًا وَصَفَ فِيهِ الْجَنَّةَ حَتَّى انْتَهَى ثُمَّ قَالَ صلى الله عليه وسلم فِي آخِرِ حَدِيثِهِ ‏"‏ فِيهَا مَا لاَ عَيْنٌ رَأَتْ وَلاَ أُذُنٌ سَمِعَتْ وَلاَ خَطَرَ عَلَى قَلْبِ بَشَرٍ ‏"‏ ‏.‏ ثُمَّ اقْتَرَأَ هَذِهِ الآيَةَ ‏{‏ تَتَجَافَى جُنُوبُهُمْ عَنِ الْمَضَاجِعِ يَدْعُونَ رَبَّهُمْ خَوْفًا وَطَمَعًا وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَ * فَلاَ تَعْلَمُ نَفْسٌ مَا أُخْفِيَ لَهُمْ مِنْ قُرَّةِ أَعْيُنٍ جَزَاءً بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ‏}‏ ‏.‏
Sahih-i Müslim, Kitâb 53 (Cennet, Nîmetleri ve Ehli), Hadis no. 7135
BÂB (1)

باب إن في الجنة شجرة، يسير الراكب في ظلها مائة عام، لا يقطعها

Sahih-i Müslim 7136Sahih (Müslim'in Sahîh'i)

Bize Kuteybe b. Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Leys Saîd b. Ebi Saîd El-Makburî'den, o da babasından, o da Ebû Hureyre'den, o da Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet ettiki, şöyle buyurmuşlar: «Gerçekten cennet'te bîr ağaç vardır. Binek giden onun gölgesinde yüz sene yürür bitiremez.»

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا لَيْثٌ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي سَعِيدٍ الْمَقْبُرِيِّ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَالَ ‏ "‏ إِنَّ فِي الْجَنَّةِ لَشَجَرَةً يَسِيرُ الرَّاكِبُ فِي ظِلِّهَا مِائَةَ سَنَةٍ ‏"‏ ‏.‏
Sahih-i Müslim, Kitâb 53 (Cennet, Nîmetleri ve Ehli), Bâb 1, Hadis no. 7136
Sahih-i Müslim 7137Sahih (Müslim'in Sahîh'i)

Bize Kuteybe b. Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Muğira (yâni; İbni Abdirrahman El-Hizami) Ebû'z-Zinad'dan, o da A'rac'dan, o da Ebû Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen bu hadîsin mislini rivayet etti ve: «Onu bitiremez...» cümlesini ziyâde etti. İZAH 2828 DE

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا الْمُغِيرَةُ، - يَعْنِي ابْنَ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الْحِزَامِيَّ - عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمِثْلِهِ وَزَادَ ‏ "‏ لاَ يَقْطَعُهَا ‏"‏ ‏.‏
Sahih-i Müslim, Kitâb 53 (Cennet, Nîmetleri ve Ehli), Bâb 1, Hadis no. 7137
Sahih-i Müslim 7138Sahih (Müslim'in Sahîh'i)

(Bize İshak b. İbrahim El-HanzaH rivâyet etti. ki): Bize Mahzûmî haber verdi. ki): Bize Vüheyb Ebû Hâzim'den, o da SeM b. Sa'd'dan, o da Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den naklen rivâyet etti. (Şöyle buyurmuşlar): cennette bir ağaç vardır. Binek giden onun gölgesinde yüz sene yürür bitiremez.»

حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الْحَنْظَلِيُّ، أَخْبَرَنَا الْمَخْزُومِيُّ، حَدَّثَنَا وُهَيْبٌ، عَنْ أَبِي، حَازِمٍ عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ إِنَّ فِي الْجَنَّةِ لَشَجَرَةً يَسِيرُ الرَّاكِبُ فِي ظِلِّهَا مِائَةَ عَامٍ لاَ يَقْطَعُهَا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو حَازِمٍ فَحَدَّثْتُ بِهِ النُّعْمَانَ بْنَ أَبِي عَيَّاشٍ الزُّرَقِيَّ، فَقَالَ حَدَّثَنِي أَبُو سَعِيدٍ الْخُدْرِيُّ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ إِنَّ فِي الْجَنَّةِ شَجَرَةً يَسِيرُ الرَّاكِبُ الْجَوَادَ الْمُضَمَّرَ السَّرِيعَ مِائَةَ عَامٍ مَا يَقْطَعُهَا ‏"‏ ‏.‏
Sahih-i Müslim, Kitâb 53 (Cennet, Nîmetleri ve Ehli), Bâb 1, Hadis no. 7138
Sahih-i Müslim 7139Sahih (Müslim'in Sahîh'i)

(Bize İshak b. İbrahim El-HanzaH rivâyet etti. ki): Bize Mahzûmî haber verdi. ki): Bize Vüheyb Ebû Hâzim'den, o da SeM b. Sa'd'dan, o da Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den naklen rivâyet etti. (Şöyle buyurmuşlar): cennette bir ağaç vardır. Binek giden onun gölgesinde yüz sene yürür bitiremez.»

حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الْحَنْظَلِيُّ، أَخْبَرَنَا الْمَخْزُومِيُّ، حَدَّثَنَا وُهَيْبٌ، عَنْ أَبِي، حَازِمٍ عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ إِنَّ فِي الْجَنَّةِ لَشَجَرَةً يَسِيرُ الرَّاكِبُ فِي ظِلِّهَا مِائَةَ عَامٍ لاَ يَقْطَعُهَا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو حَازِمٍ فَحَدَّثْتُ بِهِ النُّعْمَانَ بْنَ أَبِي عَيَّاشٍ الزُّرَقِيَّ، فَقَالَ حَدَّثَنِي أَبُو سَعِيدٍ الْخُدْرِيُّ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ إِنَّ فِي الْجَنَّةِ شَجَرَةً يَسِيرُ الرَّاكِبُ الْجَوَادَ الْمُضَمَّرَ السَّرِيعَ مِائَةَ عَامٍ مَا يَقْطَعُهَا ‏"‏ ‏.‏
Sahih-i Müslim, Kitâb 53 (Cennet, Nîmetleri ve Ehli), Bâb 1, Hadis no. 7139
BÂB (2)

باب إحلال الرضوان على أهل الجنة، فلا يسخط عليهم أبدا

Sahih-i Müslim 7140Sahih (Müslim'in Sahîh'i)

Bize Muhammed b. Abdirrahman b. Selim rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. Mübarek rivayet etti. (Dediki): Bize Mâlîk b. Enes haber verdi. H. Bana Harun b. Saîd El-Eylî de rivayet etti. Lâfız onundur. (Dediki): Bize Abdullah b. Vehb rivayet etti. (Dediki): Bana Mâlîk b. Enes, Zeyd b. Eslem'den, o da Ata' b. Yesar'dan, o da Ebû Saîd-î Hudrî'den naklen rivayet etti ki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuşlar: «Şüphesiz ki, Allah cennetliklere: Ey cennetlikler! diyecek. Onlar da: Sana iki defa icabet ederiz ey Rabbimiz! Seni iki defa tes'îd eyleriz. Hayır senin yed-i kudretindedir, cevabını verecekler. Bunun üzerine : — Razı oldunuz mu? diye soracak. Onlar : — Neden razı olmayacakmışız yâ Rab! Bize mahlukatından hiç birine vermediğini verdin, diyecekler. Teâla Hazretleri : — Size bundan daha kıymetlisini vereyim mi? diyecek. Onlar : — Yâ Rabbi! Bundan daha kıymetli ne olabilir, mukabelesinde bulunacaklar. O da : — Size rıdvanımı helâl kılıyorum, ondan sonra sîze ebediyyon gazab etmem, buyuracaktır.»

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ سَهْمٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، أَخْبَرَنَا مَالِكُ، بْنُ أَنَسٍ ح وَحَدَّثَنِي هَارُونُ بْنُ سَعِيدٍ الأَيْلِيُّ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، حَدَّثَنِي مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ إِنَّ اللَّهَ يَقُولُ لأَهْلِ الْجَنَّةِ يَا أَهْلَ الْجَنَّةِ ‏.‏ فَيَقُولُونَ لَبَّيْكَ رَبَّنَا وَسَعْدَيْكَ وَالْخَيْرُ فِي يَدَيْكَ ‏.‏ فَيَقُولُ هَلْ رَضِيتُمْ فَيَقُولُونَ وَمَا لَنَا لاَ نَرْضَى يَا رَبِّ وَقَدْ أَعْطَيْتَنَا مَا لَمْ تُعْطِ أَحَدًا مِنْ خَلْقِكَ فَيَقُولُ أَلاَ أُعْطِيكُمْ أَفْضَلَ مِنْ ذَلِكَ فَيَقُولُونَ يَا رَبِّ وَأَىُّ شَىْءٍ أَفْضَلُ مِنْ ذَلِكَ فَيَقُولُ أُحِلُّ عَلَيْكُمْ رِضْوَانِي فَلاَ أَسْخَطُ عَلَيْكُمْ بَعْدَهُ أَبَدًا ‏"‏ ‏.‏
Sahih-i Müslim, Kitâb 53 (Cennet, Nîmetleri ve Ehli), Bâb 2, Hadis no. 7140
BÂB (3)

باب ترائي أهل الجنة أهل الغرف، كما يرى الكوكب في السماء

Sahih-i Müslim 7141Sahih (Müslim'in Sahîh'i)

(Bize Kuteybe b. Saîd rivâyet etti. ki): Bize Ya’kub (yani; İbn Abdirrahman El-Kaârî) Ebû Hâzim'den, o da Sehl b. Sa'd'dan naklen rivâyet etti ki, Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): şüphe yok ki, cennetlikler cennette köşkleri sizin semâda yıldızı gördüğünüz gîbi göreceklerdir.» buyurmuşlar

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ، - يَعْنِي ابْنَ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الْقَارِيَّ - عَنْ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ إِنَّ أَهْلَ الْجَنَّةِ لَيَتَرَاءَوْنَ الْغُرْفَةَ فِي الْجَنَّةِ كَمَا تَرَاءَوْنَ الْكَوْكَبَ فِي السَّمَاءِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَحَدَّثْتُ بِذَلِكَ النُّعْمَانَ بْنَ أَبِي عَيَّاشٍ، فَقَالَ سَمِعْتُ أَبَا سَعِيدٍ الْخُدْرِيَّ، يَقُولُ كَمَا تَرَاءَوْنَ الْكَوْكَبَ الدُّرِّيَّ فِي الأُفُقِ الشَّرْقِيِّ أَوِ الْغَرْبِيِّ ‏"‏ ‏.‏
Sahih-i Müslim, Kitâb 53 (Cennet, Nîmetleri ve Ehli), Bâb 3, Hadis no. 7141
Sahih-i Müslim 7142Sahih (Müslim'in Sahîh'i)

(Bize Kuteybe b. Saîd rivâyet etti. ki): Bize Ya’kub (yani; İbn Abdirrahman El-Kaârî) Ebû Hâzim'den, o da Sehl b. Sa'd'dan naklen rivâyet etti ki, Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): şüphe yok ki, cennetlikler cennette köşkleri sizin semâda yıldızı gördüğünüz gîbi göreceklerdir.» buyurmuşlar

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ، - يَعْنِي ابْنَ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الْقَارِيَّ - عَنْ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ إِنَّ أَهْلَ الْجَنَّةِ لَيَتَرَاءَوْنَ الْغُرْفَةَ فِي الْجَنَّةِ كَمَا تَرَاءَوْنَ الْكَوْكَبَ فِي السَّمَاءِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَحَدَّثْتُ بِذَلِكَ النُّعْمَانَ بْنَ أَبِي عَيَّاشٍ، فَقَالَ سَمِعْتُ أَبَا سَعِيدٍ الْخُدْرِيَّ، يَقُولُ كَمَا تَرَاءَوْنَ الْكَوْكَبَ الدُّرِّيَّ فِي الأُفُقِ الشَّرْقِيِّ أَوِ الْغَرْبِيِّ ‏"‏ ‏.‏
Sahih-i Müslim, Kitâb 53 (Cennet, Nîmetleri ve Ehli), Bâb 3, Hadis no. 7142
Sahih-i Müslim 7143Sahih (Müslim'in Sahîh'i)

Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.

حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ جَعْفَرِ بْنِ يَحْيَى بْنِ خَالِدٍ، حَدَّثَنَا مَعْنٌ، حَدَّثَنَا مَالِكٌ، ح وَحَدَّثَنِي هَارُونُ بْنُ سَعِيدٍ الأَيْلِيُّ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ، عَنْ صَفْوَانَ بْنِ سُلَيْمٍ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ إِنَّ أَهْلَ الْجَنَّةِ لَيَتَرَاءَوْنَ أَهْلَ الْغُرَفِ مِنْ فَوْقِهِمْ كَمَا تَتَرَاءَوْنَ الْكَوْكَبَ الدُّرِّيَّ الْغَابِرَ مِنَ الأُفُقِ مِنَ الْمَشْرِقِ أَوِ الْمَغْرِبِ لِتَفَاضُلِ مَا بَيْنَهُمْ ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ تِلْكَ مَنَازِلُ الأَنْبِيَاءِ لاَ يَبْلُغُهَا غَيْرُهُمْ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ بَلَى وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ رِجَالٌ آمَنُوا بِاللَّهِ وَصَدَّقُوا الْمُرْسَلِينَ ‏"‏ ‏.‏
Sahih-i Müslim, Kitâb 53 (Cennet, Nîmetleri ve Ehli), Bâb 3, Hadis no. 7143
BÂB (4)

باب فيمن يود رؤية النبي ﷺ، بأهله وماله

Sahih-i Müslim 7145Sahih (Müslim'in Sahîh'i)

Bize Kuteybe b. Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Ya'kub (yâni; İbni Abdirrahman) Süheyl'den, o da babasından, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti ki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuşlar: «Ümmetimin beni en çok sevenlerinden bazıları, benden sonra gelecek bîr takım İnsanlardır. Bunlardan her biri ailesini ve malını feda ederek beni görmüş olmayı arzu edecektir.»

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ، - يَعْنِي ابْنَ عَبْدِ الرَّحْمَنِ - عَنْ سُهَيْلٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مِنْ أَشَدِّ أُمَّتِي لِي حُبًّا نَاسٌ يَكُونُونَ بَعْدِي يَوَدُّ أَحَدُهُمْ لَوْ رَآنِي بِأَهْلِهِ وَمَالِهِ ‏"‏ ‏.‏
Sahih-i Müslim, Kitâb 53 (Cennet, Nîmetleri ve Ehli), Bâb 4, Hadis no. 7145
BÂB (5)

باب في سوق الجنة، وما ينالون فيها من النعيم والجمال

Sahih-i Müslim 7146Sahih (Müslim'in Sahîh'i)

Bize Ebû Osman Saîd b. Abdil-Cebbar El-Basri rivâyet etti. (Dediki): Bize Hammad b. Seleme, Sâbîl El-Bünânî'den, o da Enes b. Mâlik'den naklen rivayet etti ki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuşlar : «Hakikaten cennette bir çarşı vardır ki, ona her hafta gelirler. Derken şimal rüzgârı eserek yüzlerine ve elbiselerine vurur. Bu suretle güzellik ve cemalleri artar da, ailelerinin yanına güzellik ve cemalleri artmış olarak dönerler. Aileleri kendilerine : — Vallahi bizden ayrılalı güzellik ve cemâliniz artmış, derler. Onlar da: — Vallahi sizin dahi bizim arkamızdan güzellik ve cemâliniz artmiş, derler.»

حَدَّثَنَا أَبُو عُثْمَانَ، سَعِيدُ بْنُ عَبْدِ الْجَبَّارِ الْبَصْرِيُّ حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، عَنْ ثَابِتٍ، الْبُنَانِيِّ عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ إِنَّ فِي الْجَنَّةِ لَسُوقًا يَأْتُونَهَا كُلَّ جُمُعَةٍ فَتَهُبُّ رِيحُ الشَّمَالِ فَتَحْثُو فِي وُجُوهِهِمْ وَثِيَابِهِمْ فَيَزْدَادُونَ حُسْنًا وَجَمَالاً فَيَرْجِعُونَ إِلَى أَهْلِيهِمْ وَقَدِ ازْدَادُوا حُسْنًا وَجَمَالاً فَيَقُولُ لَهُمْ أَهْلُوهُمْ وَاللَّهِ لَقَدِ ازْدَدْتُمْ بَعْدَنَا حُسْنًا وَجَمَالاً ‏.‏ فَيَقُولُونَ وَأَنْتُمْ وَاللَّهِ لَقَدِ ازْدَدْتُمْ بَعْدَنَا حُسْنًا وَجَمَالاً ‏"‏ ‏.‏
Sahih-i Müslim, Kitâb 53 (Cennet, Nîmetleri ve Ehli), Bâb 5, Hadis no. 7146
BÂB (6)

باب أول زمرة تدخل الجنة على صورة القمر ليلة البدر، وصفاتهم وأزواجهم

Sahih-i Müslim 7147Sahih (Müslim'in Sahîh'i)

Bana Amru'n-Nâkid ile Ya'kub b. İbrahim Ed-Devrakî hep birden İbni Uleyye'den rivayet ettiler. Lâfız Ya'kub'undur. (Dedilerki): Bize İsmail b. Uleyye rivayet etti. (Dediki): Bize Eyyub, Muhammed'den naklen haber verdi. (Şöyle demiş): Ashab ya iftihar ettiler yahut müzâkere (de): Cennette erkekler mi daha çok yoksa kadınlar mı (meselesini konuştular) Bunun üzerine Ebû Hureyre: Ebû'l-Kaâsım (Sallallahu AIeyhi ve Sellem) : «Gerçekten cennete ilk girecek zümre Bedir gecesindeki ay suretinde, ondan sonra girecek olanlar gökyüzündeki parlak yıldızların ziyası suretinde olacak. Her bîrine iki zevce verilecek ki, bacaklarının ilikleri etin arkasından görünecek. Cennette bekâr olmayacak.» buyurmadı mı? dedi

حَدَّثَنِي عَمْرٌو النَّاقِدُ، وَيَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الدَّوْرَقِيُّ، جَمِيعًا عَنِ ابْنِ عُلَيَّةَ، - وَاللَّفْظُ لِيَعْقُوبَ - قَالاَ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ ابْنُ عُلَيَّةَ، أَخْبَرَنَا أَيُّوبُ، عَنْ مُحَمَّدٍ، قَالَ إِمَّا تَفَاخَرُوا وَإِمَّا تَذَاكَرُوا الرِّجَالُ فِي الْجَنَّةِ أَكْثَرُ أَمِ النِّسَاءُ فَقَالَ أَبُو هُرَيْرَةَ أَوَلَمْ يَقُلْ أَبُو الْقَاسِمِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِنَّ أَوَّلَ زُمْرَةٍ تَدْخُلُ الْجَنَّةَ عَلَى صُورَةِ الْقَمَرِ لَيْلَةَ الْبَدْرِ وَالَّتِي تَلِيهَا عَلَى أَضْوَإِ كَوْكَبٍ دُرِّيٍّ فِي السَّمَاءِ لِكُلِّ امْرِئٍ مِنْهُمْ زَوْجَتَانِ اثْنَتَانِ يُرَى مُخُّ سُوقِهِمَا مِنْ وَرَاءِ اللَّحْمِ وَمَا فِي الْجَنَّةِ أَعْزَبُ ‏"‏ ‏.‏
Sahih-i Müslim, Kitâb 53 (Cennet, Nîmetleri ve Ehli), Bâb 6, Hadis no. 7147
Sahih-i Müslim 7148Sahih (Müslim'in Sahîh'i)

{M-14} Bize İbni Ebî Ömer rivayet etti, (Dediki): Bize Süfyan, Eyyûb'dan, o da İbni Sîrîn'den naklen rivayet ettir (Şöyle demiş): Erkeklerle kaduılar cennette hangileri daha fazla olacakları hususunda münâkaşa ettiler de Ebû Hureyre'ye sordular. O da şunu söyledi: Ebû'I-Kaâsim buyurdular ki... Râvi İbni Uleyye'nin hadîsi gibi rivayet etmiştir

حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنِ ابْنِ سِيرِينَ، قَالَ اخْتَصَمَ الرِّجَالُ وَالنِّسَاءُ أَيُّهُمْ فِي الْجَنَّةِ أَكْثَرُ فَسَأَلُوا أَبَا هُرَيْرَةَ فَقَالَ قَالَ أَبُو الْقَاسِمِ صلى الله عليه وسلم بِمِثْلِ حَدِيثِ ابْنِ عُلَيَّةَ ‏.‏
Sahih-i Müslim, Kitâb 53 (Cennet, Nîmetleri ve Ehli), Bâb 6, Hadis no. 7148
Sahih-i Müslim 7149Sahih (Müslim'in Sahîh'i)

Bize Kuteybe b. Saîd de rivayet etti. (Dediki): Bize Abdû'l-Vâhid (yâni; İbni Ziyad) Umara b. Ka'kâ'dan rivayet etti. (Demişki): Bize Ebû Zür'a rivayet etti. (Dediki): Ben Ebû Hureyre'yi şöyle derken işittim: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Cennete ilk girecekler...» buyurdu. H. Bize Kuteybe b. Said ile Züheyr b. Harb da rivayet ettiler. Lâfız Kuteybe'nindir. (Dedilerki): Bize Cerîr, Umâra'dan, o da Ebû Zûr'a'dan, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet elti. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ; «Şüphesiz cennete ilk girecek zümre Bedir gecesindeki ay suretinde, onlardan sonra girecekler gökyüzünde en parlak yıldızın ziyası suretinde olacaklar. Büyük, küçük abdest bozmayacaklar, burun atmayacaklar ve tükürmeyeceklerdİr. Tarakları altın, terleri misk, buhurdanlıkları öd ağacı, zevceleri büyük gözlü hurilerdir. Ahlâkları, babaları Âdem suretinde altmış arşm semâya yükselmiş bir adamın ahlâkı olacaktır.» buyurdular

وَحَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ، - يَعْنِي ابْنَ زِيَادٍ - عَنْ عُمَارَةَ بْنِ، الْقَعْقَاعِ حَدَّثَنَا أَبُو زُرْعَةَ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا هُرَيْرَةَ، يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ أَوَّلُ مَنْ يَدْخُلُ الْجَنَّةَ ‏"‏ ‏.‏ ح وَحَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، وَزُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، - وَاللَّفْظُ لِقُتَيْبَةَ - قَالاَ حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ عُمَارَةَ، عَنْ أَبِي زُرْعَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ إِنَّ أَوَّلَ زُمْرَةٍ يَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ عَلَى صُورَةِ الْقَمَرِ لَيْلَةَ الْبَدْرِ وَالَّذِينَ يَلُونَهُمْ عَلَى أَشَدِّ كَوْكَبٍ دُرِّيٍّ فِي السَّمَاءِ إِضَاءَةً لاَ يَبُولُونَ وَلاَ يَتَغَوَّطُونَ وَلاَ يَمْتَخِطُونَ وَلاَ يَتْفُلُونَ أَمْشَاطُهُمُ الذَّهَبُ وَرَشْحُهُمُ الْمِسْكُ وَمَجَامِرُهُمُ الأَلُوَّةُ وَأَزْوَاجُهُمُ الْحُورُ الْعِينُ أَخْلاَقُهُمْ عَلَى خُلُقِ رَجُلٍ وَاحِدٍ عَلَى صُورَةِ أَبِيهِمْ آدَمَ سِتُّونَ ذِرَاعًا فِي السَّمَاءِ ‏"‏ ‏.‏
Sahih-i Müslim, Kitâb 53 (Cennet, Nîmetleri ve Ehli), Bâb 6, Hadis no. 7149
Sahih-i Müslim 7150Sahih (Müslim'in Sahîh'i)

Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile Ebû Kureyb rivayet ettiler. (Dedilerki) : Bize Ebû Muaviye, A'meş'den, o da Ebû Sâlih'den, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Ümmetimden cennete ilk girecek zümre, Bedir gecesindeki ay suretinde, sonra onların ardından girecekler, gökteki en ziyadar yıldız suretinde olacak, bundan sonra onlar menzil sahibi olacaklardır. Büyük ve küçük abdest yapmayacaklar, burun atmayacaklar ve tükürmeyeceklerdir. Onların tarakları altın, buhurdanlıkları öd ağacı, terleri misk, ahlâkları babaları Âdem boyunda altmış arşın uzun bir adamın ahlâkı olacaktır.» buyurdular. İbni Ebî Şeybe: «Bir adamın ahlâkı üzere...» dedi. Ebû Kureyb ise: «Bir adamın hilkati üzere...» dedi. İbni Ebî Şeybe: «Babalarının suretinde...» dedi

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَأَبُو كُرَيْبٍ قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ أَوَّلُ زُمْرَةٍ تَدْخُلُ الْجَنَّةَ مِنْ أُمَّتِي عَلَى صُورَةِ الْقَمَرِ لَيْلَةَ الْبَدْرِ ثُمَّ الَّذِينَ يَلُونَهُمْ عَلَى أَشَدِّ نَجْمٍ فِي السَّمَاءِ إِضَاءَةً ثُمَّ هُمْ بَعْدَ ذَلِكَ مَنَازِلُ لاَ يَتَغَوَّطُونَ وَلاَ يَبُولُونَ وَلاَ يَمْتَخِطُونَ وَلاَ يَبْزُقُونَ أَمْشَاطُهُمُ الذَّهَبُ وَمَجَامِرُهُمُ الأَلُوَّةُ وَرَشْحُهُمُ الْمِسْكُ أَخْلاَقُهُمْ عَلَى خُلُقِ رَجُلٍ وَاحِدٍ عَلَى طُولِ أَبِيهِمْ آدَمَ سِتُّونَ ذِرَاعًا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ ابْنُ أَبِي شَيْبَةَ عَلَى خُلُقِ رَجُلٍ ‏.‏ وَقَالَ أَبُو كُرَيْبٍ عَلَى خَلْقِ رَجُلٍ ‏.‏ وَقَالَ ابْنُ أَبِي شَيْبَةَ عَلَى صُورَةِ أَبِيهِمْ ‏.‏
Sahih-i Müslim, Kitâb 53 (Cennet, Nîmetleri ve Ehli), Bâb 6, Hadis no. 7150
BÂB (7)

باب في صفات الجنة وأهلها، وتسبيحهم فيها بكرة وعشيا

Sahih-i Müslim 7151Sahih (Müslim'in Sahîh'i)

Bize Muhammed b. Rafi' rivayet etti. (Dediki): Bize Abdürrezzak rivayet etti. (Dediki): Bize Ma'mer, Hemmâm b. Münebbih'den rivayet etti. Hemmâm: Bize Ebû Hureyre'nin, Resûlullah (Sallaltâhu Aleyhi ve Sellem) 'den rivayet ettikleri şunlardır, diyerek bir takım hadîsler zikretmiştir. Onlardan biri de şudur: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Cennet'e girecek ilk zümrenin suretleri Bedir gecesindeki ay gibi olacaktır. Orada tükürmeyecekler, burun atmayacaklar ve büyük abdest bozmayacaklardır. Kapları ve tarakları altınla gümüşten, buhurdanlıkları öd ağacından olacaktır. Terleri miskdir. Her birine iki zevce verilecektir ki, gözellikten baldırlarının iliği etin arkasından görülecektir. Aralarında anlaşamamazlik ve küsüşme olmayacaktır. Kalbleri bir kalb olacak, sabah-akşam Allah'a tesbihde bulunacaklardır.» buyurdular

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، حَدَّثَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ هَمَّامِ بْنِ مُنَبِّهٍ، قَالَ هَذَا مَا حَدَّثَنَا أَبُو هُرَيْرَةَ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَذَكَرَ أَحَادِيثَ مِنْهَا وَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ أَوَّلُ زُمْرَةٍ تَلِجُ الْجَنَّةَ صُوَرُهُمْ عَلَى صُورَةِ الْقَمَرِ لَيْلَةَ الْبَدْرِ لاَ يَبْصُقُونَ فِيهَا وَلاَ يَمْتَخِطُونَ وَلاَ يَتَغَوَّطُونَ فِيهَا آنِيَتُهُمْ وَأَمْشَاطُهُمْ مِنَ الذَّهَبِ وَالْفِضَّةِ وَمَجَامِرُهُمْ مِنَ الأَلُوَّةِ وَرَشْحُهُمُ الْمِسْكُ وَلِكُلِّ وَاحِدٍ مِنْهُمْ زَوْجَتَانِ يُرَى مُخُّ سَاقِهِمَا مِنْ وَرَاءِ اللَّحْمِ مِنَ الْحُسْنِ لاَ اخْتِلاَفَ بَيْنَهُمْ وَلاَ تَبَاغُضَ قُلُوبُهُمْ قَلْبٌ وَاحِدٌ يُسَبِّحُونَ اللَّهَ بُكْرَةً وَعَشِيًّا ‏"‏ ‏.‏
Sahih-i Müslim, Kitâb 53 (Cennet, Nîmetleri ve Ehli), Bâb 7, Hadis no. 7151
Sahih-i Müslim 7152Sahih (Müslim'in Sahîh'i)

Bize Osman b. Ebi Şeybe ile İshak b. İbrahim rivayet ettiler. Lâfız Osman'ındır. (Osman: Haddesena; İshak ise: Ahberana tâbirlerini kullandılar. Dedilerki): Bize Cerir, A'meş'den, o da Ebu Süfyan'dan, o da Câbir'den naklen haber verdi. (Şöyle demiş): Ben Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i: «Şüphesiz ki, cennetlikler orada yiyip-içerler, fakat tükürmezler; büyük-küçük abdest bozmazlar ve burun atmazlar.» buyururken işittim. Ashab : — O halde yenilen şey ne olacak? diye sordular. «Geğirmek ve misk sızıntısı gibi ter! Kendilerine nefes ilham olunur gibi tesbih ve tahmid ilham olunur.» buyurdu

حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَإِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، - وَاللَّفْظُ لِعُثْمَانَ - قَالَ عُثْمَانُ حَدَّثَنَا وَقَالَ، إِسْحَاقُ أَخْبَرَنَا جَرِيرٌ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي سُفْيَانَ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏"‏ إِنَّ أَهْلَ الْجَنَّةِ يَأْكُلُونَ فِيهَا وَيَشْرَبُونَ وَلاَ يَتْفُلُونَ وَلاَ يَبُولُونَ وَلاَ يَتَغَوَّطُونَ وَلاَ يَمْتَخِطُونَ ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا فَمَا بَالُ الطَّعَامِ قَالَ ‏"‏ جُشَاءٌ وَرَشْحٌ كَرَشْحِ الْمِسْكِ يُلْهَمُونَ التَّسْبِيحَ وَالتَّحْمِيدَ كَمَا يُلْهَمُونَ النَّفَسَ ‏"‏ ‏.‏
Sahih-i Müslim, Kitâb 53 (Cennet, Nîmetleri ve Ehli), Bâb 7, Hadis no. 7152
Sahih-i Müslim 7153Sahih (Müslim'in Sahîh'i)

{M-18} Bize Ebu Bekr b. Ebî Şeybe ile Ebu Kureyb de rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Ebû Muaviye, A'meş'den bu isnadla: «Misk sızıntısı gibi...» cümlesine kadar rivayet etti

وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَأَبُو كُرَيْبٍ قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، بِهَذَا الإِسْنَادِ إِلَى قَوْلِهِ ‏ "‏ كَرَشْحِ الْمِسْكِ ‏"‏ ‏.‏
Sahih-i Müslim, Kitâb 53 (Cennet, Nîmetleri ve Ehli), Bâb 7, Hadis no. 7153
Sahih-i Müslim 7154Sahih (Müslim'in Sahîh'i)

Bana Hasan b. Ali El-Hulvânî ile Haccâc b. Şâir de ikisi birden Ebû Âsım'dan rivayet ettiler. Hasan dediki: Bize Ebû Âsim, îbni Cüreyc'den rivayet etti. (Demişki): Bana Ebû'z-Zübeyr haber verdi. Kendisi Câbir b. Abdillah'ı şunu söylerken işitmiş. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Cennetlikler orada yeyip-içerler ama büyük abdest bozmazlar; burun atmazlar, küçük abdest de bozmazlar. Lâkin o yedikleri misk sızıntısı gibi bîr geğirti olur. Kendilerine nefes almak ilham edildiği gibi, tesbih ve hamd ilham olunur.» buyurdular. Müslim der ki : Haccac'ın hadîsinde «zâke» yerine «zâlike» denilmiştir

وَحَدَّثَنِي الْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ الْحُلْوَانِيُّ، وَحَجَّاجُ بْنُ الشَّاعِرِ، كِلاَهُمَا عَنْ أَبِي عَاصِمٍ، - قَالَ حَسَنٌ حَدَّثَنَا أَبُو عَاصِمٍ، - عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، أَخْبَرَنِي أَبُو الزُّبَيْرِ، أَنَّهُ سَمِعَ جَابِرَ بْنَ، عَبْدِ اللَّهِ يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ يَأْكُلُ أَهْلُ الْجَنَّةِ فِيهَا وَيَشْرَبُونَ وَلاَ يَتَغَوَّطُونَ وَلاَ يَمْتَخِطُونَ وَلاَ يَبُولُونَ وَلَكِنْ طَعَامُهُمْ ذَاكَ جُشَاءٌ كَرَشْحِ الْمِسْكِ يُلْهَمُونَ التَّسْبِيحَ وَالْحَمْدَ كَمَا يُلْهَمُونَ النَّفَسَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَفِي حَدِيثِ حَجَّاجٍ ‏"‏ طَعَامُهُمْ ذَلِكَ ‏"‏ ‏.‏
Sahih-i Müslim, Kitâb 53 (Cennet, Nîmetleri ve Ehli), Bâb 7, Hadis no. 7154
Sahih-i Müslim 7155Sahih (Müslim'in Sahîh'i)

Bana Saîd b. Yahya El-Ümevî de rivayet etti. (Dediki): Bana babam rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Cüreyc rivayet etti. (Dediki): Bana Ebû'z-Zübeyr, Câbir'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen bu hadîsin mislini haber verdi. Şu kadar var ki, o : «Kendilerine nefes almak ilham edildiği gibi, tesbih ve tekbirde ilham edilir.» demiştir

وَحَدَّثَنِي سَعِيدُ بْنُ يَحْيَى الأُمَوِيُّ، حَدَّثَنِي أَبِي، حَدَّثَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، أَخْبَرَنِي أَبُو الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ بِمِثْلِهِ غَيْرَ أَنَّهُ قَالَ ‏ "‏ وَيُلْهَمُونَ التَّسْبِيحَ وَالتَّكْبِيرَ كَمَا يُلْهَمُونَ النَّفَسَ ‏"‏ ‏.‏
Sahih-i Müslim, Kitâb 53 (Cennet, Nîmetleri ve Ehli), Bâb 7, Hadis no. 7155
BÂB (8)

باب في دوام نعيم أهل الجنة، وقوله تعالى: ﴿ونودوا أن تلكم الجنة أورثتموها بما كنتم تعملون﴾

Sahih-i Müslim 7156Sahih (Müslim'in Sahîh'i)

Bana Züheyr b. Harb rivayet etti, (Dediki): Bize Abdurrahman b. Mehdi rivayet elti, (Dediki): Bize Hammâd b. Seleme, Sâbit'den, o da Ebû Râfi'den, o da.Ebû Hureyre'dcn, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti. Şöyle buyurmuşlar: «Cennete giren nimet görür, fakirlik görmez; elbisesi eskimez, gençliği de tükenmez.» İZAH 2837 DE

حَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، عَنْ ثَابِتٍ، عَنْ أَبِي رَافِعٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مَنْ يَدْخُلُ الْجَنَّةَ يَنْعَمُ لاَ يَبْأَسُ لاَ تَبْلَى ثِيَابُهُ وَلاَ يَفْنَى شَبَابُهُ ‏"‏ ‏.‏
Sahih-i Müslim, Kitâb 53 (Cennet, Nîmetleri ve Ehli), Bâb 8, Hadis no. 7156
Sahih-i Müslim 7157Sahih (Müslim'in Sahîh'i)

Bize îshak b. İbrahim ile Abd b. Humeyd rivayet ettiler. Lâfız İshak'ındır. (Dedilerki); Bize Abdürrezzâk haber verdi. (Dediki): Sevrî şunu söyledi: Bana da Ebû îshak rivayet etti ki, kendisine Egar, Ebû Saîd-i Hudrî ile Ebû Hureyre'den, onlar da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etmişler. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuşlar : «Bir dellal: Gerçekten sizin için sağlamlık vardır. Artık ebediyyen hasta olmayacaksınız. Sizin için hayat vardır. Artık ebediyen ölmeyeceksiniz. Sizin için gençlik vardsr. Artık ebediyyen ihtiyarlamıyacaksınız. Sizin için nimetpezîr olmak vardır. Artık ebediyen fakirlemeyeceksiniz diye nida edecektir.» Allah (Azze ve Celle)'nin : «Kendilerine, İşte size cennet! Siz ona amellerinizle mirasçı oldunuz.» [A'raf 43] âyet-i kerîmesinin mânâsı budur

حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، وَعَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، - وَاللَّفْظُ لإِسْحَاقَ - قَالاَ أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، قَالَ قَالَ الثَّوْرِيُّ فَحَدَّثَنِي أَبُو إِسْحَاقَ، أَنَّ الأَغَرَّ، حَدَّثَهُ عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، وَأَبِي هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ يُنَادِي مُنَادٍ إِنَّ لَكُمْ أَنْ تَصِحُّوا فَلاَ تَسْقَمُوا أَبَدًا وَإِنَّ لَكُمْ أَنْ تَحْيَوْا فَلاَ تَمُوتُوا أَبَدًا وَإِنَّ لَكُمْ أَنْ تَشِبُّوا فَلاَ تَهْرَمُوا أَبَدًا وَإِنَّ لَكُمْ أَنْ تَنْعَمُوا فَلاَ تَبْتَئِسُوا أَبَدًا ‏"‏ ‏.‏ فَذَلِكَ قَوْلُهُ عَزَّ وَجَلَّ ‏{‏ وَنُودُوا أَنْ تِلْكُمُ الْجَنَّةُ أُورِثْتُمُوهَا بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ‏}‏
Sahih-i Müslim, Kitâb 53 (Cennet, Nîmetleri ve Ehli), Bâb 8, Hadis no. 7157
BÂB (9)

باب في صفة خيام الجنة، وما للمؤمنين فيها من الأهلين

Sahih-i Müslim 7158Sahih (Müslim'in Sahîh'i)

Bize Saîd b. Mansur, Ebû Kudâme'den, (bu zat Haris b. Ubeyd'dir.) O da Ebu İmran El-Cevnî'den, o da Ebû Bekr b. Abdillah b. Kays'dan, o da babasından, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti. Şöyle buyurmuşlar : «Muhakkak mu'min için cennette içi kof bir tek inciden altmış mil uzunluğunda bir çadır vardır. Mü'min için orada aileler vardır. Mü'min onları dolaşır. Fakat onlar birbirlerini görmezler.»

حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ مَنْصُورٍ، عَنْ أَبِي قُدَامَةَ، - وَهُوَ الْحَارِثُ بْنُ عُبَيْدٍ - عَنْ أَبِي، عِمْرَانَ الْجَوْنِيِّ عَنْ أَبِي بَكْرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ قَيْسٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ إِنَّ لِلْمُؤْمِنِ فِي الْجَنَّةِ لَخَيْمَةً مِنْ لُؤْلُؤَةٍ وَاحِدَةٍ مُجَوَّفَةٍ طُولُهَا سِتُّونَ مِيلاً لِلْمُؤْمِنِ فِيهَا أَهْلُونَ يَطُوفُ عَلَيْهِمُ الْمُؤْمِنُ فَلاَ يَرَى بَعْضُهُمْ بَعْضًا ‏"‏ ‏.‏
Sahih-i Müslim, Kitâb 53 (Cennet, Nîmetleri ve Ehli), Bâb 9, Hadis no. 7158
Sahih-i Müslim 7159Sahih (Müslim'in Sahîh'i)

Bana Ebû Gassan El-Mismaî de rivayet etti. (Dediki); Bize Ebû Abdis'samed rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû İmran El-Cevnî, Ebû Bekr b. Abdillah b. Kays'dan, o da babasından naklen rivayet etti ki: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Cennette içi kof inciden (ma'mu!) bir çadır vardır. Genişliği altmış mildir. Onun her köşesinde bîr aile vardır. Bunlar başkalarını görmezler. Mü'min onları dolaşır.» buyurmuşlar

وَحَدَّثَنِي أَبُو غَسَّانَ الْمِسْمَعِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو عَبْدِ الصَّمَدِ، حَدَّثَنَا أَبُو عِمْرَانَ الْجَوْنِيُّ، عَنْ أَبِي بَكْرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ قَيْسٍ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ فِي الْجَنَّةِ خَيْمَةٌ مِنْ لُؤْلُؤَةٍ مُجَوَّفَةٍ عَرْضُهَا سِتُّونَ مِيلاً فِي كُلِّ زَاوِيَةٍ مِنْهَا أَهْلٌ مَا يَرَوْنَ الآخَرِينَ يَطُوفُ عَلَيْهِمُ الْمُؤْمِنُ ‏"‏ ‏.‏
Sahih-i Müslim, Kitâb 53 (Cennet, Nîmetleri ve Ehli), Bâb 9, Hadis no. 7159
Sahih-i Müslim 7160Sahih (Müslim'in Sahîh'i)

Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Yezîd b. Harun rivayet etti. (Dediki): Bize Hemmam, Ebû Imran El-Cevnî'den, o da Ebû Bekr b. Ebî Musa b. Kays'dan, o da babasından, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen haber verdi. Şöyle buyurmuşlar: «Çadır bir incidir. Uzunluğu semâya doğru altmış mildir. Onun her köşesinde mü'minler için bir aile vardır. Onları başkaları görmezler.»

وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، أَخْبَرَنَا هَمَّامٌ، عَنْ أَبِي، عِمْرَانَ الْجَوْنِيِّ عَنْ أَبِي بَكْرِ بْنِ أَبِي مُوسَى بْنِ قَيْسٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ الْخَيْمَةُ دُرَّةٌ طُولُهَا فِي السَّمَاءِ سِتُّونَ مِيلاً فِي كُلِّ زَاوِيَةٍ مِنْهَا أَهْلٌ لِلْمُؤْمِنِ لاَ يَرَاهُمُ الآخَرُونَ ‏"‏ ‏.‏
Sahih-i Müslim, Kitâb 53 (Cennet, Nîmetleri ve Ehli), Bâb 9, Hadis no. 7160
BÂB (10)

باب ما في الدنيا من أنهار الْجَنَّةِ

Sahih-i Müslim 7161Sahih (Müslim'in Sahîh'i)

Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Üsâme İle Abdullah b. Numeyr ve Alî b. Müshir, Ubeydullah b. Ömer'­den rivayet ettiler. H. Bize Muhammed b. Abdillah b. Numeyr de rivayet etti, (Dediki): Bize Muhammed b. Bişr rivayet etti. (Dediki): Bize Ubeydullah, Hubeyb b. Abdirrahman'dan, o da Hafs b. Asım'dan, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Seyhan, Ceyhan, Fırat ve Nil'den her biri cennet nehirlerindendir.» buyurdular

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، وَعَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ، وَعَلِيُّ بْنُ مُسْهِرٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بِشْرٍ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، عَنْ خُبَيْبِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ حَفْصِ بْنِ عَاصِمٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ سَيْحَانُ وَجَيْحَانُ وَالْفُرَاتُ وَالنِّيلُ كُلٌّ مِنْ أَنْهَارِ الْجَنَّةِ ‏"‏ ‏.‏
Sahih-i Müslim, Kitâb 53 (Cennet, Nîmetleri ve Ehli), Bâb 10, Hadis no. 7161
BÂB (11)

باب يدخل الجنة أقوام، أفئدتهم مثل أفئدة الطير

Sahih-i Müslim 7162Sahih (Müslim'in Sahîh'i)

Bize Haccac b. Şâir rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû'n-Nadr Hâşim b. Kaâsım EI-Leysî rivayet etti. (Dediki): Bize İbrahim (yâni; İbni Sa'd) rivayet etti. (Dediki): Bize babam, Ehû Seleme'den, o da Ebû Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti. (Şöyle buyurmuşlar) : «Cennete kalbleri kuş kalbi gîbi olan bir takım kavimler girecektir.» izah: Buradaki insan kalblerinin ne cihetle kuş kalbine benzetildiğinde ihtilâf edilmiştir. Bazılarına göre incelik, zayıflık ve zarafet hususunda kuş kalbine benzetilmişlerdir. Nitekim bir hadîsde Yemenlilerin ince kalbli yâni; nâzik insanlar olduğundan bahsedilmiştir. Bâzıları bu teşbihin korku ve ürkeklik itibariyle yapıldığını söylemişlerdir. Zira kuş, hayvanların en ürkeğidir. Bu takdirde hadîsten murad; kalblerini Allah korkusu kaplayan ve kuş gibi ürkek olan bir takım mü'minlerin cennete girmesidir. Hadîs-i şerif den Allah'a tevekkül edenler kastedildiğini söyleyenler de. vardır

حَدَّثَنَا حَجَّاجُ بْنُ الشَّاعِرِ، حَدَّثَنَا أَبُو النَّضْرِ، هَاشِمُ بْنُ الْقَاسِمِ اللَّيْثِيُّ حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ، - يَعْنِي ابْنَ سَعْدٍ - حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ يَدْخُلُ الْجَنَّةَ أَقْوَامٌ أَفْئِدَتُهُمْ مِثْلُ أَفْئِدَةِ الطَّيْرِ ‏"‏ ‏.‏
Sahih-i Müslim, Kitâb 53 (Cennet, Nîmetleri ve Ehli), Bâb 11, Hadis no. 7162
Sahih-i Müslim 7163Sahih (Müslim'in Sahîh'i)

Bize Muhammed b. Râfi' rivayet etti. (Dediki): Bize Abdürrdzzak rivayet etti. (Dediki): Bize Ma'mer, Hemmam b. Münebbih'den naklen haber verdi. Hemmam : Bize Ebû Hureyre'nin, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den rivayet ettikleri şunlardır... diyerek bir takım hadîsler nakletmiştir. Onlardan biri de şudur: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Allah (Azze ve Celle) Âdem'i kendi suretinde yarattı. Onun uzunluğu altmış arşındır. Âdem'i yaratınca (ona): Git de şu cemaata selâm ver, buyurdu. Bunlar meleklerden bir cemaat olup, oturuyorlardı. Sana ne cevap vereceklerini dinle, çünkü bu senin ve zürriyetin için selâm olacaktır, dedi. Âdem de giderek: Selâm size, dedi. Melekler: Selâm sana, Allah'ın rahmeti de sana, dediler. Ve ona Allah'ın rahmeti sözünü ziyade ettiler, imdi cennete her giren kimse Âdem'in suretinde ve uzunluğu altmış arşın olacaktır. Ama Âdem'den sonra halk tâ şimdiye kadar eksilmekte devam etmiştir.» buyurdular

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ هَمَّامِ بْنِ مُنَبِّهٍ، قَالَ هَذَا مَا حَدَّثَنَا بِهِ أَبُو هُرَيْرَةَ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ فَذَكَرَ أَحَادِيثَ مِنْهَا وَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ خَلَقَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ آدَمَ عَلَى صُورَتِهِ طُولُهُ سِتُّونَ ذِرَاعًا فَلَمَّا خَلَقَهُ قَالَ اذْهَبْ فَسَلِّمْ عَلَى أُولَئِكَ النَّفَرِ وَهُمْ نَفَرٌ مِنَ الْمَلاَئِكَةِ جُلُوسٌ فَاسْتَمِعْ مَا يُجِيبُونَكَ فَإِنَّهَا تَحِيَّتُكَ وَتَحِيَّةُ ذُرِّيَّتِكَ قَالَ فَذَهَبَ فَقَالَ السَّلاَمُ عَلَيْكُمْ فَقَالُوا السَّلاَمُ عَلَيْكَ وَرَحْمَةُ اللَّهِ - قَالَ - فَزَادُوهُ وَرَحْمَةُ اللَّهِ - قَالَ - فَكُلُّ مَنْ يَدْخُلُ الْجَنَّةَ عَلَى صُورَةِ آدَمَ وَطُولُهُ سِتُّونَ ذِرَاعًا فَلَمْ يَزَلِ الْخَلْقُ يَنْقُصُ بَعْدَهُ حَتَّى الآنَ ‏"‏ ‏.‏
Sahih-i Müslim, Kitâb 53 (Cennet, Nîmetleri ve Ehli), Bâb 11, Hadis no. 7163
BÂB (12)

باب في شدة حر نار جهنم، وبعد قعرها، وما تأخذ من المعذبين

Sahih-i Müslim 7164Sahih (Müslim'in Sahîh'i)

Bize Ömer b. Hafs b. Giyâs rivayet etti. (Dediki): Bize babam, Alâ' b. Hâlid El-Kâhilî'den, o da Şakık'dan, o da Abdullah'dan naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Cehennem getirilecek. O gün onun yetmiş bin yedeği olacak. Her yedekle beraber onu çeken yetmiş bin melek bulunacaktır.» buyurdular

حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ حَفْصِ بْنِ غِيَاثٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، عَنِ الْعَلاَءِ بْنِ خَالِدٍ الْكَاهِلِيِّ، عَنْ شَقِيقٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ يُؤْتَى بِجَهَنَّمَ يَوْمَئِذٍ لَهَا سَبْعُونَ أَلْفَ زِمَامٍ مَعَ كُلِّ زِمَامٍ سَبْعُونَ أَلْفَ مَلَكٍ يَجُرُّونَهَا ‏"‏ ‏.‏
Sahih-i Müslim, Kitâb 53 (Cennet, Nîmetleri ve Ehli), Bâb 12, Hadis no. 7164
Sahih-i Müslim 7165Sahih (Müslim'in Sahîh'i)

Bize Kuteybe b. Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Muğîra (yâni; İbni Abdirrahman El-Hızâmî) Ebû'z-Zinad'dan, o da A'rac'dan, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet ettiki: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Âdemoğlunun yaktığı şu ateşiniz, cehennem sıcağının yetmiş cüzünden bir cüzdür.» buyurmuş. Ashab: — Vallahi gerçekten bu yetecekmiş yâ Resûlallah! demişler. Resülullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Hakikaten cehennem ateşi her bîri dünya ateşi kadar olmak üzere ondan altmış dokuz cüz. daha fazla yaratılmıştır.» buyurmuşlar

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا الْمُغِيرَةُ، - يَعْنِي ابْنَ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الْحِزَامِيَّ - عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ نَارُكُمْ هَذِهِ الَّتِي يُوقِدُ ابْنُ آدَمَ جُزْءٌ مِنْ سَبْعِينَ جُزْءًا مِنْ حَرِّ جَهَنَّمَ ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا وَاللَّهِ إِنْ كَانَتْ لَكَافِيَةً يَا رَسُولَ اللَّهِ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَإِنَّهَا فُضِّلَتْ عَلَيْهَا بِتِسْعَةٍ وَسِتِّينَ جُزْءًا كُلُّهَا مِثْلُ حَرِّهَا ‏"‏ ‏.‏
Sahih-i Müslim, Kitâb 53 (Cennet, Nîmetleri ve Ehli), Bâb 12, Hadis no. 7165
Sahih-i Müslim 7166Sahih (Müslim'in Sahîh'i)

{m-30} Bize Muhammed b. Râfi' rivayet etti. (Dediki): Bize Abdürrezzâk rivayet etti. (Dediki): Bize Ma'mer, Hemmâm b. Münebbih'den, o da Ebû Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen Ebû'z-Zinad'ın hadîsi gibi rivayet etti. Yalnız o: «kulluhu» yerine «kulIuhune» demiştir. İZAH 2845 TE

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، حَدَّثَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ هَمَّامِ بْنِ مُنَبِّهٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمِثْلِ حَدِيثِ أَبِي الزِّنَادِ غَيْرَ أَنَّهُ قَالَ ‏ "‏ كُلُّهُنَّ مِثْلُ حَرِّهَا ‏"‏ ‏.‏
Sahih-i Müslim, Kitâb 53 (Cennet, Nîmetleri ve Ehli), Bâb 12, Hadis no. 7166
Sahih-i Müslim 7167Sahih (Müslim'in Sahîh'i)

Bize Yahya b. Eyyûb rivayet etti. (Dediki): Bize Halef b. Halife rivayet etti. (Dediki): Bize Yezid b. Keysan, Ebû Hâzim'den, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'le birlikte idik. Ansızın düşen bir şey sesi işitti. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Bu nedir bilir misiniz?» dedi. Biz; — Allah ve Resulü bilir, cevâbını verdik. «Bu bîr taştır. Yetmiş sene önce cehenneme atılmış, henüz şimdi düşüyor. Nihayet dibine erdi.» buyurdular

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَيُّوبَ، حَدَّثَنَا خَلَفُ بْنُ خَلِيفَةَ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ كَيْسَانَ، عَنْ أَبِي، حَازِمٍ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ كُنَّا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذْ سَمِعَ وَجْبَةً فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ تَدْرُونَ مَا هَذَا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ قُلْنَا اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَعْلَمُ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ هَذَا حَجَرٌ رُمِيَ بِهِ فِي النَّارِ مُنْذُ سَبْعِينَ خَرِيفًا فَهُوَ يَهْوِي فِي النَّارِ الآنَ حَتَّى انْتَهَى إِلَى قَعْرِهَا ‏"‏ ‏.‏
Sahih-i Müslim, Kitâb 53 (Cennet, Nîmetleri ve Ehli), Bâb 12, Hadis no. 7167
Sahih-i Müslim 7168Sahih (Müslim'in Sahîh'i)

{m-31} Bize bu hadîsi Muhammed b. Abbâd ile İbni Ebî Ömer de rivâyet ettiler. (Dedilerki): Bize Mervan, Yezîd b. Keysaıı'dan, o da Ebû Hâzim'den, o da Ebû Hureyre'den naklen bu isnadla rivayet etti: «Bu cehennemin dibine düştü de, siz onun sesini işittiniz.» dedi. İZAH 2845 TE

وَحَدَّثَنَاهُ مُحَمَّدُ بْنُ عَبَّادٍ، وَابْنُ أَبِي عُمَرَ، قَالاَ حَدَّثَنَا مَرْوَانُ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ كَيْسَانَ، عَنْ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، بِهَذَا الإِسْنَادِ وَقَالَ ‏ "‏ هَذَا وَقَعَ فِي أَسْفَلِهَا فَسَمِعْتُمْ وَجْبَتَهَا ‏"‏ ‏.‏
Sahih-i Müslim, Kitâb 53 (Cennet, Nîmetleri ve Ehli), Bâb 12, Hadis no. 7168
Sahih-i Müslim 7169Sahih (Müslim'in Sahîh'i)

Bize Elû Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Yûnus b. Muhammed rivayet etti. (Dediki): Bize Şeybân b. Abdirrahman rivayet etti. (Dediki): Katâde şunu söyledi. Ben Ebû Nadra'yı Samura'dan rivayet ederken dinledim. O da Nebiyyullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken işitmiş : «Şüphesiz kİ, cehennemliklerden bazılarını ateş topuklarına kadar, bazılarını oturağına kadar, bazılarını da boğazına kadar alacaktır.»

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا شَيْبَانُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، قَالَ قَالَ قَتَادَةُ سَمِعْتُ أَبَا نَضْرَةَ، يُحَدِّثُ عَنْ سَمُرَةَ، أَنَّهُ سَمِعَ نَبِيَّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ إِنَّ مِنْهُمْ مَنْ تَأْخُذُهُ النَّارُ إِلَى كَعْبَيْهِ وَمِنْهُمْ مَنْ تَأْخُذُهُ إِلَى حُجْزَتِهِ وَمِنْهُمْ مَنْ تَأْخُذُهُ إِلَى عُنُقِهِ ‏"‏ ‏.‏
Sahih-i Müslim, Kitâb 53 (Cennet, Nîmetleri ve Ehli), Bâb 12, Hadis no. 7169
Sahih-i Müslim 7170Sahih (Müslim'in Sahîh'i)

Bana Amr b. Zürâra rivayet etti. (Dediki): Bize Abdü'I-Vehhab (yâni; İbni Ata') Saîd'den, o da Katâde'den naklen haber verdi. (Şöyle demiş): Ben Ebû Nadra'yı» Semura b, Cûndeb'den rivayet ederken dinledim ki: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den şöyle buyurmuşlar: «Onlardan bazılarını ateş topuklarına kadar, bazılarını dizlerine kadar,, bazılarını oturağına kadar, bazılarını da köprücük kemiğine kadar alacakdır.»

حَدَّثَنِي عَمْرُو بْنُ زُرَارَةَ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ، - يَعْنِي ابْنَ عَطَاءٍ - عَنْ سَعِيدٍ، عَنْ قَتَادَةَ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا نَضْرَةَ، يُحَدِّثُ عَنْ سَمُرَةَ بْنِ جُنْدَبٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مِنْهُمْ مَنْ تَأْخُذُهُ النَّارُ إِلَى كَعْبَيْهِ وَمِنْهُمْ مَنْ تَأْخُذُهُ النَّارُ إِلَى رُكْبَتَيْهِ وَمِنْهُمْ مَنْ تَأْخُذُهُ النَّارُ إِلَى حُجْزَتِهِ وَمِنْهُمْ مَنْ تَأْخُذُهُ النَّارُ إِلَى تَرْقُوَتِهِ ‏"‏ ‏.‏
Sahih-i Müslim, Kitâb 53 (Cennet, Nîmetleri ve Ehli), Bâb 12, Hadis no. 7170
Sahih-i Müslim 7171Sahih (Müslim'in Sahîh'i)

{m-33} Bize bu hadîsi Muhammed b. Müsennâ ile Muhammed b. Beşşar rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Kavli rivayet etti. (Dediki): Bize Saîd bu isnadla rivayet etti. Ama «huczetihî» yerine «hakveyhî» kelimesini koydu

حَدَّثَنَاهُ مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَمُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا رَوْحٌ، حَدَّثَنَا سَعِيدٌ، بِهَذَا الإِسْنَادِ وَجَعَلَ مَكَانَ حُجْزَتِهِ حَقْوَيْهِ ‏.‏
Sahih-i Müslim, Kitâb 53 (Cennet, Nîmetleri ve Ehli), Bâb 12, Hadis no. 7171
BÂB (13)

باب النار يدخلها الجبارون، والجنة يدخلها الضعفاء

Sahih-i Müslim 7172Sahih (Müslim'in Sahîh'i)

Bize İbni Ebi Ömer rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyân, Ebû'z-Zinad'dan, o da A'rac'dan, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti. (Demişki): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdular; «Cennetle cehennem münâkaşa ettiler de, biri : — Bana zâlimlerle kibirliler girecek, dedi. Öteki de : — Bana zayıflarla yoksullar girecek, dedi. Bunun üzerine Allah (Azze ve Celle) berikine: -- Sen benim azabımsın. Seninle dilediğimi azab ederim ve galiba «seninle dilediğime isabet ederim) buyurdu. Ötekine de : — Sen benim rahmetimsin, seninle dilediğime rahmet ederim. Sizîn har biriniz için dolusu doluya (kullar) var, buyurdu.»

حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ احْتَجَّتِ النَّارُ وَالْجَنَّةُ فَقَالَتْ هَذِهِ يَدْخُلُنِي الْجَبَّارُونَ وَالْمُتَكَبِّرُونَ ‏.‏ وَقَالَتْ هَذِهِ يَدْخُلُنِي الضُّعَفَاءُ وَالْمَسَاكِينُ فَقَالَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ لِهَذِهِ أَنْتِ عَذَابِي أُعَذِّبُ بِكِ مَنْ أَشَاءُ - وَرُبَّمَا قَالَ أُصِيبُ بِكِ مَنْ أَشَاءُ - وَقَالَ لِهَذِهِ أَنْتِ رَحْمَتِي أَرْحَمُ بِكِ مَنْ أَشَاءُ وَلِكُلِّ وَاحِدَةٍ مِنْكُمَا مِلْؤُهَا ‏"‏ ‏.‏
Sahih-i Müslim, Kitâb 53 (Cennet, Nîmetleri ve Ehli), Bâb 13, Hadis no. 7172
Sahih-i Müslim 7173Sahih (Müslim'in Sahîh'i)

Bana Muhammed b. Râfi'de rivayet etti. (Dediki): Bize Şebabe rivayet etti. (Dediki): Bana Verkââ Ebu'z-Zinad'dan, o da A'rac'dan, o da Ebû Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti. Şöyle buyurmuşlar : «Cehennemle cennet münakaşa ettiler. Cehennem : — Ben kibirliler ve zâlimlerle tercih olundum, dedi. Cennet de : — Aceb bana neden insanların zayıflarıyle sakatları ve âcizlerinden başkası girmiyor, dedi. Bunun üzerine Allah cennete : — Sen benim rahmetimsin. Seninle ben kullarımdan dilediğime rahmet eylerim, buyurdu. Cehennem de : — Sen benim azabımsın. Seninle ben kullarımdan dilediğimi azab ederim. Sîzden her biriniz için dolusu doluya kul var, bıryurdu. Fakat cehennem dolmaz. Allah da ayağını onun üzerine koyar (bu sefer) yeter, yeter! der. Orada artık dolar ve içindekiler birbirine girer.»

وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا شَبَابَةُ، حَدَّثَنِي وَرْقَاءُ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ تَحَاجَّتِ النَّارُ وَالْجَنَّةُ فَقَالَتِ النَّارُ أُوثِرْتُ بِالْمُتَكَبِّرِينَ وَالْمُتَجَبِّرِينَ ‏.‏ وَقَالَتِ الْجَنَّةُ فَمَا لِي لاَ يَدْخُلُنِي إِلاَّ ضُعَفَاءُ النَّاسِ وَسَقَطُهُمْ وَعَجَزُهُمْ ‏.‏ فَقَالَ اللَّهُ لِلْجَنَّةِ أَنْتِ رَحْمَتِي أَرْحَمُ بِكِ مَنْ أَشَاءُ مِنْ عِبَادِي ‏.‏ وَقَالَ لِلنَّارِ أَنْتِ عَذَابِي أُعَذِّبُ بِكِ مَنْ أَشَاءُ مِنْ عِبَادِي وَلِكُلِّ وَاحِدَةٍ مِنْكُمْ مِلْؤُهَا فَأَمَّا النَّارُ فَلاَ تَمْتَلِئُ ‏.‏ فَيَضَعُ قَدَمَهُ عَلَيْهَا فَتَقُولُ قَطْ قَطْ ‏.‏ فَهُنَالِكَ تَمْتَلِئُ وَيُزْوَى بَعْضُهَا إِلَى بَعْضٍ ‏"‏ ‏.‏
Sahih-i Müslim, Kitâb 53 (Cennet, Nîmetleri ve Ehli), Bâb 13, Hadis no. 7173
Sahih-i Müslim 7174Sahih (Müslim'in Sahîh'i)

{m-35} Bize Abdullah b. Avn El-Hilâlî rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Süfyan (yâni; Muhammed b. Humeyd) Ma'mer'den, o da Eyyûb'dan, o da İbni Sîrîn'den, o da Ebû Hureyreden naklen rivayet ettiki: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Cennetle cehennem münakaşa etti...» buyurmuşlar. Râvî hadîsi Ebû'z-Zinad'ın hadîsi manâsında hikâye etmiştir

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَوْنٍ الْهِلاَلِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو سُفْيَانَ، - يَعْنِي مُحَمَّدَ بْنَ حُمَيْدٍ - عَنْ مَعْمَرٍ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنِ ابْنِ سِيرِينَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ احْتَجَّتِ الْجَنَّةُ وَالنَّارُ ‏"‏ ‏.‏ وَاقْتَصَّ الْحَدِيثَ بِمَعْنَى حَدِيثِ أَبِي الزِّنَادِ ‏.‏
Sahih-i Müslim, Kitâb 53 (Cennet, Nîmetleri ve Ehli), Bâb 13, Hadis no. 7174
Sahih-i Müslim 7175Sahih (Müslim'in Sahîh'i)

Bize Muhammed b. Râfi' rivayet etti. (Dediki); Bize Abdürrezzâk rivayet etti. (Dediki): Bize Ma'mer, Hemmâm b. Münebbih'den rivayet etti. Hemmam; Ebû Hureyre'nin, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den bize rivayet ettikleri şunlardır... diyerek bir takım hadîsler zikretmiştir. Onlardan biri de şudur: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki; «Cennetle cehennem münâkaşa ettiler. Cehennem : — Ben kibirliler ve zâlimlerle tercih olundum, dedi. Cennet de : — Aceb bana neden insanların zayıflarıyla sakatlarından ve gafillerinden başkası girmiyor, dedi. Allah cennete : — Sen ancak benim rahmetimsin; ben seninle kullarımdan dilediğime rahmet ederim, cehenneme de : — Sen ancak ve ancak benim azabimsın; seninle ben kullarımdan dilediğimi azab eylerim. Sizden her bîrinize dolusu doluya (kullar) var, buyurdu. Fakat cehennem Allah Tebâreke ve Teâlâ ayağını koymadıkça dolmaz. (O zaman) Yeter, yeter, yeter! der ve artık dolar. Cüzleri birbirine girer. Ama Allah mahlûkatından hiç bir kimseye zulmetmez. Cennet'e gelince: Şüphesiz Allah onun için de halk yaratır.» İZAH 2848 DE

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، حَدَّثَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ هَمَّامِ بْنِ مُنَبِّهٍ، قَالَ هَذَا مَا حَدَّثَنَا أَبُو هُرَيْرَةَ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ فَذَكَرَ أَحَادِيثَ مِنْهَا وَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ تَحَاجَّتِ الْجَنَّةُ وَالنَّارُ فَقَالَتِ النَّارُ أُوثِرْتُ بِالْمُتَكَبِّرِينَ وَالْمُتَجَبِّرِينَ ‏.‏ وَقَالَتِ الْجَنَّةُ فَمَا لِي لاَ يَدْخُلُنِي إِلاَّ ضُعَفَاءُ النَّاسِ وَسَقَطُهُمْ وَغِرَّتُهُمْ قَالَ اللَّهُ لِلْجَنَّةِ إِنَّمَا أَنْتِ رَحْمَتِي أَرْحَمُ بِكِ مَنْ أَشَاءُ مِنْ عِبَادِي ‏.‏ وَقَالَ لِلنَّارِ إِنَّمَا أَنْتِ عَذَابِي أُعَذِّبُ بِكِ مَنْ أَشَاءُ مِنْ عِبَادِي ‏.‏ وَلِكُلِّ وَاحِدَةٍ مِنْكُمَا مِلْؤُهَا فَأَمَّا النَّارُ فَلاَ تَمْتَلِئُ حَتَّى يَضَعَ اللَّهُ تَبَارَكَ وَتَعَالَى رِجْلَهُ تَقُولُ قَطْ قَطْ قَطْ ‏.‏ فَهُنَالِكَ تَمْتَلِئُ وَيُزْوَى بَعْضُهَا إِلَى بَعْضٍ وَلاَ يَظْلِمُ اللَّهُ مِنْ خَلْقِهِ أَحَدًا وَأَمَّا الْجَنَّةُ فَإِنَّ اللَّهَ يُنْشِئُ لَهَا خَلْقًا ‏"‏ ‏.‏
Sahih-i Müslim, Kitâb 53 (Cennet, Nîmetleri ve Ehli), Bâb 13, Hadis no. 7175
Sahih-i Müslim 7176Sahih (Müslim'in Sahîh'i)

Bize Osman b. Ebi Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Cerir, A'meş'den, o da Ebû Sâlih'den, o da Ebû Saîd-i Huclrî'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Cennetle cehennem münâkaşa ettiler...» buyurdu. Râvî: «Her ikinize de dolusu doluya vereceğim...» cümlesine kadar Ebû Hureyre hadîsi (2846) gibi nakletmiş, ondan sonraki ziyâdeyi anmamıştır. İZAH 2848 DE

وَحَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ احْتَجَّتِ الْجَنَّةُ وَالنَّارُ ‏"‏ ‏.‏ فَذَكَرَ نَحْوَ حَدِيثِ أَبِي هُرَيْرَةَ إِلَى قَوْلِهِ ‏"‏ وَلِكِلَيْكُمَا عَلَىَّ مِلْؤُهَا ‏"‏ ‏.‏ وَلَمْ يَذْكُرْ مَا بَعْدَهُ مِنَ الزِّيَادَةِ ‏.‏
Sahih-i Müslim, Kitâb 53 (Cennet, Nîmetleri ve Ehli), Bâb 13, Hadis no. 7176
Sahih-i Müslim 7177Sahih (Müslim'in Sahîh'i)

Bize Abd b. Humeyd rivayet etti. (Dediki): Bize Yûnus b. Muhammed rivayet etti. (Dediki): Bize Şeyban, Katâde'den rivayet etti. (Dediki): Bize Enes b. Mâlik rivayet ettiki: Nebiyyullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuşlar : «Cehennem: Daha var mı? demekte devam edecek. Nihâyet Rabbu'l-İzze Tebâreke ve Teâlâ ayağını onun üzerine koyacak. O da: izzetin hakkı için yeter, yeter! diyecek ve cüzleri birbirine kavuşacaktır.»

حَدَّثَنَا عَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا شَيْبَانُ، عَنْ قَتَادَةَ، حَدَّثَنَا أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ، أَنَّ نَبِيَّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لاَ تَزَالُ جَهَنَّمُ تَقُولُ هَلْ مِنْ مَزِيدٍ ‏.‏ حَتَّى يَضَعَ فِيهَا رَبُّ الْعِزَّةِ تَبَارَكَ وَتَعَالَى قَدَمَهُ فَتَقُولُ قَطْ قَطْ وَعِزَّتِكَ ‏.‏ وَيُزْوَى بَعْضُهَا إِلَى بَعْضٍ ‏"‏ ‏.‏
Sahih-i Müslim, Kitâb 53 (Cennet, Nîmetleri ve Ehli), Bâb 13, Hadis no. 7177
Sahih-i Müslim 7178Sahih (Müslim'in Sahîh'i)

{M-37} Bana Züheyr b. Harb da rivayet etti. (Dediki): Bize Abdûssamed b. Abdil-Vâris rivayet etti. (Dediki): Bize Ebân b. Yezid El-Attâr rivayet etti. (Dediki): Bize Katâde, Enes'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen Şeyban'ın hadîsi mânâsında rivayet etti

وَحَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الصَّمَدِ بْنُ عَبْدِ الْوَارِثِ، حَدَّثَنَا أَبَانُ بْنُ يَزِيدَ، الْعَطَّارِ حَدَّثَنَا قَتَادَةُ، عَنْ أَنَسٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمَعْنَى حَدِيثِ شَيْبَانَ ‏.‏
Sahih-i Müslim, Kitâb 53 (Cennet, Nîmetleri ve Ehli), Bâb 13, Hadis no. 7178
Sahih-i Müslim 7179Sahih (Müslim'in Sahîh'i)

Bİze Muhammed b. Abdilluh Er-Ruzzî rivayet etti. (Dediki): Bize Abdü'l-Vehbab b. Atâ', Allah (Azze ve Celle)'nin: «O gün cehenneme: Doldun mu? diyeceğiz. O da daha var mı? diyecektir.» [Kaf 30] âyet-i kerîmesi hakkında rivayet etti de, dediki: Bize Saîd'den, o da Katâde'deıı, o da Enes b. Mâlik'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen haber verdikî, şöyle buyurmuşlar: «Cehennem'e atılmak da, o da daha var mı? diye sormakla devam edecek. Nihayet Rabbu'l-İzze onun üzerine ayağını koyacak ve cüzleri birbirine kavuşacak. Cehennem, İzzetin ve keremin hakkı için yeter yeter diyecek. Cennette de fazlalık devam edecek. Hatta Allah onun için yeni halk yaratacak ve onları cennetin fazlasına iskân edecektir.»

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ الرُّزِّيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ بْنُ عَطَاءٍ، فِي قَوْلِهِ عَزَّ وَجَلَّ ‏{‏ يَوْمَ نَقُولُ لِجَهَنَّمَ هَلِ امْتَلأْتِ وَتَقُولُ هَلْ مِنْ مَزِيدٍ‏}‏ فَأَخْبَرَنَا عَنْ سَعِيدٍ عَنْ قَتَادَةَ عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَالَ ‏"‏ لاَ تَزَالُ جَهَنَّمُ يُلْقَى فِيهَا وَتَقُولُ هَلْ مِنْ مَزِيدٍ حَتَّى يَضَعَ رَبُّ الْعِزَّةِ فِيهَا قَدَمَهُ فَيَنْزَوِي بَعْضُهَا إِلَى بَعْضٍ وَتَقُولُ قَطْ قَطْ بِعِزَّتِكَ وَكَرَمِكَ ‏.‏ وَلاَ يَزَالُ فِي الْجَنَّةِ فَضْلٌ حَتَّى يُنْشِئَ اللَّهُ لَهَا خَلْقًا فَيُسْكِنَهُمْ فَضْلَ الْجَنَّةِ ‏"‏ ‏.‏
Sahih-i Müslim, Kitâb 53 (Cennet, Nîmetleri ve Ehli), Bâb 13, Hadis no. 7179
Sahih-i Müslim 7180Sahih (Müslim'in Sahîh'i)

Bize Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dediki): Bize Affân rivayet etti. (Dediki): Bize Hammad (yâni; İbni Seleme) rivayet etti. (Dediki): Bize Sâlit haber verdi. (Dediki): Enes'i, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen şöyle derken işittim: «Cennetten Allah'ın dilediği kadarı kalacak, sonra Allah Teâlâ dilediklerinden onun için yeni halk yaratacaktır.» buyurdu

حَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا عَفَّانُ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، - يَعْنِي ابْنَ سَلَمَةَ - أَخْبَرَنَا ثَابِتٌ، قَالَ سَمِعْتُ أَنسًا، يَقُولُ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ يَبْقَى مِنَ الْجَنَّةِ مَا شَاءَ اللَّهُ أَنْ يَبْقَى ثُمَّ يُنْشِئُ اللَّهُ تَعَالَى لَهَا خَلْقًا مِمَّا يَشَاءُ ‏"‏ ‏.‏
Sahih-i Müslim, Kitâb 53 (Cennet, Nîmetleri ve Ehli), Bâb 13, Hadis no. 7180