SÜNNETİMİZSÜNNET VE HADİS KÜTÜPHANESİ
Sahih-i Müslim › Kitâb 11 · Namaz — Cenâzeler › Bâb 17Konum
BÂBLAR — Namaz — Cenâzeler (22)
  1. 1بَاب تَلْقِينِ الْمَوْتَى: لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ
  2. 2باب ما يقال عند المصيبة
  3. 3بَاب فِي إِغْمَاضِ الْمَيِّتِ وَالدُّعَاءِ لَهُ، إِذَا حُضِرَ
  4. 4بَاب الْبُكَاءِ عَلَى الْمَيِّتِ
  5. 5بَاب فِي الصَّبْرِ عَلَى الْمُصِيبَةِ عِنْدَ الصَّدْمَةِ الْأُولَى
  6. 6بَاب الْمَيِّتِ يُعَذَّبُ بِبُكَاءِ أَهْلِهِ عَلَيْهِ
  7. 7بَاب التَّشْدِيدِ فِي النِّيَاحَةِ
  8. 8بَاب نَهْيِ النِّسَاءِ عَنِ اتِّبَاعِ الْجَنَائِزِ
  9. 9بَاب فِي غَسْلِ الْمَيِّتِ
  10. 10بَاب فِي كَفَنِ الْمَيِّتِ
  11. 11بَاب الْإِسْرَاعِ بِالْجَنَازَةِ
  12. 12بَاب فَضْلِ الصَّلَاةِ عَلَى الْجَنَازَةِ وَاتِّبَاعِهَا
  13. 13بَاب فِي التَّكْبِيرِ عَلَى الْجَنَازَةِ
  14. 14بَاب الصَّلَاةِ عَلَى الْقَبْرِ
  15. 15بَاب الْقِيَامِ لِلْجَنَازَةِ
  16. 16بَاب نَسْخِ الْقِيَامِ لِلْجَنَازَةِ
  17. 17بَاب أَيْنَ يَقُومُ الْإِمَامُ مِنَ الْمَيِّتِ لِلصَّلَاةِ عَلَيْهِ
  18. 18بَاب الْأَمْرِ بِتَسْوِيَةِ الْقَبْرِ
  19. 19بَاب النَّهْيِ عَنْ تَجْصِيصِ الْقَبْرِ وَالْبِنَاءِ عَلَيْهِ
  20. 20بَاب الصَّلَاةِ عَلَى الْجَنَازَةِ فِي الْمَسْجِدِ
  21. 21بَاب مَا يُقَالُ عِنْدَ دُخُولِ الْقُبُورِ وَالدُّعَاءِ لأهلها
  22. 22باب استئزان النبي صلى الله ﷺ رَبَّهُ ﷿ فِي زِيَارَةِ قَبْرِ أُمِّهِ

Sahih-i Müslim 2239

Namaz — Cenâzeler
Sahih (Müslim'in Sahîh'i)
BÂB (17)
بَاب أَيْنَ يَقُومُ الْإِمَامُ مِنَ الْمَيِّتِ لِلصَّلَاةِ عَلَيْهِ

{…} Bize Muhammedü'bnü'l - Müsennâ ile Muhammedü'bnü Beşşar rivayet ettiler. Lafız İbni Müsennâ'nındır. Dedilerki: Bize Muhammedü'bnü Ca'fer rivayet etti. (dediki): Bize Şu'be, Simâk b. Harb' den, o da Câbir b. Semura'dan naklen rivayet etti. Câbir şöyle demiş: «Resulullah (Salîallahu Aleyhi ve Sellem), İbni Dahdahın cenaze namazını kıldı. Sonra kendisine çıplak bir at getirdiler. Atı bir adam tutarak, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bindi. Derken at şahlanmaya başladı. Biz onu tâkib ediyor, arkasından koşuyorduk. Bu arada cemaattan biri şunları söyledi: — Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), (Cennette İbni Dahdah için asılmış yahut sarkıtılmış nice hurma salkımları vardır.) buyurdu. Yahut Şu'be, Ebû'd-Dahdah için, demiştir. İzah İbni Dahdah'ın ismi malûm değildir. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in arkasından yürümek, ashâb-ı kirâm'ın âdetleri idi. Ulemâ, cenaze arkasından binek gitmeyi kerih görmüşlerdir. Çünkü Ebû Dâvûd'un tahric ettiği bir hadîsde şöyle denilmektedir: -Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e bir hayvan getirdiler, kendisi bir cenaze ile beraberdi ve hayvana binmedi. Cenazeden dönüşte hayvanı tekrar getirdiler. Bu defa bindi. Kendilerine neden böyle yaptıkları sorulduda: — Benimle beraber melekler de yürüyorlardı. Onlar yürürken binemezdim; buyurdular. Tirmizî'nin Hz. Sevbân'dan rivayet ettiği bir hadisde dahî: «Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte bir cenazeye çıktık. Hayvana binmiş bâzı insanlar gördü ve: — Siz utanmıyor musunuz, melekler yaya gidiyor; siz hayvanların sırtına kurulmuşsunuz; buyurdular.» denilmektedir. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in bu hadisine sebep şudur: Bir yetim, Hz. Ebû Lübâbe ile bir hurmalık hakkında dâvaya düşmüş. Resulullah {Sallallahu Aleyhi ve Sellem), Ebû Lübâbe'ye Hurmalığı yetime vermesini emir buyurmuş. Fakat; «Bu hurmalığa karşılık olarak cennette sana hurma salkımı var.» dediği hâlde Ebû Lübâbe buna razı olmamış, yetim ağlamış. O zaman Ebû'd-Dahdâh bunu işiterek Ebû Lübâbe'ye bahçesini vermek suretiyle hurmalığı ondan satın almış, sonra Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e. Ben bu bahçeyi bu yetime verirsem bana da cennette hurma salkımı var mı? diye sormuş. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)- — Evet, Ebû'd-Dahdâh için cennette nice hurma salkımları var; buyurmuşlar. İşte cemaattan bir zât bu hâdiseyi hatırlayarak Ebü'd -Dahdâh'in cenazesinden dönüşte arkadaşlarına nakletmiştir

وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَمُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، - وَاللَّفْظُ لاِبْنِ الْمُثَنَّى - قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ سِمَاكِ بْنِ حَرْبٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ سَمُرَةَ، قَالَ صَلَّى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى ابْنِ الدَّحْدَاحِ ثُمَّ أُتِيَ بِفَرَسٍ عُرْىٍ فَعَقَلَهُ رَجُلٌ فَرَكِبَهُ فَجَعَلَ يَتَوَقَّصُ بِهِ وَنَحْنُ نَتَّبِعُهُ نَسْعَى خَلْفَهُ - قَالَ - فَقَالَ رَجُلٌ مِنَ الْقَوْمِ إِنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ كَمْ مِنْ عِذْقٍ مُعَلَّقٍ - أَوْ مُدَلًّى - فِي الْجَنَّةِ لاِبْنِ الدَّحْدَاحِ ‏"‏ ‏.‏ أَوْ قَالَ شُعْبَةُ ‏"‏ لأَبِي الدَّحْدَاحِ ‏"‏ ‏.‏
KAYNAK
Sahih-i Müslim, Kitâb 11 (Namaz — Cenâzeler), Bâb 17, Hadis no. 2239
HADİSİN DERECESİ
Sahih(Müslim'in Sahîh'i)
sunnetimiz.com/muslim:2239