Bana Selemetü'bnü Şebîb rivayet etti. (Dediki) : Bize Hasen b. Muhammed b. A'yen rivayet etti. (Dediki) : Bize Ma'kıl, Ebu'z-Zübeyr'den, o da Cabir'den naklen rivayet etti. Cabir şöyle demiş: Bana Ömer b. el-Hattab'ın haber verdiğine göre bir adam abdest aldı, ayağının üstünde bir tırnak kadar bir yeri yıkamadan bıraktı. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onu görünce: "Dön de iyice abdest al" buyurdu. Adam döndü (abdest aldıktan) sonra namaz kıldı. Diğer tahric: İbn Mace, 666; Tuhfetu'l-Eşraf, 10421 NEVEVİ ŞERHİ: "Bir adam abdest aldı (3/131) sonra namaz kıldı." Bu hadisten abdest alırken temizlenmesi gereken yerlerden çok küçük bir kısmı dahi terk edecek olursa, abdestinin sahih olmayacağı anlaşılmaktadır. Bu da üzerinde ittifak olunmuş bir husustur. Ancak ilim adamları teyemmüm alan bir kimsenin yüzünün bir kısmını terk etmesi hakkında farklı kanaatlere sahiptir. Bizim ve cumhurun mezhebine göre abdesti sahih olmadığı gibi, teyemmümü de sahih olmaz. Ebu Hanife' den ise bu hususta üç rivayet gelmiştir. Birincisine göre eğer yarısından azını terk etmiş ise yeterli olur, ikincisine göre eğer bir dirhem miktarından daha azını terk etmişse yeterli olur, üçüncü rivayete göre dörtte birini ve daha azını terk ederse yeterli olur şeklindedir. Cumhur ise kıyası delil göstermek imkanına sahiptir. Allah en iyi bilendir. Bu hadiste, bilmeden abdest organlarından bir kısmını terk eden kimsenin abdestinin sahih olmayacağına delil vardır. Yine bu hadisten bilmeyen kimseye öğretmek ve ona yumuşak davranmak gerektiği de anlaşılmaktadır. Bir topluluk bu hadisi, ayaklar hakkında farz olanın onları mesh etmek değil, yıkamak olduğuna delil göstermişlerdir. Kadı İyaz (rahimehullah) ve başkaları da bu hadisi abdest alırken muvalata (abdest azalarını arka arkaya yıkamaya) da delil göstermişlerdir. Çünkü Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Güzel bir şekilde abdest al" buyurmuş ve yıkamadan bıraktığın yeri yıka buyurmamıştır. Böyle bir delillendirme zayıf yahut batıldır. Çünkü Nebi (Sallallahu aleyhi ve Selleml'in: "Güzel bir şekilde abdest al" buyurması tamamlamak anlamına gelme ihtimalini de taşır, yeniden abdest almak ihtimalini de taşır. Hadisin anlamını bunlardan birisi hakkında yorumlamak diğerine göre öncelikli değildir. Allah en iyi bilendir. "Zufur"un iki söyleyişi sözkonusudur. En iyileri zı ve fe harflerini ötreli (zufur) diye okumaktır. Kur'an-ı azimuşşan'da da bu şekilde (bk. En'am, 6/146) gelmiştir. Fe harfinin sakin okunarak "zufr" denilmesi caiz olduğu gibi, zı kesreli fe sakin olarak "zıfr" da her ikisi kesreli "zifir" da denilir. Şaz kıraatlerde her iki şekilde de okunmuştur. Çoğulu "ezfar" gelir. Çoğulun çoğulu ise "ezatır"dir. Aynı zamanda tekilolarak "uzfur" da denilir. Allah en iyi bilendir. DAVUDOĞLU AÇIKLAMA: Bu hadisi-i şerif abdest alırken yıkanmadık az bir yer bırakan kimsenin abdesti sahîh olmadığına delildir. Mes'ele ulema arasında ittifakidîr. Yalnız teyemmüm eden bir kimsenin yüzünden bir yeri mesh etmeden bırakması ihtilaflıdır. Cumhur-u ulemaya göre; teyemmüm de abdest gibidir. Binaenaleyh o da sahih olmaz. Bu babta Ebu Hanifeden üç kavil rivayet edilmiştir: 1) Teyemmüm ederken yüzün yarısından az bir yer bırakılırsa o teyemmüm sahihtir. 2) Dirhem miktarından az bir yer bırakılırsa teyemmüm sahihtir. 3) Yüzün dörtte birini veya daha azını bırakırsa teyemmüm sahihtir. Yine bu hadisle Ulema cahili rifk-u mülayemetle öğretmek lazım geldiğine ve keza abdest alırken ayakların yıkanması farz olduğuna istidlal etmişlerdir. Kaadî Iyaz abdest alırken muvalaatın yani; her uzvu peşi peşine yıkamanın farz olduğuna bu hadisle istidlal etmişsede Nevevî onun bu istidlalini zaif hatta batıl görmüştür. Çünkü: «Abdestini tertemiz al» emri hem abdesti yeniden almaya hemde o abdesti tamamlamaya ihtimalli bir sözdür. Bu ihtimallerden birini tercih etmek için ortada bir delil yoktur. Fakat Nevevî bu itirazında haksız görülmüştür. Çünkü; hadis abdesti yenilemek manasında kesindir. îmam Ahmedin iyi bir, isnadla rivayet ettiği Halid bin Ma'dan hadisinde; «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Namaz kılan bir adam gördü; ayağının üzerinde dirhem mikdarı su isabet etmemiş bir yer vardı. Resulullah (Sallaîlahu Aleyhi ve Sellem) ona yeniden abdest almasını emir buyurdu.» denilmektedir. Malîkîler bu hadisle istidlal ederek muvalatın farz olduğunu söylemiş, diğer ulema ise; buradaki emri nedb manasına almışlardır. Tırnak manasına gelen zufur; kelimesi zufr ve zıfr şekillerinde de okunabilir. Fakat meşhur kıraeti zufurdur. Netekim kur'an-ı kerîmde de bu kiraet üzere varid olmuştur
Sahih-i Müslim › Kitâb 2 · Tahâret › Bâb 10Konum
KİTÂBLAR (56)
- ·Giriş (Mukaddime)35
- 1Îmân437
- 2Tahâret144
- 3Hayız157
- 4Namaz323
- 5Mescidler ve Namaz Yerleri406
- 6Namaz — Yolcular380
- 7Namaz — Cuma93
- 8Namaz — İki Bayram26
- 9Namaz — Yağmur19
- 10Namaz — Tutulmalar34
- 11Namaz — Cenâzeler140
- 12Zekât230
- 13Oruç285
- 14İ'tikâf11
- 15Hac604
- 16Nikâh169
- 17Süt Emzirme84
- 18Talâk91
- 19Lân (Mülâane)27
- 20Köle Azâdı31
- 21Alım Satım158
- 22Müsâkât (Ortakçılık)178
- 23Mîrâs Hükümleri23
- 24Hibeler41
- 25Vasiyyetler31
- 26Adaklar19
- 27Yeminler88
- 28Yeminler, Muhâribler, Kısas ve Diyet56
- 29Had Cezâları72
- 30Yargı ve Hükümler28
- 31Bulunmuş Mallar (Lukata)21
- 32Cihâd ve Seferler182
- 33İmâret (Yönetim)271
- 34Av, Kesim ve Yenilecek Şeyler92
- 35Kurbanlar61
- 36İçecekler258
- 37Elbise ve Süs200
- 38Edep ve Âdâb60
- 39Selâmlaşma216
- 40Doğru Kelime Kullanımı25
- 41Şiir10
- 42Rüyâlar41
- 43Fazîletler230
- 44Sahâbenin Fazîletleri331
- 45Birr, Sıla ve Güzel Ahlâk222
- 46Kader52
- 47İlim30
- 48Zikir, Dua, Tövbe ve İstiğfâr131
- 49Kalpleri Yumuşatan Rivayetler15
- 50Tövbe72
- 51Münâfıkların Vasıfları ve Hükümleri21
- 52Kıyâmet Günü, Cennet ve Cehennemin Vasıfları85
- 53Cennet, Nîmetleri ve Ehli104
- 54Fitneler ve Kıyâmet Alâmetleri180
- 55Zühd ve Kalplerin Yumuşaması99
- 56Tefsîr40
BÂBLAR — Tahâret (34)
- 1بَاب فَضْلِ الْوُضُوءِ
- 2بَاب وُجُوبِ الطَّهَارَةِ لِلصَّلَاةِ
- 3بَاب صِفَةِ الْوُضُوءِ وَكَمَالِهِ
- 4بَاب فَضْلِ الْوُضُوءِ وَالصَّلَاةِ عَقِبَهُ
- 5بَاب الصَّلَوَاتِ الْخَمْسُ وَالْجُمْعَةُ إِلَى الْجُمْعَةِ وَرَمَضَانُ إِلَى رَمَضَانَ مُكَفِّرَاتٌ لِمَا بَيْنَهُنَّ مَا اجْتُنِبَتِ الْكَبَائِرُ
- 6بَاب الذِّكْرِ الْمُسْتَحَبِّ عَقِبَ الْوُضُوءِ
- 7بَاب فِي وُضُوءِ النَّبِيِّ ﷺ
- 8بَاب الإِيتَارِ فِي الِاسْتِنْثَارِ وَالِاسْتِجْمَارِ
- 9بَاب وُجُوبِ غَسْلِ الرِّجْلَيْنِ بِكَمَالِهِمَا
- 10بَاب وُجُوبِ اسْتِيعَابِ جَمِيعِ أَجْزَاءِ مَحَلِّ الطَّهَارَةِ
- 11بَاب خُرُوجِ الْخَطَايَا مَعَ مَاءِ الْوُضُوءِ
- 12بَاب اسْتِحْبَابِ إِطَالَةِ الْغُرَّةِ وَالتَّحْجِيلِ فِي الْوُضُوءِ
- 13بَاب تَبْلُغُ الْحِلْيَةُ حَيْثُ يَبْلُغُ الْوَضُوءُ
- 14بَاب فَضْلِ إِسْبَاغِ الْوُضُوءِ عَلَى الْمَكَارِهِ
- 15باب السواك
- 16بَاب خِصَالِ الْفِطْرَةِ
- 17بَاب الِاسْتِطَابَةِ
- 18بَاب النَّهْيِ عَنِ الِاسْتِنْجَاءِ بِالْيَمِينِ
- 19باب التيمن في الطهور وغيره
- 20بَاب النَّهْيِ عَنِ التَّخَلِّي فِي الطُّرُقِ وَالظِّلَالِ
- 21بَاب الِاسْتِنْجَاءِ بِالْمَاءِ مِنَ التَّبَرُّزِ
- 22بَاب الْمَسْحِ عَلَى الْخُفَّيْنِ
- 23بَاب الْمَسْحِ عَلَى النَّاصِيَةِ وَالْعِمَامَةِ
- 24بَاب التَّوْقِيتِ فِي الْمَسْحِ عَلَى الْخُفَّيْنِ
- 25بَاب جَوَازِ الصَّلَوَاتِ كُلِّهَا بِوُضُوءٍ وَاحِدٍ
- 26بَاب كَرَاهَةِ غَمْسِ الْمُتَوَضِّئِ وَغَيْرِهِ يَدَهُ الْمَشْكُوكُ فِي نَجَاسَتِهَا فِي الْإِنَاءِ قَبْلَ غَسْلِهَا ثَلَاثًا
- 27بَاب حُكْمِ وُلُوغِ الْكَلْبِ
- 28بَاب النَّهْيِ عَنِ الْبَوْلِ فِي الْمَاءِ الرَّاكِدِ
- 29بَاب النَّهْيِ عَنِ الِاغْتِسَالِ فِي الْمَاءِ الرَّاكِدِ
- 30بَاب وُجُوبِ غَسْلِ الْبَوْلِ وَغَيْرِهِ مِنَ النَّجَاسَاتِ إذ حَصَلَتْ فِي الْمَسْجِدِ، وَأَنَّ الأَرْضَ تَطْهُرُ بِالْمَاءِ مِنْ غَيْرِ حَاجَةٍ إِلَى حَفْرِهَا
- 31بَاب حُكْمِ بَوْلِ الطِّفْلِ الرَّضِيعِ وَكَيْفِيَّةِ غَسْلِهِ
- 32بَاب حُكْمِ الْمَنِيِّ
- 33بَاب نَجَاسَةِ الدَّمِ وَكَيْفِيَّةُ غَسْلِهِ
- 34بَابُ الدَّلِيلِ عَلَى نَجَاسَةِ الْبَوْلِ وَوُجُوبُ الِاسْتِبْرَاءِ منه
Sahih-i Müslim 576
Tahâret
Sahih (Müslim'in Sahîh'i)
BÂB (10)
بَاب وُجُوبِ اسْتِيعَابِ جَمِيعِ أَجْزَاءِ مَحَلِّ الطَّهَارَةِ
حَدَّثَنِي سَلَمَةُ بْنُ شَبِيبٍ، حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ أَعْيَنَ، حَدَّثَنَا مَعْقِلٌ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، أَخْبَرَنِي عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ، أَنَّ رَجُلاً، تَوَضَّأَ فَتَرَكَ مَوْضِعَ ظُفُرٍ عَلَى قَدَمِهِ فَأَبْصَرَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " ارْجِعْ فَأَحْسِنْ وُضُوءَكَ " . فَرَجَعَ ثُمَّ صَلَّى .
Notunuz
KAYNAK
Sahih-i Müslim, Kitâb 2 (Tahâret), Bâb 10, Hadis no. 576
HADİSİN DERECESİ
Sahih(Müslim'in Sahîh'i)
sunnetimiz.com/muslim:576