Bize Kuteybe b. Said tahdis etti, bize Leys tahdis etti (H). Bize İbn Rumh da tahdis etti, bize Leys haber verdi (H). Bize Kuteybe b. Said, Ebu Bekr b. EbuŞeybe, Amr en-Nakid ve Zuheyr b. Harb tahdis edip dediler ki: Bize Süfyan tahdis etti. İkisi (Leys ile Süfyan) ez-Zührı'den, o Urve'den, o Aişe'den şöyle dediğini nakletti: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ferak ile aynı şeyolan kadeh denilen kapta guslederdi. Ben ve o aynı kapta (kaptan su alarak) guslederdik. Süfyan'ın hadisi rivayetinde "aynı kaptan" şeklindedir. Kuteybe dedi ki: Süfyan, ferak üç sa' dır, dedi. Diğer tahric: İbn Mace, 376 DAVUDOĞLU AÇIKLAMA: Ferak: On altı rıtl su alan kabtır. Hadis uleması bu kelimeyi «fark» şeklinde okurlar. İbni Esîr'in beyanına göre ferak on-altı, fark ise yüz yirmi rıtl su alan kablardır. Müslim'in buradaki rivayetine göre Süfyan b. Uyeyne ferakı üç sa' alan kaptır, diye ta'rif etmiştir. Nevevî cumhur-u ulemanın bu kavli tercih ettiğini söyler. Bazıları: «Farak: İki sa' alan kaptır» demişlerdir. Üç sa'takriben dokuz litre eder. Rıtl: Takriben dört yüz altmış gramlık bir ölçüdür. Müdd: İki rıtl alan ölçüdür. Hadîsin bir rivayetinde «Kabdan», diğer rivayetinde «Kabda» yıkanıyordu, denilmişsede ikisindende maksat bir kaptan yıkanmasıdır. Zaten «Kabdan» manasını ifade eder «min» edatı burada cinsi beyan eder. Yani o kabdaki sudan yıkanıyordu, demektir. Kabdaki suyun hepsini sarfediyordu manasına değildir. NEVEVİ ŞERHİ (724-725): Müslümanlar, abdest ve gusülde yeterli olan su miktarının tespit edilmemiş olduğu üzerinde icma etmişlerdir. Aksine bunun için azı da, çoğu da -yıkama şartı gerçekleştiği takdirde- yeterlidir. Bu şart ise suyun yıkanması gereken organlar üzerinden akmasından ibarettir. Şafii -yüce Allah'ın rahmeti ona- bazen az miktardaki su iktisatIı kullanılarak yetebilir, çok miktardaki su da israf edilerek yeterli gelmeyebilir, demiştir. İlim adamları der ki: Müstehab olan gusülde kullanılacak suyun bir sa'dan,5Iz abdest için kullanılacak suyun da bir mud'den az olmamasıdır. Bir sa', beş tam, bir bölü üç Bağdadi rıt1dır. Bir mud ise, bir tam bir bölü üç rıtldır. Bu da tam bir miktar değil, takribi olarak böyle itibar edilmiştir. Doğru ve meşhur olan budur. Mezhep alimlerimizden bir topluluk bazı alimlerimizin bir başka görüşünü zikretmektedir ki, bu görüşe göre burada sözü geçen sa' sekiz rıtl, mud ise iki rıtldır. İlim adamları suyun is raf ile kullanılmasının yasaklığını icma ile kabul etmişlerdir, isterse deniz kenarında bulunsun. Daha güçlü olan görüş ise bunun tenzihen mekruh olduğudur. Kimi mezhep alimimiz is raf haramdır, demiştir. Allah en iyi bilendir. Erkek ve kadının aynı kaptan temizlenmelerine (abdest ve gusül almalarına) gelince, bu da bu başlıktaki bu hadisler dolayısıyla Müslümanların icmaı ile caizdir. Erkeğin arttırdığı su ile kadının temizlenmesi de aynı şekilde icma ile caizdir. Kadının arttırdığı sudan erkeğin temizlenmesi ise mezhebimizde Malik, Ebu Hanife ve ilim adamlarının büyük çoğunluğuna göre caizdir. Kadının yalnız başına kalarak o suyu kullanması ile, yalnız başına kalmaksızın kullanması arasında bir fark yoktur. Bazı ilim adamlarımız bu hususta gelmiş sahih hadisler dolayısıyla bunda mekruhluk yoktur derken, Ahmed b. Hanbel ve Davud ez-Zahiri' nin kanaatine göre eğer kadın yalnız başına kalıp suyu kullanacak olursa, arttırdığı suyu erkeğin kullanması caiz değildir. Bu görüş Abdullah b. Sereis ve Hasan-ı Basri'den de rivayet edilmiştir. Bununla birlikte Ahmed b. Hanbel'den -yüce Allah'ın rahmeti ona- bizim mezhebimiz gibi bir görüş de rivayet edilmiştir. Hasan ve Said b. el-Müseyyeb' den kadının arttırdığı suyu kullanmanın kayıtsız ve şartsız mekruh olduğu görüşü de rivayet edilmiştir ama tereih edilen büyük çoğunluğun söyledikleridir. Buna delil ise Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in zevceleri ile birlikte gusletmesine ve onların her birinin diğerinin arttırdığını kullanmasına dair varid olmuş bu sahih hadislerdir. Bu hadislere göre onların her biri diğerinin arttırdığını kullanıyordu. Kadının yalnız başına su ile kalmasının da bir tesiri yoktur. Çünkü diğer hadiste Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in zevcelerinden birisinin arttırdığı su ile guslettiği sabittir. Bu hadisi Ebu Davud, Tirmizi, Nesai ve Sünen sahipleri rivayet etmiş olup, Tirmizi: Bu hasen, sahih bir hadistir demiştir. Yasağın sözkonusu edildiği hadise gelince, bu Hakem b. Amr'ın rivayet ettiği bir hadis olup, ilim adamları buna dair çeşitli cevaplar vermişlerdir. Bu cevaplardan birisine göre bu hadis zayıftır. Aralarında Buhari ve başkalarının bulunduğu hadis imamları zayıf olduğunu söylemişlerdir, ikinci cevaba göre ise burada maksat onun organlarından artan (müsta'mel) sudur. Üçüncü cevap ise burada yasak müstehaplık ve daha faziletli olanı ifade eder. Allah en iyi bilendir. Süfyan dedi ki: "Ferak üç sa'dır." Ferak'ın üç sa' olduğunu büyük çoğunluk söylemiştir. Ferak, fark olarak da söylenir. Bu iki söyleyişi İbn Bureyd ve ondan başka bir topluluk nakletmiş olmakla birlikte, ferak söyleyişi daha fasih ve daha meşhurdur. el-Bad doğrusunun bu olduğunu iddia etmiş olmakla birlikte durum dediği gibi değildir, aksine bunlar iki ayrı söyleyiştir. Üç sa'dır ifadesi de doğrudur ve fasihtir. "Sa"'ın çoğulunun (Süfyan'ın söylediği gibi) "asu'" olarak kullanılmasını kabul etmeyip, ancak "esvu" şeklinin caiz olduğunu iddia eden kişi ise, bilgisizliğini ortaya koymuştur. Böyle diyen bir kişi ya apaçık bir gaflet içindedir yahut apaçık bir bilgisizlik çünkü sa' ın çoğulu asvu' da gelir, asu' da gelir. Birincisi asıl şekildir, ikincisi ise kalb iledir. Vav, sad'a öncelenerek elif'e kalb edilir (çevrilir). Aişe (r.anha)'nın söylediği: "Feraktan yıkanırdı" ibaresindeki "min (dan)" lafzından burada kasıt cinsin beyanı ve suyun kendisinden alınıp, kullanıldığı kabı beyan etmektir. Yoksa maksat fe rak denilen kabın suyu ile yıkanıyordu demek değildir. Buna delil de diğer hadisteki: "Ben ve Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kendisine ferak denilen bir kaptan yıkanırdık" rivayeti ile diğer hadisteki: "Bir sa' su ile yıkanırdık" hadisi buna delildir. "Resuluilah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir kapta yıkanırdı" ifadesi bu şekilde asıl nüshalarda "bir kapta" şeklindedir, bu da doğru olup, kaptan (o kaptaki sudan) yıkanırdı, demektir
Sahih-i Müslim › Kitâb 3 · Hayız › Bâb 10Konum
KİTÂBLAR (56)
- ·Giriş (Mukaddime)35
- 1Îmân437
- 2Tahâret144
- 3Hayız157
- 4Namaz323
- 5Mescidler ve Namaz Yerleri406
- 6Namaz — Yolcular380
- 7Namaz — Cuma93
- 8Namaz — İki Bayram26
- 9Namaz — Yağmur19
- 10Namaz — Tutulmalar34
- 11Namaz — Cenâzeler140
- 12Zekât230
- 13Oruç285
- 14İ'tikâf11
- 15Hac604
- 16Nikâh169
- 17Süt Emzirme84
- 18Talâk91
- 19Lân (Mülâane)27
- 20Köle Azâdı31
- 21Alım Satım158
- 22Müsâkât (Ortakçılık)178
- 23Mîrâs Hükümleri23
- 24Hibeler41
- 25Vasiyyetler31
- 26Adaklar19
- 27Yeminler88
- 28Yeminler, Muhâribler, Kısas ve Diyet56
- 29Had Cezâları72
- 30Yargı ve Hükümler28
- 31Bulunmuş Mallar (Lukata)21
- 32Cihâd ve Seferler182
- 33İmâret (Yönetim)271
- 34Av, Kesim ve Yenilecek Şeyler92
- 35Kurbanlar61
- 36İçecekler258
- 37Elbise ve Süs200
- 38Edep ve Âdâb60
- 39Selâmlaşma216
- 40Doğru Kelime Kullanımı25
- 41Şiir10
- 42Rüyâlar41
- 43Fazîletler230
- 44Sahâbenin Fazîletleri331
- 45Birr, Sıla ve Güzel Ahlâk222
- 46Kader52
- 47İlim30
- 48Zikir, Dua, Tövbe ve İstiğfâr131
- 49Kalpleri Yumuşatan Rivayetler15
- 50Tövbe72
- 51Münâfıkların Vasıfları ve Hükümleri21
- 52Kıyâmet Günü, Cennet ve Cehennemin Vasıfları85
- 53Cennet, Nîmetleri ve Ehli104
- 54Fitneler ve Kıyâmet Alâmetleri180
- 55Zühd ve Kalplerin Yumuşaması99
- 56Tefsîr40
BÂBLAR — Hayız (33)
- 1- بَاب مُبَاشَرَةِ الْحَائِضِ فَوْقَ الإِزَارِ
- 2بَاب الِاضْطِجَاعِ مَعَ الْحَائِضِ فِي لِحَافٍ وَاحِدٍ
- 3باب جواز غسل رَأْسَ زَوْجِهَا وَتَرْجِيلِهِ وَطَهَارَةِ سُؤْرِهَا وَالِاتِّكَاءِ فِي حِجْرِهَا وَقِرَاءَةِ الْقُرْآنِ فِيهِ
- 4بَاب الْمَذْيِ
- 5بَاب غَسْلِ الْوَجْهِ وَالْيَدَيْنِ إِذَا اسْتَيْقَظَ مِنَ النَّوْمِ
- 6بَاب جَوَازِ نَوْمِ الْجُنُبِ، وَاسْتِحْبَابِ الْوُضُوءِ لَهُ وَغَسْلِ الْفَرْجِ إِذَا أَرَادَ أَنْ يَأْكُلَ أَوْ يَشْرَبَ أَوْ يَنَامَ أَوْ يُجَامِعَ
- 7بَاب وُجُوبِ الْغَسْلِ عَلَى الْمَرْأَةِ بِخُرُوجِ الْمَنِيِّ مِنْهَا
- 8بَاب بَيَانِ صِفَةِ مَنِيِّ الرَّجُلِ وَالْمَرْأَةِ وَأَنَّ الْوَلَدَ مَخْلُوقٌ مِنْ مَائِهِمَا
- 9بَاب صفَةِ غُسْلِ الْجَنَابَة
- 10بَاب الْقَدْرِ الْمُسْتَحَبِّ مِنَ الْمَاءِ فِي غُسْلِ الْجَنَابَةِ، وَغُسْلِ الرَّجُلِ وَالْمَرْأَةِ فِي إِنَاءٍ وَاحِدٍ فِي حَالَةٍ وَاحِدَةٍ، وَغُسْلِ أَحَدِهِمَا بِفَضْلِ الآخَرِ
- 11بَاب اسْتِحْبَابِ إِفَاضَةِ الْمَاءِ عَلَى الرَّأْسِ وَغَيْرِهِ ثَلَاثًا
- 12بَاب حُكْمِ ضَفَائِرِ الْمُغْتَسِلَةِ
- 13بَاب اسْتِحْبَابِ اسْتِعْمَالِ الْمُغْتَسِلَةِ مِنَ الْحَيْضِ فِرْصَةً مِنْ مِسْكٍ فِي مَوْضِعِ الدَّمِ
- 14بَاب الْمُسْتَحَاضَةِ وَغُسْلِهَا وَصَلَاتِهَا
- 15بَاب وُجُوبِ قَضَاءِ الصَّوْمِ عَلَى الْحَائِضِ دُونَ الصَّلَاةِ
- 16باب تستر المغتسل بثوب ونحوه
- 17بَاب تَحْرِيمِ النَّظَرِ إِلَى الْعَوْرَاتِ
- 18بَاب جَوَازِ الِاغْتِسَالِ عُرْيَانًا فِي الْخَلْوَةِ
- 19بَاب الِاعْتِنَاءِ بِحِفْظِ الْعَوْرَةِ
- 20بَاب مَا يُسْتَتَرُ بِهِ لِقَضَاءِ الْحَاجَةِ
- 21بَاب إِنَّمَا الْمَاءُ مِنَ الْمَاءِ
- 22بَاب نَسْخِ "الْمَاءُ مِنَ الْمَاءِ". وَوُجُوبِ الْغُسْلِ بِالْتِقَاءِ الْخِتَانَيْنِ
- 23بَاب الْوُضُوءِ مِمَّا مَسَّتِ النَّارُ
- 24بَاب نَسْخِ الْوُضُوءِ مِمَّا مَسَّتِ النَّارُ
- 25بَاب الْوُضُوءِ مِنْ لُحُومِ الإِبِلِ
- 26بَاب الدَّلِيلِ عَلَى أَنَّ مَنْ تَيَقَّنَ الطَّهَارَةَ ثُمَّ شَكَّ فِي الْحَدَثِ فَلَهُ أَنْ يُصَلِّيَ بِطَهَارَتِهِ تِلْكَ
- 27بَاب طَهَارَةِ جُلُودِ الْمَيْتَةِ بِالدِّبَاغِ
- 28بَاب التَّيَمُّمِ
- 29بَاب الدَّلِيلِ عَلَى أَنَّ الْمُسْلِمَ لَا يَنْجُسُ
- 30بَاب ذِكْرِ اللَّهِ تَعَالَى فِي حَالِ الْجَنَابَةِ وَغَيْرِهَا
- 31بَاب جَوَازِ أَكْلِ الْمُحْدِثِ الطَّعَامَ وَأَنَّهُ لَا كَرَاهَةَ فِي ذَلِكَ، وَأَنَّ الْوُضُوءَ لَيْسَ عَلَى الْفَوْرِ
- 32بَاب مَا يَقُولُ إِذَا أَرَادَ دُخُولَ الْخَلَاءِ
- 33بَاب الدَّلِيلِ عَلَى أَنَّ نَوْمَ الْجَالِسِ لَا يَنْقُضُ الْوُضُوءَ
Sahih-i Müslim 727
Hayız
Sahih (Müslim'in Sahîh'i)
BÂB (10)
بَاب الْقَدْرِ الْمُسْتَحَبِّ مِنَ الْمَاءِ فِي غُسْلِ الْجَنَابَةِ، وَغُسْلِ الرَّجُلِ وَالْمَرْأَةِ فِي إِنَاءٍ وَاحِدٍ فِي حَالَةٍ وَاحِدَةٍ، وَغُسْلِ أَحَدِهِمَا بِفَضْلِ الآخَرِ
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا لَيْثٌ، ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ رُمْحٍ، أَخْبَرَنَا اللَّيْثُ، ح وَحَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، وَأَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ وَعَمْرٌو النَّاقِدُ وَزُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ قَالُوا حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، كِلاَهُمَا عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَغْتَسِلُ فِي الْقَدَحِ وَهُوَ الْفَرَقُ وَكُنْتُ أَغْتَسِلُ أَنَا وَهُوَ فِي الإِنَاءِ الْوَاحِدِ . وَفِي حَدِيثِ سُفْيَانَ مِنْ إِنَاءٍ وَاحِدٍ . قَالَ قُتَيْبَةُ قَالَ سُفْيَانُ وَالْفَرَقُ ثَلاَثَةُ آصُعٍ .
Notunuz
KAYNAK
Sahih-i Müslim, Kitâb 3 (Hayız), Bâb 10, Hadis no. 727
HADİSİN DERECESİ
Sahih(Müslim'in Sahîh'i)
sunnetimiz.com/muslim:727