İbn Abbâs (r.a.)’den rivâyete göre, Nebi (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Kardeşinle tartışmaya girme, onunla kırıcı şekilde şakalaşma ve yerine getiremeyeceğin sözü ona verme.” Tirmizî rivâyet etmiştir. Tirmizî: Bu hadis hasen garibtir. Ancak bu şekliyle biliniyor. Tirmizî: Abdulmelik bana göre İbn Beşîr’dir
Sünen-i Tirmizî › Kitâb 27 · Birr ve SılaKonum
- 1Tahâret148
- 2Namaz302
- 3Vitir35
- 4Cuma Günü42
- 5İki Bayram14
- 6Yolculuk73
- 7Zekât65
- 8Oruç127
- 9Hac157
- 10Cenâzeler115
- 11Nikâh67
- 12Süt Emzirme29
- 13Talâk ve Lân31
- 14Ticâret117
- 15Rasûlullah'tan Hükümler (Ahkâm)64
- 16Diyet35
- 17Had Cezâları45
- 18Av28
- 19Kurbanlar29
- 20Adaklar ve Yeminler23
- 21Seriyyeler (Askerî Seferler)68
- 22Cihâdın Fazîleti51
- 23Cihâd48
- 24Elbise66
- 25Yiyecekler73
- 26İçecekler36
- 27Birr ve Sıla141
- 28Tıp54
- 29Mîrâs26
- 30Vasiyyetler9
- 31Velâ ve Hibeler8
- 32Kader26
- 33Fitneler112
- 34Rüyâlar25
- 35Şâhitlikler9
- 36Zühd111
- 37Kıyâmet, Rikâk ve Vera' Vasıfları108
- 38Cennetin Vasıfları51
- 39Cehennemin Vasıfları34
- 40Îmân39
- 41İlim43
- 42İzin İstemek47
- 43Âdâb136
- 44Misaller17
- 45Kur'ân'ın Fazîletleri52
- 46Kıraat23
- 47Tefsîr422
- 48Dualar244
- 49Fazîletler (Menâkıb)351
- 1بَابُ مَا جَاءَ فِي بِرِّ الْوَالِدَيْنِ
- 2بَابُ مِنْهُ
- 3بَابُ مَا جَاءَ مِنَ الْفَضْلِ فِي رِضَا الْوَالِدَيْنِ
- 4بَابُ مَا جَاءَ فِي عُقُوقِ الْوَالِدَيْنِ
- 5بَابُ مَا جَاءَ فِي إِكْرَامِ صَدِيقِ الْوَالِدِ
- 6بَابُ مَا جَاءَ فِي بِرِّ الْخَالَةِ
- 7بَابُ مَا جَاءَ فِي دَعْوَةِ الْوَالِدَيْنِ
- 8بَابُ مَا جَاءَ فِي حَقِّ الْوَالِدَيْنِ
- 9بَابُ مَا جَاءَ فِي قَطِيعَةِ الرَّحِمِ
- 10بَابُ مَا جَاءَ فِي صِلَةِ الرَّحِمِ
- 11بَابُ مَا جَاءَ فِي حُبِّ الْوَلَدِ
- 12بَابُ مَا جَاءَ فِي رَحْمَةِ الْوَلَدِ
- 13بَابُ مَا جَاءَ فِي النَّفَقَةِ عَلَى الْبَنَاتِ وَالْأَخَوَاتِ
- 14بَابُ مَا جَاءَ فِي رَحْمَةِ الْيَتِيمِ وَكَفَالَتِهِ
- 15بَابُ مَا جَاءَ فِي رَحْمَةِ الصِّبْيَانِ
- 16بَابُ مَا جَاءَ فِي رَحْمَةِ الْمُسْلِمِينَ
- 17بَابُ مَا جَاءَ فِي النَّصِيحَةِ
- 18بَابُ مَا جَاءَ فِي شَفَقَةِ الْمُسْلِمِ عَلَى الْمُسْلِمِ
- 19بَابُ مَا جَاءَ فِي السُّتْرَةِ عَلَى الْمُسْلِمِ
- 20بَابُ مَا جَاءَ فِي الذَّبِّ عَنْ عِرْضِ الْمُسْلِمِ
- 21بَابُ مَا جَاءَ فِي كَرَاهِيَةِ الْهَجْرِ لِلْمُسْلِمِ
- 22بَابُ مَا جَاءَ فِي مُوَاسَاةِ الْأَخِ
- 23بَابُ مَا جَاءَ فِي الْغِيبَةِ
- 24بَابُ مَا جَاءَ فِي الْحَسَدِ
- 25بَابُ مَا جَاءَ فِي التَّبَاغُضِ
- 26بَابُ مَا جَاءَ فِي إِصْلَاحِ ذَاتِ الْبَيْنِ
- 27بَابُ مَا جَاءَ فِي الْخِيَانَةِ وَالْغِشِّ
- 28بَابُ مَا جَاءَ فِي حَقِّ الْجِوَارِ
- 29بَابُ مَا جَاءَ فِي الْإِحْسَانِ إِلَى الْخَدَمِ
- 30بَابُ النَّهْيِ عَنْ ضَرْبِ الْخَدَمِ وَشَتْمِهِمْ
- 31بَابُ مَا جَاءَ فِي الْعَفْوِ عَنِ الْخَادِمِ
- 32بَابُ مَا جَاءَ فِي أَدَبِ الْخَادِمِ
- 33بَابُ مَا جَاءَ فِي أَدَبِ الْوَلَدِ
- 34بَابُ مَا جَاءَ فِي قَبُولِ الْهَدِيَّةِ وَالْمُكَافَأَةِ عَلَيْهَا
- 35بَابُ مَا جَاءَ فِي الشُّكْرِ لِمَنْ أَحْسَنَ إِلَيْكَ
- 36بَابُ مَا جَاءَ فِي صَنَائِعِ الْمَعْرُوفِ
- 37بَابُ مَا جَاءَ فِي الْمِنْحَةِ
- 38بَابُ مَا جَاءَ فِي إِمَاطَةِ الْأَذَى عَنِ الطَّرِيقِ
- 39بَابُ مَا جَاءَ أَنَّ الْمَجَالِسَ أَمَانَةٌ
- 40بَابُ مَا جَاءَ فِي السَّخَاءِ
- 41بَابُ مَا جَاءَ فِي الْبَخِيلِ
- 42(٤٢) بَابُ مَا جَاءَ فِي النَّفَقَةِ عَلَى الْأَهْلِ
- 43بَابُ مَا جَاءَ فِي الضِّيَافَةِ كَمْ هِيَ
- 44بَابُ مَا جَاءَ فِي السَّعْيِ عَلَى الْأَرْمَلَةِ وَالْيَتِيمِ
- 45بَابُ مَا جَاءَ فِي طَلَاقَةِ الْوَجْهِ وَحُسْنِ الْبِشْرِ
- 46بَابُ مَا جَاءَ فِي الصِّدْقِ وَالْكَذِبِ
- 47بَابُ مَا جَاءَ فِي الْفُحْشِ وَالتَّفَحُّشِ
- 48بَابُ مَا جَاءَ فِي اللَّعْنَةِ
- 49بَابُ مَا جَاءَ فِي تَعْلِيمِ النَّسَبِ
- 50بَابُ مَا جَاءَ فِي دَعْوَةِ الْأَخِ لِأَخِيهِ بِظَهْرِ الْغَيْبِ
- 51بَابُ مَا جَاءَ فِي الشَّتْمِ
- 52بَابٌ
- 53بَابُ مَا جَاءَ فِي قَوْلِ الْمَعْرُوفِ
- 54بَابُ مَا جَاءَ فِي فَضْلِ الْمَمْلُوكِ الصَّالِحِ
- 55بَابُ مَا جَاءَ فِي مُعَاشَرَةِ النَّاسِ
- 56بَابُ مَا جَاءَ فِي ظَنِّ السُّوءِ
- 57بَابُ مَا جَاءَ فِي الْمِزَاحِ
- 58بَابُ مَا جَاءَ فِي الْمِرَاءِ
- 59بَابُ مَا جَاءَ فِي الْمُدَارَاةِ
- 60بَابُ مَا جَاءَ فِي الِاقْتِصَادِ فِي الْحُبِّ وَالْبُغْضِ
- 61بَابُ مَا جَاءَ فِي الْكِبْرِ
- 62بَابُ مَا جَاءَ فِي حُسْنِ الْخُلُقِ
- 63بَابُ مَا جَاءَ فِي الْإِحْسَانِ وَالْعَفْوِ
- 64بَابُ مَا جَاءَ فِي زِيَارَةِ الْإِخْوَانِ
- 65بَابُ مَا جَاءَ فِي الْحَيَاءِ
- 66بَابُ مَا جَاءَ فِي التَّأَنِّي وَالْعَجَلَةِ
- 67بَابُ مَا جَاءَ فِي الرِّفْقِ
- 68بَابُ مَا جَاءَ فِي دَعْوَةِ الْمَظْلُومِ
- 69بَابُ مَا جَاءَ فِي خُلُقِ النَّبِيِّ ﷺ
- 70بَابُ مَا جَاءَ فِي حُسْنِ الْعَهْدِ
- 71بَابُ مَا جَاءَ فِي مَعَالِي الْأَخْلَاقِ
- 72بَابُ مَا جَاءَ فِي اللَّعْنِ وَالطَّعْنِ
- 73بَابُ مَا جَاءَ فِي كَثْرَةِ الْغَضَبِ
- 74بَابٌ فِي كَظْمِ الْغَيْظِ
- 75بَابُ مَا جَاءَ فِي إِجْلَالِ الْكَبِيرِ
- 76بَابُ مَا جَاءَ فِي الْمُتَهَاجِرَيْنِ
- 77بَابُ مَا جَاءَ فِي الصَّبْرِ
- 78بَابُ مَا جَاءَ فِي ذِي الْوَجْهَيْنِ
- 79بَابُ مَا جَاءَ فِي النَّمَّامِ
- 80بَابُ مَا جَاءَ فِي الْعِيِّ
- 81بَابُ مَا جَاءَ فِي إِنَّ مِنَ الْبَيَانِ سِحْرًا
- 82بَابُ مَا جَاءَ فِي التَّوَاضُعِ
- 83بَابُ مَا جَاءَ فِي الظُّلْمِ
- 84بَابُ مَا جَاءَ فِي تَرْكِ الْعَيْبِ لِلنِّعْمَةِ
- 85بَابُ مَا جَاءَ فِي تَعْظِيمِ الْمُؤْمِنِ
- 86بَابُ مَا جَاءَ فِي التَّجَارِبِ
- 87بَابُ مَا جَاءَ فِي الْمُتَشَبِّعِ بِمَا لَمْ يُعْطَهُ
- 88بَابُ مَا جَاءَ فِي الثَّنَاءِ بِالْمَعْرُوفِ
(27) Kitâb: Birr ve Sıla
بَابُ مَا جَاءَ فِي الْمِرَاءِ
بَابُ مَا جَاءَ فِي الْمُدَارَاةِ
Âişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Ben Rasûlullah (s.a.v.)’in yanında iken bir kimse Rasûlullah (s.a.v.) ile görüşmek için izin istedi, Rasûlullah (s.a.v.): “Toplumun hayırsız adamı” veya “Toplumun hayırsız evladı” dedi. Sonra ona izin verdi ve onunla yumuşak şekilde konuştu. Adam çıkıp gidince Ey Allah’ın Rasûlü! Dedim. O adam hakkında söylediğini söyledin sonra da ona yumuşak davrandın. Bunun üzerine: “İnsanların en şerlisi zararından korunmak için insanların bırakıp terk ettiği kimsedir.” (Bu yüzden insanlarla ilgilenmek gerekir) buyurdular. Diğer tahric: Buhârî, Edeb; Müslim: Birr Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir. BU HADİS’İN MÜSLİM RİVAYETİ VE İZAHI İÇİN BURAYA TIKLA
بَابُ مَا جَاءَ فِي الِاقْتِصَادِ فِي الْحُبِّ وَالْبُغْضِ
Ebû Hureyre (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Sevdiğin kimseyi ölçülü sev ki bir gün sevmeyeceğin bir kişi olabilir. Sevmediğin bir kimseyi de ölçülü şekilde sevme ki günün birinde çok sevdiğin bir kimse olabilir.” Tirmizî rivâyet etmiştir. Tirmizî: Bu hadis garib olup, sadece bu senedle ve bu şekliyle bilmekteyiz. Eyyûb’tan başka sened ile de rivâyet edilmiş olup Hasan b. Cafer’den gelmiştir. Ali’den gelen bir isnadla bu kimsenin rivâyet ettiği hadis zayıftır. Doğru olan rivâyet bu hadisin Ali’den mevkuf olarak yapılan rivâyetidir
بَابُ مَا جَاءَ فِي الْكِبْرِ
Abdullah (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Kalbinde hardal tanesi kadar kibir, büyüklenme olan kişi Cennete giremeyecektir. Yine kalbinde bir hububat ağırlığında iman olan kimse de Cehenneme girmeyecektir.” Diğer tahric edenler: Müslim, İman; İbn Mâce, Mukaddime Bu konuda Ebû Hureyre, İbn Abbas, Seleme b. Ekva’ ve Ebû Saîd’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir. İBN-İ MACE RİVAYETİ VE İZAH İÇİN BURAYA TIKLAYIN
Abdullah (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Kalbinde zerre kadar kibir bulunan kişi Cennete giremeyecek, kalbinde zerre kadar imanı olan kimse de Cehenneme girmeyecektir.” Bunun üzerine bir adam: “Elbise ve ayakkabımın güzel olmasından ben hoşlanırım” dedi. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Allah güzelliği sever fakat kibir: Hakkı tanımamak ve insanları küçük görmek demektir.” (İbn Mâce, Mukaddime: 9) ilim adamları bu hadisin yorumunda şöyle derler: “Kalbinde zerre kadar iman olan Cehenneme girmeyecektir” sözünün manası; “Ebedî olarak girmeyecektir” demektir. Aynı şekilde Ebû Saîd el Hudrî’den şöyle rivâyet edilmiştir:Kalbinde zerre kadar iman olan cehennemde ebedi kalmayıp mutlaka çıkacaktır. pek çok kişi: Âl-i Imran: sûresi 192. ayeti olan: “Ey Rabbimiz şüphesiz sen kimi cehennem ateşine koyarsan elbette onu rezil ve rüsvay edersin…” Hakkında şöyle demişlerdir: “Kimi Cehenneme ebedi olarak koyarsa onu gerçekten rezil ve rüsvay etmiştir.” Bu hadis hasen sahih garibtir
Seleme b. Ekvâ’ (r.a.)’in babasından rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Kişi kendini yüksek göre göre sonunda cebbar (zorbalar) içersine yazılır ve onların başına gelen onun da başına gelir.” Tirmizî rivâyet etmiştir. Tirmizî: Bu hadis hasen garibtir
Cübeyr b. Mut’ım (r.a.)’in babasından rivâyete göre, şöyle demiştir: “Bende büyüklenme olduğunu söylüyorlar halbuki ben eşeğe bindim, kıldan yapılmış elbiseler giydim, koyundan süt sağdım…” Rasûlullah (s.a.v.): Kim bunları yaparsa o kimse de kibirden bir parça yoktur” buyurmuştur. Tirmizî rivâyet etmiştir. Tirmizî: Bu hadis hasen sahih garibtir
بَابُ مَا جَاءَ فِي حُسْنِ الْخُلُقِ
Ebû’d Derdâ (r.a.)’den rivâyete göre, Nebi (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Kıyamet günü mü’minin mizanında hiçbirşey güzel ahlaktan daha ağır değildir. Allah kaba ve ahlaksız kişileri asla sevmez.” Diğer tahric: Ebû Dâvûd, Edeb Tirmizî: Bu konuda Âişe, Ebû Hüreyre, Enes, Üsâme b. Şerîk’den de hadis rivâyet edilmiş olup bu hadis hasen sahihtir
Ebû’d Derdâ (r.a.) şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.)’den işittim şöyle diyordu: “Mizana koyulan hiçbir şey güzel ahlaktan daha ağır değildir. Güzel ahlak sahibi kimse bu güzel ahlakıyla namaz kılan oruç tutan kimselerin sevâbına ulaşır.” Diğer tahric: Ebû Dâvûd, Edeb Tirmizî: Bu hadis bu şekliyle garibtir. Namaz kılan oruç tutandan kasıt nafile namaz ve oruçtur
Ebû Hureyre (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.)’e insanların Cennete girmelerine sebep olan amel hangisidir? Diye sorulduğunda: “Allah’a karşı sorumluluk bilinci ve güzel ahlaktır” buyurdular. “İnsanların Cehenneme girmelerine sebep olan amel sorulduğunda da: Ağızdaki dil ve cinsel organdır” buyurdular. Diğer tahric: İbn Mâce, Zühd Tirmizî: Bu hadis sahih garibtir. Abdullah b. İdris; İbn Yezîd b. Abdurrahman el Evdî’dir
Abdullah b. Mübarek güzel ahlakı şöyle tarif etmiştir: “Güler yüzlü olmak, iyilikleri yaymak ve eziyetlere engel olmaktır.” Tirmizî rivâyet etmiştir
بَابُ مَا جَاءَ فِي الْإِحْسَانِ وَالْعَفْوِ
Eb’ul Ahvas (r.a.)’in babasından rivâyete göre, şöyle demiştir: Ey Allah’ın Rasûlü! Dedim; Bir kimseye uğrarım fakat beni misafir edip ağırlamaz O’da bana uğradığında ben de ona onun yaptığının aynısını yapayım mı? Rasûlullah (s.a.v.): “Hayır sen onu misafir et ve ağırla” buyurdular. Beni eskimiş elbiseler içerisinde gördü ve senin malın var mıdır* buyurdular. Ben de her türlü maldan; deve ve koyundan Allah bana bolca vermiştir dedim. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.): “Öyleyse bu nimetin izi üzerinde görünsün” buyurdular. Diğer tahric: Müsned: 15323 Tirmizî: Bu konuda Âişe, Câbir, Ebû Hüreyre’den de hadis rivâyet edilmiştir. Bu hadis hasen sahihtir. Ebû’l Ahvas’ın ismi; Avf b. Mâlik b. Nadle el Cüşemî’dir. أقره “Akrihi” kelimesinin anlamı onu misafir et anlamındadır. “Kıra” ziyafet anlamındadır
Huzeyfe (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Herkes iyilik yaparsa biz de yaparız herkes haksızlık yaparsa bizde haksızlık ederiz diyen kimseler gibi olmayın, fakat kendinizi iyilik yapanlara karşı iyilik yapmaya kötülük yapanlara karşı da haksızlık yapmamaya hazırlayınız.” Tirmizî rivâyet etmiştir. Tirmizî: Bu hadis hasen garib olup bu şekliyle bilmekteyiz
بَابُ مَا جَاءَ فِي زِيَارَةِ الْإِخْوَانِ
Ebû Hureyre (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: Kim bir hastayı ziyaret eder ve Allah rızası için bir din kardeşini ziyaret ederse bir tellal şöyle bağırır: “İyi ettin attığın adımlar hayırlı olsun, Cennet’teki yerin güzel olsun.” Diğer tahric: İbn Mâce, Cenaiz Tirmizî: Bu hadis hasen garibtir. Ebû Sinan’ın ismi İsa b. Sinan’dır. Hammad b. Seleme, Sabit’ten Ebû Rafî’den, Ebû Hüreyre’den bu hadisden bir bölüm rivâyet etmiştir
بَابُ مَا جَاءَ فِي الْحَيَاءِ
Ebû Hureyre (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Haya imandandır iman edenin yeri ise Cennettir. Kötü söz konuşmak insanlara sıkıntı verip incitir, sıkıntı verip inciten kimselerin yeri de Cehennemdir.” Diğer tahric: Müsned: 10108 Tirmizî: Bu konuda İbn Ömer, Ebû Bekre, Ebû Umâme, Imrân b. Husayn’dan da hadis rivâyet edilmiştir. Bu hadis hasen sahihtir
بَابُ مَا جَاءَ فِي التَّأَنِّي وَالْعَجَلَةِ
Abdullah b. Sercis el Müzenî (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Güzel hal ve ölçülü hareket etmek Nebiliğiin yirmi dört parçasından bir parçadır.” Tirmizî rivâyet etmiştir. Bu konuda İbn Abbâs’tan da hadis rivâyet edilmiştir. Bu hadis hasen garibtir. Kuteybe, Nuh b. Kays vasıtasıyla Abdullah b. Imrân’dan, Abdullah b. Sercis’den bu hadisin bir benzerini rivâyet etmiş olup senedinde “Âsım’dan” dememiştir. Sahih olan Nasr b. Ali’nin rivâyetidir
İbn Abbas (radiyallahu anh)’den rivâyete göre, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), Abdulkays kabilesinden Eşec isimli kimseye şöyle dedi: “Sende Allah’ın sevdiği iki özellik vardır; 1- Yumuşak huyluluk 2- Düşünerek ölçülü hareket etmek.” Diğer tahric: İbn Mâce: Zühd Tirmizî: Bu hadis hasen sahih garibtir. Bu konuda Eşec el Usarî’den de hadis rivâyet edilmiştir
Sehl b. Sa’d (r.a.)’in babasından ve dedesinden rivâyete göre, Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: “Düşünerek ölçülü hareket etmek, Allah’tan; acelecilik ise, şeytandandır.” Tirmizî rivâyet etmiştir. Tirmizî: Bu hadis garibtir. Bazı hadisçiler bu hadisin râvîlerinden Abdulmuheymin b. Abbâs b. Sehl hakkında söz etmişler ve onun hafızası yönünden zayıf olduğunu söylemişlerdir. Eşec b. Abdulkays’ın ismi: Münzir b. Aiz’dir
بَابُ مَا جَاءَ فِي الرِّفْقِ
Ebû’d Derdâ (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Kime yumuşak huylu olmaktan bir pay verilmişse hayırdan nasibini almış demektir. Yumuşak huyluluktan pay alamayıp mahrum olan kimse ise hayırdan nasip alamamış demektir.” Diğer tahric: Müsned: 26273 Tirmizî: Bu konuda Âişe, Cerir b. Abdullah ve Ebû Hüreyre’den de hadis rivâyet edilmiştir. Bu hadis hasen sahihtir
بَابُ مَا جَاءَ فِي دَعْوَةِ الْمَظْلُومِ
İbn Abbâs (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.), Muâz b. Cebel’i, Yemen’e vali olarak gönderirken şöyle buyurdu: “Mazlumun âhından, bedduasından sakın! Çünkü onunla Allah arasında bir perde yoktur.” Diğer tahric: Buhârî, Zekat; Müslim, İman Tirmizî: Bu konuda Enes, Ebû Hüreyre, Abdullah b. Ömer ve Ebû Saîd el Hudrî’den de hadis rivâyet edilmiştir. Bu hadis hasen sahihtir. Ebû Mabed’in ismi Nafız’dir
بَابُ مَا جَاءَ فِي خُلُقِ النَّبِيِّ ﷺ
Enes (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v.)’e on yıl hizmet ettim, bana asla üf bile demedi. Yaptığım bir şeyden dolayı bunu niçin yaptın? Demediği gibi yapmadığım bir iş içinde niçin bunu yapmadın? Buyurmadı.” Rasûlullah (s.a.v.), İnsanların ahlakça en güzeli idi. Dokunduğum hiçbir kumaş parçası, ipek ve hiçbirşey Rasûlullah (s.a.v.)’in elinden yumuşak değildi. Rasûlullah (s.a.v.)’in ter kokusu tüm kokulardan ve miskten daha güzeldi.” Diğer tahric: Buhârî, Vesaya; Müslim, Fezail Tirmizî: Bu konuda Âişe ve Berâ.’dan da hadis rivâyet edilmiştir. Bu hadis hasen sahihtir
Ebu İshak (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Ebu Abdullah el Cedelî’den işittim şöyle diyordu: Aişe’den Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in ahlakını sordum da şöyle dedi: “Kaba saba biri hiç değildi, çarşı ve pazarda insanlarla münakaşa etmez, kötülüğe kötülükle karşılık vermez affeder ve hoş görülü davranırdı.” Diğer tahric: Buhârî, Edeb Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir. Ebû Abdullah el Cedelî’nin ismi Abd b. Abd’tır. Abdurrahman b. Abd’de denililr
بَابُ مَا جَاءَ فِي حُسْنِ الْعَهْدِ
Âişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in hanımlarından Hatice’ye duyduğum kıskançlığı hiçbir kimseye karşı duymadım halbuki ben kendisiyle görüşüp konuşmuşta değildim. Bunun tek sebebi Rasûlullah (s.a.v.)’in onu çokça hatırlaması idi. Hatta bir koyun kestiğinde bile Hatice’nin sevdiği kimseleri bir araya toplayıp onlara bu etten hediye ederdi.” Diğer tahric: Müslim, Fezail-üs Sahabe; Buhârî, Menakîb Bu hadis hasen sahih garibtir
بَابُ مَا جَاءَ فِي مَعَالِي الْأَخْلَاقِ
Câbir (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Kıyamet günü bana en sevgili ve en yakın olanınız: Ahlakı en güzel olanlarınızdır. Kıyamet günü bana en sevimsiz ve benden en uzak olacak olanlar dengesiz biçimde saçmalayıp boşboğazlılıkla insanları rahatsız edenlerle mutefeyhıklerdir.” Ashab: Ey Allah’ın Rasûlü! Dediler: Dengesiz ve boşboğazları anladık fakat bu mütefeyyikler kimdir? deyince Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Ululuk taslayıp kibirli davrananlardır.” Tirmizî rivâyet etmiştir. Tirmizî: Bu konuda Ebû Hureyre’den de hadis rivâyet edilmiştir. Bu hadis bu şekliyle hasen garibtir. Bazıları bu hadisi Mübarek b. Fedâle’den, Muhammed b. Münkedir’den ve Câbir’den rivâyet ederek senedinde “Abdi Rabbih b. Saîd’i” söylememişlerdir ki bu rivâyet daha sahihtir. Sersar: Çok konuşan kimsedir. Müteşeddik: Sözü çok uzatarak insanları rahatsız eden kişidir
بَابُ مَا جَاءَ فِي اللَّعْنِ وَالطَّعْنِ
İbn Ömer (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Mümin lanet eden bir kişi olamaz.” Tirmizî rivâyet etmiştir. Tirmizî: Bu konuda Abdullah b. Mes’ûd’tan da hadis rivâyet edilmiştir. Bu hadis hasen garibtir. Bazıları bu hadisi şu şekilde rivâyet etmişlerdir: “Mümin kişinin lanet okuyucu olması düşünülemez.” Bu hadis öncekini açıklar durumdadır
بَابُ مَا جَاءَ فِي كَثْرَةِ الْغَضَبِ
Ebû Hureyre (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Bir kimse Rasûlullah (s.a.v.)’e gelerek: Bana kısa ve özlü bir şey söyle ki hatırımda tutabileyim dedi. Rasûlullah (s.a.v.): ''Kızma'' buyurdu: O kimse bu sorusunu birkaç kez tekrarladı. Rasûlullah (s.a.v.)’de her seferinde “Kızma” buyurdular. Diğer tahric: Buhârî, Edeb Tirmizî: Bu konuda Ebû Saîd ve Süleyman b. Surad’tan da hadis rivâyet edilmiştir. Bu hadis bu şekliyle hasen sahih garibtir. Ebû Husayn’ın ismi, Osman b. Âsım el Esedî’dir. BU HADİS’İN BUHARİ RİVAYETİ VE İZAH İÇİN BURAYA TIKLAYIN
بَابٌ فِي كَظْمِ الْغَيْظِ
Muâz b. Enes el Cühenî (r.a.)’in babasından rivâyete göre, Nebi (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Her kim her şeyi yapmaya gücü yettiği halde öfkesini yenerse; Kıyamet günü bütün mahlukatın önünde Allah o kimseyi çağıracak ve onu dilediği hûrîler’den almakta serbest bırakacaktır.” Diğer tahric: Ebû Dâvûd, Edeb; İbn Mâce: Zühd Tirmizî: Bu hadis hasen garibtir
بَابُ مَا جَاءَ فِي إِجْلَالِ الْكَبِيرِ
Enes b. Mâlik (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Bir genç bir ihtiyara yaşlı olmasından dolayı ikramda bulunursa; yaşlandığı zaman kendisine ikramda bulunacak bir kimseyi kendisine hazırlar.” Tirmizî rivâyet etmiştir. Tirmizî: Bu hadis bu şekliyle garip olup, sadece Yezîd b. Beyan’ın rivâyetiyle bilmekteyiz. Ebû Rical el Ensarî başka bir kişidir
بَابُ مَا جَاءَ فِي الْمُتَهَاجِرَيْنِ
Ebû Hureyre (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Cennetin kapıları Pazartesi ve Perşembe günleri açılır. Bu iki günde Allah’a ortak koşmayan herkesin günahı bağışlanır. Ancak birbirine dargın olan iki kişi bu affedilenlerin dışındadır. Bu iki kişiyi barışıncaya kadar Cennete bırakmayın denilir.” Diğer tahric: Müslim, Birr; Ebû Dâvûd, Edeb Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir. Bazı rivâyetlerde “Bu iki kişiyi barışıncaya kadar bırakın” denilir. Tirmizî: “Mütehâcirîn” sözünün manası: Dargın ve küs olmak demektir. Bu da: “Rasûlullah (s.a.v.)’in, Müslüman’a üç günden fazla din kardeşiyle dargın ve küs durması caiz olmaz” hadisi gibidir
بَابُ مَا جَاءَ فِي الصَّبْرِ
Ebû Saîd (r.a.)’den rivâyete göre, Ensâr’dan bazı kimseler Rasûlullah (s.a.v.)’den bir şeyler istediler. Peygamber (s.a.v.)’de onlara istediklerini verdi. Sonra tekrar istediler. Peygamber (s.a.v.)’de onlara istedikleri şeyi tekrar verdi ve sonra şöyle buyurdu: “Yanımda bulunan herhangi bir şeyi sizden gizleyecek değilim, mutlaka verme yoluna giderim.” “Ama kim de tok gözlülük gösterirse; Allah onu zengin kılar. Kim iffetli olmak isterse Allah’ta onu iffetli kılar. Kim de sabretmek için sabır ve tahammül gösterirse Allah’ta onu sabırlı kılar hiç kimseye sabırdan daha hayırlı ve faydası geniş olan bir şey verilmemiştir.” Diğer tahric: Buhârî, Rıkak; Müslim, Zekat Tirmizî: Bu konuda Enes’den de hadis rivâyet edilmiştir. Bu hadis hasen sahihtir. Bu hadis Mâlik’den de rivâyet edilmiş olup “Felen eddehîrehû” yerine “Felen ezharahû” denmiştir. Mana birdir; Onu sizden saklayıp esirgeyecek değilim, demektir
بَابُ مَا جَاءَ فِي ذِي الْوَجْهَيْنِ
Ebû Hureyre (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Kıyamet günü en kötü konumda olacak kişi iki yüzlü olup insanlara çifte standart uygulayan kimsedir.” Diğer tahric: Buhârî, Edeb; Müslim, Fezail-üs Sahabe Tirmizî: Bu konuda Enes ve Ammâr’dan da hadis rivâyet edilmiştir. Bu hadis hasen sahihtir
بَابُ مَا جَاءَ فِي النَّمَّامِ
Hemmâm b. Harîs (r.a.)’den rivâyet edildiğine göre, şöyle demiştir: Bir adam Huzeyfe b. Yemân’ın yanından geçti. Huzeyfe’ye bu adam devlet adamlarına insanlardan söz iletiyor denildi. Bunun üzerine Huzeyfe dedi ki: Rasûlullah (s.a.v.)’den işittim, kattat Cennete girmeyecektir buyurdu. Sûfyân diyor ki: Kattat koğucu ve arabozucu kimsedir. Diğer tahric: Ebû Dâvûd, Edeb Bu hadis hasen sahihtir
بَابُ مَا جَاءَ فِي الْعِيِّ
Ebû Umâme (r.a.)’den rivâyete göre, Nebi (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Haya ve gereğinden az konuşmak imanın iki bölümüdür. Müstehcen konuşmak ve lüzumundan fazla konuşmak münafıklıktan iki bölümdür.” Diğer tahric: Müsned: 21280 Tirmizî: Bu hadis hasen garibtir. Ebû Gassa, Muhammed b. Mutarrif’in rivâyetiyle bilmekteyiz. Tirmizî: “el ıyyu” çok az konuşmak demektir. “el bezâü” günaha götürecek şeyler konuşmak demektir. “Beyan” lüzumundan fazla konuşmaktır, tıpkı o konuşmacılar gibi ki Allah’ın razı olmadığı hususlarda sözü uzatarak bazı kimseleri yüceltir dururlar
بَابُ مَا جَاءَ فِي إِنَّ مِنَ الْبَيَانِ سِحْرًا
İbn Ömer (r.a.)’den rivâyete göre, İki adam Rasûlullah (s.a.v.) zamanında Medîne’ye geldiler, ikisi de birer konuşma yaptılar. İnsanlarda onların konuşmalarına hayran kaldılar. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.) bize dönerek: “İfade tarzının büyüleyici bir tarafı vardır” veya “kimi ifade tarzları büyüleyicidir” buyurdular. Diğer tahric: Buhârî, Tıp; Ebû Dâvûd, Edeb Tirmizî: Bu konuda Ammâr, İbn Mes’ûd ve Abdullah b. Şıhhîr’den de hadis rivâyet edilmiştir. Bu hadis hasen sahihtir
بَابُ مَا جَاءَ فِي التَّوَاضُعِ
Ebû Hureyre (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Sadaka hiçbir zaman malı eksiltmez, Allah affetmesiyle kişinin şerefini artırır. Allah için alçakgönüllülük gösteren bir kimsenin derecesini Allah yükseltir.” Diğer tahric: Müslim, Birr ve Sıla Tirmizî: Bu konuda Abdurrahman b. Avf, İbn Abbâs’tan da hadis rivâyet edilmiştir. Ebû Kebşe el Enmarî’nin ismi Ömer b. Sa’d’tır. Bu hadis hasen sahihtir
بَابُ مَا جَاءَ فِي الظُّلْمِ
İbn Ömer (r.a.)’den rivâyete göre, Nebi (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Zulüm, Kıyamet gününde karanlıklardır.” Diğer tahric: Müslim, Birr ve Sıla Tirmizî: Bu konuda Abdullah b. Amr, Âişe, Ebû Musa, Ebû Hüreyre ve Câbir’den de hadis rivâyet edilmiştir. Bu hadis İbn Ömer hadisi olarak hasen sahih garibtir
بَابُ مَا جَاءَ فِي تَرْكِ الْعَيْبِ لِلنِّعْمَةِ
Ebû Hureyre (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v.), hayatı boyunca hiçbir yemekte kusur bulmamıştır; Arzu ettiği sevdiği bir yemek ise yer değilse bırakırdı.” Diğer tahric: İbn Mâce: Etıme Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir. Ebû Hazîm, Eşcaî olup Küfelidir. İsmi Selman’dır. Azze el Eşcaiyye’nin azâdlı kölesidir
بَابُ مَا جَاءَ فِي تَعْظِيمِ الْمُؤْمِنِ
İbn Ömer (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.), minbere çıktı ve yüksek sesle şöyle buyurdu: “Ey diliyle Müslüman olduğunu söyleyen ve kalbine iman işlememiş kimseler Müslümanları üzmeyin, onları ayıplamayın onların kusurlarını araştırmayın her kim Müslüman kardeşinin ayıbını araştırırsa: Allah onun ayıbını ortaya çıkarır. Allah her kimin ayıbını ortaya çıkarırsa evinde bile olsa rezil rüsvay eder.” Nafi’ dedi ki: İbn Ömer bir gün Ka’be’ye bakarak şöyle dedi: Sen ne büyüksün senin kutsallığın ne büyüktür. Mümin ise Allah katında senden daha kutsal ve değerlidir. Tirmizî rivâyet etmiştir. Tirmizî: Bu hadis hasen garib olup Hüseyin b. Vakîd’in rivâyetiyle bilmekteyiz. İshâk b. İbrahim es Semerkandî, Hüseyin b. Vâkıd’den bu hadisin bir benzerini rivâyet etmiştir. Yine aynı şekilde Ebû Berze el Eslemî’den de buna benzer bir hadis rivâyet edilmiştir
بَابُ مَا جَاءَ فِي التَّجَارِبِ
Ebû Saîd (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: “Ayağı kaymamış hiçbir yumuşak huylu kimse yoktur. Tecrübesiz hiçbir bilgin de yoktur.” Diğer tahric: Müsned: 11234 Tirmizî: Bu hadis hasen garibtir. Bu hadisi ancak bu şekliyle biliyoruz
بَابُ مَا جَاءَ فِي الْمُتَشَبِّعِ بِمَا لَمْ يُعْطَهُ
Câbir (r.a.)’den rivâyete göre, Nebi (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Kendisine bağışta bulunulan kimse imkan bulursa hemen karşılığını versin. Bulamayan kimse bağış yapana teşekkür etsin kim teşekkür ederse vazifesini yapmış olur. Kimde bağışta bulunup iyilik ederse vazifesini yapmış olur. Kimde bağışta bulunup iyilik yapana teşekkür etmez ise nankörlük etmiş olur kendisine verilmeyen bir şeyle kendisinde varmış gibi havalara giren kimse iki yalan elbisesi giymiş çıplak kimse gibidir.” Diğer tahric: Ebû Dâvûd, Edep Tirmizî: Bu hadis hasen garibtir. Bu konuda Esma binti ebî Bekir, Âişe’den de hadis rivâyet edilmiştir. “ve men keteme fekad kefere” sözünün anlamı: “O yapılan nimete nankörlük etmiş olur” anlamındadır
بَابُ مَا جَاءَ فِي الثَّنَاءِ بِالْمَعْرُوفِ
Ali b. Hucr, İsmail b. Cafer vasıtasıyla Amr’dan, Âsım b. Ömer b. Katâde’den, Mahmûd b. Lebîd’den bu hadisin bir benzerini rivâyet etmiş olup senedinde “Katâde b. Numân’ı” zikretmemiştir. Katade b. Numân ez Zufrî, Ebû Saîd el Hudrî annesi bir kardeşidir. Mahmûd b. lebîd küçük çocuk iken Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e ulaşmış ve onu görmüştür