Ebû Zerr (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Bunlar sizin kardeşlerinizdir. Allah onları sizin emrinizde hizmetçi kılmıştır. Kimin böyle bir hizmetçisi ve personeli varsa ona yediğinden yedirsin giydiğinden giydirsin başaramayacağı bir işi ona yüklemesin şayet böyle işi ona yüklerse o işte ona yardım etsin.” Diğer tahric: Buhârî, İman; Ebû Dâvûd, Edeb Tirmizî: Bu konuda Ali, Ümmü Seleme, İbn Ömer ve Ebû Hüreyre’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir
Sünen-i Tirmizî › Kitâb 27 · Birr ve SılaKonum
- 1Tahâret148
- 2Namaz302
- 3Vitir35
- 4Cuma Günü42
- 5İki Bayram14
- 6Yolculuk73
- 7Zekât65
- 8Oruç127
- 9Hac157
- 10Cenâzeler115
- 11Nikâh67
- 12Süt Emzirme29
- 13Talâk ve Lân31
- 14Ticâret117
- 15Rasûlullah'tan Hükümler (Ahkâm)64
- 16Diyet35
- 17Had Cezâları45
- 18Av28
- 19Kurbanlar29
- 20Adaklar ve Yeminler23
- 21Seriyyeler (Askerî Seferler)68
- 22Cihâdın Fazîleti51
- 23Cihâd48
- 24Elbise66
- 25Yiyecekler73
- 26İçecekler36
- 27Birr ve Sıla141
- 28Tıp54
- 29Mîrâs26
- 30Vasiyyetler9
- 31Velâ ve Hibeler8
- 32Kader26
- 33Fitneler112
- 34Rüyâlar25
- 35Şâhitlikler9
- 36Zühd111
- 37Kıyâmet, Rikâk ve Vera' Vasıfları108
- 38Cennetin Vasıfları51
- 39Cehennemin Vasıfları34
- 40Îmân39
- 41İlim43
- 42İzin İstemek47
- 43Âdâb136
- 44Misaller17
- 45Kur'ân'ın Fazîletleri52
- 46Kıraat23
- 47Tefsîr422
- 48Dualar244
- 49Fazîletler (Menâkıb)351
- 1بَابُ مَا جَاءَ فِي بِرِّ الْوَالِدَيْنِ
- 2بَابُ مِنْهُ
- 3بَابُ مَا جَاءَ مِنَ الْفَضْلِ فِي رِضَا الْوَالِدَيْنِ
- 4بَابُ مَا جَاءَ فِي عُقُوقِ الْوَالِدَيْنِ
- 5بَابُ مَا جَاءَ فِي إِكْرَامِ صَدِيقِ الْوَالِدِ
- 6بَابُ مَا جَاءَ فِي بِرِّ الْخَالَةِ
- 7بَابُ مَا جَاءَ فِي دَعْوَةِ الْوَالِدَيْنِ
- 8بَابُ مَا جَاءَ فِي حَقِّ الْوَالِدَيْنِ
- 9بَابُ مَا جَاءَ فِي قَطِيعَةِ الرَّحِمِ
- 10بَابُ مَا جَاءَ فِي صِلَةِ الرَّحِمِ
- 11بَابُ مَا جَاءَ فِي حُبِّ الْوَلَدِ
- 12بَابُ مَا جَاءَ فِي رَحْمَةِ الْوَلَدِ
- 13بَابُ مَا جَاءَ فِي النَّفَقَةِ عَلَى الْبَنَاتِ وَالْأَخَوَاتِ
- 14بَابُ مَا جَاءَ فِي رَحْمَةِ الْيَتِيمِ وَكَفَالَتِهِ
- 15بَابُ مَا جَاءَ فِي رَحْمَةِ الصِّبْيَانِ
- 16بَابُ مَا جَاءَ فِي رَحْمَةِ الْمُسْلِمِينَ
- 17بَابُ مَا جَاءَ فِي النَّصِيحَةِ
- 18بَابُ مَا جَاءَ فِي شَفَقَةِ الْمُسْلِمِ عَلَى الْمُسْلِمِ
- 19بَابُ مَا جَاءَ فِي السُّتْرَةِ عَلَى الْمُسْلِمِ
- 20بَابُ مَا جَاءَ فِي الذَّبِّ عَنْ عِرْضِ الْمُسْلِمِ
- 21بَابُ مَا جَاءَ فِي كَرَاهِيَةِ الْهَجْرِ لِلْمُسْلِمِ
- 22بَابُ مَا جَاءَ فِي مُوَاسَاةِ الْأَخِ
- 23بَابُ مَا جَاءَ فِي الْغِيبَةِ
- 24بَابُ مَا جَاءَ فِي الْحَسَدِ
- 25بَابُ مَا جَاءَ فِي التَّبَاغُضِ
- 26بَابُ مَا جَاءَ فِي إِصْلَاحِ ذَاتِ الْبَيْنِ
- 27بَابُ مَا جَاءَ فِي الْخِيَانَةِ وَالْغِشِّ
- 28بَابُ مَا جَاءَ فِي حَقِّ الْجِوَارِ
- 29بَابُ مَا جَاءَ فِي الْإِحْسَانِ إِلَى الْخَدَمِ
- 30بَابُ النَّهْيِ عَنْ ضَرْبِ الْخَدَمِ وَشَتْمِهِمْ
- 31بَابُ مَا جَاءَ فِي الْعَفْوِ عَنِ الْخَادِمِ
- 32بَابُ مَا جَاءَ فِي أَدَبِ الْخَادِمِ
- 33بَابُ مَا جَاءَ فِي أَدَبِ الْوَلَدِ
- 34بَابُ مَا جَاءَ فِي قَبُولِ الْهَدِيَّةِ وَالْمُكَافَأَةِ عَلَيْهَا
- 35بَابُ مَا جَاءَ فِي الشُّكْرِ لِمَنْ أَحْسَنَ إِلَيْكَ
- 36بَابُ مَا جَاءَ فِي صَنَائِعِ الْمَعْرُوفِ
- 37بَابُ مَا جَاءَ فِي الْمِنْحَةِ
- 38بَابُ مَا جَاءَ فِي إِمَاطَةِ الْأَذَى عَنِ الطَّرِيقِ
- 39بَابُ مَا جَاءَ أَنَّ الْمَجَالِسَ أَمَانَةٌ
- 40بَابُ مَا جَاءَ فِي السَّخَاءِ
- 41بَابُ مَا جَاءَ فِي الْبَخِيلِ
- 42(٤٢) بَابُ مَا جَاءَ فِي النَّفَقَةِ عَلَى الْأَهْلِ
- 43بَابُ مَا جَاءَ فِي الضِّيَافَةِ كَمْ هِيَ
- 44بَابُ مَا جَاءَ فِي السَّعْيِ عَلَى الْأَرْمَلَةِ وَالْيَتِيمِ
- 45بَابُ مَا جَاءَ فِي طَلَاقَةِ الْوَجْهِ وَحُسْنِ الْبِشْرِ
- 46بَابُ مَا جَاءَ فِي الصِّدْقِ وَالْكَذِبِ
- 47بَابُ مَا جَاءَ فِي الْفُحْشِ وَالتَّفَحُّشِ
- 48بَابُ مَا جَاءَ فِي اللَّعْنَةِ
- 49بَابُ مَا جَاءَ فِي تَعْلِيمِ النَّسَبِ
- 50بَابُ مَا جَاءَ فِي دَعْوَةِ الْأَخِ لِأَخِيهِ بِظَهْرِ الْغَيْبِ
- 51بَابُ مَا جَاءَ فِي الشَّتْمِ
- 52بَابٌ
- 53بَابُ مَا جَاءَ فِي قَوْلِ الْمَعْرُوفِ
- 54بَابُ مَا جَاءَ فِي فَضْلِ الْمَمْلُوكِ الصَّالِحِ
- 55بَابُ مَا جَاءَ فِي مُعَاشَرَةِ النَّاسِ
- 56بَابُ مَا جَاءَ فِي ظَنِّ السُّوءِ
- 57بَابُ مَا جَاءَ فِي الْمِزَاحِ
- 58بَابُ مَا جَاءَ فِي الْمِرَاءِ
- 59بَابُ مَا جَاءَ فِي الْمُدَارَاةِ
- 60بَابُ مَا جَاءَ فِي الِاقْتِصَادِ فِي الْحُبِّ وَالْبُغْضِ
- 61بَابُ مَا جَاءَ فِي الْكِبْرِ
- 62بَابُ مَا جَاءَ فِي حُسْنِ الْخُلُقِ
- 63بَابُ مَا جَاءَ فِي الْإِحْسَانِ وَالْعَفْوِ
- 64بَابُ مَا جَاءَ فِي زِيَارَةِ الْإِخْوَانِ
- 65بَابُ مَا جَاءَ فِي الْحَيَاءِ
- 66بَابُ مَا جَاءَ فِي التَّأَنِّي وَالْعَجَلَةِ
- 67بَابُ مَا جَاءَ فِي الرِّفْقِ
- 68بَابُ مَا جَاءَ فِي دَعْوَةِ الْمَظْلُومِ
- 69بَابُ مَا جَاءَ فِي خُلُقِ النَّبِيِّ ﷺ
- 70بَابُ مَا جَاءَ فِي حُسْنِ الْعَهْدِ
- 71بَابُ مَا جَاءَ فِي مَعَالِي الْأَخْلَاقِ
- 72بَابُ مَا جَاءَ فِي اللَّعْنِ وَالطَّعْنِ
- 73بَابُ مَا جَاءَ فِي كَثْرَةِ الْغَضَبِ
- 74بَابٌ فِي كَظْمِ الْغَيْظِ
- 75بَابُ مَا جَاءَ فِي إِجْلَالِ الْكَبِيرِ
- 76بَابُ مَا جَاءَ فِي الْمُتَهَاجِرَيْنِ
- 77بَابُ مَا جَاءَ فِي الصَّبْرِ
- 78بَابُ مَا جَاءَ فِي ذِي الْوَجْهَيْنِ
- 79بَابُ مَا جَاءَ فِي النَّمَّامِ
- 80بَابُ مَا جَاءَ فِي الْعِيِّ
- 81بَابُ مَا جَاءَ فِي إِنَّ مِنَ الْبَيَانِ سِحْرًا
- 82بَابُ مَا جَاءَ فِي التَّوَاضُعِ
- 83بَابُ مَا جَاءَ فِي الظُّلْمِ
- 84بَابُ مَا جَاءَ فِي تَرْكِ الْعَيْبِ لِلنِّعْمَةِ
- 85بَابُ مَا جَاءَ فِي تَعْظِيمِ الْمُؤْمِنِ
- 86بَابُ مَا جَاءَ فِي التَّجَارِبِ
- 87بَابُ مَا جَاءَ فِي الْمُتَشَبِّعِ بِمَا لَمْ يُعْطَهُ
- 88بَابُ مَا جَاءَ فِي الثَّنَاءِ بِالْمَعْرُوفِ
(27) Kitâb: Birr ve Sıla
بَابُ مَا جَاءَ فِي الْإِحْسَانِ إِلَى الْخَدَمِ
Ebû Bekir (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Kötü huylu ahlaksız kimse Cennete girmeyecektir.” Diğer tahric: İbn Mâce, Edeb Tirmizî: Bu hadis garibtir. Eyyûb es Sahtiyâni ve pek çok hadis imamı Ferkad es Sebehî ‘yi hafızası yönünden tenkid etmişlerdir
بَابُ النَّهْيِ عَنْ ضَرْبِ الْخَدَمِ وَشَتْمِهِمْ
Ebû Hureyre (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Tevbe, Nebi Ebû’l Kâsım (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Kim köle veya hizmetçisine hiçbir suçu olmadığı halde zina yaptığını söylerse kıyamet gününde Allah o kimseye kazf cezası uygular, eğer o köle ve hizmetçi böyle bir iş yapmışsa bir şey gerekmez.” Diğer tahric: Buhârî İman; İbn Mâce: Edeb Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir. İbn ebî Nu’m, Abdurrahman b. ebî Nu’m el Becelî’dir. Ebû’l Hakem diye künyelenir. Bu konuda Süveyd b. Mukarrîn ve Abdullah b. Ömer’den de hadis rivâyet edilmiştir
Ebû Mes’ûd el Ensarî (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Bir kölemi dövüyordum arkamdan şöyle söyleyen birini işittim Ebû Mes’ûd yumuşak huylu ol bil ki Allah senden daha güçlüdür, dönüp bakınca Rasûlullah (s.a.v.) ile karşılaştım şöyle buyurdular: “Senin bu köleye karşı güçlü kuvvetli olmandan Allah daha güçlü ve kuvvetlidir.” Ebû Mes’ûd diyor ki: Bu olaydan sonra hiçbir kölemi dövmedim. Diğer tahric: Müslim, İman; Ebû Dâvûd, Edeb Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir. İbrahim et Teymî, İbrahim b. Yezîd b. Şerîk’tir
بَابُ مَا جَاءَ فِي الْعَفْوِ عَنِ الْخَادِمِ
Abdullah b. Ömer (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Bir adam Rasûlullah (s.a.v.)’e gelerek hizmetçiyi işlediği suçtan dolayı kaç sefer affedeyim? Rasûlullah (s.a.v.) sustu cevap vermedi. Adam tekrar işlediği suçtan dolayı kaç sefer affedeyim? Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdular: “Her gün yetmiş kere.” Diğer tahric: Ebû Dâvûd, Edeb Tirmizî: Bu hadis hasen garibtir. Abdullah b. Vehb, Ebû Hanî el Havlanî’den aynı sened ile bu hadisin bir benzerini rivâyet etmiştir. Abbâs = İbn Huleyd el Haceriyyül Mısrî’dir. Kuteybe, Abdullah b. Vehb vasıtasıyla Ebû Hanîel havlanî’den aynı senedle bu hadisin bir benzerini rivâyet etmiştir. Bazıları bu hadisi Abdullah b. Vehb’den aynı senedle rivâyet ederek Abdullah b. Ömer yerine Abdullah b. Amr diyerek aktarmışlardır
بَابُ مَا جَاءَ فِي أَدَبِ الْخَادِمِ
Ebû Saîd el Hudrî (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Sizden biriniz hizmetçi ve kölesini döverken hemen Allah’ı hatırlasın da elini dövmekten çeksin.” Tirmizî rivâyet etmiştir. Tirmizî: Ebû Harun el Abdî’nin ismi Imâre b. Cüveyn’dir. Tirmizî: Ebû Bekir el Attar, Ali b. Medînî, Yahya b. Saîd’in bize bildirdiklerine göre Şu’be, Ebû Harun el Abdî’yi zayıf olarak görmüştür. Yahya şöyle diyor: İbn Avn ölünceye kadar devamlı Ebû Hüreyre’den hadis rivâyet etmiştir
بَابُ مَا جَاءَ فِي أَدَبِ الْوَلَدِ
Câbir b. Semure (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Bir kimsenin çocuğuna iyi bir terbiye vererek eğitmesi bir ölçek sadaka vermesinden daha hayırlıdır.” Diğer tahric: Müsned: 19995 Tirmizî: Bu hadis garibtir. Nasıh = Ebû’l Âla olup Küfelidir. Hadisçiler yanında pek sağlam biri değildir. Bu hadis sadece bu şekliyle bilinmektedir. Nasıh isimli Basralı başka bir ihtiyar daha vardır. Ammâr b. ebî Ammâr’dan ve başkalarından rivâyet eden bu kimse diğerinden daha sağlamdır
Eyyûb b. Musa (r.a.)’ın babasından ve dedesinden rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Hiçbir anne ve baba çocuğunun güzel terbiyeden daha üstün bir bağışta bulunmamıştır.” Diğer tahric: Müsned: 14856 Tirmizî: Bu hadis garibtir. Bu hadis sadece Âmir b. ebî Âmir el Hazzaz’ın rivâyetiyle bilmekteyiz. Bu kimse Âmir b. Salih b. Rüstem el Hazzaz’dır. Eyyûb b. Musa ise İbn Amr b. Saîd b. Asî’dır. Bu hadis bence mürseldir
بَابُ مَا جَاءَ فِي قَبُولِ الْهَدِيَّةِ وَالْمُكَافَأَةِ عَلَيْهَا
Âişe (r.anha)’dan rivâyete göre: “Rasûlullah (s.a.v.), hediyeyi kabul ederdi ve karşılığında da bir şeyler verir mükafatlandırırdı.” Diğer tahric: Buhârî, Hibe; Ebû Dâvûd, Buyu’ Bu konuda Ebu Hureyre, Enes, İbn Ömer ve Câbir’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmizî: Bu hadis bu şekliyle hasen garib sahihtir. Bu hadisi sadece İsa b. Yunus’un, Hişâm’dan rivâyetiyle bilmekteyiz
بَابُ مَا جَاءَ فِي الشُّكْرِ لِمَنْ أَحْسَنَ إِلَيْكَ
Ebû Hureyre (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “İnsanlara teşekkür etmesini bilemeyen Allah’a da şükredemez.” Diğer tahric: Ebû Dâvûd, Edeb Bu hadis hasen sahihtir
Ebû Saîd (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “İnsanlara teşekkür etmeyen Allah’a da şükredemez.” Diğer tahric: Ebû Dâvûd, Edeb Bu konuda Ebû Hureyre, Eş’as b. Kays ve Numân b. Beşîr’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir
بَابُ مَا جَاءَ فِي صَنَائِعِ الْمَعْرُوفِ
Ebû Zerr (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Kardeşinizin yüzüne gülmeniz size sadaka sevâbı kazandırır. İyi şeyleri emredip kötülüklerden sakındırmak sadaka sevabı kazandırır. Yabancısı bulunduğu bir bölgedeki kimseye yol gösterip yardımcı olmak sadaka sevâbı kazandırır. Gözünden rahatsız olan bir kimseye yardımcı olmanız sizin için yine sadaka sevâbı kazandırır. Yollardan insanların gelip geçmesine engel olabilecek taş, kemik, diken gibi şeyleri kaldırmak ta yine sadaka sevâbı kazandırır. Kendi kabından ihtiyacı olan bir kimsenin kabına bir şeyler boşaltıvermekte yine sadaka sevâbı kazandırır.” Tirmizî rivâyet etmiştir. Tirmizî: Bu Konuda İbn Mes’ûd, Câbir, Huzeyfe, Âişe ve Ebû Hüreyre’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmizî: Bu hadis hasen garibtir. Ebû Zümeyl’in ismi Simâk b. Velîd el Hanefî’dir
بَابُ مَا جَاءَ فِي الْمِنْحَةِ
Abdurrahman b. Avsece (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle diyordu: Berâ b. Âzib’den işittim şöyle derdi: Rasûlullah (s.a.v.)’den işittim şöyle buyurmuşlardı: “Sütünden istifade etmesi için koyun veya keçi bağışlayan veya ihtiyacı olan kimseye para ve eşya bağışlayan veya yolunu kaybetmiş bir kişiye yolunu tarif eden; köle azâd etmiş gibi sevap kazanır.” Diğer tahric: Müsned: 17783 Tirmizî: Bu hadis Ebû İshâk’ın, Talha b. Musarrif’den rivâyeti olarak hasen sahih garibtir. Bu hadisi sadece bu şekliyle biliyoruz. Mansur b. Mu’temir ve Şu’be bu hadisi Talha b. Musarrif’den rivâyet etmişlerdir. Bu konuda Numân b. Beşîr’den de hadis rivâyet edilmiştir. Burada “Menaha” sözünün manası ödünç olarak para ve eşya vermek demektir. “Yol tarif eden” sözünün manası ise yol gösterip doğruya ulaştıran demektir
بَابُ مَا جَاءَ فِي إِمَاطَةِ الْأَذَى عَنِ الطَّرِيقِ
Câbir b. Abdullah (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Bir kimse sağına soluna bakınıp bir kimseye bir söz söylerse o söz bir emanettir, sırdır ifşa edilmemelidir.” (Ebû Dâvûd, Edeb: 38) Bu hadis hasendir. İbn ebî Zi’b’in rivâyetiyle biliyoruz
بَابُ مَا جَاءَ أَنَّ الْمَجَالِسَ أَمَانَةٌ
Câbir b. Abdullah (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Bir kimse sağına soluna bakınıp bir kimseye bir söz söylerse o söz bir emanettir, sırdır ifşa edilmemelidir.” Diğer tahric: Ebû Dâvûd, Edeb Tirmizî: Bu hadis hasendir. İbn ebî Zi’b’in rivâyetiyle biliyoruz
بَابُ مَا جَاءَ فِي السَّخَاءِ
Ebû Bekir’in kızı Esma (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Ey Allah’ın Rasûlü evimde kocam Zübeyr’in getirdiğinden başka bir şey yoktur bu durumda ben de sadaka olarak bir şeyler verebilir miyim? Diye sordum da Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdular: “Evet verebilirsin sen cüzdanın ağzını kapatma sana verilen cüzdanın ağzı da kapanır. Rasûlullah (s.a.v.) şöyle devam etti: Verirsen sayma sana da sayılarak verilir.” Diğer tahric: Buhârî, Edeb; Ebû Dâvûd, Zekat Tirmizî: Bu konuda Âişe ve Ebû Hureyre’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir. Bazıları bu hadisi aynı sened ile İbn ebî Müleyke’den, Abbâd b. Abdullah b. Zübeyr’den ve Esma binti ebî Bekir’den rivâyet etmişlerdir. Pek çok kimse bu hadisi Eyyûb’tan rivâyet ederek hadisin senedinde “Abbâd b. Abdullah b. ez Zübeyr’den” demediler
Ebû Hureyre (r.a.)’den rivâyete göre, Nebi (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Cömert kimse Allah’a yakın, Cennete yakın insanlara yakın olup, ateşten uzaktır. Cimri kimse ise Allah’tan uzak, Cennet’ten uzak, insanlardan uzak ve ateşe yakındır. Cömert cahil; cimri Âlim’den, Allah’a daha çok sevimlidir.” Tirmizî rivâyet etmiştir. Tirmizî: Bu hadis garibtir. Bu hadisi sadece Yahya b. Saîd’in el Ârec vasıtasıyla Ebû Hüreyre’den rivâyeti olduğunu Saîd b. Muhammed’in rivâyetiyle bilmekteyiz. Bu hadisi Yahya b. Saîd’den rivâyetinde Saîd b. Muhammed’e muhalefet edilmiştir. Yahya b. Saîd’den ve Âişe’den mürsel bir hadis rivâyet edilmiştir
بَابُ مَا جَاءَ فِي الْبَخِيلِ
Ebû Saîd el Hudrî (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Mümin bir kimsede iki özellik bir arada bulunmaz. Cimrilik ve kötü ahlak.” Diğer tahric: Ebû Dâvûd, Zekat Tirmizî: Bu hadis garibtir. Bu hadisi sadece Sadaka b. Musa’nın rivâyetiyle bilmekteyiz. Bu konuda Ebû Hüreyre’den de hadis rivâyet edilmiştir
Ebû Bekir es Sıddık (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: Düzenbaz, yaptığı iyiliği başa kalkan ve cimri asla Cennete girmeyecektir.” Diğer tahric: Müsned: 31 Tirmizî: Bu hadis hasen garibtir
Ebû Hureyre (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Mümin temiz ve ikram sahibidir. Facir ise düzenbaz ve alçaktır.” Diğer tahric: Ebû Dâvûd, Edeb Tirmizî: Bu hadis garib olup sadece bu şekliyle bilmekteyiz
(٤٢) بَابُ مَا جَاءَ فِي النَّفَقَةِ عَلَى الْأَهْلِ
Ebû Mes’ûd el Ensârî (r.a.)’den rivâyete göre, Nebi (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Kişinin çoluk çocuğuna yaptığı harcamalar da sadakadır.” Diğer tahric: Buhârî, İman; Müslim, Zekat) Bu konuda Abdullah b. Amr, Amr b. Umeyye ed Damrî ve Ebû Hüreyre’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir
Sevbân (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “En değerli para kişinin kendi çoluk çocuğuna harcadığı para ile Allah yolunda savaş atı için harcadığı para ve Allah yolunda silah arkadaşları için harcadığı paradır. Ebû Kılâbe diyor ki: Çoluk çocukla söze başladı ve şöyle devam etti. Küçük yaştaki çoluk çocuğuna nafaka temin eden bu vesile ile Allah’ın kendilerini kanaatkar kılıp gönlünü zengin kıldığı kişiden sevap bakımından daha büyük kim vardır.” Diğer tahric: Müslim, Zekat; İbn Mâce: Cihâd Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir
بَابُ مَا جَاءَ فِي الضِّيَافَةِ كَمْ هِيَ
Ebû Şüreyh el Adevî (r.a.)’den rivâyet edildiğine göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.) -bunları söylerken gözlerim görmüş ve kulaklarım dinlemiştir- şöyle buyurmuştur: “Allah’a ve ahiret gününe iman eden kişi misafirlerine ikramda bulunsun Ashab: Misafirin ikramı nedir? Diye sordular. Rasûlullah (s.a.v.) de: Bir gün ve bir gece güzelce ağırlamaktır. Misafirlik üç gün olup üç günden sonrası için misafire ikram etmek sadaka sevâbı kazandırır. Allah’a ve ahiret gününe inanan kişi ya hayır söylesin yada sussun.” Diğer tahric: Buhârî, Edeb; Müslim, İman Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir
Ebû Şüreyh el Kabrî (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Misafirlik üç gündür misafirin güzelce iyi bir şekilde ağırlanması bir gün bir gecedir. Bu bir günden sonra misafir için ne harcanırsa o sadakadır. Misafirin ev sahibi daraltılıncaya kadar kalması caiz değildir.” (Buhârî, Edeb: 60; Müslim, İman: 69) konuda Âişe, Ebû Hüreyre’den de hadis rivâyet edilmiştir. Mâlik b. Enes ve Leys b. Sa’d, Saîd el Makburî’den de bu hadisi rivâyet etmişlerdir. Bu hadis hasen sahihtir. Ebû Şüreyh el Huzâî, Ka’bî’dir, Adevî’dir. İsmi: Huveylid b. Amr’dır. “La yesvî ındehû” nun manası ev sahibini sıkıntıya sokacak şekilde misafirin uzun süre kalmasıdır. “Harac” kelimesinin anlamı ise; “Darılıp sıkılmak” demektir, yani ev sahibinin daralıp bunalması demektir
بَابُ مَا جَاءَ فِي السَّعْيِ عَلَى الْأَرْمَلَةِ وَالْيَتِيمِ
Safvân b. Süleym (radıyallahü anh), merfu olarak şöyle rivâyet etmiştir: “Dul kadın ve yoksul yetim kimselerle ilgilenmek için gayret edip koşturan kişi Allah yolunda cihâd eden kimse gibi veya gündüzü oruçla geceyi namazla geçiren kimse gibi sevap kazanır.” (Buhârî, Nafakat: 24; İbn Mâce, Ticarat:)
بَابُ مَا جَاءَ فِي طَلَاقَةِ الْوَجْهِ وَحُسْنِ الْبِشْرِ
Câbir b. Abdullah (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Her yapılan iyilik sadaka sevâbı kazandırır. Kardeşini güler yüzle karşılamak bir iyilik olduğu gibi kendi kabından ihtiyacı olan bir şeyi kardeşinin kabına boşaltmakta bir iyilik olup sadaka sevâbı kazandırır.” Diğer tahric: Müsned: 14182 Bu konuda Ebû Zer’ ‘den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmizî: Bu hadis hasendir
بَابُ مَا جَاءَ فِي الصِّدْقِ وَالْكَذِبِ
Abdullah b. Mes’ûd (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Doğruluktan ayrılmayınız! Doğruluk, birr'e götürür, birr de Cennete götürür. Kişi doğru olduğu ve doğruları araştırıp doğru yolda olduğu sürece Allah katında “Sıddîk” = Dosdoğru kimse Allah’tan gelenleri tasdik eden kimse olarak yazılır. Yalandan sakınıp uzak durunuz. Yalan fucur’a götürür Fucur da Cehenneme götürür. Kişi yalan söylediği ve yalana devam ettiği sürece Allah katında çok yalancı kişiler arasına yazılır.” Diğer tahric: Buhari, Edeb; Müslim, Birr) Tirmizî: Bu konuda Ebû Bekir es Sıddîk, Ömer, Abdullah b. Şıhhîr ve İbn Ömer’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir. BUHARİ RİVAYETİ VE İZAH İÇİN BURAYA TIKLAYIN MÜSLİM RİVAYETİ VE İZAHI İÇİN: BURAYA TIKLAYIN
İbn Ömer (r.a.)’den rivâyete göre, Nebi (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Bir kul yalan söylediğinde söylediği yalanın meydana getirdiği fena kokudan dolayı melek kendisinden bir mil uzaklaşır.” Yahya dedi ki: Abdurrahman b. Harun bu hadisi tasdik eder “Evet doğrudur” dedi. Tirmizî rivâyet etmiştir. Tirmizî: Bu hadis hasen ceyyid garibtir. Bu hadisi sadece bu şekliyle bilmekteyiz. Abdurrahim b. Harun bu hadisi rivâyette tek başına kalmıştır
Âişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.)’in hiç hoşlanmayıp kızdığı huy ve ahlak yalan söylemektir. Rasûlullah (s.a.v.)’in yanında bir kimse yalan söylerse o kişinin hemen tevbe edip o günahından dolayı temizlenmesini arzu ederdi. Diğer tahric: Müsned: 24027 Tirmizî: Bu hadis hasendir
بَابُ مَا جَاءَ فِي الْفُحْشِ وَالتَّفَحُّشِ
Enes (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Hayasızlık ve kötülük her nerede olursa olsun o yeri ve kimseyi kirletir haya kimde ve nerede olursa orayı süsler ve güzelleştirir.” Diğer tahric: Buhârî, Edeb; İbn Mâce: Zühd Tirmizî: Bu konuda Âişe’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmizî: Bu hadis hasen garibtir. Bu hadisi sadece Abdurrezzak’ın rivâyetiyle bilmekteyiz
Abdullah b. Ömer (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Sizin en hayırlı ve iyi olanlarınız ahlakı en güzel olanlarınızdır. Rasûlullah (s.a.v.), ne doğuştan nede sonradan kaba ve sert karakterli değildi.” Diğer tahric: Buhârî, Edeb; İbn Mâce: Zühd Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir
بَابُ مَا جَاءَ فِي اللَّعْنَةِ
Semure b. Cündüp (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Birbirinizi Allah’ın laneti ile lanetlemeyiniz yine Allah’ın gazabı ve hışmı ile de birbirinize beddua etmeyin. Allah’ın ateşi olan Cehennem ateşiyle de birbirinizi lanetlemeyin.” Diğer tahric: Ebû Dâvûd, Edeb Tirmizî: Bu konuda İbn Abbâs, Ebû Hüreyre, İbn Ömer, Imrân b. Husayn’dan da hadis rivâyet edilmiştir. Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir
Abdullah (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Mu’min kişi o’nu bunu çekiştirip kötüleyen, o’na buna la’net eden, sözü ve davranışı bozuk ve ağzı bozuk kimse değildir. Diğer tahric: Buhârî, Edeb Tirmizî: Bu hadis hasen garibtir. Yine Abdullah’tan bunun dışında da hadis rivâyet edilmiştir
İbn Abbâs (r.a.)’den rivâyete göre, Bir adam Rasûlullah (s.a.v.)’in huzurunda rüzgarı lanetledi bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Rüzgarı lanetleme çünkü o vazifelidir. Her kim lanete hak kazanmayan birine lanet okursa o lanet kendisine döner.” Diğer tahric: Buhârî, Edeb Tirmizî: Bu hadis hasen garibtir. Bişr b. Ömer’den başka bu hadisi müsned olarak rivâyet eden bir kimse bilmiyoruz
بَابُ مَا جَاءَ فِي تَعْلِيمِ النَّسَبِ
Ebû Hureyre (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Soy ve sopunuzu öğreniniz ki ziyaret edip tanışıp bilişip akrabalık bağlarınızı koparmamış olursunuz. Çünkü akrabalar arası bağların koparılmaması aile içinde sevgi, malda bolluk ve ömrün uzamasına sebeptir.” Diğer tahric: Ebu Davud, Edeb Tirmizî: Bu hadis bu şekliyle garibtir. Hadiste geçen “menseetün fil eseri” cümlesinin manası ömrün uzaması demektir
بَابُ مَا جَاءَ فِي دَعْوَةِ الْأَخِ لِأَخِيهِ بِظَهْرِ الْغَيْبِ
Abdullah b. Amr (r.a.)’den rivâyete göre, Nebi (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Hiçbir dua; iki kişinin birbirine arkalarından haberleri olmaksızın yaptıkları dua kadar kabul yönünden hızlı değildir.” Diğer tahric: Ebû Dâvûd, Salat Tirmizî: Bu hadis garibtir. Bu hadisi sadece bu şekliyle bilmekteyiz. El İfrikî’nin hadis konusunda zayıf olduğu söylenmiş olup ismi Abdullah b. Ziyâd b. Enam’dır. Abdullah b. Yezîd’in ismi ise Ebû Abdurrahman el Hublî’dir
بَابُ مَا جَاءَ فِي الشَّتْمِ
Ebû Hureyre (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Hakkı gasbedilen mazlum taraf ileri gitmedikçe sövüşen iki kişinin günahı sövmeyi başlatan kimsedir.” Diğer tahric: Ebû Dâvûd, Edeb; Buhârî Edeb Bu konuda Sa’d, İbn Mes’ûd ve Abdullah b. Mugaffel’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir
Zeyd b. İlâka (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Muğîre b. Şu’be’den işittim şöyle diyordu: Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Ölüp giden kimselere sövmeyiniz onların hayatta olan yakınlarını incitirsiniz.” Diğer tahric: Müsned: 17498 Tirmizî: Sûfyân’ın arkadaşları bu hadisin senedinde ihtilaf ettiler. Kimileri Huferî’nin rivâyeti gibi rivâyet ederken kimileri de Sûfyân’dan, Ziyâd b. İlâka’dan rivâyet ederek; Muğîre b. Şu’be’nin yanındaki bir kişiden işittim diyerek rivâyet etmişlerdir
بَابٌ
Abdullah b. Mes’ûd (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Müslüman’a sövmek fısktır onunla kıtal (yani çapışmak) küfürdür.” Diğer tahric: Müslim, iman; Ebû Dâvûd, Edeb Zübeyd diyorki: Ebû Vâil’e; “Bu hadisi Abdullah’tan sen mi işittin? Dedim. O da “Evet” Dedi. Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir. BU HADİS’İN MÜSLİM RİVAYETİ VE İZAHİÇİN BURAYA TIKLAYIN
بَابُ مَا جَاءَ فِي قَوْلِ الْمَعْرُوفِ
Ali (r.a.)’den rivâyete göre, Nebi (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Cennet’te içeriden dışarısı, dışarıdan içerisi gözüken öyle köşkler vardır.” Bir bedevi kalkarak şöyle dedi: O köşkler kim içindir? Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Güzel ve tatlı sözler söyleyen, yemek yediren, nafile oruçlara devam eden, insanlar uykuda iken geceleri namaz kılan kimseler içindir.” Tirmizî rivâyet etmiştir. Tirmizî: Bu hadis garip olup sadece Abdurrahman b. İshâk’ın rivâyetiyle bilmekteyiz. Bazı hadisçiler Abdurrahman b. İshâk’ın hafızası yönünden zayıf olduğunu söylemişlerdir. Bu şahıs Küfelidir. Abdurrahman b. İshâk el Kureşî ise Medîneli olup berikinden daha sağlamdır. Her ikisi de aynı zamanda yaşamışlardır
بَابُ مَا جَاءَ فِي فَضْلِ الْمَمْلُوكِ الصَّالِحِ
Ebû Hureyre (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Sizden birinizin Allah’a itaat eden ve efendisinin de hakkını yerine getiren bir kölesi olursa bu her iki kimse içinde ne büyük bir mutluluktur.” Ka’b diyor ki: “Allah ve Rasûlünün sözü haktır.” Buhârî, Itk; Ebû Dâvûd, Edeb Bu konuda Ebû Musa ve İbn Ömer’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir
İbn Ömer (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Üç kişi kıyamet gününde misk yığınlarının üzerindedir; 1- Allah’ın hakkını ve efendisinin hakkını yerine getiren köle, 2- Cemaatin kendisinden razı olduğu imam, 3- Her gün ve gecede insanları namaza çağıran müezzin.” Diğer tahric: Müsned: 4568 Tirmizî: Bu hadis hasen garibtir. Bu hadisi sadece Sûfyân es Sevrî’nin Ebû’l Yakzan’dan ve Vekî’den rivâyeti olarak bilmekteyiz. Ebû’l Yakzan’ın ismi Osman b. Kays’tır. Kendisine İbn Umeyr’de denilir ki meşhur olanı da budur
بَابُ مَا جَاءَ فِي مُعَاشَرَةِ النَّاسِ
Ebû Zerr (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Nerede olursan ol Allah’a karşı sorumluluk bilinciyle yaşa, işlediğin bir günahın arkasından hemen bir sevap işle ki onu imha edip yok etsin. İnsanlara güzel ahlakla muamele et.” (Dârimî, Rıkak: 71) Bu konuda Ebû Hüreyre’den de hadis rivâyet edilmiştir. Bu hadis hasen sahihtir
بَابُ مَا جَاءَ فِي ظَنِّ السُّوءِ
Mahmûd şöyle dedi: Vekî’, Sûfyân’dan, Habib b. ebî Sabit’den, Meymun b. ebî Şebîb’den ve Muâz b. Cebel’den bu hadisin bir benzerini bize nakletmiştir. Mahmûd diyor ki: Sahih olan Ebû Zerr hadisidir
بَابُ مَا جَاءَ فِي الْمِزَاحِ
Enes (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) biz çocuklarla beraber olur aramıza karışırdı. Hatta benim küçük kardeşime şöyle; “Ey Ömercik kuşun ne haldedir” diyerek şakalaşırdı. (Ebû Dâvûd, Edeb:)
Ebû Hureyre (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Ey Allah’ın Rasûlü sen bizimle şakalaşıyorsun olacak şey mi bu! Dedik. Bunun üzerine buyurdular ki: Ben şakalaşırken bile ancak gerçekleri ve doğruları söylerim.” Diğer tahric: Ebû Dâvûd, Edeb Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir
Enes (r.a.)’den rivâyete göre, Bir adam Rasûlullah (s.a.v.)’den binmek için bir binek hayvan istemişti de Rasûlullah (s.a.v.): “Seni dişi devenin yavrusuna bindireceğim” demişti. Adam: Ey Allah’ın Rasûlü! Dişi devenin yavrusunu ben ne yapayım? Deyince Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Tüm develeri dişi develer doğurmuş değil midir? Diğer tahric: Ebû Dâvûd, Edeb Tirmizî: Bu hadis hasen sahih garibtir
Enes b. Mâlik (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) kendisine şöyle derdi: “Ey iki kulaklı.” Diğer tahric: Ebû Dâvûd, Edeb Mahmud b. Ğaylan; Ebû Umâme’den naklen şöyle diyor: “Yani onunla şakalaşmak için böyle derdi.” Bu hadis sahih garibtir
بَابُ مَا جَاءَ فِي الْمِرَاءِ
Enes b. Mâlik (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Geçersiz ve boş olan yalan söylemeyi kim terk ederse Cennetin etrafında bir köşk yaptırılır. Kim de haklı olduğu halde münakaşayı ve tartışmayı terk ederse Cennetin ortasında bir köşk yaptırılır. Kim de ahlakını güzelleştirirse ona da Cennetin en yüksek bölgesinde bir köşk yaptırılır.” Diğer tahric: İbn Mâce, Mukaddime Tirmizî: Bu hadis hasen olup Seleme b. Verdan’ın, Enes’den yaptığı rivâyetiyle bilmekteyiz
İbn Abbâs (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Düşmanlığı devam ettirmek suretiyle hayatı sürdürmek günah yönünden sana yeter.” Tirmizî rivâyet etmiştir. Bu hadis garib olup sadece bu şekliyle bilmekteyiz