İbn Abbâs (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Kim bilgisiz veya kasıtlı olarak Kur’ân ayetleri hakkında konuşur ve hüküm verirse Cehennem’deki yerine hazır olsun.” Diğer tahric: Müsned: 1965 Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir
Sünen-i Tirmizî › Kitâb 47 · TefsîrKonum
- 1Tahâret148
- 2Namaz302
- 3Vitir35
- 4Cuma Günü42
- 5İki Bayram14
- 6Yolculuk73
- 7Zekât65
- 8Oruç127
- 9Hac157
- 10Cenâzeler115
- 11Nikâh67
- 12Süt Emzirme29
- 13Talâk ve Lân31
- 14Ticâret117
- 15Rasûlullah'tan Hükümler (Ahkâm)64
- 16Diyet35
- 17Had Cezâları45
- 18Av28
- 19Kurbanlar29
- 20Adaklar ve Yeminler23
- 21Seriyyeler (Askerî Seferler)68
- 22Cihâdın Fazîleti51
- 23Cihâd48
- 24Elbise66
- 25Yiyecekler73
- 26İçecekler36
- 27Birr ve Sıla141
- 28Tıp54
- 29Mîrâs26
- 30Vasiyyetler9
- 31Velâ ve Hibeler8
- 32Kader26
- 33Fitneler112
- 34Rüyâlar25
- 35Şâhitlikler9
- 36Zühd111
- 37Kıyâmet, Rikâk ve Vera' Vasıfları108
- 38Cennetin Vasıfları51
- 39Cehennemin Vasıfları34
- 40Îmân39
- 41İlim43
- 42İzin İstemek47
- 43Âdâb136
- 44Misaller17
- 45Kur'ân'ın Fazîletleri52
- 46Kıraat23
- 47Tefsîr422
- 48Dualar244
- 49Fazîletler (Menâkıb)351
- 1بَابُ مَا جَاءَ فِي الَّذِي يُفَسِّرُ الْقُرْآنَ بِرَأْيِهِ
- 2بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ فَاتِحَةِ الْكِتَابِ
- 3بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الْبَقَرَةِ
- 4بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ آلِ عِمْرَانَ
- 5بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ النِّسَاءِ
- 6بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الْمَائِدَةِ
- 7بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الْأَنْعَامِ
- 8بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الْأَعْرَافِ
- 9بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الْأَنْفَالِ
- 10بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ التَّوْبَةِ
- 11بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ يُونُسَ
- 12بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ هُودٍ
- 13بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ يُوسُفَ
- 14بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الرَّعْدِ
- 15بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ إِبْرَاهِيمَ ﵇
- 16بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الْحِجْرِ
- 17بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ النَّحْلِ
- 18بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ بَنِي إِسْرَائِيلَ
- 19بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الْكَهْفِ
- 20بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ مَرْيَمَ
- 21بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ طه
- 22بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الْأَنْبِيَاءِ
- 23بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الْحَجِّ
- 24بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الْمُؤْمِنِينَ
- 25بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ النُّورِ
- 26بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الْفُرْقَانِ
- 27بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الشُّعَرَاءِ
- 28بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ النَّمْلِ
- 29بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الْقَصَصِ
- 30بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الْعَنْكَبُوتِ
- 31بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الرُّومِ
- 32بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ لُقْمَانَ
- 33بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ السَّجْدَةِ
- 34بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الْأَحْزَابِ
- 35بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ سَبَأٍ
- 36بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الْمَلَائِكَةِ
- 37بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ يس
- 38بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الصَّافَّاتِ
- 39بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ ﴿ص﴾
- 40بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الزُّمَرِ
- 41بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الْمُؤْمِنِ
- 42(٤٢) بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ السَّجْدَةِ
- 43بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ حم عسق
- 44بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الزُّخْرُفِ
- 45بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الدُّخَانِ
- 46بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الْأَحْقَافِ
- 47بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ مُحَمَّدٍ ﷺ
- 48بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الْفَتْحِ
- 49بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الْحُجُرَاتِ
- 50بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ ق
- 51بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الذَّارِيَاتِ
- 52بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الطُّورِ
- 53بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ وَالنَّجْمِ
- 54بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الْقَمَرِ
- 55بَابٌ: وَمِنْ سُورَةِ الرَّحْمَنِ
- 56بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الْوَاقِعَةِ
- 57بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الْحَدِيدِ
- 58بَابٌ وَمَنْ سُورَةِ الْمُجَادَلَةِ
- 59بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الْحَشْرِ
- 60بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الْمُمْتَحِنَةِ
- 61بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الصَّفِّ
- 62(٦٢) بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الْجُمُعَةِ
- 63بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الْمُنَافِقِينَ
- 64بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ التَّغَابُنِ
- 65بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ التَّحْرِيمِ
- 66بَابٌ: وَمِنْ سُورَةِ ن
- 67بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الْحَاقَّةِ
- 68بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ سَأَلَ سَائِلٌ
- 69بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الْجِنِّ
- 70بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الْمُدَّثِّرِ
- 71بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الْقِيَامَةِ
- 72بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ عَبَسَ
- 73بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ إِذَا الشَّمْسُ كُوِّرَتْ
- 74بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ وَيْلٌ لِلْمُطَفِّفِينَ
- 75بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ إِذَا السَّمَاءُ انْشَقَّتْ
- 76بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الْبُرُوجِ
- 77بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الْغَاشِيَةِ
- 78بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الْفَجْرِ
- 79بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ وَالشَّمْسِ وَضُحَاهَا
- 80بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ وَاللَّيْلِ إِذَا يَغْشَى
- 81بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ وَالضُّحَى
- 82بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ ﴿أَلَمْ نَشْرَحْ﴾
- 83(٨٣) بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ وَالتِّينِ
- 84بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ ﴿اقْرَأْ بِاسْمِ رَبِّكَ﴾
- 85(٨٥) بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ لَيْلَةِ الْقَدْرِ
- 86بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ لَمْ يَكُنْ
- 87بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ إِذَا زُلْزِلَتِ
- 88بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ أَلْهَاكُمُ التَّكَاثُرُ
- 89بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الْكَوْثَرِ
- 90بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الْفَتْحِ
- 91بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ تَبَّتْ يَدَا
- 92بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الْإِخْلَاصِ
- 93بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الْمُعَوِّذَتَيْنِ
- 94(٩٥) بَابٌ
- 95(٧٣) بَابٌ
(47) Kitâb: Tefsîr
بَابُ مَا جَاءَ فِي الَّذِي يُفَسِّرُ الْقُرْآنَ بِرَأْيِهِ
İbn Abbâs (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Benden yalan yere hadis aktarmaktan sakınınız bildiğiniz ve benim söylediklerimi aktarabilirsiniz. Her kim benim adıma bile bile bir söz uydurur, söyler ve naklederse Cehennem’deki yerine hazırlansın. Kim de Kur’ân’ın tefsiri hakkında kendi görüş ve arzusuna uydurarak hüküm verirse o da Cehennem’deki yerine hazırlansın.” Diğer tahric: Müsned: 1965 Tirmizî: Bu hadis hasendir
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ فَاتِحَةِ الْكِتَابِ
Ebû Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Kim bir namaz kılar da o namazda Fatiha sûresini okumazsa o namaz eksiklir o namaz noksandır. O namaz tam değildir.” Abdurrahman diyor ki: Ey Ebû Hüreyre dedim bazen imamın arkasında oluyorum (ne yapmalıyım?) Ebû Hüreyre şöyle cevap verdi: Ey Farisi oğlu Fatihayı içinden oku Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den şöyle buyurduğunu işittim Allah şöyle buyurdu: Namazı kulumla kendi aramda iki eşit kısma ayırdım yarısı benim yarısı da kulum içindir. Kulum istediğine erişecektir. Kul: “Elhamdü lillahi Rabbil alemîn” der. Allah’ta kulum bana hamdetti buyurur. Kul: “Errrahmanirrahîm” der. Allah’ta: Kulum beni övdü, der. Kul: “Maliki yevmiddin” der. Allah’ta kulum yüceltti der. İşte bu okunanlar bana aittir. “İyyake na’büdü ve iyyake nesteîn” benimle kulum arasındaki müşterek ayettir. Sürenin sonu sadece kuluma aittir. Kulum istediğine erişecektir. Sürenin bu son âyetlerinde kul Allah’a duâ ediyor ve ondan dosdoğru yoluna eriştirmesini istiyor. (Müslim, Salat: 27; Ebû Dâvûd, Salat: 17) Bu hadis hasen sahihtir. İsmail b. Cafer ve pek çok kimse Alâ b. Abdurrahman’dan, babasından, Ebû Hüreyre’den bu hadisin bir benzerini rivâyet etmişlerdir. Cüreyc ve Mâlik b. Enes’de, Alâ b. Abdurrahman’dan, Hişam b. Zühre’nin azâdlısı Ebû Saib’ten ve Ebû Hüreyre’den bu hadisin bir benzerini rivâyet etmişlerdir
Abd b. Humeyd, Abdurrahman b. Sa’d vasıtasıyla Amr b. ebî Kays’den, Simak b. Harb’den, Abbad b. Hubeyş’den, Adiyy b. Hatim’den şöyle nakledilmiştir: Mescidde oturmakta olan Rasulullah (s.a.v.)’in yanına geldim insanlar bu Adiyy b. Hatim’dir. Hiçbir kimse’nin korumasına tabi olmadan gelmiştim. Kendisine takdim edildiğim zaman elimden tuttu ve bundan önce de Allah’tan onun elini elime tutuşturmasını istiyordum buyurdu. Benimle birlikte kalktı, tam o sırada yanında bir çocuğu bulunan bir kadın O’nu karşıladı ve sana arz edeceğimiz bir ihtiyacımız var dedi. Onların ihtiyacını görünceye kadar onlarla beraber ayakta kaldı, sonra elimden tuttu ve beni evine götürdü. Bir kız çocuğu bir minder attı, Rasulullah (s.a.v.) onun üzerine oturdu. Ben de onun önüne oturdum. Allah’a hamd-ü sena ettikten sonra şöyle buyurdu: “La ilahe illallah” demekten seni alıkoyan nedir? Yoksa Allah’ın dışında bildiğin bir ilah mı var? Ben hayır diye cevap verdim sonra Rasulullah (s.a.v.) bir süre konuştu ve şöyle buyurdu: “Allahu ekber” demekten mi kaçıyor ve Allah’tan daha büyük bir varlık mı tanıyorsun? Ben de Hayır dedim ve şöyle devam etti: Yahudiler, Allah’ın gazablandığı kimselerdir. Hıristiyanlar ise sapıktır. Ben de: “Müslüman oldum ve geldim dedim” dedim. Bunun üzerine yüzünün sevinçten değiştiğini gördüm, sonra benim için emir verdi, Ensar’dan bir kimsenin evine yerleştirildim ve sabah akşam Rasulullah (s.a.v.)’in yanına gidip gelmeye başladım. Bir akşam vakti Rasulullah (s.a.v.)’in yanındayken yünden çizgili elbiseler giymiş fakir bir gurup geldi namazı kıldırıp kalktı ve cemaati bu kimselere yardım etmeye teşvik etti ve şöyle buyurdu: Bir ölçek olsun, yarım ölçek olsun, bir avuç parçası olsun bu insanlara vermek suretiyle sizler kendinizi Cehennem ateşinden koruyabilirsiniz. Bir hurma ile de yarım hurma ile de olsa veriniz... Hepiniz bir gün Allah’la karşı karşıya geleceksiniz ve Allah size şöyle buyuracaktır: Sizlere göz, kulak vermedim mi? O kimse de evet verdin diyecektir. Allah: Sana çoluk çocuk vermedim mi? Buyuracak. O kimse de evet diyecek Allah, Kendin için gönderdiklerin nerede? Buyuracak o kimse önüne arkasına sağına soluna bakınacak Cehennem ateşinden kendisini koruyacak bir şey bulamayacak. Her biriniz yarım hurma ile olsa bile kendinizi ateşten koruyunuz. Şayet bulamaz ise güzel sözle yapsın. Buyurdu. Ben sizin için yoksulluktan endişe etmiyorum. Allah size her şeyi veren ve yardım edendir. Hatta bir kadın Hîre ile Medîne arasında kendi başına gidecek bineğin çalınmasından korkulmayacaktır. Ben de bu söz üzerine içimden Tayy kabilesinin meşhur hırsızları nerede olacak, dedim
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الْبَقَرَةِ
Ebû Musa el Eş’arî (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Allah, Adem’i yeryüzünün her bir tarafından aldığı topraktan yaratmıştır. Bundan dolayı Adem’in nesli yeryüzünün renkleri kadar değişik şekillerde çoğalıp geldiler. Dolayısıyla; kimi kızıl renkli, kimi beyaz, kimi siyah kimi de bunlar arası renklerdedir. Kimi yumuşak, kimi sert, kimi iyi, kimi kötüdür.” Diğer tahric: Ebu Davud, Sünnet Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir
Ebû Hureyre (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.), Bakara sûresi 58. ayeti olan “Fakat kapısından secde ederek girin” ayetini tefsir ederek şöyle buyurdu: “O gün İsrail oğulları secde ederek değil uylukları üzerinde emekleyerek girdiler.” Aynı senedle Peygamber (s.a.v.)’den Bakara 59. ayeti olan: “Sözü kendilerine söylenenden başka bir şekle soktular.” “Arpada bir hububat türüdür” deyiverdirler. Diğer tahric: Buhârî, Tefsir-ül Kur’an; Müslim, Tefsir Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir
Âmir b. Rabia (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Bir yolculukta kapkaranlık bir gecede Rasûlullah (s.a.v.) ile beraberdik, kıblenin ne taraf olduğunu bilemedik ve herkes kendi tahminine doğru namaz kılmıştı. Sabahlayınca durumu Rasûlullah (s.a.v.)’e aktardık. Bunun üzerine: Bakara sûresi 115. ayeti olan “Nereye dönerseniz dönün Allah’a dönmüş olursunuz” ayeti nazil oldu. Diğer tahric: İbn Mâce, İkametüs Salat
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Enes (r.a.)’den rivâyete göre, Ömer: Ey Allah’ın Rasûlü! dedi. makam-ı İbrahim'in arkasında namaz kılabilsek... dedi. Bunun üzerine Bakara 125. ayet nazil oldu: “Öyleyse vaktiyle İbrahim’e ayarlanan yeri siz de kendinize ibadet yeri edinin.” Diğer tahric: Buhârî, Salat; Müslim, Fedail-üs Sahabe Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir
Yine Enes (r.a.)’den rivâyete göre, Ömer şöyle demiştir: Ey Allah’ın Rasûlü! makam-ı İbrahim'dan bir namazgah edinmiş olsaydınız dedim ve Bakara 125. ayet nazil oldu. Diğer tahric: Buhârî, Salat; Müslim, Fedail-üs Sahabe Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir. Bu konuda İbn Ömer’den de hadis rivâyet edilmiştir
Abd b. Humeyd, Cafer b. Avn vasıtasıyla A’meş’den, Ebû Salih’den rivâyet ederek Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in şöyle buyurduğunu bize aktarmıştır: “Kıyamet gününde Nuh çağrılacak ve Tebliğ ettin mi?” diye sorulacak o da “evet” diyecektir. Bu sefer Nuh kavmi çağrılıp: “Size tebliğ etti mi?” diye soracak: Onlar da bize hiçbir uyarıcı gelmedi diyecekler. Bunun üzerine Nuh’a şâhidlerin kimlerdir, denilecek? Nuh’ta: “Muhammed ve Ümmetidir” diyecek. Bunun üzerine sizler getirileceksiniz ve Nuh’un tebliğ ettiğine dair şâhidlik edeceksiniz. İşte Allah’ın indirdiği Bakara 143. ayetinin tefsiri budur: “vasat” adaletli demektir. Bu hadis hasen sahihtir
Berâ (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.), Medîne’ye geldiğinde on altı ve on yedi ay kadar Mescid-i Aksa’ya doğru namaz kıldı. Fakat kendisi Ka’be’ye yöneltilmesini çok isterdi. Sonra Allah: Bakara 144. ayetini indirdi. Böylece Rasûlullah (s.a.v.), Ka’be’ye yöneltildi. Bunu kendisi de çok arzulamakta idi. Bir şahıs Rasûlullah (s.a.v.) ile ikindi namazını kıldı ve Ensâr’dan bir cemaatin yanına uğradı. Bunlar Beyti Makdis’e doğru kılmakta oldukları ikindi namazının rûku’un da idiler. O şahıs kendisinin Rasûlullah (s.a.v.) ile namaz kıldığına ve kıblenin Ka’be’ye çevrilmiş olduğuna şâhidlik ederek konuştu. Bunun üzerine onlar da rûku’da oldukları halde Ka’be’ye doğru döndüler. Diğer tahric edenler: Buharî, İman; Müslim, Salat Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir. Sûfyân es Sevrî bu hadisi Ebû İshâk’tan rivâyet etmiştir
İbn Ömer (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Onlar sabah namazının rûkuunda idiler.” Tirmizî rivâyet etmiştir. 2962'yi okumadıysan oku, zira bu hadis onunla ilgilidir. Bu konuda Amr b. Avf el Müzenî’den, İbn Ömer’den, Imara b. Evs’den ve Enes b. Mâlik’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmizî: İbn Ömer hadisi hasen sahihtir
İbn Abbâs (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.), Ka’be’ye yöneltildiği zaman Ashab: Ey Allah’ın Rasûlü! dediler. Beyt-i Makdis’e doğru namaz kılarken ölüp giden kardeşlerimizin durumu ne olacak? Bunun üzerine Allah Bakara sûresi 143. ayetini inzal etti: “... Allah sizin imanınızı ve önceden Kudus’e dönerek kıldığınız namazları boşa götürecek değildir...” Diğer tahric: Ebû Dâvûd, Sünnet Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir
Urve (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Âişe (r.anha)’ya Safa ile Merve arasında Sa’y yapmayan kimseye bir şey gerekmez bu sebeble orada Sa’y edemez isem aldırış etmem dedim. Bunun üzerine Âişe: Ey kız kardeşimin oğlu ne kötü söz söyledin! Rasûlullah (s.a.v.) ve Müslümanlar Sa’y etmişlerdir. Ancak cahiliyye döneminde Müşellel denilen yerdeki Menat putu için ihrama girenler Safa ile Merve arasında sa’y yapmazlardı. Bu yüzden yüce Allah Bakara sûresi 158. ayetini indirdi. “Hac ve Umre maksadıyla Ka’be’ye gelenlerin safa ile Merve arasında gidip gelmelerinde sakınca yoktur.” Mesele senin de dediğin gibi olsaydı Allah Safa ile Merve arasında gidip gelmekte bir sakınca yoktur buyurmazdı. Zührî diyor ki: Bunu Ebû Bekir b. Abdurrahman b. Harîs b. Hişâm’a anlattım hoşuna gitti ve dedi ki: “İşte bu bir ilimdir.” İlim adamlarının bazılarının şöyle dediklerini işittim. Araplardan Sa’fa ile Merve arasında sa’y etmeyenler bu iki taş arasında sa’y etmemiz cahiliyye işidir, derlerdi. Ensâr’dan olan diğerleri de bize Ka’be’yi tavaf etmemiz emredildi. Safa ile Merve arasında sa’y etmek bize emredilmedi, dediler. Bunun üzerine Allah Bakara sûresi 158. ayetini indirdi: “Safa ile Merve’de Allah’ın insanlığa sunduğu sembollerden biridir...” Ebû Bekir b. Abdurrahman bu ayetin onlar ve bunlar hakkında nazil olduğu kanaatindeyim, demektedir. Diğer tahric edenler: Buharî, Hac; Müslim, Hac Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir
Âsım b. Ahvel (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Enes b. Mâlik (r.a.)’e Safa ile Merve’den sordum bunun üzerine şöyle dedi: O ikisi cahiliyye dönemi sembollerindendir. Müslüman olunca bunlardan el çektik. Bunun üzerine Allah: “Safa ile Merve, Allah’ın insanlığa sunduğu sembollerden birisidir. Her kim hac ve Umre...” (Bakara 158) ayetini indirdi. Dolayısıyla Safa ile Merve arasında Sa’y etmek tatavvu yani nafile olup vâcib değildir. “Zira kim gönlünden koparak iyiliği artırırsa bilsin ki Allah şükre bol karşılık verendir ve her şeyi bilendir.” (Bakara: 158) Diğer tahric: Buhârî, Hac; Müslim, Hac Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir
Câbir b. Abdullah (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Mekke’ye geldiğinde Rasûlullah (s.a.v.)’den işitmiştim. Ka’be’yi yedi sefer dolaştıktan sonra Bakara 125. ayeti olan: “... Öyleyse vaktiyle İbrahim’e ayarlanan yeri sizde kendinize ibadet yeri edinin...” ayetini okudu ve makamın arkasında namaz kıldı, sonra Hacer-ül Esved’e gelerek uzaktan onu eliyle işaret ederek selamladı sonra Allah’ın başladığı yerden başlayalım diyerek Safa tepesine çıktı ve Bakara 158. ayetini okudu. Diğer tahric: Müslim, Hac; Nesâî, Menasik Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir
Berâ (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.) ashabı oruç ilk farz olduğunda şöyle yapardı: Oruçlu kişi iftarını açmadan uyuya kalırsa gecesinde de akşama kadar, gündüzünde de bir şey yiyemezdi. Kays b. Sırme oruçlu idi. İftar zamanı gelince hanımına geldi ve yanında yiyecek var mı? diye sordu. O da hayır dedi. Fakat sana biraz yiyecek bir şeyler arayıp bulayım dedi. Hanımı yanına gelince gün boyu çalışıp yorgun düşen kocasını uyumuş olarak buldu ve yazık oldu sana dedi. Gün yarıya gelince Kays bayılıp düştü. Durum Peygamber (s.a.v.)’e anlatıldı, bunun üzerine Bakara 187. ayeti indi. Müslümanlar bu ayete çok sevindiler “... ve gecenin karanlığından, tan yerinin aydınlığı fark edilinceye kadar yiyip içebilirsiniz...” Diğer tahric: Buhârî, Savm; Nesâî, Sıyam Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir
Numân b. Beşîr (r.a.)’den rivâyete göre, Nebi (s.a.v.), Mü’min sûresi 60. ayet; “Rabbiniz buyuruyor ki bana duâ edin duânızı kabul edeyim...” ayetindeki duâ ibadet etmek demektir dedi ve ayeti sonuna kadar okudu. Diğer tahric: İbn Mâce, Duâ Tirmizî: Mansur rivâyeti olarak bu hadis hasen sahihtir
Adiyy b. Hatîm (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Bakara 187. ayeti nazil olunca oradaki siyah iplik, beyaz iplik meselesini Rasûlullah (s.a.v.): “Gecenin karanlığından gündüzün beyazlığının seçilmesidir” buyurdu. Diğer tahric edenler: Buhari, Savm; Müslim, Sıyam Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir. Ahmed b. Müni’ Hüşeym vasıtasıyla Mûcâlid’den, Şa’bî’den, Adiyy b. Hâtim’den bu hadisin bir benzerini bize aktarmışlardır
Adiyy b. Hatîm (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.)’e oruçtan sordum, “Bakara 187. ayetini okudu.” Ben de biri beyaz diğeri siyah iki ip aldım onlara bakmaya başladım. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.) bana bir şey söyledi -Sûfyân bu şeyi ezberinde tutamamıştı- ve gerçekten o gece ile gündüzdür buyurdu. Diğer tahric edenler: Buhârî, Savm; Müslim, Sıyam Tirmizi dediki: Bu hadis hasen sahihtir
Eslem Ebû Imrân et Tücîbî (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rum şehri olan İstanbulda idik. Rumlar karşımıza büyük bir ordu çıkardılar. Onlara karşı Müslümanlardan bir o kadar veya daha fazla asker çıkarıldı. Mısırlıların başında komutan olarak Ukbe b. Âmir bulunuyordu. Ordunun komutanı ise Fedâle b. Ubeyd idi. Müslümanlardan bir asker Rumların saflarına hücum ederek onların arasına girdi. Askerler bağırarak “sübhanallah” dediler. Bu kimse kendi eliyle kendini tehlikeye atıyor. Bunun üzerine Ebû Eyyûb ortaya atılarak şöyle dedi: Ey insanlar! Siz bu ayeti (Bakara 195) yorumlamaya çalışıyorsunuz bu yaptığınız bir yorumdur. Bu ayet biz Ensâr topluluğu hakkında nazil olmuştur. Allah, İslam’ı güçlendirip yardımcılarını çoğaltınca bizler peygambere duyurmadan birbirimize pek çok malımızı heder edip tükettik; mallarımızla ilgilenmedik. Allah, İslam’ı güçlendirmiş, yardımcılarını çoğaltmıştır. Artık bizler mallarımızın başına oturup onlarla meşgul olsak ihmal ettiğimiz şeyleri telafi etsek dedik. Allah, bizim bu sözümüze karşılık olmak üzere şu ayetini indirdi: (Bakara: 195) “Allah yolunda size verilenlerden bol bol harcayın. Böylece size Cennet kazandıracak imkanı hazır bulmuşken onu kullanmayacak kendi elinizle kendimizi tehlikeye atmayın...” Tehlike: Malların üzerinde oturmak onları çoğalmaya ve ıslah etmeye çalışmak ve Allah yolunda cihâdı terk etmektir. Böylece Ebû Eyyûb, Allah yolunda cihâd'a devam ederek şehîd olup Rum toprağına defnedilmiştir. Diğer tahric: Ebû Dâvûd, Cihâd Tirmizî: Bu hadis hasen sahih garibtir
Ka’b b. Ucre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Tüm benliğimi elinde tutan Allah’a yemin ederim ki şu âyet benim hakkımda nazil olmuştur ve Allah orada beni kastetmiştir. “... ama içinizden hasta olan veya başında rahatsızlık olan, kimse bu yüzden daha önce traş olursa oruç tutarak veya sadaka vererek veya kurban keserek özrünü karşılayacak bir şey yapmalıdır.” (Bakara 196) Ka’b b. Ucre diyor ki: İhramlı olarak Hudeybiye’de Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ile beraber idik, müşrikler yolumuzu kesip bizi muhasara etmişler ve Ka’be’ye bırakmıyorlardı. saçlarım kulak memesine kadar uzamıştı o derece bit vardı ki yüzüme dökülmeye başladı. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) bana uğradı ve saçındaki bitler seni rahatsız ediyor olmalı dedi. Ben de evet dedim. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): Tıraş ol buyurdu ve bu âyet nazil oldu. diyor ki: Oruç üç gündür, yemek altı yoksul içindir. Kurban ise koyun ve benzerileridir
Ka’b b. Ucre (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.) yanıma geldi ben bir tencerenin altını yakmakta idim. Bitler alnımdan ve kaşlarımdan dökülmekte idi. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.), Başındaki bitler seni rahatsız ediyor mu? Buyurdu. Ben de: Evet dedim. O halde başını tıraş et, ya bir kurban kes veya üçgün oruç tut veya altı fakiri doyur buyurdu. Eyyûb diyor ki: “Mûcâhid’in bu üç şeyden hangisini önce zikrettiğini bilmiyorum.” Diğer tahric: Buhârî, Hac; Müslim, Hac Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir
Abdurrahman b. Ya’mur (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Hac Arafattır, Hac Arafattır, Hac Arafattır, Minâ günleri ise üç gündür.” (Bakara 203) “... Kim iki gün içerisinde Minâ’dan Mekke’ye dönerse ona günah yoktur, kim de geri kalırsa yolunu Allah ve kitapla bulduğu takdirde günaha girmemiş olur...” Fecr doğmadan önce Arafat’a yetişen kişi Hacca yetişmiş olur. (Nesâî, Menasik: 2; Ebû Dâvûd, Menasik: 27) Ömer, Sûfyân b. Uyeyne’den naklederek dedi ki: “Bu hadis Sevrî’nin rivâyet ettiği en güzel hadistir.” Bu hadis hasen sahihtir. hadis Şu’be, Bükeyr b. Atâ’dan rivâyet etmiştir. Bu hadisi sadece Bükeyr b. Atâ’nın rivâyeti olarak bilmekteyiz
Âişe (r.anha)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.), Bakara 204. ayeti hakkında şöyle buyurdu: “Allah'ın en fazla kızıp hoşlanmadığı insan düşmanların en yamanı olan konuşmasına dini elbise büründüren kimsedir.” Diğer tahric: Buhârî, Mezâlim; Müslim, İlim Tirmizî: Bu hadis hasendir
Enes (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Yahudiler kadınlar hayız gördüğü zaman onlarla bir arada yemezler, içmezler, evlerde onlarla birlikte olmazlardı. Bu durum Rasûlullah (s.a.v.)’e soruldu da Allah, Bakara 222. ayetini indirdi. Bunun üzerine Peygamber (s.a.v.), onlara kadınlarla bir arada yemelerini içmelerini ve cinsel ilişki dışında beraber olabileceklerini emretti. Bunun üzerine Yahudiler: Her konuda bize muhalefet ediyorlar dediler. Abbâd b. Bişr ve Üseyd b. Hudayr, Peygamber (s.a.v.) ile gelerek bu durumu bildirdiler ve muhalefet etmek, tam her konuda olsun diye hayızlı iken cinsel ilişki de bulunamaz mıyız? Diye sordular. Rasûlullah (s.a.v.)’in yüzü birden değişiverdi ve ikimize kızdığını anladık kalkıp giderken birileri Peygamber (s.a.v.)’e süt hediyesi göndermişti. Rasûlullah (s.a.v.), peşlerinden bir adam gönderip onlara bu gelen hediye sütten içirdi. Böylece bize kızmağını anlamış olduk. Diğer tahric: Müslim, Hayz; Nesâî, Hayz) Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir
Muhammed b. Abdûl A’lâ (r.a.), Abdurrahman b. Mehdî vasıtasıyla Hammad b. Seleme’den, Sabit’den, Enes’den mana olarak bu (2977.) hadisin bir benzerini bize aktarmışlardır. İbn ebî Ömer Sûfyân vasıtasıyla İbn’ül Münkedir’den ve Câbir’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Yahudiler şöyle de derlerdi: “Kişi karısına arkasından yaklaşıp cinsel ilişkide bulunursa ve bir çocuğu olursa o çocuk şaşı olur.” Bakara 223. ayeti indirildi: “Kadınlarınız sizin için nesil yetiştiren tarlalarınızdır. Bu yüzden tarlanıza nasıl isterseniz öylece varın...” Diğer tahric: Müslim, Hayz; Nesâî, Hayz Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir
Ümmü Seleme (radıyallahü anha)’den rivâyete göre, Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem), Bakara 223. ayeti hakkında şöyle buyurdu: Yani tek yoldan dilediğiniz şekilde.” (Müsned: 25387) Bu hadis hasendir. İbn Huşeym; Abdullah b. Osman’dır. İbn Sâbıt; Abdurrahman b. Abdullah b. Sabit el Cumahî olup Mekkelidir. Ebû Bekir es Sıddîk’ın oğlu Abdurrahman’ın kızıdır, “Fisimamın vahid” diye de rivâyet edilmiştir. Mana olarak bir olup tek bir delikten yaklaşınız anlamındadır
İbn Abbâs (r.a.)’den rivâyete göre, Ömer, Rasûlullah (s.a.v.)’e gelerek “Mahvoldum” dedi. Rasûlullah (s.a.v.) de seni mahveden nedir? Buyurdu. Ömer: Bu gece binitime ters bindim yani hanımıma arkasından önüne yaklaştım dedi. Peygamber (s.a.v.), ona bir karşılık vermedi ve hemen Bakara 223. ayeti nazil oldu ve Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Önden yaklaş veya öne arkadan yaklaş ancak makad deliğinden ve hayız halinden sakın.” Diğer tahric: Müsned: 2569 Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir. Yakub b. Abdullah el Eş’arî; Yakub el Kummî’dir
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Aişe (r.anha)’nın azâdlı kölesi Ebû Yunus’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Âişe kendisi için bir Mushaf yazmamı bana emretti ve Bakara 238. ayetine geldiğinde beni haberdar et dedi. Bu ayete geldiğimde kendisini haberdar ettim. Bu ayeti bana “namazları, orta namazını, ikindi namazına devam edin ve Allah’ın huzuruna içten bir bağlılıkla durun” diye yazdırdı ve bunu Rasûlullah (s.a.v.)’den böylece işittim dedi. Diğer tahric: Müslim, Mesacid; Nesâî, Salat Bu konuda Hafsa’dan da hadis rivâyet edilmiştir. Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir
Semure b. Cündüp (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: “Orta namaz ikindi namazıdır.” Diğer tahric: Müsned: 19224 Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir
Ubeyde es Selmânî (r.a.)’den rivâyete göre, Ali kendisine Rasûlullah (s.a.v.)’in, Hendek savaşı günü şöyle dediğini aktarmıştır: “Allah’ım güneş batıncaya kadar orta namaz = İkindi’den bizi meşgul ettiklerinden dolayı o müşriklerin kabirlerini ve evlerini ateşle doldur.” Diğer tahric: Buhârî, Cihâd; Müslim, Mesacid Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir. Değişik şekilde Ali’den de rivâyet edilmiştir. Ebû Hassân el A’rec’in ismi, Müslim’dir
Abdullah b. Mes’ûd (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Orta namaz ikindi namazıdır.” Diğer tahric: Buhârî, Cihâd; Müslim, Mesacid Bu konuda Zeyd b. Sabit, Ebû Haşim, Utbe ve Ebû Hüreyre’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir
Zeyd b. Erkâm (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v.) zamanında namazın ilk farz olduğu günlerde namaz içersinde konuşurduk, Bakara 238. ayet nazil oldu ve namazda susmak emredildi.” Diğer tahric: Buhârî, Cihâd; Müslim, Mesacid Ahmed b. Meni’, Hüşeym vasıtasıyla İsmail b. ebî Hâlid’den bu geçen hadisin bir benzerini bize rivâyet etti ve şu ilaveyi yaptı: “Namazda bize konuşma yasaklandı.” Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir. Ebû Amr eş Şeybânî’nin ismi Sa’d b. İyas’tır
Berâ (r.a.)’den rivâyete göre, Bakara 267. ayeti hakkında şöyle demiştir: “Başkalarına vermek için özellikle kötü olanı seçmeyin!” Bu ayet biz Ensâr topluluğu hakkında nazil oldu. Hurmalarımız vardı, herkez hurmalarından az veya çok durumuna göre getirirdi. Bir kimse bir veya iki salkımın yanına gelir değneğiyle ona vurur yaş ve kuru düşen hurmalardan yerdi. Hayırda gözü olmayan bazı kimseler de vardı ki bunlardan biri üzerinde kötü ve değersiz hurmalar bulunan hurma dalını veya kırılmış hurma dalını getirip mescide asardı. Bunun üzerine Allah, Bakara 267. ayetini indirdi: Ey iman edenler! Kazandığınız güzel şeylerden ve topraktan sizin için bitirdiğimiz ürünlerden başkaları için harcayın; özellikle kötü olanı seçmeyin, gözünüzü yummadan alamayacağınız şeyi mi bağışlıyorsunuz...? Rasûlullah (s.a.v.) buyurdu ki: Sizden birine verdiği şeyin bir benzeri verilmiş olsa onu gözünü yumarak ve utanarak alır. Bundan sonra biz elimizde bulunan ürünlerin en iyisinden getirir olmuştuk.” Diğer tahric: İbn Mâce, Zekat Tirmizî: Bu hadis hasen garib sahihtir. Ebû Mâlik, Gıfârlı olup adının Gazvan olduğu söylenmektedir. Sevrî, Süddî’den buna yakın bir hadis rivâyet etmiştir
Abdullah b. Mes’ûd (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “İnsanoğluna şeytanın vesvese vermesi, meleğin de ilham etmesi vardır. Şeytanın vesvesesi kötülüklere götürmek ve gerçekleri yalanlatmaktır. Meleğin ilhamı ise hayırlara götürüp hakkı doğrulatmaktır. Kim hayırlara yönelmeyi ve hakkı doğrulamayı vicdanında bulursa bunun Allah’tan olduğunu bilsin ve Allah’a hamd etsin. Kim de vicdanında şeytanın vesvesesini bulursa taşlanmış ve kovulmuş şeytandan Allah’a sığınsın. Sonra Rasûlullah (s.a.v.), Bakara sûresi 268. ayetini okudu: “Şeytan sizi fakirlik ihtimaliyle korkutur ve size cimriliği emreder...” Tirmizî rivâyet etmiştir. Tirmizî: Bu hadis Ebû’l Ahvas’ın rivâyeti olarak hasen garibtir. Merfu olarak sadece Ebû’l Ahvas’ın rivâyetiyle bilmekteyiz
Ebû Hureyre (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Ey insanlar! Allah temizdir ancak temiz olanları kabul eder. Allah Nebilerine emrettiğini mu’minlerine de emretmiştir” diyerek Mü’minûn sûresi 51. ayetini okudu: “Siz ey Nebiler! Dünya hayatının temiz ve meşru nimetlerinden payınızı alın, doğru ve dürüst işler işleyin, çünkü ben sizlerin ne yaptığını eksiksiz bilenim.” Ayrıca Bakara 172. ayetini de okudu: “Ey iman edenler! Size rızık olarak sağladığımız iyi şeylerden nasiplenin ve Allah’a şükredin, eğer sadece Allah’a kulluk ediyorsanız.” Ebû Hureyre dedi ki: Rasûlullah (s.a.v.), bir adamdan bahsetti uzun seferler yapan saçı dağınık eli yüzü toz toprak içinde olup elini uzatıp Ya Rabbi Ya Rabbi diyerek duâ eder; halbuki yediği haramdır, içtiği haramdır, giydiği haramdır ve devamlı haramla beslenmiştir. Böyle birinin duâsı nasıl kabul edilir? Diğer tahric: Müslim, Zekat; Dârimî, Rıkak Tirmizî: Bu hadis hasen garibtir. Bu hadisi sadece Fudeyl b. Mersuk’un rivâyetiyle bilmekteyiz. Ebû Hazım’a, Eşcaî’li denilir ismi, Selman’dır. Azze el Eşcaî’nin azâdlı kölesidir
Ali (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Bakara sûresi 284. ayeti olan “... aklınızdan geçeni açıklasanız da gizleseniz de Allah mutlaka hesaba çekecektir...” ayeti nazil olunca bizi üzmüştü. Kendi kendimize şöyle demiştik: Birimiz içinden bir şey geçirecek bunun hesabı kendisine sorulacak, neyin bağışlanıp neyin bağışlanmayacağını da bilemeyeceğiz. O ayetten sonra Bakara 286. ayet indi ve bu ayetin hükmünü kaldırdı: “Allah hiç kimseye taşıyabileceğinden daha fazlasını yüklemez. Kişinin yaptığı her iyilik kendi yararına, her kötülük de kendi zararınadır.” Tirmizî rivâyet etmiştir
Ümeyye (r.anha)’dan rivâyete göre, Bizzat kendisi Âişe (r.anha)’ya Bakara 284. ayetiyle, Nisa sûresi 123. ayeti olan: “... Kim bir kötülük yaparsa onunla cezalanır.” Ayetinin tefsirini sordu. Bunun üzerine Âişe şöyle dedi: Rasûlullah (s.a.v.)’e sorduğumdan beri bu ayetin tefsirini bana kimse sormamıştı. Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştu: Bu ayette geçen konu, kulun yakalandığı bir sıtma hastalığı veya başına gelen bir musibet veya kaybettiği küçük bir miktar dünyalık için üzülmesinden dolayı kınanmıştır. Sonunda kul madenin kıpkırmızı ateşten temizlenip çıktığı gibi günahlarından temizlenir çıkar. Diğer tahric: Müsned: 24651 Tirmizî: Âişe hadisi olarak bu hadis hasen garibtir. Bu hadisi sadece Hammad b. Seleme rivâyetiyle bilmekteyiz
İbn Abbâs (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Bakara 284. ayeti inince kalplerimiz o kadar sıkıntıya girmişti. O güne kadar öyle bir sıkıntı görmemiştik Ashab durumu Rasûlullah (s.a.v.)’e arz ettiler, Rasûlullah (s.a.v.)’de: İşittik itaat ettik deyiniz buyurdu. Allah’ta onların kalplerine imanı yerleştirdi de Allah Bakara sûresi 285. 286. ayetlerini indirdi. “Nebi Rabbinden kendisine indirilenlere iman etti, mü’minler de iman ettiler. Onlardan her biri; Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve elçilerine inanırlar ve O’nun elçileri arasında hiçbir ayırım yapmazlar. İşittik itaat ettik, bizi bağışlamanı dileriz. Zira tüm yolculukların varış yeri sensin, derler. Allah hiç kimseye taşıyabileceğinden daha fazlasını yüklemez. Kişinin yaptığı her iyilik kendi yararına, her kötülük de kendi zararınadır. Ey Rabbimiz! Unutur veya bilmeden hata yaparsak, bizi sorgulama! (Allah: Sorgulamayacağım buyurdu) Ey Rabbimiz! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır yük yükleme. (Allah: Yüklemeyeceğim buyurdu) Ey Rabbimiz! Güç yetiremeyeceğimiz yükleri bize taşıtma. Günahlarımızı affet, bizi bağışla ve bize acı. (Allah tamam öylece yaptım buyurdu) Diğer tahric: Müslim, İman Tirmizî: Bu hadis hasendir. İbn Abbâs’tan da değişik şekillerde de rivâyet edilmiştir. Adem b. Süleyman, Yahya b. Adem’in babasıdır. Bu konuda Ebû Hüreyre’den de hadis rivâyet edilmiştir
بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ آلِ عِمْرَانَ
Âişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.)’e: Âl-i Imrân sûresi 7. ayeti olan “…Kalpleri gerçeklerden sapmaya meyilli olanlar, sırf kafaları karıştıracak şeyler bulmak için ve ona keyfî anlamlar yüklemek amacıyla kitabın müteşabih denilen kısmına uyarlar…” ayetinin tefsirini sordum da Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Onları gördüğünüz zaman kendilerini tanı ve onlardan sakın.” Yezîd şöyle dedi: “Onları gördüğünüz zaman kendilerini tanıyınız ve onlardan uzak durunuz.” Bu sözü iki üç sefer tekrarladı. Diğer tahric: Buhârî, Tefsirül Kur’ân; Müslim: İlim Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir
Âişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e Âl-i Imrân sûresi 7. ayetinin tefsiri soruldu da bunun üzerine şöyle buyurdu: “O Kur’ân’ın müteşabih âyetlerine uyanları gördüğünüzde kalbleri sapanlar diye Allah’ın adlandırdığı kimseler onlardır, onlardan sakının.” (Buhârî, Tefsirül Kur’ân: 27; Müslim: İlim: 17) Bu hadis hasen sahihtir. Bu hadisi Eyyûb’tan, İbn ebî Müleyke’den ve Âişe hadisi olarak rivâyet edilmiştir. Pek çok kişi bu hadisi İbn ebî Müleyke’den ve Âişe’den rivâyet ederek senedinde “Kâsım b. Muhammed’i” zikretmediler. Bu hadisin senedinde Kâsım b. Muhammed’i sadece Yezîd b. İbrahim et Tüsterî zikretmektedir. ebî Müleyke; Abdullah b. Ubeydullah b. Ebî Müleyke olup Âişe’den hadis işitmiştir
Abdullah b. Mes’ûd (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Her peygamberin diğer peygamberlerden bir dostu vardır. Benim dostum ise atam, Halil İbrahim’dir.” Sonra Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) Âl-i Imrân 68. ayetini okudu: “İnsanların İbrahim’e en yakın olanı, O’na uyanlar, şu peygamber ve O’na iman edenlerdir. Allah ta, mü’minlerin en yakın dostu ve her türlü işlerini düzeltip yürütendir.” (Müsned:)
Abdullah (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) dedi ki: “Her kim yemininde yalancı olduğu halde bir Müslüman’ın malını elde etmek için yemin ederse Allah’ı kendisine karşı gazâblanmış olarak bulur.” Eş’as b. Kays dedi ki: Bu hadis benim hakkımda söylenmiştir; şöyle ki: Benimle bir Yahudî arasında bir toprak meselesi vardı. Derken Yahudî benim hakkımı inkar etti. Bunun üzerine O’nu Rasûlullah (s.a.v.)’e götürdüm. Rasûlullah (s.a.v.), bana delilin var mıdır? Buyurdu. Ben de hayır dedim. Rasûlullah (s.a.v.), Yahudiye yemin et buyurdu, bunun üzerine ben Ey Allah’ın Rasûlü! O yemin eder ve malımı götürür dedim. Bunun üzerine Allah, Âl-i Imrân sûresi 77. ayetini indirdi: “Doğrusu Allah’a karşı verdikleri sözü ve yeminleri az bir menfaat karşılığında değiştirenler var ya; işte onlar öteki dünyanın nimetlerinden faydalanamayacaklardır. Allah kıyamet günü onlarla ne konuşacak, ne yüzlerine bakacak, ne de onları günahlarından arındıracaktır. Onlar için acıklı bir azâb vardır.” Diğer tahric: Buhârî, Müsakat; Müslim, İman Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir. Bu konuda İbn ebî Evfâ’dan da hadis rivâyet edilmiştir
Enes (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “…Ey Mü’minler! Sevdiğiniz şeylerden Allah rızası için başkalarına harcamadıkça, gerçek erdemliliğe ve hayra ulaşmış olamazsınız…” (Âl-i Imrân 92.) veya, “Allah’ın kat kat fazlasıyla geri ödeyeceği güzel bir borcu Allah’a verecek olan kimdir?...” (Bakara sûresi 245 ) ayeti indiği zaman Ebû Talha’nın bir bahçesi vardı. Ey Allah’ın Rasûlü!, dedi. Bahçem Allah için vakıftır. Bunu gizli olarak yapabilseydim burada açıklamazdım dedi. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.): “Onu akrabalarına ve yakınlarına miras olarak bırak” buyurdu. Diğer tahric: Buhârî, Zekat; Müslim, Zekat Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir. Mâlik b. Enes bu hadisi İshâk b. Abdullah b. Ebî Talha’dan ve Enes b. Mâlik’den rivâyet etmiştir
İbn Ömer (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Bir adam Rasûlullah (s.a.v.)’e “Gerçek hacı kimdir?” diye sordu. Rasûlullah (s.a.v.): “Saçı başı dağınık süs ve gösterişten uzak kul” diye cevap verdi. Bir başkası kalktı ve “Hangi hac daha faziletlidir” diye sordu? Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Telbiye ve tekbir seslerinin yükseldiği kurban kanlarının akıtıldığı hac’tır.” Bir başkası kalkıp: “Hac için yola gücü yetme şartı nedir? Diye sorunca Rasûlullah (s.a.v.): “Azık ve binittir” buyurdular. Diğer tahric: İbn Mâce, Menasik Tirmizî: Bu hadisi sadece İbn Ömer’den rivâyet eden İbrahim b. Yezîd el hûzî el Mekkî’nin rivâyetiyle bilmekteyiz. Bazı hadisçiler İbrahim b. Yezîd’i hafızası yönünden tenkid etmişlerdir