İbn Abbâs (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Nebi (s.a.v), namaz kılmakta idi Ebû Cehil geldi ve, “Seni bu işten yasaklamamış mıydım? Seni bu işten yasaklamamış mıydım?” dedi. Rasûlullah (s.a.v.), namazı bitirince Ebû Cehil’e sert davrandı. Bunun üzerine: “Ebû Cehil’i sen gayet iyi bilirsin ki Mekke’de benim meclisimden daha kalabalık bir meclis yoktur” dedi. Bunun üzerine Allah, Alak sûresi 17-18. ayetlerini indirdi: “17) Artık o yandaşlarını çağırsın da yardım istesin. 18) Biz de azâb meleklerimiz olan zebanileri çağıracağız.”
Sünen-i Tirmizî › Kitâb 47 · TefsîrKonum
- 1Tahâret148
- 2Namaz302
- 3Vitir35
- 4Cuma Günü42
- 5İki Bayram14
- 6Yolculuk73
- 7Zekât65
- 8Oruç127
- 9Hac157
- 10Cenâzeler115
- 11Nikâh67
- 12Süt Emzirme29
- 13Talâk ve Lân31
- 14Ticâret117
- 15Rasûlullah'tan Hükümler (Ahkâm)64
- 16Diyet35
- 17Had Cezâları45
- 18Av28
- 19Kurbanlar29
- 20Adaklar ve Yeminler23
- 21Seriyyeler (Askerî Seferler)68
- 22Cihâdın Fazîleti51
- 23Cihâd48
- 24Elbise66
- 25Yiyecekler73
- 26İçecekler36
- 27Birr ve Sıla141
- 28Tıp54
- 29Mîrâs26
- 30Vasiyyetler9
- 31Velâ ve Hibeler8
- 32Kader26
- 33Fitneler112
- 34Rüyâlar25
- 35Şâhitlikler9
- 36Zühd111
- 37Kıyâmet, Rikâk ve Vera' Vasıfları108
- 38Cennetin Vasıfları51
- 39Cehennemin Vasıfları34
- 40Îmân39
- 41İlim43
- 42İzin İstemek47
- 43Âdâb136
- 44Misaller17
- 45Kur'ân'ın Fazîletleri52
- 46Kıraat23
- 47Tefsîr422
- 48Dualar244
- 49Fazîletler (Menâkıb)351
- 1بَابُ مَا جَاءَ فِي الَّذِي يُفَسِّرُ الْقُرْآنَ بِرَأْيِهِ
- 2بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ فَاتِحَةِ الْكِتَابِ
- 3بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الْبَقَرَةِ
- 4بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ آلِ عِمْرَانَ
- 5بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ النِّسَاءِ
- 6بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الْمَائِدَةِ
- 7بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الْأَنْعَامِ
- 8بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الْأَعْرَافِ
- 9بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الْأَنْفَالِ
- 10بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ التَّوْبَةِ
- 11بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ يُونُسَ
- 12بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ هُودٍ
- 13بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ يُوسُفَ
- 14بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الرَّعْدِ
- 15بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ إِبْرَاهِيمَ ﵇
- 16بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الْحِجْرِ
- 17بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ النَّحْلِ
- 18بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ بَنِي إِسْرَائِيلَ
- 19بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الْكَهْفِ
- 20بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ مَرْيَمَ
- 21بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ طه
- 22بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الْأَنْبِيَاءِ
- 23بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الْحَجِّ
- 24بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الْمُؤْمِنِينَ
- 25بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ النُّورِ
- 26بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الْفُرْقَانِ
- 27بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الشُّعَرَاءِ
- 28بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ النَّمْلِ
- 29بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الْقَصَصِ
- 30بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الْعَنْكَبُوتِ
- 31بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الرُّومِ
- 32بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ لُقْمَانَ
- 33بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ السَّجْدَةِ
- 34بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الْأَحْزَابِ
- 35بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ سَبَأٍ
- 36بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الْمَلَائِكَةِ
- 37بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ يس
- 38بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الصَّافَّاتِ
- 39بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ ﴿ص﴾
- 40بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الزُّمَرِ
- 41بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الْمُؤْمِنِ
- 42(٤٢) بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ السَّجْدَةِ
- 43بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ حم عسق
- 44بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الزُّخْرُفِ
- 45بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الدُّخَانِ
- 46بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الْأَحْقَافِ
- 47بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ مُحَمَّدٍ ﷺ
- 48بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الْفَتْحِ
- 49بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الْحُجُرَاتِ
- 50بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ ق
- 51بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الذَّارِيَاتِ
- 52بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الطُّورِ
- 53بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ وَالنَّجْمِ
- 54بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الْقَمَرِ
- 55بَابٌ: وَمِنْ سُورَةِ الرَّحْمَنِ
- 56بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الْوَاقِعَةِ
- 57بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الْحَدِيدِ
- 58بَابٌ وَمَنْ سُورَةِ الْمُجَادَلَةِ
- 59بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الْحَشْرِ
- 60بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الْمُمْتَحِنَةِ
- 61بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الصَّفِّ
- 62(٦٢) بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الْجُمُعَةِ
- 63بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الْمُنَافِقِينَ
- 64بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ التَّغَابُنِ
- 65بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ التَّحْرِيمِ
- 66بَابٌ: وَمِنْ سُورَةِ ن
- 67بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الْحَاقَّةِ
- 68بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ سَأَلَ سَائِلٌ
- 69بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الْجِنِّ
- 70بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الْمُدَّثِّرِ
- 71بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الْقِيَامَةِ
- 72بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ عَبَسَ
- 73بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ إِذَا الشَّمْسُ كُوِّرَتْ
- 74بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ وَيْلٌ لِلْمُطَفِّفِينَ
- 75بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ إِذَا السَّمَاءُ انْشَقَّتْ
- 76بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الْبُرُوجِ
- 77بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الْغَاشِيَةِ
- 78بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الْفَجْرِ
- 79بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ وَالشَّمْسِ وَضُحَاهَا
- 80بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ وَاللَّيْلِ إِذَا يَغْشَى
- 81بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ وَالضُّحَى
- 82بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ ﴿أَلَمْ نَشْرَحْ﴾
- 83(٨٣) بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ وَالتِّينِ
- 84بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ ﴿اقْرَأْ بِاسْمِ رَبِّكَ﴾
- 85(٨٥) بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ لَيْلَةِ الْقَدْرِ
- 86بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ لَمْ يَكُنْ
- 87بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ إِذَا زُلْزِلَتِ
- 88بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ أَلْهَاكُمُ التَّكَاثُرُ
- 89بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الْكَوْثَرِ
- 90بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الْفَتْحِ
- 91بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ تَبَّتْ يَدَا
- 92بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الْإِخْلَاصِ
- 93بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الْمُعَوِّذَتَيْنِ
- 94(٩٥) بَابٌ
- 95(٧٣) بَابٌ
(47) Kitâb: Tefsîr
بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ ﴿اقْرَأْ بِاسْمِ رَبِّكَ﴾
(٨٥) بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ لَيْلَةِ الْقَدْرِ
Yusuf b. Sa’d (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Hasan b. Ali, Muaviye’ye biat ettikten sonra adamın biri kalkıp ona: “Mü’minlerin yüzünü kara ettin” veya “ey mü’minlerin yüzünü kara eden” dedi. Bunun üzerine Hasan şu karşılığı verdi: Allah seni esirgesin beni kınama, Emeviler, Nebi (s.a.v)’e kendi minberi üzerinde gösterilmişlerdi de bu Rasûlullah (s.a.v.)’in fenasına gitmişti. Sonra Rasûlullah (s.a.v.)’e Kevser sûresi indirilmişti. Yani Cennet’te bir nehir kastedilmiştir. Aynı zamanda Kadir sûresi indirilmiştir. Bu sûre Ümeyyeoğullarının hükümranlık süresidir. Kâsım diyor ki: Biz de Emevilerin hükümranlık sürelerini hesab ettik bunun bin aydan ne bir gün fazla ne de bir gün eksik olduğunu gördük
Zirr b. Hubeyş (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Ubey b. Ka’b (r.a.)’e: Senin din kardeşin Abdullah b. Mes’ûd: “Bütün seneyi değerlendiren kişi Kadir gecesine rastlar diyor” dedim. Übey b. Ka’b şu karşılığı verdi: “Allah, Ebû Abdurrahman’ı bağışlasın, Kadir gecesini Ramazan’ın son on gününde veya yirmiyedinci gününde olduğunu bilmektedir. Fakat, Müslümanların sadece bu geceye güvenmemelerini istemiştir. Sonra Übey b. Ka’b, Kadir gecesinin yirmi yedinci gece olduğuna dair istisnasız yemin etti.” Bunun üzerine kendisine: “Ey Ebû Münzir! Bunu neye dayanarak söylüyorsun?” dedim. Dedi ki: “Nebi (s.a.v)’in bize bildirdiği ayet ve alametle ki; Güneş o gün parlak olarak doğmaz.”
بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ لَمْ يَكُنْ
Muhtar b. Fülfül (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Enes b. Mâlik (r.a.)’den işittim şöyle diyordu: Adamın biri Nebi (s.a.v)’e “Ey yaratıkların en hayırlısı” dedi. Rasûlullah (s.a.v.): “O ibrahimdir” buyurdu
بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ إِذَا زُلْزِلَتِ
Ebû Hureyre (r.a.)’den rivâyet edilmiştir. Dedi ki: Rasûlullah (s.a.v.), Zilzal sûresi 4. ayeti hakkında şöyle dedi: Onun haberleri nedir? biliyor musunuz? Ashab: “Allah ve Rasûlü daha iyi bilir” dediler. Bunun üzerine şöyle buyurdular: “Yeryüzünün haberleri kendi hakkında şâhidlik etmesidir. Filan gün filan kişi filan işi yaptı diyecektir. İşte yer yüzünün haberleri budur.”
بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ أَلْهَاكُمُ التَّكَاثُرُ
Abdullah b. Şıhhîr (r.a.)’den rivâyet edilmiştir: Abdullah, Nebinin meclisine vardığında Rasûlullah (s.a.v.): “Çokluk kuruntusu sizi oyaladı.” (Tekasür sûresi 1.) ayetini okumakta idi. Rasûlullah (s.a.v.) buyurdu ki: “Ademoğlu, malım malım malım diyor. Oysa sana malından sadaka vererek tükettiğin, yiyip bitirdiğin ve giyip eskittiğinden başka ne var?”
Ali (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Kabir azabı hakkında şüphe etmekte devam ettik sonunda: ‘’Çoklukla övünmek, sizi kabirlere varıncaya kadar oyaladı.’’ Ayetleri indirildi. Ebû Kureyb bir defasında bu hadisin senedinde “Amr b. ebî Kays’den” demiştir ki bu kimse Râzî diye bilinir. Amr b. Kays el Melâî ise Küfelidir. Yine aynı hadisin senedinde “İbn ebî Leylâ ve Minhal b. Amr” den de demiştir
Zübeyr b. Avvam (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Tekasür sûresi 8. ayeti hakkında Zübeyr: Ey Allah’ın Rasûlü! sorulacağımız nimet hangi nimettir. Bunlar iki siyahtan ibarettir; Hurma ve su… Bu mutlaka gerçekleşecektir
Ebû Hureyre (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Tekasûr sûresi 8. ayeti inince, Ashab: “Ey Allah’ın Rasûlü hangi nimetlerden sorguya çekileceğiz?” “Bunlar iki siyah şeyden ibarettir; Düşmanımız karşımızda, kılıçlarımız ise omuzlarımızdadır.” Rasûlullah (s.a.v.): “Bu mutlaka gerçekleşecektir” buyurdu
Ebû Hureyre (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Kıyamet gününde kula sorulacak nimetlerden ilk şey sana vücûdunu sağlıklı kılmadık mı? Ve sana soğuk sulardan içirmedik mi? denilmesidir.”
بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الْكَوْثَرِ
Enes (r.a.)’den rivâyete göre, Kevser sûresi hakkında Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: O Cennet’te bir nehirdir. İki yanında inciden kubbeler vardır. Ey Cibril bu nedir? dedim; “Allah’ın sana verdiği Kevser budur” dedi
Enes (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Cennet’te dolaşmakta iken iki kenarı inciden kubbelerle donatılmış bir nehir bana gösterildi. Görevli meleğe bu nedir diye sordum. Bu Allah’ın sana vereceği Kevser’dir dedi. Sonra eliyle nehrin çamuruna dokunarak misk çıkardı. Sonra beni Sidret-ül Münteha’ya çıkardılar, orada çok büyük bir nur gördüm.”
Abdullah b. Ömer (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Kevser, Cennet’te bir nehirdir; İki kıyısı altındandır. Nehrin yatağı inci ve yakuttandır. Toprağı miskten daha hoştur suyu baldan daha tatlı ve kardan daha beyazdır.”
بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الْفَتْحِ
İbn Abbâs (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Ömer, Nebi (s.a.v)’in ashabıyla beraber bana da bazı meseleleri sorardı; Abdurrahman b. Avf, Ömer’e dedi ki: “Onun kadar oğullarımız var yine de ona mı soracağız?” Ömer dedi ki: “Ona sormamız senin de bildiğin yöndendir.” Sonra, İbn Abbâs’a Nasr sûresi hakkında sordu da o da şöyle dedi: “Bu sûrede Allah Nebi (s.a.v)’in ömrünün tükendiğini kendisine bildirmiştir, dedi ve sûreyi sonuna kadar okumuştu.” Ömer de ona demişti ki: “Ben de bu sûre hakkında ancak senin bildiğini biliyorum.”
بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ تَبَّتْ يَدَا
İbn Abbâs (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.), bir gün Safa tepesine çıktı ve Ya Sabahah (Dikkat dikkat) diye bağırdı. Bunun üzerine Kureyş onun etrafına toplandılar. Rasûlullah (s.a.v.)’de şöyle konuştu: “Şiddetli bir azabın önünden gönderilmiş bir uyarıcıyım ben. Size düşmanın akşam ve sabah gelip size baskın yapacağını söylemiş olsaydım ne derdiniz? Beni tasdik eder miydiniz? Ebû Leheb: “Bunun için mi topladın bizi buraya? Ellerin kırılıp kahrolasın” dedi. Bunun üzerine Allah, Leheb sûresini indirdi: “Ebû Leheb’in elleri kırılıp kahrolsun. Bütün imkanları yok olup, helak olsun, zaten kendisine yazık etti, kahrolup gitti, yok oldu ya!…” Diğer tahric: Buhari, Tefsir-ül Kur’ân; Müslim, İman Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir
بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الْإِخْلَاصِ
Ubey b. Ka’b (r.a.)’den rivâyet edilmiştir: Müşrikler Nebi (s.a.v)’e Rabbini bize tanıt nesebi hakkında bilgi ver demişlerdi de Allah’ta, İhlas sûresini indirdi: “Samed” Doğmamış, doğurmamış. Kul köle olunmaya değer bir efendidir. Doğan herkes mutlaka ölecektir. Ölen herkesin mirası da paylaşılacaktır. Allah ise; ölmez ve mirası da alınmaz. Hiçbir şey ona denk ve benzer değildir. Onun benzeri bir varlık ta yoktur. (Müsned:)
Ebû’l Âliye (r.a.)’den rivâyete göre, Nebi (s.a.v), müşriklerin tanrılarından söz etti onlar da dediler ki: Sen de Rabbinin nesebi hakkında bize bilgi ver. Bunun üzerine Cibril bu sûreyi indirdi
بَابٌ وَمِنْ سُورَةِ الْمُعَوِّذَتَيْنِ
Âişe (r.anha)’dan rivâyete göre, Nebi (s.a.v), Ay’a baktı ve şöyle buyurdu: “Ey Âişe! Bunun şerrinden Allah’a sığın çünkü aydınlığı giderildiği zaman kapkaranlık olandır.”
Ukbe b. Âmir el Cühenî (r.a.)’den rivâyete göre, Nebi (s.a.v) şöyle buyurdu: “Allah bana öyle ayetler indirmiştir ki onların bir benzeri görülmemiştir; Nas ve Felak sûreleri…”
Ebû Hureyre (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.), şöyle buyurdu: “Allah, Adem’i yaratıp ruhundan ona üfürdüğü zaman Adem aksırdı ve Elhamdülillah diyerek Allah’ın izniyle, Allah’a hamdetti. Rabbi ona şöyle buyurdu: “Allah seni esirgesin. Meleklere veya meleklerden oluşan şu guruba git ve: “esselamü aleyküm” de. Onlarda: “ve aleykümselam ve Rahmetullah” dediler. Sonra Adem Rabbine döndü, Rabbi buyurdu ki: “İşte senin selamın ve oğullarının kendi aralarında verip alacakları selam budur.” Allah: İki avucu kapalı vaziyette Adem’e hangisini istersen seç buyurdu. Adem de Rabbimin sağ elini seçtim dedi. Rabbimin her iki eli de kutlu ve mübarektir. Sonra Rab sağ elini açtı ve onun içinde Adem ve zürriyeti vardı. Adem: Ey Rabbim bunlar kimdir? Rabb: Bunlar senin zürriyetindendir. Adem bir de ne görsün! Her insanın ömrü, iki gözü arasında yazılmıştır. Onlar arasında parlak veya parlaklıklarından biri vardı ki; Adem: Ya Rabbi bu kimdir? diye sordu. Bu senin oğlun Dâvûd’tur. Ben kendisine kırk yıl ömür yazdım. Adem: Ey Rabbim onun ömrünü artır dedi. Allah’ta ben ona o kadar ömür yazdım dedi. Adem ben ömrümden altmış seneyi o'na bağışladım. Allah: Sen ve O, sen bilirsin buyurdu. Sonra Adem, Allah’ın dilediği sûre Cennet'e yerleştirildi. Sonra Cennet’ten yeryüzüne indirildi. Sonra Adem, ömrünü saymakta idi. Ölüm meleği kendisine gelip canını almak isteyince, Adem; ölüm meleğine acele ettin dedi. Bana bin yıl ömür yazılmıştır. Ölüm meleği: Evet ama sen oğlun Dâvûd’a altmış senesini vermiştin. Adem hatırlayamadı ve unuttu işte bu yüzden ümmeti de unutmaktadır. İşte o günden bu yana yazmak ve şâhidler emredilmiştir.” (Taha sûresi 115. ayet)
(٩٥) بَابٌ
Enes b. Mâlik (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle buyurmuştur: Allah yeryüzünü yarattığı zaman yeryüzü sallanmaya başladı. Bunun üzerine Allah dağları yarattı. Onları yeryüzüne yerleştirdi de yeryüzünün sarsıntısı durdu. (Nahl sûresi 15. ayet) Melekler dağların ağırlığına şaştılar ve Ya Rabbi! “Yarattıklarının içinde dağlardan daha kuvvetli bir şey var mıdır?” dediler. Allah’ta şöyle buyurdu: “Evet demir” buyurdu. Melekler: “Ya Rabbi demirden daha kuvvetli bir şey var mıdır?” dediler. Allah: “Ateş” buyurdu. Melekler: “Ya Rabbi yarattıkların içinde ateşten daha kuvvetli bir şey var mıdır?” dediler. Allah: “Su” buyurdu. Melekler: “Sudan daha güçlü bir şey var mıdır? dediler. Allah’ta: “Rüzgar” dedi. Melekler: Yarattıkların içersinde rüzgardan da daha güçlü bir şey var mıdır? dediler. Allah’ta şöyle buyurdu: “Evet sağ eliyle verdiğini sol elinden gizleyen ademoğludur.” Diğer tahric: Müsned: 24619 Tirmizî: Bu hadis garibtir. Merfu olarak sadece bu şekilde bilmekteyiz
(٧٣) بَابٌ
Ali (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Ben hikmet eviyim. Ali de bu evin kapısıdır.” Tirmizî rivâyet etmiştir. Tirmizî: Bu hadis garib münkerdir. Bazıları bu hadisi Şüreyk’den rivâyet ederek Sunabihî’yi senedde zikretmemektedir. Bazıları bu hadisi Şerik’den başka güvenilir bir kişiden rivâyet edildiğini bilmiyoruz. Bu konuda İbn Abbâs’tan da hadis rivâyet edilmiştir