SÜNNETİMİZSÜNNET VE HADİS KÜTÜPHANESİ
Sünen-i Tirmizî › Kitâb 37 · Kıyâmet, Rikâk ve Vera' Vasıfları › Bâb 48Konum
BÂBLAR — Kıyâmet, Rikâk ve Vera' Vasıfları (60)
  1. 1بَابٌ فِي الْقِيَامَةِ
  2. 2بَابُ مَا جَاءَ فِي شَأْنِ الْحِسَابِ وَالْقِصَاصِ
  3. 3بَابُ مَا جَاءَ فِي شَأْنِ الْحَشْرِ
  4. 4بَابُ مَا جَاءَ فِي الْعَرْضِ
  5. 5بَابٌ مِنْهُ
  6. 6(٧١) بَابٌ مِنْهُ
  7. 7(٧٢) بَابٌ مِنْهُ
  8. 8بَابُ مَا جَاءَ فِي شَأْنِ الصُّورِ
  9. 9بَابُ مَا جَاءَ فِي شَأْنِ الصِّرَاطِ
  10. 10بَابُ مَا جَاءَ فِي الشَّفَاعَةِ
  11. 11بَابٌ مِنْهُ
  12. 12(٧٧) بَابٌ مِنْهُ
  13. 13(٧٨) بَابٌ مِنْهُ
  14. 14بَابُ مَا جَاءَ فِي صِفَةِ الْحَوْضِ
  15. 15بَابُ مَا جَاءَ فِي صِفَةِ أَوَانِي الْحَوْضِ
  16. 16بَابٌ
  17. 17(٨٢) بَابٌ
  18. 18(٨٣) بَابٌ
  19. 19(٨٤) بَابٌ
  20. 20(٨٥) بَابٌ
  21. 21بَابٌ مِنْهُ
  22. 22بَابٌ
  23. 23(٨٨) بَابٌ
  24. 24(٨٩) بَابٌ
  25. 25(٩٠) بَابٌ
  26. 26(٩١) بَابٌ
  27. 27(٩٢) بَابٌ
  28. 28(٩٣) بَابٌ
  29. 29(٩٤) بَابٌ
  30. 30(٩٥) بَابٌ
  31. 31(٩٦) بَابٌ
  32. 32(٩٧) بَابٌ
  33. 33(٩٨) بَابٌ
  34. 34(٩٩) بَابٌ
  35. 35(١٠٠) بَابٌ
  36. 36(١٠١) بَابٌ
  37. 37(١٠٢) بَابٌ
  38. 38(١٠٣) بَابٌ
  39. 39(١٠٤) بَابٌ
  40. 40(١٠٥) بَابٌ
  41. 41(١٠٦) بَابٌ
  42. 42(١٠٧) بَابٌ
  43. 43(١٠٨) بَابٌ
  44. 44(١٠٩) بَابٌ
  45. 45(١١٠) بَابٌ
  46. 46(١١١) بَابٌ
  47. 47(١١٢) بَابٌ
  48. 48(١١٣) بَابٌ
  49. 49(١١٤) بَابٌ
  50. 50(١١٥) بَابٌ
  51. 51(١١٦) بَابٌ
  52. 52(١١٧) بَابٌ
  53. 53(١١٨) بَابٌ
  54. 54(١١٩) بَابٌ
  55. 55(١٢٠) بَابٌ
  56. 56(١٢١) بَابٌ
  57. 57(١٢٢) بَابٌ
  58. 58(١٢٣) بَابٌ
  59. 59(١٢٤) بَابٌ
  60. 60(١٢٥) بَابٌ

Sünen-i Tirmizî 2495

Kıyâmet, Rikâk ve Vera' Vasıfları
Zayıf (el-Elbânî)
BÂB (48)
(١١٣) بَابٌ

Ebû Zer’ (r.a.)’den rivayete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu; “Allah şöyle buyurur: “Ey kullarım! Hepiniz dalalettesiniz ancak benim hidayet nasib ettiğim kişiler hariç benden hidayet isteyiniz ki, size hidayet vereyim. Hepiniz fakirsiniz, ancak benim zengin ettiğim kimseler hariç; benden isteyin, sizi rızıklandırayım. Hepiniz günahkarsınız, benim affettiklerim dışında; içinizden her kim, benim bağışlama gücüne sahip olduğumu bilir ve benden bağışlanmasını isterse günahlarının çokluğuna ve büyüklüğüne aldırmaksızın onu affederim. Sizin öncekileriniz, sonrakileriniz, ölüleriniz ve dirileriniz yaşlarınız ve kurularınız kullarımdan en takvalı bir kimse gibi olsalar benim saltanatımda sivrisineğin kanadı kadar bir şey artmaz. Eğer sizin öncekileriniz ve sonrakileriniz, ölüleriniz ve dirileriniz yaşlarınız ve kurularınız kullarımdan en kötü ve bedbaht bir kimse gibi olsalar benim saltanatımdan sivrisineğin kanadı kadar bir şey eksilmez. Eğer sizin öncekileriniz ve sonrakileriniz, ölüleriniz ve dirileriniz yaşlarınız ve kurularınız büyük bir meydanda toplansa ve herkes hayalinde canlandırabileceği her şeyi istese hepsini veririm ve bu verilenler benim mülkümden hiç bir şey eksiltmez; ancak bir kişinin denize iğne daldırıp çıkardığında ne kadar su eksilirse o kadar eksilir. Çünkü ben cömerdim, varlık sahibiyim, güçlüyüm istediğimi yapabilirim, bağışlamam bir söze bağlıdır. Azabım da yine bir söze bağlıdır. Bir şeyin olmasını istediğimde sadece ol derim ve o şey hemen oluverir.” Diğer tahric: Müslim, Birr ve Sıla; İbn Mâce, Zühd Bu hadis hasendir. Bazıları da bu hadisi Şehr b. Havşeb’den, Ma’dikerb’den ve Ebû Zerr’den benzeri şekilde rivâyet etmişlerdir.­

حَدَّثَنَا هَنَّادٌ، حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، عَنْ لَيْثٍ، عَنْ شَهْرِ بْنِ حَوْشَبٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ غَنْمٍ، عَنْ أَبِي ذَرٍّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ يَقُولُ اللَّهُ تَعَالَى يَا عِبَادِي كُلُّكُمْ ضَالٌّ إِلاَّ مَنْ هَدَيْتُهُ فَسَلُونِي الْهُدَى أَهْدِكُمْ وَكُلُّكُمْ فَقِيرٌ إِلاَّ مَنْ أَغْنَيْتُ فَسَلُونِي أَرْزُقْكُمْ وَكُلُّكُمْ مُذْنِبٌ إِلاَّ مَنْ عَافَيْتُ فَمَنْ عَلِمَ مِنْكُمْ أَنِّي ذُو قُدْرَةٍ عَلَى الْمَغْفِرَةِ فَاسْتَغْفَرَنِي غَفَرْتُ لَهُ وَلاَ أُبَالِي وَلَوْ أَنَّ أَوَّلَكُمْ وَآخِرَكُمْ وَحَيَّكُمْ وَمَيِّتَكُمْ وَرَطْبَكُمْ وَيَابِسَكُمُ اجْتَمَعُوا عَلَى أَتْقَى قَلْبِ عَبْدٍ مِنْ عِبَادِي مَا زَادَ ذَلِكَ فِي مُلْكِي جَنَاحَ بَعُوضَةٍ وَلَوْ أَنَّ أَوَّلَكُمْ وَآخِرَكُمْ وَحَيَّكُمْ وَمَيِّتَكُمْ وَرَطْبَكُمْ وَيَابِسَكُمُ اجْتَمَعُوا عَلَى أَشْقَى قَلْبِ عَبْدٍ مِنْ عِبَادِي مَا نَقَصَ ذَلِكَ مِنْ مُلْكِي جَنَاحَ بَعُوضَةٍ وَلَوْ أَنَّ أَوَّلَكُمْ وَآخِرَكُمْ وَحَيَّكُمْ وَمَيِّتَكُمْ وَرَطْبَكُمْ وَيَابِسَكُمُ اجْتَمَعُوا فِي صَعِيدٍ وَاحِدٍ فَسَأَلَ كُلُّ إِنْسَانٍ مِنْكُمْ مَا بَلَغَتْ أُمْنِيَّتُهُ فَأَعْطَيْتُ كُلَّ سَائِلٍ مِنْكُمْ مَا سَأَلَ مَا نَقَصَ ذَلِكَ مِنْ مُلْكِي إِلاَّ كَمَا لَوْ أَنَّ أَحَدَكُمْ مَرَّ بِالْبَحْرِ فَغَمَسَ فِيهِ إِبْرَةً ثُمَّ رَفَعَهَا إِلَيْهِ ذَلِكَ بِأَنِّي جَوَادٌ مَاجِدٌ أَفْعَلُ مَا أُرِيدُ عَطَائِي كَلاَمٌ وَعَذَابِي كَلاَمٌ إِنَّمَا أَمْرِي لِشَيْءٍ إِذَا أَرَدْتُهُ أَنْ أَقُولَ لَهُ كُنْ فَيَكُونُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ ‏.‏ وَرَوَى بَعْضُهُمْ هَذَا الْحَدِيثَ عَنْ شَهْرِ بْنِ حَوْشَبٍ عَنْ مَعْدِيكَرِبَ عَنْ أَبِي ذَرٍّ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم نَحْوَهُ ‏.‏
KAYNAK
Sünen-i Tirmizî, Kitâb 37 (Kıyâmet, Rikâk ve Vera' Vasıfları), Bâb 48, Hadis no. 2495
HADİSİN DERECESİ
Zayıf(Ahmed Şâkir)
Zayıf(el-Elbânî)
Hasen(Beşşâr Avvâd Ma'rûf)
Hasen(Zübeyr Alî Zâî)
sunnetimiz.com/tirmizi:2495