Enes b. Mâlik (r.a.)’den rivayete göre, şöyle demiştir; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Kimin kaygısı ahiret olursa Allah onun zenginliğini kalbinde kılar, iki yakasını bir araya getirir ve dünya ona boyun eğerek gelir. Her kimin kaygısı da dünya olursa Allah, onun fakirliğini iki gözü arasında kılar ve iki yakası bir araya gelmez perişan olur zaten kendisine de takdir edilen şey gelir fazlası gelmez.” Tirmizî rivâyet etmiştir
Sünen-i Tirmizî › Kitâb 37 · Kıyâmet, Rikâk ve Vera' VasıflarıKonum
- 1Tahâret148
- 2Namaz302
- 3Vitir35
- 4Cuma Günü42
- 5İki Bayram14
- 6Yolculuk73
- 7Zekât65
- 8Oruç127
- 9Hac157
- 10Cenâzeler115
- 11Nikâh67
- 12Süt Emzirme29
- 13Talâk ve Lân31
- 14Ticâret117
- 15Rasûlullah'tan Hükümler (Ahkâm)64
- 16Diyet35
- 17Had Cezâları45
- 18Av28
- 19Kurbanlar29
- 20Adaklar ve Yeminler23
- 21Seriyyeler (Askerî Seferler)68
- 22Cihâdın Fazîleti51
- 23Cihâd48
- 24Elbise66
- 25Yiyecekler73
- 26İçecekler36
- 27Birr ve Sıla141
- 28Tıp54
- 29Mîrâs26
- 30Vasiyyetler9
- 31Velâ ve Hibeler8
- 32Kader26
- 33Fitneler112
- 34Rüyâlar25
- 35Şâhitlikler9
- 36Zühd111
- 37Kıyâmet, Rikâk ve Vera' Vasıfları108
- 38Cennetin Vasıfları51
- 39Cehennemin Vasıfları34
- 40Îmân39
- 41İlim43
- 42İzin İstemek47
- 43Âdâb136
- 44Misaller17
- 45Kur'ân'ın Fazîletleri52
- 46Kıraat23
- 47Tefsîr422
- 48Dualar244
- 49Fazîletler (Menâkıb)351
- 1بَابٌ فِي الْقِيَامَةِ
- 2بَابُ مَا جَاءَ فِي شَأْنِ الْحِسَابِ وَالْقِصَاصِ
- 3بَابُ مَا جَاءَ فِي شَأْنِ الْحَشْرِ
- 4بَابُ مَا جَاءَ فِي الْعَرْضِ
- 5بَابٌ مِنْهُ
- 6(٧١) بَابٌ مِنْهُ
- 7(٧٢) بَابٌ مِنْهُ
- 8بَابُ مَا جَاءَ فِي شَأْنِ الصُّورِ
- 9بَابُ مَا جَاءَ فِي شَأْنِ الصِّرَاطِ
- 10بَابُ مَا جَاءَ فِي الشَّفَاعَةِ
- 11بَابٌ مِنْهُ
- 12(٧٧) بَابٌ مِنْهُ
- 13(٧٨) بَابٌ مِنْهُ
- 14بَابُ مَا جَاءَ فِي صِفَةِ الْحَوْضِ
- 15بَابُ مَا جَاءَ فِي صِفَةِ أَوَانِي الْحَوْضِ
- 16بَابٌ
- 17(٨٢) بَابٌ
- 18(٨٣) بَابٌ
- 19(٨٤) بَابٌ
- 20(٨٥) بَابٌ
- 21بَابٌ مِنْهُ
- 22بَابٌ
- 23(٨٨) بَابٌ
- 24(٨٩) بَابٌ
- 25(٩٠) بَابٌ
- 26(٩١) بَابٌ
- 27(٩٢) بَابٌ
- 28(٩٣) بَابٌ
- 29(٩٤) بَابٌ
- 30(٩٥) بَابٌ
- 31(٩٦) بَابٌ
- 32(٩٧) بَابٌ
- 33(٩٨) بَابٌ
- 34(٩٩) بَابٌ
- 35(١٠٠) بَابٌ
- 36(١٠١) بَابٌ
- 37(١٠٢) بَابٌ
- 38(١٠٣) بَابٌ
- 39(١٠٤) بَابٌ
- 40(١٠٥) بَابٌ
- 41(١٠٦) بَابٌ
- 42(١٠٧) بَابٌ
- 43(١٠٨) بَابٌ
- 44(١٠٩) بَابٌ
- 45(١١٠) بَابٌ
- 46(١١١) بَابٌ
- 47(١١٢) بَابٌ
- 48(١١٣) بَابٌ
- 49(١١٤) بَابٌ
- 50(١١٥) بَابٌ
- 51(١١٦) بَابٌ
- 52(١١٧) بَابٌ
- 53(١١٨) بَابٌ
- 54(١١٩) بَابٌ
- 55(١٢٠) بَابٌ
- 56(١٢١) بَابٌ
- 57(١٢٢) بَابٌ
- 58(١٢٣) بَابٌ
- 59(١٢٤) بَابٌ
- 60(١٢٥) بَابٌ
(37) Kitâb: Kıyâmet, Rikâk ve Vera' Vasıfları
(٩٥) بَابٌ
Ebû Hureyre (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: Allah şöyle buyurur: “Ey Ademoğlu her durumda kendini bana ibadete ver ki; gönlünü zenginlikle doldurup ihtiyacını gidereyim fakat böyle yapmaz isen ellerini meşguliyetle doldurur ihtiyaçlarını da kapatmam.” Diğer tahric: İbn Mâce, Zühd Tirmizî: Bu hadis hasen garibtir. Ebû Hâlid el Vâlibî'nin ismi Hürmüz'dür
(٩٦) بَابٌ
Âişe (r.anha)’dan rivayete göre, şöyle demiştir; Rasûlullah (s.a.v.) vefat ettiğinde yanımızda bir miktar arpa vardı ondan bir süre Allah’ın dilediği miktar yedik, sonra cariyeye arpayı ölçüver bakayım dedim. Bunun üzerine arpa çok geçmeden tükendi. Âişe şöyle devam etti: “Biz arpayı ölçmeden bırakmış olsaydık ondan daha uzun süre yiyecektik.” Diğer tahric: Buhârî, Humus; Müslim, Zühd Tirmizî: Bu hadişs sahihtir.Hadiste geçen “Şatr” kelimesinin manası “bir miktar” demektir
(٩٧) بَابٌ
Âişe (r.anha)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Evimizin kapısında üzeri nakışlı ve süslü bir perdemiz vardı. Rasûlullah (s.a.v.) bunu gördü ve şöyle buyurdu: “Kaldır onu! Çünkü bana dünyayı hatırlatıyor.” Âişe sözünü şöyle sürdürdü: “İçinde ipek çizgiler olan kadife bir elbisemiz vardı onu giyerdik.” Diğer tahric: Müslim, Libas; Buhârî, Libas Tirmizî: Bu hadis bu yönüyle hasen sahih garibtir
Âişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir; “Rasûlullah (s.a.v.)’in yatağı deriden olup içi hurma lifinden doldurulmuş idi.” Diğer tahric: Buhârî, Rıkak; Müslim, Libas Bu hadis sahihtir
(٩٨) بَابٌ
Âişe (r.anha)’dan rivâyete göre, Nebi hanımları bir koyun kesmişlerdi de Rasûlullah (s.a.v.): “Koyundan ne kadarı kaldı.” diye sordu. Âişe, dedi ki: “Sadece kürek kemiği bölgesi kaldı! Gerisini dağıttık” deyince; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Küreğinden başka hepsi bize sevap olarak kaldı.” Diğer tahric: Müsned: 22107 Tirmizî: Bu hadis sahihtir. Ebû Meysere el Hemedanî’nin ismi Amr b. Şurahbil’dir
(٩٩) بَابٌ
Âişe (r.anha)’dan rivayete göre, şöyle demiştir; “Biz Muhammed (s.a.v.)’in hanımları bir ay boyunca yemek pişirmek için ateş yakmazdık, gıdamız sadece su ve hurma idi.” Diğer tahric: Buhârî, Rıkak; Müslim, Zühd Tirmizî: Bu hadis sahihtir
Enes (r.a.)’den rivayete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Allah yolunda korkutulduğum kadar hiç kimse korkutulmadı. Allah yolunda bana eziyet edildiği kadar hiç kimseye eziyet edilmedi, üzerimden gecesi ve gündüzü ile otuz gün geçmiştir ki bu süre içerisinde ne benim ne de Bilâl’in yiyeceği yoktu sadece Bilâl’in koltuğunun altında sıkıştırdığı şeyden başka bir canlının yiyebileceği bir şey yoktu.” Diğer tahric: Buhârî, Rıkak; Müslim, Zühd Tirmizî: Bu hadis hasen ğaribtir. Ve bu hadisin manası şudur: “Rasûlullah (s.a.v.), Mekke’den Bilal ile birlikte kaçmak için çıktığı zaman Bilal’in koltuğunun altında taşıdığından başka yiyecek yoktu.”
Ali b. Ebî Tâlib (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Soğuk bir günde Rasûlullah (s.a.v.)’in evinden çıktım tabaklanmış bir deri almıştım ortasını delip boynuma geçirdim belimi de toplayıp hurma yaprağıyla bağladım ve ben çok acıkmıştım. Rasûlullah (s.a.v.)’in evinde yemek olsaydı ondan yerdim fakat yoktu. Derken yiyecek bir şeyler aramaya çıktım. Kuyusundan su çekip hurmalarını sulayan bir Yahudi’ye uğradım ve duvardaki bir gedikten ona baktım o da ne istiyorsun Ey A’rabî! Dedi. Her bir kova su çekip hurmalarını sulamak karşılığında bir hurmaya razı mısın? Dedi. Bende evet dedim. Kapıyı açta gireyim dedim, kapıyı açtı ben de girdim kovasını bana verdi, her kova çektiğimde bana bir hurma verdi avcum hurma ile dolunca kovasını bıraktım ve yeter dedim onları yedim ve sudan yudum yudum içtim sonra mescide geldim ve Rasûlullah (s.a.v.)’i orada buldum.” Diğer tahric: İbn Mâce, Ahkam Tirmizî: Bu hadis hasen garibtir
Ebû Hureyre (r.a.)’den rivayete göre “Bir zamanlar açlık dönemi yaşanmıştı da Rasûlullah (s.a.v.), tek tek hurma vermişti.” Diğer tahric: Buhârî, Etıme; İbn Mâce, Zühd Bu hadis hasen sahihtir
Câbir b. Abdullah (r.a.)’den rivâyet edilmiştir; “Rasûlullah (s.a.v.), bizi bir müfreze olarak gönderdi ve biz üç yüz kişi idik. Azıklarımızı boyunlarımızdaki çantalarda taşıyorduk… Derken azığımız tükendi o dereceye geldik ki her kişiye günde bir hurma düşüyordu! Bunun üzerine Ey Ebû Abdullah bir hurma bir kişiye nasıl yetsin denildi. Dedi ki bir hurmayı da bulamaz olduğumuz zaman onun yokluğunu da hissettik. Sonra denize vardık, denizin kıyıya attığı kocaman bir balığa rastladık, On sekiz gün arzu ettiğimiz kadar o balıktan yedik.” Diğer tahric: Buhârî, Şirket; Müslim, Sayd Bu hadis hasen sahihtir. Câbir b. Abdullah’tan değişik şekillerde de rivâyet edilmiştir. Mâlik b. Enes, Vehb b. Kaysan’dan bu hadisi daha mükemmel ve uzunca rivâyet etmiştir
(١٠٠) بَابٌ
Ali b. ebî Tâlib (r.a.)’den rivâyet edilmiştir; diyor ki: Rasûlullah (s.a.v.) ile beraber mescidde oturuyorken Mus'ab b. Umeyr çıkageldi, deriden yapılmış tek parça elbisesi vardı. Rasûlullah (s.a.v.) onu bu halde görünce önceki konforlu hayatını hatırlayıp ve bugünkü bu garib durumundan dolayı ağladı. Sonra Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Sizden biriniz akşam bir elbise, sabah bir elbise giydiği zaman, bir tabak yemek kaldırıp ikinci bir tabak konulduğu zaman, evlerinizi Ka’be gibi değişik şeylerle örttüğünüz zaman haliniz ne olacak?” Ashab “Ey Allah’ın Rasûlü o gün biz, bugünkü halimizden daha iyi oluruz öylece geçimimizi temin eder ve kendimizi ibadete veririz” dedik. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.), şöyle buyurdu: “Siz, bugün, o günkünden daha hayırlısınız.” Tirmizî rivâyet etmiştir. Tirmizi: Bu hadis hasendir. Yezîd b. Ziyâd, İbn Meysere’dir ve Medînelidir kendisinden Mâlik b. Enes ve pek çok ilim adamı rivayette bulunmuştur. Yezîd bin Ziyâd ed Dımışkî ise Şamlı olup kendisinden Zührî, Vekî’, Mervan b. Muaviye hadis rivayet etmişlerdir. Yezîd b. ebî Ziyâd ise Küfelidir
(١٠١) بَابٌ
Ebû Hureyre (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir; Ehli Suffe denilen mescidin yanı başında barınan kimseler Müslümanların misafirleri idiler, ne malları nede çoluk çocukları vardı. Kendisinden başka ilah bulunmayan Allah'a andolsun ki, açlığın tesirinden yüzükoyun yatarak ciğerimi yere dayardım ve yine açlığın tesirinden karnıma taş bağlardım. Bir gün, onların çıktıkları yol üzerine oturdum, Ebû Bekir oradan geçti Allah'ın kitabından bir ayet sordum maksadım beni doyurması içindi geçti gitti içimden geçirdiğim şeyi yapmadı sonra Ömer geçti Ona da, Allah’ın kitabından bir ayet sordum sormaktaki maksadım beni doyurması içindi O da geçti gitti isteğimi yapmadı sonra Ebûl Kâsım Muhammed (s.a.v.) geçti. Beni görünce gülümsedi ve “Ey Ebû Hureyre” buyurdu. “Ya Rasûllah! emrine hazırım Ey Allah’ın Rasûlü!” dedim. Rasûlullah (s.a.v.) “Beni takip et!” buyurdu ve geçti Ben de peşinden gittim evine girdi. Ben de girmek için izin istedim, izin verildi ve girdim. Evde bir tas süt gördü ve sordu: Bu süt size nereden geldi? diye. “Falan kimse bize hediye olarak getirmişti!” dediler. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Ey Ebû Hureyre!” Ben de “Emrinize hazırım Ey Allah’ın elçisi!” dedim. “Suffelilere git ve onları buraya çağır onlar Müslümanların misafirleridir. Ne malları, ne de çocukları yoktur onların!” dedi. Rasûlullah (s.a.v.)’in kendisine zekat malı geldiğinde ondan hiçbir şey yemez Suffelilere gönderirdi. Hediye geldiğinde ise onlara haber gönderir, kendisi de bu hediyeden yer onları da buna ortak ederdi. Bu Suffelileri çağırma vazifesi hoşuma gitmedi. Peygamber'in elçisi olarak Suffelileri çağırmaya giderken kendi kendime şöyle dedim: Bir tas süt Suffelilere yetmez ki hem de Peygamber (s.a.v.) ve ben de varım bu ikram edilecekler arasında Rasûlullah (s.a.v.), o bir tas sütü onlara dolaştırmamı emredecek ki benim payıma bundan ne düşebilir? Ben açlığımı giderecek kadar ondan içmek isterdim ama Allah’a ve Rasûlüne itaatten başka çare yok.. Suffelilere geldim ve onları çağırdım. Rasûlullah (s.a.v.)’in yanına girdiler ve herkes yerini aldı. Rasûlullah (s.a.v.), “Ey Ebû Hüreyre!” süt tasını al onlara ikram et buyurdu. Ben de tası alıp tek tek herkese veriyordum her alan doyasıya içiyor sonra bana veriyor bende bir başkasına veriyordum sonunda Rasûlullah (s.a.v.)’e vardım, bütün cemaat doyuncaya kadar içmişlerdi Rasûlullah (s.a.v.) süt tasını aldı ellerinin arasına koydu sonra başını kaldırarak gülümsedi ve “Ebû Hureyre iç!” buyurdu. içtim. Sonra tekrar “İç!” buyurdu. Ben içmeye devam ediyorum, O da “İç!” buyuruyordu. Sonunda şöyle dedim: “Seni hak ile gönderen Allah’a yemin olsun ki, artık içmeyeceğim…” Sonunda tası eline aldı, AIlah’a hamdetti, besmele çekti ve sütten içti. Diğer tahric: Buhârî, Etıme Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir
(١٠٢) بَابٌ
İbn Ömer (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.)’in yanında bir adam çok yediğinden dolayı geğirdi. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.) “Geğirmeyi kes” buyurdu. “Çünkü dünyada çok doymuş olanlar kıyamet günü uzun süre aç kalacaklardır.” Diğer tahric: İbn Mâce, Etıme Tirmizî: Bu hadis bu şekliyle garibtir. Bu konuda Ebû Cuhayfe’den de hadis rivâyet edilmiştir
(١٠٣) بَابٌ
Ebû Musa (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v.) ile beraber olduğumuz günlerde yağmura tutulduğumuz da bizi görmüş olsaydın kokumuzu koyun kokusu zannederdin.” Diğer tahric: Ebû Dâvûd, Libas; İbn Mâce, Libas Tirmizî: Bu hadis sahihtir. Bu hadisin anlamı şudur: Onların giydikleri elbiseleri yündendi bu yüzden yağmur değdiği zaman elbiselerden koyun kokusu gibi koku gelmekteydi
(١٠٤) بَابٌ
Ebû Hamza ve İbrahim Nehaî (r.anhüma)’dan rivâyete göre, şöyle demişlerdir: “Bina ve inşaat tamamen sorumluluk yükleyen bir iştir.” Gerekli olan kişinin oturacağı yeri yapmasına ne dersin? Dedim. “Günahta yok sevapta yok” dedi. Tirmizî rivâyet etmiştir
Muâz b. Enes el Cühenî (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Her kim gücü yettiği halde Allah için tevazu göstererek pahalı ve kıymetli elbiseler giymeyi terk ederse Allah, kıyamet gününde herkesin önünde onu çağırarak iman elbiselerinden hangisini dilerse giymesi için onu serbest bırakacaktır.” Diğer tahric: Müsned: 15078 Tirmizî: Bu hadis hasendir. “İman elbiseleri” demek; İman ehline Cennet’te verilecek elbiseler demektir
(١٠٥) بَابٌ
Enes b. Mâlik (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Tüm harcamalar Allah yolunda sayılır yani kişiye sevap kazandırır, sadece bina ve inşaata yapılan harcamalarda hayır yoktur.” Diğer tahric: İbn Mâce, Zühd Tirmizî: Bu hadis garibtir
Hârise b. Mudarrib (r.a.)'den rivayet edildiğine göre, şöyle demiştir: “Habbab'ı hastalığı dolayısıyla ziyarete geldik kendisi yedi sefer dağlanmak suretiyle tedavi görmüştü. Bize şöyle dedi: Hastalığım uzadı, Rasûlullah (s.a.v.)’den ölümü temenni etmeyiniz!” buyurduğunu işitmemiş olsaydım mutlaka ölümü temenni ederdim.” Rasûlullah (s.a.v.) buyurdu ki: “Kişi yaptığı hertürlü harcamada sevap kazanır ancak toprağa ve binaya yaptığı yatırımlarda sevap yoktur.” Diğer tahric: İbn Mâce, Zühd Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir
(١٠٦) بَابٌ
Husayn (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Bir dilenci geldi ve İbn Abbâs’tan bir şeyler istedi. İbn Abbâs dilenciye dedi ki: “Allah'tan başka ilah olmadığını kabul ediyor musun?” Dilenci “evet” dedi. İbn Abbâs, “Muhammed (s.a.v.)'in Allah'ın Rasulû olduğuna şehâdet ediyor musun?” dedi. Dilenci “evet” dedi. İbn Abbâs, “Ramazan’da oruç tutuyor musun?” dedi. Dilenci “evet” dedi. Bunun üzerine İbn Abbâs şöyle devam etti: “İstedin ve isteyenin hakkı vardır. Bu sebeple sana bir şeyler vermek bize gerekir dedi ve bir elbise verdi ve şöyle dedi: Rasûlullah (s.a.v.)’in şöyle buyurduğunu işittim: “Herhangi bir Müslüman, bir Müslüman’a bir elbise giydirirse o elbiseden bir parça kalmayıncaya kadar yani kullandığı sürece o Müslüman, Allah'ın himayesindedir.” Tirmizî rivâyet etmiştir. Tirmizî: Bu hadis bu şekliyle hasen garibtir
(١٠٧) بَابٌ
Abdullah b. Selam (r.a.)’den rivayete göre, şöyle demiştir; Rasûlullah (s.a.v.), Medîne’ye geldiklerinde insanlar ona doğru koşuştular. Rasûlullah (s.a.v.) geldi Rasûlullah (s.a.v.) geldi Rasûlullah (s.a.v.) geldi denildi. O'nu görmek için ben de halkın arasına katıldım. O’nun yüzünü gördüğüm an onun yalancı bir kimse olmadığını bildim. Konuştuğu ilk söz şöyle olmuştu: “Ey İnsanlar! Selam'ı aranızda yaygınlaştınız, yemek yediriniz. İnsanlar uykuda iken namaz kılınız ki, selametle Cennete giresiniz.” Diğer tahric: İbn Mâce, Etıme; Dârimî, Salat Tirmizî: Bu hadis sahihtir
(١٠٨) بَابٌ
Ebû Hureyre (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: Yiyip Allah’a şükreden kimse sevap yönünden oruç tutarak açlığa sabreden kimse gibidir.” Diğer tahric: İbn Mâce, Sıyam Tirmizî: Bu hadis hasen garibtir
(١٠٩) بَابٌ
Enes (r.a.)’den rivayete göre, Rasûlullah (s.a.v.), Medîne'ye gelince Muhâcirler kendisine gelerek; “Ey Allah’ın Rasûlü!” dediler; “Aralarına girip misafir olduğumuz bu Ensâr kardeşlerimiz kadar çok olan şeyden bol bol dağıtan, azı da en iyi şekilde taksim eden bir toplum hiç görmedik. Sıkıntılarımızı giderdiler, mutluluklarına bizi ortak ettiler. Tüm sevapları alıp götüreceklerinden korktuk.” Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Hayır öyle değil… Siz onlar için dua ettiğiniz ve kendilerinin yaptığı bu iyilikleri bildiğiniz sürece onlara karşı vazifenizi yapmış olursunuz.” Diğer tahric: Müsned: 12602 Tirmizî: Bu hadis bu şekliyle sahih hasen garibtir
(١١٠) بَابٌ
Abdullah b. Mes’ûd (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Kendisi Cehennem ateşine, Cehennem ateşi de kendisine haram olan bir kişiyi size bildireyim mi? Her cana yakın, yumuşak huylu, kolaylaştırıcı kimsedir.” Diğer tahric: Müsned: 3742 Tirmizî: Bu hadis hasen garibtir
Esved b. Yezîd (r.a.)'den rivayete göre, şöyle demiştir: “Ey Âişe!” dedim, “Rasûlullah (s.a.v.), evine girdiği zaman ne yapardı?” Âişe şöyle cevap verdi: “Ailesinin ev hizmetlerine yardım eder namaz vakti girince de kalkıp namaz kılardı.” Diğer tahric: Buhârî, Ezan Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir
(١١١) بَابٌ
Enes b. Mâlik (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir; “Rasûlullah (s.a.v.) bir kimseyle karşılaşınca onunla tokalaşır o kimse elini bırakmadan elini ondan çekmezdi o kimse yüzünü çevirmeden Rasûlullah (s.a.v.)’de yüzünü ondan çevirmezdi. Rasûlullah (s.a.v.)’in, beraber oturduğu bir kimsenin önüne ayaklarını uzattığı görülmemiştir.” Diğer tahric: İbn Mâce, Edeb Tirmizî: Bu hadis garibtir
(١١٢) بَابٌ
Abdullah b. Amr (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Sizden önceki toplumlardan bir adam, kıymetli elbisesini içerisinde kurularak çıkmıştı ki, Allah yeryüzüne emretti de yeryüzü onu içerisine alıverdi o adam kıyamete kadar batmaktadır veya batıp çıkmaktadır.” Diğer tahric: Müsned: 6777 Tirmizî: Bu hadis sahihtir
Amr b. Şuayb (r.a.)’ın dedesinden rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Dünyada kendini beğenip büyüklük taslayanlar kıyamet günü insan şeklinde zerrecikler gibi mahşer yerine çıkarılacaklar, heryönden zillet kendilerini kaplayacak. Cehennem’de adına “Bûlüs” denilen bir hapishaneye sürülecekler üzerlerinde ateşlerin ateşi yükselecek. Cehennemliklerin kan irin ve tortuları onlara içirilecektir.” Diğer tahric: Müsned: 6390 Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir
(١١٣) بَابٌ
Musa b. Enes (r.a.)’den rivâyete göre, Nebi (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Her kim gücü yettiği halde öfkesini tutar ve kimseye zarar vermez ise Allah o kimseyi kıyamet gününde herkesin önünde çağırarak dilediği huriyi almakta kendisini serbest bırakacaktır.” Diğer tahric: Ebu Dâvûd, Edeb; İbn Mâce, Zühd Tirmizî: Bu hadis hasen garibtir
Câbir (r.a.)’den rivâyete göre, Nebi (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Her kimde şu üç özellik bulunursa Allah o kimseye himayesini artırır ve onu Cennetine koyar. Güçsüzlere yumuşak davranmak, ana babaya şefkat ve elinin altında bulunanlara iyi muamele…” Tirmizî rivâyet etmiştir. Tirmizî: Bu hadis hasen garibtir. Ebû Bekir b. Münkedir; Muhammed b. Münkedir’in kardeşidir
Ebû Zer’ (r.a.)’den rivayete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu; “Allah şöyle buyurur: “Ey kullarım! Hepiniz dalalettesiniz ancak benim hidayet nasib ettiğim kişiler hariç benden hidayet isteyiniz ki, size hidayet vereyim. Hepiniz fakirsiniz, ancak benim zengin ettiğim kimseler hariç; benden isteyin, sizi rızıklandırayım. Hepiniz günahkarsınız, benim affettiklerim dışında; içinizden her kim, benim bağışlama gücüne sahip olduğumu bilir ve benden bağışlanmasını isterse günahlarının çokluğuna ve büyüklüğüne aldırmaksızın onu affederim. Sizin öncekileriniz, sonrakileriniz, ölüleriniz ve dirileriniz yaşlarınız ve kurularınız kullarımdan en takvalı bir kimse gibi olsalar benim saltanatımda sivrisineğin kanadı kadar bir şey artmaz. Eğer sizin öncekileriniz ve sonrakileriniz, ölüleriniz ve dirileriniz yaşlarınız ve kurularınız kullarımdan en kötü ve bedbaht bir kimse gibi olsalar benim saltanatımdan sivrisineğin kanadı kadar bir şey eksilmez. Eğer sizin öncekileriniz ve sonrakileriniz, ölüleriniz ve dirileriniz yaşlarınız ve kurularınız büyük bir meydanda toplansa ve herkes hayalinde canlandırabileceği her şeyi istese hepsini veririm ve bu verilenler benim mülkümden hiç bir şey eksiltmez; ancak bir kişinin denize iğne daldırıp çıkardığında ne kadar su eksilirse o kadar eksilir. Çünkü ben cömerdim, varlık sahibiyim, güçlüyüm istediğimi yapabilirim, bağışlamam bir söze bağlıdır. Azabım da yine bir söze bağlıdır. Bir şeyin olmasını istediğimde sadece ol derim ve o şey hemen oluverir.” Diğer tahric: Müslim, Birr ve Sıla; İbn Mâce, Zühd Bu hadis hasendir. Bazıları da bu hadisi Şehr b. Havşeb’den, Ma’dikerb’den ve Ebû Zerr’den benzeri şekilde rivâyet etmişlerdir.
İbn Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir; Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den bir hadis işittim ki onu bir, iki, üç, beş yedi ve yediden çok fazla işittim böyle çok işitmeseydim onu size aktaramazdım Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den şöyle buyurduğunu işittim: “İsrail oğuIlarından Kifl adında biri vardı günah işlemekten çekinmezdi. Bir kadın ona geldi ve cinsel ilişki kurmak için altmış dinar verdi. Bir kocanın karısına hazırlanması gibi o kadına Kifl hazırlık yapınca kadın titremeğe ve ağlamağa başladı. Kifl: “Neden ağlıyorsun seni bu işe zorladım mı?” dedi. Kadın: “Hayır!” dedi “Fakat bu iş hiç yapmadığım bir iştir ve beni bu işe zorlayan da sadece bir ihtiyaçtır. Bunun üzerine Kifl şöyle dedi: “Sen titriyorsun ve daha önce de bu işi yapmış değilsin, o halde git ve o altmış dinar da senin olsun.” Kifl dedi ki: “Hayır! hayır!” Vallahi bundan sonra bir daha Allah'a isyan etmeyeceğim.” Kifl, o gece öldü sabahleyin Kifl’in kapısı üzerinde “Allah, Kifl'i bağışladı!” yazılı idi.” (Müsned: 4517) Bu hadis hasendir, Şeyban ve pek çok kimse bu hadisi A’meş’den merfu olarak rivâyet etmişlerdir. Bazıları ise A’meş’den merfu olmaksızın rivâyet ettiler. Ebû Bekir b. Ayyaş bu hadisi El A’meş’den rivâyet etmekte ve senedinde yanılarak “Abdullah b. Abdullah’tan, Saîd bin Cübeyr’den ve İbn Amr’dan” demektedir ki bu rivâyet makbul değildir. b. Abdullah er Razî; Küfelidir ve onun büyük annesi, Ali b. ebî Tâlib'in, kendisine oda tahsis eden cariyesi idi, Abdullah b. Abdullah er Razî’den, Ubeyde Ed Dabbî, Haccac b. Ertae ve pek çok ilim adamları hadis rivâyet etmiştir
(١١٤) بَابٌ
Abdullah b. Mes’ûd (r.a.), biri kendisinden diğeri Rasûlullah (s.a.v.)’den olmak üzere iki hadis anlattı: Abdullah dedi ki: “Mü’min kimse günahlarını üzerine düşüverecek bir dağ gibi büyük görür. Günahkar kişi de günahlarını, burnu üzerine konan ve kovalayınca kaçıverecek sinek gibi görür.” Ebû Muaviye bu hadisi bu şekilde A’meş’den, Umare b. Umeyr’den ve Harîs b. Süveyd’den rivâyet etmiştir. Diğer tahric: Buhârî, Deavat; Müslim, Tevbe
Fetar (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Sizden birinizin tevbesine, Allah o derece sevinir ki; şu örnekte olduğu gibi: Sizden birinizin ıssız bir çölde üzerinde yiyeceği içeceği ve her şeyi devenin sırtında olan, derken devesini kaybedip onu aramaya başlayan sonunda ölümle karşı karşıya gelince “Deveyi kaybettiğim yere döneyim ve orada can vereyim!” deyip eski yerine dönen ve uykuya dalan uyandığı zaman yanı başında devesini ve tüm eşyalarını bulan kimsenin sevinmesinden daha çok Allah’ı sevindirir. Diğer tahric: Buhârî, Deavat Tirmizî: Bu hadis hasen sahih'tir. Bu konuda Ebû Hureyre, Numân b. Beşîr, Enes b. Mâlik’den de hadis rivâyet edilmiştir
Enes (r.a.)’den rivâyete göre, Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: “Adem oğlunun hepsi hatadadır, hatalıların en iyisi ise tevbe edenlerdir.” Diğer tahric: İbn Mâce, Zühd; Dârimî, Rıkak Tirmizî: Bu hadis hasen garibtir. Bu hadisi sadece Ali b. Mes’ade’nin Katâde’den rivâyetiyle bilmekteyiz
(١١٥) بَابٌ
Ebû Hureyre (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Allah’a ve ahiret gününe inanan kişi misafirine ikramda bulunsun. Allah’a ve ahiret gününe inanan kişi mutlaka hayır söylesin veya sussun.” Diğer tahric: Buhârî, Edeb; Müslim, İman Bu hadis sahihtir. Bu konuda Âişe ve Enes’den de hadis rivâyet edilmiştir. Ebu Şureyh el Adevî el Ka’bî el Huzaî’nin adı Huveylid b. Amr’dır
Abdullah b. Amr’dan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Kim gereksiz ve günah kazandıran sözlerden dillini korursa her türlü sıkıntıdan ve günahtan kurtulur.” Diğer tahric: Dârimî, Rıkak Tirmizî: Bu hadis hasen sahih garibtir. Bu hadisi sadece İbn Lehîa’nın Ebû Abdurrahman’dan rivâyetiyle bilmekteyiz. Ebû Abdurrahman el Hublî; Abdullah b. Yezîd’tir
(١١٦) بَابٌ
Âişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.)’e bir kişiden, taklidini yaparak bahsetmiştim de şöyle buyurdular: “Benim şu kadar veya bu kadar menfaatim olsa bile birinin taklidini yapmak hoşuma gidip beni sevindirmez.” Âişe diyor ki: Bir seferinde: “Ey Allah’ın Rasûlü!” dedim. “Safiyye küçücük bir kadındır” dedim ve elimle kısa oluşunu gösterdim. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.) buyurdular ki: “Öyle bir söz ettin ki o söz denize karışsaydı denizin suyu değişirdi.” Diğer tahric: Ebû Davud, Edeb
Âişe (r.anha)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Benim için pek çok şeyler verilse bile hiç kimsenin taklidini yapmaktan hoşlanmam.” Diğer tahric: Ebû Dâvûd, Edeb Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir. Ebû Huzeyfe; Küfeli olup İbn Mes’ûd’un arkadaşlarındandır. İsmine, Seleme b. Şuheybe denilir
(١١٧) بَابٌ
Ebû Musa (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.)’e hangi Müslüman daha değerlidir diye soruldu da: “Elinden ve dilinden kimsenin zarar görmediği kimsedir” buyurdu. Diğer tahric: Nesâî, İman Tirmizî: Ebû Musa’nın rivâyeti olarak bu şekliyle bu hadis sahih garibtir
(١١٨) بَابٌ
Muâz b. Cebel (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Kim Müslüman kardeşini işlediği bir suçtan dolayı ayıplarsa kendisi de o suçu işlemeden ölmez.” (Tirmizî rivâyet etmiştir.) diyordu ki “Tevbe ettiği bir günahtan dolayı ayıplarsa” Bu hadis garib olup senedi muttasıl değildir. Çünkü Hâlid b. Ma’dan, Muâz b. Cebel’e yetişip onu görmemiştir. Hâlid b. Ma’dan’ın Peygamber’in ashabından yetmiş kişiye yetişip onlarla görüştüğü rivâyet ediliyor Muâz b. Cebel Ömer’in halifeliği döneminde vefat etmiştir. Hâlid b. Ma’dan, Muâz’ın arkadaşlarından başka pek çok kimseden ve Muâz’dan bu hadisin başka hadisler de rivâyet edilmiştir
(١١٩) بَابٌ
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
(١٢٠) بَابٌ
Rasûlullah (s.a.v.) ashabından yaşlı bir kimse olan Yahya b. Vessab’tan aktarıldığına göre Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Müslümanların arasına karışarak onların eziyetlerine katlanan kimse halk arasına karışmayıp eziyete katlanmayan kimseden daha hayırlıdır.” Diğer tahric: İbn Mâce, Fiten Tirmizî: İbn ebî Adıy diyor ki: Şu’be, hadisi rivâyet eden yaşlı kimsenin İbn Ömer, olduğu kanaatindedir
(١٢١) بَابٌ
Ebû Hureyre (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Aranızın kötü olmasından şiddetle sakınınız. Çünkü bu özellik dini yok edip bitirir.” Tirmizî rivâyet etmiştir. Tirmizî: Bu hadis bu şekliyle sahih garibtir: “Aranızın kötü olması” demek Müslümanların birbirine düşman olmaları ve kin beslemeleridir. “Halika” kelimesinin manası dini tıraş edip bitirir anlamındadır
Ebû’d Derdâ (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Oruç, namaz ve sadaka vermenin kazandıracağı sevap ve dereceden daha değerlisini size bildireyim mi? Ashab “evet” dediler; Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Müslümanların birbirleriyle aralarının iyi olmasıdır çünkü aranın bozuk olması dini yok edip bitirir” buyurdular. (Ebû Dâvûd, Edeb: 50) Bu hadis sahihtir. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den şöyle de rivâyet edilmiştir: “Yok edip bitirir diyorum saçı tıraş eder demiyorum fakat dini tıraş edip bitirir diyorum.”
Zübeyr b. Avvam (r.a.)’den rivâyete göre, Nebi (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Geçmiş toplumların hastalığı size de bulaştı hased ve kin beslemek işte bu kökten yok etmedir saçı tıraş eder demiyorum fakat dini kökünden kazıyıp yok eder. Canım kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki iman etmeden Cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmeden de mü’min olamazsınız. Aranızda birbirinizi sevmeyi gerçekleştirecek olan şeyi size haber vereyim mi? Selamı aranızda yayın.” Tirmizî rivâyet etmiştir. Tirmizî: Bu hadisin rivâyetinde ihtilaf edilmiştir. Kimileri Yahya b. ebî Kesîr’den derken bazıları da Yahya b. ebî Kesîr’den, Yaîş b. Velid’den ve Zübeyr’in azâdlı kölesinden demektedirler ve “Zübeyr’den” dememektedirler
(١٢٢) بَابٌ
Ebû Bekre (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Allah’ın ahirette ayırdığı azabla beraber dünyada sahibini acele olarak cezalandıracağı iki günah vardır: “Azgınlık ve akraba ile ilgiyi kesmek.” Diğer tahric: Ebû Dâvûd, Edeb Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir
(١٢٣) بَابٌ
Abdullah b. Amr (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.)’den şöyle buyurduğunu işittim: “Her kimde şu iki özellik bulunursa Allah o kimseyi şükreden ve sabreden bir kul olarak yazar kimde de bu iki özellik bulunmazsa Allah o kimseyi şükreden ve sabreden olarak yazmaz. Kim din konusunda kendisinden üstün kimselere bakar ve onlar gibi olmaya çalışırsa dünyalık konusunda da kendisinden aşağılık olanlara bakıp Allah’ın kendisine verdiği ni'met'e hamdederse Allah bu kimseyi şükredici ve sabredici olarak yazar. Kim de din konusunda kendisinden aşağı olan kimseye bakar ve kendisini ondan iyi görüp kulluğunu artırmaz dünyalık konusunda da kendisinden üstün olan kimselere bakarak elinden kaçan şeylere üzülürse Allah’ta o kimseyi ne şükreden nede sabreden olarak yazar.” Salih insan Musa b. Hizam, Ali b. İshâk vasıtasıyla Abdullah b. Mübarek’den, Müsennab Sabah’tan, Amr b. Şuayb’tan babasından ve dedesinden bu hadisin bir benzerini rivâyet etmiştir. Tirmizî rivâyet etmiştir. Tirmizî: Bu hadis hasen garibtir. Süveyd b. Nasr rivâyetinde “babasından” dememektedir
Ebû Hureyre (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Dünyalık sıhhat ve afiyet konularında kendinizden aşağı olan kimselere bakınız, Üstün olan kimselere bakmayınız! Çünkü Allah’ın size verdiği ni'met'i küçük görmemeniz için size uygun davranış budur.” Diğer tahric: Müslim, Zühd; İbn Mâce, Zühd Bu hadis sahihtir
(١٢٤) بَابٌ
Hanzale el Üseydî (r.a.) ki Peygamber (s.a.v.)’in vahiy katiplerindendir. Hanzale, bir gün ağlayarak Ebû Bekir’in yanına uğradı. Ebû Bekir: “Neyin var ey Hanzale!” diye sordu. Hanzale, “Ey Ebû Bekir!” dedi, “Hanzale münafık olmuştur. Şöyle ki Rasûlullah (s.a.v.)’in yanında olduğumuz sürece bize Cennet ve Cehennemi hatırlattığında gözümüzle görüyormuş gibi oluyoruz. Fakat onun yanından ayrılıp çoluk çocuğumuzun ve işlerimizin başına vardığımızda ise çoğunu unutuyoruz.” Ebû Bekir, “Allah’a yemin olsun ki bizlerde aynı durumdayız, yürü beraberce Rasûlullah (s.a.v.)’e gidelim dedi. Ve beraberce gittik. Rasûlullah (s.a.v.), onu görünce, “Hanzale, derdin nedir?” diye sordu. Hanzale: “Ey Allah’ın Rasûlü! Hanzale münafık oldu dedi şöyle ki, senin yanında bulunduğumuz hallerde Cennet ve Cehennemi hatırlattığında sanki gözümüzle görür gibi oluyoruz. Fakat senin yanından ayrılıp hanımlarımızın ve işlerimizin başına vardığımızda çok şeyi unutuyoruz. Ebû Bekir dedi ki: Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Her zaman benim yanımdan kalktığınız durumda olsaydınız melekler oturduğunuz yerlerde yollar üzerinde ve yataklarınızda sizinle musafalaşırlardı. Fakat Ey Hanzale bazen öyle bazen böyle her an bir olmaz.” Diğer tahric: İbn Mâce, Zühd; Müslim, Tevbe Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir