SÜNNETİMİZSÜNNET VE HADİS KÜTÜPHANESİ
Sünen-i İbn Mâce › Kitâb 34 · DuaKonum
BÂBLAR — Dua (22)
  1. 1بَابُ فَضْلِ الدُّعَاءِ
  2. 2بَابُ دُعَاءِ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
  3. 3بَابُ مَا تَعَوَّذَ مِنْهُ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
  4. 4بَابُ الْجَوَامِعِ مِنَ الدُّعَاءِ
  5. 5بَابُ الدُّعَاءِ بِالْعَفْوِ وَالْعَافِيَةِ
  6. 6بَابٌ إِذَا دَعَا أَحَدُكُمْ فَلْيَبْدَأْ بِنَفْسِهِ
  7. 7بَابُ يُسْتَجَابُ لِأَحَدِكُمْ مَا لَمْ يَعْجَلْ
  8. 8بَابُ لَا يَقُولُ الرَّجُلُ: اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِي إِنْ شِئْتَ
  9. 9بَابُ اسْمِ اللَّهِ الْأَعْظَمِ
  10. 10بَابُ أَسْمَاءِ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ
  11. 11بَابُ دَعْوَةِ الْوَالِدِ وَدَعْوَةِ الْمَظْلُومِ
  12. 12بَابُ كَرَاهِيَةِ الِاعْتِدَاءِ فِي الدُّعَاءِ
  13. 13بَابُ رَفْعِ الْيَدَيْنِ فِي الدُّعَاءِ
  14. 14بَابُ مَا يَدْعُو بِهِ الرَّجُلُ إِذَا أَصْبَحَ وَإِذَا أَمْسَى
  15. 15بَابُ مَا يَدْعُو بِهِ إِذَا أَوَى إِلَى فِرَاشِهِ
  16. 16بَابُ مَا يَدْعُو بِهِ إِذَا انْتَبَهَ مِنَ اللَّيْلِ
  17. 17بَابُ الدُّعَاءِ عِنْدَ الْكَرْبِ
  18. 18بَابُ مَا يَدْعُو بِهِ الرَّجُلُ إِذَا خَرَجَ مِنْ بَيْتِهِ
  19. 19بَابُ مَا يَدْعُو بِهِ إِذَا دَخَلَ بَيْتَهُ
  20. 20بَابُ مَا يَدْعُو بِهِ الرَّجُلُ إِذَا سَافَرَ
  21. 21بَابُ مَا يَدْعُو بِهِ الرَّجُلُ إِذَا رَأَى السَّحَابَ وَالْمَطَرَ
  22. 22بَابُ مَا يَدْعُو بِهِ الرَّجُلُ إِذَا نَظَرَ إِلَى أَهْلِ الْبَلَاءِ

(34) Kitâb: Dua

كتاب الدعاء
Hadis 3827 – 3892 · 66 rivayet · Sayfa 1/2
BÂB (1)

بَابُ فَضْلِ الدُّعَاءِ

Sünen-i İbn Mâce 3827Hasen (el-Elbânî)

Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu demiştir: «Kim Allah Sübhanehu'ya dua etmez ise Allah o kimse'ye gazab eder.»

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَعَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا أَبُو الْمَلِيحِ الْمَدَنِيُّ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ مَنْ لَمْ يَدْعُ اللَّهَ سُبْحَانَهُ غَضِبَ عَلَيْهِ ‏"‏ ‏.‏
Sünen-i İbn Mâce, Kitâb 34 (Dua), Bâb 1, Hadis no. 3827
Sünen-i İbn Mâce 3828Sahih (el-Elbânî)

Nu'man bin Beşir (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Şüphesiz ancak dua ibadettir.» buyurdu. Sonra: ''.. Ve Rabbiniz buyurdu ki: Siz bana dua ediniz ki bende size icabet edeyim. Bana dua etmeye tenezzül etmeyenler. Şüphesiz alçalmış olarak cehennem'e gireceklerdir.'' [Mu'min 60] ayetini okudu. Diğer tahric: Tirmizi, Ebu Davud, Nesai, İbn-i Hibban, Hakim ve Ahmed Müsned

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ ذَرِّ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ الْهَمْدَانِيِّ، عَنْ يُسَيْعٍ الْكِنْدِيِّ، عَنِ النُّعْمَانِ بْنِ بَشِيرٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏"‏ إِنَّ الدُّعَاءَ هُوَ الْعِبَادَةُ ‏"‏ ‏.‏ ثُمَّ قَرَأَ ‏{وَقَالَ رَبُّكُمُ ادْعُونِي أَسْتَجِبْ لَكُمْ}‏ ‏.‏
Sünen-i İbn Mâce, Kitâb 34 (Dua), Bâb 1, Hadis no. 3828
Sünen-i İbn Mâce 3829Hasen (el-Elbânî)

Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: «(Zikir sözlü ibadetlerden) hiç bir şey Allah sübhanehu katında dua'dan daha faziletli değildir.» Diğer tahric: Tirmizi ve Ahmed Müsned. Buhari de el-Edebu'l-Müfred'de bu hadis'i rivayet etmiştir. Hakim ve İbn-i Hibban bu hadisin sahih olduğunu söylemişlerdir

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ، حَدَّثَنَا عِمْرَانُ الْقَطَّانُ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي الْحَسَنِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏ "‏ لَيْسَ شَىْءٌ أَكْرَمَ عَلَى اللَّهِ سُبْحَانَهُ مِنَ الدُّعَاءِ ‏"‏ ‏.‏
Sünen-i İbn Mâce, Kitâb 34 (Dua), Bâb 1, Hadis no. 3829
BÂB (2)

بَابُ دُعَاءِ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ

Sünen-i İbn Mâce 3830Sahih (el-Elbânî)

İbn-i Abbas (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) duasında mealen şöyle derdi: «Rabbim! Bana yardım et ve aleyhimde (düşmanıma) yardım etme.Yardımını benden esirgeme ve aleyhimde (düşmanımı) destekleme. Düşmanımı cezalandır, beni cezalandırma. Beni hayırlı işlere yönelt ve yayır yolunda ilerlemeyi bana kolaylaştır. Bana zulüm ve haksızlık edene karşı bana yardım et. Ey Rabbim! Beni sana çok şükreden, çok zikreden, senden çok korkan, sana çok itaat eden, sana çok boyun eğip tevazu eden, sana çok yakarıp ağlayarak tevbekar eyle. Ey Rabbim benim tevbemi kabul eyle, günahımı gider, duamı kabul et, kalbimi hidayet üzerine daim kıl, dilimi doğrulukla hakkı söylemekten ayırma, hüccetimi sabit kıl ve kalbimi fenalıktan arındır.» Ebu'l-Hasen et-Tenafisi dediki: Ben Veki'e : Bu duayı vitir namazı kunutunda okuyabilir (miy) im? dedim. Evet dedi. Diğer tahric: Tirmizi, Ebu Davud, Nesai, İbn-i Hibban ve Hakim tarafından da rivayet edilmiştir

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، سَنَةَ إِحْدَى وَثَلاَثِينَ وَمِائَتَيْنِ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، فِي سَنَةِ خَمْسٍ وَتِسْعِينَ وَمِائَةٍ قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ فِي مَجْلِسِ الأَعْمَشِ مُنْذُ خَمْسِينَ سَنَةً حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ مُرَّةَ الْجَمَلِيُّ فِي زَمَنِ خَالِدٍ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْحَارِثِ الْمُكْتِبِ عَنْ طَلِيقِ بْنِ قَيْسٍ الْحَنَفِيِّ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ يَقُولُ فِي دُعَائِهِ ‏ "‏ رَبِّ أَعِنِّي وَلاَ تُعِنْ عَلَىَّ وَانْصُرْنِي وَلاَ تَنْصُرْ عَلَىَّ وَامْكُرْ لِي وَلاَ تَمْكُرْ عَلَىَّ وَاهْدِنِي وَيَسِّرِ الْهُدَى لِي وَانْصُرْنِي عَلَى مَنْ بَغَى عَلَىَّ رَبِّ اجْعَلْنِي لَكَ شَكَّارًا لَكَ ذَكَّارًا لَكَ رَهَّابًا لَكَ مُطِيعًا إِلَيْكَ مُخْبِتًا إِلَيْكَ أَوَّاهًا مُنِيبًا رَبِّ تَقَبَّلْ تَوْبَتِي وَاغْسِلْ حَوْبَتِي وَأَجِبْ دَعْوَتِي وَاهْدِ قَلْبِي وَسَدِّدْ لِسَانِي وَثَبِّتْ حُجَّتِي وَاسْلُلْ سَخِيمَةَ قَلْبِي ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو الْحَسَنِ الطَّنَافِسِيُّ قُلْتُ لِوَكِيعٍ أَقُولُهُ فِي قُنُوتِ الْوِتْرِ قَالَ نَعَمْ ‏.‏
Sünen-i İbn Mâce, Kitâb 34 (Dua), Bâb 2, Hadis no. 3830
Sünen-i İbn Mâce 3831Sahih (el-Elbânî)

Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: (Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in kızı) Fatima (r.anha) Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına Ondan bir hizmetçi istedi. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona: «Yanımda sana verebileceğim (hizmetçi) yoktur.» buyurdu. Fatime de dönüp gitti. Bundan bir süre sonra Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Fatime'nin yanına gelerek: «Senin istediğin (hizmetçi mi) sana daha sevimlidir yoksa ondan daha hayırlı olan şeymidir?» buyurdu. Ali (r.a.) Fatime'ye dediki: Söyle: Hayır. Bilakis ondan daha hayırlı olan şey (daha sevimlidir.) Bunun üzerine Fatime (Ali r.a.'in dediğini) söyledi. Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de Fatime'ye şöyle buyurdu: «De ki: Allahım! Ey yedi göğün Rabbi. Azametli Arş'ın Rabbi. bizim Rabbimiz ve her şey'in Rabbi. Ey Tevrat, İncil ve Kur'an-i Azim'i indiren. Evvel sensin senden önce olan hiç bir şey yoktur. Ahir de sensin, senden sonra hiç bir şey yoktur. Zahir sensin, varlığı seninkinden daha aşikar hiç bir şey yoktur. Batın sensin, sen'den daha gizli hiç bir şey yoktur. Borcumuzu öde ve bizi fakirlikten kurtarıp zenginleştir.» Bu hadisini Tirmizi de rivayet etmiştir

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ أَبِي عُبَيْدَةَ، حَدَّثَنَا أَبِي، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ أَتَتْ فَاطِمَةُ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ تَسْأَلُهُ خَادِمًا فَقَالَ لَهَا ‏"‏ مَا عِنْدِي مَا أُعْطِيكِ ‏"‏ ‏.‏ فَرَجَعَتْ فَأَتَاهَا بَعْدَ ذَلِكَ فَقَالَ ‏"‏ الَّذِي سَأَلْتِ أَحَبُّ إِلَيْكِ أَوْ مَا هُوَ خَيْرٌ مِنْهُ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ لَهَا عَلِيٌّ قُولِي لاَ بَلْ مَا هُوَ خَيْرٌ مِنْهُ فَقَالَتْ فَقَالَ ‏"‏ قُولِي اللَّهُمَّ رَبَّ السَّمَوَاتِ السَّبْعِ وَرَبَّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ رَبَّنَا وَرَبَّ كُلِّ شَىْءٍ مُنْزِلَ التَّوْرَاةِ وَالإِنْجِيلِ وَالْقُرْآنِ الْعَظِيمِ أَنْتَ الأَوَّلُ فَلَيْسَ قَبْلَكَ شَىْءٌ وَأَنْتَ الآخِرُ فَلَيْسَ بَعْدَكَ شَىْءٌ وَأَنْتَ الظَّاهِرُ فَلَيْسَ فَوْقَكَ شَىْءٌ وَأَنْتَ الْبَاطِنُ فَلَيْسَ دُونَكَ شَىْءٌ اقْضِ عَنَّا الدَّيْنَ وَأَغْنِنَا مِنَ الْفَقْرِ ‏"‏ ‏.‏
Sünen-i İbn Mâce, Kitâb 34 (Dua), Bâb 2, Hadis no. 3831
Sünen-i İbn Mâce 3832Sahih (el-Elbânî)

Abdullah (bin Mes'ud) (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle dua ederdi: «Allahumme inni es'eluke'l-huda ve't-tuka ve'l-ifafe ve'l-ğina.» Dua’nın Meali: Allahım! Ben senden hidayet, takva, iffet ve (gönülce) zenginlik isterim. Diğer tahric: Müslim ve Tirmizi AÇIKLAMA (3830, 3831, 3832): 3830 nolu hadisin baş kısmında Allah'tan inayet ve nusret isteniyor. Bu bölümün;

حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الدَّوْرَقِيُّ، وَمُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ أَبِي الأَحْوَصِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَنَّهُ كَانَ يَقُولُ ‏ "‏ اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ الْهُدَى وَالتُّقَى وَالْعَفَافَ وَالْغِنَى ‏"‏ ‏.‏
Sünen-i İbn Mâce, Kitâb 34 (Dua), Bâb 2, Hadis no. 3832
Sünen-i İbn Mâce 3833Sahih (el-Elbânî)

Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle dua ederdi: «Allahumme infa'ni bima allemteni ve allimni ma yenfauni ve zidni ilmen ve'l-hamdu lillahi ala kulli halin ve euzu billahi min azabi'n-Nar. » Duanın Meali: Allahım! Bana öğrettiğin ilimden beni yararlandır, menfaatleneceğim bilgileri bana ihsan eyle ve ilmimi arttır. Hamd her hal üzerine Allah'adır. Ben ateş azabından Allah'a sığınırım. Diğer tahric: Bu Hadisi; Tirmizi, Nesai ve Hakim de rivayet etmişlerdir

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ، عَنْ مُوسَى بْنِ عُبَيْدَةَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ ثَابِتٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ ‏ "‏ اللَّهُمَّ انْفَعْنِي بِمَا عَلَّمْتَنِي وَعَلِّمْنِي مَا يَنْفَعُنِي وَزِدْنِي عِلْمًا وَالْحَمْدُ لِلَّهِ عَلَى كُلِّ حَالٍ وَأَعُوذُ بِاللَّهِ مِنْ عَذَابِ النَّارِ ‏"‏ ‏.‏
Sünen-i İbn Mâce, Kitâb 34 (Dua), Bâb 2, Hadis no. 3833
Sünen-i İbn Mâce 3834Sahih (el-Elbânî)

Enes bin Malik (r.a.)'den; şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Allahumme sebbit kalbi ala dinike (Allah'ım kalbimi dininin üzerinde sabit kıl)» duasını çok söylerdi. Bununun üzerine bir adam: Ya Resulallah! Sana iman ettiğimiz ve getirdiğin (din) hakkında seni tasdik ettiğimiz halde bizim için korkuyor (mu)sun ? dedi. Bunun üzerine Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Kalbler şüphesiz Rahman (olan Allah Azze ve Celle) nin parmaklarından iki parmak arasındadır (dilediği şekilde) döndürür.» buyurdu. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bu hadisin senedinin sıhhat durumu Yezid er-Rakkaşi'nin güvenilirliği durumuna bağlıdır. Bu ravi zayıftır

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ يَزِيدَ الرَّقَاشِيِّ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يُكْثِرُ أَنْ يَقُولَ ‏"‏ اللَّهُمَّ ثَبِّتْ قَلْبِي عَلَى دِينِكَ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ رَجُلٌ يَا رَسُولَ اللَّهِ تَخَافُ عَلَيْنَا وَقَدْ آمَنَّا بِكَ وَصَدَّقْنَاكَ بِمَا جِئْتَ بِهِ فَقَالَ ‏"‏ إِنَّ الْقُلُوبَ بَيْنَ إِصْبَعَيْنِ مِنْ أَصَابِعِ الرَّحْمَنِ عَزَّ وَجَلَّ يُقَلِّبُهَا ‏"‏ ‏.‏ وَأَشَارَ الأَعْمَشُ بِإِصْبَعَيْهِ ‏.‏
Sünen-i İbn Mâce, Kitâb 34 (Dua), Bâb 2, Hadis no. 3834
Sünen-i İbn Mâce 3835Sahih (el-Elbânî)

Ebu Bekr-i Sıddık (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Kendisi Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e: Ya Resulallah! Bana namazım(ın sonun)da okuyacağım bir duayı öğret, diye ricada bulunmuş. Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «''Allahumme inni zalemtu nefsi zulmen kesiren ve la yağfiru'z-zunube illa ente fağfirli mağfireten min indike verhamni inneke ente'l-ğafuru'r-Rahim.'' duasını oku.» buyurdu. Dua'nın meali: Allahım! Şüphesiz ben kendi nefsime çok zulüm ettim. Senden başka hiçbir kimse günahları bağışlayamaz. Bu itibarla katından (ikram olarak) bir mağfiretle beni bağışla ve bana merhamet et. Şüphesiz Ğafur sensin, Rahim sensin. Diğer tahric edenler: Buhari, sıfatu’s-salat, Müslim zikir, Tirmizi, deavat; Nesai, sehv BUHARİ RİVAYETİ VE İZAH İÇİN BURAYA TIKLAYIN

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي حَبِيبٍ، عَنْ أَبِي الْخَيْرِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرِو بْنِ الْعَاصِ، عَنْ أَبِي بَكْرٍ الصِّدِّيقِ، ‏.‏ أَنَّهُ قَالَ لِرَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ عَلِّمْنِي دُعَاءً أَدْعُو بِهِ فِي صَلاَتِي ‏.‏ قَالَ ‏ "‏ قُلِ اللَّهُمَّ إِنِّي ظَلَمْتُ نَفْسِي ظُلْمًا كَثِيرًا وَلاَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلاَّ أَنْتَ فَاغْفِرْ لِي مَغْفِرَةً مِنْ عِنْدِكَ وَارْحَمْنِي إِنَّكَ أَنْتَ الْغَفُورُ الرَّحِيمُ ‏"‏ ‏.‏
Sünen-i İbn Mâce, Kitâb 34 (Dua), Bâb 2, Hadis no. 3835
Sünen-i İbn Mâce 3836Zayıf (el-Elbânî)

Ebu Ümame el-Bahili (r.a.)'den; şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir baston'a dayanmış olarak çıkıp yanımıza geldi. Biz de onu görünce ayağa kalktık. Bunun üzerine: «Faris halkının ulularına karşı yaptıkları gibi yapmayınız.» buyurdu. Biz: Ya Resulallah! Bizim için Allah'a dua etmenizi diliyoruz. dedik. O da: «Allahım bize mağfiret eyle, bize merhamet et. bizden razı ol, (ibadet ve duaları) bizden kabul eyle, bizi cennet'e dahil et, bizi ateşten kurtar ve bizim için her durumumuzu ıslah eyle,» diye dua ett. Ebu Ümame dediki: Bana öyle geliyorki bize daha fazla dua buyurmasını iştiyakla arzuladık. Bunun üçin şöyle buyurdu: «Dilekler işini sizin için toplamadım mı?» (Yani sizin için gerekli herşeyi istemedim mi) Bu hadis'in ilk bölümü yani dua talebi ve dua kısmı hariç kalan kısmını Ebu Davud da rivayet etti

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ مِسْعَرٍ، عَنْ أَبِي مَرْزُوقٍ، عَنْ أَبِي الْعَدَبَّسِ، عَنْ أَبِي أُمَامَةَ الْبَاهِلِيِّ، قَالَ خَرَجَ عَلَيْنَا رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَهُوَ مُتَّكِئٌ عَلَى عَصًا فَلَمَّا رَأَيْنَاهُ قُمْنَا فَقَالَ ‏"‏ لاَ تَفْعَلُوا كَمَا يَفْعَلُ أَهْلُ فَارِسَ بِعُظَمَائِهَا ‏"‏ ‏.‏ قُلْنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ لَوْ دَعَوْتَ اللَّهَ لَنَا ‏.‏ قَالَ ‏"‏ اللَّهُمَّ اغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَا وَارْضَ عَنَّا وَتَقَبَّلْ مِنَّا وَأَدْخِلْنَا الْجَنَّةَ وَنَجِّنَا مِنَ النَّارِ وَأَصْلِحْ لَنَا شَأْنَنَا كُلَّهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَكَأَنَّمَا أَحْبَبْنَا أَنْ يَزِيدَنَا فَقَالَ ‏"‏ أَوَلَيْسَ قَدْ جَمَعْتُ لَكُمُ الأَمْرَ ‏"‏ ‏.‏
Sünen-i İbn Mâce, Kitâb 34 (Dua), Bâb 2, Hadis no. 3836
Sünen-i İbn Mâce 3837Sahih (el-Elbânî)

Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle dua ederdi: «Allahım dört şeyden sana sığınırım: Faydasız ilimden, huşu duynayan kalp'ten, doymayan nefis'ten ve işitilmeyen (yani kabul olmayan) dua'dan.» Diğer tahric: Bu hadisi Ebu Davud ve Nesai de tahric ettiler. Benzerini ise Müslim, Zeyd bin Erkam, Tirmizi, İbn-i Amr bin el-As r.a.'dan rivayet ettiler

حَدَّثَنَا عِيسَى بْنُ حَمَّادٍ الْمِصْرِيُّ، أَنْبَأَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي سَعِيدٍ الْمَقْبُرِيِّ، عَنْ أَخِيهِ، عَبَّادِ بْنِ أَبِي سَعِيدٍ أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا هُرَيْرَةَ، يَقُولُ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ ‏ "‏ اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الأَرْبَعِ مِنْ عِلْمٍ لاَ يَنْفَعُ وَمِنْ قَلْبٍ لاَ يَخْشَعُ وَمِنْ نَفْسٍ لاَ تَشْبَعُ وَمِنْ دُعَاءٍ لاَ يُسْمَعُ ‏"‏ ‏.‏
Sünen-i İbn Mâce, Kitâb 34 (Dua), Bâb 2, Hadis no. 3837
BÂB (3)

بَابُ مَا تَعَوَّذَ مِنْهُ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ

Sünen-i İbn Mâce 3838Sahih (el-Elbânî)

Aişe (r.anha)'dan rivayet edildiğine göre Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şu cümlelerle dua ederdi: «Allahım! cehennem ateşinin fitnesinden cehennem ateşinin azabından, kabir fitnesinden, kabir azabından, zenginlik fitnesinin, şerrinden, fakirlik fitnesinin şerrinden ve Deccal-i Mesih'in fitnesinin şerrinden sana sığınırım. Allahım! Günahlarımı kar ve dolu suyu ile yıka. ve beyaz elbiseyi kirden temizler gibi kalbimi hatalardan arındır. Benimle hatalarımın arasını da doğu ile batının arasını uzaklaştırdığın gibi uzak kıl. Allahım! Tembellikten, bunaklık derecesinde ihtiyarlıktan, günahtan ve borç'tan ve borçluluktan sana sığınırım. » Diğer tahric: Bu hadisi; Buhari, Müslim, Tirmizi ve Nesal de rivayet etmişlerdir

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ، ح وَحَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، جَمِيعًا عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ يَدْعُو بِهَؤُلاَءِ الْكَلِمَاتِ ‏ "‏ اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ فِتْنَةِ النَّارِ وَعَذَابِ النَّارِ وَمِنْ فِتْنَةِ الْقَبْرِ وَعَذَابِ الْقَبْرِ وَمِنْ شَرِّ فِتْنَةِ الْغِنَى وَشَرِّ فِتْنَةِ الْفَقْرِ وَمِنْ شَرِّ فِتْنَةِ الْمَسِيحِ الدَّجَّالِ اللَّهُمَّ اغْسِلْ خَطَايَاىَ بِمَاءِ الثَّلْجِ وَالْبَرَدِ وَنَقِّ قَلْبِي مِنَ الْخَطَايَا كَمَا نَقَّيْتَ الثَّوْبَ الأَبْيَضَ مِنَ الدَّنَسِ وَبَاعِدْ بَيْنِي وَبَيْنَ خَطَايَاىَ كَمَا بَاعَدْتَ بَيْنَ الْمَشْرِقِ وَالْمَغْرِبِ اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْكَسَلِ وَالْهَرَمِ وَالْمَأْثَمِ وَالْمَغْرَمِ ‏"‏ ‏.‏
Sünen-i İbn Mâce, Kitâb 34 (Dua), Bâb 3, Hadis no. 3838
Sünen-i İbn Mâce 3839Sahih (el-Elbânî)

Aişe (r.anha)'dan rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle dua ederdi: «Allahım! İşlediğimin şerrinden ve işlemediğimden sana sığınırım.» Diğer tahric: Bu hadisi; Müslim, Ebu Davud ve Nesai de rivAyet etmişlerdir

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ إِدْرِيسَ، عَنْ حُصَيْنٍ، عَنْ هِلاَلٍ، عَنْ فَرْوَةَ بْنِ نَوْفَلٍ، قَالَ سَأَلْتُ عَائِشَةَ عَنْ دُعَاءٍ، كَانَ يَدْعُو بِهِ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَتْ كَانَ يَقُولُ ‏ "‏ اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا عَمِلْتُ وَمِنْ شَرِّ مَا لَمْ أَعْمَلْ ‏"‏ ‏.‏
Sünen-i İbn Mâce, Kitâb 34 (Dua), Bâb 3, Hadis no. 3839
Sünen-i İbn Mâce 3840Hasen-Sahih (el-Elbânî)

İbn-i Abbas (r.a.)'den şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize Kur'an'dan olan sureyi öğrettiği gibi bize bu dua'yı da öğretirdi: «Allahım! Cehennem azabından şüphesiz sana sığınırım. Kabir azabından da cidden sana sığınırım ve Deccal-i Mesih'in fitnesinden de gerçekten sana sığınırım. Hayat ve Ölüm fitnesinden de sana sığınırım.» Diğer tahric: Bu hadis; Müslim, Tirmizi, Ebu Davud ve Nesai tarafından da rivayet edilmiştir

حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ الْمُنْذِرِ الْحِزَامِيُّ، حَدَّثَنَا بَكْرُ بْنُ سُلَيْمٍ، حَدَّثَنِي حُمَيْدٌ الْخَرَّاطُ، عَنْ كُرَيْبٍ، مَوْلَى ابْنِ عَبَّاسٍ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يُعَلِّمُنَا هَذَا الدُّعَاءَ كَمَا يُعَلِّمُنَا السُّورَةَ مِنَ الْقُرْآنِ ‏ "‏ اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ عَذَابِ جَهَنَّمَ وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ فِتْنَةِ الْمَسِيحِ الدَّجَّالِ وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ فِتْنَةِ الْمَحْيَا وَالْمَمَاتِ ‏"‏ ‏.‏
Sünen-i İbn Mâce, Kitâb 34 (Dua), Bâb 3, Hadis no. 3840
Sünen-i İbn Mâce 3841Sahih (el-Elbânî)

Aişe (r.anha)'dan; şöyle demiştir: Ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i bir gece yatağında bulamadım. Bunun üzerine O'nu aradım ve elim O'nun ayağının alt kısmına değdi. O secde halinde idi, her iki ayağı dikilmiş vaziyette idi ve şöyle dua ediyordu: «Allahım! Ben senin hoşnutsuzluğundan rızana ve azabından affına sığınırım. Sen(in azabın)den sana sığınırım. Sana (layıkı vechiyle) hamd - sena etmeye takatim yetmez. Sen zatını övdüğün yüce vasıflara, üstün kemalat'a sahibsin.» Diğer tahric: Bu hadisi Müslim ve Tirmizi de rivayet etmişlerdir

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ يَحْيَى بْنِ حَبَّانَ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ فَقَدْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ذَاتَ لَيْلَةٍ مِنْ فِرَاشِهِ فَالْتَمَسْتُهُ فَوَقَعَتْ يَدِي عَلَى بَطْنِ قَدَمَيْهِ وَهُوَ فِي الْمَسْجِدِ وَهُمَا مَنْصُوبَتَانِ وَهُوَ يَقُولُ ‏ "‏ اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِرِضَاكَ مِنْ سَخَطِكَ وَبِمُعَافَاتِكَ مِنْ عُقُوبَتِكَ وَأَعُوذُ بِكَ مِنْكَ لاَ أُحْصِي ثَنَاءً عَلَيْكَ أَنْتَ كَمَا أَثْنَيْتَ عَلَى نَفْسِكَ ‏"‏ ‏.‏
Sünen-i İbn Mâce, Kitâb 34 (Dua), Bâb 3, Hadis no. 3841
Sünen-i İbn Mâce 3842Sahih (el-Elbânî)

Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu demiştir: «Fakirlikten, azlıktan, zilletten, zulüm etmekten ve zulm'e uğramaktan Allah'a sığınırım.» Diğer tahric: Bu hadisi; Ebu Davud ile Nesai de rivayet etmişlerdir

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مُصْعَبٍ، عَنِ الأَوْزَاعِيِّ، عَنْ إِسْحَاقَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ جَعْفَرِ بْنِ عِيَاضٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ تَعَوَّذُوا بِاللَّهِ مِنَ الْفَقْرِ وَالْقِلَّةِ وَالذِّلَّةِ وَأَنْ تَظْلِمَ أَوْ تُظْلَمَ ‏"‏ ‏.‏
Sünen-i İbn Mâce, Kitâb 34 (Dua), Bâb 3, Hadis no. 3842
Sünen-i İbn Mâce 3843Hasen (el-Elbânî)

Cabir (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Allah'tan yararlı ilim dileyiniz ve yarar sağlamayan ilim'den Allah'a sığınınız.» Not: Zevald'de şöyle denilmiştir: Bunun senedi sahih olup ravileri sika (yani güvenilir zatlar) dır. Ravi Üsame bin Zeyd, el-Leysi el-Müzeni olan Usame'dir. Müslim bu ravinin hadislerin! rivayet etmiştir

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ أُسَامَةَ بْنِ زَيْدٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُنْكَدِرِ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ سَلُوا اللَّهَ عِلْمًا نَافِعًا وَتَعَوَّذُوا بِاللَّهِ مِنْ عِلْمٍ لاَ يَنْفَعُ ‏"‏ ‏.‏
Sünen-i İbn Mâce, Kitâb 34 (Dua), Bâb 3, Hadis no. 3843
Sünen-i İbn Mâce 3844Zayıf (el-Elbânî)

Ömer(r.a.)'den; şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), korkaklıktan, cimrilikten ve ömrün en rezil döneminden ve kalb fitnesinden Allah'a sığınırdı. (Ravi) Veki' dediki: Kalb fitnesi ile bir günah işleyip de ondan dolayı Allah'tan mağfiret dilemeden ölen adamın kalbini kasdetmiştir. Diğer tahric: Bu hadisi Ebu Davud ve Nesai de rivayet etmişlerdir

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ إِسْرَائِيلَ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مَيْمُونٍ، عَنْ عُمَرَ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ يَتَعَوَّذُ مِنَ الْجُبْنِ وَالْبُخْلِ وَأَرْذَلِ الْعُمُرِ وَعَذَابِ الْقَبْرِ وَفِتْنَةِ الصَّدْرِ ‏.‏ قَالَ وَكِيعٌ يَعْنِي الرَّجُلَ يَمُوتُ عَلَى فِتْنَةٍ لاَ يَسْتَغْفِرُ اللَّهَ مِنْهَا ‏.‏
Sünen-i İbn Mâce, Kitâb 34 (Dua), Bâb 3, Hadis no. 3844
BÂB (4)

بَابُ الْجَوَامِعِ مِنَ الدُّعَاءِ

Sünen-i İbn Mâce 3845Sahih (el-Elbânî)

Tarik (b. Eşyem r.a.)'den rivayet edildiğine göre bir adam Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek, Ya Resulullah! Ben Rabbim'den dilekte bulunmak istediğim zaman nasıl söyleyeyim, dediğinde Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in (adama) şöyle buyurduğuna şahid olmuştur: « De ki : اللّهُمَّ! اغْفِرْ لِي وَارْحَمْنِي وَعَافِنِي وَارْزُقْنِي = Allahumme-ğfirli ve erhamni ve afini ve erzukni. » Ve Resul-i Ekrem (sallallahu aleyhi ve sellem) baş parmak hariç dört parmağını birleştirerek: «Şüphesiz şunlar senin için dinini ve dünyanı tıoplar » Dua’nın Meali: De ki: Allahım! Beni bağışla, bana rahmet et, beni afiyette kıl ve beni rızıklandır

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، أَنْبَأَنَا أَبُو مَالِكٍ، سَعْدُ بْنُ طَارِقٍ عَنْ أَبِيهِ، أَنَّهُ سَمِعَ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَقَدْ أَتَاهُ رَجُلٌ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ كَيْفَ أَقُولُ حِينَ أَسْأَلُ رَبِّي قَالَ ‏"‏ قُلِ اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِي وَارْحَمْنِي وَعَافِنِي وَارْزُقْنِي ‏"‏ ‏.‏ وَجَمَعَ أَصَابِعَهُ الأَرْبَعَ إِلاَّ الإِبْهَامَ ‏"‏ فَإِنَّ هَؤُلاَءِ يَجْمَعْنَ لَكَ دِينَكَ وَدُنْيَاكَ ‏"‏ ‏.‏
Sünen-i İbn Mâce, Kitâb 34 (Dua), Bâb 4, Hadis no. 3845
Sünen-i İbn Mâce 3846Sahih (el-Elbânî)

Aişe (r.anha)'dan rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kendisine şu dua'yı öğretmiştir: «Allahım! Şüphesiz ben senden hayrın her çeşidinden isterim, acil olanı, acil olmayanı, bilebildiğim hayrı ve bilemediğim hayrı. Acil olan ve acil olmayan, bilebildiğim ve bilemediğim şerrin hepsinden sana sığınırım. Allahım! Senin kulun ve Nibiinin Sen'den istediği hayır (çeşidlerinden) şüphesiz bende isterim ve senin sevgili kulun ve Nebi'inin sana sığındığı şerlerden sana bende sığınırım. Allahım! Şüphesiz ben sen'den cenneti ve (beni) cennet'e yaklaştırıcı söz ve amel (de) muvaffak olmayı isterim.Cehennme ateşinden ve (beni) ona yaklaştıran söz veya amel'den de sana sığınırım. Beni için hükmettiğim her kaza (ve kadar) hükmünü hayırlı kılmanı senden dilerim.» Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedi söz götürür. Seneddekl Ümmü Külsüm hakkında konuşanı görmedim. Bir gurup onu sahabilerden saymışlar ise de buna itiraz variddir, çünkü bu hatun Ebu Bekir (r.a.)'m vefatından sonra doğmuştur. Senedin kalan ravileri güvenilir zatlardır

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَفَّانُ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، أَخْبَرَنِي جَبْرُ بْنُ حَبِيبٍ، عَنْ أُمِّ كُلْثُومٍ بِنْتِ أَبِي بَكْرٍ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ عَلَّمَهَا هَذَا الدُّعَاءَ ‏ "‏ اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ مِنَ الْخَيْرِ كُلِّهِ عَاجِلِهِ وَآجِلِهِ مَا عَلِمْتُ مِنْهُ وَمَا لَمْ أَعْلَمْ وَأَعُوذُ بِكَ مِنَ الشَّرِّ كُلِّهِ عَاجِلِهِ وَآجِلِهِ مَا عَلِمْتُ مِنْهُ وَمَا لَمْ أَعْلَمْ اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ مِنْ خَيْرِ مَا سَأَلَكَ عَبْدُكَ وَنَبِيُّكَ وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا عَاذَ بِهِ عَبْدُكَ وَنَبِيُّكَ اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ الْجَنَّةَ وَمَا قَرَّبَ إِلَيْهَا مِنْ قَوْلٍ أَوْ عَمَلٍ وَأَعُوذُ بِكَ مِنَ النَّارِ وَمَا قَرَّبَ إِلَيْهَا مِنْ قَوْلٍ أَوْ عَمَلٍ وَأَسْأَلُكَ أَنْ تَجْعَلَ كُلَّ قَضَاءٍ قَضَيْتَهُ لِي خَيْرًا ‏"‏ ‏.‏
Sünen-i İbn Mâce, Kitâb 34 (Dua), Bâb 4, Hadis no. 3846
Sünen-i İbn Mâce 3847Sahih (el-Elbânî)

Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir adam a: «Namaz da (yani oturunca) ne diyorsun? » diye sordu. Adam: Ben teşehüdü (tehiyat ve salavat) okuyorum. Sonra Allah'tan cennet diliyor ve cehennem ateşinden O'na sığınıyorum. Ama, Vallahi ben ne senin ne okuduğunu ne de Muaz'ın ne okuduğunu bilmiyorum. dedi. Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Biz onun çevresinde (yani senin okuduğun şeylere yakın) sözler söyleriz,» buyurdu. Not: Zevaid'de bunun senedinin sahih ve ravilerinin güvenilir olduğu belirtilmiştir

حَدَّثَنَا يُوسُفُ بْنُ مُوسَى الْقَطَّانُ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ لِرَجُلٍ ‏"‏ مَا تَقُولُ فِي الصَّلاَةِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَتَشَهَّدُ ثُمَّ أَسْأَلُ اللَّهَ الْجَنَّةَ وَأَعُوذُ بِهِ مِنَ النَّارِ أَمَا وَاللَّهِ مَا أُحْسِنُ دَنْدَنَتَكَ وَلاَ دَنْدَنَةَ مُعَاذٍ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ حَوْلَهُمَا نُدَنْدِنُ ‏"‏ ‏.‏
Sünen-i İbn Mâce, Kitâb 34 (Dua), Bâb 4, Hadis no. 3847
BÂB (5)

بَابُ الدُّعَاءِ بِالْعَفْوِ وَالْعَافِيَةِ

Sünen-i İbn Mâce 3848Zayıf (el-Elbânî)

Enes bin Malik (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Bir adam Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek: Ya Resulallah! Hangi dua efdaldir? diye sordu. Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Rabbinden dünyada ve ahirette afv ve afiyet dile » buyurdu. Sonra Adam ikinci gün gelerek: Ya Resulallah! Hangi dua efdaldir? diye sordu. Resul- Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Rabbin'den dünyada ve ahirette afv ve afiyet iste, » buyurdu. Sonra adam ona üçüncü gün geldi ve: Ya Nebiyyallah! Hangi dua efdaldir? dedi. Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Rabbin'den dünyada ve ahirette afv ve afiyet dile. Sana dünya ve ahirette afv afiyet verilince şüphesiz muradına ermiş olursun,» buyurdu. Bu Hadis’i Tirmizi de tahric etti

حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الدِّمَشْقِيُّ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي فُدَيْكٍ، أَخْبَرَنِي سَلَمَةُ بْنُ وَرْدَانَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ أَتَى النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ رَجُلٌ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَىُّ الدُّعَاءِ أَفْضَلُ قَالَ ‏"‏ سَلْ رَبَّكَ الْعَفْوَ وَالْعَافِيَةَ فِي الدُّنْيَا وَالآخِرَةِ ‏"‏ ‏.‏ ثُمَّ أَتَاهُ فِي الْيَوْمِ الثَّانِي فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَىُّ الدُّعَاءِ أَفْضَلُ قَالَ ‏"‏ سَلْ رَبَّكَ الْعَفْوَ وَالْعَافِيَةَ فِي الدُّنْيَا وَالآخِرَةِ ‏"‏ ‏.‏ ثُمَّ أَتَاهُ فِي الْيَوْمِ الثَّالِثِ فَقَالَ يَا نَبِيَّ اللَّهِ أَىُّ الدُّعَاءِ أَفْضَلُ قَالَ ‏"‏ سَلْ رَبَّكَ الْعَفْوَ وَالَعَافِيَةَ فِي الدُّنْيَا وَالآخِرَةِ فَإِذَا أُعْطِيتَ الْعَفْوَ وَالْعَافِيَةَ فِي الدُّنْيَا وَالآخِرَةِ فَقَدْ أَفْلَحْتَ ‏"‏ ‏.‏
Sünen-i İbn Mâce, Kitâb 34 (Dua), Bâb 5, Hadis no. 3848
Sünen-i İbn Mâce 3849Sahih (el-Elbânî)

Evsat bin İsmail el-Beceli (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) vefat edince Ebu Bekr (r.a.)'in şu hadis'i rivayetine kendisi şahid olmuştur: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) iki yıl benim şu yerimde ayağa kalktı (Ebu Bekr böyle söyledikten sonra ağladı). Daha sonra hadis rivayetine devamla dediki: (Sözde ve iş'te) doğruluktan ayrılmayınız. Çünkü doğruluk şüphesiz hayır ile beraberdir (yani sahibini iyi amele yöneltir.) Doğruluk ve hayır (sahibi) de cennettedir. Yalancılıktan da sakınınız. Çünkü yalancılık şüphesiz şer ile beraberdir. (yani sahibini kötülüğe sürükler) ve yalancılıkla şer sahibi cehennemdedir. Allah'tan muafat (yani hoşlanılmayan şerlerden selamet ve afiyette olamayı) dileyiniz. Çünkü hiç kimse imandan sonra afiyetten daha hayırlı bir şey şüphesiz verilmemiştir. Birbirinize haset etmeyiniz. Birbirinize buğz etmeyiniz. Birbirinizle iyi ilişkileri kemeyiniz. Birbirinizden yüz çevirip küsüşmeyiniz. Ve ey Allah'ın kulları kardeşler olunuz. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bu hadisi Nesai, el•Yevm ve'l.Leyle adlı kitabında birkaç yoldan rivayet etmiştir. O yollardan bazısı şunlardır: Yahya. bin Osman'dan, o da Ömer bin Abdulvahid'den; ayrıca Mahmud bin Halid'den, o da el•Velid'den rivayet etmişler ve bu iki ravi. yani Ömer ile Velid bunu Abdurrahman bin Yezld'den, o da Cabir'den. o da Süleym bin Amir'den rivayette' bulunmuşlardır

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ، وَعَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا عُبَيْدُ بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ سَمِعْتُ شُعْبَةَ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ خُمَيْرٍ، قَالَ سَمِعْتُ سُلَيْمَ بْنَ عَامِرٍ، يُحَدِّثُ عَنْ أَوْسَطَ بْنِ إِسْمَاعِيلَ الْبَجَلِيِّ، أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا بَكْرٍ، حِينَ قُبِضَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ قَامَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فِي مَقَامِي هَذَا عَامَ الأَوَّلِ ثُمَّ بَكَى أَبُو بَكْرٍ ثُمَّ قَالَ ‏ "‏ عَلَيْكُمْ بِالصِّدْقِ فَإِنَّهُ مَعَ الْبِرِّ وَهُمَا فِي الْجَنَّةِ وَإِيَّاكُمْ وَالْكَذِبَ فَإِنَّهُ مَعَ الْفُجُورِ وَهُمَا فِي النَّارِ وَسَلُوا اللَّهَ الْمُعَافَاةَ فَإِنَّهُ لَمْ يُؤْتَ أَحَدٌ بَعْدَ الْيَقِينِ خَيْرًا مِنَ الْمُعَافَاةِ وَلاَ تَحَاسَدُوا وَلاَ تَبَاغَضُوا وَلاَ تَقَاطَعُوا وَلاَ تَدَابَرُوا وَكُونُوا عِبَادَ اللَّهِ إِخْوَانًا ‏"‏ ‏.‏
Sünen-i İbn Mâce, Kitâb 34 (Dua), Bâb 5, Hadis no. 3849
Sünen-i İbn Mâce 3850Sahih (el-Elbânî)

Aişe (r.anha)'dan rivayet edildiğine göre, kendisi: Ya Resulallh! Kadis gecesine rastlarsam ne dua edeceğimi bana bildir, diye talepte bulunmuş. Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: «Allahım! Şüphesiz, sen afv edicisin, afv etmeyi seversin, beni afv et, dersin.» (Allahumme inneke afuvvun, tuhibbu'l-afve, fe-affu anni) Diğer tahric: Tirmizi, Nesai, Ahmed ve Hakim

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ كَهْمَسِ بْنِ الْحَسَنِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ بُرَيْدَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّهَا قَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَرَأَيْتَ إِنْ وَافَقْتُ لَيْلَةَ الْقَدْرِ مَا أَدْعُو قَالَ ‏ "‏ تَقُولِينَ اللَّهُمَّ إِنَّكَ عَفُوٌّ تُحِبُّ الْعَفْوَ فَاعْفُ عَنِّي ‏"‏ ‏.‏
Sünen-i İbn Mâce, Kitâb 34 (Dua), Bâb 5, Hadis no. 3850
Sünen-i İbn Mâce 3851Sahih (el-Elbânî)

Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Kulun; ''Allahın! Ben sen'den dünya ve ahirette afiyet dilerim'' duasından daha faziletli, edecceği bir dua yoktur.» Zevaid de : Bu hadis'in senedi sahih, ravileri sikadır. Ravi el-Ala bin Ziyad'ı İbn-i Hibban sika saymıştır. Bende bu ravi hakkında konuşanı görmedim. diğer raviler ise meşhurdurlar, hakların konuşmaya gerek yoktur

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ هِشَامٍ، صَاحِبِ الدَّسْتَوَائِيِّ عَنْ قَتَادَةَ، عَنِ الْعَلاَءِ بْنِ زِيَادٍ الْعَدَوِيِّ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ مَا مِنْ دَعْوَةٍ يَدْعُو بِهَا الْعَبْدُ أَفْضَلَ مِنَ - اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ الْمُعَافَاةَ فِي الدُّنْيَا وَالآخِرَةِ ‏"‏ ‏.‏
Sünen-i İbn Mâce, Kitâb 34 (Dua), Bâb 5, Hadis no. 3851
BÂB (6)

بَابٌ إِذَا دَعَا أَحَدُكُمْ فَلْيَبْدَأْ بِنَفْسِهِ

Sünen-i İbn Mâce 3852Zayıf (el-Elbânî)

İbn-i (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle dua etti, demiştir: «Allah biz'e ve Ad'in kardeşine rahmet eylesin.» Zevaid de: Bu hadis'in senedi sahih, ravileri sikadır

حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ الْخَلاَّلُ، حَدَّثَنَا زَيْدُ بْنُ الْحُبَابِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ يَرْحَمُنَا اللَّهُ وَأَخَا عَادٍ ‏"‏ ‏.‏
Sünen-i İbn Mâce, Kitâb 34 (Dua), Bâb 6, Hadis no. 3852
BÂB (7)

بَابُ يُسْتَجَابُ لِأَحَدِكُمْ مَا لَمْ يَعْجَلْ

Sünen-i İbn Mâce 3853Sahih (el-Elbânî)

Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Herhangibiriniz acele etmedikçe duası kabul olunur, » buyurmuş. Dua eden kişi nasıl acele eder? Ya Resulullah, diye sorulunca, O: «Adam: Ben Allah'a dua ettim de Allah benim duamı kabul etmedi, der.» diye cevap verdi. Diğer tahric: Buhari, deavat; Müslim, zikir; Ebu Davud, vitr; Tirmizi dua; Muvatta', kur'an; Ahmed b. Hanbel, II, 487. Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir. Ebu Ubeyde’nin ismi Sa’d’tır. Abdurrahman b. Ezher’in azadlı kölesidir. Abdurrahman b. Avf’ın azadlısı olduğu da söylenir. Abdurrahman b. Ezher ise Abdurrahman b. Avf’ın amcasının oğludur. Tirmizî: Bu konuda Enes (r.a.)’den de hadis rivâyet edilmiştir

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ مَالِكِ بْنِ أَنَسٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَبِي عُبَيْدٍ، مَوْلَى عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَوْفٍ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏"‏ يُسْتَجَابُ لأَحَدِكُمْ مَا لَمْ يَعْجَلْ ‏"‏ ‏.‏ قِيلَ وَكَيْفَ يَعْجَلُ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ ‏"‏ يَقُولُ قَدْ دَعَوْتُ اللَّهَ فَلَمْ يَسْتَجِبِ اللَّهُ لِي ‏"‏ ‏.‏
Sünen-i İbn Mâce, Kitâb 34 (Dua), Bâb 7, Hadis no. 3853
BÂB (8)

بَابُ لَا يَقُولُ الرَّجُلُ: اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِي إِنْ شِئْتَ

Sünen-i İbn Mâce 3854Sahih (el-Elbânî)

Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Sakın herhangi biriniz ''Allahım! Dilersen bana mağfiret et'' şeklinde dua etmesin. ve dileğinde kesin ifade kullansın. Çünkü Allah'ı zorlayan hiç bir güç yoktur.» Diğer tahric: Bu hadisi; Buhari, Müslim, Tirmizi, Ebu Davud ve Malik de rivayet etmişlerdir

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ إِدْرِيسَ، عَنِ ابْنِ عَجْلاَنَ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ لاَ يَقُولَنَّ أَحَدُكُمُ اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِي إِنْ شِئْتَ وَلْيَعْزِمْ فِي الْمَسْأَلَةِ فَإِنَّ اللَّهَ لاَ مُكْرِهَ لَهُ ‏"‏ ‏.‏
Sünen-i İbn Mâce, Kitâb 34 (Dua), Bâb 8, Hadis no. 3854
BÂB (9)

بَابُ اسْمِ اللَّهِ الْأَعْظَمِ

Sünen-i İbn Mâce 3855Hasen (el-Elbânî)

Esma' bint-i Yezid (r.anha)'dan rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Allah'ın ism-i azam'ı şu iki ayettedir (1):’’ وَإلهُكُمْ إِلهٌ وَاحِدٌ لاَ إِلهَ إِلاَّ هُوَ الرَّحْمنُ الرَّحِيمُ. =..Ve sizin ilahınız tek ilhtır. Ondan başka ilah yoktur. Rahman O'dur. Rahim O'dur.’’ [Bakara163] (2): Al-i İmran suresinin başındaki iki ayet.» الم {1} اللّهُ لا إِلَـهَ إِلاَّ هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ {2} "Elif, Lam, Mim. Allah, O'ndan başka ilah yoktur, ezeli ve ebedi diri olan O'dur, bütün varlıkları yönetip gözeten O'dur." Diğer tahric: Bu lıadisi; Tirmizi, Ebu Davud ve Ahmed de rivAyet etmişlerdir

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ، حَدَّثَنَا عِيسَى بْنُ يُونُسَ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي زِيَادٍ، عَنْ شَهْرِ بْنِ حَوْشَبٍ، عَنْ أَسْمَاءَ بِنْتِ يَزِيدَ، قَالَتْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏"‏ اسْمُ اللَّهِ الأَعْظَمُ فِي هَاتَيْنِ الآيَتَيْنِ ‏{وَإِلَهُكُمْ إِلَهٌ وَاحِدٌ لاَ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ الرَّحْمَنُ الرَّحِيمُ}‏ وَفَاتِحَةِ سُورَةِ آلِ عِمْرَانَ ‏"‏ ‏.‏
Sünen-i İbn Mâce, Kitâb 34 (Dua), Bâb 9, Hadis no. 3855
Sünen-i İbn Mâce 3856Hasen (el-Elbânî)

Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.

حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الدِّمَشْقِيُّ، حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْعَلاَءِ، عَنِ الْقَاسِمِ، قَالَ اسْمُ اللَّهِ الأَعْظَمُ الَّذِي إِذَا دُعِيَ بِهِ أَجَابَ فِي سُوَرٍ ثَلاَثٍ الْبَقَرَةِ وَآلِ عِمْرَانَ وَطَهَ ‏.‏ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الدِّمَشْقِيُّ، حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ أَبِي سَلَمَةَ، قَالَ ذَكَرْتُ ذَلِكَ لِعِيسَى بْنِ مُوسَى فَحَدَّثَنِي أَنَّهُ، سَمِعَ غَيْلاَنَ بْنَ أَنَسٍ، يُحَدِّثُ عَنِ الْقَاسِمِ، عَنْ أَبِي أُمَامَةَ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ نَحْوَهُ ‏.‏
Sünen-i İbn Mâce, Kitâb 34 (Dua), Bâb 9, Hadis no. 3856
Sünen-i İbn Mâce 3857Sahih (el-Elbânî)

Büreyde (bin el-Husayb) (r.a.)'den şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir adam'ın (ki Ebu Musa el-Eş'aridir): ''Allahım! Ben senin zatında, sıfatlarında ve fiillerinde tek olup benzeri ve ortağı olmayan, her şeyden müstağni olup tüm varlıkların muhtaç olduğu, doğurmayan, doğurulmayan ve hiç bir şey O'na denk olmayan Allah olduğunu itiraf ederek senden isterim'' diye dua ederken sesini işitti. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: «Şüphesiz bu adam Allah'tan İsm-i A'zam'ı ile istedi, o İsm-i A'zam ki onunlar Allah'tan istenince verir ve onunla çağrıldığı zaman dua'yı kabul buyurur.» Diğer tahric: Bu hadisi; Tirmizi, Ebu Davud, Nesai, Ahmed, İbn-i Hibban ve Hakim de rivayet etmişlerdir

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ مَالِكِ بْنِ مِغْوَلٍ، أَنَّهُ سَمِعَهُ مِنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ بُرَيْدَةَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ سَمِعَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ رَجُلاً يَقُولُ اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ بِأَنَّكَ أَنْتَ اللَّهُ الأَحَدُ الصَّمَدُ الَّذِي لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا أَحَدٌ ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ لَقَدْ سَأَلَ اللَّهَ بِاسْمِهِ الأَعْظَمِ الَّذِي إِذَا سُئِلَ بِهِ أَعْطَى وَإِذَا دُعِيَ بِهِ أَجَابَ ‏"‏ ‏.‏
Sünen-i İbn Mâce, Kitâb 34 (Dua), Bâb 9, Hadis no. 3857
Sünen-i İbn Mâce 3858Hasen-Sahih (el-Elbânî)

Enes bin Malik (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir adam'ın ''Allahım! Ben hamdin sana mahsus olup senden başka ilah olmadığını, senin tek olup hiç bir ortağın vulunmadığını, senin bol ni'met verdiğini, göklerin ve yerin yoktan var edicisi olduğunu, azamet, hakimiyet ve sonsuz ikram sahibi olduğunu kesinlikle itiraf ederek şüphesiz senden dilerim'' diye dua ederken sesini işittive bunun üzerine şöyle buyurdu: «(And olsun ki) Şüphesiz bu adam Allah'tan İsm-i A'zam'ı istedi o İsm-i A'zam ki onunla Allah'tan istenince verir ve onunla çağrıldığı zaman dua'yı kabul buyurur.»

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا أَبُو خُزَيْمَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ سِيرِينَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ سَمِعَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ رَجُلاً يَقُولُ اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ بِأَنَّ لَكَ الْحَمْدَ لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ وَحْدَكَ لاَ شَرِيكَ لَكَ الْمَنَّانُ بَدِيعُ السَّمَوَاتِ وَالأَرْضِ ذُو الْجَلاَلِ وَالإِكْرَامِ فَقَالَ ‏ "‏ لَقَدْ سَأَلَ اللَّهَ بِاسْمِهِ الأَعْظَمِ الَّذِي إِذَا سُئِلَ بِهِ أَعْطَى وَإِذَا دُعِيَ بِهِ أَجَابَ ‏"‏ ‏.‏
Sünen-i İbn Mâce, Kitâb 34 (Dua), Bâb 9, Hadis no. 3858
Sünen-i İbn Mâce 3859Zayıf (el-Elbânî)

Aişe (r.anha)'dan şöyle demiştir: Ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in: «Allahım! Benin senin pak, güzel, mubarek ve zatına en sevimli ismin ile şüphesiz senden dilerim, o isim ki onunla çağrıldığın zaman icabet edersin, onunla senden istendiği zaman verirsin, onunla senden, onunla senden rahmet taleb edildiği zaman rahmet eylersin ve sıkıntıdan kurtulmak için onunla senden yardım dilediği zaman sıkıntıdan kurtarırsın.» diye dua ederken sesini işittim. Aişe demiştir ki: Ve Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir gün: «Ya Aişe Allah'ın hangi isimle çağrıldığı zaman duayı kabul buyuracağını bana gösterip bildirdiğini bilirmisin?» buyurdu. Aişe demiştir ki: Ben: Ya Resulallah! Babam anam sana feda olsun O İsmi bana öğret, dedim. O: «Ya Aişe O İsmin öğretilmesi sana uygun değildir.» buyurdu. Aişe demiştir ki: Bunun üzerine ben uzaklaşıp bir saat oturdum. Sonra kalktım ve O'nun başını öptüm. Daha sonra: Ya Resulallah! O İsmi bana öğret, diye ricada bulundum. O: «Ya Aişe O İsmin sana öğretmem sana uygun değildir. Çünkü şüphesiz senin O İsimle dünyalık bir şey istemen senin için uygun olmaz.» buyurdu. Aişe demiştir ki: Bunun üzerine ben de kalkıp abdest aldım ve iki rek'at namaz kıldıktan sonra: Allahım! Şüphesiz ben seni Allah, diye çağırırım, er-Rahman diye çağırırım, el-Berr, er-Rahim, diye çağırırım ve seni bildiğim ve bilemediğim Esma-ı Hüsna'nın hepsiyle çağırırım ki beni mağfiret edesin ve bana rahmet edesin, diyerek dua ve dilekte bulundum. Aişe demiştir ki: Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) güldü. Sonra buyurdu ki: «Şüphesiz O İsim senin duada andığın isimler içindedir.» Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedi hakkında konuşulur, RAvi Abdullah bin Ukeym'i, el-Hatib güvenilir kabul ederek sahabller arasında saymıştır. Fakat Nebi (s.a.v.)'den hadis dinlediği sağlıklı bir rivayetle sabit değildir. Ravi Ebu Şeybe'ye gelince; Ben onu ne yeren ne de güvenilir sayan kimseyi görmedim. senedln kalan ravileri güvenilir zatlardır

حَدَّثَنَا أَبُو يُوسُفَ الصَّيْدَلاَنِيُّ، مُحَمَّدُ بْنُ أَحْمَدَ الرَّقِّيُّ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَلَمَةَ، عَنِ الْفَزَارِيِّ، عَنْ أَبِي شَيْبَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُكَيْمٍ الْجُهَنِيِّ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ ‏"‏ اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ بِاسْمِكَ الطَّاهِرِ الطَّيِّبِ الْمُبَارَكِ الأَحَبِّ إِلَيْكَ الَّذِي إِذَا دُعِيتَ بِهِ أَجَبْتَ وَإِذَا سُئِلْتَ بِهِ أَعْطَيْتَ وَإِذَا اسْتُرْحِمْتَ بِهِ رَحِمْتَ وَإِذَا اسْتُفْرِجْتَ بِهِ فَرَّجْتَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَتْ وَقَالَ ذَاتَ يَوْمٍ ‏"‏ يَا عَائِشَةُ هَلْ عَلِمْتِ أَنَّ اللَّهَ قَدْ دَلَّنِي عَلَى الاِسْمِ الَّذِي إِذَا دُعِيَ بِهِ أَجَابَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَتْ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ بِأَبِي أَنْتَ وَأُمِّي فَعَلِّمْنِيهِ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ إِنَّهُ لاَ يَنْبَغِي لَكِ يَا عَائِشَةُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَتْ فَتَنَحَّيْتُ وَجَلَسْتُ سَاعَةً ثُمَّ قُمْتُ فَقَبَّلْتُ رَأْسَهُ ثُمَّ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ عَلِّمْنِيهِ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ إِنَّهُ لاَ يَنْبَغِي لَكِ يَا عَائِشَةُ أَنْ أُعَلِّمَكِ إِنَّهُ لاَ يَنْبَغِي لَكِ أَنْ تَسْأَلِي بِهِ شَيْئًا مِنَ الدُّنْيَا ‏"‏ ‏.‏ قَالَتْ فَقُمْتُ فَتَوَضَّأْتُ ثُمَّ صَلَّيْتُ رَكْعَتَيْنِ ثُمَّ قُلْتُ اللَّهُمَّ إِنِّي أَدْعُوكَ اللَّهَ وَأَدْعُوكَ الرَّحْمَنَ وَأَدْعُوكَ الْبَرَّ الرَّحِيمَ وَأَدْعُوكَ بِأَسْمَائِكَ الْحُسْنَى كُلِّهَا مَا عَلِمْتُ مِنْهَا وَمَا لَمْ أَعْلَمْ أَنْ تَغْفِرَ لِي وَتَرْحَمَنِي ‏.‏ قَالَتْ فَاسْتَضْحَكَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ثُمَّ قَالَ ‏"‏ إِنَّهُ لَفِي الأَسْمَاءِ الَّتِي دَعَوْتِ بِهَا ‏"‏ ‏.‏
Sünen-i İbn Mâce, Kitâb 34 (Dua), Bâb 9, Hadis no. 3859
BÂB (10)

بَابُ أَسْمَاءِ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ

Sünen-i İbn Mâce 3860Hasen-Sahih (el-Elbânî)

Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu demiştir: «Şüphesiz Allahın doksan dokuz (yani) yüz eksi bir ismi vardır. Kim bu isimleri (tamamen) sayarsa cennet'e girer.» Diğer tahric edenler: Buhari, Müslim, Tirmizi, Nesai

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدَةُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرٍو، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ إِنَّ لِلَّهِ تِسْعَةً وَتِسْعِينَ اسْمًا مِائَةً إِلاَّ وَاحِدًا مَنْ أَحْصَاهَا دَخَلَ الْجَنَّةَ ‏"‏ ‏.‏
Sünen-i İbn Mâce, Kitâb 34 (Dua), Bâb 10, Hadis no. 3860
Sünen-i İbn Mâce 3861Sahih (el-Elbânî)

Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Şüphesiz Allahın 99 (yani) yüzden bir eksik ismi vardır. Allah, şüphesiz tektir, tek olanı sever.Kim O 99 ismi hıfzedip ezberlerse cennet'e girer. O isimler: ALLAH, EL-VAHİD, ES-SAMED, EL-EVVEL, EL-AHİR, EZ-ZAHİR, EL-BATIN, EL-HALIK, EL-BARİ, EL-MUSAVVİR, EL-MELİK, EL-HAKK, ES-SELAM, EL-MU'MİN, EL-MUHAYMİN, EL-AZİZ, EL-CEBBAR, EL-MÜTEKEBBİR, ER-RAHMAN, ER-RAHİM, EL-LATİF, EL-HABİR, ES-SEMİ', EL-BASİR, EL-ALİM, EL-AZİM, EL-BARR, EL-MÜTEAL, EL-CELİL, EL-CEMİL, EL-HAYY, EL-KAYYİM, EL-KADİR, ELKAHİR, EL-ALİ, EL-HAKİM, EL-KARİB, EL-MUCİB, ELĞANİ, EL-VAHHAB,EL-VEDUD, EŞ-ŞEKUR, EL-MUCİD, EL-VACİD, EL-VALİ, ER-RAŞİD, EL-AFUVV, ELĞAFUR, EL-HALİM, EL-KERİM, ET-TEVVAB, ER-RABB, EL-MECİD, EL-VELİYY, EŞ-ŞEHİD, EL-MUBİN, EL-BURHAN, ER-RAUF, ER-RAHİM, EL-MUBDİ, EL-MUİD, EL-BAİS,, EL-VARİS, EL-KAVİYY, EŞ-ŞEDİD, ED-DARR, EN-NAFİ', EL-BAKİ, EL-VAKİ, EL-HAFID, ER-RAFİ', EL-KABID, , EL-BASİT, EL-MUİZZ, EL-MUZİLL, EL-MUKSIT, ER-REZZAK, ZU'L-KUVVE, EL-METİN, EL-KAİM, ED-DAİM, EL-HAFIZ, EL-VEKİL, EL-FATIR, ES-SAMİ', EL-MU'Tİ, EL-MUHYİ, EL-MUMİT, EL-MANİ, EL-CAMİ, EL-HADİ, EL-KAFİ, EL-EBED, EL-ALİM, ES-SADIK, EN-NUR, EL-MÜNİR, ET-TAMM, EL-KADİM, EL-VİTR, EL-AHED, ES-SAMED. Öyle Allah ki doğurmadı, doğurulmadı ve hiçbir kimse O'nun dengi olamaz. Zübeyr demiştir ki: Bana bir çok ilim adamları tarafından ulaştığına göre Esma-i Hüsna'nın evveline şu zikirle başlanır. La ilahe illallahu vahdehu la şerike lehu. Lehu'l-mulk ve lehu'l-hamd biyedihi'l-hayru ve huve ala kulli şey'in kadir. La ilahe illallah. Lehu'l-Esmau'l-Husna. » Meali: Allah'tan başka ilah yoktur. O tektir, ortağı yoktur. Mülk O'nundur, hamd de O'nundur. Hayır ancak O'nın elindedir ve O her şey'e kadirdir. Allah'tan başka ilah yoktur. Esma-i Hüsna onadır. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: İbn-i Mace ve Tirmizi'den başka. altı imamdan hiçbirisi Allah'ın Esma-i Husna'sını ne bu vecihle ne de başka türlü tadad etmemiştir (yani sayarak rivayet etmemiştir). İbn-i Mace ile Tirmizi'nin saydıkları isimlerin sırasında takdim ve tehir vardır. Bu konuya dair senedlerin en sıhhatlisi Tirmizi'ninkidir, İbn-i Mace'nin senedi, ravi Abdülmelik bin Muhammed'in Zayıflığı sebebiyle zayıf bir seneddir

حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْمَلِكِ بْنُ مُحَمَّدٍ الصَّنْعَانِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو الْمُنْذِرِ، زُهَيْرُ بْنُ مُحَمَّدٍ التَّمِيمِيُّ حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ عُقْبَةَ، حَدَّثَنِي عَبْدُ الرَّحْمَنِ الأَعْرَجُ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏ "‏ إِنَّ لِلَّهِ تِسْعَةً وَتِسْعِينَ اسْمًا مِائَةً إِلاَّ وَاحِدًا إِنَّهُ وِتْرٌ يُحِبُّ الْوِتْرَ مَنْ حَفِظَهَا دَخَلَ الْجَنَّةَ وَهِيَ اللَّهُ الْوَاحِدُ الصَّمَدُ الأَوَّلُ الآخِرُ الظَّاهِرُ الْبَاطِنُ الْخَالِقُ الْبَارِئُ الْمُصَوِّرُ الْمَلِكُ الْحَقُّ السَّلاَمُ الْمُؤْمِنُ الْمُهَيْمِنُ الْعَزِيزُ الْجَبَّارُ الْمُتَكَبِّرُ الرَّحْمَنُ الرَّحِيمُ اللَّطِيفُ الْخَبِيرُ السَّمِيعُ الْبَصِيرُ الْعَلِيمُ الْعَظِيمُ الْبَارُّ الْمُتَعَالِ الْجَلِيلُ الْجَمِيلُ الْحَىُّ الْقَيُّومُ الْقَادِرُ الْقَاهِرُ الْعَلِيُّ الْحَكِيمُ الْقَرِيبُ الْمُجِيبُ الْغَنِيُّ الْوَهَّابُ الْوَدُودُ الشَّكُورُ الْمَاجِدُ الْوَاجِدُ الْوَالِي الرَّاشِدُ الْعَفُوُّ الْغَفُورُ الْحَلِيمُ الْكَرِيمُ التَّوَّابُ الرَّبُّ الْمَجِيدُ الْوَلِيُّ الشَّهِيدُ الْمُبِينُ الْبُرْهَانُ الرَّءُوفُ الرَّحِيمُ الْمُبْدِئُ الْمُعِيدُ الْبَاعِثُ الْوَارِثُ الْقَوِيُّ الشَّدِيدُ الضَّارُّ النَّافِعُ الْبَاقِي الْوَاقِي الْخَافِضُ الرَّافِعُ الْقَابِضُ الْبَاسِطُ الْمُعِزُّ الْمُذِلُّ الْمُقْسِطُ الرَّزَّاقُ ذُو الْقُوَّةِ الْمَتِينُ الْقَائِمُ الدَّائِمُ الْحَافِظُ الْوَكِيلُ الْفَاطِرُ السَّامِعُ الْمُعْطِي الْمُحْيِي الْمُمِيتُ الْمَانِعُ الْجَامِعُ الْهَادِي الْكَافِي الأَبَدُ الْعَالِمُ الصَّادِقُ النُّورُ الْمُنِيرُ التَّامُّ الْقَدِيمُ الْوِتْرُ الأَحَدُ الصَّمَدُ الَّذِي لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا أَحَدٌ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ زُهَيْرٌ فَبَلَغَنَا عَنْ غَيْرِ وَاحِدٍ مِنْ أَهْلِ الْعِلْمِ أَنَّ أَوَّلَهَا يُفْتَحُ بِقَوْلِ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ بِيَدِهِ الْخَيْرُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ لَهُ الأَسْمَاءُ الْحُسْنَى ‏.‏
Sünen-i İbn Mâce, Kitâb 34 (Dua), Bâb 10, Hadis no. 3861
BÂB (11)

بَابُ دَعْوَةِ الْوَالِدِ وَدَعْوَةِ الْمَظْلُومِ

Sünen-i İbn Mâce 3862Hasen (el-Elbânî)

Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Üç (çeşid) dua kabul olunur, onlar(ın kabul olunmasın) da şüphe yoktur: Mazlumun duası, misafir'in duası ve baba'nın çocuğuna duası.»

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ بَكْرٍ السَّهْمِيُّ، عَنْ هِشَامٍ الدَّسْتَوَائِيِّ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ أَبِي جَعْفَرٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ ثَلاَثُ دَعَوَاتٍ يُسْتَجَابُ لَهُنَّ لاَ شَكَّ فِيهِنَّ دَعْوَةُ الْمَظْلُومِ وَدَعْوَةُ الْمُسَافِرِ وَدَعْوَةُ الْوَالِدِ لِوَلَدِهِ ‏"‏ ‏.‏
Sünen-i İbn Mâce, Kitâb 34 (Dua), Bâb 11, Hadis no. 3862
Sünen-i İbn Mâce 3863Zayıf (el-Elbânî)

Ümmü Hakim bint-i Vedda el-Huzaiyye (r.a.)'den şöyle demiştir: Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den şu buyruğu işittim: «Babanın duası kabul makamına ulaşır.» Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedi söz götürür. Çünkü senedde bulunan kadınlann hiçbirini ne cerh eden, ne de güvenilir sayan kimseyi görmedim. Ravi Ebu Selerne, et.-Tebuzkl olan zattır. Adı da Musa bin İsmail'dir, güvenilir bir zattır. Onun ravisi de böyledir. Diğer tahric: Bu hadis'in Ebu Hureyre rivayetini Tirmizi ve Ebu Davud tahric etmiştir

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا أَبُو سَلَمَةَ، حَدَّثَتْنَا حَبَابَةُ ابْنَةُ عَجْلاَنَ، عَنْ أُمِّهَا أُمِّ حَفْصٍ، عَنْ صَفِيَّةَ بِنْتِ جَرِيرٍ، عَنْ أُمِّ حَكِيمٍ بِنْتِ وَدَاعٍ الْخُزَاعِيَّةِ، قَالَتْ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ ‏ "‏ دُعَاءُ الْوَالِدِ يُفْضِي إِلَى الْحِجَابِ ‏"‏ ‏.‏
Sünen-i İbn Mâce, Kitâb 34 (Dua), Bâb 11, Hadis no. 3863
BÂB (12)

بَابُ كَرَاهِيَةِ الِاعْتِدَاءِ فِي الدُّعَاءِ

Sünen-i İbn Mâce 3864Sahih (el-Elbânî)

Ebu Naame (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Abdullah bin Muğaffel (r.a.), oğlunun: ''Allahım! Ben cennet'e girince senden cennet'in sağ tarafından beyaz köşk isterim.'' diye dua ettiğini işitti. Bunun üzerine: Ey oğulcuğum Allah'tan cennet iste ve cehennem ateşinden O'na sığın. Çünkü ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den şu buyruğu işittim, dedi: «Dua'da haddi tecavüz eden bir kavim olacaktır.» Bu hadisin benzerini Ebu Davud ve Ahmed de tahric ettiler. EBU DAVUD RİVAYETİ VE İZAH İÇİN BURAYA TIKLAYIN

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَفَّانُ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، أَنْبَأَنَا سَعِيدٌ الْجُرَيْرِيُّ، عَنْ أَبِي نَعَامَةَ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ مُغَفَّلٍ، سَمِعَ ابْنَهُ، يَقُولُ اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ الْقَصْرَ الأَبْيَضَ عَنْ يَمِينِ الْجَنَّةِ، إِذَا دَخَلْتُهَا ‏.‏ فَقَالَ أَىْ بُنَىَّ سَلِ اللَّهَ الْجَنَّةَ وَعُذْ بِهِ مِنَ النَّارِ فَإِنِّي سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ ‏ "‏ سَيَكُونُ قَوْمٌ يَعْتَدُونَ فِي الدُّعَاءِ ‏"‏ ‏.‏
Sünen-i İbn Mâce, Kitâb 34 (Dua), Bâb 12, Hadis no. 3864
BÂB (13)

بَابُ رَفْعِ الْيَدَيْنِ فِي الدُّعَاءِ

Sünen-i İbn Mâce 3865Sahih (el-Elbânî)

Selman(-ı Farisi) (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: «Şüphesiz sizin Rabbiniz haya eder. İkramı boldur, kulunun O'na ellerini havaya kaldırıp da bunları boş çevirmekten (veya dediki) haybete uğratmanktan haya eder (yani boş çevirmez).» Diğer tahric edenler: Tirmizi, dua; Ebu Davud, vitr; Beyhaki ve Hakim. TİRMİZİ RİVAYETİ İÇİN BURAYA TIKLAYIN EBU DAVUD RİVAYETİ ve İZAH İÇİN TIKLAYIN

حَدَّثَنَا أَبُو بِشْرٍ، بَكْرُ بْنُ خَلَفٍ حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عَدِيٍّ، عَنْ جَعْفَرِ بْنِ مَيْمُونٍ، عَنْ أَبِي عُثْمَانَ، عَنْ سَلْمَانَ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏ "‏ إِنَّ رَبَّكُمْ حَيِيٌّ كَرِيمٌ يَسْتَحْيِي مِنْ عَبْدِهِ أَنْ يَرْفَعَ إِلَيْهِ يَدَيْهِ فَيَرُدَّهُمَا صِفْرًا - أَوْ قَالَ خَائِبَتَيْنِ ‏"‏ ‏.‏
Sünen-i İbn Mâce, Kitâb 34 (Dua), Bâb 13, Hadis no. 3865
Sünen-i İbn Mâce 3866Zayıf (el-Elbânî)

İbn-i Abbas (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: «Allah'a dua ettiğin zaman ellerinin içlerini açarak dua et ve ellerinin ters yüzünü havaya kaldırarak dua etme. Sonra dua'nı bitirince ellerini yüzüne sür.» Diğer tahric: Ebu Davud ve Hakim tahric ettiler. EBU DAVUD HADİSİ VE İZAH İÇİN TIKLAYIN

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، حَدَّثَنَا عَائِذُ بْنُ حَبِيبٍ، عَنْ صَالِحِ بْنِ حَسَّانَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ كَعْبٍ الْقُرَظِيِّ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ إِذَا دَعَوْتَ اللَّهَ فَادْعُ بِبُطُونِ كَفَّيْكَ وَلاَ تَدْعُ بِظُهُورِهِمَا فَإِذَا فَرَغْتَ فَامْسَحْ بِهِمَا وَجْهَكَ ‏"‏ ‏.‏
Sünen-i İbn Mâce, Kitâb 34 (Dua), Bâb 13, Hadis no. 3866
BÂB (14)

بَابُ مَا يَدْعُو بِهِ الرَّجُلُ إِذَا أَصْبَحَ وَإِذَا أَمْسَى

Sünen-i İbn Mâce 3867Sahih (el-Elbânî)

Ebu Ayyaş ez-Züraki (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Kim sabahleyin ''La ilahe illallahu vahdehu la şerike leh. Lehu'l-mulu ve lehu'l-hamdu ve huve ala kulli şey'in kadir'' derse bu o kimse için İsmail A.S.'ın evladından bier rakabe (köle) yi azadlamak kadar (sevaplı) olur. O kimsenin on hatası (küçük günahı) silinir, onun için on derece terfi yapılır ve o gün akşama kadar o kimse şeytandan korunmuş olur. Akşamleyin de bu zikri okuyunca ertesi günün sabahına kadar anılan şeylerin mislini kazanır.» Ravi dediki: Sonra bir adam Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i rüyasında görüp: Ya Resulallah! Ebu Ayyaş senden şöyle şöyle bir hadis rivayet eder, demiş. Bunun üzerine Resul-i Ekrem de: Ebu Ayyaş doğru söyledi, buyurmuştur. Zikrin Meali: Allah'tan başka ilah yoktur. O, tektir, ortğı yoktur. Mülk O'nundur. Hamd O'na mahsustur. Ve O, her şey'e kadirdir. Diğer tahric: Ebu Davud da rivayet etmiştir. Nesai de bunu "Amelu'l-Yevme ve'l-Leyle" de rivayet etmiştir

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ، حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ مُوسَى، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، عَنْ سُهَيْلِ بْنِ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي عَيَّاشٍ الزُّرَقِيِّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏"‏ مَنْ قَالَ حِينَ يُصْبِحُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ - كَانَ لَهُ عَدْلَ رَقَبَةٍ مِنْ وَلَدِ إِسْمَاعِيلَ وَحُطَّ عَنْهُ عَشْرُ خَطِيئَاتٍ وَرُفِعَ لَهُ عَشْرُ دَرَجَاتٍ وَكَانَ فِي حِرْزٍ مِنَ الشَّيْطَانِ حَتَّى يُمْسِيَ وَإِذَا أَمْسَى فَمِثْلُ ذَلِكَ حَتَّى يُصْبِحَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَرَأَى رَجُلٌ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فِيمَا يَرَى النَّائِمُ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ أَبَا عَيَّاشٍ يَرْوِي عَنْكَ كَذَا وَكَذَا ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ صَدَقَ أَبُو عَيَّاشٍ ‏"‏ ‏.‏
Sünen-i İbn Mâce, Kitâb 34 (Dua), Bâb 14, Hadis no. 3867
Sünen-i İbn Mâce 3868Sahih (el-Elbânî)

Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Sabah'a ulaştığınız zaman: ''Allahumme bike asbahna ve bike emseyna ve bike nahya ve bike nemutu.'' deyiniz. Akşam'a ulaştığınız zaman da : Allahumme bike emseyna ve bike asbahna ve bike nahya ve bike nemutu ve ileyke'l-mesir,'' deyiniz.» Meali: Sabah: Allahım, Biz ancak senin (himayen veya nimetlerin) ile sabah'a ulaştık. Ve Ancak senin (himayen veya nimetlerin) ile (dünkü) akşam'a ulaştık (veya bu gün akşama ulaşabiliriz.) Ancak semim (iznin) ile yaşarız ve senin (iznin) ile ölürüz. '' Akşam: Allahım! Biz ancak senin (himayen veya nimetlerin) ile akşam'a ulaştık ve ancak senin (himayen veya nimetlerin) ile sabah'a ulaştık (veya yarınki sabah'a ulaşabiliriz.) Ancak senin (iznin) ile yaşarız ve ancak senin (iznin) ile ölürüz. Dönüş ancak sanadır

حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ حُمَيْدِ بْنِ كَاسِبٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ سُهَيْلٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ إِذَا أَصْبَحْتُمْ فَقُولُوا اللَّهُمَّ بِكَ أَصْبَحْنَا وَبِكَ أَمْسَيْنَا وَبِكَ نَحْيَى وَبِكَ نَمُوتُ وَإِذَا أَمْسَيْتُمْ فَقُولُوا اللَّهُمَّ بِكَ أَمْسَيْنَا وَبِكَ أَصْبَحْنَا وَبِكَ نَحْيَى وَبِكَ نَمُوتُ وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ ‏"‏ ‏.‏
Sünen-i İbn Mâce, Kitâb 34 (Dua), Bâb 14, Hadis no. 3868
Sünen-i İbn Mâce 3869Sahih (el-Elbânî)

“. Osman bin Affân (radıyallahü anh)'den rivâyet edildiğine göre kendisi Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den : günün sabahında ve her gelenin akşamında "Bismillahi'l-lezi lâ yedurru maasmihi şey’ün fi'l-Ardı ve lâ fi's-Semâi ve huve's-Semiu'l-Alîm = (Eziyyet edici her şeyden) Allah'ın ismiyle (korunurum) . Öyle Allah ki, O'nun İsmiyle beraber (olununca) ne yerde bulunan ne de gökte (n inecek) olan hiçbir şey zarar veremez. (Her şeyi) işitici O'dur, bilici O'dur." zikrini üç defa söyleyip de kendisine herhangi bir şey zarar veren hiç bir (mü'min) kul yoktur,) buyruğu işitmişti

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي الزِّنَادِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبَانَ بْنِ عُثْمَانَ، قَالَ سَمِعْتُ عُثْمَانَ بْنَ عَفَّانَ، يَقُولُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ ‏ "‏ مَا مِنْ عَبْدٍ يَقُولُ فِي صَبَاحِ كُلِّ يَوْمٍ وَمَسَاءِ كَلِّ لَيْلَةٍ بِسْمِ اللَّهِ الَّذِي لاَ يَضُرُّ مَعَ اسْمِهِ شَىْءٌ فِي الأَرْضِ وَلاَ فِي السَّمَاءِ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ ثَلاَثَ مَرَّاتٍ - فَيَضُرَّهُ شَىْءٌ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَكَانَ أَبَانُ قَدْ أَصَابَهُ طَرَفٌ مِنَ الْفَالِجِ فَجَعَلَ الرَّجُلُ يَنْظُرُ إِلَيْهِ فَقَالَ لَهُ أَبَانُ مَا تَنْظُرُ إِلَىَّ أَمَا إِنَّ الْحَدِيثَ كَمَا قَدْ حَدَّثْتُكَ وَلَكِنِّي لَمْ أَقُلْهُ يَوْمَئِذٍ لِيُمْضِيَ اللَّهُ عَلَىَّ قَدَرَهُ ‏.‏
Sünen-i İbn Mâce, Kitâb 34 (Dua), Bâb 14, Hadis no. 3869
Sünen-i İbn Mâce 3870Zayıf (el-Elbânî)

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in hizmetçisi Ebu Sellam (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: «Akşam'a ulaştığı zaman ve sabaha ulaştığı zaman: Raditu billah'i Rabben ve bi'l-İslami dinen ve bi Muhammedi Nebiyyen'' diyen hiç bir müslüman veya insan yada kul yoktur ki kıyamet günü o kimseyi razı etmek Allah üzerinde bir hak olmasın.» Zikrin Meali: Rab olarak Allah'ı (C.C.), din olarak İslam'ı Nebi olarak da Muhammed'i (s.a.v.) seçtim. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedi sahih olup ravileri güvenilir zatlardır

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بِشْرٍ، حَدَّثَنَا مِسْعَرٌ، حَدَّثَنَا أَبُو عَقِيلٍ، عَنْ سَابِقٍ، عَنْ أَبِي سَلاَّمٍ، خَادِمِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏ "‏ مَا مِنْ مُسْلِمٍ أَوْ إِنْسَانٍ أَوْ عَبْدٍ يَقُولُ حِينَ يُمْسِي وَحِينَ يُصْبِحُ رَضِيتُ بِاللَّهِ رَبًّا وَبِالإِسْلاَمِ دِينًا وَبِمُحَمَّدٍ نَبِيًّا - إِلاَّ كَانَ حَقًّا عَلَى اللَّهِ أَنْ يُرْضِيَهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ ‏"‏ ‏.‏
Sünen-i İbn Mâce, Kitâb 34 (Dua), Bâb 14, Hadis no. 3870
Sünen-i İbn Mâce 3871Sahih (el-Elbânî)

İbn-i Ömer (r.a.)'den şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) akşam'a ulaştığı zaman ve sabah'a ulaştığı zaman şu duaları bırakmazdı. «Allahım! Ben senden dünyada ve ahirette af ve afiyet dilerim. Allahım! Ben senden dinim, dünyam, aile ferdlerim ve malım (hususun) da af ve afiyet dilerim. Allahım! Ayıplarımı ört, beni korkutacak şeylerden emin kıl ve benim önümden, arkamdan, sağımdan solumdan ve üstümden koru. Altımdan muaheze edilmemden sana sığınırım.» Ravi Veki' demiştir ki: (alttan muaheze ile) yere batırmayı kasdediyor. Diğer tahric: Ebu Davud, Nesai

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ الطَّنَافِسِيُّ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا عُبَادَةُ بْنُ مُسْلِمٍ، حَدَّثَنَا جُبَيْرُ بْنُ أَبِي سُلَيْمَانَ بْنِ جُبَيْرِ بْنِ مُطْعِمٍ، قَالَ سَمِعْتُ ابْنَ عُمَرَ، يَقُولُ لَمْ يَكُنْ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَدَعُ هَؤُلاَءِ الدَّعَوَاتِ حِينَ يُمْسِي وَحِينَ يُصْبِحُ ‏ "‏ اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ الْعَفْوَ وَالْعَافِيَةَ فِي الدُّنْيَا وَالآخِرَةِ اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ الْعَفْوَ وَالْعَافِيَةَ فِي دِينِي وَدُنْيَاىَ وَأَهْلِي وَمَالِي اللَّهُمَّ اسْتُرْ عَوْرَاتِي وَآمِنْ رَوْعَاتِي وَاحْفَظْنِي مِنْ بَيْنِ يَدَىَّ وَمِنْ خَلْفِي وَعَنْ يَمِينِي وَعَنْ شِمَالِي وَمِنْ فَوْقِي وَأَعُوذُ بِكَ أَنْ أُغْتَالَ مِنْ تَحْتِي ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَكِيعٌ يَعْنِي الْخَسْفَ ‏.‏
Sünen-i İbn Mâce, Kitâb 34 (Dua), Bâb 14, Hadis no. 3871
Sünen-i İbn Mâce 3872Sahih (el-Elbânî)

Büreyde (b. el-Husayb) (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) mealen: «Allahumme ente Rabbi. La İlahe illa ente. Halekteni ve ene abduke ve ene ala ahdike ve va'dike mesteta'tu. Euzu bike min şerri ma sana'ta. Euzu bi ni'metike ve ebuu bi zenbi. Fağfir li Fe innehu la yağfiru'z-zunube illa ente » duasını okurdu. Büreyde dediki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: «Kim bu dua'yı gününde ve gecesinde okuyupta da sonra o gün veya o gece ölürse İnşaallah Teala o kimse cennet'e girer.» Dua'nın meali: Allahım! Rabbin sensin. Senden başka ilah yoktur. Sen beni yarattın. Ben senin kulunum ve gücüm yettiği kadar sana verdiğim ahd'e, söz'e sadakat gösteririm ve (mu'min olarak ölenlere verdiğin mağfiretle vennet'e dair) va'd (-i ilahine) inanç üzereyim. İşlediğimin şerrinden sana sığınırım. Senin ni'metini itiraf ederim. Günahımı da itiraf ederim. Bu itibarla günahımı bağışla. Çünkü şüphesiz günahları ancak sen bağışlarsın. Diğer tahric: Ebu Davud, Nesai

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ عُيَيْنَةَ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ ثَعْلَبَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ ابْنِ بُرَيْدَةَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏"‏ اللَّهُمَّ أَنْتَ رَبِّي لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ خَلَقْتَنِي وَأَنَا عَبْدُكَ وَأَنَا عَلَى عَهْدِكَ وَوَعْدِكَ مَا اسْتَطَعْتُ أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا صَنَعْتُ أَبُوءُ بِنِعْمَتِكَ وَأَبُوءُ بِذَنْبِي فَاغْفِرْ لِي فَإِنَّهُ لاَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلاَّ أَنْتَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏"‏ مَنْ قَالَهَا فِي يَوْمِهِ وَلَيْلَتِهِ فَمَاتَ فِي ذَلِكَ الْيَوْمِ أَوْ تِلْكَ اللَّيْلَةِ دَخَلَ الْجَنَّةَ إِنْ شَاءَ اللَّهُ تَعَالَى ‏"‏ ‏.‏
Sünen-i İbn Mâce, Kitâb 34 (Dua), Bâb 14, Hadis no. 3872
BÂB (15)

بَابُ مَا يَدْعُو بِهِ إِذَا أَوَى إِلَى فِرَاشِهِ

Sünen-i İbn Mâce 3873Sahih (el-Elbânî)

Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle dua ederdi: «Ey göklerin ve yer'in Rabbi, her şey'in Rabbi, tane'yi ve hurma çekirdeğini yarıp filizlendiren, Tevrat, İncil ve Kur'an-ı Azimi'i indiren Allah. Ben Hükümranlığın altında bulunan yerde yerde yürüyen bütün canlıların şerrinden sana sığınırım. Evvel sensin senden önce olan hiçbir şey yoktur. Ahir de sensin senden sonra da hiç bir şey yoktur. Zahir sensin varlığı seninkinden daha aşikar hiç bir şey yoktur. Batın da sensin, senden daha gizli hiç bir şey yoktur. Borcumu sen öde ve beni fakirlikten kurtarıp zenginleştir.» Diğer tahric: Müslim, Tirmizi, Ebu Davud ve Nesai de rivayet etmişlerdir

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ أَبِي الشَّوَارِبِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ الْمُخْتَارِ، حَدَّثَنَا سُهَيْلٌ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَنَّهُ كَانَ يَقُولُ إِذَا أَوَى إِلَى فِرَاشِهِ ‏ "‏ اللَّهُمَّ رَبَّ السَّمَوَاتِ وَرَبَّ الأَرْضِ وَرَبَّ كُلِّ شَىْءٍ فَالِقَ الْحَبِّ وَالنَّوَى مُنْزِلَ التَّوْرَاةِ وَالإِنْجِيلِ وَالْقُرْآنِ الْعَظِيمِ أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ كُلِّ دَابَّةٍ أَنْتَ آخِذٌ بِنَاصِيَتِهَا أَنْتَ الأَوَّلُ فَلَيْسَ قَبْلَكَ شَىْءٌ وَأَنْتَ الآخِرُ فَلَيْسَ بَعْدَكَ شَىْءٌ وَأَنْتَ الظَّاهِرُ فَلَيْسَ فَوْقَكَ شَىْءٌ وَأَنْتَ الْبَاطِنُ فَلَيْسَ دُونَكَ شَىْءٌ اقْضِ عَنِّي الدَّيْنَ وَأَغْنِنِي مِنَ الْفَقْرِ ‏"‏ ‏.‏
Sünen-i İbn Mâce, Kitâb 34 (Dua), Bâb 15, Hadis no. 3873
Sünen-i İbn Mâce 3874Sahih (el-Elbânî)

Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: «Sizden birisi yatağında yatmak istediği zaman izarının iç kenarını çıkarıp onunla yatağını silsin, Çünkü yatacak adam kendisinden sonra neyin onun yerine yatağına girdiğini bilemez. Sonra sağ tarafı üstünde yatsın. Sonra şöyle dua etsin : ''Ey Rabbim! Senin ismin ile yan tarafımı yere koydum. Senin (ismin) ile kaldırırım. Eğer ruhumu alırsan ona rahmet eyle. Eğer hayatta bırakacaksan nefsimi salih kullarını muhafaza ettiğin himaye-muvaffakiyetle muhafaza eyle''» Bu hadis, Kütüb-i Sitte'nin hepsinde rivayet edilmiştir

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي سَعِيدٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏ "‏ إِذَا أَرَادَ أَحَدُكُمْ أَنْ يَضْطَجِعَ عَلَى فِرَاشِهِ فَلْيَنْزِعْ دَاخِلَةَ إِزَارِهِ ثُمَّ لْيَنْفُضْ بِهَا فِرَاشَهُ فَإِنَّهُ لاَ يَدْرِي مَا خَلَفَهُ عَلَيْهِ ثُمَّ لْيَضْطَجِعْ عَلَى شِقِّهِ الأَيْمَنِ ثُمَّ لْيَقُلْ رَبِّ بِكَ وَضَعْتُ جَنْبِي وَبِكَ أَرْفَعُهُ فَإِنْ أَمْسَكْتَ نَفْسِي فَارْحَمْهَا وَإِنْ أَرْسَلْتَهَا فَاحْفَظْهَا بِمَا حَفِظْتَ بِهِ عِبَادَكَ الصَّالِحِينَ ‏"‏ ‏.‏
Sünen-i İbn Mâce, Kitâb 34 (Dua), Bâb 15, Hadis no. 3874
Sünen-i İbn Mâce 3875Sahih (el-Elbânî)

Aişe (r.anha)'dan rivayet edildiğine göre: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yatağına yattığı zaman ellerine üfler, muavvizeteyn surelerini okur ve ellerini vücuduna sürerdi. Diğer tahric: (benzeri;) Buhari, Müslim, Tirmizi ve Ebu Davud

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ، حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ مُحَمَّدٍ، وَسَعِيدُ بْنُ شُرَحْبِيلَ، أَنْبَأَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ عُقَيْلٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَنَّ عُرْوَةَ بْنَ الزُّبَيْرِ، أَخْبَرَهُ عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ إِذَا أَخَذَ مَضْجَعَهُ نَفَثَ فِي يَدَيْهِ وَقَرَأَ بِالْمُعَوِّذَتَيْنِ وَمَسَحَ بِهِمَا جَسَدَهُ ‏.‏
Sünen-i İbn Mâce, Kitâb 34 (Dua), Bâb 15, Hadis no. 3875
Sünen-i İbn Mâce 3876Sahih (el-Elbânî)

EI-Bera bin Azib (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Nebi (Sallallalıu Aleylıi ve Sellem) bir adama: «Yatağında yerleştiğin veya yatağına vardığın zaman: "Allahumme eslemtu vechi ileyke ve elce'tu zahri ileyke ve revvadtu emri ileyke rağbeten ve rehbeten Heyke. La melcee ve la mencee minke illa ileyke. Amentu bi kitabike'l-lezi enzelte ve Nebiyyike'l¬lezi erselte'' de. (Sen böyle söyledikten) sonra eğer o gece ölürsrn fıtrat (yani İslam dini üzerine ölürsün. Şayet sabaha ulaşıırsan çok hayır kazanmış olarak sabaha ulaşmış olursun,» buyurdu." Dua'nın Meali: Allahım! Ben sen Cin rızanh dileyerek ve sen <in aza¬bın) dan korkarak kendimi sana teslim ettim: sırtımı sana dayadım ve (tüm) işimi sana bıraktım, Sen Cin tazibin) den ancak sana (yanİ rahmetine) iltica edilir, sığınılır, başka kurtuluş yolu yoktur. İndirdiğin Kitab'a ve gönderdiğin Nebi'ye iman ettim," Diğer tahric: (benzerini) Buhari de rivayet etmiştir. Ayrıca kalan Kütüb-i Sitte'nin hepsinde bunun benzeri gene Bera (r.a.)'den rivayet edilmiştir

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنِ الْبَرَاءِ بْنِ عَازِبٍ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ لِرَجُلٍ ‏ "‏ إِذَا أَخَذْتَ مَضْجَعَكَ أَوْ أَوَيْتَ إِلَى فِرَاشِكَ فَقُلِ اللَّهُمَّ أَسْلَمْتُ وَجْهِي إِلَيْكَ وَأَلْجَأْتُ ظَهْرِي إِلَيْكَ وَفَوَّضْتُ أَمْرِي إِلَيْكَ رَغْبَةً وَرَهْبَةً إِلَيْكَ لاَ مَلْجَأَ وَلاَ مَنْجَى مِنْكَ إِلاَّ إِلَيْكَ آمَنْتُ بِكِتَابِكَ الَّذِي أَنْزَلْتَ وَنَبِيِّكَ الَّذِي أَرْسَلْتَ فَإِنْ مِتَّ مِنْ لَيْلَتِكَ مِتَّ عَلَى الْفِطْرَةِ وَإِنْ أَصْبَحْتَ أَصْبَحْتَ وَقَدْ أَصَبْتَ خَيْرًا كَثِيرًا ‏"‏ ‏.‏
Sünen-i İbn Mâce, Kitâb 34 (Dua), Bâb 15, Hadis no. 3876