{…} Bana Haccâc b. Şâir ile Abd b. Humeyd hep birden Abdurrezzâk'tan rivayet ettiler. (Demişki): Bize Ma'mer, Sabit El-Bûnânî ile Âsim El-Ahvel'den, onlar da Enes b. Mâlik'den naklen haber verdiler ki: Terzi bir adam Resûlullah (Sailallahu Aleyhi ve Sellem)'i davet etmiş... Şunu da ziyâde etti: «Sabit (Dediki): Arkacığından Enes'i şunu söylerken işittim. Bundan sonra benim için içerisine kabak koydurabileceğim hiç bir yemek yapılmamıştır ki, kabak konmamış olsun.» Diğer tahric: Bu hadîsi Buhârî «Kitâbü'l-Buyu'» ve «Kitâbu'l-Et'ime»'de; Ebû Dâvud, Tirmizî ve Nesâî «Velime» bahsinde muhtelif râvilerden tahrîc etmişlerdir. Tirmizî onu «Şemail» bahsinde de tahrîc etmiş ve: «Bu hadîs hasen şahindir.» demiştir
Sahih-i Müslim › Kitâb 36 · İçeceklerKonum
- ·Giriş (Mukaddime)35
- 1Îmân437
- 2Tahâret144
- 3Hayız157
- 4Namaz323
- 5Mescidler ve Namaz Yerleri406
- 6Namaz — Yolcular380
- 7Namaz — Cuma93
- 8Namaz — İki Bayram26
- 9Namaz — Yağmur19
- 10Namaz — Tutulmalar34
- 11Namaz — Cenâzeler140
- 12Zekât230
- 13Oruç285
- 14İ'tikâf11
- 15Hac604
- 16Nikâh169
- 17Süt Emzirme84
- 18Talâk91
- 19Lân (Mülâane)27
- 20Köle Azâdı31
- 21Alım Satım158
- 22Müsâkât (Ortakçılık)178
- 23Mîrâs Hükümleri23
- 24Hibeler41
- 25Vasiyyetler31
- 26Adaklar19
- 27Yeminler88
- 28Yeminler, Muhâribler, Kısas ve Diyet56
- 29Had Cezâları72
- 30Yargı ve Hükümler28
- 31Bulunmuş Mallar (Lukata)21
- 32Cihâd ve Seferler182
- 33İmâret (Yönetim)271
- 34Av, Kesim ve Yenilecek Şeyler92
- 35Kurbanlar61
- 36İçecekler258
- 37Elbise ve Süs200
- 38Edep ve Âdâb60
- 39Selâmlaşma216
- 40Doğru Kelime Kullanımı25
- 41Şiir10
- 42Rüyâlar41
- 43Fazîletler230
- 44Sahâbenin Fazîletleri331
- 45Birr, Sıla ve Güzel Ahlâk222
- 46Kader52
- 47İlim30
- 48Zikir, Dua, Tövbe ve İstiğfâr131
- 49Kalpleri Yumuşatan Rivayetler15
- 50Tövbe72
- 51Münâfıkların Vasıfları ve Hükümleri21
- 52Kıyâmet Günü, Cennet ve Cehennemin Vasıfları85
- 53Cennet, Nîmetleri ve Ehli104
- 54Fitneler ve Kıyâmet Alâmetleri180
- 55Zühd ve Kalplerin Yumuşaması99
- 56Tefsîr40
- 1بَاب: تَحْرِيمِ الْخَمْرِ، وَبَيَانِ أَنَّهَا تَكُونُ مِنْ عَصِيرِ الْعِنَبِ وَمِنَ التَّمْرِ وَالْبُسْرِ وَالزَّبِيبِ، وَغَيْرِهَا مِمَّا يُسْكِرُ
- 2بَاب: بَيَانِ أَنَّ جَمِيعَ مَا يُنْبَذُ، مِمَّا يُتَّخَذُ مِنَ النَّخْلِ وَالْعِنَبِ، يُسَمَّى خَمْرًا
- 3بَاب: كَرَاهَةِ انْتِبَاذِ التَّمْرِ وَالزَّبِيبِ مَخْلُوطَيْنِ
- 4بَاب: النَّهْيِ عَنِ الِانْتِبَاذِ فِي الْمُزَفَّتِ وَالدُّبَّاءِ والحنتم والنقير، و بيان أَنَّهُ مَنْسُوخٌ، وَأَنَّهُ الْيَوْمَ حَلَالٌ، مَا لَمْ يصر مسكرا
- 5بَاب: بَيَانِ أَنَّ كُلَّ مُسْكِرٍ خَمْرٌ، وَأَنَّ كُلَّ خَمْرٍ حَرَامٌ
- 6بَاب: عُقُوبَةِ مَنْ شَرِبَ الْخَمْرَ إِذَا لَمْ يَتُبْ مِنْهَا، بِمَنْعِهِ إِيَّاهَا فِي الْآخِرَةِ
- 7بَاب: إِبَاحَةِ النَّبِيذِ الَّذِي لَمْ يَشْتَدَّ وَلَمْ يَصِرْ مُسْكِرًا
- 8بَاب: جَوَازِ شُرْبِ اللَّبَنِ
- 9بَاب: فِي شُرْبِ النَّبِيذِ وَتَخْمِيرِ الْإِنَاءِ
- 10بَاب: الْأَمْرِ بِتَغْطِيَةِ الْإِنَاءِ وَإِيكَاءِ السِّقَاءِ وَإِغْلَاقِ الْأَبْوَابِ وَذِكْرِ اسْمِ اللَّهِ عَلَيْهَا. وَإِطْفَاءِ السِّرَاجِ وَالنَّارِ عِنْدَ النَّوْمِ. وَكَفِّ الصِّبْيَانِ وَالْمَوَاشِي بَعْدَ الْمَغْرِبِ
- 11بَاب: آدَابِ الطَّعَامِ وَالشَّرَابِ وَأَحْكَامِهِمَا
- 12بَاب: كَرَاهِيَةِ الشُّرْبِ قَائِمًا
- 13بَاب: فِي الشُّرْبِ مِنْ زَمْزَمَ قَائِمًا
- 14بَاب: كَرَاهَةِ التَّنَفُّسِ فِي نَفْسِ الْإِنَاءِ، وَاسْتِحْبَابِ التَّنَفُّسِ ثَلَاثًا، خَارِجَ الْإِنَاءِ
- 15بَاب: اسْتِحْبَابِ إِدَارَةِ الْمَاءِ وَاللَّبَنِ، وَنَحْوِهِمَا، عَنْ يَمِينِ الْمُبْتَدِئِ
- 16بَاب: اسْتِحْبَابِ لَعْقِ الْأَصَابِعِ وَالْقَصْعَةِ، وَأَكْلِ اللُّقْمَةِ السَّاقِطَةِ بَعْدَ مَسْحِ مَا يُصِيبُهَا مِنْ أَذًى، وَكَرَاهَةِ مَسْحِ الْيَدِ قَبْلَ لَعْقِهَا
- 17بَاب: مَا يَفْعَلُ الضَّيْفُ إِذَا تَبِعَهُ غَيْرُ مَنْ دَعَاهُ صَاحِبُ الطَّعَامِ، وَاسْتِحْبَابِ إِذْنِ صَاحِبِ الطَّعَامِ لِلتَّابِعِ
- 18بَاب: جَوَازِ اسْتِتْبَاعِهِ غَيْرَهُ إِلَى دَارِ مَنْ يثق برضاه بذلك، ويتحققه تَحَقُّقًا تَامًّا، وَاسْتِحْبَابِ الِاجْتِمَاعِ عَلَى الطَّعَامِ
- 19بَاب: جَوَازِ أَكْلِ الْمَرَقِ، وَاسْتِحْبَابِ أَكْلِ الْيَقْطِينِ، وَإِيثَارِ أَهْلِ الْمَائِدَةِ بَعْضِهِمْ بَعْضًا وَإِنْ كَانُوا ضِيفَانًا، إِذَا لَمْ يَكْرَهْ ذَلِكَ صَاحِبُ الطَّعَامِ
- 20بَاب: اسْتِحْبَابِ وَضْعِ النَّوَى خَارِجَ التَّمْرِ، وَاسْتِحْبَابِ دُعَاءِ الضَّيْفِ لِأَهْلِ الطَّعَامِ، وَطَلَبِ الدُّعَاءِ مِنَ الضَّيْفِ الصَّالِحِ، وَإِجَابَتِهِ لِذَلِكَ
- 21بَاب: اسْتِحْبَابِ تَوَاضُعِ الْآكِلِ، وَصِفَةِ قُعُودِهِ
- 22بَاب: نَهْيِ الْآكِلِ مَعَ جَمَاعَةٍ، عَنْ قِرَانِ تَمْرَتَيْنِ وَنَحْوِهِمَا فِي لُقْمَةٍ، إِلَّا بِإِذْنِ أَصْحَابِهِ
- 23باب: في إدخال التَّمْرِ وَنَحْوِهِ مِنَ الْأَقْوَاتِ لِلْعِيَالِ
- 24بَاب: فَضْلِ تَمْرِ الْمَدِينَةِ
- 25بَاب: فَضْلِ الْكَمْأَةِ، وَمُدَاوَاةِ الْعَيْنِ بِهَا
- 26بَاب: فَضِيلَةِ الْأَسْوَدِ مِنَ الْكَبَاثِ
- 27بَاب: فَضِيلَةِ الْخَلِّ، وَالتَّأَدُّمِ بِهِ
- 28بَاب: إِبَاحَةِ أَكْلِ الثُّومِ، وَأَنَّهُ يَنْبَغِي لِمَنْ أَرَادَ خِطَابَ الْكِبَارِ تَرْكُهُ، وَكَذَا مَا فِي مَعْنَاهُ
- 29بَاب: إِكْرَامِ الضَّيْفِ وَفَضْلِ إِيثَارِهِ
- 30بَاب: فَضِيلَةِ الْمُوَاسَاةِ فِي الطَّعَامِ الْقَلِيلِ، وَأَنَّ طَعَامَ الِاثْنَيْنِ يَكْفِي الثَّلَاثَةَ، وَنَحْوِ ذَلِكَ
- 31بَاب: الْمُؤْمِنُ يَأْكُلُ فِي مِعًى وَاحِدٍ، وَالْكَافِرُ يَأْكُلُ فِي سَبْعَةِ أَمْعَاءٍ
- 32بَاب: لَا يَعِيبُ الطَّعَامَ
(36) Kitâb: İçecekler
بَاب: جَوَازِ أَكْلِ الْمَرَقِ، وَاسْتِحْبَابِ أَكْلِ الْيَقْطِينِ، وَإِيثَارِ أَهْلِ الْمَائِدَةِ بَعْضِهِمْ بَعْضًا وَإِنْ كَانُوا ضِيفَانًا، إِذَا لَمْ يَكْرَهْ ذَلِكَ صَاحِبُ الطَّعَامِ
بَاب: اسْتِحْبَابِ وَضْعِ النَّوَى خَارِجَ التَّمْرِ، وَاسْتِحْبَابِ دُعَاءِ الضَّيْفِ لِأَهْلِ الطَّعَامِ، وَطَلَبِ الدُّعَاءِ مِنَ الضَّيْفِ الصَّالِحِ، وَإِجَابَتِهِ لِذَلِكَ
Bana Muhammed b. Müsennâ El-Anezî rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Vezîd b. Humeyr'den, o da Abdullah b. Büsr'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) babama misafir oldu. Biz de kendisine yemek ve çorba takdim ettik. Onlardan yedi. Sonra kuru hurma getirildi. Onu yiyor ve çekirdeğini iki parmağının arasına koyuyordu. Şehadet parmağı ile orta parmağını bir yere topluyordu (Şu'be demiş ki, bu benim zannımdır. Bu söz hadîsdedir inşallah, yâni çekirdeği iki parmak arasına koymak.) Sonra içecek getirildi, onu da içti. Ve sağındakine verdi. Onun üzerine babam hayvanının geminden tutarak : « Bize dua buyur,» dedi. O da : «Allahım! Bunlara verdiğin rızıklarda bereket ihsan et! Kendilerine mağfiret ve rahmet eyle!» buyurdu
{…} Bize Muhammed b. Beşşâr da rivayet etti. (Dediki): Bize îbni Adiyy rivayet etti. H. Bana bu hadîsi Muhammed b. Müsennâ da rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya b. Hammad rivayet etti. Her iki nevi Şu'be'den bu isnadla rivayette bulunmuşlar; fakat çekirdeği iki parmak arasına koyma hususunda şekketmemişlerdir
Bize Yahya b. Yahya Et-Temîmî ile Abdullah b. Avn El-Hilâlî rivayet ettiler. (Yahya Ahberenâ İbni Avn ise haddesena tâbirini kullandılar.) (İbni Avn Dediki): Bize İbrahim b. Sa'd, babasından, o da Abdullah b. Ca'fer'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i acurla hurma yerken gördüm
بَاب: اسْتِحْبَابِ تَوَاضُعِ الْآكِلِ، وَصِفَةِ قُعُودِهِ
Bize Ebû Bekr b. Ebi Şeybe ile Ebû Saîd El-Eşecc ikisi birden Hafs'dan rivayet ettiler. Ebû Bekr (Dediki): Bize Hafs b. Gıyâs, Mus'ab b. Süleym'den rivayet etti. (Demişki): Bize Enes b. Mâlik rivayet etti. (Dediki): Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i dizlerini dikerek oturmuş hurma yerken gördüm
Bize Züheyr b. Harb ile İbni Ebî Ömer de hep birden Süfyân'dan rivayet ettiler. İbni Ebî Ömer (Dediki): Bize Süfyân b. Uyeyne Mus'ab b. Süleym'den, o da Enes'den naklen rivayet etti. Enes (Şöyle demiş) : Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e kuru hurma getirdiler de, onu çömelmiş olduğu halde taksim etmeye başladı. Ondan acele diyordu. Züheyr'in rivayetinde Zeri' yerine Hasis denilmiştir
بَاب: نَهْيِ الْآكِلِ مَعَ جَمَاعَةٍ، عَنْ قِرَانِ تَمْرَتَيْنِ وَنَحْوِهِمَا فِي لُقْمَةٍ، إِلَّا بِإِذْنِ أَصْحَابِهِ
Bize Muhammed b. Müsennâ rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be rivayet etti, (Dediki): Cebele b. Sühaym'ı şunu söylerken işittim. İbni Zübeyr bize kuru hurma yediriyordu. O gün insanlara kıtlık isabet etmişti. Biz yerken yanımızdan İbni Ömer geçiyordu: — Çifter yemeyin! Çünkü Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) çift yemeden nehiy buyurdu. Meğer ki kişi, dîn kardeşine izin vermiş ola! dedi. Şu'be, izin kelimesini kaydederek: «Bu kelimenin ancak ibni Ömer'in sözünden olduğunu zannederim.» demiş
{…} Bize bu hadîsi Ubeydullah b. Muâz da rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti, H, Bize Muhammed b. Beşşâr dahi rivayet etti. (Dediki): Bize Abdurrahman b. Mehdi rivayet etti. Her iki râvi Şu'be'den bu isnadla rivayette bulunmuşlardır. Onların hadisinde Şu'be'nin sözü yoktur. «O gün insanlara kıtlık isabet etmişti» cümlesi dahî yoktur
Bana Züheyr b. Harb ile Muhammed b. Müsennâ rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Abdurrahman, Süfyân'dan, o da Cebele b. Suhaym'dan naklen rivayet etti. (Demişki): Ben İbni Ömer'i şunu söylerken işittim: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): Sahiplerinden izin almadıkça iki hurmayı beraber yemekten nehiy buyurdu
باب: في إدخال التَّمْرِ وَنَحْوِهِ مِنَ الْأَقْوَاتِ لِلْعِيَالِ
Bana Abdullah b. Abdirrahman Ed-Dârimî rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya b. Hassan haber verdi. (Dediki): Bize Süleyman b. Bilâl, Hişâm b. Urve'den, o da babasından, o da Âişe'den naklen rivayet etti ki: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ellerinde kuru burma bulunan ev halkı aç kalmaz.» buyurmuşlar
Bize Abdullah b. Mesleme b. Ka'neb rivayet etti. (Dediki): Bize Ya'kub b. Muhammed b. Tahlâ', Ebû'r Rical Muhammed b. Abdirrahman'dan, o da annesinden, o da Âİşe'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş); Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Yâ Âişe! İçinde kuru hurma olmayan evin halkı açtırlar. Yâ Âişe! içinde kuru hurma olmayan evin halkı açtırlar. —Yahut halkı aç kalmıştır.—» buyurdu. Bunu iki veya üç defa söyledi
بَاب: فَضْلِ تَمْرِ الْمَدِينَةِ
Bize Abdullah b. Mesleme b. Ka'neb rivayet etti. (Dediki): Bize Süleyman (yâni İbni Bilâl) Abdullah b. Abdirrahman'dan, o da Âmir b. Sa'd b. Ebî Vakkas'dan, o da babasından naklen rivayet etti ki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Her kim sabahladığı vakit Medine'nin iki taşlığı arasında yedi hurma yerse, akşamlayıncaya kadar ona zehir zarar vermez.» buyurmuşlar
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti, (Dediki): Bize Ebû Usâme Hâşim b. Hâşim'den rivayet etti. (Demişki): Âmir b. Sa'd b. Ebî Vakkâs'ı dinledim, şöyle diyordu. Ben Sa'd'î şunu söylerken işittim: Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i; «Her kim acve olarak yedi hurma ile sabah kahvaltısı yaparsa, o kimseye o gün ne zehir zarar verir, ne sihir!» buyururken işittim
Bize bu hadîsi İbni Ebî Ömer de rivayet etti. (Dediki): Bize IMervan b. Muaviyete'I-Fezârî rivayet etti. H. Bu hadîsi bize İslıak b. İbrahim de rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Bedr Şûca' b. Velîd haber verdi. Her iki râvi Hâşim b. Hâşim'den bu isnadla Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen bu hadîsin mislini rivayet etmişlerdir. Ama ikisi de: «Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den işittim» dememişlerdir. İzah 2048 de
Bize Yahya b. Yahya ile Yahya b. EyyÛb ve İbni Hucr rivayet ettiler. (Yahya b. Yahya: Bize haber verdi tâbirini kullandı, ötekiler: Bize İsmail —Bu zat İbnİ Ca'fer'dir— rivayet etti, dediler.) O da Şerik'den —Bu zat İbni Ebî Nemr'dir—, o da Abdullah b. Ebî Atik'den, o da Âişe'den naklen rivayet etti ki: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) «Yaylanın acvasinde şifa vardır. Yahut o, sabahın ilk zamanında tiryaktır.» buyurmuşlar
بَاب: فَضْلِ الْكَمْأَةِ، وَمُدَاوَاةِ الْعَيْنِ بِهَا
Bize Kuteybe b. Saîd rivayet eîti. (Dediki): Bize Cerîr rivayet etti. H. Bize İshâk b. İbrahim da rivayet etti, (Dediki): Bize Cerîr ile Amr b. Ubeyd, AbdülMelik b. Umeyr'den, o da Amr b. Hureys'den, o da Saîd b. Zeyd b. Amr b. Nüfeyl'den naklen haber verdi. (Şöyle demiş): Ben Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i : «Mantar mendendir. Onun suyu göze şifadır.» buyururken işittim
(Bize Muhammed b. Müsennâ da rivâyet etti. ki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivâyet etti. ki): Bize Şu'be, Abdül-Melik b. Umeyr'den rivâyet etti. ki): Ben Amr b. Hureys'den dinledim. ki): Ben Saîd b. Zeyd'den dinledim. (Şöyle dedi): Ben Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)'i: mendendir. Soyu âa göze şifadır.::- buyururken işittim
{…} Bize (yine) Muhammed b. Müsennâ rivayet etti. (Dediki): Bana Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be rivayet etti. (Dediki): Bana Hakem b. Uteyhe de Hasen-i Urenî'den, o da Amr b. Hureys'den, o da Saîd b. Zeyd'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen haber verdi. Şu'be şöyle demiş : «Hakem bana bu hadîsi rivayet edince, onu Abdül-Melik'in hadîsinden yadırgamadım.»
Bize Saîd b. Amr El-Eş'asî rivayet etti. (Dediki): Bize Abser, Mutarrif den, o da Hakem'den, o da Hasen'den, o da Amr b. Hureyre'den, o da Saîd b. Zeyd b. Amr b. Nüfeyl'den naklen haber verdi. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Mantar Allah Tebâreke ve Teâlâ'nın Benî İsrail'e indirdiği menden'dir. Onun suyu da göze şifadır.» buyurdular
Bize İshâk b. İbrahim de rivayet etti. (Dediki): Bize Cerîr, Mutarrif den, o da Hakem b. Uteyhe'den, o da Hasen-i Urenî'den, o da Amr b. Hureys'den, o da Saîd b. Zeyd'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen haber verdi: «Mantar, Allah'ın Musa'ya İndirdiği mendendir. Onun suyu da göze şifadır.» buyurmuşlar
(Bize İbn Ebî Ömer rivâyet etti. ki): Bize Süfyân, Abdül-Melik b. Umeyr'den rivâyet etti. ki): Ben Amr b. Hureys'i şunu söylerken işittim. ki): Ben Saîd b. Zeyd'i şöyle derken dinledim. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): Allah (azze ve celle)'nin Benî İsrail'e indirdiği mendendir. Onun suyu da göze şifadır.» buyurdular
Bize Yahya b. Habib El-Hârisi de rivayet etti. (Dediki): Bize Hammad b. Zeyd rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Şebib rivayet etti, (Dediki): Ben bu hadîsi Şehr b. Havşeb'den dinledim ve kendisine sordum da, ben onu Abdü'l-Melik b. Umeyr'den dinledim, dedi, Onun üzerine AbdülMelik'Ie görüştüm. O da bana Amr b. Hureys'den, o da Saîd b. Zeyd'den naklen rivayette bulundu. (Demişki): Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem); «Mantar mendendir. Onun soyu da göze şifadır.» buyurdu
بَاب: فَضِيلَةِ الْأَسْوَدِ مِنَ الْكَبَاثِ
Bana Ebû't-Tahir rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. Vehb, Yûnus'dan, o da İbni Şihab'dan, o da Ebû Seleme b. Abdırrahman'dan, o da Câbir b. Abdillnh'dan naklen haber verdi. Câbir şöyle demiş; Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'le birlikte Merru'z-Zahran'da idik, Erak yemişi topluyorduk. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) «Onun siyahını toplamağa bakın!» buyurdular. Bunun üzerine biz: — Yâ Resûlallah! Galiba sen koyun gütmüşsün, dedik. «Evet, onu gütmedik Hiç bir Nebi var mı?t buyurdu yahut bunun gibi bir söz söyledi
بَاب: فَضِيلَةِ الْخَلِّ، وَالتَّأَدُّمِ بِهِ
Bana Abdullah b. Abdirrahman Ed-Dârimî rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya h. Hassan haber verdi. (Dediki): Bize Süleyman b. Bilâl, Hişam b. Urve'den, o da babasından, o da Âişe'den naklen haber verdiki: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Sirke ne güzel katıklardır. Yahut katıktır.» buyurmuşlar
Bize bu hadîsi Musa b. Kureyş b. Nâfi' Et-Temîmi de rivayet etti. (Dediki); Bize Yahya b. Salih El-Vuhazî rivayet etti. (Dediki): Bize Süleyman b. Bilâl bu isnadla rivayette bulundu ve : «Ne güzel katıklardır.» dedi; şekketmedi. İzah 2052 de
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Avâne, Ebû Bişr'den, o da Ebû Süfyân'dan, o da Câbir b. Abdillah'dan naklen haber verdiki: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ailesi efradına katık sordu. Onlar da : — Bizde sirkeden başka bir şey yok, dediler. Onu istedi ve onunla yemeye başladı. Hem : «Sirke ne güzel katıklardır; sirke ne güzel katıklardır!» diyordu
Bana Ya'kub b. İbrahim Ed-Devrakî rivayet etti. (Dediki): Bize İsmail (yâni İbni Uleyye), Müsennâ b. Said'den rivayet etti. (Demişki): Bana Talha b, Nâfi' rivayet etti ki, kendisi Câbir b. Abdillah'ı şunu söylerken işitmiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir gün benim elimden tutarak evine götürdü. (Hizmetçi) ona ekmek parçaları çıkardı. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Katık namına bir şey yok mu?» diye sordu. (Evdekiler) : — Hayır! Yalnız biraz sirke var, dediler. Gerçekten sirke ne güzel katıklardır. buyurdu. Câbir demiş ki: Bunu Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den işiteli beri sirkeyi severim. Talha dahi: «Ben bunu Câbir'den işiteli beri sirkeyi severim.» demiş
Bize Nasr b. Alî El-Cahdemî rivayet etti. (Dediki): Bana babam rivayet etti. (Dediki): Bize Müsennâ b. Saîd, Talha b. Nâfi'den rivayet etti. (Demişki): Bize Câbir b. Abdillah rivayet etti ki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onun elinden tutarak evine götürmüş: Râvi, îbni Uleyye'nin hadîsi gibi : «O halde sirke ne güzel katıklardır...» cümlesine kadar rivayette bulunmuş; ondan sonrası almamıştır
Bize Ebû Bekr b. Ebi Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Yezid b. Harun rivayet etti. (Dediki): Bize Haccâc b. Ebî Zeyneb haber verdi. (Dediki): Bana Ebû Süfyân Taîha b. Nâfi' rivayet etti. (Dediki): Câbir b. AbdiIIah'i dinledim, şunu söyledi: Evimde oturuyordum, bana Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) uğrayarak işaret etti. Hemen kendisine ayağa kalktım. Elimden tuttu ve yürüdük. Nihayet kadınlarının evlerinden bîrine gelerek içeri girdi. Sonra bana izin verdi. Ben de perdeye kadının yanına girdim. Derken ResûIullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Yiyecek bîr şey var mı?» diye sordu. (Evdekiler) : — Hayır! cevâbını verdiler. Ve kendisine üç parça ekmek getirdiler. Bunları bir sofranın üzerine koydular. Müteakiben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir parça alarak onu kendi önüne koydu. Başka bir parça daha alarak onu da benim önüme koydu. Sonra üçüncüyü alarak onu ikiye kırdı ve yarısını kendi önüne, yarısını da benim önüme koydu. Sonra : «Katık namına bir şey var mı?» diye sordu. — Hayır! Yalnız biraz sirke var, dediler. — «Getirin onu! Ne güzel katıklardır ol» buyurdular
بَاب: إِبَاحَةِ أَكْلِ الثُّومِ، وَأَنَّهُ يَنْبَغِي لِمَنْ أَرَادَ خِطَابَ الْكِبَارِ تَرْكُهُ، وَكَذَا مَا فِي مَعْنَاهُ
Bize Muhammed b. Müsennâ ile Ibni Beşşâr rivayet ettiler. Lâfız İbni Müsennâ'nındir. (Dedilerki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be Simak b. Harb'den, o da Câbir b. Semûra'dan, o da Ebû Eyyûb EI-Ensârî'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e bir yiyecek getirildiği vakit ondan yer; fazlasını da bana gönderirdi. Bir gün bana bir fazla göndermişti ki, ondan yememişti. Çünkü içerisinde sarımsak vardı. Kendilerine : — Bu haram mıdır? diye sordum. «Hayır! Lâkin ben kokusundan dolayı ondan hoşlanmıyorum.» buyurdular. Ebû Eyyûb: —Öyleyse senin hoşlanmadığından ben de hoşlanmıyorum, demiş
{…} Bize Muhammed b. Müsennâ rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya b. Saîd, Şu'be'den bu isnadla rivayet etti
Bana Haccâc b. Şâir ile Ahmed b. Saîd b. Sahr dahi rivayet etti. Lâfızları birbirine yakındır. (Dedilerki): Bize Ebû'n-Nu'man rivayet etti. (Dediki): Bize Sabit rivayet etti. (Haccâc b. Yezid'in rivâyetinde: Ebû Zeyd El-Ahvel'dir) (Dediki): Bize Asım b. Abdillah b. Haris, Ebû Eyyûb'un azatlısı Eflah'dan, o da Ebû Eyyûb'dan naklen rivayet ettiki: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona misafir olmuş ve Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) alt kata Ebû Eyyûb da üst kata yerleşmişler. Derken Ebû Eyyûb bir gece intibaha gelmiş ve: Biz Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in başının üzerinde yürüyoruz, demiş. Bunun üzerine çekilerek bir kenarda gecelemişler. Sonra Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e söylemiş. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem). «Alt kat daha yarayışlı.» buyurmuş.» Ebû Eyyûb : — Sen altında bulundukça ben bir çatının üstüne çıkamam, demiş. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Üst kata, Ebû Eyyûb da alt kata değişmişler. Ebû Eyyûb Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e yemek yaparmış. Sofra (dönüp) getirildiği vakit onun parmaklarının yerini sorar, parmaklarının yerini araştırırmış. Bir gün ona sarımsaklı bir yemek yapmış. Sofra geri getirildiği vakit Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in parmak yerlerini sormuş. Kendisine: — O yemedi, demişler. Bundan ürkmüş ve hemen yanına çıkarak : — Sarmısak haram mıdır? diye sormuş. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Değildir! Lâkin ben ondan hoşlanmıyorum.» buyurmuş. Ebû Eyyûb : — Öyle ise senin hoşlanmadığından yahut senin kerih gördüğünden ben de hoşlanmam, demiş. Ebû Eyyûb: «Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelinirdi.» demiş
بَاب: إِكْرَامِ الضَّيْفِ وَفَضْلِ إِيثَارِهِ
Bana Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dediki): Bize Cerir b. Abdul Hamid, FudayI b. Gazvan'dan, o da Ebu Hazım EI-Eşcaî'den, o da Ebu Hureyre'den naklen rivayet etti. (Şöyle, demiş) : Bîr adam Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek: — Ben muhtacım! dedi. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kadınlarından birine haber gönderdi. O da : — Seni hak dinle gönderen Allah'a yemin olsun ki, evimde sudan başka bir şey yok, dedi. Sonra başka bir hanımına haber gönderdi, bu da bunun gibi söyledi. Hatta bütün hanımları böyle söylediler. — Hayır! Seni hak dinle gönderen Allah'a yemin olsun ki, evimde sudan başka bir şey yok, dediler. Bunun üzerine : «Bu zatı bu gece kim misafir edecek? Allah ona rahmet eylesin!» buyurdu. Hemen ensardan bir zat ayağa kalkarak: — Ben ya Resulallah! dedi. Ve onu evine götürdü. Karısına evinde bir şey var mı diye sordu. Kadın: — Hayır! Yalnız çocuklarımın yiyeceği var, cevabını verdi. — Sen onları bir şeyle oyala! Misafirimiz girdiği vakit kandili söndür ve ona biz de yermişiz gibi göster. O yemeğe eğildi mi sen hemen kandile kalk ve onu söndür, dedi. Böylece oturdular ve misafir yemeğini yedi. Sabahlayınca Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e vardı. O da (kendisine) : «Bu akşam (karı koca) her ikinizin misafirinize yaptığınıza Aliah teaccub buyurdu.» dedi
Bize Ebu Kureyb Muhammed b. Ala' rivayet etti. (Dediki); Bize Veki', FudayI b. Gazvan'dan, o da Ebu Hazim'den, o da Ebu Hureyre'den naklen rivayet etti ki, Ensardan bir adama bir gece misafir gelmiş. Evinde kendi yiyeceği ile çocuklarının yiyeceğinden başka bir şey yokmuş. Karısına : — Sen çocukları uyut; kandili söndür ve ne yemeği varsa misafire takdim et! demîş. Ravi diyor ki, arkacığından şu ayet indi : «Onlar başkalarını kendi nefislerine tercih ederler, velev ki kendileri muhtaç olsunlar.» [Haşr]
{…} Bize bu hadîsi Ebu Kureyb de rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Fudayl, babasından, o da Ebu Hazim'den, o da Ebu Hureyre'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş); Bir adam misafir olmak için Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e geldi. Fakat evinde onu misafir edecek bir şey yoktu. Bunun üzerine: «Bu zatı misafir edecek kimse yok mu? Allah ona rahmef eylesin!» dedi. Hemen ensardan Ebu Talha denilen bir zat kalkarak onu evine götürdü... Ravi hadîsi Cerir'in hadîsi gibi nakletmiş; bu hadîste Vekî'in zikrettiği gibi ayetin inişini de anmıştir
Bize Efaû Bekr b- Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Şebâbe b. Sevvâr rivayet etti. (Dediki): Bize Süleyman b. Muğîre Sabitten, o da Abdurrahman b. Ebî Leylâ'dan, o da Mikdad'dan naklen rivayet etti. Mikdâd (şöyle demiş); Ben ve iki arkadaşım yoldan geldik. Açlıktan gözlerimiz, kulaklarımız gitmişti. Kendimizi Resûlullah ($allallahu Aıeyhi ve Sellenı)'in ashabına arzetmeye başladık. Ama onlardan hiç biri bizi kabul etmiyordu. Derken Nebi ($allallahu Aıeyhi ve Sellenı)'e geldik, bizi hanesine götürdü, bîr de baktık üç keçi!.. Nebi ($allallahu Aıeyhi ve Sellenı): «Şu sütü aramızda (paylaşmak üzere) sağın!» buyurdu. Artık sütü sağıyor ve bizden her birimiz nasibini içiyordu. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e de nasibini takdim ediyorduk. O geceleyin gelerek öyle bîr selâm veriyordu ki. uyuyanı uyandırmak, fakat uyanık olana îşîttirirdi. Sonra mescide gelir. Namaz kılar. Sonra sütünün başına gelerek içerdi. Derken bir gece hana şeytan geldi. Tam nasibimi içmiştim. (Dediki): — Muhammed ensâra geliyor, ona hediye veriyorlar, onların yanında hissemend oluyor. Onun bu bir yudum süte ihtiyacı yoktur! Bunun üzerine ben sütün başına gelerek onu içtim. Karnıma yerleştiği ve onu çıkarmaya bir çare olmadığını anladığım vakit şeytan bana pişmanlık verdi. Ve : — Yazık sana! Ne yaptın seni Muhammed'in sütünü nıü içtin? Bir gelir de onu bulamaz ve sana beddua ederse helak olursun, dünyan da, âhirelin de (heba olup) gider, dedi. Üzerimde bir peştemal vardı, onu ayaklarıma koyarsam Başım meydana çıkar; başıma koyarsam ayaklarım meydana çıkardı. Uykum gelmemeye başladı. İki arkadaşım ise uyudular; onlar benim yaptığımı yapmadılar. Derken Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) geıerek eskiden verdiği gibi selâm verdi. Sonra mescide geldi ve namaz kıldı. Sonra sütünün başına gelerek onu açtı. Ama kabın içinde bir şey bulamadı. Bunun üzerine başını semaya kaldırdı. Ben (içimden): Şimdi bana beddua ediyor ve helak oluyorum, dedim, (Halbuki) O: «Allahıml Bana yiyecek verene, sen de yiyecek ver! Su verene, sen de su ver!» dedi. ben peştemala dönerek onu üzerime bağladım. Ve bıçağı alarak keçilerin yanına gittim. Hangisi semiz ise onu Resülullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e kesecektim. Bir de baktım keçinin sütü toplanmış. Baktım hepsinin sütleri toplanmış. Bunun üzerine Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ailesinin bîr kabını ele geçirdim. Onun içine süt sağmaya tama' etmezlerdi, İçine sağdım. Hattâ südün üzerine köpük çıktı. Sonra Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e geldim. «Bu akşam sütünüzü içtiniz mi?» dedi. Ben; — Yâ Resûlallah iç! dedim. İçti, sonra bana verdi. Ben (yine) : — Yâ Resûlallah iç! dedim, içti, sonra bana verdi. Nebi ((Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in kandığını ve duasına nail olduğumu anlayınca güldüm. Hattâ yere düştüm. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Bu senin yaramazlıklarından biri (olacak) yâ Mikdad!» dedi. Ben de — Yâ ResûlalIah! Halim şöyle idi, ben de şöyle yaptım, dedim. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Bu Allah'ın rahmetinden başka bir şey değildir. Sen benden izin istesen de arkadaşlarımızı uyandırsak. onlar da bu sütten nasibedâr olsalardı ya!» buyurdu. Ben: — Seni hak dinle gönderen Allah'a yemin olsun ki, ondan sen ve seninle beraber ben de nasibedar olduktan sonra, insanlardan kimin ondan nasibedar olacağına aldırış etmem, dedim
{…} Bize İshâk b. İbrahim de rivayet etti. (Dediki): Bize Nadr b. Şümeyl haber verdi. (Dediki): Bize Süleyman b. Muğîre bu isnadla rivayette bulundu
Bize Ubeydullah b. Muaz El-Anberî ile Hamid b. Ömer EI-Bekrâvî ve Muhammed b. Abdi'l-A'lâ toptan Mu'temir b. Süleyman'dan rivayet ettiler. Lâfız İbni Muaz'ındir. (Dedilerki): Bize Mu'temir rivayet etti. (Dediki): Bize babam Ebû Osman'dan ve bir de Abdurrahman b. Ebî Bekr'den naklen rivayet etti. Abdurrahman şöyle demiş : Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte yüz otuz kişi bulunuyorduk. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Sizden hiç birinizin yanında yiyecek var m;?» diye sordu. Bir de baktık, bir adamın yanında bir ölçek zahire veya bunun gibi bir şey bulunuyormuş. Hemen hamur karıldı. Sonra saçları dağılmış uzun boylu müşrik bir adam bir sürü koyun sürerek (yanımıza) geldi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (ona) : «Satılık mı, hediyye mi? —Yahut hibe mi?—» diye sordu. Adam: — Hayır! Bilâkis satılık, dedi. Ve ondan bir koyun satın aldı. Koyun hasıllandi. Ve Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ciğerinin kızartılmasını emir buyurdu. Allah'a yemin ederim yüz otuz kişiden hiç bir kimse yoktur ki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) o koyunun ciğerinden bir parça vermemiş olsun. Mevcut ise kendisine verdi. Gaibse onun için sakladı. Abdurrahman: «Akide çanak doldurdu, bunlardan hepimiz yedik ve doyduk. Kaplarda yemek de arttı da, ben onu deveye yükledim.» demiştir. Yahut dediği gibidir
Bize UbeyduIIah b. Muâz El-Anberî i!e Hâmîd b. Ömer Eİ-Bekrâvi ve Muhammed b. Abdi'l-A'lâ El-Kaysî hepsi Mu'temirden rivayet ettiler. Lâfız İbni Muâz'ındır. (Dedilerkij: Mu'temir b. Süleyman rivayet etti. (Dediki): Bana babam şunu söyledi. Bize Ebû Osman rivayet etti. Ona da Abdurrahman b. Ebî Bekr rivayet etmişki: Eshab-i Suffe. fakir insanlarmış. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir defa: «Kimde iki kişilik yemek varsa, üç kişi götürsün! Kimde dört kişilik yemek varsa beşinciyi, altıncıyı götürsün.» buyurmuşlar. Yahut buyurduğu gibidir. Gerçekten Ebû Bekr üç kişi getirmiş. Nebiyyuliah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) on kişi (yine) Ebû Bekr üç kişi götürmüş. Râvi şöyle demiş : — Şan şu ki: Annem, babam ve ben — bilmiyorum karım da dedi mi — bizim evimizle Ebû Bekr'in evinin arasında bir hizmetçi vardı. Ebû Bekr Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanında akşam yemeği yedi. Sonra yatsı kılmıncaya kadar durdu. Sonra döndü ve Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) uyuklayıncaya kadar yanında durdu. Gecenin Allah'ın dilediği kadarı geçtikten sonra geldi. Hanımı ona : — Misafirlerinin yanına gelmekten yahut misafirinin yanına gelmekten seni alıkoyan nedir? dedi. Ebû Bekr : — Sen onlara akşam yemeği vermedin mi? diye sordu. Kadın : — Sen gelinceye kadar yemek istemediler. Onlara yemek (evdekiler) arzettiler. Fakat onlar galebe çaldı, dedi. Abdurrahman demiş ki: Ben giderek gizlendim. Ebû Bekr: — Ey alçak! dedi. Beddua ve sitem etti. Ve : — Yeyin, afiyet olmasın! dedi. Bir de: — Vallahi ben bu yemekten ebediyyen tatmam! dedi. Abdurrahman diyor ki: Biz bu yemekten hiç bir lokma almıyorduk ki, altından o lokmadan daha fazla artmasın. Nihayet doyduk ve yemek öncekinden daha fazla oldu. Ebû Bekr ona baktı, ne görsün, olduğu gibice yahut daha Çok!..Hanımına : — Ey Benî Firâs'ın kız kardeşi! Bu ne? dedi. Hanım : — Hayır iki gözüm! Şimdi o öncekinden üç kere daha çoktur, dedi. Bunun üzerine Ebû Bekr ondan yedi. Ve yeminini kasdederek : — Bu ancak şeytandandı, dedi. Sonra yemekten bîr lokma yedi. Ve yemeği Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e götürdü. Yemek onun yanında sabahladı. Bizimle bir kavim arasında akid vardı. Müddet geçti. Biz de on iki adamı reis yaptık. Her adamla birlikte onlardan bir takım insanlar bulunuyordu. Her adamla kaçar kişi bulunduğunu Allah bilir. Şu kadar var ki, onlarla beraber gönderdi ve yemekten toptan yediler. Yahut dediği gibidir
Bana Muhammed b. Müsennâ rivayet etti. (Dediki): Bize Salim b. Nuh EI-Attâr, Cüreyrî'den, o da Ebû Osman'dan, o da Abdurrahman b. Ebî Bekir'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş) : Bize bir takım misafirlerimiz geldi. Babam geceleri Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'le konuşuyordu, hemen geldi ve: — Ey Abdurrahman! Misafirlerine akşam yemeği ver, dedi. Akşamlayınca biz misafirleri ağırlamaya geldik, fakat onlar kabul etmediler. Evimizin babası gelerek bizimle beraber yemedikçe olmaz, dediler. Ben kendilerine : — O hiddetli bir admdır. Eğer siz (dediğimi) yapmazsanız, ondan bana ezâ isabet edeceğinden korkarım, dedim. (Yine) kabul etmediler. Ebû Bekr geldiği vakit onlardan önce hiç bir şeye başlamadı: — Ziyafetinizi bitirdiniz mi? diye sordu : — Hayır! Vallahi bitirmedik, dediler. — Ben Abdurrahman'a emretmedim mi? dedi. Ben ondan (bir tarafa) çekildim. O: — Ey Abdurrahman! dedi. Ben (yine) çekildim. Bunun üzerine: — Ey alçak! Sana yemin ediyorum, sesimi işitirsen mutlaka gel! dedi. Ben de geldim. Ve: — Vallahi benim bir suçum yok! İşte misafirlerin! Onlara sor! Kendilerine yemeklerini getirdim ama onlar sen gelmedikçe yemekten çekindiler, dedim. Bu sefer (onlara) : — Size ne oldu? Bizden yemeğinizi kabul etmiyor musun? diye sordu. Abdurrahman demiş ki: Bunun üzerine Ebû Bekr: — Vallahi bu gece ben bu yemekten tatmam, dedi. Onlar da : — Vallahi sen tatmadıkça, biz de tatmayız, dediler. Ben bu gece gibi kötü bir gece görmedim. Yazık size! Ne oluyorsunuz da bizden yemeğinizi kabul etmiyorsunuz? dedi. Sonra şunu söyledi : — Birinciye gelince o (yâni yemin) şeytandandır. Yemeğinize gelin! Arkacığından yemek getirildi. Ebû Bekr besmele çekerek yedi. Misafirler de yediler. Sabahlayınca Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına gitti ve : — Yâ Resûlallah! Onlar yeminlerinde durdu. Ben yeminimi bozdum, dedi. Ve (olanı) ona haber verdi. O da : «Bilâkis sen onların en yemininde duranı ve en hayirlısssın!» buyurdular. Abdurrahman: «Keffâret (verip vermediği) benim kulağıma gelmedi» demiş
بَاب: فَضِيلَةِ الْمُوَاسَاةِ فِي الطَّعَامِ الْقَلِيلِ، وَأَنَّ طَعَامَ الِاثْنَيْنِ يَكْفِي الثَّلَاثَةَ، وَنَحْوِ ذَلِكَ
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Mâlik'e, Ebû'z-Zinad'dan dinlediğim, onun da A'rac'dan, onun da Ebû Hureyre'den naklen rivayet ettiği şu hadîsi okudum. (Demişki): Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Iki kişinin yemeği üç'e yeter. Üç kişinin yemeği de dörde yeter.» buyurdular. İzah 2059 da
Bize İshâk b. İbrahim rivayet etti. (Dediki): Bize Ravh b. Ubâde haber verdi. H. Bana Yahya b. Habîb de rivayet etti. (Dediki): Bize Ravh rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Cüreyc rivayet etti. (Dediki): Bana Ebû'z-Zübeyr haber verdiki: Câbir b. Abdillah'ı şöyle derken işitmiş: Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i: «Bir kişinin yemeği iki kişiye yeter; İki kişinin yemeği dört kişiye yeter; dört kişinin yemeği sekiz kişiye yeter.» buyururken işittim.» İshâk'ın rivayetinde: «Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu» demiş. «İşittim» sözünü anmamıştır
{…} Bize İbni Numeyr rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyân rivayet etti. H. Bana Muhammed b. Müsennâ da rivayet etti. (Dediki): Bize Abdurrahman, Süfyân'dan, o da Ebû'z-Zübeyr'den, o da Câbir'den, o da Nebi {Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen İbni Cüreyc'in (179/) hadîsi gibi rivayette bulunmuştur
Bize Yahya b. Yahya ile Ebû Bekr b. Ebî Şeybe, Ebû Kureyb ve İshâk b. İbrahim rivayet ettiler. (Ebû Bekr ile Ebû Kureyb: Bize rivayet etti tâbirini kullandılar. Ötekiler: Bize Ebû Muâviye A'meş'den, o da Ebû Süfyan'dan, o da Câbir'den naklen haber verdi, dediler.) Câbir şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Bir kişinin yemeği iki kişiye yeter; iki kişinin yemeği de dört kişiye yeter.» buyurdular
Bize Kuteybe b. Saîd ile Osman b. Ebî Şeybe rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Cerir, A'meş'den, o da Ebû Süfyan'dan, o da Câbir'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti. «Bir kişinin yemeği iki kişiye yeler; iki kişinin yemeği dört kişiye yeter; dördün yemeği de sekiz kişiye yeter.» buyurmuşlar
بَاب: الْمُؤْمِنُ يَأْكُلُ فِي مِعًى وَاحِدٍ، وَالْكَافِرُ يَأْكُلُ فِي سَبْعَةِ أَمْعَاءٍ
(Bana Muhammed b. Müsenna rivâyet etti. ki): Bize Abdurrahman, Süfyan'dan, o da Ebû'z-Zübeyr'den, o da Câbir ile İbn Ömer'den naklen rivâyet etti ki, Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): bir bağırsağa yer; kâfirse yedi bağırsağa yer.» buyurmuşlar
(Bize Muhammed b. Abdillah b. Nümeyr de rivâyet etti. ki): Bize babam rivâyet etti. H. Ebû Bekr b. Ebî Şeybe dahi rivâyet etti. ki): Bize Ebû Üsâme ile İbn Nümeyr rivâyet ettiler. (Dediler ki): Bize Ubeydullahrivâyet ettilet. H. Muhammed b. Râfi' ile Abd b. Humeyd de Abdürrezzâk'dan rivâyet ettiler. ki): Bize Ma'mer, Eyyûb'dan naklen haber verdi, her iki râvi Nâfi'den, o da İbn Ömer'den, o da Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'den bu hadîsin mislini rivâyet etmişlerdir
Bize Ebû Bekr b. Hallâd EI-Bahilî de rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammet! b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be Vâkid b. Muhammed b. Zeyd'den rivayet etti. O da Nâfi'yi şöyle derken işitmiş: İbnü Ömer bir fakir gördü de önüne tekrar tekrar yiyecek koymaya başladı. O da çok yemeye başladı. Bunun üzerine: Bu benim yanıma girmemelidir. Çünkü ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i: «Kâfir yedi bağîrsak içine yemek yer.» buyururken işittim, dedi. İzah 2063 te
Bana Muhammed b. Müsenna rivayet ettf. (Dediki): Bize Abdurrahman, Süfyan'dan, o da Ebû'z-Zübeyr'den, o da Câbir ile İbni Ömer'den naklen rivayet ettiki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Mu'min bir bağırsağa yer; kâfir ise yedi bağırsağa yer.» buyurmuşlar
{…} Bize İbni Numeyr de rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyan, Ebû'z-Zübeyr'den, o da Câbir'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen bu hadîsin mislini rivayet etti. Ama İbni Ömer'i anmadı. İzah 2063 te