Bize Ebû lîekr b. Ebî Şeybe ile Hennâd b. Seriyy rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Ebu'l-Ahvas, Mansur'dan rivayet etti. H. Bize Züheyr b. Harb ile Osman b. Ebî Şeybe ve İshâk b. İbrahim de rivayet ettiler. Lâfız Züheyr'indir. (İshâk: Ahberenâ; diğerleri Haddesenâ tâbirlerini kullandılar. (Dedilerki): Bize Cerir, Mansur'dan, o da Ebû Vâil'den, o da Abdullah'dan naklen rivayet etti. Abdullah şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellemj : «Üç kişi iseniz ötekini bırakıp da ikiniz gizli konuşmasın! Tâ ki, insanlara karışıncaya kadar. Çünkü bu onu gücendirir.» buyurdular)
Sahih-i Müslim › Kitâb 39 · SelâmlaşmaKonum
- ·Giriş (Mukaddime)35
- 1Îmân437
- 2Tahâret144
- 3Hayız157
- 4Namaz323
- 5Mescidler ve Namaz Yerleri406
- 6Namaz — Yolcular380
- 7Namaz — Cuma93
- 8Namaz — İki Bayram26
- 9Namaz — Yağmur19
- 10Namaz — Tutulmalar34
- 11Namaz — Cenâzeler140
- 12Zekât230
- 13Oruç285
- 14İ'tikâf11
- 15Hac604
- 16Nikâh169
- 17Süt Emzirme84
- 18Talâk91
- 19Lân (Mülâane)27
- 20Köle Azâdı31
- 21Alım Satım158
- 22Müsâkât (Ortakçılık)178
- 23Mîrâs Hükümleri23
- 24Hibeler41
- 25Vasiyyetler31
- 26Adaklar19
- 27Yeminler88
- 28Yeminler, Muhâribler, Kısas ve Diyet56
- 29Had Cezâları72
- 30Yargı ve Hükümler28
- 31Bulunmuş Mallar (Lukata)21
- 32Cihâd ve Seferler182
- 33İmâret (Yönetim)271
- 34Av, Kesim ve Yenilecek Şeyler92
- 35Kurbanlar61
- 36İçecekler258
- 37Elbise ve Süs200
- 38Edep ve Âdâb60
- 39Selâmlaşma216
- 40Doğru Kelime Kullanımı25
- 41Şiir10
- 42Rüyâlar41
- 43Fazîletler230
- 44Sahâbenin Fazîletleri331
- 45Birr, Sıla ve Güzel Ahlâk222
- 46Kader52
- 47İlim30
- 48Zikir, Dua, Tövbe ve İstiğfâr131
- 49Kalpleri Yumuşatan Rivayetler15
- 50Tövbe72
- 51Münâfıkların Vasıfları ve Hükümleri21
- 52Kıyâmet Günü, Cennet ve Cehennemin Vasıfları85
- 53Cennet, Nîmetleri ve Ehli104
- 54Fitneler ve Kıyâmet Alâmetleri180
- 55Zühd ve Kalplerin Yumuşaması99
- 56Tefsîr40
- 1بَاب مِنْ حَقِّ الْجُلُوسِ عَلَى الطَّرِيقِ رَدُّ السَّلامُ
- 2بَاب مِنْ حَقِّ الْمُسْلِمِ لِلْمُسْلِمِ رَدُّ السَّلَامِ
- 3- بَاب النَّهْيِ عَنِ ابْتِدَاءِ أَهْلِ الْكِتَابِ بِالسَّلَامِ، وَكَيْفَ يُرَدُّ عَلَيْهِمْ
- 4- بَاب اسْتِحْبَابِ السَّلَامِ عَلَى الصِّبْيَانِ
- 5- بَاب جَوَازِ جَعْلِ الْإِذْنِ رَفْعُ حِجَابٍ، أَوْ نَحْوِهِ مِنَ الْعَلَامَاتِ
- 6بَاب إِبَاحَةِ الْخُرُوجِ لِلنِّسَاءِ لِقَضَاءِ حَاجَةِ الْإِنْسَانِ
- 7- بَاب تَحْرِيمِ الْخَلْوَةِ بِالْأَجْنَبِيَّةِ وَالدُّخُولِ عَلَيْهَا
- 8- باب بيان أنه يستحب لمن رؤي خَالِيًا بِامْرَأَةٍ، وَكَانَتْ زَوْجَتَهُ أَوْ مَحْرَمًا لَهُ، أَنْ يَقُولَ: هَذِهِ فُلَانَةُ. لِيَدْفَعَ ظَنَّ السُّوءِ بِهِ
- 9- بَاب مَنْ أَتَى مَجْلِسًا فَوَجَدَ فُرْجَةً فَجَلَسَ فِيهَا، وَإِلَّا وَرَاءَهُمْ
- 10- بَاب تَحْرِيمِ إِقَامَةِ الْإِنْسَانِ مِنْ مَوْضِعِهِ الْمُبَاحِ الَّذِي سَبَقَ إِلَيْهِ
- 11- بَاب إِذَا قَامَ مِنْ مَجْلِسِهِ ثُمَّ عَادَ، فَهُوَ أَحَقُّ بِهِ
- 12بَاب مَنْعِ الْمُخَنَّثِ مِنَ الدُّخُولِ عَلَى النِّسَاءِ الْأَجَانِبِ
- 13بَاب جَوَازِ إِرْدَافِ الْمَرْأَةِ الْأَجْنَبِيَّةِ، إِذَا أَعْيَتْ، فِي الطَّرِيقِ
- 14بَاب تَحْرِيمِ مُنَاجَاةِ الِاثْنَيْنِ دُونَ الثَّالِثِ، بِغَيْرِ رِضَاهُ
- 15بَاب الطِّبِّ وَالْمَرَضِ وَالرُّقَى
- 16بَاب السِّحْرِ
- 17بَاب السُّمِّ
- 18بَاب اسْتِحْبَابِ رُقْيَةِ الْمَرِيضِ
- 19بَاب رُقْيَةِ الْمَرِيضِ بِالْمُعَوِّذَاتِ وَالنَّفْثِ
- 20بَاب اسْتِحْبَابِ الرُّقْيَةِ مِنَ الْعَيْنِ وَالنَّمْلَةِ وَالْحُمَةِ وَالنَّظْرَةِ
- 21بَاب لَا بَأْسَ بِالرُّقَى مَا لَمْ يَكُنْ فِيهِ شِرْكٌ
- 22بَاب جَوَازِ أَخْذِ الْأُجْرَةِ عَلَى الرُّقْيَةِ بِالْقُرْآنِ وَالْأَذْكَارِ
- 23بَاب اسْتِحْبَابِ وَضْعِ يَدِهِ عَلَى مَوْضِعِ الْأَلَمِ، مَعَ الدُّعَاءِ
- 24بَاب التَّعَوُّذِ مِنْ شَيْطَانِ الْوَسْوَسَةِ فِي الصَّلَاةِ
- 25بَاب لِكُلِّ دَاءٍ دَوَاءٌ. وَاسْتِحْبَابِ التَّدَاوِي
- 26بَاب كَرَاهَةِ التَّدَاوِي بِاللَّدُودِ
- 27بَاب التَّدَاوِي بِالْعُودِ الْهِنْدِيِّ، وَهُوَ الْكُسْتُ
- 28بَاب التَّدَاوِي بِالْحَبَّةِ السَّوْدَاءِ
- 29بَاب التَّلْبِينَةُ مُجِمَّةٌ لِفُؤَادِ الْمَرِيضِ
- 30بَاب التَّدَاوِي بِسَقْيِ الْعَسَلِ
- 31بَاب الطَّاعُونِ وَالطِّيَرَةِ وَالْكَهَانَةِ وَنَحْوِهَا
- 32بَاب لَا عَدْوَى وَلَا طِيَرَةَ وَلَا هَامَةَ وَلَا صَفَرَ، وَلَا نَوْءَ وَلَا غُولَ، وَلَا يُورِدُ مُمْرِضٌ عَلَى مُصِحٍّ
- 33باب الطيرة والفأل، ويكون فِيهِ مِنَ الشُّؤْمِ
- 34بَاب تَحْرِيمِ الْكَهَانَةِ وَإِتْيَانِ الْكُهَّانِ
- 35بَاب اجْتِنَابِ الْمَجْذُومِ وَنَحْوِهِ
- 36بَاب قَتْلِ الْحَيَّاتِ وَغَيْرِهَا
- 37بَاب اسْتِحْبَابِ قَتْلِ الْوَزَغِ
- 38بَاب النَّهْيِ عَنْ قَتْلِ النَّمْلِ
- 39بَاب تَحْرِيمِ قَتْلِ الْهِرَّةِ
- 40باب فضل ساقي الْبَهَائِمِ الْمُحْتَرَمَةِ وَإِطْعَامِهَا
(39) Kitâb: Selâmlaşma
بَاب تَحْرِيمِ مُنَاجَاةِ الِاثْنَيْنِ دُونَ الثَّالِثِ، بِغَيْرِ رِضَاهُ
(Bize Yahya b. Yahya ile Ebû Bekr b. Ebî Şeybe, İbni Numeyr ve Ebû Kurey) ile rivayet ettiler. Lafız Yahya'nındır. (Yahya Ahberanû; ötekiler Haıidesenâ tâbirlerini kullandılar. (Dedilerki): Bize Ebû Muâviye, A'moş'den, o da Şakik'den, o da Abdullah'dan naklen rivayet etti. Abdullah şöyle demiş: Resûlullah (Sullallahu Aleyhi ve Sellem): «Üç kişi iseniz, ikiniz arkadaşlarını bırakıp da gizli konuşmasınlar. Çünkü bu onu üzer.»
{m-38} Bize bu hadisi İshâk b. ibrahim dahî rivayet etti. (Dediki) Bize îsâ b. Yûnus haber verdi. H. Bize İbni Ömer dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyân rivayet etti Her iki râvi A'meş'den bu isnadla rivayette bulunmuşlardır. izah: Bu rivayetleri Buhârî «Kitâbü'l-İstîzan»'da tahrîc etmiştir. Bir kişiyi yalnız bırakıp, ikisinin gizli konuşmalarının yasak edilmesindeki hikmet ya kendisini o konuşmaya katmamakla tahkir ettiklerin sandığından yahut aleyhinde konuşuyorlar vehmine kapıldığı içindir. Kalabalık insanlar içinde böyle bir şey hatıra gelmeyeceği için ikisinin gizi konuşmasında beis yoktur. Bir kişiyi yalnız bırakıp üç veya daha fazla kişinin gizli konuşmaları da aynı hükümdedir. Nevevî buradaki nehyin tahrim için olduğunu söylüyor ve : «Aralarından birini bırakıp gizlici konuşmak bir cemaata da haramdır. Meğer ki, o bir kişi buna izin vermiş ola. îbni Ömer (Radiyallahu anh) ile îmam-ı Mâlik'in bizim ulemâmızın ve cumhurun mezhebine göre buradaki nehiy her zamana hazar ve sefere âmm ve şâmildir. Ulemâdan bazıları yasak edilen gizli konuşmanın sefere mahsûs olduğunu söylemişlerdir. Çünkü sefeı korku yeridir. Bâzıları da bu hadîsin mensuh olduğunu söylemişlerdir Bu hüküm İslâm'ın ilk zamanlarında vardı. İslâmiyet yayılıp insanlar emniyete kavuşunca nehiy sakıt olmuştur. Bunu ilk zamanlarda mü'minler mahzun etmek için onların karşısında münafıklar yaparlardı. Bir yerde dört kişi bulunup da ikisi gizli konuşursa bilittifak beis yoktur. diyor
بَاب الطِّبِّ وَالْمَرَضِ وَالرُّقَى
Bize Muhammed b. Ebî Ömer El-Mekkî rivayet etti. (Dediki): Bize Abdü'l-Aziz Ed-Derâverdi, Yezid'den (Bu zât İbni Abdillah b. Usâme b. Had'dır.) o da Muhammed b. İbrahim'den, o da Ebû Seleme b. Abdirrahman'dan, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'ln zevcesi Âişe'den naklen rivayet etti ki, şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hastalandığı vakit onu Cibril okur: Seni berî kılan, her hastalıktan sana şifâ veren, hasedliği kabardığı vakit her hasetçinin şerrinden ve her nazarı değenin şerrinden emin eyleyen Allah'ın ismiyle, derdi. İzah 2188 de
Bize Bişr b. Hilâl Es-Savvaf rivayet etti. (Dediki): Bize Abdü'l-Vâris rivayet etti. (Dediki): Bize Abdü'l-Aziz b. Suhayb Ebû Nadrâ'dan, o da Ebû Saîd'den naklen rivayet etti ki: Cibril, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek : — Yâ Muhammedi Hastalandın mı? diye sormuş. O da : «Evet!..» cevâbını vermiş. Cibril: — Allah'ın ismiyle sana eziyet veren herşeyden sana okuyorum, her nefsin şerrinden yahut her hasetçinin nazarından Allah sana şifâ versin! Allah'ın ismiyle sana okuyorum, dedi. İzah 2188 de
Bize Muhammed b. Râfî' rivayet etti. (Dediki): Bize Abdü'r-rezzâk rivayet etti. (Dediki): Bize Ma'mer, Hemmâm b. Münebbih'den rivayet etti. Hemmâm: Ebû Hureyre'nin: Bize Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den rivayet ettikleri şunlardır diyerek bir takım hadîsler zikretmiştir. Ki onlardan biri de şudur. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Nazar haktır.» buyurdular. İzah 2188 de
Bize Abdullah b. Abdirrahman Ed-Dârimî ile Haccâc b. Şâir ve Ahmed b. Hıraş rivayet ettiler. (Abdullah : Ahberanâ; ötekiler: Haddesenâ tâbirlerini kullandılar. (Dedilerki): Bize Müslim b. İbrahim rivayet etti. (Dediki): Bize Vüheyb, İbni Tâvus'dan, o da babasından, o da İbni Abbas'dan, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti. «Nazar haktır. Eğer kaderden önce bir şey bulunsa idi, ondan önce nazar bulunurdu. Sizden gusül istenirse yıkayıverin!» buyurmuşlar. İzah için buraya tıklayın
بَاب السِّحْرِ
Bize Ebû Kureyb rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Numeyr, Hişâm'dan, o da babasında»!, o da Âişe'den naklen rivayet etti. Âişe şöyle demiş; Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e yapmadığı bir şey yapıyorum » gibi geliyordu. Nihayet bir gün yahut bir gece Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) dua etti. Sonra tekrar, sonra tekrar duâ etti. Sonra : «Yâ Âişe! Anladın mı Allah bana ondan fetvasını sorduğum şey hakkında fetva verdi. Bana iki addam geldi, biri başımın ucuna, diğeri ayak ucuma oturdu. Ve başucumda olan ayak ucumda olana yahut ayak ucumda olan, baş ucumda olana: Bu zâtın rahatsızlığı nedir? diye sordu. O da: Büyülüdür. » dedi. — Onu kim büyüledi? dedi. (Öteki) : — Lebid b, A'zaml cevâbınıi verdi. — Büyüyü neye yaptı? dedi. — Bir tarakla saç döküntüsüne ve bir de erkek hurma tomurcuğunun içine, dedi. — Nerede o ? diye sordu. — Zûervan kuyusunda, cevâbını verdi. Âişe demiş ki : Müteakiben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ashabından bazı kimselerle birlikte oraya gitti. Sonra (bana) : «Yâ Âişe! Vallahi kuyunun suyu kına ıslatılmış gibi, hurması da şeytanların başları gibi idi.» dedi. Ben: — Yâ Resûlallah! Onu yaksaydın a! dedim. «Hayır! Bana gelince Allah afiyet verdi, insanlara kötülük getirmekten çekindim. Ve emir vererek onu gömdürdüm.» buyurdu
{m44} Bize Ebû Kureyb rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Usâme rivayet etti. (Dediki): Bize Hişâm, babasından, o da Âişe'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) büyülendi... Ve Ebû Kureyb hadisi kıssasıyla İbnü Numeyr'in hadîsi gibi nakletmiştir. O bu hadîste şunu da söylemiş ki: «Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kuyuya gitti ve ona baktı, kuyunun üzerinde hurma ağacı vardı. Âişe demiş ki: Ben: — Yâ Resûlallah! Onu çıkarıver, dedim.» «Onu yaksaydın a!» dememiş; «Ve emir vererek onu gömdürdüm.» cümlesini de anmamıştır. İzah için buraya tıklayın
بَاب السُّمِّ
Bize Yahya b. Habib el-Hârisi rivayet etti. (Dediki): Bize Hâlid b. Haris rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be Hişâm b. Zeyd'den, o da Enes'den naklen rivayet etti ki: (Enes b. Malik r.a. dediki:) Bir Yahudi kadını Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e zehirli bir koyun getirmiş, o da ondan yemiş. Müteakiben kadını Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e getirdiler. O da kadına bunun sebebini sormuş. Kadın : — Seni öldürmek istedim, cevâbını vermiş. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Allah seni bunun üzerine musallat kılacak değildir.» buyurmuş. Râvi demiş ki: Yahut: «Benim üzerime musallat kılacak değildir.» dedi. Ashâb: — Bu kadını öldürmeyelim mi? demişler: «Hayır» buyurmuş. Enes demiş ki: Artık ben bu alâmeti Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in diş etlerinde gördüm durdum
{…} Bize Harun b. Abdillah da rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be rivayet etti. (Dediki): Ben Hişâm b. Zeyd'den dinledim. (Dediki): Ben Enes b. Mâlik'i rivayet ederken dinledim ki: Bir yahudi karısı etin içine zehir koynuış. Sonra onu Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e getirmiş... Râvi Hâlid'in hadîsi gibi rivayette bulunmuştur
بَاب اسْتِحْبَابِ رُقْيَةِ الْمَرِيضِ
Bize Züheyr b. Harb ile İshâk b. İbrahim rivayet ettiler. İshâk ahberanâ; Züheyr ise haddesenâ tâbirlerini kullandılar. Lâfız Züheyr'indir. (Dedilerki): Bize Cerir, A'meş'den, o da Ebu'd-Duhâ'dan, o da Mesrûk'dan, o da Aişe'den naklen rivayet etti. Âişe şöyle demiş : Bizden bir insan hastalandığı vakit Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona sağ eli ile mesheder; sonra : «Ey insanların Rabbi! Rahatsızlığı gider, şifa ver! Şâfi sensin! Senin şifandan başka şifa yoktur. Hastalık bırakmayan şifa (ver)!» derdi. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hastalanıp ağırlaştığı vakit ben de onun bize yaptığı gibi yapmak için elini tuttum. Hemen elini elimden çekti, sonra : «Allahım beni affef! Beni Refîk-i A'lâ iie beraber kıl!» dedi. Ben bir bakayım, dedim. Ne göreyim! O dünyadan gitmiş
{m-46} Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize Hüşeym haber verdi. H. Bize Ebû Bekr b. Ebi Şeybe ile Ebû Kureyb de rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Ebû Muâviye dahî rivayet etti. H. Bana Bişr b. Hâlid dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. H. Bize İbni Beşşâr da rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Ebî Adiyy rivayet etti. Her iki râvi Şu'be'den rivayet etmişlerdir. H. Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile Ebû Bekr b. Hallâd dahî rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Yahya (Bu zât Kattan'dır), Süfyân'dan rivayet etti. Bu râvilerin hepsi A'meş'den Cerîr'in isnadıyle rivayette bulunmuşlardır. Hüşeym ile Şu'be'nin hadîsinde : «Onu eliyle mesh ederdi.» cümlesi vardır. Sevrî'nin hadîsinde ise : «Onu sağ, eliyle mesh ederdi.» demiştir. Yahya'nın Süfyân'dan, onun da A'meş'den rivayet ettiği hadîsin sonunda «Ben bunu Mansûr'a rivayet ettim de, o da bana İbrahim'den, o da MeSrûk'dan, o da Aişe'den naklen bu hadîsin benzerini rivayet etti.» demiştir
Bize Şeyban b. Ferruh rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Avâne, Mansûr'dan, o da İbrahim'den, o da Mesrûk'dan, o da Aişe'den naklen rivayet ettiki: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir hastayı dolaştığı zaman : «Ey insanların Rabbi! Rahatsızlığı gider! Buna şifâ ver. Şifâ veren yalnız sensin. Senin şifândan başka şifâ yoktur. Hastalık bırakmayan şifâ (ver).» dermiş
Bize bu hadîsi Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile Züheyr b. Harb dahî rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Cerîr, Mansûr'dan, o da Ebu'd-Duhâ'dan, o da Mesrûk'dan, o da Âişe'den naklen rivayet etti. Âişe şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hastaya geldiği vakit ona dua eder: «Ey insanların Rabbi! Rahatsızlığı gider! Şifâ ver! Şâfî sensin. Senin şifândan başka şifâ yoktur. Hastalık bırakmayan şifâ (ver).» derdi. Ebû Bekr'in rivayetinde: «Ona dua eder ve: «Şafî' sensin...» derdi... cümlesi vardır
{m-48} Bana Kasım b. Zekeriyyâ da rivayet etti. (Dediki): Bize Ubeydullah b. Musa, İsrail'den, o da Mansûr'dan, o da İbrahim ile Müslim b. Subeyh'den, onlar da Mesrûk'dan, o da Âişe'den naklen rivayet etti. Âişe şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) idi. Ravi Ebû Avâne ile Cerîr'in hadîsi gibi rivayette bulunmuştur
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile Ebû Kureyb dahî rivayet ettiler. Lâfız Ebû Kureybindir. (Dedilerki): Bize İbni Numeyr rivayet etti. (Dediki): Bize Hişab babasından, o da Âişe'den naklen rivayet ettiki: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şu rukyeyi okurmuş : «Ey insanların Rabbi! Rahatsızlığı gider. Şifâ senin yed-i kudretindedir. Onu senden başka açacak yoktur.»
{m-49} Bize Ebû Kureyb de rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Usâme rivayet etti. H. Bize İshâk b. İbrahim dahî rivayet etti. (Dediki): Bize İsâ b. Yûnus haber verdi. Her iki râvi Hişam'dan bu isnadla bu hadîsin mislini rivayet etmişlerdir
بَاب رُقْيَةِ الْمَرِيضِ بِالْمُعَوِّذَاتِ وَالنَّفْثِ
Bana Sureye b. Yûnus ile Yahya b. Eyyûb rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Abbâd b. Abbâd, Hişam b. Urve'den, o da babasından, o da Âişe'den naklen rivayet etti. Âişe şöyle demiş: Ailesinden biri hastalandığı vakit Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) muavvizâti okuyarak onun üzerine üfürürdü. Vefat ettiği hastalığa yakalandığı vakit ben de onun üzerine üfürmeye ve onu kendi eliyle meshetmeye başladım. Çünkü onun elinin bereketi benim eliminkinden. daha büyüktü. Yahya'nın Eyyûb'dan naklettiği rivayette (el muavvizât) muavvizât şeklinde (Elif lâmsız olarak) rivayet edilmiştir
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Mâlike İbni Şihab'dan dinlediğim, onun da Urve'den, onun da Âişe'den naklen rivayet ettiği şu hadîsi okudum. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hastalandığı vakit kendine muavvizâtı okur ve üflerdi. Hastalığı şiddetlenince artık onun üzerine ben okuyor ve bereketini umarak kendi eliyle onu meshediyordum
{v-51} Bana Ebu't-Tahir ile Harmele dahî rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize İbni Vehb haber verdi. (Dediki): Bana Yûnus haber verdi. H. Bize Abd b. Humeyd de rivayet etti. (Dediki): Bize Abdürrezzak haber verdi. (Dediki): Bize Ma'mer haber verdi. H. Bana Muhammed b. Abdillah b. Numeyr dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Ravh rivayet etti. H. Bize Ukbe b. Mükrem ile Ahmed b. Osman En-Nevfeli de rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Ebû Âsim rivayet etti. Her iki râvi İbni Cüreyc'den rivayet etmişlerdir. (Demişki): Bana Ziyad haber verdi. Bu râvilerin hepsi İbni Şihab'dan Mâlik'in isnadı ile onun hadîsi gibi rivayette bulunmuşlardır. Mâlik'in hadîsinden başka hiç birinin hadîsinde «Bereketini umarak» kaydı yoktur. Yûnus ile Ziyâd'ın hadîsinde «Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hastalandığı vakit kendine muavvizâtı okuyarak üfürür ve eliyle kendini meshederdi.» cümlesi vardır
بَاب اسْتِحْبَابِ الرُّقْيَةِ مِنَ الْعَيْنِ وَالنَّمْلَةِ وَالْحُمَةِ وَالنَّظْرَةِ
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Ali b. Müshir, Şeybânî'den, o da Abdurrahman b. Esved'den, o da babasından naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Aişe'ye rukye yapmanın hükmünü sordum da : — Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ensardan bir ev halkına her zehirli mahlûktan dolayı rukye yapmalarına ruhsat verdi, dedi
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize Hüşeym Muğire'den, o da İbrahim'den, o da Esved'den, o da Âişe'den naklen haber verdi. Şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ensardan bir ev halkına zehirden dolayı rukye yapmalarına ruhsat verdi. İzah 2199 da
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile Züheyr b. Harb ve İbni Ebî Ömer rivayet ettiler. Lâfız İbni Ebî Ömer'indir. (Dedilerki): Bize Süfyân, Abdi Rabbih b. Saîd'den, o da Amra'dan, o da Âişe'den naklen rivayet etti ki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in âdeti şu idi: Bir insan bir yerinden şikâyet ederse yahut kendinde yara veya yaralanma bulunursa Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) parmağı ile şöyle yapardı: Süfyân şehadet parmağını yere koymuş, sonra kaldırmış : «Bismillâhi! Yerimizin toprağı, bâzımızın tükürüğü ile. Bununla hastamız Rabbimizin izni ile düzelsin diye.» derdi. ibni Ebî Şeybe «yüşfâ» dedi. Züheyr ise «li yüşfâ sakîmünâ» dedi. İzah 2199 da
Bize Ebû Bekr b. Ebi Şeybe ile Ebû Kureyb ve İshâk b. İbrahim rivayet ettiler. İshâk: Ahberanâ; Ebû Bekr ile Ebû Kureyb ise: Haddesenâ tâbirlerini kullandılar. Lâfız bu ikisinindir. (Dedilerki): Bize Muhammed b. Bişr, Mis'ar'dan rivayet etti. (Demişki): Bize Ma'bed b. Hâlid, İbni Şeddad'dan, o da Âişe'den naklen rivayet ettiki: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kendisine nazar değmesinden rukye yapmasını emir buyururmuş. {…} Bize Muhammed b. Abdillah b. Numeyr rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. (Dediki): Bize Mis'ar bu isnadla bu hadîsin mislini rivayet etti
(Bize İbn Nümeyr de rivâyet etti. ki): Bize babam rivâyet etti. ki): Bize Süfyân, Ma'bed b. Hâlid'den, o da Abdullah b. Şeddad'dan, o da Âişe'den naklen rivâyet etti. Şöyle dedi: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)'. değmesinden rukye yapmamı bana emir buyururdu.»
Bize İbnü Numeyr de rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyân, Ma'bed b. Hâlid'den, o da Abdullah b. Şeddad'dan, o da Âişe'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Resûlallah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'. «Nazar değmesinden rukye yapmamı bana emir buyururdu.» İzah 2199 da
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Hayseme, Âsım-ı Ahvel'den, o da Yûsuf b. Abdillah'dan, o da Enes b. Mâiik'den rukyeler hakkında haber verdi. Enes şöyle demiş: Zehirli hayvan sokmasında, sıraca'da ve nazar değmesinde rukyeye ruhsat verildi
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya b. Âdem, Süfyân'dan rivayet etti. H. Bana Züheyr b. Harb dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Humeyd b. Abdirrahman rivayet etti. (Dediki): Bize Hasen (bu zat îbni Sâlih'dir.) rivayet etti. Her iki râvi Âsım'dan, o da Yûsuf b. AbdiIIah'dan, o da Enes'den naklen rivayet etti. Şöyîe demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) nazar değmesine, zehirli hayvan sokmasına ve sıraca hastalığına karşı rukye yapmaya ruhsat verdi. Süfyân'ın hadîsinde «Yûsuf b. Abdillah b. Haris» denilmiştir. İzah 2199 da
Bana Ebu'r-Rabi' Süleyman b. Dâvud rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b, Harb rivayet etti. Bana Muhammed b. Velid Ez-Zübeydî, Zührî'den, o da Urve b. Zübeyr'den, o da Zeyneb binti Ümmü Seleme'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'in zevcesi Ümmü Seleme'den naklen rivayet etti ki: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) zevcesi Ümmü Seleme'nin evinde bîr cariyenin yüzünde sarılık görerek : «Bu cariyeye nazar değmiş, ona hemen rukye yapın!. buyurmuşlar. Yâni yüzünde sarılık varmış. İzah 2199 da
Bana Ukbe b. Mükrem El-Ammî rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Âsim İbni Cüreyc'den rivayet etti. (Demişki): Bana da Ebu'z-Zübeyr haber verdi. Kendisi Cabir b. Abdiîlah'ı şöyle derken işitmiş: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Hazm oğullarına yılana rukye yapmaya ruhsat verdi. Esma binti Umeys'e de şöyle buyurdu : «Bana ne oluyor ki, kardeşim oğullarının cisimlerini erimiş görüyorum. Aceb bir hacetleri mi var?» Esma : — Hayır! (Yok!) Lâkin onlara çabuk nazar değiyor, demiş. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Onlara rukye yap!» buyurmuş. Esma demiş ki : Ben kendisine arzettim, fakat o : «Onlara sen rukye yap!» buyurdular. İzah 2199 da
Bana Muhammed b. Hatim rivayet etti. (Dediki): Bize Ravh b. Ubâde rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Cüreyc rivayet etti. (Dediki): Bana Ebu'z-Zübeyr haber verdi. Kendisi Câbir b. Abdillah'ı şöyle derken işitmiş: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yılana rukye yapmak için Amr oğullarına ruhsat verdi, Ebü'z-Zübeyr demiş ki: Ben Câbir b. Abdillah'i da şunu söylerken işittim: Bizden bir adamı akreb soktu. Biz Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'le birlikte oturuyorduk. Bunun üzerine bir adam: — Yâ Resûlallah! Rukye yapayım mı? diye sordu. «Sizden her kim din kardeşine fayda verebilirse bunu yapsın-» buyurdular
{m-61} Bana Saîd b. Yahya El-Ümevî de rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etii. (Dediki): Bize İbni Cüreyc bu isnadla bu hadîsin mislini rivayet etti. Yalnız o şöyle dedi: «Bunun üzerine cemaattan bir adam : — Ona rukye yapayım yâ Resûlallah! dedi.» (Sadece) Rukye yapayım, demedi
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile Ebû Saîd EI-Eşecc rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Veki' Â'meş'den, o da Ebû Süfyân'dan, o da Câbir'den naklen rivayet etti. Câbir şöyle demiş: Benim bir dayım vardı. Akreb'e karşı rukye yapardı. Derken Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) rukye'yi yasak etti. Müteakiben ona gelerek : — Yâ Resûlallah! Gerçekten Sen rukyeyi yasak ettin, ama ben akreb'e karşı rukye yapıyorum, dedi. Bunun üzerine : «Sizden her kim din kardeşine fayda verebiirse bunu yapsın!» buyurdular
{m-62} Bize bu hadîsi Osman b. Ebî Şeybe de rivayet etti, (Dediki): Bize Cerir, A'meş'den bu isnadla bu hadîsin mislini rivayet etti
Bize Ebû Kureyb rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Muâviye rivayet etti. (Dediki): Bize A'meş, Ebû Süfyân'dan, o da Câbir'den naklen rivayet etti. Câbir şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) rukyeyi yasak etti. Derken Amr b. Hazm oğulları Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek : — Yâ Resûlallah! Gerçekten elimizde bir rukye vardı. Akreb'e karşı onu yapıyorduk. Sen de rukyeyi yasak ettin, dediler. Ve bu rukye'yi ona gösterdiler. Bunun üzerine : «Bir beis görmüyorum. Sizden her kim din kardeşine fayda verebilirse hemen fayda versin!» buyurdular
بَاب لَا بَأْسَ بِالرُّقَى مَا لَمْ يَكُنْ فِيهِ شِرْكٌ
Bana Ebu't-Tâhir rivayet etti. (Dediki): Bize lbni Vehb haber verdi. (Dediki): Bana Muâviye b. Salih Abdurrahman b. Cübeyr'den, o da babasından, o da Avf b. Mâlik El-Eşcaî'den naklen haber verdi. Şöyle demiş: Biz cahiliyyet devrinde rukye yapardık. Bilâhare : — Yâ Resûlallah! Bu hususta ne buyururdun? dedik. «Bana rukyenizi gösterin! İçerisinde şirk olmadıkça rukyede bir beis yoktur.» buyurdular
بَاب جَوَازِ أَخْذِ الْأُجْرَةِ عَلَى الرُّقْيَةِ بِالْقُرْآنِ وَالْأَذْكَارِ
Bize Yahya b. Yahya Et-Temîmî rivayet etti. (Dediki): Bize Hüseyin, Ebû Bişr'den, o da Ebü'l-Mütevekkil'den, o da Ebû Saîd-i Hudrî'den naklen haber verdi ki: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in ashabından bazı kimseler bir seferde imişler ve Arab mahallelerinden bir mahalleye uğrayarak onlardan kendilerini misafir etmelerini istemişler. Fakat onlar misafir etmemişler. Ve bunlara : — İçinizde rukyeci var mı? Çünkü mahallenin ağasını zehirli hayvan sokmuştur. Yahut isabet almıştır, demişler. İçlerinden bir adam : — Evet! cevâbını vermiş ve ağa'ya vararak ona Fâtihâ ile rukye yapmış. Arkacığından adam iyileşmiş. Bu zâta bir sürü koyun vermişler. Fakat o koyunları kabul etmek istememiş ve: — Bu meseleyi Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e anlatayım da, ondan sonra bakarız, demiş. Müteakiben Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek bunu ona anlatmış ve: — Yâ Resûlallah! Vallahi Fatiha'dan başka bir şeyle rukye yapmadım, demiş. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) gülümsemiş ve: «Onun rukye olduğunu nereden bildin?» demiş. Sonra: «Onlardan (koyunları) alın, bana da sizinle beraber bir hisse ayırın I», buyurmuşlar
{m-65} Bize Muhammed b. Beşşâr ile Ebû Bekr b. Nâfi ikisi birden Gunder Muhammed b. Cafer'den, o da Şu'be'den, o da Ebû Bişr'den bu isnadla rivayette bulunmuşlardır. Bu hadîste o: «Fâtlhâ'yı okumaya başladı. Tükürüğünü topluyor ve tükürüyordu. Derken adam iyileşti.» demiştir
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Yezîd b. Harun rivayet etti. (Dediki): Bize Hişam b. Hassan, Muhammed b. Sîrin'den, o da kardeşi Ma'bed b. Sîrin'den, o da Ebû Sa'id-i Hudrî'den naklen haber verdi. Ebû Saîd şöyle demiş: Bir menzile indik. Derken bize bir kadın gelerek: Mahallenin ağası zehirli hayvan taralından sokulmuştur. İçinizde rukye yapan var mı? diye sordu. Kadınla beraber bizden bir adam ayağa kalktı. Biz onun rukye'yi becerebileceğini sanmıyorduk. Adam'a Fâtihâ ile rukye yaptı, o da iyileşti. Kendisine (bir sürü) koyun verdiler. Bize de süt sundular. Bunun üzerine (biz ona) : — Sen rukyeyi becerebiliyor muydun? dedik. — Ben ona Fâtihâ'dan başka bir şeyle rukye yapmadım ki... dedi. Şunu da ilâve etti: Koyunları kıpırdatmayın, tâ ki Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e varalım, dedim ve Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek bunu ona anlattık da : «Bunun rukye olduğunu nereden bildin ? (Koyunları) taksim edin! Bana da sizinle beraber bir hisse ayırın !» buyurdular
{m-66} Bana Muhammed b. Müsennâ da rivayet etti. (Dediki): Bize Vehb b. Cerîr rivayet etti, (Dediki): Bize Hisam bu isnadla bu hadîsin benzerini rivayet etti. Yalnız o şöyle demiştir: «Bunun üzerine kadınla beraber bizden bir adam kalktı, biz onun rukyeci olduğunu sanmıyorduk.»
بَاب اسْتِحْبَابِ وَضْعِ يَدِهِ عَلَى مَوْضِعِ الْأَلَمِ، مَعَ الدُّعَاءِ
Bana Ebu't-Tâhir ile Harmele b. Yahya rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize îbni Vehb haber verdi. (Dediki): Bana Yûnus, ibni Şihâb'dan naklen haber verdi. (Demişki): Bana Nâfi' b. Cübeyr b. Mut'im, Osman b. Ebî'l-Âs, Es-Sekafi'den naklen haber verdi ki: Osman müslüman olalıdan beri vücudunda hissettiği bir ağrıdan Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e şikâyette bulunmuş. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kendisine : «Elini vücudunun ağıran yerine koy ve üç defa Bismillah de! Yedi defa da hissettiğim ve sakındığım ağrının şerrinden Allah'a ve kudretine sığınırım de!» buyurmuşlar. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in :
بَاب التَّعَوُّذِ مِنْ شَيْطَانِ الْوَسْوَسَةِ فِي الصَّلَاةِ
Bize Yahya b. Halef El-Bâhilî rivayet etti. (Dediki): Bize Abdü'l-A'lâ, Saîd El-Cüreyrî'den, o da Ebû'l-A'lâ'dan naklen rivayet etti ki, Osman b, Ebi'l-Âs Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek: — Yâ Resûlallah! Muhakkak şeytan benimle namazımın ve kıraatimin arasına girdi. Onu bana karıştırıyor, dedi. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de: «Bu Hinzeb denilen bir şeytandır. Onu hissettiğin vakit ondan Allah'a sığın ve sol tarafına üç defa tükür.» buyurdu. Osman: Ben bunu yaptım; Allah da onu benden giderdi, demiş
{m-68} Bize bu hadîsi Muhammed b. Müsenna rivayet etti, (Dediki): Bize Salim b. Nuh rivayet etti. H. Bize Ebû Bekir b. Eb! Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Usâme rivayet etti. Her iki râvi Cüreyrî'den, o da Ebu'l-A'lâ'dan, o da Osman b. Ebî'l-Âs'dan naklen rivayet etmişlerdir ki: Osman, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelmiş... Râvi yukarki hadîsin mislini nakletmiştir. Salim b. Nuh'un hadîsinde «üç defa» kaydını zikretmemiştir
{m-2-68} Bana Muhammed b. Rafi'de rivayet etti. (Dediki): Bize Abdürrezzâk rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyân, Saîd El-Cüreyrî'den naklen haber verdi. (Demişki): Bize Yezid b. Abdillah b. Şihhîr, Osman b. Ebi'l-As Es-Sakafi'den rivayet etti. (Demişki): Ben: — Yâ Resûlallah! dedim... Bundan sonra râvi yukarkilerin hadîsi gibi zikretmiştir
بَاب لِكُلِّ دَاءٍ دَوَاءٌ. وَاسْتِحْبَابِ التَّدَاوِي
Bize Harun b. Ma'ruf ile Ebu't-Tâhir ve Ahmed b. İsa rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize İbnl Vehb rivayet etti. (Dediki): Bana Amr (bu zat İbni Hâris'dir.) Abdü Rabbib b. Saîd'den, o da Ebu'z-Zübeyr'den, o da Câbir'den, o da Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen haber verdi ki: «Her derdin bir devası vardır. Derdin devasına rastlanırsa Allah (Azze ve Celle)'nin izniyle düzelir.» buyurmuşlar
Bize Harun b. Ma'ruf ile Ebu't-Tâhir rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize İbni Vehb rivayet etti. (Dediki): Bana Amr haber verdi. Ona da Bükeyr, ona da Âsim b. Ömer b. Katâde rivayet etmişki, Câbir b, Abdillah Mukannai dolaşmış, sonra: — Sen kan aldırmadıkça buradan ayrılmam. Çünkü ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i : «Bunda şifâ vardır.» buyururken işittim, demiş
Bana Nasr b. Alî El-Cehdemî rivayet etti. (Dediki): Bana babam rivayet etti. (Dediki); Bana Abdurrahman b. Süleyman, Asım b. Ömer b. Katâde'den rivayet etti. Şöyle demiş: Câbir b. AbdiIIah bize, ailemiz İçine geldi. Bir adam elindeki çıbanlardan yahut yaralardan şikâyet ediyordu. Câbir: — Şikâyetin nedir? dedi. Adam: — Bendeki çıbanlar... Beni çok zorluyor, dedi. Bunun üzerine Câbir: — Ey çocuk. Bana bir haccam getir, dedi. Adam ona: — Haccâmı ne yapacaksın? Yâ Ebâ AbdiIIah! diye sordu. Câbir: — Oraya bir hacemat şişesi takmak istiyorum, cevâbını verdi. Adam: — Vallahi bana sinekler konuyor. Yahut elbise ilişiyor da eziyet veriyor. Ve bana güç geliyor, dedi. Câbir onun bundan tiksindiğini görünce şunu söyledi: — Ben ResûIullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i : «Eğer sizin ilâçlarınızdan bir şeyde hayır varsa, bu ya neşter vuruşunda, ya bal şerbetinde, yahut ateşle dağlamaktadır.» buyururken işittim. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ama ben dağlanmayı sevmem!» buyurdular. Bunun üzerine hizmetçi bir haccâm getirerek ona neşter vurdu. Çektiği elem de ondan gitti. İzah 2212 de
Bize Kuteybe b. Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Leys rivayet etti. H. Bize Muhammed b. Rumh da rivayet etti. (Dediki): Bize Leys, Ebu'z-Zübeyr'den, o da Câbir'den naklen haber verdiki: Ümmü Seleme kan aldırmak için Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den izin istemiş. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ebû Taybe'ye ondan kan almasını emir buyurmuş. Râvi diyor ki: «Zannederim Ebû Taybe Ümmü Seleme'nin süt kardeşi idi. Yahut bulûğa ermemiş bir çocuktu, dedi.» İzah 2212 de
Bize Yahya b. Yahya ile Ebû Bekr b. Ebi Şeybe ve Ebû Kureyb rivayet ettiler. Lâfız Yahya'nındır. Yahya: Ahberanâ; ötekiler ise haddesenâ tâbirlerini kullandılar. (Dedilerki): Bize Ebû Muâviye A'meş'den, o da Ebû Süfyan'dan, o da Câbir'den naklen rivayet etti. Câbir şöyle demiş : — Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ubey b. Kâ'b'e bir tabib gönderdi. O da ondan bir damar kesti. Sonra üzerini dağladı