m-73 Bize bu hadîsi İbni Beşşâr da rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Dâvud rivayet etti. (Dediki): Bize Hişâm, Katâde'den, o da Enes'den, 0 da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti. Ama «Güzel sesli sürücüsü» ifadesini anmadı
Sahih-i Müslim › Kitâb 43 · FazîletlerKonum
- ·Giriş (Mukaddime)35
- 1Îmân437
- 2Tahâret144
- 3Hayız157
- 4Namaz323
- 5Mescidler ve Namaz Yerleri406
- 6Namaz — Yolcular380
- 7Namaz — Cuma93
- 8Namaz — İki Bayram26
- 9Namaz — Yağmur19
- 10Namaz — Tutulmalar34
- 11Namaz — Cenâzeler140
- 12Zekât230
- 13Oruç285
- 14İ'tikâf11
- 15Hac604
- 16Nikâh169
- 17Süt Emzirme84
- 18Talâk91
- 19Lân (Mülâane)27
- 20Köle Azâdı31
- 21Alım Satım158
- 22Müsâkât (Ortakçılık)178
- 23Mîrâs Hükümleri23
- 24Hibeler41
- 25Vasiyyetler31
- 26Adaklar19
- 27Yeminler88
- 28Yeminler, Muhâribler, Kısas ve Diyet56
- 29Had Cezâları72
- 30Yargı ve Hükümler28
- 31Bulunmuş Mallar (Lukata)21
- 32Cihâd ve Seferler182
- 33İmâret (Yönetim)271
- 34Av, Kesim ve Yenilecek Şeyler92
- 35Kurbanlar61
- 36İçecekler258
- 37Elbise ve Süs200
- 38Edep ve Âdâb60
- 39Selâmlaşma216
- 40Doğru Kelime Kullanımı25
- 41Şiir10
- 42Rüyâlar41
- 43Fazîletler230
- 44Sahâbenin Fazîletleri331
- 45Birr, Sıla ve Güzel Ahlâk222
- 46Kader52
- 47İlim30
- 48Zikir, Dua, Tövbe ve İstiğfâr131
- 49Kalpleri Yumuşatan Rivayetler15
- 50Tövbe72
- 51Münâfıkların Vasıfları ve Hükümleri21
- 52Kıyâmet Günü, Cennet ve Cehennemin Vasıfları85
- 53Cennet, Nîmetleri ve Ehli104
- 54Fitneler ve Kıyâmet Alâmetleri180
- 55Zühd ve Kalplerin Yumuşaması99
- 56Tefsîr40
- 1- بَاب فَضْلِ نَسَبِ النَّبِيِّ ﷺ، وَتَسْلِيمِ الْحَجَرِ عَلَيْهِ قَبْلَ النُّبُوَّةِ
- 2بَاب تَفْضِيلِ نَبِيِّنَا ﷺ عَلَى جَمِيعِ الْخَلَائِقِ
- 3بَاب فِي مُعْجِزَاتِ النَّبِيِّ ﷺ
- 4بَاب تَوَكُّلِهِ عَلَى اللَّهِ تَعَالَى، وَعِصْمَةِ اللَّهِ تَعَالَى لَهُ مِنَ النَّاسِ
- 5باب بيان مثل ما بعث النَّبِيُّ ﷺ مِنَ الْهُدَى وَالْعِلْمِ
- 6بَاب شَفَقَتِهِ ﷺ عَلَى أُمَّتِهِ، وَمُبَالَغَتِهِ فِي تَحْذِيرِهِمْ مِمَّا يَضُرُّهُمْ
- 7بَاب ذِكْرِ كَوْنِهِ ﷺ خَاتَمَ النَّبِيِّينَ
- 8بَاب إِذَا أَرَادَ اللَّهُ تَعَالَى رَحْمَةَ أُمَّةٍ قَبَضَ نَبِيَّهَا قَبْلَهَا
- 9بَاب إِثْبَاتِ حَوْضِ نَبِيِّنَا ﷺ وَصِفَاتِهِ
- 10بَاب فِي قِتَالِ جِبْرِيلَ وَمِيكَائِيلَ عَنِ النَّبِيِّ ﷺ، يَوْمَ أُحُدٍ
- 11بَاب فِي شَجَاعَةِ النَّبِيِّ ﵇، وَتَقَدُّمِهِ لِلْحَرْبِ
- 12بَاب كَانَ النَّبِيُّ ﷺ أَجْوَدَ النَّاسِ بِالْخَيْرِ مِنَ الرِّيحِ الْمُرْسَلَةِ
- 13بَاب كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ﷺ أَحْسَنَ النَّاسِ خُلُقًا
- 14بَاب مَا سُئِلَ رَسُولُ اللَّهِ ﷺ شَيْئًا قَطُّ فَقَالَ: لَا. وَكَثْرَةُ عَطَائِهِ
- 15بَاب رَحْمَتِهِ ﷺ الصِّبْيَانَ وَالْعِيَالَ، وَتَوَاضُعِهِ، وَفَضْلِ ذَلِكَ
- 16بَاب كَثْرَةِ حَيَائِهِ ﷺ
- 17بَاب تَبَسُّمِهِ ﷺ وَحُسْنِ عِشْرَتِهِ
- 18باب رَحْمَةِ النَّبِيِّ ﷺ لِلنِّسَاءِ، وَأَمْرِ السَّوَّاقِ مَطَايَاهُنَّ بِالرِّفْقِ بِهِنَّ
- 19بَاب قُرْبِ النَّبِيِّ ﵇ مِنَ النَّاسِ، وَتَبَرُّكِهِمْ بِهِ
- 20بَاب مُبَاعَدَتِهِ ﷺ لِلْآثَامِ، وَاخْتِيَارِهِ مِنَ الْمُبَاحِ أَسْهَلَهُ، وَانْتِقَامِهِ لِلَّهِ عِنْدَ انْتِهَاكِ حُرُمَاتِهِ
- 21بَاب طِيبِ رَائِحَةِ النَّبِيِّ ﷺ، وَلِينِ مَسِّهِ، وَالتَّبَرُّكِ بِمَسْحِهِ
- 22بَاب طِيبِ عَرَقِ النَّبِيِّ ﷺ، وَالتَّبَرُّكِ بِهِ
- 23بَاب عَرَقِ النَّبِيِّ ﷺ فِي الْبَرْدِ، وَحِينَ يَأْتِيهِ الْوَحْيُ
- 24بَاب فِي سَدْلِ النَّبِيِّ ﷺ شَعْرَهُ، وَفَرْقِهِ
- 25بَاب فِي صِفَةِ النَّبِيِّ ﷺ، وَأَنَّهُ كَانَ أَحْسَنَ النَّاسِ وَجْهًا
- 26بَاب صِفَةِ شَعَرِ النَّبِيِّ ﷺ
- 27بَاب فِي صِفَةِ فَمِ النَّبِيِّ ﷺ، وَعَيْنَيْهِ، وَعَقِبَيْهِ
- 28بَاب كَانَ النَّبِيُّ ﷺ أَبْيَضَ، مَلِيحَ الْوَجْهِ
- 29بَاب شَيْبِةِ ﷺ
- 30بَاب إِثْبَاتِ خَاتَمِ النُّبُوَّةِ، وَصِفَتِهِ، وَمَحَلِّهِ مِنْ جَسَدِهِ ﷺ
- 31بَاب فِي صِفَةِ النَّبِيِّ ﷺ، وَمَبْعَثِهِ، وَسِنِّهِ
- 32بَاب كَمْ سِنّ النَّبِيِّ ﷺ يَوْمَ قُبِضَ
- 33بَاب كَمْ أَقَامَ النَّبِيُّ ﷺ بِمَكَّةَ وَالْمَدِينَةَ
- 34بَاب فِي أَسْمَائِهِ ﷺ
- 35بَاب عِلْمِهِ ﷺ بِاللَّهِ تَعَالَى وَشِدَّةِ خَشْيَتِهِ
- 36بَاب وُجُوبِ اتِّبَاعِهِ ﷺ
- 37باب توفيره ﷺ، وَتَرْكِ إِكْثَارِ سُؤَالِهِ عَمَّا لَا ضَرُورَةَ إِلَيْهِ، أَوْ لَا يَتَعَلَّقُ بِهِ تَكْلِيفٌ، وَمَا لَا يَقَعُ، وَنَحْوِ ذَلِكَ
- 38بَاب وُجُوبِ امْتِثَالِ مَا قَالَهُ شَرْعًا، دُونَ ما ذكره ﷺ مِنْ مَعَايِشِ الدُّنْيَا، عَلَى سَبِيلِ الرَّأْيِ
- 39بَاب فَضْلِ النَّظَرِ إِلَيْهِ ﷺ، وَتَمَنِّيهِ
- 40بَاب فَضَائِلِ عِيسَى ﵇
- 41بَاب مِنْ فَضَائِلِ إِبْرَاهِيمِ الْخَلِيلِ ﷺ
- 42باب من فضائل موسى ﷺ
- 43بَاب فِي ذِكْرِ يُونُسَ ﵇، وَقَوْلِ النَّبِيِّ ﷺ "لَا يَنْبَغِي لِعَبْدٍ أَنْ يَقُولَ: أَنَا خَيْرٌ مِنْ يُونُسَ بْنِ مَتَّى
- 44بَاب مِنْ فَضَائِلِ يُوسُفَ، ﵇
- 45باب من فَضَائِلِ زَكَرِيَّاءَ، ﵇
- 46بَاب مِنْ فَضَائِلِ الْخَضِرِ، ﵇
(43) Kitâb: Fazîletler
باب رَحْمَةِ النَّبِيِّ ﷺ لِلنِّسَاءِ، وَأَمْرِ السَّوَّاقِ مَطَايَاهُنَّ بِالرِّفْقِ بِهِنَّ
Bana Amru'n-Nâkıd ile Züheyr b. Harb da ikisi birden İbni Uleyye'den rivayet ettiler. Züheyr (Dediki): Bize İsmail rivayet etti. (Dediki): Bize Eyyub Ebû Kılâbe'den, o da Enes'den naklen rivayet etti ki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) zevcelerinin yanına gelmiş. Enceşe denilen bir sürücü hayvanlarını sürüyormuş. Bunun üzerine: «Vah sana yâ Enceşe! Camlar’ın hayvanlarını yavaş sür!: buyurmuşlar. Ravi diyorki: Ebû Kılâbe şunu söyledi: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Öyle bir söz söyledi ki, onu sizden biriniz söylese kendisini ayıplardınız
Bize Yahya b. Yahya dahi rivayet etti. (Dediki): Bize Yezid b. Zürey' Süleyman Et-Teymî'den, o da Enes b. Mâlik'den naklen ha-her verdi. H. Bize Ebû Kâmil de rivayet etti. (Dediki): Bize Yezid rivayet etti (Dediki): Bize Teymî, Enes b. Mâlik'den rivayet etti. (Şöyle demiş). (Annem) Ümmü Süleym Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte idi. Onların develerini bir sürücü sürüyordu. Nebyyullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ey Enceşe! Camlar‘ın hayvanlarını yavaş sür!» buyurdular
Bİze İbni Müsennâ dahi rivayet etti. (Dediki): Bize Abdüssamed rivayet etti. (Dediki): Bana Hemmâm rivayet etti. (Dediki): Bize Katâde Enes'den rivayet etti. Enes şöyle demiş : Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in güzel sesli bir deve sürücüsü vardı. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona: «Ağır ol ya Enceşe! Camları kırma!» buyurdular. (Bununla) Zayıf kadınları kastediyordu
بَاب قُرْبِ النَّبِيِّ ﵇ مِنَ النَّاسِ، وَتَبَرُّكِهِمْ بِهِ
Bize Mücahid b. Musa ile Ebû Bekr b. Nadr b. Ebi'n-Nadır ve Harun b. Abdillah toptan Ebu'n-Nadır'dan rivayet ettiler. Ebû Bekr (Dediki): Bize Ebû'n-Nadır (yâni Hâşim b. Kaâsım) rivayet etti. (Dediki): Bize Süleyman b. Muğîra Sâbit'ten, o da Enes b. Mâlik'den naklen rivayet etti. Enes şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sabah namazını kıldığı vakit Medine'nin hizmetçileri içlerinde su bulunan kaplarıyla gelirlerdi. Kendisine hiç bir kab getirilmezdi id, içine elini daldırmasın. Çok defa soğuk sabahda gelirler ve yine elini o kaplara daldırırdı. İzah 2326 da
Bize Muhammed b. Râfi rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû'n-Nadr rivayet etti. (Dediki): Bize Süleyman Sâbit'ten, o da Enes'den naklen rivayet etti. Enes şöyle demiş: Vallahi Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i gördüm. Berber kendisini tıraş ediyordu. Ashabı etrafını sarmıştı. Bir kılın bir adamın elinden başka bir yere düşmesini istemiyorlardı. İzah 2326 da
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Yezid b. Hârun Hammâd b. Seleme'den, o da Sâbit'ten, o da Enes'den naklen rivayet ettiki: Bir kadının aklında bir şey varmış ve: — Yâ Resulallah! Benim sana (danışacak) bir hacetim var, demiş. Bunun üzerine : «Ey Ummü filân, yollardan hangisini dilersen bak da senin için hacetini göreyim.» buyurmuşlar ve onunla yollardan birine çekilerek kadın hacetini arzetmiş
بَاب مُبَاعَدَتِهِ ﷺ لِلْآثَامِ، وَاخْتِيَارِهِ مِنَ الْمُبَاحِ أَسْهَلَهُ، وَانْتِقَامِهِ لِلَّهِ عِنْدَ انْتِهَاكِ حُرُمَاتِهِ
Bize Kuteybe b. Saîd, Mâlik b. Enes'den ona okunanlar meyamnda rivayet etti. H. Bize Yahya b. Yahya da rivayet etti. (Dediki): Mâlik'e İbni Şihab'dan dinlediğim, onun da Urve b. Zübeyr'den, onun da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in zevcesi Âişe'den naklettiği şu hadîsi okudum: Âişe şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) iki şey arasında muhayyer bırakılırsa günah olmamak şartıyle onların kolay olanını seçerdi. Şayet günah ise insanların ondan en uzak olanı idi. Resülullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kendisi için intikam almamıştır. Meğer ki, Allah (Azze ve Celle)'nin hürmeti çiğnenmiş olsun
{m-77} Bize Züheyr b. Harb ile İshâk b. İbrahim de hep birden Cerir'den rivayet ettiler. H. Bize Ahmed b. Abde dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Fudayl b. İyad rivayet etti. Her iki râvi Mansûr'dan, o da Muhammed'den rivayet etmişlerdir. Fudayl'ın rivayetinde «İbni Şihâb'dan» Cerir'in rivayetinde ise: «Muhammed Zührî'den, o da Urve'den, o da Âişe'den» ifadesi vardır
{m-77-2} Bana bu hadîsi Harmele b. Yahya da rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Vehb haber verdi. (Dediki): Bana Yûnus İbni Şihâb'dan bu isnadla Mâlik'in hadîsi gibi haber verdi
Bize Ebû Kureyb rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Usâme Hişâm'dan, o da babasından, o da Âişe'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) biri diğerinden daha kolay olan iki şey arasında muhayyer bırakılırsa günah olmamak şartıyla onların en kolayını seçerdi: Şayet günah ise insanların ondan en uzak olanı idi
{m-78} Bize bu hadîsi Ebû Kureyb ile İbni Numeyr de hep birden Abdullah b. Numeyr'den, o da Hişâm'dan naklen bu isnadla «en kolayını» sözüne kadar rivayet ettiler. Ondan sonrasını anmadılar. İzah 2328 de
Bize bu hadîsi Ebû Kureyb rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Usâme Hişam'dan, o da babasından, o da Âişe'den naklen rivayet etti. Âişe şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) eliyle hiç bir şeye vurmadı. Ne bir kadına, ne de bir hizmetçiye! Ancak Allah yolunda kendisiyle mücahede edilirse o başka! Ona hiç bir şey isabet etmemiştir ki, sahibinden intikam alsın. Meğer ki, Allah'ın haramlarından bir şeyi çiğnemiş olsun! Bu takdirde Allah (Azze ve Celle) için intikam alırdı
{m-79} Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile İbnü Numeyr de rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Abde ile Veki' rivayet etti. H. Bize Ebû Kureyb dahi rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Muaviye rivayet etti. Bu râvılerin hepsi Hişam'dan bu isnadla rivayette bulunmuşlardır. Bâzısının rivayeti ötekilerden ziyade olmuştur
بَاب طِيبِ رَائِحَةِ النَّبِيِّ ﷺ، وَلِينِ مَسِّهِ، وَالتَّبَرُّكِ بِمَسْحِهِ
Bize Amr b. Hammad b. Talhate'l-Kannâd rivayet etti. (Dediki): Bize Esbât (bu zât İbni Nasr El-Hemdâni'dir.) Simâk'den, o da Câbir b. Semura'dan naklen rivayet etti. Câbir şöyle demiş: Resulullah (Sallaîlahu Aleyhi ve Sellem)'le birlikte ilk namazı kıldım. Sonra ailesinin yanına çıktı, onunla birlikte ben de çıktım. Derken onu bir takım çocuklar karşıladılar. Onların her birinin yanağına teker teker dokunmaya başladı. Bana gelince benim yanağıma da dokundu. Elinde Öyle serinlik veya koku duydum ki: Sanki onu kokucu sepetinden çıkarmıştı. İzah 2330 da
Bize Kuteybe b. Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Ca'fer b. Süleyman, Sâbit'den, da Enes'den naklen rivayet etti. H. Bana Züheyr b. Harb da rivayet etti. Lâfız onundur. (Dediki): Bize Hâşim, yâni İbni Kaâsım rivayet etti. (Dediki): Bize Süleyman (bu zat îbni Muğira'dır) Sâbit'den naklen rivayet etti. Enes şöyle demiş: Ben Resûlullah (Sallaîlahu Aleyhi ve Sellem)'in kokusundan daha güzel hiç bir anber, misk veya (başka) bir şey koklamadım. Resulullah (Sallaîlahu Aleyhi ve Sellem)'in teninden daha yumuşak hiç bir dîba ipek veya başka bir şeye dokunmadım
Bana Ahmed b. Saîd b. Sahr Ed-Dârimî de rivayet etti. (Dediki): Bize Habban rivayet etti. (Dediki): Bize Hammad rivayet etti. Bize Sabit, Enes'den rivayet etti. Enes şöyle demiş: Resulullah (Sallaîlahu Aleyhi ve Sellem) parlak beyaz renkli idi. Teri inci gibi idi. Yürüdüğü zaman sağa sola meyl ederdi. Ben ne Resulullah (Sallaîlahu Aleyhi ve Sellem)'in avucundan daha yumuşak bir diba ve ipeğe dokundum, ne de ResûlulIah (Sallaîlahu Aleyhi ve Sellem)'in kokusundan daha güzel bir misk veya anber kokladım
بَاب طِيبِ عَرَقِ النَّبِيِّ ﷺ، وَالتَّبَرُّكِ بِهِ
Bana Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dediki): Bize Hâşim (yâni İbnî Kaâsım) Süleyman'dan, o da Sâbit'ten, o da Enes b. Mâlik'den naklen rivayet etti. Enes şöyle demiş: Nebi (Sallaîlahu Aleyhi ve Sellem) yanımıza girdi. Ve kaylûle uykusuna dalarak terledi. Annem bir kavanoz getirerek teri onun içine silmeye başladı. Derken Nebi (Sallaîlahu Aleyhi ve Sellem) uyandı ve : «Ey Ummü Süleym bu yaptığın nedir?» dedi. Annem : — Bu senin terindir, onu kokumuza katıyoruz; o kokuların en güzellerindendir, dedi
Bana Muhammed b. Râfi' de rivayet etti. (Dediki): Bize Huceyn b. Müsennâ rivayet etti. (Dediki): Bize Abdü'l-Aziz (bu zat îbnü Ebî Seleme'dir.) İshâk b. Abdillah b. Ebî Talha'dan, o da Enes b. Mâlik'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Nebi (Sallaîlahu Aleyhi ve Sellem) Ümmü Süleym'in evine girer de o yokken yatağında uyurdu. Bir gün yine gelerek onun yatağında uyudu. Hemen Ümmü Süleym'e giderek işte Nebi (Sallaîlahu Aleyhi ve Sellem) senin evinde, senin yatağının üzerinde uyudu, dediler. Arkacığından Ümmü Süleym geldi. Peygamber (Sallaîlahu Aleyhi ve Sellem) terlemiş; teri yatağın üzerindeki bir deri parçasına toplanmıştı. Derhal çantasını açarak bu teri kurulamağa ve onu kavanozuna sıkmaya başladı. Derken Nebi (Sallaîlahu Aleyhi ve Sellem) belinledi ve: «Ne yapıyorsun ey Ummü Süleym?» dedi. Ümmü Süleym: — Yâ Resûlallah! Çocuklarımız için bunun bereketini umuyoruz, dedi. ResûluIIah (Sallaîlahu Aleyhi ve Sellem): «isabet ettin!» buyurdular. İzah 2332 de
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Affân b. Müslim rivayet etti. (Dediki): Bize Vüheyb rivayet etti. (Dediki): Bize Eyyub, Ebû Kılâbe'den, o da Enes'den, o da Ümmü Süleym'den naklen rivayet etti ki; Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ümmü Süleym'ln yanına gelir, orada kaylûle uykusu uyurmuş. O da kendisine bir yaygı yayar, üzerinde istirahat edermiş. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) çok terliyormuş, Ümmü Süleym onun terini toplar, koku ve kavanozlara koyarmış. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ey Ümmü Süteyml Bu ne?» demiş. Ümmü Süleym: — Senin terin! Onu kokuma karıştırıyorum, cevabını vermiş
بَاب عَرَقِ النَّبِيِّ ﷺ فِي الْبَرْدِ، وَحِينَ يَأْتِيهِ الْوَحْيُ
Bize Ebû Kureyb Muhammed b. Ala' rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Usâme, Hişam'dan, o da babasından, o da Âişe'den naklen rivayet etti. Âişe şöyle demiş: Hakikaten Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in üzerine soğuk bir sabahda vahiy indirilir. Yine yüzünden ter boşanırdı
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe de rivayet etti. Bize Süfyan b. Uyeyne rivayet etti. H. Bize Ebû Kureyb de rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Usâme ile İbni Bişr hep birden Hişam'dan rivayet ettiler. H. Bize Muhammed b. Abdillah b. Numeyr dahi rivayet etti. Lâfız onundur. (Dediki): Bize Muhammed b. Bişr rivayet etti. (Dediki); Bize Hişâm babasından, o da Âişe'den naklen rivayet etti ki: Haris b. Hişam, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e: — Sana vahy nasxl geliyor? diye sormuş da : «Bazan bana çan sesi gibi gelir. Bu benim için en şiddetli olandır. Sonra açılırım ve o vahyi bellemiş olurum. Bâzan da adam suretinde bir melek gelir. Ve onun söylediğini bellerim.» buyurmuşlar. İzah 2335 te
Bize Muhammed b. Müsennâ rivayet etti. (Dediki): Bize Abdû'l-Âla rivayet etti. (Dediki): Bize Saîd Katâde'den, o da Hasan'dan, o da Hıttan b. Abdillah'dan, o da Ubade b. Sâmit'ten naklen rivayet etti. (ŞÖyle demiş): Nebiyyullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) üzerine vahy indirildiği vakit bundan dolayı gussalamr ve yüzünün rengi uçardı. İzah 2335 te
Bize Muhammed b. Beşşar rivayet etti. (Dediki): Bize Muâz b. Hişâm rivayet etti. (Dediki): Bize babam Katade'den, o da Hasen'den, o da Hıttan b. Abdillah Er-Rakâşî'den, o da Ubâde b. Sâmid'den naklen rivayet etti. (ŞÖyle demiş): Üzerine vahy indirildiği vakit Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) başını eğer; ashabı da-başlarım eğerlerdi. Vahy kalktığı zaman başını kaldırırdı
بَاب فِي سَدْلِ النَّبِيِّ ﷺ شَعْرَهُ، وَفَرْقِهِ
Bize Mansur b. Ebî Müzâhim ile Muhammed b. Ca'fer b. Ziyad rivayet ettiler. (Mansûr: Haddesenâ; tbni Cafer ise Ahberana tâbirlerini kullandılar. (Dedilerki): Bize İbrahim (yâni İbni Sa'd) İbni Şihab'dan, o da Ubeyduîlah b. Abdillah'dan, o da İbni Abbâs'dan naklen haber verdi. (Şöyle demiş): Ehl-i kitab olanlar saçlarını salar, müşriklerse başlarını ayırırlardı. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kendisine emir gelmeyen hususta ehl-i kitaba uymayı seviyordu. Bu sebeple Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) saçlarını alnına sarkıttı, bir müddet sonra ayırdı
{m-90} Bana Ebû't-Tâhir de rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Vehb haber verdi, (Dediki): Bana Yûnus, İbni Şihab'dan bu isııadla bu hadîsinin benzerini haber verdi
بَاب فِي صِفَةِ النَّبِيِّ ﷺ، وَأَنَّهُ كَانَ أَحْسَنَ النَّاسِ وَجْهًا
Bize Muhammed b. Müsennâ ile Muhammed b. Beşâr rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Muhammed b, Ca'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be rivayet etti. (Dediki): Ebû ishâk'ı dinledim. (Dediki): Bera'ı şunu söylerken işittim: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) orta boylu, omuzlarının arası geniş, saç demedi kulaklarının yumuşağına inecek kadar büyük bir zat idi. Üzerinde kırmızı bir hülle vardı. Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den daha güzel hiç bir şey görmedim
Bize Amru'n-Nâkid ile Ebû Kureyb rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Veki', Süfyân'dan, o da Ebû İshâk'dan, o da Bera'dan naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Ben hiç bir uzun saçlının kırmızı hülle içinde Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den daha güzel olduğunu görmedim. Saçları omuzlarına çalıyordu. Omuzlarının arası genişti. Ne uzundu, ne kısa. Ebû Kureyb : «Saçı vardı» dedi
Bize Ebû Kureyb Muhammed b. Ala' rivayet etti. (Dediki): Bize İshâk b. Mansur, İbrahim b. Yûsuf'dan, o da babasından, o da Ebû îshâk'dan naklen rivayet etti. (Demişki): Ben Berâ'ı şunu söylerken işittim. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yüzce insanların en güzeli, ahlâkça en iyisi idi. Fazla uzun değil, kısa da değildi
بَاب صِفَةِ شَعَرِ النَّبِيِّ ﷺ
Bize Şeyban b. Ferrûh rivayet etti. (Dediki): Bize Cerir b. Hazım rivayet etti. (Dediki): Bize Katâde rivayet etti. (Dediki): Enes b. Mâlik'e: — Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in saçı nasıldı? diye sordum. — Orta bir saçtı. Kıvırcık değil, düz de değildi. İki kulağı ile omuzu arasında idi, dedi
Bana Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dediki): Bize Habbân b. Hilâl rivayet etti. H. Bize Muhammed b. Müsennâ da rivayet etti. (Dediki): Bize Abdü's-Samed rivayet etti. Her iki râvi demişlerki: Bize Hemmam rivayet etti. (Dediki): Bize Katâde Enes'den rivayet ettiki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in saçları omuzlarına çahyormuş
Bize Yahya b. Yahya ile Ebû Kureyb rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize İsmail b. Uleyye, Humeyd'den, o da Enes'den naklen rivayet etti. Enes: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in saçları kulaklarımn yarısına iniyordu.» demiş
بَاب فِي صِفَةِ فَمِ النَّبِيِّ ﷺ، وَعَيْنَيْهِ، وَعَقِبَيْهِ
Bize Muhammed b. Müsennâ ile Muhammed b. Beşşâr rivayet ettiler. Lâfız İbni Müsennâ'nindir. (Dedilerki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be Simak b. Harb'den rivayet etti. (Demişki): Ben Câbir b. Semura'yı şunu söylerken işittim. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) geniş ağızlı, gözünün beyazı kırmızılı, etsiz ökçeliydi. Râvi diyor ki: Simak'e : Dalîu'I-Fem ne demektir? diye sordum: Ağzı büyük manasınadır, dedi, — Eşkelü'l-Ayn nedir? dedim. — Göz kapağı uzun demektir, cevabını verdi. — Menhusu'l-Akib nedir? dedim. — Topuğunun eti az demektir, cevâbını verdi
بَاب كَانَ النَّبِيُّ ﷺ أَبْيَضَ، مَلِيحَ الْوَجْهِ
Bize Saîd b. Mansûr rivayet etti. (Dediki): Bize Hâlid b. Abdillah, Cüreyrî'den, o da Ebû't-Tufeyl'den naklen rivayet etti. Cüreyrî demiş ki : Ona : — Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i gördün mü? diye sordum. — Evet, beyaz, sevimli yüzlü idi, cevâbını verdi. Müslim b. Haccâc der ki': Ebû't-Tufeyl yüz yılında vefat etmiştir. Kendisi Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in ashabından en son vefat edendir
Bize Ubeydullah b. Ömer El-Kavârîrî rivayet etti. (Dediki): Bize Abdü'l-A'la b. Abdi'l-A'la, Cüreyrî'den, o da Ebû't-Tüfeyl'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i gördüm. Yeryüzünde benden başka onu gören kimse yoktur. Cüreyrî demiş ki: Ben kendisine: — Onu nasıl gördün? diye sordum. — Beyaz, sevimli, orta yapılı idi, dedi
بَاب شَيْبِةِ ﷺ
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile îbni Numeyr ve Amru'n-Nâkıd toptan İbni İdris'den rivayet ettiler. Amr dediki: Bize Abdullah b. İdris El-Evdî, Hişam'dan, o da İbni Sîrîn'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Enes b. Mâlik'e, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hiç saçını boyadı mı? diye soruldu. — Hakikat şu ki, o saçının ağarması namına bir şey görmedi. Ancak (şu kadarcık) gördü). İbni tdris sanki onu azaltmak istiyormuş, demiştir. Ebû Bekr ile Ömer saçlarını kına ve ketem ile boyarlardı, dedi
Bize Muhammed b. Bekkâr b. Reyyân rivayet etti. (Dediki): Bize İsmail b. Zekeriyya, Âsimi ahvelden, o da İbni Sîrîn'den naklen rivayet etti. İbni Sîrîn şöyle demiş: Enes b. Mâlik'e sordum : — Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) saçını boyar mıydı? dedim: — Saçını boyama yaşına ermedi, sakalında birkaç beyaz kıl vardı, dedi. Ben : — Ebû Bekr boyar mıydı? diye sordum; — Evet, kına ve ketemle! cevabını verdi
Bana Haccâc b. Şâir de rivayet etti. (Dediki): Bize Mualla b. Esed rivayet etti. (Dediki): Bize Vüheyb b. Hâlid, Eyyub'dan, o da Muhammed b. Sîrîn'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Enes b. Mâlik'e sordum. — Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hiç saçını boyadı mı? (Dedim). — O saçının ağarmasından ancak az bir şey gördü, dedi
Bana Ebu'r-Rabi' El-Atekî rivayet etti. (Dediki): Bize Hammad rivayet etti. (Dediki): Bize Sabit rivayet etti. (Dediki): Enes b. Mâlik'e, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in saçını boyayıp boyamadiği soruldu da, şu cevabı verdi: — Başındaki ağaran kılları saymak İstesem bunu yapardım, dedi. Ve şunu İlâve etti: __ O boyanmadı. Ama Ebû Bekr kına ve ketemle boyandi. Ömer'se hâlis kına ile boyandı
Bize Nasr b. Alî El-Cehdamî rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. (Dediki): Bize Müsennâ b. Saîd Katâde'den, o da Enes b. Mâlik'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Bir kimsenin başından ve sakalından beyaz kılı yolması mekruhdur. Hem Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) boyanmamıştır. Beyazlık onun ancak alt dudağında, şakaklarında ve başında birkaç tane vardı
{…} Bu hadîsi bana Muhammed b. Müsennâ da rivayet etti. (Dediki): Bize Abdü's-Samed rivayet etti. (Dediki): Bize El-Müsennâ bu isnadla rivayette bulundu
Bize Muhammed b. Müsennâ ile İbni Beşşâr, Ahmed b. İbrahim Ed-Devrakî ve Harun b. Abdillah toptan Ebû Dâvud'dan rivayet ettiler. İbnü Müsennâ (Dediki): Bize Süleyman b. Dâvud rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Huleyd b. Ca'fer'den rivayet etti. O da Ebû îyâs'ı Enes'den naklederken dinlemiş: Enes'e Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in saçının ağarıp ağarmadığı sorulmuş da : — Allah onu beyazlıkla lekelemedi, demiş. İzah 2344 te
Bize Ahmed b. Yûnus rivayet etti. (Dediki): Bize Züheyr rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû İshâk rivayet etti. H. Bize Yahya b. Yahya da rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Hayseme, Ebû İshâk'dan, o da Ebû Cühayfe'den naklen haber verdi. Ebû Cühayfe (Şöyle demiş) : — Ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i gördüm. Şurası beyazdı. Ve Züheyr parmaklarını alt dudağına koydu. Kendisine : — O gün sen kim gibi idin? diye soruldu. — Oku yapıyor ve tüyünü takıyordum, cevâbını verdi. İzah 2344 te
Bize Vâsıl b. Abdi'I-A'la rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Fudayl, İsmail b. Ebi Hâlid'den, o da Ebû Cühayfe'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş) : — Ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i beyaz gördüm. İhtiyarlamiştı. Alî'nin oğlu Hasan ona benziyordu
{m-107} Bize Saîd b. Mansûr da rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyân ile Halid b. Abdillah rivayet ettiler. H. Bize İbni Numeyr de rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Bişr rivayet etti. Bunların hepsi İsmail'den, o da Ebû Cüheyfe'den bu isnadla rivayet ettiler. Ama «Beyaz gördüm, ihtiyarlamıştı...» ifadesini söylememişlerdir. İzah 2344 te
Bize Muhammed b. Müsennâ da rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Dâvud Süleyman b. Dâvud rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be Sımak b. Harb'den rivayet etti. (Demişki): Ben Câbir b. Semûra'yı Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in saçı ağanp ağarmadığı sorulduğu zaman dinledim. — Başını yağladığı zaman beyazlıktan bir şey görülmüyordu, yağlamazsa görülüyordu, dedi
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Ubeydullah, İsrail'den, o da Simâk'den naklen rivayet etti ki: Simak, Câbir b. Semûra'yı şöyle derken işitmiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi vt Seltem)'in sakalı ile başının ön tarafı ağarmağa başlamıştı. Yağ süründüğü zaman (beyazlık) belli olmazdı. Başının saçı dağılırsa belli olurdu. Sakalının kılları çoktu. Derken bir adam: Yüzü kılıç gibi miydi? dedi. Câbir: — Hayır! Bilâkis ayla güneş gibiydi; yuvarlaktı. Omuzun da ki mührü de gördüm, güvercin yumurtası kadardı. Tenine benziyordu, cevabını verdi, DİKKAT İZAH'TAN SONRA DA HADİS VAR
بَاب إِثْبَاتِ خَاتَمِ النُّبُوَّةِ، وَصِفَتِهِ، وَمَحَلِّهِ مِنْ جَسَدِهِ ﷺ
Bize Muhammed b. Müsennâ rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Simâk'den rivayet etti. (Demişki): Câbir b. Semûra'yı dinledim. (Şunu söyledi): Ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in sırtında güvercin yumurtası gibi bir mühür gördüm
{m-110} Bize İbni Numeyr de rivayet etti. (Dediki): Bize Ubeydullah b. Musa rivayet etti. (Dediki): Bize Hasen b. Salih Simak'den naklen bu isnadla bu hadîsin mislini haber verdi
Bize Kuteybe b. Saîd ile Muhammed b. Abbâd rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Hatim (bu zat İbni İsmail'dir) Ca'd b. Abdirrahman'dan rivayet etti. (Demişki): Sâib b. Yezid'i şöyle derken işittim: Teyzem beni Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e götürdü de: - Yâ Resûlallah! Gerçekten kız kardeşimin oğlu rahatsızdır, dedi. O da benim başımı sıvazladı. Ve bana bereket duasında bulundu. Sonra abdest aldı. Ve ben abdest suyundan içtim. Sonra arkasında ayakta durdum. Ve iki omuzunun arasındaki çadır düğmesi gibi mührüne baktım. İzah 2346 da