Âişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.), bir savaş sonrası Medîne’ye gelişinde uykusuz kalmış ve şöyle demişti: Salih bir kimse bu gece benim kapımın önünde nöbet tutup beni beklese… Biz bu durumda iken bir silah sesi duyduk Nebi (s.a.v): “Kim o” dedi. O kimse: Sa’d b. ebî Vakkâs diye karşılık verdi. Nebi (s.a.v), ona: “Niçin geldin?” buyurdu. Sa’d: “Nebi (s.a.v)’e karşı içime bir korku düştü ve kendisini beklemeye geldim” dedi. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.), ona duâ etti ve uyudu. Diğer tahric: Buhârî, Cihâd; Müslim, Fedail Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir
Sünen-i Tirmizî › Kitâb 49 · Fazîletler (Menâkıb)Konum
- 1Tahâret148
- 2Namaz302
- 3Vitir35
- 4Cuma Günü42
- 5İki Bayram14
- 6Yolculuk73
- 7Zekât65
- 8Oruç127
- 9Hac157
- 10Cenâzeler115
- 11Nikâh67
- 12Süt Emzirme29
- 13Talâk ve Lân31
- 14Ticâret117
- 15Rasûlullah'tan Hükümler (Ahkâm)64
- 16Diyet35
- 17Had Cezâları45
- 18Av28
- 19Kurbanlar29
- 20Adaklar ve Yeminler23
- 21Seriyyeler (Askerî Seferler)68
- 22Cihâdın Fazîleti51
- 23Cihâd48
- 24Elbise66
- 25Yiyecekler73
- 26İçecekler36
- 27Birr ve Sıla141
- 28Tıp54
- 29Mîrâs26
- 30Vasiyyetler9
- 31Velâ ve Hibeler8
- 32Kader26
- 33Fitneler112
- 34Rüyâlar25
- 35Şâhitlikler9
- 36Zühd111
- 37Kıyâmet, Rikâk ve Vera' Vasıfları108
- 38Cennetin Vasıfları51
- 39Cehennemin Vasıfları34
- 40Îmân39
- 41İlim43
- 42İzin İstemek47
- 43Âdâb136
- 44Misaller17
- 45Kur'ân'ın Fazîletleri52
- 46Kıraat23
- 47Tefsîr422
- 48Dualar244
- 49Fazîletler (Menâkıb)351
- 1بَابٌ فِي فَضْلِ النَّبِيِّ ﷺ
- 2بَابٌ
- 3(٣) بَابٌ
- 4بَابُ مَا جَاءَ فِي مِيلَادِ النَّبِيِّ ﷺ
- 5بَابُ مَا جَاءَ فِي بَدْءِ نُبُوَّةِ النَّبِيِّ ﷺ
- 6بَابٌ فِي مَبْعَثِ النَّبِيِّ ﷺ وَابْنُ كَمْ كَانَ حِينَ بُعِثَ
- 7(٧) بَابٌ فِي آيَاتِ نُبُوَّةِ النَّبِيِّ ﷺ وَمَا قَدْ خَصَّهُ اللهُ ﷿ بِهِ
- 8بَابٌ
- 9(٩) بَابٌ
- 10(١٠) بَابٌ
- 11(١١) بَابٌ
- 12(١٢) بَابٌ
- 13(١٣) بَابٌ
- 14(١٤) بَابٌ
- 15بَابُ مَا جَاءَ كَيْفَ كَانَ يَنْزِلُ الْوَحْيُ عَلَى النَّبِيِّ ﷺ
- 16بَابُ مَا جَاءَ فِي صِفَةِ النَّبِيِّ ﷺ
- 17بَابٌ
- 18(١٨) بَابٌ
- 19(١٩) بَابٌ
- 20بَابٌ فِي كَلَامِ النَّبِيِّ ﷺ
- 21بَابٌ
- 22بَابٌ فِي بَشَاشَةِ النَّبِيِّ ﷺ
- 23بَابٌ فِي خَاتَمِ النُّبُوَّةِ
- 24بَابٌ فِي صِفَةِ النَّبِيِّ ﷺ
- 25بَابٌ
- 26(٢٦) بَابٌ
- 27(٢٧) بَابٌ
- 28بَابٌ فِي سِنِّ النَّبِيِّ ﷺ وَابْنُ كَمْ كَانَ حِينَ مَاتَ
- 29بَابٌ
- 30(٣٠) بَابٌ
- 31(٣١) بَابٌ
- 32بَابُ مَنَاقِبِ أَبِي بَكْرٍ الصِّدِّيقِ ﵁
- 33بَابٌ
- 34(٣٤) بَابٌ
- 35(٣٥) بَابٌ
- 36(٣٦) بَابٌ
- 37(٣٧) بَابٌ
- 38(٣٨) بَابٌ
- 39(٣٩) بَابٌ
- 40(٤٠) بَابٌ
- 41(٤١) بَابٌ
- 42(٤٢) بَابٌ
- 43(٤٣) بَابٌ
- 44(٤٤) بَابٌ
- 45(٤٥) بَابٌ
- 46(٤٦) بَابٌ
- 47(٤٧) بَابٌ
- 48بَابٌ فِي مَنَاقِبِ أَبِي حَفْصٍ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ ﵁
- 49بَابٌ
- 50(٥٠) بَابٌ
- 51(٥١) بَابٌ
- 52(٥٢) بَابٌ
- 53(٥٣) بَابٌ
- 54(٥٤) بَابٌ
- 55(٥٥) بَابٌ
- 56(٥٦) بَابٌ
- 57(٥٧) بَابٌ
- 58(٥٨) بَابٌ
- 59بَابٌ فِي مَنَاقِبِ عُثْمَانَ بْنِ عَفَّانَ ﵁
- 60بَابٌ
- 61(٦١) بَابٌ
- 62(٦٢) بَابٌ
- 63(٦٣) بَابٌ
- 64(٦٤) بَابٌ
- 65(٦٥) بَابٌ
- 66(٦٦) بَابٌ
- 67بَابُ مَنَاقِبِ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ ﵁
- 68(٧٠) بَابٌ
- 69(٧١) بَابٌ
- 70(٧٢) بَابٌ
- 71(٧٤) بَابٌ
- 72(٧٥) بَابٌ
- 73(٧٦) بَابٌ
- 74(٧٧) بَابٌ
- 75(٧٨) بَابٌ
- 76(٧٩) بَابٌ
- 77(٨٠) بَابٌ
- 78بَابُ مَنَاقِبِ أَبِي مُحَمَّدٍ طَلْحَةَ بْنِ عُبَيْدِ اللهِ ﵁
- 79بَابٌ
- 80بَابُ مَنَاقِبِ الزُّبَيْرِ بْنِ الْعَوَّامِ ﵁
- 81بَابٌ
- 82(٨٥) بَابٌ
- 83(٨٦) بَابٌ
- 84(٨٧) بَابُ مَنَاقِبِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَوْفِ بْنِ عَبْدِ عَوْفٍ الزُّهْرِيِّ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ
- 85بَابٌ
- 86بَابُ مَنَاقِبِ سَعْدِ بْنِ أَبِي وَقَّاصٍ ﵁
- 87بَابٌ
- 88(٩١) بَابٌ
- 89(٩٢) بَابٌ
- 90بَابُ مَنَاقِبِ أَبِي الْأَعْوَرِ وَاسْمُهُ سَعِيدُ بْنُ زَيْدِ بْنِ (¬١) عَمْرِو بْنِ نُفَيْلٍ ﵁
- 91(٩٧) بَابٌ
- 92(٩٨) بَابٌ
- 93(٩٩) بَابُ مَنَاقِبِ جَعْفَرِ بْنِ أَبِي طَالِبٍ أَخِي عَلِيٍّ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ
- 94بَابٌ
- 95بَابُ مَنَاقِبِ أَبِي مُحَمَّدٍ الْحَسَنِ بْنِ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ وَالْحُسَيْنِ بْنِ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ ﵄
- 96بَابٌ
- 97(١٠٣) بَابٌ
- 98(١٠٤) بَابٌ
- 99بَابُ مَنَاقِبِ أَهْلِ بَيْتِ النَّبِيِّ ﷺ
- 100بَابُ مَنَاقِبِ مُعَاذِ بْنِ جَبَلٍ وَزَيْدِ بْنِ ثَابِتٍ وَأُبَيٍّ وَأَبِي عُبَيْدَةَ بْنِ الْجَرَّاحِ ﵃
- 101بَابُ مَنَاقِبِ سَلْمَانَ الْفَارِسِيِّ ﵁
- 102(١٠٨) بَابُ مَنَاقِبِ عَمَّارِ بْنِ يَاسِرٍ، وَكُنْيَتُهُ أَبُو الْيَقْظَانِ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ
- 103بَابُ مَنَاقِبِ أَبِي ذَرٍّ الْغِفَارِيِّ ﵁
- 104بَابُ مَنَاقِبِ عَبْدِ اللهِ بْنِ سَلَامٍ ﵁
- 105بَابُ مَنَاقِبِ عَبْدِ اللهِ بْنِ مَسْعُودٍ ﵁
- 106بَابُ مَنَاقِبِ حُذَيْفَةَ بْنِ الْيَمَانِ ﵁
- 107بَابُ مَنَاقِبِ زَيْدِ بْنِ حَارِثَةَ ﵁
- 108بَابُ مَنَاقِبِ أُسَامَةَ بْنِ زَيْدٍ ﵁
- 109بَابُ مَنَاقِبِ جَرِيرِ بْنِ عَبْدِ اللهِ الْبَجَلِيِّ ﵁
- 110(١١٦) بَابُ مَنَاقِبِ عَبْدِ اللهِ بْنِ عَبَّاسِ ﵄
- 111بَابُ مَنَاقِبِ عَبْدِ اللهِ بْنِ عُمَرَ ﵄
- 112بَابُ مَنَاقِبِ عَبْدِ اللهِ بْنِ الزُّبَيْرِ ﵁
- 113بَابُ مَنَاقِبِ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ ﵁
- 114بَابُ مَنَاقِبِ أَبِي هُرَيْرَةَ ﵁
- 115بَابُ مَنَاقِبِ مُعَاوِيَةَ بْنِ أَبِي سُفْيَانَ ﵁
- 116بَابُ مَنَاقِبِ عَمْرِو بْنِ الْعَاصِ ﵁
- 117بَابُ مَنَاقِبِ خَالِدِ بْنِ الْوَلِيدِ ﵁
- 118بَابُ مَنَاقِبِ سَعْدِ بْنِ مُعَاذٍ ﵁
- 119(١٢٥) بَابُ مَنَاقِبِ قَيْسِ بْنِ سَعْدِ بْنِ عُبَادَةَ ﵁
- 120بَابُ مَنَاقِبِ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللهِ ﵄
- 121بَابُ مَنَاقِبِ مُصْعَبِ بْنِ عُمَيْرٍ ﵁
- 122بَابُ مَنَاقِبِ الْبَرَاءِ بْنِ مَالِكٍ ﵁
- 123بَابُ مَنَاقِبِ أَبِي مُوسَى الْأَشْعَرِيِّ ﵁
- 124بَابُ مَا جَاءَ فِي فَضْلِ مَنْ رَأَى النَّبِيَّ ﷺ وَصَحِبَهُ
- 125بَابٌ فِي فَضْلِ مَنْ بَايَعَ تَحْتَ الشَّجَرَةِ
- 126بَابٌ فِيمَنْ سَبَّ أَصْحَابَ النَّبِيِّ ﷺ
- 127بَابٌ
- 128بَابُ مَا جَاءَ فِي فَضْلِ فَاطِمَةَ ﵂
- 129بَابُ فَضْلِ خَدِيجَةَ ﵂
- 130بَابٌ مِنْ فَضْلِ عَائِشَةَ ﵂
- 131بَابٌ فِي فَضْلِ أَزْوَاجِ النَّبِيِّ ﷺ
- 132بَابُ فَضْلِ أُبَيِّ بْنِ كَعْبٍ ﵁
- 133بَابٌ فِي فَضْلِ الْأَنْصَارِ وَقُرَيْشٍ
- 134بَابُ مَا جَاءَ فِي أَيِّ دُورِ الْأَنْصَارِ خَيْرٌ
- 135بَابُ مَا جَاءَ فِي فَضْلِ الْمَدِينَةِ
- 136بَابٌ فِي فَضْلِ مَكَّةَ
- 137بَابٌ فِي فَضْلِ الْعَرَبِ
- 138بَابٌ فِي فَضْلِ الْعَجَمِ
- 139بَابٌ فِي فَضْلِ الْيَمَنِ
- 140بَابٌ فِي غِفَارَ وَأَسْلَمَ وَجُهَيْنَةَ وَمُزَيْنَةَ
- 141بَابٌ فِي ثَقِيفٍ وَبَنِي حَنِيفَةَ
- 142بَابٌ
(49) Kitâb: Fazîletler (Menâkıb)
(٩٢) بَابٌ
بَابُ مَنَاقِبِ أَبِي الْأَعْوَرِ وَاسْمُهُ سَعِيدُ بْنُ زَيْدِ بْنِ (¬١) عَمْرِو بْنِ نُفَيْلٍ ﵁
Saîd b. Zeyd b. Amr b. Nüfeyl (radıyallahü anh)’dan şöyle dediğini rivâyet edilmiştir: Dokuz kişinin Cennet’te olduklarına şâhidlik ederim, onuncu kişinin de Cennet’te olduğuna şâhidlik etsem günaha girmiş olmam. Bunun üzerine bu nasıl oluyor? Diye soruldu. Saîd b. Zeyd dedi ki: Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ile birlikte Hirâ dağında idik. Dağ sallanınca; “Yerinde dur Hirâ! Çünkü senin üzerinde bir peygamber bir sıddîk bir de şehîd vardır” buyurdu. Onlar kimlerdir diye sorulunca, Saîd dedi ki: “Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem), Ebû Bekir, Ömer, Osman, Ali, Talha, Zübeyr, Sa’d, Abdurrahman b. Avf.” Sonra onuncusu kimdir? diye soruldu. Saîd: “Ben” dedi. (Ebû Dâvûd, Sünnet: 27; İbn Mâce, Mukaddime: 17) Bu hadis hasen sahihtir. hadis bir başka şekilde de Saîd b. Zeyd’den rivâyet edilmiştir
Abdulmuttalib b. Rabia b. Hâris b. Abdulmuttalib (r.a.)’den rivâyete göre, Abbâs b. Abdulmuttalib öfkeli bir vaziyette Rasûlullah (s.a.v.)’in yanına girdi. Ben de O’nun yanındaydım. Rasûlullah (s.a.v.) niçin öfkelisin diye sordu. Abbâs: “Ey Allah’ın Rasûlü! Biz Haşimoğulları ile kureyş arasında ne var, kendi kendilerine buluştuklarında güler yüzle buluşuyorlar bizim karşımıza çıktıkları zaman değişik yüzle çıkıyorlar.” Bunun üzerine Nebi (s.a.v), kızdı yüzü kırmızılaştı ve şöyle buyurdu: “Benliğim kudret elinde olan ZAT'A yemin ederim ki: Allah ve Rasûlü için sizi bir kimse sevmedikçe kalbine iman girmez.” Sonra şöyle devam etti: “Ey insanlar! Her kim benim amcama eziyet ederse bana eziyet etmiş olur. Bir insanın amcası onun babası gibidir.” Diğer tahric: Müsned: 16860 Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir. BU HADİS’İN BENZERİ İBN-İ MACE RİVAYETİ VE İZAH İÇİN BURAYA TIKLAYIN
İbn Abbâs (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Abbâs benden ben Abbâs’tanım.” Diğer tahric: Müsned: 2598 Tirmizî: Bu hadis hasen sahih garibtir. Sadece İsrail’in rivâyeti olarak bilmekteyiz
(٩٧) بَابٌ
Ali (r.a.)’den rivâyete göre, Sadece Nebi (s.a.v), Abbâs hakkında Ömer’e şöyle demiştir: “Bir kimsenin amcası babasının bir eşi demektir.” Ömer, Abbâs’ın zekat meselesinden konuşurken Rasûlullah (s.a.v.) böyle demişti. Diğer tahric: Müsned: 687 Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir
Ebû Hureyre (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.)’in şöyle söylediği aktarılmıştır: Abbâs, Rasûlullah (s.a.v.)’in amcasıdır. Kişinin amcası babası yerindedir veya babasının bir eşidir. Diğer tahric: Müsned: Zekat; Ebû Dâvûd, Zekat Tirmizî: Bu hadis hasen sahih garibtir. Ebû’z Zinad’ın rivâyeti olarak bu şekliyle bilmekteyiz. BENZER HADİSLER: 3758 –
(٩٨) بَابٌ
İbn Abbâs (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Nebi (s.a.v.) Abbâs’a: “Pazartesi sabahı çocuklarınla beraber bana gel, onlara bir duâ edeyim de Allah bu duâ ile onları ve seni faydalandırsın” buyurmuştu. Sabahleyin hepimiz birlikte gittik Rasûlullah (s.a.v.) hepimizin üzerini bir örtü ile örttü ve şöyle duâ etti: “Allah’ım! Abbâs’ı ve çocuklarını görünür ve görünmez olarak işledikleri her türlü günahlardan hiçbirşey bırakmayacak şekilde bağışla. Allah’ım çocukları konusunda da onları kolla gözetle.” Tirmizî rivâyet etmiştir. Tirmizî: Bu hadis hasen garibtir. Sadece bu şekliyle bilmekteyiz
(٩٩) بَابُ مَنَاقِبِ جَعْفَرِ بْنِ أَبِي طَالِبٍ أَخِي عَلِيٍّ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
بَابٌ
Ebû Hureyre (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Nebi (s.a.v)’den sonra Cafer’den daha değerli bir kimse ne ayakkabı sahibi olmuş ne de ayakkabı giymiştir. Ne binitlere binmiş ne de binitlerin eğerlerine kurulmuştur.” Diğer tahric: Müsned: 8985 Tirmizî: Bu hadis hasen sahih garibtir. “Kevr” binit demektir
Berâ b. Âzib (r.a.)’den rivâyete göre, Nebi (s.a.v): Cafer b. ebî Tâlib’e: “Yaratılış ve huy bakımından bana benzersin” buyurdu. Bu hadis uzuncadır. Diğer tahric: Buhârî, Megazi Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir. Sûfyân b. Vekî’, Übey vasıtasıyla İsrail’den bu hadisin bir benzerini rivâyet etmiştir
Ebû Hureyre (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Nebi (s.a.v), ashabından herhangi birine Kur’ân’dan bazı ayetleri sorduğum olurdu ki, ben o ayetleri onlardan daha iyi biliyordum fakat bana bir şeyler yedirmelerine sebeb olsun diye soruyorum. Cafer b. ebî Tâlib’e sorduğumda bana hemen cevap vermezdi. Beni evine götürür karısına: “Ey Esma bize bir şeyler yedir” der. Yedikten sonra da bize cevap verirdi. Cafer, yoksulları severdi onlarla birlikte oturur, onlarla konuşur o fakirler de onunla konuşurlardı. Rasûlullah (s.a.v.), bu sebeble onu yoksulların babası diye çağırırdı. Diğer tahric: Buhârî, Menakıb Tirmizî: Bu hadis garibtir. Ebû İshâk el Mahzûmî, İbrahim b. Fadl el Medenî olup kendisi hakkında bazı hadisçiler hafızası yönünden tenkid etmişler ve garib rivâyetleri olduğunu söylemişlerdir
Ebû Hureyre (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Biz Cafer b. ebî Tâlib’i miskinlerin babası diye çağırırdık. Biz onun yanına her geldiğimizde bize mutlaka bir şeyler hazırlar ve yedirirdi. Bir defasında onun yanına geldiğimizde hiçbir şeyi yoktu da içersinde bal konulmuş bir küp çıkardı ve onu kırdı bizde ona bulaşan balları yalamıştık.” Tirmizî rivâyet etmiştir. Tirmizî: Bu hadis Ebû Seleme ve Ebû Hureyre rivâyeti olarak hasen garibtir
بَابُ مَنَاقِبِ أَبِي مُحَمَّدٍ الْحَسَنِ بْنِ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ وَالْحُسَيْنِ بْنِ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ ﵄
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Usâme b. Zeyd (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Bir gece bir ihtiyacım için Nebi (s.a.v)’in kapısını çalmıştım. Nebi (s.a.v) ne olduğunu bilmediğim bir şeye sarılmış durumda karşıma çıktı. İşimi bitirince dedim ki: Bu sarıldığım şey nedir? Ey Allah’ın Rasûlü! O örtüyü açıverince birde ne göreyim. Hasan ve Hüseyin değilmiymiş! Allah’ın selamı onların soyuna ve sopuna olsun Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Bunlar benim oğullarım ve kızımın oğullarıdır. Allah’ım ben onları seviyorum sende onları sev onları sevenleri de sev.” Diğer tahric: Buhârî, Menakîb Tirmizî: Bu hadis hasen garibtir
Abdurrahman b. ebî Nu’m (r.a.)’den rivâyete göre, Iraklılardan bir adam İbn Ömer’e elbiseye bulaşan sivrisineğin kanının hükmünü sormaya gelmişti. Bunun üzerine İbn Ömer: Şu adama bakınız! Sivrisineğin kanının hükmünü soruyor! Halbuki Rasûlullah (s.a.v.)’in torununu öldürmüşlerdir. Rasûlullah (s.a.v.)’in şöyle buyurduğunu işittim: “Hasan ve Hüseyin bu dünyada benim reyhanımdır.” Diğer tahric: Buhârî, Menakîb Tirmizî: Bu hadis sahihtir. Şu’be ve Mehdî b. Meymûn, Muhammed b. ebî Ya’kub’tan bu hadisi rivâyet etmişlerdir. Bu hadis Ebû Hureyre’den de benzeri şekilde rivâyet edilmiştir
Selma (r.anha)’dan rivâyet edilmiştir, dedi ki: Ümmü Selma’nın yanına girdim ağlıyordu. Neden ağlıyorsun diye sordum. Şöyle dedi: Rasûlullah (s.a.v.)’i rüyada gördüm saçı ve sakalı topraklı idi. Sana ne oldu Ey Allah’ın Rasûlü dedim? Buyurdu ki: “Az önce Hüseyin’in öldürülüşüne şâhid oldum.” Tirmizî rivâyet etmiştir. Tirmizî: Bu hadis garibtir
Enes b. Mâlik (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demektedir: “Rasûlullah (s.a.v.)’e ehli beytinden hangisi sana daha sevimlidir?” Diye soruldu da Rasûlullah (s.a.v.): “Hasan ve Hüseyin’dir” buyurdu. Fatıma’ya çocuklarını çağır der. Onları koklar ve bağrına basardı. Tirmizî rivâyet etmiştir. Tirmizî: Bu hadis bu şekliyle Enes rivâyeti olarak garibtir
بَابٌ
Ebû Bekre (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.), minbere çıktı ve şöyle buyurdu: Benim şu oğlum (torunum) öyle bir efendidir ki Allah onun vasıtasıyla iki gurubun arasını düzeltecektir. Diğer tahric: Buhârî, Menakîb; Nesâî, Cuma Tirmizî: Bu hadis Hasen b. Ali rivâyeti olarak hasen sahihtir. BU HADİS’İN EBU DAVUD RİVAYETİNDEKİ İZAHI OKU ! BURAYA TIKLA
(١٠٣) بَابٌ
Ebû Büreyde (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.), bize hutbe vermekte iken Hasan ve Hüseyin üzerlerinde kırmızı bir gömlekle düşe kalka geldiler. Rasûlullah (s.a.v.), minberden indi onları kucağına aldı ve minbere çıktı önüne oturttu ve şöyle buyurdu: Allah’ın ne doğru söylemiş “Mallarınız ve çocuklarınız ancak bir imtihan vasıtasıdır.” (Enfal: 28) Şu iki çocuğun durumlarına baktım yürüyorlar tökezleyip düşüyorlar dayanamadım konuşmamı keserek onları kaldırdım.” Diğer tahric: Nesâî, Cum’a; Ebû Dâvûd, Salat Tirmizî: Bu hadis hasen garibtir.Hüseyin b. Vakîd’ın rivâyetiyle biliyoruz
Ya’la b. Mürre (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: Hüseyin bendendir. Ben de Hüseyin’denim, Allah, Hüseyin’i seveni sevsin Hüseyin, torunlardan bir torundur.” Diğer tahric: İbn Mâce, Mukaddime Tirmizî: Bu hadis hasendir. Bu hadisi sadece Abdullah b. Osman b. Haysem’in rivâyetiyle bilmekteyiz. Bu hadisi daha başkaları da rivâyet etmişlerdir
Enes b. Mâlik (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Ehli beytin içinde Nebi (s.a.v)’e, Hasan’dan daha çok benzeyen bir kimse yoktu.” Diğer tahric: Buhârî, Menakîb Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir
Ebû Cuhayfe (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v.)’i gördüm Hasan ona çok benzerdi.” Diğer tahric: Buhârî, Menakîb; Müslim, Fedail Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir. Bu konuda Ebû Bekir, İbn Abbâs ve İbn Zübeyr’den de hadis rivâyet edilmiştir
Enes b. Mâlik (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Hüseyin’in başı getirildiğinde İbn Ziyâd’ın yanında idim. İbn Ziyâd elindeki bir çomakla burnunu gösteriyor ve şöyle diyordu. Buna benzer bir güzellik görmedim. Bunun üzerine ben de dedim ki: Ehli beyt arasında o, Nebi (s.a.v)’e en çok benzeyenlerdendir. Diğer tahric: Buhârî, Menakîb Tirmizî: Bu hadis hasen sahih garibtir
Ali (r.a.)’den rivâyet edildiğine göre, şöyle demiştir: “Göğüsten başa kadar olan bölümünde Hasan, Rasûlullah (s.a.v.)’e daha çok benzerdi. Göğüsten aşağı bölümünde ise Hüseyin daha çok benzerdi.” Diğer tahric: Müsned: 735 Bu hadis hasen sahih garibtir
İmara b. Umeyr (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Ubeydullah b. Ziyâd ve adamlarının başları getirildiğinde Rahbe’de mescide sıralandığında ben de yanlarına varmıştım o anda halk geldi geldi diyorlardı. Meğer ki bir yılan gelmiş başlarının arasında dolaşıyor. Sonunda bu yılan Ubeydullah b. Ziyâd’ın burun deliklerine girip kısa bir süre sonra çıkıp gitti ve gözden kayboldu. Sonra insanlar yine geldi geldi dediler. Yılan bunu iki veya üç sefer yaptı.” Tirmizî rivâyet etmiştir. Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir
(١٠٤) بَابٌ
Huzeyfe (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Annem bana Nebi ile ne zaman görüşmeye gideceksin diye sordu Ben de uzun zamandır O’nunla görüşmüyorum” dedim. Anam beni payladı. Bunun üzerine ben: Bırak beni de gidip Rasûlullah (s.a.v.) ile birlikte akşam namazını kılayım, kendisinden senin ve benim için istiğfar etmesini isteyeyim dedim. Rasûlullah (s.a.v.)’e gittim ve akşam namazını onunla birlikte kıldım. Rasûlullah (s.a.v.), akşam namazının ardından nafile namaz kılmaya başladı sonunda yatsı namazını da kıldıktan sonra döndü ben de peşinden gittim. Sesimi duydu ve: “Kim o Huzeyfe mi?” buyurdu. Evet dedim. “İhtiyacın nedir? Neden geldin? Allah seni de anneni de bağışlasın” buyurdu. Sonra şöyle devam etti: “Şu bir melektir ki bu geceden önce yeryüzüne hiç inmemişti. Bana selam vermek için, Fatıma’nın Cennet kadınlarının hanım efendisi olduğunu bildirmek için, Hasan ve Hüseyin’in de Cennetlik delikanlıların efendisi olduğunu bana müjdelemek için Rabbinden izin istedi.” Diğer tahric: Müsned: 22240 Tirmizî: Bu hadis bu şekliyle hasen garibtir. Sadece İsrail’in rivâyeti olarak bilmekteyiz
Berâ (r.a.)’den rivâyete göre, Nebi (s.a.v), Hasan ve Hüseyin’e baktı ve şöyle dedi: “Allah’ım ben bu ikisini seviyorum sen de onları sev.” Diğer tahric: Buhârî, Menakîb; Müslim, Fezail Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir
Berâ b. Âzib (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.)’i omzuna Hasan’ı koymuş olduğu halde şöyle derken gördüm: “Allah’ım ben onu seviyorum sen de onu sev.” Diğer tahric: Buhârî, Menakîb; Müslim, Fezail Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir. Bir önceki hadisten daha sahihtir
İbn Abbâs (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.), Hüseyin’i omzunda taşımakta idi. Bunun üzerine bir kimse: “Ey çocuk bindiğin binek ne güzeldir” dedi. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.): “O da ne güzel binicidir” buyurdu. Tirmizî rivâyet etmiştir. Tirmizî: Bu hadis hasen garibtir. Ancak bu şekliyle bilmekteyiz. Bazı hadisçiler Zem’a b. Salih’i hafızası yönünden zayıf kabul etmişlerdir
Ali b. ebî Tâlib (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Her Nebie yedi arkadaş veya muhafız verilmiştir. Bana ise on dört tane verildi.” Bizde: “Bunlar kimlerdir diye sorduk” şöyle cevap verdi: “Ben, iki oğlum Hasan ve Hüseyin, Cafer, Hamza, Ebû Bekir, Ömer, Mus’ab b. Umeyr, Bilâl, Selman, Mıkdad, Ebû Zerr, Ammâr ve Abdullah b. Mes’ûd’tur.” Diğer tahric: Müsned: 1198 Tirmizî: Bu hadis bu şekliyle hasen garibtir. Bu hadis Ali’den mevkuf olarak da rivâyet edilmiştir
بَابُ مَنَاقِبِ أَهْلِ بَيْتِ النَّبِيِّ ﷺ
Câbir b. Abdullah (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’i Hacta arefe günü Kasva isimli devesine binmiş hutbe verirken gördüm şöyle diyordu: “Ey İnsanlar! Size iki şey bırakıyorum onlara uyarsanız asla sapıtmazsınız, Allah’ın kitabı ve yakınlarım olan ehli beytim.” (Ebû Dâvûd, Menasik: 27; İbn Mâce, Menasik: 17) Bu konuda Ebû Zerr, Ebû Saîd, Zeyd b. Erkâm, Huzeyfe ve İbn Esîd’den de hadis rivâyet edilmiştir. Bu hadis bu şekliyle hasen garibtir. Zeyd b. Hasan’dan Saîd b. Süleyman ve değişik ilim adamları hadis rivâyet etmişlerdir
Nebi (s.a.v)’in üvey oğlu Ömer b. ebî Seleme (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Ahzab sûresi: 33. ayeti; “… Ey Nebinin ev halkı, Allah sizin üzerinizden her türlü çirkinliği ve kirliliği gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor.” Ümmü Seleme’nin evinde inmişti. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.), Fatıma, Hasan ve Hüseyin’i çağırdı onları bir örtü ile örttü. Ali de Rasûlü Ekrem’in arkasında bulunuyordu onu da bir başka örtü ile örttü ve şöyle duâ etti: “Allah’ım bunlar benim ehli beytimdir. Bunlardan pislik ve kötülükleri gider ve onları tertemiz eyle.” Ümmü Seleme: “Ey Allah’ın Nebii ben de onlardan mıyım?” dedi. Rasûlullah (s.a.v.): “Sen yerinde dur! Sen bana hayırlı kimselerdensin” buyurdu. Tirmizî rivâyet etmiştir. Tirmizî: Bu konuda Ümmü Seleme, Ma’kıl b. Yesâr, Ebû’l Hamra ve Enes’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmizî: Bu hadis bu şekliyle garibtir
Zeyd b. Erkam radiyallahu anh’den rivayete göre, Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: “Ben size bir şey bırakacağım ki buna sarıldığınızda benden sonra asla sapıklığa düşmezsiniz bu şeylerin ikisini de birbirinden büyüktür. Gökten yere uzanan bir ip gibi olan ilahi nizam olan Allah’ın kitabı ve yakınlarım, ehli beytim. Bu iki şey kıyamet günü havuz başında bana gelinceye kadar asla birbirinden ayrılmayacaklardır. Bu iki şey hakkında bana nasıl uyacağınıza dikkat ediniz.” Diğer tahric: Müsned: 10681 Tirmizî: Bu hadis hasen garibtir
İbn Abbâs (r.a.)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Size her türlü gıdalarıyla beslediği için Allah’ı seviniz, Allah; sevgisiyle beni seviniz ve benim sevgimle de ehli beytimi seviniz…” Tirmizî rivâyet etmiştir. Tirmizî: Bu hadis hasen garibtir. Ancak bu şekliyle bilmekteyiz
بَابُ مَنَاقِبِ مُعَاذِ بْنِ جَبَلٍ وَزَيْدِ بْنِ ثَابِتٍ وَأُبَيٍّ وَأَبِي عُبَيْدَةَ بْنِ الْجَرَّاحِ ﵃
Enes b. Mâlik (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Ümmetimin ümmetime karşı en merhametlisi Ebû Bekir, Allah’ın emri konusunda en şiddetli olanı Ömer. Haya bakımından en doğrusu Osman, Haram ve helal bilgisi bakımından en bilgili olanı Muâz b. Cebel, Feraiz (Miras) taksimini en iyi bileni Zeyd b. Sabit, en büyük kıraat âlimi Übey b. Ka’b’tır. Her ümmetin güvenilen bir şahsı vardır; Bu ümmetin güvenilir şahsı da Ebû Ubeyde b. Cerrâh’tır.” Diğer tahric: Buhârî, Menakîb; Müslim, Fedail Tirmizî: Bu hadis hasen garibtir. Bu şekliyle Katâde’nin rivâyeti olarak bilmekteyiz. Ebû Kılâbe, Enes’den benzeri şekilde rivâyet etmiş olup, meşhur olan rivâyet Ebû Kılâbe’nin bu rivâyetidir
Enes b. Mâlik (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Benim ümmetimden ümmetime en merhametlisi Ebû Bekir’dir. Allah’ın emri konusunda en şiddetli olanı Ömer’dir. Haya bakımından en doğrusu Osman’dır. Kur’ân-ı en iyi okuyan Übey b. Ka’b’tır. Feraiz (miras) taksimatını en iyi bilen Zeyd b. Sabit’tir. Helal ve haramı en iyi bileni Muâz b. Cebel’dir. Dikkat edin! Her ümmetin güvenilen bir kimsesi vardır bu ümmetin güvenilen kişisi de Ebû Ubeyde b. Cerrâh’tır. Diğer tahric: Buhârî, Menakîb; Müslim, Fedail Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir
Enes b. Mâlik (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.), Übey b. Ka’b’e şöyle buyurmuştur: “Sana Beyyine sûresini okumanı, Allah emretti.” Übey: “Benim adımı verdi mi?” diye sordu. Rasûlullah (s.a.v.): “Evet” dedi. Bunun üzerine Übey ağladı. Diğer tahric: Buhârî, Menakîb; Müslim, Fedail Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir. Übey b. Ka’b bu hadisi “Rasûlullah (s.a.v.), benim için şöyle dedi” diyerek rivâyet etmiştir
Ubey b. Ka’b (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) kendisine; Allah, bana şöyle buyurdu: “Gerçek din, hayat tarzı Allah katında her türlü haksızlıktan ve batıldan uzak olan İslam dinidir. Yahudilik ve Hıristiyanlık değildir. Bu din üzerine olan bir kimse ne hayır işlerse hiç boşa gitmez. Mutlaka karşılığını görür.” Rasûlullah (s.a.v.) sözüne şöyle devam etti: İnsanoğlunun bir vadi dolusu malı olsa mutlaka ikincisini ister, ikincisi olsa üçüncüsünü ister. Adem oğlunun ağzını veya gözünü topraktan başkası doldurmaz. Allah tevbe edenin tevbesini kabul eder. Diğer tahric: Müsned: 20257 Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir. Buradakinden başka da rivâyet edilmiştir. Abdullah b. Abdurrahman b. Ebza, babasından Übey b. Ka’b’tan şöyle rivâyet etmiştir: “Allah bana sana Kur’ân okumamı emretti.” Yine Katâde, Enes’den rivâyet edip şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v.), Übey’e; Allah bana sana Kur’ân okumamı emretti.”
Enes b. Mâlik (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Nebi (s.a.v), zamanında Kur’ân’ı dört kişi topladı bunların hepsi de Ensardan’dır. Übey b. Ka’b, Muâz b. Cebel, Zeyd b. Sabit ve Ebû Zeyd.” Enes’e sordum: “Ebû Zeyd kimdir?” Şöyle dedi: “Amcalarımdan biridir.” Diğer tahric: Buhârî, Menakîb; Müslim, Fedail Bu hadis hasen sahihtir
Ebû Hureyre (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Ebû Bekir ne iyi adamdır, Ömer ne iyi adamdır, Ebû Ubeyde b. Cerrâh ne iyi adamdır. Üseyd b. Hudayr ne iyi adamdır. Sabit b. Kays b. Şemmâs ne iyi adamdır. Muâz b. Cebel ne iyi adamdır. Muâz b. Amr b. Cemûh ne iyi adamdır.” Tirmizî rivâyet etmiştir. Tirmizî: Bu hadis hasen olup sadece Süheyl’in rivâyetiyle bilmekteyiz
Enes b. Mâlik (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Cennet üç kişinin özlemi içindedir; Ali, Ammâr ve Selman.” (Tirmizî rivâyet etmiştir.) Bu hadis garib olup sadece Hasan b. Salih’in rivâyetiyle bilmekteyiz
بَابُ مَنَاقِبِ سَلْمَانَ الْفَارِسِيِّ ﵁
Enes b. Mâlik (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Cennet üç kişinin özlemi içindedir; Ali, Ammâr ve Selman.” Tirmizî rivâyet etmiştir. Tirmizî: Bu hadis garib olup sadece Hasan b. Salih’in rivâyetiyle bilmekteyiz
(١٠٨) بَابُ مَنَاقِبِ عَمَّارِ بْنِ يَاسِرٍ، وَكُنْيَتُهُ أَبُو الْيَقْظَانِ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ
Ali (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Ammâr b. Yâsir gelerek Rasûlullah (s.a.v.)’in yanına girmek için izin istedi. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Ona izin veriniz, temiz ve tertemiz kişi merhaba hoş geldin.” Diğer tahric: İbn Mâce, Mukaddime Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir
Mahmûd b. Gaylân, Vekî’ vasıtasıyla; Sûfyân’dan, Abdulmelik b. Umeyr’den Rib’î’nin azâdlısı Hilâl’den, Rib’î’den, Huzeyfe’den bu hadisin bir benzerini rivâyet etmiştir. Sâlim el Murâdî, Küfeli olup, Rib’î b. Hıraş’tan ve Huzeyfe’den bu hadisi benzeri şekilde rivâyet etmiştir
Ebû Hureyre (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Müjde sana ey Ammâr, azgın bir gurup tarafından öldürülüp şehîd olacaksın.” Tirmizî rivâyet etmiştir. Tirmizî: Bu konuda Ümmü Seleme, Abdullah b. Amr, Ebû’l Yüsr ve Huzeyfe’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmizî: Bu hadis Alâ b. Abdurrahman rivâyeti olarak hasen sahih garibtir
بَابُ مَنَاقِبِ أَبِي ذَرٍّ الْغِفَارِيِّ ﵁
Abdullah b. Amr (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.)’den işittim şöyle diyordu: “Ebu Zerr’den daha doğru olanı ne gök gölgelendirmiş ne de yeryüzü üzerinde taşımıştır.” Diğer tahric: İbn Mâce, Mukaddime Tirmizî: Bu konuda Ebû’d Derdâ ve Ebû Zerr’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmizî: Bu hadis hasendir
Ebû Zerr (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Lehçe sahibi olarak, Meryem oğlu İsa’nın benzeri, Ebû Zerr’den daha doğru ve daha vefalı birini ne gök kubbesi altında barındırmış ne de yeryüzü sırtında taşımıştır.” Ömer b. Hattâb, imrenen bir kişi edasıyla: “Ey Allah’ın Rasûlü! onu bu şekilde tanıyor musun?” Rasûlullah (s.a.v.): “Evet” dedi ve: “Siz de onu öylece tanıyın” buyurdu. Tirmizî rivâyet etmiştir. Tirmizî: Bu hadis bu şekliyle hasen garibtir. Bazıları bu hadisi rivâyet ederek şöyle diyor: “Ebû Zerr yeryüzünde Meryem oğlu İsa’nın zahidliği gibi yaşayıp gitmiştir.”
بَابُ مَنَاقِبِ عَبْدِ اللهِ بْنِ سَلَامٍ ﵁
Abdullah b. Selam (radıyallahü anh)’ın kardeşinin oğlundan rivâyete göre, şöyle demiştir:Osman, asîler tarafından öldürülmek istendiğinde Abdullah b. Selam ona geldi, Osman ona: “Neden geldin?” Diye sordu. Abdullah: “Sana yardıma geldim” dedi. Bunun üzerine Osman: Asilerin yanına çık ve onları benden uzaklaştır. Senin dışarıda olman, benim için içeride olmamdan daha hayırlıdır. Bunun üzerine Abdullah, asilerin yanına çıktı ve: “Ey İnsanlar! Cahiliyye döneminde benim adım falandı. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem), bana Abdullah adını verdi. Benim hakkımda Kur’ân âyetleri indi (Ahkaf sûresi: 10. âyet) Ra’d sûresi 43. âyet yine benim hakkımda inmiştir. Allah’ın kınına sokulmuş kılıcı sizin yanınızdadır. Melekler de Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’in hicret edip geldiği şu ülkenizde size komşu gibi yakındırlar. Allah’a karşı sorumluluk bilinci taşıyın, Allah’tan sakının ve bu adamı öldürmekten uzak durun. Vallahi eğer onu öldürecek olursanız, komşunuz olan melekleri buradan kaçıracaksınız. Allah’ın kınına sokulmuş kılıcını kınından çıkaracaksınız ve bir daha kıyamete kadar kınına girmeyecektir. Bunun üzerine asiler, Yahudi’yi öldürün, Osman’ı öldürün diye bağırdılar.” (Bu hadis Ahkaf sûresi tefsirinde, 3256 numarada geçmişti.) (Tirmizî rivâyet etmiştir.) Bu hadis garibtir. Abdulmelik b. Umeyr rivâyetiyle bilmekteyiz. Şuayb b. Safvân bu hadisi Abdulmelik b. Umeyr’den rivâyet ederek: “İbn Muhammed, İbn Abdullah b. Selam’dan, dedesi Abdullah b. Selam’dan” demiştir
Yezîd b. Umeyre (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Muâz b. Cebel’in ölümü yaklaştığında kendisine: “Ey Ebû Abdurrahman! Bize tavsiyelerde bulun” denildi. Muâz: “Beni oturtunuz dedi” ve şöyle devam etti: “İlim ve iman yerlerindedir. Kim onları ararsa mutlaka bulur (bu sözü üç sefer tekrarladı) ilmi dört kişinin yanında arayınız: Uveymir Ebû’d Derdâ’nın yanında, Selman-ı Farisi yanında, Abdullah b. Mes’ûd’un yanında ve Yahudi olup İslam’a giren Abdullah b. Selam yanında… Çünkü ben Rasûlullah (s.a.v.)’den işittim; Cennete girecek on kişinin onuncusunun o olduğunu söyledi.” Diğer tahric: Müsned: 21088 Tirmizî: Bu konuda Sa’d’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmizî: Bu hadis hasen sahih garibtir
بَابُ مَنَاقِبِ عَبْدِ اللهِ بْنِ مَسْعُودٍ ﵁
İbn Mes’ûd (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Benden sonra Ashabımdan Ebû Bekir ve Ömer’e uyunuz, Ammâr’ın gösterdiği yoldan gidiniz. İbn Mes’ûd’un rivâyetlerine sıkı sarılınız!” (Tirmizî rivâyet etmiştir.) Bu hadis bu şekliyle İbn Mes’ûd rivâyeti olarak hasen garibtir. Bu hadisi sadece Yahya b. Seleme b. Küheyl rivâyetiyle bilmekteyiz. Yahya b. Seleme’nin hadiste zayıf olduğu kaydedilmiştir. Ebû’z Za’ra’nın ismi Abadullah b. Hanî’dir. Şu’be, Sevrî ve İbn Uyeyne’nin kendisinden hadis rivâyet ettiği Ebû’z Za’ra’nın ismi Amr b. Amr’dır. Bu kimse İbn Mes’ûd’un arkadaşı ve Ebû’l Ahvas’ın kardeşinin oğludur