Ebû Musa (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Kardeşimle beraber Yemen’den geldiğimizde Abdullah b. Mes’ûd’u her zaman Nebi (s.a.v)’in yanında gördüğümüz için Nebi (s.a.v)’in ehli beytinden sanırdık çünkü annesi ve kendisi Nebi (s.a.v)’in yanına çok sık girip çıkarlardı.” Diğer tahric: Buhârî, Menakîb; Müslim, Fedail Tirmizî: Bu hadis bu şekliyle hasen sahih garibtir. Sûfyân es Sevrî bu hadisi Ebû İshâk’tan rivâyet etmiştir
Sünen-i Tirmizî › Kitâb 49 · Fazîletler (Menâkıb)Konum
- 1Tahâret148
- 2Namaz302
- 3Vitir35
- 4Cuma Günü42
- 5İki Bayram14
- 6Yolculuk73
- 7Zekât65
- 8Oruç127
- 9Hac157
- 10Cenâzeler115
- 11Nikâh67
- 12Süt Emzirme29
- 13Talâk ve Lân31
- 14Ticâret117
- 15Rasûlullah'tan Hükümler (Ahkâm)64
- 16Diyet35
- 17Had Cezâları45
- 18Av28
- 19Kurbanlar29
- 20Adaklar ve Yeminler23
- 21Seriyyeler (Askerî Seferler)68
- 22Cihâdın Fazîleti51
- 23Cihâd48
- 24Elbise66
- 25Yiyecekler73
- 26İçecekler36
- 27Birr ve Sıla141
- 28Tıp54
- 29Mîrâs26
- 30Vasiyyetler9
- 31Velâ ve Hibeler8
- 32Kader26
- 33Fitneler112
- 34Rüyâlar25
- 35Şâhitlikler9
- 36Zühd111
- 37Kıyâmet, Rikâk ve Vera' Vasıfları108
- 38Cennetin Vasıfları51
- 39Cehennemin Vasıfları34
- 40Îmân39
- 41İlim43
- 42İzin İstemek47
- 43Âdâb136
- 44Misaller17
- 45Kur'ân'ın Fazîletleri52
- 46Kıraat23
- 47Tefsîr422
- 48Dualar244
- 49Fazîletler (Menâkıb)351
- 1بَابٌ فِي فَضْلِ النَّبِيِّ ﷺ
- 2بَابٌ
- 3(٣) بَابٌ
- 4بَابُ مَا جَاءَ فِي مِيلَادِ النَّبِيِّ ﷺ
- 5بَابُ مَا جَاءَ فِي بَدْءِ نُبُوَّةِ النَّبِيِّ ﷺ
- 6بَابٌ فِي مَبْعَثِ النَّبِيِّ ﷺ وَابْنُ كَمْ كَانَ حِينَ بُعِثَ
- 7(٧) بَابٌ فِي آيَاتِ نُبُوَّةِ النَّبِيِّ ﷺ وَمَا قَدْ خَصَّهُ اللهُ ﷿ بِهِ
- 8بَابٌ
- 9(٩) بَابٌ
- 10(١٠) بَابٌ
- 11(١١) بَابٌ
- 12(١٢) بَابٌ
- 13(١٣) بَابٌ
- 14(١٤) بَابٌ
- 15بَابُ مَا جَاءَ كَيْفَ كَانَ يَنْزِلُ الْوَحْيُ عَلَى النَّبِيِّ ﷺ
- 16بَابُ مَا جَاءَ فِي صِفَةِ النَّبِيِّ ﷺ
- 17بَابٌ
- 18(١٨) بَابٌ
- 19(١٩) بَابٌ
- 20بَابٌ فِي كَلَامِ النَّبِيِّ ﷺ
- 21بَابٌ
- 22بَابٌ فِي بَشَاشَةِ النَّبِيِّ ﷺ
- 23بَابٌ فِي خَاتَمِ النُّبُوَّةِ
- 24بَابٌ فِي صِفَةِ النَّبِيِّ ﷺ
- 25بَابٌ
- 26(٢٦) بَابٌ
- 27(٢٧) بَابٌ
- 28بَابٌ فِي سِنِّ النَّبِيِّ ﷺ وَابْنُ كَمْ كَانَ حِينَ مَاتَ
- 29بَابٌ
- 30(٣٠) بَابٌ
- 31(٣١) بَابٌ
- 32بَابُ مَنَاقِبِ أَبِي بَكْرٍ الصِّدِّيقِ ﵁
- 33بَابٌ
- 34(٣٤) بَابٌ
- 35(٣٥) بَابٌ
- 36(٣٦) بَابٌ
- 37(٣٧) بَابٌ
- 38(٣٨) بَابٌ
- 39(٣٩) بَابٌ
- 40(٤٠) بَابٌ
- 41(٤١) بَابٌ
- 42(٤٢) بَابٌ
- 43(٤٣) بَابٌ
- 44(٤٤) بَابٌ
- 45(٤٥) بَابٌ
- 46(٤٦) بَابٌ
- 47(٤٧) بَابٌ
- 48بَابٌ فِي مَنَاقِبِ أَبِي حَفْصٍ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ ﵁
- 49بَابٌ
- 50(٥٠) بَابٌ
- 51(٥١) بَابٌ
- 52(٥٢) بَابٌ
- 53(٥٣) بَابٌ
- 54(٥٤) بَابٌ
- 55(٥٥) بَابٌ
- 56(٥٦) بَابٌ
- 57(٥٧) بَابٌ
- 58(٥٨) بَابٌ
- 59بَابٌ فِي مَنَاقِبِ عُثْمَانَ بْنِ عَفَّانَ ﵁
- 60بَابٌ
- 61(٦١) بَابٌ
- 62(٦٢) بَابٌ
- 63(٦٣) بَابٌ
- 64(٦٤) بَابٌ
- 65(٦٥) بَابٌ
- 66(٦٦) بَابٌ
- 67بَابُ مَنَاقِبِ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ ﵁
- 68(٧٠) بَابٌ
- 69(٧١) بَابٌ
- 70(٧٢) بَابٌ
- 71(٧٤) بَابٌ
- 72(٧٥) بَابٌ
- 73(٧٦) بَابٌ
- 74(٧٧) بَابٌ
- 75(٧٨) بَابٌ
- 76(٧٩) بَابٌ
- 77(٨٠) بَابٌ
- 78بَابُ مَنَاقِبِ أَبِي مُحَمَّدٍ طَلْحَةَ بْنِ عُبَيْدِ اللهِ ﵁
- 79بَابٌ
- 80بَابُ مَنَاقِبِ الزُّبَيْرِ بْنِ الْعَوَّامِ ﵁
- 81بَابٌ
- 82(٨٥) بَابٌ
- 83(٨٦) بَابٌ
- 84(٨٧) بَابُ مَنَاقِبِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَوْفِ بْنِ عَبْدِ عَوْفٍ الزُّهْرِيِّ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ
- 85بَابٌ
- 86بَابُ مَنَاقِبِ سَعْدِ بْنِ أَبِي وَقَّاصٍ ﵁
- 87بَابٌ
- 88(٩١) بَابٌ
- 89(٩٢) بَابٌ
- 90بَابُ مَنَاقِبِ أَبِي الْأَعْوَرِ وَاسْمُهُ سَعِيدُ بْنُ زَيْدِ بْنِ (¬١) عَمْرِو بْنِ نُفَيْلٍ ﵁
- 91(٩٧) بَابٌ
- 92(٩٨) بَابٌ
- 93(٩٩) بَابُ مَنَاقِبِ جَعْفَرِ بْنِ أَبِي طَالِبٍ أَخِي عَلِيٍّ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ
- 94بَابٌ
- 95بَابُ مَنَاقِبِ أَبِي مُحَمَّدٍ الْحَسَنِ بْنِ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ وَالْحُسَيْنِ بْنِ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ ﵄
- 96بَابٌ
- 97(١٠٣) بَابٌ
- 98(١٠٤) بَابٌ
- 99بَابُ مَنَاقِبِ أَهْلِ بَيْتِ النَّبِيِّ ﷺ
- 100بَابُ مَنَاقِبِ مُعَاذِ بْنِ جَبَلٍ وَزَيْدِ بْنِ ثَابِتٍ وَأُبَيٍّ وَأَبِي عُبَيْدَةَ بْنِ الْجَرَّاحِ ﵃
- 101بَابُ مَنَاقِبِ سَلْمَانَ الْفَارِسِيِّ ﵁
- 102(١٠٨) بَابُ مَنَاقِبِ عَمَّارِ بْنِ يَاسِرٍ، وَكُنْيَتُهُ أَبُو الْيَقْظَانِ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ
- 103بَابُ مَنَاقِبِ أَبِي ذَرٍّ الْغِفَارِيِّ ﵁
- 104بَابُ مَنَاقِبِ عَبْدِ اللهِ بْنِ سَلَامٍ ﵁
- 105بَابُ مَنَاقِبِ عَبْدِ اللهِ بْنِ مَسْعُودٍ ﵁
- 106بَابُ مَنَاقِبِ حُذَيْفَةَ بْنِ الْيَمَانِ ﵁
- 107بَابُ مَنَاقِبِ زَيْدِ بْنِ حَارِثَةَ ﵁
- 108بَابُ مَنَاقِبِ أُسَامَةَ بْنِ زَيْدٍ ﵁
- 109بَابُ مَنَاقِبِ جَرِيرِ بْنِ عَبْدِ اللهِ الْبَجَلِيِّ ﵁
- 110(١١٦) بَابُ مَنَاقِبِ عَبْدِ اللهِ بْنِ عَبَّاسِ ﵄
- 111بَابُ مَنَاقِبِ عَبْدِ اللهِ بْنِ عُمَرَ ﵄
- 112بَابُ مَنَاقِبِ عَبْدِ اللهِ بْنِ الزُّبَيْرِ ﵁
- 113بَابُ مَنَاقِبِ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ ﵁
- 114بَابُ مَنَاقِبِ أَبِي هُرَيْرَةَ ﵁
- 115بَابُ مَنَاقِبِ مُعَاوِيَةَ بْنِ أَبِي سُفْيَانَ ﵁
- 116بَابُ مَنَاقِبِ عَمْرِو بْنِ الْعَاصِ ﵁
- 117بَابُ مَنَاقِبِ خَالِدِ بْنِ الْوَلِيدِ ﵁
- 118بَابُ مَنَاقِبِ سَعْدِ بْنِ مُعَاذٍ ﵁
- 119(١٢٥) بَابُ مَنَاقِبِ قَيْسِ بْنِ سَعْدِ بْنِ عُبَادَةَ ﵁
- 120بَابُ مَنَاقِبِ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللهِ ﵄
- 121بَابُ مَنَاقِبِ مُصْعَبِ بْنِ عُمَيْرٍ ﵁
- 122بَابُ مَنَاقِبِ الْبَرَاءِ بْنِ مَالِكٍ ﵁
- 123بَابُ مَنَاقِبِ أَبِي مُوسَى الْأَشْعَرِيِّ ﵁
- 124بَابُ مَا جَاءَ فِي فَضْلِ مَنْ رَأَى النَّبِيَّ ﷺ وَصَحِبَهُ
- 125بَابٌ فِي فَضْلِ مَنْ بَايَعَ تَحْتَ الشَّجَرَةِ
- 126بَابٌ فِيمَنْ سَبَّ أَصْحَابَ النَّبِيِّ ﷺ
- 127بَابٌ
- 128بَابُ مَا جَاءَ فِي فَضْلِ فَاطِمَةَ ﵂
- 129بَابُ فَضْلِ خَدِيجَةَ ﵂
- 130بَابٌ مِنْ فَضْلِ عَائِشَةَ ﵂
- 131بَابٌ فِي فَضْلِ أَزْوَاجِ النَّبِيِّ ﷺ
- 132بَابُ فَضْلِ أُبَيِّ بْنِ كَعْبٍ ﵁
- 133بَابٌ فِي فَضْلِ الْأَنْصَارِ وَقُرَيْشٍ
- 134بَابُ مَا جَاءَ فِي أَيِّ دُورِ الْأَنْصَارِ خَيْرٌ
- 135بَابُ مَا جَاءَ فِي فَضْلِ الْمَدِينَةِ
- 136بَابٌ فِي فَضْلِ مَكَّةَ
- 137بَابٌ فِي فَضْلِ الْعَرَبِ
- 138بَابٌ فِي فَضْلِ الْعَجَمِ
- 139بَابٌ فِي فَضْلِ الْيَمَنِ
- 140بَابٌ فِي غِفَارَ وَأَسْلَمَ وَجُهَيْنَةَ وَمُزَيْنَةَ
- 141بَابٌ فِي ثَقِيفٍ وَبَنِي حَنِيفَةَ
- 142بَابٌ
(49) Kitâb: Fazîletler (Menâkıb)
بَابُ مَنَاقِبِ عَبْدِ اللهِ بْنِ مَسْعُودٍ ﵁
Abdurrahman b. Yezîd (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Huzeyfe’ye geldik Rasûlullah (s.a.v.)’e yol ve yordam bakımından en yakın kimseyi bize söyle ki ondan hadis alalım ve öğrenelim” dedik. Huzeyfe şöyle dedi: “Nebi (s.a.v)’e yol yordam bakımından en yakını İbn Mes’ûd idi hatta evine girip gözden kayboluncaya kadar… Muhammed (s.a.v.)’in ashabından Allah’ın koruması altında bulunanlar çok iyi bilirler ki Allah’a en yakın olanları Ümmü Abd’ın oğlu Abdullah b. Mes’ûd’tur.” Diğer tahric: Buhârî, Menakîb Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir
Ali (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Ashabımdan herhangi birini istişare etmeksizin yetkili bir kimse tayin etmiş olsaydım; mutlaka Ümmü Abd’ın oğlunu tayin ederdim.” Diğer tahric: İbn Mâce, Mukaddime Tirmizî: Bu hadis garibtir. Bu hadisi sadece Hâris’in Ali’den yaptığı bu rivâyetle bilmekteyiz
Ali (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Herhangi bir kimseyi istişare etmeksizin yetkili biri olarak tayin etmiş olsaydım, Ümmü Abd’ın oğlunu tayin ederdim.” Diğer tahric: İbn Mâce, Mukaddime
Abdullah b. Amr (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Kur’ân-ı dört kişiden öğreniniz; İbn Mes’ûd, Übey b. Ka’b, Muâz b. Cebel ve Ebû Huzeyfe’nin azâdısı Sâlim’den.” Diğer tahric: Buhârî, menakÎb; Müslim, Fedail Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir
Heyseme b. Sebre (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Medîne’ye geldim ve Allah’tan bana Salih bir arkadaşı arkadaş etmesini istedim. Allah’ta bana Ebû Hureyre’yi arkadaş kıldı. Yanına oturdum ve ona şöyle dedim: “Allah’tan, salih bir insanı bana arkadaş kıl diye duâ ettim de Allah seni bana arkadaş kıldı.” Bunun üzerine Ebû Hureyre: “Nerelisin sen?” diye sordu. “Küfeliyim, hayır arayıp bulmaya geldim” dedim. Ebû Hureyre dedi ki: “Duâsı makbul olan Sa’d b. Mâlik; Rasûlullah (s.a.v.)’in abdest ve taharet suyunun yetkilisi ve katırının bakıcısı İbn Mes’ûd; Rasûlullah (s.a.v.)’in sırdaşı Huzeyfe ve Rasûlullah (s.a.v.)’in ifadesiyle Allah’ın şeytandan koruduğu Ammâr ve iki kitabı iyi bilen Selman sizin aranızda değimli ki (buraya hayır arayıp bulmaya geldin!) Katâde diyor ki: Buradaki iki kitab: İncil ve Kur’ân’dır.” Tirmizî rivâyet etmiştir. Tirmizî: Bu hadis hasen sahih garibtir. Hayseme, Abdurrahman b. ebî Sebre’nin oğludur fakat dedesine nispet edilmiştir
بَابُ مَنَاقِبِ حُذَيْفَةَ بْنِ الْيَمَانِ ﵁
Huzeyfe (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Ashab: “Nebi (s.a.v)’e kendine bir halef (yerine bakacak ve karar verecek biri) tayin etsen” dediler. Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Size bir halef tayin etmiş olsam siz de onun emrine karşı gelirseniz azablanırsınız. Ne var ki Huzeyfe size ne anlatırsa onu doğru kabul edip tasdik ediniz. Abdullah b. Mes’ûd ta size ne okutursa onu da okuyunuz.” Tirmizî rivâyet etmiştir. Abdullah dedi ki: İshâk b. İsa’ya: “Bu hadisin Ebû Vâil’den olduğunu söylüyorlar” dedim. “Hayır” dedi. İnşallah “Zâzân” dandır. Tirmizî: Bu hadis Şerîk’in rivâyeti olarak hasendir
بَابُ مَنَاقِبِ زَيْدِ بْنِ حَارِثَةَ ﵁
Ömer (r.a.)’den rivâyet edilmiştir. Ömer, Usâme b. Zeyd’in maaşını üç bin beş yüz, oğlu Abdullah’ın maaşını ise üç bin olarak tayin etmişti. Ömer’in oğlu babasına: “Neden Usâme’yi benden üstün tuttun! Hiçbir savaş meydanına benden önce varmış değildir” dedi. Ömer şöyle karşılık verdi: “Çünkü Usâme’nin babası Zeyd, Rasûlullah (s.a.v.)’e senden daha sevgili idi yine Usâme’de Rasûlullah (s.a.v.)’e senden daha sevgili idi. Ben de Rasûlullah (s.a.v.)’in sevdiğini benim sevdiğim oğluma tercih ettim.” Tirmizî rivâyet etmiştir. Tirmizî: Bu hadis hasen garibtir
Abdullah b. Ömer (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Hârise’nin oğlu Zeyd’i, Muhammed’in oğlu Zeyd diye çağırırdık. Ahzab sûresi 5. ayet nazil oldu ve bu işi bıraktık.” Diğer tahric: Buhârî, Tefsir-ül Kur’ân; Müslim, Fedail Tirmizî: Bu hadis sahihtir
Zeyd’in kardeşi Cebele b. Hârise (r.a)’ın haber verdiğine göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.)’e geldim ve: “Kardeşim Zeyd’i benimle gönder memleketimize götüreyim dedim.” Şöyle buyurdular: “İşte kendisi… şayet seninle gidecek olursa ona engel olmam.” Bunun üzerine Zeyd dedi ki: “Ey Allah’ın Rasûlü! Vallahi sana hiç kimseyi tercih etmem.” Cebele şöyle dedi: “Kardeşimin görüşünü kendi görüşümden daha değerli buldum.” Tirmizî rivâyet etmiştir. Tirmizî: Bu hadis hasen garibtir. Bu hadisi sadece İbn Rumî’nin Ali b. Müshir’den rivâyetiyle bilmekteyiz
İbn Ömer (r.a.)’den rivâyet edilmiştir. Rasûlullah (s.a.v.), bir askerî kuvvet gönderdi ve bunların başına Usâme b. Zeyd’i komutan tayin etti. Müslümanlar onun komutanlığından pek hoşlanmadılar. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Siz onun komutanlığından hoşlanmıyorsunuz daha önce babasının komutanlığına da dil uzatmıştınız. Allah’a yemin olsun ki komutanlığa gerçekten layık idi ve bana insanların en sevimlilerindendi. Kendisinden sonra bu oğlu da bana insanların en sevimlilerindendir.” Diğer tahric: Buhârî, Menakib; Müslim, Fedail Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir. Ali b. Hucr, İsmail b. Cafer vasıtasıyla Abdullah b. Dinar’dan ve İbn Ömer’den, Enes’in hadisinin bir benzerini bize aktarmıştır
بَابُ مَنَاقِبِ أُسَامَةَ بْنِ زَيْدٍ ﵁
Usame b. Zeyd (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.)’in hastalığı ağırlaşınca tüm insanlar gibi bende Medîne’ye gelmiştim yanına girdim susuyor dili dönmüyordu. Rasûlullah (s.a.v.), ellerini üzerime koyup kaldırmaya çalıştı. Kendisinin bana duâ ettiğini anladım. Diğer tahric: Müsned: 20760 Tirmizî: Bu hadis hasen garibtir
Mü’minlerin annesi Âişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.), Usamenin elbisesini ele alıp tamir etmeye çalıştı da Hz. Âişe: “Bırak ben yapayım” dedi. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.): “Usame’yi sev çünkü ben onu seviyorum” buyurdular. Tirmizî rivâyet etmiştir. Tirmizî: Bu hadis hasen garibtir
Usame b. Zeyd (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Ben Nebi (s.a.v)’in kapısı önünde oturmakta idim. Ali ve Abbâs izin istemek için geldiler ve ey Usâme Nebi (s.a.v)’in yanına girmek için bize izin iste… Ben de: “Ey Allah’ın Rasûlü! Ali ve Abbâs yanına girmek için izin istiyorlar” dedim. Rasûlullah (s.a.v.): “Neden geldiklerini biliyor musun?” diye sordu. Ben de: “Bilmiyorum” dedim. “Ben biliyorum onlara izin ver” buyurdu. İçeri girdiler; “Ey Allah’ın Rasûlü! Aile halkından hangisi sana daha sevimlidir? Sana sormaya geldik” dediler. Rasûlullah (s.a.v.): “Muhammed’in kızı Fatıma” buyurdu. Ali ve Abbâs: “Sana tüm akrabalar arasından sana daha sevimli olan kimdir? diye sormaya gelmiştik” dediler. “Ehlimden bana en sevgili olanı; Allah’ın kendisine iyilikte bulunduğu, benim de kendisine iyilikte bulunduğum Usâme b. Zeyd’tir” buyurdu. Ali ve Abbâs: “Sonra kim?” dediler. “Ali b. ebî Tâlib” buyurdu. Bunun üzerine Abbâs: “Ey Allah’ın Rasûlü! amcanı sonuncuları yaptın” dedi. Rasûlullah (s.a.v.): “Ali, hicrette seni geçmiştir” buyurdu. Tirmizî rivâyet etmiştir. Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir
بَابُ مَنَاقِبِ جَرِيرِ بْنِ عَبْدِ اللهِ الْبَجَلِيِّ ﵁
Cerir b. Abdullah (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Müslüman olduğum günden beri Rasûlullah (s.a.v.), beni kapıdan çevirmedi. Beni her gördüğünde mutlaka gülümserdi.” Diğer tahric: Buhâri Cihâd, Edeb; Müslim, Fedail; İbn Mâce, Mukaddime Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir. BU HADİS’İN MÜSLİM RİVAYETİ VE İZAH İÇİN BURAYA TIKLAYIN
Cerir (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Müslüman olduğumdan beri Rasûlullah (s.a.v.), beni kapısından geri çevirmemiş ve her gördüğünde tebessüm ederdi.” Diğer tahric: Buhâri Cihâd, Edeb; Müslim, Fedail; İbn Mâce, Mukaddime Tirmizî: Bu hadis hasendir
(١١٦) بَابُ مَنَاقِبِ عَبْدِ اللهِ بْنِ عَبَّاسِ ﵄
İbn Abbâs (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, bizzat kendisi Cebrail’i iki defa görmüştür ve Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ona iki defa duâ etmiştir. (Tirmizî rivâyet etmiştir.) Bu hadis mürseldir. Ebû Cehdam’ın İbn Abbâs’tan hadis dinlediğini bilmiyoruz. Ebû Cehdam’ın ismi Mûsâ b. Sâlim’dir. Ubeydullah b. Abdullah b. Abbâs ve İbn Abbâs’tan da bu hadis rivâyet edilmiştir
İbn Abbâs (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.), bana iki sefer Allah’ın hikmet vermesi için duâ etmiştir.” Diğer tahric: Buhârî, Menakîb; Müslim, Fedail Tirmizî: Bu hadis bu şekliyle Atâ’nın rivâyeti olarak hasen garibtir. Bu hadis İkrime ve İbn Abbâs’tan da ayrıca rivâyet edilmiştir
İbn Abbâs (r.a.)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.), beni bağrına bastı ve “Allah’ım ona hikmeti öğret” diye duâ etti. Diğer tahric: Buhârî, Menakîb; Müslim, Fedail Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir
بَابُ مَنَاقِبِ عَبْدِ اللهِ بْنِ عُمَرَ ﵄
İbn Ömer (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rüyada gördüm elimde bir parça sırmalı (istebrak) kumaş vardı. Onunla Cennetin hangi yerine işaret edersem beni oraya uçurup götürüyordu. Bu rüyayı ablam Hafsa’ya anlattım. Hafsa da Nebi (s.a.v)’e anlattı. Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Senin kardeşin iyi bir kimsedir veya Abdullah iyi bir kimsedir.” Diğer tahric: Müslim, Fedail; İbn Mâce, Ta’bir Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir
بَابُ مَنَاقِبِ عَبْدِ اللهِ بْنِ الزُّبَيْرِ ﵁
Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, Nebi (s.a.v), bacanağı Zübeyr’in evinde doğum işareti olan bir kandil gördü ve: “Ey Âişe! Ablan Esma’nın doğum yaptığını zannediyorum o çocuğa isim vermeyiniz ona ismi ben vereceğim” buyurdu. Sonra Rasûlullah (s.a.v.) ona Abdullah ismini verdi ve damağını hurma ile ovdu. Diğer tahric: Buhârî, Menakîb; Müslim, Edeb Tirmizî: Bu hadis hasen garibtir
بَابُ مَنَاقِبِ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ ﵁
Enes b. Mâlik (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.) geçip giderken annem Ümmü Süleym onun sesini işitti ve: “Ey Allah’ın Rasûlü! Babam annem yoluna feda olsun işte küçük yavrum Enescik” dedi. “Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.) bana üç duâ yapmıştı. Bu duâlardan ikisini dünyada gördüm, üçüncüsünü de ahirette görmeyi ümid ediyorum.” (Bu duâlar mal ve çoluk çocuğunun çokluğu ve günahlarının bağışlanması idi.) Diğer tahric: Buhârî, Savm; Müslim, Fedaiil Tirmizî: Bu hadis bu şekliyle hasen sahih garibtir. Bu hadis değişik şekilde de yine Enes’den rivâyet edilmiştir
Enes (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Nebi (s.a.v) bazen bana: “Ey iki kulaklı” diye çağırırdı. Ebû Usâme şöyle diyor: “Yani onunla şakalaşmak için böyle söylerdi.” Diğer tahric: Ebû Dâvûd, Edeb Tirmizî: Bu hadis hasen garib sahihtir
Ümmü Süleym (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Ey Allah’ın Rasûlü! Enes, senin hizmetçindir. Onun için duâ et.” Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.) şöyle duâ etti: “Allah’ım bunun malını ve çoluk çocuğunu çoğalt ve ona verdiğin şeyleri kendisi için bereketli kıl.” Diğer tahric: Buhârî, Savm; Müslim, Fedaiil Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir
Enes (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v.), toplamakta olduğum bir çeşit baklayı bana künye olarak (Ebû Hamza) vermişti.” Diğer tahric: Müsned: 11838 Tirmizî: Bu hadisi sadece Câbir el Cufî’nin, Ebû’n Nadr’dan yaptığı rivâyetle bilmekteyiz. Ebû’n Nasr, Heyseme el Basrî’dir. Enes’den pek çok hadis rivâyet etmiştir
Sabit el Bünanî (r.a.)’den rivâyet edilmiştir, dedi ki: Enes b. Mâlik bana: “Ey Sabit benden al, benden daha sağlam bir kimseden alamazsın çünkü ben onu Rasûlullah (s.a.v.)’den aldım, Rasûlullah (s.a.v.) onu Cebrail’den aldı, Cebrail’de onu Allah’tan aldı.” Tirmizî rivâyet etmiştir. Tirmizî: Bu hadis hasen garibtir. Sadece Zeyd b. Hubab’ın rivâyetiyle bilmekteyiz
Sabit (r.a.), bu (3831.) hadisin bir benzerini Enes’den rivâyet ederek: “Rasûlullah (s.a.v.)’de onu Cebrail’den aldı” dememiştir. (Tirmizî rivâyet etmiştir)
Ebû Halde (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Ebû’l Âliye’ye, Enes, Nebi (s.a.v)’den hadis işitmiş midir?” diye sordum. Ebû’l Âliye şu cevabı verdi: “On sene Rasûlullah (s.a.v.)’in hizmetinde bulunmuş ve Nebi (s.a.v), ona duâ etmiştir. O’nun bir bahçesi vardı, senede iki sefer ürün verirdi. Bu bahçede bir de Reyhan vardı ki ondan misk kokusu gelirdi.” Tirmizî rivâyet etmiştir. Tirmizî: Bu hadis hasendir. Ebû Halde’nin ismi Hâlid b. Dinar’dır. Hadisçiler yanında güvenilir bir kimsedir. Ebû Halde Enes b. Mâlik’e ulaşmış ve ondan hadis rivâyet etmiştir
بَابُ مَنَاقِبِ أَبِي هُرَيْرَةَ ﵁
Ebû Hureyre (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Nebi (s.a.v)’e gelerek onun yanında elbisemi yaydım. Sonra Rasûlullah (s.a.v.), elbisemden tutarak onu kalbimin üzerinde topladı. Bundan sonra kendisinden ezberlediğim hadisleri bir daha unutmadım.” Diğer tahric: Buhârî, Müzaraa; Müslim, Fedail Tirmizî: Bu hadis bu şekliyle hasen garibtir
Ebû Hureyre (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Ey Allah’ın Rasûlü! Senden pek çok şeyler işitiyorum fakat onları ezberim de tutamıyorum” dedim. Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Elbiseni yay.” Ben de: “Elbisemi yaydım, pek çok hadisler anlattı. Anlattığı hiçbir hadisi unutmadım.” Diğer tahric: Buhârî, Müzaraa; Müslim, Fedail Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir. Değişik şekillerde de yine Ebû Hureyre’den rivâyet edilmiştir
İbn Ömer (r.a.)’den rivâyet edilmiştir. İbn Ömer, Ebû Hureyre’ye: “Ey Ebû Hureyre! Rasûlullah (s.a.v.) ile en çok beraber olanımız ve onun hadislerini en çok ezberleyenimiz sendin.” Tirmizî rivâyet etmiştir. Tirmizî: Bu hadis hasendir
Mâlik b. ebî Âmir (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Bir adam Talha b. Ubeydullah’a gelip; “Ey Ebû Muhammed şu Yemenli Ebû Hureyre sizden daha âlim mi? ki sizlerden işitmediğiniz hadisleri ondan işitiyorsunuz yoksa Nebi (s.a.v)’in söylemediği şeyleri mi söylüyor?” Talha b. Ubeydullah şöyle dedi: “Gerçek şu ki o bizim işitmediğimiz şeyleri işitmiştir. Bunda kuşkumuz yok çünkü kendisi fakir ve yoksul olup hiçbir şeyi yoktu. Rasûlullah (s.a.v.)’in misafiri olarak Suffeliler arasında kalmaktaydı eli Nebi (s.a.v)’in eliyle beraberdi. Bizler ise ev, bark ve servet sahibi idik. Rasûlullah (s.a.v.)’in yanına gündüzün iki ucunda yani sabah akşam ancak gelebiliyorduk. Ebû Hureyre’nin bizim duymadığımız şeyleri duyması konusunda hiç şüphe etmiyorum. Değil Ebû Hureyre iman ve hayır sahibi hiçbir kimseyi Rasûlullah (s.a.v.)’in söylemediği bir şeyi yalan yere onun sözü imiş gibi söylemiş bulamazsın.” Tirmizî rivâyet etmiştir. Tirmizî: Bu hadis Muhammed b. İshâk rivâyeti olarak hasen garibtir. Yine Yunus b. Bükeyr ve başkaları bu hadisi Muhammed b. İshâk’tan rivâyet etmişlerdir
Ebû Hureyre (r.a.)’den rivâyet edilmiştir, dedi ki: Rasûlullah (s.a.v.), bana: “Kimlerdensin” diye sordu. Ben de: “Devs kabilesindenim” dedim. Bunun üzerine: “Devs’den hayırlı bir kimsenin bulunabileceğini tahmin etmezdim” buyurdular. Tirmizî rivâyet etmiştir. Tirmizî: Bu hadis hasen sahih garibtir. Ebû Halde’nin ismi Hâlid b. Dinar’dır. Ebû’l Âliye’nin ismi ise Rüfey’dir
Ebû Hureyre (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.)’e birkaç hurma getirmiştim ve: “Ey Allah’ın Rasûlü! Bu hurmalar için bereket duâsı yap” demiştim. Hurmaları eline alıp onların bereketlenmesi için duâ etti ve şöyle buyurdu: “Bunları al şu dağarcığına veya şu dağarcığa yerleştir. Ne zaman bu hurmalardan bir şey almak istersen elini dağarcığa sok ve alacağın kadar al fakat dağarcığı silkeleme!” “Allah yolunda o hurmadan şu kadar ve şu kadar miktar taşıdım ondan hem yiyor hem de başkalarına yediriyordum. O torbacık kemerimden ayrılmıyordu. Osman’ın öldürülmesi hadisesine kadar bu bereket böyle devam edip gitti.” Diğer tahric: Müsned: 8274 Tirmizî: Bu hadis bu şekliyle hasen garibtir. Bu hadis yine Ebû Hureyre’den değişik bir şekilde de rivâyet edilmiştir
Abdullah b. Rafî (r.a.)’den rivâyet edilmiştir, dedi ki: “Ebû Hureyre’ye: Neden sana Ebû Hureyre künyesi verildi diye sordum.” O da: Bunu bana sorarken sıkılıp çekinmiyor musun? Yani bilmiyor musun?” Ben de: “Sana değer verip senden çekiniyorum.” Bunun üzerine cevap verip şöyle dedi: “Ailemin koyunlarını güderdim küçücük bir kedim vardı onu bir ağacın kovuğuna koyardım gündüz olunca da yanımda götürürdüm ve onunla oynardım bu yüzden bana Ebû Hureyre (Kedicik babası) künyesi verildi.” Tirmizî rivâyet etmiştir. Tirmizî: Bu hadis hasen garibtir
Ebû Hureyre (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Benden ve Abdullah b. Amr’dan başka çok hadis rivâyet eden kimse yoktur. O yazardı ben ise yazmazdım.” Diğer tahric: Buhârî, İlim Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir
بَابُ مَنَاقِبِ مُعَاوِيَةَ بْنِ أَبِي سُفْيَانَ ﵁
Nebi (s.a.v)’in ashabından, Abdurrahman b. ebî Umeyre’nin Nebi (s.a.v)’den naklettiğine göre: Nebi (s.a.v), Muaviye için şöyle duâ ederdi: “Allah’ım onu hidayet eden, hidayete ermiş ve devamlı hidayette olanlardan eyle.” Diğer tahric: Müsned: 17222 Tirmizî: Bu hadis hasen garibtir
Ebû İdris el Havlânî (r.a.)’den rivâyete göre, dedi ki: Ömer b. Hattâb, Humus valiliğinden Umeyr b. Sa’d’ı azledip yerine Muaviye’yi getirince halk Umeyr’i azledip Muaviye’yi vali yaptı dediler. Bunun üzerine Umeyr; Muaviye’yi hayırla anın dedi. Çünkü Nebi (s.a.v)’den onu hidayet vasıtası kıl diye duâ ettiğini işittim. Tirmizî rivâyet etmiştir
بَابُ مَنَاقِبِ عَمْرِو بْنِ الْعَاصِ ﵁
Ukbe b. Âmir (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “İnsanların en Müslüman ve en imanlısı Amr b. As’tır.” Diğer tahric: Müsned: 16772 Tirmizî: Bu hadis garib olup sadece İbn Lehia’nın Mişrah’tan rivâyetiyle bilmekteyiz. Senedi pek sağlam değildir
Talha b. Ubeydullah (r.a.)’tan rivâyet edilmiştir, dedi ki: Rasûlullah (s.a.v.)’in şöyle buyurduğunu işittim: “Amr b. Âs, Kureyş’in iyi kimselerindendir.” Tirmizî rivâyet etmiştir. Tirmizî: Bu hadisi sadece Nafi’ b. Ömer el Cumahînin rivâyetiyle bilmekteyiz. Nafi’, güvenilir bir kişidir. Hadisin senedi muttasıl değildir; çünkü İbn ebî Müleyke, Talha’ya yetişip ondan hadis almamıştır
بَابُ مَنَاقِبِ خَالِدِ بْنِ الْوَلِيدِ ﵁
Ebû Hureyre (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.) ile birlikte bir yerde konaklamıştık insanlar yanımızdan geçmeye başladılar. Rasûlullah (s.a.v.): “Ey Ebû Hureyre! Bu kim?” diye soruyor ve ben de falan diyorum. Rasûlullah (s.a.v.): “Allah’ın ne iyi kulu bu” buyuruyor. Sonra: “Kim bu?” diye soruyor. Falandır diyorum. “Allah’ın ne kötü kuludur” buyuruyor. Sonunda, Hâlid b. Velid geçti; “Kim bu” dedi. Ben de: “Hâlid b. Velid” dedim. “Hâlid b. Velid, Allah’ın ne iyi kuludur, O, Allah’ın kılıçlarından bir kılıçtır” buyurdu. Tirmizî rivâyet etmiştir. Tirmizî: Bu hadis hasen garibtir. Zeyd b. Eslem’in, Ebû Hureyre’den hadis işittiğini bilmiyoruz. Bana göre bu hadis mürseldir. Tirmizî: Bu konuda Ebû Bekir es Sıddık’tan da hadis rivâyet edilmiştir
بَابُ مَنَاقِبِ سَعْدِ بْنِ مُعَاذٍ ﵁
Berâ (r.a.)’den rivâyet edilmiştir, dedi ki: Rasûlullah (s.a.v.)’e ipek bir elbise hediye edilmişti de herkes onun yumuşaklığı ve güzelliğine hayran olmuştu. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Bunun yumuşak ve güzelliğine mi? hayret ediyorsunuz; Sa’d b. Muâz’ın Cennet’teki mendilleri bundan daha güzeldir.” Diğer tahric: Buhârî, Bed-il Halk; Müslim, Fedail Tirmizî: Bu konuda Enes’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir
Câbir b. Abdullah (r.a.)’tan rivâyete göre, şöyle diyor: Rasûlullah (s.a.v.) Sa’d b. Muâz’ın cenazesi insanların önünde iken şöyle buyurdu: “Rahman olan Allah’ın arşı onun için titredi.” Diğer tahric: Buharî, Menakîb; Müslim, Fedail; İbn-i Mace, mukaddime Tirmizî: Bu konuda Useyd b. Hudayr, Ebû Saîd ve Rümeyse’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir. BU HADİS’İN MÜSLİM RİVAYETLERİ VE İZAH İÇİN BURAYA TIKLAYIN
Enes (r.a.)’den rivâyet edilmiştir, dedi ki: Sa’d b. Muâz’ın cenazesi taşınırken Kureyza oğulları hakkındaki hükmünden dolayı münafıklar: “Cenazesi ne kadar da hafif dediler.” Bu söz Nebi (s.a.v)’e ulaşınca: “O’nu melekler taşıyorlardı” buyurdu. Tirmizî rivâyet etmiştir. Tirmizî: Bu hadis hasen sahih garibtir
(١٢٥) بَابُ مَنَاقِبِ قَيْسِ بْنِ سَعْدِ بْنِ عُبَادَةَ ﵁
Enes (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Nebi (s.a.v)’e karşı Kays b. Sa’d; Vali yanında emniyet amiri konumunda idi.” Ensarî diyor ki: “Devlet işlerindeki yetkisi bakımından…” Diğer tahric: Buhârî, Ahkâm Tirmizî: Bu hadis hasen garibtir. Sadece Ensârî’nin rivâyetiyle bilmekteyiz. Muhammed b. Yahya, Muhammed b. Abdullah el Ensarî vasıtasıyla bu hadisin bir benzerini bize aktarmıştır, fakat Ensarî’nin sözünü aktarmamıştır
بَابُ مَنَاقِبِ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللهِ ﵄
Câbir b. Abdullah (r.a.)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v.), benim hastalığımda beni ziyarete gelmiş ne katıra ne de deveye binmemişti, yürüyerek gelmişti.” Diğer tahric: Buhârî, Merda; Müslim, Feraiz Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir
Câbir (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem), deve gecesi benim için yirmi beş kere bağışlanma talebinde bulundu.” (Tirmizî rivâyet etmiştir.) Bu hadis hasen garib sahihtir. gecesinin manası: Başka bir şekilde Câbir’den rivâyet edildiğine göre bir yolculukta Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ile birlikte iken devesini Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’e satmıştı ve Medîne’ye kadar üzerine binmeyi de şart koşmuştu. Câbir şöyle diyor: Deveyi Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’e sattığım gece bana yirmi beş kere bağışlanma isteğinde bulundu demektedir. babası: Abdullah b. Amr b. Haram, Uhud savaşında şehîd edilmiş geride pek çok kız çocuğu bırakmıştı. Câbir bunların geçimini sağlar ve onlara harcamada bulunurdu. Bu yüzden Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem), Câbir’e iyilik yapar ve Ona acırdı. Câbir’in rivâyetinden aynen buradaki gibi anlatılmıştır
بَابُ مَنَاقِبِ مُصْعَبِ بْنِ عُمَيْرٍ ﵁
Habbab (r.a.)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Allah’ın rızasını kazanmak için hicret etmiştik. Mükafatımız, Allah’tandı. Kimimiz sevâbının karşılığını dünyada almadan öldü. Kiminiz de meyveleri olgunlaşıp şimdi bunları topluyor. Mus’ab b. Umeyr geride bir elbise bırakarak ölenlerdendi. O elbise ile kefen olarak başını örttükleri zaman ayakları açıkta kalıyor. Ayaklarını örttüklerinde ise başı açık kalıyordu.” Rasûlullah (s.a.v.): “Başını o elbiseyle örtünüz ayaklarının ayak tarafına da izhir otu koyunuz” buyurdular. Diğer tahric: Buhârî, Cenaiz; Müslim, Cenaiz Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir. Hennâd, İbn İdris vasıtasıyla A’meş’den, Ebû Vâil’den, Şakîk b. Seleme’den, Habbab b. Eret’den bu hadisin bir benzerini bize aktarmıştır
بَابُ مَنَاقِبِ الْبَرَاءِ بْنِ مَالِكٍ ﵁
Enes b. Mâlik (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.), şöyle buyurmuştur: Nice saçı başı dağınık toza toprağa bulanmış paçavra gibi elbiseliler vardır ki: Kendileriyle ilgilenilmez. Fakat bu tip kimseler Allah’a yemin etseler Allah onları yeminlerinde yalancı çıkarmaz. Berâ b. Mâlik’te onlardandır. Tirmizî rivâyet etmiştir. Tirmizî: Bu hadis bu şekliyle sahih hasendir
بَابُ مَنَاقِبِ أَبِي مُوسَى الْأَشْعَرِيِّ ﵁
Ebû Musa (r.a.)’den rivâyete göre, Nebi (s.a.v), şöyle buyurmuştur: “Ey Ebû Musa, sana Davut ailesinin mizmarlarından bir mizmar verilmiştir.” Diğer tahric: Buhârî, Fedail; Müslim, Salt-ül Müsafirin Tirmizî: Bu hadis garibtir. Tirmizî: Bu konuda Büreyde ve Ebû Hureyre’den de hadis rivâyet edilmiştir