Câbir bin Atik- (bin Kays) (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Kendisi (bir ara) hastalandı. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de kendisini hastalığı dolayısıyla ziyaret etti. Bu esnada kendisinin aile ferdlerinden biri: Biz onun vefatının Allah yolunda şehid edilmek suretiyle olmasını cidden umuyorduk, dedi. Bu söz üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «O zaman (yâni sandığınız gibi şehidlik ancak cihadda öldürülmekten ibaret olunca) ümmetimin şehidîeri şüphesiz azdır. Allah yolunda öldürülmek şehîdliktir. Veba hastalığıyla ölen şehîddir, cümu ile (yâni hâmile iken) ölen kadın şehîddir ve suda boğulan, ateşte yanarak ölen ve mecnûb (yâni zâtü'l-cenb hastalığıyla) ölen kimseler de şehîddirler.» buyurdu
Sünen-i İbn Mâce › Kitâb 24 · CihâdKonum
- ·Sünnet (Mukaddime)266
- 1Tahâret ve Sünnetleri400
- 2Namaz39
- 3Ezan ve Sünnetleri29
- 4Mescidler ve Cemaatler68
- 5Namazın İkâmesi ve Sünnetleri630
- 6Cenâzeler205
- 7Oruç145
- 8Zekât62
- 9Nikâh171
- 10Talâk78
- 11Keffâretler47
- 12Ticâret171
- 13Hükümler (Ahkâm)67
- 14Hibeler15
- 15Sadakalar46
- 16Rehin53
- 17Şuf'a10
- 18Buluntu Mallar (Lukata)10
- 19Köle Azâdı20
- 20Had Cezâları82
- 21Diyet80
- 22Vasiyyetler24
- 23Mîrâs Payları34
- 24Cihâd129
- 25Hac Menâsiki238
- 26Kurbanlar42
- 27Kesim (Zebâih)38
- 28Av51
- 29Yiyecekler120
- 30İçecekler65
- 31Tıp114
- 32Elbise107
- 33Âdâb170
- 34Dua66
- 35Rüya Tabiri34
- 36Fitneler175
- 37Zühd242
- 1بَابُ فَضْلِ الْجِهَادِ فِي سَبِيلِ اللَّهِ
- 2بَابُ فَضْلِ الْغَدْوَةِ وَالرَّوْحَةِ فِي سَبِيلِ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ
- 3بَابُ مَنْ جَهَّزَ غَازِيًا
- 4بَابُ فَضْلِ النَّفَقَةِ فِي سَبِيلِ اللَّهِ تَعَالَى
- 5بَابُ التَّغْلِيظِ فِي تَرْكِ الْجِهَادِ
- 6بَابُ مَنْ حَبَسَهُ الْعُذْرُ عَنِ الْجِهَادِ
- 7بَابُ فَضْلِ الرِّبَاطِ فِي سَبِيلِ اللَّهِ
- 8بَابُ فَضْلِ الْحَرَسِ وَالتَّكْبِيرِ فِي سَبِيلِ اللَّهِ
- 9بَابُ الْخُرُوجِ فِي النَّفِيرِ
- 10بَابُ فَضْلِ غَزْوِ الْبَحْرِ
- 11بَابُ ذِكْرِ الدَّيْلَمِ، وَفَضْلِ قَزْوِينَ
- 12بَابُ الرَّجُلِ يَغْزُو وَلَهُ أَبَوَانِ
- 13بَابُ النِّيَّةِ فِي الْقِتَالِ
- 14بَابُ ارْتِبَاطِ الْخَيْلِ فِي سَبِيلِ اللَّهِ
- 15بَابُ الْقِتَالِ فِي سَبِيلِ اللَّهِ سُبْحَانَهُ وَتَعَالَى
- 16بَابُ فَضْلِ الشَّهَادَةِ فِي سَبِيلِ اللَّهِ
- 17بَابُ مَا يُرْجَى فِيهِ الشَّهَادَةُ
- 18بَابُ السِّلَاحِ
- 19بَابُ الرَّمْيِ فِي سَبِيلِ اللَّهِ
- 20بَابُ الرَّايَاتِ وَالْأَلْوِيَةِ
- 21بَابُ لُبْسِ الْحَرِيرِ وَالدِّيبَاجِ فِي الْحَرْبِ
- 22بَابُ لُبْسِ الْعَمَائِمِ فِي الْحَرْبِ
- 23بَابُ الشِّرَاءِ وَالْبَيْعِ فِي الْغَزْوِ
- 24بَابُ تَشْيِيعِ الْغُزَاةِ وَوَدَاعِهِمْ
- 25بَابُ السَّرَايَا
- 26بَابُ الْأَكْلِ فِي قُدُورِ الْمُشْرِكِينَ
- 27بَابُ الِاسْتِعَانَةِ بِالْمُشْرِكِينَ
- 28بَابُ الْخَدِيعَةِ فِي الْحَرْبِ
- 29بَابُ الْمُبَارَزَةِ وَالسَّلَبِ
- 30بَابُ الْغَارَةِ، وَالْبَيَاتِ، وَقَتْلِ النِّسَاءِ، وَالصِّبْيَانِ
- 31بَابُ التَّحْرِيقِ، بِأَرْضِ الْعَدُوِّ
- 32بَابُ فِدَاءِ الْأُسَارَى
- 33بَابُ مَا أَحْرَزَ الْعَدُوُّ، ثُمَّ ظَهَرَ عَلَيْهِ الْمُسْلِمُونَ
- 34بَابُ الْغُلُولِ
- 35بَابُ النَّفْلِ
- 36بَابُ قِسْمَةِ الْغَنَائِمِ
- 37بَابُ الْعَبِيدِ وَالنِّسَاءِ يَشْهَدُونَ مَعَ الْمُسْلِمِينَ
- 38بَابُ وَصِيَّةِ الْإِمَامِ
- 39بَابُ طَاعَةِ الْإِمَامِ
- 40بَابُ لَا طَاعَةَ فِي مَعْصِيَةِ اللَّهِ
- 41بَابُ الْبَيْعَةِ
- 42بَابُ الْوَفَاءِ بِالْبَيْعَةِ
- 43بَابُ بَيْعَةِ النِّسَاءِ
- 44بَابُ السَّبَقِ، وَالرِّهَانِ
- 45بَابُ النَّهْيِ أَنْ يُسَافَرَ بِالْقُرْآنِ إِلَى أَرْضِ الْعَدُوِّ
- 46بَابُ قِسْمَةِ الْخُمُسِ
(24) Kitâb: Cihâd
بَابُ مَا يُرْجَى فِيهِ الشَّهَادَةُ
Ebû Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (sahâbîlerine): «Şehîd hakkında siz kendi aranızda ne dersiniz?» diye sordu. Onlar: (Şehidlik) Allah yolunda öldürülmektir, dediler. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «O zaman benim ümmetimin şehîdleri cidden azdır. Kim Allah yolunda (cihadda) katledilirse, o kimse şehîddir. Kim Allah yolunda ölürse o kimse şehîddir. Karın hastalığıyla ölen kimse şehîddir ve veba hastalığıyla ölen kimse şehîddir,» buyurdu. Süheyl dedi ki: Ubeydullah bin Mıksem, Ebû Salih'ten bana rivayet etti ve rivayetinde; "Suda boğulan da şehîddir" ilâvesinde bulundu
بَابُ السِّلَاحِ
Enes bin Mâlik (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) fetih günü, başında miğfer olduğu halde Mekke'ye girdi
Sâib bin Yezîd (r.a.)'den şöyle demiştir: İnşâallah Tealâ, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Uhud (savaşı) günü iki zırh (elbise) almış, bana öyle geiiyor ki bunları üst üste giymiştir. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bu hadisin isnadı Buharl'nin şartı üzerine sahihtir
Süleyman bin Habîb (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Biz (bir gün Humus'ta) Ebû Ümâme (r.a.)'ın yanına girdik. Kendisi, kılıçlarımızda gümüşten bir parça süs görünce kızdı ve: (And olsun ki) kılıçlarının süsü altından ve gümüşten olmayıp kalay, demir ve sırım olan bir cemâat (ki Nebi (Aleyhi's-salâtü ve's-selâm)'ın sahâbîleridir) bir çok fetihleri başardılar, dedi. Ebü'l-Hasan el-Kattân dedi ki: El-Alâbî, (bir nevî) sinirdir
(Abdullah) bin Abbâs (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Zü'l-Fakar (isimli) kılıcını Bedir (savaşı) günü ganimet hissesinden fazla olarak almıştır
Ali bin Ebî Tâlib (r.a.}den; Şöyle demiştir: Müğîre bin Şu'be (r.a.), Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile beraber savaşa gittiği zaman beraberinde bir mızrak taşıyordu ve savaştan döndüğü zaman başkası onun için taşısın diye mızrakını yere atıyordu. Sonra Ali (bin Ebi Tâlib bir gün) kendisine dedi ki: Ben bu durumu Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e muhakkak anlatacağım. (Sonra Ali anlatınca) Resûl-i Ekrem: «(Ey Müğîre öyle) yapma. Çünkü sen (öyle) yaparsan yere attığın mızrak, yitik mal olarak kaldırılmaz» buyurdu. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedinde Ebu'I-Halil bulunur. Bu adam, Abdullah bin Ebi'l-Halil'dir. İbn-i Hibban onu sıkalar arasında anmıştır. Buhari de: Onun rivayeti başka ravilerce teyid edilmemiştir, der. seneddeki ravilerden Ebu İshak ise tedIisçidir ve ömrünün sonlarında hafızası zedelenmiştir
Ali (r.a.)'den; Şöyle demiştir: (Bir gün) Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in elinde bir arabî yay vardı. Resûl-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (bu arada) bir adam'ın elinde fârisî bir yay gördü ve adama: «Şu (elindeki yay) nedir? Onu atıver», buyurdu ve (mübarek elindeki yaya işaretle) «Sizler bunu, bunun benzerlerini ve mızraklar edininiz. Çünkü Allah şüphesiz bunlarla sizler için dini geliştirir ve sizleri beldelerde yerleştirir.» Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedinde Abdullah bin Bişr Ciyani bulunur. Onu Yahya bin el•Kattan ve başkası zayıf saymışlardır. İbn•i Hibban da onu sika'lar rasında anmış fakat iyi etmemiştir
بَابُ الرَّمْيِ فِي سَبِيلِ اللَّهِ
Ukbe bin Amir el-Cüheni (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: «Allah, bir ok (un kâfirlere atılması) sebebiyle üç (müslüman) kişiyi şüphesiz cennete dâhil edecektir: Onu sevab niyetiyle yapan san'atkârını, atıcısını ve atıcısına yardımcı olanı.» Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyie de buyurmuştur: «Ok atınız ve bininiz. Ok atıcılığınız biniciliğinizden bana daha sevimlidir. Müslüman adamın eğlendiği her eğlence bâtıldır (sevabsızdır), ancak yayı ile ok atması, atını eğitmesi ve zevcesiyle oynaşması bu hükmün dışındadır. Çünkü bunlar hak (sevablı eğlenceler) dendir.»
Amr biri Abese (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den şöyle buyururken işittim: «Kim (Allah yolunda savaşırken) düşmana bir ok atar da oku düşmana ulaşırsa (hedefe) isabet etsin veya etmesin o oktun sevabı) bir köle (yi âzadlama) sevâbma eşittir.»
Ukbe bin Âmir el-Cühenî (r.a.)'den Şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem); «Siz de düşmanlarınıza karşı gücünüzün yettiği kuvveti hazırlayınız» âyetini minber üzerinde okurken üç kez: «İyi biliniz ki (bu devirde) kuvvet de ok atmaktır» buyurdu. Bunu kulağımla işittim
Ukbe bin Âmir el-Cühenî (r.a.h)'den; Şöyle demiştir: Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den işittim, şöyle buyurdu: «Kim ok atıcılığı öğrenip de sonra terkederse bana isyan etmiş olur.»
(Abdullah) bin Abbâs (r.a.)'dan; Şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (bir kere Eslem kabilesinden) ok atan bir cemâatin yanına uğradı da: «Ey İsmail oğulları ok atmaya devam ediniz. Çünkü babanız (İsmail Peygamber) de (mehâretli) bir ok atıcı idi» buyurdu. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir. Bu hadisin senedi sahihtir. Buhari bu hadisi Seleme bin el-Ekva (r.a.)'den rivayet etmiştir
بَابُ الرَّايَاتِ وَالْأَلْوِيَةِ
El-Hâris bin Hassan (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Ben Medîne-i Münevvere'ye geldim. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i minber üzerinde ayakta iken gördüm. Bilâl da O'nun önünde ayakta idi, bir kılıç kuşanmıştı. Bir de siyah bir bayrak gördüm ve bu (bayraklı adam) kimdir? diye sordum. Dediler ki: Bu, Amr bin el-Âs'dır, bir savaştan geldi
Câbir bin Abdillah (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) fetih günü beyaz sancaklı olarak Mekke'ye girdi
(Abdullah) bin Abbâs (r.a.)'dsn rivayet edildiğine göre: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in bayrağı siyah ve sancağı beyaz idi
بَابُ لُبْسِ الْحَرِيرِ وَالدِّيبَاجِ فِي الْحَرْبِ
Ebû Bekr-i Sıddîk'ın kızı Esma' (r.anha)'dan rivayet edildiğine göre: Kendisi yenlerinde ve yakasında bulunan düğmeleri dîbâc (denilen ipek kumaş) tan mamul bir cübbeyi çıkardı ve: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) düşmanla savaştığı zaman bunu giyerdi, dedi
Ömer (bin el-Hattâb) (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre: Kendisi, dört parmak mikdarı hâriç, ipek ve dibâc (denilen ipek kumaş) tan menederdi ve: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bizi bundan menederdi, dedi
بَابُ لُبْسِ الْعَمَائِمِ فِي الْحَرْبِ
Amr bin Hureys (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (mübarek) başında bir siyah sarık olduğu, sarığın iki tarafını (ucunu) omuzları arasında sarkıttığı vaziyette sanki (hâlâ) gözlerimin önündedir
Câbir (bin AbdiIIah) (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), (mübarek) başında siyah sarık olduğu halde (fetih günü) Mekke'ye girdi
بَابُ الشِّرَاءِ وَالْبَيْعِ فِي الْغَزْوِ
Hârice bin Zeyd (bin Sabit) (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Ben bir adamı, "Kişi savaşa gider de savaş (seferi esnas)ında alım satım eder ve ticâret yapar (Bunun hükmü nedir)? sorusunu babama sorarken gördüm. Bu soru üzerine babam adama dedi ki: Biz Tebûk (savaşın) da Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in beraberinde idik, (mal) satın alır ve (mal) satardık ve Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bizi görüyordu da bizi (bu işten) men etmiyordu. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Ravilerden All bin Urve el-Barik! ile Süneyd bin Davud zayıf oldukları için bu hadisin senedi zayıftır
بَابُ تَشْيِيعِ الْغُزَاةِ وَوَدَاعِهِمْ
Muâz bin Enes (el-Cühenî) (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: «(And olsun ki) Allah yolunda cihâda giden birisini uğurlayıp da sabahtan öğleye veya öğleden akşama kadar olan zamandan bir sürece onun eşyasına nezâret etmem bana dünyadan ve dünyadaki bütün şeylerden daha sevimlidir.» Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedinde İbn-! Lehia ve onun şeyhi Zebban bin Faid vardır. Bunların ikisi de zayıftır
Ebu Hureyre (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (bir kere) beni uğurladı da bana şöyle buyurdu: «Seni, kendisine emânet edilen şeyler zayi olmayan Allah'a emânet ediyorum.» Not: Bunun senedinde İbn-i Lehia'nın bulunduğu, Zevaid'de bildirilmiştir
(Abdullah) bin Ömer (r.a.)'dan; Şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) seriyyeleri (savaşa) uğurladığı zaman giden (asker) e şöyle buyururdu: «Senin dinini, emânetini (yâni geride bıraktığın şeyleri) ve amelinin sonuncularını Allah'a emânet ediyorum.»
بَابُ السَّرَايَا
Enes bin Mâlik (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Eksem bin el-Cevn el-Huzâî (r.a.)'e şöyle buyurmuştur: «Yâ Eksem! Kavminden başka kavimlerle beraber (kâfirlerle) savaş ki huyun güzelleşsin ve arkadaşların yanında kıymetli olasın. Yâ Eksem! (Yolculukta) arkadaşların en hayırlısı dört (kişi)dir, seriyye (askerî müfreze) lerin en hayırlısı dört yüz (kişilik) tir ve ceyş (büyük askeri birlik) Ierin en hayırlısı dört bin (kişilik) tir. On iki bin (kişilik askerî kuvvet) azlık nedeniyle mağlûp edilemeyecektir.» Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedinde Abdülmelik. bin Muhammed es-San'ani ve Ebu Seleme el-Amili bulunur. Bunlar zayıftır. Suyfıti de, İbn-i Ebi Hatim'in şöyle dediğini nakletmiştir: Babamdan şunu işittim: El-Amin, terkedilmiş, hadisi de batııdır
Berâ bin Âzib (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Biz (sahâbîîer) Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)in Bedir günü (savaşa katılan) arkadaşlarının Tâlût ile beraber nehri geçen arkadaşlarının sayısı gibi üç yüz on küsur olduğunu anlatırdık. Tâlût ile beraber (nehri) yalnız mu'min olan geçti
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in sahâbîsi Ebü'I-Verd (Harb el-Mâzinî) (r.a.)'den; Şöyle demiştir: (Düşmana) rastlarsa kaçar ve (savaşsız olarak) ganimet elde ederse elde ettiği ganimette hiyânet eder durumdaki seriyye'den uzak durunuz (Yâni böyle bir seriyyeye katılmayınız)
بَابُ الْأَكْلِ فِي قُدُورِ الْمُشْرِكِينَ
Hülb (et-Tâî) (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e hıristiyanların yemeğini (yemenin hükmünü) sordum. Resûl-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: «Her hangi bir yemekten dolayı sakın kalbine şüphe girmesin (Aksi takdirde) yemek hususunda Hristiyanlara benzersin.»
Ebû Sa'Iebe el-Hüşenî (r.a.)'den; §öyle demiştir: Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına gelerek: Yâ Resûlallah! Müşriklerin tencerelerinde yemek pişiriyoruz, diyerek bunun hükmünü sordum. Resûl-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Onların tencerelerinde pîsirmeyiniz,» buyurdu. Ben; Eğer onların tencerelerine muhtaç olup da başka kab bulamazsak? diye sordum. Resûl-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «O takdirde onların tencerelerini güzelce yıkayınız. Sonra yemeğinizi pişirip yiyiniz,» buyurdu
بَابُ الِاسْتِعَانَةِ بِالْمُشْرِكِينَ
Âişe (r.anha)'dan rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Biz hiç bir müşrikten şüphesiz yardım istemeyiz,» buyurdu. (Râvî) Ali kendi rivayetinde dedi ki: (Râvi) Abdullah'ın babası Yezîd veya Zeyd'dir
بَابُ الْخَدِيعَةِ فِي الْحَرْبِ
Âişe (r.anha)'dan rivayet edildiğine göre; Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Harb hiledir,» buyurmuştur
(Abdullah) bin Abbâs (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre; Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Harb hiledir.» buyurmuştur
بَابُ الْمُبَارَزَةِ وَالسَّلَبِ
Ebû Zerr(-i Ğifârî) (r.a.)'den rivayet edildiğine göre : Kendisi yemin ederek şöyle demiştir: ''Hiç şüphesiz karşı karşıya gelen iki toplulukta size bir ayet, bir işaret ve ibret vardır. Onlardan biri Allah yolunda savaşıyordu, öbürü de kafirdi ve karşılarındakini göz kararıyla kendilerinin iki katı görüyorlardı. Allah da gönderdiği yardımla dilediğini destekliyordu. Gören gözleri olanlar için elbette bunda apaçık bir ibret vardır.'' [Al-i İmran 13] âyeti Bedir (savaşı) günü şu altı kişilik topluluk hakkında indi: Bunlar Hamza bin Abdilmuttalib, Ali bin Ebî Tâlib, Ubeyde bin el-Hâris (r.a.) ile (hasımları olan) Utbe bin Rebîa, Şeybe bin Rebîa ve el-Velîd bin Utbe'dir. Bunlar Bedir (savaşı) günü din uğrunda cedelleştiler
Seleme bin el-Ekva (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Ben (bir kere kâfir) bir adamla savaşıp onu öldürdüm. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onun selebini (beraberindeki eşyasını) bana verdi. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedi sahih olup ravileri sıka zatlardır
Ebû Katâde (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Kendisinin Huneyn (savaşı) günü öldürdüğü (kâfir) bir maktulün selebini (yâni beraberindeki eşyayı) Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kendisine vermiştir
Semüre bin Cündüb (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Kim (bir kâfiri) öldürürse seleb (yâni o kâfirin beraberindeki eşya) o kimseyedir.» Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedinde Süleyman bin Semüre bin Cündüb bulunur. İbn-i Hibban onu sika zatlar arasında anmıştır. İbnü'l-Kattan da: Onun hali mechuldur. demiştir. Senedin kalan ravileri güvenilir zatlardır
بَابُ الْغَارَةِ، وَالْبَيَاتِ، وَقَتْلِ النِّسَاءِ، وَالصِّبْيَانِ
Es-Sa'b bin Cessâme (r.a.)'den; Şöyle demiştir: (Bir kere) Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e müşrik (muhârib)Ierden aile sahibi olanlara (İslâm mücâhidleri tarafından). geceleyin baskın düzenleniyor ve (bu arada ayırd edilemeyerek) onların kadınları ve erginlik çağına varmamış çocukları da isabet alıyor (yaralanıyor, öldürülüyor), diye soru soruldu. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Onlar da müşrikler (toplumun) dandır» buyurdu
Seleme bin el-Ekva' (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), hayatta iken biz Ebû Bekir (r.a.)'ın kumandasında Hevâzin savaşına gittik ve Benî Fezâre kabilesine ait bir suya varıp gecenin sonunda konakladık. Nihayet fecir zamanı olunca onlara yaygın bir baskın yaptık. Sonra biz başka bir su sahibi olan ailelerin olduğu yere vardık. Bunlara da geceleyin baskın yapıp dokuz veya yedi aşiret olan bunları da öldürdük
ibn-i Ömer (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (Mekke'nin fethi seferinde) yolda öldürülmüş bir kadın cesedini buldu. Bunun üzerine kadınları ve ergenlik çağına varmamış çocukları öldürmeyi yasakladı
Hanzala el-Kâtib (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Biz (bir kere) Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in beraberinde bir savaşa gittik. Sonra başında halkın toplandığı öldürülmüş bir kadın cesedine uğradık. Halk Resûl-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) için dağıldı. Sonra Resûî-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Bu kadın savaşanlar içinde savaşmış değildi», buyurdu. Sonra bir adama: «Hâlid bin el-Velîd'e git ve ona de ki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sana emrederek diyor ki: Sakın hiç bir kadını ve (savaştan başka iş için) kiralanan hiç bir adamı öldürme.» ... Rebâh bin er-Rebî (r.a.) de Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den bunun mislini rivayet etmiştir. Ebû Bekir bin Şeybe dedi ki: Sevrî kendi rivayetinde yanılıyor
بَابُ التَّحْرِيقِ، بِأَرْضِ الْعَدُوِّ
Usâme bin Zeyd (r.a.)'dan: Şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) beni (bir askerî kuvvet başında) Übnâ denilen bir köye göndererek; «Sabah('ın erken saatlerinde aniden) Übnâ köyüne var (baskın yap)- Sonra (evlerini, ekinlerini ve ağaçlarını) yaktır,- buyurdu
İbn-İ Ömer (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (muhasara esnasında) Benî Nadîr'in yaş hurma ağaçlarını (savaş gereği olarak) yaktırdı ve kestirdi. Bu mıntıka, (Benî Nadîr'in hurmalığı olan) Büveyre (denilen mevkî)dir. Bunun üzerine Allah (Azze ve Celle); (İnkarcı kitâb ehlinin yurtlarında) herhangi hurma ağacını kestinizse veya kökleri üzerinde dikili bıraktınızsa (bu hareketiniz) Allah'ın izniyledir ve fâsıkları perişan etmek içindir," [Haşr 5] âyetini indirdi
İbn-i Ömer (r.a.)'dan; Şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (muhasara esnasında) Beni Nâdir'in yaş hurma ağaçlarını (savaş gereği olarak) yaktırdı ve kestirdi. Onların (durumunu dile getiren Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in şâiri Hassan bin Sabit (r.a.);Beni Nadir yahüdîlerinin hurmalığı olan) el-Buveyre (mevkiin)deki yaygın olan yangın (mu'min olan) Kureyş eşrafına kolayca gerçekleşti" şiirini bu olay hakkında söyledi
بَابُ فِدَاءِ الْأُسَارَى
Seleme bin el-Ekva (r.a.)'dan; Şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hayatta iken biz Ebû Bekir (r.a.l'in beraberinde (yâni emrinde) Hevâzin (kabilesi) savaşına gittik. (Kumandanımız) Ebû Bekir Benî Fezâre (kabilesin) den olup Arabların en güzellerinden bir genç kızı bana ganimet payımdan ayrı olarak verdi. Kızın üstünde eski bir kürk vardı. Ben Medîne-i Münevvere'ye gelinceye kadar kızın elbisesini açmadım (yâni ona hiç yaklaşmadım). Sonra Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) çarşıda bana rastladı ve yemin ederek: O kızı bana hibe et, buyurdu. Ben de kızı O'na hibe ettim. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) o kızı göndererek? Mekke'de esîr tutulan müslümanları serbest bıraktırmak için onu fidye olarak verdi. Daha geniş hali: Müslim, cihad; Ebu Davud, cihad da geçmektedir
بَابُ مَا أَحْرَزَ الْعَدُوُّ، ثُمَّ ظَهَرَ عَلَيْهِ الْمُسْلِمُونَ
(Abdullah) bin Ömer (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre: Kendisinin bir atı (düşman tarafına) gitmiş ve (savaşçı) düşman atı yakalamıştı. Sonra müslümanlar düşmanı mağlûb etmiş (ve at da ganimet meyânında geri getirilmiş) ti. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in zamanında atı kendisine iade edilmiştir. Ibn-i Ömer: Ve kendisinin bir kölesi kaçarak Rumlara iltihak etmiş ve sonra müslümanlar Rumları mağlûb edince Hâlid bin el-VeIıd (r.a.) köleyi kendisine iade etmiş. Bu (olay) Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in vefatından sonra olmuş, demiştir
بَابُ الْغُلُولِ
Zeyd bin Hâlid el-Cühenî (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Hayber (savaşın) da Eşca' (kabilesin) den bir adam öldü. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (mücâhidlere): «Arkadaşınızın cenaze namazını siz kılınız,» buyurdu. (Adam'ın hâlini bilmedikleri için) sahâbîler bu duruma şaştılar ve (üzüntüden) yüzleri değişti. Sonra Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), sahâbîlerinin vaziyetlerini görünce: «Sizin arkadaşınız, Allah yolunda ganimet malından çalmıştır» buyurdu. (Hadîsin râvisi) Zeyd demiştir ki: Bunun üzerine sahâbîler adam'ın eşyasında arama yaptılar. Yahudilerin boncuklarından iki dirhem (bile) etmeyen boncuklar buldular
Abdullah bin Amr (bin el-Âs) (r.a.)'dan; Şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in (yol) ağırlığı (eşyası) üzerinde bekçilik eden, Kerkere isimli bir adam vardı. Bu adam (bir gün) öldü. Ölümünden sonra Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Bu adam cehennemdedir,» buyurdu. Sahâbîler (bunun sebebini öğrenmek için) gidip baktılar ve adamın üstünde ganimet malından çaldığı bir elbise veya bir abâ buldular
Ubâde bin es-Sâmit (r.a.tj'den; Şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Huneyn (savaşı) günü ganimet malından bir devenin yanında bize namaz kıldırdı. Namazdan sonra deveden bir tüy alıp mübarek iki parmağı arasına koydu. Sonra (cemaate hitaben): «Ey insanlar! Şüphesiz bu (tüy taneciği bile) sizin ganîmetlerinizdendir. (Artık) ipliği, iğneyi, bundan değerli olanı ve bundan değerce düşük olanı ödeyiniz. Çünkü ganimet malından bir şey çalmak kıyamet günü sahibine şüphesiz bîr utançtır, bîr ayıptır ve bir ateştir», buyurdu. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bu hadisin senedinde İsa bin Sinan bulunur. İbn-i Main onun hakkında muhtelif sözler söylemiş ve: Onun hadisi gevşektir, kuvvetli değildir. Bir kavle göre zayıftır ve diğer bir kavle göre rivayetin. de bir beis yoktur, demiştir. İbn-i Hibban ise onu sıka (güvenilir) raviler arasında anmıştır. Senedin 'kalan ravileri sıka zatlardır
بَابُ النَّفْلِ
Habîb bin Mesleme (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (ganimetten) beşte bir hisse (yi çıkardık) dan sonra (kalanın) üçte birini nefel olarak mücâhidlere verdi
Ubâde bin es-Sâmit (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) savaş seferinin başlangıcında (bir müfrezenin kazandığı ganimetin) dörtte birini ve savaş dönüşünde (bir müfrezenin kazandığı ganimetin) üçte birini nefel olarak (o müfrezeye) verdi