Enes bin Mâlik (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: «Kim hacâmet olmak isterse (kameri ayın) on yedi veya ondokuz ya da yirmi birinci gününü araştırıp seçsin ve kan fazlalaşmak suretiyle herhangi birinize galebe çalıp onu öldürmesin.» Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Ravl en-Nehhas bin Kahm'ın zayıflığı nedeniyle bu sened zayıftır. Zevaid yazarı bu arada hadisin metninin sahih olduğuna işaret etmiştir
Sünen-i İbn Mâce › Kitâb 31 · TıpKonum
- ·Sünnet (Mukaddime)266
- 1Tahâret ve Sünnetleri400
- 2Namaz39
- 3Ezan ve Sünnetleri29
- 4Mescidler ve Cemaatler68
- 5Namazın İkâmesi ve Sünnetleri630
- 6Cenâzeler205
- 7Oruç145
- 8Zekât62
- 9Nikâh171
- 10Talâk78
- 11Keffâretler47
- 12Ticâret171
- 13Hükümler (Ahkâm)67
- 14Hibeler15
- 15Sadakalar46
- 16Rehin53
- 17Şuf'a10
- 18Buluntu Mallar (Lukata)10
- 19Köle Azâdı20
- 20Had Cezâları82
- 21Diyet80
- 22Vasiyyetler24
- 23Mîrâs Payları34
- 24Cihâd129
- 25Hac Menâsiki238
- 26Kurbanlar42
- 27Kesim (Zebâih)38
- 28Av51
- 29Yiyecekler120
- 30İçecekler65
- 31Tıp114
- 32Elbise107
- 33Âdâb170
- 34Dua66
- 35Rüya Tabiri34
- 36Fitneler175
- 37Zühd242
- 1بَابُ مَا أَنْزَلَ اللَّهُ دَاءً، إِلَّا أَنْزَلَ لَهُ شِفَاءً
- 2بَابُ الْمَرِيضِ يَشْتَهِي الشَّيْءَ
- 3بَابُ الْحِمْيَةِ
- 4بَابُ لَا تُكْرِهُوا الْمَرِيضَ، عَلَى الطَّعَامِ
- 5بَابُ التَّلْبِينَةِ
- 6بَابُ الْحَبَّةُ السَّوْدَاءُ
- 7بَابُ الْعَسَلِ
- 8بَابُ الْكَمْأَةِ وَالْعَجْوَةِ
- 9بَابُ السَّنَا وَالسَّنُّوتِ
- 10بَابُ الصَّلَاةُ شِفَاءٌ
- 11بَابُ النَّهْيِ عَنِ الدَّوَاءِ الْخَبِيثِ
- 12بَابُ دَوَاءِ الْمَشِيِّ
- 13بَابُ دَوَاءِ الْعُذْرَةِ، وَالنَّهْيِ عَنِ الْغَمْزِ
- 14بَابُ دَوَاءِ عِرْقِ النَّسَا
- 15بَابُ دَوَاءِ الْجِرَاحَةِ
- 16بَابُ مَنْ تَطَبَّبَ، وَلَمْ يُعْلَمْ مِنْهُ طِبٌّ
- 17بَابُ دَوَاءِ ذَاتِ الْجَنْبِ
- 18بَابُ الْحُمَّى حَدَّثَنَا
- 19بَابُ الْحُمَّى مِنْ فَيْحِ جَهَنَّمَ، فَابْرُدُوهَا بِالْمَاءِ
- 20بَابُ الْحِجَامَةُ
- 21بَابُ مَوْضِعِ الْحِجَامَةِ
- 22بَابٌ فِي أَيِّ الْأَيَّامِ يُحْتَجَمُ
- 23بَابُ الْكَيِّ
- 24بَابُ مَنِ اكْتَوَى
- 25بَابُ الْكُحْلِ بِالْإِثْمِدِ
- 26بَابُ مَنِ اكْتَحَلَ وِتْرًا
- 27بَابُ النَّهْيِ أَنْ يُتَدَاوَى بِالْخَمْرِ
- 28بَابُ الِاسْتِشْفَاءِ بِالْقُرْآنِ
- 29بَابُ الْحِنَّاءِ
- 30بَابُ أَبْوَالِ الْإِبِلِ
- 31بَابُ يَقَعُ الذُّبَابُ فِي الْإِنَاءِ
- 32بَابُ الْعَيْنُ
- 33بَابُ مَا رَخَّصَ فِيهِ مِنَ الرُّقَى
- 34بَابُ رُقْيَةِ الْحَيَّةِ وَالْعَقْرَبِ
- 35بَابُ مَا عَوَّذَ بِهِ النَّبِيُّ ﷺ، وَمَا عُوِّذَ بِهِ
- 36بَابُ مَا يُعَوَّذُ بِهِ مِنَ الْحُمَّى
- 37بَابُ النَّفْثِ فِي الرُّقْيَةِ
- 38بَابُ تَعْلِيقِ التَّمَائِمِ
- 39بَابُ النُّشْرَةِ
- 40بَابُ الِاسْتِشْفَاءِ بِالْقُرْآنِ
- 41بَابُ قَتْلِ ذِي الطُّفْيَتَيْنِ
- 42بَابُ مَنْ كَانَ يُعْجِبُهُ الْفَأْلُ وَيَكْرَهُ الطِّيَرَةَ
- 43بَابُ الْجُذَامِ
- 44بَابُ السِّحْرِ
- 45بَابُ الْفَزَعِ وَالْأَرَقِ وَمَا يُتَعَوَّذُ مِنْهُ
(31) Kitâb: Tıp
بَابٌ فِي أَيِّ الْأَيَّامِ يُحْتَجَمُ
İbn-i Ömer (r.a.)'dan; Şöyle demiştir: Ya Nâfi', kanım fazlalaşmak suretiyle bana galebe çaldı. Bu nedenle sen benim için bir hacâmetçi ara. Gücün yeterse yararlı ve bu işi iyi beceren bir hacâmetçi seç. Bulacağın kişi ne çok yaşlı ne de küçük yaşta bir çocuk olsun. (Hacâmet olmak istememin sebebi şudur:) Çünkü ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den şu buyruğu işittim: «Hacâmet olmak aç karnına daha faydalıdır. Hacâmet olmakta şifâ ve bereket var ve hacâmet, akıl ve hıfzetme (yâni belleme) gücünü artırır. Bu itibarla en isabetli olana uymak üzere Allah'ın beroketiyle Perşembe günü hacâmet olunuz ve Çarşamba, Cum'a, Cumartesi ve Pazar günlerinde hacâmet olmaktan sakınınız. Pazartesi ve Sah günü de hacâmet olunuz. Çünkü Allah'ın Eyyûb (Aleyhisselâm)'ın başına belanın geldiği gündür ve ne cüzzâm (hastalığı) ne de baras (hastalığı) Çarşamba günü veya Çarşamba gecesi dışında kalan hiç bir gün veya gecede meydana gelmez.»
Nafi' (r.a.)'den rivayet edildiğine göre İbn-i Ömer (r.a.) kendisine: Ya Nafi' kan (fazlalaşmak suretiyle) beni yendi. Bunun için sen bana bir hacamatçı getir ve genç bir hacamatçı seç. Ne yaşlı nede çocuk hacamatçı seçme, demiştir. Nafi' demiştir ki: Ve İbn-i Ömer (r.a.) şöyle dedi: Ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den şu buyruğu işittim: «Hacamat olmak aç karnına daha faydalıdır. Hacamat olmak aklı arttırır, hıfzetme gücünü arttırır, hafız olanında hıfzetme kabiliyetini kuvvetlendirir. Artık kim hacamat olmak isterse Allah'ın ismini anarak Perşembe (hacamat) olsun. Cuma günü, Cumartesi günü ve Pazar günü hacamat olmaktan sakınınız. Pazartesi ve Salı günü de hacamat olunuz. Çarşamba günü hacamat olmaktan sakınınız. Çünkü Çarşamba günü Eyyub (A.S.)'ın başına belanın geldiği gündür ve ne Cüzzam nede Baras (hastalıkları) Çarşamba günü veya Çarşamba gecesi dışında kalan hiçbir gün veya gecede meydana gelmez.» Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Zehebl, ravl Abdullah bin İsmet'in Said bin Meymun'den rivayetinden söz ederken bunun mechül olduğunu söylemiş el-Müzzi de et-Tehzlb'te ayni şeyi söylemiştir
بَابُ الْكَيِّ
Akkar bin el-Muğîre'nin babası (El-Muğîre bin Şu'be) (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre; Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: «Kim vücûdunu dağlatır veya kendisine nefes edilmesini isterse (Allah'a) tevekkül etmekten sıyrılmış olur.»
İmrân bin el-Husayn (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bizi dağlamaktan men etti. Sonra ben vücûdumu dağlattım, ama (hastalıktan) kurtulmadım ve (tedavide) başarı elde edemedim
İbn-i Abbâs (r.a.)'dan; Şöyle demiştir: Şifâ üç şeyde (var)dır: Bal şerbetini içmek, hacâmet âletini vurmak ve ateş ile dağlamak. Fakat ümmetimi ateşle dağlamaktan men ederim. İbn-i Abbâs bunu merfu' (yani Nebi s.a.v.'in emri) olarak rivayet etmiştir
بَابُ مَنِ اكْتَوَى
Yahya (bin Sa'd bin Zürâre) (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre: Sa'd bin Zürâre (r.a.)'ı zübaha denilen boğaz hastalığı yakaladı (Sa'd bin Zürâre, Yahya'nın râvisi Muhammed'in ana tarafından dedesidir) Bu hastalık üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Allah'a yemin ederim ki Ebû Umâme (yâni Sa'd bin Zürâre'nin tedavisi) hususunda öyle itina göstereceğim ki hiç kimsenin bir diyeceği kalmayacak.» buyurdu ve Sa'd'ı mübarek eliyle dağladı. Sonra Sa'd (kurtarılamayarak) vefat etti. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Yahudilere kötü ölüm dilerim. (Çünkü) onlar diyecekler ki: Muhammed, niçin arkadaşından ölümü def edemedi. Halbuki ben, ne onun için ne de kendi nefsim için bir şeye hükümran değilim (yâni hüküm ve takdir Allah'a mahsustur)» buyurdu
Câbir (bin Abdillah) (r.a.)'dan; Şöyle demiştir: Ubeyy bin Ka'b (r.a.) bir hastalığa tutuldu. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona bir tabib gönderdi. Tabib ekhal (denilen kol damarı) nı dağladı
Câbir bin Abdullah (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Sa'd bin Muaz (r.a.)'ın ekhal (denilen kol damarı) nı İki defa dağladı
بَابُ الْكُحْلِ بِالْإِثْمِدِ
Abdullah (bin Ömer) (r.a.)'dsm rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir; «Ismid (denilen sürmeyi gözlerinize çekmeyle devam ediniz. Çünkü o, gözü temizleyip görme gücünü artırır ve kirpikleri (besleyip) yetiştirir.» Not: Zevâld'de şöyle denilmiştir: İbn-i Ömer (r.a.)'ın bu hadisinin senedinin aleyhinde konuşulmuştur. Çünkü râvi Osman bin Abdilmelik hakkında Ebû Hatem: Onun hadisleri münkerdir, demiştir, İbn-i Muin de: Onun rivayetinde bir sakınca yok, demiştir, İbn-i Hibban da onu sika, yani güvenilir zatlar arasında anmıştır. Senedin kalan ravtleri güvenilir zâtlardır
Câbir (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den şu buyruğu işittim: «Yatacağınız zaman ismid (denilen sürmeyi gözünüze çekmeye) devam ediniz. Çünkü o, gözü temizleyip görme gücünü artırır ve kılları (yâni kirpikleri besleyip) yetiştirir.» Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bu hadis'in metnini Urve, Cabir (r.a.) yolundan başka bir yolla rivayet etmiş ve Câbir'in hadisine âit senedi anlatmamıştır
İbn-i Abbâs (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Sürmelerinizin en iyisi ismid (denilen sürme) dir. Gözü temizleyip aydınlığını artırır ve kılları (yâni kirpikleri) yetiştirir.»
بَابُ مَنِ اكْتَحَلَ وِتْرًا
Ebû Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: «Kim gözlerine sürme çekerse (bir, üç, beş defa gibi) tek yapsın. Kim (böyle tek) yaparsa iyi bir iş işlemiş olur ve kim (çift yapıp tek) yapmazsa (ona) hiç bir günah yoktur.»
İbn-i Abbâs (r.a.)'dan; Şöyle demijtir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in bir sürmeliği vardı. Ondan her göze üç kez sürme çekerdi
بَابُ النَّهْيِ أَنْ يُتَدَاوَى بِالْخَمْرِ
Tarık bin Süveyd el-Hadramî (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Ben: Ya Resulallah, bizim memleketimizde üzümler var. Biz onun suyunu çıkarıp şarabını içiyoruz (ne buyurulur) ? dedim. O: «Hayır (yapmayınız)» buyurdu. Sonra ben (tekrar) O'na müracaat ederek: Biz onunla hastayı tedavi etmek isteriz, dedim. O: «O (şarap) kesinlikle şifâ değildir ve lâkin bir hastalıktır» buyurdu
بَابُ الِاسْتِشْفَاءِ بِالْقُرْآنِ
Ali (r.a.)'den rivayet edildiğine gpre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «İlâc'ın en hayırlısı Kur'an'dir.» Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedinde el-Harls el-A'ver bulunur. Bu ravi zayıftır
بَابُ الْحِنَّاءِ
Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in âzadlı cariyesi Selmâ Ümmü Râfi (ve Ebû Râfi'in zevcesi) (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in bir tarafı yaralandığı veya bir tarafında diken battığı zaman o yerin üzerine kına koyardı
بَابُ أَبْوَالِ الْإِبِلِ
Enes (bin Mâlik) (r.a.)'den: Şöyle demiştir: Ureyne (kabilesin) den bâzı kimseler (Medîne'de ikâmet için) Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına gelip yerleştiler. Sonra Medîne-i Münevvere iklimine alışamayıp hastalandılar. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Bize âit bir deve sürüsünün yanına gidip develerin sütlerinden ve idrarlarından içiniz, buyurdu. Onlar da yaptılar
بَابُ يَقَعُ الذُّبَابُ فِي الْإِنَاءِ
Ebû Saîd(-i Hudrî) (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: «Sineğin iki kanadının birisinde zehir, diğerinde şifâ vardır. Bu itibarla sinek bir yiyecek içine düştüğü zaman onun tamamını hatırınız. Çünkü sinek önce zehirli kanadını sokar ve şifâyı geciktirir.»
Ebû Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: «Sinek içeceğinize düştüğü zaman, içecek kişi sineğin her tarafını ona batırsın, sonra sineği atsın. Çünkü sineğin iki kanadının birisinde hastalık, diğerinde şifâ vardır.»
بَابُ الْعَيْنُ
Âmir bin Rebîa (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: «Göz (yâni nazar değme işi) hak (yâni bir gerçek) dir.»
Ebû Hureyre (r.a.j'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: «Göz (yâni nazar değme işi) hak (yâni bir gerçek)dir.»
Âişe (r.anha)'dan rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: «(Nazar'dan) Allah'a sığınınız. Çünkü göz (değme işi) gerçektir.» Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedinde Ebü Vakıd var. Onun adı Salih bın Muhammed bin Zaide el-Leysi'dlr ve zayıftır
Sehl bin Huneyf'in oğlu Ebu Ümâme (r.a.)'dan; Şöyle demiştir: (Babam) Sehl bin Huneyf yıkanırken yanından Âmir bin Rebia geçti ve (onun vücûdunun güzelliğini kasdederek): Henüz evlenmemiş örtülü genç kızın cildi dâhil bugünkü gibi (hiç bir güzel) görmedim, dedi. Bu lâftan hemen sonra Sehl bin Huneyf yere yıkıldı. Bunun üzerine Sehl, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e götürülüp O'na: (Yâ Resulallah)! Nazar çarpması nedeniyle yere yıkılmış vaziyette Sehl'e yetiş, denildi. Resûl-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Kimden şüpheleniyorsunuz?» buyurdu. Onlar: Âmir bin Rebia, dediler. Resûl-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (Âmir'i azarlayarak): «Neye binâen biriniz (din) kardeşini öldürüyor? Biriniz (din) kardeşinden beğendiği - hayran kaldığı bir şey gördüğü zaman ona mübarek olması için duâ etsin» buyurdu. Sonra bir mikdar su istedi ve Âmir'e abdest almasını emretti. Âmir de yüzünü, dirseklerine kadar kollarını, dizlerini ve peştemalının içindekini (yâni belden aşağıyı) yıkadı ve Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (bir kabta biriken bu suyu) başına dökmesini Âmir'e emretti. (Râvilerden) Süfyân demiştir ki: Mamer'in Zührî'den rivayetine göre: Ve Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) o kabı onun arkasında ters çevirip yere koymasını Âmir'e emretti
Esma (bint-İ Umeys) (r.anhâ)'dan rivayet edildiğine göre kendisi: Yâ Resûlallah (Ebû Talib'in oğlu) Cafer'in oğullarına cidden nazar değiyor. Ben onlar için şifâ dileğiyle okutturayım (mı)? demiş. Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Evet. Çünkü kader ile yarışan bir şey olsaydı, nazar değme işi onu geçerdi,» buyurmuştur
Ebû Saîd(-i Hudrî) (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (cinlerin ve insanların nazarından Allah'a sığınırım gibi dualarla) cinlerin nazarından, sonra insanların nazarından Allah'a iltica ederdi. Sonra Muavvizeteyn (yâni Felak ve Nâs sûreleri) inince bu sûreleri tuttu ve başkasını (yâni diğer duaları) bıraktı
Âişe (r.anha)'dan rivayet edildiğine göre: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) o'na nazardan dolayı nefes ettirmesini emretti
بَابُ مَا رَخَّصَ فِيهِ مِنَ الرُّقَى
Büreyde (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «(En yararlı) nefes etmek, ancak nazar değmesi veya zehirli hayvan'ın sokmasından dolayı olanıdır.»
Halide bint-i Enes Ümmü Ben-î Hazm es-Sâidiyye (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre: Kendisi Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e giderek hastaların şifâya kavuşması için okuduğu şeyleri O'na arz etmiş, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de o şeyleri okumasını emretmiş (yâni okumasına izin vermiş) tir. Not: Zeva-id'de şöyle denilmiştir: Bumm senedi sahih olup ravileri sıkii, yani güvenilir zatlardır. Müellifimizin rivayet ettiği bu hadisten başka Halide (r.anha)'nın hiç bir hadisi Kütüb-i Sitte'de yoktur
Câbir (bin Abdillah) (r.a.)'dan; Şöyle demiştir: Ensâr'dan Âli Amr bin Hazm denilen bir ev halkı zehirli hayvanların zehrinden dolayı nefes ediyorlardı (yani anılan hayvanların zehirlediği hastaya okuyorlardı). Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) nefes etme işlerini yasaklayınca o ev halkı O'na giderek: Yâ Resûlallah! Sen nefes etme işlerini yasakladın. Halbuki biz zehirli hayvanların sokmasıyla olan zehire nefes ediyoruz (ne buyurulur?), dediler. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), onlara: «Okuduklarınızı bana arzediniz» buyurdu. Onlar da O'na arzettiler. Resûl-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Bu okuduğunuz şeylerle nefes etmenizde bir sakınca yoktur. Bunlar bir takım ahidlerdir» buyurdu
Enes (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) zehirli hayvan'ın zehirlemesi, nazar değmesi ve nemle (denilen çıban) den dolayı nefes etmeye izin vermiştir
بَابُ رُقْيَةِ الْحَيَّةِ وَالْعَقْرَبِ
Âişe (r.a.)'dan: Şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yılan ve akrebin sokmasından dolayı nefes etmeye ruhsat vermiştir
Ebu Hureyre (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Akrep bir adam'a soktu da adam o gece uyuyamadi. Sonra Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e: Falan adam'ı bir akrep soktu da adam o gece uyuyamadı, denildi. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: «Bilmiş olunuz ki o adam akşamladığı zaman; أَعُوذُ بِكَلِمَاتِ اللهِ التَّامَّاتِ مِنْ شَرِّ مَاخَلَقَ Auzu bi kelimatillahi tammati min şerri ma halak = Yaratıkların şerrinden Allah'ın mükemmel kelimelerine sığınırım, deseydi sabahlayıncaya kadar hiç bir akrebin sokması ona zarar vermeyecekti. Not: Bunun senedinin sahlh olup ravilerinin güvenilir zatlar olduğu, Z6vaid'de belirtilmiştlr
Amr bin Hazm (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Yılan sokmasından dolayı okunan rukyeyi Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e arz ettim. O, bunu emretti. Not: Zevâid'de şöyle denilmiştir : Tirmizi demiş ki bu hadis mürseldir. Çünkü Ebu Bekir, Muhammed bin Amr bin Hazm'ın oğludur ve dedesi olan Amr'a yetişmemiştir
بَابُ مَا عَوَّذَ بِهِ النَّبِيُّ ﷺ، وَمَا عُوِّذَ بِهِ
Aişe (r.anhâ)'dan; Şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hastaya gidip ona duâ ettiği zaman Şöyle niyaz ederdi: «Bu hastalığı gider, ey insanların Rabbi ve şifâ buyur. Ancak sen şifâ verirsin. Senin şifandan başka hiçbir şifâ yoktur. Hiçbir hastalık bırakmayan bir şifâ ihsan eyle.»
Aişe (r.anhâ)'dan rivayet edildiğine göre: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in hastaya nefes etmesi bazen şöyle olurdu: Parmağına biraz tükürüğünü bulaştırarak: «Allah'ın ismiyle. Şu, bâzımızın tükürüğü ile karışık yurdumuzun toprağıdır, Rabbimizın izniyle hastamızın şifâlanması içindir» buyururdu
Osman hin Ebi'l-As es-Sakafî (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Beni helak olmaya yaklaştıran bir ağrıya tutulmuş olduğum halde Nebi (Sallallauü Aleyhi ve Sellem)'e gittim. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bana: «Sağ elini ağıran yerin üzerine koy ve; «Allah'ın adıyla (şifâ diliyorum). Hâlen duymakta olduğum ağrı ve duyacağımdan korktuğum ağrının şerrinden Allah'ın izzet ve kudretine sığınıyorum, duasını yedi defa söyle,» buyurdu. Ben de bunu söyledim. Bunun üzerine Allah bana şifâ verdi
Ebû Saîd(-i Hudrî) (r.a.)'den rivayet edildiğine: Cebrail (Aleyhisselâm), Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek: Ya Muhammed, rahatsız mısın? demiş. Resûl-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Evet», demiş. Cebrail (O'na nefes ederek) şöyle demiştir: «Sana eziyet eden herşeyden kurtulman için Allah'ın ismiyle O'na iltica ederim, sığınırım. Her nefsin veya her gözün ya da her hasedçinin şerrinden Allah sana şifâ ihsan buyursun. Allah'ın ismiyle şifâ dileyerek sana okurum.»
Ebû Hureyre (r.a.)'den: Şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hastalığım münâsebetiyle beni ziyarete geldi ve bana: «Cebrail'in bana getirdiği bir rukyeyi sana okumayayım mı?» buyurdu. Ben: Babam ve anam sana feda olsun. Oku, Yâ Resulallah dedim. Resûl-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) üç kez şu duayı okudu: «Şifâya kavuşmanı dileyerek, Allah'a sığınarak O'nun ismi ile sana okurum. Allah, sendeki her hastalıktan, düğümlere nefes eden büyücülerin şerrinden ve hased ettiği zaman hasedçinin şerrinden sana şifâ ihsan buyursun.» Not: Zevaid'de şöyl(, denilmiştir: Bunun senedinde Asım bin Ubeydillah bin Asım bin Ömer el-Ömeri bulunur. Bu ravi zayıftır)
İbn-i Abbâs (r.a.)'dan; Şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Hasan ve Hüseyin'e korunmaları için; «Her şeytan ve zehirli haşerattan ve dokunan her kötü gözden Allah'ın mükemmel olan kelimelerine sığınırım» duasını okurdu. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ve babamız İbrahim, İsmail ve İshâk'a ettiği bu dua ile Allah'a sığınırdı» buyurdu veya «Ve babamız İbrahim, İsmail ve Ya'kub'a ettiği bu dua ile Allah'a sığınırdı» buyurdu. Bu, râvi Vekînin hadisidir
بَابُ مَا يُعَوَّذُ بِهِ مِنَ الْحُمَّى
İbn-i Abbâs (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onlara humma hastalığı için ve ağrılar için şu duayı okumalarını öğretmiştir: Büyük olan Allah'ın adıyla (şifâ dilerim). Kan fışkırtan damarın şerrinden ve ateşin hararetinden azametli olan Allah'a sığınırım.» Râvi Ebû Âmir demiştir ki: Ben bunda halka muhalefet ederek; "Naaâr'in* kelimesi yerine; ..... derim. Abdurrahman bin İbrahim ed-Dımışkî ... senediyle bunun mislini Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den rivayet etmiş ve; «Kanı sesli çıkan damarın şerrinden» demiştir
Ubâde bin es-Sâmit (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) humma hastalığının şiddetine yakalanmış iken Cebrail (Aleyhisselâm) O'na gelerek şu duayı okudu: «Allah'ın ismiyle (şifânı dilerim). Sana eziyet eden her şeyden kurtulman, korunman için sana okurum. Hasedçinin hasedinden ve her nazar'dan Allah sana şifâ ihsan buyursun.» Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir : Bumın senedi hasendir. Çünkü İbn-i Sevbân'ın adı Abdurrahman bin Sâbit'tir ve îbn-i Sevbân'ın güvenilirligi hususunda ihtüâf vardır. Senedin kalan râvîleri sıka, güvenilir zâtlardır
بَابُ النَّفْثِ فِي الرُّقْيَةِ
Aişe (r.anha)'dan; Şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şifâ dileğiyle Allah'a sığınarak hastaya okurken üflerdi
Âişe (r.a.)'dan; Şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hastalandığı zaman kendi üzerine Muavvize sûrelerini okurdu ve ûflerdi. (Son hastalığında) ağrısı şiddetlenince ben O'na (Muavvize sûrelerini) okur ve bereketini umarak O'nun eliyle vücûdunu sıvardım
بَابُ تَعْلِيقِ التَّمَائِمِ
Abdullah (bin Mes'ud)'un zevcesi Zeyneb (r.anha)'dan; Şöyle demiştir: Yaşlı bir kadın yanımıza girip humre (denilen bir nevi veba) hastalığına okurdu. Ayakları vKun bir divanımız vardı. (Eşim) Abdmllah ev'e gireceği zaman (geldiğini sezdirmek için) öksürüp seslenirdi. Günün birinde Abdullah ev'e girdi. Okuyucu yaşlı kadın onun s«sîai duyunca ondan saklandı. Abdallah da gelip yanıma oturdu ve eli bana dokununca bir ipliğe değdi. Sonra: Bu nedir? dedi. Ben de : Hunrre (denilen) hastalığa benim için bu ipliğe okundu, dedim. Bunun ürerine Abdullah ipliği çakip keserek attı ve: Abdullah'ın ev halkmıa şirk sayılan bir şeyi kullanmaya ihtiyaçları yoktur. Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den: «Rukyeler, nazarlıklar ve büyü şüphesiz bir şirk (yâni Allah'a ortak koşmak)tır» buyurduğunu işittim, dedi. Ben: Bir gün dışarı çıktım da falan adam beni gördü. Bunun üzerine onun tarafındaki gözüm yaşardı. O günden beri gözüme okutturduğum zaman gözümün yaşı durur ve okutmayı bıraktığım zaman gözüm yaşarır, dedim. Abdullah: O, şeytandır. Sen ona itaat ettiğin zaman seni bırakır ve ona isyan ettiğin zaman parmağı ile senin gözüne dürtüyor. Lâkin eğer sen, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yaptığı gibi yapsaydın senin için hayırlı ve şifâya kavuşman için çok münâsip olurdu: Gözüne su serpip şöyle dersin: Bu hastalığı gider, Ey insanların Rabbi. Şifâ ver. Ancak sen şifâ verirsin. Senin şifandan başka hiçbir şifâ yoktur. Hiçbir hastalık bırakmayan bir şifâ ihsan buyur, dedi. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Ebü Davud bu hadisin bir kısnunı rivayet etmiştir. Hakim de el-Müstedrek'te bunu rivayet etmiştir
İmrân bin Husayn (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), kolunda tunçtan bir halka bulunan bir adam gördü ve: Bu halka nedir? buyurdu. Adam: Bu, vahine (denilen kol ağrısın) dan dolayıdır, dedi. Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): Onu çıkart. Çünkü o, senin rahatsızlığını artırır, buyurdu. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedi hasendir. Çünkü ravi Mübarek, İbn-i Fudale olan zattır
بَابُ النُّشْرَةِ
Ümmü Cündüb (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in Kurban bayramının ilk günü Akabe cemresine derenin içinden taş attığını gördüm. ResûluIIah taşları attıktan sonra oradan ayrıldı ve arkasında Has'am'den bir kadın gitti. Kadın'ın beraberinde bir belâdan dolayı konuşamama hastalığına tutulan bir çocuğu vardı. Kadın: Yâ Resulallah! Bu, benim oğlum ve ailem ferdlerinden kalan tek kişidir. Başına da konuşamama belâsı gelmiştir, dedi. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): Bana biraz su getirin, buyurdu. Ona bir mikdar su getirildi. Resûl-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (o su ile) ellerini yıkadı ve ağzını çalkaladı. Sonra suyu kadına vererek : Oğluna bu sudan içir, üzerine bir mikdarını dök ve onun için Allah'tan şifâ dile, buyurdu. Ümmü Cündüb demiştir ki : Sonra ben kadın'a rastladım ve: Biraz o sudan bana hibe etmeni diliyorum, dedim. Kadın: O su ancak şu hastayadır, dedi. Ümmü Cündüb demiştir ki : Ben bir yıl sonra kadına rastladım ve oğlunun durumunu sordum. Kadın dedi ki: Oğlum sağlığa kavuştu ve halkın akıllarına benzemeyen bir akıl ile akıllandı
بَابُ الِاسْتِشْفَاءِ بِالْقُرْآنِ
Alî (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «İlâcın en hayırlısı Kur'an'dır.» Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedinde el-Haris el-A'ver bulunur. Bu nivi zayıftır
بَابُ قَتْلِ ذِي الطُّفْيَتَيْنِ
Aişe (r.anha)'dan: Şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Zi't-Tufeyteyni öldürmeyi emretti (ve gerekçe olarak şöyle buyurdu): Çünkü bu nevî yılan gözün nurunu giderir ve gebe kadın'ın çocuğunu düşürür. O, (Zi't-Tufeyteyn sözcüğü ile) bir habis yılan çeşidini kasdetmiştir
Sâlim'in babası (Abdullah bin Ömer) (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: «Yılanları öldürünüz ve (özellikle) Zi't-Tufeyteyen (yâni arkasında beyaz veya siyah iki çizgi bulunan) çeşidini ve kuyruksuz nevini öldürünüz. Çünkü bu iki nevi yılan gözün nurunu giderir ve gebe kadının bebeğini düşürürler.»