Ebu Eyyub El-Ensari (r.a.)'den: şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: «Beş vakit namaz, Cum'a namazları ve emaneti eda etmek, aralarındaki (küçük) günahlara keffaret olur.» Ben ı Emaneti eda etmek nedir? diye sordum. Buyurdular ki: «Cünüblük guslüdür. Çünkü her kılın altında bir cünüblük vardır.» Not: Ravilerden Talha bin Nafi', Ebu Eyyub'dan hadis işitmediği için, bu senedin zayıf olduğu Zevaid'de bildirilmiştir. AÇIKLAMA : Ebu Hureyre r.a.'in hadisini Beyhaki, Ebu Davud ve Tirmizi de rivayet etmişlerdir. Tirmizi: Ra vi El-Haris İbn-i Vecih'in hadisi ğaribtir. Kendisini yalnız hadisinden tanırız, demiştir. Ebu D avud da: El-Haris bin Vecih'in hadisi münker olup, kendisi zayıftır, demiştir. Hadisin manasına gelince: ''Her kılın altında bir cünüblük vardır.'' cümlesi ile vücudunun dış kısmının tamamen cünüb sayıldığı bildirilmek istenmiştir. Vücudun her tarafı cünüb sayıldığı için, vücuddaki bütün kılların yıkanması emrediliyor. Hattabi: ''Hadisin zahiri saç örgülerinin cünüblükten ğusül edilirken çözülmesini vacib kılıyor. Çünkü örgü, çözülmedikçe bütün kılların her tarafının ıslatılması mümkün değildir. İbrahim En-Nahai, örgünün çözdürülmesini vacib görmüştür. Fakat alimlerin kahir ekseriyetine göre örgünün çözülmesi önemli değildir. Mühim olan bütün kılların her tarafının ıslatılmasıdır. Islatıldığı takdirde örgü çözdürülmeden yapılan ğusül kafidir.' demiştir. Örgü çözdürme ile ilgili geniş tafsilat 108. babta anlatılacak inşaallah.!!! Hadisin: ''Deriyi iyice temizleyiniz.'' cümlesinden maksad, derinin kirlerden ve suyun deriyi ıslamasına mani olan maddelerden giderilmesidir. Çünkü her hangi bir şey, derinin en küçÜk bir yerine suyun ulaşmasına mani olduğu takdirde cünüblük kalkmaz. Hattabi: "Cüpüblükte buruna su çekmek ve ağıza su almak vacibtir, diyenler bu hadise dayanırlar. Çünkü burun içinde kıl bulunur. Ağzın içi de vücudun dışından sayılır, demişlerdir. Fakat bu görüş lügat ehlinin sözüne aykırıdır. Şöyle ki: Hadiste geçen "beşere'' kelimesi, bakan adamın gözle gördüğü bedenin dış kısmına denir. Ağızın iç kısmı bilindiği gibi karşıdan bakıldığı zaman görülmez. Ağız ve burunun iç kısmına; ... denir, demiştir. Hattabi'nin bu sözü reddedilmiştir. Çünkü lügat ehlinden Cevheri ve başkaları ...'nin, derinin ete bakan iç yüzüne denildiğini belirtmişlerdir. Ağız ve burun'un iç kısmı böyle değildir. Bu itibarla ğusülde ağıza su almanın gerekliliği bu hadisten çıkarılabilir. Ayni de: 'İmam-ı Azam bu hadise dayanarak ğusülde mazmaza ve istinşak'ın farz olduğunu söylemiştir. İstinşak farzdır. Çünkü Resul-i Ekrem (s.a.v.): "Her kılın altında cünüblük var.'' buyurmuştur. Burunun içinde de kılIar vardır. Mazmazaya gelince; Ağızın içi, bedenin dış kısmından sayılır. Nitekim,oruçta ağıza bir şey alınabilir. Mazmaza bu itibarla farz kılınmış, Hattabi'nin dediği itibarla farz kılınmamıştır,'' demiştir. HADISTEN ÇIKARILAN FIKIH HÜKÜMLERİ 1 - Bütün deriyi ve kılları suyla ıslatmak ğuslün farzıdır. 2 - Deri ve kıllara suyun ulaşmasına mani olan şeyleri gidermek gerekir .. Ebu Eyyub-i Ensari (r.anh)'in hadisine gelince; Bu hadiste beş vakit namaz ile Cuma namazının ve emaneti ödemenin fazileti anlatılarak, bunlara riayet edildiği takdirde bunların, aralarında işlenen günahlara kefaret olduğu bildirilmiştir. Günahlardan maksad, kul hakkı ile ilgisi olmayan küçük günahlardır. Buna benzer hadisler böyle yorumlanır. Hadiste geçen: "Emanetin edası'' ile cünüblükten dolayı, yapılan ğuslün kasdedildiği, ravinin sorusu üzerine Resul-i Ekrem (s.a.v.) tarafından açıklanmıştır .. Sindi, cünüblükten dolayı yapılan, ğuslün, bir emaneti ödemek olarak sayılması ile ilgili olarak şöyle der: 'Emanet sahibi, emanete müstahak olduğu gibi, insan vücudu da, cünüplükten sonra ğusle müstahak olur. Bu nedenle ğusül,sahibine ödenmesi vacip olan emanetler cümlesinden sayılmış ve ona emanet denmiştir
Sünen-i İbn Mâce › Kitâb 1 · Tahâret ve Sünnetleri › Bâb 105Konum
KİTÂBLAR (37)
- ·Sünnet (Mukaddime)266
- 1Tahâret ve Sünnetleri400
- 2Namaz39
- 3Ezan ve Sünnetleri29
- 4Mescidler ve Cemaatler68
- 5Namazın İkâmesi ve Sünnetleri630
- 6Cenâzeler205
- 7Oruç145
- 8Zekât62
- 9Nikâh171
- 10Talâk78
- 11Keffâretler47
- 12Ticâret171
- 13Hükümler (Ahkâm)67
- 14Hibeler15
- 15Sadakalar46
- 16Rehin53
- 17Şuf'a10
- 18Buluntu Mallar (Lukata)10
- 19Köle Azâdı20
- 20Had Cezâları82
- 21Diyet80
- 22Vasiyyetler24
- 23Mîrâs Payları34
- 24Cihâd129
- 25Hac Menâsiki238
- 26Kurbanlar42
- 27Kesim (Zebâih)38
- 28Av51
- 29Yiyecekler120
- 30İçecekler65
- 31Tıp114
- 32Elbise107
- 33Âdâb170
- 34Dua66
- 35Rüya Tabiri34
- 36Fitneler175
- 37Zühd242
BÂBLAR — Tahâret ve Sünnetleri (138)
- 1بَابُ مَا جَاءَ فِي مِقْدَارِ الْمَاءِ لِلْوُضُوءِ وَالْغُسْلِ مِنَ الْجَنَابَةِ
- 2بَابُ لَا يَقْبَلُ اللَّهُ صَلَاةً بِغَيْرِ طُهُورٍ
- 3بَابُ مِفْتَاحُ الصَّلَاةِ الطُّهُورُ
- 4بَابُ الْمُحَافَظَةِ عَلَى الْوُضُوءِ
- 5بَابُ الْوُضُوءِ شَطْرُ الْإِيمَانِ
- 6بَابُ ثَوَابِ الطُّهُورُ
- 7بَابُ السِّوَاكِ
- 8بَابُ الْفِطْرَةِ
- 9بَابُ مَا يَقُولُ الرَّجُلُ إِذَا دَخَلَ الْخَلَاءَ
- 10بَابُ مَا يَقُولُ إِذَا خَرَجَ مِنَ الْخَلَاءِ
- 11بَابُ ذِكْرِ اللَّهِ ﷿ عَلَى الْخَلَاءِ، وَالْخَاتَمِ فِي الْخَلَاءِ
- 12بَابُ كَرَاهِيَةِ الْبَوْلِ فِي الْمُغْتَسَلِ
- 13بَابُ مَا جَاءَ فِي الْبَوْلِ قَائِمًا
- 14بَابٌ فِي الْبَوْلِ قَاعِدًا
- 15بَابُ كَرَاهَةِ مَسِّ الذَّكَرِ بِالْيَمِينِ، وَالِاسْتِنْجَاءِ بِالْيَمِينِ
- 16بَابُ الِاسْتِنْجَاءِ بِالْحِجَارَةِ، وَالنَّهْيِ عَنِ الرَّوْثِ وَالرِّمَّةِ
- 17بَابُ النَّهْيِ عَنِ اسْتِقْبَالِ الْقِبْلَةِ بِالْغَائِطِ وَالْبَوْلِ
- 18بَابُ الرُّخْصَةِ فِي ذَلِكَ فِي الْكَنِيفِ، وَإِبَاحَتِهِ دُونَ الصَّحَارِي
- 19بَابُ الِاسْتِبْرَاءِ بَعْدَ الْبَوْلِ
- 20بَابُ مَنْ بَالَ وَلَمْ يَمَسَّ مَاءً
- 21بَابُ النَّهْيِ عَنِ الْخَلَاءَ عَلَى قَارِعَةِ الطَّرِيقِ
- 22بَابُ التَّبَاعُدِ لِلْبَرَازِ فِي الْفَضَاءِ
- 23بَابُ الِارْتِيَادِ لِلْغَائِطِ وَالْبَوْلِ
- 24بَابُ النَّهْيِ عَنِ الِاجْتِمَاعِ عَلَى الْخَلَاءِ وَالْحَدِيثِ عِنْدَهُ
- 25بَابُ النَّهْيِ عَنِ الْبَوْلِ فِي الْمَاءِ الرَّاكِدِ
- 26بَابُ التَّشْدِيدِ فِي الْبَوْلِ
- 27بَابُ الرَّجُلِ يُسَلَّمُ عَلَيْهِ وَهُوَ يَبُولُ
- 28بَابُ الِاسْتِنْجَاءِ بِالْمَاءِ
- 29بَابُ مَنْ دَلَكَ يَدَهُ بِالْأَرْضِ بَعْدَ الِاسْتِنْجَاءِ
- 30بَابُ تَغْطِيَةِ الْإِنَاءِ
- 31بَابُ غَسْلِ الْإِنَاءِ مِنْ وُلُوغِ الْكَلْبِ
- 32بَابُ الْوُضُوءُ بِسُؤْرِ الْهِرَّةِ، وَالرُّخْصَةِ فِي ذَلِكَ
- 33بَابُ الرُّخْصَةِ بِفَضْلِ وَضُوءِ الْمَرْأَةِ
- 34بَابُ النَّهْيِ عَنْ ذَلِكَ
- 35بَابُ الرَّجُلِ وَالْمَرْأَةِ يَغْتَسِلَانِ مِنْ إِنَاءٍ وَاحِدٍ
- 36بَابُ الرَّجُلِ وَالْمَرْأَةِ يَتَوَضَّآَنِ مِنْ إِنَاءٍ وَاحِدٍ
- 37بَابُ الْوُضُوءُ بِالنَّبِيذِ
- 38بَابُ الْوُضُوءِ بِمَاءِ الْبَحْرِ
- 39بَابُ الرَّجُلِ يَسْتَعِينُ عَلَى وُضُوئِهِ فَيَصُبُّ عَلَيْهِ
- 40بَابٌ: الرَّجُلُ يَسْتَيْقِظُ مِنْ مَنَامِهِ، هَلْ يُدْخِلُ يَدَهُ فِي الْإِنَاءِ قَبْلَ أَنْ يَغْسِلَهَا
- 41بَابُ مَا جَاءَ فِي التَّسْمِيَةِ فِي الْوُضُوءِ
- 42بَابُ التَّيَمُّنِ فِي الْوُضُوءِ
- 43بَابُ الْمَضْمَضَةِ وَالِاسْتِنْشَاقِ مِنْ كَفٍّ وَاحِدٍ
- 44بَابُ مَا جَاءَ فِي الْوُضُوءِ مَرَّةً مَرَّةً
- 45بَابُ الْوُضُوءِ ثَلَاثًا ثَلَاثًا
- 46بَابُ مَا جَاءَ فِي الْوُضُوءِ مَرَّةً، وَمَرَّتَيْنِ، وَثَلَاثًا
- 47بَابُ مَا جَاءَ فِي الْقَصْدِ فِي الْوُضُوءِ وَكَرَاهِيَةِ التَّعَدِّي فِيهِ
- 48بَابُ مَا جَاءَ فِي إِسْبَاغِ الْوُضُوءِ
- 49بَابُ مَا جَاءَ فِي تَخْلِيلِ اللِّحْيَةِ
- 50بَابُ مَا جَاءَ فِي مَسْحِ الرَّأْسِ
- 51بَابُ مَا جَاءَ فِي مَسْحِ الْأُذُنَيْنِ
- 52بَابُ الْأُذُنَانِ مِنَ الرَّأْسِ
- 53بَابُ تَخْلِيلِ الْأَصَابِعِ
- 54بَابُ غَسْلِ الْعَرَاقِيبِ
- 55بَابُ مَا جَاءَ فِي غَسْلِ الْقَدَمَيْنِ
- 56بَابُ مَا جَاءَ فِي الْوُضُوءِ عَلَى مَا أَمَرَ اللَّهُ تَعَالَى
- 57بَابُ مَا جَاءَ فِي النَّضْحِ بَعْدَ الْوُضُوءِ
- 58بَابُ الْمِنْدِيلِ بَعْدَ الْوُضُوءِ، وَبَعْدَ الْغُسْلِ
- 59بَابُ مَا يُقَالُ بَعْدَ الْوُضُوءِ
- 60بَابُ الْوُضُوءِ بِالصُّفْرِ
- 61بَابُ الْوُضُوءِ مِنَ النَّوْمِ
- 62بَابُ الْوُضُوءِ مِنْ مَسِّ الذَّكَرِ
- 63بَابُ الرُّخْصَةِ فِي ذَلِكَ
- 64بَابُ الْوُضُوءِ مِمَّا غَيَّرَتِ النَّارُ
- 65بَابُ الرُّخْصَةِ فِي ذَلِكَ
- 66بَابُ مَا جَاءَ فِي الْوُضُوءِ مِنْ لُحُومِ الْإِبِلِ
- 67بَابُ الْمَضْمَضَةِ مِنْ شُرْبِ اللَّبَنِ
- 68بَابُ الْوُضُوءِ مِنَ الْقُبْلَةِ
- 69بَابُ الْوُضُوءِ مِنَ الْمَذْيِ
- 70بَابُ وَضُوءِ النَّوْمِ
- 71بَابُ الْوُضُوءِ لِكُلِّ صَلَاةٍ وَالصَّلَوَاتِ كُلِّهَا بِوُضُوءٍ وَاحِدٍ
- 72بَابُ الْوُضُوءِ عَلَى الطَّهَارَةِ
- 73بَابُ لَا وُضُوءَ إِلَّا مِنْ حَدَثٍ
- 74بَابُ مِقْدَارِ الْمَاءِ الَّذِي لَا يُنَجَّسُ
- 75بَابُ الْحِيَاضِ
- 76بَابُ مَا جَاءَ فِي بَوْلِ الصَّبِيِّ الَّذِي لَمْ يُطْعَمْ
- 77بَابُ الْأَرْضِ يُصِيبُهَا الْبَوْلُ، كَيْفَ تُغْسَلُ
- 78بَابُ الْأَرْضِ يُطَهِّرُ بَعْضُهَا بَعْضًا
- 79بَابُ مُصَافَحَةِ الْجُنُبِ
- 80بَابُ الْمَنِيِّ يُصِيبُ الثَّوْبَ
- 81بَابٌ فِي فَرْكِ الْمَنِيِّ مِنَ الثَّوْبِ
- 82بَابُ الصَّلَاةِ فِي الثَّوْبِ الَّذِي يُجَامِعُ فِيهِ
- 83بَابُ مَا جَاءَ فِي الْمَسْحِ عَلَى الْخُفَّيْنِ
- 84بَابُ مَا جَاءَ فِي مَسْحِ أَعْلَى الْخُفِّ وَأَسْفَلِهِ
- 85بَابُ مَا جَاءَ فِي التَّوْقِيتِ فِي الْمَسْحِ لِلْمُقِيمِ وَالْمُسَافِرِ
- 86بَابُ مَا جَاءَ فِي الْمَسْحِ بِغَيْرِ تَوْقِيتٍ
- 87بَابُ مَا جَاءَ فِي الْمَسْحِ عَلَى الْجَوْرَبَيْنِ وَالنَّعْلَيْنِ
- 88بَابُ مَا جَاءَ فِي الْمَسْحِ عَلَى الْعِمَامَةِ
- 89بَابُ مَا جَاءَ فِي السَّبَبِ
- 90بَابُ مَا جَاءَ فِي التَّيَمُّمِ ضَرْبَةً وَاحِدَةً
- 91بَابٌ فِي التَّيَمُّمِ ضَرْبَتَيْنِ
- 92بَابٌ فِي الْمَجْرُوحِ تُصِيبُهُ الْجَنَابَةُ، فَيَخَافُ عَلَى نَفْسِهِ إِنِ اغْتَسَلَ
- 93بَابُ مَا جَاءَ فِي الْغُسْلِ مِنَ الْجَنَابَةُ
- 94بَابٌ فِي الْغُسْلِ مِنَ الْجَنَابَةِ
- 95بَابٌ فِي الْوُضُوءِ بَعْدَ الْغُسْلِ
- 96بَابٌ فِي الْجُنُبِ يَسْتَدْفِئُ بِامْرَأَتِهِ قَبْلَ أَنْ تَغْتَسِلَ
- 97بَابٌ فِي الْجُنُبِ يَنَامُ كَهَيْئَتِهِ لَا يَمَسُّ مَاءً
- 98بَابُ مَنْ قَالَ: لَا يَنَامُ الْجُنُبُ حَتَّى يَتَوَضَّأَ وُضُوءَهُ لِلصَّلَاةِ
- 99بَابٌ فِي الْجُنُبِ، إِذَا أَرَادَ الْعَوْدَ تَوَضَّأَ
- 100بَابُ مَا جَاءَ فِيمَنْ يَغْتَسِلُ مِنْ جَمِيعِ نِسَائِهِ غُسْلًا وَاحِدًا
- 101بَابٌ فِيمَنْ يَغْتَسِلُ عِنْدَ كُلِّ وَاحِدَةٍ غُسْلًا
- 102بَابٌ فِي الْجُنُبِ يَأْكُلُ وَيَشْرَبُ
- 103بَابُ مَنْ قَالَ: يُجْزِئُهُ غَسْلُ يَدَيْهِ
- 104بَابُ مَا جَاءَ فِي قِرَاءَةِ الْقُرْآنِ عَلَى غَيْرِ طَهَارَةٍ
- 105بَابُ تَحْتَ كُلِّ شَعَرَةٍ جَنَابَةٌ
- 106بَابٌ فِي الْمَرْأَةِ تَرَى فِي مَنَامِهَا مَا يَرَى الرَّجُلُ
- 107بَابُ مَا جَاءَ فِي غَسْلِ النِّسَاءِ مِنَ الْجَنَابَةِ
- 108بَابُ الْجُنُبِ يَنْغَمِسُ فِي الْمَاءِ الدَّائِمِ، أَيُجْزِئُهُ
- 109بَابُ الْمَاءِ مِنَ الْمَاءِ
- 110بَابُ مَا جَاءَ فِي وُجُوبِ الْغُسْلِ إِذَا الْتَقَى الْخِتَانَانِ
- 111بَابُ مِنِ احْتَلَمَ وَلَمْ يَرَ بَلَلًا
- 112بَابُ مَا جَاءَ فِي الِاسْتِتَارِ عِنْدَ الْغُسْلِ
- 113بَابُ مَا جَاءَ فِي النَّهْيِ لِلْحَاقِنِ أَنْ يُصَلِّيَ
- 114بَابُ مَا جَاءَ فِي الْمُسْتَحَاضَةِ الَّتِي قَدْ عَدَّتْ أَيَّامَ أَقْرَائِهَا، قَبْلَ أَنْ يَسْتَمِرَّ بِهَا الدَّمُ
- 115بَابُ مَا جَاءَ فِي الْمُسْتَحَاضَةِ إِذَا اخْتَلَطَ عَلَيْهَا الدَّمُ فَلَمْ تَقِفْ عَلَى أَيَّامِ حَيْضِهَا
- 116بَابُ مَا جَاءَ فِي الْبِكْرِ إِذَا ابْتُدِئَتْ مُسْتَحَاضَةً، أَوْ كَانَ لَهَا أَيَّامُ حَيْضٍ فَنَسِيَتْهَا
- 117بَابٌ فِي مَا جَاءَ فِي دَمِ الْحَيْضِ يُصِيبُ الثَّوْبَ
- 118بَابُ الْحَائِضِ لَا تَقْضِي الصَّلَاةَ
- 119بَابُ الْحَائِضِ تَتَنَاوَلُ الشَّيْءَ مِنَ الْمَسْجِدِ
- 120بَابُ مَا لِلرَّجُلِ مِنَ امْرَأَتِهِ إِذَا كَانَتْ حَائِضًا
- 121بَابُ النَّهْيِ عَنْ إِتْيَانِ الْحَائِضِ
- 122بَابٌ فِي كَفَّارَةِ مَنْ أَتَى حَائِضًا
- 123بَابٌ فِي الْحَائِضِ كَيْفَ تَغْتَسِلُ
- 124بَابُ مَا جَاءَ فِي مُؤَاكَلَةِ الْحَائِضِ وَسُؤْرِهَا
- 125بَابٌ فِي مَا جَاءَ فِي اجْتِنَابِ الْحَائِضِ الْمَسْجِدَ
- 126بَابُ مَا جَاءَ فِي الْحَائِضِ تَرَى بَعْدَ الطُّهْرِ الصُّفْرَةَ وَالْكُدْرَةَ
- 127بَابُ النُّفَسَاءِ، كَمْ تَجْلِسُ
- 128بَابُ مَنْ وَقَعَ عَلَى امْرَأَتِهِ وَهِيَ حَائِضٌ
- 129بَابٌ فِي مُؤَاكَلَةِ الْحَائِضِ
- 130بَابٌ فِي الصَّلَاةِ فِي ثَوْبِ الْحَائِضِ
- 131بَابُ إِذَا حَاضَتِ الْجَارِيَةُ لَمْ تُصَلِّ إِلَّا بِخِمَارٍ
- 132بَابُ الْحَائِضِ تَخْتَضِبُ
- 133بَابُ الْمَسْحِ عَلَى الْجَبَائِرِ
- 134بَابُ اللُّعَابِ يُصِيبُ الثَّوْبَ
- 135بَابُ الْمَجِّ فِي الْإِنَاءِ
- 136بَابُ النَّهْيِ أَنْ يَرَى عَوْرَةَ أَخِيهِ
- 137بَابُ مَنِ اغْتَسَلَ مِنَ الْجَنَابَةِ، فَبَقِيَ مِنْ جَسَدِهِ لُمْعَةٌ لَمْ يُصِبْهَا الْمَاءُ، كَيْفَ يَصْنَعُ
- 138بَابُ مَنْ تَوَضَّأَ فَتَرَكَ مَوْضِعًا لَمْ يُصِبْهُ الْمَاءُ
Sünen-i İbn Mâce 598
Tahâret ve Sünnetleri
Zayıf (el-Elbânî)
BÂB (105)
بَابُ تَحْتَ كُلِّ شَعَرَةٍ جَنَابَةٌ
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ حَمْزَةَ، حَدَّثَنِي عُتْبَةُ بْنُ أَبِي حَكِيمٍ، حَدَّثَنِي طَلْحَةُ بْنُ نَافِعٍ، حَدَّثَنِي أَبُو أَيُّوبَ الأَنْصَارِيُّ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " الصَّلَوَاتُ الْخَمْسُ وَالْجُمُعَةُ إِلَى الْجُمُعَةِ وَأَدَاءُ الأَمَانَةِ كَفَّارَةٌ لِمَا بَيْنَهَا " . قُلْتُ وَمَا أَدَاءُ الأَمَانَةِ قَالَ " غُسْلُ الْجَنَابَةِ فَإِنَّ تَحْتَ كُلِّ شَعَرَةٍ جَنَابَةً " .
Notunuz
KAYNAK
Sünen-i İbn Mâce, Kitâb 1 (Tahâret ve Sünnetleri), Bâb 105, Hadis no. 598
HADİSİN DERECESİ
Zayıf(el-Elbânî)
Zayıf(Muhammed Fuâd Abdülbâkî)
Hasen(Zübeyr Alî Zâî)
sunnetimiz.com/ibnmace:598