Aişe (r.anha)'dan rivayet edildiğine göre: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Biriniz uykusundan uyanır da ihtilam olduğunu hatırlamadığı halde bir ıslaklık görürse gusletsin. İhtilam olduğunu bilir de ıslakhk görmediği zaman ona gusletmek gerekmez.» Diğer Tahric: Beyhaki, Tirmizi, Ahmed, Darimi, İbn-i Ebi Şeybe ve Ebu Davud AÇIKLAMA : Hadisin hükmünü belirtmeden önce şunu söyleyeyim: Tenasül uzvundan çıkan sidikten başka üç çeşit su var. Bunlardan meni;.normal lezzetle ve sıçrayarak çıkar ıslak iken hamur kokusunu, kuruduktan sonra yumurta kokusunu vermekle tanınır. Mezi ise az şehvet olduğu zaman bile çıkabilen ince, sarımtırak bir sudur. Bazen çıktığının farkına varılmaz da kilotun ıslanması ile çıktığı anlaşılır. Vedi ise genellikle sidikten hemen sonra veya ağır bir yük kaldırıldığı zaman çıkan kalın, beyaz ve bulanık bir sıvıdr. Hadis, Beyhaki, Tirmizi, Ahmed, Darimi, İbn-i Ebi Şeybe ve Ebu Davud tarafından da rivayet edilmiştir. Ebu Davud'un rivayeti şöyledir: "Aişe (r.anha) demiştir ki: Islaklık bulup da ihtilam olduğunu hatırlamayan adam'ın hükmü Resulullah (s.a.v.)'e soruldu. Resıılullah (s.a.v.) : ''Adam ğusleder (ğusletsin)'' buyurdu. Bu defa ihtilam olup da, ıslaklık bulamayan adamın durumu soruldu. Resulullah (s.a.v.) : ''Ona ğusül gerekmez.,. cevabını buyurdu. Ümmü Süleym: Kadın bunu görebilir. O'na da ğusül gerekir mi? diye sordu. Resulullah (s.a.v.) : ''Kadınlar, erkeklerin kardeşleridir. (Huy, tabiat ve hükümlerde erkekler gibidir,) buyurdu." EI-Menhel yazarı bu hadisin açıklaması bahsinde şöyle der: ''Hadisin zahirine göre uykudan kalkan kişi, ıslaklık bulduğu takdirde, o ıslaklık ne olursa-olsun, yani meni, mezi ve vedi'den hangisi olursa olsun ğusül gerekir. İbn-i Abbas, Şa'bi, İbn-i Cübeyr ve Nahai böyle demişlerdir. Tirmizi: Sahabi ve Tabiilerden böyle söyleyen bir kişi değildir, demiştir. Ebu İshak, Ata ve Mücahid: Islaklık, meni olduğu zaman ğusledilir, demişlerdir. Hanefi alimlerine göre kişi ihtilam'ı hatırlar ve ıslaklığın meni veya mezi olduğunu bHirse yahutta meni midir, mezi midir, vedi midir? diye şüphe içinde kalırsa ona ğusletmek gerekir. Şayet vedi olduğuna hükmederse, ğusletmesi gerekmez. Eğer ihtilam olduğunu hatırlamazsa durumuna bakılır. Şayet ıslaklığın vedi olduğuna inanırsa ğusül gerekmez. Meni olduğuna inanırsa ğusletmesi gerekir. Meni mi, mezi mi, vedi mi diye şüphe ederse Ebu Hanife ve Muhammed'e göre yine ğusletmesi gerekir. Ebu Yusuf: 'İhtilam olduğunu hatırlamadıkça ona ğusletmek gerekmez. Asıl olan, kişinin cünüb olmamasıdır. Kesin bilgi olmadıkça ğusül gerekmez. Kıyas da budur' demiştir. Ebu Hanife ve Muhammed (r.a.), ihtiyatlı davranmışlar. Çünkü uyuyan kişi garildir. Meni, hava ile inceleşerek meziye benzeyebilir. İhtiyaten ğusletmesi gerekir, diye ictihad etmişlerdir. " Şafii alimlerine gelince, uykudan uyanıp ıslaklık gören kişi, meni mi, mezi mi diye şüphe ederse, kanaatine göre hareket eder. Eğer meni olduğu ihtimalini seçerse ğusleder. Mezi olduğu ihtimalini tercih ederse o yeri yıkar ve abdest alır. Tahkik budur ki; eğer meni olduğunu bilirse ihtilam'ı hatırlasın hatırlamasın ğusletmesi gerekir. Şayet ıslaklığın sidik, mezi veya vedi olduğuna inanırsa ğusül gerekmez. Eğer meni mi, diğerleri mi, diye şüphe ederse ihtiyaten ğusletmesi gerekir. Malikiler'e göre: Uykudan uyanıp, elbisesinde veya bedeninde ıslaklık bulan kişi, meni olduğunu bilirse yahut, meni mi başka bir şey mi diye şüphe ederse ğusletmesi vacibtir (şarttır). Şayet meni'den başka bir şey olduğunu bilirse, yahut meni mi, mezi mi, vedi mi diye şüphe ederse ğusletmesi gerekmez. Hanbeliler'e göre; uyuyan veya bayılan kişi uyanıp da, elbisesinde veya vücüdunda bir ıslaklık görürse bakar; Eğer meni olduğu tahakkuk ederse, ihtilam olduğunu hatırlamazsa bile ğusletmesi vacibtir. Islaklığı yıkaması gerekmez. Çünkü meni tahirdir. Eger. mezi olduğu tahakkuk ederse, oraları yıkar ve ona ğusül gerekmei. Şayet meni veya mezi olduğu tahakkuk etmezse ve uyumadan önce hanımıyla oynaşmak, şehvani şeyleri düşünmek veya üşütmek gibi bir şey geçirmemişse ğusletmesi ve ıslaklığın dokunduğu yeri temizlemesi gerekir. Eğer uyumadan önce, anılan bir neden geçmiş ise ğusül gerekmez. O yeri yıkamak gerekir. Çünkü zahire göre o ıslaklık mezidir. Zira uyumadan önce bir sebebi görülmüştür. Eğer bu adam ihtilam olduğunu hatırlarsa ğusül gerekir. Çünkü, çıkan ıslaklık ihtilam sebebine bağlanır. HADİSİN FIKIH YÖNÜ : 1- Uykudan uyanınca bir ıslaklık bulunduğu takdirde, ihtilam hatırlanmasa bile ğusül gerekir. Bu husustaki tafsilat yukarıda.geçti. 2- Şer'i bir hükmü bilmeyen kişi sormalı, bundan çekinmem lidir. 3- Ebu Davud'un rivayetinde belirtildiği gibi erkek nasıl ihtilam oluyorsa kadın da ihtilam olabilir
Sünen-i İbn Mâce › Kitâb 1 · Tahâret ve Sünnetleri › Bâb 111Konum
KİTÂBLAR (37)
- ·Sünnet (Mukaddime)266
- 1Tahâret ve Sünnetleri400
- 2Namaz39
- 3Ezan ve Sünnetleri29
- 4Mescidler ve Cemaatler68
- 5Namazın İkâmesi ve Sünnetleri630
- 6Cenâzeler205
- 7Oruç145
- 8Zekât62
- 9Nikâh171
- 10Talâk78
- 11Keffâretler47
- 12Ticâret171
- 13Hükümler (Ahkâm)67
- 14Hibeler15
- 15Sadakalar46
- 16Rehin53
- 17Şuf'a10
- 18Buluntu Mallar (Lukata)10
- 19Köle Azâdı20
- 20Had Cezâları82
- 21Diyet80
- 22Vasiyyetler24
- 23Mîrâs Payları34
- 24Cihâd129
- 25Hac Menâsiki238
- 26Kurbanlar42
- 27Kesim (Zebâih)38
- 28Av51
- 29Yiyecekler120
- 30İçecekler65
- 31Tıp114
- 32Elbise107
- 33Âdâb170
- 34Dua66
- 35Rüya Tabiri34
- 36Fitneler175
- 37Zühd242
BÂBLAR — Tahâret ve Sünnetleri (138)
- 1بَابُ مَا جَاءَ فِي مِقْدَارِ الْمَاءِ لِلْوُضُوءِ وَالْغُسْلِ مِنَ الْجَنَابَةِ
- 2بَابُ لَا يَقْبَلُ اللَّهُ صَلَاةً بِغَيْرِ طُهُورٍ
- 3بَابُ مِفْتَاحُ الصَّلَاةِ الطُّهُورُ
- 4بَابُ الْمُحَافَظَةِ عَلَى الْوُضُوءِ
- 5بَابُ الْوُضُوءِ شَطْرُ الْإِيمَانِ
- 6بَابُ ثَوَابِ الطُّهُورُ
- 7بَابُ السِّوَاكِ
- 8بَابُ الْفِطْرَةِ
- 9بَابُ مَا يَقُولُ الرَّجُلُ إِذَا دَخَلَ الْخَلَاءَ
- 10بَابُ مَا يَقُولُ إِذَا خَرَجَ مِنَ الْخَلَاءِ
- 11بَابُ ذِكْرِ اللَّهِ ﷿ عَلَى الْخَلَاءِ، وَالْخَاتَمِ فِي الْخَلَاءِ
- 12بَابُ كَرَاهِيَةِ الْبَوْلِ فِي الْمُغْتَسَلِ
- 13بَابُ مَا جَاءَ فِي الْبَوْلِ قَائِمًا
- 14بَابٌ فِي الْبَوْلِ قَاعِدًا
- 15بَابُ كَرَاهَةِ مَسِّ الذَّكَرِ بِالْيَمِينِ، وَالِاسْتِنْجَاءِ بِالْيَمِينِ
- 16بَابُ الِاسْتِنْجَاءِ بِالْحِجَارَةِ، وَالنَّهْيِ عَنِ الرَّوْثِ وَالرِّمَّةِ
- 17بَابُ النَّهْيِ عَنِ اسْتِقْبَالِ الْقِبْلَةِ بِالْغَائِطِ وَالْبَوْلِ
- 18بَابُ الرُّخْصَةِ فِي ذَلِكَ فِي الْكَنِيفِ، وَإِبَاحَتِهِ دُونَ الصَّحَارِي
- 19بَابُ الِاسْتِبْرَاءِ بَعْدَ الْبَوْلِ
- 20بَابُ مَنْ بَالَ وَلَمْ يَمَسَّ مَاءً
- 21بَابُ النَّهْيِ عَنِ الْخَلَاءَ عَلَى قَارِعَةِ الطَّرِيقِ
- 22بَابُ التَّبَاعُدِ لِلْبَرَازِ فِي الْفَضَاءِ
- 23بَابُ الِارْتِيَادِ لِلْغَائِطِ وَالْبَوْلِ
- 24بَابُ النَّهْيِ عَنِ الِاجْتِمَاعِ عَلَى الْخَلَاءِ وَالْحَدِيثِ عِنْدَهُ
- 25بَابُ النَّهْيِ عَنِ الْبَوْلِ فِي الْمَاءِ الرَّاكِدِ
- 26بَابُ التَّشْدِيدِ فِي الْبَوْلِ
- 27بَابُ الرَّجُلِ يُسَلَّمُ عَلَيْهِ وَهُوَ يَبُولُ
- 28بَابُ الِاسْتِنْجَاءِ بِالْمَاءِ
- 29بَابُ مَنْ دَلَكَ يَدَهُ بِالْأَرْضِ بَعْدَ الِاسْتِنْجَاءِ
- 30بَابُ تَغْطِيَةِ الْإِنَاءِ
- 31بَابُ غَسْلِ الْإِنَاءِ مِنْ وُلُوغِ الْكَلْبِ
- 32بَابُ الْوُضُوءُ بِسُؤْرِ الْهِرَّةِ، وَالرُّخْصَةِ فِي ذَلِكَ
- 33بَابُ الرُّخْصَةِ بِفَضْلِ وَضُوءِ الْمَرْأَةِ
- 34بَابُ النَّهْيِ عَنْ ذَلِكَ
- 35بَابُ الرَّجُلِ وَالْمَرْأَةِ يَغْتَسِلَانِ مِنْ إِنَاءٍ وَاحِدٍ
- 36بَابُ الرَّجُلِ وَالْمَرْأَةِ يَتَوَضَّآَنِ مِنْ إِنَاءٍ وَاحِدٍ
- 37بَابُ الْوُضُوءُ بِالنَّبِيذِ
- 38بَابُ الْوُضُوءِ بِمَاءِ الْبَحْرِ
- 39بَابُ الرَّجُلِ يَسْتَعِينُ عَلَى وُضُوئِهِ فَيَصُبُّ عَلَيْهِ
- 40بَابٌ: الرَّجُلُ يَسْتَيْقِظُ مِنْ مَنَامِهِ، هَلْ يُدْخِلُ يَدَهُ فِي الْإِنَاءِ قَبْلَ أَنْ يَغْسِلَهَا
- 41بَابُ مَا جَاءَ فِي التَّسْمِيَةِ فِي الْوُضُوءِ
- 42بَابُ التَّيَمُّنِ فِي الْوُضُوءِ
- 43بَابُ الْمَضْمَضَةِ وَالِاسْتِنْشَاقِ مِنْ كَفٍّ وَاحِدٍ
- 44بَابُ مَا جَاءَ فِي الْوُضُوءِ مَرَّةً مَرَّةً
- 45بَابُ الْوُضُوءِ ثَلَاثًا ثَلَاثًا
- 46بَابُ مَا جَاءَ فِي الْوُضُوءِ مَرَّةً، وَمَرَّتَيْنِ، وَثَلَاثًا
- 47بَابُ مَا جَاءَ فِي الْقَصْدِ فِي الْوُضُوءِ وَكَرَاهِيَةِ التَّعَدِّي فِيهِ
- 48بَابُ مَا جَاءَ فِي إِسْبَاغِ الْوُضُوءِ
- 49بَابُ مَا جَاءَ فِي تَخْلِيلِ اللِّحْيَةِ
- 50بَابُ مَا جَاءَ فِي مَسْحِ الرَّأْسِ
- 51بَابُ مَا جَاءَ فِي مَسْحِ الْأُذُنَيْنِ
- 52بَابُ الْأُذُنَانِ مِنَ الرَّأْسِ
- 53بَابُ تَخْلِيلِ الْأَصَابِعِ
- 54بَابُ غَسْلِ الْعَرَاقِيبِ
- 55بَابُ مَا جَاءَ فِي غَسْلِ الْقَدَمَيْنِ
- 56بَابُ مَا جَاءَ فِي الْوُضُوءِ عَلَى مَا أَمَرَ اللَّهُ تَعَالَى
- 57بَابُ مَا جَاءَ فِي النَّضْحِ بَعْدَ الْوُضُوءِ
- 58بَابُ الْمِنْدِيلِ بَعْدَ الْوُضُوءِ، وَبَعْدَ الْغُسْلِ
- 59بَابُ مَا يُقَالُ بَعْدَ الْوُضُوءِ
- 60بَابُ الْوُضُوءِ بِالصُّفْرِ
- 61بَابُ الْوُضُوءِ مِنَ النَّوْمِ
- 62بَابُ الْوُضُوءِ مِنْ مَسِّ الذَّكَرِ
- 63بَابُ الرُّخْصَةِ فِي ذَلِكَ
- 64بَابُ الْوُضُوءِ مِمَّا غَيَّرَتِ النَّارُ
- 65بَابُ الرُّخْصَةِ فِي ذَلِكَ
- 66بَابُ مَا جَاءَ فِي الْوُضُوءِ مِنْ لُحُومِ الْإِبِلِ
- 67بَابُ الْمَضْمَضَةِ مِنْ شُرْبِ اللَّبَنِ
- 68بَابُ الْوُضُوءِ مِنَ الْقُبْلَةِ
- 69بَابُ الْوُضُوءِ مِنَ الْمَذْيِ
- 70بَابُ وَضُوءِ النَّوْمِ
- 71بَابُ الْوُضُوءِ لِكُلِّ صَلَاةٍ وَالصَّلَوَاتِ كُلِّهَا بِوُضُوءٍ وَاحِدٍ
- 72بَابُ الْوُضُوءِ عَلَى الطَّهَارَةِ
- 73بَابُ لَا وُضُوءَ إِلَّا مِنْ حَدَثٍ
- 74بَابُ مِقْدَارِ الْمَاءِ الَّذِي لَا يُنَجَّسُ
- 75بَابُ الْحِيَاضِ
- 76بَابُ مَا جَاءَ فِي بَوْلِ الصَّبِيِّ الَّذِي لَمْ يُطْعَمْ
- 77بَابُ الْأَرْضِ يُصِيبُهَا الْبَوْلُ، كَيْفَ تُغْسَلُ
- 78بَابُ الْأَرْضِ يُطَهِّرُ بَعْضُهَا بَعْضًا
- 79بَابُ مُصَافَحَةِ الْجُنُبِ
- 80بَابُ الْمَنِيِّ يُصِيبُ الثَّوْبَ
- 81بَابٌ فِي فَرْكِ الْمَنِيِّ مِنَ الثَّوْبِ
- 82بَابُ الصَّلَاةِ فِي الثَّوْبِ الَّذِي يُجَامِعُ فِيهِ
- 83بَابُ مَا جَاءَ فِي الْمَسْحِ عَلَى الْخُفَّيْنِ
- 84بَابُ مَا جَاءَ فِي مَسْحِ أَعْلَى الْخُفِّ وَأَسْفَلِهِ
- 85بَابُ مَا جَاءَ فِي التَّوْقِيتِ فِي الْمَسْحِ لِلْمُقِيمِ وَالْمُسَافِرِ
- 86بَابُ مَا جَاءَ فِي الْمَسْحِ بِغَيْرِ تَوْقِيتٍ
- 87بَابُ مَا جَاءَ فِي الْمَسْحِ عَلَى الْجَوْرَبَيْنِ وَالنَّعْلَيْنِ
- 88بَابُ مَا جَاءَ فِي الْمَسْحِ عَلَى الْعِمَامَةِ
- 89بَابُ مَا جَاءَ فِي السَّبَبِ
- 90بَابُ مَا جَاءَ فِي التَّيَمُّمِ ضَرْبَةً وَاحِدَةً
- 91بَابٌ فِي التَّيَمُّمِ ضَرْبَتَيْنِ
- 92بَابٌ فِي الْمَجْرُوحِ تُصِيبُهُ الْجَنَابَةُ، فَيَخَافُ عَلَى نَفْسِهِ إِنِ اغْتَسَلَ
- 93بَابُ مَا جَاءَ فِي الْغُسْلِ مِنَ الْجَنَابَةُ
- 94بَابٌ فِي الْغُسْلِ مِنَ الْجَنَابَةِ
- 95بَابٌ فِي الْوُضُوءِ بَعْدَ الْغُسْلِ
- 96بَابٌ فِي الْجُنُبِ يَسْتَدْفِئُ بِامْرَأَتِهِ قَبْلَ أَنْ تَغْتَسِلَ
- 97بَابٌ فِي الْجُنُبِ يَنَامُ كَهَيْئَتِهِ لَا يَمَسُّ مَاءً
- 98بَابُ مَنْ قَالَ: لَا يَنَامُ الْجُنُبُ حَتَّى يَتَوَضَّأَ وُضُوءَهُ لِلصَّلَاةِ
- 99بَابٌ فِي الْجُنُبِ، إِذَا أَرَادَ الْعَوْدَ تَوَضَّأَ
- 100بَابُ مَا جَاءَ فِيمَنْ يَغْتَسِلُ مِنْ جَمِيعِ نِسَائِهِ غُسْلًا وَاحِدًا
- 101بَابٌ فِيمَنْ يَغْتَسِلُ عِنْدَ كُلِّ وَاحِدَةٍ غُسْلًا
- 102بَابٌ فِي الْجُنُبِ يَأْكُلُ وَيَشْرَبُ
- 103بَابُ مَنْ قَالَ: يُجْزِئُهُ غَسْلُ يَدَيْهِ
- 104بَابُ مَا جَاءَ فِي قِرَاءَةِ الْقُرْآنِ عَلَى غَيْرِ طَهَارَةٍ
- 105بَابُ تَحْتَ كُلِّ شَعَرَةٍ جَنَابَةٌ
- 106بَابٌ فِي الْمَرْأَةِ تَرَى فِي مَنَامِهَا مَا يَرَى الرَّجُلُ
- 107بَابُ مَا جَاءَ فِي غَسْلِ النِّسَاءِ مِنَ الْجَنَابَةِ
- 108بَابُ الْجُنُبِ يَنْغَمِسُ فِي الْمَاءِ الدَّائِمِ، أَيُجْزِئُهُ
- 109بَابُ الْمَاءِ مِنَ الْمَاءِ
- 110بَابُ مَا جَاءَ فِي وُجُوبِ الْغُسْلِ إِذَا الْتَقَى الْخِتَانَانِ
- 111بَابُ مِنِ احْتَلَمَ وَلَمْ يَرَ بَلَلًا
- 112بَابُ مَا جَاءَ فِي الِاسْتِتَارِ عِنْدَ الْغُسْلِ
- 113بَابُ مَا جَاءَ فِي النَّهْيِ لِلْحَاقِنِ أَنْ يُصَلِّيَ
- 114بَابُ مَا جَاءَ فِي الْمُسْتَحَاضَةِ الَّتِي قَدْ عَدَّتْ أَيَّامَ أَقْرَائِهَا، قَبْلَ أَنْ يَسْتَمِرَّ بِهَا الدَّمُ
- 115بَابُ مَا جَاءَ فِي الْمُسْتَحَاضَةِ إِذَا اخْتَلَطَ عَلَيْهَا الدَّمُ فَلَمْ تَقِفْ عَلَى أَيَّامِ حَيْضِهَا
- 116بَابُ مَا جَاءَ فِي الْبِكْرِ إِذَا ابْتُدِئَتْ مُسْتَحَاضَةً، أَوْ كَانَ لَهَا أَيَّامُ حَيْضٍ فَنَسِيَتْهَا
- 117بَابٌ فِي مَا جَاءَ فِي دَمِ الْحَيْضِ يُصِيبُ الثَّوْبَ
- 118بَابُ الْحَائِضِ لَا تَقْضِي الصَّلَاةَ
- 119بَابُ الْحَائِضِ تَتَنَاوَلُ الشَّيْءَ مِنَ الْمَسْجِدِ
- 120بَابُ مَا لِلرَّجُلِ مِنَ امْرَأَتِهِ إِذَا كَانَتْ حَائِضًا
- 121بَابُ النَّهْيِ عَنْ إِتْيَانِ الْحَائِضِ
- 122بَابٌ فِي كَفَّارَةِ مَنْ أَتَى حَائِضًا
- 123بَابٌ فِي الْحَائِضِ كَيْفَ تَغْتَسِلُ
- 124بَابُ مَا جَاءَ فِي مُؤَاكَلَةِ الْحَائِضِ وَسُؤْرِهَا
- 125بَابٌ فِي مَا جَاءَ فِي اجْتِنَابِ الْحَائِضِ الْمَسْجِدَ
- 126بَابُ مَا جَاءَ فِي الْحَائِضِ تَرَى بَعْدَ الطُّهْرِ الصُّفْرَةَ وَالْكُدْرَةَ
- 127بَابُ النُّفَسَاءِ، كَمْ تَجْلِسُ
- 128بَابُ مَنْ وَقَعَ عَلَى امْرَأَتِهِ وَهِيَ حَائِضٌ
- 129بَابٌ فِي مُؤَاكَلَةِ الْحَائِضِ
- 130بَابٌ فِي الصَّلَاةِ فِي ثَوْبِ الْحَائِضِ
- 131بَابُ إِذَا حَاضَتِ الْجَارِيَةُ لَمْ تُصَلِّ إِلَّا بِخِمَارٍ
- 132بَابُ الْحَائِضِ تَخْتَضِبُ
- 133بَابُ الْمَسْحِ عَلَى الْجَبَائِرِ
- 134بَابُ اللُّعَابِ يُصِيبُ الثَّوْبَ
- 135بَابُ الْمَجِّ فِي الْإِنَاءِ
- 136بَابُ النَّهْيِ أَنْ يَرَى عَوْرَةَ أَخِيهِ
- 137بَابُ مَنِ اغْتَسَلَ مِنَ الْجَنَابَةِ، فَبَقِيَ مِنْ جَسَدِهِ لُمْعَةٌ لَمْ يُصِبْهَا الْمَاءُ، كَيْفَ يَصْنَعُ
- 138بَابُ مَنْ تَوَضَّأَ فَتَرَكَ مَوْضِعًا لَمْ يُصِبْهُ الْمَاءُ
Sünen-i İbn Mâce 612
Tahâret ve Sünnetleri
Hasen (el-Elbânî)
BÂB (111)
بَابُ مِنِ احْتَلَمَ وَلَمْ يَرَ بَلَلًا
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ خَالِدٍ، عَنِ الْعُمَرِيِّ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنِ الْقَاسِمِ، عَنْ عَائِشَةَ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " إِذَا اسْتَيْقَظَ أَحَدُكُمْ مِنْ نَوْمِهِ فَرَأَى بَلَلاً وَلَمْ يَرَ أَنَّهُ احْتَلَمَ اغْتَسَلَ وَإِذَا رَأَى أَنَّهُ قَدِ احْتَلَمَ وَلَمْ يَرَ بَلَلاً فَلاَ غُسْلَ عَلَيْهِ " .
Notunuz
KAYNAK
Sünen-i İbn Mâce, Kitâb 1 (Tahâret ve Sünnetleri), Bâb 111, Hadis no. 612
HADİSİN DERECESİ
Hasen(el-Elbânî)
Hasen(Muhammed Fuâd Abdülbâkî)
Hasen (li-gayrihî)(Şuayb el-Arnaût)
Zayıf(Zübeyr Alî Zâî)
sunnetimiz.com/ibnmace:612