Hişam, babası Urve'den: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mina'da dört rekatlı namazları ikişer rekat olarak kıldı. Ebu Bekr ve Ömer b. Hattab da öyle yaptılar. Osman b. Affan ise hilafetinin ilk yansında Mina'da vakit namazlarını ikişer rekat kıldığı halde, hilafetinin ikinci yarısında tam olarak kıldı. Bu, mürseldir. İbn Ömer'den mevsul olarak da rivayet edilmiştir: Buhari, Taksîru's-Salat, ; Müslim, Salatu'l-Musafirîn
Muvatta' › Kitâb 20 · HacKonum
- 1Namaz Vakitleri31
- 2Tahâret114
- 3Namaz75
- 4Namazda Sehiv3
- 5Cuma21
- 6Ramazanda Namaz8
- 7Teheccüd33
- 8Cemaatle Namaz39
- 9Namazı Kısaltma102
- 10İki Bayram13
- 11Korku Namazı4
- 12Tutulma Namazı4
- 13Yağmur Duası6
- 14Kıble15
- 15Kur'ân49
- 16Cenâzeler57
- 17Zekât52
- 18Oruç58
- 19Ramazanda İ'tikâf15
- 20Hac254
- 21Cihâd50
- 22Adaklar ve Yeminler18
- 23Kurbanlık Hayvanlar13
- 24Hayvan Kesimi10
- 25Av13
- 26Akîka7
- 27Ferâiz (Mîrâs)17
- 28Nikâh59
- 29Talâk119
- 30Süt Emzirme18
- 31Alım Satım95
- 32Kırâd (Mudârebe)2
- 33Ortakçılık (Müsâkât)2
- 34Arazi Kiralama5
- 35Şuf'a4
- 36Hükümler56
- 37Vasiyyetler9
- 38Azâd ve Velâ25
- 39Mükâteb7
- 40Müdebber3
- 41Had Cezâları35
- 42İçecekler15
- 43Diyet43
- 44Kasâme Yemini1
- 45Medîne25
- 46Kader10
- 47Güzel Ahlâk18
- 48Giyim20
- 49Rasûlullah'ın (ﷺ) Vasıfları40
- 50Nazar19
- 51Saç17
- 52Rüyâlar8
- 53Selâmlaşma6
- 54Genel Konular45
- 55Bîat3
- 56Söz28
- 57Cehennem2
- 58Sadaka15
- 59İlim1
- 60Mazlumun Duası1
- 61Rasûlullah'ın (ﷺ) İsimleri1
(20) Kitâb: Hac
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Abdullah b. Ömer'den: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Zülhuleyfe'deki Batha'da devesini çöktürerek, orada namaz kıldı. Nafî, Abdullah b. Ömer'in de böyle yaptığını söyler
Nafî'den: Abdullah b. Ömer öğle, ikindi, akşam ve yatsı namazlarını Muhassab'da kılar, sonra Mekke'ye geceleyin girerek Beytullah'ı tavaf ederdi
Nafî'den: İddia ettiklerine göre, Ömer b. Hattab adamlar gönderirdi. Bunlar da cemaati Akabe'nin arkasından (Mekke'ye) sokarlarmış
Abdullah b. Ömer'den: Ömer b. Hattab şöyle dedi: Hacılardan hiç kimse Akabe'nin ötesinde Mina'da geceleyin kalmasın
Hişam, babası Urve'den naklediyor: Mina geceleri Mekke'de yatmak hususunda der ki: Hacılardan hiç kimse Mina gecelerinde (Akabe cemresinden sonra) Mina'da yatmasın
İmam Malik'ten: Ömer b. Hattab ilk iki cemrenin yanında o kadar uzun dururdu ki ayakta duran yorulurdu
Nafî'den: Abdullah b. Ömer ilk iki cemre yanında tekbir ve tesbih getirerek, tahmidde bulunarak ve dua ederek uzun zaman bekler, Cemre-i akabe yanında da hiç beklemezdi
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Abdullah b. Ömer'den: Bayram günlerinde her kim Mina 'da iken güneş batarsa, ertesi günün taşlarını atmadan dönmesin
Abdurrahman b. Kasım babasından naklediyor: Müslümanlar cemreleri taşlamaya gelip giderken yaya gelip giderdi. îlk defa binekli gidip gelen Muaviye b. Ebî Süfyan oldu
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Abdullah b. Ömer'den: Cemreler üç gün güneş zevalden dönünceye kadar taşlanmaz
Ebu'l-beddah, babası Asım b. Adiy'den naklediyor: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem deve çobanlannın Mina'dan çıkarak gecelemelerine müsaade etti. Onlar, bayramın birinci günü cemreleri taşladıktan sonra ikinci günü, üçüncü günü atacakları taşlan da attılar, sonra da dönüş gününün taşlarını attılar. Ebu Davud, Menasik (Hac); Tirmizî, Hac; Nesaî, Hac; İbn Mace, Menasik (Hac)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Abdullah b. Ömer anlatıyor: Ömer b. Hattab, Arafat'ta cemaata bir hutbe okuyarak onlara hac ibadetinin nasıl yapılacağını anlattı. Anlattıkları arasında şunları da söyledi: Mina'ya varıp Cemreleri taşladıktan sonra kadınlarla cima ve koku sürünmenin dışında daha önce size haram olanlar helal olur. Onun için Beytullah'ı tavaf etmedikçe, hiç kimse ne hanımı ile münasebette bulunsun, ne de koku sürünsün
Abdullah b. Ömer'den: Ömer b. Hattab şöyle dedi: Cemreleri taşlayıp tıraş olan veya saçlarını kısaltan ve eğer yanında ise kurbanını kesen kimseye hanımı ile cima etmenin ve koku sürünmenin dışında her şey helal olur. Ancak Bey-tullah'ı tavaf etmedikçe hanımına yaklaşamaz ve güzel koku kullanamaz
Mu'minlerin annesi Hz. Aişe'den: Veda haccı için Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte yola çıkmıştık. Sonradan haccımızı umreye çevirdik. Bihalare Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: «Kimin yanında kurbanlığı varsa, hacla umre için ihrama beraber girsin. Sonra her ikisi için de ihramdan çıkmadıkça ihram-lı hali devam eder.» Ben Mekke'ye hayızlı geldim. Onun için ne Beytullah'ı tavaf ettim, ne de Safa ile Merve arasında sa'y ettim. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e durumdan şikayette bulundum. Bana şöyle dedi: «Saçlarını çöz, tara, umreyi bırak hac için ihrama gir» Buyurduğu gibi yaptım. Haccımızı ifa edince, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem beni Abdurrahman b. Ebi Bekr es-Sıddık ile Ten'im'e gönderdi. Orada umreye girdim. Abdurrahman bana: «İşte umreye gireceğin yer!» dedi. Umre için ihrama girenler Beyt'i tavaf ettiler. Safa ile Merve arasında da sa'y ettikten sonra ihramdan çıktılar. Daha sonra Mi-na'dan döndükleri zaman, bir de hac için tavaf yaptılar. Sadece hac için ihrama girenler veya hacla umre ihramına birlikte girenler ise, tek bir tavaf yaptılar
İmâm-ı Mâlik der ki: Bizdeki hüküm ittifakla şöyledir: Karşılık beklenerek yapılan hibe, hibe edilenin yanında bir fazlalık ya da eksiklik gibi bir değişikliğe uğrarsa, hibe edilenin, hibe edene hibeyi teslim aldığı günkü kıymetini vermesi gerekir. Şeybanî, 805. Hibe eden kişi, karşılık beklememelidir. Karşılık beklerse, hibe olmaktan çıkar, ecir ve sevap da alamaz
Hz. Aişe'den: Mekke'ye geldiğimde hayızlı idim. Onun için ne tavaf ne de sa'y ettim. Durumdan Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e şikayette bulundum. Bana: «Temizleninceye kadar tavaf ve sa'y dışında hacı adaylarının yaptıkları her şeyi yap.» buyurdu
Hz. Aişe'den: Safiyye binti Huyey aybaşı oldu. Durumu Nebi s.a.v.'e bildirdim: «— Bizi burada bekletecek mi?» diye sordu. Kendisine: «— Ziyaret tavafını yaptı.» dendi. O zaman: «— Peki öyleyse beklemeyiz.» buyurdu. Diğer tahric: Buharî, Hac
Hz. Aişe'den: Nebi s.a.v.'e: «— Ya Resulallah! Huyey'in kızı Safiye aybaşı oldu!» dedim. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: «— Yoksa bizi burada bekletecek mi? Beyt'i sizlerle tavaf etmedi mi?» dedi. «— Etti!» dediler. Bunun üzerine Nebi s.a.v.: «— Öyleyse gidelim!» buyurdu. Diğer tahric: Buharî, Hayd; Müslim, Hac
Abdurrahman'ın kızı Amre anlatıyor:- Hz. Aişe haccettiği zaman yanında kadınlar varsa onların aybaşı olmalarından korkarak bayram günü önceden gidip ziyaret tavafi yapmalarını sağladı. Çünkü tavaftan sonra aybaşı olurlarsa, Hz. Aişe onları beklemez, onlar hayızlı olarak da memleketlerine dönebilirler
Cabir b. Abdullah el-Ensarî (radıyallahü anh)'den: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: «Herhangi bir kişiye ve çocuklarına bir Umra hibe edilirse, bu o kişinin olur. Bu Umra, hiç bir zaman hibe eden kişiye geri dönmez. Çünkü hibe edenin hibesi, miras hükümlerinin geçerli olduğu bir hibedir.» Müslim, Hibât, 24/4, no: 20; Şeybanî
Ebu Seleme b. Abdurrahman'dan: Milhan'ın kızı Ümmü Seleme bayram günü ziyaret tavafını yaptıktan sonra aybaşı oldu veya yolda doğum yaptı. Bunun üzerine Nebimizden fetva istedi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona müsaade etti, gitti
Ebu'z-Zübeyr'den: Ömer b. Hattab (Hacdayken) bir sırtlan öldürenin bir keçi, Ceylan öldürenin bir keçi, tavşan öldürenin oğlak ve bir tarla farç*si öldürenin de dört aylık bir oğlak fidye vermesine karar verdi
Muhammed b. Sirin anlatıyor: Bir adam Ömer b. Hattab'a gelerek: «— Arkadaşımla ben atlarımızı koşturduk. Dar bir yolun girişindeki gedikte bir ceylan vurduk. îkimiz de ihramlı idik. Bu durumda bizim ne yapmamızı emredersin?» dedi. Ömer (r.a.) yanındaki bir adama: «— Gel, beraber karar verelim!» dedi. Adamın fidye olarak bir keçi vermesini kararlaştırdılar. Adam dönüp giderken: «Bu da güya Mu'minlerin emin! Daha bir ceylan hakkında bile hüküm veremiyor da başkasını çağırıyor!» diye söyleniyordu. Ömer (r.a.) sözlerini işitti, onu çağırıp: «— Maide suresini okuyor musun?» diye sordu. Adam: «— Hayır!» deyince: . #«— Benimle beraber karar veren adamı tanıyor musun?» dedi. Adam yine: «— Hayır!» cevabını verdi. Bunun üzerine Hz. Ömer: «— Eğer Maide suresini okumuş olsaydın seni iyice döverdim» dedi, sonra da Allah Teala kitabında: «Sizden iki adil kimse Kabe'ye gidecek kurbanlık konusunda karar verir» [Maide 95] buyuruyor. Bu da Abdurrahman b. Avf tır, diyerek sözlerini tamamladı
Hişam'ın babası Urve'den: Yaban sığırı öldüren kimse bir ehil sığır, ceylan öldüren kimse de bir koyun fidye olarak verir
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Zeyd b. Eslem'den: Bir adam Ömer b. Hattab'a gelerek: «— Mu'minlerin emiri! Ben ihramlı iken kamçımla çekirgelere vurarak onları öldürdüm!» dedi. Ömer (r.a.): «— Öyleyse (fidye olarak) bir avuç yiyecek ver!» cevabını verdi
Yahya b. Saîd'den: Adamın biri Ömer b. Hattab'a gelerek ihramlı iken çekirgeleri öldürdüğünü söyledi. Bunun üzerine Ömer (r.a.), Ka'b'a: «— Gel, karar verelim.» dedi. Ka'b: «Bir dirhem versin.» deyince, Hz. Ömer ona: «Sen dirhemleri bulabilirsin, fakat hurma (yoksullara) çekirgelerden daha faydalıdır.» dedi
Ka’b b. Ucre'den: İhramlı vaziyette Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile beraberdim. Başımdaki haşereler bana eziyet vermeye başlamışlardı. Bunun üzerine Nebi s.a.v. tıraş olmamı emrederek: «Ya üç gün oruç tut, ya adam başına iki müd olmak üzere altı fakiri doyur, ya da bir koyun kurban kes. Bunlardan hangisini yaparsan, fidyeni ödemiş olursun» buyurdu
Ka'b b. Ucre anlatıyor: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana: «— Sanırım haşereler sana eziyet veriyor!» dedi. Ben de: «— Evet Ya Resulallah!» diye karşılık verdim. Bunun üzerine Nebimiz bana: «— Tıraş ol. Fidye olarak ya üç gün oruç tut, ya alta fakiri doyur, ya da bir koyun kurban kes.» buyurdu
Ka*b b. Ucre anlatıyor: Ben arkadaşlarıma ait bir çömleğin altını üflerken Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana geldi. Benim saç ve sakallarım haşerelerle dolmuştu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem alnımdan kaldırarak: «— Bu saçları kestir. Fidye olarak da, ya üç gün oruç tut, ya da altı fakiri doyur» buyurdu. Nebi s.a.v. yanımda kesilecek kurbanlık olmadığını biliyordu
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Abdullah b. Amr b. As'dan: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mina'da durdu, müslümanlar kendisine muhtelif sorular soruyorlardı. Bu arada adamın biri gelerek: «— Ya Resulallah! kurban kesmeden önce bilmediğim için tıraş oldum, dedi. Nebi s.a.v.: «— Kurbanını kes, önemli değil.» buyurdu. Daha sonra başka bir kimse daha gelerek: «— Ya Resulallah! Cemreleri taşlamadan önce bilmediğim için kurban kestim, dedi. Buna da cevaben Nebimiz: «— Taşını at önemli değil!» buyurdu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e burada gelmiş ve geçmiş ne sorulduysa hepsine de cevabı: «— Yap, önemli değil» oldu
Abdullah b. Ömer'den: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir gazveden, hacdan veya bir umreden dönerken her yüksek yerden geçerken üç defa tekbir getirirdi. Sonra da: «Tek olan Allah'tan başka ilah yoktur. Onun hiç bir şekilde ortağı da yoktur. Mülk onundur, hamd da ona mahsustur. O her şeye kadirdir. Dönenler, tövbe edenler, ibadet ve secde edenler, rabbimize hamdedenler, Allah vaadinde sadıktır. Kuluna yardım eder, Allah düşmanı grupları o tek başına hezimete uğratır,» diye dua ederdi
İbn Abbas anlatıyor: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem devesinin hevdecinde (çadırında) duran bir kadının yanından geçiyordu. Kadına: «— Bu Allah'ın resulüdür!» dendi. Bunun üzerine kadın yanındaki çocuğun yanlarından tutup kaldırarak: «— Bu haccedebilir mi ya Resulallah?» diye sordu. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: «— Evet, sana da sevap olur» buyurdu
Talha b. Ubeydillah b. Keriz'den: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: «Şeytan arefe günü görüldüğünden daha küçük, daha hakir, daha zelil ve daha öfkeli hiç bir zaman görülmedi. Bunun sebebi de rahmetin indirilişini, Allah'ın büyük günahları affedişini görmesidir. Bir de arefe gününden de daha küçük, daha zelil, daha öfkeli görüldüğü bir gün vardır ki o da Bedr harbinin olduğu gündür.» Bu söz üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e: «— Bedr'de şeytan ne gördü ya Resulallah?» diye sorulunca şöyle buyurdu: v— Cebrail'in melekleri savaş için sıra sıra yaptığını gördü.» İBN-İ MACE’DEKİ ŞU HADİS’İ OKUMANIZI ÖNERİRİM !!! BURAYA TIKLAYIN
Talha b. ubeydillah b. Keriz'den: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: «Duaların en efdali arefe günü yapılandır. Benim ve benden önceki Nebilerin söylediklerinin en efdali de: La ilahe illallahu vahdehu la şetike heh» sözüdür. Îbn Abdilber derki: "Mürsel oluşunda, Malik'ten ihtilaf yoktur, bu isnadları sağlam bir yolla müsned oluşunu bilmiyorum. Faziletlerle ilgili hadisler, sağlam bir delile ihtiyaç duymaz. Ali ve Îbn Amr'dan müsned olarak gelmiştir
Enes b. Malik'ten Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mekke'nin fethedildiği sene Mekke'ye girdiğinde başında miğfer vardı. Miğferi çıkarınca bir adam kendisine gelerek: «— Ya Resulallah! îbn Hatal, Kabe'nin perdeleri arasına sığınmış!» dedi. Bunun üzerine Nebimiz: «— Onu öldürün!» buyurdu. İmam Malik der ki: Ogün Resulullah da —Allah bilir—ihramlı değildi
Nafî'den: Abdullah b. Ömer Mekke'den yola çıktı. Kudeyd'e gelince kendisine Medine'den bir haber geldi. Bunun üzerine hemen ihramsız olarak Mekke'ye döndü
İbn Şihab'den buna, benzer bir rivayet gelmiştir
Muhammed b. imran el-Ensarî, babasından naklediyor: Ben Mekke yolu üzerindeki Serha'nın altında dururken Abdullah b. Ömer geldi. «— Neden bu ağacın altındasın?» dedi. «— Gölgesinde oturmak için.» dedim. «— Başka sebebi var mı?» dedi. «— Hayır, sadece gölgesi için» dedim. Bunun üzerine Abdullah b. Ömer eliyle doğu tarafını işaret ederek Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu nakletti: «Mina'daki iki küçük dağ arasına varınca orada Sürer denilen bir vadide bir ağaç vardır. O ağacın altında yetmiş bin Nebi yaşamıştır.»
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Abdullah b. Abbas'tan: Rükün'le Kabe kapısının arası, Mültezem'dir