Bize Ebû Bekr b. Ebi Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Abdurrahim b. Süleyman Asım'dan rivayet etti. (Demişki): Bana Müverrik rivayet etti. (Dediki): Bana Abdullah b. Ca'fer rivayet etti. (Şöyle demiş): Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) seferden geldiği vakit bizim tarafımızdan karşılanırdı. Bir defa benimle Hasan veya Hüseyn tarafından karşılandı da birimizi önüne, öbürümüzü de arkasına bindirdi. Tâ ki Medine'ye dahil olduk. İzah 2429 da
Sahih-i Müslim › Kitâb 44 · Sahâbenin FazîletleriKonum
- ·Giriş (Mukaddime)35
- 1Îmân437
- 2Tahâret144
- 3Hayız157
- 4Namaz323
- 5Mescidler ve Namaz Yerleri406
- 6Namaz — Yolcular380
- 7Namaz — Cuma93
- 8Namaz — İki Bayram26
- 9Namaz — Yağmur19
- 10Namaz — Tutulmalar34
- 11Namaz — Cenâzeler140
- 12Zekât230
- 13Oruç285
- 14İ'tikâf11
- 15Hac604
- 16Nikâh169
- 17Süt Emzirme84
- 18Talâk91
- 19Lân (Mülâane)27
- 20Köle Azâdı31
- 21Alım Satım158
- 22Müsâkât (Ortakçılık)178
- 23Mîrâs Hükümleri23
- 24Hibeler41
- 25Vasiyyetler31
- 26Adaklar19
- 27Yeminler88
- 28Yeminler, Muhâribler, Kısas ve Diyet56
- 29Had Cezâları72
- 30Yargı ve Hükümler28
- 31Bulunmuş Mallar (Lukata)21
- 32Cihâd ve Seferler182
- 33İmâret (Yönetim)271
- 34Av, Kesim ve Yenilecek Şeyler92
- 35Kurbanlar61
- 36İçecekler258
- 37Elbise ve Süs200
- 38Edep ve Âdâb60
- 39Selâmlaşma216
- 40Doğru Kelime Kullanımı25
- 41Şiir10
- 42Rüyâlar41
- 43Fazîletler230
- 44Sahâbenin Fazîletleri331
- 45Birr, Sıla ve Güzel Ahlâk222
- 46Kader52
- 47İlim30
- 48Zikir, Dua, Tövbe ve İstiğfâr131
- 49Kalpleri Yumuşatan Rivayetler15
- 50Tövbe72
- 51Münâfıkların Vasıfları ve Hükümleri21
- 52Kıyâmet Günü, Cennet ve Cehennemin Vasıfları85
- 53Cennet, Nîmetleri ve Ehli104
- 54Fitneler ve Kıyâmet Alâmetleri180
- 55Zühd ve Kalplerin Yumuşaması99
- 56Tefsîr40
- 1بَاب مِنْ فَضَائِلِ أَبِي بَكْرٍ الصِّدِّيقِ، ﵁
- 2بَاب مِنْ فَضَائِلِ عُمَرَ، ﵁
- 3بَاب مِنْ فَضَائِلِ عُثْمَانَ بْنِ عَفَّانَ، ﵁
- 4بَاب مِنْ فَضَائِلِ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ، ﵁
- 5بَاب فِي فَضْلِ سَعْدِ بْنِ أَبِي وَقَّاصٍ، ﵁
- 6بَاب مِنْ فَضَائِلِ طَلْحَةَ وَالزُّبَيْرِ، ﵄
- 7بَاب فَضَائِلِ أَبِي عُبَيْدَةَ بْنِ الْجَرَّاحِ، رَضِيَ اللَّهُ تَعَالَى عَنْهُ
- 8بَاب فَضَائِلِ الْحَسَنِ وَالْحُسَيْنِ، ﵄
- 9بَاب فَضَائِلِ أَهْلِ بَيْتِ النَّبِيِّ ﷺ
- 10بَاب فَضَائِلِ زَيْدِ بْنِ حَارِثَةَ وَأُسَامَةَ بْنِ زَيْدٍ، ﵄
- 11بَاب فَضَائِلِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ جَعْفَرٍ، ﵄
- 12بَاب فَضَائِلِ خَدِيجَةَ أُمِّ الْمُؤْمِنِينَ، رَضِيَ اللَّهُ تَعَالَى عَنْهَا
- 13بَاب فِي فَضْلِ عَائِشَةَ، رَضِيَ اللَّهُ تَعَالَى عنها
- 14بَاب ذِكْرِ حَدِيثِ أُمِّ زَرْعٍ
- 15باب من فَضَائِلِ فَاطِمَةَ، بِنْتِ النَّبِيِّ، عَلَيْهَا الصَّلَاة وَالسَّلَامُ
- 16بَاب مِنْ فَضَائِلِ أُمِّ سَلَمَةَ، أُمِّ الْمُؤْمِنِينَ، ﵂
- 17بَاب مِنْ فَضَائِلِ زَيْنَبَ، أُمِّ الْمُؤْمِنِينَ، ﵂
- 18بَاب مِنْ فَضَائِلِ أُمِّ أَيْمَنَ، ﵂
- 19بَاب مِنْ فَضَائِلِ أُمِّ سُلَيْمٍ، أُمِّ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، وَبِلَالٍ ﵄
- 20بَاب مِنْ فَضَائِلِ أَبِي طَلْحَةَ الْأَنْصَارِيِّ، ﵁
- 21بَاب مِنْ فَضَائِلِ بِلَالٍ، ﵁
- 22بَاب مِنْ فَضَائِلِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ وأمه، ﵄
- 23بَاب مِنْ فَضَائِلِ أُبَيِّ بْنِ كَعْبٍ وَجَمَاعَةٍ مِنْ الْأَنْصَارِ، رَضِيَ اللَّهُ تَعَالَى عَنْهُمْ
- 24بَاب مِنْ فَضَائِلِ سَعْدِ بْنِ مُعَاذٍ، ﵁
- 25بَاب مِنْ فَضَائِلِ أَبِي دُجَانَةَ، سِمَاكُ بْنُ خَرَشَةَ، رَضِيَ اللَّهُ تَعَالَى عَنْهُ
- 26بَاب مِنْ فَضَائِلِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرِو بْنِ حَرَامٍ، وَالِدُ جَابِرٍ، رَضِيَ اللَّهُ تَعَالَى عنهما
- 27بَاب مِنْ فَضَائِلِ جُلَيْبِيبٍ، ﵁
- 28بَاب مِنْ فَضَائِلِ أَبِي ذَرٍّ، ﵁
- 29بَاب مِنْ فَضَائِلِ جَرِيرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، رَضِيَ اللَّهُ تَعَالَى عَنْهُ
- 30باب من فَضَائِلِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبَّاسٍ، ﵄
- 31باب من فَضَائِلِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، ﵄
- 32بَاب مِنْ فَضَائِلِ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، ﵁
- 33بَاب مِنْ فَضَائِلِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ سَلَامٍ، ﵁
- 34بَاب فَضَائِلِ حَسَّانَ بْنِ ثَابِتٍ، ﵁
- 35بَاب مِنْ فَضَائِلِ أَبِي هُرَيْرَةَ الدَّوْسِيِّ، ﵁
- 36بَاب مِنْ فَضَائِلِ أَهْلِ بَدْرٍ ﵃، وَقِصَّةِ حَاطِبِ بْنِ أَبِي بَلْتَعَةَ
- 37بَاب مِنْ فَضَائِلِ أَصْحَابِ الشَّجَرَةِ، أَهْلِ بَيْعَةِ الرُّضْوَانِ، ﵃
- 38باب من فَضَائِلِ أَبِي مُوسَى وَأَبِي عَامِرٍ الْأَشْعَرِيَّيْنِ، ﵄
- 39باب من فضائل الأشعريين، ﵃
- 40باب من فضائل أبي سفيان بن حرب، ﵁
- 41باب من فضائل جعفر بن أبي طالب، وأسماء بنت عميس، وأهل سفينتهم، ﵃
- 42باب من فضائل سلمان و صهيب وبلال، رَضِيَ اللَّهُ تَعَالَى عَنْهُمْ
- 43باب من فضائل الأنصار، رضي الله تعالى عنهم
- 44باب في خير دور الأنصار، ﵃
- 45باب في حسن صحبة الأنصار، ﵃
- 46بَاب دُعَاءِ النَّبِيِّ ﷺ لغفار وأسلم
- 47باب من فضائل غفار وأسلم وجهينة وأشجع ومزينة وتميم ودوس وطيء
- 48باب خيار الناس
- 49باب من فضائل نساء قُرَيْشٍ
- 50باب مؤاخاة النبي ﷺ بين أصحابه، رضي الله تعالى عنهم
- 51باب بيان أن بقاء النبي ﷺ أمان لأصحابه، وبقاء أصحابه أمان للأمة
- 52باب فضل الصحابة، ثم الذين يلونهم، ثم الذين يلونهم
- 53بَاب قَوْلِهِ ﷺ "لَا تأتي مائة سنة وعلى الأرض نفس منفوسة اليوم
- 54باب تحريم سب الصحابة، ﵃
- 55باب من فضائل أويس القرني، ﵁
- 56باب وصية النبي ﷺ بأهل مصر
- 57باب فضل أهل عمان
- 58باب ذكر كذاب ثقيف ومبيرها
- 59باب فضل فارس
(44) Kitâb: Sahâbenin Fazîletleri
بَاب فَضَائِلِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ جَعْفَرٍ، ﵄
Bize Şeybân b. Ferrûh rivayet etti. (Dediki): Bize Mehdi b. Meymûn rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Abdillah b. Ebi Ya'kub, Hasen b. Ali'nin azatlısı Hasan b. Sa'd'dan, o da Abdullah b. Ca'fer'den naklen rivayet etti. Abdullah (Şöyle demiş): Bir gün Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) beni terkisine bindirdi. Ve bana sır olarak bir şey söyledi ki, onu insanlardan hiç birine söylemem
بَاب فَضَائِلِ خَدِيجَةَ أُمِّ الْمُؤْمِنِينَ، رَضِيَ اللَّهُ تَعَالَى عَنْهَا
Bize Ebû Bekr b. Ebi Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. Numeyr ile Ebû Usâme rivayet ettiler. H. Bize Ebû Kureyb de rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Usâme ile İbnü Numeyr, Veki' ve Ebû Muâviye rivayet ettiler. H. Bize İshâk b. İbrahim dahi rivayet etti. (Dediki): Bize Abde b. Süleyman haber verdi. Bu râvilerin hepsi Hişam b. Urve'den rivayet etmişlerdir. Lâfız Ebû Usame'nin hadisidir. H. Bize Ebû Kureyb de rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Usame, Hişam'dan, o da babasından naklen rivayet etti. (Demişki); Ben Abdullah b. Ca'fer'i şunu söylerken işittim. Kufe'de Ali'yi dinledim. Şunları söylüyordu: Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i : «Bunların en hayırlı kadını Meryem binti İmran'dır. Ve bunların en hayırlı kadını Hadice binti Huveylid'dir.» buyururken işittim. Ebû Kureyb: «Veki' (bunu söylerken) yerle gökyüzüne işaret etti.»
Bize Ebû Bekr b. Ebi Şeybe ile Ebû Kureyb rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Veki' rivayet etti. H. Bize Muhammed b. Müsenna ile İbni Beşşâr da rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. Bunların hepsi Şu'be'den rivayet etmişlerdir. H. Bize Ubeydullah b. Muâz EI-Anberi dahi rivayet etti. Lâfız onundur. (Dediki): Bize babam rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be Amr b. Mürra'dan, o da Mürra'dan, o da Ebû Musa'dan naklen rivayet etti. Ebû Musa şöyle demiş: Resûlullah {Sailallahu Aleyhi ve Sellem); «Erkeklerden kemâle erenler çoktur. Kadınlardan ise Meryem binti Imran ile Fir'avn'ın karısı Âsiye'den başka kemâle eren yoktur. Kadınlar üzerine Âişe'nin üstünlüğü tiridin sâir yiyecekler üzerine üstünlüğü gibidir.» buyurdular
Bize Ebû Bekr b. Ebi Şeybe ile Ebû Kureyb ve İbni Numeyr rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize İbni Fudayl Umâra'dan, o da Ebû Zür'a'dan naklen rivayet etti. (Demişki): Ebû Hureyre'yi şunu söylerken işittim, Cibril, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek: — Yâ Resûlallah! İşte Hatice sana yönelmiştir. Beraberinde bir kab vardır ki, içinde katık yahut yiyecek veya içecek vardır. Sana geldiği vakit ona Rabbi (Azze ve Celle)'den ve benden selâm söyle! Hem kendisini cennette (inci) kamış (ın) dan bir evle müjdele! O evde ne gürültü olacak, ne de meşakkat! dedi. Ebû Bekr kendi rivayetinde «Ebû Hureyre'den» dedi. «İşittim» demedi. Bu hadisde o: «Benden de selâm et!» cümlesini söylemedi
Bize Muhammed b. Abdillah b. Numeyr rivayet etti. (Dediki): Bize babam ve Muhammed b. Bişr El-Abdi, İsmail'den rivayet ettiler. (Demişki): Abdullah b. Ebi Evfâ'ya: — Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Hatice'ye cennette bir ev müjdeledi mi? diye sordum. — Evet! Ona cennette kamışdan, içinde gürültü ve meşakkat olmayan bir ev müjdeledi, dedi
{m-72} Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Muâviye haber verdi. H. Bize Ebû Bekr b. Ebi Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Veki' rivayet etti. H. Bize İshâk b. İbrahim dahi rivayet etti. (Dediki): Bize Mu'temir b. Süleyman ile Cerir haber verdiler. H, Bize İbni Ebi Ömer de rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyân rivayet etti. Bu râvilerin hepsi İsmail b. Ebi Hâiid'den, o da İbni Ebi Evfâ'dan, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen bu hadisin mislini rivayet etmişlerdir. İzah 2432 de idi
Bize Osman b. Ebi Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Abde, Hişam b. Urve'den, o da babasından, o da Aişe'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Hatice binti Huveylid'i cennette bir evle müjdelemiştir. Dikkat 2434 olarak girdiğim numara tercüme metinde hataen 2437 olarak geçmekte ama orj. metinde 2434 tür ki sırayı izleyip görebilirsiniz
Bize Ebû Kureyb Muhammed b. Alâ' rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Usame rivayet etti. (Dediki): Bize Hişam babasından, o da Âişe'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Ben Hatice'yi kıskandığım kadar hiç bir kadını kıskanmamışımdır. Halbuki o benimle evlenmesinden üç sene evvel vefat etmişti. Onu andığını işitiyordum da onun için (kıskanıyordum). Filhakika Nebi (Sallaliahu Aleyhi ve Sellem)'e Rabbi (Azze ve Celie) ona cennette kamışdan bir ev müjdelemesini emir buyurmuştu. Bir de: — Koyun keser, sonra onu Hatice'nin yakınlarına hediyye ederdi
Bize Sehl b. Osman rivayet etti. (Dediki): Bize Hafs b. Gıyâs, Hişam b. Urve'den, o da babasından, o da Âişe'den naklen rivayet itli. (Şöyle demiş): Ben Hatice'den başka Nebi (Sallaliahu Aleyhi ve Sellem)'in kadınlarım kıskanmadım. Halbuki ona yetişmedim. Âişe demiş ki: Resûlullah (Sallaliahu Aleyhi ve Sellem) koyunu kesti mi: «Onu Hatice'nin dostlarına gönderin!» derdi. Bir gün onu kızdırdım: — Hatice mi? dedim. Bunun üzerine Resûlullah (Sallaliahu Aleyhi ve Sellem); «Bana onun sevgisi bahşedildi.» buyurdular
{m-75} Bize Züheyr b. Harb ile Ebû Kureyb hep birden Ebû Muâviye'den rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Hişam bu isnadla koyun kıssasına kadar Ebû Usâme'nin hadisi gibi rivayette bulundu. Ondan sonraki ziyadeyi anmadı
Bize Abd b. Humeyd rivayet etti. (Dediki): Bize Abdürrezzâk haber verdi. (Dediki): Bize Ma'mer Zühri'den, o da Urve'den, o da Âişe'den naklen haber verdi. (Şöyle demiş): Ben Hatice'yi kıskandığım kadar Nebi (Sallaliahu Aleyhi ve Sellem)'in kadınlarından hiç birini kıskanmamışımdır. Çünkü onu çok anardı. Halbuki onu hiç görmemişdim. İzah 2436 da
Bize Abd b. Humeyd rivayet etti. (Dediki): Bize Abdürrezzâk haber verdi. (Dediki): Bize Ma'mer Zühri'den, o da Urve'den, o da Âişe'den naklen haber verdi. (Şöyle demiş): Nebi (Sallaliahu Aleyhi ve Sellem) Hatice vefat edinceye kadar onun üzerine evlenmedi
Bize Süveyd b. Said rivayet etti. (Dediki): Bize Ali b, Müshir, Hişâm'dan, o da babasından, o da Âişe'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Hatice'nin kız kardeşi Hâle binti Huveylid, Resûlullah (Sallaliahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına girmek için izin istedi de, Hatice'nin izin istemesini hatırladı. Ve bundan memnuniyet duyarak: «Allah'ım! Huveylid'in kızı Hâle!» dedi. Ben derhal kıskandım. Ve: — Allah sana yerine daha hayırlısını vermişken, zaman önce ölmüş Kureyş'in kocakarılarından çenelerinin içi kırmızı bir kocakarıyı ile anıp duruyorsun! dedim. Nebi (Sallaliahu Aleyhi ve Sellem), Hâle binti Huveylid'in sesini işitince, onu Hz. Hatice'nin sesine benzeterek sevincinden titremiş ve : «Allah'ım bu Hâle'dir.» demiştir. Hz. Âişe onu kıskanmış ve hadisde beyan edildiği vecihle karşılık vermiştir. Kocakarıdan muradı Hatice (Radiyallahu anha)'dır
بَاب فِي فَضْلِ عَائِشَةَ، رَضِيَ اللَّهُ تَعَالَى عنها
Bize Halef b. Hişâm ile Ebu'r-Rabi' hep birden Hammad b. Zeyd'den rivayet ettiler. Lâfız Ebu'r-Rabi'indir. (Dedilerki): Bize Hammad rivayet etti. (Dediki): Bize Hişanı babasından, o da Aişe'den naklen rivayet etti kir (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Bana üç gece rüyamda gösterildin. Seni bana melek beyaz bir parça ipek içinde getirdi. Ve: işte hanımın! dedi. Bir de yüzünü açtım ne göreyim, senmişsin. Artık: Eğer bu Allah'dansa, onu infaz etsin, dedim.» buyurdular
{m-79} Bize İbnü Numeyr rivayet etti. (Dediki): Bize İbni İdris rivayet etti. H. Bize Ebû Kureyb de rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Usâme rivayet etti. Bu râvilerin ikisi birden Hişam'dan bu isnadla rivayette bulunmuşlardır
Bize Ebû Bekr b. Ebi Şeybe rivayet etti. (Dediki): Ebû Seleme'den hadis rivayet ettiğim kitabımda şunu buldum: Bize Hişâm rivayet etti. H. Bize Ebû Kureyb Muhammed b. Ala' da rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Usâme Hişâm'dan, o da babasından, o da Âişe'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Bana Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ben senin benden razı olduğun ve bana dargın bulunduğun zamanı pekâla bilirim.» dedi. Ben: — Bunu nerden biliyorsun? dedim. «Benden razı isen, hayır Muhammed'in Rabbi hakkı için; dargınsan, hayır İbrahim'in Rabbi hakkı için diyorsun.» buyurdu. Ben: — Evet! Vallahi yâ Resûlallah! Ben yalnız senin ismini bırakıyorum, dedim
{m-80} Bize bu hadisi İbni Numeyr de rivayet etti. (Dediki): Bize Abde, Hişam b. Urve'den bu isnadla «Hayır İbrahim'in Rabbi hakkı için» cümlesine kadar rivayet etti; ondan sonrasını anmadı
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize Abdü'l-Aziz b. Muhammed, Hişâm b. Urve'den, o da babasından, o da Âişe'den naklen haber verdiki: Kendisi Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanında kızlarla oynarmış. Âişe şöyle demiş: Arkadaşlarım bana gelir, fakat Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den utanarak saklanırlardı. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de onları bana gönderirdi
{m-81} Bize bu hadisi Ebû Kureyb rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Usame rivayet etti. H. Bize Züheyr b. Harb da rivayet etti. (Dediki): Bize Cerir rivayet etti. H. Bize İbnü Numeyr dahi rivayet etti, (Dediki): Bize Muhammed b. Bişr rivayet etti. Bu râvilerin hepsi Hişâm'dan bu isnadla rivayette bulunmuşlardır. Cerir'in hadisinde : «Ben onun evinde kızlarla oynardım. Bunlar oyuncaklardı.» demiştir
Bize Ebû Kureyb rivayet etti, (Dediki): Bize Abde, Hişâm'dan, o da babasından, o da Âişe'den naklen rivayet etti ki: Halk hediyeleri için Âişe'nin (Nevbet) gününü araştırırlar; bununla Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in rızasını dilerlermiş
Bana Hasen b. Ali El-Hulvâni ile Ebû Bekr b. Nadr ve Abd b. Humeyd rivayet ettiler. Abd: Haddeseni, ötekiler : Haddesenâ tâbrierini kullandılar. (Dedilerki): Bize Ya'kub b. İbrahim b. Sa'd rivâyet etti. (Dediki): Bana babam, Sâlih'den, o da İbni Şihab'dan naklen jivâyet etti. (Demişki): Bana Muhammed b. Abdirralıman b. Haris b.Hişâm haber verdi ki: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in zevcesi Aişe şunu söylemiş: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in zevceleri, Fâtıme binti Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gönderdiler. O da yanına girmek için izin istedi. Kendisi benimle beraber örtünün altında uzanmıştı. Ona izin verdi, Fâtıme: — Yâ Resûlallah! Zevcelerin beni sana gönderdiler. Senden Ebû Kuhafe'nin kızı hakkında müsavat istiyorlar, dedi. Ben susuyordum. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de ona: «Ey kızcağızım! Sen benim sevdiğimi sevmez misin?» dedi. Fâtıme: — Hay hay! (Severim) dedi. «O halde bunu sev!» buyurdular. Fâtıme Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den bunu işitince kalktı ve Peygamher (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in zevcelerine dönerek onlara kendi söylediğini ve kendisine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in söylediğini haber verdi. Onlar da kendisine şunu söylediler: — Bize hiç bir şey yaptığını görmüyoruz. Hemen Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e dön ve ona: Gerçekten zevcelerin Ebû Kuhafe'nin kızı hakkında senden müsavat istiyorlar de! Fâtıme : — Vallahi onun hakkında ben kendisine ebediyyen söz etmem, dedi. Âişe şunları söylemiş: Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in zevceleri onun zevcesi Zeyneb binti Cahş'ı gönderdiler. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in katında mertebece onlardan bana rakib olan da bu idi. Din hususunda Zeyneb'den daha hayırlı hiç bir kadın görmedim. Allah'dan onun kadar korkan, onun kadar doğru söyleyen, onun kadar sılayı rahim yapan, ondan çok sadaka veren, verdiği sadakada nefsini onun kadar horlayıp, o amelle Allah Teâlâ'ya yakınlık gösteren yoktu. Ancak mizacındakİ hiddetten nâşi bir kükremesi vardı ki, ondan da çabuk dönerdi. Zeyneb, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına girmek için izin istedi. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) işe Âişe ile beraber onun örtüsünün altında Fâtıme'nin girdiği zamanki halde bulunuyordu. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona da izin verdi. Zeyneb: — Yâ Resûlallah! Zevcelerin beni sana gönderdiler; Ebû Kuhâfe'nin kızı hakkında senden müsavat istiyorlar, dedi. Sonra bana atıp tuttu ve hakkımda sözü uzattı. Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) gözetiyor; bana onun hakkında konuşmaya izin verecek mi diye gözüne bakıyordum. Zeyneb devam etti. Nihayet anladım ki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) benim kendimi müdafaa etmemi kerih görmeyecek. Zeyneb'e ben atıp tutmaya başlayınca, ona yaptığım hücumda kendisine aman vermedim. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) gülümseyerek: «Bu Ebû Bekr'in kızıdır!» buyurdular
{m-83} Bu hadisi bana Muhammed b. Abdillah b. Kuhzâz rivayet elti. Abdullah b. Osman demiş ki: Bana bu hadisi Abdullah b. Mübarek'den, o da Yûnus'dan, o da Zühri'den bu isnadla mânâ itibariyle mislini rivayet etti. Yalnız o şöyle demiştir: «Ona ben atıp tutmaya başladığım vakit kendisine galebe çalarak yenmedikçe aman vermedi.»
Bize Ebû Bekr b. Ebi Şeybe rivayet etti. (Dediki): Kitabında Ebû Usâme'den, onun da Hişâm'dan, onun da babasından, onun da Aişe'den naklen rivayet ettiğim şu hadisi buldum. Aişe şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) aranıyor: «Bugün ben neredeyim; yarın ben nerede olacağım.» diyor, Âlşe'nln nevbet gününü gecikti sanıyordu. Aişe demiş ki : Benim nevbet günüm gelince Allah onun ruhunu benim ciğerimle boğazım arasında kabzetti. İzah 2444 te
Bize Kuteybe b. Said Mâlik b. Enes'den kendisine okunanlar meyanında rivayet etti. O da Hişâm b. Urve'den, o da Abbâd b. Abdillah b. Zübeyr'den naklen rivayet etmiş. Ona da Aişe haber vermişki, Kendisi Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i vefatından önce göğsüne dayalı olduğu halde kulak verdiğinde: «Allah'ım bana mağfiret buyur; bana acı ve beni Nebiler cemaatına ilhak eyle!» buyururken işitmiş
{m-85} Bize Ebû Bekr b. Ebi Şeybe ile Ebû Kureyb rivayet ettiler.(Dedilerki): Bize Ebû Usâme rivayet etti. H. Bize ibni Numeyr de rivayet etti. (Dediki); Bize babam rivayet etti. H. Bize ishâk b. İbrahim dahi rivayet etti. (Dediki): Bize Abde b. Süleyman haber verdi. Bu râvilerin hepsi Hişâm'dan bu İsnadla bu hadisin mislim rivayet etmişlerdir
Bize Muhammed b. Müsennâ ile İbni Beşşâr da rivayet ettiler. Lâfız İbni Müsennâ'nındır. (Dedilerki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be Sa'd b. İbrahim'den, o da Urve'den, o da Aişe'den naklen rivayet etti. Aişe şöyle demiş: İşitirdim ki, hiç bir Nebi dünya ile âhiret arasında muhayyer bırakılmadıkça vefat etmezmiş. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i vefat ettiği hastalığında sesi ağırlaşınca : «Nebilerle sıddiklerden, şehidlerden ve sulehâdan kendilerine in'amda bulunduklarınla beraber (eyle). Bunlar ne güzel arkadaşlardır.» [Nisa 69] derken işittim. Âişe: Anladım ki, o anda muhayyer bırakıldı, demiş
{m-86} Bu hadisi bize Ebû Bekir b. Ebi Şeybe rivayet etti. (dediki): Bize Veki rivayet etti. H. Bize Ubeydullah b. Muaz da rivayet etti, (Dediki): Bize babam rivayet etti. Her iki râvi: «Bize Şu'be Sa'd'dan bu isnadla bu hadisin mislini rivayet etti» demişler
Bana Abdu'l-Melik b. Şuayb b. Leys b. Sa'd rivayet etti. (Dediki): Bana babam dedemden rivayet etti. (Demişki): Bana Ukayl b. Hâlid rivayet etti. (Dediki): İbni Şihab şunu söyledi: Bana Said b. Müseyyeb ile Urve b. Zübeyr, ulemâdan bir takım zevatın içinde haber verdiki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in zevcesi Âişe şöyle demiş : Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sağlam iken: «Hiç bir Nebi kendisine cennetteki yeri gösterilip, sonra muhayyer bırakılmadıkça ruhu kabzedİlmemiştİr.» buyururdu, Âişe şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in. vefatı yaklaşınca başı benim dizimin üzerinde olduğu halde bir müddet bayıldı. Sonra ayildı. Ve gözünü tavana dikti. Sonra : «Allah'ım! Refik-ı Â'laya!» dedi. Âişe demiş ki: Şu halde bizi ihtiyar etmiyor, dedim. Âişe şunu söylemiş : Ve anladım ki, bize sağlamken söylediği hadis ki: «Hiç bir Nebi cennetteki yerini görüp, sonra muhayyer bırakılmadıkça ruhu kabzolunmamıştır.» sözüdür, sahihmiş. Âişe şöyle demiş: Bu Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in söylediği son söz oldu : «Allah'ım! Refik-ı A'laya!»
Bize İshâk b. İbrahim El-Hanzali ile Abd b. Humeyd ikisi birden Ebû Nuaym'dan rivayet ettiler, Abd dedi ki: Bize Ebû Nuaym rivayet etti. (Dediki): Bize Abdu'l-Vâhid b. Eymen rivayet etti. (Dediki): Bana İbni Ebi Müleyke, Kaâsım b. Muhanımed'den, o da Âişe'den naklen rivayet etti. Âişe şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (sefere) çıktığı vakit kadınları arasında kur'a çekerdi. Bir defa kur'a Âişe ile Hafsa'ya düştü de, onunla beraber ikisi birden çıktılar. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) gece oldu mu Âişe ile birlikte yürür; onunla konuşurdu. Derken Hafsa, Ââşe'ye : Bu gece benim deveme binmez misin? Ben de senin devene bineyim. Sen de gör, ben de göreyim, dedi. Âişe: — Hay hay! cevâbını verdi. Ve Hafsa'nın devesine bindi. Hafsa da Aişe'nin devesine bindi. Az sonra Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Aişe'nin devesine geldi. Üzerinde Hafsa vardı. Selâm verdi, sonra onunla birlikte yürüdü. Nihayet (bir yere) indiler. Âişe, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i aradı ve kıskandı (konağa) indikleri vakit ayaklarını lzhır otlarının içine koydu. Ve: — Yârabbi! Bana bir akreb veya yılan musallat et de beni soksun. Resulün (dür), ona bir şey söyleyemiyorum, demeğe başladı
Bize Abdullah b. Mesleme b. Ka'neb rivayet, etti. (Dediki): Bize Süleyman (yâni İbni Bilâl) Abdullah b. Abdirrahman'dan, o da Enes b. Mâlik'den naklen rivayet etti. Enes şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)i: «Âişe'nin sair kadınlara üstünlüğü tiridin sâir yemeklere üstünlüğü gibidir.» buyururken işittim
{m-89} Bize Yahya b. Yahya ile Kuteybe ve İbni Hucr rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize İsmail (yâni İbni Ca'fer) rivayet etti. H. Bize Kuteybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Abdûl Aziz (yâni, ibni Muhammed) rivayet etti. Her iki râvi Abdullah b. Abdirrahman'dan, o da Enes'den, o da Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen bu hadisin mislini rivayet etmişlerdir. Bunların hadislerinde: «Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den işittim» ibaresi yoktur. İsmail'in hadisinde : «O da Enes b. Mâlik'den işitmiş» cümlesi vardır. İzah 2447 de
Bize Ebû Bekr b. Ebi Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Abdürrahim b, Süleyman ile Ya'la b. Ubeyd, Zekeriyya'dan, o da Şa'bi'den, o da Ebû Seleme'den naklen rivayet etti. Ona da Âişe rivayet etmişki: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kendisine: «Gerçekten Cibril sana selâm ediyor.» demiş. Âişe demiş ki: — Ben ona da Allah'ın selâm ve rahmeti olsun, dedim
{m-90} Bize bu hadisi İshâk b. İbrahim rivayet etti. (Dediki): Bize Mülâi haber verdi. (Dediki): Bize Zekeriyya b. Ebi Zaide rivayet etti. (Dediki): Âmiri şöyle derken işittim. Bana Ebû Seleme b, Abdirrahman rivayet etti. Ona da Âişe rivayet etmiş ki: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem} kendisine yukardakilerin hadisi gibi söylemiş
{m-90-2} Bize bu hadisi yine İshâk b. İbrahim rivayet etti. (Dediki): Bize Esbat b. Muhammed, Zekeriyya'dan bu isnadla bu hadisin mislini haber verdi
Bize Abdullah b. Abdirrahman Ed-Dârimi rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû'l-Yeman haber verdi. (Dediki): Bize Şuayb Zühri'den naklen haber verdi. (Demişki): Bana Ebû Seleme b. Abdirrahman rivayet etti ki: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in zevcesi Âişe şöyle demiş : Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ey Aişe ! Bu Cibril'dir. Sana selâm ediyor!» buyurdu. Ben: — Ona da Allah'ın selâm ve rahmeti olsun! dedim. Aİşe: O benim görmediğimi görüyordu, demiş
بَاب ذِكْرِ حَدِيثِ أُمِّ زَرْعٍ
Bize Ali b. Hucur Es-Sa'di ile Ahmed b. Cenab ikisi birden İsa'dan rivayet ettiler. Lâfız İbni Hucur'undur. (Dedilerki): Bize İsâ b. Yûnus rivayet etti. (Dediki): Bize Hişâm b. Urve kardeşi Abdullah b. Urve den, o da Urve'den, o da Âişe'den naklen rivayet etti ki, şöyle demiş: — Onbir kadın oturmuşlar da kocalarının haberlerinden hiç bir şeyi gızlememeye ahdü peyman etmişler. Birincisi: Benim kocam sarp dag başında arık deve etidir. (Dağ) Düz değildir, ki çıkılsın! (Deve) Semiz değildir ki götürülsün! demiş. ikincisi: Kocamın haberini ifşa edemem, çünkü korkarım. O,nu (bitirmeden) bırakamam. Onu anarsam irisini ufağını söylerim, demiş. Üçüncüsü: Kocam uzun boyludur. Konuşursam boşanırım, susarsam muallakta bırakılırım, demiş. Dördüncüsü: Kocam tihâme gecesi gibidir. Ne sıcaktır, ne soğuk, (Ondan) Ne korkulur, ne bıkılır! demiş. Beşincisi: Kocam (içeri) girerse pars; (dışarı) çıkarsa arslan kesilir. Emniyet ettiği şeyi sormaz, demiş. Altıncısı: Kocam yerse dürer, içerse sömürür. Yatarsa sarınır. Kederi anlamak için elini sokmaz! demiş. Yedincisi: Kocam tohumsuzdur. Yahut karanlıktır. (Ahmaklığından) İşleri üzerine yığılmıştır. Her dert onu bulur. Baş yarığı mı yahut kol kırığı mı istersin. Yahut ikisini de sana bir araya toplayıversin! demiş. Sekizincisi: Kocamın kokusu za'feran, teni de tavşandır! demiş. Dokuzuncusu: Kocam direği yüksek, kını uzun, külü çok, evi meclise yakın bir adamdır, demiş. Onuncusu : Kocam Mâlik'dir. Amma ne Mâlik! Mâlik bundan çok daha hayırlıdır. Onun çok çöken, az dolaşan develeri vardır. Ud sesini işittiler mi helak olduklarını anlarlar, demiş. Onbirincisi: Kocam Ebû Zer'dir. Amma ne Ebû Zer! Zinetten kulaklarımı şakırdattı. Bazularımı yağla doldurdu. Beni sevindirdi. Benim de gönlüm ferah oldu. Beni dağ başında bir koyun sürücüğü sahibinde buldu da at kişnemesine ve deve sesine sâhib harman döğen, tınas savuran bir aileye kattı. İşte onun yanında konuşuyor, burunlanmıyorum; uyuyor sabahlıyorum; içiyor ve kanıyorum. Ebû Zer'in annesi de ne Ehû Zer annesi! Ambarları büyük, evi geniş.,. Ebû Zer'in oğlu da oe Ebû Zer oğlu! Yatağı soyulmuş hurma lifi gibi. Kendisini bir kuzunun budu doyurur. Ebû Zer'in kızı da ne Ebû Zer kızı! Anasına, babasına muti. Çarşaf dolusu ortağını çatlatan takımından... Ebû Zer'in cariyesi de ne Ebû Zer cariyesi! Bizim lâflarımızı (ortalığa) yaymaz. Zahiremizi döküp, saçmaz. Evimizi de kuş yuvasına çevirmez. Tulumlarımızda süt çalkalanırken Ebû Zer çıktı (gitti). Ve bir kadına rastladı ki, yanında pars gibi iki çocuğu var. Böğrünün altındaki iki nar tanesiyle oynuyorlar. Hemen beni boşayıp onu nikahladı. Ben de ondan sonra eşraftan bir adama kocaya vardım ki, yürüyüşlü bir ata biner. Eline Hatti mızrak alır. Evime birçok develer getirir. Bana her hayvandan bir Çift verdi: — Ye Ümmü Zer! Akrabana da ver! dedi. Ama onun bana verdiği her şeyi toplasam Ebû Zer'in kaplarının en küçüğünü doldurmaz, demiş, Âişe şunu söylemiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bana: «Ben senin için Ummü Zer'e nisbette Ebû Zer' gibiyim.» buyurdular
{m-92} Bu hadisi bana Hasan b. Ali El-Hulvâni de rivayet etti. (Dediki): Bize Musa b. İsmail rivayet etti. (Dediki): Bize Said b. Seleme, Hişâm b. Urve'den bu isnadla rivayet etti. Yalnız o: «Kısır, ahmaklığında» işleri üzerine yığılmıştır» demiş, şekketmemiştir. Şunları da söylemiştir : «Az dolaşırlar», «Çarşafı boş, zamanı kadınlarının en hayırlısı ve ortağını çatlatandır», «Zahiremizi döküp saçmaz», «Bana her kesilecek hayvandan bir çift verdi.» İzah için buraya tıklayın
باب من فَضَائِلِ فَاطِمَةَ، بِنْتِ النَّبِيِّ، عَلَيْهَا الصَّلَاة وَالسَّلَامُ
Bize Ahmed b. Abdillah b. Yûnus ile Kuteybe b. Said ikisi birden Leys b. Sa'd'dan rivayet ettiler. İbni Yûnus dedi ki: Bize Leys rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. Ubeydillah b. Ebi Müleykete'l-Kureşi Et-Temimi rivayet etti. Ona da İbni Mahrame rivayet etmişki, Kendisi Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i minber üzerinde iken dinlemiş, şöyle buyuruyormuş : «Gerçekten Hişam b. Muğıre oğulları kızlarını Ali b. Ebi Talib'e nikâhlamak için benden izin istediler. Ben onlara izin vermiyorum! Sonra (yine) Ben onlara izin vermiyorum! Sonra (yine) Ben onlara izin vermiyorum! Meğer ki, Ebû Tâlib'in oğlu benim kızımı boşayıb, onların kızını almak İsteyel Çünkü benim kızım ancak benden bir parçadır. Onu şüpheye düşüren beni de şüpheye düşürür; ona eziyet veren şey bana da eziyet verir.»
Bana Ebû Ma'mer İsmail b. İbrahim El-Hüzeli rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyân Amr'dan, o da İbni Ebi Müleyke'den, o da Misver b. Mahreme'den naklen rivayet etti, Misver şöyle demiş : Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Fâtıme ancak ve ancak benden bir parçadır. Ona eziyet veren şey bana da eziyet verir.» buyurdular
Bana Ahmed b. Hanbel rivayet etti. (Dediki): Bize Ya'kub b. İbrahim haber verdi. (Dediki): Bize babam Velid b. Kesir'den rivayet etti, (Demişki): Bana Muhammed b. Amr b. Hal hatele'd-Düeli rivayet etti. Ona da İbni Şihab rivayet etmiş, ona da Ali b. Hüseyn rivayet etmiş ki: Kendileri Yezid b. Muâviye'nin yanından, Hüseyin b. Âli (Radiyallahû anh)'ın şehid edildiği yerden Medine'ye geldikleri vakit ona Misver b. Mahreme tesadüf etmiş ve o: — Bana emredecek bir hacetin var mı? diye sormuş. Ali şöyle demiş : — Ben kendisine : Hayır! diye cevab verdim. Misver : — Bana Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in kılıcını verir misin? Çünkü ben bu kavmin onu almak için sana galebe çalacaklarından korkarım. Allah'a yemin olsun! Eğer onu bana verirsen ona ebediyyen dokunulmaz, tâ canım çıkıncaya kadar! Gerçekten Ali b. Ebi Tâlib, Ebû Cehl'in kızı Fâtime'yi istedi de, ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i dinledim. Kendisi halka şurada, şu minberinin üzerinde hutbe okuyordu. Ben o zaman baliğ olmuştum: «Gerçekten Fâiıme bendendir. Ben onun dini hususunda fitneye uğrayacağından korkarım.» buyurdular, demiş. Misver demiş ki: Sonra Abdi Şems oğullarından bir damadını anarak kendisine damat olması hususunda ona senada bulundu. Ve çok güzel sena etti. Buyurdu ki; «Benimle konuştu, bana doğruyu söyledi; bana vadetti, sözünü yerine getirdi. Ben ne helâli haram kılarım, ne de haramı helâl! Lâkin Vallahi Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'ın kızıyla Allah'ın düşmanının kızı ebediyyen bir yere gelemez!»
Bize Abdullah b. Abdirrahman Ed-Dârimi rivayet etti. [Dediki): Bize Ebû'l-Yeman haber verdi. (Dediki): Bize Şuayb Zühri'den rivayet etti. (Demişki): Bana Ali b. Hüseyin haber verdi. Oha da Misver b. Mahreme haber vermiş ki, Ali b. Ebi Tâlib, Ebû Cehl'in kızını istemiş. Fâtıme binti Resûlulah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de yanında imiş. Fâtime bunu işitince, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek ona buıu söylemiş : — Kavmin senin kızların namına kızmadığını söylüyorlar. İşte Ali Ebû Cehl'in kızını nikâh ediyor! Misver demiş ki: Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ayağa kalktı. Kendisini teşehhüd getirirken işittim. Sonra şöyle buyurdular: «Bundan sonra (malûm olsun ki) ben Ebû'l-Âs Ibni Rabi'ye (kızımı) nikahladım. Benimle konuştu ve doğru söyledi. Şüphesiz ki, Fâtıme bİnti Muhammed benden bir parçadır. Ben ancak ve ancak onu belâya sokmalarından çekiniyorum. Mes'ele şu ki: Vallahi Resûlullah'ın kızı ile Adüvvüliah'ın (ALLAH düşmanı) kızı, bir adamın yanında ebediyyen bir yere gelemezler.» Misver: Bunun üzerine Ali istemekten vazgeçti, demiş
{m-96} Bu hadisi bana Ma'n Er-Rakâşi de rivayet etti. (Dediki): Bize Vehb (yâni İbni Cerir) babasından rivayet etti. (Demişki): Nu'mân't (yâni ibni Râşid'i) Zühri'den bu isnadla bu hadisin benzerini rivayet ederken dinledim
Bize Mansûr b. Ebi Müzahim rivayet etti. (Dediki): Bize İbrahim (yâni İbni Sa'd) babasından, o da Urve'den, o da Âişe'den naklen rivayet etti. H. Bana Züheyr b. Harb da rivayet etti. Lâfız onundur. (Dediki): Bize Ya'kub b. İbrahim rivayet etti. (Dediki): Bize babam, babasından rivayet etti. Ona da Urve b. Zübeyr rivayet etmiş. Ona da Âişe rivayet etmiş ki, (Aişe r.a. dediki) Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kızı Fâtime'yi çağırarak kendisine bir şeyler fısıldamış ve Fâtime ağlamış. Sonra ona bir şeyler fısıldamış (bu sefer) gülmüş. Âişe demiş ki, Fâtıme'ye : Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sana neler fısıldadı ki ağladın? Sonra sana bir şeyler fısıldadı da güldün? dedim, Fâtıme şu cevabı verdi : — Bana fısıldayarak öleceğini haber verdi. Ben de ağladım. Sonra bana fısıldayarak; ailesinden ilk olarak kendisini ben takip edeceğimi haber verdi. Ben de güldüm
Bize Ebû Kâmil El-Cahderi Fudayl b. Hüseyn rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Avâne Fıras'dan, o da Amir'den, o da Mesruk'dan, o da Âişe'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş : Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in zevceleri yanındaydılar. Onlardan hiç birini terk etmemişti. Derken yürüyerek Fâtıme geldi. Yürüyüşü Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yürüyüşünden hiç ayrılmıyordu. Onu görünce kendisine hoş beşde bulundu. Ve : «Merhaba kızım!» dedi. Sonra onu sağına yahut soluna oturttu. Sonra kendisine bir şeyler fısıldadı. Bunun üzerine Fâtıme şiddetle ağladı. Onun feryadını görünce, ikinci defa kendisine bir şeyler fısıldadı. (Bu sefer) Fâtıme güldü. Ben kendisine : — Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kadınlarının arasından sır söylemek için seni seçti. Sonra sen ağlıyorsun ha? dedim. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (yanımızdan) kalktığı vakit Fâtıme'ye : — Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sana ne söyledi? diye sordum. — Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in sırrını ifşa edemem! dedi. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) vefat edince (Fâtıme'ye): — Senin üzerinde olan hakkım nâmına yemin ediyorum. Bana Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in sana ne dediğim söyle! dedim. Fâtıme : — Şimdi (olur). Evet! Birinci defa bana fısıldadığında Cibril'in her sene kendisine bir veya iki defa Kur'ân-i arzedettiğini; bu sefer iki defa arzettiğini haber verdi. Ve : «Ben ecelimin yaklaştığını görüyorum. Allah'dan kork! Sabret! Zira ben senin için ne iyi selefim.» buyurdu. Ben de gördüğün şekilde ağladım. Benim feryadımı görünce bana tekrar fısıldayarak: «Yâ Fâtıme! Mü'mİnlerin kadınlarının hanımefendisi olmak istemez misin? Yahut bu ümmetin kadınlarının hanımefendisi olmak istemez misin?» buyurdu. Ben de gördüğün şekilde güldüm, dedi
Bize Ebû Bekr b. Ebi Şeybe ile Abdullah b. Numeyr Zekeriyya'dan rivayet ettiler. H. Bize İbnü Numeyr de rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. (Dediki); Bize Zekeriyya, Firas'dan, o da Âmir'den, o da Mesrûk'dan, o da Âişe'den naklen rivayet etti, Âişe şöyle demiş: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in kadınları toplandı. Onlardan hiç birini bırakmadı. Derken Fâtune yürüyerek geldi. Yürüyüşü sanki Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yürüyüşü idi. (Ona) : «Merhaba kızım!» dedi ve sağına yahut soluna oturttu. Sonra kendisine bir söz fısıldadı. Fâtıme de ağladı. Sonra ona bir şeyler fısıldadı, bu sefer güldü. Kendisine: Niye ağlıyorsun? dedim, — Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in sırrını ifşa edemem! Cevâbını verdi. Ben bugünkü gibi kedere daha yakın bir sevinç görmedim, dedim. Ağladığı vakit Fâtıme'ye : Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) konuşmak için bizi bırakıp seni seçti, sonra bir de ağlıyorsun, dedim. Ve Ona ne söylediğini sordum. Fâtıme (yine): Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in sırrını ifşâ edemem, dedi. Nihayet o vefat edince kendisine sordum: — Cibril'in her sene bir defa ona gelerek Kur'ân-ı arzettiğini; o sene iki defa arzettiğini söylemişti: «Kendimi ecelim gelmiş görüyorum. Ailemden bana ilk katılacak sensin! Ben senin için ne iyi selefim.» demişti. Ben de bunun için ağlamıştım. Sonra baha tekrar fısıldayarak: «Sen mü'min kadınlarının yahut bu ümmetin kadınlarının hanımefendisi olmana razı değil misin?» demişti. Ben de buna gülmüştüm, dedi
بَاب مِنْ فَضَائِلِ أُمِّ سَلَمَةَ، أُمِّ الْمُؤْمِنِينَ، ﵂
Bana Abdü'l-A'la b. Hammad ile Muhamraed b. Abdi'l-A'la El-Kaysi ikisi birden Mu'temir'den rivayet ettiler. İbnü Hammad (Dediki): Bize Mu'temir b. Süleyman rivayet etti. (Dediki): Ben babamdan dinledim. (Dediki): Bize Ebû Osman, Selman'dan rivayet etti. Şöyle demiş: Yapabilirsen sakın pazara ilk giren ve ondan son çıkan olma! Çünkü pazar şeytanın savaş yeridir. Sancağını oraya diker. Şunu da söylemiş: Haber aldım ki: Cibril (Aieyhisselâm) Nebiyyullalı (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelmiş. Yanında Ümmü Seleme bulunuyormuş. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onunla konuşmağa başlamış. Sonra Cibril kalkmış (gitmiş). Bunun üzerine Nebiyyullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ümmü Seleme'ye : «Kim bu?» diye sormuş. Yahut nasıl dediyse öyledir. Ümmü Seleme: — Bu Dıhyedir, demiş. Bilâhare Ümmü Seleme şöyle dermiş : — Allah'a yemin olsun ki, onu ancak Dihye sanmıştım. Nihayet Nebiyyullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in bizim bu haberimizi bildiren hutbesini işittim. Yahut nasıl dediyse öyledir, Râvi demiş ki: Ebû Osman'a : Sen bunu kimden işittin? diye sordum : — Usâme b. Zeyd'den cevabını verdi
بَاب مِنْ فَضَائِلِ زَيْنَبَ، أُمِّ الْمُؤْمِنِينَ، ﵂
Bize Ebû Ahmed Mahmud b. Gaylân rivayet etti. (Dediki): Bize Fadl b. Musa Es-Sınâni rivayet etti. (Dediki); Bize Talha b. Yahya b. Talha, Âişe binti Talha'dan, o da Ümmü'l-Mü'minin Âişe'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Sizin bana en çabuk kavuşacak olanınız, kolu en uzun olanınızdır.» buyurdular, Âişe demiş ki: Artık kadınlar hangisinin kolu en uzun olduğunu ölçüyorlardı. Kolu en uzun olanımız da Zeyneb idi. Çünkü Zeyneb eliyle çalışır ve sadaka verirdi
بَاب مِنْ فَضَائِلِ أُمِّ أَيْمَنَ، ﵂
Bize Ebû Kureyb Muhammed b. Ala' rivayet etti; (Dediki): Bize Ebû Usâme, Süleyman b. Muğira'dan, o da Sâbit'den, o da Enes'den naklen rivayet etil Enes şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ümmü Eymen'e gitti. Onunla birlikte ben de gittim. Ümmü Eymen kendisine içinde meşrubat bulunan bir kab verdi. Oruçlu olduğu güne mi rastladı, yoksa onu arzu mu etmedi bilmiyorum. Derken Ümmü Eymen ona bağırıp çağırmaya ve atıp tutmaya başladı
Bize Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dediki): Bana Amr b. Âsim El-Kilâbi haber verdi. (Dediki): Bize Süleyman b. Muğire Sâbit'ten, o da Enes'den naklen rivayet etti, Şöyle demiş; Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in vefatından sonra Ebû Bekr (Radiyallahu anh) Ömer'e: — Haydi Ümmü Eymen'e gidelim. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onu nasıl ziyaret ediyordu ise, biz de ziyaret edelim, dedi. (Ebû Bekr demişki) Ona vardığımızda ağladı. Ebû Bekr'le Ömer: — Niye ağlıyorsun? Allah'ın nezdindeki (makamı) Resulü (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) için daha hayırlıdır, demişler. Ümmü Eymen : — Ben Resûlü (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) için Allah indindeki (mertebesi) 'nin daha hayırlı olduğunu bilmiyorum diye ağlamıyorum. Velâkin Semâdan vahy kesildi de ona ağlıyorum, demiş; böylece her ikisini ağlamaya heyecanlandırmış. Onunla birlikte onlar da ağlamaya başlamışlar. İzah 2455 te