Bize Hasen El-Hulvâni rivayet etti, (Dediki): Bize Amr b. Âsim rivayet etti. (Dediki): Bize Hemmâm, İshâk b. Abdillah'dan, o da Enes'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) zevcelerinden başka hiç bir kadının yanına girmezdi. Yalnız Ümmü Süleym müstesna! Çünkü onun yanma girerdi. Bu husûsda kendisine söz edildi de: «Ben ona acıyorum. Kardeşi benimle birlikte öldürüldü.» buyurdular
Sahih-i Müslim › Kitâb 44 · Sahâbenin FazîletleriKonum
- ·Giriş (Mukaddime)35
- 1Îmân437
- 2Tahâret144
- 3Hayız157
- 4Namaz323
- 5Mescidler ve Namaz Yerleri406
- 6Namaz — Yolcular380
- 7Namaz — Cuma93
- 8Namaz — İki Bayram26
- 9Namaz — Yağmur19
- 10Namaz — Tutulmalar34
- 11Namaz — Cenâzeler140
- 12Zekât230
- 13Oruç285
- 14İ'tikâf11
- 15Hac604
- 16Nikâh169
- 17Süt Emzirme84
- 18Talâk91
- 19Lân (Mülâane)27
- 20Köle Azâdı31
- 21Alım Satım158
- 22Müsâkât (Ortakçılık)178
- 23Mîrâs Hükümleri23
- 24Hibeler41
- 25Vasiyyetler31
- 26Adaklar19
- 27Yeminler88
- 28Yeminler, Muhâribler, Kısas ve Diyet56
- 29Had Cezâları72
- 30Yargı ve Hükümler28
- 31Bulunmuş Mallar (Lukata)21
- 32Cihâd ve Seferler182
- 33İmâret (Yönetim)271
- 34Av, Kesim ve Yenilecek Şeyler92
- 35Kurbanlar61
- 36İçecekler258
- 37Elbise ve Süs200
- 38Edep ve Âdâb60
- 39Selâmlaşma216
- 40Doğru Kelime Kullanımı25
- 41Şiir10
- 42Rüyâlar41
- 43Fazîletler230
- 44Sahâbenin Fazîletleri331
- 45Birr, Sıla ve Güzel Ahlâk222
- 46Kader52
- 47İlim30
- 48Zikir, Dua, Tövbe ve İstiğfâr131
- 49Kalpleri Yumuşatan Rivayetler15
- 50Tövbe72
- 51Münâfıkların Vasıfları ve Hükümleri21
- 52Kıyâmet Günü, Cennet ve Cehennemin Vasıfları85
- 53Cennet, Nîmetleri ve Ehli104
- 54Fitneler ve Kıyâmet Alâmetleri180
- 55Zühd ve Kalplerin Yumuşaması99
- 56Tefsîr40
- 1بَاب مِنْ فَضَائِلِ أَبِي بَكْرٍ الصِّدِّيقِ، ﵁
- 2بَاب مِنْ فَضَائِلِ عُمَرَ، ﵁
- 3بَاب مِنْ فَضَائِلِ عُثْمَانَ بْنِ عَفَّانَ، ﵁
- 4بَاب مِنْ فَضَائِلِ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ، ﵁
- 5بَاب فِي فَضْلِ سَعْدِ بْنِ أَبِي وَقَّاصٍ، ﵁
- 6بَاب مِنْ فَضَائِلِ طَلْحَةَ وَالزُّبَيْرِ، ﵄
- 7بَاب فَضَائِلِ أَبِي عُبَيْدَةَ بْنِ الْجَرَّاحِ، رَضِيَ اللَّهُ تَعَالَى عَنْهُ
- 8بَاب فَضَائِلِ الْحَسَنِ وَالْحُسَيْنِ، ﵄
- 9بَاب فَضَائِلِ أَهْلِ بَيْتِ النَّبِيِّ ﷺ
- 10بَاب فَضَائِلِ زَيْدِ بْنِ حَارِثَةَ وَأُسَامَةَ بْنِ زَيْدٍ، ﵄
- 11بَاب فَضَائِلِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ جَعْفَرٍ، ﵄
- 12بَاب فَضَائِلِ خَدِيجَةَ أُمِّ الْمُؤْمِنِينَ، رَضِيَ اللَّهُ تَعَالَى عَنْهَا
- 13بَاب فِي فَضْلِ عَائِشَةَ، رَضِيَ اللَّهُ تَعَالَى عنها
- 14بَاب ذِكْرِ حَدِيثِ أُمِّ زَرْعٍ
- 15باب من فَضَائِلِ فَاطِمَةَ، بِنْتِ النَّبِيِّ، عَلَيْهَا الصَّلَاة وَالسَّلَامُ
- 16بَاب مِنْ فَضَائِلِ أُمِّ سَلَمَةَ، أُمِّ الْمُؤْمِنِينَ، ﵂
- 17بَاب مِنْ فَضَائِلِ زَيْنَبَ، أُمِّ الْمُؤْمِنِينَ، ﵂
- 18بَاب مِنْ فَضَائِلِ أُمِّ أَيْمَنَ، ﵂
- 19بَاب مِنْ فَضَائِلِ أُمِّ سُلَيْمٍ، أُمِّ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، وَبِلَالٍ ﵄
- 20بَاب مِنْ فَضَائِلِ أَبِي طَلْحَةَ الْأَنْصَارِيِّ، ﵁
- 21بَاب مِنْ فَضَائِلِ بِلَالٍ، ﵁
- 22بَاب مِنْ فَضَائِلِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ وأمه، ﵄
- 23بَاب مِنْ فَضَائِلِ أُبَيِّ بْنِ كَعْبٍ وَجَمَاعَةٍ مِنْ الْأَنْصَارِ، رَضِيَ اللَّهُ تَعَالَى عَنْهُمْ
- 24بَاب مِنْ فَضَائِلِ سَعْدِ بْنِ مُعَاذٍ، ﵁
- 25بَاب مِنْ فَضَائِلِ أَبِي دُجَانَةَ، سِمَاكُ بْنُ خَرَشَةَ، رَضِيَ اللَّهُ تَعَالَى عَنْهُ
- 26بَاب مِنْ فَضَائِلِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرِو بْنِ حَرَامٍ، وَالِدُ جَابِرٍ، رَضِيَ اللَّهُ تَعَالَى عنهما
- 27بَاب مِنْ فَضَائِلِ جُلَيْبِيبٍ، ﵁
- 28بَاب مِنْ فَضَائِلِ أَبِي ذَرٍّ، ﵁
- 29بَاب مِنْ فَضَائِلِ جَرِيرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، رَضِيَ اللَّهُ تَعَالَى عَنْهُ
- 30باب من فَضَائِلِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبَّاسٍ، ﵄
- 31باب من فَضَائِلِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، ﵄
- 32بَاب مِنْ فَضَائِلِ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، ﵁
- 33بَاب مِنْ فَضَائِلِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ سَلَامٍ، ﵁
- 34بَاب فَضَائِلِ حَسَّانَ بْنِ ثَابِتٍ، ﵁
- 35بَاب مِنْ فَضَائِلِ أَبِي هُرَيْرَةَ الدَّوْسِيِّ، ﵁
- 36بَاب مِنْ فَضَائِلِ أَهْلِ بَدْرٍ ﵃، وَقِصَّةِ حَاطِبِ بْنِ أَبِي بَلْتَعَةَ
- 37بَاب مِنْ فَضَائِلِ أَصْحَابِ الشَّجَرَةِ، أَهْلِ بَيْعَةِ الرُّضْوَانِ، ﵃
- 38باب من فَضَائِلِ أَبِي مُوسَى وَأَبِي عَامِرٍ الْأَشْعَرِيَّيْنِ، ﵄
- 39باب من فضائل الأشعريين، ﵃
- 40باب من فضائل أبي سفيان بن حرب، ﵁
- 41باب من فضائل جعفر بن أبي طالب، وأسماء بنت عميس، وأهل سفينتهم، ﵃
- 42باب من فضائل سلمان و صهيب وبلال، رَضِيَ اللَّهُ تَعَالَى عَنْهُمْ
- 43باب من فضائل الأنصار، رضي الله تعالى عنهم
- 44باب في خير دور الأنصار، ﵃
- 45باب في حسن صحبة الأنصار، ﵃
- 46بَاب دُعَاءِ النَّبِيِّ ﷺ لغفار وأسلم
- 47باب من فضائل غفار وأسلم وجهينة وأشجع ومزينة وتميم ودوس وطيء
- 48باب خيار الناس
- 49باب من فضائل نساء قُرَيْشٍ
- 50باب مؤاخاة النبي ﷺ بين أصحابه، رضي الله تعالى عنهم
- 51باب بيان أن بقاء النبي ﷺ أمان لأصحابه، وبقاء أصحابه أمان للأمة
- 52باب فضل الصحابة، ثم الذين يلونهم، ثم الذين يلونهم
- 53بَاب قَوْلِهِ ﷺ "لَا تأتي مائة سنة وعلى الأرض نفس منفوسة اليوم
- 54باب تحريم سب الصحابة، ﵃
- 55باب من فضائل أويس القرني، ﵁
- 56باب وصية النبي ﷺ بأهل مصر
- 57باب فضل أهل عمان
- 58باب ذكر كذاب ثقيف ومبيرها
- 59باب فضل فارس
(44) Kitâb: Sahâbenin Fazîletleri
بَاب مِنْ فَضَائِلِ أُمِّ سُلَيْمٍ، أُمِّ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، وَبِلَالٍ ﵄
Bize İbni Ebi Ömer rivayet etti. (Dediki): Bize Bişr (yâni ibni Seriy) rivayet etti. (Dediki): Bize Hammad b. Seleme, Sâbit'ten, o da Enes'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti. Şöyle buyurmuşlar: «Cennete girdim de bir ayak sesi işittim. Ve: Bu kim? dedim. Bu Enes b. Mâlik'in annesi Gumeysâ binti Milhan'dır, dediler.»
Bana Ebû Ca'fer Muhammed b. Ferec rivayet etti. (Dediki): Bize Zeyd b. Hubab rivayet etti. (Dediki): Bana Abdû'l-Aziz b. Ebi Seleme haber verdi. (Dediki): Bize Muhammed b. Münkedir, Câbir. Abdillah'dan naklen haber verdiki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuşlar: «Bana cennet gösterildi, Ebû Talha'nın karısını gördüm. Sonra önümde bir tıkırtı işittim. Bir de baktım Bilâi'mış.»
بَاب مِنْ فَضَائِلِ أَبِي طَلْحَةَ الْأَنْصَارِيِّ، ﵁
Bana Muhammed b. Hatim b. Meymûn rivayet etti. (Dediki): Bize Behz rivayet etti. (Dediki): Bize Süleyman b. Muğire Sabit'ten, o da Enes'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Ebû Talha'nın Ümmü Süleym'den bir oğlu vefat etti de Ümmü Süleym ailesi efradına. Ebû Talha'ya ben söylemedikçe oğlundan bahsetmeyin! dedi. Müteakiben Ebû Talha geldi, O da kendisine akşam yemeği getirdi. Ebû Talha yedi içti. Sonra Ümmü Süleym ona bundan önce yaptığının en güzeliyle zinetlendi. O da kendisine yakınlık etti. Ümmü Süleym onun kendisine cim'a edip doyduğunu görünce şunu söyledi: __ Yâ Ebâ Talha! Ne dersin? Bir kavm, bir aileye emânet verseler de, sonra emânetlerini isteseler. Onları vermeyebilirler mi? Ebû Talha : — Hayır! dedi. — Öyleyse oğlunu hesaba kat! dedi. Bunun üzerine Ebû Talha kızdı. Ve : — Beni pisleninceye kadar bıraktın, sonra bana oğlumu haber verdin! (Öyle mi) dedi. Hemen kalkıp giderek Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e vardı. Ve olanı ona hsber verdi. Rtesûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Geçen geceniz hakkında Allah size bereket ihsan etsin!» buyurdu. Derken Ümmü Süleym hâmile kaldı. Müteakiben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir seferde idi. Ümmü Süleym de beraberinde bulunuyordu. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir seferden Medine'ye geldiği vakit oraya geceleyin girmezdi. Medine'ye yaklaştılar. Ümmü Süleym'i doğum sancısı tuttu. Bu sebeple Ebû Talha onun başında kaldı. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) gitti. Ebû Talha şöyle diyordu: — Sen pekâlâ bilirsin yâ Rahbi! Ki Resulün çıktığı zaman onunla beraber çıkmak, girdiği zaman da onunla beraber girmek benim hoşuma gider. Fakat şu gördüğün şeyle kapandım kaldım. Ümmü Süleym : — YA Ebâ Talha, duyduğum sancıyı duymaz oldum. Git! dedi. Biz de gittik. Geldikleri zaman Ümmü Süleym'i (yine) doğum sancısı tuttu ve bir oğlan doğurdu. Annem bana : — Yâ Enes! Bu çocuğu y&rın sabah sen Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e götürmedikçe kimse emziremez, dedi. Sabahlayınca Enes çocuğu yüklendi. Ve onu Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e getirdim. Ona elinde bir dağlama âleti olduğu halde rastladım. Beni görünce : «Galiba Ummü Süleym doğurdu!» buyurdular. — Evet! dedim. Hemen dağlama âletini bıraktı. Ben de çocuğu getirerek kucağına koydum. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Medine'nin Acve (hurma) sından bir hurma istedi ve onu eriyinceye kadar ağzında çiğnedi. Sonra çocuğun ağzına çaldı. Çocuk onu yalanmaya başladı. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem); «Ensârın hurmayı sevmelerine bakın!» buyurdu. Çocuğun yüzüncü sildi. Ve ona Abdullah ismini verdi
{m-107} Bize Ahmed b. Hasen b. Hırâş rivayet etti. (Dediki): Bize Amr b. Âsim rivayet etti. (Dediki): Bize Süleyman b. Muğire rivayet etti. (Dediki): Bize Sâbit rivayet etti. (Dediki): Bana Enes b. Mâlik rivayet etti. (Şöyle demiş): Ebû Talha'nın bir oğlu vefat etti... Râvi hadisi yukarki gibi nakletmiştir
بَاب مِنْ فَضَائِلِ بِلَالٍ، ﵁
Bize Ubeyd b. Yeiş ile Muhammed b, Alâ' El-Hemdâni rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Ebû Usâme, Ebû Hayyan'dan rivayet etti. H. Bize Muhammed b. Abdillah b. Numeyr de rivayet etti. Lâfız onundur. (Dediki): Bize babam rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Hayyan Et-Teymi, Yahya b. Said'den, o da Ebû Zür'a'dan, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sabah namazı zamanında Bilâl'e : «Yâ Bilâl! Bana İslam'da sence en ziyade menfaati umulan bir amelini söyle. Çünkü ben bu gece cennette önümde senin ayakkablarının tıkırtısını işinim.» buyurdular. Bilâl: — Ben İslam'da gecenin veya gündüzün bir saatında tertemiz paklanarak, o temizlikle Allah'ın bana takdir ettiği kadar namaz kılmamdan kendimce daha menfaati umulan bir amel işlemedim, dedi
بَاب مِنْ فَضَائِلِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ وأمه، ﵄
Bize Mincab b. Haris Et-Temimi ile Sehl b. Osman, Abdullah b. Âmir b. Zürârete'l-Hadrâmi Süveyd b. Said ve Velid b. Şucâ' rivayet ettiler. Sehl ile Mincab: Ahberanâ; Ötekiler: Haddesenâ tâbirlerini kullandılar. (Dedilerki): Bize Ali b. Mûshir, A'meş'den, o da İbrâhim'den, o da Alkame'den, o da Abdullah'dan naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Şu ayet: «İman edip sâlih ameller işleyenlere, Allah'dan korkup imanlarında devam ettikleri müddetçe yedikleri şeyler hususunda bir günah yoktur… [Maide 93]. İla ahir...» indiği vakit Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bana: «Senin bunlardan olduğun bana söylenildi.» buyurdu. İzah 2460 ta
Bize İshâk b. İbrahim El-Hanzali ile Muhammed b. Râfi' rivayet ettiler. Lâfız İbni Râfi''nindir. İshâk: Ahberanâ; İbni Râfi' ise: Haddesenâ tâbirlerini kullandılar. (Dedilerki): Bize Yahya b. Âdem rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Ebi Zaide babasından, o da Ebû İshâk'dan, o da Esved b. Yezid'den, o da Ebû Musa'dan naklen rivayet etti. Ebû Musa şöyle demiş: Ben ve kardeşim Yemen'den geldik. Hayli zaman yanına çok girip, ona devam ettikleri için biz İbni Mes'ûd ile annesini ancak Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in ehl-i beytinden sanıyorduk
{m-110} Bana bu hadisi Muhammed b. Hatim rivayet etti. (Dediki): Bize İshâk b. Mansûr rivayet etti. (Dediki): Bize İbrahim b. Yûsuf, babasından, o da Ebû İshâk'dan naklen rivayet ettiki: Ebû İshâk Esved'i çöyle derken işitmiş: Ebû Musa'yı dinledim: Ben ve kardeşim Yemen'den geldik... diyordu. Ve râvi yukarki hadisin mislini nakletmiştir
Bize Züheyr b. Harb ile Muhammed b. Müsennâ ve İbni Beşşâr rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Abdurrahman Süfyân'dan, o da Ebû İshâk'dan, o da Esved'den, o da Ebû Musa'dan naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e geldim. Ben Abdullah'ı onun ehl-i beytinden sanıyordum. Yahut buna benzer bir şey söylemiştir
Bize Muhammed b. Müsennâ ile İbni Besşâr rivâyet ettiler. Lâfız İlmi Müsennâ'nnııdır. (Dedilerki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Ebû İshâk'dan rivayet etti. (Demişki): Ebu'l-Ahvas'i dinledim. Şunları söyledi. İbni Mes'ûd vefat ettiği vakit Ebû Musa ile Ebû Mes'ud'un yanında bulundum. Biri diğerine: Bunun kendinden sonra bir mislini bıraktığını sanır mısın? dedi. O da: — Sen böyle dedinse (ben de derim ki) Bize perde çekildiği vakit ona (içeriye girmeye) izin veriliyordu. Biz bulunmadığımız vakit o bulunuyordu, dedi
Bize Ebû Kureyb Muhammed b. Alâ' rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya b. Âdem rivâyei etti. (Dediki): Bize Kutbe (bu zat İbnü Abdi'l-Aziz'dir) A'meş'den, o da Mâlik b. Hâris'den, o da Ebû'l-Ahvas'dan naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Abdullah'ın arkadaşlarından birkaç kişi ile birlikte Ebû Musa'nın evinde bulunuyorduk, onlar bir mushafa bakıyorlardı. Derken Abdullah ayağa kalktı. Bunun üzerine Ebû Mes'ud : — Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’ın Allah'ın indirdiklerini kendinden sonra şu kalkan zattan daha iyi bilen birini bıraktığını bilmiyorum, dedi. Ebû Musa da : — Beri bak! Sen böyle dedinse gerçekten bizim bulunmadığımız vakit o bulunur; bize perde kapandığı vakit ona izin verilirdi, dedi
{m-113} Bana Kaâsım b. Zekeriyya da rivâlyet etti. (Dediki): Bize Ubeydullalı (bu zât İbni Musa'dır) Şeyban'dan o da A'meş'den, o da Mâlik b. Hâris'den, o da Ebû'l-Ahvas'dan naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Ebû Musa'ya geldim de Abdullah ile Ehû Musa'yı buldum. H. Bize Ebû Kureyb de rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Ebi Ubeyde rivayet etti. (Dediki): Bize babam A'meş'den, o da Zeyd b. Vehb'den naklen rivayet etti. Zeyd şöyle demiş: Ebû Huzeyfe ve Ebû Musa ile birlikte oturuyordum. Ve râvi hadisi nakletmiştir. Ama Kutbe'nin hadisi daha tamam ve daha çoktur
Bize İshâk b. İbrahim El-Hanzali rivayet etti. (Dediki): Bize Abde b. Süleyman haber verdi. (Dediki): Bize A'meş, Şekik'den, o da Abdullah'dan naklen, rivayet ettiki: Abdullah şöyle demiş : «Her kim bir şeyi gizlerse, kıyamet gününde gizlediği şeyle gelir.» [Al-i İmran 161] Sonra şunları söylemiş : — Bana kimin kıraati üzere okumamı emredersiniz. Gerçekten ben Resûlullah {Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e yetmiş küsur sûre okumuşumdur. Ve gerçekten Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in ashabı bilirler ki ben Allah'ın kitabını onların en iyi bileniyim. Kendimden daha iyi bilen birini bilsem mutlaka ona giderdim. Şekik demiş ki: Sonra ben Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in ashabının halkalarında oturdum. Ama bunu ona reddeden ve kendisini ayıplayan birini işitmedim
Bize Ebû Kureyb rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya b. Âdem rivâyef etti. (Dediki): Bize Kutbe A'meş'den, o da Müslim'den, o da Mesrûk'dan, o da Abdullah'dan naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Kendinden başka ilâh olmayan Allah'a yemin ederim, Allah'ın kitabından hiç bir sûre yoktur ki, onun indiği yeri en iyi bilen ben olmayayım. Ve hiç bir âyet yoktur ki, ne hususta indirildiği en iyi bilen ben olmayayım. Develerin ulaşabileceği yerde Allah'ın kitabını benden daha iyi bilen biri olduğunu bilsem mutlaka binip ona giderdim. İzah 2464 te
Bize Ebû Bekr b. Ebi Şeybe ile Muhammed b. Abdillah b. Numeyr rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Veki' rivayet etti. (Dediki): Bize A'meş Şekik'den, o da Mesrûk'dan naklen rivayet etti. (Demişki): Bize Abdullah b. Amr'a gelerek onunla hadis söyleşirdik. —İbni Numeyr onun yanında demiş. — Bir gün Abdullah b. Mes'ud'u andık da şöyle dedi: Gerçekten Öyle bir zât andınız ki, Rcsûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den işittiğim bir şeyden sonra onu hâlâ severim. Ben Resûluliah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken işittim: «Kur'ân'ı dört kişiden alın! İbni Ummi Abd'den —söze bundan başladı— Muâz b. Cebel'den, Übey b. Ka'b'dan ve Ebû Huzeyfe'nin azatlısı Sâlim'den.» ;
Bize Kuteybe b. Said ile Züheyr b. Harb ve Osman b. Ebi Şeybe rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Cerir, A'meş'den, o da Ebû Vâil'den, o da Mesrûk'dan naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Abdullah b. Amr'ın yanında idik. Bir ara Abdullah b. Mes'ud'dan bir hadis andık da Abdullah şöyle dedi: Bu zat yok mu! Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den söylerken işittiğim bir şeyden sonra onu hâlâ severim. Onu şöyle buyururken işittim : «Kur'ân'ı dört kişiden okuyun: İbni Ummi Abd'den —söze ondan başladı—, Ubey b. Ka'b'dan, Ebû Huzeyfe'nin azatlısı Sâlim'den ve Muâz b. Cebel'den.» Bir harfi Züheyr zikretmemiştir ki, o da: «Söylerken» dir
{m-117} Bize Ebû Bekr b, Ebi Şeybe ile Ebû Kureyb rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Ebû Muaviye A'meş'den, Cerir ile Veki'in isnâdiyle rivayet etti. Ebû Bekr'in, Ebû Muaviye'den rivayetinde, Muaz'ı Übey'den önce zikretmiştir. Ebû Kureyb'in rivayetinde ise Übey Muâz'dan öncedir
{m-117-2} Bize ibni Müsennâ ile İbni Beşşâr rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize İbni Ebi Adiy rivayet etti. H. Bana Bişr b. Hâlid de rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed (yâni İbni Ca'fer) haber verdi. Her iki râvi Şu'be'den, o da A'nıeş'den naklen yukarkilerin isnadıyle rivayette bulunmuşlar. Fakat Şu'be'den rivayetlerinde bu dört kişinin tensikında ihtilâf etmişlerdir
Bize Muhammed b. Müsennâ ile İbni Beşşâr rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Amr b. Mürra'dan, o da İbrahim'den, o da Mesruk'dan naklen rivâyet etti. (Şöyle demiş): Abdullah b. Amr'ın yanında İbni Mes'ud'u andılar da şunu söyledi. Bu öyle bir zattır ki: Ben Rcsûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i: «Kur'ân'ı dört kişiden okuyun: İbni Mes'ud'dan, Ebû Huzeyfe'nin azatlısı Sâlim'den, Ubey b. Ka'b'dan ve Muaz b. Cebel'den.» buyururken işittikten sonra onu hâlâ severim
{m-118} Bize Ubeydullah b. Muâz rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivâyet etti. (Dediki): Bize Şu'be bu isnadınla rivayette bulundu. Şunu da ziyade etti. «Şu'be dedi ki: Bu iki kişi ile başladı ama hangisinden başladiğinı bilmiyorum.»
بَاب مِنْ فَضَائِلِ أُبَيِّ بْنِ كَعْبٍ وَجَمَاعَةٍ مِنْ الْأَنْصَارِ، رَضِيَ اللَّهُ تَعَالَى عَنْهُمْ
Bize Muhammed b. Müsennâ rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Dâvud rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Katâde'den rivayet etti. (Demişki): Enes'i şunu söylerken işittim: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) zamanında Kur'ân'ı dört kişi topladı. Bunların hepsi ensârdandı: Muâz b. Cebel, Übey b. Ka'b, Zeyd b. Sabit ve Ebû Zeyd. Katâde, demiş ki: Enes'e: Bu Ebû Zeyd kim? diye sordum. — Amcalarımdan biri! cevabını verdi
Bana Ebû Dâvud Süleyman b. Ma'bed rivayet etti. (Dediki): Bize Amr b. Âsim rivayet etti. (Dediki): Bize Hemmam rivayet etti (Dediki): Enes b. Mâlik'e : — Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) zamanında Kur'ân'ı kim topladi? diye sordum. — Dört kişi,/hepsi ensârdan: Übey b, Ka'b, Muâz b. Cebel, Zeyd b. Sâbit ve ensârdan Ebû Zeyd künyesini taşıyan bir zat! detii
Bize Heddâb b. Hâlid rivayet etti. (Dediki): Bize Hemmam rivayet etti (Dediki): Bize Katâde, Enes b. Mâlik'den naklen rivâyet etti ki.: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ubey'ye : «Gerçekten Allah (Azze ve Celle) sana Kur'ân okumamı bana emir buyurdu.» demiş. Übey : — Benim adımı sana Allah mı andı? diye sormuş. «(Evet!) Senin adını bana Allah andı.» buyurmuşlar. Bunun üzerine Übey ağlamaya başlamış
Bize Muhammed b. Müsennâ ile İbni Beşşâr rivayet ettiler, (Dedilerki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be rivayet etti. (Dediki): Katade'yi Enes b. Mâlik'den naklen rivayet ederken dinledim. Enes şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Übey b. Ka'b'a : «Gerçekten Allah sana Beyyine Sûresi'ni okumamı bana emir buyurdu.» dedi. Übey : — Adımı da söyledi mi? diye sordu. «Evet!.,» buyurdular. Bunun üzerine Übey ağladı
{m-122} Bu hadisi bana Yahya b. Habib rivayet etti. (Dediki): Bize Hâlid (yâni; ibni Haris) rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be Katâde'den rivayet etti. (Demişki): Enes'i şunu söylerken işittim: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Übey'e şöyle buyurdular... Râvi yukardaki hadisin mislini nakletmiştir
بَاب مِنْ فَضَائِلِ سَعْدِ بْنِ مُعَاذٍ، ﵁
Bize Abd b. Humeyd rivayet etti. (Dediki): Bize Abdurrezzâk haber verdi. (Dediki): Bize İbni Cüreyc haber verdi. (Dediki): Bana Ebû'z-Zübeyr haber verdi ki: Câbir b. Abdillah'i şöyle derken işitmiş: Sa'd b. Muâz'ın cenazesi ashabın huzurlarında iken Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Bunun için Rahman'ın arşı sarsıldı.» buyurdular
Bize Amru'n-Nâkıd rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. İdris El-Evdi rivayet etti. (Dediki): Bize A'meş, Ebû Süfyân'dan, o da Câbir'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş) : Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Sa'd b. Muaz'ın vefatı için Rahman'ın arşı sarsılmıştır.» buyurdular. İzah 2467 de
Bize Muhammed b. Abdillah Er-Ruzzi rivayet etti. (Dediki): Bize Abdu'l-Vehhab b. Atâ' El-Haffâf, Sa'd'dan, o da Katade'den naklen rivayet etti. (Demişki): Bize Enes b. Mâlik rivayet etti ki, Onun — yâni Sa'd'ın— cenazesi konduğunda Nebiyyullalı (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Bunun için Rahman'ın arşı sarsılmıştır.» buyurdular. Diğer tahric: Buhari Menakibu'l-Ensar; Tirmizi, menakib; İbn-i Mace, mukaddime
Bize Muhammed b. Müsennâ ile İbni Beşşâr rivayet ittiler. (Dedilerki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Ebû İshâk'dan rivayet etti. (Demişki): Bera'i şunu soyler-ten işittim: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ipek bir hülle hediye idildi de ashabı ona dokunarak yumuşaklığına şaşmaya başladılar. Bunun üzerine : «Siz bunun yumuşaklığına mı şaşıyorsunuz? Sa'd b. Muaz'ın cennetteki mendilleri bundan daha hayırlı ve daha yumuşaktır.» buyurdular
{m-126} Bize Ahmed b. Abdete'd-Dabbi rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Dâvud rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be rivayet etti. (Dediki): Bana Ebû İshâk haber verdi. (Dediki): Bera' b. Âzib'i şunu söylerken işittim: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e ipek bir elbise getirdiler... Ve râvi hadisi nakletmiştir. Sonra İbni Abde şöyle demiştir: Bize Ebû Dâvud haber verdi. (Dediki): Bize Şu'be rivayet etti. (Dediki): Bana Katâde, Enes b. Mâlik'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen bunun benzerini yahut mislini rivayet etti
{m-126-2} Bize Muhaınmod b. Amr b. Cebele rivayet etti. (Dediki): Bize Ümeyye b. Hâlid rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be bu hadisi iki isnadla birden Ebû Davud'un rivayeti gibi tahdis etti. İzah 2469 da
Bize Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dediki): Bize Yûnus b. Muhammed rivayet etti. (Dediki): Bize Şeyban Katade'den rivayet etti. (Dediki): Bize Enes b. Mâlik rivayet etti ki, Gerçekten Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e ince ipekden bir cübbe hediyye edilmiş. Halbuki kendisi ipekden nehy buyuruyormuş. Halk buna şaşmışlar. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Muhammed'in nefsi elinde olan (Allah)'a yemin ederim ki, Sa'd b. Muaz'ın cennetteki mendilleri bundan daha güzeldir.» buyurmuşlar
{m-127} Bize bu hadisi Muhammed b. Beşşâr rivayet etti. (Dediki): Bize Salim b. Nûh rivayet etti. (Dediki): Bize Ömer b. Âmir, Katade'den, o da Enes'den naklen rivayet etti ki, Dûmetü'l-Cendel'in Ükeydir'i Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e bir hülle hediyye etmiş. Râvi yukarki hadis gibi anlatmış, yalnız bu hadisde «İpekden nehy buyuruyormuş» cümlesini anmamıştır. Diğer tahric: Buhari Menakıbu'l-Ensar ile Hile; İbn-i Mace, mukaddime. Benzeri: Nesai, ziynet
بَاب مِنْ فَضَائِلِ أَبِي دُجَانَةَ، سِمَاكُ بْنُ خَرَشَةَ، رَضِيَ اللَّهُ تَعَالَى عَنْهُ
Bize Ebû Bekir b. Ebi Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Affân rivayet etti. (Dediki): Bize Hammâd b. Seleme rivayet etti. (Dediki): Bize Sabit, Enes'den rivayet etti ki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Uhud (harbi) günü bir kılıç alarak: «Bunu benden kim alacak?» diye sormuş. Ashab hemen ellerini açmışlar. Onlardan her biri: Ben! Ben! diyormuş. «Ama onu hakkıyle kim alacak?» buyurmuş. Bunun üzerine cemâat vaz geçmişler. Derken Ebû Dücâne Simak b, Hareşe : — Onu hakkıyle ben alırım! demiş. Enes: «Onu hem aldı ve hem onunla müşriklerin başlarını yardı.» demiş
بَاب مِنْ فَضَائِلِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرِو بْنِ حَرَامٍ، وَالِدُ جَابِرٍ، رَضِيَ اللَّهُ تَعَالَى عنهما
Bize Ubeydullah b. Ömer El-Kavâriri ile Amru'n-Nâkıd ikisi birden Süfyân'dan rivayet ettiler. Ubeydullah dedi ki: Bize Süfyân b. Uyeyne rivayet etti. (Dediki): İbni Münkedir'i şöyle derken işittim: Bon Câbir b. Abdillah'i dinledim, şunu söylüyordu : Uhud harbi olunca babamı örtülü olarak getirdiler. Uzuvları kesilmişti. Ben elbiseyi kaldırmak istedim de, kavmim beni menetti. Sonra tekrar elbiseleri kaldırmak istedim; kavmim beni yine men etti. Derken Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) elbiseyi kaldırdı. Yahut emretti de kaldırıldı. Arkacığından ağlayan yahut feryad eden bir kadın sesi işitti. Ve : «Kim bu?» diye sordu. — Amr'ın kızıdır. Yahut Amr'ın kız kardeşidir, dediler. «Niye ağlıyor! işte melekle, kaldırılıncaya kadar onu kanatlarıyla gölgelendirip duracaklar.» buyurdular
Bize Muhammed b, Müsemıâ rivayet etti. (Dediki): Bize Vehb b. Cerir rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Muhammed b. Münkedir'den, o da Câbir b. Abdillah'dan naklen rivayet etti. Câbir şöyle demiş: Uhud günü babam vuruldu. Ben onun yüzünden elbiseyi açmaya ve ağlamaya başladım. Cemâat da beni men etmeye başladılar. Ama Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) beni men etmiyordu. Fâtıme binti Amr da ağlamaya başladı. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ona ağlıyor musun? Yahut ona ağlama! Siz onu kaldınncaya kadar melekler kanatlarıyle onu gölgelendirip duracaklar.» buyurdu
{m-130} Bize Abd b. Humeyd rivayet etti. (Dediki): Bize Ravh b. Ubâde rivayet etti. (Dediki): Bize İbnü Cüreyc rivayet etti. H. Bize İshâk b. İbrahim de rivayet etti. (Dediki): Iiize Abdürrezzâk haber verdi. (Dediki): Bize Ma'mer rivayet etti. Her iki râvi Muhammed b. Münkedir'den, o da Câbir'den naklen bu hadisi rivayet etmişlerdir. Şu kadar var ki, İbni Cüreyc'in hadisinde melâike ile kadının ağlayışı zikredilmemiştir
{m-130-2} Bize Muhammed b. Ahmed b. Ebi Halef rivayet etti. {Dediki): Bize Zekeriyya b. Adiy rivayet etti. (Dediki): Bize Ubeydillah b. Amr, Abdu'l-Kerim'den, o da Muhammed b. Münkedir'den, o da Câbir'den naklen haber verdi. Câbir şöyle demiş: Uhud günü babam burnu, kulakları kesilmiş olarak getirildi. Ve Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in huzuruna konuldu... Ve râvi yukardakilerin hadisi gibi anlatmıştır
بَاب مِنْ فَضَائِلِ جُلَيْبِيبٍ، ﵁
Bize İshâk b. Ömer b. Selit rivayet etti. (Dediki): Bize Hanımad b. Seleme, Sâbit'den, o da Kinine b. Nuaym'dun, o da Ebû Berze'den naklen rivayet ettiki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) gazalarından birinde bulunuyormuş. Derken Allah kendisine ganimet vermiş ve ashabına : «Bir kaybınız var mı?» diye sormuş. Ashab ; — Evet; Filân, filân ve filân! (aranmaktadır) demişler. Sonra (yine): «Bir kaybiniz var mı?» diye sormuş. Ashab: — Evet! Filân, filân ve filân! (aranmaktadır) demişler. Sonra tekrar: «Bir kaybınız var mı?» diye sormuş. (Bu sefer) : — Hayır! demişler. «Lekin ben Cüleybib'i kayıp görüyorum, onu hemen arayın!» buyurmuş. Onu ölenlerin içinde aramışlar ve kendi öldürdüğü yedi kişinin yanı başında bulmuşlar. Sonra (düşmanlar) oau öldürmüşler. Ve Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) gelerek onun baş ucunda durmuş ve şöyle buyurmuş : «Yedi kişi öldürdü. Sonra onu öldürdüler. Bu bendendir. Ben de ondanım! Bu bendendir, ben de ondanım!» Müteakiben onu iki kolunun üzerine koymuş. Kendisinin Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in kollarından başka kolu yokmuş. Ona bir kabir kazmış ve kabrine koymuş. Ebû Berze yıkamaktan bahsetmemiştir
بَاب مِنْ فَضَائِلِ أَبِي ذَرٍّ، ﵁
Bize Heddâb b. Hâlid-El-Ezdi rivayet etti. (Dediki): Bize Süleyman b. Muğire rivayet etti. {Dediki): Bize Humeyd b. Hilâl, Abdullah b. Sâmid'deıı naklen haber verdi. (Demişki): «Ebû Zer şunları söyledi: Kavmimiz Gıfâr'ın arasından çıktık. Onlar haram ayı helâl yapıyorlardı. Ben, kardeşim Üneys ve annemiz (birlikte) çıktık. Ve bir dayımıza misafir olduk. Dayımız bize ikram ve ihsanda bulundu. Derken kavmi bize hased ederek: — Sen ailenin yanından çıktığın vakit Üneys onlara muhalefet etti, dediler. Sonra dayımız geldi. Ve kendisine söyleneni bize ifşa etti. Ben de: — Bize geçen iyiliğin yok mu, onu muhakkak surette berbad ettin. Bundan sonra sana yaklaşmak yok, dedim. Hemen develerimizi yanaştırdık ve üzerlerine bindik. Dayımız elbisesine sarınarak ağlamağa başladı. Biz yolumuza devam ettik. Nihayet Mekke kenarına indik. Derken Üneys bizim develerimizle onların misli develer nâmına şiir yarışına girdi. Ve her iki taraf kâhine gittiler. O Üneys'i daha hayırlı bulmuş. Bunun üzerine Üneys yanımıza develerimizle, bir misli de beraberlerinde olduğu halde geldi. Ebû Zer: — Ey kardeşim oğlu! Ben Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e kavuşmamdan üç sene önce namaz kıldım, dedi. — Kime? diye sordum. — Allah'a! dedi. — Nereye doğru dönüyorsun? dedim. — Rabbim beni nereye çevirirse oraya doğru! Yatsıyı kılıyorum, gecenin sonu geldi mi, tâ güneş üzerime vuruncaya kadar bir örtü gibi seriliyorum, dedi. Üneys dedi ki: Benim Mekke'de bir hacetim var. Bana baş göz ol! Müteakiben Üneys yola düştü. Nihayet Mekke'ye varmış. Yanıma dönmekte biraz gecikti. Sonra geldi. — Ne yaptın? dedim. — Mekke'de senin dininde bir adam'a rastladım. Kendisini Allah gönderdiğini söylüyor, dedi. — Ya Halk ne söylüyor? diye sordum. — Şâir, kâhin, sihirbaz diyorlar, cevâbını verdi. Üneys de şâirlerden biriydi. Üneys dedi ki: Ben gerçekten kâhinlerin sözünü dinledim ama onunki kâhinlerin sözü değil. Onun sözünü şâir nevilerine tatbik ettim, fakat benden sonra ona şiir demeye kimsenin dili varmaz. Vallahi o hakikaten doğrucu, kâhinler de gerçekten yalancıdırlar. Ebû Zer dedi ki: — O halde bana baş göz ol, tâ ki gidip göreyim, dedim ve Mekke'ye geldim. Mekkelilerden zayıf bir adam buldum. Ve : — Kendisine sapık dediğiniz zât nerededir? diye sordum. Bana işaret etti. — Al sapığını! dedi. Az sonra vadinin sakinleri bütün topaç ve kemiklerle üzerime hücum ettiler. Hattâ bayılarak düştüm. Kalktığım vakit dikili taşlar gibi kıpkırmızı idim. Hemen zemzeme giderek üzerimden kanları yıkadım ve suyundan içtim. Yemin olsun kardeşim oğlu otuz günle gece arası durdum. Zemzem suyundan başka yiyeceğim yoktu. Ama semizledim. Hattâ karnımın büküntüleri kıvrıldı. Karnımda açlık zafiyeti hissetmedim. Bir ara Mekkeliler ay aydınlığı bir gecede ansızın uyudular. Kabe'yi kimse tavaf etmiyordu. Onlardan iki kadın İsâf ve Nâile'ye dua ediyorlardı. Tavafları esnasında yanıma geldiler. Ben: Bunların birini diğerine nikâh edin, dedim. Fakat onlar sözlerinden vaz geçmediler. Ve yanıma geldiler. — Odun gibi şey, yalnız ben kinaye söylemiyorum, dedim. Bunun üzerine kadınlar velvele kopararak gittiler. Bizim neferlerimizden biri burada olsaydı ya! diyorlardı. Az sonra karşılarına Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile Ebû Bekr çıktı. Yukardan iniyorlardı. (Onlara): «Size ne oldu?» diye sordu. — Dinsiz Kâ'be ile örtülerinin arasındadır, dediler. «Size ne söyledi?» diye sordu. — O bize ağzı dolduran sözler söyledi, dediler. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) gelerek Hacer (i esved) i öptü. Ve arkadaşı ile birlikte Kâ'be'yi tavaf etti. Sonra namaz kıldı. Namazını bitirince (Ebû Zerr demişki): Onu İslâm'ın selâmı ile ilk selâmlayan ben oldum. Ve selâm sana yâ Resûlallah! dedim. «Sana da... Allah'ın rahmeti de... buyurdu. Sonra: «Sen kimsin?» diye sordu. — Gıfâr'dan'ım, dedim. Bunun üzerine eli ile uzanarak parmaklarını alnına koydu. Ben kendi kendime: Benim Gıfâr'a mensub olmamı kerih gördü, dedim. Ve elini tutmaya kalkıştım. Arkadaşı derhal beni men etti. Onu benden iyi biliyordu. Sonra Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) başını kaldırdı ve : «Ne zamandan beri buradasın?» diye sordu. Ben: — Gecesi gündüz otuz günden beri buradayım, dedim. «O halde seni kim doyuruyordu? dedi. — Zemzem suyundan başka yiyeceğim yoktu ama semizledim. Hattâ karnımın kıvrımları kırıldı. Karnımda bir açlık zaafı da görmüyorum, dedim. «O gerçekten mübarektir. O hakikaten doyurucu yemektir.» buyurdular. Ebû Bekr: — Yâ Resûiallah! Bu gece onu doyurmak için bana izin ver! dedi. Müteakiben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile Ebû Bekr gittiler. Ben de onlarla beraber gittim. Ebû Bekr bir kapı açtı ve bize Tâif'in kuru üzümünden avuçlamaya başladı. Bu Mekke'de yediğim ilk yemek oldu. Sonra kaldığım kadar kaldım ve Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e geldim de: «Bana gerçekten hurmalık bir yerin semti gösterildi. Onun Medine'den başka bir yer olacağını sanmıyorum. Sen kavmine benden (bir şeyler) tebliğ eder misin? Ola ki, Allah senin vasıtanla onları faydalandırır. Ve onlar hakkında sana ecir verir.» buyurdular. Sonra Üneys'e geldim. — Ne yaptın? diye sordu. — Şunu yaptım ki; ben gerçekten müslüman oldum ve tasdik ettim, dedim. — Ben senin dinine karşı değilim; çünkü ben do müslüman oldum ve tasdik eltim, dedi. Bunu nıüteâkib annemize geldik. O da : — Ben sizin dininize karşı değilim; çünkü ben de müslüman oldum ve tasdik ettim, dedi. Bunun üzerine hayvanlara bindik ve kavmimiz Gıfâr'a geldik. Onların da yarısı müslüman oldu. Kendilerine Eymâ' b. Rahadate'l-Gıfâri imam oluyordu. Reisleri idi. Yarısı da: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Medine'ye geldiği vakit müslüman oluruz, dediler. Az sonra Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Medine'ye geldi. Onların kalan yarısı da müslüman oldular. Eslem kalilesi dahi gelerek: — Yâ Resûlallah! Bunlar bizim kardeşlerimizdir. Onlar ne üzerine müslüman oldularsa, biz de müslüman oluruz, dediler. Ve müslümanliğı kabul ettiler. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Gıfâr! Allah ona mağfiret buyursun! Eşlem! Allah ona da selâmet versin!» buyurdular
{m-132} Bize İshâk b. İbrahim El-Hanzali rivayet etti. (Dediki): Bize Nadr b. Şümeyl haber verdi. (Dediki): Bize Süleyman b. Muğira rivayet etti. (Dediki): Bize Humeyd b. Hilâl bu isnadla rivayette bulundu. O : «Dedim ki, o halde bana baş göz ol da gidip göreyim» cümlesinden sonra şunu ziyade etti. (Dediki): Evet! (Olur!) Hem Mekkelilerden korunur Çünkü onlar o zâta buğzederler. Kendisini suratsız karşılarlar.»
{m-132-2} Bize Muhammcd b. Müsennâ El-Anczi rivayet etti. (Dediki): Bana İbnü Ebi Âdiy rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Avn, Humeyd b. Hilâl'den, o da Abdullah b- Sâmit'den naklen haber verdi. Şöyle demiş : Ebu Zer : — Ey kardeşim oğlu! Ben Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in gönderilmesinden iki sene önce namaz kıldım, dedi. Abdullah demişki ; Ben: — O halde nereye dönüyordun? diye sordum. — Allah'ın beni döndürdüğü yere... dedi. Ve râvi hadisi Süleyman b. Muğıra'nın hadisi gibi rivayet etti. Bu hadisde o şunu da söyledi : «Bunun üzerine her ikisi kâhinlerden bir adama gittiler. Kardeşim Üneys ona galebe çalıncaya kadar kâhini methetmekte devam etti. Bunun üzerine onun develerini aldık ve kendi develerimize kattık.» Hadisinde şunu söyledi: «Dediki: Az sonra Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) gelerek beyti tavaf etti. Ve makamın arkasında iki rekât namaz kıldı. Müteakiben yanına vardın Gerçekten onu İslâm'ın selâmiyla selâmlayan ilk insan benim: Selâm sana yâ Resûlallah! dedim. «Sana da selâm! Sen kimsin?» buyurdu.» Yine onun hadisinde: «Sen kaç zamandır buradasın? diye sordu. Ben: On beş gündür! cevabını verdim» cümlesi vardır. Bu hadisde: «Ebû Bekr bu gecenin ziyafeti için bana bağışla dedi» cümlesi de vardır
Bana İbrahİm b. Muhanımed b. Ar'arate's-Sâmi ile Muhammed b. Hâtim rivayet ettiler. Hadisin siyakı, itibariyle birbirlerine yakındırlar. Lâfız İbni Hâtim'indir. (Dedilerki): Bize Abdurrahman b. Mehdi rivayet etti. (Dediki): Bize Müsennâ b. Said, Ebû Cemre'den, o da İbni Abbâs'dan naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Mekke'de Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in bi'seti Ebû Zerr'in kulağına gelince kardeşine : — Hayvanına bin, şu vadiye git ve kendisine semâdan haber geldiğini söyleyen şu adam hakkında bana bilgi topla. Konuştuğunu dinle, sonra bana getir! demiş. Kardeşi yola koyulmuş ve Mekke'ye gelmiş. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in söylediklerini dinlemiş, sonra Ebû Zerr'e dönerek: __ Onu, iyi ahlâkı emrederken ve öyle bir söz söylerken gördüm ki, söz şiir değildir, demiş. Ebû Zerr : — Muradım hususunda bana şifâbahş olamadın, demiş. Hemen azığım almış ve içinde su bulunan bir tulumunu yüklenerek Mekke'ye gelmiş. Mescid'e vararak Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i aramış. Kendisini tanımıyormuş. Onu sormaktan da çekinmiş. Nihayet akşamı bulmuş ve yatmış. Derken onu Ali görmüş ve bir yabancı olduğunu anlamış. Onu görünce peşine düşmüş ama birbirlerine hiç bir şey sormamışlar. Tâ ki, sabah olmuş. Sonra (Ebû Zerr) tulumcağızını ve azığıı yüklenerek mescide çekilmiş. O gün de öyle devam etmiş. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) göremiyormuş. Nihayet akşam olmuş. O yine yattığı yere dönmüş. Derken yanına Ali uğramış ve: Bu adama konağını bilme zamanı gelmedi mi? diyerek onu kaldırmış. Ve beraberinde götürmüş. Birbirlerine hiç bir şey sormuyorlarmış. Üçüncü gün gelince aynı şekilde hareket imiş. Ali yine onu kaldırarak beraberinde götürmüş. Sonra ona : — Bana anlatmıyacak mısın? Seni bu beldeye getiren nedir? demiş. Ebû Zerr : — Beni irşâd edeceğine ahd-ü misak verirsen (dediğini) yaparım, demiş. O da söz verme işini yapmış. Bunun üzerine Ebû Zerr ona (niçin geldiğini) haber vermiş. Ali: — Gerçekten o haktır. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) odur. Sabahladığın vakit beni tâkib et! Ben senin için korkulacak bir şey görürsem su dökermişim gibi yapacağım; geçip gidersem arkamdan gel ve benim girdiğim yere gir! demiş. Ebû Zerr de öyle yapmış ve Ali'yi takip ederek yola düşmüş. Nihayet Ali, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in kanına girmiş. Onunla birlikte Ebû Zerr de girmiş. Artık onun söylediğini dinlemiş ve oracıkta müslüman olmuş. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona : «Kavmine dön de emrim sana gelince onlara haber ver.» buyurmuş. — Nefsim yed-i kudretinde olan Allah'a yemin ederim ki, onların arasında bunu haykıracağım, demiş ve çıkarak mescide gelmiş. Müteakiben var sesiyle: __ Şehadet ederim ki, Allah'dan başka ilâh yoktur. Ve Muhammed Allah'ın Resulüdür, diye bağırmış. Müşrikler ayaklanmışlar ve onu döşeğe düşürünceye kadar dövmüşler. Derken Abbâs gelerek üzerine kapanmış ve : — Yazıklar olsun size! Bunun Gıfâr kabilesinden olduğunu ve tacirlerinizin Şam'a giden yolu bunlardan geçtiğini bilmez miydiniz? diyerek kendisini onlardan kurtarmış. Ertesi gün yine bunun gibi yapmış. Küifâr ayaklanarak yanına gelmişler ve kendisini dövmüşler. Yine Abbas üzerine kapanmış ve onu kurtarmış
بَاب مِنْ فَضَائِلِ جَرِيرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، رَضِيَ اللَّهُ تَعَالَى عَنْهُ
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize Hâlid b. Abdillah, Beyan'dan, o da Kays b Ebi Hâzim'den, o da Cerir b. Abdlllah'dan naklen haber verdi. H. Bana Abdul-Hamid b. Beyân da rivayet etti. (Dediki); Bize Hâlid, Beyân'dan naklea rivayet etti. (Demişki): Kays b. Ebi Hâzim'i şunu söylerken işittim. Cerir b. Abdillah dediki, Müslüman olduğumdan beri Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) beni yanına girmekten men etmemiş, Beni gördüğü zaman da mutlaka gülmüştür
Bize Ebû Bekr b. Ebi Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Veki' ile Ebû Usânıe, İsmail'den rivayet ettiler. H. Bize İbni Numeyr de rivayet etti. (Dediki); Bize Abdullah b, İdris rivayet etti. (Dediki): Bize İsmail, Kays'dan, o da Cerir'den naklen rivayet etti. Cerir şoyle demiş: Müslüman olduğumdan beri Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) beni yanına girmekten men etmemiş, beni gördüğü zaman da mutlaka yüzüme gülümsemiştir. İhni Numeyr, İbni İdris'den rivayet ettiği hadisinde şunu ziyâde etmiştir: «Hakikaten at üzerinde duramadığımı kendisine şikâyet ettim de eliyle göğsüme vurdu ve : — Allahım bunu sâbit kıl! Bunu hâdi Mehdi eyle! diye dua etti.» Diğer tahric: Buhâri Cihâd, Edeb; Tirmizi ile Nesâi (kübra) Menâkıb; İbni Mâce «mukaddime – Sünnet
Bana Abdu'l-Hamid b. Beyân rivayet etti. (Dediki): Bize Hâlid b. Beyan, Kays'dan, o da Ccrir'den naklen haber verdi. Cerir şöyle demiş: Cahiliyet devrinde Zü'l-halasa denilen bir ev vardı. Ona Yemen'in Kâ'be'si ve Şam'ın Kâ'be'si denilirdi. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Sen beni bu Zü'l-halasa'dan ve Yemen'in Şam'ın kâ'besinden kurtarır mısın?» dedi. Hemen Ahmes kabilesinden yüzelli kişi ite ona gittim. Ve evi yıktık, yanında bulduklarımızı da öldürdük. Müteakiben Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek kendisine haber verdim de, bize ve Ahmeslilere duâ buyurdu
Bize İshâk b. İbrahim rivayet etti. (Dediki): Bize Cerir, İsmail b. Ebi Hâlid'den, o da Kays b. Ebi Hâzim'den, o da Cerir b. Abdillah El-Beceli'den naklen haber verdi. (Şöyle demiş) : Bana Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Seilem): «Yâ Cerir! Beni Zü'l-halasadan kurtarmaz mısın?» buyurdu. (Yâni) Has'am'ın evinden ki, buna Yemen'in Kâ'be'si denilirdi. Hemen yüz eili altı ile gittim. At üstünde duramıyordum. Bunu Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Seilem)'e andım da eliyle göğsüme dokundu. Ve: «Allah'ım! Bunu sabit ktl! Bunu Hâdi Mehdi eyle!» diye duâ etti. Râvi diyor ki: Cerir gitti ve o evi ateşle yaktı. Sonra Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Seilem)'e bunu müjdelemek için bir adam gönderdi. Bu adam Ebû Ertât künyesini taşırdı. Bizdendi. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Seilem)'e gelerek: — Onu gicikli deve gibi bırakmadıkça sana gelmedim, dedi. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Seilem) de Ahmes atlarına ve erkeklerine beş defa bereket duasında bulundu
{m-137} Bize Ebû Bekr b. Ebi Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Veki' rivayet etti. H. Bize İbni Numeyr de rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. H. Bize Muhanımed b. Abbâd dahi rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyân rivayet etti. H. Bize İbni Ebi Ömer de rivayet etti. (Dediki): Bize Mervân (yâni El-Fezâri) rivayet etti. H. Bana Muhammed b. Râfi' dahi rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Usâme rivayet etti. Bu râvilerin hepsi İsmail'den bu isnadla rivayette bulunmuşlardır. Mervan'in hadisinde: «Cerir'in müjdecisi Ebû Ertât Husayn b. Rabia, Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e müjdeye geldi.» demiştir
باب من فَضَائِلِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبَّاسٍ، ﵄
Bize Züheyr b. Harb ile Ebû Bekr b. Nadr rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Hâşim b. Kaâsım rivayet etti. (Dediki): Bize Verkaâ' b. Ömer El-Yeşkuri rivayet etti. (Dediki): Ubeydullah b. Ebi Yezid'i, İbnu Abbas'dan naklen rivayet ederken dinledim ki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) helaya geldi. Ben de onun için abdest suyu koydum. Çıktığı vakit: «Bunu kim koydu?» diye sordu. Züheyr'in rivayetinde İbni Abbas dediler. Ebû Bekr'in rivayetinde ise : — Ben: İbni Abbas! dedim. «Allah'ım, bunu fakih öyle!..» buyurdular, demiş