Bize Yahya h. Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize Abdü'l-Vâhid b. Ziyad, Muhammed b. Ebî İsmail'den, o da Abdurrahman b. Hilâl'den naklen haber verdi. (Demişki): Ben Cerîr b. Abdillah'ı şunu söylerken işittim. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem); «Bir kimse yumuşak davranmaktan mahrumsa, hayırdan mahrumdur. Yahut bir kimse yumuşak davranmaktan mahrum olursa, hayırdan mahrum olur.» buyurdular. İzah 2594 te
Sahih-i Müslim › Kitâb 45 · Birr, Sıla ve Güzel AhlâkKonum
- ·Giriş (Mukaddime)35
- 1Îmân437
- 2Tahâret144
- 3Hayız157
- 4Namaz323
- 5Mescidler ve Namaz Yerleri406
- 6Namaz — Yolcular380
- 7Namaz — Cuma93
- 8Namaz — İki Bayram26
- 9Namaz — Yağmur19
- 10Namaz — Tutulmalar34
- 11Namaz — Cenâzeler140
- 12Zekât230
- 13Oruç285
- 14İ'tikâf11
- 15Hac604
- 16Nikâh169
- 17Süt Emzirme84
- 18Talâk91
- 19Lân (Mülâane)27
- 20Köle Azâdı31
- 21Alım Satım158
- 22Müsâkât (Ortakçılık)178
- 23Mîrâs Hükümleri23
- 24Hibeler41
- 25Vasiyyetler31
- 26Adaklar19
- 27Yeminler88
- 28Yeminler, Muhâribler, Kısas ve Diyet56
- 29Had Cezâları72
- 30Yargı ve Hükümler28
- 31Bulunmuş Mallar (Lukata)21
- 32Cihâd ve Seferler182
- 33İmâret (Yönetim)271
- 34Av, Kesim ve Yenilecek Şeyler92
- 35Kurbanlar61
- 36İçecekler258
- 37Elbise ve Süs200
- 38Edep ve Âdâb60
- 39Selâmlaşma216
- 40Doğru Kelime Kullanımı25
- 41Şiir10
- 42Rüyâlar41
- 43Fazîletler230
- 44Sahâbenin Fazîletleri331
- 45Birr, Sıla ve Güzel Ahlâk222
- 46Kader52
- 47İlim30
- 48Zikir, Dua, Tövbe ve İstiğfâr131
- 49Kalpleri Yumuşatan Rivayetler15
- 50Tövbe72
- 51Münâfıkların Vasıfları ve Hükümleri21
- 52Kıyâmet Günü, Cennet ve Cehennemin Vasıfları85
- 53Cennet, Nîmetleri ve Ehli104
- 54Fitneler ve Kıyâmet Alâmetleri180
- 55Zühd ve Kalplerin Yumuşaması99
- 56Tefsîr40
- 1باب بر الوالدين، وأنهما أحق به
- 2باب تقديم بر الوالدين على التطوع بالصلاة، وغيرها
- 3باب رغم أنف من أدرك أبويه أو أحدهما عند الكبر، فلم يدخل الجنة
- 4باب فضل صلة أصدقاء الأب والأم، ونحوهما
- 5باب تفسير البر والإثم
- 6باب صلة الرحم، وتحريم قطيعتها
- 7باب تحريم التحاسد والتباغض والتدابر
- 8باب تحريم الهجر فوق ثلاث، بلا عذر شرعي
- 9باب تحريم الظن والتجسس والتنافس والتناجش، وَنَحْوِهَا
- 10باب تحريم ظلم المسلم وخذله واحتقاره ودمه وعرضه وماله
- 11باب النهي عن الشحناء والتهاجر
- 12باب في فضل الحب في الله
- 13باب فضل عيادة المريض
- 14باب ثواب المؤمن فيما يصيبه من مرض أو حزن أو نحو ذلك، حتى الشوكة يشاكها
- 15باب تحريم الظلم
- 16باب نصر الأخ ظالما أو مظلوما
- 17باب تراحم المؤمنين وتعاطفهم وتعاضدهم
- 18باب النهي عن السباب
- 19باب استحباب العفو والتواضع
- 20باب تحريم الغيبة
- 21باب بشارة من ستر الله تعالى عيبه في الدنيا، بأن يستر عليه في الآخرة
- 22باب مداراة من يتقي فحشه
- 23باب فضل الرفق
- 24باب النهي عن لعن الدواب وَغَيْرِهَا
- 25باب من لعنه النبي ﷺ أو سبه أو دعا عليه، وليس هو أهلا لذلك، كان له زكاة وأجرا ورحمة
- 26باب ذم ذي الوجهين، وتحريم فعله
- 27باب تحريم الكذب، وبيان المباح منه
- 28باب تحريم النميمة
- 29باب قبح الكذب، وحسن الصدق، وفضله
- 30باب فضل من يملك نفسه عند الغضب، وبأي شيء يذهب الغضب
- 31باب خلق الإنسان خلقا لا يتمالك
- 32باب النهي عن ضرب الوجه
- 33باب الوعيد الشديد لمن عذب الناس بغير حق
- 34باب أمر من مر بسلاح، في مسجد أو سوق أو غيرهما من المواضع الجامعة للناس، أن يمسك بنصالها
- 35باب النهي عن الإشارة بالسلاح إلى مسلم
- 36باب فضل إزالة الأذى عن الطريق
- 37باب تحريم تعذيب الهرة ونحوها، من الحيوان الذي لا يؤذي
- 38باب تحريم الكبر
- 39باب النهي عن تقنيط الإنسان من رحمة الله تعالى
- 40باب فضل الضعفاء والخاملين
- 41باب النهي من قول: هلك الناس
- 42باب الوصية بالجار، والإحسان إليه
- 43باب استحباب طلاقة الوجه عند اللقاء
- 44باب استحباب الشفاعة فيما ليس بحرام
- 45باب استحباب مجالسة الصالحين، ومجانبة قرناء السوء
- 46باب فضل الإحسان إلى البنات
- 47باب فضل من يموت له ولد فيحتسبه
- 48باب إذا أحب الله عبدا، حببه إلى عباده
- 49باب الأرواح جنود مجندة
- 50باب المرء مع من أحب
- 51باب إذا أثنى على الصالح فهي بشرى ولا تضره
(45) Kitâb: Birr, Sıla ve Güzel Ahlâk
باب فضل الرفق
Bize Harmele b. Yahya El-Tücîbî rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. Vehb haber verdi. (Dediki): Bana Hayve haber verdi. (Dediki): Bana İbni Hâd, Ebû Bekr b. Hazm'den, o da Amra'dan (yâni binti Abdirrahman'dan), o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in zevcesi Âişe'den naklen rivayet etti ki: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Yâ Âişe! Şüphesiz ki, Allah refikdir. Rıfkı sever. Rıfk karşılığında şiddet ve başkası için vermediğini verir.» buyurmuşlar. İzah 2594 te
Bize Ubeydullah b. Muâz EI-Anberî rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be Mikdam'dan, (bu zât İbni Şureyh b. Hâni'dir), o da babasından, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in zevcesi Âişe'den, o da Nebi (Sallatlahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti: «Şüphesiz ki, yumuşak davranmak bir şeyde bulunursa, onu zinetler. Bir şeyden de alınırsa, onu lekeler.» buyurmuşlar
Bize bu hadîsi Muhammed b. Müsennâ ile İbni Beşşâr rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Muhammed h. Ca'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be rivayet etti. (Dediki): Ben Mikdam b. Şureyh b. Hânî'den bu isnadla dinledim. Bu hadîsde o şunu da ziyâde etmiştir: «Âişe bir deveye bindi. Devede hırçınlık vardı. Âişe onu ileri geri çevirmeye başladı. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona: «Yumuşak davran...» Sonra râvi yukarki hadîsin mislini zikretmiştir
باب النهي عن لعن الدواب وَغَيْرِهَا
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ile Züheyr b. Harb hep birden İbni Ulayye'den rivayet .ettiler. Züheyr (Dediki): Bize İsmail b. İbrahim rivayet etti. (Dediki): Bize Eyyûb, Ebû Kılâbe'den, o da Ebû Mühelleb'den, o da İmran b. Husayn'daıı naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Bir defa Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) seferlerinden birinde iken ensârdan bir kadın da bir dişi deve üzerinde bulunuyordu. Kadın bıkkınlık göstererek deveye lanet etti. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de bunu işitti. Ve : «Bu devenin üzerindeki eşyayı alın ve deveyi bırakın! Çünkü o lanetlenmiştir.» buyurdular. İmran: «Ben onu bâlâ insanlar arasında yürürken görür gibiyim. Ona kimse sataşmıyordu.» demiş
Bize Kuteybe b. Saîd ile Ebu'r-Rabi' rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Hammad (bu zât îbni Zeyd'dir) rivayet etti, H. Bize İbni Ebî Ömer de rivayet etti. (Dediki): Bize Sakafî rivayet etti. Her iki râvi Eyyûb'dan İsmail'in isnâdiyle onun hadîsi gibi rivayette bulunmuşlardır. Şu kadar var ki, Hammad'ın hadîsinde de: «İmran dedi ki: Sanki ben onu görür gibiyim. Boz bir deve idi.» Sakâfî'nin hadîsinde ise: «Devenin üzerindeki eşyayı alın ve onu çıplak bırakın! Çünkü o lanetlenmiştir.» cümleleri vardır. İzah 2596 da
Bize Ebû Kâmil El-Cahderî Fudayl b. Hüseyn rivayet etti. (Dediki): Bize Yezid (yâni İbni Zürey') rivayet etti. (Dediki): Bize Teymî, Ebû Osman'dan, o da Ebû Berzete'I-Eslemî'den naklen rivayet etti. Bir defa bir cariye, üzerinde cemâatin bazı eşyası bulunan dişi bir deveye binmişti. Aniden Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i gördü. Dağın da dar yerine gelmişlerdi. Kadın : — Hal (deh) ! Allahım, buna lanet et! dedi. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Üzerinde lanet bulunan bîr deve bizimle beraber olmasın!» buyurdular
Bize Muhammed b. Abdi'l-A'lâ rivayet etti. (Dediki): Bize Mu'temir rivayet etti, H. Bana Ubeydullah b. Saîd de rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya (yâni İbni Saîd) rivayet etti. Bu râviler toptan Süleyman Et-Teymî'den bu isnadla rivayette bulunmuşlardır. Mu'temir'in hadîsinde şu ziyâde vardır : «Hayır! Allah'a yemin olsun üzerinde Allah'dan la'net bulunan bir deve bizimle beraber olmasın. Yahut buyurduğu gibidir.»
Bize Harun b. Saîd El-Eylî rivayet etti, (Dediki): Bize rivayet etti. (Dediki): Bana Süleyman (bu zât İbni Bilâl'dir) Alâ' b. Abdirrahman'dan naklen haber verdi. AIâ' ona babasından, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etmiş ki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Sıddik bir kimseye lânetçi olması yakışmaz.» buyurmuşlar
{M-84} Bana bu hadîsi Ebû Kureyb rivayet etti. (Dediki): Bize Hâlid b. Mahled, Muhammed b. Ca'fer'den, o da Alâ' b. Abdirrahman'dan bu isnadla bu hadisin mislini rivayet etti. İzah 2599 da
Bana Süveyd b. Saîd rivayet etti. (Dediki): Bana Hafs b. Meysera, Zeyd b. Eslem'den naklen rivayet ettiki: Abdü'l-Melik b. Mervan Ümmü Derdâ'ya kendinden bazı ev eşyası göndermiş. Gecelerden birinde Abdü'l-Melik geceden kalkarak hizmetçisini çağırmış. Galiba hizmetçisi yanına gelmekte gecikmiş de ona lanet etmiş. Sabah olunca Ümmü Derdâ ona : — Bu gece hizmetçini çağırdığın vakit ona lanet ettiğini işittim, demiş. Ve sözüne şöyle devam etmiş: Ben Ebu'd-Derdâ'yı şunu söylerken işittim: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Lânetçiler kıyamet gününde ne şefî' olabilirler, ne de şehid!» buyurdular
{M-85} Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile Ebû Gassân El-Mismaî ve Âsim b. Nadr Et-Teymî rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Mu'temir b. Süleyman rivayet etti. H. Bize îshâk b. İbrahim de rivayet etti. (Dediki): Bize Abdürrezzâk haber verdi. Her iki râvi Ma'mer'den, o da Zeyd b. Eslem'den naklen bu isnadda Hafs b. Meysera'nın hadîsi mânâsında rivayette bulunmuşlardır
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Muâviye b. Hişâm, Hişâm b. Sa'd'dan, o da Zeyd b. Eslem ile Ebû Hâzim'den, onlar da Ümmü Dcrdâ'dan, o da Ebu'd-Derdâ'dan naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i «Şüphesiz ki, lânetçiler kıyamet gününde ne şehit olurlar, ne de şefî'!» buyururken işittim. İzah 2599 da
Bize Muhammed b. Abbad ile İbni Ebî Ömer rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Mervân (yâni El-Fezârî) Yezid'den (ki bu zat İbni Keysan'dır), o da Ebû Hâzim'den, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş : — Yâ Resûlallah! Müşriklerin aleyhine dua et! denildi. «Ben lânetçi olarak gönderilmedim! Ben ancak ve ancak rahmet olarak gönderildim!» buyurdular
باب من لعنه النبي ﷺ أو سبه أو دعا عليه، وليس هو أهلا لذلك، كان له زكاة وأجرا ورحمة
Bize Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dediki): Bize Cerîr, A'meş'den, o da Ebu'd-Duhâ'dan, o da Mesrûk'dan, o da Âişe'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına iki adam girdi. Ve onunla ne olduğunu bilmediğim bir şey konuştular da gadablandırdılar. O da kendilerine lanet ve sitem etti. Çıktıkları vakit ben : — Yâ Resûlallah! Şu iki adamın kazandığı bayırdan kim bir şey kazanabilir, dedim ; «Ne o?» buyurdu. — Sen onlara lanet ve sitem ettin! dedim. «Sen benim Rabbîme koştuğum şartı bilmiyor musun? Allahım! Ben ancak bir beşerim, müslümanlardan hangisine lanet veya sitem edersem bunu onun için bir zekât ve ecir kıl, dedim.» buyurdular
{M-88} Bize bu hadîsi Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile Ebû Kureyb rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Ebû Muâviye rivayet etti. H. Bize bunu Ali b. Hucr Es-Sa'dî ile İshâk b. İbrahim ve Ali b. Haşrem dahî hep birden İsâ b. Yûnus'dan (Ebû Muâviye ile İsa b. Yûnus) ikisi birden A'meş'den bu isnadla Cerîr'in hadîsi gibi rivayette bulunmuşlardır. İsa'nın hadîsinde râvi: «Onunla başbaşa kaldılar. O da kendilerine sitem ve lanet etti; onları dışarı çıkardı.» demiştir. İzah 2604 te
Bize Muhammed b. Abdillah b. Numeyr rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. (Dediki): Bize A'meş, Ebû. Sâlih'den, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), «Allahım! Ben ancak bir beşerim! İmdi müslümanlardan herhangi birine sitem eder, lanette bulunur veya dayak atarsam, bunu onun için bîr zekât ve rahmet kıl!» dedi
(Bize İbn Nümeyr rivâyet etti. ki): Bize babam rivâyet etti. ki): Bize A'meş, Ebû Süfyân'dan, o da Câbir'den, o da Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’den naklen bu hadîsin mislini rivâyet etti. Yalnız bunda: zekât ve ecir kil.» ibaresi vardır
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile Ebû Küreyb rivâyet ettiler. (Dediler ki): Bize Ebû Muâviye rivâyet etti. Bize İshâk b. İbrahim de rivâyet etti. ki): Bize İsâ b. Yûnus haber verdi. Her iki râvi A'meş'den, Abdullah b. Nümeyr'in isnadiyle onun hadîsi gibi rivâyette bulunmuşlardır. Yalnız İsa'nın hadîsinde: «ve ecir» kelimesini Ebû Hüreyre rivâyetinde; «ve rahmet» kelimesini Câbir rivâyetinde zikretmiştir
Bize Kuteybe b. Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Muğîra (yâni İbni Abdirrahman El-Hizâmî) Ebu'z-Zinâd'dan, o da A'rac'dan, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti ki; Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Allahım! Ben senden ahd-ü peyman alıyorum. Elbette bu ahdi bana bozmazsın. Ben ancak bir beşerim. İmdi mü'minlerden hangisine eziyet eder, söver; lanet eyler; döversem bunu onun için namaz, zekât ve kıyamet gününde onu kendisiyle sana yaklaştıracağın bir ibâdet yap!» dedi
{M-90} Bize bu hadîsi İbni Ebî Ömer rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyân rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû'z-Zinad bu isnadla bu hadîsin benzerini rivayet etti. Yalnız o: [ev celeduhu] demiştir. Ebû'z-Zinad: «Bu, Ebû Hureyre'nin lügatidir. Kelime [celedtuhu] şeklindedir.» demiştir
{M-90-2} Bana Süleyman b. Ma'bed rivayet etti. (Dediki): Bize Süleyman b. Harb rivayet etti. (Dediki): Bize Hammad b. Zeyd, Eyyûb'dan, o da Abdurrahman El-A'rac'dan, o da Ebû Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellemi'den naklen hu hadîsin benzerini rivayet etti)
Bize Kuteybe b. Saîd rivayet etti, (Dediki): Bize Leys, Saîd b. Ebî Saîd'den, o da Nasrîlerin azatlısı Salim'deıı naklen rivayet etti. (Demişki): Ebû Hureyre'yi şunu söylerken işittim: Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i: «Allahım! Muhammed ancak bir beşerdir. Beşerin kızdığı gibi kızar. Ben senden ahd-ü peyman aldım. Elbette onu bana bozmazsın. İmdi hangi mü'mine eziyet veya sitem ettim yahut dövdü isem, bunu onun için bîr keffâret ve kıyamet gününde onu kendisiyle sana yaklaştıracağın bir ibâdet kıl!» derken işittim
Bana Harmele b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Vehb haber verdi. (Dediki): Bana Yûnus, İbni Şihab'dan, naklen haber verdi. Bana Saîd b. Müseyyeb, Ebû Hureyre'den naklen haber verdi ki, Ebû Hureyre, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken işitmiş : «Allahım! Herhangi bir mü'min kula sitem ettimse, bunu onun için kıyamet gününde sana bir ibâdet yap!»
Bana Züheyr b. Harb ile Abd b. Humeyd rivayet ettiler. Züheyr (Dediki): Bize Ya'kub b. İbrahim rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Şihâb'ın kardeşi oğlu, amcasından rivayet etti. (Dediki): Bana Said b. Müseyyeb, Ebû Hureyre'den rivayet etti. Şöyle demiş : Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i: «Allahım! Ben senden ahd-ü peyman aldım. Elbette bunu bana bozmazsın, imdi herhangi bir mü'mine sitem ettim yahut dayak vurdumsa; kıyamet gününde bunu onun için bir keffâret yap!» derken işittim. İzah 2604 te
{…} Bize İbni Numeyr rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. (Dediki): Bize A'meş, Ebû Süfyân'dan, o da Câbir'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen bu hadîsin mislini rivayet etti. Yalnız bunda : «Bir zekât ve ecir kıl.» ibaresi vardır
{…} Bize İbni Numeyr rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. (Dediki): Bize A'meş, Ebû Süfyân'dan, o da Câbir'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen bu hadîsin mislini rivayet etti. Yalnız bunda : «Bir zekât ve ecir kıl.» ibaresi vardır
Bana Züheyr b. Harb ile Ebû Ma'n Er-Rakâşî rivayet ettiler; Lâfız Züheyr'indir. (Dedilerki): Bize Ömer b. Yûnus rivayet. etti. (Dediki): Bize İkrime b. Ammar rivayet etti. (Dediki): Bize İshâk b, Ebi Talha rivayet etti. (Dediki): Bana Enes b. Mâlik rivayet etti. (Dediki): Ümmü Süleym'in yanında yetim bir kız vardı. Ümmü Süleym Enes'in annesİdir. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu yetim kızı görerek : «O sen misin? Hakîkaten büyümüşsün! Yaşın büyümesin!» dedi. Bunun üzerine yetim kız ağlayarak Ümmü Süleym'e döndü. Ümmü Süleym: — Sana ne oldu ey kızcağız? dîye sordu. Câriye : — Nebiyyullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bana yaşın büyümesin diye beddua etti. Şimdi artık benim yaşım ebediyen büyümeyecek. Yahut ömrüm uzamayacak! dedi. Ummü Süleym acele baş örtüsünü sarınarak hemen çıktı. Ve Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e rastladı. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), ona : — «Ne var yâ Ummü Süleym?» diye sordu. O da: — Ya Nehiyyallah! Sen benim yetim kızıma beddua mı ettin? dedi. — «Neymiş o yâ Ummü Süleym?» buyurdular. Ümmü Süleym : — Ona yaşı büyümesin ve ömrü uzamasın diye duâ ettiğini söyledi, dedi. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) güldü. Sonra şöyle buyurdular : — «Yâ Ummü Süleym! Bilmez misin ki benim Rabbime şartım vardır. Ben Rabbime şart koştum da, şöyle dedim: Ben ancak bir beşerim. Beşerin razı olduğu gibi razı olur; beşerin kızdığı gibi kızarım. İmdi ümmetimden herhangi biri aleyhine hak etmediği halde duada bulunursam, bunu onun için bir temizlik suyu, bir zekât ve kıyamet gününde onu kendisiyle Allah'a yaklaştıracak bir ibâdet yapmalısın, dedim.» Ebû Ma'n hadîsin üç yerinde de yetime kelimesini ismi tasğirle yuteyyime okumuştur. İzah 2604 te
Bize Muhammed b. Müsennâ El-Anezî rivayet etti. H. Bize İbni Beşşâr da rivayet etti. Lâfız İbni Müsennâ'nındır. (Dedilerki): Bize Ümeyye b. Hâlid rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Ebû Hamzate'l-Gassâb'dan, o da İbni Abbâs'dan naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Çocuklarla beraber oynuyordum. Derken Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) geldi. Ben hemen bir kapının arkasına gizlendim, Fakat o gelerek avucuyla omuzlarımın arasına bir dokundu. Ve : «Git bana Muaviye'yi çağır!» dedi. Ben derhal (gittim) geldim. Ve : — O yemek yiyor! dedim. Sonra bana tekrar: «Git bana Muaviye'yi çağır!» dedi. Hemen (gittim) gejldim. Ve: — O yemek yiyor! dedim. Bunun üzerine: — «Allah onun karnını doyurmasın!» buyurdular. İbni Müsennâ dedi ki: Ümeyye'ye Hataenî ne demektir? diye sordum. Elinin içiyle bana bir vurdu, demektir cevâbını verdi
Bana İshâk b. Mansûr rivayet etti. (Dediki): Bize Nadr b. Şümeyl haber verdi. (Dediki): Bize Şu'be rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Hamze haber verdi. (Dediki): İbni Abbas'ı şunu söylerken işittim: Çocuklarla beraber oynuyordum. Derken Rcsûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) geldi. Ben hemen ondan gizlendim... Ve râvi yukarki hadîs gibi rivayette bulunmuştur
باب ذم ذي الوجهين، وتحريم فعله
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Mâlike Ebû'z-Zinâd'dan dinlediğim, onun da A'rac'dan, onun da Ebû Hureyre'den naklen rivayet ettiği şu hadîsi okudum. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Şüphesiz insanların en kötülerinden biri : Bir yüzle şunlara, bir yüzle bunlara gelen iki yüzlü kimsedir.» buyurmuşlar
Bize Kuteybe b. Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Leys rivayet etti. H. Bize Muhammed b. Rumh da rivayet etti. (Dediki): Bize Leys Yezid b. Ebi Habib'den, o da Irak b. Mâlik'den, o da Eöû Hureyre'den naklen haber verdi ki; Efeû Hureyre, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken dinlemiş : «Şüphesiz insanların en kötüsü şunlara bir yüzle, bunlara da bir yüzle gelen iki yüzlü kimsedir.»
Bana Harmele b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Bana İbni Vehb haber verdi. (Dediki): Bana Yûnus, İbni Şihab'dan naklen haber verdi, (Demişki): Bana Saîd b. Müseyyeb, Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti ki: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)... H. Bana Züheyr b. Harb da rivayet etti. (Dediki): Bize Cerîr, Umâra'dan, o da Ebû Zür'a'dan, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «İnsanların en kötülerinden bir yüzle şunlara, bir yüzle bunlara gelen iki yüzlüyü bulacaksınız.» buyurdular
باب تحريم الكذب، وبيان المباح منه
Bana Harmele b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Vehb haber verdi. (Dediki): Bana Yûnus, îbni Şihab'dan naklen haber verdi. (Demişki): Bana Humeyd b. Abdirrahman b. Avf haber verdiki: Kendisine annesi Ümmü Gülsüm binti Ukbe b. Ebî Muayt haber vermiş. —Bu kadın Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e bey'at eden ilk muhacirlerdendir.— Ümmü Gülsüm, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken dinlemiş : «Yalancı, insanların arasını bulan ve hayır söyleyip hayır tebliğ eden kimse değildir.» İbni Şihâb demiş ki : İnsanların söylediklerinden hiç bir şeyde yalana ruhsat verildiğini işitmedim. Ancak üç haslette müstesna! Harbde, insanların arasım bulmakta, kocanın karısına ve karısının kocasına söylediklerinde
{m-101} Bize Amru'n-Nâkıd rivayet etti. (Dediki): Bize Yâkub b. İbrahim b. Sa'd rivayet etti. (Dediki): Bize babam, Sâlih'den rivayet etti. (Demişki): Bize Muhammed b. Müslim b. Ubeydillah b. Abdillah b. Şihâb bu isnadla bu hadîsin mislini rivayet etti. Yalnız Salih'in hadîsinde Yûnus'un İhni Şihâb'ın kavlini yaptığı gibi: «Ümmü Gülsüm dediki: İnsanların konuştukları şeylerden hiç birinde onun ruhsat verdiğini işitmedim. Yalnız üç haslette müstesna!» cümlesi vardır
{m-101-2} Bize bu hadîsi yine Amru'n-Nâkıd rivayet etti. (Dediki): Bize İsmail b. İbrahim rivayet etti. (Dediki): Bize Ma'mer, Zührî'den naklen bu isnadla «Hayr tebliğ eden...» sözüne kadar haber Verdi. Ondan sonrasını anmadı
باب تحريم النميمة
Bize Muhammed b. Müsennâ ile İbni Beşşâr rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be rivayet etti. (Dediki): Ebû İshâk'ı, Ebû'l-Ahvâs'dan, o da Abdullah b. Mes'ud'dan naklen rivayet ederken dinledim. Abdullah şöyle demiş: Gerçekten Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Dikkat edin, size ahdin ne olduğunu söyleyeyim. O insanlar arasında alıp yürüyen koğuculuktur.» buyurdu. Ve gerçekten Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), «Şüphesiz kî, kişi doğru söylemekte devam ederek nihayet doğrucu yazılır. Ve yalan söylemekte devam ederek nihayet yalancı yazılır.» buyurdular
باب قبح الكذب، وحسن الصدق، وفضله
Bize Züheyr b. Harb ile Osman b. Ebî Şeybe ve Ishâk rivayet ettiler. İsbâk: Ahberanâ; ötekiler: Haddesenâ tâbirlerini kullandılar. (Dedilerki): Bize Cerîr, Mansûr'dan, o da Ebû Vâil'den, o da Abdullah'dan naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'. «Şüphesiz doğruluk birr'e, birr de cennete götürür. Kişi doğru söyleye söyleye nihayet doğrucu yazılır. Yalancılık fucur'a götürür. Şüphesiz fucur da cehenneme götürür. Kişi yalan söyleye söyleye nihayet yalancı yazılır.» buyurdular
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile Hennad b. Seriy rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Ebu'l-Ahvâs, Mansûr'dan, o da Ebû Vâil'den, o da Abdullah b. Mes'ûd'dan naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)', «Şüphesiz doğruluk birr dir. Birr de cennete götürür. Kul doğruluğu araya araya nihayet Allah indinde doğrucu yazılır. Yalancılık da fucurdur. Şüphesiz fucur cehenneme götürür. Kul yalancılığı araya araya nihayet yalancı yazılır.» buyurdular. İbni Ebî Şeybe kendi rivayetinde: «Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen» dedi
Bize Mubammed b. Abdillah b. Numeyr rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Muâviye ile Veki' rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize A'meş rivayet etti. H. Eize Ebû Kureyb de rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Muâviye rivayet etti. (Dediki): Bize A'meş, Şakik'den, o da Abdulîah'dan naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Doğruluğu iltizam edin! Çünkü doğruluk birr'e götürür. Birr de cennete götürür. Kişi doğru söyleyip, doğruluğu araştıra araştıra nihayet Allah indinde doğrucu yazılır. Yalandan sakının! Çünkü yalan fucur'a götürür. Şüphesiz fucur da cehenneme götürür. Kişi yalan söyleyip, yalanı oraştıra araştıra nihayet Allah indinde yalancı yazılır.» buyurdular
{m-105} Bize Mincâb b. Haris Et-Temîmî rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Müshîr haber verdi. H. Bize İshâk b. İbrahim El-Hanzalî de rivayet etti. (Dediki): Bize İsâ b. Yûnus haber verdi. Her iki râvi A'meş'den bu isnadla rivayette bulunmuşlardır. İsa'nın hadîsinde: «Doğruluğu araştırır ve yalancılığı araştırır.» cümlelerim anmamıştır. İbni Müshir'in hadîsinde ise: «Nihayet Allah onu yazar...» cümlesi vardır
باب فضل من يملك نفسه عند الغضب، وبأي شيء يذهب الغضب
Bize Kuteybe b. Saîd ile Osman b. Ebî Şeybe rivayet ettiler. Lâfız Kuteybe'nindir. (Dedilerki): Bize Cerîr, A'meş'den, o da İbrahim Et-Teymî'den, o da Haris b. Süveyd'den, o da Abdullah b. Mes'ud'dan naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Aranızda rakûb kime dersiniz?» diye sordu. Biz : — Çocuğu doğmayana! cevâbını verdik. «Rakûb bu değildir. Lâkin rakûb çocuklarından hiç birini (kendinden önce) âhirete gondermeyendir.» buyurdu. «Aranızda pehlivan kime dersiniz?» diye sordu. Bir: — Kendisini erkeklerin yenemediği kimseye! cevabını verdik. «O değildir. Lâkin pehlivan kızgınlık anında kendini tutan kimsedir.» buyurdular
{m-106} Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile Ebû Kureyb rivayet ettiler. (Dedilerki): Bixe Ebû Muâviye rivayet etti. H. Bize İshak b. İbrahim de rivayet etti. (Dediki): Bize İsâ b. Yûnus haber verdi. Her iki râvi A'meş'den bu isnadla bu hadisin manâsı gibi rivayet etmişlerdir. İZAH 2609 DA
Bize Yahya b. Yahya ile Abdü'l-A'Iâ b. Hammad rivayet ettiler. İkisi de (Dedilerki): Mâlike İbni Şihâb'dan dinlediğim, onun da Saîd b. Müseyyeb'den, onun da Ebû Hureyre'den naklen rivayet ettiği şu hadîsi okudum, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Pehlivan kavî kimse değildir. Kavî, ancak kızgınlık anında kendini tutan kimsedir.» buyurmuşlar
Bize Hâcib b. Velid rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Harb Zübeydî'den, o da Zührî'den naklen rivayet etti. (Demişki): Bana Humeyd b. Abdirrahman haber verdiki: Ebû Hureyre şöyle demiş: Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i: «Kuvvetli kimse pehlivan değildir.» buyururken işittim. Ashâb : O halde kuvvetli kimdir yâ Resûlallah? dediler. «Kızgınlık ânında kendini tutandır.» buyurdular
{m-108} Bize bu hadîsi Muhammed b. Râfi' ile Abd b. Humeyd de hep birden Abdurrezzak'dan rivayet ettiler. (Demişki): Bize Ma'mer haber verdi. H Bize Abdullah b. Abdirrahman b. Behram dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu'l-Yeman haber verdi. (Dediki): Bize Şuayb haber verdi. Her iki râvi Zührî'den, o da Humeyd b. Abdirrahman b. Avf'dan, o da Ebû Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen bu hadîsin mislini rivayet etmişlerdir
Bize Yahya b. Yahya ile Muhammed b. Alâ' rivayet ettiler. Yahya: Ahberanâ; İbnü Ala' ise: Haddesenâ tâbirlerini kullandılar. (Dedilerki): Bize Ebû Muâviye, A'meş'den, o da Adiy b. Sâbit'den, o da Süleyman b. Sürad'dan naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): İki adam Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in huzurunda sövüştüler de birinin gözleri kızarmağa ve şahdamarları şişmeye başladı. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ben bîr kelime biliyorum ki, (bu adam) onu söylese, bu hâl ondan giderdi. (Bu kelime) [Auzu billahi mineş-şeytani'r-recim] = Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (kelimesidir).» buyurdu. Bunun üzerine o adam: — Yoksa bende bir delilik mi görüyorsun? dedi. İbni Alâ': «Bunun üzerine yoksa bende delilik mi görüyorsun?» dedi. Adamı zikretmedi
Bize Nasr b. Ali El-Cehdamî rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Usâme rivayet etti. (Dediki): A'meş'i şunu söylerken İşittim. Ben Adiy b, Sabît'i şöyle derken dinledim: Bize Süleyman b. Sürad rivayet etti. (Dediki): İki adam Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in huzurunda sövüştüler de biri kızmağa ve yüzü kızarmaya başladı. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona bakarak : «Ben bir kelime biliyorum ki, onu söylemiş olsa bu hal kendisinden giderdi. (Bu kelime) [Auzu billahi mineş-şeytani'r-recim] = Koğulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (kelimesidir),» buyurdular. Derken Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i dinleyenlerden biri kalkarak o adamın yanına gitti. Ve: — Az evvel Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in ne söylediğini biliyor musun? «Ben bir kelime biliyorum ki, onu söylese bu hâl ondan giderdi. (Bu kelime) [Auzu billahi mineş-şeytani'r-recim] = Koğulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (kelimesidir}.» buyurdu, dedi. Bunun üzerine o adam: — Sen beni deli mi görüyorsun? dedi
{m-110} Bize Ebû Bekr b. Ebi Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Hafs b.Giyas, A'meş'den bu isnadla rivayette bulundu
باب خلق الإنسان خلقا لا يتمالك
Bize Ebû Bekr b, Ebi Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Yûnus b. Muhammed, Hammad b. Seleme'den, o da Sâbit'den, o da Enes'den naklen rivayet ettiki; Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuşlar : «Allah cennette Âdem'e suret verdiği vakit, onu dilediği kadar terketti. Bunun üzerine İblis onun ne olduğunu görmek için etrafında dolaşmaya başladı. Onu içi kof görünce bildi ki, kendine mâlik olamıyacak bir şekilde yaratılmıştır.»