Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize Abser, Süleyman Et-Teymî'den, o da Ebu Osman En-Nehdî'den, o da Ubey b. Kâ'b'dan naklen haber verdi. Übey şöyle demiş: Bir adam vardı ki, mescid'e ondan daha uzakda bulunan hiç bir kimse bilmem. Bu zât hiç bir (cemâat) namazını kaçırmıyordu. Kendisine şöyle dediler (Yahut ben ona şöyle dedim): Bir eşek satın alsan da karanlıkda ve sıcakta ona binsene!.. O zât şu cevâbı verdi: Evimin mescidin yanıbaşında olması beni memnun etmez. Çünkü ben, mescide gidişimin ve evime döndüğüm vakit dönüşümün lehime yazılmasını isterim. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) «Allah senin için bunların hepsini bir araya topladı.» buyurdular
Sahih-i Müslim › Kitâb 5 · Mescidler ve Namaz YerleriKonum
- ·Giriş (Mukaddime)35
- 1Îmân437
- 2Tahâret144
- 3Hayız157
- 4Namaz323
- 5Mescidler ve Namaz Yerleri406
- 6Namaz — Yolcular380
- 7Namaz — Cuma93
- 8Namaz — İki Bayram26
- 9Namaz — Yağmur19
- 10Namaz — Tutulmalar34
- 11Namaz — Cenâzeler140
- 12Zekât230
- 13Oruç285
- 14İ'tikâf11
- 15Hac604
- 16Nikâh169
- 17Süt Emzirme84
- 18Talâk91
- 19Lân (Mülâane)27
- 20Köle Azâdı31
- 21Alım Satım158
- 22Müsâkât (Ortakçılık)178
- 23Mîrâs Hükümleri23
- 24Hibeler41
- 25Vasiyyetler31
- 26Adaklar19
- 27Yeminler88
- 28Yeminler, Muhâribler, Kısas ve Diyet56
- 29Had Cezâları72
- 30Yargı ve Hükümler28
- 31Bulunmuş Mallar (Lukata)21
- 32Cihâd ve Seferler182
- 33İmâret (Yönetim)271
- 34Av, Kesim ve Yenilecek Şeyler92
- 35Kurbanlar61
- 36İçecekler258
- 37Elbise ve Süs200
- 38Edep ve Âdâb60
- 39Selâmlaşma216
- 40Doğru Kelime Kullanımı25
- 41Şiir10
- 42Rüyâlar41
- 43Fazîletler230
- 44Sahâbenin Fazîletleri331
- 45Birr, Sıla ve Güzel Ahlâk222
- 46Kader52
- 47İlim30
- 48Zikir, Dua, Tövbe ve İstiğfâr131
- 49Kalpleri Yumuşatan Rivayetler15
- 50Tövbe72
- 51Münâfıkların Vasıfları ve Hükümleri21
- 52Kıyâmet Günü, Cennet ve Cehennemin Vasıfları85
- 53Cennet, Nîmetleri ve Ehli104
- 54Fitneler ve Kıyâmet Alâmetleri180
- 55Zühd ve Kalplerin Yumuşaması99
- 56Tefsîr40
- 1بَاب ابْتِنَاءِ مَسْجِدِ النَّبِيِّ ﷺ
- 2بَاب تَحْوِيلِ الْقِبْلَةِ مِنَ الْقُدْسِ إِلَى الْكَعْبَةِ
- 3بَاب النَّهْيِ عَنْ بِنَاءِ الْمَسَاجِدِ عَلَى الْقُبُورِ، وَاتِّخَاذِ الصُّوَرِ فِيهَا، وَالنَّهْيِ عَنِ اتِّخَاذِ الْقُبُورِ مَسَاجِدَ
- 4بَاب فَضْلِ بِنَاءِ الْمَسَاجِدِ وَالْحَثِّ عَلَيْهَا
- 5بَاب النَّدْبِ إِلَى وَضْعِ الأَيْدِي عَلَى الرُّكَبِ فِي الرُّكُوعِ، وَنَسْخِ التَّطْبِيقِ
- 6بَاب جَوَازِ الإِقْعَاءِ عَلَى الْعَقِبَيْنِ
- 7بَاب تَحْرِيمِ الْكَلَامِ فِي الصَّلَاةِ، وَنَسْخِ مَا كان من إباحة
- 8بَابُ جَوَازِ لَعْنِ الشَّيْطَانِ فِي أَثْنَاءِ الصَّلَاةِ، وَالتَّعَوُّذِ مِنْهُ، وَجَوَازِ الْعَمَلِ الْقَلِيلِ فِي الصَّلَاةِ
- 9بَاب جَوَازِ حَمْلِ الصِّبْيَانِ فِي الصَّلَاةِ
- 10بَاب جَوَازِ الْخُطْوَةِ وَالْخُطْوَتَيْنِ فِي الصَّلَاةِ
- 11بَاب كَرَاهَةِ الاخْتِصَارِ فِي الصَّلَاةِ
- 12بَاب كَرَاهَةِ مَسْحِ الْحَصَى وَتَسْوِيَةِ التُّرَابِ فِي الصلاة
- 13بَاب النَّهْيِ عَنِ الْبُصَاقِ فِي الْمَسْجِدِ، فِي الصَّلَاةِ وَغَيْرِهَا
- 14بَاب جَوَازِ الصَّلَاةِ فِي النَّعْلَيْنِ
- 15بَاب كَرَاهَةِ الصَّلَاةِ فِي ثَوْبٍ لَهُ أَعْلَامٌ
- 16بَاب كَرَاهَةِ الصَّلَاةِ بِحَضْرَةِ الطَّعَامِ الَّذِي يُرِيدُ أَكْلَهُ فِي الْحَالِ، وَكَرَاهَةِ الصَّلَاةِ مَعَ مُدَافَعَةِ الأَخْبَثَيْنِ
- 17باب نهي من أكل ثوم أو بصلا أو كراثا أو نحوها
- 18بَاب النَّهْيِ عَنْ نَشْدِ الضَّالَةِ فِي الْمَسْجِدِ وَمَا يَقُولُهُ مَنْ سَمِعَ النَّاشِدَ
- 19بَاب السَّهْوِ فِي الصَّلَاةِ وَالسُّجُودِ لَهُ
- 20بَاب سُجُودِ التِّلَاوَةِ
- 21بَاب صِفَةِ الْجُلُوسِ فِي الصَّلَاةِ، وَكَيْفِيَّةِ وَضْعِ الْيَدَيْنِ عَلَى الْفَخِذَيْنِ
- 22بَاب السَّلَامِ لِلتَّحْلِيلِ مِنَ الصَّلَاةِ عِنْدَ فَرَاغِهَا، وَكَيْفِيَّتِهِ
- 23بَاب الذِّكْرِ بَعْدَ الصَّلَاةِ
- 24بَاب اسْتِحْبَابِ التَّعَوُّذِ مِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ
- 25باب ما يستعاذ منه في صلاة
- 26باب استحباب الذكر بعد الصلاة، وبيان صفة
- 27بَاب مَا يُقَالُ بَيْنَ تَكْبِيرَةِ الإِحْرَامِ وَالقِرَاءَةِ
- 28بَاب اسْتِحْبَابِ إِتْيَانِ الصَّلَاةِ بِوَقَارٍ وَسَكِينَةٍ، وَالنَّهْيِ عَنْ إِتْيَانِهَا سَعْيًا
- 29بَاب مَتَى يَقُومُ النَّاسُ لِلصَّلَاةِ
- 30بَاب مَنْ أَدْرَكَ رَكْعَةً مِنَ الصَّلَاةِ فَقَدْ أَدْرَكَ تِلْكَ الصَّلَاةَ
- 31بَاب أَوْقَاتِ الصَّلَوَاتِ الْخَمْسِ
- 32بَاب اسْتِحْبَابِ الإِبْرَادِ بِالظُّهْرِ فِي شِدَّةِ الْحَرِّ لِمَنْ يَمْضِي إِلَى جَمَاعَةٍ وَيَنَالُهُ الْحَرُّ فِي طَرِيقِهِ
- 33بَاب اسْتِحْبَابِ تَقْدِيمِ الظُّهْرِ فِي أَوَّلِ الْوَقْتِ فِي غَيْرِ شِدَّةِ الْحَرِّ
- 34بَاب اسْتِحْبَابِ التَّبْكِيرِ بِالْعَصْرِ
- 35بَاب التَّغْلِيظِ فِي تَفْوِيتِ صَلَاةِ الْعَصْرِ
- 36بَاب الدَّلِيلِ لِمَنْ قَالَ الصَّلَاةُ الْوُسْطَى هِيَ صَلَاةُ الْعَصْرِ
- 37بَاب فَضْلِ صَلَاتَيِ الصُّبْحِ وَالْعَصْرِ وَالْمُحَافَظَةِ عَلَيْهِمَا
- 38بَاب بَيَانِ أَنَّ أَوَّلَ وَقْتِ الْمَغْرِبِ عِنْدَ غُرُوبِ الشَّمْسِ
- 39بَاب وَقْتِ الْعِشَاءِ وَتَأْخِيرِهَا
- 40بَاب اسْتِحْبَابِ التَّبْكِيرِ بِالصُّبْحِ فِي أَوَّلِ وَقْتِهَا، وَهُوَ التَّغْلِيسُ. وَبَيَانِ قَدْرِ الْقِرَاءَةِ فِيهَا
- 41بَاب كَرَاهِيَةِ تَأْخِيرِ الصَّلَاةِ عَنْ وَقْتِهَا الْمُخْتَارِ، وَمَا يَفْعَلُهُ الْمَأْمُومُ إِذَا أَخَّرَهَا الإِمَامُ
- 42بَاب فَضْلِ صَلَاةِ الْجَمَاعَةِ، وَبَيَانِ التَّشْدِيدِ فِي التَّخَلُّفِ عَنْهَا
- 43بَاب يَجِبُ إِتْيَانُ الْمَسْجِدِ عَلَى مَنْ سَمِعَ النِّدَاءَ
- 44بَاب صَلَاةِ الْجَمَاعَةِ مِنْ سُنَنِ الْهُدَى
- 45بَاب النَّهْيِ عَنِ الْخُرُوجِ مِنَ الْمَسْجِدِ إِذَا أَذَّنَ الْمُؤَذِّنُ
- 46بَاب فَضْلِ صَلَاةِ الْعِشَاءِ وَالصُّبْحِ فِي جَمَاعَةٍ
- 47بَاب الرُّخْصَةِ فِي التَّخَلُّفِ عَنِ الْجَمَاعَةِ بِعُذْرٍ
- 48بَاب جَوَازِ الْجَمَاعَةِ فِي النَّافِلَةِ، وَالصَّلَاةِ عَلَى حَصِيرٍ وَخُمْرَةٍ وَثَوْبٍ وَغَيْرِهَا مِنَ الطَّاهِرَاتِ
- 49بَاب فَضْلِ صَلَاةِ الْجَمَاعَةِ وَانْتِظَارِ الصَّلَاةِ
- 50بَاب فَضْلِ كَثْرَةِ الْخُطَا إِلَى الْمَسَاجِدِ
- 51بَاب الْمَشْيِ إِلَى الصَّلَاةِ تُمْحَى بِهِ الْخَطَايَا وَتُرْفَعُ بِهِ الدَّرَجَاتُ
- 52بَاب فَضْلِ الْجُلُوسِ فِي مُصَلَّاهُ بَعْدَ الصُّبْحِ، وَفَضْلِ الْمَسَاجِدِ
- 53بَاب مَنْ أَحَقُّ بِالإِمَامَةِ
- 54بَاب اسْتِحْبَابِ الْقُنُوتِ فِي جَمِيعِ الصَّلَاةِ، إِذَا نَزَلَتْ بِالْمُسْلِمِينَ نَازِلَةٌ
- 55بَاب قَضَاءِ الصَّلَاةِ الْفَائِتَةِ وَاسْتِحْبَابِ تَعْجِيلِ قَضَائِهَا
(5) Kitâb: Mescidler ve Namaz Yerleri
بَاب فَضْلِ كَثْرَةِ الْخُطَا إِلَى الْمَسَاجِدِ
{….} Bize Muhammed b. Abdilâ'lâ da rivayet etti. (Dediki): Bize Mu'temir rivayet etti. H. Bize İshâk b. İbrahim de rivayet etti. Dediki : Bize Cerîr rivayet etti. Bunların ikisi de Teymî'den bu isnâdla bu hadîsin benzerini rivayet etmişlerdir
{….} Bize Muhammed b. Ebî Bekir El-Mukaddemi rivayet etti. (Dediki) : Bize Abbâd b. Abbâd rivayet etti. (Dediki): Bize Âsim, Ebu Osman'dan, o da Ubey b. Kâ'b'dan naklen rivayet etti. Şöyle demiş: — Ensâr'dan bir zât vardı ki evi Medînede (mescide) en uzak evdi. Bu zât, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikde kılınan hiç bîr namazı kaçırmazdı. Biz, kendisine acıdık. Ben dedim ki: Yâ Fülân! Sen bir eşek satın alsan da seni sıcakdan ve yerin zehirli haşerâtından korusa ya!., dedim. O zât, şu cevabı verdi: — «Beri bak! Vallahi evimin Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in evine çadır ipi ile bağlanmış olmasını istemem!» Onun bu sözü bana çok ağır geldi. Nihayet Nebiyyullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek bunu, ona haber verdim. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onu çağırdı. O zât Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e de aynı şey'i söyledi ve kendisinin izlerinden ecir umduğunu söyledi. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona : «Senin için hakîkaten hesab ettiğin şey var.» buyurdular
{….} Bize Saîd b. Amr El-Eş'asî ile Muhammed b. Ebî Ömer; ikisi birden îbni Uyeyne'den rivayet ettiler. H. Bize Saîd b. Ezher El-Vâsıtî de rivayet etti. Dediki: Bize Veki rivayet etti. (Dediki) : Bize babam rivayet etti. Bunların hepsi Âsım'dan bu isnâdla, bu hadîsin benzerini rivayet etmişlerdir
Bize Haccâc b. Şâir rivayet etti. (Dediki): Bize Ravh b. Ubâde rivayet etti. (Dediki): Bize Zekeriyyâ b. İshâk rivayet etti. (Dediki); Bize Ebuz-Zebeyr rivayet etti... Dediki: Ben, Câbir b. Abdillâh'dan dinledim. Şöyle dedi: Mahallemiz, mescidden uzakdı. Bu sebeple evlerimizi satarak, mescide yaklaşmak istedik. Fakat Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bizi bundan nehy ederek: «Sizin için hakikaten her adımda bir derece vardır.» buyurdular. İzah 665 te
Bize Muhammed b. El-Müsenna rivayet etti. (Dediki): Bize Abdüssamed b. Abdi'l Varis rivayet etti. Dediki: Babamı rivayet ederken dinledim. Dediki: Bana Cüreyrî, Ebu Nadra'dan, o da Cabir b. Abdillah'dan naklen rivayet etti. Cabir şöyle demiş: (Bir ara) mescidin etrafındaki arsalar hali kaldı. Bunun üzerine Beni Seleme kabilesi, mescidin yanına taşınmağa niyet ettiler. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bunu duydu ve onlara: «Duydum ki mescidin yakınına taşınmak istiyormuşsunuz.» dedi. Onlar: — Evet, Ya Resûlallah! Buna niyet ettik... dediler. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Ey Benî Seleme! Yurdunuzda kalın ki adımlarınız yazılsın; Yurdunuzda kalın ki adımlarınız yazılsın!» buyurdular
Bize Asim b. Nadr Et-Teymî rivayet etti. (Dediki): Bize Mu'temir rivayet etti. Dediki: Kehmes'i, Ebu Nadra'dan, o da Cabir b. Abdillah'dan naklen rivayet ederken dinledim. Cabir şöyle demiş: «Benû Selime (kabilesi) mescidin yakınına göçmek istediler. Oralardaki arsalar da boştu. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bunu haber alarak: «Ey Benî Seleme! Yurdunuzda oturun ki izleriniz yazılsın!» buyurdu. . Bunun üzerine onlar : «Artık yerlerimizden göçmüş olsak sevinmezdik...» dediler
بَاب الْمَشْيِ إِلَى الصَّلَاةِ تُمْحَى بِهِ الْخَطَايَا وَتُرْفَعُ بِهِ الدَّرَجَاتُ
Bana İshâk b. Mansûr rivayet etti. (Dediki): Bize Zekeriyyâ b. Adiy haber verdi. Dediki: Bize Ubeydullah (yâni îbni Amr) Zeyd b. Ebî Üneyse'den, o da Adiy b. Sâbit'den, o da Ebu Hâzim-i Eşcaî'den, o da Ebu Hureyre'den naklen haber verdi. Ebu Hureyre şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Her kim evinde temizlenir de sonra Allâh'ın evlerinden birine; Allah'ın farzlarından birini edâ ermek için giderse adımlarının birisi bir günâh yokeder; öteki de bir derece yükseltir.» buyurdular
Bize Kuteybetü'bnü Saîd de rivayet etti. (Dediki): Bize Leys rivayet etti. H. Kuteybe Dediki: Bize Bekr (yâni İbni Mudar) rivayet etti. Bunların ikisi de îbni'l-Hâd'dan, o da Muhammed b. İbrahim'den, o da Ebu Selemete'bnî Abdirrahmân'dan, o da Ebu Hureyre'den naklen rivayet etti ki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu... demiş. Bekr'in hadisinde ise Ebu Hureyre, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem}'i şöyle buyururken işitmiş (denilmişdir.) Efendimiz : «Söyleyin bakalım birinizin kapısının önünden bir nehir aksa, günde beş defa o nehirde yıkansa (vücûdunun) kirinden brr şey kalır mı?» buyurmuşlar. Ashâb): — Hayır, Onun kirinden hiç birşey kalmaz! demişler. Resûl-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «işte beş vakit namazın misâli budur. Onlarla Allah günahları yok eder.» buyurmuşlar. İzah 668 de
Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe île Ebu Kureyb rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Ebu Muâviye, A'meş'den, o da Ebu Süfyân'dan, o da Câbir (yâni İbni Abdillâh)'dan naklen rivayet etti. Câbir şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Beş vakit namazın misâli, birinizin kapısı önünden gürülgürül akan ve içinde her gün beş defa yıkandığı bir nehir gibidir.» buyurdular. Ravî demiş ki: Hasen: Bu kir nâmına ne bırakır? dedi
Bize Ebu Bekir b. Ebi Şeybe ile Züheyr b. Harb rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Yezîd b. Hârûn rivayet etti. (Dediki): Biae Muhammed b. Mutarrif, Zeyd b. Eslem'den, o da Atâ' b. Yesâr'dan, o da Ebu Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen haber verdi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ye Sellem): «Her kim sabahleyin yahut akşamleyin mescide giderse; her akşam, sabah gittikçe Allah, ona cennette bir misafir ikramı hazırlar.» buyurmuşlar
بَاب فَضْلِ الْجُلُوسِ فِي مُصَلَّاهُ بَعْدَ الصُّبْحِ، وَفَضْلِ الْمَسَاجِدِ
Bize Ahmed b. Abdiliâh b. Yûnus rivayet etti. (Dediki) Bize Züheyr rivayet etti. (Dediki): Bize Simâk rivayet etti. H. Bize Yahya b. Yahya dahî rivayet etti. Lâfız onundur. Dediki: Bize Ebu Hayseme, Simâk b. Harb'dan naklen haber verdi. Simâk şöyle demiş: Câbir b. Semura'ya: — Sen Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile beraber otururmuydun? dîye sordum. Câbir: — Evet (Hem de) çok!.. ResululIah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sabah yahut gadât namazını kıldığı namazgahından, güneş doğuncaya kadar kalkmazdı. Güneş doğduğu zaman kalkardı (Bu müddet zarfında) ashabı ile konuşurlardı. Bazen câhiliyet devri işlerine dalarlar da ashâb güler; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'de tebessüm buyururdu.» dedi
Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti, (Dediki): Bize Vekî', Süfyân'dan rivayet etti. Ebu Bekir Dediki: Bize Muhammed b. Bişr de, Zekerıyyâ'dan rivayet etti. Bunların ikisi de Simâk'dan, o da Câbir b. Semura'dan naklen rivayet etmişlerdir ki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sabah namazını kıldığı vakit güneş iyice doğuncaya kadar namazgahında otururmuş
{….} Bize Kuteybe ile Ebu Bekir b. Ebî Şeybe de rivayet ettiler. Dediler ki: Bize Ebü'l Ahvas rivayet etti. H. Bize İbnüi-Müsennâ ile îbni Beşşâr dahî rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be rivayet etti. Buaların ikisi de Simâk'dan bu isnâdla rivayet etmişler; fakat «iyice» kelimesini söylememişlerdir. İzah 671 de
Bize Harun b. Mâ'rûf ile İshâk b. Mûsâ el-Ensârî rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Enes b. lyâz (Harun'un rivayetinde: bana îbni Ebî Zübâb rivayet etti; Ensârî'nin rivayetinde ise: Bana El-Haris rivayet etti; denilmişdir.) Ebu Hureyre'nin âzâdlisı Abdurrahmân b. Mihrân'dan, o da Ebu Hureyre'den naklen rivayet ettiki, Resûlullah {Sallallahu Aleyhi ye Sellem) : «Âllâh'a en makbul beldeler, o beldelerin mescidleridir. En sevimsiz beldeler de, o beldelerin çarşılarıdır!.» buyurmuşlar
Bize Kuteybetü'bnü Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Avane, Katâde'den, o da Ebu Nadra'daa, o da Ebu Saîd-i Hudri'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Namaz. kılacak kimseler, üç kişi olursa, biri kendilerine imam olsun! Onların İmamlığa en layık olanı, en iyi okuyanıdır.» buyurdular
{….} Bize Muhammed b. Beşşâr rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya b. Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be rivayet etti. H. Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Hâlid-i Ahmer, Saîd b. Ebî Arûbe'den rivayet etti. H. Bana Ebu Gassân El-Mismaî dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Muâz — ki İbni Hişâm'dır.— rivayet etti. (Dediki): Bana, babam rivayet etti. Bu râvîlerin hepsi Katâde'den bu isnâdla, bu hadîsin mislini rivayet etmişlerdir
{….} Bize Muhammed b. El-Müsenna rivayet etti. (Dediki): Bize Salim b, Nûh rivayet etti. H. Bize Hasen b. îsâ da rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Mübarek rivayet etti. Bunlar hep birden, Cüreyrî'den, o da Ebu Nadra'dan, o da Ebu Saîd'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den bu hadîsin mislini rivayet etmişlerdir. İzah 673 te
بَاب مَنْ أَحَقُّ بِالإِمَامَةِ
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ile Ebû Saîd-i Eşecc, ikisi birden Ebû Hâlid'den rivâyet ettiler. Ebû Bekir dedi ki: Bize Ebû Hâlid-i Ahmer, A'meş'den, o da İsmail b. Recâ'dan, o da Evs. b. Dam'ac'dan, o da Ebû Mes'ûd-u Ensârî'den naklen rivâyet etti, Ebû Mes'ûd Şöyle dedi: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ; Allah'ın kitabını en iyi okuyanları İmâm olur. Eğer okuma hususunda müsâvî iseler, sünneti en iyi bilenleri; sünnet hususunda da müsâvî iseler hicret itibârı ile en kıdemlileri; hicret hususunda da müsâvî iseler, islâmiyet'i kabulde en kıdemlileri İmâm olur. Sakın birinin hâkim olduğu yerde, başka biri ona İmâm olmasın! Ve hiç bir kimse başkasının evinde onun izni olmaksızın yaygısının üzerine oturmasın!» buyurdular. Saîd-i Eşecc, kendi rivâyetinde «silmen» (İslama giriş) yerine «sinnen» (yaşça) demişdir
{….} Bize Ebu Kureyb rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Muâviye rivayet etti. H. Bize İshâk da rivayet etti. (Dediki): Bize Cerîr ile Ebu Muâviye haber verdiler, H. Bize Eşecc dahî rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Fudayl rivayet etti. H. Biae İbni Ebî Ömer de rivayet etti. (Dediki) : Bize Süfyân rivayet etti. Bu râvîlerin hepsi A'meş'den, bu isnâdla; bu hadîsin mislini rivayet etmişlerdir
Bize Muhammed b. El-Müsennâ ile İbni Beşşâr rivayet ettiler. İbntil- Müsennâ Dediki: Bize Muhammed b. Ca'fer, Şu'be'den, o da İsmail b. Recâ'dan naklen rivayet etti. Demiş ki: Ben, Evs b. Dam'aci şöyle derken işitdim: Ben Ebu Mes'ûd'u şunu söylerken dinledim: Bize Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Cemaata, Allah'ın kitabını en iyi okuyanları ve okuma hususunda en kıdemlileri imam olur. Eğer okumaları müsavi ise, onlara hicret hususunda en kıdemlileri, imam olsun! Hicret hususunda da müsavi iseler yaş'ça en büyükleri imom olsun! Sakın bir kimseye evinde ve idaresi altında bulunen yerde İmamlık yapma! Onun evinde yaygısı üzerine de oturma! Ancak sana izin verirse yahut onun izni ile oturursan, o başka!» buyurdular. İzah için buraya tıklayın
Bana Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dediki): Bize İsmâîl b. İbrahim rivayet etti. (Dediki} Bize Eyyûb, Ebu Kılâbe'den, o da Mâlik b. Huveyris'den naklen rivayet etti. Demişki: Biz delikanlı, yaşça biribirimize yakın bir takım gençler Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e geldik de onun yanında yirmi gece kaldık. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) pek merhametli ve nâzik idi. Ailelerimizi özlediğimizi anlayınca bize ailelerimizden kimleri bıraktığımızı sordu. Biz de kendisine haber verdik. Bunun üzerine : «Aileleriniz nezdine dönün de, onların arasenda kalın! Hem onlara öğretin! kendilerine emir verin! namaz vakti gelince İçinizden biriniz size ezan okusun; sonra en büyüğünüz size imam olsun!» buyurdular
{….} Bize Ebü'r-Rabî' Ez-Zehrânî ile Halef b. Hişâm rivayet ettiler. Dedilerki : Bize Hammâd, Eyyûb'dan bu isnâdla rivayet etti
{….} Bize bu hadîsi îbni Ebî Ömer de rivayet etti. (Dediki): Bize Abdülvahhâb. Eyyûb'dan rivayet etti. Demişki: Bana Ebû Kılâba söyledi. (Dediki): Bize Mâlik b. Huveyris Ebu Süleyman rivayet etti. Dediki : Ben. bir takım kimseler arasında Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e geldim. Yaşça hepimiz birbirimize yakın gençlerdik... Ve buradaki râvîleıin ikisi de hadisi ibni Uleyye hadîsi tarzında rivayet etmişlerdir
Bize İshâk b. İbrâhîm El - Hanzalî rivayet etti. (Dediki) : Bize Abdülvahhâb Es - Sekafî, Hâlid-i Hazzâ'dan, o da Ebu Kilâbe'den, o da Mâlik b. Huveyris'den naklen haber verdi. Mâlik şöyle demiş: Ben ve bir arkadaşım, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e geldik. Onun yanından dönmek istediğimiz vakit, bize şunu buyurdular : «Namaz vakti geldimi ezanı okuyun! sonra ikaamet getirin ve yaşça daha büyük olanınız, size imamlık yapsın!»
{….} Bu hadîsi bize, Ebu Saîd-i Eşecc dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Hafs (yâni İbni Gıyâs) rivayet etti. (Dediki): Bize Hâlid-i Hazza' bu isnâdla rivayet etti. O: «Hazza' Dediki : Bu iki genç kıraat hususunda da birbirine yakın idiler.» cümlesini ziyâde etmişdir
بَاب اسْتِحْبَابِ الْقُنُوتِ فِي جَمِيعِ الصَّلَاةِ، إِذَا نَزَلَتْ بِالْمُسْلِمِينَ نَازِلَةٌ
Bana Ebu't-Tâhir iîe Harmeletü'bnü Yahya rivayet ettiler. Dedilerki: Bize İbni Vehb haber verdi. (Dediki): Bana Yûnus, İbni Yezîd'den, o da İbni Şihâb'dan naklen haber verdi. Demişkî: Bana Saîd b. El-Müseyyeb ile Ebu Selemete'bnü Abdirrahmân b. Avf haber verdiler ki onlar da Ebu Hureyre'yi şöyle derken işitmişler: Resûlullah (Saliallahu Aleylıi ve Sellem) sabah namazının kıraatini bitirip; tekbîr aldığı ve başını kaldırdığı zaman: «Semiallahu limen hamideh. Rabbena ve leke'l-hamd.» (Allah, kendisine hamd edenin hamdını kabul eder. Ey Rabbımiz! Hamd de sana mahsûsdur.) der: sonra ayakta iken şunları okurdu: «Allah'ım! Velid b. Velid'i, Selemetü'bnü Hişâm'ı, Ayyaş, b. Ebî Rabia'yı ve mu'minlerin zayıf olanlarını kurtar! Yâ Rabbî, Mudar kabilesine olan şiddet ve baskını arttır! Bunu onlara Yûsuf'un kıtlık yılları gibi yap! Allah'ım, Lihyân, Ri'l ve Zekvân ile Allâh ve Resulüne isyan eden Usayye kabilelerine lanet eyle!» Sonra (sana bu işde hiç bir vazife düşmez. Yâ Allah Teâlâ onların tevbesini kabul edecek yahut kendilerini azâb eyleyecekdir. Çünkü hakkı ile zâlimler ancak onlardır.) [ A'li İmran 128 ] âyet-i kerimesi indirilince bu kunut'dan vazgeçtiğini duyduk
{….} Bize bu hadîsi Ebu Bekir b. Ebî Şeybe ile Amrü'n - Nâkıd da rivayet ettiler. Dedilerki : Bize İbni Uyeyne, Zûhrî'den, o da Saîd b. El-Müseyyeb'den, o da Ebu Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen : «Bu yılları onlara Yûsuf'un yılları gibi yap!» cümlesine kadar rivayet etti. Sonunu söylemedi
Bize Muhammed b. Mihrân Er - Râzî rivayet etti. (Dediki) ; Bize Velîd b. Müslim rivayet etti. (Dediki): Bize Evzâi, Yahya b. Ebî Kesîr'den, o da Ebu Seleme'den naklen rivayet etti. Ebu Seleme ile arkadaşlarına da Ebu Hureyre rivayet etmişki: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir ay müddetle, bir namazda rükû'dan sonra kunût yapmış : «Semiallâhu limen hamideh» dediği vakit (yaptığı) kunûtunda : «Allah'ım, Velîd b. Velîd-i kurtar! Allah'ım, Selemetü'bnü Hişâm'ı kurtar! Allah'ım, Ayyaş b. Ebî Rabîa'yı kurtar! Allah'ım, mü'minlerin zayıf olanlarını kurtar! Allah'ım, Mudar kabilesi üzerine olan şiddet ve baskını arttır! Allah'ım, bunu onların üzerine Yûsuf'un kıtlık yılları gibi yap!» derdi. Ebu Hureyre demiş ki: Bir müddet sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in bu duayı bıraktığını gördüm. Ve: «Zannederim Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bunların lehine duayı da bıraktı.» dedim. — Onları görmüyormusun hep gittiler... denildi
{….} Bana Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dediki) : Bize Hüseyin b. Muhammed rivayet etti. (Dediki) : Bize Şeybân, Yahya'dan, o da Ebu Seleme'den naklen rivayet etti. Ebu Seleme'ye de, Ebu Hureyre haber vermiş ki, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yatsı namazını kılarken «semia'llâhu limen hamîdeh» dediği zaman arkasından, secdeye gitmezden önce : «Allah'ım, Ayyaş b. Ebî Rabîa'yı kurtar!..» dermiş. Sonra râvî, Evzâî'nin hadîsi gibi rivâyetde bulunarak: «Yusuf'un kıtlık yılları gibi.» ifâdesine kadar varmış; ondan sonrasını zikretmemiş. İzah 679 da
Bize Muhammed b. El-Müsennâ rivayet etti. (Dediki): Bize Muâz b. Hişâm rivayet etti. (Dediki): Bana babam, Yahya b. Ebî Kesîr'den rivayet etti. Demişki: Bize Ebu Selemete'bnü Abdirrahmân rivayet etti. O da Ebu Hureyreyi şöyle derken işitmiş: «Vallahi ben sizi behemehal Resulullah (Salllallahu Aleyhi ve Sellem)'in namazına yaklaştıracağım!» Ebî Hureyre öğle, yatsı ve sabah namazlarında kunût okur; mü'minlere duâ, kâfirlere lanet edermiş. İzah 679 da
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. Dediki: Mâlik'e, İshak b. Abdillâh b. Ebî Tâlha'dan dinlediğim, onun da Enes b. Mâlik'den rivayet ettiği şu hadîsi okudum: Enes demiş ki: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Bi'r-i Maûne ricalini öldürenler aleyhine otuz sabah beddua etti. (Bu meyânda) Ri'l, Zekvân ve Lihyân ile Allah ve Resulüne isyan eden Usayye kabilelerine bedduada bulunuyordu. Enes demiş ki: «Bi'r-i Maûne'de öldürülen zevat hakkında Allah Azze ve Cell, Kur'ân indirdi. Biz, onu bilâhare nesh edilinceye kadar (kavmimize haber verin ki, Biz Rabbimize kavuştuk. O bizden razı oldu; biz de ondan razı olduk.) diye okuduk durduk
Bana Amrü'n-Nâkıd ile Züheyr b. Harb rivayet ettilerki: Bize İsmâil, Eyyûb'dan, o da Muhammed'den naklen rivayet etti. Muhammed şöyle demiş: «Enes'e: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sabah namazında hiç kunut okudumu?» dedim, Enes': — Evet, rükû'dan sonra bir kaç zaman!..» cevâbını verdi
Bana Ubeydullah b. Muâz El-Anberi ile Ebu Kureyb, İshâk b. İbrahim ve Muhammed b. Abdil'a'lâ rivayet ettiler. Lâfız İbni Müâz'ındır. {Dediki) : Bize Mu'temir b. Süleyman, babasından, o da Ebu Miclez'den, o da Enes b. Mâlik'den naklen rivayet etti. (Enes şöyle demiş): Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir ay sabah namazında rükû'dan sonra kunût yaptı. Ri'l, ve Zekvân kabileleri aleyhine beddua ediyor ve : «Usayye, Allah ve Resulüne isyan etti.» diyordu
Bana Muhammed b. Hatim rivayet etti. (Dediki): Bize Behz b. Esed rivayet etti. (Dediki): Bize Hammâd b. Seleme rivayet etti. (Dediki): Bize, Enes b. Sirin, Enes b. Malik'den naklen haber verdiki, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir ay müddetle sabah namazında rükû'dan sonra kunût yapmış; Benî Usayye'ye beddua etmişdir
Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe ile Ebu Kureyb rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Ebu Muâviye, Âsım'dan, o da Enes'den naklen rivayet etti. Demişki Enes'e, Kunût'un rükû'dan öncemi, sonra mı olduğunu sordum; Enes: — Rükû'dan önce idi... cevâbını verdi. Ben: — Bâzı insanlar Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in rükû'dan sonra kunût yaptığını söylüyorlar da...» dedim. Bunun üzerine Enes: — Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ancak bir ay kunût yapmışdır. Ashabından Kurrâ' denilen bir takım zevatı öldüren bâzı kimseler aleyhine beddua ediyordu.» dedi
Bize İbni Ebî Ömer rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyâa, Âsım'dan rivayet etti. Demişki: -Ben, Enes'i şöyle derken işittim: «Ben, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in Bi'r-i Maûne vak'asımn olduğu gün vurulan yetmiş sahâbîye yandığı kadar hiç bir seriyyeye yanıp yakıldığını görmedim. Onlara Kurrâ' derlerdi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir ay onların katillerine beddua etti durdu
{….} Bize Ebu Kureyb rivayet etti. (Dediki): Bize Hafs ile İbni Fudayl rivayet ettiler. H. Bize îbni Ebî Ömer de rivayet etti, (Dediki) : Bize .Mervân rivayet etti. Bunlar hep birden Âsım'dan, o da Enes'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'den bu hadisi biribirinden ziyâdeli olarak rivayet etmişlerdir
Bize Amru'n-Nakıd rivayet etti. (Dediki): Bize Esved b. Amir rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Katâde'den o da Enes b. Mâlik'den naklen haber verdi ki Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir ay kunut yapmış Allah ve Resulüne isyan eden Ri'l, Zekvân ve Usayye kabilelerine bedduada bulunmuşdur
{….} Bize Amrü'n-Nâkıd rivayet etti. (Dediki): Bize Esved b. Amir rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Mûsâ b. Enes'den, o da Enes'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen bu hadîsin benzerini haber verdi
Bize Muhammed b. El-Müsenna rivayet etti. (Dediki): Bize Abdurrahman rivayet etti. (Dtdiki): Bize Hişâm, Katâde'den, o da Enes'den naklen rivayet ettiki, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) arap kabilelerinden bâzıları aleyhine bir ay kunûtda bulunmuş, sonra bunu terketmiş. İzah 679 da. Olay’a dair daha geniş Hadis-i şerif bu sayfa’nın devamı niteliğindeki Emaret bahsinde geçen sayfadır. O sayfa için buraya tıklayın
Bize Muhammed b. El-Müsennâ ile İbni Beşşâr rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Amr b. Murra'dan rivayet etti. Demişki: Ben İbni Ebî Leylâ'dan dinledim. Dediki: Bize Berâ' b. Âzib rivayet ettiki, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sabah ve akşam namazlarında kunût yaparmış
Bize İbni Numeyr rivayet etti. (Dediki); Bize, babam rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyân, Amr b. Murra'dan, o da Abdurrahmân b. Ebî Leylâ'dan, o da Berâ'dan, naklen rivayet etti. Berâ': «Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sabah ve akşam namazlarında kunût yaptı.» demiş. İzah 679 da
Bana Ebu't-Tâhir Ahmed b. Amr b. Şerh El Mısrî rivayet etti. Dediki: Bize İbni Vehb, Leys'den, o da İmrân b. Ebî Enes'den, o da Hanzaletü'bnü Alî'den, o da Hufâf b. îmâ' El-Gifârî'den naklen rivayet etti. Hufâf şöyle demiş: Bir namazda Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Yâ Rabbî! Benû Lihyân, Ri'l, Zekvân ile Allah ve Resulüne isyan eden Usayye'ye lanet et. Gıffâr'a Allah mağfiret eylesin! Eslem'e de Allah selâmet versin!» buyurdular
Bize Yahya b. Eyyûb ile Kuteybe ve İbni Hucr rivayet ettiler. İbni Eyyûb Dediki: Bize İsmail rivayet etti. Dediki: Bana, Muhammed —ki İbni Amr'dır.— Hâlid b. Abdillâh b. Harmele'den, o da Haris b. Hufâf'dan naklen haber verdi ki; Haris şöyle demiş: Hufâf b. îmâ' Dediki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) rükû' etti, sonra başını kaldırarak : «Gıffâr'ı, Allah mağfiret eylesin! Eslem'e de Allâh selâmet versin! Usayye ise Allah ve Resulüne isyan etmişdır. Yâ Rabbî! Benû Lihyân'a lanet eyle! Ri'l ile Zekvân'a da lanet eyle!» dedi. Sonra secdeye kapandı. Hufâf : «Kâfirlere lanet işte bu yüzden meşru' kılındı.» demiş
{….} Bize Yahya b. Eyyûb rivayet etti. (Dediki) : Bize İsmail rivayet etti. Dediki : Bana, bu hadîsi Abdurrahniân b. Harmele, Hanzaletü'bnü Aliy b. Eska'dan, o da Hufâf b. îmâ'dan naklen yukarıki hadîs gibi habeı verdi. Yalnız o: «Kâfirlere lanet işte bu yüzden meşru' kılındı.» demedi. İzah için buraya tıklayın
بَاب قَضَاءِ الصَّلَاةِ الْفَائِتَةِ وَاسْتِحْبَابِ تَعْجِيلِ قَضَائِهَا
Bana Harmeletü'bnü Yahya Et-Tücîbî rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Vehb haber verdi. (Dediki): Bana Yûnus, İbni Şihâb'dan. o da Saîd b. El-Müseyyeb'den, o da Ebu Hureyre'den naklen haber verdiki, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Hayber gazasından döndüğü vakit bir gece yürümüş. Nihayet uyku basarak istirahat için mola. vermiş ve Bilâl'e : «Sen bizim İçin geceyi gözet» buyurmuşlar. Bilâl, kendisine takdir edildiği kadar nafile namaz kılmış, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile ashabı uyumuşlar. Sabah yaklaşınca Bilâl fecr'in doğacağı tarafa doğru dönerek hayvanına dayanmış ve hayvanına dayalı olduğu hâlde uyuya kalmış. Tâ güneş yüzlerine vuruncaya kadar ne Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ne Bilâl, ne de Sahâbe'den hiçbiri uyanmamışlar. Neticede ilk uyanan Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) olmuş. Ve telâşa kapılarak : «Yâ Bilâl!» diye seslenmiş. Bilâl: — Annem babam sana feda olsun Yâ Resûlâllah! Senin nefsini tutan Allah; benim nefsimi de tuttu.» demiş, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellen) : «Develeri çekin!» emrini vermiş. Ashâb, biraz develerini çekerek ilerlemişler. Sonra Resûiullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) abdest almış ve Bilâl'a emrederek namaz için ikaamet getirtmiş. Müteakiben ashabına sabah namazını kıldırmış. Namazı kaza edince şöyle buyurmuşlar: «Her kim namazını unutursa, onu hatırladığı zaman kılıversin! Çünkü Allah, (beni anman için namaz kıl)» [ Ta Ha 14 ] buyurdu. Yûnus: «İbni Şihâb, bu âyeti li zekre ya şeklinde okurdu.» demiş
Bana Muhammed b. Hatim ile Ya'kûb b. İbrahim Ed-Devrakî; ikisi birden Yahya'dan rivayet ettiler. İbni Hatim Dediki: Bize Yahya b. Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize yezîd b. Keysân rivayet etti. (Dediki) : Bize Ebu Hâzim, Ebu Hureyre'den rivayet etti. Ebu Hureyre ŞÖyle demiş: «Nebiyyullâh (Sâllallahu Aleyhi ve Sellem) ile beraber mola verdik. Fakat güneş doğuncaya kadar uyanamadık. Uyandığımızda Peygamber «Herkes hayvanının başını tutarak yürüsün! Çünkü burası öyle bir yer ki yanımıza burada şeytan geldi.» buyurdular. Ebu Hureyre diyor ki: Biz hemen dediğini yaptık, sonra su isteyerek abdest aldı. Sonra iki rek'ât namaz kıldı.» Râvî Ya'kûb: «İki secde namaz kıldı; sonra namaz için îkaamet getirildi. Ve sabah namazını kıldırdı.» demiş. İzah için buraya tıklayın
Bize Şeybân b. Ferrûh rivayet etti. (Dediki): Bize Süleyman (yâni İbni'l-Mugîra) rivayet etti. (Dediki): Bize Sabit, Abdullah b. Rabâh'dan, o da Ebu Katâde'den naklen rivayet etti. Ebu Katâde şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize hutbe okuyarak şöyle buyurdular: «Şüphesiz ki sizler bu gün öğleden sonra ve bu gece yürüyecek ve inşallah yârın suya varacaksınız.» Bunun üzerine halk, kimse kimseye bakmadan yola revân oldular. Ebu Katâde demiş ki: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ben yanıbaşmda olduğum hâlde yoluna devam ederken gece yarısı oldu. Derken Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) uyukladı. Ve hayvanının üzerinden yanladı. Ben derhâl yetişerek, kendisini uyandırmadan hayvanının üzerinde dimdik oturuncaya kadar doğrulttum. Sonra yine yoluna devam etti. Gecenin çoğu gidince hayvanının üzerinden bir daha yanladı. Ben yine kendisini hiç uyandırmadan, hayvanının üzerinde iyice i'tidâl kesbedinceye kadar doğrulttum. Sonra tekrar yürüdü. Seher vaktinin sonu gelince öyle bir yanladı ki bu evvelkilerden daha şiddetli oldu. Hattâ nerdeyse düşüyordu. Ben, hemen yanına vararak, kendisini doğrulttum. Bunun üzerine başını kaldırarak: «Kim o?» dedi. Ben : — Ebu Katâde,.. dedim. «Bu benimle beraber yürüyüşün ne zamandan beridir?» diye sordu. — Bu geceden beri yürüyüşüm bu şekilde devam etmektedir... cevâbını verdim. «Peygamberini koruduğundan dolayı Allah da seni korusun!» buyurdular. Sonra şunu ilâve ettiler: «Halkın gözünden kaybolduk mu dersin? Hiçbir kimse görebiliyormusun?» Ben: — İşte bir süvari!., dedim. Sonra: İşte bir daha!., dedim. Nihayet toplanarak yedi kişilik bir kaafile olduk. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yoldan saparak uyumak için başını (yastığa) koydu. Sonra : «Bize namazımızı geciktirmeyin!» buyurdu. Ama ilk uyanan da Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) oldu. Güneş, sırtına vurmuşdu. Biz, telâşla kalktık, sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Binin!» emrini verdi. Derhâl hayvanlarımıza binerek yola revân olduk. Güneş iyice yükselince Resulullah (Sallallahu. Aleyhi ve Sellem) (Hayvanından) indi ve yanımda bulunan, içinde de biraz su olan bir su kabım istedi. Ve ondan hafif bir abdest aldı. Kap'da bir parça su da kaldı. Sonra Ebu Katâde'ye: «Su kabını bizim için muhafaza et! Az sonra onun için bir haber çıkacak!» buyurdular. Sonra Bilâl namaz için ezan okudu. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) iki rek'ât namaz kıldı. Daha sonra sabah namazını kıldırdı, (yâni) hergün yaptığı gibi yaptı. Sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (hayvanına) bindi, onunla beraber biz de (hayvanlarımıza) bindik. Ve: Acaba namazımızda yaptığımız bu kusurumuzun keffâreti ne olacak? diye birbirimize fısıldaşmaya başladık. Sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Dikkat edin! Sizin için, bende bir örnek vardır.» buyurdu. Daha sonra : «Dikkat edin! ki uyku (sebebi ile namaz kaçırmak) da bir taksir yoktur. Taksir ancak başka namazın vakti gelinceye kadar namazını kılmayan kimsede vardır. Binaenaleyh bu uyuyup kalma işini kim yaparsa uyandığı zaman, o namazı kılıversin! Ertesi gün ise, o namazı vaktinde kılsın!» buyurdu; şunu da ilâve etti: «Cemâatin ne yaptıklarını zannedersiniz? Cemâat, Nebilerini kaybederek sabahladılar Ebu Bekir'le, Ömer: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sizden sonra gelmektedir, o sizi arkada bırakamaz... demişlerdir. Başkaları ise : — Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sizin önünüzdedir... demişlerdir. Eğer Ebu Bekir ile Ömer'e itaat ederlerse doğru yolu bulurlar.» Bu suretle cemâatin yanına gündüz ilerlediği ve her şey kızıştığı zaman vardık. Cemâat: — Yâ Resûlallah! Helak olduk; susadık! diyorlardı. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Size helak yokdur!» buyurdu. Sonra: «Bana küçük bardağımı getirin!» dedi. Su kabını da istedi. Artık Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) döküyor, Ebu Katâde de cemaata su veriyordu. Halk kabın içinde su olduğunu görür görmez kabın üzerine yığıldılar. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Terbiyenizi takının! Hepiniz suya kanacaksınız!» dedi. Ashâb hemen onun dediğini yaptılar. (Ebu Katâde diyor ki) Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) dökmeye, ben de cemaata su vermeye devam ettik. Nihayet Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile ikimizden başka kimse kalmayınca suyu dökerek bana «İç!» dedi. Ben : — Sen içmedikçe, ben içemem Yâ Resûlallah!.. dedim. «Şüphesiz ki bir kavmin sakisi suyu en son içendir.» buyurdu. Bunun üzerine, ben içtim; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de içti. Artık cemâat, kanmış ve müsterih olarak suya geldiler. Abdullah b. Rabâh şöyle demiş: «Ben, bu hadîsi (Küfedeki) mescid-i cami'de rivayet ediyordum, birden Imrân b. Huseyn (ileriye atılarak) : «Ey delikanlı! Nasıl rivayet ettiğine dikkat et! Çünkü o geceki kaafileden biri de ben'im.» dedi. Ben: — O hâlde bu hadîsi, sen daha iyi bilirsin!., dedim. Imrân: — Sen kimlerdensin? dedi. — Ensâr'danım... cevâbını verdim. Imrân : — Anlat! Çünkü siz hadîsinizi daha iyi bilirsiniz, dedi. Artık ben de cemaata hadîsi rivayet ettim. Bunun üzerine Imrân : — Vallahi ben, o gece oradaydım. Amma bu hadîsi, senin gibi belleyen hiç bir kimse duymadım.» dedi
Bize Ahmed b. Saîd b. Sahr Ed-Dârimî rivayet etti. (Dediki): Bize Ubeydullah b. Abdilmecîd rivayet etti. (Dediki): Bize Selm b. Zerîr El-Urâridî rivayet etti. Dediki: Ben Ebu Raca' El-Utâridî'yi, Imrân b. Husayn'dan naklen rivayet ederken dinledim. İmrân, şöyle demiş: «Bir yolculuğunda Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile beraber idim. Bütün gece yürüdük. Sabah yaklaşınca biraz mola verdik. Derken tâ güneş doğuncaya kadar uyuya kalmışız. İçimizden ilk uyanan, Ebu Bekir oldu. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) uyuduğu vakit, kendiliğinden uyanmadıkça, biz kendisini uyandırmazdık. Sonra Ömer uyandı ve Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanında durarak yüksek sesle tekbîr almaya başladı. Nihayet Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) uyandı. Başını kaldırarak, güneşin doğmuş olduğunu görünce : «Yola revân olun!» buyurdu. Ve bizi hareket ettirdi. Güneş, beyazlaşınca, konakladı ve bize sabah namazını kıldırdı. Bu sırada cemâatdan, bir adam ayrılarak bizimle beraber namaz kılmadı. Namazdan çıkınca Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona: «Yâ Fülan! Bizimle beraber namaz kılmakdan seni ne men etti?» diye sordu. O zât: — Yâ Nebîyyallah! Cünub olmuşum, dedi. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona (teyemmümü) emretti, o da toprakla teyemüm ederek namazını kıldı. Sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) beni yanındaki birkaç kişilik kafileyle beraber acele su aramaya gönderdi. Adamakıllı susamişdık. Yolda giderken birdenbire, (devesi üzerinde) ayaklarını iki su tulumu arasına salarak oturmuş bir kadına rastladık. Ve ona: su nerede? diye sorduk. Kadın : — Heyhat!.. Heyhât!.. Size, su yok!., dedi. — Senin ailen ile suyun arasında ne kadar mesafe var? dedik. — Bir gün bir gecelik yol!..» cevâbını verdi. Biz: — Yürü bakalım Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in huzuruna!., dedik. Kadın : — Resulullah, kim oluyor? dedi. Biz, kadını kendi hâline bırakmıyarak götürdük ve Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in huzuruna çıkardık. Efendimiz, ona sordu. Kadın bize haber verdiği gibi ona da haber verdi. Kendisinin yetim sahibi olduğunu; birkaç yetim çocuğu bulunduğunu da söyledi. Derken Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onun devesinin çöktürülmesini emir buyurdu. Hemen deveyi çökerttiler. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) tulumların üst kısımlarındaki ağızlarına su püskürdü; sonra kadının devesini kaldırdı. Biz kanıncaya kadar su içtik. Topumuz, kırk susamış adamdık. Yanımızdaki bütün tulum ve su kaplarını doldurduk; (cünup olan) arkadaşımızı da yıkadık. Ancak hiç bir deveye su vermedik. Halbuki onlar (yâni kadının su tulumları) patlayacak derecede su ile doluydular. Sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ashabına : «Yanınızda ne varsa getirin!» buyurdular. Artık kadına kimi (ekmek) parça (sı) kimi kuru hurma (olmak üzere bir hayli yiyecek) topladık. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kadına verlimek üzere bunları, bir bohçaya sardı. Ve ona : «Haydi git de bunları çoluğuna çocuğuna yedir! Bilmiş ol kî biz, senin suyundan hiçbir şey eksiltmedik.» dedi. Kadın ailesi nezdine varınca şunları söylemiş: — Vallahi ben insanların en sihirbazına rastladım. Yahut da o zât hakîkaten dediği gibi Nebidir. Şöyle ve şöyle işler yaptı...» İşte bu kadın sebebi ile Allah onun obasına hidâyet vermiş. Hem kadın hem de kabilesi Müslüman olmuşlardır