İbn Abbas r.a.'dan rivayet edildiğine göre, Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Muaz'ı Yemen'e gönderdiğinde ona, "Onları, Allah'tan başka ilah olmadiğını, benim Allah'ın resulü olduğumu kabul etmeye davet et. Eğer buna razı olurlarsa, onlara, Allah'ın zekatı farz kıldığını, zenginlerin mallarından alınıp fakirlere verileceğini bildir'! buyurmuştur. Tekrar: 1458, 1496, 2448, 4347, 7371 ve
Sahih-i Buhari › Kitâb 24 · ZekâtKonum
- 1Vahyin Başlangıcı7
- 2Îmân51
- 3İlim76
- 4Abdest113
- 5Gusül46
- 6Hayız40
- 7Teyemmüm15
- 8Namaz174
- 9Namaz Vakitleri81
- 10Ezan275
- 11Cuma66
- 12Korku Namazı6
- 13İki Bayram (iydeyn)42
- 14Vitir Namazı15
- 15Yağmur Duası (Istiskaa)35
- 16Güneş ve Ay Tutulması27
- 17Kur'ân Okurken Secde Edilecek Yerlerler13
- 18Namazın Kısaltılması (At-Taksir)40
- 19Gece Namazı (Teheccüd)69
- 20Mekke ve Medîne Mescidlerinde Kılınan Namazın Fazîleti10
- 21Namaz İçinde Ameller27
- 22Namazda Unutkanlık14
- 23Cenazeler160
- 24Zekât118
- 25Hacc260
- 26Umre33
- 27Hac Yolculuğunu Tamamlamaktan Engellenen Hacılar15
- 28Hacda Avlanma Cezası46
- 29Medine'nin Faziletleri24
- 30Oruç Tutmak117
- 31Teravih Namazı6
- 32Kadir Gecesinin Fazileti11
- 33Ramazânın Son On Gününde İ'tikâf22
- 34Alışverişler193
- 35Sonradan Teslim Edilecek Mallar İçin Bedel Ödenen Satışlar (Selem Akdi)20
- 36Şuf’a3
- 37İcâre27
- 38Havaleler3
- 39Kefalet9
- 40Vekâlet21
- 41Ekincilik31
- 42Su Dağıtımı34
- 43Borç, Borç Ödenmesi, Malın Dondurulması, İflas25
- 44Hukukî Çekişmeler (Husûmât)16
- 45Yerde Bulunup Kaldırılan Şeyler (Lukata)15
- 46Zulümler ve Gasb43
- 47Ortaklık25
- 48Rehin9
- 49Kölelerin Azat Edilmesi43
- 50Mükâteb6
- 51Hediyeler71
- 52Şehâdetler53
- 53Barış Sağlamak22
- 54Şartlar26
- 55Vasiyyetler44
- 56Cihâd ve Sîretler309
- 57Ganimetin Beşte Biri66
- 58Cizye ve Muvâde'a33
- 59Yaratılışın Başlangıcı136
- 60Peygamberler163
- 61Peygamberin (ﷺ) ve Ashabının Faziletleri ve Meziyetleri162
- 62Peygamberin Sahabeleri128
- 63Medine'deki Yardımcıların (Ensar) Faziletleri173
- 64Peygamber (ﷺ) Tarafından Yönetilen Askeri Seferler (El-Megazi)526
- 65Kur'an-ı Kerim 'in Peygamber ﷺ Tefsiri507
- 66Kur'ân’ın Faziletleri87
- 67Nikâh188
- 68Boşanmak100
- 69Nafakalar22
- 70Yiyecek, Yemek95
- 71Akîka Kurbânı9
- 72Avcılık, Kesim70
- 73Udhiyeler30
- 74İçecekler65
- 75Hastalar38
- 76Tıp101
- 77Elbise188
- 78Edeb255
- 79İzin İsteme77
- 80Dualar108
- 81Kalbi İnceltmek (Ar-Riqaq)182
- 82Kader27
- 83Yemînler ve Nezirler87
- 84Yeminlerin Keffaretleri15
- 85Mîrâs Payları (Ferîzalar)49
- 86Allah Tarafından Belirlenen Sınırlar ve Cezalar (Hudûd)89
- 87Kan Parası (Ad-Diyat)59
- 88Mürtedler22
- 89Zorlama altında yapılan ifadeler13
- 90Hileler29
- 91Ru'yâ Ta'bîri66
- 92Fitneler89
- 93Hükümler89
- 94Temenni20
- 95Doğru Bir Kişi Tarafından Verilen Bilgiyi Kabul Etmek (Vâhidlerin)22
- 96Kur'an ve Sünnete Sımsıkı Sarılmak103
- 97Allah'ı Birlemek (Tevhid)193
- 1بَاب: وُجُوبِ الزَّكَاةِ
- 2بَاب: الْبَيْعَةِ عَلَى إِيتَاءِ الزَّكَاةِ
- 3بَاب: إِثْمِ مَانِعِ الزَّكَاةِ
- 4بَاب: مَا أُدِّيَ زَكَاتُهُ فَلَيْسَ بِكَنْزٍ
- 5بَاب: إِنْفَاقِ الْمَالِ فِي حَقِّهِ
- 6بَاب: لَا يَقْبَلُ اللَّهُ صَدَقَةً مِنْ غُلُولٍ، وَلَا يَقْبَلُ إِلَّا مِنْ كَسْبٍ طَيِّبٍ
- 7بَاب: الصَّدَقَةِ قَبْلَ الرَّدِّ
- 8بَاب: اتَّقُوا النَّارَ وَلَوْ بِشِقِّ تَمْرَةٍ وَالْقَلِيلِ مِنَ الصَّدَقَةِ
- 9باب: أي الصدقة أفضل، وصدقة الشحيح الصحيح
- 10بَاب: إِذَا تَصَدَّقَ عَلَى غَنِيٍّ وَهُوَ لَا يَعْلَمُ
- 11بَاب: إِذَا تَصَدَّقَ عَلَى ابْنِهِ وَهُوَ لَا يَشْعُرُ
- 12بَاب: الصَّدَقَةِ بِالْيَمِينِ
- 13بَاب: مَنْ أَمَرَ خَادِمَهُ بِالصَّدَقَةِ وَلَمْ يُنَاوِلْ بِنَفْسِهِ
- 14بَاب: لَا صَدَقَةَ إِلَّا عَنْ ظَهْرِ غِنًى
- 15بَاب: مَنْ أَحَبَّ تَعْجِيلَ الصَّدَقَةِ مِنْ يَوْمِهَا
- 16بَاب: التَّحْرِيضِ عَلَى الصَّدَقَةِ وَالشَّفَاعَةِ فِيهَا
- 17بَاب: الصَّدَقَةِ فِيمَا اسْتَطَاعَ
- 18بَاب: الصَّدَقَةُ تُكَفِّرُ الْخَطِيئَةَ
- 19بَاب: مَنْ تَصَدَّقَ فِي الشِّرْكِ ثُمَّ أَسْلَمَ
- 20بَاب: أَجْرِ الْخَادِمِ إِذَا تَصَدَّقَ بِأَمْرِ صَاحِبِهِ غَيْرَ مُفْسِدٍ
- 21بَاب: أَجْرِ الْمَرْأَةِ إِذَا تَصَدَّقَتْ، أَوْ أَطْعَمَتْ، مِنْ بَيْتِ زَوْجِهَا، غَيْرَ مُفْسِدَةٍ
- 22بَاب: قَوْلِ اللَّهِ تَعَالَى: ﴿فَأَمَّا مَنْ أَعْطَى وَاتَّقَى. وَصَدَّقَ بِالْحُسْنَى. فَسَنُيَسِّرُهُ لِلْيُسْرَى. وَأَمَّا مَنْ بَخِلَ وَاسْتَغْنَى. وَكَذَّبَ بِالْحُسْنَى. فَسَنُيَسِّرُهُ لِلْعُسْرَى﴾ /الليل: ٥ - ١٠/. (اللَّهُمَّ أَعْطِ مُنْفِقَ مَالٍ خَلَفًا)
- 23بَاب: مَثَلِ الْمُتَصَدِّقِ وَالْبَخِيلِ
- 24بَاب: عَلَى كُلِّ مُسْلِمٍ صَدَقَةٌ، فَمَنْ لَمْ يَجِدْ فَلْيَعْمَلْ بِالْمَعْرُوفِ
- 25بَاب: قَدْرُ كَمْ يُعْطَى مِنَ الزَّكَاةِ وَالصَّدَقَةِ، وَمَنْ أَعْطَى شَاةً
- 26بَاب: زَكَاةِ الْوَرِقِ
- 27بَاب: الْعَرْضِ فِي الزَّكَاةِ
- 28بَاب: لَا يُجْمَعُ بَيْنَ مُتَفَرِّقٍ، وَلَا يُفَرَّقُ بَيْنَ مُجْتَمِعٍ
- 29بَاب: مَا كَانَ مِنْ خَلِيطَيْنِ، فَإِنَّهُمَا يَتَرَاجَعَانِ بَيْنَهُمَا بِالسَّوِيَّةِ
- 30بَاب: زَكَاةِ الْإِبِلِ
- 31بَاب: مَنْ بَلَغَتْ عِنْدَهُ صَدَقَةُ بِنْتِ مَخَاضٍ وَلَيْسَتْ عِنْدَهُ
- 32بَاب: زَكَاةِ الْغَنَمِ
- 33بَاب: لَا تُؤْخَذُ فِي الصَّدَقَةِ هَرِمَةٌ، وَلَا ذَاتُ عَوَارٍ، وَلَا تَيْسٌ، إِلَّا مَا شَاءَ الْمُصَدِّقُ
- 34بَاب: أَخْذِ الْعَنَاقِ فِي الصَّدَقَةِ
- 35بَاب: لَا تُؤْخَذُ كَرَائِمُ أَمْوَالِ النَّاسِ فِي الصَّدَقَةِ
- 36بَاب: لَيْسَ فِيمَا دُونَ خَمْسِ ذَوْدٍ صَدَقَةٌ
- 37بَاب: زَكَاةِ الْبَقَرِ
- 38بَاب: الزَّكَاةِ عَلَى الْأَقَارِبِ
- 39بَاب: لَيْسَ عَلَى الْمُسْلِمِ فِي فَرَسِهِ صَدَقَةٌ
- 40بَاب: لَيْسَ عَلَى الْمُسْلِمِ فِي عَبْدِهِ صَدَقَةٌ
- 41بَاب: الصَّدَقَةِ عَلَى الْيَتَامَى
- 42بَاب: الزَّكَاةِ عَلَى الزَّوْجِ وَالْأَيْتَامِ فِي الْحَجْرِ
- 43بَاب: قَوْلِ اللَّهِ تَعَالَى: ﴿وَفِي الرِّقَابِ … وَفِي سَبِيلِ اللَّهِ﴾ /التوبة: ٦٠
- 44بَاب: الِاسْتِعْفَافِ عَنِ الْمَسْأَلَةِ
- 45بَاب: مَنْ أَعْطَاهُ اللَّهُ شَيْئًا مِنْ غَيْرِ مَسْأَلَةٍ وَلَا إِشْرَافِ نَفْسٍ
- 46بَاب: مَنْ سَأَلَ النَّاسَ تَكَثُّرًا
- 47بَاب: قَوْلِ اللَّهِ تَعَالَى: ﴿لا يَسْأَلُونَ النَّاسَ إِلْحَافًا﴾ /البقرة: ٢٧٣/. وَكَمْ الْغِنَى
- 48بَاب: خَرْصِ التمر
- 49بَاب: الْعُشْرِ فِيمَا يُسْقَى مِنْ مَاءِ السَّمَاءِ، وَبِالْمَاءِ الْجَارِي
- 50بَاب: لَيْسَ فِيمَا دُونَ خَمْسَةِ أَوْسُقٍ صَدَقَةٌ
- 51بَاب: أَخْذِ صَدَقَةِ التَّمْرِ عِنْدَ صِرَامِ النَّخْلِ، وَهَلْ يُتْرَكُ الصَّبِيُّ فَيَمَسُّ تَمْرَ الصَّدَقَةِ
- 52بَاب: مَنْ بَاعَ ثِمَارَهُ أَوْ نَخْلَهُ أَوْ أَرْضَهُ أَوْ زَرْعَهُ، وَقَدْ وَجَبَ فِيهِ الْعُشْرُ أَوِ الصَّدَقَةُ، فَأَدَّى الزَّكَاةَ مِنْ غَيْرِهِ، أَوْ بَاعَ ثِمَارَهُ وَلَمْ تَجِبْ فِيهِ الصَّدَقَةُ
- 53بَاب: هَلْ يَشْتَرِي صَدَقَتَهُ
- 54بَاب: مَا يُذْكَرُ فِي الصَّدَقَةِ لِلنَّبِيِّ ﷺ
- 55بَاب: الصَّدَقَةِ عَلَى مَوَالِي أَزْوَاجِ النَّبِيِّ ﷺ
- 56بَاب: إِذَا تَحَوَّلَتِ الصَّدَقَةُ
- 57بَاب: أَخْذِ الصَّدَقَةِ مِنَ الْأَغْنِيَاءِ، وَتُرَدَّ فِي الْفُقَرَاءِ حَيْثُ كَانُوا
- 58بَاب: صَلَاةِ الْإِمَامِ، وَدُعَائِهِ لِصَاحِبِ الصَّدَقَةِ
- 59بَاب: مَا يُسْتَخْرَجُ مِنَ الْبَحْرِ
- 60بَاب: فِي الرِّكَازِ الْخُمُسُ
- 61بَاب: قَوْلِ اللَّهِ تَعَالَى: ﴿وَالْعَامِلِينَ عَلَيْهَا﴾ /التوبة: ٦٠/. وَمُحَاسَبَةِ الْمُصَدِّقِينَ مَعَ الْإِمَامِ
- 62بَاب: اسْتِعْمَالِ إِبِلِ الصَّدَقَةِ وَأَلْبَانِهَا لِأَبْنَاءِ السَّبِيلِ
- 63بَاب: وَسْمِ الْإِمَامِ إِبِلَ الصَّدَقَةِ بِيَدِهِ
- 64بَاب: فَرْضِ صَدَقَةِ الْفِطْرِ
- 65بَاب: صَدَقَةِ الْفِطْرِ عَلَى الْعَبْدِ وَغَيْرِهِ مِنَ الْمُسْلِمِينَ
- 66بَاب: صَدَقَةِ الْفِطْرِ صَاعٌ مِنْ شَعِيرٍ
- 67بَاب: صَدَقَةِ الْفِطْرِ صَاعٌ مِنْ طَعَامٍ
- 68بَاب: صَدَقَةِ الْفِطْرِ صَاعًا مِنْ تَمْرٍ
- 69بَاب: صَاعٍ مِنْ زَبِيبٍ
- 70بَاب: الصَّدَقَةِ قَبْلَ الْعِيدِ
- 71بَاب: صَدَقَةِ الْفِطْرِ عَلَى الْحُرِّ وَالْمَمْلُوكِ
- 72بَاب: صَدَقَةِ الْفِطْرِ عَلَى الصَّغِيرِ وَالْكَبِيرِ
(24) Kitâb: Zekât
بَاب: وُجُوبِ الزَّكَاةِ
Ebu Eyyûb el-Ensarî'den nakledildiğine göre, Bir kimse Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelerek, "Bana, cennet'e girmemi sağlayacak bir amel söyle" dedi. Bu adama ne oluyor?" denilince Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Onun önemli bir ihtiyacı var. Allah'a (C.C.) kulluk edersin, Ona hiçbir şey ile ortak koşmazsın, namazı kılarsın, zekatı verirsin ve akrabalık bağlarını kesmezsin" buyurdu. Tekrar:
Ebu Hureyre r.a.'den nakledildiğine göre, Bir bedevî Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelerek: "Bana uyguladığım zaman cennet'e gireceğim bir amel göster" demiştir. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Allah'a kulluk eder, ona hiçbir şeyi ortak koşmazsın, farz namazları kılar ve farz olan zekatı verirsin, Ramazan orucunu da tutarsın" buyurdu. Bedevî, "Nefsim elinde olan (Allah)'a yemin olsun ki bundan daha fazlasını yapmam" dedi. Adam gidince Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Cennetlik bir kimse görmekten hoşlanan, bu adama baksın" buyurdu
Ebû Cemre şöyle anlatır: İbn Abbas r.a.'ı şöyle derken duydum. "Abdu'l-kays kabilesinden bir grup Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına geldi ve: "Ey Allah'ın Resulü! Biz Rebîa kabilesinden bir grubuz. Aramızda bize zararı dokunan kafirler var. Size ancak haram aylarda gelebiliyoruz. Bize bir şeyler emret ki onları alıp burada bulunmayan diğer arkadaşlarımıza - akrabalarımıza da aktaralım" dediler. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Size dört şeyi emrediyorum, dört şeyi de yasaklıyorum: Emrettiklerim; Allah'a inanıp, Allah'tan başka ilah olmadığına şehadet etmeniz (bu arada ellerini bağlamıştır); namazı kılmanız, zekatı vermeniz ve elde ettiğiniz ganimetlerin de beşte birini ödemenizdir. Yasakladıklarım ise, kabak sırlı kaplar, oyulmuş ağaç kütüklerinden yapılan kaplar ve içi ziftle kaplanmış oyma kaplardaki nebizlerdir bunlara konan şarablardır." Süleyman ve Ebu'n-Nu'man'ın Hammad'dan naklettiğine göre Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Allah'a iman etmek ve Allah'tan başka ilah olmadığına dair Şehadet getirmek" demiştir
Ebu Hureyre r.a. şöyle anlatır: Resuluilah Sallallahu Aleyhi ve Sellem vefat etmiş, Ebu Bekir halife olmuştu. Bu sırada Araplar'dan bir kısmı irtidad etmişti (dinden çıkmıştı). Bu arada Ömer, Ebu Bekir'e, "Resulullah, "Bana, insanlarla, Allah'tan başka ilah yoktur' deyinceye kadar savaşmak emredildi. Bu sözü söyleyen kimse, başka haklı bir sebep olmadıkça, malını ve canını benim nezdimde koruma altına almış olur. Hesabı ise artık Allah'a kalmıştır" buyurduğu halde insanlara nasıl savaş açıyorsun ?!" demiştir. Tekrar: 1457, 7284 [-1400-] (Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer'e şöyle cevap vermiştir): "Allah'a yemin ederim ki, namazla zekatı ayranlarla (namaz kılıp da zekat vermek istemeyenlerle) savaşacağım. Çünkü zekat, mal üzerindeki bir haktır. Vallahi eğer Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e verdikleri bir dişi oğlağı bana vermekten kaçınırlarsa bundan dolayı onlara savaş açarım." Bunun üzerine Hz. Ömer, "Bu, Allah'ın Ebu Bekir'in gönlüne koyduğu düşünceden başka bir şey değildir. Anladım ki bu çok doğru bir görüştür" demiştir. Diğer tahric edenler: Tirmizi İman; Nesâî, Tahrimüddem;
Ebu Hureyre r.a. şöyle anlatır: Resuluilah Sallallahu Aleyhi ve Sellem vefat etmiş, Ebu Bekir halife olmuştu. Bu sırada Araplar'dan bir kısmı irtidad etmişti (dinden çıkmıştı). Bu arada Ömer, Ebu Bekir'e, "Resulullah, "Bana, insanlarla, Allah'tan başka ilah yoktur' deyinceye kadar savaşmak emredildi. Bu sözü söyleyen kimse, başka haklı bir sebep olmadıkça, malını ve canını benim nezdimde koruma altına almış olur. Hesabı ise artık Allah'a kalmıştır" buyurduğu halde insanlara nasıl savaş açıyorsun ?!" demiştir. Tekrar: 1457, 7284 [-1400-] (Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer'e şöyle cevap vermiştir): "Allah'a yemin ederim ki, namazla zekatı ayranlarla (namaz kılıp da zekat vermek istemeyenlerle) savaşacağım. Çünkü zekat, mal üzerindeki bir haktır. Vallahi eğer Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e verdikleri bir dişi oğlağı bana vermekten kaçınırlarsa bundan dolayı onlara savaş açarım." Bunun üzerine Hz. Ömer, "Bu, Allah'ın Ebu Bekir'in gönlüne koyduğu düşünceden başka bir şey değildir. Anladım ki bu çok doğru bir görüştür" demiştir. Diğer tahric edenler: Tirmizi İman; Nesâî, Tahrimüddem;
بَاب: الْبَيْعَةِ عَلَى إِيتَاءِ الزَّكَاةِ
Kays şöyle nakleder: Cerîr İbn Abdullah, "Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e, namaz kılmak, zekat vermek ve bütün müslümanlara öğütte bulunmak üzere bey'at verdim" demiştir
بَاب: إِثْمِ مَانِعِ الزَّكَاةِ
Ebu Hureyre'den gelen rivayete göre Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "(Kıyamet günü) deve, sahibine, eskisinden daha güçlü bir şekilde gelir. Eğer zekatını vermemiş ise ayakları ile sahibine vurur. Davar da sahibine eskisinden daha güçlü bir şekilde gelir. Eğer zekatını vermemiş ise tırnakları ile sahibini tırmalar, boynuzuyla da boynuzlar." "Bu hayvanlar üzerindeki bir hak da, su başında iken sütünü sağıp fakirlere vermektir." "(Zekatını vermeyen kimse) Kıyamet günü, omuzunda meleyen koyununu taşıyarak ve feryad ederek gelip 'Yardım et Ey Muhammed!' demesin. Bu durumda ben o kimseye, 'Senin için hiçbir şey yapamam. Sana tebliğ etmiştim' derim. Ya da omuzunda böğüren devesini taşır bir şekilde gelerek 'Yardım et Ey Muhammed!' demesin. O kimseye söyleyeceğim söz: "Senin için hiçbir şey yapamam' olacaktır. Tekrarı: 2378, 3073 ve
Ebu Hureyre'den rivayet edildiğine göre Nebi sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Allah bir kimseye mal verdiği halde zekatını vermezse, kıyamet günü bu mal o'na, iki gözü üzerinde iki nokta bulunan zehirli erkek bir yılan olarak gösterilir. Yılan onun boynuna dolanır, avurtlarından yakalayarak: 'Ben senin malınım, sen'in biriktirdiklerin benim' der." Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem daha sonra, "Allah'ın kendilerine cömertçe verdiği mal'dan infak etme hususunda cimrilik gösterenler, sanmasınlar ki bu kendileri için hayırlıdır; tersine, bu onlar için çok kötüdür. Cimrilik gösterdikleri şey kıyamet günü boyunlarına dolanacaktır [Al-i İmran 180] ayetini okumuştur. Tekrar:
بَاب: مَا أُدِّيَ زَكَاتُهُ فَلَيْسَ بِكَنْزٍ
Rivayet edildiğine göre Halid İbn Eslem şöyle anlatır: "Abdullah İbn Ömer ile birlikte (Medine dışına) çıkmıştık. Bir bedevi Abdullah İbn Ömer'e, "Bana, 'Altın ve gümüşü biriktirip de Allah yolunda infak etmeyenler...' ayetini açıkla" dedi. Abdullah İbn Ömer ona, "Kim altın ve gümüş biriktirip (kenz) de zekatını vermezse yazık ona. Bu ayet, zekat ayeti inmeden önceki durum için geçerlidir. Bu ayet inince Allah zekatı malı temizleyici kıldı" diyerek cevap vermiştir. Tekrar:
Ebu Said'den rivayet edildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Beş ukıyyeden daha az (gümüş için) zekat gerekmez. En az üç yaşındaki beş deve'den daha azı için zekat gerekmez. Beş vesk (zirai) mahsül'den daha azı için zekat gerekmez. Tekrar:
Rivayete göre Zeyd İbn Vehb şöyle demiştir: Rebeze'ye yolum düşmüştü. Orada Ebu Zerr ile karşılaştım. Ona, "Neden böyle bir uzlet hayatı yaşamayı tercih ettin, bunun sebebi nedir?" diye sordum. Bana şöyle cevap verdi: "Ben Suriye'de iken "Altın ve gümüşü biriktirip de (kenz) Allah yolunda harcamayanlar ayeti hakkında Muaviye ile aramızda ihtilaf çıktı. Muaviye bu ayetin ehl-i kitap hakkında olduğunu savunuyordu, ben ise hem bizim hem de onların hakkında olduğunu savunuyordum. Muaviye, Osman'a bir mektup yazarak benî şikayet etti. Osman da yazdığı mektupta beni Medine'ye çağırdı. Oraya gittim. İnsanlar, beni sanki hiç görmemişler gibi (Suriye'den çıkma sebebimi sormak amacıyla) etrafımda toparlanmıştı. Bu durumu Osman'a anlattım. Bana, "Dilersen yakın bir yere uzlete çekil" dedi. İşte beni uzlet hayatına sevkeden budur. Eğer başımıza Habeşji bir kimse bile emîr olsa onu dinler ve itaat ederim. Tekrar:
Ebu'l-Ala' İbnü'ş-Şihhîr'in naklettiğine göre Ahnef İbn Kays şöyle demiştir: "Kureyş kabilesinden bir topluluğun yanına oturmuştum. Saçları, elbisesi ve görünüşü bakımından sert bir kimse geldi, selam verdi ve: "(Altın-gümüş biriktirenlere (kenz), cehennemde kızdırılmış olan taşları müjdele (haber ver) ! Bu taşlar onların göğüs uçlarına konulur, sırtından çıkar. Sırtından konulur, göğüs uçlarından çıkar. Bu olay devam edip gider" dedi. Sonra gidip direğin yanına oturdu. Ben de gittim yanına oturdum. Onun kim olduğunu da bilmiyordum. Ona: "Sanırım insanlar senin söylediklerinden pek hoşlanmadı" deyince bana, "Akılları hiçbir şeye ermiyor ki!" dedi. [-1408-] (Yukarıdaki hadisin devamı niteliğinde) "Dostum bana böyle buyurdu" dedi. Ben, dostunun kim olduğunu sorunca, "Dostum Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu" demiştir: "Ey Ebu Zerr! Uhud dağını görüyor musun?" dedi. Ben, hemen dönüp güneşe baktım, vakti anlamaya çalıştım, zira beni bir şey için oraya gönderecek zannettim. "Evet, görüyorum" dedim. Bunun üzerine O Sallallahu Aleyhi ve Sellem , "Uhud dağı kadar altınım olmasını ve üç dinar hariç hepsini İnfak etmeyi isterim" buyurdu. Ebu Zerr şöyle demiştir: "İnsanlar akıllarını kullanmıyor. Dünya malı biriktiriyorlar. Allah'a yemin ederim ki bu dünyalarını istemiyorum, ölünceye kadar onlardan herhangi bir dini mesele de sormayacağım
Ebu'l-Ala' İbnü'ş-Şihhîr'in naklettiğine göre Ahnef İbn Kays şöyle demiştir: "Kureyş kabilesinden bir topluluğun yanına oturmuştum. Saçları, elbisesi ve görünüşü bakımından sert bir kimse geldi, selam verdi ve: "(Altın-gümüş biriktirenlere (kenz), cehennemde kızdırılmış olan taşları müjdele (haber ver) ! Bu taşlar onların göğüs uçlarına konulur, sırtından çıkar. Sırtından konulur, göğüs uçlarından çıkar. Bu olay devam edip gider" dedi. Sonra gidip direğin yanına oturdu. Ben de gittim yanına oturdum. Onun kim olduğunu da bilmiyordum. Ona: "Sanırım insanlar senin söylediklerinden pek hoşlanmadı" deyince bana, "Akılları hiçbir şeye ermiyor ki!" dedi. [-1408-] (Yukarıdaki hadisin devamı niteliğinde) "Dostum bana böyle buyurdu" dedi. Ben, dostunun kim olduğunu sorunca, "Dostum Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu" demiştir: "Ey Ebu Zerr! Uhud dağını görüyor musun?" dedi. Ben, hemen dönüp güneşe baktım, vakti anlamaya çalıştım, zira beni bir şey için oraya gönderecek zannettim. "Evet, görüyorum" dedim. Bunun üzerine O Sallallahu Aleyhi ve Sellem , "Uhud dağı kadar altınım olmasını ve üç dinar hariç hepsini İnfak etmeyi isterim" buyurdu. Ebu Zerr şöyle demiştir: "İnsanlar akıllarını kullanmıyor. Dünya malı biriktiriyorlar. Allah'a yemin ederim ki bu dünyalarını istemiyorum, ölünceye kadar onlardan herhangi bir dini mesele de sormayacağım
بَاب: إِنْفَاقِ الْمَالِ فِي حَقِّهِ
İbni Mes'ud Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i şöyle buyururken işitmiştir: "Şu iki kimse dışında hiçbir kimseye gıpta edilmez. Bunlardan birincisi; Allah'ın kendisine mal verdiği ve bu mal'ı hakk yolda harcayan kimsedir, ikincisi ise, Allah'ın kendisine hikmet verip buna göre hüküm veren ve bunu (insanlara) öğreten kimsedir
بَاب: لَا يَقْبَلُ اللَّهُ صَدَقَةً مِنْ غُلُولٍ، وَلَا يَقْبَلُ إِلَّا مِنْ كَسْبٍ طَيِّبٍ
Ebu Hureyre r.a.'den nakledildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Kim helal yoldan kazandığı maldan bir hurma değeri kadar tasadduk ederse, -ki Allah sadece helal malı kabul eder- Allah bunu sağ eliyle kabul eder, sonra onu sahibi için, tıpkı meme'den ayrılan bir tay'ı itina ile yetiştirip büyüttüğünüz gibi, bir dağ büyüklüğünde oluncaya kadar büyütür. Tekrar:
بَاب: الصَّدَقَةِ قَبْلَ الرَّدِّ
Harise ibn Vehb şöyle demiştir: Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'İ şöyle buyururken işittim: "Sadaka veriniz. Çünkü öyle bir zaman gelecek ki kişi elinde sadakasıyla dolaşacak, fakat kabul edecek kimse bulamayacak. Sadaka vermek istediği kişi, "Eğer dün gelseydin kabul ederdim, fakat bugün ona ihtiyacım kalmadı" diyecek. Tekrar:
Ebu Hureyre r.a.'den nakledildiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Mallar çoğalıp taşmadıkça kıyamet kopmayacaktır. Hatta mal sahibinin zihnini, sadakasını kabul edecek birini bulup bulamayacağı meşgul edecek, böyle bir kimse bulup ona sadakayı teklif ettiği zaman, o kimse, "İhtiyacım yok" diyecektir
Adiy İbn Hatim şöyle anlatır: Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanında bulunuyordum. İki kimse geldi. Bunlardan biri fakirlikten, diğeri yol kesicilikten şikayet etti. Bunun üzerine Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle cevap verdi: "Yol kesicilik meselesine gelince; az bir zaman sonra ticaret kervanları, yanlarında her hangi bir yol muhafızı (dahî) bulundurmadan Mekke'ye kadar gelecektir. Fakirliğe gelince; kişi elinde sadakası ile kapı kapı dolaşıp sadakayı kabul edecek kimse bulamayacağı bir zaman gelmedikçe kıyamet kopmayacaktır. Sonra, siz aranızda her hangi bir perde bulunmadan Allah'ın huzuruna çıkacaksınız, tercüme yapacak bir tercümana da gerek olmayacak. Allah size, "Size mal verilmedi mi?" diye soracak, o da, "Evet verildi" diyecek, Allah, "Size Nebi gönderilmedi mi?" diyecek, o da, "Evet gönderildi" diye cevap verecek. Daha sonra sağına bakacak cehennem'den başka bir şey göremeyecek, soluna bakacak yine öyle. O halde, yarım hurma ile bile olsa (sadaka vererek) cehennemden korunun. Bu da yoksa güzel söz söyleyin. Tekrar:
Ebu Musa'dan nakledildiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "insanlar için öyle bir zaman gelecek ki kişi, elinde altın sadaka vermek amacıyla dolaşıp duracak fakat bunu alacak hiçbir kimse bulamayacak. Diğer yandan kadın çokluğu ve erkek azlığı sebebiyle kırk kadın'ın bir erkeğin himayesine girdiği görülecek
بَاب: اتَّقُوا النَّارَ وَلَوْ بِشِقِّ تَمْرَةٍ وَالْقَلِيلِ مِنَ الصَّدَقَةِ
İbn Mes'ud şöyle anlatır: Sadakayı emreden ayet nazil olduğu zaman biz {sadaka verebilmek için) hammallık yapardık. Bu arada bir kişi geldi ve çok miktarda sadaka verdi. Etraftakiler, "Bu adam gösterişçidir" dediler. Başka bir kişi geldi ve bir sa' kadar sadaka verdi. Bu sefer de "Allah'ın bu bir sa' ya ihtiyacı yoktur" dediler. Bunun üzerine bu ayet nazil olmuştu: "Sadakalar hususunda, mu'minlerden gönüllü verenleri ve güçlerinin yettiğinden başkasını bulamayanları çekiştirip onlarla alay edenler var ya, Allah işte onları maskaraya çevirmiştir. Ve onlar için elem verici azap vardır.[Tevbe 79] Tekrar:
Ebû Mes'ud el-Ensarî şöyle anlatır: Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bize sadaka vermemizi emredince (malî durumu yeterli olmayanlardan) İçimizden biri çarşıya gider hammallık yapar ve bir miktar kazanıp bunu tasadduk ederdi. Şimdi bu şekilde yapanlardan bir kısmının, yüz binlerle ifade edilebilecek kadar malı bulunmaktadır
Adiy bin Hatim r.a. Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu işittim demiştir: ‘’Yarım hurmayla bile olsa cehennem'den korunun
Aişe r.anha şöyle anlatır: Bir şeyler istemek üzere yanıma, iki kızıyla birlikte bir kadın geldi. Bende bir hurmadan başka bir şey yoktu. Bunu ona verdim. Kadın hurmayı kızlarına paylaştırdı ve kendisi hiç bir şey yemedi. Sonra kalktı ve gitti. Daha sonra Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem geldi. Olan biteni ona. anlattım. Bunun üzerine o, "Kim şu kız çocukları yüzünden bir sıkıntıya maruz kalırsa bu, onun için cehennem'e karşı bir perde olur" buyurdu. Tekrar:
باب: أي الصدقة أفضل، وصدقة الشحيح الصحيح
Ebu Hureyre r.a. şöyle anlatır: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e bir kimse geldi ve: "Ey Allah'ın Resulü! Sevabı en büyük sadaka hangisidir?" diye sordu. Bunun üzerine Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Sıhhatli ve cimri iken, fakirlik korkusu içine düşmüş bir durumda, zengin olma emelleri taşırken yaptığın sadakadır. Şu mal, falana, bu falana deyip, can boğaza gelinceye kadar sadaka vermeyi erteleme. O sırada zaten malın başkalarının olmuştur" buyurmuştur. Tekrar:
Aişe (r.anha)'dan rivayet edildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hanımlarından bazıları ona, "Size hangimiz daha çabuk ulaşacak?" diye sordular. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Eli en uzun olanınız" diye cevap verdi. Bunun üzerine Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hanımları, bir kamışla, kollarını ölçmeye başladılar. En uzun kollu olan Sevde idi. Daha sonra anladık ki bu sözden kasıt "cömertlik" idi. O, hepimizden önce Resuiullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e kavuştu. O sadaka vermeyi severdi
بَاب: إِذَا تَصَدَّقَ عَلَى غَنِيٍّ وَهُوَ لَا يَعْلَمُ
Ebu Hureyre r.a.'den rivayet edildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Bir kimse sadaka vereceğine dair yemin etti. Sonra (geceleyin) gitti sadakasını bir hırsıza verdi. Sabah olduğunda insanlar, 'Hırsıza sadaka verilmiş' diye konuşmaya başladılar. Bu kişi, Allah'ım! Hamd sana mahsustur. Yemin olsun ki senin için bir sadaka vereceğim' dedi. Sadakasını götürdü, zina eden bir kadın'a verdi. Sabah olunca İnsanlar, 'Zina eden kadın'a sadaka verilmiş' diye konuşmaya başladılar. Adam, 'Allah'ım! Sana hamdederim. Yemin ederim ki bir sadaka vereceğim' dedi. Sonra gitti, sadakasını (farkına varmadan) zengin bir kimseye verdi. Sabah olunca insanlar, 'Zengin bir kişiye sadaka verilmiş' diye konuşmaya başladılar. Adam, Allah'ım! Bütün hamdler sana mahsustur. Hırsıza, zina eden kadına, zengine (sadaka vermiş oldum).' dedi. Daha sonra ona biri geldi ve dedi ki: Hırsıza sadaka verdin. Umulur ki artık yaptığı hırsızlıktan utanır da vazgeçer. Zina eden kadın'a sadaka verdin. Belki o iffetli olur da yaptığı kötü fiili terkeder. Zengine sadaka verdin. Umulur ki o bundan ibret alır da Allah'ın ona verdiği nimetlerden infak eder
بَاب: إِذَا تَصَدَّقَ عَلَى ابْنِهِ وَهُوَ لَا يَشْعُرُ
Ebu'l-Cüveyriye'den nakledildiğine göre Ma'n İbn Yezîd şöyle anlatır: Ben, babam ve dedem Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e bey'at etmiştik. Beni O Sallallahu Aleyhi ve Sellem nişanladı ve nikahımı kıydı. Birgün Efendimiz'e bir dava arzettim. Babam (Yezîd), kendisi için tasadduk etsin diye mesciddeki bir adam'a bir miktar dinar verdi. Gittim, dağıtılan dinarlardan ben de aldım babamın yanına geldim. Babam, "Vallahi, ben onları senin için bırakmadım" dedi. Ben de bu olayı Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e dava ettim. Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Ey Yezid! Sana niyetinin karşılığı (olarak sevap) vardır. Ey Ma'n! Aldığın da sana aittir" buyurdu
بَاب: الصَّدَقَةِ بِالْيَمِينِ
Ebu Hureyre r.a.'den nakledildiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Şu yedi grup insanı, hiç bir gölgenin bulunmadığı bir gün Allah kendi gölgesinde gölgelendirecektir: adil devlet başkanı, Allah'a ibadet içinde yetişmiş genç, kalpleri mescidlere bağlı olan kimse, birbirini Allah için seven, Allah için buluşup, Allah için ayrılan iki kimse, güzelliği yanında sosyal bir statüye sahip bir kadın kendisini günah işlemeye davet ettiği zaman, 'Ben Allah'tan korkarım' diyerek geri çeviren kişi, sağ elinin verdiğinnden sol eli haberi olmayacak şekilde gizlice sadaka veren kimse ve kimsenin bulunmadığı bir yerde Allah'ı anıp gözlerinden yaşlar akıtan kimse
Harise Ibn Vehb el-Huzaî şöyle anlatır: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'ı şöyle buyururken işittim: "Sadaka veriniz. Çünkü öyle bir zaman gelecek ki kişi elinde sadakasıyla dolaşacak, sadaka vermek istediği kişi de, 'Dün gelseydin kabul ederdim, fakat bugün ihtiyacım kalmadı' diyecektir
بَاب: مَنْ أَمَرَ خَادِمَهُ بِالصَّدَقَةِ وَلَمْ يُنَاوِلْ بِنَفْسِهِ
Aişe r.anha'dan nakledildiğine göre Resûl-İ Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Kadın, evin yiyeceğinden; aile huzurunu kaçırmadan ve israfa kaçmadan infak ettiği zaman kendisi, infak sevabını; kocası da o yiyeceği kazanmış olmanın sevabını alır. Malı koruyan kişi de aynı sevabı alır. Bir kişinin aldığı sevap diğerinin aldığını eksiltmez. Tekrar:
بَاب: لَا صَدَقَةَ إِلَّا عَنْ ظَهْرِ غِنًى
Ebu Hureyre r.a.'den nakledildiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "En hayırlı sadaka, zengin iken verilenidir. Sadaka vermeye, geçimini sağladığın kimselerden başla. Tekrar:
Bir önceki hadis yani 1427 nolu hadis, Vuheyb kanalıyla da aynen nakledilmiştir
Bir önceki hadis yani 1427 nolu hadis, Vuheyb kanalıyla da aynen nakledilmiştir
Abdullah İbn Ömer r.a. Resululıah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hutbede, Sadaka, iffetli (onurlu) kalma ye dilencilikle ilgili bir konuşma yaparken şöyle buyurduğunu işittim demiştir: "Üstteki el, alttaki elden daha hayırlıdır. üstteki, veren; alttaki ise dilenen eldir
بَاب: مَنْ أَحَبَّ تَعْجِيلَ الصَّدَقَةِ مِنْ يَوْمِهَا
Ukbe İbnü'l-Haris şöyle anlatır: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bize ikindi namazını kıldırdı. Aniden yerinden kalkıp evine girdi. Çok geçmeden çıktı geldi. Neden böyle yaptığını sordum. Şöyle cevap verdi: "Evde, verilecek az bir miktar sadaka bırakmıştım. Üzerinden bir gece geçmesi hoşuma gitmedi. Gittim onu taksim edip geldim
بَاب: التَّحْرِيضِ عَلَى الصَّدَقَةِ وَالشَّفَاعَةِ فِيهَا
İbn Abbas r.a. şöyle anlatır: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir bayram günü çıktı ve İki rekat namaz kıldırdı. Bunun ne öncesinde ne de sonrasında başka bir namaz kılmadı. Sonra kadınlara yönelerek, -yanında da Bilal bulunuyordu- sadaka vermeleri yönünde öğüt verdi. Bunun üzerine orada bulunan her bir kadın, küpe ve gerdanlıklarını ortaya bırakmaya başladı
Ebu Musa babasından şöyle nakleder: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e bir dilenci geldiği ya da bir kimse bir talepte bulunduğu zaman şöyle buyururdu: "(Bu adam'ın ihtiyacının giderilmesi için) aracılık edin, yardımcı olun ki ecre nail olasınız. Allah, peygamberinin dili üzere dilediği şeye hükmedecektir. Tekrar: 6027, 6028 ve
Esma r.anha'dan nakledildiğine göre Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "Kesenin ağzını bağlama, (aksi halde) sana karşı da bağlanır." Osman İbn Ebi Şeybe'nin, Abde'den naklettiğine göre ise, "Sayma, (aksi. halde) Allah da sana karşı (verdiği ni'metleri) sayar" buyurmuştur
بَاب: الصَّدَقَةِ فِيمَا اسْتَطَاعَ
Abdullah İbn Zübeyr'in Esma'dan naklettiğine göre, Esma bir gün Resul-i ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına gelmişti. bu sırada ona, "(Çömleğe) koyup saklama. (Aksi halde) sana (verilecek olan nimetler de) saklanır. Gücün yettiği kadar az da olsa ver" buyurmuştur
بَاب: الصَّدَقَةُ تُكَفِّرُ الْخَطِيئَةَ
Huzeyfe r.a. şöyle nakleder: Ömer, "Kim Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in fitne ile İlgili hadisini ezbere biliyor?" diye sordu. Ben, "Aynen Efendimiz'in buyurduğu gibi biliyorum" dedim. Bana, "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem hakkında çok da cesursun. Söyle bakalım nasıl buyurmuştu?" dedi. Ben de, "İnsanın, ailesi, çocuğu ve komşusu ile ilgili olarak karşılaştığı imtihandan dolayı İşlediği günahları, kıldığı namaz, verdiği sadaka ve yaptığı iyilikler örter" dedim. (Ravîlerden) Süleyman bazen şöyle rivayet ettiğini söylemiştir: "Namaz, sadaka, iyiliği emredip kötülükten sakındırmaktır." Ömer: Benim sormak istediğim bu değil. Deniz dalgası gibi her tarafı sarsacak olan fitneden bahsediyorum. Huzeyfe: O fitnenin senin için bir zararı yok. İkiniz arasında kilitli bir kapı var. Ömer (dediki): Kapı kırılacakmı yoksa açılacak mı? Huzeyfe: Kırılacak (dedi). Ömer: O kapı kırıldığı zaman asla kapanmaz. Huzeyfe: Doğrudur. Ravi Şakîk: O kapının kim olduğunu sormaya çekindik. Mesruk'tan ona sormasını istedik. O da sordu. Huzeyfe (dediki): O kapı Ömer'dir. Biz, "Ömer senin kimi kasdettiğini anladı mı?" diye sorduk. Huzeyfe: Evet, hem de gündüzden önce gece geldiğini bildiği gibi. Çünkü ben ona, hiç bir hata bulunmayan bir hadis aktardım
بَاب: مَنْ تَصَدَّقَ فِي الشِّرْكِ ثُمَّ أَسْلَمَ
Hakîm İbn Hizam şöyle anlatır: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e, "Ey Allah'ın Resulü! Cahiliyye dönemimde iken yaptığım sadaka, köle azadı veya akrabayı gözetmek gibi hayırlardan mükafaat alabilir miyim, ne dersiniz?" diye sordum. Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana, "Geçmişte yaptığın hayırlar sayesinde Müslüman oldun" buyurdu. Tekrar: 2220, 2538 ve
بَاب: أَجْرِ الْخَادِمِ إِذَا تَصَدَّقَ بِأَمْرِ صَاحِبِهِ غَيْرَ مُفْسِدٍ
Aişe r.anha'dan nakledildiğine göre Resûl-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Kadın, evin yiyeceğinden, aile huzurunu kaçırmadan ve israfa kaçmadan infak ettiği zaman kendisi infak sevabını, kocası da o yiyeceği kazanmış olmanın sevabını alır. Malı koruyan kişi de aynı sevabı alır
Ebu Musa r.a.'den nakledildiğine göre, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Kendisine verilen emri mükemmel bir şekilde, gönül huzuru içinde yerine getirip emredilen kişiye ileten müslüman ve güvenilir bir mal koruyucusu (hazin) sadaka veren iki kişiden biridir
بَاب: أَجْرِ الْمَرْأَةِ إِذَا تَصَدَّقَتْ، أَوْ أَطْعَمَتْ، مِنْ بَيْتِ زَوْجِهَا، غَيْرَ مُفْسِدَةٍ
Aişe r.anha'nın naklettiğine göre, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Kadın, kocasının evinden sadaka verdiği zaman" buyurmuştur
Aîşe r.anha'nın naklettiğine göre, Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur; "Kadın, kocasının evinden, aile huzurunu kaçırmadan ve israfa kaçmadan infak ettiği zaman bunun sevabını alır. Aynı sevap kocasına da yazılır. Malı koruyan kişi de aynı sevabı alır. Koca, o malı kazanması sebebiyle, kadın da tasaddukta bulunması sebebiyle sevap kazanır
Aişe r.anha'dan nakledildiğine göre Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Kadın, evin yiyeceğinden, aile huzurunu kaçırmadan ve israfa kaçmadan infak ettiği zaman kendisi, infak sevabını, kocası da o yiyeceği kazanmış olmanın sevabını alır. Malı koruyan kişi de aynı sevabı alır
بَاب: قَوْلِ اللَّهِ تَعَالَى: ﴿فَأَمَّا مَنْ أَعْطَى وَاتَّقَى. وَصَدَّقَ بِالْحُسْنَى. فَسَنُيَسِّرُهُ لِلْيُسْرَى. وَأَمَّا مَنْ بَخِلَ وَاسْتَغْنَى. وَكَذَّبَ بِالْحُسْنَى. فَسَنُيَسِّرُهُ لِلْعُسْرَى﴾ /الليل: ٥ - ١٠/. (اللَّهُمَّ أَعْطِ مُنْفِقَ مَالٍ خَلَفًا)
Ebu Hureyre r.a.'den nakledildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Her gün, dünyaya iki melek iner ve bunlardan biri, Allah'ım! infak eden kişiye, yenisini ver.' Diğeri de, Allah'ım! Vermeyen'in malını telef et' der
بَاب: مَثَلِ الْمُتَصَدِّقِ وَالْبَخِيلِ
Ebu Hureyre r.a.'den rivayet edildiğine göre Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Cimri ile sadaka veren kimsenin durumu üzerlerinde demir zırh bulunan iki kimsenin durumu gibidir." Ebu Hureyre r.a. Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i işitmiştir: "Cimri ile sadaka veren kimse'nin durumu, üzerinde, göğsünden köprücük kemiğine kadar demir zırh bulunan iki kimseye benzer, İnfak eden kimse, sadaka verdiği zaman üzerindeki zırh genişler, parmak uçlarına kadar uzanır ve (hatalarını) siler. Cimri kimse ne zaman sadaka vermek istese zırh biraz daha daralır. Kişi bunu genişletmeye çalışır ama yine de genişlemez. Tekrar;
Hanzala'nın Tavûs'tan yaptığı rivayette, "iki zırh" şeklinde tercüme ettiğimiz .... ifadesi yerine, "iki siper" anlamına gelen .... ifadesi kullanılmıştır. Ebu Hureyre de Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in "ila zırh" dediğini nakleder