Ebu Hureyre r.a. şöyle demiştir: Resulullâh sallallahu aleyhi ve sellem: "Kendisinde hades vâkı` olan kimsenin namazı (o kimse) abdest almadıkça kabul olunmaz." buyurdu. Hadramevt ahâlîsinden biri: "Ya Eba Hureyre, hades nedir?" diye sordu. "Sessiz veya sesli yel." cevâbını verdi
Sahih-i Buhari › Kitâb 4 · AbdestKonum
- 1Vahyin Başlangıcı7
- 2Îmân51
- 3İlim76
- 4Abdest113
- 5Gusül46
- 6Hayız40
- 7Teyemmüm15
- 8Namaz174
- 9Namaz Vakitleri81
- 10Ezan275
- 11Cuma66
- 12Korku Namazı6
- 13İki Bayram (iydeyn)42
- 14Vitir Namazı15
- 15Yağmur Duası (Istiskaa)35
- 16Güneş ve Ay Tutulması27
- 17Kur'ân Okurken Secde Edilecek Yerlerler13
- 18Namazın Kısaltılması (At-Taksir)40
- 19Gece Namazı (Teheccüd)69
- 20Mekke ve Medîne Mescidlerinde Kılınan Namazın Fazîleti10
- 21Namaz İçinde Ameller27
- 22Namazda Unutkanlık14
- 23Cenazeler160
- 24Zekât118
- 25Hacc260
- 26Umre33
- 27Hac Yolculuğunu Tamamlamaktan Engellenen Hacılar15
- 28Hacda Avlanma Cezası46
- 29Medine'nin Faziletleri24
- 30Oruç Tutmak117
- 31Teravih Namazı6
- 32Kadir Gecesinin Fazileti11
- 33Ramazânın Son On Gününde İ'tikâf22
- 34Alışverişler193
- 35Sonradan Teslim Edilecek Mallar İçin Bedel Ödenen Satışlar (Selem Akdi)20
- 36Şuf’a3
- 37İcâre27
- 38Havaleler3
- 39Kefalet9
- 40Vekâlet21
- 41Ekincilik31
- 42Su Dağıtımı34
- 43Borç, Borç Ödenmesi, Malın Dondurulması, İflas25
- 44Hukukî Çekişmeler (Husûmât)16
- 45Yerde Bulunup Kaldırılan Şeyler (Lukata)15
- 46Zulümler ve Gasb43
- 47Ortaklık25
- 48Rehin9
- 49Kölelerin Azat Edilmesi43
- 50Mükâteb6
- 51Hediyeler71
- 52Şehâdetler53
- 53Barış Sağlamak22
- 54Şartlar26
- 55Vasiyyetler44
- 56Cihâd ve Sîretler309
- 57Ganimetin Beşte Biri66
- 58Cizye ve Muvâde'a33
- 59Yaratılışın Başlangıcı136
- 60Peygamberler163
- 61Peygamberin (ﷺ) ve Ashabının Faziletleri ve Meziyetleri162
- 62Peygamberin Sahabeleri128
- 63Medine'deki Yardımcıların (Ensar) Faziletleri173
- 64Peygamber (ﷺ) Tarafından Yönetilen Askeri Seferler (El-Megazi)526
- 65Kur'an-ı Kerim 'in Peygamber ﷺ Tefsiri507
- 66Kur'ân’ın Faziletleri87
- 67Nikâh188
- 68Boşanmak100
- 69Nafakalar22
- 70Yiyecek, Yemek95
- 71Akîka Kurbânı9
- 72Avcılık, Kesim70
- 73Udhiyeler30
- 74İçecekler65
- 75Hastalar38
- 76Tıp101
- 77Elbise188
- 78Edeb255
- 79İzin İsteme77
- 80Dualar108
- 81Kalbi İnceltmek (Ar-Riqaq)182
- 82Kader27
- 83Yemînler ve Nezirler87
- 84Yeminlerin Keffaretleri15
- 85Mîrâs Payları (Ferîzalar)49
- 86Allah Tarafından Belirlenen Sınırlar ve Cezalar (Hudûd)89
- 87Kan Parası (Ad-Diyat)59
- 88Mürtedler22
- 89Zorlama altında yapılan ifadeler13
- 90Hileler29
- 91Ru'yâ Ta'bîri66
- 92Fitneler89
- 93Hükümler89
- 94Temenni20
- 95Doğru Bir Kişi Tarafından Verilen Bilgiyi Kabul Etmek (Vâhidlerin)22
- 96Kur'an ve Sünnete Sımsıkı Sarılmak103
- 97Allah'ı Birlemek (Tevhid)193
- 1بَاب: لَا تُقْبَلُ صَلَاةٌ بِغَيْرِ طُهُورٍ
- 2بَاب: فَضْلِ الْوُضُوءِ، وَالْغُرُّ الْمُحَجَّلُونَ مِنْ آثَارِ الْوُضُوءِ
- 3بَاب: لَا يَتَوَضَّأُ مِنَ الشَّكِّ حَتَّى يَسْتَيْقِنَ
- 4بَاب: التَّخْفِيفِ فِي الْوُضُوءِ
- 5بَاب: إِسْبَاغِ الْوُضُوءِ
- 6بَاب: غَسْلِ الْوَجْهِ بِالْيَدَيْنِ مِنْ غَرْفَةٍ وَاحِدَةٍ
- 7بَاب: التَّسْمِيَةِ عَلَى كُلِّ حَالٍ وَعِنْدَ الْوِقَاعِ
- 8بَاب: مَا يَقُولُ عِنْدَ الْخَلَاءِ
- 9بَاب: وَضْعِ الْمَاءِ عِنْدَ الْخَلَاءِ
- 10بَاب: لَا تُسْتَقْبَلُ الْقِبْلَةُ بِغَائِطٍ أَوْ بَوْلٍ، إِلَّا عِنْدَ الْبِنَاءِ، جِدَارٍ أَوْ نَحْوِهِ
- 11بَاب: مَنْ تَبَرَّزَ عَلَى لَبِنَتَيْنِ
- 12بَاب: خُرُوجِ النِّسَاءِ إِلَى الْبَرَازِ
- 13بَاب التَّبَرُّزِ فِي الْبُيُوتِ
- 14بَاب: الِاسْتِنْجَاءِ بِالْمَاءِ
- 15بَاب: مَنْ حُمِلَ مَعَهُ الْمَاءُ لِطُهُورِهِ. وَقَالَ أَبُو الدَّرْدَاءِ: أَلَيْسَ فِيكُمْ صَاحِبُ النَّعْلَيْنِ وَالطَّهُورِ وَالْوِسَادِ؟
- 16بَاب: حَمْلِ الْعَنَزَةِ مَعَ الْمَاءِ فِي الِاسْتِنْجَاءِ
- 17بَاب: النَّهْيِ عَنِ الِاسْتِنْجَاءِ بِالْيَمِينِ
- 18بَاب: لَا يُمْسِكُ ذَكَرَهُ بِيَمِينِهِ إِذَا بَالَ
- 19بَاب: الِاسْتِنْجَاءِ بِالْحِجَارَةِ
- 20بَاب: الْوُضُوءِ مَرَّةً مَرَّةً
- 21بَاب: الْوُضُوءِ مَرَّتَيْنِ مَرَّتَيْنِ
- 22بَاب: الْوُضُوءِ ثَلَاثًا ثَلَاثًا
- 23بَاب: الِاسْتِنْثَارِ فِي الْوُضُوءِ
- 24بَاب: الِاسْتِجْمَارِ وِتْرًا
- 25بَاب: غَسْلِ الرِّجْلَيْنِ، وَلَا يَمْسَحُ عَلَى الْقَدَمَيْنِ
- 26بَاب: الْمَضْمَضَةِ فِي الْوُضُوءِ
- 27بَاب: غَسْلِ الْأَعْقَابِ
- 28بَاب: غَسْلِ الرِّجْلَيْنِ فِي النَّعْلَيْنِ، وَلَا يَمْسَحُ عَلَى النَّعْلَيْنِ
- 29بَاب: التَّيَمُّنِ فِي الْوُضُوءِ وَالْغَسْلِ
- 30بَاب: الْتِمَاسِ الْوَضُوءِ إِذَا حَانَتِ الصَّلَاةُ
- 31بَاب: الْمَاءِ الَّذِي يُغْسَلُ بِهِ شَعَرُ الْإِنْسَانِ
- 32بَاب: مَنْ لَمْ يَرَ الْوُضُوءَ إِلَّا مِنَ الْمَخْرَجَيْنِ: مِنَ الْقُبُلِ وَالدُّبُرِ
- 33بَاب: الرَّجُلُ يوضيء صَاحِبَهُ
- 34بَاب: قِرَاءَةِ الْقُرْآنِ بَعْدَ الْحَدَثِ وَغَيْرِهِ
- 35بَاب: مَنْ لَمْ يَتَوَضَّأْ إِلَّا مِنَ الْغَشْيِ الْمُثْقِلِ
- 36بَاب: مَسْحِ الرَّأْسِ كُلِّهِ
- 37بَاب: غَسْلِ الرِّجْلَيْنِ إِلَى الْكَعْبَيْنِ
- 38بَاب: اسْتِعْمَالِ فَضْلِ وَضُوءِ النَّاسِ
- 39بَاب: مَنْ مَضْمَضَ وَاسْتَنْشَقَ مِنْ غَرْفَةٍ وَاحِدَةٍ
- 40بَاب: مَسْحِ الرَّأْسِ مَرَّةً
- 41بَاب: وُضُوءِ الرَّجُلِ مَعَ امْرَأَتِهِ، وَفَضْلِ وَضُوءِ الْمَرْأَةِ
- 42بَاب: صَبِّ النَّبِيِّ ﷺ وَضُوءَهُ عَلَى الْمُغْمَى عَلَيْهِ
- 43بَاب: الْغُسْلِ وَالْوُضُوءِ فِي الْمِخْضَبِ وَالْقَدَحِ وَالْخَشَبِ وَالْحِجَارَةِ
- 44بَاب: الْوُضُوءِ مِنَ التَّوْرِ
- 45بَاب: الْوُضُوءِ بِالْمُدِّ
- 46بَاب: الْمَسْحِ عَلَى الْخُفَّيْنِ
- 47بَاب: إِذَا أَدْخَلَ رِجْلَيْهِ وَهُمَا طَاهِرَتَانِ
- 48بَاب: مَنْ لَمْ يَتَوَضَّأْ مِنْ لَحْمِ الشَّاةِ وَالسَّوِيقِ
- 49بَاب: مَنْ مَضْمَضَ مِنَ السَّوِيقِ وَلَمْ يَتَوَضَّأْ
- 50بَاب: هَلْ يُمَضْمِضُ مِنَ اللَّبَنِ
- 51بَاب: الْوُضُوءِ مِنَ النَّوْمِ، وَمَنْ لَمْ يَرَ مِنَ النَّعْسَةِ وَالنَّعْسَتَيْنِ، أَوِ الْخَفْقَةِ وُضُوءًا
- 52بَاب: الْوُضُوءِ مِنْ غَيْرِ حَدَثٍ
- 53بَاب: مِنَ الْكَبَائِرِ أَنْ لَا يَسْتَتِرَ مِنْ بَوْلِهِ
- 54بَاب: مَا جَاءَ فِي غَسْلِ الْبَوْلِ
- 55بَاب: تَرْكِ النَّبِيِّ ﷺ وَالنَّاسِ الْأَعْرَابِيَّ حَتَّى فَرَغَ مِنْ بَوْلِهِ فِي الْمَسْجِدِ
- 56بَاب: صَبِّ الْمَاءِ عَلَى الْبَوْلِ فِي الْمَسْجِدِ
- 57بَاب: بَوْلِ الصِّبْيَانِ
- 58بَاب: الْبَوْلِ قَائِمًا وَقَاعِدًا
- 59بَاب: الْبَوْلِ عِنْدَ صَاحِبِهِ، وَالتَّسَتُّرِ بِالْحَائِطِ
- 60بَاب: الْبَوْلِ عِنْدَ سُبَاطَةِ قَوْمٍ
- 61بَاب: غَسْلِ الدَّمِ
- 62بَاب: غَسْلِ الْمَنِيِّ وَفَرْكِهِ، وَغَسْلِ مَا يُصِيبُ مِنَ الْمَرْأَةِ
- 63بَاب: إِذَا غَسَلَ الْجَنَابَةَ أَوْ غَيْرَهَا فَلَمْ يَذْهَبْ أَثَرُهُ
- 64بَاب: أَبْوَالِ الْإِبِلِ وَالدَّوَابِّ وَالْغَنَمِ وَمَرَابِضِهَا
- 65بَاب: مَا يَقَعُ مِنَ النَّجَاسَاتِ فِي السَّمْنِ وَالْمَاءِ
- 66بَاب: الْبَوْلِ فِي الْمَاءِ الدَّائِمِ
- 67بَاب: إِذَا أُلْقِيَ عَلَى ظَهْرِ الْمُصَلِّي قَذَرٌ أَوْ جِيفَةٌ، لَمْ تَفْسُدْ عَلَيْهِ صَلَاتُهُ
- 68بَاب: الْبُزَاقِ وَالْمُخَاطِ وَنَحْوِهِ فِي الثَّوْبِ
- 69بَاب: لَا يَجُوزُ الْوُضُوءُ بِالنَّبِيذِ، وَلَا الْمُسْكِرِ
- 70بَاب: غَسْلِ الْمَرْأَةِ أَبَاهَا الدَّمَ عَنْ وَجْهِهِ
- 71بَاب: السِّوَاكِ
- 72بَاب: دَفْعِ السِّوَاكِ إِلَى الْأَكْبَرِ
- 73بَاب: فَضْلِ مَنْ بَاتَ عَلَى الْوُضُوءِ
(4) Kitâb: Abdest
بَاب: لَا تُقْبَلُ صَلَاةٌ بِغَيْرِ طُهُورٍ
بَاب: فَضْلِ الْوُضُوءِ، وَالْغُرُّ الْمُحَجَّلُونَ مِنْ آثَارِ الْوُضُوءِ
Nuaym el-Mücmir şöyle demiştir: Ebu Hureyre ile birlikte mescidin üzerine çıktık. Ebu Hureyre abdest aldı ve şöyle dedi: Ben Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in şöyle buyurduğunu işittim: Ümmetim kıyamet gününde bedenlerindeki abdest izlerinden dolayı yüzleri nurlu, elleri ve ayakları sekililer olarak çağrılacaklardır. Ebu Hureyre şöyle dedi: "Kim bu parlaklığı daha çok artırabilirse arttırsın
بَاب: لَا يَتَوَضَّأُ مِنَ الشَّكِّ حَتَّى يَسْتَيْقِنَ
Abbâd İbn Temîm'in amcasından rivayet ettiğine göre, namazda kendisine abdesti bozulmuş gibi gelen ancak bir şey bulamayan kişi Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e bunu sormuş, Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) de şöyle buyurmuştur: "Bîr ses veya koku duymadıkça namazını terk etmesin. Tekrar: 177, 2056 Diğer tahric: Bu Hadis-i şerif’i Müslim, Hayz; Ebu Davud, Nesai ve İbni Mace «Kitabü't Tahare» de muhtelif ravilerden tahric etmişlerdir
بَاب: التَّخْفِيفِ فِي الْوُضُوءِ
İbn Abbas r.a. şunu rivayet etmiştir: Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) horlayacak derecede uyudu, sonra kalkarak namaz kıldı. Süfyan bu hadisi bize tekrar tekrar Amr, Kureyb, İbn Abbas yoluyla rivayet etmiştir. Bu rivayete göre İbn Abbas şöyle demiştir: "Bir gece teyzem Meymûne'nin yanında kaldım. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) geceleyin kalktı. Gecenin bir kısmı geçince duvara asılı bir tulumdaki su'dan hafif bir abdest aldı, sonra da kalkıp namaz kıldı. Ben de onun gibi abdest aldım ve onun sol tarafına durdum. O beni sağına geçirdi. Sonra bir süre namaz kıldı. Daha sonra yatarak uyudu ve horladı. Ardından münadi / müezzin gelerek kendisine namaz vaktinin girdiğini bildirdi. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) de onun haberi üzerine namaza kalkarak yeniden abdest almaksızın namaz kıldı." (Süfyan dedi ki): Biz Amr'a "İnsanlar, Resulullah'ın gözü uyur ancak kalbi uyumaz" diyorlar, dedik. Amr şöyle cevap verdi: Ubeyd İbn Umeyr'in şöyle dediğini duydum: "Nebiin rüyası vahiydir". Daha sonra şu âyeti okudu: Ben rüyamda seni boğazladığımı görüyorum, dedi.[Saffât]
بَاب: إِسْبَاغِ الْوُضُوءِ
Usâme İbn Zeyd r.a. şöyle demiştir: Resûlullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Arafat'tan dönerken dağdaki yolda inip su döktü. Sonra hafif bir abdest aldı. Ben: "Namaz (mı) ey Allah'ın Resulü?" diye sordum. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Namaz ileride kılınacak" dedi. Sonra tekrar bineğine bindi. Müzdelife'ye gelince bineğinden indi ve daha uzunca bir abdest aldı. Sonra namaz için kamet getirildi, akşam namazını kıldırdı. Sonra herkes devesini durduğu yere çökertti Sonra yatsı için kamet getirildi, Hz. Peygamber yatsıyı kıldırdı. Bu iki namaz arasında başka bir namaz kılmadı. Tekrar:
بَاب: غَسْلِ الْوَجْهِ بِالْيَدَيْنِ مِنْ غَرْفَةٍ وَاحِدَةٍ
Rivayet edildiğine göre İbn Abbas r.a. abdest alırken yüzünü yıkadı. Şöyle ki; bir avuç su alıp ağzını çalkaladı ve burnuna çekti. Sonra bir avuç su alıp bu avucu ile diğerini birleştirerek yüzünü yıkadı. Yine bir avuç su alıp sağ kolunu yıkadı, bir avuç su alıp sol kolunu yıkadı. Sonra başını mesnetti. Sonra bir avuç su alıp sağ ayağını iyice yıkayacak şekilde döktü. Yine bir avuç su alıp sol ayağını yıkadı. Sonra da: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i bu şekilde abdest alırken gördüm" dedi
بَاب: التَّسْمِيَةِ عَلَى كُلِّ حَالٍ وَعِنْدَ الْوِقَاعِ
İbn Abbas r.a., Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den şunu rivayet etmiştir: "Sizden biri eşi ile cinsel ilişkide bulunacağı zaman: Bismillah, Allahümme cennibne'ş-şeytâne ve cennibi'ş-şeytâne mâ razaktenâ (Bismillah, Allah'ım bizi şeytandan uzak tut, şeytanı da bize rızık olarak vereceğin (çocuktan) uzak tut) derse ve o İlişki sebebiyle bir çocuklarının olması takdir edilirse şeytan ona zarar veremez. Tekrar:
بَاب: مَا يَقُولُ عِنْدَ الْخَلَاءِ
Enes r.a. şöyle demiştir: Nebiyy-i Muhterem sallallahu aleyhi ve sellem, helaya girdiği zaman Allahumme inni auzu bike minel hubsi vel hebaisi diye duâ buyurdu. Tekrar: 6322 Diğer tahric edenler: Tirmizi Tahare; Müslim, Hayz Duanın Meali: Allah'ım, gözle görülmeyen kötülüklerden, erkek ve dişi şeytanlardan Sana sığınırım
بَاب: وَضْعِ الْمَاءِ عِنْدَ الْخَلَاءِ
İbn-i Abbas r.a. şöyle demiştir: Nebiyy-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem (Bir kere) Helaya girdi. Kendisine (yıkanacak ve abdest alacak) su (götürüp) bıraktım. ''Bunu (buraya) kim koydu?'' diye sordu. Haber verdiler. "Allah'ım onu dinde fakîh / derin anlayış sahibi kıl
بَاب: لَا تُسْتَقْبَلُ الْقِبْلَةُ بِغَائِطٍ أَوْ بَوْلٍ، إِلَّا عِنْدَ الْبِنَاءِ، جِدَارٍ أَوْ نَحْوِهِ
Ebu Eyyub el-Ensâri r.a. şöyle demiştir; Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Biriniz tuvaletini yapacağı zaman kıbleye önünü ve arkasını dönmesin. Doğuya veya batıya dönün. Tekrar:
بَاب: مَنْ تَبَرَّزَ عَلَى لَبِنَتَيْنِ
Vâsi' İbn Hibban'ın rivayet ettiğine göre Abdullah İbn Ömer şöyle söylerdi: İnsanlar "Tuvalet yapmak için oturduğunda kıbleye ve Beytü'l-Makdis'e önünü dönme" diyorlar. Oysa ben birgün evlerimizden birinin üzerine çıktım. Resûlullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i tuvalet ihtiyacını görmek üzere iki tuğla üzerine oturmuş ve önünü Beytü'l-Makdis'e dönmüş olarak gördüm. (İbn Ömer, Vâsi'a şöyle dedi): "Belki de sen de karnını dizlerine yapıştırarak namaz kılanlardansın." Vâsi: "Vallahi bilmiyorum", dedi Mâlik, İbn Ömer'in burada namaz kılarken yerden uzakta durmayan, yere yapışık olanları kasdettiğini söylemiştir. Tekrar:
بَاب: خُرُوجِ النِّسَاءِ إِلَى الْبَرَازِ
Aişe (radiyallahu anha validemiz)'den rivayet edilmiştir: Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in hanımları geceleyin tuvalet İhtiyaçlarını görmek üzere menâsı' denilen yere (ki burası geniş bir arazi idi) çıkardı. Ömer, Hz. Peygamber'e "Hanımlarını ört" diyordu. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ise bunu yapmıyordu. Nihayet bir gece Hz. Peygamber'in hanımlarından Sevde binti Zem'a yatsı namazı vaktinde çıktı. Sevde uzun bir kadındı. Hz. Ömer örtü konusunda âyetin gelmesini şiddetle arzuladığı için ona "Ey Sevde biz seni tanıdık" dedi. Bunun üzerine Allah hicab (örtü) âyetini indirdi. Hicab ayeti: Ahzab suresi 53. ayettir. Tekrar:
Aişe (r.anha) Nebi Sallallahu aleyhi ve sellem'den şunu rivayet etmiştir: "ihtiyaçlarınız için çıkmanıza izin verildi". Hişam "yani tuvalet ihtiyacı için" demiştir
بَاب التَّبَرُّزِ فِي الْبُيُوتِ
Abdullah İbn Ömer r.a. şöyle demiştir: "Bir ihtiyacım için Hafsa'nın evinin damına çıktım. Orada Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in kıbleye arkasını, Şam tarafına önünü dönmüş bir şekilde tuvalet ihtiyacını giderdiğini gördüm
Abdullah İbn Ömer şöyle demiştir: "Bir gün evimizin damına çıktım. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)’in Beytü'I-Makdise önünü dönmüş bir şekilde tuvalet ihtiyacını görmek için iki tuğla üzerinde oturduğunu gördüm
بَاب: الِاسْتِنْجَاءِ بِالْمَاءِ
Enes İbn Mâlik r.a. şöyle demiştir: "Nebi Sallallahu aleyhi ve sellem tuvalet ihtiyacını görmek üzere çıkınca ben ve benimle birlikte bir çocuk -tuvalet temizliği için- yanımızda bir su kırbası götürürdük. Tekrar:
بَاب: مَنْ حُمِلَ مَعَهُ الْمَاءُ لِطُهُورِهِ. وَقَالَ أَبُو الدَّرْدَاءِ: أَلَيْسَ فِيكُمْ صَاحِبُ النَّعْلَيْنِ وَالطَّهُورِ وَالْوِسَادِ؟
Enes r.a. şöyle demiştir: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) tuvalet ihtiyacını görmek için çıktığında ben ve bizden bir çocuk, yanımızda bir kırba su ile onu izledik
بَاب: حَمْلِ الْعَنَزَةِ مَعَ الْمَاءِ فِي الِاسْتِنْجَاءِ
Enes İbn Mâlik r.a. şöyle demiştir: "Resulullah Sallallahu aleyhi ve sellem helaya girdiğinde benimle birlikte bir çocuk bir kırba su ile bir harbe götürürdük, Resulullah su ile tuvalet temizliğini yapardı." Aneze, ucunda keskin demir bulunan bir asadır
بَاب: النَّهْيِ عَنِ الِاسْتِنْجَاءِ بِالْيَمِينِ
Ebu Katâde'nin oğlu Abdullah babasının şöyle söylediğini rivayet etmiştir: Resuiullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Biriniz bir şey içeceği zaman nefesini su kabına vermesin. Tuvaletini yaptığında cinsel organını sağ eli ile tutmasın, (ön ve arkasını) sağ eli ile silmesin (istinca yapmasın). Tekrar:
بَاب: لَا يُمْسِكُ ذَكَرَهُ بِيَمِينِهِ إِذَا بَالَ
Ebu Katâde, babasından naklen Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in şöyle buyurduğunu söylemiştir: "Biriniz küçük abdestini yaparken sağ eli ile cinsel organını tutmasın, sağ eli ile istinca yapmasın. Bir şey içtiğinde kab’a nefesini vermesin
بَاب: الِاسْتِنْجَاءِ بِالْحِجَارَةِ
Ebu Hureyre r.a. şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) tuvalet ihtiyacını görmek için çıktığında onun peşinden gittim. O, sağ'a sol'a bakmıyordu. Kendisine yaklaştım. Bana: "Temizlik yapmak İçin bana taş ara. Ancak kemik ve tezek getirme" dedi. Ben elbisemin bir kenarında taşlar getirerek onun yan tarafına bıraktım, sonra geriye döndüm. Tuvalet İhtiyacını görünce o taşları kullandı. Tekrar:
Abdurrahman İbn Esved, babasının Abdullah şu sözü söylerken duyduğunu rivayet etmiştir: Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) tuvalet ihtiyacını görmek için geldi. Kendisine üç taş getirmemi emretti. Ben iki taş buldum, üçüncüye baktım bulamadım. Bir tezek bularak onu getirdim, Nebi s.a.v. iki taşı aldı, tezeği fırlattı ve: "Bu pistir" buyurdu
بَاب: الْوُضُوءِ مَرَّةً مَرَّةً
İbn Abbas (r.a.) "Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) abdest organlarını birer kere yıkayarak abdest aldı" demiştir. Diğer tahric: Bu hadisi Tirmizi Tahare; İbn Mâce, Tahara de tahric etti
بَاب: الْوُضُوءِ مَرَّتَيْنِ مَرَّتَيْنِ
Abdullah İbn Zeyd r.a.'den rivayet edildiğine göre Nebi Sallallahu aleyhi ve Sellem abdest organlarını ikişer kere yıkayarak abdest almıştır
بَاب: الْوُضُوءِ ثَلَاثًا ثَلَاثًا
İbn Şihab, Atâ İbn Yezidin kendisine Hz. Osman'ın azatlısı Humran'in şunu rivayet ettiğini söylemiştir: Humran Osman İbn Affan r.a.'ın bir kap getirilmesini istediğini gördü. Osman üç kere avuçlarına su boşaltarak onları yıkadı. Sonra sağ elini kab'a sokarak ağzını çalkaladı ve burnuna su çekti. Sonra yüzünü üç kere ve dirseklere kadar kollarını üç kere yıkadı. Sonra başını meshetti. Sonra ayaklarını topuklara kadar üçer kere yıkadı. Sonra şöyle dedi; Resulullah Sallallahu aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu; 'Benim aldığım gibi bu şekilde abdest alarak, hatırına bir vesvese getirmeksizin nefsinin, sesine kulak vermeden iki rekat namaz kılan kişinin geçmiş günahları affolunur. Tekrar:
İndirdiğimiz açık delilleri ve kitapta insanlara apaçık gösterdiğimiz hidayet yolunu gizleyenlere hem Allah hem de bütün lanet ediciler lanet eder. Ancak teube edip durumlarını düzeltenler ve gerçeği açıkça ortaya koyanlar bundan müstesna tutulmuştur. Zira ben onlann tevbelerini kabul ederim. Ben tevbeyi çokça kabul eden ve çokça esirgeyenim. [Bakara, 159-160] Hz. Osman'ın kasdettiği şudur: Bu âyet tebliği teşvik etmektedir. Âyet ehli kitap (Yahudi ve Hıristiyanlar) hakkında indirilmiş olsa bile, dikkate alınacak olan husus ifadenin genel olmasıdır. Bunun benzeri İlim bölümünde Ebu Hureyre hakkında da söz konusu olmuştur. Yukarıdaki âyet olmasaydı Hz. Osman'ın bu hadisi tebliğ etmeyeceğini söylemesi ise hadisi duyan insanların (onu doğru anlamamak suretiyle) aldanmalarıdır
بَاب: الِاسْتِنْثَارِ فِي الْوُضُوءِ
Ebu Hureyre r.a., Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den şunu rivayet etmiştir: Abdest alan kimse istinsar yapsın (sümkürsün), taş ile istinca yapan kimse tek sayıda taş kullansın
بَاب: الِاسْتِجْمَارِ وِتْرًا
Ebu Hureyre (r.a.)'in rivayet ettiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "Sizden biri abdest alırken burnuna su çeksin sonra da sümkürsün. Taş ile tuvalet temizliği (istinca) yapan kişi de tek sayıda taş kullansın. Sizden biri uykusundan uyandığında elini abdest kabına sokmadan önce yıkasın. Çünkü hiçbiriniz (uyku esnasında) elinin nereye değdiğini bilmez". Diğer tahric: Bu hadîsi bütün kütübü sitte sahipleri yani Buharî Müslim Ebu Davud, Tirmîzî, Nesaî ve İbni Mace muhtelif ravîlerden muhtelif lafızlarla tahriç ettikleri gibi» Ayrıca İmam Ahmed b. Hanbel de Müsnedinde yer vermiştir
بَاب: غَسْلِ الرِّجْلَيْنِ، وَلَا يَمْسَحُ عَلَى الْقَدَمَيْنِ
Abdullah İbn Amr (r.a.) şöyle demiştir: Bir yolculukta Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bizden arkada kalmıştı. ikindi vakti girdiğinde bize yetişti. Biz abdest alırken ayaklarımıza mesh yapıyorduk. Nebi s.a.v. en yüksek sesi ile iki veya üç kere şöyle bağırdı: "Ateşte yanacak topukların vay haline
بَاب: الْمَضْمَضَةِ فِي الْوُضُوءِ
Osman r.a.'ın azadlısı Humran'dan rivayet edildiğine göre Hz. Osman abdest almak için su istedi. (Su gelince) kab'dan ellerine su dökerek ellerini üç kere yıkadı. Sonra sağ elini kaba soktu ağzını çalkaladı, burnuna su verdi ve sümkürdü. Sonra üç kere yüzünü yıkadı. Sonra üç kere dirseklere kadar kollarını yıkadı. Sonra başını meshetti. Sonra her bir ayağını üçer kere yıkadı. Sonra şöyle dedi: Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in benim aldığım gibi abdest aldığını gördüm. O şöyle buyurdu: "Kim benim bu aldığım abdest gibi abdest alır, sonra içinden bir şey geçirmeksizin iki rek'at namaz kılarsa Allah onun geçmiş günahlarını bağışlar
بَاب: غَسْلِ الْأَعْقَابِ
Muhammed İbn Ziyad şöyle demiştir: Biz abdest kabındaki su'dan abdest alırken Ebu Hureyre bize uğrar ve şöyle derdi: Abdestinizi tam alın. Çünkü Ebu'l-Kasım (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: Ateşten dolayı vay topukların haline
بَاب: غَسْلِ الرِّجْلَيْنِ فِي النَّعْلَيْنِ، وَلَا يَمْسَحُ عَلَى النَّعْلَيْنِ
Ubeyd ibn Cüreyc, Abdullah İbn Ömer'e şöyle dedi: "Ey Ebu Abdurrahman! Arkadaşlarından hiç kimsenin yapmadığı dört şeyi senin yaptığını görüyorum" dedi. Abdullah İbn Ömer: "Bunlar nedir ey İbn Cüreyc?" dedi. İbn Cüreyc: "Ka'benin rükünlerinden yalnızca Yemanî rükünlerine el sürdüğünü, deri sandalet giydiğini ve sarı boya kullandığını görüyorum. Görüyorum ki sen Mekke'de iken insanlar hilali gördüğünde telbiye getirdikleri halde sen terviye gününe kadar telbiye getirrniyorsun". Abdullah İbn Ömer şöyle dedi: "Ben Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in Yemanî rükünlerinden başkasına dokunduğunu görmedim. Deri sandalet giymeme gelince; Ben Hz. Peygamber'in kılsız deriden sandalet giydiğini ve (ayakları) onların içindeyken abdest aldığını gördüm. Bu yüzden ben de onları giymeyi seviyorum. Sarı boyaya gelince; Ben Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in sarı boya ile boyadığını gördüm. Ben de onunla boyamayı seviyorum. Telbiye getirmeye gelince; Ben Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)’in bineği hareket için hazır olmadıkça telbiye getirdiğini görmedim. Tekrar:
بَاب: التَّيَمُّنِ فِي الْوُضُوءِ وَالْغَسْلِ
Ümmü Atıyye r.anha şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) (vefat eden) kızının yıkanması sırasında kadınlara şöyle buyurdu: "Sağ tarafından ve abdest azalarından başlayın. Tekrar:
Aişe (r.anha) şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ayakkabı giymede, saçını-sakalını taramada, abdest almada, (hasılı) bütün İşlerde sağdan başlamayı severdi. Tekrar:
بَاب: الْتِمَاسِ الْوَضُوءِ إِذَا حَانَتِ الصَّلَاةُ
Enes İbn Malik (r.a.) şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i bir ikindi vakti girdiğinde gördüm. İnsanlar su arıyorlardı ancak bulamadılar. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e abdest suyu getirildi. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bu kabın içine elini koydu ve insanların bu kaptan abdest almalarını emretti. Suyun onun parmaklarının arasından kaynadığını gördüm. Bu su ile hiçbir kimse dışarıda kalmaksızın herkes abdest aldı. Tekrar: 195, 200, 3573, 3574, 3575. Diğer tahric; Tirmizi Menakib; Müslim, Fedail
بَاب: الْمَاءِ الَّذِي يُغْسَلُ بِهِ شَعَرُ الْإِنْسَانِ
(Muhammed) ibni Sîrîn şöyle demiştir: Abîde'ye şöyle dedim: "Elimizde Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in (saç veya sakal) kıllarından var. Biz Enes (veya Enes'in ailesi) aracılığı ile bunu elde ettik". Abide şöyle dedi: "Benim elimde O'ndan şefe bir kılın bulunması benim için dünyadan ve dünyadakilerden daha sevimlidir
Enes r.a.'in bildirdiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem başını tıraş ettirince onun saçının kıllarından alan ilk kişi Ebu Talha oldu
Ebu Hureyre r.a., Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in şöyle buyurduğunu söylemiştir: "Birinizin kabından köpek su içerse o kabı yedi kere yıkasın
Ebu Hureyre r.a., Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den şunu rivayet etmiştir: "Bir adam, susuzluktan ıslak toprağı yalayan bir köpek gördü. Ayakkabısı ile (kuyudan) köpeğe su çıkarıp, susuzluğunu giderinceye kadar köpeğe su içirdi. Allah da onun bu yaptığını kabul ederek kendisini cennete koydu
Hamza İbn Abdullah, babasının (ibn-i Ömer’in) şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) zamanında köpekler işerdi, mescide girer çıkardı da bundan dolayı (mescidi yıkamak için) hiç su serpmezlerdi
Adiy İbn Hatim r.a. şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e soru sordum o da bana şöyle cevap verdi: (Av için) eğitilmiş köpeğini ava gönderirsen ve köpek avı öldürürse o avı ye. Şayet köpek o avdan yerse sen yeme, çünkü (bu durumda) köpek, avı kendisi için tutmuştur". Ben şöyle dedim: "Ben köpeğimi gönderdiğimde yanında başka bir köpek daha bulursam (ne yapayım)?" Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem): O avı yeme. Çünkü sen yalnızca kendi köpeğin için (onu gönderirken) besmele çektin, başka bir köpek için besmele çekmedin. Tekrar:
بَاب: مَنْ لَمْ يَرَ الْوُضُوءَ إِلَّا مِنَ الْمَخْرَجَيْنِ: مِنَ الْقُبُلِ وَالدُّبُرِ
Ebu Hureyre (r.a.,) Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in şöyle buyurduğunu söylemiştir: "Kişi mescidde namazı beklediğinde, hades vaki olmadığı sürece namazdaymış gibi sevap alır. Yabancı bir adam: "Hades nedir ey Ebu Hureyre?" dîye sordu. Ebu Hureyre de rediyallahu anh: "Sesli yellenmektir" dedi. Tekrar:
Abbad İbn Temîm, amcasından (r.a.) o da Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den şunu rivayet etmiştir: "Kişi bir ses veya koku duymadıkça namazını terk etmesin
Muhammed İbnü'l-Hanefiyye, Hz. Ali r.a.'in şöyle dediğini rivayet etmiştir: Ben kendisinden çok mezi gelen bir kimseydim. Bunu Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e sormaktan utandım. Mikdad İbnü'l-Esved'e sormasını emrettim. O da Nebi s.a.v.'e bunu sordu. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Ondan (meziden) dolayı abdest gerekir" buyurdu
Zeyd İbn Hâlid r.a. şöyle demiştir: Osman İbn Affan r.a.'a: "Kişi eşiyle ilişkide bulunduğunda kendisinden meni gelmezse (ne olur)?" diye sordum. Osman şöyle dedi: "Namaz abdesti gibi abdest alır, ayrıca cinsel organını yıkar". Hz. Osman "Bunu Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den duydum" dedi. Bunu Ali, Zübeyr, Talha ve Ubey İbn Kâ'b'a r.a.'a sordum onlar da böyle (aynı şeyi) söylediler. Tekrar:
Ebu Saîd el-Hudrî radiyallahu anh şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Ensar'dan bir adam'ı çağırttı. Adam başından sular damlayarak geldi. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Galiba seni aceleye getirdik" buyurdu. Adam: "Evet" dedi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) İşin aceleye gelirse (yahut meni gelmezse) abdest alman gerekir (bu yeterlidir)' buyurdu
بَاب: الرَّجُلُ يوضيء صَاحِبَهُ
Usâme İbn Zeyd r.a.'den rivayet edildiğine göre Resulullah Sallallahu aleyhi ve Sellem,Arafattan dönerken dağdaki yolda inip tuvalet ihtiyacını gördü. Ben ona su döktüm o da abdest aldı. Ben; "Namaz mı kılacaksın Ey Allah'ın Resulü?" diye sordum. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Namaz ileride kılınacak" dedi
Muğîre İbn Şu'be r.a.'den rivayet edildiğine göre o bir yolculukta Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile birlikteydi. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) tuvalet ihtiyacını görmek için gitti. Muğîre Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in eline su döküyor, o da abdest alıyordu. Nebi s.a.v. yüzünü ve kollarını yıkadı, mestleri üzerine ise mesh etti. Tekrar:
بَاب: قِرَاءَةِ الْقُرْآنِ بَعْدَ الْحَدَثِ وَغَيْرِهِ
Abdullah İbn Abbas r.a.'ın azatlısı Kureyb'in rivayet ettiğine göre Abdullah Ibn Abbas bir gece Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in eşi -kendisinin de teyzesi Meymûne'nin yanında kaldı. (İbn Abbas r.a.şöyle anlatmaktadır): "Başımı yastığın enine koyarak uzandım. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile hanımı (Meymüne) ise yastığın boyuna koyarak uzandılar. Gece yarısı, yahut biraz önce veya biraz sonra uyandı. Uykuyu gidermek için eliyle yüzünü silmeye başladı. Sonra Al-i İmran sûresinin son on ayetini okudu. Sonra kalkıp asılı duran küçük kırbaya uzandı. Ondaki sudan güzelce abdest aldı. Sonra namaza durdu." (İbn Abbas r.a. diyor ki): "Ben de kalktım, onun yaptığı gibi yaptım. Sonra gittim, sol yanına durdum. Sağ elini başımın üzerine koydu ve sağ kulağımı tutup büktü. Sonra iki rek'at, sonra iki rekat, bir daha iki rekat, ardından iki rekat, iki rekat, iki rekat daha kıldı, sonra da tek rekat (vitir) kıldı. Ardından müezzin gelinceye kadar uzandı. Sonra yine kalktı, hafif iki rekat kıldıktan sonra çıkıp sabah namazını kıldırdı
بَاب: مَنْ لَمْ يَتَوَضَّأْ إِلَّا مِنَ الْغَشْيِ الْمُثْقِلِ
Hz. Ebu Bekir r.a.'in kızı Esma' r.anha şöyle demiştir: "Güneş tutulduğunda Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in eşi Aişe'nin yanına geldim. Bir de baktım ki insanlar ayakta namaz kılıyorlar. Baktım ki Aişe de kalkmış namaz kılıyor." Ona: "İnsanlara ne oluyor?" diye sordum. Eliyle gökyüzünü gösterdi. Aişe 'Sübhanallah" dedi. Ben "Bu bir ayet (işaret) midir?"diye sordum, başıyla "Evet" diye işaret etti. Bunun üzerine ben de namaza durdum. Üzerime baygınlık çökünce (yanımdaki kırbadan) başıma su dökmeye başladım. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) namazı bitirince Allah'a hamd-ü sena edip şöyle buyurdu: Daha önce bana gösterilmemiş her şey, hatta cennet ve cehennem bile bana burada gösterildi. Bana kabirlerinizde Mesih Deccal'in fitnesine benzer (veya yakın) bir şekilde imtihan edileceğiniz vahyedildi." Hadisi rivayet eden ravi, Hz. Esma'nın "benzer" kelimesini mi ."yakın" kelimesini mi kullandığında şüphe ederek ikisini de zikretmiş ve "Esma hangisini zikretti tam olarak hatırlamıyorum" demiştir. Kabre giren kişiye sorulacak: - Bu adam (Hz. Muhammed) hakkında ne biliyorsun? Mu'min (veya kesin inançlı bir) kişi: "O, Muhammeddir, Allah'ın resulüdür. Bizlere apaçık deliller ve hidayeti getirdi. Biz de onun davetine icabet ettik ve ona tabi olduk. O Muhammeddir (üç kere)" diyecek. O kişiye: "Rahat bir şekilde uyu. Senin ona kesin olarak inandığını anladık" denilecek. Münafık (veya kalbinde şüphe bulunan) kişi ise: "Bilmiyorum. İnsanların bir şeyler söylediğini duydum, ben de aynısını söyledim" diyecek