Amr İbn Yahya el-Mazini'nin babasından rivayet ettiğine göre bir adam Abdullah İbn Zeyd'e -yani Amr İbn Yahya'nın dedesine- "Bana Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in nasıl abdest aldığını gösterebilir misin?" diye sordu. Abdullah İbn Zeyd "Evet" dedi ve (abdest almak İçin) su istedi. Eline su dökerek iki kere yıkadı. Sonra üç kere ağzını çalkaladı ve burnuna su verdi. Sonra yüzünü üç kere yıkadı, sonra kollarını dirseklere kadar ikişer ikişer yıkadı. Sonra başını iki eliyle meshetti. Ellerini bir öne bir arkaya götürdü. Şöyle ki: Başının ön kısmından başlayarak ensesine kadar götürdü, sonra başladığı yere getirdi. Sonra ayaklarını yıkadı. Tekrar:
Sahih-i Buhari › Kitâb 4 · AbdestKonum
- 1Vahyin Başlangıcı7
- 2Îmân51
- 3İlim76
- 4Abdest113
- 5Gusül46
- 6Hayız40
- 7Teyemmüm15
- 8Namaz174
- 9Namaz Vakitleri81
- 10Ezan275
- 11Cuma66
- 12Korku Namazı6
- 13İki Bayram (iydeyn)42
- 14Vitir Namazı15
- 15Yağmur Duası (Istiskaa)35
- 16Güneş ve Ay Tutulması27
- 17Kur'ân Okurken Secde Edilecek Yerlerler13
- 18Namazın Kısaltılması (At-Taksir)40
- 19Gece Namazı (Teheccüd)69
- 20Mekke ve Medîne Mescidlerinde Kılınan Namazın Fazîleti10
- 21Namaz İçinde Ameller27
- 22Namazda Unutkanlık14
- 23Cenazeler160
- 24Zekât118
- 25Hacc260
- 26Umre33
- 27Hac Yolculuğunu Tamamlamaktan Engellenen Hacılar15
- 28Hacda Avlanma Cezası46
- 29Medine'nin Faziletleri24
- 30Oruç Tutmak117
- 31Teravih Namazı6
- 32Kadir Gecesinin Fazileti11
- 33Ramazânın Son On Gününde İ'tikâf22
- 34Alışverişler193
- 35Sonradan Teslim Edilecek Mallar İçin Bedel Ödenen Satışlar (Selem Akdi)20
- 36Şuf’a3
- 37İcâre27
- 38Havaleler3
- 39Kefalet9
- 40Vekâlet21
- 41Ekincilik31
- 42Su Dağıtımı34
- 43Borç, Borç Ödenmesi, Malın Dondurulması, İflas25
- 44Hukukî Çekişmeler (Husûmât)16
- 45Yerde Bulunup Kaldırılan Şeyler (Lukata)15
- 46Zulümler ve Gasb43
- 47Ortaklık25
- 48Rehin9
- 49Kölelerin Azat Edilmesi43
- 50Mükâteb6
- 51Hediyeler71
- 52Şehâdetler53
- 53Barış Sağlamak22
- 54Şartlar26
- 55Vasiyyetler44
- 56Cihâd ve Sîretler309
- 57Ganimetin Beşte Biri66
- 58Cizye ve Muvâde'a33
- 59Yaratılışın Başlangıcı136
- 60Peygamberler163
- 61Peygamberin (ﷺ) ve Ashabının Faziletleri ve Meziyetleri162
- 62Peygamberin Sahabeleri128
- 63Medine'deki Yardımcıların (Ensar) Faziletleri173
- 64Peygamber (ﷺ) Tarafından Yönetilen Askeri Seferler (El-Megazi)526
- 65Kur'an-ı Kerim 'in Peygamber ﷺ Tefsiri507
- 66Kur'ân’ın Faziletleri87
- 67Nikâh188
- 68Boşanmak100
- 69Nafakalar22
- 70Yiyecek, Yemek95
- 71Akîka Kurbânı9
- 72Avcılık, Kesim70
- 73Udhiyeler30
- 74İçecekler65
- 75Hastalar38
- 76Tıp101
- 77Elbise188
- 78Edeb255
- 79İzin İsteme77
- 80Dualar108
- 81Kalbi İnceltmek (Ar-Riqaq)182
- 82Kader27
- 83Yemînler ve Nezirler87
- 84Yeminlerin Keffaretleri15
- 85Mîrâs Payları (Ferîzalar)49
- 86Allah Tarafından Belirlenen Sınırlar ve Cezalar (Hudûd)89
- 87Kan Parası (Ad-Diyat)59
- 88Mürtedler22
- 89Zorlama altında yapılan ifadeler13
- 90Hileler29
- 91Ru'yâ Ta'bîri66
- 92Fitneler89
- 93Hükümler89
- 94Temenni20
- 95Doğru Bir Kişi Tarafından Verilen Bilgiyi Kabul Etmek (Vâhidlerin)22
- 96Kur'an ve Sünnete Sımsıkı Sarılmak103
- 97Allah'ı Birlemek (Tevhid)193
- 1بَاب: لَا تُقْبَلُ صَلَاةٌ بِغَيْرِ طُهُورٍ
- 2بَاب: فَضْلِ الْوُضُوءِ، وَالْغُرُّ الْمُحَجَّلُونَ مِنْ آثَارِ الْوُضُوءِ
- 3بَاب: لَا يَتَوَضَّأُ مِنَ الشَّكِّ حَتَّى يَسْتَيْقِنَ
- 4بَاب: التَّخْفِيفِ فِي الْوُضُوءِ
- 5بَاب: إِسْبَاغِ الْوُضُوءِ
- 6بَاب: غَسْلِ الْوَجْهِ بِالْيَدَيْنِ مِنْ غَرْفَةٍ وَاحِدَةٍ
- 7بَاب: التَّسْمِيَةِ عَلَى كُلِّ حَالٍ وَعِنْدَ الْوِقَاعِ
- 8بَاب: مَا يَقُولُ عِنْدَ الْخَلَاءِ
- 9بَاب: وَضْعِ الْمَاءِ عِنْدَ الْخَلَاءِ
- 10بَاب: لَا تُسْتَقْبَلُ الْقِبْلَةُ بِغَائِطٍ أَوْ بَوْلٍ، إِلَّا عِنْدَ الْبِنَاءِ، جِدَارٍ أَوْ نَحْوِهِ
- 11بَاب: مَنْ تَبَرَّزَ عَلَى لَبِنَتَيْنِ
- 12بَاب: خُرُوجِ النِّسَاءِ إِلَى الْبَرَازِ
- 13بَاب التَّبَرُّزِ فِي الْبُيُوتِ
- 14بَاب: الِاسْتِنْجَاءِ بِالْمَاءِ
- 15بَاب: مَنْ حُمِلَ مَعَهُ الْمَاءُ لِطُهُورِهِ. وَقَالَ أَبُو الدَّرْدَاءِ: أَلَيْسَ فِيكُمْ صَاحِبُ النَّعْلَيْنِ وَالطَّهُورِ وَالْوِسَادِ؟
- 16بَاب: حَمْلِ الْعَنَزَةِ مَعَ الْمَاءِ فِي الِاسْتِنْجَاءِ
- 17بَاب: النَّهْيِ عَنِ الِاسْتِنْجَاءِ بِالْيَمِينِ
- 18بَاب: لَا يُمْسِكُ ذَكَرَهُ بِيَمِينِهِ إِذَا بَالَ
- 19بَاب: الِاسْتِنْجَاءِ بِالْحِجَارَةِ
- 20بَاب: الْوُضُوءِ مَرَّةً مَرَّةً
- 21بَاب: الْوُضُوءِ مَرَّتَيْنِ مَرَّتَيْنِ
- 22بَاب: الْوُضُوءِ ثَلَاثًا ثَلَاثًا
- 23بَاب: الِاسْتِنْثَارِ فِي الْوُضُوءِ
- 24بَاب: الِاسْتِجْمَارِ وِتْرًا
- 25بَاب: غَسْلِ الرِّجْلَيْنِ، وَلَا يَمْسَحُ عَلَى الْقَدَمَيْنِ
- 26بَاب: الْمَضْمَضَةِ فِي الْوُضُوءِ
- 27بَاب: غَسْلِ الْأَعْقَابِ
- 28بَاب: غَسْلِ الرِّجْلَيْنِ فِي النَّعْلَيْنِ، وَلَا يَمْسَحُ عَلَى النَّعْلَيْنِ
- 29بَاب: التَّيَمُّنِ فِي الْوُضُوءِ وَالْغَسْلِ
- 30بَاب: الْتِمَاسِ الْوَضُوءِ إِذَا حَانَتِ الصَّلَاةُ
- 31بَاب: الْمَاءِ الَّذِي يُغْسَلُ بِهِ شَعَرُ الْإِنْسَانِ
- 32بَاب: مَنْ لَمْ يَرَ الْوُضُوءَ إِلَّا مِنَ الْمَخْرَجَيْنِ: مِنَ الْقُبُلِ وَالدُّبُرِ
- 33بَاب: الرَّجُلُ يوضيء صَاحِبَهُ
- 34بَاب: قِرَاءَةِ الْقُرْآنِ بَعْدَ الْحَدَثِ وَغَيْرِهِ
- 35بَاب: مَنْ لَمْ يَتَوَضَّأْ إِلَّا مِنَ الْغَشْيِ الْمُثْقِلِ
- 36بَاب: مَسْحِ الرَّأْسِ كُلِّهِ
- 37بَاب: غَسْلِ الرِّجْلَيْنِ إِلَى الْكَعْبَيْنِ
- 38بَاب: اسْتِعْمَالِ فَضْلِ وَضُوءِ النَّاسِ
- 39بَاب: مَنْ مَضْمَضَ وَاسْتَنْشَقَ مِنْ غَرْفَةٍ وَاحِدَةٍ
- 40بَاب: مَسْحِ الرَّأْسِ مَرَّةً
- 41بَاب: وُضُوءِ الرَّجُلِ مَعَ امْرَأَتِهِ، وَفَضْلِ وَضُوءِ الْمَرْأَةِ
- 42بَاب: صَبِّ النَّبِيِّ ﷺ وَضُوءَهُ عَلَى الْمُغْمَى عَلَيْهِ
- 43بَاب: الْغُسْلِ وَالْوُضُوءِ فِي الْمِخْضَبِ وَالْقَدَحِ وَالْخَشَبِ وَالْحِجَارَةِ
- 44بَاب: الْوُضُوءِ مِنَ التَّوْرِ
- 45بَاب: الْوُضُوءِ بِالْمُدِّ
- 46بَاب: الْمَسْحِ عَلَى الْخُفَّيْنِ
- 47بَاب: إِذَا أَدْخَلَ رِجْلَيْهِ وَهُمَا طَاهِرَتَانِ
- 48بَاب: مَنْ لَمْ يَتَوَضَّأْ مِنْ لَحْمِ الشَّاةِ وَالسَّوِيقِ
- 49بَاب: مَنْ مَضْمَضَ مِنَ السَّوِيقِ وَلَمْ يَتَوَضَّأْ
- 50بَاب: هَلْ يُمَضْمِضُ مِنَ اللَّبَنِ
- 51بَاب: الْوُضُوءِ مِنَ النَّوْمِ، وَمَنْ لَمْ يَرَ مِنَ النَّعْسَةِ وَالنَّعْسَتَيْنِ، أَوِ الْخَفْقَةِ وُضُوءًا
- 52بَاب: الْوُضُوءِ مِنْ غَيْرِ حَدَثٍ
- 53بَاب: مِنَ الْكَبَائِرِ أَنْ لَا يَسْتَتِرَ مِنْ بَوْلِهِ
- 54بَاب: مَا جَاءَ فِي غَسْلِ الْبَوْلِ
- 55بَاب: تَرْكِ النَّبِيِّ ﷺ وَالنَّاسِ الْأَعْرَابِيَّ حَتَّى فَرَغَ مِنْ بَوْلِهِ فِي الْمَسْجِدِ
- 56بَاب: صَبِّ الْمَاءِ عَلَى الْبَوْلِ فِي الْمَسْجِدِ
- 57بَاب: بَوْلِ الصِّبْيَانِ
- 58بَاب: الْبَوْلِ قَائِمًا وَقَاعِدًا
- 59بَاب: الْبَوْلِ عِنْدَ صَاحِبِهِ، وَالتَّسَتُّرِ بِالْحَائِطِ
- 60بَاب: الْبَوْلِ عِنْدَ سُبَاطَةِ قَوْمٍ
- 61بَاب: غَسْلِ الدَّمِ
- 62بَاب: غَسْلِ الْمَنِيِّ وَفَرْكِهِ، وَغَسْلِ مَا يُصِيبُ مِنَ الْمَرْأَةِ
- 63بَاب: إِذَا غَسَلَ الْجَنَابَةَ أَوْ غَيْرَهَا فَلَمْ يَذْهَبْ أَثَرُهُ
- 64بَاب: أَبْوَالِ الْإِبِلِ وَالدَّوَابِّ وَالْغَنَمِ وَمَرَابِضِهَا
- 65بَاب: مَا يَقَعُ مِنَ النَّجَاسَاتِ فِي السَّمْنِ وَالْمَاءِ
- 66بَاب: الْبَوْلِ فِي الْمَاءِ الدَّائِمِ
- 67بَاب: إِذَا أُلْقِيَ عَلَى ظَهْرِ الْمُصَلِّي قَذَرٌ أَوْ جِيفَةٌ، لَمْ تَفْسُدْ عَلَيْهِ صَلَاتُهُ
- 68بَاب: الْبُزَاقِ وَالْمُخَاطِ وَنَحْوِهِ فِي الثَّوْبِ
- 69بَاب: لَا يَجُوزُ الْوُضُوءُ بِالنَّبِيذِ، وَلَا الْمُسْكِرِ
- 70بَاب: غَسْلِ الْمَرْأَةِ أَبَاهَا الدَّمَ عَنْ وَجْهِهِ
- 71بَاب: السِّوَاكِ
- 72بَاب: دَفْعِ السِّوَاكِ إِلَى الْأَكْبَرِ
- 73بَاب: فَضْلِ مَنْ بَاتَ عَلَى الْوُضُوءِ
(4) Kitâb: Abdest
بَاب: مَسْحِ الرَّأْسِ كُلِّهِ
بَاب: غَسْلِ الرِّجْلَيْنِ إِلَى الْكَعْبَيْنِ
Amr İbn Ebu Hasen'den rivayet edildiğine göre, Abdullah Ibn Zeyd'e Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)’in nasıl abdest aldığı sordu. Abdullah İbn Zeyd de bir kap su istedi. Sonra onlara Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in abdest aldığı gibi abdest aldı. Şöyle ki: Kaptan eline su alarak ellerini iki kere yıkadı. Sonra elini kaba soktu, üç avuç su ile ağzına su verdi, burnuna su çekti ve sümkürdü. Sonra elini kaba soktu ve yüzünü üç kere yıkadı. Sonra kollarını dirseklere kadar yıkadı. Sonra elini kaba soktu ve başını meshetti. Ellerini bir kere öne ve arkaya götürdü. Sonra ayaklarını topuklara kadar yıkadı
بَاب: اسْتِعْمَالِ فَضْلِ وَضُوءِ النَّاسِ
Ebu Cuhayfe radiyallahu anh şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) öğlenin sıcak zamanında yanımıza çıkıp geldi. Kendisine abdest alması için su getirildi, o da abdest aldı. İnsanlar abdestinden artan suyu alıp, vücutlarına sürmeye başladılar. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) öğleni de, ikindiyi de iki rekat kıldırdı. Onun önünde de (sütre olarak) bir harbe duruyordu. Tekrar:
Ebu Musa r.a. şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) su dolu bir kap getirilmesini istedi. Bu kab da ellerini ve yüzünü yıkadı ve kabın içine ağzından su püskürttü. Sonra kab'ı getirenlere (Ebu Musa ve Bilal'e) şöyle buyurdu: "Bu sudan için ve yüzleriniz ile göğüslerinize sürün. Tekrar:
İbn Şihab şöyle demiştir: Bana Mahmud İbnü'r-Rebî' -ki bu çocukluğunda, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in bir kuyu'dan içtiği suyu yüzüne püskürttüğü sahâbîdir bildirdi; Urve de Misver ve diğer bir kimseden rivayet etmiştir (ki bunların her biri diğerini doğrulamaktadır): "Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) abdest aldığında onun abdestînden artan suyu almak için insanlar nerede ise birbiri ile kavgaya tutuşacaklardı
Ca'd şöyle demiştir: Saib İbn Yezîd'in şöyle dediğini duydum: Teyzem beni Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e götürerek: "Ey Allah'ın Resulü! Kız kardeşimin oğlunun ayakları ağrıyor" dedi. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem başını okşayarak benim için bereket duası etti. Sonra abdest aldı, onun abdsst suyundan içtim. Sonra arkasında durdum. İki kürek kemiği arasında keklik yumurtası büyüklüğünde Nübüvvet mührünü gördüm. Tekrar: 354, 3541, 5670, 6352. Diğer Tahric: Tirmizi Menakib; Müslim, Fedail
بَاب: مَنْ مَضْمَضَ وَاسْتَنْشَقَ مِنْ غَرْفَةٍ وَاحِدَةٍ
Rivayet edildiğine göre Abdullah İbn Zeyd su kabından ellerine su dökerek onları yıkadı. Sonra avucundaki su ile ağzına ve burnuna su verdi. Bunu üç kere tekrarladı. Sonra kollarını dirseklerine kadar ikişer kere yıkadı. Sonra başını meshetti. Ellerini öne ve arkaya götürdü. Sonra topuklarına kadar ayaklarını yıkadı. Sonra "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in abdesti işte böyledir" dedi
بَاب: مَسْحِ الرَّأْسِ مَرَّةً
Vüheyb, Amr İbn Yahya'dan o da babasından şunu rivayet etmiştir: Amr İbn Ebu Hasan, Abdullah İbn Zeyd'e, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in nasıl abdest aldığını sorarken gördüm. Abdullah bir kap su İstedi, sonra da onlar(a göstermek) için abdest aldı. Şöyle ki: Bir avuç su alarak ellerine döktü ve ellerini üç kere yıkadı. Sonra elini kaba soktu, üç avuç su ile ağzını çalkaladı, burnuna su verdi ve sümkürdü. Sonra elini kaba soktu ve yüzünü üç kere yıkadı. Sonra elini kaba soktu ve ikişer kere kollarını dirseklere kadar yıkadı. Sonra elini kaba soktu ve başını meshetti. Ellerini başının üzerinde bir öne bir arkaya götürdü. Sonra elini kaba soktu ve ayaklarını yıkadı. Bize Musa Vüheyb'den; Başını bir kere meshetti, diye rivayet etti
بَاب: وُضُوءِ الرَّجُلِ مَعَ امْرَأَتِهِ، وَفَضْلِ وَضُوءِ الْمَرْأَةِ
Abdullah İbn Ömer radiyallahu anh şöyle demiştir: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) zamanında erkekler ve kadınlar birlikte abdest alırlardı
بَاب: صَبِّ النَّبِيِّ ﷺ وَضُوءَهُ عَلَى الْمُغْمَى عَلَيْهِ
Muhammed İbnü'l-Münkedir şöyle demiştir: Câbir r.a.'in şöyle dediğini duydum: Ben hasta olduğum sırada, aklım başımda değil iken Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) beni ziyaret etti. Abdest alarak üzerime abdest suyundan döktü, derhal kendime geldim. Bunun üzerine şöyle dedim: "Ey Allah'ın Resulü! Ben ölürsem mirasım kime aittir? Bana yalnızca kelâle mirasçı olur". Bunun üzerine miras paylarını açıklayan (ferâiz) [Nisa 176.] âyeti indirildi. Tekrar: 4577, 5651, 5664, 5676, 6723, 6743, 7309. Diğer tahric edenler: Tirmizî, Feraiz; Dârimî, Feraiz
بَاب: الْغُسْلِ وَالْوُضُوءِ فِي الْمِخْضَبِ وَالْقَدَحِ وَالْخَشَبِ وَالْحِجَارَةِ
Enes radiyallahu anh şöyle demiştir: (İkindi) Namaz(ının) vakti girdi. Evi yakın olanlar (abdest almak için) evine gittiler. Bir grup kaldı. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e içinde su bulunan taştan bir leğen getirdiler. Leğen içine avuç daldırmak için küçüktü. Oradakilerin tümü bu sudan abdest aldı. (Enes'e sorduk): "Kaç kişiydiniz?. Enes: "Seksen küsur kişiydik" dedi
Ebu Musa r.a.'dan rivayet edilmiştir: "Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) içinde su bulunan bir kap getirilmesini istedi. Bu kabın içinde ellerini ve yüzünü yıkadı, ardından içine ağzından su boşalttı
Amr İbn Yahya babasından o da Abdullah İbn Zeyd'den şunu rivayet etmişlerdir: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) geldi. Biz de ona tunç bir kap içinde su getirdik. O bununla abdest aldı. Yüzünü üç kere, kollarını ikişer kere yıkadı. Başını meshetti. Ellerini başının üzerinde öne ve arkaya götürdü. Ayaklarını yıkadı
Âişe r.anha şöyle demiştir: "Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in hastalığı ağırlaşıp ağrısı şiddetlendiğinde benim evimde bakılması için diğer eşlerinden izin istedi, onlar da izin verdiler. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir tarafında Abbas diğer tarafında da başka bir adam olduğu halde ayaklarını yerde sürüyerek çıktı. Hz. Âişe'nin belirttiğine göre Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) evine girip ağrısı şiddetlendikten sonra "Üzerime bağları çözülmemiş yedi kırba su dökün. Belki biraz halka vasiyette bulunurum" dedi. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) eşlerinden Hafsa'ya ait olan bir leğene oturtuldu. Üzerine kırbaların suyunu dökmeye başladık. Sonunda Tamam, yeter" diye işaret etti. Daha sonra da ashabının karşısına çıktı. Tekrar:
بَاب: الْوُضُوءِ مِنَ التَّوْرِ
Amr İbn Yahya, babasının şöyle dediğini rivayet etmiştir: Amcam çok abdest alırdı. O, Abdullah İbn Zeyd'e: "Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in nasıl abdest aldığını bana anlat" dedi. Bunun üzerine Abdullah bir kap su istedi. İki avucu ile su alarak ellerini üç kere yıkadı. Sonra elini kaba soktu, tek bir avuçla ağzına ve burnuna su verdi. Bunu üç kere yaptı. Sonra eli ile bir avuç su alarak yüzünü üç kere yıkadı. Sonra kollarını dirseklere kadar ikişer kere yıkadı. Sonra eline su alarak başını meshetti. Ellerini bir arkaya bir öne getirdi. Sonra ayaklarını yıkadı ve "Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in işte böyle abdest aldığını gördüm" dedi
Enes r.a.'den rivayet edilmiştir: Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir kap su istedi. Kendisine içinde biraz su bulunan ağzı geniş, dibi dar bir kap getirildi. Parmaklarını kabın içine soktu. (Enes dedi ki): Ben parmaklarının arasından kaynayan suya bakmaya başladım. O sudan abdest alanlar tahminen yetmiş ile seksen kişi arasındaydı
بَاب: الْوُضُوءِ بِالْمُدِّ
İbn Cebr, Enes r.a.'den şunu duyduğunu söylemiştir: "Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir sa' ile beş müd miktarı arasındaki su ile gusleder, bir müd su ile abdest alırdı
بَاب: الْمَسْحِ عَلَى الْخُفَّيْنِ
Sa'd İbn Ebî Vakkas r.a. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in mestler üzerine meshettiğini rivayet etmiştir. Abdullah İbn Ömer'e bu konuyu (babası Hz. Ömer'e) sormuş o da "Evet öyledir. Sana Sa'd, Nebi s.a.v.'den bir şey rivayet ettiğinde artık bunu başkasına sorma" demiştir
Urve İbnü'l-Muğire babası el-Muğire İbn Şu'be'den o da Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den şunu rivayet etmiştir: "Resûiullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) tuvalet ihtiyacını gidermek için çıktı, Muğîre de su dolu bir kırba ile onu takip etti. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ihtiyacını görünce Muğîre bu su'dan eline döktü, Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) abdest aldı, mestleri üzerine mesh etti
Ca'fer İbn Amr İbn Ümeyye ed-Damrî babasının Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i mestleri üzerine meshederken gördüğünü rivayet etmiştir. Tekrar:
Ca'fer İbn Amr babasından şunu rivayet etmiştir: Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in sarığına ve mestleri üzerine mesh yaptğını gördüm
بَاب: إِذَا أَدْخَلَ رِجْلَيْهِ وَهُمَا طَاهِرَتَانِ
Urve İbnü'l-Muğîre babasından şunu rivayet etmiştir: Bir yolculukta Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile birlikteydim. Mestlerini çıkarmaya davrandım, ancak bana: "Onları bırak. Çünkü ben ayaklarım temiz olarak ben abdestli iken mestleri giydim" dedi ve mestleri üzerine meshetti
بَاب: مَنْ لَمْ يَتَوَضَّأْ مِنْ لَحْمِ الشَّاةِ وَالسَّوِيقِ
Abdullah İbn Abbas'tan rivayet edildiğine göre, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir koyun'un küreğinden yedi, sonra abdest almaksızın namaz kıldı. Tekrar:
Cafer İbn Amr İbn Ümeyye babasından şunu rivayet etmiştir: Amr, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in koyun küreğinden et kesip yediğini görmüş, namaz için çağırıldığında bıçağı bırakıp namaz kıldığını, abdest almadığını söylemiştir. Tekrar:
بَاب: مَنْ مَضْمَضَ مِنَ السَّوِيقِ وَلَمْ يَتَوَضَّأْ
Benî Hârise'nin azatlısı Büşeyr İbn Yesâr, Süveyd İbnü'n-Nu'man'ın kendisine şunu haber verdiğini söylemiştir: Süveyd, Hayber yılında Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile birlikte çıkmıştı, es-Sahbâ denilen Hayber'e yakın bir yere vardıklarında Nebi s.a.v. ikindiyi kıldı, sonra azıkların getirilmesini istedi. Kavuttan başka bir şey getirilmedi. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) emretti de kavut su ile ıslatıldı. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bundan yedi, biz de yedik. Sonra akşam namazını kılmak için kalktı. O ağzını çalkaladı, biz de çalkaladık. Sonra yeniden abdest almadan namaz kıldı. Tekrar:
Meymune r.anha'dan rivayet edildiğine göre Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onun yanında iken et yedi, sonra da abdest almaksızın namaz kıldı
بَاب: هَلْ يُمَضْمِضُ مِنَ اللَّبَنِ
İbn Abbas r.a.'den rivayet edildiğine göre, Resûlullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) süt içip ağzını çalkaladıktan sonra şöyle buyurdu: "Onun (sütün), yağı vardır. Tekrar: 5609. Diğer tahric edenler: Tirmizi Tahare; Nesâî, Tahara:
بَاب: الْوُضُوءِ مِنَ النَّوْمِ، وَمَنْ لَمْ يَرَ مِنَ النَّعْسَةِ وَالنَّعْسَتَيْنِ، أَوِ الْخَفْقَةِ وُضُوءًا
Âişe r.anha Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in şöyle dediğini söylemiştir: "Siz'den birinizin namaz kılarken uykusu gelirse, uykusu geçinceye kadar uyusun. Sizden biriniz uykulu olarak namaz kıldığında ne yaptığını bilmez, istiğfar ettiğini zannederken kendisine söver (de haberi olmaz)
Enes r.a. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in şöyle dediğini belirtmiştir: "Siz'den birisi namazda uyuklarsa, ne okuduğunu bilinceye kadar uyusun
بَاب: الْوُضُوءِ مِنْ غَيْرِ حَدَثٍ
Enes r.a."Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) her namaz için abdest alırdı" dedi. Enes'e: "Siz nasıl yapıyordunuz?" diye soruldu. O şöyle dedi: "Bizden biri abdestini bozmadıkça abdesti ona yeterli olurdu
Süveyd İbn Nu'man şöyle demiştir: "Hayber fethi için Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile birlikte yola çıktık. es-Sahbâ' denilen yere gelince Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bize ikindi namazını kıldırdı. Namazdan sonra yiyeceklerin getirilmesini emretti, ancak kavuttan başka bir şey getirilmedi. Biz de yedik ve içtik. Sonra Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) akşam namazı için kalktı, ağzını çalkaladıktan sonra abdest almaksızın bize akşam namazını kıldırdı
بَاب: مِنَ الْكَبَائِرِ أَنْ لَا يَسْتَتِرَ مِنْ بَوْلِهِ
İbn Abbas r.a. şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Medine'deki (veya Mekke'deki) bahçelerden birine uğradı. Kabirlerinde azap gören iki insanın sesini duydu. Bunun üzerine şöyle buyurdu: "ikisi azap görüyorlar. (Kendilerince) büyük bir günah sebebiyle azap görmüyorlar. Oysa ki bu büyük bir günahtır. Birisi idrarından sakınmazdı. Diğeri ise insanlar arasında laf getirip götürürdü (koğuculuk yapardı)". Sonra bir dal istedi. Dalı ikiye ayırarak her birinin kabrinin başına bir parçasını koydu. Ona: "Ey Allah'ın Resulü bunu niçin yaptın" diye soruldu. şöyle buyurdu: "Umulur ki bu dallar kurumadıkça onların azabı hafifletilir". Tekrar: 218, 1361, 1378, 6052, 6055. Diğer tahric: Tirmizi Tahare; Nesâî, Tahara, Cenaiz
بَاب: مَا جَاءَ فِي غَسْلِ الْبَوْلِ
Enes İbn Mâlik r.a. şöyle demiştir: "Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) tuvalet ihtiyacını görmek için uzaklaştığında ben ona su getirirdim, o da su ile temizliğini yapardı
İbn Abbas radiyallahu anh şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) iki kabre uğrayarak şöyle buyurdu: "Bu ikisine azap ediliyor. Büyük bir günahtan dolayı azap edilmiyor. Birisi idrardan sakınmazdı. Diğeri ise insanlar arasında laf getirip götürürdü". Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) daha sonra yaş bir hurma dalı alarak ortasından kırdı ve her bir kabre bir parçasını dikti. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e Ey Allah'ın Resulü! Bunu niçin yaptın?" diye soruldu. O, "Bunlar kurumadıkça umulur ki azapları hafifletilir" buyurdu
بَاب: تَرْكِ النَّبِيِّ ﷺ وَالنَّاسِ الْأَعْرَابِيَّ حَتَّى فَرَغَ مِنْ بَوْلِهِ فِي الْمَسْجِدِ
Enes İbn Mâlik r.a. rivayet etmiştir: Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) mescide idrarını yapan bir bedeviyi gördü. Bunun üzerine (diğer insanlara): "Onu bırakın" buyurdu. Bedevî tuvalet yapmayı bitirince Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir kova su istedi ve idrarın üzerine döktü. Tekrar:
بَاب: صَبِّ الْمَاءِ عَلَى الْبَوْلِ فِي الْمَسْجِدِ
Ubeydullah İbn Abdullah İbn Utbe İbn Mesud, Ebû Hureyre r.a.'den şunu rivayet etmiştir: Bir bedevi kalkıp mescide idrarını yaptı. Bunun üzerine insanlar söylenmeye başladılar. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) oradakilere şöyle buyurdu: "Onu bırakın. İdrarının üzerine bir kova su dökün. Siz kolaylaştırıcılar olarak gönderildiniz, zorlaştırıcılar olarak değil" Diğer tahric: Nesai, Tahara; Tirmizi, Tahara
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
بَاب: بَوْلِ الصِّبْيَانِ
Mu'minlerin annesi Âişe r.anha'nın şöyle dediği rivayet edilmiştir: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e bir erkek çocuk getirildi. Çocuk, onun (Sallallahu aleyhi ve Sellem) üzerine idrarını yaptı. Bunun üzerine Hz. Nebi su istedi, çocuğun idrarını yaptığı yere döktü. Tekrar:
Ümmü Kays binti Mıhsan r.anha'dan rivayet edildiğine göre o henüz yemek yeme çağına gelmemiş olan küçük çocuğunu Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem 'e getirdi. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem çocuğu kucağına oturttu. Çocuk, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem 'in elbisesine İdrarını yaptı. Bunun üzerine Nebi sallallahu aleyhi ve sellem su istedi, suyu çocuğun idrarını yaptığı yere döktü, o. burayı yıkamadı. Tekrar; 5693. Diğer tahric: Tirmizi Tahare; Müslim, Tahara
بَاب: الْبَوْلِ قَائِمًا وَقَاعِدًا
Huzeyfe radiyallahu anh şöyle demiştir: "Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir ailenin çöplüğüne geldi, ayakta idrarını yaptı. Sonra su istedi. Ben de O'na su getirdim, o da abdest aldı. Tekrar:
بَاب: الْبَوْلِ عِنْدَ صَاحِبِهِ، وَالتَّسَتُّرِ بِالْحَائِطِ
Huzeyfe r.a. şöyle demiştir; Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile birlikte yürüdük bir ailenin duvarın arkasında olan çöplüğüne doğru çekildi. Sizden birinizin ayakta durduğu gibi ayakta durarak tuvaletini yaptı. Ben ondan uzaklaştım. Bana işaret etti ben de yanına gittim. O işini görünceye kadar ben arkasında durdum
بَاب: الْبَوْلِ عِنْدَ سُبَاطَةِ قَوْمٍ
Ebu Vâil şöyle demiştir: Ebu Musa el-Eş'arî r.a. idrar yapma konusunda şiddetli davranır ve şöyle derdi: "İsrailoğulları'ndan birinin elbisesine idrar bulaşsa bunu keserdi". Bunun üzerine Huzeyfe şöyle dedi: "Keşke Ebû Musa bu sözü söylemeseydi. Çünkü Resulullah (sallallahu aleyhi ve Sellem) bir topluluğun süprüntülüğüne uğradı da ayakta su döktü
بَاب: غَسْلِ الدَّمِ
Esma' r.anha şöyle demiştir: Bir kadın Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e gelerek: "Bizden birisinin elbisesi üzerine âdet kanı bulaşırsa ne yapsın?" diye sordu. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Elbisesinin kan bulaşan yerini eliyle ovalasın, su dökerek tırnaklarıyla kazısın ve sonra su ile yıkayıp o elbiseyle namazını kılsın. Tekrar: 307. Diğer tahric: Tirmizi Tahare: Müslim, Hayz:
Hişâm İbn Urve babasından o da Âişe r.anha'dan şunu rivayet etmişlerdir: Fâtıma binti Ebî Hubeyş Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e gelerek: "Ey Allah'ın Resulü! Ben istihazaya mübtela bir kadınım (kanım hiç durmaz), temizlenemem. Bu durumda namazı terk edeyim mi?" diye sordu. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Hayır (namazı bırakma). Bu yalnızca damar kanıdır, âdet kanı değildir. Âdet günlerine rastlayan günlerde namaz kılma, fakat o günler bitince kanı yıka sonra namaz kıl. Ondan sonra o vakit (yani âdet dönemin) gelinceye kadar her namaz için abdest al. Tekrar: 306, 320, 325, 331. Diğer tahric: Tirmizi Tahare; Ebû Dâvûd, Tahara
بَاب: غَسْلِ الْمَنِيِّ وَفَرْكِهِ، وَغَسْلِ مَا يُصِيبُ مِنَ الْمَرْأَةِ
Âişe r.anha şöyle demiştir: "Ben Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in elbisesinden cünüplüğü yani meninin isabet ettiği yeri yıkardım, sonra elbisesinin yıkanan yerlerinde yıkama izi göründüğü halde namaza çıkardı. Tekrar:
Süleyman İbn Yesâr şöyle demiştir: Hz. Âişe'ye elbiseye bulaşan meni hakkında sordum. Bana şöyle dedi: "Ben onu (meniyi) Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in elbisesinden yıkardım. O, elbisesinin üzerinde yıkama izi, yani suyun ıslaklığı bulunduğu halde namaza çıkardı
بَاب: إِذَا غَسَلَ الْجَنَابَةَ أَوْ غَيْرَهَا فَلَمْ يَذْهَبْ أَثَرُهُ
Amr İbn Meymûn şöyle demiştir: Süleyman İbn Yesar'ın, cünüplük bulaşan bir elbise hakkında Hz. Aişe'den şunu rivayet ettiğini duydum: "Ben Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in elbisesinden meniyi yıkardım. O da daha sonra yıkama izi, yani suyun ıslaklığı elbisede olduğu halde namaza çıkardı
Âişe r.anha Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in elbisesinden neniyi yıkardı sonra onda yıkamanın ıslaklığı görülürdü
بَاب: أَبْوَالِ الْإِبِلِ وَالدَّوَابِّ وَالْغَنَمِ وَمَرَابِضِهَا
Enes r.a. şöyle demiştir: Ukl (veya Ureyne) kabilelerinden bazı kimseler Medine'ye geldiler. Medine'nin (havası onlara iyi gelmediğinden) karınları ağrıdı. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onlara, yeni yavrulamış develerin süt ve İdrarlarından İçmelerini tavsiye etti. Onlar da (zekat) develerinin bulunduğu yere giderek Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in emrini aynen yaptılar, zamanla iyileştiler. İyileştikten sonra, Hz. Peygamber'in bu hayvanlara bakan görevli çobanını öldürerek ümmetin beytü'I-malına ait zekat develerini alıp kaçtılar. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bu haber gündüzün hemen ilk saatlerinde kendisine ulaşınca onları takip etmek üzere adam gönderdi. Bu kişiler güneş yükselince, adamları yakalayıp getirdiler. Hz. Peygamber el ve ayaklarının kesilmesini emretti. Bunların gözlerine mil çekildi. "Harre" denilen sıcak yere atıldılar, su istemelerine rağmen kendilerine su verilmedi. Ebu Kılabe şöyle demiştir: Bunlar hırsızlık yaptılar, adam öldürdüler, iman ettikten sonra inkar ettiler, Allah ve Resulü'ne karşı harp ilan ettiler. Tekrar: 1501, 3018, 4192, 4193, 4610, 5685, 5686, 6727, 6802, 6803, 6805, 6899. Diğer tahric: İbn Mâce: Hudûd; Nesâî: Tahara
Enes r.a. şöyle demiştir: Mescid inşa edilmeden önce Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) koyun ağıllarında namaz kılardı. Tekrar: