SÜNNETİMİZSÜNNET VE HADİS KÜTÜPHANESİ
Sahih-i Buhari › Kitâb 28 · Hacda Avlanma CezasıKonum
KİTÂBLAR (97)
  1. 1Vahyin Başlangıcı7
  2. 2Îmân51
  3. 3İlim76
  4. 4Abdest113
  5. 5Gusül46
  6. 6Hayız40
  7. 7Teyemmüm15
  8. 8Namaz174
  9. 9Namaz Vakitleri81
  10. 10Ezan275
  11. 11Cuma66
  12. 12Korku Namazı6
  13. 13İki Bayram (iydeyn)42
  14. 14Vitir Namazı15
  15. 15Yağmur Duası (Istiskaa)35
  16. 16Güneş ve Ay Tutulması27
  17. 17Kur'ân Okurken Secde Edilecek Yerlerler13
  18. 18Namazın Kısaltılması (At-Taksir)40
  19. 19Gece Namazı (Teheccüd)69
  20. 20Mekke ve Medîne Mescidlerinde Kılınan Namazın Fazîleti10
  21. 21Namaz İçinde Ameller27
  22. 22Namazda Unutkanlık14
  23. 23Cenazeler160
  24. 24Zekât118
  25. 25Hacc260
  26. 26Umre33
  27. 27Hac Yolculuğunu Tamamlamaktan Engellenen Hacılar15
  28. 28Hacda Avlanma Cezası46
  29. 29Medine'nin Faziletleri24
  30. 30Oruç Tutmak117
  31. 31Teravih Namazı6
  32. 32Kadir Gecesinin Fazileti11
  33. 33Ramazânın Son On Gününde İ'tikâf22
  34. 34Alışverişler193
  35. 35Sonradan Teslim Edilecek Mallar İçin Bedel Ödenen Satışlar (Selem Akdi)20
  36. 36Şuf’a3
  37. 37İcâre27
  38. 38Havaleler3
  39. 39Kefalet9
  40. 40Vekâlet21
  41. 41Ekincilik31
  42. 42Su Dağıtımı34
  43. 43Borç, Borç Ödenmesi, Malın Dondurulması, İflas25
  44. 44Hukukî Çekişmeler (Husûmât)16
  45. 45Yerde Bulunup Kaldırılan Şeyler (Lukata)15
  46. 46Zulümler ve Gasb43
  47. 47Ortaklık25
  48. 48Rehin9
  49. 49Kölelerin Azat Edilmesi43
  50. 50Mükâteb6
  51. 51Hediyeler71
  52. 52Şehâdetler53
  53. 53Barış Sağlamak22
  54. 54Şartlar26
  55. 55Vasiyyetler44
  56. 56Cihâd ve Sîretler309
  57. 57Ganimetin Beşte Biri66
  58. 58Cizye ve Muvâde'a33
  59. 59Yaratılışın Başlangıcı136
  60. 60Peygamberler163
  61. 61Peygamberin (ﷺ) ve Ashabının Faziletleri ve Meziyetleri162
  62. 62Peygamberin Sahabeleri128
  63. 63Medine'deki Yardımcıların (Ensar) Faziletleri173
  64. 64Peygamber (ﷺ) Tarafından Yönetilen Askeri Seferler (El-Megazi)526
  65. 65Kur'an-ı Kerim 'in Peygamber ﷺ Tefsiri507
  66. 66Kur'ân’ın Faziletleri87
  67. 67Nikâh188
  68. 68Boşanmak100
  69. 69Nafakalar22
  70. 70Yiyecek, Yemek95
  71. 71Akîka Kurbânı9
  72. 72Avcılık, Kesim70
  73. 73Udhiyeler30
  74. 74İçecekler65
  75. 75Hastalar38
  76. 76Tıp101
  77. 77Elbise188
  78. 78Edeb255
  79. 79İzin İsteme77
  80. 80Dualar108
  81. 81Kalbi İnceltmek (Ar-Riqaq)182
  82. 82Kader27
  83. 83Yemînler ve Nezirler87
  84. 84Yeminlerin Keffaretleri15
  85. 85Mîrâs Payları (Ferîzalar)49
  86. 86Allah Tarafından Belirlenen Sınırlar ve Cezalar (Hudûd)89
  87. 87Kan Parası (Ad-Diyat)59
  88. 88Mürtedler22
  89. 89Zorlama altında yapılan ifadeler13
  90. 90Hileler29
  91. 91Ru'yâ Ta'bîri66
  92. 92Fitneler89
  93. 93Hükümler89
  94. 94Temenni20
  95. 95Doğru Bir Kişi Tarafından Verilen Bilgiyi Kabul Etmek (Vâhidlerin)22
  96. 96Kur'an ve Sünnete Sımsıkı Sarılmak103
  97. 97Allah'ı Birlemek (Tevhid)193
BÂBLAR — Hacda Avlanma Cezası (26)
  1. 1بَاب: إِذَا صَادَ الْحَلَالُ فَأَهْدَى لِلْمُحْرِمِ الصَّيْدَ أَكَلَهُ
  2. 2بَاب: إِذَا رَأَى الْمُحْرِمُونَ صَيْدًا فَضَحِكُوا، فَفَطِنَ الْحَلَالُ
  3. 3بَاب: لَا يُعِينُ الْمُحْرِمُ الْحَلَالَ فِي قَتْلِ الصَّيْدِ
  4. 4بَاب: لَا يُشِيرُ الْمُحْرِمُ إِلَى الصَّيْدِ لِكَيْ يَصْطَادَهُ الْحَلَالُ
  5. 5بَاب: إِذَا أَهْدَى لِلْمُحْرِمِ حِمَارًا وَحْشِيًّا حَيًّا لَمْ يَقْبَلْ
  6. 6بَاب: مَا يَقْتُلُ الْمُحْرِمُ مِنَ الدَّوَابِّ
  7. 7بَاب: لَا يُعْضَدُ شَجَرُ الْحَرَمِ
  8. 8بَاب: لَا يُنَفَّرُ صَيْدُ الْحَرَمِ
  9. 9بَاب: لَا يَحِلُّ الْقِتَالُ بِمَكَّةَ
  10. 10بَاب: الْحِجَامَةِ لِلْمُحْرِمِ
  11. 11بَاب: تَزْوِيجِ الْمُحْرِمِ
  12. 12بَاب: مَا يُنْهَى مِنَ الطِّيبِ لِلْمُحْرِمِ وَالْمُحْرِمَةِ
  13. 13بَاب: الِاغْتِسَالِ لِلْمُحْرِمِ
  14. 14بَاب: لُبْسِ الْخُفَّيْنِ لِلْمُحْرِمِ إِذَا لَمْ يَجِدِ النَّعْلَيْنِ
  15. 15بَاب: إِذَا لَمْ يَجِدِ الْإِزَارَ فَلْيَلْبَسْ السَّرَاوِيلَ
  16. 16بَاب: لُبْسِ السِّلَاحِ لِلْمُحْرِمِ
  17. 17بَاب: دُخُولِ الْحَرَمِ وَمَكَّةَ بِغَيْرِ إِحْرَامٍ
  18. 18بَاب: إِذَا أَحْرَمَ جَاهِلًا وَعَلَيْهِ قَمِيصٌ
  19. 19بَاب: الْمُحْرِمِ يَمُوتُ بِعَرَفَةَ، وَلَمْ يَأْمُرِ النَّبِيُّ ﷺ أَنْ يُؤَدَّى عَنْهُ بَقِيَّةُ الْحَجِّ
  20. 20بَاب: سُنَّةِ الْمُحْرِمِ إِذَا مَاتَ
  21. 21بَاب: الْحَجِّ وَالنُّذُورِ عَنِ الْمَيِّتِ، وَالرَّجُلُ يَحُجُّ عَنِ الْمَرْأَةِ
  22. 22بَاب: الْحَجِّ عَمَّنْ لَا يَسْتَطِيعُ الثُّبُوتَ عَلَى الرَّاحِلَةِ
  23. 23بَاب: حَجِّ الْمَرْأَةِ عَنِ الرَّجُلِ
  24. 24بَاب: حَجِّ الصِّبْيَانِ
  25. 25بَاب: حَجِّ النِّسَاءِ
  26. 26بَاب: مَنْ نَذَرَ الْمَشْيَ إِلَى الْكَعْبَةِ

(28) Kitâb: Hacda Avlanma Cezası

كتاب جزاء الصيد
Hadis 1821 – 1866 · 46 rivayet
BÂB (1)

بَاب: إِذَا صَادَ الْحَلَالُ فَأَهْدَى لِلْمُحْرِمِ الصَّيْدَ أَكَلَهُ

Sahih-i Buhari 1821Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)

Ebu Katade'nin oğlu Abdullah şöyle demiştir: Hudeybiye antlaşmasının yapıldığı yıl babam da gitti. Arkadaşları ihrama girdiği halde o ihrama girmedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e kendisi ile savaşmak isteyen bir ordunun bulunduğu haber verildi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de bunun üzerine hareket etti. (Ebu Katade dedi ki): Ben, onun ashabının yanına vardığım zaman onların gülüştüğünü gördüm. Baktım, yanımda vahşî bir eşek sürüsü var. Birine hamle yaptım, ok fırlattım, hareketsiz hale getirdim. Onlardan yardım istedim. Onlar yardım etmekten kaçındılar. Ben onu öldürdüm, etinden yedik. Düşmanın Hz. Peygamber ile aramıza gireceğinden korktuk. Hz. Peygamber'i aramaya koyuldum. Atımı bazen koşturuyor bazen yürütüyordum. Gece yarısı Benî Gıfar kabilesinden bir adama rastladım. Ona: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den nerede ayrıldın?" diye sordum. Adam şöyle dedi: "Ta'hin'de ayrıldım. Sukya denilen yerde öğle uykusu uyumak üzereydi" dedi. Ben: "Ey Allah'ın Resulü! Ashabın sana selam söylüyor. Onlar düşmanın seninle onların arasına girmesinden korktular. Onları bekle" dedim. Daha sonra Şöyle dedim: "Ey Allah'ın Resulü vahşî bir eşek avladım. Yanımda ondan kalan bir parça var". Allah'ın Resulü, ihramlı olan ashabına "yiyiniz" buyurdu. Tekrar:

حَدَّثَنَا مُعَاذُ بْنُ فَضَالَةَ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ، عَنْ يَحْيَى، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي قَتَادَةَ، قَالَ انْطَلَقَ أَبِي عَامَ الْحُدَيْبِيَةِ فَأَحْرَمَ أَصْحَابُهُ، وَلَمْ يُحْرِمْ، وَحُدِّثَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَنَّ عَدُوًّا يَغْزُوهُ، فَانْطَلَقَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم، فَبَيْنَمَا أَنَا مَعَ أَصْحَابِهِ يَضْحَكُ بَعْضُهُمْ إِلَى بَعْضٍ، فَنَظَرْتُ فَإِذَا أَنَا بِحِمَارِ وَحْشٍ، فَحَمَلْتُ عَلَيْهِ، فَطَعَنْتُهُ، فَأَثْبَتُّهُ، وَاسْتَعَنْتُ بِهِمْ، فَأَبَوْا أَنْ يُعِينُونِي، فَأَكَلْنَا مِنْ لَحْمِهِ، وَخَشِينَا أَنْ نُقْتَطَعَ، فَطَلَبْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم أَرْفَعُ فَرَسِي شَأْوًا، وَأَسِيرُ شَأْوًا، فَلَقِيتُ رَجُلاً مِنْ بَنِي غِفَارٍ فِي جَوْفِ اللَّيْلِ قُلْتُ أَيْنَ تَرَكْتَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ تَرَكْتُهُ بِتَعْهِنَ، وَهُوَ قَائِلٌ السُّقْيَا‏.‏ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ أَهْلَكَ يَقْرَءُونَ عَلَيْكَ السَّلاَمَ وَرَحْمَةَ اللَّهِ، إِنَّهُمْ قَدْ خَشُوا أَنْ يُقْتَطَعُوا دُونَكَ، فَانْتَظِرْهُمْ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَصَبْتُ حِمَارَ وَحْشٍ، وَعِنْدِي مِنْهُ فَاضِلَةٌ‏.‏ فَقَالَ لِلْقَوْمِ ‏ "‏ كُلُوا ‏"‏ وَهُمْ مُحْرِمُونَ‏.‏
Sahih-i Buhari, Kitâb 28 (Hacda Avlanma Cezası), Bâb 1, Hadis no. 1821
BÂB (2)

بَاب: إِذَا رَأَى الْمُحْرِمُونَ صَيْدًا فَضَحِكُوا، فَفَطِنَ الْحَلَالُ

Sahih-i Buhari 1822Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)

Abdullah İbn Ebu Katade, babasından şunu aktardı: Hudeybiye antlaşmasının yapıldığı yıl Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte gittik. O'nun ashabı ihrama girdikleri halde ben ihrama girmedim. Gayka denilen yere geldiğimizde, düşman birliğinin bulunduğu bize haber verildi. Onlara doğru yöneldik. Arkadaşlarım vahşi bir eşek (zebra) sürüsü gördüler. Birbiriyle gülmeye başladılar. Bunun üzerine ben de geriye bir baktım ve sürü­yü gördüm. Atımı sürünün üzerine doğru sürdüm. Okumu fırlattım ve birini vur­dum. Arkadaşlarımdan yardım istedim, yardım etmekten kaçındılar. Daha sonra onun etinden yedik. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e ulaşmak için yola çıktık. Düşmanın onunla aramıza girmesinden korktuk. Bu yüzden atımı bazen hızlı koşturuyor, bazen de yürütüyordum. Gece yarısı Gıfar kabilesinden bir adamla karşılaştım. Ona: "Sen Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den nerede ayrıldın?" diye sordum. Adam: "Ta'hin denilen yerde öğle uykusuna yattığı sırada ayrıldım" dedi. Nihayet Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e ulaştım. Ona: "Ey Allah'ın Resulü arkadaşların sana selam söylüyorlar. Onlar, düşmanın seninle aralarına girmelerinden korktular. Onları bekle" dedim. Resulullah da bekledi. Ben: "Ey Allah'ın Resulü biz vahşi bir eşek/zebra avladık. Yanımızda ondan bir parça da arttı" dedim. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ihramlı olan ashabına "yiyiniz" buyurdu

حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ الرَّبِيعِ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ يَحْيَى، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي قَتَادَةَ، أَنَّ أَبَاهُ، حَدَّثَهُ قَالَ انْطَلَقْنَا مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم عَامَ الْحُدَيْبِيَةِ فَأَحْرَمَ أَصْحَابُهُ، وَلَمْ أُحْرِمْ، فَأُنْبِئْنَا بِعَدُوٍّ بِغَيْقَةَ فَتَوَجَّهْنَا نَحْوَهُمْ، فَبَصُرَ أَصْحَابِي بِحِمَارِ وَحْشٍ، فَجَعَلَ بَعْضُهُمْ يَضْحَكُ إِلَى بَعْضٍ، فَنَظَرْتُ فَرَأَيْتُهُ فَحَمَلْتُ عَلَيْهِ الْفَرَسَ، فَطَعَنْتُهُ، فَأَثْبَتُّهُ، فَاسْتَعَنْتُهُمْ، فَأَبَوْا أَنْ يُعِينُونِي، فَأَكَلْنَا مِنْهُ، ثُمَّ لَحِقْتُ بِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَخَشِينَا أَنْ نُقْتَطَعَ، أَرْفَعُ فَرَسِي شَأْوًا، وَأَسِيرُ عَلَيْهِ شَأْوًا، فَلَقِيتُ رَجُلاً مِنْ بَنِي غِفَارٍ فِي جَوْفِ اللَّيْلِ فَقُلْتُ أَيْنَ تَرَكْتَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ تَرَكْتُهُ بِتَعْهِنَ وَهُوَ قَائِلٌ السُّقْيَا‏.‏ فَلَحِقْتُ بِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَتَّى أَتَيْتُهُ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ، إِنَّ أَصْحَابَكَ أَرْسَلُوا يَقْرَءُونَ عَلَيْكَ السَّلاَمَ وَرَحْمَةَ اللَّهِ وَبَرَكَاتِهِ، وَإِنَّهُمْ قَدْ خَشُوا أَنْ يَقْتَطِعَهُمُ الْعُدُوُّ دُونَكَ، فَانْظُرْهُمْ، فَفَعَلَ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ، إِنَّا اصَّدْنَا حِمَارَ وَحْشٍ، وَإِنَّ عِنْدَنَا فَاضِلَةً‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لأَصْحَابِهِ ‏ "‏ كُلُوا ‏"‏‏.‏ وَهُمْ مُحْرِمُونَ‏.‏
Sahih-i Buhari, Kitâb 28 (Hacda Avlanma Cezası), Bâb 2, Hadis no. 1822
BÂB (3)

بَاب: لَا يُعِينُ الْمُحْرِمُ الْحَلَالَ فِي قَتْلِ الصَّيْدِ

Sahih-i Buhari 1823Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)

Ebu Katade r.a. şöyle dedi: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte Medine'ye üç günlük mesafede Kaha denilen yerde idik. (Diğer rivayette ise şöyle denilmektedir): Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte Kaha'da idik. Kimimiz ihrarnlı kimimiz ihramlı değildi. Arkadaşlarımın bir şeye baktıklarını gördüm. Bîr de baktım ki bir vahşi eşek sürüsü! Arkadaşlarımdan yardım istedim. Onlar: "Bu konuda sana hiçbir şekilde yardım edemeyiz, biz ihramlıyız" dediler. Bunun üzerine sürüden bir eşeğe hamle yaptım, bir taşın ardından yaklaşıp avladım. Avımı alıp arkadaşlarıma getirdim. Bazıları "yiyiniz", bazıları da "yemeyiniz" dediler. Biraz ilerimizde bulunan Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e vardım ve sordum. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Yiyiniz, helaldir" buyurdu

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، حَدَّثَنَا صَالِحُ بْنُ كَيْسَانَ، عَنْ أَبِي مُحَمَّدٍ، نَافِعٍ مَوْلَى أَبِي قَتَادَةَ سَمِعَ أَبَا قَتَادَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ كُنَّا مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِالْقَاحَةِ مِنَ الْمَدِينَةِ عَلَى ثَلاَثٍ ح‏.‏ وَحَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ حَدَّثَنَا صَالِحُ بْنُ كَيْسَانَ عَنْ أَبِي مُحَمَّدٍ عَنْ أَبِي قَتَادَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ كُنَّا مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِالْقَاحَةِ، وَمِنَّا الْمُحْرِمُ، وَمِنَّا غَيْرُ الْمُحْرِمِ، فَرَأَيْتُ أَصْحَابِي يَتَرَاءَوْنَ شَيْئًا فَنَظَرْتُ، فَإِذَا حِمَارُ وَحْشٍ ـ يَعْنِي وَقَعَ سَوْطُهُ ـ فَقَالُوا لاَ نُعِينُكَ عَلَيْهِ بِشَىْءٍ، إِنَّا مُحْرِمُونَ‏.‏ فَتَنَاوَلْتُهُ فَأَخَذْتُهُ، ثُمَّ أَتَيْتُ الْحِمَارَ مِنْ وَرَاءِ أَكَمَةٍ، فَعَقَرْتُهُ، فَأَتَيْتُ بِهِ أَصْحَابِي، فَقَالَ بَعْضُهُمْ كُلُوا‏.‏ وَقَالَ بَعْضُهُمْ لاَ تَأْكُلُوا‏.‏ فَأَتَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ أَمَامَنَا، فَسَأَلْتُهُ فَقَالَ ‏ "‏ كُلُوهُ حَلاَلٌ ‏"‏‏.‏ قَالَ لَنَا عَمْرٌو اذْهَبُوا إِلَى صَالِحٍ فَسَلُوهُ عَنْ هَذَا وَغَيْرِهِ، وَقَدِمَ عَلَيْنَا هَا هُنَا‏.‏
Sahih-i Buhari, Kitâb 28 (Hacda Avlanma Cezası), Bâb 3, Hadis no. 1823
BÂB (4)

بَاب: لَا يُشِيرُ الْمُحْرِمُ إِلَى الصَّيْدِ لِكَيْ يَصْطَادَهُ الْحَلَالُ

Sahih-i Buhari 1824Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)

Ebu Katade'nin oğlu Abdullah babasından şunu aktarmıştır: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem hac yapmak için yola çıktı. Ashabı da onunla birlikte çıktılar. Ebu Katade'nin de içinde bulunduğu bir grup topluluktan koptular. Ebu Katade "Resulullah'a kavuşmak için deniz sahiline doğru gidelim" dedi. Arkadaşları da deniz sahiline doğru yöneldiler. Yola çıkınca Ebu Katade dışındakiler ihrama girdi, o girmedi. İlerlerken yolda vahşi eşekler gördüler. Ebu Katade sürüye doğru hamle yaparak birini avladı. Arkadaşları bineklerinden inerek onun etinden yediler. Sonra da "ihramli iken av hayvanı mı yiyoruz?" dediler. (Ebu Katade dedi ki); Eşekten geriye kalan eti yanımızda taşıdık. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına varınca şöyle dediler: "Ey Allah'ın Resulü! Biz ihramlı idik, Ebu Katade ise ihramlı değildi. Vahşi bir eşek sürüsü gördük. Ebu Katade sürüye hamle yaparak birini avladı. Biz de bineklerimizden inerek onun etinden yedik. Sonra da: İhramlı iken av hayvanı mı yiyoruz? dedik. Geriye kalan eti de yanımızda getirdik". Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: 'İçinizden herhangi biri ona (Ebu Katade'ye) saldırmasını emretti mi, yahut işarette bulundu mu?" Oradakiler: Hayır, dediler. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Öyleyse etin geriye kalan kısmını da yiyiniz" buyurdu

حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، حَدَّثَنَا عُثْمَانُ ـ هُوَ ابْنُ مَوْهَبٍ ـ قَالَ أَخْبَرَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي قَتَادَةَ، أَنَّ أَبَاهُ، أَخْبَرَهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم خَرَجَ حَاجًّا، فَخَرَجُوا مَعَهُ فَصَرَفَ طَائِفَةً مِنْهُمْ، فِيهِمْ أَبُو قَتَادَةَ فَقَالَ خُذُوا سَاحِلَ الْبَحْرِ حَتَّى نَلْتَقِيَ‏.‏ فَأَخَذُوا سَاحِلَ الْبَحْرِ، فَلَمَّا انْصَرَفُوا أَحْرَمُوا كُلُّهُمْ إِلاَّ أَبُو قَتَادَةَ لَمْ يُحْرِمْ، فَبَيْنَمَا هُمْ يَسِيرُونَ إِذْ رَأَوْا حُمُرَ وَحْشٍ، فَحَمَلَ أَبُو قَتَادَةَ عَلَى الْحُمُرِ، فَعَقَرَ مِنْهَا أَتَانًا، فَنَزَلُوا فَأَكَلُوا مِنْ لَحْمِهَا، وَقَالُوا أَنَأْكُلُ لَحْمَ صَيْدٍ وَنَحْنُ مُحْرِمُونَ فَحَمَلْنَا مَا بَقِيَ مِنْ لَحْمِ الأَتَانِ، فَلَمَّا أَتَوْا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ، إِنَّا كُنَّا أَحْرَمْنَا وَقَدْ كَانَ أَبُو قَتَادَةَ لَمْ يُحْرِمْ، فَرَأَيْنَا حُمُرَ وَحْشٍ فَحَمَلَ عَلَيْهَا أَبُو قَتَادَةَ، فَعَقَرَ مِنْهَا أَتَانًا، فَنَزَلْنَا فَأَكَلْنَا مِنْ لَحْمِهَا ثُمَّ قُلْنَا أَنَأْكُلُ لَحْمَ صَيْدٍ وَنَحْنُ مُحْرِمُونَ فَحَمَلْنَا مَا بَقِيَ مِنْ لَحْمِهَا‏.‏ قَالَ ‏"‏ مِنْكُمْ أَحَدٌ أَمَرَهُ أَنْ يَحْمِلَ عَلَيْهَا، أَوْ أَشَارَ إِلَيْهَا ‏"‏‏.‏ قَالُوا لاَ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَكُلُوا مَا بَقِيَ مِنْ لَحْمِهَا ‏"‏‏.‏
Sahih-i Buhari, Kitâb 28 (Hacda Avlanma Cezası), Bâb 4, Hadis no. 1824
BÂB (5)

بَاب: إِذَا أَهْدَى لِلْمُحْرِمِ حِمَارًا وَحْشِيًّا حَيًّا لَمْ يَقْبَلْ

Sahih-i Buhari 1825Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)

Sa'b İbn Cessame el-Leysî, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Ebva'da iken kendisine vahşî bir eşek/zebra hediye etti. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bunu geri verdi. Sa'b'ın yüzündeki hoşnutsuzluğu sezince ona şöyle buyurdu: "Biz yalnızca ihramlı olduğumuz için bunu sana geri verdik". Tekrar:

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ بْنِ مَسْعُودٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبَّاسٍ، عَنِ الصَّعْبِ بْنِ جَثَّامَةَ اللَّيْثِيِّ، أَنَّهُ أَهْدَى لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حِمَارًا وَحْشِيًّا، وَهْوَ بِالأَبْوَاءِ أَوْ بِوَدَّانَ فَرَدَّهُ عَلَيْهِ، فَلَمَّا رَأَى مَا فِي وَجْهِهِ قَالَ ‏ "‏ إِنَّا لَمْ نَرُدَّهُ عَلَيْكَ إِلاَّ أَنَّا حُرُمٌ ‏"‏‏.‏
Sahih-i Buhari, Kitâb 28 (Hacda Avlanma Cezası), Bâb 5, Hadis no. 1825
BÂB (6)

بَاب: مَا يَقْتُلُ الْمُحْرِمُ مِنَ الدَّوَابِّ

Sahih-i Buhari 1826Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)

Abdullah İbn Ömer r.a. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle dediğini nakleder: "Beş tür hayvan vardır ki bunların öldürülmesinde ihramlı için bir günah söz konusu değildir". Tekrar: 3315 [-1827-] İbn Ömer r.a. şöyle dedi: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem eşlerinden biri bana Hz. Nebi'in şöyle buyurduğunu söyledi: "İhramlı kişi şunları öldürebilir:" Tekrar:

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنْ نَافِعٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ خَمْسٌ مِنَ الدَّوَابِّ لَيْسَ عَلَى الْمُحْرِمِ فِي قَتْلِهِنَّ جُنَاحٌ ‏"‏‏.‏ وَعَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ‏.‏
Sahih-i Buhari, Kitâb 28 (Hacda Avlanma Cezası), Bâb 6, Hadis no. 1826
Sahih-i Buhari 1827Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)

Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.

حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ زَيْدِ بْنِ جُبَيْرٍ، قَالَ سَمِعْتُ ابْنَ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ يَقُولُ حَدَّثَتْنِي إِحْدَى، نِسْوَةِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ يَقْتُلُ الْمُحْرِمُ ‏"‏‏.‏
Sahih-i Buhari, Kitâb 28 (Hacda Avlanma Cezası), Bâb 6, Hadis no. 1827
Sahih-i Buhari 1828Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)

Abdullah İbn Ömer r.a., Hafsa r.anha'nın şöyle söylediğini belirtti: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Şu beş hayvanın öldürülmesinde, öldürene herhangi bir günah söz konusu değildir: Karga, çaylak, fare, akrep ve kelb-i akur." Not: Kelb-i Akur’un ne olduğu bir sonraki sayfa’da açıklama bölümünde

حَدَّثَنَا أَصْبَغُ، قَالَ أَخْبَرَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، عَنْ يُونُسَ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ سَالِمٍ، قَالَ قَالَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَتْ حَفْصَةُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ خَمْسٌ مِنَ الدَّوَابِّ لاَ حَرَجَ عَلَى مَنْ قَتَلَهُنَّ الْغُرَابُ وَالْحِدَأَةُ وَالْفَأْرَةُ وَالْعَقْرَبُ وَالْكَلْبُ الْعَقُورُ ‏"‏‏.‏
Sahih-i Buhari, Kitâb 28 (Hacda Avlanma Cezası), Bâb 6, Hadis no. 1828
Sahih-i Buhari 1829Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)

Aişe r.anha'den rivayet edilmiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Beş hayvan vardır ki bunların tümü fasıktır. Bunlar harem bölgesinde de öldürülür: Karga, çaylak, akrep, fare, kelb-i akur". Tekrar:

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سُلَيْمَانَ، قَالَ حَدَّثَنِي ابْنُ وَهْبٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ خَمْسٌ مِنَ الدَّوَابِّ كُلُّهُنَّ فَاسِقٌ، يَقْتُلُهُنَّ فِي الْحَرَمِ الْغُرَابُ وَالْحِدَأَةُ وَالْعَقْرَبُ وَالْفَأْرَةُ وَالْكَلْبُ الْعَقُورُ ‏"‏‏.‏
Sahih-i Buhari, Kitâb 28 (Hacda Avlanma Cezası), Bâb 6, Hadis no. 1829
Sahih-i Buhari 1830Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)

Abdullah r.a. şöyle dedi: Biz Mina'da bir mağarada Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikteyken kendisine "Mürselat" suresi indirildi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem okuyor, ben de henüz okuması dolayısıyla ağzı kurumadan onun okuduklarını ezberliyordum. Birden üzerimize bir yılan sıçradı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Onu öldürün" buyurdu. Biz onu öldürmek için hemen davrandık ki yılan kaçtı. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Siz onun şerrinden korunduğunuz gibi o da sizin şerrinizden korundu" buyurdu. Tekrar:

حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ حَفْصِ بْنِ غِيَاثٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، قَالَ حَدَّثَنِي إِبْرَاهِيمُ، عَنِ الأَسْوَدِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ بَيْنَمَا نَحْنُ مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي غَارٍ بِمِنًى، إِذْ نَزَلَ عَلَيْهِ ‏{‏وَالْمُرْسَلاَتِ‏}‏ وَإِنَّهُ لَيَتْلُوهَا، وَإِنِّي لأَتَلَقَّاهَا مِنْ فِيهِ، وَإِنَّ فَاهُ لَرَطْبٌ بِهَا، إِذْ وَثَبَتْ عَلَيْنَا حَيَّةٌ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ اقْتُلُوهَا ‏"‏‏.‏ فَابْتَدَرْنَاهَا، فَذَهَبَتْ، فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ وُقِيَتْ شَرَّكُمْ كَمَا وُقِيتُمْ شَرَّهَا ‏"‏‏.‏
Sahih-i Buhari, Kitâb 28 (Hacda Avlanma Cezası), Bâb 6, Hadis no. 1830
Sahih-i Buhari 1831Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)

Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in eşi Aişe r.anha "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in keler'e "fasıkçık" dediğini işittim ancak onun öldürülmesini emrettiğini işitmedim." Tekrar:

حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، قَالَ حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ زَوْجِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ لِلْوَزَغِ ‏ "‏ فُوَيْسِقٌ ‏"‏‏.‏ وَلَمْ أَسْمَعْهُ أَمَرَ بِقَتْلِهِ‏.‏
Sahih-i Buhari, Kitâb 28 (Hacda Avlanma Cezası), Bâb 6, Hadis no. 1831
BÂB (7)

بَاب: لَا يُعْضَدُ شَجَرُ الْحَرَمِ

Sahih-i Buhari 1832Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)

Ebu Şüreyh el-Adevî, Mekke'ye (Abdullah İbn Zübeyr'e karşı savaşmak üzere) ordular gönderen Amr İbn Saîd'e şöyle dedi: Ey Emir! İzin ver de sana bir şey anlatayım. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mekke'nin fethinin ertesi günü bir konuşma yaptı. Onu bu kulaklarım işitti, kalbim söylediklerini kavradı, gözlerim konuşma yaparken onu gördü. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Allah'a hamdü senada bulunduktan sonra şöyle buyurdu: "Mekke'yi Allah haram bölge kılmıştır, onu insanlar haram kılmamıştır. Allah'a ve ahiret gününe inanan bir kişinin orada kan akıtması helal olmaz. Mekke'nin bitkisi koparılmaz. Şayet Allah Resulü'nün orada savaş yaptığını ileri sürerek kendisine ruhsat çıkarmak isteyen birisi olursa ona şöyle deyiniz: "Allah, yalnızca Resulüne izin verdi, size izin vermedi". Allah bana da yalnızca gündüzün belirli bir anında izin verdi. Bugün Mekke'nin haramiığı dünkü haline geri döndü. Burada bulunanlar bulunmayanlara aktarsın." Ebu Şüreyh'e: "Amr sana ne dedi?" diye soruldu. Ebu Şüreyh dedi ki: Bana şöyle cevap verdi: "Ben bunu senden daha iyi bilirim ey Ebu Şüreyh! Harem bölgesi bir asîye, öldürülmesi gerekli olan bir kimseye, hırsızlık yaparak cezadan kurtulmak isteyene sığınak olamaz". Hadis’ten Çıkarılan Bazı Hükümler: 1- Bu olay, yönetici ile konuşurken, onların öğütlere daha çok kulak ver­melerini sağlamak için yumuşak bir üslup kullanmaya dair bir örnektir. 2- özellikle de itiraza konu olabilecek bir mesele ile ilgili olarak yöneticiler ile konuşmadan önce onlardan izin almak yerinde olur. İzin almadan söze başlamak ve ağır konuşmak, kişinin kendini öne çıkarması ve karşıdakinin de inat göstermesine sebep olur. 3- İlim öğretme, hükümleri açıklama ve önemli İşlerde konuşma yapmadan önce Allah'a hamdü senada bulunmak müstehabtır. Hadisten ilk anda anlaşıldığına göre Mekke halkına karşı savaş yapılması yasaktır. Oraya sığınan güvenlikte olur, kendisine ilişilmez. "Oraya giren emin olur", "Görmezler mi ki biz (yaşadıkları yeri) kendilerine güvenlikli bir harem kıldık" ayetlerinin yorumu konusunda müfessirlerin ortaya koyduğu iki görüşten biri de bu yöndedir. Hz. Nebi'in "Allah'a ve ahiret gününe inanan..." şeklindeki ifadeleri, emre itaatin sağlanması İçindir. Çünkü Allah'a inanan kişinin ona İtaat etmesi gerekir. Ahirete inanan kimsenin de emredilen şeyi yerine getirmesi, yasaklanan şeyden de hesap sorulma korkusuyla uzak durması gerekir. Bu hadis, Mekke'de adam öldürme ve savaş yapmanın haram olduğuna delil olarak gösterilmiştir. Harem Bölgesindeki Hangi Bitkilerin Koparılması Yasaktır? Kurtubî şunları kaydeder: Fakihler koparılması yasaklanan otları, insanların bir müdahalesi söz konusu olmaksızın Allah tarafından bitirilen bitkiler ile sınırlandırmışlardır. İnsanların müdahalesi ile yetişen bitkilerin koparılması konusunda ise farklı görüşler ileri sürülmüştür. a- Alimlerin çoğunluğu bunun caiz olduğunu söylemişlerdir. b- Şafiî, her tür bitkinin koparılmasında cezanın gerektiğini söylemiştir. İbn Kudame de bu görüşü tercih etmiştir. İnsanların müdahalesi olmaksızın yetişen bitkilerin koparılması durumunda cezanın ne olacağı konusunda farklı görüşler söz konusudur: a- Malik "bunda ceza söz konusu değildir, kişi günahkar olur" demiştir. b- Ata 'Allah'tan bağışlanma diler" demiştir. c- Ebu Hanife "kıymeti ile hedy kurbanı alınarak kesilir" demiştir. d- Şafiî "büyük bitki koparma durumunda sığır, daha düşüğünde koyun gerekir" demiştir. İbnü'l-Arabî şöyle demiştir: "Fakihler, harem bölgesinin bitkisinin koparılma­sının haram kılındığında ittifak etmişlerdir. Ancak Şafiî ağaç dallarından misvak kesilmesini caiz görmüştür". Ebu Sevr de Şafiî'den bu görüşü nakletmiştir. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in "gündüzün bir anında" dediği süre, güneşin doğuşundan İkindi vaktine kadar olan süredir. İbn Cerîr şöyle der: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in "burada bulunanlar bulunmayanlara aktarsın" ifadesinde haber-i vahidin kabul edileceğine dair delil vardır. Çünkü bu söz, konuşmada bulunan her bir şahsın dinlediklerini aktarmasını gerektirir. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem yalnızca, tıpkı dinieyen gibi aktarımda bulunulan kimselerin de amel etmesi gerekli olduğu için, orada bulunanların aktarmasını emretmiştir. Aksi taktirde aktarma emrinin bir anlamı kalmazdı. Had cezası olarak öldürülmesi gerekli olan ve Harem bölgesine sığınan kimsenin durumu da alimler arasında görüş ayrılığına neden olmuştur. Ebu Şüreyh'in Hadisinden Çıkan Diğer Bazı Sonuçlar 1- Kişi kendisinin, güvenilir ve dinlediğini ezberinde tutabilen bir kimse olduğunu ortaya koyabilir. 2- Alim bir kimse, yönetimde bulunanların din ile ilgili işlerden herhangi birini değiştirdiğini gördüğünde onlara tepkisini gösterir, yumuşak bir şekilde öğüt verir ve tedrice riayet eder. 3- Dine aykırı bir şeye karşı tepkinin ortaya konulması sırasında durumu elle değiştirmek mümkün olmadığında, tepki dile getirilmekle yetinilir. 4- Etkili söz söylerken söz pekiştirilerek söylenir. 5- Din ile ilgili konularda tartışma yapmak caizdir. 6- Dinî hükümlerde nesh (bir hükmün, sonraki bir hükümle yürürlükten kaldırılması) caizdir. 7- İçtihada açık bir konuda, bir müctehidin ulaştığı hüküm başka bir müctehid hakkında bağlayıcı olmaz. 8- Tebliği yerine getirerek sorumluluktan kurtulmak ve istenmeyen durum­lara sabretmek gerekir. Mekke'nin savaş yoluyla fethedildiği görüşünü kabul edenler bu hadîsi delil getirmişlerdir. باب: لا ينفر صيد الحرم. 9- Harem Bölgesinin Avı Ürkütülmez

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي سَعِيدٍ الْمَقْبُرِيِّ، عَنْ أَبِي شُرَيْحٍ الْعَدَوِيِّ، أَنَّهُ قَالَ لِعَمْرِو بْنِ سَعِيدٍ، وَهُوَ يَبْعَثُ الْبُعُوثَ إِلَى مَكَّةَ ائْذَنْ لِي أَيُّهَا الأَمِيرُ أُحَدِّثْكَ قَوْلاً قَامَ بِهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لِلْغَدِ مِنْ يَوْمِ الْفَتْحِ، فَسَمِعَتْهُ أُذُنَاىَ، وَوَعَاهُ قَلْبِي، وَأَبْصَرَتْهُ عَيْنَاىَ حِينَ تَكَلَّمَ بِهِ، إِنَّهُ حَمِدَ اللَّهَ، وَأَثْنَى عَلَيْهِ، ثُمَّ قَالَ ‏ "‏ إِنَّ مَكَّةَ حَرَّمَهَا اللَّهُ وَلَمْ يُحَرِّمْهَا النَّاسُ، فَلاَ يَحِلُّ لاِمْرِئٍ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ أَنْ يَسْفِكَ بِهَا دَمًا وَلاَ يَعْضُدَ بِهَا شَجَرَةً، فَإِنْ أَحَدٌ تَرَخَّصَ لِقِتَالِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقُولُوا لَهُ إِنَّ اللَّهَ أَذِنَ لِرَسُولِهِ صلى الله عليه وسلم وَلَمْ يَأْذَنْ لَكُمْ، وَإِنَّمَا أَذِنَ لِي سَاعَةً مِنْ نَهَارٍ، وَقَدْ عَادَتْ حُرْمَتُهَا الْيَوْمَ كَحُرْمَتِهَا بِالأَمْسِ، وَلْيُبَلِّغِ الشَّاهِدُ الْغَائِبَ ‏"‏‏.‏ فَقِيلَ لأَبِي شُرَيْحٍ مَا قَالَ لَكَ عَمْرٌو قَالَ أَنَا أَعْلَمُ بِذَلِكَ مِنْكَ يَا أَبَا شُرَيْحٍ، إِنَّ الْحَرَمَ لاَ يُعِيذُ عَاصِيًا، وَلاَ فَارًّا بِدَمٍ، وَلاَ فَارًّا بِخَرْبَةٍ‏.‏ خَرْبَةٌ بَلِيَّةٌ‏.‏
Sahih-i Buhari, Kitâb 28 (Hacda Avlanma Cezası), Bâb 7, Hadis no. 1832
BÂB (8)

بَاب: لَا يُنَفَّرُ صَيْدُ الْحَرَمِ

Sahih-i Buhari 1833Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)

İbn Abbas r.a., Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu söyledi: "Allah Mekke'yi haram kıldı. Benden önce hiç kimseye helal kılınmadığı gibi benden sonra hiç kimseye de helal kılınmayacaktır. Bana da yalnızca gündüzün bir bölümünde helal kılındı. Mekke'nin yaş otu koparılmaz, ağacı sökülmez, avı ürkütülmez. Etrafa duyurmak için alma dışında yere düşürülen mal alınmaz". (Hz. Nebi bu konuşmayı yaparken amcası) Abbas: "Ey Allah'ın Resulü! îzhir otu hariç. Onu dökümcülükte ve kabirlerimizde kullanırız" dedi. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "izhir otu hariç" buyurdu

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ، حَدَّثَنَا خَالِدٌ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ إِنَّ اللَّهَ حَرَّمَ مَكَّةَ، فَلَمْ تَحِلَّ لأَحَدٍ قَبْلِي، وَلاَ تَحِلُّ لأَحَدٍ بَعْدِي، وَإِنَّمَا أُحِلَّتْ لِي سَاعَةً مِنْ نَهَارٍ، لاَ يُخْتَلَى خَلاَهَا، وَلاَ يُعْضَدُ شَجَرُهَا، وَلاَ يُنَفَّرُ صَيْدُهَا، وَلاَ تُلْتَقَطُ لُقَطَتُهَا إِلاَّ لِمُعَرِّفٍ ‏"‏‏.‏ وَقَالَ الْعَبَّاسُ يَا رَسُولَ اللَّهِ‏.‏ إِلاَّ الإِذْخِرَ لِصَاغَتِنَا وَقُبُورِنَا‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ إِلاَّ الإِذْخِرَ ‏"‏‏.‏ وَعَنْ خَالِدٍ عَنْ عِكْرِمَةَ قَالَ هَلْ تَدْرِي مَا لاَ يُنَفَّرُ صَيْدُهَا هُوَ أَنْ يُنَحِّيَهُ مِنَ الظِّلِّ، يَنْزِلُ مَكَانَهُ‏.‏
Sahih-i Buhari, Kitâb 28 (Hacda Avlanma Cezası), Bâb 8, Hadis no. 1833
BÂB (9)

بَاب: لَا يَحِلُّ الْقِتَالُ بِمَكَّةَ

Sahih-i Buhari 1834Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)

İbn Abbas r.a. şöyle dedi: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mekke'yi fethettiği gün şöyle buyurdu: "Bundan böyle (Mekke'den Medine'ye) hicret yoktur. Ancak cihad etmek ve niyet vardır. Sizden sefere çıkmanız istendiğinde sefere çıkın. Burası, Allah'ın gökleri ve yeri yarattığı zaman haram kıldığı bir beldedir. Burası, Allah'ın haram kılması sebebiyle kıyamete kadar haramdır. Benden önce hiç kimsenin burada savaş yapması helal kılınmadı. Benim için de ancak gündüzün belirli bir anında helal kılındı. Burası Allah'ın haram kılması sebebiyle kıyamete kadar haramdır. Mekke'nin dikeni koparılmaz, avı ürkütülmez, du­yurmak amacı dışında düşürülen malı alınmaz, otu koparılmaz." Bu sırada Abbas şöyle dedi: Ey Allah'ın Resulü izhir hariç. Bu ot, Mekke'lilerin demircileri tarafından kullanılır, ayrıca evlerde de kullanılır. Hz.Nebi: "İzhir hariç" buyurdu

حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنْ طَاوُسٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ افْتَتَحَ مَكَّةَ ‏"‏ لاَ هِجْرَةَ وَلَكِنْ جِهَادٌ وَنِيَّةٌ، وَإِذَا اسْتُنْفِرْتُمْ فَانْفِرُوا، فَإِنَّ هَذَا بَلَدٌ حَرَّمَ اللَّهُ يَوْمَ خَلَقَ السَّمَوَاتِ وَالأَرْضَ، وَهُوَ حَرَامٌ بِحُرْمَةِ اللَّهِ إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ، وَإِنَّهُ لَمْ يَحِلَّ الْقِتَالُ فِيهِ لأَحَدٍ قَبْلِي، وَلَمْ يَحِلَّ لِي إِلاَّ سَاعَةً مِنْ نَهَارٍ، فَهُوَ حَرَامٌ بِحُرْمَةِ اللَّهِ إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ، لاَ يُعْضَدُ شَوْكُهُ، وَلاَ يُنَفَّرُ صَيْدُهُ، وَلاَ يَلْتَقِطُ لُقَطَتَهُ إِلاَّ مَنْ عَرَّفَهَا، وَلاَ يُخْتَلَى خَلاَهَا ‏"‏‏.‏ قَالَ الْعَبَّاسُ يَا رَسُولَ اللَّهِ‏.‏ إِلاَّ الإِذْخِرَ، فَإِنَّهُ لِقَيْنِهِمْ وَلِبُيُوتِهِمْ‏.‏ قَالَ قَالَ ‏"‏ إِلاَّ الإِذْخِرَ ‏"‏‏.‏
Sahih-i Buhari, Kitâb 28 (Hacda Avlanma Cezası), Bâb 9, Hadis no. 1834
BÂB (10)

بَاب: الْحِجَامَةِ لِلْمُحْرِمِ

Sahih-i Buhari 1835Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)

İbn Abbas r.a. şöyle dedi: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ihramlı iken kan aldırdı. Tekrar:

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ قَالَ عَمْرٌو أَوَّلُ شَىْءٍ سَمِعْتُ عَطَاءً، يَقُولُ سَمِعْتُ ابْنَ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ يَقُولُ احْتَجَمَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ مُحْرِمٌ‏.‏ ثُمَّ سَمِعْتُهُ يَقُولُ حَدَّثَنِي طَاوُسٌ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ فَقُلْتُ لَعَلَّهُ سَمِعَهُ مِنْهُمَا‏.‏
Sahih-i Buhari, Kitâb 28 (Hacda Avlanma Cezası), Bâb 10, Hadis no. 1835
Sahih-i Buhari 1836Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)

İbn Buhayne r.a. şöyle dedi: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Lahy-i cemel denilen yerde başının ortasından hacamat yaptırdı (kan aldırdı). Tekrar:

حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ مَخْلَدٍ، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ بِلاَلٍ، عَنْ عَلْقَمَةَ بْنِ أَبِي عَلْقَمَةَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الأَعْرَجِ، عَنِ ابْنِ بُحَيْنَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ احْتَجَمَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم وَهْوَ مُحْرِمٌ بِلَحْىِ جَمَلٍ فِي وَسَطِ رَأْسِهِ‏.‏
Sahih-i Buhari, Kitâb 28 (Hacda Avlanma Cezası), Bâb 10, Hadis no. 1836
BÂB (11)

بَاب: تَزْوِيجِ الْمُحْرِمِ

Sahih-i Buhari 1837Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)

İbn Abbas r.a. şöyle söyledi: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Meymune ile ihramlı iken evlendi. Tekrar:

حَدَّثَنَا أَبُو الْمُغِيرَةِ عَبْدُ الْقُدُّوسِ بْنُ الْحَجَّاجِ، حَدَّثَنَا الأَوْزَاعِيُّ، حَدَّثَنِي عَطَاءُ بْنُ أَبِي رَبَاحٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم تَزَوَّجَ مَيْمُونَةَ وَهُوَ مُحْرِمٌ‏.‏
Sahih-i Buhari, Kitâb 28 (Hacda Avlanma Cezası), Bâb 11, Hadis no. 1837
BÂB (12)

بَاب: مَا يُنْهَى مِنَ الطِّيبِ لِلْمُحْرِمِ وَالْمُحْرِمَةِ

Sahih-i Buhari 1838Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)

Abdullah b. Ömer r.a. şöyle dedi: Bir adam kalkarak şöyle dedi: Ey Allah'ın Resulü! İhramlı iken hangi elbiseyi giymemizi emredersin? Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "İhramlı kişi gömlek, şalvar, sarık, burnus giyemez. Nalinleri (sandaletleri) yoksa mestlerini giyip ayak bileğindeki çıkıntılardan alt tarafını kessin. Zaferan ve vers ile boyanmış elbise giymeyin. İhramlı kadın yüzüne peçe takmasın, ellerine eldiven giymesin." Ubeydullah şöyle rivayet etti: "İhramlı kadın yüzüne peçe örtemez, ellerine eldiven giyemez

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يَزِيدَ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، حَدَّثَنَا نَافِعٌ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ قَامَ رَجُلٌ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ مَاذَا تَأْمُرُنَا أَنْ نَلْبَسَ مِنَ الثِّيَابِ فِي الإِحْرَامِ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لاَ تَلْبَسُوا الْقَمِيصَ وَلاَ السَّرَاوِيلاَتِ وَلاَ الْعَمَائِمَ، وَلاَ الْبَرَانِسَ إِلاَّ أَنْ يَكُونَ أَحَدٌ لَيْسَتْ لَهُ نَعْلاَنِ، فَلْيَلْبَسِ الْخُفَّيْنِ، وَلْيَقْطَعْ أَسْفَلَ مِنَ الْكَعْبَيْنِ، وَلاَ تَلْبَسُوا شَيْئًا مَسَّهُ زَعْفَرَانٌ، وَلاَ الْوَرْسُ، وَلاَ تَنْتَقِبِ الْمَرْأَةُ الْمُحْرِمَةُ وَلاَ تَلْبَسِ الْقُفَّازَيْنِ ‏"‏‏.‏ تَابَعَهُ مُوسَى بْنُ عُقْبَةَ وَإِسْمَاعِيلُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ بْنِ عُقْبَةَ وَجُوَيْرِيَةُ وَابْنُ إِسْحَاقَ فِي النِّقَابِ وَالْقُفَّازَيْنِ‏.‏ وَقَالَ عُبَيْدُ اللَّهِ وَلاَ وَرْسٌ وَكَانَ يَقُولُ لاَ تَتَنَقَّبِ الْمُحْرِمَةُ، وَلاَ تَلْبَسِ الْقُفَّازَيْنِ‏.‏ وَقَالَ مَالِكٌ عَنْ نَافِعٍ عَنِ ابْنِ عُمَرَ لاَ تَتَنَقَّبِ الْمُحْرِمَةُ‏.‏ وَتَابَعَهُ لَيْثُ بْنُ أَبِي سُلَيْمٍ‏.‏
Sahih-i Buhari, Kitâb 28 (Hacda Avlanma Cezası), Bâb 12, Hadis no. 1838
Sahih-i Buhari 1839Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)

İbn Abbas r.a. şöyle dedi: Bir deve ihramlı bir adamın boynunu kırarak onu öldürdü. Adamın cenazesi Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e getirildi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Onu yıkayın, kefenleyin, başını örtmeyin, güzel koku sürmeyin. Çünkü o telbiye getirerek diriltilecektir

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنِ الْحَكَمِ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ وَقَصَتْ بِرَجُلٍ مُحْرِمٍ نَاقَتُهُ، فَقَتَلَتْهُ، فَأُتِيَ بِهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏ "‏ اغْسِلُوهُ، وَكَفِّنُوهُ، وَلاَ تُغَطُّوا رَأْسَهُ، وَلاَ تُقَرِّبُوهُ طِيبًا، فَإِنَّهُ يُبْعَثُ يُهِلُّ ‏"‏‏.‏
Sahih-i Buhari, Kitâb 28 (Hacda Avlanma Cezası), Bâb 12, Hadis no. 1839
BÂB (13)

بَاب: الِاغْتِسَالِ لِلْمُحْرِمِ

Sahih-i Buhari 1840Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)

Abdullah İbn Abbas ve Misver İbn Mahreme r.a. Ebva'da görüş ayrılığına düştüler: Abdullah İbn Abbas "ihramlı kişi başını yıkayabilir" dedi. Misver "İhramlı kişi başını yıkayamaz" dedi. (Ravi Abdullah İbn Huneyn dedi ki): İbn Abbas beni bu konuyu sormak üzere Ebu Eyyub el-Ensarî'ye gönderdi. Onu kuyu başında iki direk arasına gerilmiş perde gerisinde yıkanırken buldum. Selam verdim. "Kimsin?" diye sordu. Ben: "Abdullah İbn Huneyn'im. Beni Abdullah İbn Abbas, Resulullah'ın ihramlı iken başını nasıl yıkadığını sormak için gönderdi" dedim. Bunun üzerine Ebu Eyyub elini perdenin üzerine bastırdı, başı göründü. Kendisine su döken birine "dök" dedi. Adam onun başına su döktü. Sonra Ebu Eyyub iki elini başının üzerinde öne ve arkaya hareket ettirdi. Sonra "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in böyle yaptığını gördüm" dedi

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ حُنَيْنٍ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ الْعَبَّاسِ، وَالْمِسْوَرَ بْنَ مَخْرَمَةَ، اخْتَلَفَا بِالأَبْوَاءِ، فَقَالَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبَّاسٍ يَغْسِلُ الْمُحْرِمُ رَأْسَهُ‏.‏ وَقَالَ الْمِسْوَرُ لاَ يَغْسِلُ الْمُحْرِمُ رَأْسَهُ‏.‏ فَأَرْسَلَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْعَبَّاسِ إِلَى أَبِي أَيُّوبَ الأَنْصَارِيِّ، فَوَجَدْتُهُ يَغْتَسِلُ بَيْنَ الْقَرْنَيْنِ، وَهُوَ يُسْتَرُ بِثَوْبٍ، فَسَلَّمْتُ عَلَيْهِ فَقَالَ مَنْ هَذَا فَقُلْتُ أَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ حُنَيْنٍ، أَرْسَلَنِي إِلَيْكَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْعَبَّاسِ، أَسْأَلُكَ كَيْفَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَغْسِلُ رَأْسَهُ، وَهُوَ مُحْرِمٌ، فَوَضَعَ أَبُو أَيُّوبَ يَدَهُ عَلَى الثَّوْبِ، فَطَأْطَأَهُ حَتَّى بَدَا لِي رَأْسُهُ ثُمَّ قَالَ لإِنْسَانٍ يَصُبُّ عَلَيْهِ اصْبُبْ‏.‏ فَصَبَّ عَلَى رَأْسِهِ، ثُمَّ حَرَّكَ رَأْسَهُ بِيَدَيْهِ فَأَقْبَلَ بِهِمَا وَأَدْبَرَ وَقَالَ هَكَذَا رَأَيْتُهُ صلى الله عليه وسلم يَفْعَلُ‏.‏
Sahih-i Buhari, Kitâb 28 (Hacda Avlanma Cezası), Bâb 13, Hadis no. 1840
BÂB (14)

بَاب: لُبْسِ الْخُفَّيْنِ لِلْمُحْرِمِ إِذَا لَمْ يَجِدِ النَّعْلَيْنِ

Sahih-i Buhari 1841Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)

İbn Abbas r.a. şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Arafatta hutbe esnasında İhramlı kimse hakkında şöyle söylediğini işittim: "Nalin bulamayan mestlerini giysin. İzar bulamayan sirval şalvar giysin." (Arapların sirval dedikleri şey ayak bileklerine kadar uzanan uzun iç çamaşırdır)

حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ أَخْبَرَنِي عَمْرُو بْنُ دِينَارٍ، سَمِعْتُ جَابِرَ بْنَ زَيْدٍ، سَمِعْتُ ابْنَ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَخْطُبُ بِعَرَفَاتٍ ‏ "‏ مَنْ لَمْ يَجِدِ النَّعْلَيْنِ فَلْيَلْبَسِ الْخُفَّيْنِ، وَمَنْ لَمْ يَجِدْ إِزَارًا فَلْيَلْبَسْ سَرَاوِيلَ ‏"‏‏.‏ لِلْمُحْرِمِ‏.‏
Sahih-i Buhari, Kitâb 28 (Hacda Avlanma Cezası), Bâb 14, Hadis no. 1841
Sahih-i Buhari 1842Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)

Abdullah r.a. şöyle demiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e "ihramlı kişi hangi elbiseleri giyebilir?" diye soruldu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle cevap verdi: "(İhramlı kişi) gömlek, sarık, şalvar, burnus ve zaferan ve vers sürülmüş elbise giyemez. Nalin bulamazsa mest giysin ve ayak bileğindeki kemiklerden aşağıda kalacak şekilde üst kısmını kessin

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ شِهَابٍ، عَنْ سَالِمٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ ـ رضى الله عنه ـ سُئِلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مَا يَلْبَسُ الْمُحْرِمُ مِنَ الثِّيَابِ فَقَالَ ‏ "‏ لاَ يَلْبَسِ الْقَمِيصَ، وَلاَ الْعَمَائِمَ، وَلاَ السَّرَاوِيلاَتِ، وَلاَ الْبُرْنُسَ، وَلاَ ثَوْبًا مَسَّهُ زَعْفَرَانٌ وَلاَ وَرْسٌ، وَإِنْ لَمْ يَجِدْ نَعْلَيْنِ فَلْيَلْبَسِ الْخُفَّيْنِ، وَلْيَقْطَعْهُمَا حَتَّى يَكُونَا أَسْفَلَ مِنَ الْكَعْبَيْنِ ‏"‏‏.‏
Sahih-i Buhari, Kitâb 28 (Hacda Avlanma Cezası), Bâb 14, Hadis no. 1842
BÂB (15)

بَاب: إِذَا لَمْ يَجِدِ الْإِزَارَ فَلْيَلْبَسْ السَّرَاوِيلَ

Sahih-i Buhari 1843Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)

ibn Abbas r.a. şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Arafatta bize hutbe okuyarak şöyle buyurdu: 'İzar bulamayan sirval giysin. Nalin bulamayan mestlerini giysin". باب: لبس السلاح للمحرم. 17- İhramlının Silah Kuşanması

حَدَّثَنَا آدَمُ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ دِينَارٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ زَيْدٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ خَطَبَنَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِعَرَفَاتٍ فَقَالَ ‏ "‏ مَنْ لَمْ يَجِدِ الإِزَارَ فَلْيَلْبَسِ السَّرَاوِيلَ، وَمَنْ لَمْ يَجِدِ النَّعْلَيْنِ فَلْيَلْبَسِ الْخُفَّيْنِ ‏"‏‏.‏
Sahih-i Buhari, Kitâb 28 (Hacda Avlanma Cezası), Bâb 15, Hadis no. 1843
BÂB (16)

بَاب: لُبْسِ السِّلَاحِ لِلْمُحْرِمِ

Sahih-i Buhari 1844Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)

Bera r.a. şunları anlatmıştır: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Zilkade ayında umre yaptı. Kureyşliler onun Mekke'ye girmesine izin vermediler. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Kureyşliler ile ertesi yıl Mekke'ye silahlar kınında olarak girmek şartıyla antlaşma yaptı

حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، عَنْ إِسْرَائِيلَ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنِ الْبَرَاءِ ـ رضى الله عنه ـ اعْتَمَرَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فِي ذِي الْقَعْدَةِ، فَأَبَى أَهْلُ مَكَّةَ أَنْ يَدَعُوهُ يَدْخُلُ مَكَّةَ، حَتَّى قَاضَاهُمْ لاَ يُدْخِلُ مَكَّةَ سِلاَحًا إِلاَّ فِي الْقِرَابِ‏.‏
Sahih-i Buhari, Kitâb 28 (Hacda Avlanma Cezası), Bâb 16, Hadis no. 1844
BÂB (17)

بَاب: دُخُولِ الْحَرَمِ وَمَكَّةَ بِغَيْرِ إِحْرَامٍ

Sahih-i Buhari 1845Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)

İbn Abbas r.a. şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Medine'liler için Zul-Huleyfe'yi, Necd'liler için Karn'ı, Yemenliler için Yelemlem'i mîkat (ihram sınırı) olarak belirlemiştir. Bunlar hem belirtilen memleketler hem de onlar dışında hac ve umre yapmak amacıyla bu sınırlara gelenler içindir. Bu sınırın içinde bulunanlar ise her nerede bulunurlarsa oradan ihrama girerler. Hatta Mekke'Iiler Mekke'den ihrama girer

حَدَّثَنَا مُسْلِمٌ، حَدَّثَنَا وُهَيْبٌ، حَدَّثَنَا ابْنُ طَاوُسٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَقَّتَ لأَهْلِ الْمَدِينَةِ ذَا الْحُلَيْفَةِ، وَلأَهْلِ نَجْدٍ قَرْنَ الْمَنَازِلِ، وَلأَهْلِ الْيَمَنِ يَلَمْلَمَ، هُنَّ لَهُنَّ وَلِكُلِّ آتٍ أَتَى عَلَيْهِنَّ مِنْ غَيْرِهِمْ مِمَّنْ أَرَادَ الْحَجَّ وَالْعُمْرَةَ، فَمَنْ كَانَ دُونَ ذَلِكَ فَمِنْ حَيْثُ أَنْشَأَ، حَتَّى أَهْلُ مَكَّةَ مِنْ مَكَّةَ‏.‏
Sahih-i Buhari, Kitâb 28 (Hacda Avlanma Cezası), Bâb 17, Hadis no. 1845
Sahih-i Buhari 1846Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)

Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم دَخَلَ عَامَ الْفَتْحِ، وَعَلَى رَأْسِهِ الْمِغْفَرُ، فَلَمَّا نَزَعَهُ جَاءَ رَجُلٌ، فَقَالَ إِنَّ ابْنَ خَطَلٍ مُتَعَلِّقٌ بِأَسْتَارِ الْكَعْبَةِ‏.‏ فَقَالَ ‏ "‏ اقْتُلُوهُ ‏"‏‏.‏
Sahih-i Buhari, Kitâb 28 (Hacda Avlanma Cezası), Bâb 17, Hadis no. 1846
BÂB (18)

بَاب: إِذَا أَحْرَمَ جَاهِلًا وَعَلَيْهِ قَمِيصٌ

Sahih-i Buhari 1847Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)

Safvan İbn Ya'la babasından şunu rivayet etmiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem İle birlikte idik. Üzerinde sarı rengin izi bulunan bir cübbesi olan bir adam geldi. Ömer bana: "Hz.Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e vahiy indirilirken onu görmeyi ister misin?" diye sordu. Ona vahiy indirildi, sonra vahyin ağırlığı gidince şöyle buyurdu: "Haccında yaptığını umrende de yap

حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ، حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، حَدَّثَنَا عَطَاءٌ، قَالَ حَدَّثَنِي صَفْوَانُ بْنُ يَعْلَى، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ كُنْتُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَتَاهُ رَجُلٌ عَلَيْهِ جُبَّةٌ فِيهِ أَثَرُ صُفْرَةٍ أَوْ نَحْوُهُ، وَكَانَ عُمَرُ يَقُولُ لِي تُحِبُّ إِذَا نَزَلَ عَلَيْهِ الْوَحْىُ أَنْ تَرَاهُ فَنَزَلَ عَلَيْهِ ثُمَّ سُرِّيَ عَنْهُ فَقَالَ ‏ "‏ اصْنَعْ فِي عُمْرَتِكَ مَا تَصْنَعُ فِي حَجِّكَ ‏"‏‏.‏
Sahih-i Buhari, Kitâb 28 (Hacda Avlanma Cezası), Bâb 18, Hadis no. 1847
Sahih-i Buhari 1848Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)

Bize Atâ ibn Ebî Rebâh tahdîs edip şöyle dedi: Bana Safvân ibnu Ya'lâ tahdîs etti. Bâbası Ya'lâ ibn Umeyye şöyle demiştir: Ben Rasûlüllah'ın beraberinde idim. O'na; üzerinde bir cübbe, sarılık izi yahut benzeri bir boya izi bulunan bir kimse geldi. Omer ibnu'l-Hattâb bana: Üzerine vahy indiği zamanRasûlüllah'ı görmeyi arzu eder misin? der dururdu. Bu, sırada Rasûlüllah'a vahy indi. Sonra Rasûlüllah'tan vahy hâli sıyrıldı. Rasûlüllah(sallallahü aleyhi ve sellem), o gelen kimseye: "Haccında yapa geldiğin işleri umrende de yap!" buyurdu. bu arada bir adam diğer bir adamın elini ısırdı, yani eli ısırılan kişi, elini çekmekle, ısıranın dişlerinden birini kökünden söktü. Peygamber o sökülen dişi heder kıldı, yani onu diyetsiz bıraktı

وَعَضَّ رَجُلٌ يَدَ رَجُلٍ ـ يَعْنِي فَانْتَزَعَ ثَنِيَّتَهُ ـ فَأَبْطَلَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم‏.‏
Sahih-i Buhari, Kitâb 28 (Hacda Avlanma Cezası), Bâb 18, Hadis no. 1848
BÂB (19)

بَاب: الْمُحْرِمِ يَمُوتُ بِعَرَفَةَ، وَلَمْ يَأْمُرِ النَّبِيُّ ﷺ أَنْ يُؤَدَّى عَنْهُ بَقِيَّةُ الْحَجِّ

Sahih-i Buhari 1849Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)

Biri bir başkasının elini ısırdı. Adam elini çekti, ısıran adamın dişi kırıldı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem diyete hükmetmedi. Tekrar:

حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ بَيْنَا رَجُلٌ وَاقِفٌ مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِعَرَفَةَ إِذْ وَقَعَ عَنْ رَاحِلَتِهِ، فَوَقَصَتْهُ ـ أَوْ قَالَ فَأَقْعَصَتْهُ ـ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ اغْسِلُوهُ بِمَاءٍ وَسِدْرٍ، وَكَفِّنُوهُ فِي ثَوْبَيْنِ ـ أَوْ قَالَ ثَوْبَيْهِ ـ وَلاَ تُحَنِّطُوهُ، وَلاَ تُخَمِّرُوا رَأْسَهُ، فَإِنَّ اللَّهَ يَبْعَثُهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ يُلَبِّي ‏"‏‏.‏
Sahih-i Buhari, Kitâb 28 (Hacda Avlanma Cezası), Bâb 19, Hadis no. 1849
Sahih-i Buhari 1850Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)

İbn Abbas r.a. şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile Arafatta vakfe yapan bir adam devesinden düştü, devesi onun boynunu kırarak adamı öldürdü. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Onu su ve sidir ile yıkayın. Onu iki elbise ile (veya elbiseleri ile) defnedin. Ona hanut sürmeyin, başını da kapatmayın. Çün­kü Allah kıyamet günü onu telbiye getirirken diriltecek

حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ بَيْنَا رَجُلٌ وَاقِفٌ مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِعَرَفَةَ إِذْ وَقَعَ عَنْ رَاحِلَتِهِ فَوَقَصَتْهُ ـ أَوْ قَالَ فَأَوْقَصَتْهُ ـ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ اغْسِلُوهُ بِمَاءٍ وَسِدْرٍ، وَكَفِّنُوهُ فِي ثَوْبَيْنِ، وَلاَ تَمَسُّوهُ طِيبًا، وَلاَ تُخَمِّرُوا رَأْسَهُ، وَلاَ تُحَنِّطُوهُ، فَإِنَّ اللَّهَ يَبْعَثُهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ مُلَبِّيًا ‏"‏‏.‏
Sahih-i Buhari, Kitâb 28 (Hacda Avlanma Cezası), Bâb 19, Hadis no. 1850
BÂB (20)

بَاب: سُنَّةِ الْمُحْرِمِ إِذَا مَاتَ

Sahih-i Buhari 1851Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)

İbn Abbas r.a. şöyle demiştir: Arafatta Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte vakfe yapan bir adam devesinden düştü, devesi onun boynunu kırarak öldürdü. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Onu su ve sidr ile yıkayın. İki elbise ile kefenleyin. Güzel koku sürmeyin, başını örtmeyin, hanut sürmeyin. Çünkü Allah onu kıyamet günü telbiye getirir şekilde diriltecektir." باب: سنة المحرم إذا مات. 21- Ölen İhramlı Kişiye Yapılacak Muamele

حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، أَخْبَرَنَا أَبُو بِشْرٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّ رَجُلاً، كَانَ مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَوَقَصَتْهُ نَاقَتُهُ، وَهُوَ مُحْرِمٌ، فَمَاتَ، فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ اغْسِلُوهُ بِمَاءٍ وَسِدْرٍ، وَكَفِّنُوهُ فِي ثَوْبَيْهِ، وَلاَ تَمَسُّوهُ بِطِيبٍ، وَلاَ تُخَمِّرُوا رَأْسَهُ، فَإِنَّهُ يُبْعَثُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ مُلَبِّيًا ‏"‏‏.‏
Sahih-i Buhari, Kitâb 28 (Hacda Avlanma Cezası), Bâb 20, Hadis no. 1851
BÂB (21)

بَاب: الْحَجِّ وَالنُّذُورِ عَنِ الْمَيِّتِ، وَالرَّجُلُ يَحُجُّ عَنِ الْمَرْأَةِ

Sahih-i Buhari 1852Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)

ibn Abbas r.a. şöyle dedi: Bir adam Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikteydi. Devesi onun boynunu kırdı, adam öldü. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Onu su ve sidr ile yıkayın. İki elbise ile kefenleyin, güzel koku sürmeyin, başını örtmeyin. Çünkü kıyamet günü telbiye getirir şekilde diriltilecektir

حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ أَبِي بِشْرٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّ امْرَأَةً، مِنْ جُهَيْنَةَ جَاءَتْ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَتْ إِنَّ أُمِّي نَذَرَتْ أَنْ تَحُجَّ، فَلَمْ تَحُجَّ حَتَّى مَاتَتْ أَفَأَحُجُّ عَنْهَا قَالَ ‏ "‏ نَعَمْ‏.‏ حُجِّي عَنْهَا، أَرَأَيْتِ لَوْ كَانَ عَلَى أُمِّكِ دَيْنٌ أَكُنْتِ قَاضِيَةً اقْضُوا اللَّهَ، فَاللَّهُ أَحَقُّ بِالْوَفَاءِ ‏"‏‏.‏
Sahih-i Buhari, Kitâb 28 (Hacda Avlanma Cezası), Bâb 21, Hadis no. 1852
BÂB (22)

بَاب: الْحَجِّ عَمَّنْ لَا يَسْتَطِيعُ الثُّبُوتَ عَلَى الرَّاحِلَةِ

Sahih-i Buhari 1853Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)

Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.

حَدَّثَنَا أَبُو عَاصِمٍ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ يَسَارٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنِ الْفَضْلِ بْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهم ـ أَنَّ امْرَأَةً، ح‏.‏
Sahih-i Buhari, Kitâb 28 (Hacda Avlanma Cezası), Bâb 22, Hadis no. 1853
Sahih-i Buhari 1854Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)

İbn Abbas r.a. şöyle dedi: Cüheyne kabilesinden bir kadın Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelerek şöyle dedi: "Annem haccetmeyi adadı, ancak hac yapamadan öldü. Ben onun yerine hac yapayım mı?" Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Evet onun yerine hac yap. Annenin borcu olsaydı onu öder miydin? Allah'a olan borcunuzu da ödeyin. Allah borcu ödenmeye en layık olandır". Tekrar:

حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ أَبِي سَلَمَةَ، حَدَّثَنَا ابْنُ شِهَابٍ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ يَسَارٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ جَاءَتِ امْرَأَةٌ مِنْ خَثْعَمَ، عَامَ حَجَّةِ الْوَدَاعِ، قَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ فَرِيضَةَ اللَّهِ عَلَى عِبَادِهِ فِي الْحَجِّ أَدْرَكَتْ أَبِي شَيْخًا كَبِيرًا، لاَ يَسْتَطِيعُ أَنْ يَسْتَوِيَ عَلَى الرَّاحِلَةِ فَهَلْ يَقْضِي عَنْهُ أَنْ أَحُجَّ عَنْهُ قَالَ ‏ "‏ نَعَمْ ‏"‏‏.‏
Sahih-i Buhari, Kitâb 28 (Hacda Avlanma Cezası), Bâb 22, Hadis no. 1854
BÂB (23)

بَاب: حَجِّ الْمَرْأَةِ عَنِ الرَّجُلِ

Sahih-i Buhari 1855Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)

İbn Abbas, Fadl İbn Abbas'tan rivayet etmiştir: Has'am kabilesinden bir kadın veda haccı yılında Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelerek: "Ey Allah'ın Resulü! Allah'ın kullarına farz kıldığı hac ibadeti babamın yaşlılığına denk geldi. Babam binek üzerinde düzgün duramıyor. Ben onun yerine hac yapsam olur mu?" diye sordu. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Evet" diye cevap verdi

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ، عَنْ مَالِكٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ كَانَ الْفَضْلُ رَدِيفَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَجَاءَتِ امْرَأَةٌ مِنْ خَثْعَمٍ، فَجَعَلَ الْفَضْلُ يَنْظُرُ إِلَيْهَا، وَتَنْظُرُ إِلَيْهِ فَجَعَلَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَصْرِفُ وَجْهَ الْفَضْلِ إِلَى الشِّقِّ الآخَرِ، فَقَالَتْ إِنَّ فَرِيضَةَ اللَّهِ أَدْرَكَتْ أَبِي شَيْخًا كَبِيرًا، لاَ يَثْبُتُ عَلَى الرَّاحِلَةِ، أَفَأَحُجُّ عَنْهُ قَالَ ‏ "‏ نَعَمْ ‏"‏‏.‏ وَذَلِكَ فِي حَجَّةِ الْوَدَاعِ‏.‏
Sahih-i Buhari, Kitâb 28 (Hacda Avlanma Cezası), Bâb 23, Hadis no. 1855
BÂB (24)

بَاب: حَجِّ الصِّبْيَانِ

Sahih-i Buhari 1856Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)

Abdullah İbn Abbas r.a. şöyle demiştir: Fadl, Hz.Nebi'in terkisinde bulunuyordu. Has'am kabilesinden bir kadın geldi. Fadl kadına bakıyor, kadın da ona bakıyordu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Fadl'ın yüzünü diğer tarafa çevirdi. Kadın: "Allah'ın (hac) farzı babamı yaşlı iken, bineği üzerinde duramayacak bir halde iken yakaladı. Ben onun yerine hac yapabilir miyim?" diye sordu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Evet" diye cevap verdi. Bu veda haccindaydı

حَدَّثَنَا أَبُو النُّعْمَانِ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي يَزِيدَ، قَالَ سَمِعْتُ ابْنَ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ يَقُولُ بَعَثَنِي ـ أَوْ قَدَّمَنِي ـ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فِي الثَّقَلِ مِنْ جَمْعٍ بِلَيْلٍ‏.‏
Sahih-i Buhari, Kitâb 28 (Hacda Avlanma Cezası), Bâb 24, Hadis no. 1856
Sahih-i Buhari 1857Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)

İbn Abbas r.a. şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem yolculara ait yüklerle birlikte beni Müzdelife'den (Mekke'ye) geceleyin yolladı. [-1857-] Abdullah İbn Abbas r.a. şöyle dedi: Ergenlik çağına yaklaştığım bir sırada bir merkebe binmiş gidiyordum. O esnada Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mina'da namaz kıldırıyordu. İlk saftakilerin bir bölümünün önünden geçtim, sonra merkepten indim, merkep otlamaya başladı. Ben de Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in arkasında cemaatin safına girerek namaza başladım

حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ، أَخْبَرَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَخِي ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عَمِّهِ، أَخْبَرَنِي عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ بْنِ مَسْعُودٍ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ أَقْبَلْتُ وَقَدْ نَاهَزْتُ الْحُلُمَ، أَسِيرُ عَلَى أَتَانٍ لِي، وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَائِمٌ يُصَلِّي بِمِنًى، حَتَّى سِرْتُ بَيْنَ يَدَىْ بَعْضِ الصَّفِّ الأَوَّلِ، ثُمَّ نَزَلْتُ عَنْهَا فَرَتَعَتْ، فَصَفَفْتُ مَعَ النَّاسِ وَرَاءَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم‏.‏ وَقَالَ يُونُسُ عَنِ ابْنِ شِهَابٍ بِمِنًى فِي حَجَّةِ الْوَدَاعِ‏.‏
Sahih-i Buhari, Kitâb 28 (Hacda Avlanma Cezası), Bâb 24, Hadis no. 1857
Sahih-i Buhari 1858Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)

Saib İbn Yezîd şöyle demiştir: Ben yedi yaşında iken bana Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte hac yaptırıldı

حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا حَاتِمُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ يُوسُفَ، عَنِ السَّائِبِ بْنِ يَزِيدَ، قَالَ حُجَّ بِي مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأَنَا ابْنُ سَبْعِ سِنِينَ‏.‏
Sahih-i Buhari, Kitâb 28 (Hacda Avlanma Cezası), Bâb 24, Hadis no. 1858
Sahih-i Buhari 1859Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)

Ömer b. Abdülaziz, Saîd İbn Yezîd hakkında şöyle derdi: Ona, Resulullah'ın yükleri ile birlikte hac yaptırıldı. Tekrar:

حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ زُرَارَةَ، أَخْبَرَنَا الْقَاسِمُ بْنُ مَالِكٍ، عَنِ الْجُعَيْدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، قَالَ سَمِعْتُ عُمَرَ بْنَ عَبْدِ الْعَزِيزِ، يَقُولُ لِلسَّائِبِ بْنِ يَزِيدَ، وَكَانَ قَدْ حُجَّ بِهِ فِي ثَقَلِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم‏.‏
Sahih-i Buhari, Kitâb 28 (Hacda Avlanma Cezası), Bâb 24, Hadis no. 1859
BÂB (25)

بَاب: حَجِّ النِّسَاءِ

Sahih-i Buhari 1860Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)

İbrahim babası aracılığıyla dedesinden şunu rivayet etmiştir: Ömer r.a. yaptığı son hacda Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hanımlarına hac yapmaları için izin verdi. Onlarla birlikte Osman İbn Affan ve Abdurrahman İbn Avf r.a.'ı gönderdi

وَقَالَ لِي أَحْمَدُ بْنُ مُحَمَّدٍ حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، أَذِنَ عُمَرُ ـ رضى الله عنه ـ لأَزْوَاجِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي آخِرِ حَجَّةٍ حَجَّهَا، فَبَعَثَ مَعَهُنَّ عُثْمَانَ بْنَ عَفَّانَ وَعَبْدَ الرَّحْمَنِ بْنَ عَوْفٍ‏.‏
Sahih-i Buhari, Kitâb 28 (Hacda Avlanma Cezası), Bâb 25, Hadis no. 1860
Sahih-i Buhari 1861Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)

Mu'minlerin annesi Aişe r.anha şöyle dedi: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e dedim ki: Ey Allah'ın Resulü! Biz de sizinle savaşa ve cihad'a katılalım mı? Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Sizin için cihadın en iyisi ve güzeli hacdır, hacc-ı mebrurdur". Aişe r.anha şöyle dedi: Bunu Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den işittikten sonra cihadı asla terk etmem

حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ، حَدَّثَنَا حَبِيبُ بْنُ أَبِي عَمْرَةَ، قَالَ حَدَّثَتْنَا عَائِشَةُ بِنْتُ طَلْحَةَ، عَنْ عَائِشَةَ أُمِّ الْمُؤْمِنِينَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَلاَ نَغْزُوا وَنُجَاهِدُ مَعَكُمْ فَقَالَ ‏ "‏ لَكُنَّ أَحْسَنُ الْجِهَادِ وَأَجْمَلُهُ الْحَجُّ، حَجٌّ مَبْرُورٌ ‏"‏‏.‏ فَقَالَتْ عَائِشَةُ فَلاَ أَدَعُ الْحَجَّ بَعْدَ إِذْ سَمِعْتُ هَذَا مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم‏.‏
Sahih-i Buhari, Kitâb 28 (Hacda Avlanma Cezası), Bâb 25, Hadis no. 1861
Sahih-i Buhari 1862Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)

İbn Abbas (r.a.) şöyle dedİ: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Kadın ancak yanında mahremi ile yolculuk yapabilir, (Yabancı) bir erkek kadın'ın yanına ancak yanında mahremi varken girebilir." Bir adam: "Ey Allah'ın Resulü! Ben falanca orduya katılarak savaşa çıkmak istiyorum. Eşim ise hac yapmak istiyor" dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem adama: "Sen de onunla birlikte git" buyurdu. Tekrar:

حَدَّثَنَا أَبُو النُّعْمَانِ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ عَمْرٍو، عَنْ أَبِي مَعْبَدٍ، مَوْلَى ابْنِ عَبَّاسٍ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ لاَ تُسَافِرِ الْمَرْأَةُ إِلاَّ مَعَ ذِي مَحْرَمٍ، وَلاَ يَدْخُلُ عَلَيْهَا رَجُلٌ إِلاَّ وَمَعَهَا مَحْرَمٌ ‏"‏‏.‏ فَقَالَ رَجُلٌ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي أُرِيدُ أَنْ أَخْرُجَ فِي جَيْشِ كَذَا وَكَذَا، وَامْرَأَتِي تُرِيدُ الْحَجَّ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ اخْرُجْ مَعَهَا ‏"‏‏.‏
Sahih-i Buhari, Kitâb 28 (Hacda Avlanma Cezası), Bâb 25, Hadis no. 1862
Sahih-i Buhari 1863Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)

İbn Abbas r.a. şöyle dedi: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem hacdan dönünce ensardan Ümmü Sinan adlı kadına "sen neden hac yapmadın, ne gibi bir engelle karşılaştın?" diye sordu. Kadın: "(Kocasını kastederek) Ebu fülan engel oldu. Onun iki devesi vardı. Birine binip hacca gitti. Diğerini ise bir arazimizi sulamada kullanıyoruz". Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kadına: "(Öyleyse Ramazan'da umreye git) Çünkü Ramazanda bir umre benimle birlikte hac yapmak yerine geçer

حَدَّثَنَا عَبْدَانُ، أَخْبَرَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، أَخْبَرَنَا حَبِيبٌ الْمُعَلِّمُ، عَنْ عَطَاءٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ لَمَّا رَجَعَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم مِنْ حَجَّتِهِ قَالَ لأُمِّ سِنَانٍ الأَنْصَارِيَّةِ ‏"‏ مَا مَنَعَكِ مِنَ الْحَجِّ ‏"‏‏.‏ قَالَتْ أَبُو فُلاَنٍ ـ تَعْنِي زَوْجَهَا ـ كَانَ لَهُ نَاضِحَانِ، حَجَّ عَلَى أَحَدِهِمَا، وَالآخَرُ يَسْقِي أَرْضًا لَنَا‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَإِنَّ عُمْرَةً فِي رَمَضَانَ تَقْضِي حَجَّةً مَعِي ‏"‏‏.‏ رَوَاهُ ابْنُ جُرَيْجٍ عَنْ عَطَاءٍ سَمِعْتُ ابْنَ عَبَّاسٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم‏.‏
Sahih-i Buhari, Kitâb 28 (Hacda Avlanma Cezası), Bâb 25, Hadis no. 1863
Sahih-i Buhari 1864Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)

Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte on iki savaşa katılan Ebu Saîd şöyle dedi: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den işittiğim şu dört şey çok hoşuma gider: 1- Bir kadın, yanında kocası veya mahremi bulunmaksızın iki günlük yolculuğa çıkamaz. 2- İki günde; Ramazan bayramı ve kurban bayramında oruç tutulmaz. 3- İki namazdan sonra namaz yoktur: İkindiden sonra güneş batıncaya kadar, sabahtan sonra güneş doğuncaya kadar. 4- Yalnızca üç mescide gitmek için yolculuk yapılabilir: Mescid-i haram, benim mescidim (Mescid-i nebevi) ve Mescid-i aksa

حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ عُمَيْرٍ، عَنْ قَزَعَةَ، مَوْلَى زِيَادٍ قَالَ سَمِعْتُ أَبَا سَعِيدٍ ـ وَقَدْ غَزَا مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ثِنْتَىْ عَشْرَةَ ـ غَزْوَةً ـ قَالَ أَرْبَعٌ سَمِعْتُهُنَّ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَوْ قَالَ يُحَدِّثُهُنَّ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ـ فَأَعْجَبْنَنِي وَآنَقْنَنِي ‏ "‏ أَنْ لاَ تُسَافِرَ امْرَأَةٌ مَسِيرَةَ يَوْمَيْنِ لَيْسَ مَعَهَا زَوْجُهَا أَوْ ذُو مَحْرَمٍ، وَلاَ صَوْمَ يَوْمَيْنِ الْفِطْرِ وَالأَضْحَى، وَلاَ صَلاَةَ بَعْدَ صَلاَتَيْنِ بَعْدَ الْعَصْرِ حَتَّى تَغْرُبَ الشَّمْسُ، وَبَعْدَ الصُّبْحِ حَتَّى تَطْلُعَ الشَّمْسُ، وَلاَ تُشَدُّ الرِّحَالُ إِلاَّ إِلَى ثَلاَثَةِ مَسَاجِدَ مَسْجِدِ الْحَرَامِ، وَمَسْجِدِي، وَمَسْجِدِ الأَقْصَى ‏"‏‏.‏
Sahih-i Buhari, Kitâb 28 (Hacda Avlanma Cezası), Bâb 25, Hadis no. 1864
BÂB (26)

بَاب: مَنْ نَذَرَ الْمَشْيَ إِلَى الْكَعْبَةِ

Sahih-i Buhari 1865Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)

Enes r.a. şöyle dedi: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, İki oğlu arasında onlara dayanarak yürüyen bir adam gördü ve "bunun neyi var?" diye sordu. "(Kabe'ye) yürümeyi adadı" dediler. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Allah, bunun kendisine işkence etmesine muhtaç değildir.' buyurdu ve adama bineğine binmesini emretti. Tekrar:

حَدَّثَنَا ابْنُ سَلاَمٍ، أَخْبَرَنَا الْفَزَارِيُّ، عَنْ حُمَيْدٍ الطَّوِيلِ، قَالَ حَدَّثَنِي ثَابِتٌ، عَنْ أَنَسٍ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم رَأَى شَيْخًا يُهَادَى بَيْنَ ابْنَيْهِ قَالَ ‏"‏ مَا بَالُ هَذَا ‏"‏‏.‏ قَالُوا نَذَرَ أَنْ يَمْشِيَ‏.‏ قَالَ ‏"‏ إِنَّ اللَّهَ عَنْ تَعْذِيبِ هَذَا نَفْسَهُ لَغَنِيٌّ ‏"‏‏.‏ وَأَمَرَهُ أَنْ يَرْكَبَ‏.‏
Sahih-i Buhari, Kitâb 28 (Hacda Avlanma Cezası), Bâb 26, Hadis no. 1865
Sahih-i Buhari 1866Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)

Ukbe İbn Amir (r.a.) şöyle dedi: Kız kardeşim Beytullah'a yürüyerek gitmeyi adadı ve bunu Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e sormamı istedi. Ben de bunu sordum. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Yürüsün ve bineğine de binsin

حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ مُوسَى، أَخْبَرَنَا هِشَامُ بْنُ يُوسُفَ، أَنَّ ابْنَ جُرَيْجٍ، أَخْبَرَهُمْ قَالَ أَخْبَرَنِي سَعِيدُ بْنُ أَبِي أَيُّوبَ، أَنَّ يَزِيدَ بْنَ أَبِي حَبِيبٍ، أَخْبَرَهُ أَنَّ أَبَا الْخَيْرِ حَدَّثَهُ عَنْ عُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ، قَالَ نَذَرَتْ أُخْتِي أَنْ تَمْشِيَ، إِلَى بَيْتِ اللَّهِ، وَأَمَرَتْنِي أَنْ أَسْتَفْتِيَ لَهَا النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَاسْتَفْتَيْتُهُ، فَقَالَ عَلَيْهِ السَّلاَمُ ‏ "‏ لِتَمْشِ وَلْتَرْكَبْ ‏"‏‏.‏ قَالَ وَكَانَ أَبُو الْخَيْرِ لاَ يُفَارِقُ عُقْبَةَ‏.‏ قَالَ أَبُو عَبْد اللَّهِ حَدَّثَنَا أَبُو عَاصِمٍ عَنْ ابْنِ جُرَيْجٍ عَنْ يَحْيَى بْنِ أَيُّوبَ عَنْ يَزِيدَ عَنْ أَبِي الْخَيْرِ عَنْ عُقْبَةَ فَذَكَرَ الْحَدِيثَ
Sahih-i Buhari, Kitâb 28 (Hacda Avlanma Cezası), Bâb 26, Hadis no. 1866