Ubade r.a.'dan rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Kim Allah'tan başka hiçbir ilah olmadığına, onun tek olduğuna, ortağının bulunmadığına, Muhammed'in onun kulu ve Resulü olduğuna, İsa'nın Allah'ın kulu, Resulü, Meryem'e bıraktığı kelimesi ve kendinden bir ruh olduğuna, cennetin hak, cehennemin de hak olduğuna şehadet ederse, Allah da onu ameli ne olursa olsun cennete girdirir." Fethu'l-Bari Açıklaması: Kurtubı dedi ki: Bu hadisten maksat, Hıristiyanların İsa ve annesi ile ilgili içine düştükleri sapıklıklara dikkat çekmektir. Ayrıca bu hadisten Hıristiyanın, Müslüman olması halinde ona nasıl bir telkinde bulunulacağı da anlaşılmaktadır. Nevevı der ki: Bu büyük bir önem taşıyan bir hadistir. İtikadi hususları ihtiva eden en kapsamlı hadislerden birisidir. Çünkü bu hadis, inançlarının farklılıklarına, birbirlerinden uzak oluşları na rağmen bütün küfür milletlerinin küfürlerinden nasıl çıkabileceklerini bir arada ifade etmiş bulunmaktadır. Başkası da şöyle demektedir: İsa'nın sözkonusu edilmesi ile Hıristiyanlara işaret edilmekte, onların TesIIsi kabul etmekle birlikte iman etmelerinin katıksız ir şirk olduğuna dikkat çekilmektedir. "Onun kulu" buyruğu da bu şekildedir. "Onun Resulü" ifadesi ile de onun Resuloluşunu inkar eden, ona da, annesine de münezzeh oldukları iftiralarda bulunan Yahudilere işaret edilmektedir. Hadis-i şerifteki: "Ve onun kadın kulunun oğludur" ifadesi onun şerefinin yüceliğine dikkat çekmek içindir. (bu ifade buhari'nin değil Müslim'in rivayetinde geçer) Ona "ruh" adının verilmesi ve "kendinden" olmakla onu nitelendirmesi de bu şekilde olup, yüce Aııah'ın şu buyruğuna da benzemektedir: "Göklerde ve yerde bulunanların tümünü kendinden size Musahhar kılmıştır. "[Casiye, 13] Yani o, onun tarafından yaratılmış bir varlıktır. Diğer ayetin anlamı da onun bütün bu şeyleri kendi tarafından Musahhar kıldığı manasındadır. Yani o bütün bunları kudret ve hikmeti ile yaratan, yoktan var eden, icat edendir. "Onun kelimesidir" buyruğu da İsa aleyhisselam'ın Allah'ın kuııarına karşı bir delili olduğuna işarettir. Çünkü onu babasız Olarak yaratmış, zamanı gelmeden önce onu konuşturmuş, onun eııeri ile ölüleri .diriltmiştir. "Cunaderden şu fazlalığı eklemektedir" .. " ********* Hadisin sonunda orjinal Buharı'de şu ibareler de yer almaktadır: "el-Velid (hadisi Buharı'ye nakleden Sadaka'ya hadisi aktaran kişidir) dedi ki: Bana İbn Cabir•de Umeyr'den, o Cunade'den diye anlattı ve şunları ekledi: Cennetin sekiz kapısından hangisinden dilerse (cennete girecektir)." Fethu'I-Badyi ihtisar eden muhterem Ebu Suhayb, Buhari'de esasen mevcut olan bu ibareyi hadisin sonunda zikretmemiş olmakla birlikte Fethu'l-Bari'den ona dair açıklamaları naklettiği için, dipnotta bu fazlalığa işaret etmemiz gerekli görülmüştür. ********* "Ameli ne olursa olsun" ifadesi de ameli ister salih olsun, ister bozuk olsun, demektir. Esasen tevhid ehli olanların cennete girmeleri kaçınılmaz bir husustur. O bakımdan "ameli ne olursa olsun" buyruğunun şu anlama gelme ihtimali vardır: Cennet ehli olan herkes, ameline göre uygun derecelerde cennete girecektir. Beydavı Aııah Resulünün: "Ameli ne olursa olsun" sözleri hakkında şunları söylemektedir: Bu, iki bakımdan Mutezile'ye karşı bir delildir: Onların iddialarına göre asi kişi cehennemde ebediyyen kalacaktır. Tevbe etmeyen kimsenin de cehenneme girmesi vaciptir. Ancak Aııah Resulünün "ameli ne olursa olsun" sözleri "Allah onu cennete girdirir" sözünden haldir. O vakitte ise amel sözkonusu olmayacaktır. Tevbe etmeden ölen kimse hakkında ise, bu durum ancak yüce Allah'ın cezalandırmadan önce onu cennete koyması halinde düşünülebilir. Ancak şefaat ile ilgili hadislerden anlaşıldığına göre bazı günahkarlar azap edildikten sonra cehennemden çıkartılacaktır. Bu durumda bu umumi ifade bu hadislerle tahsis edilir. Aksi takdirde bütün günahkarlar için (cehennemde azap edilmek) korkusu nasıl sözkonusu ise onlar için (cennete girmek) umudu da sözkonusudur. İşte ehl-i sünnetin: Onlar ilahı meşietin muhtemel tehlikesi altındadır, şeklindeki sözlerinin anlamı da budur
Sahih-i Buhari › Kitâb 60 · Peygamberler › Bâb 35Konum
KİTÂBLAR (97)
- 1Vahyin Başlangıcı7
- 2Îmân51
- 3İlim76
- 4Abdest113
- 5Gusül46
- 6Hayız40
- 7Teyemmüm15
- 8Namaz174
- 9Namaz Vakitleri81
- 10Ezan275
- 11Cuma66
- 12Korku Namazı6
- 13İki Bayram (iydeyn)42
- 14Vitir Namazı15
- 15Yağmur Duası (Istiskaa)35
- 16Güneş ve Ay Tutulması27
- 17Kur'ân Okurken Secde Edilecek Yerlerler13
- 18Namazın Kısaltılması (At-Taksir)40
- 19Gece Namazı (Teheccüd)69
- 20Mekke ve Medîne Mescidlerinde Kılınan Namazın Fazîleti10
- 21Namaz İçinde Ameller27
- 22Namazda Unutkanlık14
- 23Cenazeler160
- 24Zekât118
- 25Hacc260
- 26Umre33
- 27Hac Yolculuğunu Tamamlamaktan Engellenen Hacılar15
- 28Hacda Avlanma Cezası46
- 29Medine'nin Faziletleri24
- 30Oruç Tutmak117
- 31Teravih Namazı6
- 32Kadir Gecesinin Fazileti11
- 33Ramazânın Son On Gününde İ'tikâf22
- 34Alışverişler193
- 35Sonradan Teslim Edilecek Mallar İçin Bedel Ödenen Satışlar (Selem Akdi)20
- 36Şuf’a3
- 37İcâre27
- 38Havaleler3
- 39Kefalet9
- 40Vekâlet21
- 41Ekincilik31
- 42Su Dağıtımı34
- 43Borç, Borç Ödenmesi, Malın Dondurulması, İflas25
- 44Hukukî Çekişmeler (Husûmât)16
- 45Yerde Bulunup Kaldırılan Şeyler (Lukata)15
- 46Zulümler ve Gasb43
- 47Ortaklık25
- 48Rehin9
- 49Kölelerin Azat Edilmesi43
- 50Mükâteb6
- 51Hediyeler71
- 52Şehâdetler53
- 53Barış Sağlamak22
- 54Şartlar26
- 55Vasiyyetler44
- 56Cihâd ve Sîretler309
- 57Ganimetin Beşte Biri66
- 58Cizye ve Muvâde'a33
- 59Yaratılışın Başlangıcı136
- 60Peygamberler163
- 61Peygamberin (ﷺ) ve Ashabının Faziletleri ve Meziyetleri162
- 62Peygamberin Sahabeleri128
- 63Medine'deki Yardımcıların (Ensar) Faziletleri173
- 64Peygamber (ﷺ) Tarafından Yönetilen Askeri Seferler (El-Megazi)526
- 65Kur'an-ı Kerim 'in Peygamber ﷺ Tefsiri507
- 66Kur'ân’ın Faziletleri87
- 67Nikâh188
- 68Boşanmak100
- 69Nafakalar22
- 70Yiyecek, Yemek95
- 71Akîka Kurbânı9
- 72Avcılık, Kesim70
- 73Udhiyeler30
- 74İçecekler65
- 75Hastalar38
- 76Tıp101
- 77Elbise188
- 78Edeb255
- 79İzin İsteme77
- 80Dualar108
- 81Kalbi İnceltmek (Ar-Riqaq)182
- 82Kader27
- 83Yemînler ve Nezirler87
- 84Yeminlerin Keffaretleri15
- 85Mîrâs Payları (Ferîzalar)49
- 86Allah Tarafından Belirlenen Sınırlar ve Cezalar (Hudûd)89
- 87Kan Parası (Ad-Diyat)59
- 88Mürtedler22
- 89Zorlama altında yapılan ifadeler13
- 90Hileler29
- 91Ru'yâ Ta'bîri66
- 92Fitneler89
- 93Hükümler89
- 94Temenni20
- 95Doğru Bir Kişi Tarafından Verilen Bilgiyi Kabul Etmek (Vâhidlerin)22
- 96Kur'an ve Sünnete Sımsıkı Sarılmak103
- 97Allah'ı Birlemek (Tevhid)193
BÂBLAR — Peygamberler (39)
- 1بَاب: قول اللَّهِ تَعَالَى:
- 2بَاب: الْأَرْوَاحُ جُنُودٌ مُجَنَّدَةٌ
- 3بَاب: قَوْلِ اللَّهِ تَعَالَى: ﴿إِنَّا أَرْسَلْنَا نُوحًا إِلَى قَوْمِهِ أَنْ أَنْذِرْ قَوْمَكَ مِنْ قَبْلِ أَنْ يَأْتِيَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ﴾ /نوح: ١/. إِلَى آخِرِ السُّورَةِ
- 4بَاب: ذِكْرِ إِدْرِيسَ ﵇
- 5بَاب: قَوْلِ اللَّهِ ﷿:
- 6بَاب: قِصَّةِ يَأْجُوجَ وَمَأْجُوجَ،
- 7بَاب: قَوْلِ اللَّهِ تَعَالَى: ﴿وَاتَّخَذَ اللَّهُ إِبْرَاهِيمَ خَلِيلا﴾ /النساء: ١٢٥
- 8باب: ﴿يزفون﴾ /الصافات: ٩٤/: النسلان في المشي
- 9بَاب: قَوْلُهُ ﷿: ﴿وَنَبِّئْهُمْ عَنْ ضَيْفِ إِبْراهِيمَ﴾ /الحجر: ٥١
- 10بَاب: قَوْلِ اللَّهِ تَعَالَى: ﴿وَاذْكُرْ فِي الْكِتَابِ إِسْمَاعِيلَ إِنَّهُ كَانَ صَادِقَ الْوَعْدِ﴾ /مريم: ٥٤
- 11بَاب: ﴿أَمْ كُنْتُمْ شُهَدَاءَ إِذْ حَضَرَ يَعْقُوبَ الْمَوْتُ - إِلَى قَوْلِهِ - وَنَحْنُ لَهُ مُسْلِمُونَ﴾. /البقرة: ١٣٣
- 12بَاب:
- 13بَاب: ﴿فَلَمَّا جَاءَ آلَ لُوطٍ الْمُرْسَلُونَ. قَالَ إِنَّكُمْ قَوْمٌ مُنْكَرُونَ﴾ /الحجر: ٦٢
- 14بَاب: قَوْلِ اللَّهِ تَعَالَى: ﴿وَإِلَى ثَمُودَ أَخَاهُمْ صَالِحًا﴾ /هود: ٦١
- 15باب: ﴿أم كنتم شهداء إذ حضر يعقوب الموت﴾ /البقرة: ١٣٣
- 16بَاب: قَوْلِ اللَّهِ تَعَالَى: ﴿لَقَدْ كَانَ فِي يُوسُفَ وَإِخْوَتِهِ آيَاتٌ لِلسَّائِلِينَ﴾ /يوسف: ٧
- 17بَاب: قَوْلِ اللَّهِ تَعَالَى:
- 18باب: ﴿وَقَالَ رَجُلٌ مُؤْمِنٌ مِنْ آلِ فِرْعَوْنَ - إِلَى قَوْلِهِ - مُسْرِفٌ كَذَّابٌ﴾ /غافر: ٢٨
- 19بَاب: قَوْلِ اللَّهِ ﷿: ﴿وَهَلْ أَتَاكَ حَدِيثُ مُوسَى إِذْ رَأَى نَارًا - إِلَى قَوْلِهِ - بِالْوَادِ الْمُقَدَّسِ طُوًى﴾ /طه: ٩ - ١٢
- 20بَاب: قَوْلِ اللَّهِ تَعَالَى: ﴿وَهَلْ أَتَاكَ حَدِيثُ مُوسَى﴾ /طه: ٩
- 21بَاب: قَوْلِ اللَّهِ تَعَالَى:
- 22بَاب: حَدِيثِ الْخَضِرِ مَعَ مُوسَى ﵉
- 23بَاب: ﴿يَعْكُفُونَ عَلَى أَصْنَامٍ لَهُمْ﴾ /الأعراف: ١٣٨
- 24بَاب: وَفَاةِ مُوسَى وَذِكْرِهِ بَعْدُ
- 25بَاب: قَوْلِ اللَّهِ تَعَالَى: ﴿وَضَرَبَ اللَّهُ مَثَلا لِلَّذِينَ آمَنُوا امْرَأَةَ فِرْعَوْنَ - إِلَى قَوْلِهِ - وَكَانَتْ مِنَ الْقَانِتِينَ﴾ /التحريم: ١١، ١٢
- 26بَاب: قَوْلِ اللَّهِ تَعَالَى: ﴿وَإِنَّ يُونُسَ لَمِنَ الْمُرْسَلِينَ﴾
- 27بَاب:
- 28بَاب: أَحَبُّ الصَّلَاةِ إِلَى اللَّهِ صَلَاةُ دَاوُدَ، وَأَحَبُّ الصِّيَامِ إِلَى اللَّهِ صِيَامُ دَاوُدَ: كَانَ يَنَامُ نِصْفَ اللَّيْلِ وَيَقُومُ ثُلُثَهُ، وَيَنَامُ سُدُسَهُ. وَيَصُومُ يَوْمًا وَيُفْطِرُ يَوْمًا. قَالَ عَلِيٌّ: وَهُوَ قَوْلُ عَائِشَةَ: مَا أَلْفَاهُ السَّحَرُ عِنْدِي إِلَّا نَائِمًا. [ر: ١٠٨٢]
- 29بَاب: ﴿وَاذْكُرْ عَبْدَنَا دَاوُدَ ذَا الأَيْدِ إِنَّهُ أَوَّابٌ﴾
- 30بَاب: قَوْلِ اللَّهِ تَعَالَى: ﴿وَلَقَدْ آتَيْنَا لُقْمَانَ الْحِكْمَةَ أَنِ اشْكُرْ لِلَّهِ﴾
- 31بَاب: قَوْلِ اللَّهِ تَعَالَى: ﴿ذِكْرُ رَحْمَةِ رَبِّكَ عَبْدَهُ زكرياء. إِذْ نَادَى
- 32بَاب: قَوْلِ اللَّهِ تَعَالَى: ﴿وَاذْكُرْ فِي الْكِتَابِ مَرْيَمَ إِذِ انْتَبَذَتْ مِنْ أَهْلِهَا مَكَانًا شَرْقِيًّا﴾ /مريم: ١٦
- 33بَاب:
- 34بَاب: قَوْلِهِ تَعَالَى: ﴿إِذْ قَالَتِ الْمَلائِكَةُ يَا مَرْيَمُ إِنَّ اللَّهَ يُبَشِّرُكِ بِكَلِمَةٍ مِنْهُ اسْمُهُ الْمَسِيحُ عِيسَى ابْنُ مَرْيَمَ﴾
- 35بَاب: قَوْلُهُ: ﴿يا أهل الْكِتَابِ لا تَغْلُوا فِي دِينِكُمْ
- 36بَاب: ﴿وَاذْكُرْ فِي الْكِتَابِ مَرْيَمَ إِذِ انْتَبَذَتْ مِنْ أَهْلِهَا﴾ /مريم: ١٦
- 37بَاب: نُزُولِ عِيسَى بن مَرْيَمَ ﵉
- 38بَاب: مَا ذُكِرَ عَنْ بَنِي إِسْرَائِيلَ
- 39بَاب: ﴿أَمْ حَسِبْتَ أَنَّ أَصْحَابَ الْكَهْفِ وَالرَّقِيمِ﴾ /الكهف: ٩
Sahih-i Buhari 3435
Peygamberler
Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)
BÂB (35)
بَاب: قَوْلُهُ: ﴿يا أهل الْكِتَابِ لا تَغْلُوا فِي دِينِكُمْ
حَدَّثَنَا صَدَقَةُ بْنُ الْفَضْلِ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ، عَنِ الأَوْزَاعِيِّ، قَالَ حَدَّثَنِي عُمَيْرُ بْنُ هَانِئٍ، قَالَ حَدَّثَنِي جُنَادَةُ بْنُ أَبِي أُمَيَّةَ، عَنْ عُبَادَةَ ـ رضى الله عنه ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ شَهِدَ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ، وَأَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ، وَأَنَّ عِيسَى عَبْدُ اللَّهِ وَرَسُولُهُ وَكَلِمَتُهُ، أَلْقَاهَا إِلَى مَرْيَمَ، وَرُوحٌ مِنْهُ، وَالْجَنَّةُ حَقٌّ وَالنَّارُ حَقٌّ، أَدْخَلَهُ اللَّهُ الْجَنَّةَ عَلَى مَا كَانَ مِنَ الْعَمَلِ ". قَالَ الْوَلِيدُ حَدَّثَنِي ابْنُ جَابِرٍ عَنْ عُمَيْرٍ عَنْ جُنَادَةَ وَزَادَ " مِنْ أَبْوَابِ الْجَنَّةِ الثَّمَانِيَةِ، أَيَّهَا شَاءَ ".
Notunuz
KAYNAK
Sahih-i Buhari, Kitâb 60 (Peygamberler), Bâb 35, Hadis no. 3435
HADİSİN DERECESİ
Sahih(Buhârî'nin Sahîh'i)
sunnetimiz.com/buhari:3435