Aişe r.anha'nın şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Filan'ın babasının gelip benim odamın yanında oturarak Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem hadis nakledip, bana bunu işittirmesi seni şaşırtmıyor mu? Ben o sırada namaz kılıyordum. Namazımı bitirmeden önce kalkıp gitti. Eğer ona yetişmiş olsaydım, ona şu şekilde cevap verirdim: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem hadisi (konuşurken sözleri) sizin bu şekilde alel acele dizdiğiniz gibi birini diğerinin ardı arkasına sıralamazdı." Diğer tahric edenler: Tirmizî, Menakıb; Müslim, Fedail-üs Sahabe Tirmizî bu hadisi rivayet etti ve dediki:: Bu hadis hasendir. Bu hadisi sadece Zührî’nin rivâyetiyle bilmekteyiz. Yunus b. Yezîd’te bu hadisi Zührî’den rivâyet etmiştir. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in nitelikleri" onun hilkati ve ahlakı (yaratılışı ve huyu) demektir. 3544- "Saçlarına ak düşmüş, beyaz tenli idi." Yani siyah saçına beyaz karışmıştı. "Bize (verilmesini) emretti" den kasıt, kendisine ve kavmine demektir. Yani gelen heyete bir çeşit ikram ve ödülolmak üzere bunların verilmesini emretti. "Katus" dişi deve demektir. Genç anlamında olduğu da söylenmiştir. Bacakları uzun deve diye de açıklanmıştır. "Biz bunları kabzetmeden Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ruhu kabzedildi" ifadelerinde de bu olayın, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in vefatına çok yakın olduğu hissettirilmektedir. Ebu Cuhayfe ve kavminden onunla birlikte olanlar, bundan sonraki rivayette de görüldüğü gibi Veda haccında bulunmuşlardı. Görüldüğü kadarıyla Ebu Bekir r.a. diğerlerine yaptığı şekilde onlara verilmiş olan bu sözü gerçekleştirmiştir. Daha sonra bu hususun açıkça nakledilmiş olduğunu gördüm. Kaydedilen senedie el-İsmaili'nin, Muhammed b. Fudayl yoluyla gelen rivayetinde şöyle denilmektedir: "Biz o develeri almak üzere gittik. Bize bir şey vermeden önce onun ölüm haberi bize ulaştı. Ebu Bekir kalkıp: Her kime Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir söz verdi ise gelsin deyince, ben de onun huzurunda ayağa kalkarak ona durumu haber verdim, o da bize o develerin verilmesini emretti." Bu mesele ile ilgili araştırma daha önce Hibe bahsinde geçmiş bulunmaktadır.(2598 numaralı hadiste) 3547- "Uzuna yakın, orta boylu idi" ifadesini sözü geçen hadis, şu ifadelerle açıklamış bulunmaktadır: "O pek uzun boylu da değildi, kısa da değildi." "Pek uzun boylu" ile kast edilen, boyun muntazam olmaması ile birlikte aşırı uzun olması demektir. ez-Zühri tarafından "ez-Zühriyyat" adlı eserde hasen bir sened ile Ebu Hureyre yoluyla rivayet edilen hadiste de şöyle buyurulmuştur: "O uzuna daha yakın, orta boylu idi." ''Teninin rengi kırmızıya çalan beyazdı." Yani onun ten rengi aşırı derecede beyaz değildi. "Mekke'de on sene kaldı, ona vahiy nazil olmaktaydı." Bu ifadeye göre o altmış yıl yaşamış olmaktadır. Ancak Müslim bir başka yoldan Enes'den: "O sallallahu a1eyhi ve sellem altmış üç yıl yaşadı" dediğini rivayet etmektedir. Bu da az önce geçen Aişe r.a.a yoluyla gelen hadise uygundur. Cumhur da bu görüştedir. "Omuzlan arası genişti." Yani sırtının üst tarafı enlice idi. İbn Sa'd'da yer alan Ebu Hureyre yoluyla gelen hadiste ise: "Göğsü genişti" denilmektedir. 3552- 'iKilıç gibi mi idi? O, hayır, ay gibi idi, dedi." Sanki bu soruyu soran kişi uzunluğu itibariyle yüzünün kılıcı andırdığını sormak istemiştir. el-Bera da ona cevap vererek: "Hayır, onun yüzü ay gibi idi" demiştir ki, yuvarlaklığı itibariyle ona benzediğini söylemek istemiştir. Soruyu soranın parlaklıkta ve pürüzsüzlükte kılıç gibi mi idi, demek istemiş olması da muhtemeldir. Buna göre el-Bera da: Hayır bundan da daha ileridir, diye cevap vererek yuvarlaklık ve parlaklık niteliklerini kendisinde toplayan aya benzetme cihetini tercih etmiştir. 3556- "Yüzü nurlanır, bir ay parçasını andırırdı." Sevincin görüldüğü yeri kastetmektedir ki o da onun alnı idi. 3558- "Kitap ehline muvafakati severdi." Yani puta tapıcılann çok olduğu o dönemlerde böyle idi. "Kendisine herhangi bir emir verilmemiş olan hususlarda" yani onun şeraitine muhalif olmayan hususlarda "kitap ehline muvafakati severdi." Çünkü onun döneminde kitap ehli Resullerin şeriatlanndan geriye kalmış birtakım hükümlere bağlı idiler. Dolayısıyla onlara muvafakat etmeyi, puta tapıcılara muvafakat etmekten daha çok severdi. Puta tapıcılann çoğunluğu İslama girince o vakit de kitap ehline muhalefet etmeyi sevmeye başladı. 3559- "Ne çirkin konuşan, ne de çirkin konuşmaya kendisini zorlayan birisi idi." O çirkin konuşmayan birisi idi. Yani kötü söz söylemekte asla haddi aşmazdı. Çirkin konuşmaya kendisini de zorlamazdı. Bu da çirkin konuşmalann onun yaratılıştan gelen bir huyu olmadığı gibi, böyle bir niteliği sonradan da kazanmamış olduğunu ifade etmektedir. Tirmizi'de Ebu Abdullah el-Cedell'nin şöyle dediği nakledilmektedir: "Ben Aişe r.a.a'ya Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ahlakına dair soru sordum. O bana şöyle dedi: O çirkin sözler söyleyerek konuşmadığı gibi, böyle konuşmaya da kendisini zorlamazdı. Çarşı-pazarlarda yüksek sesle bağırıp çağırmazdı. Kötülüğe kötülükle karşılık vermezdi. Aksine affeder, bağışlardı." Musannıf (Buhari) Edeb bölümünde Enes r.a.'dan şunu nakletmektedir: "Resuluilah Sallallahu Aleyhi ve Sellem çok söven, çokça çirkin sözlerle konuşan ve çok lanet okuyan birisi değildi. Bizden herhangi birisine sitem ettiği vakit, ne oluyor ona, alnı toprağa bulansın, derdi." Ahmed de Enes r.a.'dan şunu rivayet etmektedir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kimsenin yüzüne karşı hoşuna gitmeyecek bir şey söylemezdi." Ebu Davud da Aişe r.a.a'nin şöyle dediğini rivayet etmektedir: "Resuluilah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e bir adamdan diye bir şey ulaştırıldığı takdirde: Bu cdam ne diye böyle söylüyor demez, bunun yerine: Bazı kimselere ne oluyor ki öyle diyorlar, derdi." 3560- "İki iş" ten kasıt, dünya işlerinden iki iştir. Buna delil de hadisteki "güah olmadığı sürece" ifadesidir. Çünkü dinin öngördüğü işlerde günah olmaz. "Kendi adına intikam almamıştır." Kendisi için özelolarak intikam almamıştır. :<endisine eziyetle bulunmuş olan Ukbe b. Ebi Muayt ile Abdullah b. Hatal'ın ve diğerlerinin öldürülmesini emretmiş olması ileri sürülerek bu kanaat reddedile::-Jez. Çünkü onlar bununla birlikte ayrıca Allah'ın haramlarını da çiğniyorlardl. Şöyle de açıklanmıştır: Aişe r.aa, onun dinden çıkıp küfre girmeyi gerektirmeyen hususlarda kendisine eziyet edilmesi halinde intikam almadığını ri.astetmiştir. Nitekim ona karşı katı davranıp sesini yükselten bedevi arabı affet::ği gibi, omzunda iz bırakıncaya kadar ridasından çekiştiren diğerini de affet::-Jiştir. Hadis-i şerifte zorluk dolayısıyla bir şeyin yapılmamasının ve kolayolan :le yetinilmesinin ve mecbur kalınmadıkça ısrarı terk etmenin teşvik edildiğini anlıyoruz. Bundan hareketle hata olduğu ortaya çıkmadığı sürece ruhsatlar ile am el etmek teşvik edildiği gibi, yüce Allah'ın hakları dışındakileri affetmek de, emr i'l-maruf nehy-i ani'l-münker de teşvik edilmektedir. Bunların yapılacağı yerler se daha zor olana götürmemesi halindedir. Yine hadisten anlaşıldığına göre hüküm ve karar vermeyi nefse bırakmamak erekir. İsterse hakimin, aleyhine hüküm vereceği kimseden intikam almayacağ1ndan, aksine sadece konuyu kesin bir neticeye bağlayacağından yana emin lsun. Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır. 3561- "Atlas (dibac)" ifadesi hususi olanın umumi olana atfedilmesi kabilindendir. Çünkü atlas da bir ipek çeşididir. 3562- "Bakire kızdan daha ileri derecede hayalı idi." Nebi sallaııahu aleyhi .c sellem'in hayalı olduğu yerler, Allah'ın hadleri dışındaki hususlardadır. 3563- "ResliluIlah sallal!ahu aleyhi ve sellem asla bir yemeği ayıplamış değildir." Bu ileride Yiyecekler bölümünde (5409 numaralı hadiste) yüce Allah'ın izniyle açıklanacağı üzere, mubah lan yiyecekler hakkında anlaşılmıştır. 3567- "Saymak isteyen kişi sayacak olsa sayabilirdi." Yani böyle bir kimse onun kullandığı lafızları, kelimeleri ya da harflerini saymaya kalkışsaydı, buna gücü yeter ve sonuna kadar sayabilirdi. Bundan maksat ise tane tane konuşmakta ve muhatapIarının sözlerini anlamasını sağIamakta ileri derecede dikkatli oIduğunu anIatmaktır. 3568- "Ben namaz kılıyordum" nafile namaz kılıyordum, demektir. "Ona yetişmiş oIsaydım. Ona ... karşılık verirdim." Onun yaptığına tepki gösterir ve ona konuşurken ağır ağır konuşmamın, aleIaceIe konuşmaktan daha uygun olduğunu açıkIardım. "O sözlerini -sizin yaptığınız gibi- aleIacele ardı arkasına slraIamazdı." Yani acele ederek biri diğerinin arkasına kelimeIeri dizerek konuşmazdı. Onun böyIe yapmasının sebebi ise dinIeyenin sözIerini karıştırmamasını istemesi idi
Sahih-i Buhari › Kitâb 61 · Peygamberin (ﷺ) ve Ashabının Faziletleri ve Meziyetleri › Bâb 18Konum
KİTÂBLAR (97)
- 1Vahyin Başlangıcı7
- 2Îmân51
- 3İlim76
- 4Abdest113
- 5Gusül46
- 6Hayız40
- 7Teyemmüm15
- 8Namaz174
- 9Namaz Vakitleri81
- 10Ezan275
- 11Cuma66
- 12Korku Namazı6
- 13İki Bayram (iydeyn)42
- 14Vitir Namazı15
- 15Yağmur Duası (Istiskaa)35
- 16Güneş ve Ay Tutulması27
- 17Kur'ân Okurken Secde Edilecek Yerlerler13
- 18Namazın Kısaltılması (At-Taksir)40
- 19Gece Namazı (Teheccüd)69
- 20Mekke ve Medîne Mescidlerinde Kılınan Namazın Fazîleti10
- 21Namaz İçinde Ameller27
- 22Namazda Unutkanlık14
- 23Cenazeler160
- 24Zekât118
- 25Hacc260
- 26Umre33
- 27Hac Yolculuğunu Tamamlamaktan Engellenen Hacılar15
- 28Hacda Avlanma Cezası46
- 29Medine'nin Faziletleri24
- 30Oruç Tutmak117
- 31Teravih Namazı6
- 32Kadir Gecesinin Fazileti11
- 33Ramazânın Son On Gününde İ'tikâf22
- 34Alışverişler193
- 35Sonradan Teslim Edilecek Mallar İçin Bedel Ödenen Satışlar (Selem Akdi)20
- 36Şuf’a3
- 37İcâre27
- 38Havaleler3
- 39Kefalet9
- 40Vekâlet21
- 41Ekincilik31
- 42Su Dağıtımı34
- 43Borç, Borç Ödenmesi, Malın Dondurulması, İflas25
- 44Hukukî Çekişmeler (Husûmât)16
- 45Yerde Bulunup Kaldırılan Şeyler (Lukata)15
- 46Zulümler ve Gasb43
- 47Ortaklık25
- 48Rehin9
- 49Kölelerin Azat Edilmesi43
- 50Mükâteb6
- 51Hediyeler71
- 52Şehâdetler53
- 53Barış Sağlamak22
- 54Şartlar26
- 55Vasiyyetler44
- 56Cihâd ve Sîretler309
- 57Ganimetin Beşte Biri66
- 58Cizye ve Muvâde'a33
- 59Yaratılışın Başlangıcı136
- 60Peygamberler163
- 61Peygamberin (ﷺ) ve Ashabının Faziletleri ve Meziyetleri162
- 62Peygamberin Sahabeleri128
- 63Medine'deki Yardımcıların (Ensar) Faziletleri173
- 64Peygamber (ﷺ) Tarafından Yönetilen Askeri Seferler (El-Megazi)526
- 65Kur'an-ı Kerim 'in Peygamber ﷺ Tefsiri507
- 66Kur'ân’ın Faziletleri87
- 67Nikâh188
- 68Boşanmak100
- 69Nafakalar22
- 70Yiyecek, Yemek95
- 71Akîka Kurbânı9
- 72Avcılık, Kesim70
- 73Udhiyeler30
- 74İçecekler65
- 75Hastalar38
- 76Tıp101
- 77Elbise188
- 78Edeb255
- 79İzin İsteme77
- 80Dualar108
- 81Kalbi İnceltmek (Ar-Riqaq)182
- 82Kader27
- 83Yemînler ve Nezirler87
- 84Yeminlerin Keffaretleri15
- 85Mîrâs Payları (Ferîzalar)49
- 86Allah Tarafından Belirlenen Sınırlar ve Cezalar (Hudûd)89
- 87Kan Parası (Ad-Diyat)59
- 88Mürtedler22
- 89Zorlama altında yapılan ifadeler13
- 90Hileler29
- 91Ru'yâ Ta'bîri66
- 92Fitneler89
- 93Hükümler89
- 94Temenni20
- 95Doğru Bir Kişi Tarafından Verilen Bilgiyi Kabul Etmek (Vâhidlerin)22
- 96Kur'an ve Sünnete Sımsıkı Sarılmak103
- 97Allah'ı Birlemek (Tevhid)193
BÂBLAR — Peygamberin (ﷺ) ve Ashabının Faziletleri ve Meziyetleri (22)
- 1بَاب: قَوْلِ اللَّهِ تَعَالَى: ﴿يا أيها النَّاسُ إِنَّا خَلَقْنَاكُمْ مِنْ ذَكَرٍ وَأُنْثَى وَجَعَلْنَاكُمْ شُعُوبًا وَقَبَائِلَ لِتَعَارَفُوا إِنَّ أَكْرَمَكُمْ عِنْدَ اللَّهِ أَتْقَاكُمْ﴾ /الحجرات: ١٣
- 2بَاب: مَنَاقِبِ قُرَيْشٍ
- 3بَاب: نَزَلَ الْقُرْآنُ بِلِسَانِ قُرَيْشٍ
- 4بَاب: نِسْبَةِ الْيَمَنِ إِلَى إِسْمَاعِيلَ
- 5بَاب: ذِكْرِ أَسْلَمَ، وَغِفَارَ، وَمُزَيْنَةَ، وَجُهَيْنَةَ، وَأَشْجَعَ
- 6بَاب: ذِكْرِ قَحْطَانَ
- 7بَاب: مَا يُنْهَى مِنْ دعوى الْجَاهِلِيَّةِ
- 8بَاب: قِصَّةِ خُزَاعَةَ
- 9بَاب: قِصَّةِ زَمْزَمَ وجهل العرب
- 10بَاب: مَنِ انْتَسَبَ إِلَى آبَائِهِ فِي الْإِسْلَامِ وَالْجَاهِلِيَّةِ
- 11بَاب: قِصَّةِ الْحَبَشِ، وَقَوْلِ النَّبِيِّ ﷺ: (يَا بَنِي أَرْفِدَةَ)
- 12بَاب: مَنْ أَحَبَّ أَنْ لَا يُسَبَّ نَسَبُهُ
- 13بَاب: مَا جَاءَ فِي أَسْمَاءِ رَسُولِ اللَّهِ ﷺ
- 14بَاب: خَاتِمِ النَّبِيِّينَ ﷺ
- 15بَاب: وَفَاةِ النَّبِيِّ ﷺ
- 16بَاب: كُنْيَةِ النَّبِيِّ ﷺ
- 17بَاب: خَاتِمِ النُّبُوَّةِ
- 18بَاب: صِفَةِ النَّبِيِّ ﷺ
- 19بَاب: كَانَ النَّبِيُّ ﷺ تَنَامُ عَيْنُهُ وَلَا يَنَامُ قَلْبُهُ. رَوَاهُ سَعِيدُ بْنُ مِينَاءَ، عَنْ جَابِرٍ، عَنِ النَّبِيِّ ﷺ. [ر: ٦٨٥٢]
- 20بَاب: عَلَامَاتِ النُّبُوَّةِ فِي الْإِسْلَامِ
- 21بَاب: قَوْلِ اللَّهِ تَعَالَى: ﴿يَعْرِفُونَهُ كَمَا يَعْرِفُونَ أَبْنَاءَهُمْ وَإِنَّ فَرِيقًا مِنْهُمْ لَيَكْتُمُونَ الْحَقَّ وَهُمْ يَعْلَمُونَ﴾ /البقرة: ١٤٦
- 22بَاب: سُؤَالِ الْمُشْرِكِينَ أَنْ يُرِيَهُمُ النَّبِيُّ ﷺ آيَةً، فَأَرَاهُمُ انْشِقَاقَ الْقَمَرِ
Sahih-i Buhari 3567
Peygamberin (ﷺ) ve Ashabının Faziletleri ve Meziyetleri
Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)
BÂB (18)
بَاب: صِفَةِ النَّبِيِّ ﷺ
حَدَّثَنِي الْحَسَنُ بْنُ صَبَّاحٍ الْبَزَّارُ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ يُحَدِّثُ حَدِيثًا لَوْ عَدَّهُ الْعَادُّ لأَحْصَاهُ. وَقَالَ اللَّيْثُ حَدَّثَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَنَّهُ قَالَ أَخْبَرَنِي عُرْوَةُ بْنُ الزُّبَيْرِ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّهَا قَالَتْ أَلاَ يُعْجِبُكَ أَبُو فُلاَنٍ جَاءَ فَجَلَسَ إِلَى جَانِبِ حُجْرَتِي يُحَدِّثُ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم، يُسْمِعُنِي ذَلِكَ وَكُنْتُ أُسَبِّحُ فَقَامَ قَبْلَ أَنْ أَقْضِيَ سُبْحَتِي، وَلَوْ أَدْرَكْتُهُ لَرَدَدْتُ عَلَيْهِ، إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَمْ يَكُنْ يَسْرُدُ الْحَدِيثَ كَسَرْدِكُمْ.
Notunuz
KAYNAK
Sahih-i Buhari, Kitâb 61 (Peygamberin (ﷺ) ve Ashabının Faziletleri ve Meziyetleri), Bâb 18, Hadis no. 3567
HADİSİN DERECESİ
Sahih(Buhârî'nin Sahîh'i)
sunnetimiz.com/buhari:3567