SÜNNETİMİZSÜNNET VE HADİS KÜTÜPHANESİ
Sahih-i Buhari › Kitâb 68 · Boşanmak › Bâb 7Konum
KİTÂBLAR (97)
  1. 1Vahyin Başlangıcı7
  2. 2Îmân51
  3. 3İlim76
  4. 4Abdest113
  5. 5Gusül46
  6. 6Hayız40
  7. 7Teyemmüm15
  8. 8Namaz174
  9. 9Namaz Vakitleri81
  10. 10Ezan275
  11. 11Cuma66
  12. 12Korku Namazı6
  13. 13İki Bayram (iydeyn)42
  14. 14Vitir Namazı15
  15. 15Yağmur Duası (Istiskaa)35
  16. 16Güneş ve Ay Tutulması27
  17. 17Kur'ân Okurken Secde Edilecek Yerlerler13
  18. 18Namazın Kısaltılması (At-Taksir)40
  19. 19Gece Namazı (Teheccüd)69
  20. 20Mekke ve Medîne Mescidlerinde Kılınan Namazın Fazîleti10
  21. 21Namaz İçinde Ameller27
  22. 22Namazda Unutkanlık14
  23. 23Cenazeler160
  24. 24Zekât118
  25. 25Hacc260
  26. 26Umre33
  27. 27Hac Yolculuğunu Tamamlamaktan Engellenen Hacılar15
  28. 28Hacda Avlanma Cezası46
  29. 29Medine'nin Faziletleri24
  30. 30Oruç Tutmak117
  31. 31Teravih Namazı6
  32. 32Kadir Gecesinin Fazileti11
  33. 33Ramazânın Son On Gününde İ'tikâf22
  34. 34Alışverişler193
  35. 35Sonradan Teslim Edilecek Mallar İçin Bedel Ödenen Satışlar (Selem Akdi)20
  36. 36Şuf’a3
  37. 37İcâre27
  38. 38Havaleler3
  39. 39Kefalet9
  40. 40Vekâlet21
  41. 41Ekincilik31
  42. 42Su Dağıtımı34
  43. 43Borç, Borç Ödenmesi, Malın Dondurulması, İflas25
  44. 44Hukukî Çekişmeler (Husûmât)16
  45. 45Yerde Bulunup Kaldırılan Şeyler (Lukata)15
  46. 46Zulümler ve Gasb43
  47. 47Ortaklık25
  48. 48Rehin9
  49. 49Kölelerin Azat Edilmesi43
  50. 50Mükâteb6
  51. 51Hediyeler71
  52. 52Şehâdetler53
  53. 53Barış Sağlamak22
  54. 54Şartlar26
  55. 55Vasiyyetler44
  56. 56Cihâd ve Sîretler309
  57. 57Ganimetin Beşte Biri66
  58. 58Cizye ve Muvâde'a33
  59. 59Yaratılışın Başlangıcı136
  60. 60Peygamberler163
  61. 61Peygamberin (ﷺ) ve Ashabının Faziletleri ve Meziyetleri162
  62. 62Peygamberin Sahabeleri128
  63. 63Medine'deki Yardımcıların (Ensar) Faziletleri173
  64. 64Peygamber (ﷺ) Tarafından Yönetilen Askeri Seferler (El-Megazi)526
  65. 65Kur'an-ı Kerim 'in Peygamber ﷺ Tefsiri507
  66. 66Kur'ân’ın Faziletleri87
  67. 67Nikâh188
  68. 68Boşanmak100
  69. 69Nafakalar22
  70. 70Yiyecek, Yemek95
  71. 71Akîka Kurbânı9
  72. 72Avcılık, Kesim70
  73. 73Udhiyeler30
  74. 74İçecekler65
  75. 75Hastalar38
  76. 76Tıp101
  77. 77Elbise188
  78. 78Edeb255
  79. 79İzin İsteme77
  80. 80Dualar108
  81. 81Kalbi İnceltmek (Ar-Riqaq)182
  82. 82Kader27
  83. 83Yemînler ve Nezirler87
  84. 84Yeminlerin Keffaretleri15
  85. 85Mîrâs Payları (Ferîzalar)49
  86. 86Allah Tarafından Belirlenen Sınırlar ve Cezalar (Hudûd)89
  87. 87Kan Parası (Ad-Diyat)59
  88. 88Mürtedler22
  89. 89Zorlama altında yapılan ifadeler13
  90. 90Hileler29
  91. 91Ru'yâ Ta'bîri66
  92. 92Fitneler89
  93. 93Hükümler89
  94. 94Temenni20
  95. 95Doğru Bir Kişi Tarafından Verilen Bilgiyi Kabul Etmek (Vâhidlerin)22
  96. 96Kur'an ve Sünnete Sımsıkı Sarılmak103
  97. 97Allah'ı Birlemek (Tevhid)193
BÂBLAR — Boşanmak (44)
  1. 1بَاب: إِذَا طُلِّقَتِ الْحَائِضُ يعتد بِذَلِكَ الطَّلَاقِ
  2. 2بَاب: مَنْ طَلَّقَ، وَهَلْ يُوَاجِهُ الرَّجُلُ امْرَأَتَهُ بِالطَّلَاقِ
  3. 3بَاب: مَنْ أَجَازَ طَلَاقَ الثَّلَاثِ
  4. 4بَاب: مَنْ خَيَّرَ أزواجه
  5. 5بَاب: مَنْ قَالَ لِامْرَأَتِهِ: أَنْتِ عَلَيَّ حَرَامٌ
  6. 6بَاب: ﴿لِمَ تُحَرِّمُ مَا أَحَلَّ اللَّهُ لَكَ﴾ /التحريم: ١
  7. 7بَاب: إِذَا قَالَ لِامْرَأَتِهِ وَهُوَ مُكْرَهٌ: هَذِهِ أُخْتِي، فَلَا شَيْءَ عَلَيْهِ
  8. 8بَاب: الشِّقَاقِ، وَهَلْ يُشِيرُ بِالْخُلْعِ عِنْدَ الضَّرُورَةِ
  9. 9بَاب: لَا يَكُونُ بَيْعُ الْأَمَةِ طَلَاقًا
  10. 10بَاب: خِيَارِ الْأَمَةِ تَحْتَ الْعَبْدِ
  11. 11بَاب: شَفَاعَةِ النَّبِيِّ ﷺ فِي زَوْجِ بَرِيرَةَ
  12. 12بَاب: قَوْلِ اللَّهِ تَعَالَى: ﴿وَلا تَنْكِحُوا الْمُشْرِكَاتِ حَتَّى يُؤْمِنَّ وَلأَمَةٌ مُؤْمِنَةٌ خَيْرٌ مِنْ مُشْرِكَةٍ وَلَوْ أَعْجَبَتْكُمْ﴾ /البقرة: ٢٢١
  13. 13بَاب: نِكَاحِ مَنْ أَسْلَمَ مِنَ الْمُشْرِكَاتِ وَعِدَّتِهِنَّ
  14. 14بَاب إِذَا أَسْلَمَتِ الْمُشْرِكَةُ أَوِ النَّصْرَانِيَّةُ تَحْتَ الذِّمِّيِّ أَوِ الْحَرْبِيِّ
  15. 15بَاب: قَوْلِ اللَّهِ تَعَالَى: ﴿لِلَّذِينَ يُؤْلُونَ مِنْ نِسَائِهِمْ تَرَبُّصُ أَرْبَعَةِ أَشْهُرٍ فَإِنْ فاؤوا فَإِنَّ اللَّهَ غَفُورٌ رَحِيمٌ. وَإِنْ عَزَمُوا الطَّلاقَ فَإِنَّ اللَّهَ سَمِيعٌ عَلِيمٌ﴾ /البقرة: ٢٢٦، ٢٢٧
  16. 16بَاب: حُكْمِ الْمَفْقُودِ فِي أَهْلِهِ وَمَالِهِ
  17. 17بَاب: الْإِشَارَةِ فِي الطَّلَاقِ وَالْأُمُورِ
  18. 18بَاب: اللِّعَانِ
  19. 19بَاب: إِذَا عَرَّضَ بِنَفْيِ الْوَلَدِ
  20. 20بَاب: إِحْلَافِ الْمُلَاعِنِ
  21. 21بَاب: يَبْدَأُ الرَّجُلُ بِالتَّلَاعُنِ
  22. 22بَاب: اللِّعَانِ، وَمَنْ طَلَّقَ بَعْدَ اللِّعَانِ
  23. 23بَاب: التَّلَاعُنِ فِي الْمَسْجِدِ
  24. 24بَاب: قَوْلِ النَّبِيِّ ﷺ: (لَوْ كُنْتُ رَاجِمًا بِغَيْرِ بَيِّنَةٍ)
  25. 25بَاب: صَدَاقِ الْمُلَاعَنَةِ
  26. 26بَاب: قَوْلِ الْإِمَامِ لِلْمُتَلَاعِنَيْنِ: (إِنَّ أَحَدَكُمَا كَاذِبٌ، فَهَلْ مِنْكُمَا تَائِبٌ)
  27. 27بَاب: التَّفْرِيقِ بَيْنَ الْمُتَلَاعِنَيْنِ
  28. 28بَاب: يَلْحَقُ الْوَلَدُ بِالْمُلَاعِنَةِ
  29. 29بَاب: قَوْلِ الْإِمَامِ: اللَّهُمَّ بَيِّنْ
  30. 30بَاب: إِذَا طَلَّقَهَا ثَلَاثًا، ثُمَّ تَزَوَّجَتْ بَعْدَ الْعِدَّةِ زَوْجًا غَيْرَهُ، فَلَمْ يَمَسَّهَا
  31. 31بَاب: ﴿وَأُولاتُ الأَحْمَالِ أَجَلُهُنَّ أَنْ يَضَعْنَ حَمْلَهُنَّ﴾ /الطلاق: ٤
  32. 32بَاب: قِصَّةِ فَاطِمَةَ بِنْتِ قَيْسٍ
  33. 33بَاب: الْمُطَلَّقَةِ إِذَا خُشِيَ عَلَيْهَا فِي مَسْكَنِ زَوْجِهَا: أَنْ يُقْتَحَمَ عَلَيْهَا، أَوْ تَبْذُوَ عَلَى أَهْلِهَا بِفَاحِشَةٍ
  34. 34بَاب: قَوْلِ اللَّهِ تَعَالَى: ﴿وَلا يَحِلُّ لَهُنَّ أَنْ يَكْتُمْنَ مَا خَلَقَ اللَّهُ فِي أَرْحَامِهِنَّ﴾ /البقرة: ٢٢٨/ مِنَ الْحَيْضِ وَالْحَبَلِ
  35. 35بَاب: ﴿وَبُعُولَتُهُنَّ أَحَقُّ بِرَدِّهِنَّ﴾ /البقرة: ٢٢٨/: فِي الْعِدَّةِ، وَكَيْفَ يُرَاجِعُ الْمَرْأَةَ إِذَا طَلَّقَهَا وَاحِدَةً أَوْ ثِنْتَيْنِ
  36. 36بَاب: مُرَاجَعَةِ الْحَائِضِ
  37. 37بَاب: تُحِدُّ الْمُتَوَفَّى عَنْهَا زَوْجُهَا أَرْبَعَةَ أَشْهُرٍ وَعَشْرًا
  38. 38بَاب: الْكُحْلِ لِلْحَادَّةِ
  39. 39بَاب: الْقُسْطِ لِلْحَادَّةِ عِنْدَ الطُّهْرِ
  40. 40بَاب: تَلْبَسُ الْحَادَّةُ ثِيَابَ الْعَصْبِ
  41. 41باب: ﴿والذين يتوفون منكم ويذرون أزواجا يتربصن بأنفسهن أربعة أشهر وعشرا فإذا بلغن أجلهن فَلا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ فِيمَا فَعَلْنَ فِي أَنْفُسِهِنَّ بالمعروف والله بما تعملون خبير﴾. /البقرة: ٢٣٤
  42. 42بَاب: مَهْرِ الْبَغِيِّ وَالنِّكَاحِ الْفَاسِدِ
  43. 43بَاب: الْمَهْرِ لِلْمَدْخُولِ عَلَيْهَا، وَكَيْفَ الدُّخُولُ، أَوْ طَلَّقَهَا قَبْلَ الدُّخُولِ وَالْمَسِيسِ
  44. 44باب: المتعة للتي لم يفرض لها

Sahih-i Buhari 5277

Boşanmak
Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)
BÂB (7)
بَاب: إِذَا قَالَ لِامْرَأَتِهِ وَهُوَ مُكْرَهٌ: هَذِهِ أُخْتِي، فَلَا شَيْءَ عَلَيْهِ

Eyyub'den, o İkrime'den: "Cemile ... " diyerek hadisi zikretmiştir. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Hul'" sözlükte bir mal karşılığı hanım ın ayrılması demektir. Bu tabir "hal'u'ssevb: elbisenin çıkarılması"ndan alınmıştır. Çünkü kadın, erkeğin manevi elbisesidir. Aynı zamanda buna fidye ve iftida da denilir. İlim adamları hul'un meşru olduğu üzerinde icma etmişlerdir. Ancak meşhur tabii Ebu Bekr Abdullah el-Müzenı istisna teşkil ederek şöyle demektedir: Erkeğin ondan ayrılmak karşılığında hanımından bir şeyalması helal değildir. Çünkü yüce Allah: "Onlara verdiklerinizden bir şeyalmanız helal değildir. "(Bakara, 229) diye buyurmuştur. Ancak yüce Allah'ın: "O halde o kadının bir şeyleri fidye vermesinde her ikisi için de vebal yoktur."(Bakara, 229) buyruğtİ ona karşı delil gösterilince, bunun Nisa suresindeki ayet-i kerime ile neshedildiğini iddia etmiştir. Bunu İbn Ebi Şeybe ve başkaları ondan gelen bir rivayet olarak zikretmişlerdir. Nisa suresindeki buyruk ile neshedildiği iddiası şaz bir görüş olmakla birlikte yine bu iddiasına karşı da yüce Allah'ın: "Bununla beraber gönül hoşluğu ile size onun bir kısmını bağışlarlarsa onu da afiyetle yiyin."(Nisa, 4) buyruğu ile cevap verilmiştir. Yine aynı surede yer alan: "Sulh yolu ile aralarını düzeltmelerinde kendileri için bir vebal yoktur. "(Nisa, 128) buyruğunu da ona karşı delil göstermişlerdir. Hadis de ona karşı gösterilen deliller arasındadır. Görüldüğü kadarıyla o hadisi sabit kabul etmemiş yahut hadis ona ulaşmamıştır. Ancak ondan sonra icma' hul'un muteber olduğu üzerinde gerçekleşmiş, Nisa suresindeki ayetin, Bakara suresindeki ayet ile Nisa'daki diğer iki ayet ile tahsis edildiği kabul edilmiştir. Hul'un şer'an tarifi, erkeğin, hanımından bedelolmaya elverişli bir malın (hanımı tarafından) kocasına verilmesi sureti ile ayrılmasıdır. Hul' yapmak, her ikisinin ya da onlardan birisinin emrolunduğunu yerine getirememekten korkması hali dışında mekruhtur. Bazen buna bir arada bulunmaktan hoşlanmayış sebep olabilir. Bu da ya kötü bir huy ya da çirkinlikten ötürü olabilir. Aynı şekilde büyük bain talaka götürecek türden bir yeminde duramamaktan krkulması halinde ve hul'a gerek duyulması halinde de mekruhluk ortadan kalkar. "Hul'de talak nasılolur?" Yani mücerred hul' yapmakla talak meydana gelir mi? Yoksa talak lafzen zikredilmeksizin yahut niyet etmeksizin gerçekleşmez mi? Hul'de hem lafzen, hem niyet itibariyle talakın sözkonusu olmaması halinde talakın gerçekleşeceği hususunda üç görüş vardır. Bunlar da Şafii'nin bu husustaki görüşleridir: 1- Yeni kitaplarının çoğunda açıkça belirttiği görüş olup, buna göre hul' bir taıaktır. Cumhurun görüşü budur. Eğer hul', hul' lafzı' ile ya da ondan türeyen lafızlarla yapılırsa talak sayısı azalır. Hul' lafzı kullanılmamakla birlikte hul' niyeti ile yapılırsa yine durum böyledir. Şafiı "el-İmla" adlı eserinde bunun talak için kullanılan sari h lafızlardan birisi olduğunu da belirtmiştir. Cumhurun delili, bunun ancak kocanın kullanabileceği bir lafız olması dolayısıyla talak olacağı şeklindedir. Eğer bu, nikahın feshi olsaydı, ikalede olduğu gibi mehrin dışında bir şey karşılığında da caiz olmaması gerekirdi. Oysa cumhur az ya da çok bir bedel karşılığında hul'un caiz olacağı kanaatindedir. İşte bu dahul'un bir talak çeşidi olduğunun delilidir. 2- Bu da Şafiı'nin kadim görüşü olup, "Ahkamu'l-Kur'an" adlı eserinde yeniden sözkonusu ettiği talak olmayıp, fesholduğu görüşüdür. Bu görüş İbn Abbas'tan da sahih olarak rivayet edilmiştir. Bu rivayeti Abdurrezzak zikretmiş bulunmaktadır. İbn ez-Zubeyr'den de bu rivayet nakledilmiştir. Osman, Ali, İkrime ve Tavo.s'dan da rivayet edilmiş olup, Ahmed'in meşhur görüşü de budur. 3- Eğer talakı niyet etmemişse hul' ile kesin olarak ayrılık olmaz. Şafiı bunu el-Umm adlı eserinde açıkça zikretmiş, müteahhir alimlerden es-Sübki de bu görüşü kuwetli bulmuştur. "Osman R.A. saç bağı dışında (malik olduğu) şeylere mukabil hul' yapmayı caiz kabul etmiştir." el-İkas (saç bağı) "uksa"nın çoğulu olup, saçın toplanmasındansonra bağlandığı bağa denilir. Yani Osman R.A. hul' yapılırken erkeğin karısından saç bağı dışında sahip olduğu şeyi almayı caiz görmüştür. İbn Battal dedi ki: Cumhurun görüşüne göre hul'de erkeğin, verdiği mehirden fazlasını alması caizdir. Malik dedi ki: Kendisine uyulan kimseler arasından bunu kabul etmeyeni görmedim ama bu, güzel ahlaka sığmaz. "Fakat ben Müslüman olarak küfürden (nankörlük etmekten) hoşlanmıyorum." Yani onun nikahı altında kalacak olursam küfrü gerektiren bir işi yapmaktan korkuyorum. Cerir İbn Hazim'in başlığın sonlarındaki rivayeti bunu desteklemektedir. Çünkü o rivayette: "Ancak ben küfürden (nankörlük etmekten) korkarım." O bu sözleriyle kocasından aşırı derecede tiksinmesinin ve hoşlanmayışının kendisini nikahının fesh olması için küfrü açıkça işlemeye iteceğine işaret etmiş gibidir. O, bu işi yapmanın haram olduğunu biliyordu. Fakat aşırı nefretinin onu bu işi yapmaya iteceğinden korktu. "Küfür" ile kadının kocasının hakkını yerine getirmemesi, bu hususta kusurlu davranması demek olan "küfranu'l-aşir"i kastetmiş olması ihtimali de vardır. et-Tibi der ki: Yani ben İslam'da, İslam'ın hükümleri ile bağdaşmayan serkeşlik, karşı gelmek ve buna benzer kendisinin zıttı bulunan kocasına buğzeden genç ve güzel kadının göstermesi gereken tepkileri göstermekten korkuyorum. Böylelikle İslam'ın gerekleri ile bağdaşmayan haller hakkında küfür lafzını kullanmış olmaktadır. İfadelerinde zikredilmemiş bazı lafızların bulunması da muhtemeldir. Yani ben küfrün gereklerinden olan düşmanlık, serkeşlik ve ileriye gidecek türden tartışmalar yapmaktan korkuyorum, bundan hoşlanmıyorum. "Bahçeni kabul et ve onu bir talak ile boşa." Bu emir, bir irşad. ve arayı düzeltmek amacına yöneliktir. Vücub ifade etmek için değildir. Hadisten Çıkarılan Sonuçlar Açıklananlar dışında hadisten daha başka sonuçlar da çıkmaktadır. 1- Eğer anlaşmazlık sadece kadın tarafından ise hul' ve kadının bir miktar malını fidye olarak vermesi caiz olur. Her ikisinin de anlaşmazlık içinde olmaları kaydı yoktur .. 2- Kocanın, karısından hoşlanmayışı sözkonusu olmasa ve karısından ondan ayrılmasını gerektirecek bir şey görmese dahi, kadın kocası ile birliktelikten hoşlanmayacak olursa, hul' yapmak meşrudur. 3- Kadın belli bir mal karşılığında kocasından kendisini boşamasını istese, kocası da onu boşasa talak gerçekleşir. 4- Hul' nikahın feshedilmesidir, diyenlerin lehine bu başlıktaki• hadisin rivayet yollarından birisinde görülen bir fazlalık delil gösterilmiştir. Çünkü Amr İbn Müslim'in İkrime'den, onun İbn Abbas'tan diye naklettiği ve Ebu Davud ile Tirmizi'de yer alan Sabit İbn Kays'ın hanımı ile ilgili kıssada: "Allah Rasıılü ona bir defa ay hali görmek suretiyle iddet beklemesini emir buyurdu" ifadesi yer almaktadır. el-Hattabi dedi ki: İşte bu hul' bir feshtir, talak değildir diyenlerin lehine oldukça güçlü bir delildir. Çünkü bu bir talak olsaydı, sadece bir defa ay hali olmak, iddet için yeterli olmazdı. , İmam Ahmed de hul'ün bir fesh olduğunu söylemiştir. Darakutn! ve Beyhakı'deki, İbn ez-ZUbeyr yoluyla gelen mürsel rivayette şöyle denilmektedir: "Onun sana (mehir olarak) verdiği bahçesini ona geri verecek misin? Kadın: Evet, hem de fazlasıyla dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Fazlasına gerek yok, ona bahçesini ver yeter, diye buyurdu. Kadın: Evet; dedi. Kocası da malını geri aldı ve onu serbest bıraktı." Bu hadisin ravileri sikadırlar. Abdurrezzak da Ali'den şunu rivayet etmektedir: "Koca karısından (mehir olarak) verdiğinden fazlasını almaz." Tavus, Ata ve ez-Zührı'den de buna benzer rivayetler nakledilmiştir. Bu aynı zamanda Ebu Hanife, Ahmed ve İshak'ın da görüşüdür. İsmail İbn İshak, Meymun İbn Mehran'dan şu rivayeti nakletmektedir: "Kim (mehir olarak) verdiğinden fazlasını alırsa, hanımını güzel bir şekilde salıvermemiş olur." Bunun karşısında ise Abdurrezzak'ın sahih bir sened ile Said İbn elMüseyyeb'den şöyle dediğine dair naklettiği rivayet yer almaktadır: "Ondan verdiğinin hepsini almasını sevimli bulmuyorum. Ona bir şeyler bıraksın." Malik de şöyle demiştir: Ben verilen mehir karşılığında ve ondan fazlası karşılığında fidyenin (hul'ün) caiz olduğunu hep işitip durmuşumdur. Çünkü yüce Allah: "O halde kadının bir şeyleri fidye vermesinde her ikisi için de vebal yoktur."(Bakara, 229) buyurmuştur. Sehl kızı Habibe'nin rivayet ettiği hadis de bunu gerektirmektedir. Eğer serkeşlik kadın tarafından ise kocaya kadının rızasıyla aldıkları helal olur. Şayet serkeşlik erkek tarafından ise bir şeyalması helal olmaz. Eğer bir şey almışsa ona geri verilir ve ayrılık geçerliliğini devam ettirir. Şafii der ki: Eğer kadın kocasının hakkını vermiyor ve ondan hoşlanmıyor ise karısından bir şeyler alması helal olur. Herhangi bir sebep olmaksızın kadının gönül hoşluğu ile verdiklerini alması caiz olduğuna göre, bir sebebe bağlı olarak alması öncelikle caizdir. 5- Kadın ay hali iken hul' yapmak caizdir. Çünkü Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona ay hali olup olmadığını sormamıştır. 6- Kadının kocasından kendisini boşamasını istemesinin sakınılması gereken bir iş olduğuna dair varid olmuş haberler, ortada bunu gerektirecek bir sebebin bulunmaması hali ile ilgili olarak kabul edilmiştir. Çünkü Sevban yoluyla gelen hadiste şöyle denilmektedir: "Kocasından kendisini boşamasını isteyen bir kadına cennet kokusunu alması haram olur." Hadisi Sünen sahipleri rivayet etmiş, İbn Huzeyme ve İbn Hibban da sahih olduğunu belirtmişlerdir

حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ عِكْرِمَةَ، أَنَّ جَمِيلَةَ، فَذَكَرَ الْحَدِيثَ‏.‏
KAYNAK
Sahih-i Buhari, Kitâb 68 (Boşanmak), Bâb 7, Hadis no. 5277
HADİSİN DERECESİ
Sahih(Buhârî'nin Sahîh'i)
sunnetimiz.com/buhari:5277