SÜNNETİMİZSÜNNET VE HADİS KÜTÜPHANESİ
Sahih-i Buhari › Kitâb 79 · İzin İsteme › Bâb 1Konum
KİTÂBLAR (97)
  1. 1Vahyin Başlangıcı7
  2. 2Îmân51
  3. 3İlim76
  4. 4Abdest113
  5. 5Gusül46
  6. 6Hayız40
  7. 7Teyemmüm15
  8. 8Namaz174
  9. 9Namaz Vakitleri81
  10. 10Ezan275
  11. 11Cuma66
  12. 12Korku Namazı6
  13. 13İki Bayram (iydeyn)42
  14. 14Vitir Namazı15
  15. 15Yağmur Duası (Istiskaa)35
  16. 16Güneş ve Ay Tutulması27
  17. 17Kur'ân Okurken Secde Edilecek Yerlerler13
  18. 18Namazın Kısaltılması (At-Taksir)40
  19. 19Gece Namazı (Teheccüd)69
  20. 20Mekke ve Medîne Mescidlerinde Kılınan Namazın Fazîleti10
  21. 21Namaz İçinde Ameller27
  22. 22Namazda Unutkanlık14
  23. 23Cenazeler160
  24. 24Zekât118
  25. 25Hacc260
  26. 26Umre33
  27. 27Hac Yolculuğunu Tamamlamaktan Engellenen Hacılar15
  28. 28Hacda Avlanma Cezası46
  29. 29Medine'nin Faziletleri24
  30. 30Oruç Tutmak117
  31. 31Teravih Namazı6
  32. 32Kadir Gecesinin Fazileti11
  33. 33Ramazânın Son On Gününde İ'tikâf22
  34. 34Alışverişler193
  35. 35Sonradan Teslim Edilecek Mallar İçin Bedel Ödenen Satışlar (Selem Akdi)20
  36. 36Şuf’a3
  37. 37İcâre27
  38. 38Havaleler3
  39. 39Kefalet9
  40. 40Vekâlet21
  41. 41Ekincilik31
  42. 42Su Dağıtımı34
  43. 43Borç, Borç Ödenmesi, Malın Dondurulması, İflas25
  44. 44Hukukî Çekişmeler (Husûmât)16
  45. 45Yerde Bulunup Kaldırılan Şeyler (Lukata)15
  46. 46Zulümler ve Gasb43
  47. 47Ortaklık25
  48. 48Rehin9
  49. 49Kölelerin Azat Edilmesi43
  50. 50Mükâteb6
  51. 51Hediyeler71
  52. 52Şehâdetler53
  53. 53Barış Sağlamak22
  54. 54Şartlar26
  55. 55Vasiyyetler44
  56. 56Cihâd ve Sîretler309
  57. 57Ganimetin Beşte Biri66
  58. 58Cizye ve Muvâde'a33
  59. 59Yaratılışın Başlangıcı136
  60. 60Peygamberler163
  61. 61Peygamberin (ﷺ) ve Ashabının Faziletleri ve Meziyetleri162
  62. 62Peygamberin Sahabeleri128
  63. 63Medine'deki Yardımcıların (Ensar) Faziletleri173
  64. 64Peygamber (ﷺ) Tarafından Yönetilen Askeri Seferler (El-Megazi)526
  65. 65Kur'an-ı Kerim 'in Peygamber ﷺ Tefsiri507
  66. 66Kur'ân’ın Faziletleri87
  67. 67Nikâh188
  68. 68Boşanmak100
  69. 69Nafakalar22
  70. 70Yiyecek, Yemek95
  71. 71Akîka Kurbânı9
  72. 72Avcılık, Kesim70
  73. 73Udhiyeler30
  74. 74İçecekler65
  75. 75Hastalar38
  76. 76Tıp101
  77. 77Elbise188
  78. 78Edeb255
  79. 79İzin İsteme77
  80. 80Dualar108
  81. 81Kalbi İnceltmek (Ar-Riqaq)182
  82. 82Kader27
  83. 83Yemînler ve Nezirler87
  84. 84Yeminlerin Keffaretleri15
  85. 85Mîrâs Payları (Ferîzalar)49
  86. 86Allah Tarafından Belirlenen Sınırlar ve Cezalar (Hudûd)89
  87. 87Kan Parası (Ad-Diyat)59
  88. 88Mürtedler22
  89. 89Zorlama altında yapılan ifadeler13
  90. 90Hileler29
  91. 91Ru'yâ Ta'bîri66
  92. 92Fitneler89
  93. 93Hükümler89
  94. 94Temenni20
  95. 95Doğru Bir Kişi Tarafından Verilen Bilgiyi Kabul Etmek (Vâhidlerin)22
  96. 96Kur'an ve Sünnete Sımsıkı Sarılmak103
  97. 97Allah'ı Birlemek (Tevhid)193
BÂBLAR — İzin İsteme (53)
  1. 1بَاب: بَدْءِ السَّلَامِ
  2. 2بَاب:
  3. 3بَاب: السَّلَامُ اسْمٌ مِنْ أَسْمَاءِ اللَّهِ تَعَالَى
  4. 4بَاب: تَسْلِيمِ الْقَلِيلِ عَلَى الْكَثِيرِ
  5. 5بَاب يسلم الرَّاكِبِ عَلَى الْمَاشِي
  6. 6بَاب: يسلم الْمَاشِي عَلَى الْقَاعِدِ
  7. 7بَاب: يسلم الصَّغِيرِ عَلَى الْكَبِيرِ
  8. 8بَاب: إِفْشَاءِ السَّلَامِ
  9. 9بَاب: السَّلَامِ لِلْمَعْرِفَةِ وَغَيْرِ الْمَعْرِفَةِ
  10. 10بَاب: آيَةِ الْحِجَابِ
  11. 11بَاب: الِاسْتِئْذَانُ مِنْ أَجْلِ الْبَصَرِ
  12. 12بَاب: زِنَا الْجَوَارِحِ دُونَ الْفَرْجِ
  13. 13بَاب: التَّسْلِيمِ وَالِاسْتِئْذَانِ ثَلَاثًا
  14. 14بَاب: إِذَا دُعِيَ الرَّجُلُ فَجَاءَ هَلْ يَسْتَأْذِنُ
  15. 15بَاب: التَّسْلِيمِ عَلَى الصِّبْيَانِ
  16. 16بَاب: تَسْلِيمِ الرِّجَالِ عَلَى النِّسَاءِ، وَالنِّسَاءِ عَلَى الرِّجَالِ
  17. 17بَاب: إِذَا قَالَ: مَنْ ذَا؟ فَقَالَ: أَنَا
  18. 18بَاب: مَنْ رَدَّ فَقَالَ: عَلَيْكَ السَّلَامُ
  19. 19بَاب: إِذَا قَالَ: فُلَانٌ يُقْرِئُكَ السَّلَامَ
  20. 20بَاب: التَّسْلِيمِ فِي مَجْلِسٍ فِيهِ أَخْلَاطٌ مِنَ الْمُسْلِمِينَ وَالْمُشْرِكِينَ
  21. 21بَاب: مَنْ لَمْ يُسَلِّمْ عَلَى مَنِ اقْتَرَفَ ذَنْبًا، وَلَمْ يَرُدَّ سَلَامَهُ، حَتَّى تَتَبَيَّنَ تَوْبَتُهُ، وَإِلَى مَتَى تَتَبَيَّنُ تَوْبَةُ الْعَاصِي
  22. 22بَاب: كَيْفَ الرد عَلَى أَهْلِ الذِّمَّةِ بالسلام
  23. 23بَاب: مَنْ نَظَرَ فِي كِتَابِ مَنْ يُحْذَرُ عَلَى الْمُسْلِمِينَ لِيَسْتَبِينَ أَمْرُهُ
  24. 24بَاب: كَيْفَ يُكْتَبُ الْكِتَابُ إِلَى أَهْلِ الْكِتَابِ
  25. 25بَاب: بِمَنْ يُبْدَأُ فِي الْكِتَابِ
  26. 26بَاب: قَوْلِ النَّبِيِّ ﷺ: (قُومُوا إِلَى سَيِّدِكُمْ)
  27. 27بَاب: الْمُصَافَحَةِ
  28. 28بَاب: الْأَخْذِ بِالْيَدَيْنِ
  29. 29بَاب: الْمُعَانَقَةِ، وَقَوْلِ الرَّجُلِ كَيْفَ أَصْبَحْتَ
  30. 30بَاب: مَنْ أَجَابَ بِلَبَّيْكَ وَسَعْدَيْكَ
  31. 31بَاب: لَا يُقِيمُ الرَّجُلُ الرَّجُلَ مِنْ مَجْلِسِهِ
  32. 32بَاب: ﴿إِذَا قِيلَ لَكُمْ تَفَسَّحُوا فِي الْمَجَالِسِ فَافْسَحُوا يَفْسَحِ اللَّهُ لَكُمْ وَإِذَا قِيلَ انْشُزُوا فَانْشُزُوا﴾ الْآيَةَ /المجادلة: ١١/
  33. 33بَاب: مَنْ قَامَ مِنْ مَجْلِسِهِ أَوْ بَيْتِهِ وَلَمْ يَسْتَأْذِنْ أَصْحَابَهُ، أَوْ تَهَيَّأَ لِلْقِيَامِ لِيَقُومَ النَّاسُ
  34. 34بَاب: الِاحْتِبَاءِ بِالْيَدِ، وَهُوَ الْقُرْفُصَاءُ
  35. 35بَاب: مَنِ اتَّكَأَ بَيْنَ يَدَيْ أَصْحَابِهِ
  36. 36بَاب: مَنْ أَسْرَعَ فِي مَشْيِهِ لِحَاجَةٍ أَوْ قَصْدٍ
  37. 37بَاب: السَّرِيرِ
  38. 38بَاب: مَنْ أُلْقِيَ لَهُ وِسَادَةٌ
  39. 39بَاب: الْقَائِلَةِ بَعْدَ الْجُمُعَةِ
  40. 40بَاب: الْقَائِلَةِ فِي الْمَسْجِدِ
  41. 41بَاب: مَنْ زَارَ قَوْمًا فَقَالَ عِنْدَهُمْ
  42. 42بَاب: الْجُلُوسِ كَيْفَمَا تَيَسَّرَ
  43. 43بَاب: مَنْ نَاجَى بَيْنَ يَدَيِ النَّاسِ، وَمَنْ لَمْ يُخْبِرْ بِسِرِّ صَاحِبِهِ، فَإِذَا مَاتَ أَخْبَرَ بِهِ
  44. 44بَاب: الِاسْتِلْقَاءِ
  45. 45بَاب: لَا يَتَنَاجَى اثْنَانِ دُونَ الثَّالِثِ
  46. 46بَاب: حِفْظِ السِّرِّ
  47. 47بَاب: إِذَا كَانُوا أَكْثَرَ مِنْ ثَلَاثَةٍ فَلَا بَأْسَ بِالْمُسَارَّةِ وَالْمُنَاجَاةِ
  48. 48بَاب: طُولِ النَّجْوَى
  49. 49بَاب: لَا تُتْرَكُ النَّارُ فِي الْبَيْتِ عِنْدَ النَّوْمِ
  50. 50بَاب: غلق الْأَبْوَابِ بِاللَّيْلِ
  51. 51بَاب: الْخِتَانِ بَعْدَ الْكِبَرِ وَنَتْفِ الْإِبْطِ
  52. 52بَاب: كُلُّ لَهْوٍ بَاطِلٌ إِذَا شَغَلَهُ عَنْ طَاعَةِ اللَّهِ، وَمَنْ قَالَ لِصَاحِبِهِ: تَعَالَ أُقَامِرْكَ
  53. 53بَاب: مَا جَاءَ فِي الْبِنَاءِ

Sahih-i Buhari 6227

İzin İsteme
Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)
BÂB (1)
بَاب: بَدْءِ السَّلَامِ

Ebu Hureyre'den rivayete göre; "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Allah Adem'i kendi suretinde altmış zira' boyunda yarattı. Onu yaratınca: Git de oturmakta olan şu melekler topluluğuna selam ver de sana ne şekilde cevap vereceklerini dinle. Çünkü onların sana verecekleri cevap hem senin selamın, hem zürriyetinin selamı olacaktır, buyurdu. Adem gidip: es-Selamu aleykum deyince, onlar da: es-Selamu aleyke ve rahmetullah deyip, ona fazladan "ve rahmetullah"ı eklediler. İşte cennete girecek olan herkes, Adem'in sureti üzere girecektir. Ama ondan sonra şimdiye kadar hilkat hep eksilip durmaktadır." Fethu'l-Bari Açıklaması: "İzin isteme bölümü, selamın başlangıcı" İsti'zan, kendisinden izin istenilen kimsenin sahip olduğu bir yere girmek için izin istemek demektir. Bed' de başlangıç demektir. Selamın ilk ortaya çıkışı anlamındadır. İzin istemekle birlikte selam başlığını kullanmış olması, selam vermeyen kimseden emin olunmayacağına işaret etmek içindir. Ebu Davud ve İbn Ebi Şeybe ceyyid bir sened ile Rib'ib Hiraş'dan şu rivayeti nakletmektedirler: "Bana bir adamın tahdis ettiğine göre o, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem evinde iken içeri girmek için izin istedi ve: İçeri gireyim mi, dedi. Allah Resulü hizmetçisine: Bunun yanına çık, git ve ona öğret diye buyurdu. O da: es-Selamu aleykum gireyim mi de, dedi." Darakutn! hadisin sahih olduğunu söylemiştir. "Allah A.dem'i kendi suretinde yarattı." Buna dair açıklamalar Bed'u'l-Halk da geçmiş bulunmaktadır. Buradaki "kendi" anlamı verilen zamirin kime ait olduğu hususunda görüş ayrılığı vardır. Adem'e ait olduğu söylenmiştir. Yani Allah, Adem'i cennetten indirilinceye ve ölünceye kadar sahip olup, devam ettiği sureti üzere yaratmıştır. Böylelikle cennette iken başka bir vasıfta olduğunu zannedenlerin bu yanılgısını yahut bulunduğu şekilde hilkatini başlatıp soyundan gelenlerin bir halden bir başka hale intikal edip geçtiği gibi, kendisinin geçmediğini zannedenlerin bu vehmini, yanılgısını önlemek istemiştir. Bunun Dehrilerin kanaat1erini reddetmek için dile getirildiği de söylenmiştir. Çünkü onlar, bir insan ancak bir nutfeden olur. insan nutfesi de ancak insandan olur ve bunun ilk başlangıcı yoktur, derler. Böylelikle A.dem'in ta baştan beri bu surette yaratılmış olduğunu beyan etmiş bulunmaktadır. Bir diğer görüşe göre, insanın tabiatın bir işi ve etkisi olarak meydana gelmiş olabileceğini iddia eden tabiatçıların görüşünün reddedilmesi için de böyle denilmiştir. Bir başka görüşe göre ise, insan kendisinin fiilini yaratır, iddiasında bulunan Kaderiyecilerin görüşlerini reddetmek için böyle demiştir. Bir başka görüşe göre bu hadisin bu rivayette belirtilmemiş bir sebebi vardır. Onun başı ise kölesini döven bir kimse ile ilgili olaydır. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, O kimsenin kölesini dövmesini yasaklayarak ona: Şüphesiz Allah Adem'i de onun sureti üzerine yaratmıştır, demiştir. Itk (kölelerin hürriyete kavuşturulması) bölümünde buna dair açıklamalar geçmişti. Bir diğer görüşe göre zamir Allah'a gider. Bu görüşü kabul eden kimseler ise bazı rivayetlerinde varid olmuş bulunan "Rahmanın sureti üzere" ifadesine sarılmaktadır. Suretten kasıt ise niteliktir. Yani Allah onu ilim, hayat, semi', basar ve buna benzer kendi sıfatlarına (kısmen) sahip olarak yaratmıştır. Her ne kadar yüce Allah'ın sıfatlarına hiçbir şey benzemese dahi. "Git onlara selam ver." İbn Abdilberr ilk olarak selam vermenin sünnet olduğunda iema' bulunduğunu nakletmiştir. Kadı Abdulvehhab'ın ifadelerinde ise -Iyad'ın ondan naklettiğine göre- şöyle dedigi nakl edilmiştir: İlk olarak selam vermenin sünnet ya da farz-ı kifaye olduğu hususunda görüş aynlığı yoktur. Buna göre topluluk arasından bir kişi selam verecek olursa, hepsi için yeterlidir. Iyad dedi ki: Sünnet olduğu üzerinde iema'ın bulunduğunun nakledilmesi ile birlikte farz-ı kifayedir demesi, sünnetleri uygulamanın ve onları diriltip canlandırmanın farz-ı kifaye oluşu anlamındadır. "O" yani onların sana cevap olarak söyleyecekleri sözler ya da verecekleri cevap demektir. "Senin selam şeklin ve soyundan gelenlerin selam şekli olacak." Maksat şer'ı usule göre selamlaşmadır. Zürriyetten kasıt da onların bir kısmıdır. Bunlar da Müslüman olanlarıdır. Buhari el-Edebu'I-Müfred'de İbn Mace ve sahih olduğunu belirterek İbn Huzeyme, Aişe'den Nebie merfu olarak şu hadisi zikretmektedirler: "Yahudilerin selam ve amin demek dolayısıyla sizi kıskandıkları kadar hiçbir şey için kıskanmış değildirler." İşte bu, selamın diğer ümmetler arasında sadece bu ümmete meşru olduğunun delilidir. Ebu Zerr, Müslüman oluşu ile ilgili rivayet ettiği uzunca hadisinde: "Rasuluilah sallallahıı aıeyhi ve sellem geldi. .. " deyip, hadisi nakletti. Hadiste de: "Ben onu İslam selamı ilk selamlayan kişi oldum. O da: Ve aleyke ve rahmetullahi diye buyurdu" demektedir. Hadisi Müslim rivayet etmiştir. Taberani ve eş-Şuabu'l-İman'da Beyhaki, Ebu Umame'den merfu olarak şu hadisi rivayet etmektedir: "Allah selamı bizim ümmetimiz için bir selamlaşma, zimmetimiz altında bulunan ehl-i zimmet için bir eman kılmıştır." İbn Ebi Hatim de Mukatil İbn Hayyan'dan şöyle dediğini rivayet etmektedir: "Araplar cahiliye döneminde: Hayıte mesaen ve hayıte sabahen (iyi akşamlar, iyi sabahlar)" derlerdi. Yüce Allah bunu selam ile değiştirdi." "O da es-selam u aleykum dedi." İbn Battal dedi ki: Yüce Allah'ın bunun nasılolacağını açık ifadelerle öğretmiş olması ihtimalolduğu gibi, onun bunu yüce Allah'ın kendisine: "Selam ver" demiş olmasından da anlayıp çıkartmış olması ihtimali de vardır. Derim ki: Allah'ın bunu ona ilham yoluyla bildirmiş olması ihtimali de vardır. Bunu da daha önce "aksıranın hamdetmesi" başlığında yer alan ıbn Hibban'ın bir başka yoldan Ebu. Hureyre'den diye merfu olarak rivayet etmiş olduğu şu hadis de desteklemektedir: "Allah Adem'i yarattığında aksırdı. Allah da ona elhamdulillah demesini ilham ettL" Aynı şekilde yüce Allah'ın ona selam verme şeklini ilham yoluyla öğretmiş olma ihtimali vardır. Hadis aynı zamanda bu şekilde selam vermenin, ilk selam verenin kullanması meşru olan kip olduğuna delil gösterilmiştir. Çünkü yüce Allah "İşte o hem senin, hem senin soyundan gelecek olanların selam şeklidir" buyurmuştur. Bu (es-selamu aleykum şekli) bir topluluğa selam vermesi halinde söz konusudur. Eğer tek bir kişiye selam verecek olursa, bunun da hükmü bir kaç başlık sonra gelecektir. Eğer baştaki lam'ı (söyleyişte es'i) zikretmeyip "selamun aleykum" diyecek olursa, bu da yeterlidir. Çünkü yüce Allah şöyle buyurmaktadır "Melekler de her kapıdan onların yanına girip: Sabrettiğiniz şeylere karşılık selamun aleykum derler. "(Ra'd, 23); "De ki: Selamun aleykum, Rabbiniz kendi üzerine rahmeti yazdı. "(En'am,54); "Alemler arasında Nuh'a selam olsun."(Saffat, 79) ve benzeri buyruklar. Bununla birlikte lam ile (es-selamu şeklinde) söylemek daha uygundur. Çünkü bu hem işin önemini ifade eder, hem de çokluğu anlatır. İyad dedi ki: İlk selam verince aleyke's-selamu demek mekruhtur. Nevevı el-Ezkar'da: İlk selam veren kişi "ve aleykumu's-selam" diyecek olursa bu selam olmaz ve ona cevap verilmeyi de hak etmez. Namazdan çıkış halinde bu selamın yeterli olmayışı gibi yeterli olmama ihtimali de vardır, selam sayılmayarak alınmayı hak etmemesi ihtimali de vardır. Çünkü biz Ebu. Davud'un ve sahih olduğunu belirterek Tirmizi'nin Sünen'lerinde ve başka eserlerde sahih senedlerle Ebu. Curey'den şöyle dediğini rivayet etmiş bulunuyoruz: "RasCılullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna varıp: Aleyke's-selamu ya Resulullah dedim. Allah Resuıü: Aleyke's-selam deme' Çünkü aleyke's-selam ölülere verilen selam şeklidir, buyurdu." Melekler ona fazladan "ve rahmetullahi" dediler. Bu ibarede de ilk selam verenin lafızlarına diğer lafızları da ekleyerek selam almanın meşruiyeti anlaşılmaktadır. Böyle bir selam almak da ittifakla müstehaptır. Çünkü yüce Allah'ın şu buyruğunda böyle bir selamlaşma dile getirilmiştir: "Bir selamla selamlandığınızda siz de ondan daha güzeli ile selamı alın. Yahut aynısıyla karşılık verin. "(Nisa, 86) Eğer selam veren kişi "ve rahmetullah" fazlalığını da ekleyecek olursa, onun söylediklerine "ve berekatuh" lafzının da eklenmesi müstehaptır. Selam veren kişi "ve berekatuh"u da ekleyerek selam verecek olursa fazla bir lafız ekleyerek selamı almak meşru olur mu? Aynı şekilde selamı veren kişi "ve berekatuh" lafzına başka bir şeyler eklemesi meşru olur mu? Malik el-Muvatta'da İbn Abbas'tan şöyle dediğini rivayet etmektedir: "Selam son olarak bereket ile bitirilir." Bununla birlikte İbn Ömer'den bunun caiz olduğu rivayet edilmiştir. Buhari el-Edebu'l-Müfred'de, Amr İbn Şuayb yoluyla İbn Ömer'in azadlısı Salim'den şöyle dediğini rivayet etmektedir: "İbn Ömer selam aldı mı fazladan lafız ekleyerek karşılık verirdi. Bir gün ona giderek: es-Selamu aleykum dedim. O da es-Selamu aleykum ve rahmetullahi dedi. Sonra yine yanına gittim. Buna bir de "ve berekatuh" lafzını ekledim. O da ve tayyibu salavatuh lafzını ilave etti." İbn Dakiki'l-'Id, Ebu'l-Velid İbn Rüşd'den şunu nakletmektedir: Yüce Allah'ın: "Ondan daha güzeli ile selamı alın" buyruğundan eğer selam veren kişi selamı "ve berekatuh"e kadar söyleyecek olursa, fazlasını eklemek caizdir. İlim adamları da selamı almanın kifaye yoluyla vacip olduğunu ittifakla kabul etmişlerdir. Ebu Yusuf'tan: Her kişinin teker teker selamı alması icap eder, diye nakledilmiştir

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، عَنْ مَعْمَرٍ، عَنْ هَمَّامٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ خَلَقَ اللَّهُ آدَمَ عَلَى صُورَتِهِ، طُولُهُ سِتُّونَ ذِرَاعًا، فَلَمَّا خَلَقَهُ قَالَ اذْهَبْ فَسَلِّمْ عَلَى أُولَئِكَ النَّفَرِ مِنَ الْمَلاَئِكَةِ جُلُوسٌ، فَاسْتَمِعْ مَا يُحَيُّونَكَ، فَإِنَّهَا تَحِيَّتُكَ وَتَحِيَّةُ ذُرِّيَّتِكَ‏.‏ فَقَالَ السَّلاَمُ عَلَيْكُمْ‏.‏ فَقَالُوا السَّلاَمُ عَلَيْكَ وَرَحْمَةُ اللَّهِ‏.‏ فَزَادُوهُ وَرَحْمَةُ اللَّهِ، فَكُلُّ مَنْ يَدْخُلُ الْجَنَّةَ عَلَى صُورَةِ آدَمَ، فَلَمْ يَزَلِ الْخَلْقُ يَنْقُصُ بَعْدُ حَتَّى الآنَ ‏"‏‏.‏
KAYNAK
Sahih-i Buhari, Kitâb 79 (İzin İsteme), Bâb 1, Hadis no. 6227
HADİSİN DERECESİ
Sahih(Buhârî'nin Sahîh'i)
sunnetimiz.com/buhari:6227