Abdullah (İbn Mes'ud)'dan dedi ki; "Biz Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte namaz kıldığımızda es-selamu alallahi Ka'ble ibadih, es-selamu ala Cibrll, es-selamu ala Mikail, es-selamu ala fulanin ve fulan: (Kullarından önce Allah'a selam, Cibri\'e selam, Mikail'e selam, filana ve filana selam olsun) derdik Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem namazı bitirince, bize yüzünü dönerek: Şüphesiz es-selam Allah'tır. Bu sebeple sizden herhangi bir kimse namazda oturdu mu; et-Tahiyyatu lillahi ve's-salavatu ve't-tayyibatu es-selamu aleyke eyyuhe'n-nebiyyu ve rahmetullahi ve berekatuhu. es-selamu aleyna ve ala ibadillahi's-salihin: (Bütün selamlar, dualar, hoş ve temiz dilekler yalnız Allah'ındır. Selam sana ey Nebii Allah'ın rahmeti ve bereketleri de. Selam bize ve Allah'ın salih kullarına olsun), desin. Çünkü bir kimse bunları söyledi mi gökte ve yerde bulunan salih her bir kula da selam vermiş olur. (Devamla:) Eşhedu en la ilahe illallah ve eşhedu enne Muhammeden abduhu ve Rasuluh: (Şehadet ederim ki Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur ve yine şehadet ederim ki Muhammed onun kulu ve Rasulüdür), desin. Bundan sonra da hayır gördüğü sözlerden dilediğini söyler." Fethu'l-Bari Açıklaması: "es-Selam yüce Allah'ın isimlerinden bir isimdir." es-Selam eksikliklerden uzak, kurtulmuş olan demektir. Kullarına selamet ve esenlik veren, gerçek dostlarına selam veren diye de açıklanmıştır. es-Selam'ın anlamı hakkında görüş ayrılığı vardır. lyad'ın naklettiğine göre Allah'ın ismi olarak, Allah'ın koruması ve koruyuculuğu senin üzerinde olsun demektir. Tıpkı Allah seninle beraber, Allah seninle birlikte olsun, denilmesine benzer. Bir başka görüşe göre: Şüphesiz Allah senin neler yaptığını görendir, demektir. Anlamının: Allah'ın adı ameller üzerine, amellerde çeşitli hayırların anlamlarının bulunup onları ifsad edecek arızı hallerin de söz konusu olmaması ümit edilerek zikredilir. Bir diğer açıklamaya göre bunun anlamı yüce Allah'ın: "Yemin ashabından sana selam olsun."(Vakıa, 91) buyruğunda olduğu gibidir. Sanki Müslüman selam verdiği kimseye, kendisinden yana esenlikte olacağını ve kendisinden ona korkulacak bir şeyin gelmeyeceğini bildirmiş gibi olur. İbn Dakiki'l-'Id de Şerhu'l-İlmam adlı eserinde şunları söylemektedir: Selam, çeşitli anlamları ifade etmek için kullanılır. Esenlik, selam vermek, yüce Allah'ın isimlerinden bir isim olması gibi. Selam, bazen sadece selam vermek anlamında, bazen katıksız esenlik dileği anlamında, bazen de her iki anlama da gelebilecek şekilde kullanılabilir. Yüce Allah: "Size selam verene dünya hayatının menfaatini arayarak sen mu'mindeğilsin, demeyin."(Nisa, 94) buyruğunda olduğu gibi. Bu buyrukta hem selam vermek, hem de esenlik dilemek anlamına gelme ihtimali vardır. Yüce Allah'ın: " ... ve istedikleri her şey vardır. Çok merhametli bir Rab den de selam denir. "(Yasin, 57-58) "Bir selamla selamlandığınızda siz de ondan daha güzeli ile selamı alın yahut aynısıyla karşılık verin."(Nisa, 86) buyruğu." Bu ayetin bu başlıkta zikredilmesinin sebebi, birinci başlıkta işaret olunan hadislerin delalet ettiği üzere genelolan selam verme emrinin "es-selam" özel lafzı ile verileceğine işaret etmektir ilim adamları bu hususta ittifak etmişlerdir Ancak ibnu't-Tın'in, ibn Huveyzimendad'dan, onun Malik'ten naklettiği müstesnadır. Buna göre ayet-i kerime'de "tahiyye (selam verme)"den maksat hediyedir Yine ilim adamlarının ittifak ettiklerine göre selam lafzı ile selam veren kimsenin selamı ancak, yine es-selamu lafzı ile alınır Selamın alınışı için, sana da hayırlı sabahlar, mutlu sabahlar ve buna benzer cevaplar vermek yeterli olmaz. Selam verirken "es-selamu" lafzından başkasını kullanan kimseye cevap vererek selamını almak gerekip gerekmediği hususunda görüş ayrılığı vardır Selamı almanın vacip olmasını gerektirecek asgari miktar, selamı verenin selam verdiği kimseye sesini işittirmesidir işte o vakit selamının alınmasını hak eder. işaretle selamı almak yeterli değildir. Hatta bunun yapılmamasına dair emir de varid olmuştur. Bu da Nesai'nin ceyyid bir sened ile Cabir'den diye naklettiği şu merfu hadiste sözkonusudur: "Yahuoilerin selamlaşmaları gibi selam vermeyiniz. Çünkü onların selamlaşmaları başlarla, ellerle ve işaret iledir." Nevevı der ki: Esma bint Yezid'in rivayet ettiği şu hadis bu görüşü reddetmez: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem mescidden geçerken bir grup kadın da oturuyor idi. Selam vermek üzere eli ile işaret buyurdu." Bu hadis, Nebi efendimizin lafız (sözlü selamı) ve işareti bir arada yaptığı şeklinde yorumlanır. Nitekim Ebu Davud da aynı şekilde Esma bint Yezid'den: "Bize selam verdi" lafzı ile de rivayet etmiştir. --- Nevevı'nin açıklamaları burada sona erınektedir. --- işaret ile selam vermenin yasaklanışı ise, fiilen ve şer'an lafız ile selam verme gücü yeten kimseler hakkında özeldir. Aksi takdirde namaz kılan, uzakta bulunan ve dilsiz kimsenin halinde olduğu gibi, selamı lafız ile cevap vermek suretiyle alma imkanına sahip olamayan kimseler için işaretle selamı almak meşrudur. Aynı şekilde sağır kimseye selam vermek de böyledir. Eğer Arapça olmayan bir lafızia selam verilecek olursa, cevabı hak eder mj? Bu hususta ilim adamlarının üç görüşü vardır. Üçüncüsü Arapça güzelce selam verebileninkini almak vaciptir, şeklindedir. Mektupla yazılan ve elçi ile gönderilen selama da cevap vermek gerekir. Küçük çocuk, ergenlik yaşındaki birisine selam verecek olursa selamını alması icap eder. Aralarında küçük çocuğun bulunduğu bir topluluğa selam verecek olup çocuk da selamı alacak. olursa, bir görüşe göre aldığı selam, hepsi adına yeterlidir
Sahih-i Buhari › Kitâb 79 · İzin İsteme › Bâb 3Konum
KİTÂBLAR (97)
- 1Vahyin Başlangıcı7
- 2Îmân51
- 3İlim76
- 4Abdest113
- 5Gusül46
- 6Hayız40
- 7Teyemmüm15
- 8Namaz174
- 9Namaz Vakitleri81
- 10Ezan275
- 11Cuma66
- 12Korku Namazı6
- 13İki Bayram (iydeyn)42
- 14Vitir Namazı15
- 15Yağmur Duası (Istiskaa)35
- 16Güneş ve Ay Tutulması27
- 17Kur'ân Okurken Secde Edilecek Yerlerler13
- 18Namazın Kısaltılması (At-Taksir)40
- 19Gece Namazı (Teheccüd)69
- 20Mekke ve Medîne Mescidlerinde Kılınan Namazın Fazîleti10
- 21Namaz İçinde Ameller27
- 22Namazda Unutkanlık14
- 23Cenazeler160
- 24Zekât118
- 25Hacc260
- 26Umre33
- 27Hac Yolculuğunu Tamamlamaktan Engellenen Hacılar15
- 28Hacda Avlanma Cezası46
- 29Medine'nin Faziletleri24
- 30Oruç Tutmak117
- 31Teravih Namazı6
- 32Kadir Gecesinin Fazileti11
- 33Ramazânın Son On Gününde İ'tikâf22
- 34Alışverişler193
- 35Sonradan Teslim Edilecek Mallar İçin Bedel Ödenen Satışlar (Selem Akdi)20
- 36Şuf’a3
- 37İcâre27
- 38Havaleler3
- 39Kefalet9
- 40Vekâlet21
- 41Ekincilik31
- 42Su Dağıtımı34
- 43Borç, Borç Ödenmesi, Malın Dondurulması, İflas25
- 44Hukukî Çekişmeler (Husûmât)16
- 45Yerde Bulunup Kaldırılan Şeyler (Lukata)15
- 46Zulümler ve Gasb43
- 47Ortaklık25
- 48Rehin9
- 49Kölelerin Azat Edilmesi43
- 50Mükâteb6
- 51Hediyeler71
- 52Şehâdetler53
- 53Barış Sağlamak22
- 54Şartlar26
- 55Vasiyyetler44
- 56Cihâd ve Sîretler309
- 57Ganimetin Beşte Biri66
- 58Cizye ve Muvâde'a33
- 59Yaratılışın Başlangıcı136
- 60Peygamberler163
- 61Peygamberin (ﷺ) ve Ashabının Faziletleri ve Meziyetleri162
- 62Peygamberin Sahabeleri128
- 63Medine'deki Yardımcıların (Ensar) Faziletleri173
- 64Peygamber (ﷺ) Tarafından Yönetilen Askeri Seferler (El-Megazi)526
- 65Kur'an-ı Kerim 'in Peygamber ﷺ Tefsiri507
- 66Kur'ân’ın Faziletleri87
- 67Nikâh188
- 68Boşanmak100
- 69Nafakalar22
- 70Yiyecek, Yemek95
- 71Akîka Kurbânı9
- 72Avcılık, Kesim70
- 73Udhiyeler30
- 74İçecekler65
- 75Hastalar38
- 76Tıp101
- 77Elbise188
- 78Edeb255
- 79İzin İsteme77
- 80Dualar108
- 81Kalbi İnceltmek (Ar-Riqaq)182
- 82Kader27
- 83Yemînler ve Nezirler87
- 84Yeminlerin Keffaretleri15
- 85Mîrâs Payları (Ferîzalar)49
- 86Allah Tarafından Belirlenen Sınırlar ve Cezalar (Hudûd)89
- 87Kan Parası (Ad-Diyat)59
- 88Mürtedler22
- 89Zorlama altında yapılan ifadeler13
- 90Hileler29
- 91Ru'yâ Ta'bîri66
- 92Fitneler89
- 93Hükümler89
- 94Temenni20
- 95Doğru Bir Kişi Tarafından Verilen Bilgiyi Kabul Etmek (Vâhidlerin)22
- 96Kur'an ve Sünnete Sımsıkı Sarılmak103
- 97Allah'ı Birlemek (Tevhid)193
BÂBLAR — İzin İsteme (53)
- 1بَاب: بَدْءِ السَّلَامِ
- 2بَاب:
- 3بَاب: السَّلَامُ اسْمٌ مِنْ أَسْمَاءِ اللَّهِ تَعَالَى
- 4بَاب: تَسْلِيمِ الْقَلِيلِ عَلَى الْكَثِيرِ
- 5بَاب يسلم الرَّاكِبِ عَلَى الْمَاشِي
- 6بَاب: يسلم الْمَاشِي عَلَى الْقَاعِدِ
- 7بَاب: يسلم الصَّغِيرِ عَلَى الْكَبِيرِ
- 8بَاب: إِفْشَاءِ السَّلَامِ
- 9بَاب: السَّلَامِ لِلْمَعْرِفَةِ وَغَيْرِ الْمَعْرِفَةِ
- 10بَاب: آيَةِ الْحِجَابِ
- 11بَاب: الِاسْتِئْذَانُ مِنْ أَجْلِ الْبَصَرِ
- 12بَاب: زِنَا الْجَوَارِحِ دُونَ الْفَرْجِ
- 13بَاب: التَّسْلِيمِ وَالِاسْتِئْذَانِ ثَلَاثًا
- 14بَاب: إِذَا دُعِيَ الرَّجُلُ فَجَاءَ هَلْ يَسْتَأْذِنُ
- 15بَاب: التَّسْلِيمِ عَلَى الصِّبْيَانِ
- 16بَاب: تَسْلِيمِ الرِّجَالِ عَلَى النِّسَاءِ، وَالنِّسَاءِ عَلَى الرِّجَالِ
- 17بَاب: إِذَا قَالَ: مَنْ ذَا؟ فَقَالَ: أَنَا
- 18بَاب: مَنْ رَدَّ فَقَالَ: عَلَيْكَ السَّلَامُ
- 19بَاب: إِذَا قَالَ: فُلَانٌ يُقْرِئُكَ السَّلَامَ
- 20بَاب: التَّسْلِيمِ فِي مَجْلِسٍ فِيهِ أَخْلَاطٌ مِنَ الْمُسْلِمِينَ وَالْمُشْرِكِينَ
- 21بَاب: مَنْ لَمْ يُسَلِّمْ عَلَى مَنِ اقْتَرَفَ ذَنْبًا، وَلَمْ يَرُدَّ سَلَامَهُ، حَتَّى تَتَبَيَّنَ تَوْبَتُهُ، وَإِلَى مَتَى تَتَبَيَّنُ تَوْبَةُ الْعَاصِي
- 22بَاب: كَيْفَ الرد عَلَى أَهْلِ الذِّمَّةِ بالسلام
- 23بَاب: مَنْ نَظَرَ فِي كِتَابِ مَنْ يُحْذَرُ عَلَى الْمُسْلِمِينَ لِيَسْتَبِينَ أَمْرُهُ
- 24بَاب: كَيْفَ يُكْتَبُ الْكِتَابُ إِلَى أَهْلِ الْكِتَابِ
- 25بَاب: بِمَنْ يُبْدَأُ فِي الْكِتَابِ
- 26بَاب: قَوْلِ النَّبِيِّ ﷺ: (قُومُوا إِلَى سَيِّدِكُمْ)
- 27بَاب: الْمُصَافَحَةِ
- 28بَاب: الْأَخْذِ بِالْيَدَيْنِ
- 29بَاب: الْمُعَانَقَةِ، وَقَوْلِ الرَّجُلِ كَيْفَ أَصْبَحْتَ
- 30بَاب: مَنْ أَجَابَ بِلَبَّيْكَ وَسَعْدَيْكَ
- 31بَاب: لَا يُقِيمُ الرَّجُلُ الرَّجُلَ مِنْ مَجْلِسِهِ
- 32بَاب: ﴿إِذَا قِيلَ لَكُمْ تَفَسَّحُوا فِي الْمَجَالِسِ فَافْسَحُوا يَفْسَحِ اللَّهُ لَكُمْ وَإِذَا قِيلَ انْشُزُوا فَانْشُزُوا﴾ الْآيَةَ /المجادلة: ١١/
- 33بَاب: مَنْ قَامَ مِنْ مَجْلِسِهِ أَوْ بَيْتِهِ وَلَمْ يَسْتَأْذِنْ أَصْحَابَهُ، أَوْ تَهَيَّأَ لِلْقِيَامِ لِيَقُومَ النَّاسُ
- 34بَاب: الِاحْتِبَاءِ بِالْيَدِ، وَهُوَ الْقُرْفُصَاءُ
- 35بَاب: مَنِ اتَّكَأَ بَيْنَ يَدَيْ أَصْحَابِهِ
- 36بَاب: مَنْ أَسْرَعَ فِي مَشْيِهِ لِحَاجَةٍ أَوْ قَصْدٍ
- 37بَاب: السَّرِيرِ
- 38بَاب: مَنْ أُلْقِيَ لَهُ وِسَادَةٌ
- 39بَاب: الْقَائِلَةِ بَعْدَ الْجُمُعَةِ
- 40بَاب: الْقَائِلَةِ فِي الْمَسْجِدِ
- 41بَاب: مَنْ زَارَ قَوْمًا فَقَالَ عِنْدَهُمْ
- 42بَاب: الْجُلُوسِ كَيْفَمَا تَيَسَّرَ
- 43بَاب: مَنْ نَاجَى بَيْنَ يَدَيِ النَّاسِ، وَمَنْ لَمْ يُخْبِرْ بِسِرِّ صَاحِبِهِ، فَإِذَا مَاتَ أَخْبَرَ بِهِ
- 44بَاب: الِاسْتِلْقَاءِ
- 45بَاب: لَا يَتَنَاجَى اثْنَانِ دُونَ الثَّالِثِ
- 46بَاب: حِفْظِ السِّرِّ
- 47بَاب: إِذَا كَانُوا أَكْثَرَ مِنْ ثَلَاثَةٍ فَلَا بَأْسَ بِالْمُسَارَّةِ وَالْمُنَاجَاةِ
- 48بَاب: طُولِ النَّجْوَى
- 49بَاب: لَا تُتْرَكُ النَّارُ فِي الْبَيْتِ عِنْدَ النَّوْمِ
- 50بَاب: غلق الْأَبْوَابِ بِاللَّيْلِ
- 51بَاب: الْخِتَانِ بَعْدَ الْكِبَرِ وَنَتْفِ الْإِبْطِ
- 52بَاب: كُلُّ لَهْوٍ بَاطِلٌ إِذَا شَغَلَهُ عَنْ طَاعَةِ اللَّهِ، وَمَنْ قَالَ لِصَاحِبِهِ: تَعَالَ أُقَامِرْكَ
- 53بَاب: مَا جَاءَ فِي الْبِنَاءِ
Sahih-i Buhari 6230
İzin İsteme
Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)
BÂB (3)
بَاب: السَّلَامُ اسْمٌ مِنْ أَسْمَاءِ اللَّهِ تَعَالَى
حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ حَفْصٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، قَالَ حَدَّثَنِي شَقِيقٌ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ كُنَّا إِذَا صَلَّيْنَا مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قُلْنَا السَّلاَمُ عَلَى اللَّهِ قَبْلَ عِبَادِهِ، السَّلاَمُ عَلَى جِبْرِيلَ، السَّلاَمُ عَلَى مِيكَائِيلَ، السَّلاَمُ عَلَى فُلاَنٍ، فَلَمَّا انْصَرَفَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَقْبَلَ عَلَيْنَا بِوَجْهِهِ فَقَالَ " إِنَّ اللَّهَ هُوَ السَّلاَمُ، فَإِذَا جَلَسَ أَحَدُكُمْ فِي الصَّلاَةِ فَلْيَقُلِ التَّحِيَّاتُ لِلَّهِ، وَالصَّلَوَاتُ وَالطَّيِّبَاتُ السَّلاَمُ عَلَيْكَ أَيُّهَا النَّبِيُّ وَرَحْمَةُ اللَّهِ وَبَرَكَاتُهُ، السَّلاَمُ عَلَيْنَا وَعَلَى عِبَادِ اللَّهِ الصَّالِحِينَ. فَإِنَّهُ إِذَا قَالَ ذَلِكَ أَصَابَ كُلَّ عَبْدٍ صَالِحٍ فِي السَّمَاءِ وَالأَرْضِ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ. ثُمَّ يَتَخَيَّرْ بَعْدُ مِنَ الْكَلاَمِ مَا شَاءَ ".
Notunuz
KAYNAK
Sahih-i Buhari, Kitâb 79 (İzin İsteme), Bâb 3, Hadis no. 6230
HADİSİN DERECESİ
Sahih(Buhârî'nin Sahîh'i)
sunnetimiz.com/buhari:6230