Abdullah İbn Ömer r.a.'in şöyle dediği rivayet edilmiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem omzumu tutup "Dünyada garip veya yolcu gibi ol" buyurdu. İbn Ömer hep "Akşam'a kavuştuğunda sabahı, sabaha ulaştığında akşamı bekleme, sağlığında hastalığın için, yaşamında da ölümün için bir şeyler yap" derdi. Diğer tahric: Tirmizi, zühd; İbn-i Mace, rikak Fethu'l-Bari Açıklaması: "Dünyada garip veya yolcu gibi ol" hadisi hakkında et-Tibi şöyle demiştir: Buradaki "veya" kelimesi şek için değil, emre icabette seçenek bırakmak içindir. "J (daha doğrusu)" manasında demek daha güzelolsa gerek. Böylece kul önce kalacak yeri olmayan bir miskine benzetilmiş, sonra durum daha da ileri bir noktaya götürülerek yolcuya benzetilmiştir. Zira garip, bazen gurbet beldelerinde ikamet edebilmektedir. Ancak uzak bir diyara doğru yola çıkan kimse ise, onu bekleyen vadiler, dağlar, yol kesiciler ve beklenmedik nice tehlikeler vardır. Çünkü o bir an bile durmaz, yoluna devam eder. Bu vecihten olsa gerek İbn Ömer bu ifadenin akabinde "Akşama kavuştuğunda sabahı, sabaha ulaştığın da akşamı bekleme", "Kendini kabir ehlinden say" demiştir. Yani hiç yorulmadan yoluna devam et, zira sen bir kusur işleyip yolunu devam ettirmezsen o vadilerde helak olursun. Bu benzetmede benzetilenin anlamı budur. Benzeyen ise "sağlığında hastalığın için bir şeyler yap" sözüdür. Yani ömür hiçbir zaman sağlık ve hastalıktan hali olamaz. Dolayısıyla sağlıklı olduğun zamanda kudretin yettiği ölçüde yaşam seyrinden daha fazla mesafe kat etmeye çalış ki, hastalandığında, zayıf düştüğünde kaybettiklerinin yerini doldursun. Bazıları da şöyle demiştir: Bu hadis dünyadan el çekip zühde dalmaya ve kanaatli olmaya teşvik eder. İmam-ı Nevevi de şöyle demiştir: Bu hadisin manası, dünyaya itimat etme, orayı ebedi kalınacak yer olarak görme, dünyadan gurbetçinin almayacağı şeyleri alma. Bazıları da şöyle demektedir: Yolcu, bir istikamete doğru gitmekte olan kimsedir. Dolayısıyla insan dünyada, efendisi tarafından bir ihtiyaç için başka bir şehre gönderilen köle gibidir. Dolayısıyla o, üstlendiği görevi yerine getirip biran evvel memleketine geri dönmeli ve gereksiz şeylere takılmamalıdır. "Sağlığında hastalığın için de bir şeyler yap" yani sağlıklı olduğun zamanlar itaat ve ibadetlerle meşgul ol ki, hastalandığında eksiklik olursa yerini doldurabilsin. "Hayatında ölümün için bir şeyler yap". Bunun manası Hakim'in rivayet ettiği İbn Abbas'ın şu merfu hadisiyle daha iyi anlaşılmaktadır. "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem birine nasihat ederek: Beş şeyden önce şu beş şeyin kıymetini bil: Yaşlanmadan önce gençliğinin; hastalanmadan. önce sağlığının; fakirleşmeden önce zenginliğinin; meşguliyetten önce boş vaktinin ve ölüm gelmeden önce hayatının kıymetini bil". Bu hadisi İbnü'l-Mübarek de Kitabu'z-Zühd'de Amr İbn Meymune'nin mürsel rivayetlerinden biri olarak sahih bir tarikle rivayet etmiştir. Bazı alimler şöyle demiştir: İbn Ömer'in sözleri merfu hadiste de yer almaktadır. İsteksizliğe son vermekle ilgilidir. Akıllı kimse daha akşamdan sabahı; sabahtan da akşamı beklememeli ve ölümün kendisini daha erken yakalayabileceğini düşünmelidir. "Sağlığında hastalığın için bir şeyler yap" sözü, ölümünden sonra sana faydalı olacağını düşündüğün bazı şeyleri yap anlamındadır. Sağlıklı günlerinde daha fazla salih ameller işlemekte acele et. Zira hastalık bazen aniden gelir ve yapacaklarımıza mani olur. Dolayısıyla miadına hazırlıksız yakalanan kimse olmaktan korkulmalıdır. Yukarıda zikredilen bu hadis şu hadise zıt değildir: "Kul hastalandığında veya yolculuğa çıktığında Allah ona sağlıklı ve mukim iken yapmış olduklarının mislini yazar". Çünkü bu hadis amel işleyen kimse hakkında müjde olarak söylenmiştir. İbn Ömer'in hadisindeki uyarı ise, am el işlemeyen kimseler hakkında varit olmuştur. Çünkü insan hastalanınca yapamadığı ameller için pişmanlık duyar, ancak bu pişmanlık ona fayda getirmez. Hadis-i şerifte Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem (insanları) ümmeti için iyilik yapmaya, dünyaya fazla rağbet etmemeye, dünyadan sadece ihtiyaç kadarını almaya teşvik etmiştir
Sahih-i Buhari › Kitâb 81 · Kalbi İnceltmek (Ar-Riqaq) › Bâb 3Konum
KİTÂBLAR (97)
- 1Vahyin Başlangıcı7
- 2Îmân51
- 3İlim76
- 4Abdest113
- 5Gusül46
- 6Hayız40
- 7Teyemmüm15
- 8Namaz174
- 9Namaz Vakitleri81
- 10Ezan275
- 11Cuma66
- 12Korku Namazı6
- 13İki Bayram (iydeyn)42
- 14Vitir Namazı15
- 15Yağmur Duası (Istiskaa)35
- 16Güneş ve Ay Tutulması27
- 17Kur'ân Okurken Secde Edilecek Yerlerler13
- 18Namazın Kısaltılması (At-Taksir)40
- 19Gece Namazı (Teheccüd)69
- 20Mekke ve Medîne Mescidlerinde Kılınan Namazın Fazîleti10
- 21Namaz İçinde Ameller27
- 22Namazda Unutkanlık14
- 23Cenazeler160
- 24Zekât118
- 25Hacc260
- 26Umre33
- 27Hac Yolculuğunu Tamamlamaktan Engellenen Hacılar15
- 28Hacda Avlanma Cezası46
- 29Medine'nin Faziletleri24
- 30Oruç Tutmak117
- 31Teravih Namazı6
- 32Kadir Gecesinin Fazileti11
- 33Ramazânın Son On Gününde İ'tikâf22
- 34Alışverişler193
- 35Sonradan Teslim Edilecek Mallar İçin Bedel Ödenen Satışlar (Selem Akdi)20
- 36Şuf’a3
- 37İcâre27
- 38Havaleler3
- 39Kefalet9
- 40Vekâlet21
- 41Ekincilik31
- 42Su Dağıtımı34
- 43Borç, Borç Ödenmesi, Malın Dondurulması, İflas25
- 44Hukukî Çekişmeler (Husûmât)16
- 45Yerde Bulunup Kaldırılan Şeyler (Lukata)15
- 46Zulümler ve Gasb43
- 47Ortaklık25
- 48Rehin9
- 49Kölelerin Azat Edilmesi43
- 50Mükâteb6
- 51Hediyeler71
- 52Şehâdetler53
- 53Barış Sağlamak22
- 54Şartlar26
- 55Vasiyyetler44
- 56Cihâd ve Sîretler309
- 57Ganimetin Beşte Biri66
- 58Cizye ve Muvâde'a33
- 59Yaratılışın Başlangıcı136
- 60Peygamberler163
- 61Peygamberin (ﷺ) ve Ashabının Faziletleri ve Meziyetleri162
- 62Peygamberin Sahabeleri128
- 63Medine'deki Yardımcıların (Ensar) Faziletleri173
- 64Peygamber (ﷺ) Tarafından Yönetilen Askeri Seferler (El-Megazi)526
- 65Kur'an-ı Kerim 'in Peygamber ﷺ Tefsiri507
- 66Kur'ân’ın Faziletleri87
- 67Nikâh188
- 68Boşanmak100
- 69Nafakalar22
- 70Yiyecek, Yemek95
- 71Akîka Kurbânı9
- 72Avcılık, Kesim70
- 73Udhiyeler30
- 74İçecekler65
- 75Hastalar38
- 76Tıp101
- 77Elbise188
- 78Edeb255
- 79İzin İsteme77
- 80Dualar108
- 81Kalbi İnceltmek (Ar-Riqaq)182
- 82Kader27
- 83Yemînler ve Nezirler87
- 84Yeminlerin Keffaretleri15
- 85Mîrâs Payları (Ferîzalar)49
- 86Allah Tarafından Belirlenen Sınırlar ve Cezalar (Hudûd)89
- 87Kan Parası (Ad-Diyat)59
- 88Mürtedler22
- 89Zorlama altında yapılan ifadeler13
- 90Hileler29
- 91Ru'yâ Ta'bîri66
- 92Fitneler89
- 93Hükümler89
- 94Temenni20
- 95Doğru Bir Kişi Tarafından Verilen Bilgiyi Kabul Etmek (Vâhidlerin)22
- 96Kur'an ve Sünnete Sımsıkı Sarılmak103
- 97Allah'ı Birlemek (Tevhid)193
BÂBLAR — Kalbi İnceltmek (Ar-Riqaq) (53)
- 1بَاب: ما جاء في الصحة والفراغ، وأن لَا عَيْشَ إِلَّا عَيْشُ الْآخِرَةِ
- 2بَاب: مَثَلِ الدُّنْيَا فِي الْآخِرَةِ
- 3بَاب: قَوْلِ النَّبِيِّ ﷺ: (كُنْ فِي الدُّنْيَا كَأَنَّكَ غَرِيبٌ أَوْ عَابِرُ سَبِيلٍ)
- 4بَاب: فِي الْأَمَلِ وَطُولِهِ
- 5بَاب: مَنْ بَلَغَ سِتِّينَ سَنَةً، فَقَدْ أَعْذَرَ اللَّهُ إِلَيْهِ فِي الْعُمُرِ
- 6بَاب: الْعَمَلِ الَّذِي يُبْتَغَى بِهِ وَجْهُ اللَّهِ
- 7بَاب: مَا يُحْذَرُ مِنْ زَهَرَةِ الدُّنْيَا وَالتَّنَافُسِ فِيهَا
- 8بَاب: قَوْلِ اللَّهِ تَعَالَى: ﴿يا أيها النَّاسُ إِنَّ وَعْدَ اللَّهِ حَقٌّ فَلا تَغُرَّنَّكُمُ الْحَيَاةُ الدُّنْيَا وَلا يَغُرَّنَّكُمْ بِاللَّهِ الْغَرُورُ. إِنَّ الشَّيْطَانَ لَكُمْ عَدُوٌّ فَاتَّخِذُوهُ عَدُوًّا إِنَّمَا يَدْعُو حِزْبَهُ لِيَكُونُوا مِنْ أَصْحَابِ السَّعِيرِ﴾ /فاطر: ٥ - ٦
- 9بَاب: ذَهَابِ الصَّالِحِينَ
- 10بَاب: مَا يُتَّقَى مِنْ فِتْنَةِ الْمَالِ
- 11بَاب: قَوْلِ النَّبِيِّ ﷺ: (هَذَا الْمَالُ خَضِرَةٌ حُلْوَةٌ)
- 12بَاب: مَا قَدَّمَ مِنْ مَالِهِ فَهُوَ لَهُ
- 13بَاب: الْمُكْثِرُونَ هُمُ الْمُقِلُّونَ
- 14بَاب: قَوْلِ النَّبِيِّ ﷺ: (مَا يَسُرُّنِي أَنَّ عِنْدِي مِثْلَ أُحُدٍ هَذَا ذَهَبًا)
- 15بَاب: الْغِنَى غِنَى النَّفْسِ
- 16بَاب: فَضْلِ الْفَقْرِ
- 17بَاب: كَيْفَ كَانَ عَيْشُ النَّبِيِّ ﷺ وَأَصْحَابِهِ، وَتَخَلِّيهِمْ مِنَ الدُّنْيَا
- 18بَاب: الْقَصْدِ وَالْمُدَاوَمَةِ عَلَى الْعَمَلِ
- 19بَاب: الرَّجَاءِ مَعَ الْخَوْفِ
- 20بَاب: الصَّبْرِ عَنْ مَحَارِمِ اللَّهِ
- 21بَاب: (وَمَنْ يَتَوَكَّلْ عَلَى اللَّهِ فَهُوَ حَسْبُهُ) /الطلاق: ٣
- 22بَاب: مَا يُكْرَهُ مِنْ قِيلَ وَقَالَ:
- 23بَاب: حِفْظِ اللِّسَانِ
- 24بَاب: الْبُكَاءِ مِنْ خَشْيَةِ اللَّهِ
- 25بَاب: الْخَوْفِ مِنَ اللَّهِ
- 26بَاب: الِانْتِهَاءِ عَنِ الْمَعَاصِي
- 27بَاب: قَوْلِ النَّبِيِّ ﷺ: (لَوْ تَعْلَمُونَ مَا أَعْلَمُ لَضَحِكْتُمْ قَلِيلًا وَلَبَكَيْتُمْ كَثِيرًا)
- 28بَاب: حُجِبَتِ النَّارُ بِالشَّهَوَاتِ
- 29بَاب: (الْجَنَّةُ أَقْرَبُ إِلَى أَحَدِكُمْ مِنْ شِرَاكِ نَعْلِهِ، وَالنَّارُ مِثْلُ ذَلِكَ)
- 30بَاب: لِيَنْظُرْ إِلَى مَنْ هُوَ أَسْفَلَ مِنْهُ، وَلَا يَنْظُرْ إِلَى مَنْ هُوَ فَوْقَهُ
- 31بَاب: مَنْ هَمَّ بِحَسَنَةٍ أَوْ بِسَيِّئَةٍ
- 32بَاب: مَا يُتَّقَى مِنْ مُحَقَّرَاتِ الذُّنُوبِ
- 33بَاب: الْأَعْمَالُ بِالْخَوَاتِيمِ، وَمَا يُخَافُ مِنْهَا
- 34بَاب: الْعُزْلَةُ رَاحَةٌ مِنْ خُلَّاطِ السُّوءِ
- 35بَاب: رَفْعِ الْأَمَانَةِ
- 36بَاب: الرِّيَاءِ وَالسُّمْعَةِ
- 37بَاب: مَنْ جَاهَدَ نَفْسَهُ فِي طَاعَةِ اللَّهِ
- 38بَاب: التَّوَاضُعِ
- 39بَاب: قَوْلِ النَّبِيِّ ﷺ: (بُعِثْتُ أَنَا وَالسَّاعَةَ كَهَاتَيْنِ)
- 40بَاب: طلوع الشمس من مغربها
- 41بَاب: مَنْ أَحَبَّ لِقَاءَ اللَّهِ أَحَبَّ اللَّهُ لِقَاءَهُ
- 42بَاب: سَكَرَاتِ الْمَوْتِ
- 43بَاب: نَفْخِ الصُّورِ
- 44بَاب: يَقْبِضُ اللَّهُ الْأَرْضَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ
- 45بَاب: كَيْفَ الْحَشْرُ
- 46بَاب: قَوْلِهِ ﷿: ﴿إِنَّ زَلْزَلَةَ السَّاعَةِ شَيْءٌ عَظِيمٌ﴾ /الحج: ١
- 47بَاب: قَوْلِ اللَّهِ تَعَالَى: ﴿أَلا يَظُنُّ أُولَئِكَ أَنَّهُمْ مَبْعُوثُونَ. لِيَوْمٍ عَظِيمٍ. يَوْمَ يَقُومُ النَّاسُ لِرَبِّ الْعَالَمِينَ﴾ /المطففين: ٤ - ٦
- 48بَاب: الْقِصَاصِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ
- 49بَاب: مَنْ نُوقِشَ الْحِسَابَ عُذِّبَ
- 50بَاب: يَدْخُلُ الْجَنَّةَ سَبْعُونَ أَلْفًا بِغَيْرِ حِسَابٍ
- 51بَاب: صِفَةِ الْجَنَّةِ وَالنَّارِ
- 52بَاب: الصِّرَاطُ جَسْرُ جَهَنَّمَ
- 53بَاب: فِي الْحَوْضِ
Sahih-i Buhari 6416
Kalbi İnceltmek (Ar-Riqaq)
Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)
BÂB (3)
بَاب: قَوْلِ النَّبِيِّ ﷺ: (كُنْ فِي الدُّنْيَا كَأَنَّكَ غَرِيبٌ أَوْ عَابِرُ سَبِيلٍ)
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ أَبُو الْمُنْذِرِ الطُّفَاوِيُّ، عَنْ سُلَيْمَانَ الأَعْمَشِ، قَالَ حَدَّثَنِي مُجَاهِدٌ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ أَخَذَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِمَنْكِبِي فَقَالَ " كُنْ فِي الدُّنْيَا كَأَنَّكَ غَرِيبٌ، أَوْ عَابِرُ سَبِيلٍ ". وَكَانَ ابْنُ عُمَرَ يَقُولُ إِذَا أَمْسَيْتَ فَلاَ تَنْتَظِرِ الصَّبَاحَ، وَإِذَا أَصْبَحْتَ فَلاَ تَنْتَظِرِ الْمَسَاءَ، وَخُذْ مِنْ صِحَّتِكَ لِمَرَضِكَ، وَمِنْ حَيَاتِكَ لِمَوْتِكَ.
Notunuz
KAYNAK
Sahih-i Buhari, Kitâb 81 (Kalbi İnceltmek (Ar-Riqaq)), Bâb 3, Hadis no. 6416
HADİSİN DERECESİ
Sahih(Buhârî'nin Sahîh'i)
sunnetimiz.com/buhari:6416