Enes'in nakline göre Ubey İbn Ka'b şöyle demiştir: "Elhakumu't-tekasuru" suresi ininceye kadar "Adem oğlunun altından bir vadisi olsa ... " cümlesini Kur'an'dan bir ayet zannediyorduk. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Min fitneti'l-mal= mal fitnesinden" yani mal ile oynayıp, oyalanmaktan demektir. Allahu Teala'ın "innema emvaluküm ve evladuküm fitne = doğrusu mallarınız ve çocuklarınız sizin için bir fitnedir"(Teğabun 15) sözü. Burada geçen "fitne" kelimesinden maksat, insanın aklını itaati yerine getirmekten alıkoyan şey demektir. Çocuk fitnesine gelince bu konuda Ahmed İbn Hanbel, sünen imamları, sahihtir değerlendirmesiyle İbn Huzeyme ve İbn Hibban'ın, Büreyde'den nakletlikleri şöyle bir hadis vardır: Hz. Nebi hutbe okuyordu. Derken iki torunu Hasan ile Hüseyin üzerlerinde kırmızı bir gömlekle düşe kalka içeri girdiler. Nebi minberden aşağı indi ve onları kucağına alarak önüne koydu. Sonra "Allah ve Rasulü doğru söylemiştir. Doğrusu mallarınız ve çocuklarınız sizin için bir fitnedir" buyurdu.(-Ebu Davud, salat; Tirmizi, Menakıb; Nesai Cuma; İbn Mace, Libas; Ahmed İbn Hanbel, V, 354-) Bu hadisin zahirinden hutbeyi kesip çocuklar için aşağı inmenin fitne olduğu anlaşılmaktadır ve Nebi'i buna sevkeden çocuk sevgisidir. Dolayısıyla minberden aşağı inmek, yapılması tercih edilmeyen seçenek olmaktadır. Bu görüşe şöyle cevap verilmiştir: Bu söylenilen, Nebi'den başkası hakkında geçerlidir. Nebi'in uygulaması ise sözkonusu fiilin caizliğini göstermek için yapılmış bir davranıştır. Dolayısıyla Nebi açısından o hareket tercih edilen bir davranış olur. Bir şeyin caiz olduğunu beyan etmek için yapılan fiilden evla olanın onu yapmamak olduğu sonucu çıkmaz. Hadis çocuk fitnesinin de derece derece olduğuna dikkat çekmekte ve bunun o derecelerin en düşüğü olduğunu vurgulamaktadır. Ancak söz konusu fitne, insanı daha ağır bir dereceye sürükleyebilir. Dolayısıyla bundan kaçınmak gerekir. Hadiste geçen "taise" sözlükte düştü anlamındadır. Burada kelimeden maksat, "helak olsun" anlamıdır. İbnü'l-Enbarı şöyle demiştir: Arapçada "et-tais" kötülük anlamınadır. Allahu Teala "fe ta'sen lehum = inkar edenlere gelince, onların hakkı yıkımdır"(Muhammed 7) demektedir ki kötülüğün yakalarına yapıştığı anlamını kastetmektedir. "Abduddinar" malı toplamaya hırsla talip olan ve onu muhafaza eden demektir. Kişi böylece adeta o malın hizmetkan, kulu ve kölesi olmaktadır. Tıybı'nin ifadesine göre bu hadis şöyle açıklanmıştır: Paraya düşkün olana "abd = köle" denilmesi, o kişinin dünya sevgisi ve şehvetleri karşısında bundan kurtuluş çaresi bulamayan esir gibi olduğuna işaret etmek içindir. Hz. Nebi, hadiste "dinar sahibi" veya "dinar biriktiren" dememiştir. Zira mülkiyetin ve para biriktirmenin kınanmış olanı, ihtiyaçtan fazla olan kısımdır. Aynı hadiste "ona verilirse" denilmesi kişinin paraya, pula aşırı hırsının derecesine işaret edilmeye matuftur. Bir başkası şöyle demiştir: Hz. Nebi'in mal hırsı içinde olan kimseyi dinar ve dirhemin kölesi şeklinde nitelemesi, kişinin buna olan aşırı sevgisi ve hırsı dolayısıyladır. Heva ve hevesine köle olan kimsenin ağzından Çıkan "iyyake na 'budu = ancak sana kulluk ederiz" cümlesi onun açısından doğru olamaz. Netice olarak bu vasıftaki bir kimse doğru sözlü bir kişi olamaz. "el-Kat1fe= Kadife" tüylü yüzlü kumaş demektir. "el-Hamısa" ise dört kenarlı kumaş demektir. Bu hadis, Cihad Bölümünde geçmişti. "İntekese" hastalık nüksetti anlamına gelir. Buna göre "ta 's" kelimesinin düşme anlamına geldiği şeklindeki daha önce yapılan açıklamaya göre "intekese" düşüp ayağa kalktıktan sonra tekrar düşer demektir. "Ta'ise" kelimesinden sonra "intekese"nin manasının düştükten sonra baş aşağı döndü anlamına gelme ihtimali de vardır. "Ve iza şıke" yani bir yerine diken battığında onu alet yardımıyla çıkaracak kimseyi bulamaz demektir. "İntakaşe" kelimesinin manası budur. Bu fiilin manasının doktor bunu çıkaramaz şeklinde olması da muhtemeldir. Hadiste kişiyi çalışma ve hareketten alıkoyacak şeyle beddua edildiğine işaret vardır. Sözkonusu şahsa bedduayı caiz hale getiren, onun bütün çabasını dünyalık biriktirmeye ve bununla meşgulolarak kendisine emredilen vacib ve mendublarla meşgulolmayı ihmal etmeye yönelmesidir. Tıybı şöyle demiştir: Hadiste "intikaşu'ş-şevke == diken batması" deyiminin kullanılması, tasavvur edilen yardımlaşmanın en kolay şekli olmasındandır. Bu en kolay şey imkansız olduğuna göre onun üzerindeki evleviyetle imkansız olur. İbn Abbas'ın ikinci rivayet yoluyla naklettiği "Allah tövbe eden kimsenin tövbesini kabul eder" cümlesi, Allahu Teala dünya malına hırsla sarılan kimsenin tövbesini başkasından kabul ettiği gibi kabul eder demektir. Bazılarına göre bu hadis, dünya malını toplamakta ileri giden ve bunu temenni edip, hırsla isteyen kimsenin kınanacağına işaret edilmektedir. Böylece sözkonusu davranışı bırakan kimseye "tövbe etti" demenin mümkün olduğuna işaret edilmektedir. "Tabe == tövbe etti" fiilinin lügat manasına olma ihtimali de vardır. Sözlükte "tabe" mutlak olarak rücu etti, döndü anlamına gelir ki bu sözkonusu fiil ve temenniden rücu edip döndü anlamındadır. Tıybı şöyle demiştir: Hadisin manasının Adem oğlu dünya malı sevgisiyle yaratılmıştır. Allahu Teala'ın koruduğu ve bu karakteri nefsinden silmek için başarılı kıldığı kimseler hariç insan mal biriktirmeye doymaz. Allah'ın koruduğu ve muvaffak kıldığı bu tip insanlar da azdır. "Abdurrahman İbn Süleyman el-Gasıl" Abdurrahman'ın künyesindeki "e1Gasll" meleklerin yıkadığı anlamınadır. Bu, Hanzala İbn Ebi Amir el-Evsı'dir. İbn Battal ve başkaları şöyle demişlerdir: Allahu Teala'ın "Çokluk kuruntusu sizi oyaladı"(Tekasür 11) sözü hitap sözcüğüyle gelmektedir. Zira Allahu Teala insanları mal ve çocuk sevgisi üzerine yaratmıştır. Onların mal ve çocuğu çoğaltma istekleri vardır. Bu isteğin ayrılmaz parçası ise kendilerine emredilen şeylerden gafil olmaktır ki bu gafletin sonucunda ölüm aniden insanın önüne çıkar. Burada zikredilen hadisler, hırs ve açgözlülüğü kınamaktadır. Buradan hareketle selef bilginlerinin çoğunluğu az bir dünya malı edinmeyi, az malla kanaat etmeyi ve geçinecek miktara razı olmayı tercih etmişlerdir. Sahabenin "Adem oğlunun bir vadi dolusu altın! olsa iki vadi dolusu olmasın! ister" sözünü Kur'an'dan zannetmeleri, o hadisin çok mal biriktirme hırsınt kınaması, bu hırsı kesen ve herkesin başına gelecek ölümle onları azarlaması yüzündendir. Bu sure inince ve sözkonusu manayı fazlasıyla ifade edince sahabe birinci sözün Hz. Nebi'in ifadesi olduğunu anladı
Sahih-i Buhari › Kitâb 81 · Kalbi İnceltmek (Ar-Riqaq) › Bâb 10Konum
KİTÂBLAR (97)
- 1Vahyin Başlangıcı7
- 2Îmân51
- 3İlim76
- 4Abdest113
- 5Gusül46
- 6Hayız40
- 7Teyemmüm15
- 8Namaz174
- 9Namaz Vakitleri81
- 10Ezan275
- 11Cuma66
- 12Korku Namazı6
- 13İki Bayram (iydeyn)42
- 14Vitir Namazı15
- 15Yağmur Duası (Istiskaa)35
- 16Güneş ve Ay Tutulması27
- 17Kur'ân Okurken Secde Edilecek Yerlerler13
- 18Namazın Kısaltılması (At-Taksir)40
- 19Gece Namazı (Teheccüd)69
- 20Mekke ve Medîne Mescidlerinde Kılınan Namazın Fazîleti10
- 21Namaz İçinde Ameller27
- 22Namazda Unutkanlık14
- 23Cenazeler160
- 24Zekât118
- 25Hacc260
- 26Umre33
- 27Hac Yolculuğunu Tamamlamaktan Engellenen Hacılar15
- 28Hacda Avlanma Cezası46
- 29Medine'nin Faziletleri24
- 30Oruç Tutmak117
- 31Teravih Namazı6
- 32Kadir Gecesinin Fazileti11
- 33Ramazânın Son On Gününde İ'tikâf22
- 34Alışverişler193
- 35Sonradan Teslim Edilecek Mallar İçin Bedel Ödenen Satışlar (Selem Akdi)20
- 36Şuf’a3
- 37İcâre27
- 38Havaleler3
- 39Kefalet9
- 40Vekâlet21
- 41Ekincilik31
- 42Su Dağıtımı34
- 43Borç, Borç Ödenmesi, Malın Dondurulması, İflas25
- 44Hukukî Çekişmeler (Husûmât)16
- 45Yerde Bulunup Kaldırılan Şeyler (Lukata)15
- 46Zulümler ve Gasb43
- 47Ortaklık25
- 48Rehin9
- 49Kölelerin Azat Edilmesi43
- 50Mükâteb6
- 51Hediyeler71
- 52Şehâdetler53
- 53Barış Sağlamak22
- 54Şartlar26
- 55Vasiyyetler44
- 56Cihâd ve Sîretler309
- 57Ganimetin Beşte Biri66
- 58Cizye ve Muvâde'a33
- 59Yaratılışın Başlangıcı136
- 60Peygamberler163
- 61Peygamberin (ﷺ) ve Ashabının Faziletleri ve Meziyetleri162
- 62Peygamberin Sahabeleri128
- 63Medine'deki Yardımcıların (Ensar) Faziletleri173
- 64Peygamber (ﷺ) Tarafından Yönetilen Askeri Seferler (El-Megazi)526
- 65Kur'an-ı Kerim 'in Peygamber ﷺ Tefsiri507
- 66Kur'ân’ın Faziletleri87
- 67Nikâh188
- 68Boşanmak100
- 69Nafakalar22
- 70Yiyecek, Yemek95
- 71Akîka Kurbânı9
- 72Avcılık, Kesim70
- 73Udhiyeler30
- 74İçecekler65
- 75Hastalar38
- 76Tıp101
- 77Elbise188
- 78Edeb255
- 79İzin İsteme77
- 80Dualar108
- 81Kalbi İnceltmek (Ar-Riqaq)182
- 82Kader27
- 83Yemînler ve Nezirler87
- 84Yeminlerin Keffaretleri15
- 85Mîrâs Payları (Ferîzalar)49
- 86Allah Tarafından Belirlenen Sınırlar ve Cezalar (Hudûd)89
- 87Kan Parası (Ad-Diyat)59
- 88Mürtedler22
- 89Zorlama altında yapılan ifadeler13
- 90Hileler29
- 91Ru'yâ Ta'bîri66
- 92Fitneler89
- 93Hükümler89
- 94Temenni20
- 95Doğru Bir Kişi Tarafından Verilen Bilgiyi Kabul Etmek (Vâhidlerin)22
- 96Kur'an ve Sünnete Sımsıkı Sarılmak103
- 97Allah'ı Birlemek (Tevhid)193
BÂBLAR — Kalbi İnceltmek (Ar-Riqaq) (53)
- 1بَاب: ما جاء في الصحة والفراغ، وأن لَا عَيْشَ إِلَّا عَيْشُ الْآخِرَةِ
- 2بَاب: مَثَلِ الدُّنْيَا فِي الْآخِرَةِ
- 3بَاب: قَوْلِ النَّبِيِّ ﷺ: (كُنْ فِي الدُّنْيَا كَأَنَّكَ غَرِيبٌ أَوْ عَابِرُ سَبِيلٍ)
- 4بَاب: فِي الْأَمَلِ وَطُولِهِ
- 5بَاب: مَنْ بَلَغَ سِتِّينَ سَنَةً، فَقَدْ أَعْذَرَ اللَّهُ إِلَيْهِ فِي الْعُمُرِ
- 6بَاب: الْعَمَلِ الَّذِي يُبْتَغَى بِهِ وَجْهُ اللَّهِ
- 7بَاب: مَا يُحْذَرُ مِنْ زَهَرَةِ الدُّنْيَا وَالتَّنَافُسِ فِيهَا
- 8بَاب: قَوْلِ اللَّهِ تَعَالَى: ﴿يا أيها النَّاسُ إِنَّ وَعْدَ اللَّهِ حَقٌّ فَلا تَغُرَّنَّكُمُ الْحَيَاةُ الدُّنْيَا وَلا يَغُرَّنَّكُمْ بِاللَّهِ الْغَرُورُ. إِنَّ الشَّيْطَانَ لَكُمْ عَدُوٌّ فَاتَّخِذُوهُ عَدُوًّا إِنَّمَا يَدْعُو حِزْبَهُ لِيَكُونُوا مِنْ أَصْحَابِ السَّعِيرِ﴾ /فاطر: ٥ - ٦
- 9بَاب: ذَهَابِ الصَّالِحِينَ
- 10بَاب: مَا يُتَّقَى مِنْ فِتْنَةِ الْمَالِ
- 11بَاب: قَوْلِ النَّبِيِّ ﷺ: (هَذَا الْمَالُ خَضِرَةٌ حُلْوَةٌ)
- 12بَاب: مَا قَدَّمَ مِنْ مَالِهِ فَهُوَ لَهُ
- 13بَاب: الْمُكْثِرُونَ هُمُ الْمُقِلُّونَ
- 14بَاب: قَوْلِ النَّبِيِّ ﷺ: (مَا يَسُرُّنِي أَنَّ عِنْدِي مِثْلَ أُحُدٍ هَذَا ذَهَبًا)
- 15بَاب: الْغِنَى غِنَى النَّفْسِ
- 16بَاب: فَضْلِ الْفَقْرِ
- 17بَاب: كَيْفَ كَانَ عَيْشُ النَّبِيِّ ﷺ وَأَصْحَابِهِ، وَتَخَلِّيهِمْ مِنَ الدُّنْيَا
- 18بَاب: الْقَصْدِ وَالْمُدَاوَمَةِ عَلَى الْعَمَلِ
- 19بَاب: الرَّجَاءِ مَعَ الْخَوْفِ
- 20بَاب: الصَّبْرِ عَنْ مَحَارِمِ اللَّهِ
- 21بَاب: (وَمَنْ يَتَوَكَّلْ عَلَى اللَّهِ فَهُوَ حَسْبُهُ) /الطلاق: ٣
- 22بَاب: مَا يُكْرَهُ مِنْ قِيلَ وَقَالَ:
- 23بَاب: حِفْظِ اللِّسَانِ
- 24بَاب: الْبُكَاءِ مِنْ خَشْيَةِ اللَّهِ
- 25بَاب: الْخَوْفِ مِنَ اللَّهِ
- 26بَاب: الِانْتِهَاءِ عَنِ الْمَعَاصِي
- 27بَاب: قَوْلِ النَّبِيِّ ﷺ: (لَوْ تَعْلَمُونَ مَا أَعْلَمُ لَضَحِكْتُمْ قَلِيلًا وَلَبَكَيْتُمْ كَثِيرًا)
- 28بَاب: حُجِبَتِ النَّارُ بِالشَّهَوَاتِ
- 29بَاب: (الْجَنَّةُ أَقْرَبُ إِلَى أَحَدِكُمْ مِنْ شِرَاكِ نَعْلِهِ، وَالنَّارُ مِثْلُ ذَلِكَ)
- 30بَاب: لِيَنْظُرْ إِلَى مَنْ هُوَ أَسْفَلَ مِنْهُ، وَلَا يَنْظُرْ إِلَى مَنْ هُوَ فَوْقَهُ
- 31بَاب: مَنْ هَمَّ بِحَسَنَةٍ أَوْ بِسَيِّئَةٍ
- 32بَاب: مَا يُتَّقَى مِنْ مُحَقَّرَاتِ الذُّنُوبِ
- 33بَاب: الْأَعْمَالُ بِالْخَوَاتِيمِ، وَمَا يُخَافُ مِنْهَا
- 34بَاب: الْعُزْلَةُ رَاحَةٌ مِنْ خُلَّاطِ السُّوءِ
- 35بَاب: رَفْعِ الْأَمَانَةِ
- 36بَاب: الرِّيَاءِ وَالسُّمْعَةِ
- 37بَاب: مَنْ جَاهَدَ نَفْسَهُ فِي طَاعَةِ اللَّهِ
- 38بَاب: التَّوَاضُعِ
- 39بَاب: قَوْلِ النَّبِيِّ ﷺ: (بُعِثْتُ أَنَا وَالسَّاعَةَ كَهَاتَيْنِ)
- 40بَاب: طلوع الشمس من مغربها
- 41بَاب: مَنْ أَحَبَّ لِقَاءَ اللَّهِ أَحَبَّ اللَّهُ لِقَاءَهُ
- 42بَاب: سَكَرَاتِ الْمَوْتِ
- 43بَاب: نَفْخِ الصُّورِ
- 44بَاب: يَقْبِضُ اللَّهُ الْأَرْضَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ
- 45بَاب: كَيْفَ الْحَشْرُ
- 46بَاب: قَوْلِهِ ﷿: ﴿إِنَّ زَلْزَلَةَ السَّاعَةِ شَيْءٌ عَظِيمٌ﴾ /الحج: ١
- 47بَاب: قَوْلِ اللَّهِ تَعَالَى: ﴿أَلا يَظُنُّ أُولَئِكَ أَنَّهُمْ مَبْعُوثُونَ. لِيَوْمٍ عَظِيمٍ. يَوْمَ يَقُومُ النَّاسُ لِرَبِّ الْعَالَمِينَ﴾ /المطففين: ٤ - ٦
- 48بَاب: الْقِصَاصِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ
- 49بَاب: مَنْ نُوقِشَ الْحِسَابَ عُذِّبَ
- 50بَاب: يَدْخُلُ الْجَنَّةَ سَبْعُونَ أَلْفًا بِغَيْرِ حِسَابٍ
- 51بَاب: صِفَةِ الْجَنَّةِ وَالنَّارِ
- 52بَاب: الصِّرَاطُ جَسْرُ جَهَنَّمَ
- 53بَاب: فِي الْحَوْضِ
Sahih-i Buhari 6440
Kalbi İnceltmek (Ar-Riqaq)
Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)
BÂB (10)
بَاب: مَا يُتَّقَى مِنْ فِتْنَةِ الْمَالِ
وَقَالَ لَنَا أَبُو الْوَلِيدِ حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، عَنْ ثَابِتٍ، عَنْ أَنَسٍ، عَنْ أُبَىٍّ، قَالَ كُنَّا نَرَى هَذَا مِنَ الْقُرْآنِ حَتَّى نَزَلَتْ {أَلْهَاكُمُ التَّكَاثُرُ}
Notunuz
KAYNAK
Sahih-i Buhari, Kitâb 81 (Kalbi İnceltmek (Ar-Riqaq)), Bâb 10, Hadis no. 6440
HADİSİN DERECESİ
Sahih(Buhârî'nin Sahîh'i)
sunnetimiz.com/buhari:6440