Ebu Hureyre r.a.'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Allah şu hırsıza lanet etsin ki o bir miğfer çalar da eli kesilir. Bir ip çalar da eli kesilir. " Fethu'l-Bari Açıklaması: İmam Buharl'nin başlıkta yer verdiği ayette el anlamına gelen "el-yedd" kelimesi mutlak olarak söylenmektedir. Bilginler bundan maksadın mevcutsa sağ el olduğu noktasında görüş birliği etmişlerdir. Fıkıh bilginleri bir kimsenin kasten veya yanlışlıkla sol eli kesildiği takdirde bunun yeterli olup olamayacağı lçonusunda ihtilaf etmişlerdir. Ayette kadın hırsızdan önce erkek hırsızdan söz edilirken, zina konusunda önce kadına yer verilmiştir. Çünkü hırsızlık genellikle erkeklerin başvurduğu bir suç iken, zinaya çağıran ses dişilerde daha fazladır. Çünkü dişi zinanın meydana gelmesine sebeptir. Zira zina genellikle dişinin bunu istemesiyle gerçekleşir. Hırsızlık gizlice almak demektir. Dinı bir terim olarak hırsızlık, bir kimsenin başkasına ait bir malı yetkisi olmadığı halde gizlice alması demektir. Malın koruma altında olmasını şart koşan çoğunluğu oluşturan fıkıh bilginleri, buna bir de o malın benzerinin korunduğu gibi korunması şartını eklemişlerdir. Mazerı ve onun paralelinde düşünen bilginler şöyle demişlerdir: Allahu Teala hırsızın elini kesme cezası getirmek suretiyle malları korurken bunu sadece hırsızlık suçuna mahsus kılmıştır. Çünkü hırsızlığın dışındaki diğer yağmalama ve gasp gibi suçlar hırsızlığa oranla daha az işlenir. Bir de hırsızlığın dışındaki suçları delil getirerek ispat etmek daha kolaydır. Allah Teala caydırma unsuru çok güçlü olsun diye hırsızlıkta cezayı ağır belirlemiştir. Buna karşılık bir cinayet nedeniyle elin kopması durumunda onun diyetini, eli saldırıdan korumak amacıyla hırsızlıkta çalınan malın nisabı gibi belirlememiştir. Ancak el hain davrandığında bu değerini kaybeder. Bu açıklama Ebü'l-Ala el-Maarrl'ye nispet edilen şüpheye işaret etmektedir. Şair bir beytinde şöyle der: Bir el ki beş yüz altındır diyet bedeli Çalınca çeyrek dinar, kesiliyor ne demeli? Maliki alimlerinden Kadı Abdulvehhab bu bey te yine beyitle şöyle cevap vermiştir: Organı korumaktır amacı beş yüz altının, Çeyrek dinar korur malı, hikmeti budur yaratıcının! Bunun açıklaması şudur: Eğer el kesme suçunun diyeti çeyrek dinar olsaydı, millet o cezayı verir ve çok el keserdi. Şayet hırsızlıkta çalınan malın nisabı beş yüz dinar olsaydı, mala karşı çok hırsızlık cinayeti işlenirdi. Böylece Allahu Teala'ın her iki açıdan hikmeti ortaya çıkmaktadır. Bu uygulamada hem eli, hem de malı koruma vardır. ''Ali hırsızın elini avuçtan kesmiştir." İmam Buhari bu haberle elin nereden ,.esileceği noktasında bilginler arasındaki ihtilafa işaret etmiştir. Gerçek anlamda din sınırlarının nereden başlayıp, nerede bittiği noktasında bilginler ihtilaf etmişlerdir. Bazıları omuzdan aşağısı eldir derken, bazı bilginler dirsekten aşağısı eldir demişlerdir. Başka bazı bilginler ise elin bilekten başladığını söylerlerken, bazıları da parmak dibinden itibaren başlar demişlerdir. Bu dört görüşten birincisinin dayanağı Arapların omuzdan aşağıya el demeleridir. İkinci görüş ise abdest ayetine dayanmaktadır. Allahu Teala bu ayette "ve eydiyekum ile'l-merafiki= dirseklerinize kadar ellerinizi"(Maide 6) buyurmaktadır. Üçüncü görüş ise teyemmüm ayetini delil olarak almıştır. Kur'an-ı Kerim'de" yüzünüzü ve ellerinizi onunla mesh edin" buyurmaktadır.(Maide 6) İlgili yerde daha önce geçtiği üzere sünnet, teyemmüm ederken, kişinin sadece iki avuçlarını mesh edeceğini beyan etmiştir. Bazı HaridIer birinci görüşün zahirini esas almışlardır. Said b. el-Müseyyeb' den de böyle bir görüş nakledilmiştir. Ancak çoğunluk, bunu benimsemiştir. İkinci görüşü hırsızlık suçunda hangi bilginin söylediğini bilmiyoruz. Üçüncü görüş, çoğunluğu oluşturan bilginlerin benimsediği görüştür. Bazı alimlerden bu konuda icma olduğu nakledilmiştir. Dördüncü ise Hz. Ali'den nakledilmiştir. Ebu Sevr bunu güzel görmüştür. Ancak bu yaklaşım, parmakları dibinde n kesilmiş olan bir kimseye ne Arap dili açısından ve ne de halkın kullemmı (örf) açısından "eli kesik" denmez, "parmakları kesik" denilir denilerek reddedilmiştir. "Katade, hırsızlık yapmış bir kadının yalnız sol eli kesildi, onda başka bir kesme olmadı, demiştir." Bu haberi Abdurrezzak, Ma'mer vasıtasıyla Katade' den nakletmiştir ve Şa'bı'nin görüşü gibi bir görüş zikretmiştir. Buna göre sol eli kesilen hırsıza had cezası uygulanmıştır. Başka bir şey yapmaya gerek yoktur. İmam Buhari bu rivayet e yer vermekle asıl prensibe işaret etmiştir. Buna göre hırsızın önce sağ eli kesilir. Çoğunluğun görüşü çle bu doğrultudadır. İbn Mesud hırsızlık cezasından söz eden ayeti " 4111.9 = onların sağ ellerini kesiniz" şeklinde okumuştur. Said b. Mansur'un sahih bir isnadla nakline göre İbrahim en-Nehaı şöyle demiştir: Bu, bizim yani İbn Mesud ashabının kıraatıdır. Iyaz bu konuda icma nakletmiştir. Ancak bu görüş tenkit edilmiştir. Katade'den yapılan naklin zahirinden de anlaşılacağı üzere sol el kesilmişse bu mutlak olarak hırsızlık cezası için yeterlidir diyen bilginler• kural dışı konuşmuşlardır. İmam Malik ise şöyle demiştir: Sol el kasten kesilmişse onu kesen kişiye kısas uygulamak ve sağ eli hırsızlık cezası olarak kesmek gerekir. Şayet bir yanlışlık eseri olmuşsa diyet vermek gerekir ve bu hırsızlık cezası olarak yeterlidir. İmam Ebu Hanıfe de böyle söylemiştir. İmam Şafiı ve Ahmed b. Hanbel' den hırsızlık konusunda iki görüş nakledilmiştir. Selef bilginleri bir kez çalıp eli kesilen, sonra ikinci kez çalan hırsıza ne muamele yapılacağı noktasında ihtilaf etmişlerdir. Çoğunluk, ikinci kez çalarsa, sol ayağı kesilir. Sonra bir kez daha çalarsa sol eli kesilir. Bir kez daha çalarsa sağ ayağı kesilir, demiştir. Onların delilleri hirabe ayeti ve sahabilerin uygulamasıdır. Sahabiler ayetten şunu anlamışlardır: EI kesme, suçun ilk işlenmesindedir. Hırsız bir kez daha çalarsa yine kesmek gerekir. Bu işlem kesilecek yeri kalmayıncaya kadar devam eder. Sonra yine çalarsa tazir edilir ve hapse atılır. "ResuluIlah Sallallahu Aleyhi ve Sellem zamanında hiçbir hırsızın eli micenn veya hacefe denilen bir kalkan bedelinden daha aşağı bir mal için kesilmemiştir." "Micenn" kelimesi "idinan" kökündendir. Bu, gizlenen kimsenin sakındığı şeyden kendisini gizlemesi anlamınadır. "Cehafe" ise kalkan olup, ahşaptan veya kemikten yapılmaktadır. Bu deri veya başka bir şeyle kaplanır. (Önemli Bilgi:) "ResuluIlah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, değeri üç dirhem olan bir kalkan hırsızlığında hırsızın elini kesmiştir" haberinde geçen "kesmiştir" fiilinin manası, "kesilmesini emretmiştir" demektir. Çünkü ResuluIlah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bizzat kendisi kesmemiştir. Bu haberi koruma altındaki bir malı çalmamış bile olsa hırsızın elinin kesilmesi gerektiğine delilolarak göstermişlerdir. Zahirilerin ve Mutezile mezhebinden Ebu Ubeydullah el-Basri'nin görüşü bu doğrultudadır. Çoğunluk ise bunlara muhalif olmuştur. Onlar çeyrek dinarın mutlak söylenmesini, altından çeyrek dinar denilebilecek miktarın çalınması durumunda el kesmenin gerekli olduğuna delilolarak göstermişlerdir. Bu altın ister basılmış, ister basılmamış, ister kaliteli, ister kalitesiz olsun hiç farketmez
Sahih-i Buhari › Kitâb 86 · Allah Tarafından Belirlenen Sınırlar ve Cezalar (Hudûd) › Bâb 13Konum
KİTÂBLAR (97)
- 1Vahyin Başlangıcı7
- 2Îmân51
- 3İlim76
- 4Abdest113
- 5Gusül46
- 6Hayız40
- 7Teyemmüm15
- 8Namaz174
- 9Namaz Vakitleri81
- 10Ezan275
- 11Cuma66
- 12Korku Namazı6
- 13İki Bayram (iydeyn)42
- 14Vitir Namazı15
- 15Yağmur Duası (Istiskaa)35
- 16Güneş ve Ay Tutulması27
- 17Kur'ân Okurken Secde Edilecek Yerlerler13
- 18Namazın Kısaltılması (At-Taksir)40
- 19Gece Namazı (Teheccüd)69
- 20Mekke ve Medîne Mescidlerinde Kılınan Namazın Fazîleti10
- 21Namaz İçinde Ameller27
- 22Namazda Unutkanlık14
- 23Cenazeler160
- 24Zekât118
- 25Hacc260
- 26Umre33
- 27Hac Yolculuğunu Tamamlamaktan Engellenen Hacılar15
- 28Hacda Avlanma Cezası46
- 29Medine'nin Faziletleri24
- 30Oruç Tutmak117
- 31Teravih Namazı6
- 32Kadir Gecesinin Fazileti11
- 33Ramazânın Son On Gününde İ'tikâf22
- 34Alışverişler193
- 35Sonradan Teslim Edilecek Mallar İçin Bedel Ödenen Satışlar (Selem Akdi)20
- 36Şuf’a3
- 37İcâre27
- 38Havaleler3
- 39Kefalet9
- 40Vekâlet21
- 41Ekincilik31
- 42Su Dağıtımı34
- 43Borç, Borç Ödenmesi, Malın Dondurulması, İflas25
- 44Hukukî Çekişmeler (Husûmât)16
- 45Yerde Bulunup Kaldırılan Şeyler (Lukata)15
- 46Zulümler ve Gasb43
- 47Ortaklık25
- 48Rehin9
- 49Kölelerin Azat Edilmesi43
- 50Mükâteb6
- 51Hediyeler71
- 52Şehâdetler53
- 53Barış Sağlamak22
- 54Şartlar26
- 55Vasiyyetler44
- 56Cihâd ve Sîretler309
- 57Ganimetin Beşte Biri66
- 58Cizye ve Muvâde'a33
- 59Yaratılışın Başlangıcı136
- 60Peygamberler163
- 61Peygamberin (ﷺ) ve Ashabının Faziletleri ve Meziyetleri162
- 62Peygamberin Sahabeleri128
- 63Medine'deki Yardımcıların (Ensar) Faziletleri173
- 64Peygamber (ﷺ) Tarafından Yönetilen Askeri Seferler (El-Megazi)526
- 65Kur'an-ı Kerim 'in Peygamber ﷺ Tefsiri507
- 66Kur'ân’ın Faziletleri87
- 67Nikâh188
- 68Boşanmak100
- 69Nafakalar22
- 70Yiyecek, Yemek95
- 71Akîka Kurbânı9
- 72Avcılık, Kesim70
- 73Udhiyeler30
- 74İçecekler65
- 75Hastalar38
- 76Tıp101
- 77Elbise188
- 78Edeb255
- 79İzin İsteme77
- 80Dualar108
- 81Kalbi İnceltmek (Ar-Riqaq)182
- 82Kader27
- 83Yemînler ve Nezirler87
- 84Yeminlerin Keffaretleri15
- 85Mîrâs Payları (Ferîzalar)49
- 86Allah Tarafından Belirlenen Sınırlar ve Cezalar (Hudûd)89
- 87Kan Parası (Ad-Diyat)59
- 88Mürtedler22
- 89Zorlama altında yapılan ifadeler13
- 90Hileler29
- 91Ru'yâ Ta'bîri66
- 92Fitneler89
- 93Hükümler89
- 94Temenni20
- 95Doğru Bir Kişi Tarafından Verilen Bilgiyi Kabul Etmek (Vâhidlerin)22
- 96Kur'an ve Sünnete Sımsıkı Sarılmak103
- 97Allah'ı Birlemek (Tevhid)193
BÂBLAR — Allah Tarafından Belirlenen Sınırlar ve Cezalar (Hudûd) (45)
- 1بَاب: مَا يُحْذَرُ مِنَ الْحُدُودِ: الزنا وشرب الْخَمْرُ
- 2بَاب: مَا جَاءَ فِي ضَرْبِ شَارِبِ الْخَمْرِ
- 3بَاب: مَنْ أَمَرَ بِضَرْبِ الْحَدِّ فِي الْبَيْتِ
- 4بَاب: الضَّرْبِ بِالْجَرِيدِ وَالنِّعَالِ
- 5بَاب: مَا يُكْرَهُ مِنْ لَعْنِ شَارِبِ الْخَمْرِ، وَإِنَّهُ لَيْسَ بِخَارِجٍ مِنَ الْمِلَّةِ
- 6بَاب: السَّارِقِ حِينَ يَسْرِقُ
- 7بَاب: لَعْنِ السَّارِقِ إِذَا لَمْ يُسَمَّ
- 8بَاب: الْحُدُودُ كَفَّارَةٌ
- 9بَاب: ظَهْرُ الْمُؤْمِنِ حِمًى إِلَّا فِي حَدٍّ أَوْ حَقٍّ
- 10بَاب: إِقَامَةِ الْحُدُودِ وَالِانْتِقَامِ لِحُرُمَاتِ اللَّهِ
- 11بَاب: إِقَامَةِ الْحُدُودِ عَلَى الشَّرِيفِ وَالْوَضِيعِ
- 12بَاب كَرَاهِيَةِ الشَّفَاعَةِ فِي الْحَدِّ إِذَا رُفِعَ إِلَى السُّلْطَانِ
- 13بَاب: قَوْلِ اللَّهِ تَعَالَى: ﴿وَالسَّارِقُ وَالسَّارِقَةُ فَاقْطَعُوا أَيْدِيَهُمَا﴾ /المائدة: ٣٨/. وَفِي كَمْ يُقْطَعُ
- 14بَاب: تَوْبَةِ السَّارِقِ
- 15بَاب: لَمْ يَحْسِمْ النَّبِيُّ ﷺ الْمُحَارِبِينَ مِنْ أَهْلِ الرِّدَّةِ حَتَّى هَلَكُوا
- 16بَاب: لَمْ يُسْقَ الْمُرْتَدُّونَ الْمُحَارِبُونَ حَتَّى مَاتُوا
- 17بَاب: سَمْرِ النَّبِيِّ ﷺ أَعْيُنَ الْمُحَارِبِينَ
- 18بَاب: فَضْلِ مَنْ تَرَكَ الْفَوَاحِشَ
- 19بَاب: إِثْمِ الزُّنَاةِ
- 20بَاب: رَجْمِ الْمُحْصَنِ
- 21بَاب: لَا يُرْجَمُ الْمَجْنُونُ وَالْمَجْنُونَةُ
- 22بَاب: لِلْعَاهِرِ الْحَجَرُ
- 23بَاب: الرَّجْمِ فِي الْبَلَاطِ
- 24بَاب: الرَّجْمِ بِالْمُصَلَّى
- 25بَاب: مَنْ أَصَابَ ذَنْبًا دُونَ الْحَدِّ، فَأَخْبَرَ الْإِمَامَ، فَلَا عُقُوبَةَ عَلَيْهِ بَعْدَ التَّوْبَةِ، إِذَا جَاءَ مُسْتَفْتِيًا
- 26بَاب: إِذَا أَقَرَّ بِالْحَدِّ وَلَمْ يُبَيِّنْ هَلْ لِلْإِمَامِ أَنْ يَسْتُرَ عَلَيْهِ
- 27بَاب: هَلْ يَقُولُ الْإِمَامُ لِلْمُقِرِّ: لَعَلَّكَ لَمَسْتَ أَوْ غَمَزْتَ
- 28بَاب: سُؤَالِ الْإِمَامِ الْمُقِرَّ: هَلْ أَحْصَنْتَ
- 29بَاب: الِاعْتِرَافِ بِالزِّنَا
- 30بَاب: رَجْمِ الْحُبْلَى في الزِّنَا إِذَا أَحْصَنَتْ
- 31بَاب: الْبِكْرَانِ يُجْلَدَانِ وَيُنْفَيَانِ
- 32بَاب: نَفْيِ أَهْلِ الْمَعَاصِي وَالْمُخَنَّثِينَ
- 33بَاب: مَنْ أَمَرَ غَيْرَ الْإِمَامِ بِإِقَامَةِ الْحَدِّ غَائِبًا عَنْهُ
- 34بَاب: إِذَا زَنَتِ الْأَمَةُ
- 35بَاب: لَا يُثَرَّبُ عَلَى الْأَمَةِ إِذَا زَنَتْ وَلَا تُنْفَى
- 36بَاب: أَحْكَامِ أَهْلِ الذِّمَّةِ وَإِحْصَانِهِمْ، إِذَا زَنَوْا وَرُفِعُوا إِلَى الْإِمَامِ
- 37بَاب: إِذَا رَمَى امْرَأَتَهُ أَوِ امْرَأَةَ غَيْرِهِ بِالزِّنَا، عِنْدَ الْحَاكِمِ وَالنَّاسِ، هَلْ عَلَى الْحَاكِمِ أَنْ يَبْعَثَ إِلَيْهَا فَيَسْأَلَهَا عَمَّا رُمِيَتْ بِهِ
- 38بَاب: مَنْ أَدَّبَ أَهْلَهُ أَوْ غَيْرَهُ دُونَ السُّلْطَانِ
- 39بَاب: مَنْ رَأَى مَعَ امْرَأَتِهِ رَجُلًا فَقَتَلَهُ
- 40بَاب: مَا جَاءَ فِي التَّعْرِيضِ
- 41بَاب: كَمْ التَّعْزِيرُ وَالْأَدَبُ
- 42بَاب: مَنْ أَظْهَرَ الْفَاحِشَةَ وَاللَّطْخَ وَالتُّهَمَةَ بِغَيْرِ بَيِّنَةٍ
- 43بَاب: رَمْيِ الْمُحْصَنَاتِ
- 44بَاب: قَذْفِ الْعَبِيدِ
- 45بَاب: هَلْ يَأْمُرُ الْإِمَامُ رَجُلًا فَيَضْرِبُ الْحَدَّ غَائِبًا عَنْهُ
Sahih-i Buhari 6799
Allah Tarafından Belirlenen Sınırlar ve Cezalar (Hudûd)
Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)
BÂB (13)
بَاب: قَوْلِ اللَّهِ تَعَالَى: ﴿وَالسَّارِقُ وَالسَّارِقَةُ فَاقْطَعُوا أَيْدِيَهُمَا﴾ /المائدة: ٣٨/. وَفِي كَمْ يُقْطَعُ
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا صَالِحٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لَعَنَ اللَّهُ السَّارِقَ، يَسْرِقُ الْبَيْضَةَ فَتُقْطَعُ يَدُهُ، وَيَسْرِقُ الْحَبْلَ فَتُقْطَعُ يَدُهُ ".
Notunuz
KAYNAK
Sahih-i Buhari, Kitâb 86 (Allah Tarafından Belirlenen Sınırlar ve Cezalar (Hudûd)), Bâb 13, Hadis no. 6799
HADİSİN DERECESİ
Sahih(Buhârî'nin Sahîh'i)
sunnetimiz.com/buhari:6799