SÜNNETİMİZSÜNNET VE HADİS KÜTÜPHANESİ
Sahih-i Buhari › Kitâb 93 · Hükümler › Bâb 25Konum
KİTÂBLAR (97)
  1. 1Vahyin Başlangıcı7
  2. 2Îmân51
  3. 3İlim76
  4. 4Abdest113
  5. 5Gusül46
  6. 6Hayız40
  7. 7Teyemmüm15
  8. 8Namaz174
  9. 9Namaz Vakitleri81
  10. 10Ezan275
  11. 11Cuma66
  12. 12Korku Namazı6
  13. 13İki Bayram (iydeyn)42
  14. 14Vitir Namazı15
  15. 15Yağmur Duası (Istiskaa)35
  16. 16Güneş ve Ay Tutulması27
  17. 17Kur'ân Okurken Secde Edilecek Yerlerler13
  18. 18Namazın Kısaltılması (At-Taksir)40
  19. 19Gece Namazı (Teheccüd)69
  20. 20Mekke ve Medîne Mescidlerinde Kılınan Namazın Fazîleti10
  21. 21Namaz İçinde Ameller27
  22. 22Namazda Unutkanlık14
  23. 23Cenazeler160
  24. 24Zekât118
  25. 25Hacc260
  26. 26Umre33
  27. 27Hac Yolculuğunu Tamamlamaktan Engellenen Hacılar15
  28. 28Hacda Avlanma Cezası46
  29. 29Medine'nin Faziletleri24
  30. 30Oruç Tutmak117
  31. 31Teravih Namazı6
  32. 32Kadir Gecesinin Fazileti11
  33. 33Ramazânın Son On Gününde İ'tikâf22
  34. 34Alışverişler193
  35. 35Sonradan Teslim Edilecek Mallar İçin Bedel Ödenen Satışlar (Selem Akdi)20
  36. 36Şuf’a3
  37. 37İcâre27
  38. 38Havaleler3
  39. 39Kefalet9
  40. 40Vekâlet21
  41. 41Ekincilik31
  42. 42Su Dağıtımı34
  43. 43Borç, Borç Ödenmesi, Malın Dondurulması, İflas25
  44. 44Hukukî Çekişmeler (Husûmât)16
  45. 45Yerde Bulunup Kaldırılan Şeyler (Lukata)15
  46. 46Zulümler ve Gasb43
  47. 47Ortaklık25
  48. 48Rehin9
  49. 49Kölelerin Azat Edilmesi43
  50. 50Mükâteb6
  51. 51Hediyeler71
  52. 52Şehâdetler53
  53. 53Barış Sağlamak22
  54. 54Şartlar26
  55. 55Vasiyyetler44
  56. 56Cihâd ve Sîretler309
  57. 57Ganimetin Beşte Biri66
  58. 58Cizye ve Muvâde'a33
  59. 59Yaratılışın Başlangıcı136
  60. 60Peygamberler163
  61. 61Peygamberin (ﷺ) ve Ashabının Faziletleri ve Meziyetleri162
  62. 62Peygamberin Sahabeleri128
  63. 63Medine'deki Yardımcıların (Ensar) Faziletleri173
  64. 64Peygamber (ﷺ) Tarafından Yönetilen Askeri Seferler (El-Megazi)526
  65. 65Kur'an-ı Kerim 'in Peygamber ﷺ Tefsiri507
  66. 66Kur'ân’ın Faziletleri87
  67. 67Nikâh188
  68. 68Boşanmak100
  69. 69Nafakalar22
  70. 70Yiyecek, Yemek95
  71. 71Akîka Kurbânı9
  72. 72Avcılık, Kesim70
  73. 73Udhiyeler30
  74. 74İçecekler65
  75. 75Hastalar38
  76. 76Tıp101
  77. 77Elbise188
  78. 78Edeb255
  79. 79İzin İsteme77
  80. 80Dualar108
  81. 81Kalbi İnceltmek (Ar-Riqaq)182
  82. 82Kader27
  83. 83Yemînler ve Nezirler87
  84. 84Yeminlerin Keffaretleri15
  85. 85Mîrâs Payları (Ferîzalar)49
  86. 86Allah Tarafından Belirlenen Sınırlar ve Cezalar (Hudûd)89
  87. 87Kan Parası (Ad-Diyat)59
  88. 88Mürtedler22
  89. 89Zorlama altında yapılan ifadeler13
  90. 90Hileler29
  91. 91Ru'yâ Ta'bîri66
  92. 92Fitneler89
  93. 93Hükümler89
  94. 94Temenni20
  95. 95Doğru Bir Kişi Tarafından Verilen Bilgiyi Kabul Etmek (Vâhidlerin)22
  96. 96Kur'an ve Sünnete Sımsıkı Sarılmak103
  97. 97Allah'ı Birlemek (Tevhid)193
BÂBLAR — Hükümler (52)
  1. 1بَاب: قَوْلِ اللَّهِ تَعَالَى: ﴿أَطِيعُوا اللَّهَ وَأَطِيعُوا الرَّسُولَ وَأُولِي الأَمْرِ مِنْكُمْ﴾ /النساء: ٥٩
  2. 2بَاب: الْأُمَرَاءُ مِنْ قُرَيْشٍ
  3. 3بَاب: أَجْرِ مَنْ قَضَى بِالْحِكْمَةِ
  4. 4بَاب: السَّمْعِ وَالطَّاعَةِ لِلْإِمَامِ مَا لَمْ تَكُنْ مَعْصِيَةً
  5. 5بَاب: مَنْ لَمْ يَسْأَلِ الْإِمَارَةَ أَعَانَهُ اللَّهُ عَلَيْهَا
  6. 6بَاب: مَنْ سَأَلَ الْإِمَارَةَ وُكِلَ إِلَيْهَا
  7. 7بَاب: مَا يُكْرَهُ مِنَ الْحِرْصِ عَلَى الْإِمَارَةِ
  8. 8بَاب: مَنِ اسْتُرْعِيَ رَعِيَّةً فَلَمْ يَنْصَحْ
  9. 9بَاب: مَنْ شَاقَّ شَقَّ اللَّهُ عَلَيْهِ
  10. 10بَاب: الْقَضَاءِ وَالْفُتْيَا فِي الطَّرِيقِ
  11. 11بَاب: مَا ذُكِرَ أَنَّ النَّبِيَّ ﷺ لَمْ يَكُنْ لَهُ بَوَّابٌ
  12. 12بَاب: الْحَاكِمِ يَحْكُمُ بِالْقَتْلِ عَلَى مَنْ وَجَبَ عَلَيْهِ، دُونَ الْإِمَامِ الَّذِي فَوْقَهُ
  13. 13بَاب: هَلْ يَقْضِي الْقَاضِي أَوْ يُفْتِي وَهُوَ غَضْبَانُ
  14. 14بَاب: مَنْ رَأَى لِلْقَاضِي أَنْ يَحْكُمَ بِعِلْمِهِ فِي أَمْرِ النَّاسِ، إِذَا لَمْ يَخَفِ الظُّنُونَ وَالتُّهَمَةَ
  15. 15بَاب: الشَّهَادَةِ عَلَى الْخَطِّ الْمَخْتُومِ، وَمَا يَجُوزُ مِنْ ذَلِكَ وَمَا يَضِيقُ عليه، وَكِتَابِ الْحَاكِمِ إِلَى عَامِلِهِ وَالْقَاضِي إِلَى الْقَاضِي
  16. 16بَاب: رِزْقِ الْحُكَّامِ وَالْعَامِلِينَ عَلَيْهَا
  17. 17بَاب مَنْ قَضَى وَلَاعَنَ فِي الْمَسْجِدِ
  18. 18بَاب: مَنْ حَكَمَ فِي الْمَسْجِدِ، حَتَّى إِذَا أَتَى عَلَى حَدٍّ أَمَرَ أَنْ يُخْرَجَ مِنَ الْمَسْجِدِ فَيُقَامَ
  19. 19بَاب: مَوْعِظَةِ الْإِمَامِ لِلْخُصُومِ
  20. 20بَاب: الشَّهَادَةِ تَكُونُ عِنْدَ الْحَاكِمِ، فِي وِلَايَتِهِ الْقَضَاءَ أَوْ قَبْلَ ذَلِكَ، لِلْخَصْمِ
  21. 21بَاب: أَمْرِ الْوَالِي إِذَا وَجَّهَ أَمِيرَيْنِ إِلَى مَوْضِعٍ: أَنْ يَتَطَاوَعَا وَلَا يَتَعَاصَيَا
  22. 22بَاب: إِجَابَةِ الْحَاكِمِ الدَّعْوَةَ
  23. 23بَاب: هَدَايَا الْعُمَّالِ
  24. 24بَاب: اسْتِقْضَاءِ الْمَوَالِي وَاسْتِعْمَالِهِمْ
  25. 25بَاب: الْعُرَفَاءِ لِلنَّاسِ
  26. 26بَاب: مَا يُكْرَهُ مِنْ ثَنَاءِ السُّلْطَانِ، وَإِذَا خَرَجَ قَالَ غَيْرَ ذَلِكَ
  27. 27بَاب: الْقَضَاءِ عَلَى الْغَائِبِ
  28. 28بَاب مَنْ قُضِيَ لَهُ بِحَقِّ أَخِيهِ فَلَا يَأْخُذْهُ، فَإِنَّ قَضَاءَ الْحَاكِمِ لَا يُحِلُّ حَرَامًا وَلَا يُحَرِّمُ حَلَالًا
  29. 29بَاب: الْحُكْمِ فِي الْبِئْرِ وَنَحْوِهَا
  30. 30بَاب الْقَضَاءُ فِي كثير المال وقليله
  31. 31بَاب: بَيْعِ الْإِمَامِ عَلَى النَّاسِ أَمْوَالَهُمْ وَضِيَاعَهُمْ
  32. 32بَاب: مَنْ لَمْ يَكْتَرِثْ بِطَعْنِ مَنْ لَا يَعْلَمُ فِي الْأُمَرَاءِ حَدِيثًا
  33. 33بَاب: الْأَلَدِّ الْخَصِمِ، وَهُوَ الدَّائِمُ فِي الْخُصُومَةِ
  34. 34بَاب: إِذَا قَضَى الْحَاكِمُ بِجَوْرٍ، أَوْ خِلَافِ أَهْلِ الْعِلْمِ فَهُوَ رَدٌّ
  35. 35بَاب: الْإِمَامِ يَأْتِي قَوْمًا فَيُصْلِحُ بَيْنَهُمْ
  36. 36بَاب: يُسْتَحَبُّ لِلْكَاتِبِ أَنْ يَكُونَ أَمِينًا عَاقِلًا
  37. 37بَاب: كِتَابِ الْحَاكِمِ إِلَى عُمَّالِهِ، وَالْقَاضِي إِلَى أُمَنَائِهِ
  38. 38بَاب: هَلْ يَجُوزُ لِلْحَاكِمِ أَنْ يَبْعَثَ رَجُلًا وَحْدَهُ لِلنَّظَرِ فِي الْأُمُورِ
  39. 39بَاب: تَرْجَمَةِ الْحُكَّامِ، وَهَلْ يَجُوزُ تَرْجُمَانٌ وَاحِدٌ
  40. 40بَاب: مُحَاسَبَةِ الْإِمَامِ عُمَّالَهُ
  41. 41بَاب: بِطَانَةِ الْإِمَامِ وَأَهْلِ مَشُورَتِهِ
  42. 42بَاب: كَيْفَ يُبَايِعُ الْإِمَامُ النَّاسَ
  43. 43بَاب: مَنْ بَايَعَ مَرَّتَيْنِ
  44. 44بَاب: بَيْعَةِ الْأَعْرَابِ
  45. 45بَاب: بَيْعَةِ الصَّغِيرِ
  46. 46بَاب: مَنْ بَايَعَ ثُمَّ اسْتَقَالَ الْبَيْعَةَ
  47. 47بَاب: مَنْ بَايَعَ رَجُلًا لَا يُبَايِعُهُ إِلَّا لِلدُّنْيَا
  48. 48بَاب: بَيْعَةِ النِّسَاءِ
  49. 49بَاب: مَنْ نَكَثَ بَيْعَةً
  50. 50بَاب: الِاسْتِخْلَافِ
  51. 51بَاب: إِخْرَاجِ الْخُصُومِ وَأَهْلِ الرِّيَبِ مِنَ الْبُيُوتِ بَعْدَ الْمَعْرِفَةِ
  52. 52بَاب: هَلْ لِلْإِمَامِ أَنْ يَمْنَعَ الْمُجْرِمِينَ وَأَهْلَ الْمَعْصِيَةِ مِنَ الْكَلَامِ مَعَهُ وَالزِّيَارَةِ وَنَحْوِهِ

Sahih-i Buhari 7177

Hükümler
Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)
BÂB (25)
بَاب: الْعُرَفَاءِ لِلنَّاسِ

Urve b. Zübeyr'in Mervan b. el-Hakem ile Misver b. Mahreme'den nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Müslümanlar Hevazin esirlerinin hürriyete kavuşturulması hususunda kendilerine izin verdikleri zaman şöyle buyurdu: "İçinizden izin veren/e vermeyeni bilmiyorum. Şimdi siz geri dönün ve içinizdeki otoriteler durumunuzu bize arz etsin." Bunun üzerine insanlar geri döndüler. Kabilelerinin otoriteleri kendileriyle konuştu. Sonra Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelip, her biri (esirlerini geri vermekten) memnun olduklarını ve buna izin verdiklerini bildirdiler. Fethu'l-Bari Açıklaması: "İnsanlar için otorite ve uzmanlar." Başlıkta geçen " •. \.jr urefa" '\,j ). arIf" kelimesinin çoğuludur. Artf, bir kitlenin bir grubun işlerini gören otorite, uzman kişi demektir. Kelimenin kullanımı "....... araftu ale'l-kavm" ve "..........a'rufu, .j)l.;\.j fe ene arifun ve raıIfun" şeklindedir. Bunun manası halkın yönetimini ve işlerini yürütmeyi üstlendim demektir. Sözkonusu kimselere "arıf" denilmesi, onların halkın işlerini bilmeleri ve ihtiyaç anında kendilerinden üst makama bildirmelerinden dolayıdır. İbn Battal şöyle demiştir: Bu hadis, uzman ve otorite kişiler görevlendirmenin meşru olduğunu ifade etmektedir. Çünkü devlet başkanının halkın bütün işlerini bizzat kendisinin yapması mümkün değildir. Dolayısıyla göreve getirdiği kişinin yaptığı icraatların kendisine ihtiyaç bırakmaması için yardımcı kişilere ihtiyaç duyması kaçınılmazdır. İbn Battal şöyle der: Herhangi bir konudaki emir ve yasaklık herkese yönelik olduğunda ve bu hususta bazı kimselere dayanıldığında belki de ihmal meydana gelebilir. Buna karşılık devlet başkanı her bir topluluğun başına bir .uzman ve otorite tayin ettiğinde insanlar için tek çıkar yol, onun emrettiğini yerine getirmektir. İbnü'l-Müneyyir Haşiye'de şöyle der: Hadisten hakimin şahit tutmaksızın ikrara dayanarak hüküm vermesinin caiz olduğu anlaşılmaktadır. Zira otorite ve uzmanlar (ureta) her bir kişi için razı olduklarına dair iki şahit tutmamıştır. İnsanlar devlet başkanının vekili olan bu uzmanların yanında ikrarda bulunmuşlardır ve buna itibar edilmiştir. Hadise göre bir hakim kendi hükmünü bir başka hakime dilden aktarabilir ve diğer hakim de o hükmü -hakimlerden her biri kendi görev mahallinde olması şartıyla geçerli olur. Biz de şunu ekleyelim: Hadise göre otorite ve uzmanları kınama konusunda gelen haber uzman tayin etmeye engel değildir. Zira bu haber -eğer sabitse- uzmanlarda çoğunlukla görülen haksızlık yapmak, haddi aşmak ve günaha düşmeye yol açan insafı kınama amaçlıdır şeklinde yorumlanır. Sözü geçen hadisi Ebu Davud, Mikdam b. Ma'dikerib'ten şu şekilde nakletmiştir: "Bilgiçlik doğrudur ve insanların bir bilgiç ve otoritelerinin olması gereklidir. ancak (arifler) bilgiçler cehennemdedir."(Ebu Davud, Harac) Ahmed b. Hanbel'in ve sahihtir değerlendirmesi ile İbn Huzeyme'nin Ebu Hureyre' den nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Vay o emirlerin haline! Vay o bilgiçlerin haline!" buyurmuştur. Tibi şöyle der: "Bilgiçler/arifler cehennemdedir" ifadesinde zamir kullanılacakken açıkça "el-urefa" denilmesi, ariflerin/bilgiçlerin tehlikeli bir iş olduğuna ve bunu yapan kimsenin azaba yol açan sakıncalı duruma düşmekten emin olmadığına işaret etmektedir. Hadisin bu ifadesi Yüce Allah'ın şu ayetine benzer: "Haksızlıkla yetimlerin mallarını yiyenler şüphesiz karınıarına ancak ateş tıkınmış olurlar."(Nisa 10) Dolayısıyla aklı başında olan bir kimsenin kendisini cehenneme sürükleyecek hususlara düşmemesi için bu hususta uyanık olması uygundur. Biz de şunu ekleyelim: Bu açıklamayı bir başka hadis teyid etmektedir. Zira o hadiste emirler ariflerin/uzmanların maruz kaldığı tehditle tehdit edilmektedirler. Bu bize şunu gösteriyor: Hadisten maksat, bu konuya giren herkesin salim olmayacağı ve her bir kişinin tehlikede olduğudur. İstisna ise herkes için takdir edilmiştir. "Bilgiçlik Doğrudur." Bundan maksat, onların tayini haktır/doğrudur demektir. Zira insanların faydası ve çıkarı bunu gerektirmektedir. Çünkü emir bizzat kendi yaptığı hususlarda yardıma ihtiyaç duyar. Yukarıda zikrettiğimiz hadisin de gösterdiği üzere bu konu için ariflerin/uzmanların Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem zamanında görev yapmış olmaları delil olarak yeterlidir

حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ أَبِي أُوَيْسٍ، حَدَّثَنِي إِسْمَاعِيلُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَمِّهِ، مُوسَى بْنِ عُقْبَةَ قَالَ ابْنُ شِهَابٍ حَدَّثَنِي عُرْوَةُ بْنُ الزُّبَيْرِ، أَنَّ مَرْوَانَ بْنَ الْحَكَمِ، وَالْمِسْوَرَ بْنَ مَخْرَمَةَ، أَخْبَرَاهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ حِينَ أَذِنَ لَهُمُ الْمُسْلِمُونَ فِي عِتْقِ سَبْىِ هَوَازِنَ ‏ "‏ إِنِّي لاَ أَدْرِي مَنْ أَذِنَ مِنْكُمْ مِمَّنْ لَمْ يَأْذَنْ، فَارْجِعُوا حَتَّى يَرْفَعَ إِلَيْنَا عُرَفَاؤُكُمْ أَمْرَكُمْ ‏"‏‏.‏ فَرَجَعَ النَّاسُ فَكَلَّمَهُمْ عُرَفَاؤُهُمْ، فَرَجَعُوا إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَخْبَرُوهُ أَنَّ النَّاسَ قَدْ طَيَّبُوا وَأَذِنُوا‏.‏
KAYNAK
Sahih-i Buhari, Kitâb 93 (Hükümler), Bâb 25, Hadis no. 7177
HADİSİN DERECESİ
Sahih(Buhârî'nin Sahîh'i)
sunnetimiz.com/buhari:7177