SÜNNETİMİZSÜNNET VE HADİS KÜTÜPHANESİ
Sahih-i Buhari › Kitâb 94 · Temenni › Bâb 9Konum
KİTÂBLAR (97)
  1. 1Vahyin Başlangıcı7
  2. 2Îmân51
  3. 3İlim76
  4. 4Abdest113
  5. 5Gusül46
  6. 6Hayız40
  7. 7Teyemmüm15
  8. 8Namaz174
  9. 9Namaz Vakitleri81
  10. 10Ezan275
  11. 11Cuma66
  12. 12Korku Namazı6
  13. 13İki Bayram (iydeyn)42
  14. 14Vitir Namazı15
  15. 15Yağmur Duası (Istiskaa)35
  16. 16Güneş ve Ay Tutulması27
  17. 17Kur'ân Okurken Secde Edilecek Yerlerler13
  18. 18Namazın Kısaltılması (At-Taksir)40
  19. 19Gece Namazı (Teheccüd)69
  20. 20Mekke ve Medîne Mescidlerinde Kılınan Namazın Fazîleti10
  21. 21Namaz İçinde Ameller27
  22. 22Namazda Unutkanlık14
  23. 23Cenazeler160
  24. 24Zekât118
  25. 25Hacc260
  26. 26Umre33
  27. 27Hac Yolculuğunu Tamamlamaktan Engellenen Hacılar15
  28. 28Hacda Avlanma Cezası46
  29. 29Medine'nin Faziletleri24
  30. 30Oruç Tutmak117
  31. 31Teravih Namazı6
  32. 32Kadir Gecesinin Fazileti11
  33. 33Ramazânın Son On Gününde İ'tikâf22
  34. 34Alışverişler193
  35. 35Sonradan Teslim Edilecek Mallar İçin Bedel Ödenen Satışlar (Selem Akdi)20
  36. 36Şuf’a3
  37. 37İcâre27
  38. 38Havaleler3
  39. 39Kefalet9
  40. 40Vekâlet21
  41. 41Ekincilik31
  42. 42Su Dağıtımı34
  43. 43Borç, Borç Ödenmesi, Malın Dondurulması, İflas25
  44. 44Hukukî Çekişmeler (Husûmât)16
  45. 45Yerde Bulunup Kaldırılan Şeyler (Lukata)15
  46. 46Zulümler ve Gasb43
  47. 47Ortaklık25
  48. 48Rehin9
  49. 49Kölelerin Azat Edilmesi43
  50. 50Mükâteb6
  51. 51Hediyeler71
  52. 52Şehâdetler53
  53. 53Barış Sağlamak22
  54. 54Şartlar26
  55. 55Vasiyyetler44
  56. 56Cihâd ve Sîretler309
  57. 57Ganimetin Beşte Biri66
  58. 58Cizye ve Muvâde'a33
  59. 59Yaratılışın Başlangıcı136
  60. 60Peygamberler163
  61. 61Peygamberin (ﷺ) ve Ashabının Faziletleri ve Meziyetleri162
  62. 62Peygamberin Sahabeleri128
  63. 63Medine'deki Yardımcıların (Ensar) Faziletleri173
  64. 64Peygamber (ﷺ) Tarafından Yönetilen Askeri Seferler (El-Megazi)526
  65. 65Kur'an-ı Kerim 'in Peygamber ﷺ Tefsiri507
  66. 66Kur'ân’ın Faziletleri87
  67. 67Nikâh188
  68. 68Boşanmak100
  69. 69Nafakalar22
  70. 70Yiyecek, Yemek95
  71. 71Akîka Kurbânı9
  72. 72Avcılık, Kesim70
  73. 73Udhiyeler30
  74. 74İçecekler65
  75. 75Hastalar38
  76. 76Tıp101
  77. 77Elbise188
  78. 78Edeb255
  79. 79İzin İsteme77
  80. 80Dualar108
  81. 81Kalbi İnceltmek (Ar-Riqaq)182
  82. 82Kader27
  83. 83Yemînler ve Nezirler87
  84. 84Yeminlerin Keffaretleri15
  85. 85Mîrâs Payları (Ferîzalar)49
  86. 86Allah Tarafından Belirlenen Sınırlar ve Cezalar (Hudûd)89
  87. 87Kan Parası (Ad-Diyat)59
  88. 88Mürtedler22
  89. 89Zorlama altında yapılan ifadeler13
  90. 90Hileler29
  91. 91Ru'yâ Ta'bîri66
  92. 92Fitneler89
  93. 93Hükümler89
  94. 94Temenni20
  95. 95Doğru Bir Kişi Tarafından Verilen Bilgiyi Kabul Etmek (Vâhidlerin)22
  96. 96Kur'an ve Sünnete Sımsıkı Sarılmak103
  97. 97Allah'ı Birlemek (Tevhid)193

Sahih-i Buhari 7245

Temenni
Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)
BÂB (9)
بَاب: مَا يَجُوزُ مِنَ اللَّوْ

Abdullah b. Zeyd'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Eğer hicret olmasaydı, elbette ben Ensardan bir kimse olurdum. İnsanlar bir vadiye yahut bir dağ yoluna girip gitselerdi, ben muhakkak Ensann vadisine ve gittikleri dağ ya/una giderdim!" Fethu'l-Bari Açıklaması: "Keşke şöyle olsaydı diye temennı etmenin caizliği ve Yüce Allah'ın "Keşke benim size karşı (koyacak) bir gücüm olsaydı veya güçlü bir kaleye sığınabilseydim"(Hud 80) sözü." Kadı lyaz şöyle demiştir: İmam Buharibu başlıkla Allah'ın kazasına razı olan kimsenin "Şöyle olsaydı şöyle olurdu" demesinin caiz olduğunu kastetmektedir. "Keşke benim size karşı (koyacak) bir gücüm olsaydı." İbn Battal şöyle demiştir: Bu örnek ayette yer alan "lev" şart edatının hüküm cümlesi (cevabı) mahzuftur. İfade adeta şöyledir: "Benim size karşı (koyacak) bir gücüm olsaydı, sizinle yapmış olduğunuz bu fesad arasına girip engelolurdum." İbn Battal şöyle devam eder: Sözkonusu hüküm cümlesinin (cevabın) hazfi son derece beliğdir. Zira olumsuzluk kipiyle bütün engelleme çeşitleri kuşatılmış olmaktadır. Lut'un aleyhisselil.m istediği karşı koyacak çok adama sahip olmaktı. Aksi takdirde o Yüce Allah'tan sağlam ve güçlü bir kalesinin olduğunu biliyordu. Fakat ifadesini, cari olan adete göre kullanmıştır. İbn Battal şöyle devam eder: Ayet-i kerime bir mu'min gidermeye gücü yetmediği bir münkeri gördüğünde nasıl bir tavır takınması gerektiğini beyan etmektedir. Buna göre o kişi münkeri giderme de yardımcısı olmadığı için içi yanacak ve Rabbine itaat arzusu ve ona karşı günaha devam edilmesine tahammül edememekten dolayı böyle bir desteğin bulunmasını temenni edecektir. Buradan hareketle o kötülüğe diliyle ve gidermeye gücü yetmediği takdirde kalbiyle tepki gösterecektir. Sübki' nin zikretmiş olduğu hadise Buhari, "Keşke şöyle olsaydı diye temenni etmenin caizliği" cümlesi ile işaret etmiştir. Buhari'nin attığı bu başlık, sözkonusu temenninin istisna durumu hariç esasen caiz olmadığına işaret etmektedir. Bu hadis Nesai', İbn Mace, Tahavi'de Muhammed b. Aclan, el-A'rac, Ebu Hureyre isnadıyla Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ağzından şöyle nakledilmiştir: "Kuvvetli mü'min, zayıf mü'minden daha hayırlıdır ve Yüce Allah'a daha sevimlidir. Bunların her birinde hayır vardır. Sana fayda verecek şeyi hırsla iste, bundan aciz olma. Bir şeyin üstesinden gelemediğinde 'Allah'ın kaderi böyle imiş O'nun dilediği olur' de. 'Keşke' demekten sakın. Zira 'Keşke' şeytana faaliyet kapısı açar. "(İbn Mace, Zühd) Bu hadisi Müslim de Abdullah b. İdris'ten rivayet etmiştir.(Müslim, Kader) Taberi şöyle demiştir: "Keşke" demenin yasaklı ğı ile bunun caiz olduğunu gösteren hadisleri birbiriyle cem ve telif etmenin yolu şudur: Yasaklık, henüz gerçekleşmemiş bir fiil hakkında onun kesin olarak olacağına hükmetmekle ilgilidir. Buna göre mana şöyle olur: Gerçekleşmemiş bir iş için kesin olarak gerçekleşeceğine hükmederek ve içinden Allah'ın dilemesinin şart olduğunu geçirmeksizin "Şayet şöyle yapsaydım bu iş olurdu" deme. "Keşke" demenin caizliği ile ilgili rivayetler, kişi zikredilen şarta kesin olarak inandığı takdirde caizdir şeklinde yorumlanmıştır. Sözkonusu şart, Allah'ın dilemesi ve iradesi olmaksızın hiçbir şey gerçekleşmez düşüncesidir. Bu Ebu Bekir'in mağarada söylediği "Onlardan herhangi bir ayağını kaldırsaydı bizi görecekti" şeklindeki ifadesine benzer. Ebu Bekir, Yüce Allah'ın müşriklerin gözlerini Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ve kendisinin üzerinden onlara körlük vererek veya başka bir yolla çevireceğine kesin olarak inandığı halde böyle kesin bir dil kullanmıştır. Fakat bu ifade onun ağzından cari olan adete göre çıkmıştır. O, Allah dilemedikçe müşriklerin ayaklarını kaldırsalar bile kendilerini göremeyeceklerine kesin olarak inanıyordu. Kadı Iyaz şöyle demiştir: İmam Buhari'nin kullandığı başlıktan ve bu bölümde zikrettiği hadislerden anlaşılan şudur: "Lev ve levıa=keşke ... " ifadesi, kişinin yaptığı şeylerden gelecekle ilgili olan hususlarda kullanılabilir. Çünkü gelecekte bundan başka bir fiilin olması da mümkündür. Bu, "lev=keşke" kabilindendir. Zira bu konuya ancak gelecekle ilgili olan şeyler girer. Bu da gerçek, sahih ve kesin değildir. Geçmişte olan veya olup bitmiş bulunan ya da gaybe ve geçmiş kadere itiraz niteliğinde olan şeyler böyle değildir. Kadı Iyaz şöyle devam eder: "Keşke" yasaklığı, kişinin bunun olacağına kesin olarak inanması açısındandır. Bu durumdaki kimse, sözkonusu fiili yapsa başına gelen kesinlikle gelmeyecekti inancındadır. Buna karşılık sözkonusu durumu Allah'ın dilemesine havale eden ve Allah bunu dilememiş olsaydı başıma gelmezdi diye düşünen kimse bu kabilden olmaz. Kadı Iyaz şöyle der: Hadisin manası hakkındaki kanaatime göre sözkonusu yasaklık, zahiri ve genelliği üzeredir. Fakat bu yasaklık tenzihidir. Bunun tenzihi olduğunu "Zira 'Keşke' şeytana faaliyet kapısı açar" ifadesi göstermektedir. Yani şeytan insanın kalbine kadere itiraz duygusu bırakır ve ona vesvese verir. Nevevı "lev=keşke" kelimesinin geçmişle ilgili olarak kullanıldığını ileri sürerek Kadı Iyaz'ı tenkit etmiş ve buna "Sonradan bildiğimi önceden bilseydim kurbanlık sevk etmezdim" hadisini örnek vermiştir. Doğru olanı, sözkonusu ifadenin fayda olmayan yerlerde kullanılmasının yasak olduğudur. İnsan bu cümleyi, Allah'a itaat konusunda yapamadıklarına karşı üzüntüsünden veya elde etmesi imkansız olan bir şeye içinin yanmasından ve benzeri şeylerden söylediği takdirde bunda herhangi bir sakınca yoktur. Hadislerde yer alan kullanımların ekserisi bu şekilde yorumlanır. Kurtubı el-Müfhim isimli eserinde şöyle demiştir: Müslim'in rivayet ettiği hadisten maksat, kaderde olan şeyin kişinin karşısına çıkmasından sonra yapılması gereken tek şey, Allah'ın emrine teslimiyet, takdir ettiğine razı olmak ve elden kaçana iltifat etmekten yüz çevirmektir. Zira kişi elden kaçırdığı şeyi düşünüp, 'Şöyle şöyle yapsaydım, şöyle şöyle olurdu' diyecek olursa ona şeytanın vesveseleri gelir ve bu sürüp giderek sonunda kişiyi hüsrana götürür. Böylece insan tedbirin takdirden daha önce geleceği vehmine kapılır. İşte bu, "'Keşke' demekten sakın. Zira 'Keşke' şeytana faaliyet kapısı açar" ifadesiyle şeytanın faaliyetlerine kapı aralayan yasak edilmiş vesilelerdir. Yoksa maksat, "lev=keşke" kelimesini mutlak olarak kullanmamak değildir. Zira Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bu kelimeyi birçok hadisinde kullanmıştır. Fakat bu kelimenin kullanılma yasaklığının yeri, kişinin sözkonusu mani ortadan kalksaydı kaderde olanın aksi olurdu inancıyla birlikte kadere karşı gelme şeklinde kullanılmasıyla ilgilidir. Yoksa kişinin maniyi gelecekte fayda olacak bir açıdan haber vermesiyle ilgili değildir. Zira bu gibi şeylerin söylenmesinin caiz olduğu noktasında ihtilaf yoktur ve bunda şeytana faaliyet kapısı açma olmadığı gibi, haramlığa götürecek bir şey de yoktur. "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir gece yatsı namazını gece karanlığı olan ateme vaktine kadar geciktirdi." Bu hadisin geniş bir açıklaması SaıM Bölümünde geçmişti. Aişe r.anha'nın Kabe'nin duvarıyla ilgili olan hadisinin geniş bir açıklaması Hac bölümünde geçmişti. Hadisten burada kastedilen "Senin kavmin Kureyş cahiliye devrine yakın olmasaydı, ben Hicr-i İsmail'i bey te katmak, beytin kapısını da yer seviyesine indirmek isterdim. Fakat böyle yapıldığında kavminin kalplerinin kırılmasından endişe ederim" cümlesidir. Ebu Hureyre'nin naklettiği "Hicret olmasaydı ben muhakkak Ensardan bir kişi olurdum" ve "Eğer insanlar bir vadiye Ensar bir başka vadiye veya bir dağ yoluna girseydi" ifadelerinin açıklaması Huneyn Gazvesi başlığı altında geçmişti

حَدَّثَنَا مُوسَى، حَدَّثَنَا وُهَيْبٌ، عَنْ عَمْرِو بْنِ يَحْيَى، عَنْ عَبَّادِ بْنِ تَمِيمٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ زَيْدٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لَوْلاَ الْهِجْرَةُ لَكُنْتُ امْرَأً مِنَ الأَنْصَارِ، وَلَوْ سَلَكَ النَّاسُ وَادِيًا أَوْ شِعْبًا، لَسَلَكْتُ وَادِيَ الأَنْصَارِ وَشِعْبَهَا ‏"‏‏.‏ تَابَعَهُ أَبُو التَّيَّاحِ عَنْ أَنَسٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي الشِّعْبِ‏.‏
KAYNAK
Sahih-i Buhari, Kitâb 94 (Temenni), Bâb 9, Hadis no. 7245
HADİSİN DERECESİ
Sahih(Buhârî'nin Sahîh'i)
sunnetimiz.com/buhari:7245