Cabir bin Abdillah r.a.’den şöyle söylediği rivayet edilmiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, hac mevsiminde (Mekke’ye çeşitli yerlerden gelen) insanlara kendisini takdim ederek: '' Beni kavmine götürecek kimse yok mu? Çünkü gerçekte Kureyş beni, Rabbimin kelamını tebliğ etmekten alıkoymak istediler '', buyurdu. Diğer tahric: Tirmizi, fedailu’l-kur’an; Ebu Davud, sunne EBU DAVUD RİVAYETİ VE İZAH İÇİN BURAYA TIKLAYIN
Sünen-i İbn Mâce › Kitâb 0 · Sünnet (Mukaddime)Konum
- ·Sünnet (Mukaddime)266
- 1Tahâret ve Sünnetleri400
- 2Namaz39
- 3Ezan ve Sünnetleri29
- 4Mescidler ve Cemaatler68
- 5Namazın İkâmesi ve Sünnetleri630
- 6Cenâzeler205
- 7Oruç145
- 8Zekât62
- 9Nikâh171
- 10Talâk78
- 11Keffâretler47
- 12Ticâret171
- 13Hükümler (Ahkâm)67
- 14Hibeler15
- 15Sadakalar46
- 16Rehin53
- 17Şuf'a10
- 18Buluntu Mallar (Lukata)10
- 19Köle Azâdı20
- 20Had Cezâları82
- 21Diyet80
- 22Vasiyyetler24
- 23Mîrâs Payları34
- 24Cihâd129
- 25Hac Menâsiki238
- 26Kurbanlar42
- 27Kesim (Zebâih)38
- 28Av51
- 29Yiyecekler120
- 30İçecekler65
- 31Tıp114
- 32Elbise107
- 33Âdâb170
- 34Dua66
- 35Rüya Tabiri34
- 36Fitneler175
- 37Zühd242
- 1بَابُ اتِّبَاعِ سُنَّةِ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
- 2بَابُ تَعْظِيمِ حَدِيثِ رَسُولِ اللَّهِ ﷺ، وَالتَّغْلِيظِ عَلَى مَنْ عَارَضَهُ
- 3بَابُ التَّوَقِّي فِي الْحَدِيثِ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
- 4بَابُ التَّغْلِيظِ فِي تَعَمُّدِ الْكَذِبِ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
- 5بَابُ مَنْ حَدَّثَ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ ﷺ حَدِيثًا وَهُوَ يَرَى أَنَّهُ كَذِبٌ
- 6بَابُ اتِّبَاعِ سُنَّةِ الْخُلَفَاءِ الرَّاشِدِينَ الْمَهْدِيِّينَ
- 7بَابُ اجْتِنَابِ الْبِدَعِ وَالْجَدَلِ
- 8بَابُ اجْتِنَابِ الرَّأْيِ وَالْقِيَاسِ
- 9بَابٌ فِي الْإِيمَانِ
- 10بَابٌ فِي الْقَدَرِ
- 11بَابٌ فِي فَضَائِلِ أَصَحَابِ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
- 12بَابٌ فِي ذِكْرِ الْخَوَارِجِ
- 13بَابٌ فِيمَا أَنْكَرَتِ الْجَهْمِيَّةُ
- 14بَابُ مَنْ سَنَّ سُنَّةً حَسَنَةً أَوْ سَيِّئَةً
- 15بَابُ مَنْ أَحْيَا سُنَّةً قَدْ أُمِيتَتْ
- 16بَابُ فَضْلِ مَنْ تَعَلَّمَ الْقُرْآنَ وَعَلَّمَهُ
- 17بَابُ فَضْلِ الْعُلَمَاءِ وَالْحَثِّ عَلَى طَلَبِ الْعِلْمِ
- 18بَابُ مَنْ بَلَّغَ عِلْمًا
- 19بَابُ مَنْ كَانَ مِفْتَاحًا لِلْخَيْرِ
- 20بَابُ ثَوَابِ مُعَلِّمِ النَّاسَ الْخَيْرَ
- 21بَابُ مَنْ كَرِهَ أَنْ يُوطَأَ عَقِبَاهُ
- 22بَابُ الْوَصَاةِ بِطَلَبَةِ الْعِلْمِ
- 23بَابُ الِانْتِفَاعِ بِالْعِلْمِ وَالْعَمَلِ بِهِ
- 24بَابُ مَنْ سُئِلَ عَنْ عِلْمٍ فَكَتَمَهُ
Sünnet (Mukaddime)
بَابٌ فِيمَا أَنْكَرَتِ الْجَهْمِيَّةُ
Ebu'd-Derda r.a.’den rivayet edildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Allah Teala’nın: '' … Her gün Allah yeni bir icaddadır.'' buyruğu hakkında şöyle buyurdu: '' Bir günahı örtmesi, bir üzüntüyü gidermesi, bir kavmi yükseltmesi ve bir kavmi alçaltması O’nun (yeni yeni) icadlarındandır. '' Not: Zevaid de: ‘’Bu Hadis’in isnadı hasendir’’ deniyor
بَابُ مَنْ سَنَّ سُنَّةً حَسَنَةً أَوْ سَيِّئَةً
Cerir (bin Abdillah) r.a.’den rivayet edildiğine göre Resulullah s.a.v. şöyle buyurdu, demiştir: '' Kim iyi bir çığır açar da o çığıra gidilirse ona, açtığı çığırın sevabı verileceği gibi o yolda gidenlerin sevabının bir misli de verilecek ve bu (adam), onların sevaplarından bir şey eksiltmeyecektir. Kim kötü bir çığır açarsa ona da, açtığı çığırın günahı yükletileceği gibi o yolda gidenlerin günahlarının bir katı da yükletilecek ve bu (adam), onların günahlarını eksiltmeyecektir. '' İsnad farklı olmakla beraber anlamca aynı BUHARİ’nin şu hadislerini ve izahatları mutlaka okuyun: 1997-2 –
Ebu Hureyre r.a.’den rivayet edildiğine göre şöyle söylemiştir: Bir (fakir) adam Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in yanına geldi. Resulullah da ona yardım etmek üzere (sahabileri) teşfik etti. Bunun üzerine bir sahabi : - Benim yanımda şöyle şöyle mal vardır, dedi (ve o malları getirip adama verdi.) Ravi (Ebu Hureyre) dedi ki: Bunun üzerine mecliste bulunan herkes az çok bir şeyler sadaka olarak adama verdi. Bundan hemen sonra Resulullah s.a.v.: '' Kim hayırlı bir iş yaparak (örnek olur) ve halk tarafından o hayırlı iş yapılırsa, ona yaptığı işin sevabı tam olarak verileceği gibi o hayırlı işi yapan insanların sevaplarından de verilecek ve bu (adam), onların sevaplarından bir şey eksiltmeyecektir. Kim fena bir çığır açar da o çığırda gidilirse ona da açtığı çığırın günahı tam olarak yükletileceği gibi o yolda gidenlerin günahlarından da yükletilecek ve bu (adam), onların günahlarından bir şey eksiltmeyecektir. '' Not: Zevaid de: ‘’Bu hadis’in isnadı sahihtir.’’ Deniyor. İsnad farklı olmakla beraber anlamca aynı BUHARİ’nin şu hadislerini ve izahatları mutlaka okuyun: 1997-2 –
Enes bin Malik r.a.’den rivayet edildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: '' Her hangi bir davetçi (insanları) dalalete çağırır da ona uyulursa şüphesiz, davetine icabetle ona uyanların günahlarının bir misli kendisine verilecektir. Ve bu (adam), uyan insanların günahlarından bir şey eksiltmiyecektir. Her hangi bir davetçi (insanları) hidayete çağırır da ona uyulursa, uyan insanların sevaplarının bir misli şüphesiz ona verilecek ve bu (adam), uyanların sevaplarından bir şey eksiltmiyecektir. '' Not: Zevaid de: ‘’Bu hadis’in isnadı zayıftır.’’ Deniyor. İsnad farklı olmakla beraber anlamca aynı BUHARİ’nin şu hadislerini ve izahatları mutlaka okuyun: 1997-2 –
Ebu Hureyre r.a.’den Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: '' Kim, hidayete çağrıda bulunursa, kendisine uyanların sevaplarının bir katı ona verilecek ve bu (adam), uyanların sevaplarından bir şey eksiltmiyecektir. Kim de dalalete davet ederse, kendisine tabi olanların günahlarının bir misli ona verilecek ve bu (adam), tabi olanların günahlarından bir şey eksiltmeyecektir. '' İsnad farklı olmakla beraber anlamca aynı BUHARİ’nin şu hadislerini ve izahatları mutlaka okuyun: 1997-2 –
Ebu Cuhayfe r.a.’den rivayet edildiğine göre, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu, demiştir: '' Kim iyi bir çığır açar ve kendisinden sonra o çığırda gidilirse ona, kendisinin sevabı verileceği gibi, açtığı çığırda giden insanların sevaplarından hiçbir şey eksiltmeden o sevapların bir katı da verilecektir. Kim de kötü bir çığır açar ve kendisinden sonra o çığırda gidilirse,ona kendisinin günahı yükletileceği gibi, açtığı yolda gidenlerin günahlarından hiçbir şey eksiltmeden o günahların bir misli de yükletilecektir. '' Not: Zevaid de: ‘’Bu isnad zayıftır.’’ Deniyor. İsnad farklı olmakla beraber anlamca aynı BUHARİ’nin şu hadislerini ve izahatları mutlaka okuyun: 1997-2 – 2387 Ebu Cuhayfe hal tercemesi: Ebu Cuhayfe Veheb bin Abdillah Es-Suvai el-Kufi, Sahabidir. Resulullah s.a.v. vefat ettiğinde henüz erginlik çağına varmamış idi. 45 hadisi var. Buhari ve Müslim iki hadisini müttefikan, yalnız Buhari iki ve yalnız Müslim 3 hadisini almışlardır. Ravileri: Oğlu Avn ve Şa'bi ile Ebu İshak ve başkalarıdır. Hicri 74 yılında vefat etmiştir. Kendisi Hz. Ali'nin seçkin arkadaşlarından idi. Hulasa Sah
Ebu Hureyre r.a.’den rivayet edildiğine göre, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: '' Her hangi bir şeye çağıran her davetçi kıyamet günü durdurularak (dünyada) davet ettiği şeye olan çağrısını sürdürecektir. Yalnız bir adamı davet etmiş olsa bile kişinin durumu böyle olacaktır. '' Not: Zevaid de: ‘’Bu isnad zayıftır.’’ Deniyor
بَابُ مَنْ أَحْيَا سُنَّةً قَدْ أُمِيتَتْ
Amr İbni Avf El-Müzeni r.a.’den rivayet edildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: '' Kim benim bir sünnetimi ihya ederek insanların onunla amel etmelerine vesile olursa, o insanların kazanacağı sevaplardan hiçbir şey eksiltmeden onların sevaplarının bir katını almış olacaktır. Kim de bir bid'at icat ederek onunla amel edilmesine vesile olursa, o bidat ile amel edenlerin yüklenecekleri günahlardan hiçbir şey eksiltmeden onların günahlarının bir katını yüklenmiş olacaktır
Amr İbni Avf r.a.’den rivayet edildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur : '' Kim benden sonra ihmal edilmiş bir sünnetimi ihya ederse, o sünnetle amel eden insanların sevaplarından hiçbir şey eksiltmeden onların sevaplarının bir mislini şüphesiz almış olacaktır. Kim de Allah ve Resulunün razı olmadıkları bir bidat’ı icad ederse o bidat ile amel eden insanların günahlarından hiçbir şey eksiltmeden onların günahlarının bir mislini yüklenmiş olacaktır. '' Ayrıca benzerini Tirmizi ilim bahsinde tahric etti. TİRMİZİ HADİSİ İÇİN BURAYA TIKLAYIN
بَابُ فَضْلِ مَنْ تَعَلَّمَ الْقُرْآنَ وَعَلَّمَهُ
Osman bin Affan r.a.’den rivayet edildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: '' (Şu'be’nin rivayetine göre) Sizin en hayırlınız, (Süfyan’ın rivayetine göre ise) sizin en faziletliniz Kur'an’ı öğrenen ve öğretendir. '' İZAH 213 TE
(YİNE) Osman bin Affan r.a.’den, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in şöyle buyurduğu bildirildi: '' Sizin en faziletliniz Kur'an’ı öğrenen ve öğretendir.'' İZAH 213 TE
Sa’d bin Ebi Vakkas r.a.’den, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu dediği rivayet olunmuştur: '' Sizin en hayırlılarınız Kur'an’ı öğrenenler ve öğretenlerdir. '' (Ravi) dedi ki ve: (Bana hadisi rivayet eden zat) elimi tuttu ve beni bu oturduğum (Kur'an öğretme) mevkiine oturttu, Kur'an okutuyorum. '' Not: Zevaid de: ‘’Bu hadis’in isnadı zayıftır.’’ Deniyor. AÇIKLAMA (211, 212 ve 213) : Birinci hadisin senedindeki ravilerden Yahya bin SaiD El-Kattan, iki zattan rivayette bulunmuştur: Şu'be'den aldığı rivayette hadisin metni: 'Sizin en hayırlısınız ...' diye başlar. Süfyan'dan aldığı rivayette ise metin: «Sizin en faziletliniz ...•• şeklinde başlar. Bu husus hadisin rivayetinde belirtildiği için biz de parentez içi ifadelerle durumu belirttik. Son hadiste Resulullah s.a.v.'in buyruğu bittikten sonraki sözün hangi raviye ait olduğu belirtilmemiştir. Eldeki İbn-i Maceh «Sünen •• nüshasının dip notunda Muhammed Fuad abdulbaki: Bu sözün ravi Asim bin Behdele'ye ait olması umulur. Çünkü kendisi zamanının Kur'an okuyucularının imamı idi. bölümün manası da şöyle olur: Mus'ab bin Sa'd elimi tutup beni Kur'an öğreticiliği mevkiine oturttu- demiştir. Buhari Fadililu'I-Kur'an kitabının 21'nci babında ilk iki metni yine Osman bin Affan r.a.'den rivayet etmiştir. SenedIerindeki ravilerin bir kısmı buradaki ravilerdir. Hadisler Kur'an-ı Kerim'i öğrenmenin ve öğretmenin faziletini beyan ederek bu ulvi hizmeti ifa eden kimsenin en hayırlı ve faziletli insanlardan olduğunu ifade ediyor. Çünkü böyle bir mu'min hem kendi nefsini hem de başkalarını olgunlaştırır. Kendisi yararlanır, halkı da yararlandırır. Bir soru hatıra gelebilir: Hadislerin zahirine göre Kur'an öğrenimi ve öğretimi ile meşgul olanlar en hayırlı ve en faziletli insanlardır. Bu duruma göre bunlar fıkıh ilminin öğrenim ve öğretimi ile meşgul olanlardan daha mı üstündürler? Cevab: Hayır. Fıkıhçı bir kimse Kurra' olanlardan üstündür. Bu hadislerdeki muhatablar Sahabilerdir. Ashab-ı kiram ise fıkıhçı idiler. Şu halde hadisten alınan netice şudur: Fıkıh bilgisi yanında kıraatla da iştigal eden kimseler daha hayırlı ve faziletlidirler. Buhari'nin şerhi Kastalani bu soru ve cevabı belirttikten sonra şöyle sö.yler: Kur'an öğrenmek ve öğretmekle meşgul olan kimse, cihad eden veya cephede nöbet bekleyen veyahut marufu emredip münkeri men eden kimseler gibi ağır ve tehlikeli yükler altına girenlerden üstün mü? diye sorulsa buna cevaben denilecek ki: Bu hususta ölçü yararlı olmaktır. Hangisi cemiyete daha çok yararlı olursa o daha hayırlıdır. Diğer bir açıdan şunu da belirtelim ki kanaatımca hadislerden kasdedilen mana. Kur'an-ı öğrenmek ve öğretmekle meşgul olan kimsenin en hayırlı ve en faziletli insan olduğunu belirtmek değildir. Gaye böyle bir kimsenin en hayırlı ve en faziletli insanlardan sayıldığını belirtmektir. Hadisler Kur'an öğretimini teşvik eder. İbn-i Ebi Davud'un rivayetine göre Sevri'ye cihad ile Kur'an öğretiminden hangisinin daha sevab olduğu sorulduğunda, Sevri, Kur'an öğretimini tercih etmiştir.»
Ebu Musa el-Eşari r.a.’den rivayet edildiğine göre Resulullah s.a.v. şöyle buyurmuştur: '' Kur'an okumayı itiyad eden mu'minin durumu turunç (meyvesi) durumu gibidir. Tadı güzel, kokusu güzeldir. Kur'an okumayı itiyad etmeyen mu’ninin hali de hurmanın haline benzer. Tadı güzel, fakat kokusu yoktur. Kur'an okuyan münafığın vaziyeti de reyhane’nin vaziyeti gibidir. Kokusu güzel fakat tadı acıdır. Kur'an okumayan münafığın hali de Ebu Cehil karpuzunun haline benzer, tadı acı, kokusu da yoktur. '' Diğer tahric: Buhari, et'ime, Fedailü'l-Kur'an, tevhid; Müslim, müsafirin; Ebu Davud, edeb; Tirmizî, emsal, Nesaî, iman; Darimî, Fedailü'l-Kur'an; Ahmed b. Han bel, IV
Enes bin Malik r.a.’den Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu, dediği rivayet olunmuştur: '' Şüphesiz insanlar’dan Allah’a yakın olanlar vardır. '' Sahabiler : - Ya Resulallah! Allah’a yakın insanlar kimlerdir? diye sordular. Resulullah: '' Onlar Kur'an ehli, Allah ehli ve Allah’ın has kullarıdır. '' buyurdu. Not: Zevaid de: ‘’Bu hadis’in isnadı sahihtir.’’ Deniyor
Ali bin Ebi Talib r.a.’den rivayet edildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: '' Allah, Kur'an’ı okuyup hıfz eden kimseyi Cennet’e idhal eder ve Cehennem’e kesinlikle müstehak olan ev halkından on kişi hakkında şefaat etmesini kabul eder
Ebu Hureyre r.a.’den rivayet edildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: '' Kur'an’ı öğreniniz, okuyunuz ve uyuyunuz. Çünkü Kur'an’ın durumu ile onu öğrenip hakkını ödemeye çalışan mu'min’in durumu için misk dolu tuluğun durumuna benzer ki, misk’in kokusu her tarafa yayılır. Kur'an’ı öğrenip, içinde Kur'an bulunduğu halde uyuşup gaflete dalanın durumu da içinde misk bulunup ağzı sıkıca bağlanmış olan tuluk gibidir
Amir bin Vasile Ebu’t-Tufeyl r.a.’den şöyle dediği rivayet olunmuştur: Nafi bin Abdil Haris r.a. Usfan da Ömer bin el-Hattab r.a.’a rastladı. O sıralarda Ömer onu Mekke valisi tayin etmiş idi. Ömer onu Usfan’da görünce ona: - Mekke halkı başında yerine kimi vekil bıraktın? diye sordu. Nafi : Onların başında İbni Ebza’yı kendime vekil bıraktım, diye cevap verdi. Bu kere Ömer : -İbni Ebza kimdir? diye sordu. Nafi : -İbni Ebza bizim mevalimizdendir, dedi. Ömer ; -Sen Mekke halkı başında mevalii’den birisini mi bıraktın? diye sordu. Nafi : - O adam gerçekten Allah Teala’nın kitabını devamlı okur (onunla amel eder), dini farzları bilir ve (hak ile) hükmeder, diye cevap verdi. Ömer: - Biliniz ki sizin Nebiiniz s.a.v. şüphesiz şöyle buyurdu: '' Allah Teala bu kitab (Kur'an)la bazı kavimleri yükseltir diğer bazı kavimleri de alçaltır. '' MÜSLİM HADİSİ İÇİN BURAYA TIKLAYIN
Ebu Zer(i Gıfari) r.a.’den rivayet edildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem : '' Ey Eba Zer' ! Sabahleyin evinden çıkıp Kur'an’dan bir ayet öğrenmen senin için yüz rekat nafile namaz kılmandan daha hayırlıdır. Yine sabahleyin evinden çıkıp mükellefin ameli ile ilgili olan veya olmayan ilimden bir babı öğrenmen (senin için) bin rekat nafile namazdan daha hayırlıdır. '' Not: EI•Münziri hadisin isnadının hasen olduğunu söylemiştir. Zevaid yazarı, seneddeki ravilerden Abdullah bin Ziyad ile Ali bin Zeyd'in zayıf oldukları söylendiğini beyan ettikten sonra Tirmizi'nin tahriç ettiği iki şahid ile hadisin takviye edildiğini belirtmiştir
بَابُ فَضْلِ الْعُلَمَاءِ وَالْحَثِّ عَلَى طَلَبِ الْعِلْمِ
(H: İki farklı Senedle geliyor) Ebu Hureyre r.a.’den rivayet edildiğine göre Resulullah s.a.v. şöyle buyurmuştur: '' Allah (Teala) kim hakkında hayır dilerse onu din de fakih kılar. '' Not: Bu hadis’in Zevaid notu 221 deki Açıklama da
Muaviye bin Ebi Süfyan r.a.’den rivayet edildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: '' Hayırlı şey bir alışkanlıktır. Şerli iş de bir düşmanlıktır. Allah (Teala) kim hakkında hayır dilerse ona dinde fakih kılar. '' Not: Zevaid de: İbn-i Hibban sahihinde Hişam bin Ammar’dan aynı sened ve metinle tahric etmiştir. ‘’ deniyor 220 ve 221 AÇIKLAMASI: Hadislerde geçen «Fıkıh» kelimesi Arap dilinde anlamak, bilmek demektir. Din lisanında ise şeriat ilmine tahsis edilmiştir. Şer-i şerife Fıkıh adının verilmesinin sebebi ise şer'i hükümlerin bir takım kaideler, deliller, kıyaslar, derin ictihadlar ile ve büyük bir anlayış kabiliyeti ile meydana çıkarılmasıdır. Kastalani: «Hadiste, fıkıh kelimesinin sözlük manası ile yorumlanması daha uygundur. Çünkü dini ilimIerin hepsini kapsamış olur. Aksi takdirde yalnız şeriat ilmine münhasır kalır», der. Sindi diyor ki : Din hususundaki fıkıh bilgisi, kalbe Allah korkusunu veren ve o korkunun etkisini kişinin dış organlarında gösteren öyle bir ilimdir ki; artık sahibi, kendi çevresini uyarmağa girişir. Tevbe suresinin meali aşağıya alınan 122'nci ayeti buna işaret buyurur: «Bununla beraber mu'minlerin hepsinin toplanıp birden. savaşa gitmeleri doğru değildir. Her kabileden büyük bir kısım. savaşa çıkmah. onlardan bir kısmı da, din hususunda fıkıh bilgisini öğrenmek ve kabileleri savaştan geri döndüğü zaman, onları Allah'ın azabı ile korkutmak için geri kalmalıdır. Olur ki; Allah'ın azabından sakınırlar.» Darimi'nin İmran'dan rivayet ettiğine göre kendisi Hasan hazretlerine bir mes'ele ile ilgili olarak: Ya Eba Said! Fıkıhçılar böyle söylemiyorlar? deyince, Hasan: - Vah vah! Sen şu ana kadar tek bir fıkıhçı gördün mü? Fıkıhçı, ancak dünyayı bırakan, ahirete gönül veren, dini hususlarda basiret sahibi olan ve Rabbine ibadet etmeye devam eden kimsedir, dedi» Hadislerde geçen. Hayır ile büyük hayır veya hayırların hepsi kasdedilirse fıkıh bilgisi olan kimsenin büyük hayra veya hayırların hepsine mazhar olduğu, fıkıh bilgisi olmıyan kimsenin bu büyük hayırdan mahrum kaldığı veya hayırların hepsini alamadığı ifade edilmiş olur. İkinci (221.) hadisin «Hayırlı şey bir alışkanlıktır ... » fıkrası ile kasdedilen manayı Sindi şöyle açıklar: Yani sağlam bir iman ve muhkem bir takva üzerinde duran mu'minin göğüsü hayırlı şeylere açılır, içtenlikle ve seve seve hayırlı hizmetlere koşar, artık bu çalışma onun için bir adet ve alışkanlık haline gelir. Fakat gönlü şerre ve kötülüklere açık değildir, böyle şeyleri yapmak istemez. Ancak şeytan ve kötülüğü şiddetle emredici olan nefsin amansız düşmanlığı neticesinde onun kalbine şer girebilir.» Buhari yukardaki fıkra hariç, hadisi, ilim ve İ'tisam bölümlerinde Muaviye r.a.'den rivayet etmiştir. Buhari'deki rivayete göre Hz. Muaviye bu hadisi bir hutbe esnasında rivayet etmiştir. Oradaki metin uzundur. Müslim de zekat bölümünde rivayet etmıştir. Zevaid müellifi de, Tirmizi'nin, birinci hadisi İbn-i Abbas'tan rivayet ettiğini ve İbn-i Hibban'ın da ikinci hadisi Hişam bin Ammar yolu ile rivayette bulunduğunu ifade etmiştir. Sindi ise şöyle söylemiştir: Nesai, ilk hadisi Şuayb, Zühri, Ebu Seleme ve Ebu Hureyre senedi ile rivayet etmiştir. En sıhhatlısı Buhari ve Müslim'de olduğu gibi Zühri'nin Humayd bin Abdirrahman bin Avf vasıtası ile Muaviye'den yaptığı rivayettir. İbn-i Maceh'in Ebu Hureyre'den olan rivayeti zahiren sahihtir. Fakat Zühri'nin rivayeti üzerinde ihtilaf edilmiştir
İbni Abbas r.a.’den rivayet edildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: '' Şeytan’a bir fakih (fıkıhçıyı aldatmak) bin abid (çok ibadet edeni aldatmak)tan daha zordur
Kesir bin Kays r.a.’den rivayet edildiğine göre şöyle söylemiştir: Ben Dımışk (Şam)’ın camiinde Ebu'd-Derda r.a.’ın yanında oturuyordum. Bu esnada bir adam onun yanına gelerek: Ey Ebu'd-Derda! Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem’den rivayet ettiğini haber aldığım bir hadisi (senden dinlemek) için ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in şehri olan Medine(i Münevvere)den sana geldim, dedi Ebud Derda ona : Senin (Şam’a) gelişin ticaret için değil mi? diye sordu. Adam: Hayır! (Hadisi dinlemekten başka bir iş için değil) dedi. Ebud Derda: Ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’den şüphesiz şöyle buyururken işittim: '' Kim bir yola ilim aramak üzere giderse Allah onun için Cennete giden bir yolu kolaylaştırır ve şüphesiz melekler ilim öğrencisinin rızasını istedikleri (veya) ondan razı oldukları için kanadlarını indirirler. Yine şüphesiz göktekiler ve yerdekiler, hatta sudaki balıklar bile ilim talibi için istiğfar ederler. Keza gerçekte alim adam'ın abid kişiden üstünlüğü gök ay'ının diğer yıldızlardan üstünlüğü gibidir. Muhakkak, alimler Nebilerin mirasçılarıdır. Şüphesiz Nebiler ve altın ne de gümüşü miras bırakırlar. Nebiler miras olarak ancak ilim bırakırlar. Bu itibarla kim, Nebilerin mirası olan ilmi elde ederse tam bir hisse almış olur. '' Hal tercemesi: Kesir bin Kays: Bu zat Ebu'd-Derda'nın ravisidir. Onun ravisi de Davud bin Cemil'dir. İbn-i Hibban onu sika saymıştır. Hulasa, salı
Enes bin Malik r.a.’den, rivayet edildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: '' İlim aramak her müslüman üzerine farzdır. Ehil olmayan insanların yanına ilim bırakan kimse, domuzların boynuna cevher, inci ve altın gerdanlık takan adama benzer. '' Not: Zevaid yazarı, Hadis’in senedindeki ravilerden Hafs bin Süleymanın zayıflığı nedeniyle isnadın zayıf olduğunu bildirmiştir. İmam Suyuti: ‘’Müslim şarihi Nevevi’ye Bu hadis sorulmuş, İmam Necevi: Bu Hadis sened bakımından zayıf ve mana olarak ise sahihtir.’’ Diye cevap vermiştir. Nevevinin öğrencisi Cemaluddin el-Mizzi de: Bu Hadis hasen mertebesine ulaşacak kadar yollarla rivayet edilmiş. Demiştir. Hakikaten dediği gibidir. Zira ben bu hadis’e aid elli rivayet gördüm ve bu rivayetleri bir fasikül de topladım, demiştir
Ebu Hureyre r.a.’den rivayet edildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: '' Kim bir müslümandan dünya kederlerinden bir keder giderirse Allah ondan ahiret günü kederlerinden bir keder giderecektir. Kim de bir müslümanı örterse Allah onu dünya ve ahirette örtecektir. Ve kim bir fakir borçluya kolaylık gösterirse, Allah ona dünyada ve ahirette kolaylık gösterecektir. Kul, (din) kardeşinin yardımında olduğu müddetçe Allah da onun yardımcısıdır. Kim bir yola giderek onda ilim ararsa, bu çalışması sebebi ile Allah ona Cennet’e giden bir yolu kolaylaştıracaktır. Allah’ın evlerinden birisinde toplanıp Kur'an okuyarak onu birbirine öğreten her cemaatı melekler ziyaret eder, onların etrafını dönerler, o toplumun üzerine iç huzuru ve rahatı iner, ilahi rahmet onları kaplar, katında bulunan melekler yanında Allah onları (övgü ile) anar.Ameli yüzünden geri kalan bir kimse nesebi(nin şerefi) ile sürat alamaz. '' MÜSLİM RİVAYETİ VE İZAH İÇİN BURAYA TIKLAYIN
Zirr bin Hubeyş r.a. ‘den şöyle dediği rivayet edilmiştir: Ben Safvan bin Assal el-Müradi’nin yanına uğradım. Kendisi bana: Ne maksatla geldin? diye (geliş sebebimi sordu.) Ben: İlmi yayarım (veya tahsil ederim), dedim. Safvan bunun üzerine: Şüphesiz ben Resulullah s.a.v.’den şunu buyururken işittim: '' İlim talebi uğrunda evinden çıkan herkesin (mu'minin) bu davranışından melekler rıza ve hoşnutluklarını açıklamak üzere kanadlarını onun için indirirler. '' Not: Zevaid de: ‘’Hadis’in isnadındaki ravilerin tümü sikadır, sadece Asım bin Ebi Necud ömrünün sonlarında ihtilat’a uğramıştır. (hafıza sorunu yaşamıştır)’’ deniyor. Mahir: Zevaid açıklamasında Muhtelit ravi’nin bu hadisi rivayet ederken ihtilat’a mübtela olup olmadığı bildirilmiyor, ayrıca ihtilat’a uğramış ravi’den sika bir ravi’nin rivayeti ğarib olur, bu nedenle hadis’in sağlam olduğunu kabul etmek daha uygundur. Bu hadis’in geniş hali Tirmizi tarafından hasen sahih olarak rivayet edilmiştir. Buradaki kısım Tirmizi de mevkuf şekilde rivayet ediliyor. TİRMİZİ RİVAYETİ İÇİN BURAYA TIKLAYIN
Ebu Hureyre r.a.’den : Ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’den şöyle buyururken işittim: '' Hayırlı bir şeyi öğrenmek ve öğretmekten başka hiçbir maksadı olmayarak benim mescidime gelen kimse, Allah yolunda savaşan mücahid’in mertebesindedir. Bundan başka bir niyetle (mescidime) gelen kimse de başkasına ait eşyaya bakan adam durumundadır. '' Not: Zevaid de ‘’Bu hadis’in isnadı Müslim’in şartına uygun ve sahihtir.’’ Deniyor
Ebu Umame r.a.’den Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu, dediği rivayet olunmuştur: '' Bu (din) ilmi yok edilmeden önce ona sarılmak, üzerinize borçtur. (Din) ilminin yok edilmesi, onun kaldırılmasıdır, (alimlerin ölüp tükenmesidir.) Resulullah bu arada elinin orta parmağı ile şehadet parmağını şöyle birleştirdi. Sonra buyurdu ki: Alim ve öğrencisi sevapta ortaklardır. Sair insanlarda (bu) hayır yoktur. '' Not: Hadis’in ravilerinden Ali bin Yezid’in zayıflığı cumhur tarafından beyan edildiği için isnadın zayıf olduğu Zevaid de bildiriliyor
Abdullah bin Amr r.a.’den şöyle söylediği rivayet edilmiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir gün odalarından birisinden çıkıp mescid’e girdi. Bu esnada iki halka (şeklinde oturmuş iki cemaat) ile karşılaştı. Bunlardan bir halka Kur'an okuyor ve Allah’a dua ediyordu. Diğer halka da ilim öğreniyor ve öğretiyorlardı. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: '' (Bunların) hepsi hayır üzerindedirler.Şunlar Kur'an okuyorlar ve Allah’a dur ediyorlar. Eğer Allah dilerse onlara (isteklerini) verir ve dilerse vermez. (Diğer cemaata işaretle) bunlar da (ilim) öğreniyorlar ve öğretiyorlar. Ben de ancak öğretici olarak gönderildim ''buyurdu ve hemen yanına oturdu. Not. Zevaid de: ‘’Davud, Bekir ve Abdurrahman zayıftır; bu nedenle isnad zayıftır.’’ Deniyor
بَابُ مَنْ بَلَّغَ عِلْمًا
Zeyd bin Sabit r.a.’den rivayet edildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Selem şöyle buyurmuştur: '' Benim sözümü işitip de (başkasına) tebliğ eden adamın yüzünü Allah ağartsın. Çünkü fıkıh (kaynağı olan hadisleri) ezberleyen nice adamlar fıkıhçı değillerdir. Ve fıkıhçı olan nice (hadis) hafızları kendilerinden daha kuvvetli fıkıhçılara (hadisleri) iletebilirler. '' (Senedeki ravilerden) Ali bin Muhammed, hadisin metninde şu fıkranın da bulunduğunu rivayet etmiştir. '' Bir müslüman kişinin kalbi, (şu) üç meziyete sahib olduğu müddetçe hiyanet, kin ve husumet beslemez. Bu meziyetler: Ameli, tam bir ihlas ile Allah için yapmak, müslümanların başındaki insanlar için hayır dilemek ve müslümanların cemaatından ayrılmamaktır. '' Diğer tahric: Tirmizi, ilim
Cübeyr bin Mutim r.a.’den rivayet edildiğine göre şöyle söylemiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mina’nın dağ eteğinde ayağa kalkarak şöyle buyurdu: '' Benim sözümü işitip de (başkasına) tebliğ eden adamın yüzünü Allah ağartsın. Çünkü fıkıh (hükümlerine delil olan hadisleri) hıfzeden nice adamlar fıkıhçı değillerdir. Ve fıkıhçı olan nice (hadis) hafızları, kendilerinden daha kuvvetli fıkıhçılara (hadisleri) iletebilirler. '' İSNAD’A DAİR: MüelIif, bu hadis metni için iki sened zikretmiştir. Birinci Sened: İbn-i Maceh, Muhammed bin AbdiIlah bin Numeyr, Abdullah bin Numeyr, Muhammed bin İshak, Abdüsselam ve Zühri ... diye devam eder: İkinci senedde ise İbn-i Maceh, Ali bin Muhammed, onun dayısı Ya'la, Muhammed bin İshak, Zühri ... yine İbn-i Maceh, Hişam bin Ammar, Said bin Yahya, Muhammed bin İshak, Zühri.. diye devam eder. BİLGİ: Hadiste geçen «Hayf» : Dağ eteğine denir. Mina'daki Mescid dağ eteğinde olduğu için bu ismi almıştır. Nebi s.a.v.'in hadisi bu mescid'de buyurmuş olması muhtemeldir
Abdullah (İbni Mesud) r.a.’den Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: '' Bizden bir hadis işiterek onu tebliğ edenin yüzünü Allah ağartsın. Çünkü kendisine tebliğ edilmiş olacak olan nice adamlar, dirayet, anlayış ve gereğini yapmak bakımından hadisi işitenden daha kuvvetli olabilir
Ebu Bekre (Nufey bin el-Hars) r.a.’den şöyle dediği rivayet olunmuştur: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Kurban Bayramı günü (Veda haccı esnasında Mina’da) bir hutbe irad buyurdu ve hutbenin sonunda şöyle buyurdu: '' Burada hazır olanlar, burada bulunmayanlara tebliğ etsinler. Çünkü muhakkak kendisine tebliğ edilecek olan nice adamlar (burada olup) işiten adamdan daha anlayışlı (fıkıh hükümlerini çıkarmaya daha kabiliyetli) olabilir. '' Diğer tahric: Buhari. İlim, Hac. Tefsir, Fiten ve Bed'u'l-Halk; Müslim Diyat; Nesai Hac ve İlim BUHARİ HADİSİ VE İZAH İÇİN BURAYA TIKLAYIN
Muaviye El-Kuşeyri r.a.’den rivayet edildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: '' Sözüme dikkat ediniz! Burada bulunanlar, bulunmayanlara tebliğ etsin
(Abdullah) İbni Ömer r.a.’dan rivayet edildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: '' Hazır bulunanlarınız, hazır olmayanlarınıza tebliğ etsin
Enes bin Malik r.a.’den Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu, dediği rivayet edilmiştir: '' Benim sözümü işitip belledikten sonra benim tarafımdan tebliğ edenin yüzünü Allah ağartsın. Çünkü fıkıh (delillerini teşkil eden hadisleri) belleyen nice adamlar fıkıhçı olmayabilir ve nice fıkıhçılar kendilerinden daha fıkıhçı olanlara hadisleri aktarabilirler. '' Not: Sindi diyor ki Zevaid müellifl bu babda geçen bazı hadislerin sıhhat durumu üzerinde durmuştur. Ama hadislerin metinlerinin sıhhatli olduğu hadis alimleri tarafından bellrtilmiştir
بَابُ مَنْ كَانَ مِفْتَاحًا لِلْخَيْرِ
Enes bin Malik r.a.’den rivayet edildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: '' Şüphesiz bazı insanlar hayırlı işler için anahtar ve şer işlere karşı sürgü gibidirler. Diğer bir kısım insanlar ise (bilakis) şer işler için anahtar ve hayırlı işlere karşı sürgü gibidirler. Ne mutlu o kimseye ki Allah Teala hayırlı işlerin anahtarlarını onun eline vermiştir. Ve yazıklar olsun o kişilere ki Allah Teala şer işlerin anahtarlarını onun ellerine vermiştir. '' Not: Hadisin ravilerinden Muhammed bin Ebi Humeyd metruk olduğu için isnndının zayıf olduğu Zevaid'de bildirilmiştir
Sehl bin Sad r.a.’den rivayet edildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: '' Şüphesiz bu hayır, hazineler dolusudur. O hazinelerinde bir takım anahtarları vardır. Ne mutlu o kula ki: Allah onu hayra anahtar ve şerre sürgü kılmıştır. Vay o kulun haline ki Allah onu şerre anahtar ve hayra sürgü kılmıştır. '' Not: Zevaid de: ‘’Bu hadis’in isnadı Zayıf Abdurrahman yüzünden zayıftır.’’ Deniliyor
بَابُ ثَوَابِ مُعَلِّمِ النَّاسَ الْخَيْرَ
Ebud Derda r.a.’den rivayet edildiğine göre kendisi: Ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’den şöyle buyurduğunu işittim,demiştir: '' Şüphesiz göklerdekiler, yerdekiler, hatta denizdeki balıklar bile alim adam için istiğfar ederler
Muaz bin Enes r.a.’den şöyle dediği rivayet olunmuştur: Şüphesiz Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: '' Bir ilim öğreten kimseye, öğrettiği ilimle amel edenlerin kazandıkları sevaptan bir şey eksilmeden bir misli verilir. '' Not: Hadis metni ma'na itibari ile sabittir. Fakat senedinin zayıf olduğu söylenmiştir. Zevaid'de beyan edildiğine göre İbn-! Muin, hadisin ravilerinden olan Sehl bin Muaz'ı zayıf göstermiş, el İcli ise onu sika saymış, İbn-i Hıbban da onu hem sikalar hem de zayıflar arasmda zikretmiştir. Hadisi Sehl'den rivayet eden Yahya bin Eyyub'un da Sehl'e ulaşmadığı söylenmiştir ki; bu duruma göre senedde bir inkıta' olmuş olur . Muaz bin Enes: Kendisi, Sahabi'dir. Mısır'da yerleşmiştir. 30 hadisi vardır. Ravisi yalnız oğlu Sehldir. Terğıb ve Fazilet'e ait hadisleri hasen'dir. Hulasa salı
Ebu Katade r.a.’den rivayet edildiğine göre: Resulullah s.a.v. şöyle buyurmuştur: '' Adamın ''ölüp'' kendisinden geriye bıraktığı şeylerin en hayırlısı üç tanedir: Kendisine dua eden Salih çocuk, kendisine sevabı ulaşacak olan sadakai cariye ve kendisinden sonra onunla amel edilecek ilim. '' Ebu'l Hasan dedi ki: Ebu Hatim Muhammed bin Yezid bin Sinan er-Rehavi,Yezid bin Sinan (yani Ebu Hatim’in babası) vasıtası ile yine Zeyd bin Ebi Üneyseye ulaşan 2. bir sened ile aynı hadis rivayet edilmiştir. Not: İbn•i Hibban bu hadisi Sahih'lnde rivayet etmiş, Zevaid'de de hadisin sahih olduğu belirtilmiştir
Ebu Hureyre r.a.’den rivayet edildiğine göre: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: ''Mu'min kişinin öldükten sonra kendisine ulaşan amelinden ve hayratından birkaç tanesi: Öğrettiği ve yayınladığı ilim, geride bıraktığı Salih evlat, miras olarak bıraktığı Mushaf, yaptırdığı mescid, yolcular için inşa ettirdiği ev, akıttığı su, sağlığı tam yerinde iken malından çıkardığı sadakadır. Bunlardan hangisini işlemiş ise ölümünden sonra kendisine ''onun sevabı'' ulaşır. '' Not: İbnü'l-Münzir'den nakledildiğlne göre kendisi bu hadisin isnadının hasen olduğunu söylemiştir. Zevaid ise isnadın ğarib olduğunu, ravi Merzuk'un sika olup oimauığında alimler arasında ihtilaf bulunduğunu ve İbn-i Huzeyme'nin kendi sahih'ine Muhammed bin Yahya'dan aynı senedle rivayet ettiğini beyan etmiştir
Ebu Hureyre r.a.’den rivayet edildiğine göre: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: '' Sadakanın en faziletlisi müslüman adamın bir ilim öğrenmesi, sonrada o ilmi müslüman kardeşine öğretmesidir. '' Not: Zevaid de: Bu hadis’in isnadı zayıftır; Ravilerden İshak ve Yakub zayıf olduğu, Hasen-i Basri de Ebu Hureyre’den hadis işitmediği için
بَابُ مَنْ كَرِهَ أَنْ يُوطَأَ عَقِبَاهُ
Abdullah İbni Amr r.a.’den şöyle dediği rivayet edilmiştir: '' Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ne yaslanarak yemek yediği, ne de arkasından iki kişinin (bile) yürüdüğü görülmemiştir
Ebu Umame r.a.’den şöyle dediği rivayet edilmiştir: ''Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem çok sıcak bir gün '' Bakiu'l-Garkad'' tarafına uğradı. Halk da onun arkasında yürüyordu. Resulullah, (arkasında) ayakların sesini işitince bu durum O’nun zoruna gitti ve hemen oturdu. Nihayet gelen halk'ı önüne geçirdi ki, kibirden en ufak bir şey onun hatırına gelmesin. '' Not: Ebu Ümame'den sonraki raviler zayıf oldukları için hadisin isnadının zayıf olduğu Zevaid'de belirtilmiştir
Cabir bin Abdillah r.a.’den rivayet edildiğine göre şöyle söylemiştir: '' Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem yürüdüğü zaman sahabiler O’nun önünde yürürlerdi ve O’nun arkasını melekler için boş bırakırlardı. '' Not: Zevaid de: ‘’Bu hais’in isnadında yer alan tüm raviler sika’dır’’ deniyor
بَابُ الْوَصَاةِ بِطَلَبَةِ الْعِلْمِ
Ebu Saidi Hudri r.a.’den rivayet edildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: '' İlim talep eden topluluklar size gelecekler. Sizler onları gördüğünüz zaman onlara: Ey Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in tavsiye ettiği cemaat merhaba sizlere! deyiniz ve onları razı ediniz. '' Ben ravi el-Hakem’e: ''Onları razı ediniz.'' ne demektir? diye sordum. Kendisi: ''Onlara ilim öğretiniz. '' diye cevap verdi
İsmail (İbni Müslim) r.a.’den rivayet edildiğine göre şöyle söylemiştir: Haseni Basri r.a. (Bir ara hasta olduğundan) ziyarıtine gittik. Evi ziyaretçilerle dolunca (önceden uzatmış olduğu) ayaklarını kendisine doğru çekti ve: Biz (hastalanan) Ebu Hureyre r.a.’ın ziyaretine gidip evini doldurduk. Ebu Hureyre ayaklarını kendisine doğru çekti sonra, şöyle buyurdu, dedi: Biz bir defa Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in yanına girerek evini ziyaretçilerle doldurduk. Resulullah, yan üstü yatıyordu. Bizi görünce ayaklarını kendisine doğru çekti sonra buyurdu ki: '' Muhakkak benden sonra bir takım topluluklar sizlere gelerek ilim talep edeceklerdir. Sizler onlara merhaba edip selamlayınız ve onlara ilim öğretiniz. '' Hasan(-ı Basri) dediki: Bu tavsiyeye rağmen Allah’a yemin ederim biz böyle topluluklara yetiştik ki bize ne merhaba ettiler, ne de selam verdiler ve ne de ilim öğrettiler. Ancak biz onların (ayağına) kadar gittikten sonra bir şeyler alırdık. O zaman da bize cefa ediyorlar idi. '' Not: Hadisin ravilerinden el•Mualla. bin Hilal: İbn-i Main, Ahmpel ve başkaları tarafından yalanlanmış ve b:izı kimselerce mevdu hadislerIe suçlanmıştır. Yine ravileden İsmail İbn-i Müslim'in zayıf ohışunda alimler ittifak etnıiştir. Zevaid Yazarı ravilere ait bu bilgiyi vererek isııadın zayıflığını bdirttikten sonra Resulullah'a ait metln kısmının bir önceki hadis ilc teyid edildiğini…Tirmizi de 247 deki Ebu Harun’un Ebu Said’den rivayeti dışında başka sened bilmiyoruz. Demiştir…
Ebu Harun El-Abdi r.a.’den şöyle dediği rivayet edilmiştir. Biz Ebu Said-i Hudri r.a.’ın yanına uğradığımız zaman bize şöyle hitab ederdi: Merhaba ey Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in kendileri için tavsiye ettiği insanlar! Şüphesiz Resulullah s.a.v. bize buyurdu ki: '' Muhakkak insanlar size tabidirler ve behemhal onlar dinde fıkıh bilgisini edinmek için dünyanın her tarafından sizin yanınıza geleceklerdir. Onlar size geldikleri zaman siz onlara hayrı tavsiye etmek isteyin. (İyiliklerini isteyiniz)
بَابُ الِانْتِفَاعِ بِالْعِلْمِ وَالْعَمَلِ بِهِ
Ebu Hureyre r.a.’den rivayet edildiğine göre şöyle söylemiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in ettiği dualardan birisi de şu idi: '' Allahım! Fayda vermeyen ilimden, kabul edilmeyen duadan, korkmayan kalpden ve doymayan nefisten şüphesiz sana sığınırım