Hakim bin Hizam (r.a.)'den; şöyle demiştir: Ben: Ya Resulullah! (Müşteri) adam, benden mal satın almak ister. Halbuki benim yanımda yoktur. Ben onunla satış akdi yapabilir miyim? diye sordum. O: «Sen, yanında bulunmayan bir mal'ı satma,» buyurdu. Diğer tahric: Tirmizi, Ebu davud, Nesai AÇIKLAMA
Sünen-i İbn Mâce › Kitâb 12 · TicâretKonum
- ·Sünnet (Mukaddime)266
- 1Tahâret ve Sünnetleri400
- 2Namaz39
- 3Ezan ve Sünnetleri29
- 4Mescidler ve Cemaatler68
- 5Namazın İkâmesi ve Sünnetleri630
- 6Cenâzeler205
- 7Oruç145
- 8Zekât62
- 9Nikâh171
- 10Talâk78
- 11Keffâretler47
- 12Ticâret171
- 13Hükümler (Ahkâm)67
- 14Hibeler15
- 15Sadakalar46
- 16Rehin53
- 17Şuf'a10
- 18Buluntu Mallar (Lukata)10
- 19Köle Azâdı20
- 20Had Cezâları82
- 21Diyet80
- 22Vasiyyetler24
- 23Mîrâs Payları34
- 24Cihâd129
- 25Hac Menâsiki238
- 26Kurbanlar42
- 27Kesim (Zebâih)38
- 28Av51
- 29Yiyecekler120
- 30İçecekler65
- 31Tıp114
- 32Elbise107
- 33Âdâb170
- 34Dua66
- 35Rüya Tabiri34
- 36Fitneler175
- 37Zühd242
- 1بَابُ الْحَثِّ عَلَى الْمَكَاسِبِ
- 2بَابُ الِاقْتِصَادِ فِي طَلَبِ الْمَعِيشَةِ
- 3بَابُ التَّوَقِّي فِي التِّجَارَةِ
- 4بَابٌ إِذَا قُسِمَ لِلرَّجُلِ رِزْقٌ مِنْ وَجْهٍ فَلْيَلْزَمْهُ
- 5بَابُ الصِّنَاعَاتِ
- 6بَابُ الْحُكْرَةِ وَالْجَلْبِ
- 7بَابُ أَجْرِ الرَّاقِي
- 8بَابُ الْأَجْرِ عَلَى تَعْلِيمِ الْقُرْآنِ
- 9بَابُ النَّهْيِ عَنْ ثَمَنِ الْكَلْبِ وَمَهْرِ الْبَغِيِّ وَحُلْوَانِ الْكَاهِنِ وَعَسْبِ الْفَحْلِ
- 10بَابُ كَسْبِ الْحَجَّامِ
- 11بَابُ مَا لَا يَحِلُّ بَيْعُهُ
- 12بَابُ مَا جَاءَ فِي النَّهْيِ عَنِ الْمُنَابَذَةِ وَالْمُلَامَسَةِ
- 13بَابُ لَا يَبِيعُ الرَّجُلُ عَلَى بَيْعِ أَخِيهِ، وَلَا يَسُومُ عَلَى سَوْمِهِ
- 14بَابُ مَا جَاءَ فِي النَّهْيِ عَنِ النَّجْشِ
- 15بَابُ النَّهْيِ أَنْ يَبِيعَ حَاضِرٌ لِبَادٍ
- 16بَابُ النَّهْيِ عَنْ تَلَقِّي الْجَلَبِ
- 17بَابُ الْبَيِّعَانِ بِالْخِيَارِ مَا لَمْ يَفْتَرِقَا
- 18بَابُ بَيْعِ الْخِيَارِ
- 19بَابُ الْبَيِّعَانِ يَخْتَلِفَانِ
- 20بَابُ النَّهْيِ عَنْ بَيْعِ مَا لَيْسَ عِنْدَكَ، وَعَنْ رِبْحِ مَا لَمْ يُضْمَنْ
- 21بَابٌ إِذَا بَاعَ الْمُجِيزَانِ فَهُوَ لِلْأَوَّلِ
- 22بَابُ بَيْعِ الْعُرْبَانِ
- 23بَابُ النَّهْيِ عَنْ بَيْعِ الْحَصَاةِ، وَعَنْ بَيْعِ الْغَرَرِ
- 24بَابُ النَّهْيِ عَنْ شِرَاءِ مَا فِي بُطُونِ الْأَنْعَامِ وَضُرُوعِهَا، وَضَرْبَةِ الْغَائِصِ
- 25بَابُ بَيْعِ الْمُزَايَدَةِ
- 26بَابُ الْإِقَالَةِ
- 27بَابُ مَنْ كَرِهَ أَنْ يُسَعِّرَ
- 28بَابُ السَّمَاحَةِ فِي الْبَيْعِ
- 29بَابُ السَّوْمِ
- 30بَابُ مَا جَاءَ فِي كَرَاهِيَةِ الْأَيْمَانِ فِي الشِّرَاءِ وَالْبَيْعِ
- 31بَابُ مَا جَاءَ فِيمَنْ بَاعَ نَخْلًا مُؤَبَّرًا، أَوْ عَبْدًا لَهُ مَالٌ
- 32بَابُ النَّهْيِ عَنْ بَيْعِ الثِّمَارِ قَبْلَ أَنْ يَبْدُوَ صَلَاحُهَا
- 33بَابُ بَيْعِ الثِّمَارِ سِنِينَ وَالْجَائِحَةِ
- 34بَابُ الرُّجْحَانِ فِي الْوَزْنِ
- 35بَابُ التَّوَقِّي فِي الْكَيْلِ وَالْوَزْنِ
- 36بَابُ النَّهْيِ عَنِ الْغِشِّ
- 37بَابُ النَّهْيِ عَنْ بَيْعِ الطَّعَامِ قَبْلُ مَا لَمْ يُقْبَضْ
- 38بَابُ بَيْعِ الْمُجَازَفَةِ
- 39بَابُ مَا يُرْجَى فِي كَيْلِ الطَّعَامِ مِنَ الْبَرَكَةِ
- 40بَابُ الْأَسْوَاقِ وَدُخُولِهَا
- 41بَابُ مَا يُرْجَى مِنَ الْبَرَكَةِ فِي الْبُكُورِ
- 42بَابُ بَيْعِ الْمُصَرَّاةِ
- 43بَابُ الْخَرَاجُ بِالضَّمَانِ
- 44بَابُ عُهْدَةِ الرَّقِيقِ
- 45بَابُ مَنْ بَاعَ عَيْبًا فَلْيُبَيِّنْهُ
- 46بَابُ النَّهْيِ عَنِ التَّفْرِيقِ بَيْنَ السَّبْيِ
- 47بَابُ شِرَاءِ الرَّقِيقِ
- 48بَابُ الصَّرْفِ وَمَا لَا يَجُوزُ مُتَفَاضِلًا يَدًا بِيَدٍ
- 49بَابُ مَنْ قَالَ: لَا رِبَا إِلَّا فِي النَّسِيئَةِ
- 50بَابُ صَرْفِ الذَّهَبِ بِالْوَرِقِ
- 51بَابُ اقْتِضَاءِ الذَّهَبِ مِنَ الْوَرِقِ، وَالْوَرِقِ مِنَ الذَّهَبِ
- 52بَابُ النَّهْيِ عَنْ كَسْرِ الدَّرَاهِمِ وَالدَّنَانِيرِ
- 53بَابُ بَيْعِ الرُّطَبِ بِالتَّمْرِ
- 54بَابُ الْمُزَابَنَةِ وَالْمُحَاقَلَةِ
- 55بَابُ بَيْعِ الْعَرَايَا بِخَرْصِهَا تَمْرًا
- 56بَابُ الْحَيَوَانِ بِالْحَيَوَانِ نَسِيئَةً
- 57بَابُ الْحَيَوَانِ بِالْحَيَوَانِ مُتَفَاضِلًا يَدًا بِيَدٍ
- 58بَابُ التَّغْلِيظِ فِي الرِّبَا
- 59بَابُ السَّلَفِ فِي كَيْلٍ مَعْلُومٍ، وَوَزْنٍ مَعْلُومٍ إِلَى أَجَلٍ مَعْلُومٍ
- 60بَابُ مَنْ أَسْلَمَ فِي شَيْءٍ فَلَا يَصْرِفْهُ إِلَى غَيْرِهِ
- 61بَابٌ إِذَا أَسْلَمَ فِي نَخْلٍ بِعَيْنِهِ لَمْ يُطْلِعْ
- 62بَابُ السَّلَمِ فِي الْحَيَوَانِ
- 63بَابُ الشَّرِكَةِ وَالْمُضَارَبَةِ
- 64بَابُ مَا لِلرَّجُلِ مِنْ مَالِ وَلَدِهِ
- 65بَابُ مَا لِلْمَرْأَةِ مِنْ مَالِ زَوْجِهَا
- 66بَابُ مَا لِلْعَبْدِ أَنْ يُعْطِيَ وَيَتَصَدَّقَ
- 67بَابُ مَنْ مَرَّ عَلَى مَاشِيَةِ قَوْمٍ، أَوْ حَائِطٍ هَلْ يُصِيبُ مِنْهُ
- 68بَابُ النَّهْيِ أَنْ يُصِيبَ مِنْهَا شَيْئًا إِلَّا بِإِذْنِ صَاحِبِهَا
- 69بَابُ اتِّخَاذِ الْمَاشِيَةِ
(12) Kitâb: Ticâret
بَابُ النَّهْيِ عَنْ بَيْعِ مَا لَيْسَ عِنْدَكَ، وَعَنْ رِبْحِ مَا لَمْ يُضْمَنْ
Amr bin Şuayb'ın dedesi (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Senin yanında bulunmayan bir malı satman helal değildir, teslim alınmamış bir malın kar'ı da helal değildir.» Diğer tahric: Tirmizi, Ebu davud, Nesai AÇIKLAMA
Attab bin Esid (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kendisini Mekke'ye (vali olarak) gönderdiği zaman kendisini, teslim alınmamış bir malın karından men etmiştir. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedinde bulunan Leys bin Ebi Selim zayıf ve tedlisçidir. Ravi Ata. bin Ebi Rabah da Attab'a yetişmemiştir
بَابٌ إِذَا بَاعَ الْمُجِيزَانِ فَهُوَ لِلْأَوَّلِ
Ukbe bin Amir veya Semure bin Cündüb (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: «Herhangi bir adam bir malı iki kişiye (ayrı ayrı) satarsa o mal bu iki kişiden ilk alana aittir.» AÇIKLAMA
Semure (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Muciz olan iki kişi sattıkları zaman o mal ilk müşteriye aittir.»
بَابُ بَيْعِ الْعُرْبَانِ
Amr bin Şuayb'ın dedesi (r.a.)'den şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) örban (kaparolu) satışı yasaklamıştır. AÇIKLAMA
Amr bin Şuayb'ın dedesi (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) örban (kaparolu) satışı yasaklamıştır. Ebu Abdillah (İbn-i Mace) derki: Örban şöyledir: Adam bir hayvanı yüz dinara satın alır da satıcıya iki dinar kaparo verir,ve: Eğer ben bu hayvanı satın almazsam bu iki dinar senindir, der
بَابُ النَّهْيِ عَنْ بَيْعِ الْحَصَاةِ، وَعَنْ بَيْعِ الْغَرَرِ
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Bey'-i Ğarar ve Bey'-i Hasat'ı yasaklamıştır. AÇIKLAMA
İbn-i Abbas (r.a.)'den; şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Bey'-i Ğarar'ı yasaklamıştır. Not: Bunun senedinde bulunan Eyyub bin Utbe'nin zayıf olduğu Zevaid'de bildirilnıiştir
بَابُ النَّهْيِ عَنْ شِرَاءِ مَا فِي بُطُونِ الْأَنْعَامِ وَضُرُوعِهَا، وَضَرْبَةِ الْغَائِصِ
Ebu Said-i Hudri (r.a.)'den; şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem); doğuruncaya kadar büyük baş ve küçük baş hayvanların karnındaki cenin'in, sağılıp ölçülünceye kadar bunların memelerindeki süt'ün, kaçmış iken köle'nin, taksim edilinceye kadar ganimet hissesinin, teslim alınıncaya kadar sadakaların ve dalgıcın çıkaracağı av'ın satın alınmasını yasaklamıştır. AÇIKLAMA VE TAHRİC BİLGİSİ
İbn-i Ömer (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Habelu'l-Habele'yi (yani gene gebe devenin doğacak dişi yavrusunun hamlini) satmayı yasaklamıştır
بَابُ بَيْعِ الْمُزَايَدَةِ
Enes bin Malik (r.a.)'den şöyle demiştir: Ensar'dan bir erkek (bir gün) Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek dilencilik etti. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona: «Evinde bir şeyin var (mı) ? .» diye sordu. Adam: Hayır. (sadece) bir çul var, bir parçasını giyiyoruz ve bir kısmını da altımıza seriyoruz. Bir de su içtiğimiz bir bardak vardır, dedi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «O çul ile bardağı bana getir,» buyurdu. Adam da gidip getirdi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bunları mubarek eline aldı. Sonra: «Kim bunları satın almak ister ? .» buyurdu. Bunun üzerine bir adam: Ben ikisini bir dirhem'e alırım, dedi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) iki veya üç defa: «Kim bir dirhem üzerinde arttırma yapar?.» buyurdu. Bir (başka )adam: Bunları iki dirhem'e alırım, dedi. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bunları bu adam'a verdi ve iki dirhem'i aldı. Sonra bu parayı Ensari kimseye teslim ederek: «Bundan bir dirhem ile yemek satın al da aile ferdlerine yetiştir. Diğer dirhem ilede bir keser satın alıp bana getir,» buyurdu. Ensari (buyrulan işi) yaptı. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (Ensarinin getirdiği) keseri alıp mubarek eliyle buna bir sap taktı ve Ensariye: «Git odun topla, onbeş güne kadar seni görmeyeceğim.» buyurdu. Adam artık odun toplayıp satmaya başladı. (onbeş gün sonra) On dirhem biriktirmiş olarak geldi. Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ona: «(Biriktirdiğin) paranın bir kısmı ile yiyecek, bir kısmı ile de giyecek al,» buyurduktan sonra şunu da buyurdu: «Bu (çalışarak geçimini sağlaman), senin için kıyamet gününde, yüzünde dilencilik noktası bulunduğu halde gelmenden hayırlıdır. Dilencilik şüphesiz ancak şu üç kişi için olabilir: Şiddetli fakirlik çeken, Çok ve ağır borç altında bulunan ve Can yakıcı kan diyetini ödemeyi yüklenen.» Diğer tahric: Tirmizî, buyu; Nesai, buyu'; Ebu Davud, zekat; Ahmed b. Hanbel, III
بَابُ الْإِقَالَةِ
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: «Satış akdinin kaldırılması hususunda kim bir müslüman'ın isteğini kabul ederse Allah onun hatasını kıyamet günü kaldırır.» Diğer tahric: Bu hadisi Ebu Davud, İbn-i Hibban da rivayet etmiştir. İsnadı sahihtir. İbn Hibban
بَابُ مَنْ كَرِهَ أَنْ يُسَعِّرَ
Enes bin Malik (r.a.)'den şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hayatta iken (bir ara) fiyatlar yükseldi. Bunun üzerine sahabiler: Ya Resulallah ! Fiyatlar yükseldi, bizler için fiyatları tahdid ve ta'yin et, diye müracaatta bulundular. Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Şüphesiz ucuzlatıp pahalandıran, daraltan, genişleten ve ruzuk veren Allah'tır. Şüphesiz, ne bir kan ne bir mal ile ilgili her hangi bir hakkı benden isteyecek bir kimse bulunmadığı halde Rabbime kavuşmamı umarım,» buyurdu. Diğer tahric: Ebu Davud, Tirmizi AÇIKLAMA
Ebu Said-i Hudri (r.a.)'den şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hayatta iken (bir ara) fiyatlar yükseldi. Bunun üzerine Sahabiler: Fiyatları tayin buyurmanızı diliyoruz, Ya Resulallah! Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Siz'den hiçbir kimse, kendisine yaptığım bir zulmün karşılığını benden istemediği halde sizden ayrılmamı şüphesiz umarım.» buyurdu. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedinde bulunan Said bin Ebi Arube'nin hafızası son zamanlarında bozulmuştur. Ukin Abdü'l-A'la eş-Şami, kendisinden bu halinden önce rivayet etmiştir. Ravi Muhammed bin Ziyad'a gelince, Zehebi'nin beyanına göre Buhari onun başka ravilerce te'yid edilmiş hadislerini rivayet etmiştir. İbn-i Hibban da: O, sika zatlardandır, az hataya düşmüş, demiştir. Senedin kalan ravileri sika zatlardır
بَابُ السَّمَاحَةِ فِي الْبَيْعِ
Osman bin Affan (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu demiştir: «Satarken ve alıcı iken kolaylık gösteren adamı Allah Cennet'e dahil eylesin (veya eylemiştir).» Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bu hadisin senedindeki raviler sika zatlardır. Fakat sened munkati'dir. Çünkü Ali bin el-Medini'nin el-İlel'de beyan ettiğine göre ravi Ata.' bin Ferruh, Osman bin Affan'a kavuşmamıştır. Diğer tahric. Nesai AÇIKLAMA
Cabir bin Abdillah (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu demiştir: «Sattığı zaman kolaylık gösteren, satın aldığı zaman kolaylık gösteren ve hakkını isterken kolaylık gösteren kul'a Alla rahmet eylesin.» Diğer tahric. Buhari
بَابُ السَّوْمِ
Emmar oğullarının anası Kayle (r.anha)'dan; şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in umrelerinden birisinde merve'nin yanında Onun huzuruna çıktım ve: Ya Resulullah! Ben alım satım yapan bir kadınım. Bir şey satın almak istediğim zaman, arzuladığım fiyattan düşük bir fiyat teklif ederim. Sonra arzuladığım fiyat'a varıncaya kadar azar azar arttırırım. Bir malı satmak istediğim zaman da, arzuladığım fiyattan fazla bir fiyat teklif ederim. Sonra arzuladığım fiyat'a varıncaya kadar fiyatını indiririm, dedim. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «(Öyle) yapma ya Kayle. Sen bir şeyi satın almak istediğin zaman, Arzuladığın fiyatı teklif et. Sana verilsin veya verilmesin,» buyurdu. Sonra şöyle buyurdu: «Bir mal'ı satmak istediğin zaman versen de vermesen de satmak istediğin fiyat'ı söyle.» Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedinde inkıta' vardır. EI-Müzzi el~Etraf'ta: İbn-i Huşeym'in Kayle'den olan rivayeti üzerinde düşünmek gerekir, demiştir. Zehebi de el-Kaşif'te: Kayle Ümmü Ruman'dan Abdullah bin Osman bin Huseyn mürsel olarak rivayette bulunmuştur, der. AÇIKLAMA
Cabir bin Abdillah (r.a)'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Ben bir savaşta Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in beraberinde idim.(Yolculukta) bana: «Allah sana mağfiret eylesin! Sen bu deveni bir dinara satarmısın?» buyurdu. Ben: Ya Resulallah! Medine'ye varacağım zaman bu, sizin devenizdir, dedim. Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Allah sana mağfiret eylesin! Peki bunu iki dinara satar (mı) sın?» buyurdu. Cabir demiştir ki: Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yirmi dinara varıncaya kadar (devenin fiyatını) birer dinar arttırdı ve her dinar artırırken «Allah sana mağfiret eylesin» diye bana dua ediyordu. Ben Medine'ye vardığım zaman devemin başından tutup Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına götürdüm. Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ya Bilal! Ona ganimet malından yirmi dinar ver.» buyurdu. Bana da: «Deveni alıp ailen ferdlerine götür.» buyurdu
Ali (r.a.)'den: Şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), güneş doğmadan önceki vakitte alım satım pazarlığı ile meşgul olmayı ve süt sahibi hayvanları boğazlamayı yasaklamıştır. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedinde Nevfel bin Abdilmelik ve Rabi bin Habib vardır
بَابُ مَا جَاءَ فِي كَرَاهِيَةِ الْأَيْمَانِ فِي الشِّرَاءِ وَالْبَيْعِ
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Üç kişi vardır ki kıyamet gününde Allah (Azze ve Celle) onlarla konuşmayacak, onlara bakmayacak ve onları temize çıkarmıyacaktır. Onlar için elim bir azab da vardır: (Birincisi) çölde ihtiyacından fazla suyu bulunup da (susamış) yolcudan esirgeyen adamdır. (İkincisi) ikindiden sonra bir kimseye bir mal satıp bu malı şu ve bu fiyata aldığına dâir Allah'a yemin eder ve müşteri de (bu yemin üzerine) kendisine inanan, halbuki yemininde yalancı olan (satıcı) adamdır. (Üçüncüsü) de o adamdır ki devlet büyüğüne sırf dünyalık için bey'at eder. Devlet büyüğü ona dünyalık verirse bey'atının gereğini ifâ eder (yâni itaat eder). Ona dünyalık vermezse, bey'atının gereğini ifâ etmez (yâni isyan eder.)» EBU DAVUD HADİSİ VE İZAH İÇİN TIKLA
Ebû Zer'(-i Ğıfârî) (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Üç kişi vardır ki kıyamet günü Allah onlarla konuşmayacak, onlara bakmayacak ve onları temize çıkarmıyacaktır. Onlar için elim bir azab da vardır : (Ebû Zer' demiştir ki) Bunun üzerine ben: Bunlar kimlerdir? Yâ Resula!lan! Şüphesiz mahrumiyete ve hüsrana uğradılar, dedim. Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Elbisesini (kibrinden dolayı) ayak topuklarının aşağısına kadar sarkıtan, verdiğini başa kakan ve yalan yeminle malına revaç sağlayan (yâni rağbet ettiren) kimselerdir.» buyurdu. Diğer tahric: Müslim, iman; Nesai, buyu’ ; Tirmizi, buyu’ ve Ebu Hureyre rivayeti: Nesai buyu’ MÜSLİM RİVAYETİ İÇİN BURAYA TIKLAYIN
Ebû Katâde (el-Ensârî) (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Malınızı sattığınızda yemin etmekten sakının. Çünkü yemin malınıza revaç (ve rağbet) kazandırır, sonra (malınızı) mahveder (bereketini giderir).» MÜSLİM HADİSİ VE İZAH İÇİN TIKLA
بَابُ مَا جَاءَ فِيمَنْ بَاعَ نَخْلًا مُؤَبَّرًا، أَوْ عَبْدًا لَهُ مَالٌ
(Abdullah) bin Ömer (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre; Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: «Kim aşılanmış hurma ağaçlarını satın alırsa onun (o yılki) meyvesi satıcının hakkıdır. Meğer ki, müşteri (meyvenin de kendisine âit olmasını) şart koşa.» Nafi' aracılığı ile İbn-i Ömer'den merfu' olarak rivayet olunan bu hadisi, müellifimiz Hişâm vasıtası ile Mâlik'den ve Muhammed vasıtası ile el-Leys'den rivayet etmiştir
(Abdullah) bin Ömer (r.a.)'dun rivayet edildiğine göre: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: «Kim aşılanmış hurma ağaçlarını satarsa (o yılki) meyvesi, ağaçları satan'ın hakkıdır. Ancak müşteri (meyvenin kendisine âid olmasını) şart ettiği takdirde meyve kendisine ait olur. Kim de malı olan bir köleyi satın alırsa, kölenin malı satıcının hakkıdır. Meğer ki, müşteri (kölenin malının kendisine âit olmasını) şart ede.» (Salim aracılığı ile îbn-i Ömer'den merfû' olarak rivayet olunan bu hadisi müellifimiz, Muhammed vasıtası ile el-Leys'den ve Hişam vâsıtası ile Süfyândan rivayet etmiş, el-Leys ile Süfyân'ın ikisi de Zühri vasıtası ile Sâlim'den... rivayet etmişlerdir.) EBU DAVUD HADİSİ VE İZAH İÇİN TIKLA
Abd-i Rabbıh'in Nâfi' aracılığı ile İbn-i Ömer (r.a.)'den rivayet ettiğine göre: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (aşılanmış) hurma ağaçlarını satan ve (malı olan) köleyi satanla ilgili (bir önceki hadiste anılan) hükümlerin ikisini de buyurmuştur. (Râvî Abd-ı Rabbıh hurma ağaçları ve köle meselelerinin ikisini de birlikte rivayet etmiştir.) 2211’DEKİ EBU DAVUD LİNKİ AÇIKLAMA İÇİN YETER
Ubâde bin es-Sâmit (r.a.)'den; Şöyle elemiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), müşteri (kendisine âit olmasını) şart koşmadığı zaman, (satılan) hurma ağaçlarının meyvesinin, ağaçları aşılayanın hakkı olduğuna ve (yine) müşteri (kölenin malının kendisine âit olmasını) şart etmediği zaman kölenin malının satıcıya âit olduğuna hükmetti. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedinde İshak bin Yahya bin el-Velid vardır. Buhari ve başkası, onun Ubade bin es-Sılmit'e yetişmediğini söylemişlerdir
بَابُ النَّهْيِ عَنْ بَيْعِ الثِّمَارِ قَبْلَ أَنْ يَبْدُوَ صَلَاحُهَا
(Abdullah) bin Ömer (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), şöyle buyurdu, demiştir: «Yaş meyvayı (kızarmak, sararmakla yenilmeye) elverişliliği belirinceye kadar (ağacı üstünde ve ağaçtan ayrı) satmayınız.» Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) satıcıyı da alıcıyı da (bundan) menetmiştir. Diğer tahric: Buhari, Müslim, Ebu Davud ve Nesai de rivayet etmişlerdir
Ebu Huireyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Yaş meyvayı (kızarmak, sararmak suretiyle yenilmeye) elverişliliği belirinceye kadar (ağacı üstünde ve ağaçtan ayrı) satmayınız.» Diğer tahric: Ahmed. Müslim ve Nesai de rivayet etmişlerdir
Cabir (bin Abdillah) (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), yaş meyvayı (kızarmak, sararmakla yenilmeye) elverişliliği belirinceye kadar (ağacı üstünde ve ağaçtan ayrı) satmayı yasaklamıştır. Diğer tahric: Buhari, Müslim ve Ebu Davud da rivayet etmişlerdir
Enes bin Mâlik (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), meyvayı, kızanncaya veya sararıncaya kadar (ağacı üstünde ve ağaçtan ayrı) satmayı, yaş üzümü yenilebilirliği belirtisi görülünceye kadar (ağacı üzerinde ve ağaçtan ayrı) satmayı ve hububata, taneleri sertleşip kuvvetleninceye kadar satmayı yasakladı
بَابُ بَيْعِ الثِّمَارِ سِنِينَ وَالْجَائِحَةِ
Câbir bin Abdillah (r.a.)'dan; Şöyle demîşiir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Sinin bey'i (denilen muayyen ağaçların gelecek bir kaç yıllık meyvalarını önceden satma işini yasaklamıştır. Diğer tahric: Müslim, Ebu Davud ve Nesai de rivayet etmiştir)
Cabir bin Abdillah (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Kim (ağaç üstündeki) meyvaları satıp sonra (henüz kesilmemiş iken) meyvalara bir afet gelirse, satıcı, sakın kardeşi (olan müşterisi) nden bir mal (yâni meyva bedelinden bir şey) almasın. Sizden birisi (satıcı) müslüman kardeşinin (müşterinin) malını neyin karşılığında alacaktır?» Diğer tahric: Nesai
بَابُ الرُّجْحَانِ فِي الْوَزْنِ
Suveyd bin Kays (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Ben ile Mahrefe el Abdİ Hacer'den bir mikdar satılık elbiseyi (Mekke'ye) getirdik. (Minâ'da satıyorduk) Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (bu arada) yanımıza geldi ve bir uzun içdonunu bizimle pazarlık etti. (Biz O'na içdonunu sattık) Bizim yanımızda ücretle tartan bir tartıcı vardı. (Sattığımız elbise karşılığında aldığımız bedeli tartan) bu tartıcıya Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Yâ tartıcı! (İçdonu bedelini) tart ve tartını ağır yap,» buyurdu. EBU DAVUD HADİS’İ VE AÇIKLAMALAR: 3336 –
Malik Ebu Safvan bin Umeyre (r.a.)'dan; Şöyle demiştir: Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e hicret'ten önce (Mekke'de) bir aded uzun içdonu parçasını sattım. Bunun üzerine O, benim İçin (içdonu bedelini) tarttı ve benim lehimde tartıyı ağır yaptı. EBU DAVUD HADİS’İ VE AÇIKLAMALAR: 3336 –
Cabir bin Abdillah (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir. «(Vereceğiniz şeyi) tartacağınız zaman tartınızı ağır yapınız.» Not: Bunun senedinin. Buhari'nin şartı üzerine sahih olduğu. Zevaid'de bildirilmiştir. AÇIKLAMA LİNKLERİ 2220 ve 2221’de
بَابُ التَّوَقِّي فِي الْكَيْلِ وَالْوَزْنِ
(Abdullah) bin Abbâs (r.a.)'dsm rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Medîne-i Münevvere'ye geldiği zaman Medîneliler ölçü yönünden en bozuk insanlardan idiler. Sonra Allah Sübhânehu ve Teâlâ; ويل للمطففين [Mutaffifin 1] ayetini indirdi. Bu âyet indirildikten sonra Medineliler ölçü işini iyi yaptılar. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedi hasendir. Çünkü Muhammed bin Akil ve Ali bin el-Hüseyn hakkında ihtilaf vardır. Senedin diğer ravileri sika zatlardır
بَابُ النَّهْيِ عَنِ الْغِشِّ
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), bir (küme) zahire satan bir adamın yanından geçti de mübarek elini kümenin içine soktu. Baktı ki küme hilelidir (= içi ıslaktır). Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Hile eden - aldatan kimse, bizden değildir,» buyurdu. Diğer tahric: Müslim, Ebu Davud ve Tirmizi de rivayet etmişlerdir
Ebu'I-Hamra' (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i gördüm: Kendisi, yanında bir kab içinde bir mikdar (satılık) zahire bulunan bir adam'ın yakınlarından geçti ve mübarek elini o zahirenin içine soktu. Sonra adama: «Sen galiba hile etmişsin. Kim bize hile eder — aldatır —sa, o bizden değildir,» buyurdu. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedinde Ebu Davud künyeli bir ravi vardır. Bu adam, Nüfey' bin el-Haris el-Ama olup terkedilmiş zayıf ravilerden birisidir. İbn-i Ömer: Alimler, Ebu'l-Hamra'nın zayıflığı üzerinde ittifak etmişler. bazıları da onu tekzib etmişler ve ondan rivayet etmeyi bırakmak için icma etmişlerdir, demiştir. İbn-i Main de onun mevzu hadisleri rivayet ettiğini söylemiştir. Ama buradaki hadisini teyid eden yukardaki hadis mevcuttur. O hadis bu hadisin şahididir
بَابُ النَّهْيِ عَنْ بَيْعِ الطَّعَامِ قَبْلُ مَا لَمْ يُقْبَضْ
(Abdullah) bin Ömer (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre; Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Kim bir zahireyi satın alırsa bunu (satıcıdan) teslim alıncaya kadar satmasın.» EBU DAVUD HADİSİ VE İZAH İÇİN TIKLA
(Abdullah) bin Abbâs (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Kim bir zahireyi salın alırsa bunu (satıcıdan) teslim alıncaya kadar satmasın.» Râvî Ebû Avâne kendi rivayetinde şu ilâveyi yapmıştır: İbn-i Abbâs demiştir ki: Ben her şeyin (bu hükümde) zahire gibi olduğunu sanıyorum. EBU DAVUD HADİSİ VE İZAH İÇİN TIKLA
Cabir (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) satıcının ölçeği ve müşterinin ölçeği olmak üzere iki ölçekle ölçülmedikçe bir zahireyi satmayı yasaklamıştır. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bu hadisin senedinde bulunan ravi Muhammed bin Abdirrahman bin Ebi Leyla Ebu Abdirrahman el-Ensari zayıftır
بَابُ بَيْعِ الْمُجَازَفَةِ
(Abdullah) bin Ömer (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: (Dışarıdan eşya getiren) kervandan ölçüp tartmadan götürü usulü ile erzak alırdık. Sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) aldığımız erzakı olduğu yerden başka yere nakletmeden önce satmamızı yasakladı. EBU DAVUD HADİSİ VE İZAH İÇİN TIKLA
Osman bin Affân (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Ben çarşıda kuru hurma satardım ve (müşterilerime): Ben (satın alırken) bu ölçekle ölçtüm bu kadardır, derdim ve (tekrar ölçmeden) o ölçme (hesabı) ile kablar dolusu kuru hurmaları (müşterilerime) verirdim ve kâr'ımı alırdım. Sonra böyle satış yapmam hakkında içime bir şüphe girdi. Bunun üzerine (durumu) Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e sordum. Buyurdu ki: «Sen (satarken) ölçmeyi söz konusu edince hurmayı (yeniden) ölç.» Diğer tahric: (benzeri ta'liken) Buhari
بَابُ مَا يُرْجَى فِي كَيْلِ الطَّعَامِ مِنَ الْبَرَكَةِ
Abdullah bin Busr el-Mâzînî (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den işittim, buyurdu ki; «Zahirenizi ölçünüz ki sizin için bereketli olsun.» Not: Abdullah bin Büsr'ün bu hadisinin sahİH olup ravilerinin sika oldukları Zevaid'de belirtilmiştir
Ebû Eyyub (el-Ensârî) (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Seüem): «Zahirenizi ölçünüz ki sizin için bereketli olsun.» Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Ebu Eyyub'un bu hadisinin senedinde Bakiyye bin el-Velid bulunur, bu ravi tedlisçidir. Hadisin aslı Buhari'de vardır
بَابُ الْأَسْوَاقِ وَدُخُولِهَا
Ebû Useyd es-Sâidî (r.a.)'den; şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Nebıyt çarşuma gitti, oraya baktı. Sonra: «Burası siz (mu'minler)e (uygun) bir çarşı değildir,» buyurdu. Sonra başka bir çarşıya gitti. Oraya da baktıktan sonra: «Burası (da) size (münâsib) bir çarşı değildir,» buyurdu. Sonra dönüp bu çarşıya geldi ve burada dolaştı. Sonra: «Burası sisin çarşınızdır. Sakın bu çarşı İptal edilmesin ve bu çarşı (satıcıları ve alıcıları) üzerine vergi yükletilmesin,» buyurdu. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedinin şu ravileri zayıf kimselerdir: İshak bin İbrahim, Muhammed, Ali ve bunların şeyhi Zübeyr bin Münzir bin Ebi Useyd es-Saidi., AÇIKLAMA
Selmân(-i Fârisî) (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Be« Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den işittim buyurdu ki: «Sabah namazına giden bir kimse îman bayrağı ile gitmiş olur ve çarşıya giden bir kimse şeytan bayrağı ile gitmiş olur.» Not: Bunun senedinde bulunan İsa bin Meymun'un zayıflığı üzerinde ittifak bulunduğu, Zevaid'de bildirilmiştir. AÇIKLAMA
Sâlim'in dedesi (Ömer bin el-Hattâb) (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir; «Kim çarşıya girdiği zaman : لاَإِلهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَشَرِيكَ لَهُ. لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ يُحْيِ وَيُمِيتُ، وَهُوَ حَيٌّ لاَ يَمُوتُ. بِيَدِهِ الْخَيْرُ كُلُّهُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ (meali): «Allah'tan başka ibadete layık hiç bir ilah yoktur. O, birdir hiç bir ortağı yoktur. Mülk ve saltanat ancak O'nundur ve hamd O'na mahsustur. 0, yaşatır ve 0, öldürür. O, daima diridir, ölmez. Her türlü hayır ancak O'nun elindedir ve 0, dilediği her şeye kadirdir.» zikrini okursa Allah ona bir milyon hasene (sevab) verir, onun bir milyon seyyie (küçük hatâ) sini siler ve onun için cennette bir köşk yaptırır.» Diğer tahric. Tirmizi, Hakim
بَابُ مَا يُرْجَى مِنَ الْبَرَكَةِ فِي الْبُكُورِ
Sahr el-Gâmidî (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem).Allahım! Ümmetim için gündüzün ilk vaktini (yâni bu vakitte yaptıkları işi) bereketti eyle,- buyurdu, demiştir. Sahr demiştir ki: ve Resûl-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir askeri birlik veya bir orduyu savaşa gönderdiği zaman gündüzün ilk vaktinde gönderirdi. (Râvî) demiştir ki: ve Sahr ticâretle iştigal eden bir adam idi. (Bu emre uyarak) ticâret mallarını sabah erken gönderirdi ve bu sayede servet sahibi oldu, malı çoğaldı. Diğer tahric: Tirmizi, Ebu Davud, Nesai ve İbni Hibban da rivayet etmişlerdir. AÇIKLAMA 2238’DE