Enes bin Malik (r.a.)'den; şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), Ebu Bekir, Ömer ve Osman (r.anhum) cenazenin önünde yaya yürürlerdi. Diğer tahric: Tirmizi de rivayet etmiştir. AÇIKLAMA (1482 ve 1483): Bu hadisler, yayaların cenazenin önünde gitmelerinin müstehablığına delalet ederler. İbn-i Ömer, Hasan bin Ali , Ebu Katade, Ebu Hüreyre, İbn-i Zübeyr, Kasım bin Muhammed, Salim, İbn-i Ebi Leyı a, Z ühri, Şafii, Malik ve Ahmed (r.anhum) böyle hükmetmişlerdir. Delilleri bu hadislerdir. Bir de: Cenazeye katılan şefaatçıdır. Şefaatçı kendisine şefaat edeceği kimsenin önünde gider, demişlerdir. Ebu Hanife, arkadaşları, Evzai ve İshak, yayaların, cenazenin arkasında gitmelerinin efdal olduğunu söylemişlerdir. Ali (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir; Cenazenin arkasında yürüyenin, cenazenin önünde yürüyene üstünlüğü, farz namazın nafileye üstünlüğü gibidir.' Bu alimler, bu babta rivayet edilen hadisleri, cenazenin önünde yürümenin caizliğini açıklamak ve halka kolaylık göstermek manasına yorumlamışlardır. Tahavi'nin rivayet ettiğine göre Ali (r.a.) cenazenin arkasında yürüdü. Kendisine Ebu Bekir (r.a.) ve Ömer (r.a.)'in cenazenin önünde yürüdükleri söylenmiş, bunun üzerine şöyle cevap vermiştir: Onlar, cenazenin arkasında yürümenin, önünde yürümekten efdal olduğunu bilirler. Bu üstünlük cemaatla kılınan namazın tek başına kılınan namaza üstünlüğü gibidir. Lakin bunlar, halka kolaylık gösterirler
Sünen-i İbn Mâce › Kitâb 6 · CenâzelerKonum
- ·Sünnet (Mukaddime)266
- 1Tahâret ve Sünnetleri400
- 2Namaz39
- 3Ezan ve Sünnetleri29
- 4Mescidler ve Cemaatler68
- 5Namazın İkâmesi ve Sünnetleri630
- 6Cenâzeler205
- 7Oruç145
- 8Zekât62
- 9Nikâh171
- 10Talâk78
- 11Keffâretler47
- 12Ticâret171
- 13Hükümler (Ahkâm)67
- 14Hibeler15
- 15Sadakalar46
- 16Rehin53
- 17Şuf'a10
- 18Buluntu Mallar (Lukata)10
- 19Köle Azâdı20
- 20Had Cezâları82
- 21Diyet80
- 22Vasiyyetler24
- 23Mîrâs Payları34
- 24Cihâd129
- 25Hac Menâsiki238
- 26Kurbanlar42
- 27Kesim (Zebâih)38
- 28Av51
- 29Yiyecekler120
- 30İçecekler65
- 31Tıp114
- 32Elbise107
- 33Âdâb170
- 34Dua66
- 35Rüya Tabiri34
- 36Fitneler175
- 37Zühd242
- 1بَابُ مَا جَاءَ فِي عِيَادَةِ الْمَرِيضِ
- 2بَابُ مَا جَاءَ فِي ثَوَابِ مَنْ عَادَ مَرِيضًا
- 3بَابُ مَا جَاءَ فِي تَلْقِينِ الْمَيِّتِ لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ
- 4بَابُ مَا جَاءَ فِيمَا يُقَالُ عِنْدَ الْمَرِيضِ إِذَا حُضِرَ
- 5بَابُ مَا جَاءَ فِي الْمُؤْمِنِ يُؤْجَرُ فِي النَّزْعِ
- 6بَابُ مَا جَاءَ فِي تَغْمِيضِ الْمَيِّتِ
- 7بَابُ مَا جَاءَ فِي تَقْبِيلِ الْمَيِّتِ
- 8بَابُ مَا جَاءَ فِي غُسْلِ الْمَيِّتِ
- 9بَابُ مَا جَاءَ فِي غَسْلِ الرَّجُلِ امْرَأَتَهُ، وَغَسْلِ الْمَرْأَةِ زَوْجَهَا
- 10بَابُ مَا جَاءَ فِي غُسْلِ النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
- 11بَابُ مَا جَاءَ فِي كَفَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
- 12بَابُ مَا جَاءَ فِيمَا يُسْتَحَبُّ مِنَ الْكَفَنِ
- 13بَابُ مَا جَاءَ فِي النَّظَرِ إِلَى الْمَيِّتِ إِذَا أُدْرِجَ فِي أَكْفَانِهِ
- 14بَابُ مَا جَاءَ فِي النَّهْيِ عَنِ النَّعْيِ
- 15بَابُ مَا جَاءَ فِي شُهُودِ الْجَنَائِزِ
- 16بَابُ مَا جَاءَ فِي الْمَشْيِ أَمَامَ الْجِنَازَةِ
- 17بَابُ مَا جَاءَ فِي النَّهْيِ عَنِ التَّسَلُّبِ مَعَ الْجِنَازَةِ
- 18بَابُ مَا جَاءَ فِي الْجِنَازَةِ، لَا تُؤَخَّرُ إِذَا حَضَرَتْ، وَلَا تُتْبَعُ بِنَارٍ
- 19بَابُ مَا جَاءَ فِيمَنْ صَلَّى عَلَيْهِ جَمَاعَةٌ مِنَ الْمُسْلِمِينَ
- 20بَابُ مَا جَاءَ فِي الثَّنَاءِ عَلَى الْمَيِّتِ
- 21بَابُ مَا جَاءَ فِي أَيْنَ يَقُومُ الْإِمَامُ إِذَا صَلَّى عَلَى الْجِنَازَةِ
- 22بَابُ مَا جَاءَ فِي الْقِرَاءَةِ عَلَى الْجِنَازَةِ
- 23بَابُ مَا جَاءَ فِي الدُّعَاءِ فِي الصَّلَاةِ عَلَى الْجِنَازَةِ
- 24بَابُ مَا جَاءَ فِي التَّكْبِيرِ عَلَى الْجِنَازَةِ أَرْبَعًا
- 25بَابُ مَا جَاءَ فِيمَنْ كَبَّرَ خَمْسًا
- 26بَابُ مَا جَاءَ فِي الصَّلَاةِ عَلَى الطِّفْلِ
- 27بَابُ مَا جَاءَ فِي الصَّلَاةِ عَلَى ابْنِ رَسُولِ اللَّهِ ﷺ وَذِكْرِ وَفَاتِهِ
- 28بَابُ مَا جَاءَ فِي الصَّلَاةِ عَلَى الشُّهَدَاءِ وَدَفْنِهِمْ
- 29بَابُ مَا جَاءَ فِي الصَّلَاةِ عَلَى الْجَنَائِزِ فِي الْمَسْجِدِ
- 30بَابُ مَا جَاءَ فِي الْأَوْقَاتِ الَّتِي لَا يُصَلَّى فِيهَا عَلَى الْمَيِّتِ وَلَا يُدْفَنُ
- 31بَابٌ فِي الصَّلَاةِ عَلَى أَهْلِ الْقِبْلَةِ
- 32بَابُ مَا جَاءَ فِي الصَّلَاةِ عَلَى الْقَبْرِ
- 33بَابُ مَا جَاءَ فِي الصَّلَاةِ عَلَى النَّجَاشِيِّ
- 34بَابُ مَا جَاءَ فِي ثَوَابِ مَنْ صَلَّى عَلَى جِنَازَةٍ وَمَنِ انْتَظَرَ دَفْنَهَا
- 35بَابُ مَا جَاءَ فِي الْقِيَامِ لِلْجِنَازَةِ
- 36بَابُ مَا جَاءَ فِيمَا يُقَالُ إِذَا دَخَلَ الْمَقَابِرَ
- 37بَابُ مَا جَاءَ فِي الْجُلُوسِ فِي الْمَقَابِرِ
- 38بَابُ مَا جَاءَ فِي إِدْخَالِ الْمَيِّتِ الْقَبْرَ
- 39بَابُ مَا جَاءَ فِي اسْتِحْبَابِ اللَّحْدِ
- 40بَابُ مَا جَاءَ فِي الشَّقِّ
- 41بَابُ مَا جَاءَ فِي حَفْرِ الْقَبْرِ
- 42بَابُ مَا جَاءَ فِي الْعَلَامَةِ فِي الْقَبْرِ
- 43بَابُ مَا جَاءَ فِي النَّهْيِ عَنِ الْبِنَاءِ عَلَى الْقُبُورِ، وَتَجْصِيصِهَا، وَالْكِتَابَةِ عَلَيْهَا
- 44بَابُ مَا جَاءَ فِي حَثْوِ التُّرَابِ فِي الْقَبْرِ
- 45بَابُ مَا جَاءَ فِي النَّهْيِ عَنِ الْمَشْيِ عَلَى الْقُبُورِ، وَالْجُلُوسِ عَلَيْهَا
- 46بَابُ مَا جَاءَ فِي خَلْعِ النَّعْلَيْنِ فِي الْمَقَابِرِ
- 47بَابُ مَا جَاءَ فِي زِيَارَةِ الْقُبُورِ
- 48بَابُ مَا جَاءَ فِي زِيَارَةِ قُبُورِ الْمُشْرِكِينَ
- 49بَابُ مَا جَاءَ فِي النَّهْيِ عَنْ زِيَارَةِ النِّسَاءِ الْقُبُورَ
- 50بَابُ مَا جَاءَ فِي اتِّبَاعِ النِّسَاءِ الْجَنَائِزَ
- 51بَابٌ فِي النَّهْيِ عَنِ النِّيَاحَةِ
- 52بَابُ مَا جَاءَ فِي النَّهْيِ عَنْ ضَرْبِ الْخُدُودِ، وَشَقِّ الْجُيُوبِ
- 53بَابُ مَا جَاءَ فِي الْبُكَاءِ عَلَى الْمَيِّتِ
- 54بَابُ مَا جَاءَ فِي الْمَيِّتِ يُعَذَّبُ بِمَا نِيحَ عَلَيْهِ
- 55بَابُ مَا جَاءَ فِي الصَّبْرِ عَلَى الْمُصِيبَةِ
- 56بَابُ مَا جَاءَ فِي ثَوَابِ مَنْ عَزَّى مُصَابًا
- 57بَابُ مَا جَاءَ فِي ثَوَابِ مَنْ أُصِيبَ بِوَلَدِهِ
- 58بَابُ مَا جَاءَ فِيمَنْ أُصِيبَ بِسِقْطٍ
- 59بَابُ مَا جَاءَ فِي الطَّعَامِ يُبْعَثُ إِلَى أَهْلِ الْمَيِّتِ
- 60بَابُ مَا جَاءَ فِي النَّهْيِ عَنْ الِاجْتِمَاعِ إِلَى أَهْلِ الْمَيِّتِ وَصَنْعَةِ الطَّعَامِ
- 61بَابُ مَا جَاءَ فِيمَنْ مَاتَ غَرِيبًا
- 62بَابُ مَا جَاءَ فِيمَنْ مَاتَ مَرِيضًا
- 63بَابٌ فِي النَّهْيِ عَنْ كَسْرِ عِظَامِ الْمَيِّتِ
- 64بَابُ مَا جَاءَ فِي ذِكْرِ مَرَضِ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
- 65بَابُ ذِكْرِ وَفَاتِهِ وَدَفْنِهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
(6) Kitâb: Cenâzeler
بَابُ مَا جَاءَ فِي الْمَشْيِ أَمَامَ الْجِنَازَةِ
Abdullah hin Mes'ud (r.a.j'den rivayet edildiğine göre: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Cenaze, metbu (uyulan)dur. Tabi (uyan) değildir. Cenazenin önünde gidenler cenazeye katılmış olmazlar.» Not: Sindi şöyle demiştir: Tirmizi ve başkaları bu hadisi ravi Ebu Macide'nin halinden dolayı zayıf saymışlardır. Ebu Davud'un bazı nushalarında bu hadIsin aynı sebeple zayıf gösterildiği kaydedilmiştir. Tirmizi: Ben Muhammed bin İsmail'den bu Ebu Macide'yi zayıf saydığını işittim. Muhammed'de el-Humeydi'nin şöyle dediğini söylemiştir: İbn-i Uyeyne bu Ebu Macide'nin kim olduğunu Yahya'ya sormuş? Yahya da: Bir kuştur. Uçtu da bize hadis rivayet etti, diye cevap vermiş, diye bilgi vermiştir
بَابُ مَا جَاءَ فِي النَّهْيِ عَنِ التَّسَلُّبِ مَعَ الْجِنَازَةِ
İmran bin el-Husayn ve Ebu Herze (r.a.)'dan; şöyle demişlerdir: Biz, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in beraberinde bir cenazeyi teşyie çıktık. Efendimiz ridalarını atıp gömlekle yürüyen bazı kimseleri gördü. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (onlara) : «Sizler cahiliyyet devrinin fiilini mi tutuyorsunuz? Yoksa cahiliyyet devrinin işinin benzerini yapmakla onlara benzemeye mi çalışıyorsunuz? Şu suretinizden başka bir surette (kabristandan) dönmeniz için aleyhinizde beddua etmeyi cidden arzuladım.» buyurdu. Bunun üzerine adamlar ridalarını aldılar ve bir daha böyle yapmadılar. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bu sened zayıftır. Ravi Nüfey' bin el-Haris Ebu Davud el-A'ma'yı terkedenler bir değildir. Yahya bin Main ve başkaları onun hadis uydurduğunu söylemişlerdir. Diğer ravi Ali bin el-Hazevver'in de hadisleri mekruhtur. Buhari: Onun hadisi münkerdir. Yanında acaip şeyler vardır, demiştir
بَابُ مَا جَاءَ فِي الْجِنَازَةِ، لَا تُؤَخَّرُ إِذَا حَضَرَتْ، وَلَا تُتْبَعُ بِنَارٍ
Ali bin Ebi Talib (r.a.)'den rivayet edildiğine göre. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Cenaze hazırlandığı zaman onu te'hir etmeyiniz.» Diğer tahric: Tirmizi, Hakim ve İbn-i Hibban da bunu rivayet etmişlerdir
Ebu Bürde (r.a.)'den, şöyle demiştir: Ebu Musa el-Eş'ari (r.a.) vefat edeceği zaman: Cenazenin arkasında micmer (ateş) götürmeyiniz, diye vasiyet etti. Oradakiler kendisine: Sen bu hususta bir şey işitmiş misin diye sordular. Dedi ki: Evet, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellemi'den (işittim.) Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir. Bunun senedi hasendir. Çünkü Abdullah bin Huseyn (Ebu Hariz) ihtihiflıdır. Ebu Zur'a: Sikadır, demiş, İbn-i Hibban onu sikalar arasında zikretmiş; Ebu Hatim: Hadisi hasendir, münker değildir. Yazılır, demiştir. Ahmed de: Hadisi münkerdir, demiş; Nesai de: Zayıftır, demiştir. İbn•i Adiyy de: Onun rivayet ettiği hadislerin mutabisi yoktur, demiştir. Onun hakkındaki İbn-i Main'in sözü değişiktir. Bir defa: Sikadır, demiş; bir başka defa: Zayıftır. demiştir. Bu hadisin bir şahidi vardır ki, o da Malik'in el-Muvatta'da ve Ebu Davud'un kendi süneninde rivayet ettikleri Ebu Hureyre (r.a.)'in hadisidir
بَابُ مَا جَاءَ فِيمَنْ صَلَّى عَلَيْهِ جَمَاعَةٌ مِنَ الْمُسْلِمِينَ
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Nebi (Sallallahu Aleyhi w Sellem) şuyle buyurdu, demiştir : «Üzerinde müslümanlardan yüz kişinin namaz kıldığı cenaze, mağfiret olunur.» Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: TirmizI ve Nesal de bunun misli Aişe (r.amha)'den gelmiştir Bu hadisin isnadı sahih olup ricali Buhari ve Müslim'in ricalidir
Abdullah bin Abbas'ın mevlası Kureyb (r.a.)'den; şöyle demiştir: Abdullah bin Abbas (r.a.)'ın bir oğlu öldü. Sonra Abdullah (r.a.) bana: Ya. Kureyb! Kalk da bak, oğlum (un cenazesi) için kimse toplanmış mı? dedi. Ben de (baktım ve) Evet, dedim. Bunun üzerine: Vah sana! Toplananları kaç kişi sanıyorsun? Kırk (kişi var) mı? diye sordu. Ben: Hayır, onlar daha fazladır, dedim. Bunun üzerine dedi ki: O halde oğlumun cenazesini çıkarın. Ben şehadet ederim ki Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den şöyle buyururken işittim: «Allah Teala bir mu'mine şefaat eden kırk kişilik mu'min cemaatin şefaatini behemehal kabul buyurur.» Diğer tahric: Müsiim, Ebu Davud, Ahmed ve Beyhaki de Kureyb (r.a.)'in hadisini benzer lafızlarla rivayet etmişlerdir
Mersed bin Abdillah el-Vezeni (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Malik bin Hubeyre eş-Şami (r.a.)'a—Bu zat sahabi idi. — bir cenaze getirildiği zaman cenazeyle gelenleri az gördüğünde onları üç saffa ayırırdı. Sonra cenaze namazını kıldırırdı. Ve şöyle derdi: Şüphesiz Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: «Müslümanlar üç saf halinde dizilip bir cenaze üzerinde namaz kıldığında onların dizilişi, behemahal (ölünün mağfiretini veya Cennetlik olmasını) vacib (= sabit) kılar.» Diğer tahric: Ahmed, Tirmizi, Ebu Davud ve Beyhaki de bunu rivayet etmişlerdir
بَابُ مَا جَاءَ فِي الثَّنَاءِ عَلَى الْمَيِّتِ
Enes bin Malik (r.a.)'den: şöyle demistir: (Bir defa) Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (ile bazı sahabiler)in yanından bir cenaze geçirildi. (Orada bulunan sahabiler tarafından) cenaze hayır ile anıldı. Efendimiz: «Vacib oldu.» buyurdu. Sonra başka bir cenaze oradan geçirildi. Orada bulunan sahabiler tarafından o cenaze şer ile anıldı. Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de (yine): «Vacib oldu.» buyurdu. Bunun üzerine Ömer bin el-Hattab (r.a.) tarafından: Ya Resulallah! O (ilk) cenaze için: "Vacib oldu." buyurdun. Bu (son) cenaze için de: "Vacib oldu.' buyurdun. Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Kavmin şahitliği veya gereği (vacib ve sabit oldu) Mu'minleı yeryüzünde Allah'ın şahitleridir.» buyurdu.» Benzerini Buhari ve Müslim rivayet etmiştir
Ebu Hureyre (r.a.)'den; şöyle demiştir: (Bir defa) Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (ile bazı sahabilerHn yanından bir cenaze geçirildi. (Orada bulunan sahabiler tarafından) cenaze hayır hasletlerinden sayılan bir iyilik ile anıldı. Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Vacib (= Sabit) oldu» buyurdu. Sonra Onun yanından başka bir cenaze geçirdiler. (Oradaki sahabiler tarafından) bu cenaze şer fiillerden sayılan bir kötülükle anıldı. Efendimiz: «Vacib (= sabit) oldu. Şüphesiz sizler yeryüzünde Allah'ın şahitlerisiniz» buyurdu. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Nesai: في مناقب الخير ve: مناقب الشر. kelimeleri hariç bu hadisi rivayet etmiştir. Hadisin aslı Buhari ve Müslim'de Enes (r.a.)'den rivayet olunmuştur. Tirmizi ve Nesai'nin rivayet ettikleri Ömer (r.a.)'in hadisine de muvafıktır. İbn-i Mace'nin senedi sahih olup ricali de Buhari ve Müslim'in ricalidir
بَابُ مَا جَاءَ فِي أَيْنَ يَقُومُ الْإِمَامُ إِذَا صَلَّى عَلَى الْجِنَازَةِ
Semure bin Cündüb el-Fezari (r.a.)'den: şöyle demiştir : Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) lohusalık halinde ölen (Ensar'dan Ümmü Ka'b adlı) bir kadın'ın cenaze namazını kıldırdı. (Namazda) Cenazenin tam ortası hizasına doğru durdu. Diğer tahric: Bu hadisi Kütüb-i Sitte sahipleri ve Beyhaki rivayet etmişler; Tirmizi hadisin hasen - sahih olduğunu söylemiştir
Ebu Ğalip (r.a.)'den; şöyle demiştir: Ben, Enes bin Malik (r.a.)'i şöyle yaparken gördüm: (Abdullah bin Umeyr adlı) bir erkeğin cenaze namazını kıldırırken cenaze'nin başının hizasına doğru durdu, sonra (Ensar'dan) bir kadına ait başka bir cenaze getirildi. Cemaat Enes bin Malik (r.a.)'e: Ya Eba Hanıza! Bunun namazını kıldır, dediler. Enes (r.a.) na'şın (tam) ortasının hizasına doğru namaza durdu. Sonra el-Ala' bin Ziyad (r.a.) ona: Ya Eba Hamza! Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in erkeğin cenaze namazım kıldırırken senin durduğun yerde durduğunu, kadının cenaze namazım kıldırırken senin durduğun yerde durduğunu ve senin yaptığın gibi yaptığını gördün (mü) dedi. Enes (r.a.): Evet, dedi. Bunun üzerine el-Ala' (r.a.) bize dönerek: (Bunu) Belleyiniz, dedi. Diğer tahric: hadisi Ahmed, Tirmizi, Ebu Davud, Tahavi ve Beyhaki de rivayet etmişlerdir
بَابُ مَا جَاءَ فِي الْقِرَاءَةِ عَلَى الْجِنَازَةِ
İbn-i Abbas (r.a.)'dan; şöyle demiştir. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) cenaze üzerinde (namaz kıldırırken) Kur'an-ı Kerimin Fatiha (sure)sini okudu. Diğer tahric: Tirmizi AÇIKLAMA 1496’da
Ümmü Şerik el-Ensariye (r.a.)'dan: şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) cenaze üzerinde (namaz kıldığımızda) Kur'an'ı Kerim'in Fatiha (sure) sini okumamızı emretti. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Senedindeki ravi Şehr bin Havşeb'i Ahmed, İbn-i Main ve başkaları sika saymışlar, İbn-i Avf onu bırakmış, Beyhaki onu zayıf saymış, Nesai, Hammad ve başkaları onu gevşek görmüşlerdir
بَابُ مَا جَاءَ فِي الدُّعَاءِ فِي الصَّلَاةِ عَلَى الْجِنَازَةِ
Ebu Hureyre (r.a.)'den; şöyle demiştir: Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den işittim Buyurdular ki : «Ölü üzerinde namaz kıldığınız zaman ihlasla ona dua ediniz.» Diğer tahric: Ebu. Davud, Beyhaki ve İbn-i Hibban da bunu rivayet etmişlerdir
Ebu Hureyre (r.a.)'den; şöyle elemiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir cenaze üzerinde namaz kıldığı zaman şu duayı okurdu : «Allah'ım! Dirimizi ve ölümüzü burada hazır olanlarımızı ve olmayanlarımızı, küçüğümüzü ve büyüğümüzü, erkeğimizi ve kadınımızı mağfiret eylei Allah'ım! Bizden yaşattığın kimseleri İslam dini üzere yaşat! Bizden öldüreceklerim de iman üzere öldür! Allah'ım! Bu cenazenin ecrinden bizi mahrum etme ve ondan sonra bizi dalalete götürme.» Diğer tahric: Ahmed, Ebu Davud, Nesai, Hakim ve İbn-i Hibban da bunu rivayet etmişlerdir
Vasile bin el-Eska' (r.a.)'den; şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) müslümanlardan bir adam üzerinde cenaze namazı kıldırdı. Ben onun şöyle dua ettiğini kendisinden işitiyordum : «Allah'ım! Falan oğlu falan senin hıfz-u himayendedir. Senin selametine götürücü kitabına bağlıdır. Artık onu kabir fitnesinden ve ateş azabından koru. Sen (ahde) vefa edicisin ve hakkı gerçekleştiricisin. Ona mağfiret eyle, ona rahmet eyle. Şüphesiz Sensin Ğafur. Sensin Rahim.» Diğer tahric: Bu hadisi Ebu Davud da rivayet etmiştir
Avf hin Malik el-Eşcai (r.a.)'den; şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in Ensardan (ölen) bir adam üzerinde cenaze namazını kıldığına şahit oldum. Ve (cenaze namazında) şu duayı okuduğunu (kulağımla) işittim: Allah'ım! Ona selat (=rahmet) eylet... Onu mağfiret eyle. Ona rahm eyle. Onu belalardan koru. Onu afv eyle. Su, kar ve dolu mesabesindeki rahmet çeşitleriyle onu (günahlardan) temizle. Beyaz elbisesinin kirden temizletildiği gibi onu günahlardan ve hatalardan teiniz eyle. (Dünyada bıraktığı) evine karşılık olmak üzere (ona) evinden daha hayırlı bir ev ver, (Ona) ailesinden daha hayırlı bir aile ver, onu kabir fitnesinden ve ateş azabından koru.» Avf (r.a.) demiştir ki: Andolsun ki ben orada dururken kendimi' (vefat eden) o adamın yerinde olmamı temenni eder, durumda gördüm." Diğer tahric: Bu Hadisi: Müslim ve Beyhaki de rivayet etmişlerdir. Duan'ın bazı kelimelerinde manayı etkilemiyen ,az bir fark vardır. AÇIKLAMA 1501’de
Cabir (r.a.)'den; şöyle demiştir: Ne Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), ne Ebü Bekir ve ne de Ömer (r.a.) cenaze namazı hakkında cevaz verdikleri kadar hiç bir şey hakkında bize cevaz vermediler. Yani (cenaze namazını) bir vakte bağlamadılar. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Ravi Haccac bin Ertat çok tedlisçi idi. Tedlisçilikle meşhurdu. Bu hadisi de an'ane ile rivayet etmiştir. AÇIKLAMA (1500 ve 1501): Bu hadis zevaid türündendir. Sindi bu hadisle ilgili olarak şöyle der: Yani cenaze namazının her vakitte kılınması hakkında verilen cevaz hiç bir şey hakkında verilmemiştir. Hadis, böyle yorumlanınca cenaze namazının mekruh vakitler dahil her vakitte kılınabileceğine ve cenaze namazı için hiç mekruh vakit olmadığına delalet eder. Halbuki bu mana hadislerin ifade ettikleri hükme muhalif olmakla beraber,müellif'in açtığı bu babla münasebeti de yoktur. Bunun içindir ki; bazıları: Hadisten maksad şu olabilir demişlerdir: Cenaze namazında belli bir dua'nın okunması tahdidi konulmamıştır. Herhangi bir dua okunabilir. Sindi'nin zikrettiği son yoruma göre hadisin son cümlesinin: لم يوقت değil لم يوقف olması gerekir. Bu iki cümlenin son harfinin yazılışı birbirine yakındır. Yani bir kalem hatası ihtimali üzerinde duruluyor. Birinci cümlenin manası: 'Tevkit etmemiş. Yani belli bir vakte bağlaımamıştır. ' İkinci cümlenin manası: 'Tevkif etmemiştir. Yani duayı belirli bir sınırda durdurmamıştır." Bence hadisteki ibaha'dan maksad; cevaz vermek değil, açıktan okumaktır. Ve hadisten maksad şudur: 'Resulullah (s.a.v.) olsun, Ebu Bekir (r.a.) ve Ömer (r.a.) olsun, bunlar cenaze namazında bize açıktan dua okudukları kadar, hiçbir şeyde bize açıktan dua okumamışlardır.' Zaten bu babtaki hadisler, Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in cenaze namazındaki duaları açıktan okuduğuna delalet ediyorlar. Bu hadis, böyle yorumlanınca bu babla olan münasebeti açıktır. Hadisin sonundaki; لم يوقت cümlesinin manası da şu olabilir: Cenaze namazındaki duayı açıktan okumayı herhangi bir vakte bağlamamıştır. Yani cenaze namazı, gece kıldırılsın, gündüz kıldırılsın, dua açıktan okunmuştur. Bilindiği gibi sair namazlarda durum değişiktir. Akşam, yatsı ve sabah namazlarında açıktan kıraat edilir. Gece kılınan sair namazlarda da açıktan okumak meşrudur. Gündüz kılınan öğle, ikindi farzları ve sair nafilelerde kıraat gizli yapılır. Miftahu'l-Hace'de nakledildiğine göre Hafız İbn-i Hacer: Benim muttali' olduğum şey, buradaki ibahanın cehren yani açıktan okumak manasında olmasıdır. Zahir budur ki; Cenaze duası açıktan da okunabilir, gizli de okunabilir, demiştir. Yukarıda acizane açıkladığımız muhtemel yorum, Ahmed'in Cabir (r.a.)'den rivayet ettiği ve el-Menhel yazarın'ın Ölüye Dua Babı'nda zikrettiği şu hadise aykırıdır: «Cabir (r.a.)'den şöyle demiştir: Ne ResuIlulah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ne Ebu Bekir ne de Ömer (r.anhuma) cenaze duasını bize açıktan okumadılar.» Yukarıdaki durum müvacehesinde hadisin asıl manasını Allah'a ve Resulüne havale etmek en ihtiyatlı olan'ıdır
بَابُ مَا جَاءَ فِي التَّكْبِيرِ عَلَى الْجِنَازَةِ أَرْبَعًا
Osman bin Affan (r.a.)'den; şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Osman bin Ma'zun (r.a.)'ın (cenazesi) üzerinde namaz kıldı. Ve (namazda) cenaze üzerine dört defa tekbir aldı. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bu hadisin isnadında Halid bin İlyas vardır. Alimler onu zayıf görmekte ittifak etmişlerdir . AÇIKLAMA 1504’te
EI-Heceri (r.a.)'den: şöyle demiştir: Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in ashabından Abdullah bin Ebi Evfa el-Eslemi (r.a.) ile beraber kızının cenaze namazını kıldım. Abdullah (r.a.) onun cenazesi üzerinde (namazda) dört defa tekbir aldı. Dördüncü tekbirden sonra (hemen selam vermeyip) biraz durdu. Ben safların müteaddit yerlerinden cemaatin imamı uyarmak için 'Sübhanallah' seslerini işittim. Sonra selam verdi. Daha sonra: Siz benim beş defa tekbir alacağımı mı sanıyordunuz? dedi. Cemaat: Bundan endişelendik, dediler. Kendisi: Ben (beş defa tekbir) alacak değilim. Lakin Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) dört defa tekbir alırdı, sonra bir süre durup demesini Allah'ın dilediği (kelimeleri) söyledikten sonra selam verirdi. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir. Senedindeki ravi el-Beceri 'nin adı İbrahim bin Müsilm el-Kufi'dir. Süfyan bin Uyeyne, Yahya bin Main. Nesai ve başkaları onu zayıf saymışlardır. AÇIKLAMA 1504’te
Abdullah bin Abbas (r.a.)'dan şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) cenaze namazında dört defa tekbir aldı. Diğer tahric: Bu hadisi Ebu Davud ve Beyhaki de rivayet etmişlerdir. AÇIKLAMA (1502, 1503, 1504): İlk iki hadis zevaid türündendir. İkinci hadisi Ahmed ele rivayet etmiştir. Bu yani İbn-i Abbas (r.a.)'ın hadisini Ebu Davud ve Beyhaki de rivayet etmişlerdir. Ebu.Davud'un rivayeti mealen şöyledir: "Ebu İshak'ın Şa'bi'den rivayet ettiğinegöre Şa'bi: 'Peygamber (s.a.v.) yeni bir kabrin yanından geçmiş ve cemaat kabir üzerinde saf olmuşlar. Peygamber (s.a.v.) kabir üzerinde (kıldırdığı namazda) dört defa tekbir almış,' dedi. Ben Şa'bi'ye: Kim sana tahdis etti? diye sordum. Dedi ki : Sıka bir zat. Orada bulunan Abdullah bin Abbas (r.a.) (bana tahdis etti.)" Bu babta rivayet edilen hadisler, cenaze namazındaki tekbir sayısının dört olduğuna delalet ediyorlar. Dört mezheb imamları ile Sevri, İbnü'l-Mübarek, İshak, İbn-i Ebi Evfa, Ata', Hanefiler'den Muhammed ve Evzai (r.a.) bununla hükmetınişlerdir. Sahabilerden de Ömer b. el-Hattab, Abdullah b. Ömer, Zeyd bin Sabit, Hasan bin Ali, Bera' bin Azib ve Ebu Hureyre (r.a.) böyle hükmetmişlerdir. Tirmizi: Sahabilerden ve başkalarından olan ilim ehlinin tatbikatı böyledir, demiştir. Kadı iyaz: Muhtelif memleketlerdeki fetva ehli ve Fıkıhçılar bunda ittifak etmişlerdir. Çünkü buna dair sahih hadisler vardır. Bu kavlin dışındaki görüşlere itimat edilmemelidir. Memleketlerin fıkıhçılarından İbn-i Ebi Leyla hariç, hiç birisinin tekbirleri beş yaptığını bilmiyoruz, demiştir. Sevri, Ebu Hanife, Şafii ve bir rivayete gore Ahmed: İmam, tekbir sayısını dörtten fazlalaştırırsa cemaat bu hususta imam'a uymaz. Bununla beraber imam selam vermeden önce cemaat selam vermez. Onun selam vermesini bekler
بَابُ مَا جَاءَ فِيمَنْ كَبَّرَ خَمْسًا
Abdurrahman bin Ebi Leyla (r.a.}'dan; şöyle demiştir: Zeyd bin Erkam (r.a.) cenazelerimiz üzerinde dört defa tekbir alırdı. (Bir defa) bir cenaze üzerinde beş defa tekbir aldı. Bunu kendisine sordum. Dedi ki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) beş defa tekbir alırdı. Diğer tahric: Müslim, Tirmizi, Ebu Davud, Nesai ve Beyhaki de bunu rivayet etmişlerdir
Kesir bin Abdillah'ın dedesi (Amr bin Avf el-Yeşkuri) (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre: , Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (cenaze namazında) beş defa tekbir almıştır. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Kesir bin Abdillah hakkında Şafii: O, yalancılık temellerinden birisidir, demiştir. İbn-i Hibban da: O, babası aracılığıyla dedesinden, mevzu' hadislerden bir nusha rivayet etmiş, demiştir. İbn-i Abdi'l-Berr ve Nevevi: Onun zayıflığı hakkında ittifak var, demişlerdir. Ben derim ki: Bu, böyledir. Ancak Tirmizi Onun: Müslümanlar arasında sulh caizdir, mealindeki hadisi ile bayram namazındaki tekbirlere ait hadisini sahih saymıştır. Onun ravisi İbrahim bin Ali'yi de Buhari ve İbn-i Hibban zayıf saymışlar, bazıları da Ona yalancılık isnad etmişlerdir
بَابُ مَا جَاءَ فِي الصَّلَاةِ عَلَى الطِّفْلِ
Muğire bin Şu'be (r.a.)'den: şöyle demiştir: Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den işittim. Buyurdu ki : «Çocukl üzerinde cenaze namazı kılınır.» Diğer tahric: Ahmed, Ebu Davud, Nesai, İbn-i Hibban, Hakim ve Beyhaki de rivayet etmişlerdir. AÇIKLAMA 1508’de
Cabir bin Abdİllah (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir' «Çocuk doğarken istihlal ettiği (= hayat belirtisi gösterdiği) zaman üzerinde cenaze namazı kılınır. Ve mirasçı olur » Diğer tahric: Tirmizi ve Nesai AÇIKLAMA (1507, 1508): Muğire (r.a.)'in 1507 nodaki hadisini Ahmed, Ebu Davud, Nesai, İbn-i Hibban, Hakim ve Beyhaki de rivayet etmişlerdir. Tirmizi ve Ebu Davud'un uzunca olan rivayetlerindeki hadis, mealen şöyledir: «Binekli, cenazenin arkasında gider, yaya cenazenin her hangi bir tarafında yürüyebilir. Tıfıl üzerinde namaz kılınır.» Ebu Davud'un rivayetinde, "Tıfıl" kelimesi yerine "Sıkt" kelimesi vardır. Kamus'ta: "Tıfıl", herşeyin küçüğüne ve doğan çocuğa denilir. "Sıkt", ana rahminde asgari bekleme süresi dolmadan önce doğan çocuğa denilir, diye tarif yapılmıştır. Bu hadis düşük çocuk doğarken ses çıkarsın, çıkarmasın, yani hayat belirtisi bulunsun, bulunmasın üzerinde namaz kılmanın meşnlluğuna delalet eder. El-Menhel yazarının beyanına göre Ahmed ve Davud böyle hükmetmişlerdir. İbn-i Ömer (r.a.), İbnü'l-Müseyyeb ve İbn-i Sirin'den rivayet olunan da budur. Bu, yani Cabir (r.a.)'in hadisini Tirmizi ve Nesai de rivayet etmişlerdir. İstihlal: çocuğun doğarken çıkardığı sestir. Tuhfe yazarının nakline göre Nihaye'de: çocuğun istihlalinden maksad, ses çıkarmak veya hareket etmek veyahut aksırmak yahut da nefes alıp vermek gibi hayat belirtisidir, denilmiştir. İbnü'l-Humam da istihlali böyle tarif etmiştir. EI-Menhel yazarı da aynı şeyi söylemiştir: Bu hadise göre doğarken hayat belirtisi bulunan çocuk üzerinde cenaze namazı kılınır, aksi takdirde kılınmaz. EI-Menhel'de bildirildiğine göre Ebu Hanife, arkadaşları, Malik, Şafii ve Evzai böyle hükmetmişlerdir. Hadisin mirasla ilglli son kısmı Tirmizi'de şöyledir: «...İstihlal etmedikçe sabi mirasçı olmaz ve kendisinden miras alınmaz,» Mirasla ilgili fıkıh yönü "Feraiz" bölümündeki 2750 - 2751 nolu hadisler de inşaaIlah anlatılacaktır
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu demiştir: «Çocuklarınız üzerinde cenaze namazını kılınız. Çünkü şüphesiz onlar, sizin farat (= öncü)larınızdandırlar.» Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedinde bulunan el-Buhteri bin Ubeyd hakkında Ebu Naim el-İsbahani, Hakim ve Nakkaş: 0, babasından mevzu' hadisler rivayet etmiş, demişlerdir. Ebu Hatim, İbn-i Adiyy, İbn-i Hibban ve Darekutni onu zayıf görmüşler. EI-Ezdi de onu yalanlamıştır. Yakub bin Şeybe de meçhuldür, demiştir
بَابُ مَا جَاءَ فِي الصَّلَاةِ عَلَى ابْنِ رَسُولِ اللَّهِ ﷺ وَذِكْرِ وَفَاتِهِ
İsmail bin Ebi Halid (r.a.}'dan; şöyle demiştir: Ben, Abdullah bin Ebi Evfa (r.a.)'ya: Sen Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'n oğlu İbrahim'i gördün (mü?) dedim. Dedi ki : Küçük iken öldü. Eğer Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den sonra bir Nebi'in olmasına ilahi hüküm olmuş olsaydı Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in oğlu yaşıyacaktı. Lakin Efendimiz'den sonra hiç bir Nebi yoktur
Abdullah bin Abbas (r.a.)'dan: şöyle rlevayet edilmiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in oğlu İbrahim vefat edince Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) cenaze namazını kıldırdı. Ve şöyle buyurdu : «Şüphesiz Cennette onu emziren vardır. Eğer yaşamış olsaydı, sıddik bir nebi olacaktı. Eğer yaşamış olsaydı kıbti dayıları azat olacaktı. Ve hiç bir kıbti köle olarak kullanılmıyacaktı.» Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedindeki İbrahim bin Osman Ebu Şeybe Vasıt kadısıdır. Buhari onun hakkında: Alimler onun sika veya zayıflığı konusunda susmuşlar, demiştir. İbnü'l-Mübarek: Onun hakkında susarım, demiştir. İbn-i Muin: Sika değil, demiştir. Ahmed: Hadisi münkerdir, demiş. Nesai de: Hadisi metruktur. demiştir AÇIKLAMA 1512’de
Hüseyin bin Ali bin Ebi Talib (r.a.)'dan; şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in oğlu Kasım vefat edince (annesi) Hatice (r.anha) : Ya Resulallah! Kasım'ın az sütü taştı. Süt çağını bitirinceye kadar keşke Allah onu yaşatsaydı, dedi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): Onun, sütünü tamamlaması Cennettedir.» buyurdu. Hatice (r.anha) : Ya Resulallah: Eğer ben bunu bılebilsem bu bilgi, onun (vefat) işini bana kolaylaştıracak, dedi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Dilersen ben Allah Teala'ya dua edeyim de onun sesini sana duyurayım» bayurdu. Hatice (r.anha): Hayır Ben Allah'ı ve Resulünü tasdik ederim, dedi. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Ravi Hişam bin Ebi'l-Velid'i sika sayanı veya cerh edeni görmedim. Sindi: Ben derim ki: Hayır. Takrib yazarının Onun terkediimiş olduğunu söylediği nakledilmiştir. Ravi Abdullah bin İmran'a gelince, Ebu Hatim: 0, Salihtir, demiş; İbn-i Hibban da Onu sikalar arasında zikretmiştir. Sanedin kalan rayileri sikadır, demiştir. AÇIKLAMA (1510, 1511, 1512): İlk hadis, Buhari'de rivayet edilmiştir. Sindi, bunun izahında şöyle der: "Eğer efendimizden sonra bir peygamberin olmasına ilahi hüküm olmuş olsaydı..." cümlesi, muhtemelen İbrahim'in ölüm sebebini açıklamak içindir. Cümlenin dönüm noktası şu olur: İbrahim'in nebi olması, yaşamasına bağlanmıştır. Bu yorum, mezkur yorumun efendimiz tarafından bilinmesi esasına bağlıdır. Bunun benzerleri. bazı zayıf' yollarla Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den rivayet edildiği gibi, sahabilerden de bunun misli gelmiştir. Buna göre hadisin manası şöyle olur: "Eğer efendimizden sonra Peygamberliğin herhangi bir kimseye verilmesi takdir edilmiş olsaydı İbrahim'in yaşaması mümkün olurdu." Lakin yaşadığı takdirde İbrahim'in nebi olması takdir edildiği halde bir peygamberin gelmesi hükmü olmayınca İbrahim'in yaşamaması gerekir. Hadisteki mezkur cümlenin, İbrahim'in faziletini beyan için olması muhtemeldir. Buna göre şöyle yorum yapılır: Eğer efendimizden sonra bir nebi'nin gelmesi mukadder olsaydı, buna en layık olanı İbrahim olacaktı. Ve nebi olmak üzere yaşıyacaktı. Lakin bir nebinin gelmesi mukadder değildir. Dolayısıyla yaşaması gereği yoktur. Her iki ihtimale göre Peygamber (s.a.v.)'in erkek çocuğunun nebi olması lüzumu, hadisten çıkarılamaz. Dolayısıyla şöyle bir soru yöneltilemez: Peygamberlerin çocuklarının peygamber olması gerekmez. Eğer gerekseydi tüm insanların peygamber olması gerekirdi. Çünkü bütün insanlar, Adem (s.a.v.) ve Nuh (a.s.)'ın çocuklarıdır. Zevaid türünden olan ikinci hı:ıdise göre Peygamber (s.a.v.), vefat eden oğlu İbrahim'in cenaze namazını kılmıştır. İbrahim'in 16 veya 18 aylık iken vefat ettiği rivayetleri vardır. Ebu Davüd'un Aişe (r.anha)'dan olan bir rivayetinde Peygamber (s.a.v.)'in, İbrahim'in cenaze namazını kılmadığı bildirilmiştir. EI-Menhel yazan: Bundan maksad'ın, cemaata kıldırmamış olması muhtemeldir, demiştir. Ebu Davud'un Ata' (r.a.)'dan olan mürsel bir rivayetinde Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in, İbrahim'in cenaze namazını kıldırdığı belirtilmiştir. Bu hadisteki «Cennet'te onu emziren vardır.» cümlesi, İbrahim'in şeref ve değerini beyan etmek içindir. Sindi böyle demiştir. Çünkü Cennet, herhangi bir şeye ihtiyaç duyma yeri değildir. İbrahim'in annesi Mariye (r.anha) kıptilerden olduğu için, hadiste; kıptiler, İbrahim'in dayıları olarak gösterilmiştir. Tüm kıpti kölelerin azat edilmesi ve köle edinilmemesi ile ilgili cümle de İbrahim'in Allah katındaki kıymet ve yüceliğini açıklamak içindir. Son hadiste Zevaid türündendir. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)'in oğlu Kasım, Hatice (r.anha)'dan doğmadır. Peygamber (s.a.v.)'in en büyük çocuğudur. Onun ismine izafeten Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)'e Ebu'l-Kasım künyesi verilmiştir. Kaç yaşında iken vefat ettiği hususunda kesin bilgi edinilemedi. Bir kavle göre iki yıl, başka bir kavle göre ayakta yürüyebilecek yaşa kadar yaşamıştır. Diğer bir kavle göre, bineğe binebilecek yaşa kadar yaşamıştır. Onun, Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)'e risalet gelmeden önce vefat ettiğini söyliyenler olduğu gibi, daha sonra vefat ettiğini söyliyenler de vardır. Bu hadis, efendimize risalet görevi verildikten sonra Kasım'ın vefat ettiğine delalet eder. Kasım'ın Cennette sütünü tamamlaması ile ilgili cümle, bir önceki hadisteki cümleye benzer ve Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)'in çocuğunun yüceliğini beyan içindir. Hatice (r.anha)'nın ölen Kasım'ın sesini işitmesi için Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)'in teklifine verdiği karşılığın, Hatice (r.anha)'nın yüksek zeka ve üstün imanını yansıttığının es-Süheyli tarafından belirtildiği Sindi'de anlatılmıştır. Şöyle ki: Hatice (r.anha) berzahla ilgili bu olayı müşahade etmekle inanmaktan hoşlanmayıp gaybe iman sevabını almayı tercih etmiştir
بَابُ مَا جَاءَ فِي الصَّلَاةِ عَلَى الشُّهَدَاءِ وَدَفْنِهِمْ
Abdullah bin Abbas (r.a.)'den; şöyle demiştir: Uhud (savaşı) günü şehidlerin cenazeleri Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına getirildi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sırayla onar cenaze grubu üzerinde namaz kıldırmaya başladı. Hamza (r.a.)'ın cenazesi olduğu gibiydi. Diğer cenazeler (namaz bitiminde) kaldırılıyor (ve yerlerine başka cenazeler konuluyordu) Hamza (r.a.)'ın cenazesi, konulduğu gibiydi." Not: Sindi demiştir ki: Bunun senedinin hasen olduğu Zevaid'den anlaşılıyor
Cabir bin Abdillah (r.a.)'dan; şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Uhud (savaşı) şehidlerinden ikişer ve üçer kişiyi bir kabirde yerleştiriyordu. Ve (bize): «Bunlarin hangisi Kur'an'ı daha çok öğrenip hıfzetmiş?» diye soruyordu. Bu ikişer ve üçer şehidlerden birisine işaret edilince, onu kabre önce (ve kıble tarafına) koyuyordu ve: «(Kıyamet günü) Ben bunların hayatlarını feda ettiklerinin şahidiyim.» buyuruyordu. Ve şehitlerin yıkatılmadan, üzerlerinde namaz kılmadan kanları içinde defnedilmelerini emrediyordu." Diğer tahric: Ahmed, Buhari, Tirmizi, Ebu Davud, Nesai ve Beyhaki de bu hadisi rivayet etmişler; Tirmizi. hadisin hasen-sahih olduğunu bildirmiştir
İbn-i Abbas (r.a.\'dan: şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Uhud şehidlerinin üzerlerindeki demir ve deri aksamının soyulmasını ve onların, elbiseleri içerisinde, kanlarıyla defnedilmelerini emretti. Diğer tahric: Ebu Davud ve Beyhaki de bunu rivayet etmişlerdir
Cabir bin Abdillah (r.a.)'dan; şöyle demiştir: Uhud şehitleri, Medine'ye nakledilmiş oldukları halde Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), onların şehid edildikleri yerlere geri götürülmelerini emretti. Diğer tahric: Tirmizi, Ahmed, Ebu Davud, Nesai ve Beyhaki de buna benzer lafızlarla rivayet etmişlerdir
بَابُ مَا جَاءَ فِي الصَّلَاةِ عَلَى الْجَنَائِزِ فِي الْمَسْجِدِ
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir : «Kim bir cenaze üzerinde mescidde namaz kılarsa, ona bir şey yoktur.» Diğer tahric: Ebu Davud, Beyhaki ve İbn-i Ebi Şeybe'de bunu rivayet etmişlerdir
Aişe (r.anha)'dan: şöyle demiştir: Vallahi Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Süheyl bin Beyda (r.a.) üzerinde mescidden başka hiç bir yerde namaz kılmadı. İbn-i Maceh demiştir ki: Aişe (r.anha)'nın hadisi daha kuvvetlidir." Diğer tahric: Müslim. Tirmizi, Ebu Davud, Nesai ve Beyhaki de bunu rivayet etmişlerdir
بَابُ مَا جَاءَ فِي الْأَوْقَاتِ الَّتِي لَا يُصَلَّى فِيهَا عَلَى الْمَيِّتِ وَلَا يُدْفَنُ
Ukbe bin Amir el-Cüheni (r.a.)'den: şöyle demiştir: Üç saat vardır ki, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) o saatlerde ölülerimiz üzerinde namaz kılmamızdan veya o saatlerde ölülerimizi defnetmemizden bizi menederek: (Bu saatler) Güneş tam doğduğu zaman (dan göz ayarıyla bir mızrak boyu yükselinceye kadar), istiva gölgesinin (görünüşte) durduğu zaman (dan), güneş batıya kayıncaya kadar ve güneş batmaya eğildiği zaman (dan) hatıncaya. kadardır. Diğer tahric: Müslim, Ahmed, Tirmizi, Ebu Davud, Nesai ve Beyhaki de bunu rivayet etmişlerdir
İbn-i Abbas (r.a.)'dan; şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), ölen bir adam'ı geceleyin kabre bizzat koydu ve kabirde (defin işinde aydınlık olsun diye) lamba yakıldı. Diğer tahric: Tirmizi
Cabir bin Abdillah (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir : «Sizler bir zaruret ile karşılaşmadığınız müddetçe ölülerinizi geceleyin defnetmeyiniz.» Diğer tahric: Nesai de bunu benzer lafızlarla rivayet etmiştir
Cabir bin Abdillah (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre; Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Gece ve gündüz ölüleriniz üzerinde namaz kılınız (kılabilirsiniz.)» Not: Ravi İbn-i Lahia'nın zayıf olduğu ve el-Velid'in tedlisçi olduğu Zevaid'de bildirilmiştir
بَابٌ فِي الصَّلَاةِ عَلَى أَهْلِ الْقِبْلَةِ
İbn-i Ömer (r.a.)'dan; şöyle demiştir: Abdullah bin Ubeyy öldüğü zaman oğlu (Abdullah) (r.a.) Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek: Ya Resulallah! (Mübarek) gömleğini bana ver. Babamı onunla kefenleyim, dedi (Efendimiz gömleğini verdi). Sonra Resulallah tSallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: «Cenaze hazırlanınca bana haber veriniz (namazını kılayım.) Sonra Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Onun cenaze namazını kılmak isteyince Ömer bin el-Hattab (r.a.), efendimize (anladığımız kadarıyla): Bunun namazını kılmaman gerekir, dedi. Sonra Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namazını kıldı. Sonra Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ömer (r.a.)'e: «Ben şu iki şey arasında muhayyerim: (Allah Teala buyurmuş ki:) Münafıklara sen ister istiğfar et, ister istiğfar etme.» [Tevbe 80] buyurdu. Bunun üzerine Allah Sübhaneh: «O münafıklardan ölenlerin hiç birisinin üzerinde namaz kılma. Mezarı üstünde de durma.» [Tevbe 84-85] ayetini indirdi. Diğer tahric: Buhari, Müslim ve Nesai AÇIKLAMA 1524’te
Cabir (r.a.)den; şöyie demiştir; Medine'deki münafıkların reisi (Abdullah bin Ubeyy) öldü ve Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in kendi gömleğini ona kefen yapmasını vasiyet etti. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onun cenaze namazını kıldı. Kendi gömleğiyle onu kefenledi ve kabri başında durdu. Bunun üzerine Allah Teala : «Münafıklardan ölen hiç birisinin üzerinde namaz kılma, mezarı başında da durma.»[Tevbe 84] ayetini indirdi
Vasile bin el-Eska (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Her müslüman ölü üzerinde namaz kılınız ve her emirle beraber cihad ediniz.» Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedinde bulunan Utbe bin Yekzan zayıftır. Haris bin Nebhan'in zayıflığı üzerinde ittifak vardır. Ebu Said el-Matlub kezzabtır
Cabir bin Semure (r.a.)'den; şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Seilem)'in ashabından bir adam yaralandı. Yara ona eziyet verdi. Bunun üzerine yaralı, okların demir kısımlarının bulunduğu yere yavaş yavaş giderek bunlarla kendini boğazladı. Nebi {Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onun üzerinde namaz kılmadı. Cabir (r.a.) demiştir ki: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in namaz kılmayışı bir te'dib idi." Diğer tahric: Ahmed, Müslim, Tirmizi, Ebu Davud, Nesai ve Beyhaki de bunu rivayet etmişlerdir. Bazı rivayetler uzundur
بَابُ مَا جَاءَ فِي الصَّلَاةِ عَلَى الْقَبْرِ
Ebu Hureyre (r.a.)'den; şöyle demiştir: Siyah bir kadın Mescidi Nebevi'yi süpürüyordu. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onu göremedi. Bir kaç gün sonra kadını sordu. Denildi ki: O kadın öldü. Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem} : «Neden bana haber vermediniz?» buyurdu. Sonra Onun kabrine giderek üzerinde namaz kıldı. Diğer tahric: Buhari, Müslim, Ebu Davud, İbn-i Hibban, Hakim ve Beyhaki de rivayet etmişlerdir. AÇIKLAMA 1533’te
Zeyd bin Sabit'in büyük kardeşi Yezid bin Sabit (r.a.)'dan; şöyle demiştir: (Bir gün) Biz, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile beraber (dışarı) çıktık. Efendimiz Baki'a varınca yeni bir kabirle karşılaştı ve kime ait olduğunu sordu. Dediler ki: Falan kadınındır. Efendimiz, o kadını tanıdı ve: «Neden onun cenazesinden bana haber vermediniz?» buyurdu. Dediler ki: Sen gündüzün ortasında uyuyordun. Oruçlu idin. Bu sebeple sana haber vermekten hoşlanmadık. Efendimiz: «Yapmayınız (bir daha böyle bir şey) bilmiyeyim. Ben aranızda olduğum müddetçe sizden herhangi bir kimse öldüğünde mutlaka Onu bana haber veriniz. Çünkü üzerinde kıldığım namaz, onun için rahmettir." buyurdu. Sonra kabrin yanına vardı. Biz de Onun arkasında saf olduk. Kabir üzerinde dört tekbir aldı (cenaze namazı kıldı.)» Diğer tahric: Bunu Ahmed, Nesai ve İbn-i Hibban da rivayet etmişlerdir. AÇIKLAMA 1533’te
Amir bin Rabia (r.a.)'den; şöyle demiştir: Siyah bir kadın öldü. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e haber verilmedi. Definden sonra haberdar edildi. Bunun üzerine: «Niçin bunu bana haber vermediniz?» buyurdu. Sonra ashabına: «Kadın(ın kabri) üzerinde saf olunuz.» buyurdu ve üzerinde namaz kıldırdı. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bu hadisin aslını başkası rivayet etmiştir. Bu isnad hasendir. Çünkü ravi Ya'kub bin Humeyd'in sikalığı ihtilaflıdır. AÇIKLAMA 1533’te
Abdullah bin Abbas (r.a.)'dan: şöyle demiştir: Bir adam öldü. (Hasta iken) Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onu ziyaret ediyordu. Onu gece defnettiler. Sabah olunca ölümünü Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e haber verdiler. Efendimiz: Bana (geceleyin) haber vermenizden sizi alıkoyan ne idi?» buyurdu. Dediler ki: Gece idi, karanlık vardı. Sana meşakkat etmek istemedik. Bunun üzerine Efendimiz, adamın kabrine vararak üzerinde namaz kıldı. Bu hadis’in benzerini Buhari ve Tirmizi de rivayet etmişlerdir. AÇIKLAMA 1533’te
Enes (r.a.)'den; şöyle demiştir: Bir ölü defnedildikten sonra Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kabir üzerinde cenaze namazını kıldı." Bunu Bezzar da rivayet etmiştir. Diğer Kütüb-i Sitte'de rastlamadım AÇIKLAMA 1533’te
Büreyde (r.a.)'den; şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir ölü üzerinde definden sonra cenaze namazını kıldı. Not: Zevaid'de .şöyle denilmiştir: Bunun isnadı hasendir. Ebu Sinan ve ondan aşağı ravilerin sikalığı ihtilaflıdır. AÇIKLAMA 1533’te