Ebu Said (r.a.)'den; şöyle demiştir: Siyah bir kadın. Mescidi Nebevi'yi süpürüyordu. Geceleyin vefat etti. Sabahleyin Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e kadının ölümü haber verildi. Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Niçin (geceleyin) bana haber vermediniz?» buyurdu. Sonra ashabıyla beraber çıkıp, kadının kabri üzerinde durdu. Cemaat onun arkasında olduğu halde kadın üzerinde tekbir aldı (cenaze namazını kıldırdı). Ona dua etti, sonra dönüp geldi. Not: Bunun senedindeki ravi İbn-i Lahia'nın zayıflığı Zevaid'de bildirilmiştir
Sünen-i İbn Mâce › Kitâb 6 · CenâzelerKonum
- ·Sünnet (Mukaddime)266
- 1Tahâret ve Sünnetleri400
- 2Namaz39
- 3Ezan ve Sünnetleri29
- 4Mescidler ve Cemaatler68
- 5Namazın İkâmesi ve Sünnetleri630
- 6Cenâzeler205
- 7Oruç145
- 8Zekât62
- 9Nikâh171
- 10Talâk78
- 11Keffâretler47
- 12Ticâret171
- 13Hükümler (Ahkâm)67
- 14Hibeler15
- 15Sadakalar46
- 16Rehin53
- 17Şuf'a10
- 18Buluntu Mallar (Lukata)10
- 19Köle Azâdı20
- 20Had Cezâları82
- 21Diyet80
- 22Vasiyyetler24
- 23Mîrâs Payları34
- 24Cihâd129
- 25Hac Menâsiki238
- 26Kurbanlar42
- 27Kesim (Zebâih)38
- 28Av51
- 29Yiyecekler120
- 30İçecekler65
- 31Tıp114
- 32Elbise107
- 33Âdâb170
- 34Dua66
- 35Rüya Tabiri34
- 36Fitneler175
- 37Zühd242
- 1بَابُ مَا جَاءَ فِي عِيَادَةِ الْمَرِيضِ
- 2بَابُ مَا جَاءَ فِي ثَوَابِ مَنْ عَادَ مَرِيضًا
- 3بَابُ مَا جَاءَ فِي تَلْقِينِ الْمَيِّتِ لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ
- 4بَابُ مَا جَاءَ فِيمَا يُقَالُ عِنْدَ الْمَرِيضِ إِذَا حُضِرَ
- 5بَابُ مَا جَاءَ فِي الْمُؤْمِنِ يُؤْجَرُ فِي النَّزْعِ
- 6بَابُ مَا جَاءَ فِي تَغْمِيضِ الْمَيِّتِ
- 7بَابُ مَا جَاءَ فِي تَقْبِيلِ الْمَيِّتِ
- 8بَابُ مَا جَاءَ فِي غُسْلِ الْمَيِّتِ
- 9بَابُ مَا جَاءَ فِي غَسْلِ الرَّجُلِ امْرَأَتَهُ، وَغَسْلِ الْمَرْأَةِ زَوْجَهَا
- 10بَابُ مَا جَاءَ فِي غُسْلِ النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
- 11بَابُ مَا جَاءَ فِي كَفَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
- 12بَابُ مَا جَاءَ فِيمَا يُسْتَحَبُّ مِنَ الْكَفَنِ
- 13بَابُ مَا جَاءَ فِي النَّظَرِ إِلَى الْمَيِّتِ إِذَا أُدْرِجَ فِي أَكْفَانِهِ
- 14بَابُ مَا جَاءَ فِي النَّهْيِ عَنِ النَّعْيِ
- 15بَابُ مَا جَاءَ فِي شُهُودِ الْجَنَائِزِ
- 16بَابُ مَا جَاءَ فِي الْمَشْيِ أَمَامَ الْجِنَازَةِ
- 17بَابُ مَا جَاءَ فِي النَّهْيِ عَنِ التَّسَلُّبِ مَعَ الْجِنَازَةِ
- 18بَابُ مَا جَاءَ فِي الْجِنَازَةِ، لَا تُؤَخَّرُ إِذَا حَضَرَتْ، وَلَا تُتْبَعُ بِنَارٍ
- 19بَابُ مَا جَاءَ فِيمَنْ صَلَّى عَلَيْهِ جَمَاعَةٌ مِنَ الْمُسْلِمِينَ
- 20بَابُ مَا جَاءَ فِي الثَّنَاءِ عَلَى الْمَيِّتِ
- 21بَابُ مَا جَاءَ فِي أَيْنَ يَقُومُ الْإِمَامُ إِذَا صَلَّى عَلَى الْجِنَازَةِ
- 22بَابُ مَا جَاءَ فِي الْقِرَاءَةِ عَلَى الْجِنَازَةِ
- 23بَابُ مَا جَاءَ فِي الدُّعَاءِ فِي الصَّلَاةِ عَلَى الْجِنَازَةِ
- 24بَابُ مَا جَاءَ فِي التَّكْبِيرِ عَلَى الْجِنَازَةِ أَرْبَعًا
- 25بَابُ مَا جَاءَ فِيمَنْ كَبَّرَ خَمْسًا
- 26بَابُ مَا جَاءَ فِي الصَّلَاةِ عَلَى الطِّفْلِ
- 27بَابُ مَا جَاءَ فِي الصَّلَاةِ عَلَى ابْنِ رَسُولِ اللَّهِ ﷺ وَذِكْرِ وَفَاتِهِ
- 28بَابُ مَا جَاءَ فِي الصَّلَاةِ عَلَى الشُّهَدَاءِ وَدَفْنِهِمْ
- 29بَابُ مَا جَاءَ فِي الصَّلَاةِ عَلَى الْجَنَائِزِ فِي الْمَسْجِدِ
- 30بَابُ مَا جَاءَ فِي الْأَوْقَاتِ الَّتِي لَا يُصَلَّى فِيهَا عَلَى الْمَيِّتِ وَلَا يُدْفَنُ
- 31بَابٌ فِي الصَّلَاةِ عَلَى أَهْلِ الْقِبْلَةِ
- 32بَابُ مَا جَاءَ فِي الصَّلَاةِ عَلَى الْقَبْرِ
- 33بَابُ مَا جَاءَ فِي الصَّلَاةِ عَلَى النَّجَاشِيِّ
- 34بَابُ مَا جَاءَ فِي ثَوَابِ مَنْ صَلَّى عَلَى جِنَازَةٍ وَمَنِ انْتَظَرَ دَفْنَهَا
- 35بَابُ مَا جَاءَ فِي الْقِيَامِ لِلْجِنَازَةِ
- 36بَابُ مَا جَاءَ فِيمَا يُقَالُ إِذَا دَخَلَ الْمَقَابِرَ
- 37بَابُ مَا جَاءَ فِي الْجُلُوسِ فِي الْمَقَابِرِ
- 38بَابُ مَا جَاءَ فِي إِدْخَالِ الْمَيِّتِ الْقَبْرَ
- 39بَابُ مَا جَاءَ فِي اسْتِحْبَابِ اللَّحْدِ
- 40بَابُ مَا جَاءَ فِي الشَّقِّ
- 41بَابُ مَا جَاءَ فِي حَفْرِ الْقَبْرِ
- 42بَابُ مَا جَاءَ فِي الْعَلَامَةِ فِي الْقَبْرِ
- 43بَابُ مَا جَاءَ فِي النَّهْيِ عَنِ الْبِنَاءِ عَلَى الْقُبُورِ، وَتَجْصِيصِهَا، وَالْكِتَابَةِ عَلَيْهَا
- 44بَابُ مَا جَاءَ فِي حَثْوِ التُّرَابِ فِي الْقَبْرِ
- 45بَابُ مَا جَاءَ فِي النَّهْيِ عَنِ الْمَشْيِ عَلَى الْقُبُورِ، وَالْجُلُوسِ عَلَيْهَا
- 46بَابُ مَا جَاءَ فِي خَلْعِ النَّعْلَيْنِ فِي الْمَقَابِرِ
- 47بَابُ مَا جَاءَ فِي زِيَارَةِ الْقُبُورِ
- 48بَابُ مَا جَاءَ فِي زِيَارَةِ قُبُورِ الْمُشْرِكِينَ
- 49بَابُ مَا جَاءَ فِي النَّهْيِ عَنْ زِيَارَةِ النِّسَاءِ الْقُبُورَ
- 50بَابُ مَا جَاءَ فِي اتِّبَاعِ النِّسَاءِ الْجَنَائِزَ
- 51بَابٌ فِي النَّهْيِ عَنِ النِّيَاحَةِ
- 52بَابُ مَا جَاءَ فِي النَّهْيِ عَنْ ضَرْبِ الْخُدُودِ، وَشَقِّ الْجُيُوبِ
- 53بَابُ مَا جَاءَ فِي الْبُكَاءِ عَلَى الْمَيِّتِ
- 54بَابُ مَا جَاءَ فِي الْمَيِّتِ يُعَذَّبُ بِمَا نِيحَ عَلَيْهِ
- 55بَابُ مَا جَاءَ فِي الصَّبْرِ عَلَى الْمُصِيبَةِ
- 56بَابُ مَا جَاءَ فِي ثَوَابِ مَنْ عَزَّى مُصَابًا
- 57بَابُ مَا جَاءَ فِي ثَوَابِ مَنْ أُصِيبَ بِوَلَدِهِ
- 58بَابُ مَا جَاءَ فِيمَنْ أُصِيبَ بِسِقْطٍ
- 59بَابُ مَا جَاءَ فِي الطَّعَامِ يُبْعَثُ إِلَى أَهْلِ الْمَيِّتِ
- 60بَابُ مَا جَاءَ فِي النَّهْيِ عَنْ الِاجْتِمَاعِ إِلَى أَهْلِ الْمَيِّتِ وَصَنْعَةِ الطَّعَامِ
- 61بَابُ مَا جَاءَ فِيمَنْ مَاتَ غَرِيبًا
- 62بَابُ مَا جَاءَ فِيمَنْ مَاتَ مَرِيضًا
- 63بَابٌ فِي النَّهْيِ عَنْ كَسْرِ عِظَامِ الْمَيِّتِ
- 64بَابُ مَا جَاءَ فِي ذِكْرِ مَرَضِ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
- 65بَابُ ذِكْرِ وَفَاتِهِ وَدَفْنِهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
(6) Kitâb: Cenâzeler
بَابُ مَا جَاءَ فِي الصَّلَاةِ عَلَى الْقَبْرِ
بَابُ مَا جَاءَ فِي الصَّلَاةِ عَلَى النَّجَاشِيِّ
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Şüphesiz Necaşi öldü» buyurdu. Sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ve ashabı Baki'a çıktılar. Efendimiz bizi arkasında saf dizdi ve Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) önümüze geçerek (namaza durdu) dört tekbir aldı. Diğer tahric: Ahmed ve Kütüb-i Sitte sahipleri bunu rivayet etmişlerdir. Ebu Davud'un rivayetinde: 'Necaşi (r.a.)'in öldüğü gün Nebi (s.a.v.) Onun ölümünü ashabına bildirdi.' ifadesi vardır
İmran bin el-Husayn (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu demiştir: «Şüphesiz kardeşiniz Necaşi öldü. Üzerinde namaz kılınız.» İmran (r.a.) demiştir ki: Efendimiz namaza kalktı. Biz de Onun arkasında namaz kıldık. Ben ikinci safta idim. İki saf halinde Onun namazını kıldırdı. Diğer tahric: Tirmzi, Nesai, İbn-i Hibban ve Beyhaki de rivayet etmişlerdir. BİLGİ 1538’de
Mücemmi' bin Cariye el-Ensari (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir : «Şüphesiz kardeşiniz Necaşi öldü. Kalkın üzerinde namaz kılınız.» Efendimiz arkasına bizi iki saf halinde dizdi. Not: İsnadının sahih ve ricalinin sika oldukları Zevaid'de bildirilmiştir. BİLGİ 1538’de
Huzeyfe bin Esid (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sahabileri (dışarı) çıkararak : «Yerinizden başka bir yerde ölen bir kardeşinizin üzerinde namaz kılınız.» buyurdu. Sahabiler: Kim O? diye sordular. Efendimiz: «Necaşi!» buyurdu. BİLGİ 1538’de
İbn-i Ömer (r.a.)'dan; şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Necaşi (r.a.) üzerinde (ğıyabi) cenaze namazı kıldı da (namazda) dört tekbir aldı. Not: İsnadının sahih ve ricalinin sika oldukları Zevaid'de bildirilmiştir
بَابُ مَا جَاءَ فِي ثَوَابِ مَنْ صَلَّى عَلَى جِنَازَةٍ وَمَنِ انْتَظَرَ دَفْنَهَا
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir : «Kim bir cenaze namazını kılarsa Ona bir kırat (sevap) vardır. Kim cenazenin defin işi bitinceye kadar beklerse Ona iki kırat (sevap) vardır.» Sahabiler: İki kırat nedir? diye sordular. Buyurdu ki: «İki dağ mislidir.» Diğer tahric: Bunu, Ahmed ve Kütüb-i Sitte sahipleri rivayet etmişlerdir. AÇIKLAMA 1541’de
Sevban (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Bir cenaze üzerinde namaz kılana bir kırat (sevap) vardır ve cenazenin defninde (de) bulunana iki kırat (sevap) vardır.» Sevban (r.a.) demiştir ki: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e kırat'ın ne olduğu soruldu. Buyurdu ki: «Uhud (dağı) mislidir.» Diğer tahric: Müslim AÇIKLAMA 1541’de
Ubey bin Ka'b (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Bir cenaze üzerinde namaz kılana bir kırat (sevap) vardır. Defin işi bitinceye kadar cenazede hazır bulunana iki kırat (sevap) vardır. Muhammed'in nefsi kudret elinde olan (Allah) a yemin ederim ki kırat, şu Uhud dağından büyüktür.» Not: Bunun senedindeki ratvi Haccac bin Ertat'ın tedlisçiliği nedeniyle senedin zayıflığı Zevaid'de bildirilmiştir
بَابُ مَا جَاءَ فِي الْقِيَامِ لِلْجِنَازَةِ
Amir bin Rabia (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Cenazeyi gördüğünüz zaman, cenaze geçip sizi arkasında birakıncaya kadar veya (yere) indirilinceye kadar ayağa kalkınız. (Ayakta durunuz.)» Diğer tahric: Kütüb-i Sitte sahipleri ve Beyhaki bunu rivayet etmişlerdir
Ebu Hureyre (r.a.)'detı; şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanından bir cenaze geçirildi. Kendisi ayağa kalktı ve (bize): «Ayağa kalkınız. Çünkü şüphesiz ölüm için korku ve dehşet vardır.» buyurdu. Not: Bunun isnadının sahih ve ricalinin sika oldukları Zevaid'de bildirilmiştir
Ali bin Ebi Talib (r.a.)'den; şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir cenazenin geçmesi dolayısıyla ayağa kalktı, biz de kalktık. Nihayet ayağa kalkmayı terkedip oturdu. Artık biz de ayağa kalkmayı terkedip oturduk. Diğer tahric: Müslim, Tirmizi, Ebu Davud, Nesa, Ahmed, İbn-i Ebi Şeybe ve Beyhaki de bunu rivayet etmişlerdir
Ubade bin es-Samit (r.a.)'den; şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir cenaze ile gittiği zaman; cenaze kabre indirilinceye kadar oturmazdı. Sonra bir Yahudi alimi Ona uğrayıp: Ya Muhammed ! Biz böyle yaparız, dedi. Bundan sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) oturdu ve (bize): «Yahudilere muhalefet ediniz. (Oturunuz.)» buyurdu. Not: Sindi: Bunun senedinin zayıf olduğu söylenmiş, demiştir. Diğer tahric: Ebu Davud, Tirmizi Tahavi, Bezzar ve Beyhaki de bunu rivayet etmişlerçlir
بَابُ مَا جَاءَ فِيمَا يُقَالُ إِذَا دَخَلَ الْمَقَابِرَ
Aişe (r.anha.)'dan; şöyle demiştir: Ben bir defa Onu —yani Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i evde— bulamadım da (aradım.) Baktım ki Baki' mezarlığındadır. Şöyle buyurdu: «Selam sizlere ey mu'min bir kavmin kabristan (halk)ı! Siz bizim için faratlar (önceden gidenlerimiz) siniz ve biz muhakkak size iltihak edicileriz. Allah'ım! Bizi onların sevabından mahrum etme. Ve bizi onlardan sonra hak yoldan saptırma.» Farat: Yola çıkacak bir kavmin varacağı yerde gerekli hazırlığı yapmak üzere oraya gidecek öncülere denilir. AÇIKLAMA 1547’de
Büreyde (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sahabilerine, kabristana çıkacakları zaman (ne söyleyeceklerini) öğretirdi. (Onlardan mezarlığa gideni) şöyle derdi: السلام عليكم، أهل الديار من المؤمنين والمسلمين، وإنا إن شاء اللَّه بكم لاحقون. نسأل اللَّه لنا ولكم العافي Meali: «Selam sizlere ey bu diyarın mu'min ve müslüman halkı! Biz de inşaallah sizlere iltihak edicileriz. Allah'tan kendimize ve sizlere afiyet dileriz.» AÇIKLAMA (1546, 1547): Aişe (r.anha)'nın hadisinin benzerini, Müslim daha uzun metin halinde rivayet etmiştir. Fakat buradaki; اللهم! لا تحرمنا أجرهم ولا تفتنا بعدهم duasına. oradaki rivayette rastlıyamadım. Aşe (r.anha)'nın Müslim'deki rivayetinde Nebi (s.a.v.)'in Baki' kabristanına vardığında Baki' deki ölülere hitabı şöyledir: BURAYA ALINAN METNİ MÜSLİMDE BULAMADIM Yine Aişe (r.anha)'nın Müslim'deki bir rivayetine göre Nebi (s.a.v.) Ona kabristandakilere şöyle hitab etmesini öğretmiştir: السلام عليكم دار قوم مؤمنين. وأتاكم ما توعدون غدا. مؤجلون. وإنا، إن شاء الله، بكم لاحقون. 1546’daki Büreyde (r.a.)'in hadisini de Müslim rivayet etmiştir. Dar kelimesinin asıl manası evdir. "Diyar"da onun çoğuludur. Hattabi: Mezarlığa Dar denilebileceği, hadisten anlaşılıyor. Doğrusu da budur. Çünkü Dar, Arap dilinde meskene denildiği gibi; harabelere de Dar denilir, demiştir. EI-Menhel yazarı da: Kabirlere Dar denilmiş. Çünkü kabirler, dirilerin meskenlerine benzer. Diriler, meskenlerde toplandıkları gibi, ölüler de kabirlerde toplanır, demiştir Hadisler: Dirilere olduğu gibi ölülere de selam vermenin meşruluğuna delalet ederler. Hadislerde ''İnşaallah biz de sizlere iltihak edicileriz" buyurulmuştur. Ölülere iltihak etmek kesindir. Burada teberrüken veya sözü süslemek için inşaaIlah sözü kullanılmıştır. Şöyle bir ihtimal de var: Imanla ölmek kesin olmadığı için inşaaIlah denilmiştir. Veyahut Nebi (s.a.v.) kabristana gittiği zaman beraberinde ihlaslı mü'minler bulunduğu gibi muhtemelen münafıklar da vardı. Münafıkların durumuna işaret olmak üzere: «İnşaaIlah» buyurulmuştur. Hadisler; kabir ziyaretine gidildiğinde bu kelimeleri söylemenin meşruluğuna deMlet ediyorlar. Hadis kitaplarında söylenmesi meşru kılınan başka kelimeler de vardır. EI-Menhel yazarı, meşru kabir ziyaretinin adabını Nevevi'den naklen özetle şöyle ifade eder: "Kabir ziyaretçisi; alçak gönüllü, Allah'ın azametini düşünücü, kendisinden önce ölenlerden ibret alıcı olarak ve Allah rızası için mezarlığa gitmelidir. Kabrin yanına vardığı zaman sırtını kıbleye verip yüzünü kabre döndürerek selam verir, Ve dua eder. Hadislerde varid olan selam ve dua şeklini tercih etmelidir. Nebi (s.a.v.) Baki'yea gittiği zaman ayakta durduğu gibi ziyaretçi ayakta durmalıdır. Ancak bir özür varsa oturmakta beis yoktur. Kabrin çevresinde tavaf yapmak, kabir sahibinden dilekte bulunmak sakıncalıdır." (Yani ziyaretçi: Ey kabir sahibi!. Bana evlad ver, beni şu kazadan koru v.b. sözlerden sakınmalıdır. Çünkü veren koruyan sadece Allah'tır.) Mahir: Bu tür istekler kişi'yi küfre, hatta en büyük günah olan şirke götürür. Salih kişi'nin hatrına Allah'tan istemek farklıdır ki, 'Allahım falanın hürmetine bana.......' şeklinde istek te yine Allah'tan taleb edilir. Bu konu bu şekilde ele alunırsa güzel ve sağlam olur. Şefaat edici zümreler vardır; Nebiler, Şehidler ve Salihler gibi. Bununla beraber Şefaat iznini miktarını belirleyen sadece ve sadece Herşeye hakim olan, Kadir-i Mutlak ve Mütekebbir olan Allah Azimun Alim'dir. Ölü'den Allah'ın izniyle istemeye gelince: Ölünün işitmesi ihtilaflı olup işitse bile yine de ona işittiren Allahtır. Emin olunuz ki direkt olarak Allah'tan istemek kadar sağlam değildir. Yukarıda da bahsettiğim gibi Salih kişinin hürmetini dua'da zikrederken Allah'tan istenmelidir. En doğrusunu Allahu Alimun halim bilir. Kabrin başında Kur'an okumaya gelince: 1- Ebu Hanife, bu konuda sahih bir hadis bulunmadığı gerekçesiyle mekruh görmüşse de Hanefi mezhebinin tercih edilen kavline göre Kur'an okumak müstehabtır. Çünkü bu konuda eserler vardır. Ziyaretçi, bilhassa Yasin suresini okumalıdır. Hanefiler'in 'Durru'l-Nuhtar' adlı fıkıh kitabmda; kabir ziyaretinde Yasin suresi okunur, denilmiştir. İbn-i Abidin de bu sözle ilgili olarak: Çünkü "Kabristana girip Yasin suresini okuyan olursa Allah o gün için azabtaki ölülerin azabını hafifletir ve okuyucu için ölü sayısınca hasenat alır." mealinde hadis varid olmuştur, der. EI-Lubab şerhinde: Ziyaretçi Fatiha, Bakara'nın ilk sahitesini Ayetü'l-Kürsi'yi, Amene'r-Resulu, Yasin ,Mülk, Tekasur surelerini ve oniki, onbir, yedi veya üç defa ihlas suresini okur; Sonra: Allah'ım! Şu okuduğumun sevabını falana veya şunlara ulaştır diye dua eder, denilmiştir. 2- Şafiiler'e göre ziyaretçinin Kur'an okuması müstehabtır.Nevevi el-Mecmu'da: Ziyaretçinin kabristana selam vermesi, ziyaret ettiği ölüye ve bütün kabristandakilere dua etmesi, Kur'an okuması ve sonra ölülere dua etmesi müstehabtır. Şafii'nin bu hususta nassı vardır. Arkadaşları da müttefiken te'yid etmişlerdir. 3- Hanbeliler'e göre Kur'an okunmalıdır. El-Muğni de: Ahmed 'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Kabristana girdiğin zaman üç defa Ayete'l-Kül'si ve İhlas suresini oku. Sonra de ki: Allah'ım! Bunun sevabı şu kabristan ehlinedir. Ölülere dua, istiğfar, sadaka ve Hac gibi hayratın sevabının bağışlanmasında bir ihtilaf bilemiyoruz. Ahmed; Ölüye hayrın her çeşidi ulaşır. Çünkü bu hususta varid olan nasslar vardır, d9miştir. 4- Malikiler'e göre kabir üzerinde Kur'an okumak mekruhtur. Çünkü Selef'in böyle bir tatbikatı yoktur. Selefin yaptığı şey, sadaka ve duadır. Malikiler'in bazılarına göre Kur'an okuyup sevabını ölüye bağışlamakta beis yoktur. İnşaaIlah ölÜye sevab hası1 olur
بَابُ مَا جَاءَ فِي الْجُلُوسِ فِي الْمَقَابِرِ
Bera' bin A'zib (r.a.)'den; şöyle demiştir: Biz, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in beraberinde bir cenazeye çıktık. Efendimiz mezarlıkta kıbleye doğru oturdu
Bera' bin A'zib (r.a.)'den; şöyle demiştir: Biz, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in beraberinde bir cenazeye çıktık da kabrin yanına vardık. Efendimiz oturdu. Biz de sanki başlarımızın üstünde kuşlar konmuş gibi oturduk. Diğer tahric: Ebu Davud ve Nesai de rivayet etmişlerdir
بَابُ مَا جَاءَ فِي إِدْخَالِ الْمَيِّتِ الْقَبْرَ
Abdullah bin Ömer (r.a.)'den: şöyle demiştir: Ölü kabre dahil edildiği zaman Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) بسم اللَّه. وعلى ملة رسول اللَّه buyururdu. Ravi Ebu Halid bir defa demiştir ki: İbn-i Ömer (r.a.) şöyle demiştir: Ölü kabrine indirildiği zaman Efendimiz: بسم اللَّه. وعلى سنة رسول اللَّه buyurdu. Ravi Hişam kendi hadisinde: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in şu kelimeleri buyurduğunu söylemiştir: بسم اللَّه. وفي سبيل الله. وعلى ملة رسول اللَّه Diğer tahric: Bu hadisi Ahmed, Ebu Davud ve Beyhaki de rivayet etmişlerdir
Ebu Rafi' (r.a.)'den şöyle demiştir: (Ölen Sa'd (r.a.)'in cesedi kabre indirildiği zaman) Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Sa'd (r.a.)'ın cesedini yavaşça ve tedricen na'şın üzerinden çekip çıkardı. (Ve kabre indirdi) kabrinin üstüne de su serpti. Not: Zcvaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedindeki ravi Mendel bin Ali zayıftır. Muhammed bin Ubeydullah'ın zayıflığı hususunda ittifak vardır, AÇIKLAMA 1552’de
Ebu Said (r.a.)'den; şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (kabre indirileceği zaman kabrin) kıble tarafından alınarak karşılandı ve na'şın üzerinden yavaşça çekip çıkarıldı. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun isnadında bulunan Atiyye el-Avri'yi imam Ahmed zayıf saymıştır
Said bin el-Müseyyeb (r.a.)'den; şöyle demiştir: Ben İbn-i Ömer (r.a.) ile beraber bir cenaze de bulundum. İbn-i Ömer (r.a.), cenazeyi kabre indirdiği zaman: بسم اللَّه. وفي سبيل الله. وعلى ملة رسول الله. dedi. Sonra lahid üzerinde kerpiçlerin dizilmesine başlanınca; İbn-i Ömer (r.a.): اللهم! أجرها من الشيطان ومن عذاب القبر. اللهم! جاف الأرض عن جنبيها، وصعد روحها، ولقها منك رضوانا. =''Allahım! Bu cenazeyi şeytan'dan ve kabir azabından koru. Allahım! yeri onun yanlarından uzak tut ruhunu yükselt, onu katından rızaya kavuştur.'' dedi. Ben: Ya İbn-i Ömer! (bu söylediklerin) Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den işittiğin bir şeymidir? Yoksa kendi re'yinlemi söyledin? dedim. Kendisi: Şu halde ben söz söylemeye kadir miyim? Bil-Akis Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den işittiğim bir şeydir. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedindeki Hammad bin Abdirrahman'ın zayıflığı üzerinde ittifak vardır
بَابُ مَا جَاءَ فِي اسْتِحْبَابِ اللَّحْدِ
İbn-i Abbas (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu. demiştir: Lahd (usulü) bizedir, şak (usulü) başkalarınadır. Diğer tahric: Bu hadisi, Tirmizi, Ebu Davud ve Nesai de rivayet etmişlerdir
Cerir bin Abdillah el-Beceli (r.a.)'den şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurduki: ''Lahd (usulü) bizedir, şak (usulü) başkalarınadır. '' Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedi zayıftır .. Çünkü alimlar Ebu'l•Yakzan künyeli Osman bin Umeyr'in zayıflığı üzerinde ittifak etmişlerdir. Bu hadis, İbn•i Abbas (r.a.)'ın rivayetinden olmak üzere dört sünende vardır. Ve Sa'd bin Ebi Vakkas (r.a.)'in rivayetinden olarak Müslim'de ve başka kitaplarda vardır
Amir bin Sa'd (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre, (babası) Sa'd (bin ebi Vakkasr.a.vefat edeceği zaman): Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e yapıldığı gibi bana da lahd kazınız ve üstüme kerpiçler dikiniz. (üstümü kerpiçle örtünüz) dedi. Diğer tahric: Bunu, Müslim ve Nesai de rivayet etmişlerdir
بَابُ مَا جَاءَ فِي الشَّقِّ
Enes bin Malik (r.a.)'den; şöyle demiştir. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) vefat ettiği zaman, Medine de lahid kazıcı bir adam ve şah kazıcı bir diğer adam vardı. Sahabiler: Biz Rabbimiz'den hayırlısını diliyerek ikisine de (haber) gönderelim. Hangisi sonra gelirse onu bırakırız dediler. Ve ikisine de haber gönderildi. Lahit kazıcısı önce geldi. Bunun üzerine Sahabiler, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) için lahit kazdırdılar. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedinde bulunan Mübarek bin Fudale'yi cumhur sika saymıştır. Ve kendisi burada tahdisle rivayet etmiştir. Artık tediis yapması imkanı zail olmuştur. Senedin kalan ricali sika zatlardır. Bu sebeple isnad sahihtir
Aişe (r.anha)'dan; şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) vefat edince kabrin lahit veya şak usulü ile kazılması hususunda sahabiler arasında ihtilaf oldu. Hatta bu hususta konuştular. Ve sesleri yükseldi. Bunun üzerine Ömer (b. el-Hattab r.a.): Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanında ne hayatta iken, nede vefat etmiş iken bağıramazsınız. -Veya buna benzer bir söz söyledi- Şak kazıcısının ve lahit kazıcısının her ikisine de (haber) gönderiniz. dedi. (Haber gönderildi) Lahit kazıcısı geldi ve Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) için lahit kazdı. Sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) defnedildi. Not: İsnadının sahih ve ricalinin sika olduğu Zevaid'de bildirilmiştir
بَابُ مَا جَاءَ فِي حَفْرِ الْقَبْرِ
el-Edra es-Sülemi (r.a.)'den şöyle demiştir: Bir gece Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) için nöbet tutmaya gittim. Basktım ki bir adam yüksek sesle Kur'an okuyor. Biraz sonra Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) dışarı çıktı. Ben: Ya Resulallah bu adam riyakardır. dedim. Edra (r.a.) demiştir ki: Sonra o adam Medine de vefat etti. Techiz işi bittikten sonra na'şını taşıyıp götürdüler. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (oradakilere): «O'nu yavaş götürünüz. Allah onunla iyi mu'amele etti. Şüphesiz O Allah ve Resulünü seviyordu.» Edra (r.a.) demiştir ki: Efendimiz onun kabrini kazdırdı ve buyurdu ki: «Kabrini geniş tutun. Allah ona bolluk verdi.» Bunun üzerine Ashabından bazısı: Ya Resulallah, sen içinden ona üzüldün. dediler. Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Evet çünkü o şüphesiz Allah'ı ve Resulünü seviyordu.» buyurdu. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Kütüb-i Sitte'de Edra' es•Sülemi (r.a.)'ın bundan başka hadisi yoktur. Bunun senedindeki ravi Musa bin Ubeyde hakkında: Hadisleri münker veya zayıftır, denilmiştir. Sika olduğunu söyliyenler de vardır. Hüccet değildir
Hişam bin Urve (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu demiştir: «Mezarları kazınız. Geniş tutunuz ve iyi yapınız.»
بَابُ مَا جَاءَ فِي الْعَلَامَةِ فِي الْقَبْرِ
Enes bin Malik (r.a.)'deni şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir taşı Osman bin Ma'zun (r.a.)'in kabrine işaret yaptı. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bu isnad hasendir. Davud'un el-Muttalib bin Ebi Vedaa (r.a.)'dan rivayet ettiği hadis. bu hadis için bir şahittir
بَابُ مَا جَاءَ فِي النَّهْيِ عَنِ الْبِنَاءِ عَلَى الْقُبُورِ، وَتَجْصِيصِهَا، وَالْكِتَابَةِ عَلَيْهَا
Cabir (r.a.)'den şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kabirleri kireç ile yapmaktan nehyetti. Diğer tahric: Bunu, Ahmed, Müslim, Ebu Davud ve Nesai de bu hadisi rivayet etmişlerdir
Cabir (r.a.)'den şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kabir üzerinde bir şey yazılmasını yasaklamıştır
Ebu Said (r.a.)'den şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kabir üzerinde bina yapılmasını men etmiştir. Not: Zevatid'de şöyle denilmiştir: Bunun isnadı sahih ve ricali sika zatlardır
بَابُ مَا جَاءَ فِي حَثْوِ التُّرَابِ فِي الْقَبْرِ
Ebu Hureyre (r.e.)'den şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir cenaze üzerinde namaz kıldı. Sonra ölünün kabrinin yanına vararak ölünün baş tarafından kabre üç avuç toprak attı
بَابُ مَا جَاءَ فِي النَّهْيِ عَنِ الْمَشْيِ عَلَى الْقُبُورِ، وَالْجُلُوسِ عَلَيْهَا
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu demiştir: «And olsun ki siz'den birisinin vücudunu yakıcı bir ateş parçası üzerinde oturması, onun bir kabir üzerinde oturmasından kendisi için daha iyidir.» Bu hadisi, Müslim, Ebu Davud, Nesai, Ahmed bin Hanbel ve Beyhaki de rivayet ettiler
Ukbe bin Amir (r.a.)'den şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: «And olsun ki bir ateş parçası veya bir kılıç üzerinde yürümem veyahut ayakkabını ayağımla dikmem bir müslüman'ın kabri üzerinde yürümemden bana daha sevimlidir. Kabirlerin ortasında abdestimi bozmuşum veya çarşının ortasında. Bence bunlar arasında çirkinlik açısından bir fark yoktur. » Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun isnadı sahihtir. Çünkü İbn-i Mace'nin şeyhi Muhammed bin İsmail'i; Ebu Hatim. Nesai ve İbn-i Hibban sika saymışlardır. Senedin kalan ricali, Buhari ve Müslim'in şartı üzerine sikadırlar
بَابُ مَا جَاءَ فِي خَلْعِ النَّعْلَيْنِ فِي الْمَقَابِرِ
Beşir bir el-Hassasiyye (r.a.)'den şöyle demiştir: Ben bir gün Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in beraberinde yürüdüğüm sırada Kendisi: «Ey ibne'l-Hassasiyye ! Hanigi şey sebebiyle Allah'tan razı değilsin? Sen Allah'ın Resulü ile birlikte yürümek ni'metine kavuştun. » buyurdu. Ben: Ya Resulallah Allah'tan hiç bir şikayetim yok. O her hayrı bana vermiştir. dedim. Biraz sonra müslümanların mezarlığından geçti ve (oradaki ölülere işaret ederek): «Bunlar çok hayırlara kavuştular.» buyurdu. Sonramüşriklerin mezarlığının yanından geçti ve (oradaki ölülere işaret ederek): «Bunlar çok hayr'a sırt çevirip geçtiler » buyurdu. Sonra döndü de mezarlar arasında ayakkabı ile yürüyen bir adam gördü ve ona: «Ey Sibt (tabaklanmış sığır derisin)den yapılmış ayakkabılar sahibi ayakkabılarını at! » buyurdu. Müellif demiştir ki: Muhammed bin Beşşar bize tahdis etti (Dedi ki:) Bize Abdurrahman bin Mehdi tahdis etti. (Dediki) Abdullah bin Osman: ''Bu hadis iyidir, Ravisi sika bir adamdur.'' diyordu. Diğer tahric: Bu hadisi ayrıca: Ebu Davud, Nesai, Ahmed bin Hanbel, Hakim ve Beyhaki de rivayet ettiler
بَابُ مَا جَاءَ فِي زِيَارَةِ الْقُبُورِ
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu demiştir: «Kabirleri ziyaret ediniz, çünkü size ölümü hatırlatır. » AÇIKLAMA 1571’de
Aişe (r.anha)'den şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kabirlerin ziyareti hakkında ruhsat vermiştir. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedinin ravileri sikadır. Çünkü ravi Bistam bin Müslim'i İbn-i Main, Ebu Zur'a, Ebu Davud ve başkaları sika saymışlardır. Senedin kalan ravileri, Müslim'in şartı üzerindedirler. AÇIKLAMA 1571’de
İbn-i Mes'ud (r.a.)'den rivayet edildiğine göre, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu demiştir. «Ben sizleri kabirleri ziyaret etmekten men etmiştim. Bundan sonra kabirleri ziyaret ediniz. Çünkü şüphesiz kabirlerin ziyareti, dünyayı küçümsetir ve ahireti hatırlatır. » Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun isnadı hasendir. İbn-i Main, buradaki ravi Eyyub bin Hani'yi zayıf görmüş; İbn-i Hatim ise işe yarar görmüştür. Ve İbn-i Hibban onu sikalar arasında zikretmiştir
بَابُ مَا جَاءَ فِي زِيَارَةِ قُبُورِ الْمُشْرِكِينَ
Ebu Hureyre (r.a.)'den; şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) annesinin kabrini ziyaret etti. Ve ağladı. Etrafındakileri de ağlattı. Sonra: «Annem için istiğfar etmem hakkında Rabbim'den izin istedim de bana izin vermedi. Onun kabrini ziyaret etmem için Rabbimden izin istedim. Bana izin verdi. Siz kabirleri ziyaret ediniz. Çünkü kabirlerin ziyareti size ölümü hatırlatır.» Buyurdu. Diğer tahric: Ahmed, Müslim, Ebu Davud, Nesai, Hakim ve Beyhaki de bunu rivayet etmişlerdir
Salim'in babası (ibn-i Ömer r.a.)'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Bir A'rabi, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek: Ya Resulullah ! Babam gerçekten yakınlarıyla gerektiği gibi ilgilenirdi. Şöyle idi, böyle idi (diyerek babasını övdü ve:) Babam nerededir ? diye sordu. Efendimiz: «Ateştedir.» buyurdu. Abdullah (r.a.) demiştir ki: Bana öyle geliyor ki; adam bu cevap'tan dolayı içerliyerek: Ya Resulallah ! Senin baban nerededir? diye sordu. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Sen nerede bir müşrik'in kabrine uğrarsan onu ateşle müjdele.» buyurdu. Abdullah (r.a.) demiştir ki: Bu A'rabi, bilahere müslüman oldu ve dediki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bana cidden yorucu bir görev yükledi. Ben yanından geçip te onu cehennemle müjdelemediğim hiç bir kafir yoktur. Not: Bu hadisin isnadının sahih olduğu Zevaid'de bildirilmiştir
بَابُ مَا جَاءَ فِي النَّهْيِ عَنْ زِيَارَةِ النِّسَاءِ الْقُبُورَ
Hassan bin Sabit (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kabirleri ziyaret eden kadınları la'netlemiştir. Not: Hassan bin Sabit (r.a.)'in hadisine ait isnadın sahih ve ricalinin sika oldukları Zevaid'de bildirilmiştir. AÇIKLAMA 1576’da
İbn-i Abbas (r.a.)'dan şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), kabirleri ziyaret eden kadınları la'netlemiştir. Diğer tahric: Ebu Davud, Nesai ve Hakim de rivayet etmişlerdir. AÇIKLAMA 1576’da
Ebu Hureyre (r.e.)'den; şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), kabirleri ziyaret eden kadınları la'netlemiştir. Diğer tahric: Ahmed, Tirmizi, İbn-i Hibban ve Beyhaki de rivayet etmişlerdir. AÇIKLAMA (1574, 1575, 1576): İlk hadis (1574) Zevaid türündendir. İbn-i Abbas (r.a.)'ın (1575) hadisini Ebu Davud, Nesai ve Hakim de rivayet etmişlerdir. Bu (yani Ebu Hureyre (r.a.)'ın) hadisi Ahmed, Tirmizi, İbn-i Hibban ve Beyhaki de rivayet etmişlerdir. Lanetlemek, Allah'ın rahmetinden kovulmayı dilemektir. Kadınlar. ekseriyetle kabir ziyaretine gittikleri zaman bağırıp çağırırlar, yakalarını yırtarlar, yüzlerini döverler, kocalarının hakkını çiğnerler ve İslami örtünmeye riayet etmeden, hatta süslenerek giderler. Bu olumsuz davranışlarından dolayı, ilahi rahmetten uzak kalmaları yolunda Nebi (s.a.v.)'in bedduasına ma'ruz kalmışlardır. EI-Menhel yazarı bu hadisin açıklaması bahsinde şöyle der: Hadis, kadınların kabir ziyaretine gitmelerinin haramlığına delalet eder. Şafiiler'in, Malikiler'in ve Hanefiler'in bazısı böyle hükmetmişlerdir. Şafiiler'in ekserisi ile Hanefiler'in bir kısmı, bu hadisi delil göstererek, kadınların kabir ziyaretini mekruh görmüşlerdir; Hanbeliler'in mezhebinin meşhur kavli de budur. Haram olmadığına dair gösterdikleri delil, Ümmü Atiyye (r.anha)'nın (1577 nolu) hadisidir. Hanefiler'in ekserisine göre kadınların ziyareti caizdir. Malikiler'in bir kavli ve Ahmed'in bir rivayeti de böylecIir. Bu guruptaki alimlere göre kadınların ziyaretinin yasaklığı, kabir ziyareti için ruhsat verilmeden önceki zamanda idi. Bilindiği gibi ilk zamanlarda erkeklere de yasaklanmıştı. Bilahere kabir ziyaretine ruhsat verilince; verilen ruhsat, erkeklere mahsus değil, kadınları da kapsar. Bunlara göre ruhsaL veren hadislerdeki zamirler erkeklere ait ise de; erkeklerin kadınlara galip kılınması yoluyla böyle hitab edilmiştir. Aslında hitap, erkeklere münhasır değildir. Hanefiler'in bir delilide İbn-i Abdi'l-Berr'in et-Temhid'de Abdullah bin Ebi Müleyke (r.a.)'den rivayet ettiği şu mealdeki haberdir: "Aişe (r.anha) bir gün mezarlıktan döndü. Ben Ona: Ey Mu'minlerin annesi! Nereden geliyorsun? diye sordum. Kendisi: Kardeşim Abdurrahman (r.a.)'ın kabrinden geliyorum. dedi. Ben: Resulullah (s.a.v.) kabirlerin ziyaretini men etmemiş miydi? dedim. Kendisi: Evet, Efendimiz kabir ziyaretinden men ediyordu. Sonra ziyaretini emretti." El-Menhel yazarı, Hanefiler'in gösterdikleri başka delilleri de zikrettikten sonra: Kadınların ziyaretiyle ilgili hadisler ile diğer hadislerin uzlaştırılması mümkündür Şöyle ki: Ziyaret hakkında verilen izin; örtülü olarak çıkan, ahireti düşünen, kabir halkından ibret alan, bağırıp çağırmayı, yüzünü dövmeyi, yakalarını yırtmayı ve kötü laf etmeyi terkeden kadınlar içindir. Konulan yasak da, anılan uygunsuz davranışlarda bulunan kadınlara mahsustur, demiştir. Nevevi, el-Mühezzeb şerhinde el-Müstezhar sahibinin şöyle dediğini nakletmiştir: Bence eğer kadınların ziyareti, üzüntüyü yenilemek, ağlamak, bağırıp çağırmak ve benzeri olumsuz hareketler için ise haramdır. Kadınların ziyaretini yasaklıyan hadisler, bunlara yorumlanır. Eğer bu gibi olumsuz hareketler için değil de ibret almak için ziyaret etmek isterlerse, bu ziyaret mekruhtur. Ancak iştah çekmek halini yitirmiş bulunan ihtiyar kadınlar için caizdir, denilebilir. Nevevi, bu nakli yaptıktan sonra, bunu benimsediğini ifade ederek: Bununla beraber hadisin zahirini dikkate alarak ziyareti terk etmesi ihtiyatlı olanıdır, demiştir
بَابُ مَا جَاءَ فِي اتِّبَاعِ النِّسَاءِ الْجَنَائِزَ
Ümmü Atiyye (r.anha)'dan şöyle demiştir: Biz (kadınlar, Resul-i Ekrem s.a.v. tarafından) cenaze'yi takib etmekten men edildik. Bu yasak ('a uymak) üzerijmize vacib kılınmadı. (veya cenazeyi takib bize vacib kılınmadı.) Diğer tahric: Buhari, Müslim, Ebu Davud ve Beyhaki de bunu rivayet etmişlerdir
Ali (r.a.)'den şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) çıktı. baktı ki, bir gurup kadın oturmuşlar. Onlara: «Sizi oturtan nedir ?» diye sordu. Kadınlar: Cenazeyi bekliyoruz, dediler. Efendimiz: «(Cenazeyi) siz yıkayacakmısınız?» buyurdu. Onlar: Hayır, dediler. Efendimiz: «(Cenaze'yi) siz taşıyacakmısınız ?» buyurdu. Onlar: Hayır, dediler. Efendimiz: «Cenazeyi kabre indirenler meyanında siz indirecekmisiniz?» buyurdu. Onlar: Hayır, dediler. Efendimiz: «(O halde) günah işlemiş olarak ve sevapsız olarak geri dönünüz.» buyurdu. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun isnadında Dirar bin Ömer (Ebu Ömer) bulunur. Bunu Veki' sika saymış, İbn-i Hibban da sikalar arasında zikretmiş ise de Ebu Hatim: O, meşhur değildir, demiş. El-Ezdi de: Metruktur, demiş. El-Halili de el-İrşad'da: Kezzabtır, demiştir. Diğer ravi İsmail bin Süleyman hakkında Ebu Hatim: O salihtir, demiş, Lakin İbn-i Hibban, Onu sikalar arasında zikretmiş ve: Hata eder, demiştir, Senedin diğer ravileri sika zatlardır
بَابٌ فِي النَّهْيِ عَنِ النِّيَاحَةِ
Ümmü Seleme (r.anha)'dan rivayet edildiğine göre: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): ولا يعصينك في معروف nazm-ı celili hakkında: « النوح Nevh (=ölü üzerinde yüksek sesle ağlamak) tır.» buyurmuştur. Not: Bunun senedindeki Yezid bin Abdillah'm sikalığının ihtilaf konusu olduğu Zevaid'de bildirilmiştir
Cerir mevla Muaviye (r.a.)'dan; şöyle demiştir: Muaviye (r.a.) Humus'ta hutbe okudu. Hutbe de Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in nevh'den nehiy buyurduğunu anlattı. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedinde Cerir vardır. Ona Ebu Cerir de denilir. Ben ne Onu cerh edeni, ne de sika göstereni görmedim. Seneddeki Abdullah bin Dinar da Humus'lu alandır. Ebu Hatim O'nun hakkında: O, kuvvetli değildir, demiştir. İbn-i Main de Onun zayıf olduğunu söylemiştir. Ebu Ali el-Hafız da: O benim yanımda sikadır, demiştir. İbn-i Hibban da Onu sikalar arasında zikretmiştir
Ebu Malik el-Eş'ari (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Niyahat, cahiliyyet (devrin)in işindendir. Ve şüphesiz naiha kadın, tevbe etmeden öldüğü zaman Allah onun için katran'dan elbise ve ateşten bir gömlek kestirir.» Not: İsnadının sahih ve ricalinin sika oldukları Zevaid'de bildirilmiştir
Abdullah bin Abbas (r.a.)'den rivayet edildiğine göre, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Ölü üzerinde niyahat, cahiliyyet (devri)in işindendir. Şüphesiz ki naiha kadın ölmeden önce tevbe etmezse, gerçekten üzerinde katran'dan bir gömlek ve onun üstünde de ona giydirilmiş ateş'ten bir gömlek bulunduğu halde kıyamet günü diriltilir. » Not: Zevaid de: İsnadında Ömer bin Raşid var, Ahmed bin Hanbel: Hadis'i zayıftır, doğru değildir, demiştir. İbn-i Muin de zayıftır demiştir. Buhari: Onun Yahya bin Ebi Kesir'den rivayet ettiği hadis muzdarib doğru değşldir. İbn-i Hibban: O hadis uydurur. Onu zikretmek helal değildir, aleyhinde konuşmak hariç. Darekutni : El-İlel de: O mekruhtur. Mahir: Hadis'in benzer metin sahih olarak ta gelmiştir: 1581 deki Ebu Malik hadisine bakın