SÜNNETİMİZSÜNNET VE HADİS KÜTÜPHANESİ
Sahih-i Buhari › Kitâb 66 · Kur'ân’ın FaziletleriKonum
KİTÂBLAR (97)
  1. 1Vahyin Başlangıcı7
  2. 2Îmân51
  3. 3İlim76
  4. 4Abdest113
  5. 5Gusül46
  6. 6Hayız40
  7. 7Teyemmüm15
  8. 8Namaz174
  9. 9Namaz Vakitleri81
  10. 10Ezan275
  11. 11Cuma66
  12. 12Korku Namazı6
  13. 13İki Bayram (iydeyn)42
  14. 14Vitir Namazı15
  15. 15Yağmur Duası (Istiskaa)35
  16. 16Güneş ve Ay Tutulması27
  17. 17Kur'ân Okurken Secde Edilecek Yerlerler13
  18. 18Namazın Kısaltılması (At-Taksir)40
  19. 19Gece Namazı (Teheccüd)69
  20. 20Mekke ve Medîne Mescidlerinde Kılınan Namazın Fazîleti10
  21. 21Namaz İçinde Ameller27
  22. 22Namazda Unutkanlık14
  23. 23Cenazeler160
  24. 24Zekât118
  25. 25Hacc260
  26. 26Umre33
  27. 27Hac Yolculuğunu Tamamlamaktan Engellenen Hacılar15
  28. 28Hacda Avlanma Cezası46
  29. 29Medine'nin Faziletleri24
  30. 30Oruç Tutmak117
  31. 31Teravih Namazı6
  32. 32Kadir Gecesinin Fazileti11
  33. 33Ramazânın Son On Gününde İ'tikâf22
  34. 34Alışverişler193
  35. 35Sonradan Teslim Edilecek Mallar İçin Bedel Ödenen Satışlar (Selem Akdi)20
  36. 36Şuf’a3
  37. 37İcâre27
  38. 38Havaleler3
  39. 39Kefalet9
  40. 40Vekâlet21
  41. 41Ekincilik31
  42. 42Su Dağıtımı34
  43. 43Borç, Borç Ödenmesi, Malın Dondurulması, İflas25
  44. 44Hukukî Çekişmeler (Husûmât)16
  45. 45Yerde Bulunup Kaldırılan Şeyler (Lukata)15
  46. 46Zulümler ve Gasb43
  47. 47Ortaklık25
  48. 48Rehin9
  49. 49Kölelerin Azat Edilmesi43
  50. 50Mükâteb6
  51. 51Hediyeler71
  52. 52Şehâdetler53
  53. 53Barış Sağlamak22
  54. 54Şartlar26
  55. 55Vasiyyetler44
  56. 56Cihâd ve Sîretler309
  57. 57Ganimetin Beşte Biri66
  58. 58Cizye ve Muvâde'a33
  59. 59Yaratılışın Başlangıcı136
  60. 60Peygamberler163
  61. 61Peygamberin (ﷺ) ve Ashabının Faziletleri ve Meziyetleri162
  62. 62Peygamberin Sahabeleri128
  63. 63Medine'deki Yardımcıların (Ensar) Faziletleri173
  64. 64Peygamber (ﷺ) Tarafından Yönetilen Askeri Seferler (El-Megazi)526
  65. 65Kur'an-ı Kerim 'in Peygamber ﷺ Tefsiri507
  66. 66Kur'ân’ın Faziletleri87
  67. 67Nikâh188
  68. 68Boşanmak100
  69. 69Nafakalar22
  70. 70Yiyecek, Yemek95
  71. 71Akîka Kurbânı9
  72. 72Avcılık, Kesim70
  73. 73Udhiyeler30
  74. 74İçecekler65
  75. 75Hastalar38
  76. 76Tıp101
  77. 77Elbise188
  78. 78Edeb255
  79. 79İzin İsteme77
  80. 80Dualar108
  81. 81Kalbi İnceltmek (Ar-Riqaq)182
  82. 82Kader27
  83. 83Yemînler ve Nezirler87
  84. 84Yeminlerin Keffaretleri15
  85. 85Mîrâs Payları (Ferîzalar)49
  86. 86Allah Tarafından Belirlenen Sınırlar ve Cezalar (Hudûd)89
  87. 87Kan Parası (Ad-Diyat)59
  88. 88Mürtedler22
  89. 89Zorlama altında yapılan ifadeler13
  90. 90Hileler29
  91. 91Ru'yâ Ta'bîri66
  92. 92Fitneler89
  93. 93Hükümler89
  94. 94Temenni20
  95. 95Doğru Bir Kişi Tarafından Verilen Bilgiyi Kabul Etmek (Vâhidlerin)22
  96. 96Kur'an ve Sünnete Sımsıkı Sarılmak103
  97. 97Allah'ı Birlemek (Tevhid)193
BÂBLAR — Kur'ân’ın Faziletleri (36)
  1. 1بَاب: نَزَلَ الْقُرْآنُ بِلِسَانِ قُرَيْشٍ وَالْعَرَبِ
  2. 2بَاب: جَمْعِ الْقُرْآنِ
  3. 3بَاب: كَاتِبِ النَّبِيِّ ﷺ
  4. 4بَاب: أُنْزِلَ الْقُرْآنُ عَلَى سَبْعَةِ أَحْرُفٍ
  5. 5بَاب: تَأْلِيفِ الْقُرْآنِ
  6. 6بَاب: كَانَ جِبْرِيلُ يَعْرِضُ الْقُرْآنَ عَلَى النَّبِيِّ ﷺ
  7. 7بَاب: الْقُرَّاءِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ ﷺ
  8. 8بَاب: فَضْلِ فَاتِحَةِ الْكِتَابِ
  9. 9بَاب: فَضْلِ سُورَةِ الْبَقَرَةِ
  10. 10بَاب: فَضْلِ سُورَةِ الْكَهْفِ
  11. 11بَاب: فَضْلِ سُورَةِ الْفَتْحِ
  12. 12بَاب: فَضْلِ: ﴿قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ﴾
  13. 13بَاب: فَضْلِ الْمُعَوِّذَاتِ
  14. 14بَاب: نُزُولِ السَّكِينَةِ وَالْمَلَائِكَةِ عِنْدَ قِرَاءَةِ الْقُرْآنِ
  15. 15بَاب: مَنْ قَالَ: لَمْ يَتْرُكِ النَّبِيُّ ﷺ إِلَّا مَا بَيْنَ الدَّفَّتَيْنِ
  16. 16بَاب: فَضْلِ الْقُرْآنِ عَلَى سَائِرِ الْكَلَامِ
  17. 17بَاب: الْوَصِيَّةِ بِكِتَابِ اللَّهِ ﷿
  18. 18بَاب: ( .. مَنْ لَمْ يَتَغَنَّ بِالْقُرْآنِ)
  19. 19بَاب: اغتباط صَاحِبِ الْقُرْآنِ
  20. 20بَاب: خَيْرُكُمْ مَنْ تَعَلَّمَ الْقُرْآنَ وَعَلَّمَهُ
  21. 21بَاب: الْقِرَاءَةِ عَنْ ظَهْرِ الْقَلْبِ
  22. 22بَاب: اسْتِذْكَارِ الْقُرْآنِ وَتَعَاهُدِهِ
  23. 23بَاب: الْقِرَاءَةِ عَلَى الدَّابَّةِ
  24. 24بَاب: تَعْلِيمِ الصِّبْيَانِ الْقُرْآنَ
  25. 25بَاب: نِسْيَانِ الْقُرْآنِ، وَهَلْ يَقُولُ: نَسِيتُ آيَةَ كَذَا وَكَذَا؟
  26. 26بَاب: مَنْ لَمْ يَرَ بَأْسًا أَنْ يَقُولَ: سُورَةُ الْبَقَرَةِ، وَسُورَةُ كَذَا وَكَذَا
  27. 27بَاب: التَّرْتِيلِ فِي الْقِرَاءَةِ
  28. 28بَاب: مَدِّ الْقِرَاءَةِ
  29. 29بَاب: التَّرْجِيعِ
  30. 30بَاب: حُسْنِ الصَّوْتِ بِالْقِرَاءَةِ لِلْقُرْآنِ
  31. 31بَاب: مَنْ أَحَبَّ أَنْ يَسْمَعَ الْقُرْآنَ مِنْ غَيْرِهِ
  32. 32بَاب: قَوْلِ الْمُقْرِئِ لِلْقَارِئِ: حَسْبُكَ
  33. 33بَاب: فِي كَمْ يُقْرَأُ الْقُرْآنُ
  34. 34بَاب: الْبُكَاءِ عِنْدَ قِرَاءَةِ الْقُرْآنِ
  35. 35بَاب: إِثْمُ مَنْ رَاءَى بِقِرَاءَةِ الْقُرْآنِ، أَوْ تَأَكَّلَ بِهِ، أَوْ فَخَرَ بِهِ
  36. 36بَاب: (اقرؤوا الْقُرْآنَ مَا ائْتَلَفَتْ عَلَيْهِ قُلُوبُكُمْ)

(66) Kitâb: Kur'ân’ın Faziletleri

كتاب فضائل القرآن
87 hadis · 87 rivayet · Sayfa 2/2
BÂB (20) · DEVAMI

بَاب: خَيْرُكُمْ مَنْ تَعَلَّمَ الْقُرْآنَ وَعَلَّمَهُ

Sahih-i Buhari 5029Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)

Sehl İbn Sa'd'dan rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e bir hanım geldi. Ona kendisini Allah'a ve Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e hediye ettiğini söyledi. Bunun üzerine Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem: 'Benim kadınlara ihtiyacım yok' buyurdu. Hemen ordan biri '(Ey Allah'ın Resulü!) Onu benimle evlendir' dedi. Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem 'Ona (mehir olarak) bir elbise ver' deyince adam 'hayır, buna gücüm yetmez' diye karşılık verdi. Bu defa Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem: 'Demirden bir yüzük dahi olsa ona bir şeyler ver' dedi. Adamcağız bir şey veremediği için mahzun oldu. Son olarak Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona, 'Kur'an'dan bildiğin ayet var mı?' diye sordu. O da, 'şunu, şunu biliyorum' diyerek öğrendiği Kur'an surelerini saydı. Bunun üzerine Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem 'Bildiğin bu Kur'an surelerini bu kadına öğretmen karşılığında, onu seninle evlendirdim,' buyurdu." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Sizin en hayırlınız Kur'an'ı öğrenen ve öğretendir." hadisindeki hayırlı olma vasfı, öğrendikten sonra öğretmekten ileri gelir. Başkasına öğreten, sadece amel edenin aksine çevresine de yarar sağlar. Hatta amellerin en değerlisi, başkasına bir şey öğretmektir. Başkasına bir şöy öğretenin, öğreteceğini önce kendisinin öğrenmesi gerekir. Başkasına öğretmek, bir ameldir, çevreye fayda verecek bir davranıştır. Hayırlı olmak, başkasına fayda verecek davranışta bulunmaksa, başkasına her hangi bir bilgi öğretenin bu hadisin kapsamına gireceği söylenemez. Çünkü Kur'an, ilimierin en şereflisidir. Dolayısıyla onu öğrenen ve başkasına öğreten de, Kur'an dışında başka bir şeyi öğrenip öğretenden daha değerlidir. Hem Kur'an öğrenen, hem de onu öğreten kendisini ve başkasını kemale yöneltmiştir. Sadece kendisine fayda sağlamakla çevresine yarar sağlamayı başarmıştır. Bu yüzden en faziletli kişi olur. Bu kimseler, Hak Teala'nın şu ayetinde kastettiği insanlar arasına girer: "İnsanları Allah'a çağıran, iyi iş yapan ve 'ben müslümanlardamm' diyenden kimin sözü daha güzeldirf"(Fussılet 33) Allah'a davet etmek çeşitli şekillerde gerçekleşir. Kur'an Öğretmek de bunlar arasında yer alır. Hatta, bunların en faziletlisidir. İnsanların en kötüsü ise, başkalarının Müslüman olmasına mani olan kimsedir: "Allah'ın ayetlerini yalanlayıp onlardan yüz çevirenden daha zalim kimse olur mu?"(En'am 157) Bu anlattıklarımızdan, karinin fakih'ten daha faziletli olduğu sonucunu Çlkaranlara karşı şunu deriz: Bu, doğru değildir. Çünkü bu hükme muhatab olan sahabe, tabiatıarı gereği fakih idiler. Çünkü onlar, Kur'an'ın nazil olduğu dili iyi biliyorlardı. Selikaları sayesinde Kur'an'ın manasını kendilerinden sonra gelen ve sonradan kazandıkları bir takım yeteneklerle Kur'an'ın manasını anlayan kimselerden daha iyi idrak ediyorlardı. Fıkıh onlar için bir karaktere dönüşmüştü, Onların bu özelliğini taşıyan kimseler, onlarla aynı kategoriye girer. Yoksa okuduğu veya okutluğu ayetlerin manasını hiç anlamayan kar i veya Kur'an öğreten kimseler, sırf bu özelliklerinden dolayı bu sınıfa dahil değildirler. Karinin, cihad, serhatlarda görev yapma ve emr-i bi'l-ma'ruf nehy-i anillmünker yapma gibi İslam dinine daha çok hizmet edenlerden daha faziletli olması gerektiği ileri sürülmüştür. Kanaatimize göre, kimin daha faziletli olduğu çevresine verdiği yararla ölçülür. Kim daha fazla yarar veriyorsa, o daha üstündür

حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَوْنٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ، قَالَ أَتَتِ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم امْرَأَةٌ فَقَالَتْ إِنَّهَا قَدْ وَهَبَتْ نَفْسَهَا لِلَّهِ وَلِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏"‏ مَا لِي فِي النِّسَاءِ مِنْ حَاجَةٍ ‏"‏‏.‏ فَقَالَ رَجُلٌ زَوِّجْنِيهَا‏.‏ قَالَ ‏"‏ أَعْطِهَا ثَوْبًا ‏"‏‏.‏ قَالَ لاَ أَجِدُ‏.‏ قَالَ ‏"‏ أَعْطِهَا وَلَوْ خَاتَمًا مِنْ حَدِيدٍ ‏"‏‏.‏ فَاعْتَلَّ لَهُ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ مَا مَعَكَ مِنَ الْقُرْآنِ ‏"‏‏.‏ قَالَ كَذَا وَكَذَا‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَقَدْ زَوَّجْتُكَهَا بِمَا مَعَكَ مِنَ الْقُرْآنِ ‏"‏‏.‏
Sahih-i Buhari, Kitâb 66 (Kur'ân’ın Faziletleri), Bâb 20, Hadis no. 5029
BÂB (21)

بَاب: الْقِرَاءَةِ عَنْ ظَهْرِ الْقَلْبِ

Sahih-i Buhari 5030Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)

Sehl İbn Sa'd'dan şöyle rivayet edilmiştir: "Bir kadın Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelip 'Ey Allah'ın Elçisi! Kendimi size hediye etmek için geldim' dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona baktı ve onu baştan aşağı süzdü. Sonra başını öne eğdi. Kadın, onun kendisi hakkında bir karara varmadığını görünce oturdu. Derken ashabın içinden biri çıkıp 'Ey Allah'ın Elçisi! Eğer ona ihtiyacın yoksa, onu benimle evlendir' dedi. Hz. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem 'ona (mehir olarak vereceğin) bir şeyin var mı?' diye sordu. Adam, 'Ey Allah'ın Elçisi!' diye cevap verdi. Bu defa Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem 'ailene git, bak bakalım bir şey bulabilecek misin?' dedi. Adam ailesinin yanına gitti. Bir müddet sonra döndü ve 'Ey Allah'ın Elçisi! Bir şey bulamadım' dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem 'bak bakalım, demirden bir yüzük de olsa yeter' dedi. Adam yine gitti. Bir müddet sonra çıkageldi ve 'bulamadım Ey Allah'ın Elçisi! Ancak şu izarım var' dedi. Sehl dedi ki: Adamın ridası bile yoktu. Sadece üzerinde o gün giyilen elbisenin yarısı (izar) vardı. Hz. Nebi 'izarını ne yapacaksın? Eğer izarını sen giyersen o kullanamaz, yok o giyerse, senin üzerinde bir şey kalmaz' dedi. Adamcağız çöktü kaldı. Uzun süre yerinden kımıIdamadı. Sonra kalktı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onun arkasını dönüp gittiğini fark etti. Emredip onu çağırttı. Adam gelince 'Kur'an'dan ne biliyorsun?' diye sordu. Adam 'şu, şu sureleri' deyip bildiği sureleri saydı. Bu defa Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem 'onları ezbere biliyor musun?' diye sordu. Adam 'evet' dedi. Son olarak Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Hadi git! Bildiğin sureleri ona öğretmen karşılığında, onu sana verdim, (onunla seni evlendirdim}." Fethu'l-Bari Açıklaması: İmam Buhari bu konuda kendisini Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e hediye eden kadına ilişkin Sehl'den rivayet edilen hadisi nakletti. Bu hadisin konu başlığı ile ilişkisi gayet açıktır. Çünkü bu hadiste 'onları ezbere biliyor musun?' ifadesi geçmektedir. Bu da, ezbere Kur'an bilmenin faziletini gösterir. Çünkü, ezbere Kur'an bilmek, başkasına öğretmeye zemin hazırlamıştır. İbn Kesir şöyle der: "İmam Buhari bu hadis ile ezbere Kur'an okumanın Mushaf'a bakarak okumaktan daha faziletli olduğunu kastediyorsa, bu eleştirilir. Çünkü yüzüne Kur'an okumak görerek yapılan bir ameldir. Belki de, hadisteki sahabi yazmayı bilmeyen biriydi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de onun bu durumunu bilmekteydi. Dolayısıyla bu durum, ezbere Kur'an okumanın okuryazar olan ve olmayan için efdal olduğunu göstermez." İmam Buhari bu tür iddialardan hiç birini reddetmemiştir. Çünkü o "Kur'an'ı Ezbere Okumak" başlığı ile bunun din tarafından uygun görüldüğünü ve mü stehap bir am el olduğunu ifade etmek istemiştir. Dolayısıyla hadis, kendisi için konan başlığa uygundur. Bunun için ezbere okumanın, yüzüne bakarak okumaktan daha faziletli olduğu tezinden hareketle bu başlık eleştirilemez. Bir çok alim, açıkça mushafa bakarak okumanın ezbere okumadan daha faziletli olduğunu söylemiştir. Ebu Ubeyd "Fezailu'l-Kur'an" adlı eserinde İbn Mes'ud kanalıyla mevkuf olarak şu hadisi nakletmiştir: "Mushafa bakmaya devam ediniz!" Bu rivayetin isnadı sahihtir. Mana açısından da Mushaf'a bakarak okumak hataya düşmekten daha çok korur. Ancak ezbere okumak riyadan uzak bir davranıştır. Huşo.ıu olmayı sağlar. Doğrusu hangisinin daha efdal olduğu, kişiden kişiye değişir

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ، أَنَّ امْرَأَةً، جَاءَتْ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ جِئْتُ لأَهَبَ لَكَ نَفْسِي فَنَظَرَ إِلَيْهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَصَعَّدَ النَّظَرَ إِلَيْهَا وَصَوَّبَهُ ثُمَّ طَأْطَأَ رَأْسَهُ، فَلَمَّا رَأَتِ الْمَرْأَةُ أَنَّهُ لَمْ يَقْضِ فِيهَا شَيْئًا جَلَسَتْ، فَقَامَ رَجُلٌ مِنْ أَصْحَابِهِ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنْ لَمْ يَكُنْ لَكَ بِهَا حَاجَةٌ فَزَوِّجْنِيهَا‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ هَلْ عِنْدَكَ مِنْ شَىْءٍ ‏"‏‏.‏ فَقَالَ لاَ وَاللَّهِ يَا رَسُولَ اللَّهِ‏.‏ قَالَ ‏"‏ اذْهَبْ إِلَى أَهْلِكَ فَانْظُرْ هَلْ تَجِدُ شَيْئًا ‏"‏‏.‏ فَذَهَبَ ثُمَّ رَجَعَ فَقَالَ لاَ وَاللَّهِ يَا رَسُولَ اللَّهِ مَا وَجَدْتُ شَيْئًا‏.‏ قَالَ ‏"‏ انْظُرْ وَلَوْ خَاتَمًا مِنْ حَدِيدٍ ‏"‏‏.‏ فَذَهَبَ ثُمَّ رَجَعَ فَقَالَ لاَ وَاللَّهِ يَا رَسُولَ اللَّهِ وَلاَ خَاتَمًا مِنْ حَدِيدٍ وَلَكِنْ هَذَا إِزَارِي ـ قَالَ سَهْلٌ مَا لَهُ رِدَاءٌ ـ فَلَهَا نِصْفُهُ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ مَا تَصْنَعُ بِإِزَارِكَ إِنْ لَبِسْتَهُ لَمْ يَكُنْ عَلَيْهَا مِنْهُ شَىْءٌ وَإِنْ لَبِسَتْهُ لَمْ يَكُنْ عَلَيْكَ شَىْءٌ ‏"‏‏.‏ فَجَلَسَ الرَّجُلُ حَتَّى طَالَ مَجْلِسُهُ ثُمَّ قَامَ فَرَآهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مُوَلِّيًا فَأَمَرَ بِهِ فَدُعِيَ فَلَمَّا جَاءَ قَالَ ‏"‏ مَاذَا مَعَكَ مِنَ الْقُرْآنِ ‏"‏‏.‏ قَالَ مَعِي سُورَةُ كَذَا وَسُورَةُ كَذَا وَسُورَةُ كَذَا عَدَّهَا قَالَ ‏"‏ أَتَقْرَؤُهُنَّ عَنْ ظَهْرِ قَلْبِكَ ‏"‏‏.‏ قَالَ نَعَمْ‏.‏ قَالَ ‏"‏ اذْهَبْ فَقَدْ مَلَّكْتُكَهَا بِمَا مَعَكَ مِنَ الْقُرْآنِ ‏"‏‏.‏
Sahih-i Buhari, Kitâb 66 (Kur'ân’ın Faziletleri), Bâb 21, Hadis no. 5030
BÂB (22)

بَاب: اسْتِذْكَارِ الْقُرْآنِ وَتَعَاهُدِهِ

Sahih-i Buhari 5031Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)

İbn Ömer radiyallahu anh'den Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Kur'an'ı ezbere bilen kimsenin durumu, bağlı develeri olan kimseye benzer. Eğer o kimse develerini bağlı tutarsa, onlan kontrol eder, yok eğer serbest bırakırsa onlar dağılır. " Hadisin geçtiği diğer yer:

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ إِنَّمَا مَثَلُ صَاحِبِ الْقُرْآنِ كَمَثَلِ صَاحِبِ الإِبِلِ الْمُعَقَّلَةِ إِنْ عَاهَدَ عَلَيْهَا أَمْسَكَهَا وَإِنْ أَطْلَقَهَا ذَهَبَتْ ‏"‏‏.‏
Sahih-i Buhari, Kitâb 66 (Kur'ân’ın Faziletleri), Bâb 22, Hadis no. 5031
Sahih-i Buhari 5032Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)

Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَرْعَرَةَ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ بِئْسَ مَا لأَحَدِهِمْ أَنْ يَقُولَ نَسِيتُ آيَةَ كَيْتَ وَكَيْتَ بَلْ نُسِّيَ، وَاسْتَذْكِرُوا الْقُرْآنَ فَإِنَّهُ أَشَدُّ تَفَصِّيًا مِنْ صُدُورِ الرِّجَالِ مِنَ النَّعَمِ ‏"‏‏.‏
Sahih-i Buhari, Kitâb 66 (Kur'ân’ın Faziletleri), Bâb 22, Hadis no. 5032
Sahih-i Buhari 5032.2Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)

Abdullah (ibn-i Mes'ud)'dan rivayet edildiğine göre, o Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu demiştir: "Sizden birinin şu şu ayeti unuttum demesi ne kadar da kötü! Bilakis o, unutturulmuştur. Kur'an'ı hatırlamaya çalışın! Çünkü Kur'an, insanların hafızalarından, develerin otlakta dağılmasından daha çabuk dağılır. " Hadisin geçtiği diğer yer:

حَدَّثَنَا عُثْمَانُ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مَنْصُورٍ، مِثْلَهُ‏.‏ تَابَعَهُ بِشْرٌ عَنِ ابْنِ الْمُبَارَكِ، عَنْ شُعْبَةَ،‏.‏ وَتَابَعَهُ ابْنُ جُرَيْجٍ عَنْ عَبْدَةَ، عَنْ شَقِيقٍ، سَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ، سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم‏.‏
Sahih-i Buhari, Kitâb 66 (Kur'ân’ın Faziletleri), Bâb 22, Hadis no. 5032.2
Sahih-i Buhari 5033Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)

Ebu Musa Eş'ari Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu nakletmiştir: "[Ezberleyerek ve tekrar ederek] Kur'an ile muhafaza edin! Hayatım elinde bulunan Allah'a and olsun ki, Kur'an'ın hafızada n çıkması bağlı bulunan develerin boşalıp kaçmasından daha hızlıdır." Fethu'l-Bari Açıklaması: .........Kal, devenin dizinden bağlandığı ipe denir. Bu hadiste Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem Kur'an dersini, onu okumaya devam etmeyi serkeşliğinden endişe edilen devenin bağlanmasına benzetti. Kur'an ile ilişki sürdüğü sürece, onu korumak da devam edecek demektir. Tıpkı devenin ıkal ile bağlı olduğu müddetçe korunduğu gibi. Musa İbn Ukbe'nin Nafi"den naklettiği rivayette şöyle buyurulmuştur: "Ezbere Kur'an bilen gece ve gündüz onu okursa hatırlar. Eğer bunu yapmazsa unutur." Bu hadis-i şeriflerde, Kur'an'ı sürekli gözden geçirip okuyarak korumak teşvik edilmiştir. Burada yapılan temsiller ise maksadı açıklamak içindir

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ بُرَيْدٍ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ أَبِي مُوسَى، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ تَعَاهَدُوا الْقُرْآنَ فَوَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ لَهُوَ أَشَدُّ تَفَصِّيًا مِنَ الإِبِلِ فِي عُقُلِهَا ‏"‏‏.‏
Sahih-i Buhari, Kitâb 66 (Kur'ân’ın Faziletleri), Bâb 22, Hadis no. 5033
BÂB (23)

بَاب: الْقِرَاءَةِ عَلَى الدَّابَّةِ

Sahih-i Buhari 5034Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)

Abdullah İbn Muğaffel'in şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Mekke'nin fethedildiği gün Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i gördüm. Devesinin üstünde Fetih suresini okuyordu

حَدَّثَنَا حَجَّاجُ بْنُ مِنْهَالٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَبُو إِيَاسٍ، قَالَ سَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ مُغَفَّلٍ، قَالَ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ فَتْحِ مَكَّةَ وَهْوَ يَقْرَأُ عَلَى رَاحِلَتِهِ سُورَةَ الْفَتْحِ‏.‏
Sahih-i Buhari, Kitâb 66 (Kur'ân’ın Faziletleri), Bâb 23, Hadis no. 5034
BÂB (24)

بَاب: تَعْلِيمِ الصِّبْيَانِ الْقُرْآنَ

Sahih-i Buhari 5035Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)

Said İbn Cübeyr'den şöyle söylediği rivayet edilmiştir: "Sizin mufassal dediğiniz sureler elbette muhkemdir. İbn Abbas şöyle demiştir: Allah Resıılü Sallallahu Aleyhi ve Sellem vefat ettiği zaman ben on yaşında idim. O vakit muhkem (sureleri) okumuştum." Hadisin geçtiği diğer yer:

حَدَّثَنِي مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ أَبِي بِشْرٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، قَالَ إِنَّ الَّذِي تَدْعُونَهُ الْمُفَصَّلَ هُوَ الْمُحْكَمُ، قَالَ وَقَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ تُوُفِّيَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأَنَا ابْنُ عَشْرِ سِنِينَ وَقَدْ قَرَأْتُ الْمُحْكَمَ‏.‏
Sahih-i Buhari, Kitâb 66 (Kur'ân’ın Faziletleri), Bâb 24, Hadis no. 5035
Sahih-i Buhari 5036Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)

İbn Abbas'tan rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem döneminde Muhkem (sureleri) ezberlemiştim." [Ravi İbn Cübeyr şöyle demiştir:] "Ona 'muhkem sureler hangileridir?' diye sordum. O da 'mufassal' diye cevap verdi." Fethu'l-Bari Açıklaması: Öyle anlaşılıyor ki, İmam Buhari bu başlık ile çocuklara Kur'an öğretmeyi hoş karşılamayan kimselere cevap vermiştir. Said İbn Cübeyr ve İbrahim enNehai'nin bunu hoş karşılamadığına dair haberler gelmiştir. İbn Ebi Davo.d bu görüşü senedli olarak onlara nispet etmiştir. Buna göre İbrahim şöyle demiştir: "[Sahabe] Aklı erinceye kadar çocuğa Kur'an öğretmeyi hoş karşılamazd1." Said İbn Cübeyr ise, çocukların Kur'an'dan bıkacağı endişesiyle bunu iyi görmediğini söylemiştir. Yine İbn Ebi Davı1d'a göre şöyle demiştir: "[Sahabe] belli bir müddet sonra çocuğun Kur'an okumasını isterdi." Sahih bir senetle nakledilen bir rivayete göre Eş'as İbn Kays, küçük bir çocuğu öne geçirmiş. Bu yüzden çevresindekiler onu ayıplamış. Bunun üzerine o şöyle demiştir: Ben onu değil, Kur'an'ı öne geçirdim. Küçük çocuklara Kur'an öğretmeyi caiz görenler, bunun caiz ve yerleşmiş bir uygulama olduğunu gösteren bu rivayeti delil olarak ileri sürmüşlerdir. Nitekim, küçük yaşta öğrenmek, taş üstüne yapılan nakışa benzer denmiştir. Said İbn Cübeyr'in sözü, kendisinin çocuğun ilk başta serbest bırakılmasını, daha sonra' yavaş yavaş ciddiyete alıştırılmasını müstehap gördüğüne delalet eder. Doğrusu çocuklara nasıl muamele edileceği kişiden kişiye değişir. Sizin mufassal dediğiniz sureler elbette muhkemdir. İbn Abbas şöyle demiştir: Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem vefat ettiği zaman ben on yaşında idim. O vakit, muhkem sureleri okumuştum. Bu rivayetteki muhkemden maksat, içinde mensuh ayet bulunmayan surelerdir. Aynı zamanda muhkem, müteşabihin zıddı olarak da kullanılır. Bunlar Fıkıh Usulü alimlerinin terminolojisine yerleşmiş iki kavramdır. Mufassaldan maksat ise, fasııaları çok olan Kur'an sureleridir. Sahih olan görüşe göre bunlar, Hucurat'tan başlayıp Nas suresine kadar olan surelerdir

حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، أَخْبَرَنَا أَبُو بِشْرٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ جَمَعْتُ الْمُحْكَمَ فِي عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقُلْتُ لَهُ وَمَا الْمُحْكَمُ قَالَ الْمُفَصَّلُ‏.‏
Sahih-i Buhari, Kitâb 66 (Kur'ân’ın Faziletleri), Bâb 24, Hadis no. 5036
BÂB (25)

بَاب: نِسْيَانِ الْقُرْآنِ، وَهَلْ يَقُولُ: نَسِيتُ آيَةَ كَذَا وَكَذَا؟

Sahih-i Buhari 5037Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)

Aişe r.anha'dan şöyle söylediği rivayet edilmiştir: " Nebi Sallallahu Aleyhi ve SellemMescid'de bir adamı Kur'an okurken dinledi. Sonra şöyle dedi: Allah falancaya merhametiyle muamele etsin! Zira falanca surenin şu şu ayetini bana hatırlattı

حَدَّثَنَا رَبِيعُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا زَائِدَةُ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ سَمِعَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم رَجُلاً يَقْرَأُ فِي الْمَسْجِدِ فَقَالَ ‏ "‏ يَرْحَمُهُ اللَّهُ لَقَدْ أَذْكَرَنِي كَذَا وَكَذَا آيَةً مِنْ سُورَةِ كَذَا ‏"‏‏.‏
Sahih-i Buhari, Kitâb 66 (Kur'ân’ın Faziletleri), Bâb 25, Hadis no. 5037
Sahih-i Buhari 5037.2Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)

Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عُبَيْدِ بْنِ مَيْمُونٍ، حَدَّثَنَا عِيسَى، عَنْ هِشَامٍ، وَقَالَ، أَسْقَطْتُهُنَّ مِنْ سُورَةِ كَذَا‏.‏ تَابَعَهُ عَلِيُّ بْنُ مُسْهِرٍ وَعَبْدَةُ عَنْ هِشَامٍ‏.‏
Sahih-i Buhari, Kitâb 66 (Kur'ân’ın Faziletleri), Bâb 25, Hadis no. 5037.2
Sahih-i Buhari 5038Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)

Aişe r.anha'dan şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir gece adamın birini Kur'an okurken dinledi. Sonra şöyle buyurdu: Allah ona merhametiyle muamele etsin! Zira bana, falanca sureden unutturulan şu, şu ayeti hatırlattı

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ أَبِي رَجَاءٍ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ سَمِعَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم رَجُلاً يَقْرَأُ فِي سُورَةٍ بِاللَّيْلِ فَقَالَ ‏ "‏ يَرْحَمُهُ اللَّهُ لَقَدْ أَذْكَرَنِي كَذَا وَكَذَا آيَةً كُنْتُ أُنْسِيتُهَا مِنْ سُورَةِ كَذَا وَكَذَا ‏"‏‏.‏
Sahih-i Buhari, Kitâb 66 (Kur'ân’ın Faziletleri), Bâb 25, Hadis no. 5038
Sahih-i Buhari 5039Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)

Abdullah (ibn-i Mes'ud r.a.)'dan rivayet edildiğine göre, o Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu demiştir: "Birinin 'şu, şu ayeti unuttum' demesi ne kadar da kötü! Aslında o, unutturulmuştur." Fethu'l-Bari Açıklaması: Kur'an'ı unutmanın nasıl bir günah olduğu hususunda selef alimleri ihtilaf etmişlerdir. Bazıları, bunu büyük günahlar içinde saymıştır. Ebu Ubeyde Dahhak İbn Müzahim kanalıyla mevkuf olarak şunu nakletmiştir: "Kur'an'ı öğrenip sonra unutan herkes, kendi işlediği bir günaha düşmüştür. Çünkü Hak Teala şöyle buyurmaktadır: "Başınıza gelen bütün musibetleri kendi elinizle yaptınız!"(Şura 30) Kur'an'ı unutmak ise en büyük musibettir." Ebu'ı-A.ıiye'den de mevkuf olarak şöyle nakledilmiştir: "Birinin Kur'an'dan bir bölüm öğrenip sonra onu unutuncaya kadar uyumasını en büyük günahlardan biri olarak kabul ederdik." İbn Sırın kanalıyla nakledilen sahih bir rivayete göre ise sahabe, Kur'an'ı unutanıarı sevmez ve onlar hakkında ağır sözler sarfederdi

حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَا لأَحَدِهِمْ يَقُولُ نَسِيتُ آيَةَ كَيْتَ وَكَيْتَ‏.‏ بَلْ هُوَ نُسِّيَ ‏"‏‏.‏
Sahih-i Buhari, Kitâb 66 (Kur'ân’ın Faziletleri), Bâb 25, Hadis no. 5039
BÂB (26)

بَاب: مَنْ لَمْ يَرَ بَأْسًا أَنْ يَقُولَ: سُورَةُ الْبَقَرَةِ، وَسُورَةُ كَذَا وَكَذَا

Sahih-i Buhari 5040Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)

Ebu Mes'ud el-Ensari Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu söylemiştir: "Her kim Bakara Suresi'nin sonunda bulunan iki ayeti bir gecede okursa, bu ayetler ona yeter

حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ حَفْصٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، قَالَ حَدَّثَنِي إِبْرَاهِيمُ، عَنْ عَلْقَمَةَ، وَعَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ يَزِيدَ، عَنْ أَبِي مَسْعُودٍ الأَنْصَارِيِّ، قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ الآيَتَانِ مِنْ آخِرِ سُورَةِ الْبَقَرَةِ مَنْ قَرَأَ بِهِمَا فِي لَيْلَةٍ كَفَتَاهُ ‏"‏‏.‏
Sahih-i Buhari, Kitâb 66 (Kur'ân’ın Faziletleri), Bâb 26, Hadis no. 5040
Sahih-i Buhari 5041Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)

Misver İbn Mahrame ve Abdurrahman İbn Abdulkariyy Ömer (b. el-Hattab)'ı şöyle derken işittiklerini nakletmişlerdir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem hayatta iken Hişam İbn Hakim İbn Hizam'ı Furkan suresini okurken işittim. Bir müddet okuyuşuna kulak verdim. Birden onun, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bana öğretmediği birçok harf ile Kur'an okuduğunu fark edim. Neredeyse namazda iken yakasına yapışacaktım. Selam verinceye kadar bekledim. Sonra hemen elbisesini boynuna dolayarak onu yakaladut!. Ona, Biraz önce okuduğun ve benim de senden işittiğim sureyi sana kim öğretti diye?' sordum. 'Bana bunu Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem öğretti' diye cevap verdi. Bunun üzerine 'yalan söylüyorsun! Allah'a and olsun ki, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem senden dinlediğim bu sureyi bana da öğretti' dedim. Sonra onu alıp Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e götürdüm ve: 'Ey Allah'ın Elçisi! Bu adamın Furkan suresini bana öğretmediğin harflerle okuduğunu işittim. Bu sureyi bana sen öğretmiştin' diye şikayette bulundum. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem 'Ey Hişam! Oku!' dedi. O da kendisinden işittiğim şekilde okudu. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem 'bu sure bu şekilde nazil oldu' buyurdu. Sonra bana 'Ey Ömer! Sen de oku!' dedi. Ben de bana öğrettiği şekilde okudum. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem yine 'Bu sure bu şekilde nazil oldu' buyurdu. Sonra şöyle dedi: Bu Kur'an yedi harf üzere nazil oldu. Bundan kolayınlza geleni okuyun

حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ أَخْبَرَنِي عُرْوَةُ، عَنْ حَدِيثِ الْمِسْوَرِ بْنِ مَخْرَمَةَ، وَعَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَبْدٍ الْقَارِيِّ، أَنَّهُمَا سَمِعَا عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ، يَقُولُ سَمِعْتُ هِشَامَ بْنَ حَكِيمِ بْنِ حِزَامٍ، يَقْرَأُ سُورَةَ الْفُرْقَانِ فِي حَيَاةِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَاسْتَمَعْتُ لِقِرَاءَتِهِ فَإِذَا هُوَ يَقْرَؤُهَا عَلَى حُرُوفٍ كَثِيرَةٍ لَمْ يُقْرِئْنِيهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَكِدْتُ أُسَاوِرُهُ فِي الصَّلاَةِ فَانْتَظَرْتُهُ حَتَّى سَلَّمَ فَلَبَبْتُهُ فَقُلْتُ مَنْ أَقْرَأَكَ هَذِهِ السُّورَةَ الَّتِي سَمِعْتُكَ تَقْرَأُ قَالَ أَقْرَأَنِيهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم‏.‏ فَقُلْتُ لَهُ كَذَبْتَ فَوَاللَّهِ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَهُوَ أَقْرَأَنِي هَذِهِ السُّورَةَ الَّتِي سَمِعْتُكَ، فَانْطَلَقْتُ بِهِ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَقُودُهُ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي سَمِعْتُ هَذَا يَقْرَأُ سُورَةَ الْفُرْقَانِ عَلَى حُرُوفٍ لَمْ تُقْرِئْنِيهَا وَإِنَّكَ أَقْرَأْتَنِي سُورَةَ الْفُرْقَانِ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ يَا هِشَامُ اقْرَأْهَا ‏"‏‏.‏ فَقَرَأَهَا الْقِرَاءَةَ الَّتِي سَمِعْتُهُ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ هَكَذَا أُنْزِلَتْ ‏"‏‏.‏ ثُمَّ قَالَ ‏"‏ اقْرَأْ يَا عُمَرُ ‏"‏‏.‏ فَقَرَأْتُهَا الَّتِي أَقْرَأَنِيهَا، فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ هَكَذَا أُنْزِلَتْ ‏"‏‏.‏ ثُمَّ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ إِنَّ الْقُرْآنَ أُنْزِلَ عَلَى سَبْعَةِ أَحْرُفٍ فَاقْرَءُوا مَا تَيَسَّرَ مِنْهُ ‏"‏‏.‏
Sahih-i Buhari, Kitâb 66 (Kur'ân’ın Faziletleri), Bâb 26, Hadis no. 5041
Sahih-i Buhari 5042Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)

Aişe r.anha'dan şöyle söylediği rivayet edilmiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mescid'de bir gece Kur'an okuyan birini dinledi. Sonra şöyle buyurdu: Allah ona merhametiyle muamele etsin! Zira falanca sureden unuttuğum şu şu ayeti bana hatırlattı. " Fethu'l-Bari Açıklaması: İmam Buhar! bu başlık ile sureleri isimleriyle birlikte zikretmeyi iyi karşılamayanlara cevap vermek istemiştir. Bunu iyi karşılamayanlar falanca sure ifadesi yerine, şu şu konuların zikredildiği sure demeyi uygun görmüşlerdir. Hac Bölümü'nde şöyle bir rivayet geçmişti: "A'meş, Haccac İbn Yusuf'un minberde 'şu, şu konuların zikredildiği sure' dediğini işitmiş ve Ebu Mes'Od hadisi ile ona karşı çıkmıştı." Kadı [yaz şöyle demiştir: "Ebu Mes'Od'dan nakledilen hadis, Bakara suresi örneğinde olduğu gibi, sureleri isimleri ile birlikte söyleyenler için delil teşkil eder. Alimler bu konuda farklı yorumlar yapmışlardır. Bazıları bunu caiz görürken, diğer bazıları ise mekruh kabul demiştir. Bunun yerine şu, şu konuların zikredildiği sure denmesini uygun görmüşlerdir." Hac Bölümü'nde re my/şeytan taşlama ile ilgili konularda İbrahim en-Nehaı'nin, Haccac'ın "Bakara suresi demeyin!" sözünü reddettiği ve ona itirazda bulunduğu nakledilmişti. Müslim'in rivayetinde ise, böyle demenin sünnet olduğu geçmektedir. Ayrıca o Ebu Mes'ud hadisine de yer vermiştir. Delil bakımından bundan daha güçlü olanı, İmam Buharı'nin bizzat Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den naklettiği ifadelerdir. Nitekim bu konuda birçok sahih hadis nakledilmiştir. İmam Nevevı "el-Ezkar" adlı kitabında şöyle demiştir: "Bakara suresi demek caizdir." Bu şekilde Ankebut suresine kadar sure isimlerini sıraladıktan sonra "diğer sureler hakkında da aynı şey geçerlidir. Bu şekilde bir ifade kesinlikle mekruh değildir. Selef alimlerinden bazıları bunun mekruh olduğunu söylemiştir. Ancak doğrusu bunun mekruh olmadığıdır. Nitekim çoğunluk da bu kanaattedir]

حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ آدَمَ، أَخْبَرَنَا عَلِيُّ بْنُ مُسْهِرٍ، أَخْبَرَنَا هِشَامٌ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ سَمِعَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم قَارِئًا يَقْرَأُ مِنَ اللَّيْلِ فِي الْمَسْجِدِ فَقَالَ ‏ "‏ يَرْحَمُهُ اللَّهُ لَقَدْ أَذْكَرَنِي كَذَا وَكَذَا آيَةً، أَسْقَطْتُهَا مِنْ سُورَةِ كَذَا وَكَذَا ‏"‏‏.‏
Sahih-i Buhari, Kitâb 66 (Kur'ân’ın Faziletleri), Bâb 26, Hadis no. 5042
BÂB (27)

بَاب: التَّرْتِيلِ فِي الْقِرَاءَةِ

Sahih-i Buhari 5043Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)

Ebu Vail, Abdullah [İbn Mes'ud]'dan şöyle rivayet etmiştir: "(Ebu Vail der ki) Bir sabah Abdullah İbn Mes'ud'un yanına gittik. Adamın biri 'dün gece Mufassal sureleri okudum' dedi. Bunun üzerine İbn Mes'ud şöyle dedi: Hızlıca şiir okur gibi mi?! Biz kıraatı dinleyerek öğrendik. Ben uzunluk ve kısalık bakımından birbirine yakın sureleri Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem okurken ezberledim. Bu surelerin on sekizi Mufassal surelerden, ikisi ise elif lam mım Hamım diye başlayan surelerdendi

حَدَّثَنَا أَبُو النُّعْمَانِ، حَدَّثَنَا مَهْدِيُّ بْنُ مَيْمُونٍ، حَدَّثَنَا وَاصِلٌ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ غَدَوْنَا عَلَى عَبْدِ اللَّهِ فَقَالَ رَجُلٌ قَرَأْتُ الْمُفَصَّلَ الْبَارِحَةَ‏.‏ فَقَالَ هَذًّا كَهَذِّ الشِّعْرِ، إِنَّا قَدْ سَمِعْنَا الْقِرَاءَةَ وَإِنِّي لأَحْفَظُ الْقُرَنَاءَ الَّتِي كَانَ يَقْرَأُ بِهِنَّ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ثَمَانِيَ عَشْرَةَ سُورَةً مِنَ الْمُفَصَّلِ وَسُورَتَيْنِ مِنْ آلِ حم‏.‏
Sahih-i Buhari, Kitâb 66 (Kur'ân’ın Faziletleri), Bâb 27, Hadis no. 5043
Sahih-i Buhari 5044Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)

İbn Abbas "(Resulüm!) Vahyi çabucak okumak için dilini kımıldatma!"(Kıyame 16) ayeti hakkında şöyle demiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Cebrail A.S. kendisine vahiy getirdiği zaman, vahiyle birlikte dilini ve dudaklarını hareket ettirirdi. Bu durum onun için son derece zordu. Onun bu hali herkes tarafından bilinmekte idi. Derken Allah Teala "Kıyamet gününe yemin ederim"(Kıyame 1) diye başlayan suredeki, "(Resulüm!) Vahyi çabucak okumak için dilini kımıldatma! Şüphesiz onu toplamak ve okutmak bize aittir, ayetlerini indirdi. "(Kıyame 16-17) Yani bu Kur'anı hafızanda toplamak ve okutmak bize aittir. "O halde, biz onu okuduğumuz zaman, sen onun okunuşunu takip et!"(Kıyame 18) Yani biz onu indirdiğimiz zaman, onu dinle! "Sonra şüphen olmasın ki, onu açıklamak da bize aittir. "(Kıyame 19) Yani onu senin dilinle açıklamak bize aittir. Bundan böyle Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Cebaril aleyhisselam ona geldiği zaman bakışlarını indirip sustu. Cebrall aleyhisseJam gittiği zaman ise tıpkı Allah'ın vad ettiği gibi okudu." Fethu'l-Bari Açıklaması: Öyle anlaşılıyor ki, İmam BuhMi, bu başlık ile, tertil ile ilgili ayet in seleften nakledilen tefsirlerine işaret etmiştir. Mesela; İmam Taberi sahih bir senetle Mücahid'den "Kur'an'ı tane taneterlil ile oku!" ayetinin tefsiri hakkında şunu nakletmiştir: "Yavaş yavaş,bir kısmını diğerinin peşinden getir." Katade'den de "tam olarak açıkla!" yorumunu nakletmiştir. Kur'an'ın tane tane okunması emri her ne kadar farz olmasa da, müstehap bir ameldir. "Kur'an'ı hızlıca şiir okur gibi okumak mekruhtur." Öyle anlaşılıyor ki, İmam Buharı, bu ifade ile tane tane Kur'an okumanın müstehap olmasının hızlı okumanın mekruh olduğu anlamına gelmeyeceğine işaret etmiştir. Çünkü bazı harflerin yutulması veya mahreçlerine uygun telaffuz edilmemesi şeklinde zuhur eden okuma mekruhtur. "İbn Abbas oI.:J )/feraknahu ifadesini ol:.L,.2j/fessalnahu şeklinde tefsir etmiştir." Ebu Ubeyd, Mücahid kanalıyla şu rivayeti nakletmiştir: Adamın biri İbn Abbas'a, aynı sürede kıyam, rukü ve secdede kalan iki adamdan birinin sadece Bakara suresini, diğerinin ise hem Bakara hem de Al-i İmran suresini okuduğunu bildirip bunlardan hangisinin faziletli olduğunu sordu. İbn Abbas, 'sadece Bakara suresini okuyan daha faziletlidir' diye cevap verdikten sonra "Biz onu, Kur'an olarak, insanlara dıira dura okuyasın diye (ayet ayet, sure sure) ayırdık"(İsra 106) ayetini okudu." Ebu Hamza kanalıyla da şu rivayeti nakletmiştir: "İbn Abbasla Iben hızlı okuyan biriyim. Üç günde Kur'anlı hatmederiml dedim. Bunun üzerine şöyle dedi: Bakara suresini tane tane ve manalarını düşünerek okumam senin söylediğin gibi okumamdan daha hayırlıdır." İbn Ebı Davı.1d başka bir senetle Ebu Hamzaldan şunu nakletmiştir: "İbn Abbasla 'ben hızlı okuyan biriyim. Kur'anlı bir gecede hatmederiml dedim. Bunun üzerine o, şöyle dedi: [Bir gecede] bir sure okumak benim için daha sevimlidir. İlle de çok Kur'an okuyacaksan, kulaklarının işitip kalbinin de manalarını idrak edeceği tarzda oku!" İşin özü, hızlı ve yavaş okumanın her birinin kendisine özgü fazileti vardır. Ancak, hızlı okuyanın, mutlaka gerekli olan harf, hareke ve sükunlara riayet etmesi gerekir. Bu okuyuşlardan birinin diğerine üstün veya eşit olması mümteni değildir. Zira yavaş yavaş okuyan kimse, eşsiz bir mücevheri tasadduk etmiş birine benzer. Hızlı okuyan ise, bir çok mücevheri tasadduk edene benzer. Ancak onun tasadduk ettiği mücevherlerin kıymeti, bir eşsiz mücevherin kıymeti kadardır. Bazen de, bir mücevher birçok mücevherden çok daha kıymetli olur. Bazen de bunun tam tersi olur

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مُوسَى بْنِ أَبِي عَائِشَةَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ فِي قَوْلِهِ ‏{‏لاَ تُحَرِّكْ بِهِ لِسَانَكَ لِتَعْجَلَ بِهِ‏}‏ قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا نَزَلَ جِبْرِيلُ بِالْوَحْىِ وَكَانَ مِمَّا يُحَرِّكُ بِهِ لِسَانَهُ وَشَفَتَيْهِ فَيَشْتَدُّ عَلَيْهِ وَكَانَ يُعْرَفُ مِنْهُ، فَأَنْزَلَ اللَّهُ الآيَةَ الَّتِي فِي ‏{‏لاَ أُقْسِمُ بِيَوْمِ الْقِيَامَةِ‏}‏ ‏{‏لاَ تُحَرِّكْ بِهِ لِسَانَكَ لِتَعْجَلَ بِهِ * إِنَّ عَلَيْنَا جَمْعَهُ وَقُرْآنَهُ * فَإِذَا قَرَأْنَاهُ فَاتَّبِعْ قُرْآنَهُ‏}‏ فَإِذَا أَنْزَلْنَاهُ فَاسْتَمِعْ ‏{‏ثُمَّ إِنَّ عَلَيْنَا بَيَانَهُ‏}‏ قَالَ إِنَّ عَلَيْنَا أَنْ نُبَيِّنَهُ بِلِسَانِكَ‏.‏ قَالَ وَكَانَ إِذَا أَتَاهُ جِبْرِيلُ أَطْرَقَ، فَإِذَا ذَهَبَ قَرَأَهُ كَمَا وَعَدَهُ اللَّهُ‏.‏
Sahih-i Buhari, Kitâb 66 (Kur'ân’ın Faziletleri), Bâb 27, Hadis no. 5044
BÂB (28)

بَاب: مَدِّ الْقِرَاءَةِ

Sahih-i Buhari 5045Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)

Katade'den şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Enes İbn Malik'e Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in nasıl Kur'an okuduğunu sordum. 'İyice uzatarak okurdu' diye cevap verdi." Hadisin geçtiği diğer yer:

حَدَّثَنَا مُسْلِمُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا جَرِيرُ بْنُ حَازِمٍ الأَزْدِيُّ، حَدَّثَنَا قَتَادَةُ، قَالَ سَأَلْتُ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ عَنْ قِرَاءَةِ النَّبِيِّ، صلى الله عليه وسلم فَقَالَ كَانَ يَمُدُّ مَدًّا‏.‏
Sahih-i Buhari, Kitâb 66 (Kur'ân’ın Faziletleri), Bâb 28, Hadis no. 5045
Sahih-i Buhari 5046Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)

Katade'den şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Enes'e 'Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem nasıl Kur'an okurdu?' diye sordular. O da 'uzatılması gereken yerleri uzatarak okurdu' şeklinde cevap verdikten sonra besmeleyi okudu. بسم الله Bismillahi, الرحمن الرحيم iler-Rahman i ve iler-Rahim kelimelerini uzattı." Fethu'l-Bari Açıklaması: Kur'an okurken yapılan uzatma (med) iki türlüdür: a) Asli Med: Kendisinden sonra elif, vav ve ya harflerinden biri gelen harf, bir elif miktarı çekilerek okunur. b) Gayr-i Asli Med: Kendisinden sonra elif, vav ve ya harflerinden birinin geldiği, bunlardan sonra da hemzenin geldiği durumlarda söz konusu olan medde denir. Bu meddin, muttasıl ve munfasıl olmak üzere iki kısmı vardır. Eğer bu bahsettiğimiz durum, aynı kelime içinde olursa buna muttasıl, iki kelime arasında meydana gelirse buna da munfasıl denir. Asli med, elif, vav ve ya harfleri bulunduğu zaman aşırıya kaçmadan bir elif miktarı uzatılarak okunur. Gayr-i asli med ise aşırıya kaçmamak şartı ile bundan daha fazla uzatılır. Normalolan, bu med sayesinde asli meddin iki katı kadar uzatmaktır. Bundan biraz daha fazla uzatılabilir. Ancak bundan daha az uzatılması iyi değildir. Bu konu başlığı ile asli med kastediimiştir

حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَاصِمٍ، حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، عَنْ قَتَادَةَ، قَالَ سُئِلَ أَنَسٌ كَيْفَ كَانَتْ قِرَاءَةُ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم‏.‏ فَقَالَ كَانَتْ مَدًّا‏.‏ ثُمَّ قَرَأَ بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ، يَمُدُّ بِبِسْمِ اللَّهِ، وَيَمُدُّ بِالرَّحْمَنِ، وَيَمُدُّ بِالرَّحِيمِ‏.‏
Sahih-i Buhari, Kitâb 66 (Kur'ân’ın Faziletleri), Bâb 28, Hadis no. 5046
BÂB (29)

بَاب: التَّرْجِيعِ

Sahih-i Buhari 5047Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)

Abdullah İbn Muğaffel'den şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in, devesi üzerinde yolda giderken Kur'an okuduğunu gördüm. Devesiyle ilerlerken Fetih suresini (veya Fetih suresinden bazı ayetleri) yumuşak yumuşak okuyordu. Bu arada terci' yapıyordu." Fethu'l-Bari Açıklaması: Terci'; Kur'an okurken hareke türlerinin birbirine yakın olması anlamına gelir. Bu kavramın asıl anlamı, tekrarlamaktır. Sesin terd' edilmesi, boğazda tekrarlanması anlamına gelir. Nitekim ileride Kitabu't-Tevhid'de Abdullah İbn Muğaffel'den nakledilecek hadiste bu şekilde açıklanacaktır. Söz konusu rivayette şöyle geçmektedir: "Tır önce fethalı hemze, ondan sonra sakin elif, daha sonra ise diğer hemze ... " Alimler Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in neden böyle okuduğu hakkında iki görüş beyan etmişlerdir: a) Devenin kendisini sarsmasından dolayı böyle okumuştur. b) Meddi yerinde işba' etmiştir. Bu yüzden bu durum meydana gelmiştir. Bu ikinci görüş, hadisin akışına daha uygundur. Çünkü bu hadisin bir rivayetinde "Eğer insanların başımıza toplanmayacağım bilseydim, size bu şekilde nağmeli okurdum" şeklinde bir ifade yer almaktadır. Terd' bunun dışındaki yerlerde de sabit olmuştur. Ebu Muhammed İbn Ebı Cemra şöyle demiştir: "Tercl'; okuyuşu güzelleştirmek demektir, name yaparak şarkı söyler gibi okumak manasına gelmez. Çünkü name yaparak şarkı söyler gibi Kur'an okumak, tilavetin esas gayesi olan huşı.1 ile çelişir." Hadisten Çıkarılan Sonuçlar 1- Nebi s.a.v. ibadet halini her zaman sürdürmüştür. Çünkü, deve üzerinde seyir halindeyken bile Kur'an okumakla yapılan ibadetten geri kalmamıştır. 2- Nebi s.a.v.'in açıktan Kur'an okuması, gafilleri uyarmak ve bilmeyenlere öğretmek gayesinin güdüldüğü kimi zamanlarda, ibadetlerin açıktan yapılmasının gizli yapılmasından daha faziletli olduğunu gösterir

حَدَّثَنَا آدَمُ بْنُ أَبِي إِيَاسٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، حَدَّثَنَا أَبُو إِيَاسٍ، قَالَ سَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ مُغَفَّلٍ، قَالَ رَأَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقْرَأُ وَهْوَ عَلَى نَاقَتِهِ ـ أَوْ جَمَلِهِ ـ وَهْىَ تَسِيرُ بِهِ وَهْوَ يَقْرَأُ سُورَةَ الْفَتْحِ أَوْ مِنْ سُورَةِ الْفَتْحِ قِرَاءَةً لَيِّنَةً يَقْرَأُ وَهْوَ يُرَجِّعُ‏.‏
Sahih-i Buhari, Kitâb 66 (Kur'ân’ın Faziletleri), Bâb 29, Hadis no. 5047
BÂB (30)

بَاب: حُسْنِ الصَّوْتِ بِالْقِرَاءَةِ لِلْقُرْآنِ

Sahih-i Buhari 5048Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)

Ebu Musa el-Eş'ari r.a.'den nakledildiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona şöyle demiştir: "Ey Ebu Musa! Sana Davud Nebi'in mizmarından (namelerinden) bir mizmar (name) verilmiştir." Diğer tahric edenler: Tirmizi Menakib; Müslim, Salt-ül Müsafirin Fethu'l-Bari Açıklaması: "Kur'an ile teğanni etmeyen kimse" başlığı altında güzel sesli kimselerden Kur'an dinlemenin müstehap olduğu konusunda icma bulunduğu nakledilmiştir. İbn Ebi Davı1d İbn Ebi Müseccea kanalıyla şunu nakletmiştir: "Hz. Ömer, güzel sesli bir genci güzel sesinden dolayı topluluk içinde öne geçirirdi

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ خَلَفٍ أَبُو بَكْرٍ، حَدَّثَنَا أَبُو يَحْيَى الْحِمَّانِيُّ، حَدَّثَنَا بُرَيْدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ جَدِّهِ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ أَبِي مُوسَى ـ رضى الله عنه ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ لَهُ ‏ "‏ يَا أَبَا مُوسَى لَقَدْ أُوتِيتَ مِزْمَارًا مِنْ مَزَامِيرِ آلِ دَاوُدَ ‏"‏‏.‏
Sahih-i Buhari, Kitâb 66 (Kur'ân’ın Faziletleri), Bâb 30, Hadis no. 5048
BÂB (31)

بَاب: مَنْ أَحَبَّ أَنْ يَسْمَعَ الْقُرْآنَ مِنْ غَيْرِهِ

Sahih-i Buhari 5049Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)

Abdullah [İbn Mes'ud]'dan şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem 'bana Kur'an oku!' dedi. Ben hayretle, 'Kur'an sana inmişken ben mi sana Kur'an okuyacağım!' dedim. Bunun üzerine şöyle buyurdu: Kur'an'! başkalarından duymak hoşuma gidiyor." Fethu'l-Bari Açıklaması: İbn Battal şöyle demiştir: "Nebi s.a.v. başkalarından Kur'an dinlemeyi sevmesi, muhtemelen Kur'an'ı arz etmenin sünnet olmasından ileri gelir. Belki de, onu düşünüp iyice anlamak gayesinden kaynaklanır. Çünkü dinleyen daha iyi düşünür. Zira dinleyen, kıraat ve kıraat hükümlerine riayet etmekle meşgulolan okuyandan daha rahat bir konumdadır. Ancak, Hz. Nebi'in Ubey İbn Ka'b'a Kur'an okuması bunun dışındadır. Nitekim bu konu Menakıb bölümünde geçmiştir. Çünkü burada Allah Resıılü Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona, nasılokuyacağım, harflerin mahreçlerini nasıl çıkaracağını öğretmek istemiştir. Bu hadisin açıklaması, "Kur'an Okurken Ağlamak" başlığı altında yapılacaktır

حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ حَفْصِ بْنِ غِيَاثٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، عَنِ الأَعْمَشِ، قَالَ حَدَّثَنِي إِبْرَاهِيمُ، عَنْ عَبِيدَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، رضى الله عنه قَالَ قَالَ لِي النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ اقْرَأْ عَلَىَّ الْقُرْآنَ ‏"‏‏.‏ قُلْتُ آقْرَأُ عَلَيْكَ وَعَلَيْكَ أُنْزِلَ قَالَ ‏"‏ إِنِّي أُحِبُّ أَنْ أَسْمَعَهُ مِنْ غَيْرِي ‏"‏‏.‏
Sahih-i Buhari, Kitâb 66 (Kur'ân’ın Faziletleri), Bâb 31, Hadis no. 5049
BÂB (32)

بَاب: قَوْلِ الْمُقْرِئِ لِلْقَارِئِ: حَسْبُكَ

Sahih-i Buhari 5050Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)

Abdullah İbn Mes'ud şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Bana Kur'an oku!" dedi. Ben hayretle, "Kur'an sana inmişken ben mi sana Kur'an okuyacağım!" dedim. O da, "Evet" dedi. Nihayet en-Ni'sa suresini okumaya başladım. Derken "Her bir ümmetten bir şahit getirdiğimiz ve seni de onlara şahit olarak gösterdiğimiz zaman halleri nice olacak!"(Ntsa 41) ayetine geldim. Hesulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Şimdilik yeter" buyurdu. Ona döndüğüm zaman birden göz yaşlarının boşandığını fark ettim

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَبِيدَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ، قَالَ قَالَ لِي النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ اقْرَأْ عَلَىَّ ‏"‏‏.‏ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ آقْرَأُ عَلَيْكَ وَعَلَيْكَ أُنْزِلَ قَالَ ‏"‏ نَعَمْ ‏"‏‏.‏ فَقَرَأْتُ سُورَةَ النِّسَاءِ حَتَّى أَتَيْتُ إِلَى هَذِهِ الآيَةِ ‏{‏فَكَيْفَ إِذَا جِئْنَا مِنْ كُلِّ أُمَّةٍ بِشَهِيدٍ وَجِئْنَا بِكَ عَلَى هَؤُلاَءِ شَهِيدًا‏}‏ قَالَ ‏"‏ حَسْبُكَ الآنَ ‏"‏‏.‏ فَالْتَفَتُّ إِلَيْهِ فَإِذَا عَيْنَاهُ تَذْرِفَانِ‏.‏
Sahih-i Buhari, Kitâb 66 (Kur'ân’ın Faziletleri), Bâb 32, Hadis no. 5050
BÂB (33)

بَاب: فِي كَمْ يُقْرَأُ الْقُرْآنُ

Sahih-i Buhari 5051Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)

Süfyan şöyle demiştir: "İbn Şübrüme bana şöyle dedi: Bir kişiye ne kadar Kur'an okumanın yeteceği konusunda Kur'an'a baktım, üç ayetten daha az bir sure bulamadım. Ben de ona "Birinin üç ayetten daha az okuması uygun değildir," dedim. Alkame'den şöyle nakledilmiştir: "Ka'be'yi tavaf ettiği bir sırada Ebu Mesudlla karşılaştım. O, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in 'her kim Bakara suresinin sonunda bulunan iki ayeti okursa, bu ayetler ona yeter' buyurduğunu zikretti

حَدَّثَنَا عَلِيٌّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ لِي ابْنُ شُبْرُمَةَ نَظَرْتُ كَمْ يَكْفِي الرَّجُلَ مِنَ الْقُرْآنِ فَلَمْ أَجِدْ سُورَةً أَقَلَّ مِنْ ثَلاَثِ آيَاتٍ، فَقُلْتُ لاَ يَنْبَغِي لأَحَدٍ أَنْ يَقْرَأَ أَقَلَّ مِنْ ثَلاَثِ آيَاتٍ‏.‏
Sahih-i Buhari, Kitâb 66 (Kur'ân’ın Faziletleri), Bâb 33, Hadis no. 5051
Sahih-i Buhari 5051.2Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)

Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.

قَالَ عَلِيٌّ قَالَ سُفْيَانُ أَخْبَرَنَا مَنْصُورٌ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ يَزِيدَ، أَخْبَرَهُ عَلْقَمَةُ، عَنْ أَبِي مَسْعُودٍ، وَلَقِيتُهُ، وَهْوَ يَطُوفُ بِالْبَيْتِ فَذَكَرَ قَوْلَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ أَنَّ مَنْ قَرَأَ بِالآيَتَيْنِ مِنْ آخِرِ سُورَةِ الْبَقَرَةِ فِي لَيْلَةٍ كَفَتَاهُ ‏"‏‏.‏
Sahih-i Buhari, Kitâb 66 (Kur'ân’ın Faziletleri), Bâb 33, Hadis no. 5051.2
Sahih-i Buhari 5052Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)

Abduııah İbn Amr r.a.'dan şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Babam beni, asil bir aileye mensup bir kadınla evlendirdi. Daima gelinine kocasından memnun olup olmadığını sorardı. O da şöyle derdi: Abdullah erkekler arasında bulunmaz bir adam. Evlendik evleneli yatağımıza hiç basmadı, bir örtüyü de kaldırmış değil. Bu durum bu şekilde uzayınca babam Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gidip bu konuyu anlatmış. Bunun üzerine Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem 'onu benim yanıma getir!' demiş. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına gittim. Bana 'nasıl oruç tutuyorsun?' diye sordu. 'Her gün oruç tutuyorum' şeklinde cevap verdim. Bu defa 'Ne kadar zamanda Kur'an'ı hatmediyorsun?' diye sordu. Ben de 'Her gece' diyerek cevap verdim. Buna karşın, 'Her ay üç gün oruç tut ve Kur'an'ı bir ayda hatmet!' buyurdu. Bunun üzerine 'Ben bundan daha fazlasını yapabilirim' dedim. 'O zaman haftada. üç gün oruç tut!' buyurdu. 'Ben bundan da fazlasını yapabilirim' deyince 'Bir gün oruç tut, iki gün tutma!' buyurdu. 'Ben bundan da fazlasını yapabilirim' dedim. Bu defa Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: O halde en faziletli oruç olan, Ddvud Nebiin orucunu tut. Bir gün ye, bir gün oruç tut! Kur'an'ı da bir hafta da hatmet! Abdullah İbn Amr şöyle demiştir: Keşke Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bana verdiği ruhsatı kabul etseydim. Çünkü artık yaşlandım, takatim kalmadı. Abduııah İbn Amr gündüz ailesinden birine Kur'an'ın yedi de birini okurdu. Gece okumak istediği kısmı gündüzün hazırlardı. Böylece gece yükünü hafifletmek isterdi. Oruç için güçlü olmak istediği zaman ise peşpeşe günlerce oruç tutmazdı. Tutmadığı günleri de sayardı. Daha sonra bu günlerin sayısı kadar oruç tutardı. Çünkü o, Hz. Nebi'in vefatından sonra onun zamanında yaptığı amelleri bırakmaktan hoşlanmazdı." Ebu Abdillah (İmam Buhari) şöyle demiştir: "Bazıları üç günde, bazıları bir haftada, bazıları da bir haftadan daha uzun zamanda Kur'an'ın hatmedilebileceğini söylemiştir

حَدَّثَنَا مُوسَى، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ مُغِيرَةَ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، قَالَ أَنْكَحَنِي أَبِي امْرَأَةً ذَاتَ حَسَبٍ فَكَانَ يَتَعَاهَدُ كَنَّتَهُ فَيَسْأَلُهَا عَنْ بَعْلِهَا فَتَقُولُ نِعْمَ الرَّجُلُ مِنْ رَجُلٍ لَمْ يَطَأْ لَنَا فِرَاشًا وَلَمْ يُفَتِّشْ لَنَا كَنَفًا مُذْ أَتَيْنَاهُ فَلَمَّا طَالَ ذَلِكَ عَلَيْهِ ذَكَرَ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏"‏ الْقَنِي بِهِ ‏"‏‏.‏ فَلَقِيتُهُ بَعْدُ فَقَالَ ‏"‏ كَيْفَ تَصُومُ ‏"‏‏.‏ قَالَ كُلَّ يَوْمٍ‏.‏ قَالَ ‏"‏ وَكَيْفَ تَخْتِمُ ‏"‏‏.‏ قَالَ كُلَّ لَيْلَةً‏.‏ قَالَ ‏"‏ صُمْ فِي كُلِّ شَهْرٍ ثَلاَثَةً وَاقْرَإِ الْقُرْآنَ فِي كُلِّ شَهْرٍ ‏"‏‏.‏ قَالَ قُلْتُ أُطِيقُ أَكْثَرَ مِنْ ذَلِكَ‏.‏ قَالَ ‏"‏ صُمْ ثَلاَثَةَ أَيَّامٍ فِي الْجُمُعَةِ ‏"‏‏.‏ قُلْتُ أُطِيقُ أَكْثَرَ مِنْ ذَلِكَ‏.‏ قَالَ ‏"‏ أَفْطِرْ يَوْمَيْنِ وَصُمْ يَوْمًا ‏"‏‏.‏ قَالَ قُلْتُ أُطِيقُ أَكْثَرَ مِنْ ذَلِكَ‏.‏ قَالَ ‏"‏ صُمْ أَفْضَلَ الصَّوْمِ صَوْمِ دَاوُدَ صِيَامَ يَوْمٍ وَإِفْطَارَ يَوْمٍ وَاقْرَأْ فِي كُلِّ سَبْعِ لَيَالٍ مَرَّةً ‏"‏‏.‏ فَلَيْتَنِي قَبِلْتُ رُخْصَةَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَذَاكَ أَنِّي كَبِرْتُ وَضَعُفْتُ فَكَانَ يَقْرَأُ عَلَى بَعْضِ أَهْلِهِ السُّبْعَ مِنَ الْقُرْآنِ بِالنَّهَارِ وَالَّذِي يَقْرَؤُهُ يَعْرِضُهُ مِنَ النَّهَارِ لِيَكُونَ أَخَفَّ عَلَيْهِ بِاللَّيْلِ وَإِذَا أَرَادَ أَنْ يَتَقَوَّى أَفْطَرَ أَيَّامًا وَأَحْصَى وَصَامَ مِثْلَهُنَّ كَرَاهِيةَ أَنْ يَتْرُكَ شَيْئًا فَارَقَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم عَلَيْهِ‏.‏ قَالَ أَبُو عَبْدِ اللَّهِ وَقَالَ بَعْضُهُمْ فِي ثَلاَثٍ وَفِي خَمْسٍ وَأَكْثَرُهُمْ عَلَى سَبْعٍ‏.‏
Sahih-i Buhari, Kitâb 66 (Kur'ân’ın Faziletleri), Bâb 33, Hadis no. 5052
Sahih-i Buhari 5053Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)

Abdullah İbn Amr'dan şöyle nakledilmiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana 'kaç günde Kur'an'ı hatmediyorsun?' diye sordu

حَدَّثَنَا سَعْدُ بْنُ حَفْصٍ، حَدَّثَنَا شَيْبَانُ، عَنْ يَحْيَى، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، قَالَ لِي النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ فِي كَمْ تَقْرَأُ الْقُرْآنَ ‏"‏‏.‏
Sahih-i Buhari, Kitâb 66 (Kur'ân’ın Faziletleri), Bâb 33, Hadis no. 5053
Sahih-i Buhari 5054Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)

Abdullah İbn Amr'dan şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana 'Kur'an'ı bir ayda hatmet!' dedi. Ben, 'bundan daha fazlasını yapacak güce sahibim' diye karşılık verdim. Nihayet Allah Reslilü şöyle buyurdu: Kur'arı'! yedi günde hatmet! Bundan daha ileri gitme!" Fethu'l-Bari Açıklaması: "Evlendik evleneli yatağımıza hiç basmadı" ifadesi birlikte yatmadık manasına gelir .. "Bir örtüyü de kaldırmış değil" ifadesi de, birlikte olmadık anlamınadır. "Bu durum bu şekilde uzayınca, babam Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gidip durumu anlatmış." Öyle anlaşılıyor ki, Amr'ın babası, oğlu, hatasını anlayıp telafi eder umuduyla şikayetini geciktirmiştir. Ancak oğlu istikametini değiştirmeyince, eşinin hakkına riayet etmemesi yüzünden günaha düşmesinden endişe ettiği için onu şikayet etmiştir. Bazıları üç günde, bazıları bir haftada, bazıları da bir haftadan daha uzun zamanda Kur'an'ın hatmedilebileceğini söylemiştir. Ebu Davı1d ve Tirmizi sahih olarak Yezid İbn Abdullah İbnü'ş-Şahir kanalıyla Abdullah İbn Amr'dan merfu olarak şu rivayeti nakletmiştir: "Üç günden daha az bir zamanda Kur'an'ı hatmeden, onu anlayamaz." Bu hadisin Said İbn Manslir'un sahih bir senetle İbn Mes'ud'dan nakledilen bir de şahidi vardır: "Kur'an'ı bir haftada hatmedin! Üç günden daha az bir zamanda onu hatmetmeyin!" Seleften birçok kimsenin Kur'an'ı bu süreden daha az zamada hatmettikleri bilinmektedir. Bu konuda İmam Nevevı şöyle demiştir: "Tercih edilen görüşe göre bu durum, kişiden kişiye değişir. Kimin anlayışı yüksek, fikriyatı üst seviyede ise, bu belirtilen sürede Kur'an'ı hatmetmesi müstehap olur. Ancak Kur'an okumanın ana gayesi olan tefekkürü ve bir takım manaları anlamayı ihmal etmemek şartı aranır. Kim de ilim ve diğer dini konularla meşgulse varsa veya Müslümanların genel menfaatiyle ilgileniyorsa, kıraatteki manayı ihlal etmeyeceği sürede Kur'an'ı hatmeder. Bu iki duruma girmeyen kimsenin, bıkkınlığa yol açmayacak derecede mümkün olduğu kadar çok Kur'an okuması müstehaptır. Ancak ne söylediğini bilmeyecek şekilde Kur'an'ı okumamalıdır. Doğrusunu en iyi Allah bilir

حَدَّثَنِي إِسْحَاقُ، أَخْبَرَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، عَنْ شَيْبَانَ، عَنْ يَحْيَى، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، مَوْلَى بَنِي زُهْرَةَ عَنْ أَبِي سَلَمَةَ ـ قَالَ وَأَحْسِبُنِي قَالَ ـ سَمِعْتُ أَنَا مِنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ اقْرَإِ الْقُرْآنَ فِي شَهْرٍ ‏"‏‏.‏ قُلْتُ إِنِّي أَجِدُ قُوَّةً حَتَّى قَالَ ‏"‏ فَاقْرَأْهُ فِي سَبْعٍ وَلاَ تَزِدْ عَلَى ذَلِكَ ‏"‏‏.‏
Sahih-i Buhari, Kitâb 66 (Kur'ân’ın Faziletleri), Bâb 33, Hadis no. 5054
BÂB (34)

بَاب: الْبُكَاءِ عِنْدَ قِرَاءَةِ الْقُرْآنِ

Sahih-i Buhari 5055Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)

Abdullah'tan şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem 'Bana Kur'an oku!' dedi. Ben hayretIe, Kur'an sana indirildiği halde ben sana Kur'an mı okuyayım?' diye sordum. Buna karşın şöyle buyurdu: Ben onu başkasından duymayı arzu ediyorum." Bunun üzerine Nisa suresini okumaya başladım. "Her bir ümmetten bir şahit getirdiğimiz ve seni de onlara şahit olarak gösterdiğimiz zaman halleri nice olacak!"(Nlsa 41) ayetine gelince 'yeter' veya 'dur' dedi. Ona baktığım zaman (mübarek) gözyaşlarının aktığını gördüm

حَدَّثَنَا صَدَقَةُ، أَخْبَرَنَا يَحْيَى، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ سُلَيْمَانَ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَبِيدَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ يَحْيَى بَعْضُ الْحَدِيثِ عَنْ عَمْرِو بْنِ مُرَّةَ، قَالَ لِي النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم‏.‏ ـ حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ عَنْ يَحْيَى عَنْ سُفْيَانَ عَنِ الأَعْمَشِ عَنْ إِبْرَاهِيمَ عَنْ عَبِيدَةَ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ قَالَ الأَعْمَشُ وَبَعْضُ الْحَدِيثِ حَدَّثَنِي عَمْرُو بْنُ مُرَّةَ عَنْ إِبْرَاهِيمَ وَعَنْ أَبِيهِ عَنْ أَبِي الضُّحَى عَنْ عَبْدِ اللَّهِ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ اقْرَأْ عَلَىَّ ‏"‏‏.‏ قَالَ قُلْتُ أَقْرَأُ عَلَيْكَ وَعَلَيْكَ أُنْزِلَ قَالَ ‏"‏ إِنِّي أَشْتَهِي أَنْ أَسْمَعَهُ مِنْ غَيْرِي ‏"‏‏.‏ قَالَ فَقَرَأْتُ النِّسَاءَ حَتَّى إِذَا بَلَغْتُ ‏{‏فَكَيْفَ إِذَا جِئْنَا مِنْ كُلِّ أُمَّةٍ بِشَهِيدٍ وَجِئْنَا بِكَ عَلَى هَؤُلاَءِ شَهِيدًا‏}‏‏.‏ قَالَ لِي ‏"‏ كُفَّ ـ أَوْ أَمْسِكْ ـ ‏"‏‏.‏ فَرَأَيْتُ عَيْنَيْهِ تَذْرِفَانِ‏.‏
Sahih-i Buhari, Kitâb 66 (Kur'ân’ın Faziletleri), Bâb 34, Hadis no. 5055
Sahih-i Buhari 5056Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)

Abdullah İbn Mes'ud'dan şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana, 'Bana Kur'an oku!' dedi. Kur'an sana indirildiği halde ben sana Kur'an mı okuyayım?' diye hayretimi ifade ettim. Bunun üzerine şöyle buyurdu: Ben onu başkalanndan işitmeyi seviyorum." Fethu'l-Bari Açıklaması: İmam Nevevı "Kur'an Okunurken Ağlamak" konusunda şunları söylemiştir: "Kur'an okurken ağlamak, ariflerin bir özelliği, salihlerin bir alametidir. Nitekim bu konuda Allah TeSIS şöyle buyurmuştur: 'Ağlayarak yüz üstü yere kapanırlar'(İsra ı 109), 'Allah'ın ayet/eri okunduğunda ağlayarak secdeye kapanırlar. '(Meryem 58) Ayrıca bu konuda çok sayıda hadis vardır." GazzSl1 şöyle demiştir: "Kur'an okurken veya okunurken ağlamak müstehaptır. Kişi, Kur'an'da geçen şiddetli tehditleri, vaıdleri, cezaları düşünür ve kendi kusurlarını hatırlar. Bu vesileyle korku ve üzüntü kalbine hakim olduğu için ağlar. Eğer kişinin kalbi bu durumlar karşısında hüzünlenmezse bundan daha büyük musibetten bahsedilemez." İbn BattaI şöyle demiştir: "Hz. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem İbn Mes'ud bu ayeti okurken ağlamıştır. Çünkü kıyamet gününün denşetli anları gözünde canlanmıştı. Kendisinin ümmetini tasdik etmesi için şahit olarak getirileceği anı ve oradaki insanlara şefaat isteğinde bulunmasını bir an için yaşıyor gibi olmuştu." Öyle anlaşılıyor ki Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ümmetine merhametinden dolayı ağlamıştır. Çünkü o, kesinlikle kendisinin ümmetinin amellerine şahitlik edeceğini, onların amellerinin bazen düzgün olmayacağını ve bu yüzden onların cehenneme sürük1eneceklerini biliyordu

حَدَّثَنَا قَيْسُ بْنُ حَفْصٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَبِيدَةَ السَّلْمَانِيِّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قَالَ لِي النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ اقْرَأْ عَلَىَّ ‏"‏‏.‏ قُلْتُ أَقْرَأُ عَلَيْكَ وَعَلَيْكَ أُنْزِلَ قَالَ ‏"‏ إِنِّي أُحِبُّ أَنْ أَسْمَعَهُ مِنْ غَيْرِي ‏"‏‏.‏
Sahih-i Buhari, Kitâb 66 (Kur'ân’ın Faziletleri), Bâb 34, Hadis no. 5056
BÂB (35)

بَاب: إِثْمُ مَنْ رَاءَى بِقِرَاءَةِ الْقُرْآنِ، أَوْ تَأَكَّلَ بِهِ، أَوْ فَخَرَ بِهِ

Sahih-i Buhari 5057Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)

Ali r.a., Allah Resulü şöyle buyururken işittim demiştir: "Ahir zamanda ömürleri kısa, akıIları kıt bir nesil türeyecek. Mahlukata gönderilmiş sözlerin en hayırlısı hakkında ileri geri konuşacaklar. Okun hedefi delip geçtiği gibi İslam'a girip çıkacaklar. İman onların boğazlarından aşağı inmez. Bu kimselerle nerede karşılaşırsanzz onları öldürün! Onların öldürülmesi, kıyamet günü öldürenler için bir ecir olarak karşılarına çıkar

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ كَثِيرٍ، أَخْبَرَنَا سُفْيَانُ، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ خَيْثَمَةَ، عَنْ سُوَيْدِ بْنِ غَفَلَةَ، قَالَ عَلِيٌّ رضى الله عنه سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ يَأْتِي فِي آخِرِ الزَّمَانِ قَوْمٌ حُدَثَاءُ الأَسْنَانِ، سُفَهَاءُ الأَحْلاَمِ، يَقُولُونَ مِنْ خَيْرِ قَوْلِ الْبَرِيَّةِ، يَمْرُقُونَ مِنَ الإِسْلاَمِ كَمَا يَمْرُقُ السَّهْمُ مِنَ الرَّمِيَّةِ، لاَ يُجَاوِزُ إِيمَانُهُمْ حَنَاجِرَهُمْ، فَأَيْنَمَا لَقِيتُمُوهُمْ فَاقْتُلُوهُمْ، فَإِنَّ قَتْلَهُمْ أَجْرٌ لِمَنْ قَتَلَهُمْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ ‏"‏‏.‏
Sahih-i Buhari, Kitâb 66 (Kur'ân’ın Faziletleri), Bâb 35, Hadis no. 5057
Sahih-i Buhari 5058Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)

Ebu Said el-Hudri Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in şöyle buyurduğunu nakletmiştir: "İçinizden öyle bir topluluk türeyecek ki, onların namazlarına bakınca namazlarınızı, oruçlarına bakınca oruçlarınızı ve diğer amellerine bakınca da amellerinizi küçük göreceksiniz. Onlar Kur'an da okurlar. Ama Kur'an kalplerine inmez. Böyleleri ok'un hedefi delip geçtiği gibi İslam'a girip çıkarlar. Bu şekilde bir ok atan kimse okun temrenine bakar, ama kan namına bir şey göremez. Sapına bakar onda da bir şey göremez. Bir de yelesine bakar, onda da bir emare göremez. Son olarak, acaba av’a dokunmadı mı şüphesiyle fok denen veter medhaline bakar, ancak orada da kan izini göremez

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ بْنِ الْحَارِثِ التَّيْمِيِّ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّهُ قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ يَخْرُجُ فِيكُمْ قَوْمٌ تَحْقِرُونَ صَلاَتَكُمْ مَعَ صَلاَتِهِمْ، وَصِيَامَكُمْ مَعَ صِيَامِهِمْ، وَعَمَلَكُمْ مَعَ عَمَلِهِمْ، وَيَقْرَءُونَ الْقُرْآنَ لاَ يُجَاوِزُ حَنَاجِرَهُمْ، يَمْرُقُونَ مِنَ الدِّينَ كَمَا يَمْرُقُ السَّهْمُ مِنَ الرَّمِيَّةِ، يَنْظُرُ فِي النَّصْلِ فَلاَ يَرَى شَيْئًا، وَيَنْظُرُ فِي الْقِدْحِ فَلاَ يَرَى شَيْئًا، وَيَنْظُرُ فِي الرِّيشِ فَلاَ يَرَى شَيْئًا، وَيَتَمَارَى فِي الْفُوقِ ‏"‏‏.‏
Sahih-i Buhari, Kitâb 66 (Kur'ân’ın Faziletleri), Bâb 35, Hadis no. 5058
Sahih-i Buhari 5059Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)

Ebu Musa el-Eş'arı'den Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Kur'an okuyup onunla amel eden mu'min kimse tadı ve kokusu güzel turunç gibidir. Kur'an okumayıp fakat onunla amel eden mu'min, kokusu olmayan fakat tadı güzel hurmaya benzer. Kur'an okuyan münafık ise, kokusu güzel, tadı acı reyhan (fesleyen) otu gibidir. Kur'an okumayan münafık ise, tadı acı ve kötü, kokusu iğrenç Ebu Cehil karpuzuna benzer." Diğer tahric edenler: Tirmizi Emsal; Müslim, Salat-ül Müsafirin Fethu'l-Bari Açıklaması: Dawdi "İmam Buhari sallallahu a1eyhi ve sellem 'İman onların boğazlarından aşağı inmez' hadisi ile onların Kur'an'dan bir şeye tutunduklarını ifade etmek istemiştir," demiştir. Eğer tutunmaktan maksadı Kur'an'ın manasını bilmek değil de ezberlemek ise, kastettiği mana doğrudur. Ancak alimler, bu hadisin akışından burada imanın kalplerine yerleşmediğinin kastedildiği kanaatindedirler. Çünkü boğazda duran, buradan aşağı geçmeyen şey kalbe ulaşamaz

حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، عَنْ أَبِي مُوسَى، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ الْمُؤْمِنُ الَّذِي يَقْرَأُ الْقُرْآنَ وَيَعْمَلُ بِهِ كَالأُتْرُجَّةِ، طَعْمُهَا طَيِّبٌ وَرِيحُهَا طَيِّبٌ، وَالْمُؤْمِنُ الَّذِي لاَ يَقْرَأُ الْقُرْآنَ وَيَعْمَلُ بِهِ كَالتَّمْرَةِ، طَعْمُهَا طَيِّبٌ وَلاَ رِيحَ لَهَا، وَمَثَلُ الْمُنَافِقِ الَّذِي يَقْرَأُ الْقُرْآنَ كَالرَّيْحَانَةِ، رِيحُهَا طَيِّبٌ وَطَعْمُهَا مُرٌّ، وَمَثَلُ الْمُنَافِقِ الَّذِي لاَ يَقْرَأُ الْقُرْآنَ كَالْحَنْظَلَةِ، طَعْمُهَا مُرٌّ ـ أَوْ خَبِيثٌ ـ وَرِيحُهَا مُرٌّ ‏"‏‏.‏
Sahih-i Buhari, Kitâb 66 (Kur'ân’ın Faziletleri), Bâb 35, Hadis no. 5059
BÂB (36)

بَاب: (اقرؤوا الْقُرْآنَ مَا ائْتَلَفَتْ عَلَيْهِ قُلُوبُكُمْ)

Sahih-i Buhari 5060Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)

Cündeb İbn Abdullah'tan Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Kalpleriniz birleştiği sürece Kur'an okuyun! İhtilafa düştüğünüz zaman Kur'an okumaktan uzuklaşın!" Hadisin geçtiği diğer yerler: 5061,7364,7365 İBN-İ MACE’DEKİ ŞU HADİS’İDE OKUYUN BURAYA TIKLAYIN

حَدَّثَنَا أَبُو النُّعْمَانِ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ أَبِي عِمْرَانَ الْجَوْنِيِّ، عَنْ جُنْدَبِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ اقْرَءُوا الْقُرْآنَ مَا ائْتَلَفَتْ قُلُوبُكُمْ، فَإِذَا اخْتَلَفْتُمْ فَقُومُوا عَنْهُ ‏"‏‏.‏
Sahih-i Buhari, Kitâb 66 (Kur'ân’ın Faziletleri), Bâb 36, Hadis no. 5060
Sahih-i Buhari 5061Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)

Cündeb'den Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Kalpleriniz onun hakkında birleştiği sürece Kur'an okuyun! İhtilafa düşünce onu okumaktan uzak durun

حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، حَدَّثَنَا سَلاَّمُ بْنُ أَبِي مُطِيعٍ، عَنْ أَبِي عِمْرَانَ الْجَوْنِيِّ، عَنْ جُنْدَبٍ، قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ اقْرَءُوا الْقُرْآنَ مَا ائْتَلَفَتْ عَلَيْهِ قُلُوبُكُمْ فَإِذَا اخْتَلَفْتُمْ فَقُومُوا عَنْهُ ‏"‏‏.‏ تَابَعَهُ الْحَارِثُ بْنُ عُبَيْدٍ وَسَعِيدُ بْنُ زَيْدٍ عَنْ أَبِي عِمْرَانَ وَلَمْ يَرْفَعْهُ حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ وَأَبَانُ‏.‏ وَقَالَ غُنْدَرٌ عَنْ شُعْبَةَ عَنْ أَبِي عِمْرَانَ سَمِعْتُ جُنْدَبًا قَوْلَهُ‏.‏ وَقَالَ ابْنُ عَوْنٍ عَنْ أَبِي عِمْرَانَ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الصَّامِتِ عَنْ عُمَرَ قَوْلَهُ، وَجُنْدَبٌ أَصَحُّ وَأَكْثَرُ‏.‏
Sahih-i Buhari, Kitâb 66 (Kur'ân’ın Faziletleri), Bâb 36, Hadis no. 5061
Sahih-i Buhari 5062Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)

Abdullah'tan rivayet edildiğine göre o, bir adamı bir ayeti okurken işitmiş. Ama Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den O ayetin farklı şekilde okunduğunu öğrenmişti. (Abdullah anlatmaya devam ediyor:) Adamın elinden tuttum ve Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e götürdüm. (Olayı anlatınca Nebi s.a.v. şöyle) buyurdu: "İkinizin de okuyuşu güzel. Böyle okuyun!"556 Bildiğim en büyük hakikat onun şöyle buyurduğudur: [İhtilafa düşmeyin!] Zira sizden önceki toplumları ihtilafa düşmeleri helak etmiştir." Fethu'l-Bari Açıklaması: "İhtilafa düşünce" ifadesi, Kur'an'ın manası hakkında ayrılığa düşünce anlamına gelir. (Kur'an okumaktan uzuklaşın!) Bu ifade, daha fazla ihtilafın derinleşmemesi için ayrılın manasını taşır. Kadı Iyaz şöyle der: Buradaki ihtilaftan korkup Kur'an okumaktan alıkonma hususundaki nehiy muhtemelen Nebi s.a.v.dönemine özgü bir nehiydir. Zira "Ey İman Edenler! Size açıklanınca üzüleceğiniz bir takım şeyleri sormayınlZ" ayetinde ifade edildiği gibi, böyle bir ihtilaf, sonunda onları üzecek daha büyük yasakların veya emirlerin inmesinden korkulduğundandır. Zira böyle olaylardan sonra vahyin inme ihtimali her zaman vardı. Kur'an'ı okuyun ve okuduğunuz ayetlerin delalet ettiği ve sizi ona sürüklediği en kuvvetli anlamı kabul ederek aranızdaki görüş farklılıklarını ve yorumlarınızı telif edin. Fakat ayrılıklara yol açacak ve aranızdaki tartışmaları alevlendirecek bir durum ortaya çıkarsa okumayı kesin. O zaman kalplerinizin ülfet etmesi için, muhkem ve kesin olan görüşü tercih edip sizi ayrılığa götürecek müteşabih görüşleri ise terk edin. Cenab-ı Allah'ın şu ayetinin hükmünde olduğu gibi: "Ondaki müteşabihlere uymaya meyilli olanları gördüğünüzde onlardan kendinizi sakındırınız." Diğer bir ihtimal de farzların edasındaki biçimde bir görüş ayrılığı sözkonusu olursa, o zaman okumayı bırakmak gerekir. Böyle bir ihtilaf anında yan yana durmaktan uzaklaşıp herkes kendi başına okumaya devam etsin anlamında söylemiş olması da muhtemeldir. Yukarıda Abdullah İbn Mes'ud ile iki sahabi arasında eda konusunda söz konusu olan ihtilaftan sonra Rasulullah'ın hakemliğine başvurmaları olayında olduğu gibi Hz. Nebi onlara "hepiniz isabet ettiniz ve güzel yaptınız" demişti. Bu ve bundan önceki hadiste cemaate ve Müslümanların birliğine teşvik; ayrılık ve ihtilafa düşmekten de sakındırma vardır

حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ مَيْسَرَةَ، عَنِ النَّزَّالِ بْنِ سَبْرَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّهُ سَمِعَ رَجُلاً، يَقْرَأُ آيَةً، سَمِعَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم خِلاَفَهَا، فَأَخَذْتُ بِيَدِهِ فَانْطَلَقْتُ بِهِ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏ "‏ كِلاَكُمَا مُحْسِنٌ فَاقْرَآ ـ أَكْبَرُ عِلْمِي قَالَ ـ فَإِنَّ مَنْ كَانَ قَبْلَكُمُ اخْتَلَفُوا فَأَهْلَكَهُمْ ‏"‏‏.‏
Sahih-i Buhari, Kitâb 66 (Kur'ân’ın Faziletleri), Bâb 36, Hadis no. 5062