SÜNNETİMİZSÜNNET VE HADİS KÜTÜPHANESİ
Sahih-i Buhari › Kitâb 63 · Medine'deki Yardımcıların (Ensar) Faziletleri › Bâb 44Konum
KİTÂBLAR (97)
  1. 1Vahyin Başlangıcı7
  2. 2Îmân51
  3. 3İlim76
  4. 4Abdest113
  5. 5Gusül46
  6. 6Hayız40
  7. 7Teyemmüm15
  8. 8Namaz174
  9. 9Namaz Vakitleri81
  10. 10Ezan275
  11. 11Cuma66
  12. 12Korku Namazı6
  13. 13İki Bayram (iydeyn)42
  14. 14Vitir Namazı15
  15. 15Yağmur Duası (Istiskaa)35
  16. 16Güneş ve Ay Tutulması27
  17. 17Kur'ân Okurken Secde Edilecek Yerlerler13
  18. 18Namazın Kısaltılması (At-Taksir)40
  19. 19Gece Namazı (Teheccüd)69
  20. 20Mekke ve Medîne Mescidlerinde Kılınan Namazın Fazîleti10
  21. 21Namaz İçinde Ameller27
  22. 22Namazda Unutkanlık14
  23. 23Cenazeler160
  24. 24Zekât118
  25. 25Hacc260
  26. 26Umre33
  27. 27Hac Yolculuğunu Tamamlamaktan Engellenen Hacılar15
  28. 28Hacda Avlanma Cezası46
  29. 29Medine'nin Faziletleri24
  30. 30Oruç Tutmak117
  31. 31Teravih Namazı6
  32. 32Kadir Gecesinin Fazileti11
  33. 33Ramazânın Son On Gününde İ'tikâf22
  34. 34Alışverişler193
  35. 35Sonradan Teslim Edilecek Mallar İçin Bedel Ödenen Satışlar (Selem Akdi)20
  36. 36Şuf’a3
  37. 37İcâre27
  38. 38Havaleler3
  39. 39Kefalet9
  40. 40Vekâlet21
  41. 41Ekincilik31
  42. 42Su Dağıtımı34
  43. 43Borç, Borç Ödenmesi, Malın Dondurulması, İflas25
  44. 44Hukukî Çekişmeler (Husûmât)16
  45. 45Yerde Bulunup Kaldırılan Şeyler (Lukata)15
  46. 46Zulümler ve Gasb43
  47. 47Ortaklık25
  48. 48Rehin9
  49. 49Kölelerin Azat Edilmesi43
  50. 50Mükâteb6
  51. 51Hediyeler71
  52. 52Şehâdetler53
  53. 53Barış Sağlamak22
  54. 54Şartlar26
  55. 55Vasiyyetler44
  56. 56Cihâd ve Sîretler309
  57. 57Ganimetin Beşte Biri66
  58. 58Cizye ve Muvâde'a33
  59. 59Yaratılışın Başlangıcı136
  60. 60Peygamberler163
  61. 61Peygamberin (ﷺ) ve Ashabının Faziletleri ve Meziyetleri162
  62. 62Peygamberin Sahabeleri128
  63. 63Medine'deki Yardımcıların (Ensar) Faziletleri173
  64. 64Peygamber (ﷺ) Tarafından Yönetilen Askeri Seferler (El-Megazi)526
  65. 65Kur'an-ı Kerim 'in Peygamber ﷺ Tefsiri507
  66. 66Kur'ân’ın Faziletleri87
  67. 67Nikâh188
  68. 68Boşanmak100
  69. 69Nafakalar22
  70. 70Yiyecek, Yemek95
  71. 71Akîka Kurbânı9
  72. 72Avcılık, Kesim70
  73. 73Udhiyeler30
  74. 74İçecekler65
  75. 75Hastalar38
  76. 76Tıp101
  77. 77Elbise188
  78. 78Edeb255
  79. 79İzin İsteme77
  80. 80Dualar108
  81. 81Kalbi İnceltmek (Ar-Riqaq)182
  82. 82Kader27
  83. 83Yemînler ve Nezirler87
  84. 84Yeminlerin Keffaretleri15
  85. 85Mîrâs Payları (Ferîzalar)49
  86. 86Allah Tarafından Belirlenen Sınırlar ve Cezalar (Hudûd)89
  87. 87Kan Parası (Ad-Diyat)59
  88. 88Mürtedler22
  89. 89Zorlama altında yapılan ifadeler13
  90. 90Hileler29
  91. 91Ru'yâ Ta'bîri66
  92. 92Fitneler89
  93. 93Hükümler89
  94. 94Temenni20
  95. 95Doğru Bir Kişi Tarafından Verilen Bilgiyi Kabul Etmek (Vâhidlerin)22
  96. 96Kur'an ve Sünnete Sımsıkı Sarılmak103
  97. 97Allah'ı Birlemek (Tevhid)193
BÂBLAR — Medine'deki Yardımcıların (Ensar) Faziletleri (51)
  1. 1بَاب: مَنَاقِبِ الْأَنْصَارِ
  2. 2بَاب: قَوْلِ النَّبِيِّ ﷺ: (لَوْلَا الْهِجْرَةُ لَكُنْتُ امْرَأً مِنْ الْأَنْصَارِ)
  3. 3بَاب: إِخَاءِ النَّبِيِّ ﷺ بَيْنَ الْمُهَاجِرِينَ وَالْأَنْصَارِ
  4. 4بَاب: حُبِّ الْأَنْصَارِ من الإيمان
  5. 5بَاب: قَوْلُ النَّبِيِّ ﷺ لِلْأَنْصَارِ: (أَنْتُمْ أَحَبُّ النَّاسِ إِلَيَّ)
  6. 6بَاب: أَتْبَاعِ الْأَنْصَارِ
  7. 7بَاب: فَضْلِ دُورِ الْأَنْصَارِ
  8. 8بَاب: قَوْلِ النَّبِيِّ ﷺ لِلْأَنْصَارِ: (اصْبِرُوا حَتَّى تَلْقَوْنِي عَلَى الْحَوْضِ)
  9. 9بَاب: دُعَاءِ النَّبِيِّ ﷺ: (أَصْلِحْ الْأَنْصَارَ وَالْمُهَاجِرَةَ)
  10. 10بَاب: قَوْلِ اللَّهِ: ﴿وَيُؤْثِرُونَ عَلَى أَنْفُسِهِمْ وَلَوْ كَانَ بِهِمْ خَصَاصَةٌ﴾. /الحشر: ٩
  11. 11بَاب: قَوْلُ النَّبِيِّ ﷺ: (اقْبَلُوا مِنْ مُحْسِنِهِمْ وَتَجَاوَزُوا عَنْ مُسِيئِهِمْ)
  12. 12بَاب: مَنَاقِبُ سَعْدِ بْنِ مُعَاذٍ ﵁
  13. 13بَاب: مَنْقَبَةُ أُسَيْدِ بْنِ حُضَيْرٍ، وَعَبَّادِ بْنِ بِشْرٍ ﵄
  14. 14بَاب: مَنَاقِبُ مُعَاذِ بْنِ جَبَلٍ ﵁
  15. 15بَاب: مَنْقَبَةُ سَعْدِ بْنِ عُبَادَةَ ﵁
  16. 16بَاب: مَنَاقِبُ أُبَيِّ بْنِ كَعْبٍ ﵁
  17. 17بَاب: مَنَاقِبُ زَيْدِ بْنِ ثَابِتٍ ﵁
  18. 18بَاب: مَنَاقِبُ أَبِي طَلْحَةَ ﵁
  19. 19بَاب: مَنَاقِبُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ سَلَامٍ ﵁
  20. 20بَاب: تَزْوِيجِ النَّبِيِّ ﷺ خَدِيجَةَ، وَفَضْلِهَا ﵂
  21. 21بَاب: ذِكْرُ جَرِيرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ الْبَجَلِيِّ ﵁
  22. 22بَاب: ذِكْرُ حُذَيْفَةَ بْنِ الْيَمَانِ الْعَبْسِيِّ ﵁
  23. 23بَاب: ذِكْرُ هِنْدٍ بِنْتِ عُتْبَةَ بْنِ رَبِيعَةَ ﵂
  24. 24بَاب: حَدِيثُ زَيْدِ بْنِ عَمْرِو بْنِ نُفَيْلٍ
  25. 25بَاب: بُنْيَانُ الْكَعْبَةِ
  26. 26بَاب: أَيَّامُ الْجَاهِلِيَّةِ
  27. 27بَاب: مَبْعَثِ النَّبِيِّ ﷺ
  28. 28بَاب: مَا لَقِيَ النَّبِيُّ ﷺ وَأَصْحَابُهُ مِنَ الْمُشْرِكِينَ بِمكَّةَ
  29. 29بَاب: إِسْلَامُ أَبِي بَكْرٍ الصِّدِّيقِ ﵁
  30. 30بَاب: إِسْلَامُ سَعْدِ بْنِ أَبِي وَقَّاصٍ ﵁
  31. 31بَاب: ذِكْرُ الْجِنِّ
  32. 32بَاب: إِسْلَامُ أَبِي ذَرٍّ الْغِفَارِيِّ ﵁
  33. 33بَاب: إِسْلَامُ سَعِيدِ بْنِ زَيْدٍ ﵁
  34. 34بَاب: إِسْلَامُ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ ﵁
  35. 35بَاب: انْشِقَاقُ الْقَمَرِ
  36. 36بَاب: هِجْرَةِ الْحَبَشَةِ
  37. 37بَاب: مَوْتُ النَّجَاشِيِّ
  38. 38بَاب: تَقَاسُمُ الْمُشْرِكِينَ عَلَى النَّبِيِّ ﷺ
  39. 39بَاب: قِصَّةِ أَبِي طَالِبٍ
  40. 40بَاب: حَدِيثِ الْإِسْرَاءِ
  41. 41بَاب: الْمِعْرَاجِ
  42. 42بَاب: وُفُودِ الْأَنْصَارِ إِلَى النَّبِيِّ ﷺ بِمَكَّةَ، وَبَيْعَةِ الْعَقَبَةِ
  43. 43بَاب: تَزْوِيجِ النَّبِيِّ ﷺ عَائِشَةَ، وَقُدُومِهَا الْمَدِينَةَ، وَبِنَائِهِ بِهَا
  44. 44بَاب: هِجْرَةِ النَّبِيِّ ﷺ وَأَصْحَابِهِ إِلَى الْمَدِينَةِ
  45. 45بَاب: مَقْدَمِ النَّبِيِّ ﷺ وَأَصْحَابِهِ الْمَدِينَةَ
  46. 46بَاب: إِقَامَةِ الْمُهَاجِرِ بِمَكَّةَ بَعْدَ قَضَاءِ نُسُكِهِ
  47. 47بَاب: التَّارِيخِ، مِنْ أَيْنَ أَرَّخُوا التَّارِيخَ
  48. 48بَاب: قَوْلِ النَّبِيِّ ﷺ: (اللَّهُمَّ أَمْضِ لِأَصْحَابِي هِجْرَتَهُمْ)
  49. 49بَاب: كَيْفَ آخَى النَّبِيُّ ﷺ بَيْنَ أَصْحَابِهِ
  50. 50بَاب: إِتْيَانِ الْيَهُودِ النَّبِيَّ ﷺ حِينَ قَدِمَ الْمَدِينَةَ
  51. 51باب: إسلام سلمان الفارسي ﵁

Sahih-i Buhari 3911

Medine'deki Yardımcıların (Ensar) Faziletleri
Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)
BÂB (44)
بَاب: هِجْرَةِ النَّبِيِّ ﷺ وَأَصْحَابِهِ إِلَى الْمَدِينَةِ

Enes b. Malik r.a. dedi ki: "Allah'ın Nebii Sallallahu Aleyhi ve Sellem Medine'ye Ebu Bekir'i terkisine bindirmiş olarak geldi. Ebu Bekir, (görünüşte) yaşlı ve tanınan birisi olduğu halde, Allah'ın Nebii Sallallahu Aleyhi ve Sellem ise genç ve kimse tarafından tanınmayan birisi idi. Herhangi bir adam Ebu Bekir ile karşılaşır ve: Ey Ebu Bekir, şu önündeki adam kimdir, diye sorardı. O da: Bu adam bana doğru yolu gösteriyor, diye cevap verirdi. (Enes) dedi ki: Kişi, Ebu Bekir'in bu sözleriyle yolu kastettiğini zannediyordu. Oysa onun kastettiği hayır yolu idi. Ebu Bekir dönüp baktığında arkalarından kendilerine yetişen bir adam görüverdi. Ey Allah'ın Resulü, işte bir atlı bize yetişti, dedi. Allah'ın Nebii ona doğru dönerek: Allah'ım, onu yere yık, diye dua etti. At onu yere düşürdü. Sonra da kalkıp homurdanmaya başladı. Ey Allah'ın Nebii, bana dilediğin emri ver, dedi. Yerinde dur ve kimsenin bize yetişmesine imkan verme, diye buyurdu. (Enes) dedi ki: Günün başlangıcında Allah'ın Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e karşı mücadele veren birisi iken, günün sonunda onun lehine silah taşıyan birisi oldu. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem el-Harre'nin yanına konakladı. Daha sonra Ensara haber gönderdi. Onlar da Allah'ın Nebii ile Ebu Bekir'in yanına geldiler. Her ikisine de selam vererek: Güvenlik içerisinde ve itaat edilenler olarak bininiz, dediler. Allah'ın Nebii ile Ebu Bekir bindi ve her ikisinin de etrafını silahlarıyla kuşattılar. Medine'de, Allah'ın Nebii geldi, Allah'ın Nebii geldi, diye sesleniidi. Onlar da çıkıp seyretmeye ve Allah'ın Nebii demeye koyuldular. Nebi geldi ve nihayet Ebu Eyyub'un evinin yakınında konakladı. O (Nebi) aile halkıyla konuşurken, Abdullah b. Selam da ailesine ait bir hurma bağında onlar için hurma toplamakta iken onun geldiğini işitti. Elini çabuk tutarak onlar için topladıklarını orada koymaya çalıştı. Fakat topladığı hurmalar(ı bir yere koyamadan) beraberinde olduğu halde geldi. Allah'ın Nebiinden söylediği sözleri dinledikten sonra aile halkının yanına geri döndü. Allah'ın Nebii Sallallahu Aleyhi ve Sellem, bizim akrabalarımızın hangisinin evi daha yakındır diye sordu. Ebu Eyyub: Benim ey Allah'ın Nebii! İşte şu evim, şu da benim kapım dedi. Allah Resulü: O halde kalk git de öğle vakti dinlenelim diye bizim için bir hazırlık yap dedi. Ebu Eyyub: O halde Allah'ın bereketi üzere kalkınız dedi. Allah'ın Nebii sallallahu aleyhi ve selle m gelince Abdullah b. Selam da gelip: Şahadet ederim ki sen Allah'ın Resulüsün ve şüphesiz sen hak ile geldin. Yahudiler de biliyor ki ben onların efendisiyim, efendilerinin oğluyum. Onların en bilgilisiyim, onların en bilgilisinin oğluyum. Onları çağır ve benim Müslüman olduğumu bilmeden önce benim hakkımda onlara soru sor. Çünkü onlar benim Müslüman olduğumu bilecek olurlarsa bende olmayan şeyleri hakkımda söylerler, dedi. Bunun üzerine Allah'ın Nebii (Yahudilere) haber gönderdi. Onlar da gelip huzuruna girdiler. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem onlara: Ey Yahudiler toP-o luluğu! Veyl olsun sizlere! Allah'a karşı takvalı olunuz. Kendisinden başka hiçbir ilah olmayan Allah adına yemin ederim ki şüphesiz sizler benim hak olarak Allah'ın Resulü olduğumu ve benim hakkı getirdiğimi biliyorsunuz. Haydi Müslüman olunuz, dedi. Onlar: Biz bunu bilmiyoruz dediler. Evet, Nebi sallaW\hu aleyhi ve sellern'e böyle dediler. b da bu sözlerini üç defa tekrarladı. Aranızda Abdullah b. Selam nasıl bir adamdır dedi. Onlar: O bizim efendimizdir, efendimizin oğludur, en alimimizdir, en alimimizin oğludur, dediler. Allah Resulü: Müslüman olmasına ne dersiniz diye sordu. Onlar: Asla, Allah için o, Müslüman olacak birisi değildir. Yine sordu: Müslüman olursa ne dersiniz? Yine onlar: Asla, Allah körusun, o Müslüman olacak birisi değildir. Yine: Ya Müslüman olursa ne dersiniz diye sordu. Onlar: Asla, Allah için o Müslüman olacak değildir, dediler. Allah Resulü: Ey İbn Selam onların yanına çık, diye buyurdu, o da çıktı ve şunları söyledi: Ey Yahudiler, Allah'a karşı takvalı olunuz. Kendisinden başka hiçbir ilah olmayan Allah'a yemin ederim ki şüphesiz sizler onun Allah'ın Resulü olduğunu ve onun hakkı getirdiğini biliyorsunuz. Yahudiler: Yalan söylüyorsun dediler. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem onları dışarı çıkardı." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Ebu Bekir (görünüşte) yaşlı idL" Saçlarının ağarmış olduğunu kastetmektedir. "Tanınıyordu" çünkü o ticaret için yaptığı yolculuklarında Medinelilere uğrayıp gidiyordu. Oysa her iki hususta da Nebi sallallahu aleyhi ve sellern'in durumu ondan farklı idi. Uzun bir süreden beri Mekkelden dışarıya yolculuk yapmamıştı. Saçları da ağarmamıştı. Yoksa hakikatte Nebi sallallahu aleyhi ve sellern Ebu Bekir'den yaşça daha büyüktür. "Allah'ın Nebii ise gençti ve tanınmıyordu." Ebu Bekir r.a. ile ilgili olarak Müslim'in Sahihlinde Muaviye'den sabit olan rivayete göre 63 yıl yaşamıştır. Nebi sallallahu aleyhi ve sellerniden sonra ise iki yıl ve birkaç ay yaşamıştır. O halde Ebu Bekir'in yaşı ile ilgili olarak sahih kabul edilen görüşe göre onun Nebi sallallahu aleyhi ve sellerniden iki yaştan daha fazla bir süre küçük olması gerekir. "Bana yol gösteriyor" ifadesi ile ilgili olarak bunun sebebini İbn Sa'd zikretmiş olduğu bir rivayetinde şöylece açıklamaktadır: "Nebi sallallahu aleyhi ve sellern Ebu Bekir'e: İnsanların dikkatini benden başka tarafa çek, demişti. Bundan dolayı ona: Sen kimsin diye sorulduğunda, ben bir ihtiyacın peşindeyim derdi. Bu beraberindeki kim diye sorulunca da, bu bana yolu gösteren bir rehberdir, derdi." Bununla dinde doğru yolu, hidayeti kastediyordu. Ona soru soran kişi ise onu kılavuz ve yol gösterici zannediyordu. "Öğle vakti dinlenelim diye hazırlık yap." Yani öğlenleyin dinleneceğimiz (kayllile yapacağımız) bir yer hazırla bize

حَدَّثَنِي مُحَمَّدٌ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الصَّمَدِ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ صُهَيْبٍ، حَدَّثَنَا أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ أَقْبَلَ نَبِيُّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِلَى الْمَدِينَةِ وَهْوَ مُرْدِفٌ أَبَا بَكْرٍ، وَأَبُو بَكْرٍ شَيْخٌ يُعْرَفُ، وَنَبِيُّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم شَابٌّ لاَ يُعْرَفُ، قَالَ فَيَلْقَى الرَّجُلُ أَبَا بَكْرٍ فَيَقُولُ يَا أَبَا بَكْرٍ، مَنْ هَذَا الرَّجُلُ الَّذِي بَيْنَ يَدَيْكَ فَيَقُولُ هَذَا الرَّجُلُ يَهْدِينِي السَّبِيلَ‏.‏ قَالَ فَيَحْسِبُ الْحَاسِبُ أَنَّهُ إِنَّمَا يَعْنِي الطَّرِيقَ، وَإِنَّمَا يَعْنِي سَبِيلَ الْخَيْرِ، فَالْتَفَتَ أَبُو بَكْرٍ، فَإِذَا هُوَ بِفَارِسٍ قَدْ لَحِقَهُمْ، فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ، هَذَا فَارِسٌ قَدْ لَحِقَ بِنَا‏.‏ فَالْتَفَتَ نَبِيُّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏"‏ اللَّهُمَّ اصْرَعْهُ ‏"‏‏.‏ فَصَرَعَهُ الْفَرَسُ، ثُمَّ قَامَتْ تُحَمْحِمُ فَقَالَ يَا نَبِيَّ اللَّهِ مُرْنِي بِمَا شِئْتَ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَقِفْ مَكَانَكَ، لاَ تَتْرُكَنَّ أَحَدًا يَلْحَقُ بِنَا ‏"‏‏.‏ قَالَ فَكَانَ أَوَّلَ النَّهَارِ جَاهِدًا عَلَى نَبِيِّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم، وَكَانَ آخِرَ النَّهَارِ مَسْلَحَةً لَهُ، فَنَزَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم جَانِبَ الْحَرَّةِ، ثُمَّ بَعَثَ إِلَى الأَنْصَارِ، فَجَاءُوا إِلَى نَبِيِّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَسَلَّمُوا عَلَيْهِمَا، وَقَالُوا ارْكَبَا آمِنَيْنِ مُطَاعَيْنِ‏.‏ فَرَكِبَ نَبِيُّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأَبُو بَكْرٍ، وَحَفُّوا دُونَهُمَا بِالسِّلاَحِ، فَقِيلَ فِي الْمَدِينَةِ جَاءَ نَبِيُّ اللَّهِ، جَاءَ نَبِيُّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم‏.‏ فَأَشْرَفُوا يَنْظُرُونَ وَيَقُولُونَ جَاءَ نَبِيُّ اللَّهِ، جَاءَ نَبِيُّ اللَّهِ‏.‏ فَأَقْبَلَ يَسِيرُ حَتَّى نَزَلَ جَانِبَ دَارِ أَبِي أَيُّوبَ، فَإِنَّهُ لَيُحَدِّثُ أَهْلَهُ، إِذْ سَمِعَ بِهِ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَلاَمٍ وَهْوَ فِي نَخْلٍ لأَهْلِهِ يَخْتَرِفُ لَهُمْ، فَعَجِلَ أَنْ يَضَعَ الَّذِي يَخْتَرِفُ لَهُمْ فِيهَا، فَجَاءَ وَهْىَ مَعَهُ، فَسَمِعَ مِنْ نَبِيِّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ رَجَعَ إِلَى أَهْلِهِ، فَقَالَ نَبِيُّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ أَىُّ بُيُوتِ أَهْلِنَا أَقْرَبُ ‏"‏‏.‏ فَقَالَ أَبُو أَيُّوبَ أَنَا يَا نَبِيَّ اللَّهِ، هَذِهِ دَارِي، وَهَذَا بَابِي‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَانْطَلِقْ فَهَيِّئْ لَنَا مَقِيلاً ‏"‏‏.‏ قَالَ قُومَا عَلَى بَرَكَةِ اللَّهِ‏.‏ فَلَمَّا جَاءَ نَبِيُّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم جَاءَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَلاَمٍ فَقَالَ أَشْهَدُ أَنَّكَ رَسُولُ اللَّهِ، وَأَنَّكَ جِئْتَ بِحَقٍّ، وَقَدْ عَلِمَتْ يَهُودُ أَنِّي سَيِّدُهُمْ وَابْنُ سَيِّدِهِمْ، وَأَعْلَمُهُمْ وَابْنُ أَعْلَمِهِمْ، فَادْعُهُمْ فَاسْأَلْهُمْ عَنِّي قَبْلَ أَنْ يَعْلَمُوا أَنِّي قَدْ أَسْلَمْتُ، فَإِنَّهُمْ إِنْ يَعْلَمُوا أَنِّي قَدْ أَسْلَمْتُ قَالُوا فِيَّ مَا لَيْسَ فِيَّ‏.‏ فَأَرْسَلَ نَبِيُّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَقْبَلُوا فَدَخَلُوا عَلَيْهِ‏.‏ فَقَالَ لَهُمْ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ يَا مَعْشَرَ الْيَهُودِ، وَيْلَكُمُ اتَّقُوا اللَّهَ، فَوَاللَّهِ الَّذِي لاَ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ إِنَّكُمْ لَتَعْلَمُونَ أَنِّي رَسُولُ اللَّهِ حَقًّا، وَأَنِّي جِئْتُكُمْ بِحَقٍّ فَأَسْلِمُوا ‏"‏‏.‏ قَالُوا مَا نَعْلَمُهُ‏.‏ قَالُوا لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَهَا ثَلاَثَ مِرَارٍ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَأَىُّ رَجُلٍ فِيكُمْ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَلاَمٍ ‏"‏‏.‏ قَالُوا ذَاكَ سَيِّدُنَا وَابْنُ سَيِّدِنَا، وَأَعْلَمُنَا وَابْنُ أَعْلَمِنَا‏.‏ قَالَ ‏"‏ أَفَرَأَيْتُمْ إِنْ أَسْلَمَ ‏"‏‏.‏ قَالُوا حَاشَا لِلَّهِ، مَا كَانَ لِيُسْلِمَ‏.‏ قَالَ ‏"‏ أَفَرَأَيْتُمْ إِنْ أَسْلَمَ ‏"‏‏.‏ قَالُوا حَاشَا لِلَّهِ، مَا كَانَ لِيُسْلِمَ‏.‏ قَالَ ‏"‏ يَا ابْنَ سَلاَمٍ، اخْرُجْ عَلَيْهِمْ ‏"‏‏.‏ فَخَرَجَ فَقَالَ يَا مَعْشَرَ الْيَهُودِ، اتَّقُوا اللَّهَ، فَوَاللَّهِ الَّذِي لاَ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ إِنَّكُمْ لَتَعْلَمُونَ أَنَّهُ رَسُولُ اللَّهِ، وَأَنَّهُ جَاءَ بِحَقٍّ‏.‏ فَقَالُوا كَذَبْتَ‏.‏ فَأَخْرَجَهُمْ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم‏.‏
KAYNAK
Sahih-i Buhari, Kitâb 63 (Medine'deki Yardımcıların (Ensar) Faziletleri), Bâb 44, Hadis no. 3911
HADİSİN DERECESİ
Sahih(Buhârî'nin Sahîh'i)
sunnetimiz.com/buhari:3911