SÜNNETİMİZSÜNNET VE HADİS KÜTÜPHANESİ
Sahih-i Buhari › Kitâb 77 · Elbise › Bâb 4Konum
KİTÂBLAR (97)
  1. 1Vahyin Başlangıcı7
  2. 2Îmân51
  3. 3İlim76
  4. 4Abdest113
  5. 5Gusül46
  6. 6Hayız40
  7. 7Teyemmüm15
  8. 8Namaz174
  9. 9Namaz Vakitleri81
  10. 10Ezan275
  11. 11Cuma66
  12. 12Korku Namazı6
  13. 13İki Bayram (iydeyn)42
  14. 14Vitir Namazı15
  15. 15Yağmur Duası (Istiskaa)35
  16. 16Güneş ve Ay Tutulması27
  17. 17Kur'ân Okurken Secde Edilecek Yerlerler13
  18. 18Namazın Kısaltılması (At-Taksir)40
  19. 19Gece Namazı (Teheccüd)69
  20. 20Mekke ve Medîne Mescidlerinde Kılınan Namazın Fazîleti10
  21. 21Namaz İçinde Ameller27
  22. 22Namazda Unutkanlık14
  23. 23Cenazeler160
  24. 24Zekât118
  25. 25Hacc260
  26. 26Umre33
  27. 27Hac Yolculuğunu Tamamlamaktan Engellenen Hacılar15
  28. 28Hacda Avlanma Cezası46
  29. 29Medine'nin Faziletleri24
  30. 30Oruç Tutmak117
  31. 31Teravih Namazı6
  32. 32Kadir Gecesinin Fazileti11
  33. 33Ramazânın Son On Gününde İ'tikâf22
  34. 34Alışverişler193
  35. 35Sonradan Teslim Edilecek Mallar İçin Bedel Ödenen Satışlar (Selem Akdi)20
  36. 36Şuf’a3
  37. 37İcâre27
  38. 38Havaleler3
  39. 39Kefalet9
  40. 40Vekâlet21
  41. 41Ekincilik31
  42. 42Su Dağıtımı34
  43. 43Borç, Borç Ödenmesi, Malın Dondurulması, İflas25
  44. 44Hukukî Çekişmeler (Husûmât)16
  45. 45Yerde Bulunup Kaldırılan Şeyler (Lukata)15
  46. 46Zulümler ve Gasb43
  47. 47Ortaklık25
  48. 48Rehin9
  49. 49Kölelerin Azat Edilmesi43
  50. 50Mükâteb6
  51. 51Hediyeler71
  52. 52Şehâdetler53
  53. 53Barış Sağlamak22
  54. 54Şartlar26
  55. 55Vasiyyetler44
  56. 56Cihâd ve Sîretler309
  57. 57Ganimetin Beşte Biri66
  58. 58Cizye ve Muvâde'a33
  59. 59Yaratılışın Başlangıcı136
  60. 60Peygamberler163
  61. 61Peygamberin (ﷺ) ve Ashabının Faziletleri ve Meziyetleri162
  62. 62Peygamberin Sahabeleri128
  63. 63Medine'deki Yardımcıların (Ensar) Faziletleri173
  64. 64Peygamber (ﷺ) Tarafından Yönetilen Askeri Seferler (El-Megazi)526
  65. 65Kur'an-ı Kerim 'in Peygamber ﷺ Tefsiri507
  66. 66Kur'ân’ın Faziletleri87
  67. 67Nikâh188
  68. 68Boşanmak100
  69. 69Nafakalar22
  70. 70Yiyecek, Yemek95
  71. 71Akîka Kurbânı9
  72. 72Avcılık, Kesim70
  73. 73Udhiyeler30
  74. 74İçecekler65
  75. 75Hastalar38
  76. 76Tıp101
  77. 77Elbise188
  78. 78Edeb255
  79. 79İzin İsteme77
  80. 80Dualar108
  81. 81Kalbi İnceltmek (Ar-Riqaq)182
  82. 82Kader27
  83. 83Yemînler ve Nezirler87
  84. 84Yeminlerin Keffaretleri15
  85. 85Mîrâs Payları (Ferîzalar)49
  86. 86Allah Tarafından Belirlenen Sınırlar ve Cezalar (Hudûd)89
  87. 87Kan Parası (Ad-Diyat)59
  88. 88Mürtedler22
  89. 89Zorlama altında yapılan ifadeler13
  90. 90Hileler29
  91. 91Ru'yâ Ta'bîri66
  92. 92Fitneler89
  93. 93Hükümler89
  94. 94Temenni20
  95. 95Doğru Bir Kişi Tarafından Verilen Bilgiyi Kabul Etmek (Vâhidlerin)22
  96. 96Kur'an ve Sünnete Sımsıkı Sarılmak103
  97. 97Allah'ı Birlemek (Tevhid)193
BÂBLAR — Elbise (101)
  1. 1باب: مَنْ جَرَّ إِزَارَهُ مِنْ غَيْرِ خُيَلَاءَ
  2. 2باب: التَّشْمِيرِ فِي الثِّيَابِ
  3. 3باب: مَا أَسْفَلَ مِنَ الْكَعْبَيْنِ فَهُوَ فِي النَّارِ
  4. 4باب: مَنْ جَرَّ ثَوْبَهُ مِنَ الْخُيَلَاءِ
  5. 5باب: الْإِزَارِ الْمُهَدَّبِ
  6. 6باب: الْأَرْدِيَةِ
  7. 7باب: لُبْسِ الْقَمِيصِ
  8. 8باب: جَيْبِ الْقَمِيصِ مِنْ عِنْدِ الصَّدْرِ وَغَيْرِهِ
  9. 9باب: مَنْ لَبِسَ جُبَّةً ضَيِّقَةَ الْكُمَّيْنِ فِي السَّفَرِ
  10. 10باب: لُبْسِ جُبَّةِ الصُّوفِ فِي الْغَزْوِ
  11. 11باب: الْقَبَاءِ وَفَرُّوجِ حَرِيرٍ
  12. 12باب: الْبَرَانِسِ
  13. 13باب: السَّرَاوِيلِ
  14. 14باب: الْعَمَائِمِ
  15. 15باب: التَّقَنُّعِ
  16. 16باب: الْمِغْفَرِ
  17. 17باب: الْبُرُودِ وَالْحِبَرَةِ وَالشَّمْلَةِ
  18. 18باب: الْأَكْسِيَةِ وَالْخَمَائِصِ
  19. 19باب: اشْتِمَالِ الصَّمَّاءِ
  20. 20باب: الِاحْتِبَاءِ فِي ثَوْبٍ وَاحِدٍ
  21. 21باب: الْخَمِيصَةِ السَّوْدَاءِ
  22. 22باب: الثياب الْخُضْرِ
  23. 23باب: الثِّيَابِ الْبِيضِ
  24. 24باب: لُبْسِ الْحَرِيرِ وَافْتِرَاشِهِ لِلرِّجَالِ، وَقَدْرِ مَا يَجُوزُ مِنْهُ
  25. 25باب: من مس الحرير من غير لبس
  26. 26باب: افْتِرَاشِ الْحَرِيرِ
  27. 27باب: لُبْسِ الْقَسِّيِّ
  28. 28باب: مَا يُرَخَّصُ لِلرِّجَالِ مِنَ الْحَرِيرِ لِلْحِكَّةِ
  29. 29باب: الْحَرِيرِ لِلنِّسَاءِ
  30. 30باب: مَا كَانَ النَّبِيُّ ﷺ يَتَجَوَّزُ مِنَ اللِّبَاسِ وَالْبُسْطِ
  31. 31باب: مَا يُدْعَى لِمَنْ لَبِسَ ثَوْبًا جَدِيدًا
  32. 32باب: التزعفر للرجال
  33. 33باب: الثَّوْبِ الْمُزَعْفَرِ
  34. 34باب: الثَّوْبِ الْأَحْمَرِ
  35. 35باب: الْمِيثَرَةِ الْحَمْرَاءِ
  36. 36باب: النِّعَالِ السِّبْتِيَّةِ وَغَيْرِهَا
  37. 37باب: يَبْدَأُ بِالنَّعْلِ الْيُمْنَى
  38. 38باب: يَنْزِعُ نَعْلَهُ الْيُسْرَى
  39. 39باب: لَا يَمْشِي فِي نَعْلٍ وَاحِدَةٍ
  40. 40باب: قِبَالَانِ فِي نَعْلٍ، وَمَنْ رَأَى قِبَالًا وَاحِدًا وَاسِعًا
  41. 41باب: الْقُبَّةِ الْحَمْرَاءِ مِنْ أَدَمٍ
  42. 42باب: الْجُلُوسِ عَلَى الْحَصِيرِ وَنَحْوِهِ
  43. 43باب: الْمُزَرَّرِ بِالذَّهَبِ
  44. 44باب: خَوَاتِيمِ الذَّهَبِ
  45. 45باب: خَاتَمِ الْفِضَّةِ
  46. 46باب: فَصِّ الْخَاتَمِ
  47. 47باب: خَاتَمِ الْحَدِيدِ
  48. 48باب: نَقْشِ الْخَاتَمِ
  49. 49باب: الْخَاتَمِ فِي الْخِنْصَرِ
  50. 50باب: اتِّخَاذِ الْخَاتَمِ لِيُخْتَمَ بِهِ الشَّيْءُ، أَوْ لِيُكْتَبَ بِهِ إِلَى أَهْلِ الْكِتَابِ وَغَيْرِهِمْ
  51. 51باب: مَنْ جَعَلَ فَصَّ الْخَاتَمِ فِي بَطْنِ كَفِّهِ
  52. 52باب: قَوْلِ النَّبِيِّ ﷺ: لَا يَنْقُشُ عَلَى نَقْشِ خَاتَمِهِ
  53. 53باب: هَلْ يُجْعَلُ نَقْشُ الْخَاتَمِ ثَلَاثَةَ أَسْطُرٍ
  54. 54باب: الْخَاتَمِ لِلنِّسَاءِ
  55. 55باب: الْقَلَائِدِ وَالسِّخَابِ لِلنِّسَاءِ
  56. 56باب: اسْتِعَارَةِ الْقَلَائِدِ
  57. 57باب: الْقُرْطِ لِلنِّسَاءِ
  58. 58باب: السِّخَابِ لِلصِّبْيَانِ
  59. 59باب: المتشبهين بِالنِّسَاءِ، وَالْمُتَشَبِّهَاتُ بِالرِّجَالِ
  60. 60باب: إِخْرَاجِ الْمُتَشَبِّهِينَ بِالنِّسَاءِ مِنَ الْبُيُوتِ
  61. 61باب: قَصِّ الشَّارِبِ
  62. 62باب: تَقْلِيمِ الْأَظْفَارِ
  63. 63باب: إِعْفَاءِ اللِّحَى
  64. 64باب: مَا يُذْكَرُ فِي الشَّيْبِ
  65. 65باب: الْخِضَابِ
  66. 66باب: الْجَعْدِ
  67. 67باب: التَّلْبِيدِ
  68. 68باب: الْفَرْقِ
  69. 69باب: الذَّوَائِبِ
  70. 70باب: الْقَزَعِ
  71. 71باب: تَطْيِيبِ الْمَرْأَةِ زَوْجَهَا بِيَدَيْهَا
  72. 72باب: الطِّيبِ فِي الرَّأْسِ وَاللِّحْيَةِ
  73. 73باب: الِامْتِشَاطِ
  74. 74باب: تَرْجِيلِ الْحَائِضِ زَوْجَهَا
  75. 75باب: التَّرْجِيلِ وَالتَّيَمُّنِ فيه
  76. 76باب: مَا يُذْكَرُ فِي الْمِسْكِ
  77. 77باب: مَا يُسْتَحَبُّ مِنَ الطِّيبِ
  78. 78باب: مَنْ لَمْ يَرُدَّ الطِّيبَ
  79. 79باب: الذَّرِيرَةِ
  80. 80باب: الْمُتَفَلِّجَاتِ لِلْحُسْنِ
  81. 81باب: الْوَصْلِ فِي الشَّعَرِ
  82. 82باب: الْمُتَنَمِّصَاتِ
  83. 83باب: الْمَوْصُولَةِ
  84. 84باب: الْوَاشِمَةِ
  85. 85باب: الْمُسْتَوْشِمَةِ
  86. 86باب: التَّصَاوِيرِ
  87. 87باب: عَذَابِ الْمُصَوِّرِينَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ
  88. 88باب: نَقْضِ الصُّوَرِ
  89. 89باب: مَا وُطِئَ مِنَ التَّصَاوِيرِ
  90. 90باب: مَنْ كَرِهَ الْقُعُودَ عَلَى الصور
  91. 91باب: كَرَاهِيَةِ الصَّلَاةِ فِي التَّصَاوِيرِ
  92. 92باب: لَا تَدْخُلُ الْمَلَائِكَةُ بَيْتًا فِيهِ صُورَةٌ
  93. 93باب: مَنْ لَمْ يَدْخُلْ بَيْتًا فِيهِ صُورَةٌ
  94. 94باب: مَنْ لَعَنَ الْمُصَوِّرَ
  95. 95باب: مَنْ صَوَّرَ صُورَةً كُلِّفَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ أَنْ يَنْفُخَ فِيهَا الرُّوحَ، وَلَيْسَ بِنَافِخٍ
  96. 96باب: الِارْتِدَافِ عَلَى الدَّابَّةِ
  97. 97باب: الثَّلَاثَةِ عَلَى الدَّابَّةِ
  98. 98باب: حَمْلِ صَاحِبِ الدَّابَّةِ غَيْرَهُ بَيْنَ يَدَيْهِ
  99. 99باب: إِرْدَافِ الرَّجُلِ خَلْفَ الرَّجُلِ
  100. 100باب: إِرْدَافِ الْمَرْأَةِ خَلْفَ الرَّجُلِ ذا محرم
  101. 101باب: الاستلقاء ووضع الرجل على الأخرى

Sahih-i Buhari 5791

Elbise
Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)
BÂB (4)
باب: مَنْ جَرَّ ثَوْبَهُ مِنَ الْخُيَلَاءِ

Şu'be'den, dedi ki: Muharib b. Disar ile bir atın üzerinde olduğu halde karşılaştım. Hakimlik yaptığı yerine doğru gidiyordu. Ona bu hadisi sordum. Bana tahdis ederek dedi ki: Ben Abdullah b. Ömer r.a.'ı şöyle derken dinledim: Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Kim büyüklenerek elbisesini yerde sürüklerse kıyamet gününde Allah ona bakmayacaktır." Ben 'Muharib'e: İzarını söz konusu etti mi, diye sordum. Muharib: Özel olarak ne izar, ne kamis söz konusu etti, dedi. Ayrıca Salim'den, o İbn Ömer'den, onun Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den: "Kim elbisesini büyüklenerek sürüklerse ... " dediği rivayet edilmiştir. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Büyüklenerek elbisesini yerdesürükleyen kimse." Büyüklenmek sebebiyle elbisesini yerde sürükleyen kimse, demektir. "Allah ona bakmaz." Ona merhamet etmez, demektir. Bakmak, yüce Allah'a izafe edildiği vakit mecaz olur. Yaratılmışa izafe edildiğinde ise kinaye olur. Maksad: Allah ona rahmet nazarıyla bakmama ihtimalinin bulunduğudur. Hocamız Tirmizi Şerhi'nde şunları söylemektedir: Burada, bakma esnasında söz konusu olan hali ifade etmektedir. Çünkü bir kimse mütevazi olana bakarsa, ona merhamet eder. Büyüklük taslayana bakarsa ona gazap eder. O halde rahmet ve gazap, bakmak dolayısıyla söz konusu olan sonuçlardır. Bakmayı rahmet ya da gazap olarak yorumlayanların bu açıklamalarını Taberanı'nin rivayet ettiği hadis de desteklemektedir. Bu hadisin aslı Ebu Davud'da, Ebu Curey yoluyla rivayet edilmiştir: "Sizden öncekilerden bir adam bir burde giyindi ve onunla büyüklenerek, çalımlı çalımlı yürüdü. Allah ona baktı vegazap etti; arza emretti, bunun Üzerine arz da onu içine ald!." "Men: Kimse" sözü geçen tehditte, o özel fiile karşılık erkekleri de, kadınları da kapsamına. alır. Ümmü Seleme radıyallahu an ha bu anlamı çıkarmış idI. Nesai ve sahih olduğunu belirterek Tirmizi, Eyyub yoluyla Nafi'den, o İbn Ömer'den muttasıl olarak birinci babda zikredilen hadis ile birlikte şunları da söylemektedir: "Bunun üzerine Ümmü Seleme dedi ki: Peki kadınlar elbiselerinin eteklerini ne yapsın? Allah Rasulü: Bir karış sarkıtırlar, buyurdu. Ümmü Seleme: O takdirde ayakları açılır, dedi. Allah Rasulü: Elbiselerini bir arşın sarkıtırlar ve daha fazlasını sarkı tm azı ar, buyurdu." Lafız Tirmizi'ye aittir. Nevevi dedi ki: Hadislerin büyüklenerek sürüklemek kaydı ile zikredilmiş olmalarının zahiri ifadeleri, haram kılmanın sadece büyüklenme haline özel olmasını gerektirir. Ancak ona şöylece itiraz edilmiştir: Eğer durum böyle olsaydı, Üm mü Seleme'nin elbiselerini yerde sürüklemelerine dair kadınların hükmünü sormasının bir anlamı olmazdı. Aksine Ümmü Seleme, büyüklenerek olsun olmasın elbiseleri uzatıp yerde sürüklemenin yasaklandığını anlamış, bundan dolayı bu hususta avretlerini setretmek için elbiselerini sarkıtma ihtiyaçları dolayısı ile kadınların hükmünü sormuştur. Çünkü kadının bütün ayağı avrettir. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de Ümmü Seleme'ye bu hususta onların hüküm itibariyle sadece bu mana çerçevesinde erkeklerin hükmü dışında olduklarını beyan etmiştir. İyad, bu hususta yasağın, kadınlar dışında erkekler hakkında söz konusu olduğunun icma' ile kabul edildiğini nakletmektedir. Onun kastettiği yasak, elbiseleri sarkıtmanın yasaklandığıdır. Çünkü Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Ümmü Seleme'nin o anlayışını takrir etmiş (doğru kabul etmiş)tir. Ancak ona, bu işin hükmü özelleştirilmiş umumi bir hüküm olduğunu beyan etmiştir. Çünkü verdiği cevabında elbise sarkıtmak bakımından erkekler ve kadınlar arasında fark olduğunu beyan etmiştir. Aynı şekilde kadınların daha fazlasını uzatmalarının yasak olduğu miktarı da erkekler hakkındaki miktarı açıkladığı gibi açıklamıştır. Hu/asa, erkeklerin iki hali söz konusudur. Biri müstehaplık halidir, o da izarın baldırların ortasına kadar gelmesidir. Cevaz hali ise topuklara kadar olmasıdır. Kadınların da aynı şekilde iki hali söz konusudur. Müstehaplık hali erkekler için caiz olan miktardan bir karış kadar uzun olmasıdır. Cevaz hali de bir arşın kadar uzatılmasıdır. Hadislerden Çıkan Sonuçlar 1- Elbisenin yerde sürüklenmesi kaydı, çoğunlukla görülen hali anlatmak içindir. 2- Azginlık ve böbürlenmek, isterse elbiselerini çemremiş olsun, yerilen bir şeydir. 3- Delillerin toplamından anlaşıldığına göre güzel elbise giymek suretiyle Allah'ın üzerindeki nimetini göstermek isteyen ve bu nimetini hatırında tutarak ona şükreden,kendisi gibi olmayan kimseyi hakir görmeyen kişiye giydiği mubah şeylerin zararı olmaz. İsterse oldukça nefis elbiseler giyinsin. Çünkü Müslim'in Sahih'inde İbn Mesud'dan şöyle dediği rivayet edilmektedir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Kalbinde kibir namına zerre ağırlığı kadar bir şey bulunan bir kimse cennete girmeyecektir. Bir adam: Ya kişi elbisesinin güzel, ayakkabısının güzelolmasını severse, diye sordu. Allah Rasulü: Şüphesiz Allah güzeldir, güzelolanı sever. Kibir denilen şey, hakka karşı gelmek ve insanları hakir görmektir, buyurdu." "Elbisesinde (hullesinde) yürürken." Hulle denilen şey, biri diğerinin üstünde giyilen iki elbisedir. İzar ve rida olduğu da••söylenmiştir. Daha meşhur olan budur. "Kendisini beğenerek." Kurtubi dedi ki: Kişinin kendisini beğenmesi (ucb), Allah'ın nimetini unutmakla beraber kendisine mükemmel nazarıyla bakmasıdır. Eğer bununla birlikte başkasını da hakir görecek olursa işte bu, yerilen kibirdir. "O kıyamete kadar içine gömülüp durur." İbn Ömer'in hadisinde: "Kıyamet gününe kadar yerin içinde gömülüp durur" şeklindedir. İbn Ffuis dedi ki: "Te celcül (gömülüp durmak)", şiddetli sarsıntı ile birlikte yerin dibine dalıp gitmek ve bir taraftan öbür tarafa itilmektir. Yani o yerde gömülüp durmaktadır. İtilerek, sarsıntı ile içine doğru inip durmaktadır, demektir. "Hüküm verdiği yerine." Çünkü Muharib, Kufe Hakimliği görevini kabul etmişti. Abdullah b. İdris el-Evdi babasından şöyle dediğini nakletmektedir: "Ben el-Hakem'i ve Hammad'ı kaza meclisinde gördüm." Simak b. Harb da dedi ki: "Cahiliye dönemi insanları arasında bir kimsede altı özellik bulundu mu onu efendi ve önder kabul ederlerdi. Hilm, akıl, cömertlik, kahramanlık, beyan ve mütevazilik. İslam geldikten sonra bunların kemale ermeleri ise, ancak afif olmakla mümkündür.İşte bütün bunlar bu adamda bir arada toplanmış bulunmaktadır." Kasttetiği kişi ise Muharib b. Disar'dır. Bu hadislerden anlaşıldığına göre; büyüklenmek maksadıyla izarı (elbiseyi) yere sarkıtıp sürümek büyük bir günahtır. Ama büyüklenmek kastı olmaksızın sarkıtmak, hadislerin zahirinden anlaşıldığına göre yine haramdır. Fakat bu hadislerde "büyüklenmek" kaydının zikredilmesi, sarkıtmanın yerilmesi ile alakalı varid olmuştur, mutlak olarak yasağı belirten hadisler de buradaki kayıtlı olan rivayete göre yorumlanır. Dolayısı ile büyüklenmekten kendisini kurtarabilmesi halinde elbiseleri uzatıp yerde sürüklemek haram olmaz. İbn Abdilberr dedi ki: Hadisin mefhumundan anlaşıldığına göre, büyüklenmek kastı olmaksızın elbisenin sürüklenmesi halinde tehdit söz konusu olmaz. Ancak gömleğin ve daha başka elbiselerin yerde sürüklenmeleri, durum ne olursa olsun yeriimiş bir şeydir. Nevevi der ki: Topukların altına kadar elbiseyi sarkıtmak, büyüklenmek içindir. Eğer başka bir amaçla sarkıtılırsa o mekruhtur. Şafil de büyüklenmek için elbisenin sürüklenmesi ile başka bir amaç için sürüklenmesi arasındaki farkı böylece belirtmiştir. O der ki: Müstehap olan, izarın baldırın yarısına kadar olmasıdır. Kerahet söz konusu olmaksızın caiz olanı ise ondan aşağı topuklara kadar uzanan halidir. Topuklardan aşağı inen ise eğer büyüklenmek amacıyla yapılırsa haram olarak yasaklanmıştır. Aksi takdirde tenzihl anlamıyla yasaktır. Çünkü elbiseleri sarkıtmayı yasaklamaya dair varid olmuş hadisler mutlaktır, bunların büyüklenmek amacı ile sarkıtılmak ile kayıtlandmlmaları gerekmektedir.---Nevevi'nin sözleri burada bitti. --- İbnu'l-Arabl dedi ki: Erkeğin elbiselerini topuktan aşağıya sarkıtması ve ben bunu büyüklenmek için yapmıyorum demesi caiz değildir. Çünkü yasak, lafzı itibariyle bu hali de kapsamına alır. Hüküm itibariyle lafzın kapsamına giren bir kimsenin: Sözü geçen illet bende bulunmadığından ötürü ben bu emre uymuyorum, demesi caiz değildir. Çünkü, bu kabul edilebilecek bir iddia olamaz. Aksine onun elbisesinin eteğini uzatınası, kibirlendiğirÜn bir delilidir. (Özetle) Hulasa, elbiseyi sarkıtınak onu yerde sürüklemeyi de gerektirir. Yerde sürüklenmesi büyüklenmeyi gerektirir. İsterse giyen büyüklenmek kastını gütmesin

حَدَّثَنَا مَطَرُ بْنُ الْفَضْلِ، حَدَّثَنَا شَبَابَةُ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ لَقِيتُ مُحَارِبَ بْنَ دِثَارٍ عَلَى فَرَسٍ وَهْوَ يَأْتِي مَكَانَهُ الَّذِي يَقْضِي فِيهِ فَسَأَلْتُهُ عَنْ هَذَا الْحَدِيثِ فَحَدَّثَنِي فَقَالَ سَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ مَنْ جَرَّ ثَوْبَهُ مَخِيلَةً، لَمْ يَنْظُرِ اللَّهُ إِلَيْهِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ ‏"‏‏.‏ فَقُلْتُ لِمُحَارِبٍ أَذَكَرَ إِزَارَهُ قَالَ مَا خَصَّ إِزَارًا وَلاَ قَمِيصًا‏.‏ تَابَعَهُ جَبَلَةُ بْنُ سُحَيْمٍ وَزَيْدُ بْنُ أَسْلَمَ وَزَيْدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ عَنِ ابْنِ عُمَرَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم‏.‏ وَقَالَ اللَّيْثُ عَنْ نَافِعٍ عَنِ ابْنِ عُمَرَ مِثْلَهُ‏.‏ وَتَابَعَهُ مُوسَى بْنُ عُقْبَةَ وَعُمَرُ بْنُ مُحَمَّدٍ وَقُدَامَةُ بْنُ مُوسَى عَنْ سَالِمٍ عَنِ ابْنِ عُمَرَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ مَنْ جَرَّ ثَوْبَهُ ‏"‏‏.‏
KAYNAK
Sahih-i Buhari, Kitâb 77 (Elbise), Bâb 4, Hadis no. 5791
HADİSİN DERECESİ
Sahih(Buhârî'nin Sahîh'i)
sunnetimiz.com/buhari:5791